Geçmiş yıllardaki çalışmalar neticesinde yaşam süremizin %20 ila %25’inin genetik mirasımız tarafından şekillendirildiği tahmin edilmekteydi. Bu nedenle uzun yıllardır yaşlanmamızı belirleyen temel faktörlerin yaşam tarzımız ve çevresel olduğu görüşü hakimdi. Ancak son yıllarda yapılan analizler genetik katkının rolünün hiç te hafife alınmaması gerektiğine işaret etmektedir. Yeni bir çalışma bunu iki katından fazla artırarak (%50), yaşam süresinin düşündüğümüzden daha fazla genetik olarak belirlenmiş olabileceğini öne sürüyor. Tabii henüz net olarak ortaya çıkarılmamış olsa da uzun ömürlülüğün birden fazla genin karmaşık ilişkisine dayalı olduğu düşünülmektedir. Birçoğumuz iyi bir genetik yapı ve bunun yanında gelişen hastalıkları tedavi edebilen ilaçlar sayesinde uzun bir yaşam süresi kazanabiliriz. İleriki yıllarda bu genlerin ve genler arasındaki karmaşık ilişkinin öğrenilmesi müdahalede kullanılabilecek ilaçların ortaya çıkarılması için hayati önem taşımaktadır.Belki de gelecek yıllarda güçlü genlerin elde edilebilmesine yönelik tedavilerin geliştirilmesi ömrümüzün uzamasında temel faktörlerden biri olabilecektir.
Ancak bu tür tedaviler kullanıma girene kadar sağlıklı yaşam tarzı daha uzun yaşamanın en iyi yolu olarak görünmektedir. Ortaya çıkan kanıtlar egzersiz, iyi bir uyku, dengeli beslenmenin, stresten uzak yaşam ve sosyal bağlantıların yaşam süremize 5 ila 10 yıl arası fazla süre ekleyebileceğini göstermektedir. Bunu bir örnekle açıklamak istersek; genetik olarak 80 yaşına kadar yaşaması düşünülen biri iyi alışkanlıklar sayesinde bunu 85 ve 90’lara kadar uzatabilir veya tam tersi kötü alışkanlıklar ile beklenti 70’lere kadar düşebilir.
Bizde Gülhane Geriatri Bilim dalı olarak ileri yaşlı bireylerde yaşam süresini etkileyen faktörler üzerine çalışmalar yürütmekteyiz. Bunlardan 2023 yılında 100 yaş üzeri bireylerle gerçekleştirdiğimiz bir çalışma, toplumumuzda sağlıklı yaşam biçimini korumanının 100 yaşına ulaşmada önemli bir rol oynayabileceğini göstermiştir. Bu yıl içinde “BMC Geriatrics” dergisinde yayınlanan başka bir araştırmamızda ise toplumda yaşayan 100 yaş üstü bireylerde uyku sorunlarının ve yatak yaralarının ölüm riskini artıran bağımsız faktörler olduğunu tespit ettik. Tabii bu durumlar ileri yaşta görülen fizyolojik rezervlerin azalmasının ve kırılganlığın sonuçları olarak ta yorumlanabilir.
Sağlıklı yaşlanma belirli kronik hastalıklar olmadan fiziksel, mental ve psikolojik olarak sağlam kalmayı ifade etmektedir. Şunu unutmamak gerekir ki yaşam süresinin uzun olmasında ziyade geçirilen yılların sağlıklı bir şekilde geçirilmesi bu anlamda önem taşımaktadır. Yani uzun ömür sağlıklı geçirilen yaşam süremizi uzatıyorsa değerlidir.