Türkiye’de araştırmacı gazeteciliğin öncü isimlerinden biri olarak kabul edilen Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’te Ankara’da uğradığı bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti. Aradan geçen yıllara rağmen Mumcu’nun adı, hem gazetecilik mirası hem de aydınlatılamayan ölümüyle kamuoyundaki yerini koruyor.
1942 yılında Kırşehir’de doğan Uğur Mumcu, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Öğrencilik yıllarından itibaren yazı hayatına başlayan Mumcu, özellikle 1970’li yıllardan sonra belgeye dayalı, araştırmacı gazetecilik anlayışıyla öne çıktı. Siyaset, hukuk, terör, tarikatlar ve devlet yapıları üzerine yaptığı çalışmalarla geniş bir okur kitlesine ulaştı.
Meslek yaşamı boyunca kamuoyunu ilgilendiren karanlık alanları sorgulayan Mumcu, “Rabıta”, “Tarikat-Siyaset-Ticaret”, “Silah Kaçakçılığı ve Terör”, “Kürt-İslam Ayaklanması” gibi eserleriyle Türkiye’nin yakın tarihine ışık tutan araştırmalara imza attı. Yazılarında belge, hukuk ve kamu yararı temel yaklaşım olarak öne çıktı.
Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 sabahı evinin önünde otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu yaşamını yitirdi. Cinayet, Türkiye’de büyük yankı uyandırdı ve basın özgürlüğü ile gazetecilerin güvenliği konularını yeniden gündeme taşıdı. Olayın ardından yürütülen soruşturmalarda farklı dönemlerde çeşitli örgütler ve bağlantılar gündeme geldi, davalar açıldı ve yargı süreçleri işletildi.
Ancak geçen süreye rağmen Mumcu suikastının tüm yönleriyle aydınlatılamadığı yönündeki toplumsal kanaat devam ediyor. Delil yetersizlikleri, çelişkili ifadeler ve bağlantıların netleştirilememesi, dosyanın kamu vicdanında kapanmamasına neden oldu. Cinayetin, Mumcu’nun üzerinde çalıştığı bazı araştırmalarla ilişkili olabileceği yönündeki iddialar ise hiçbir zaman kesin bir sonuca bağlanamadı.
Bugün Uğur Mumcu’nun ölümü, yalnızca bir gazetecinin kaybı olarak değil; Türkiye’de ifade özgürlüğü, araştırmacı gazetecilik ve faili tam olarak aydınlatılamamış siyasi cinayetler bağlamında sembol olaylardan biri olarak değerlendiriliyor. Vefatının yıl dönümünde Mumcu, hem kaleme aldığı eserlerle hem de geride bıraktığı sorularla anılmaya devam ediyor.