Travma Sonrası Hafıza: Anıları Silmek mi, İyileştirmek mi?

PTSD Perspektifinden

İnsan hafızası bir arşiv değildir; istendiğinde açılıp kapatılan, silinen ya da yeniden yazılan bir dosya hiç değildir (Nature Neuroscience). Aksine, hafıza duygularla, korkularla ve bazen de iyileşmemiş yaralarla iç içe geçmiş canlı bir yapıdır. Travma sonrası stres bozukluğu (PTSD) yaşayan bireylerde bu yapı, geçmişi bugüne taşıyan ağır bir yük haline gelir (American Psychiatric Association). Bu noktada modern tıp şu cesur soruyu sormaktadır: Anıları silmek mümkün mü, yoksa asıl amaç onları iyileştirmek mi olmalıdır?

Bilimsel olarak bakıldığında, travmatik anıların beyinde özellikle amigdala, hipokampus ve prefrontal korteks arasındaki dengesizlikten kaynaklandığı bilinmektedir (Guyton & Hall). Amigdala korku ve tehdit algısını aşırı aktive ederken, hipokampus anının zaman ve mekân bağlamını doğru şekilde düzenleyemez (Nature Neuroscience). Bu nedenle kişi, olay geçmişte kalmış olsa bile, beyin onu “şimdi” yaşanıyormuş gibi algılar (The Lancet Psychiatry). İşte PTSD’nin en yıkıcı yönü de burada başlar.

Son yıllarda yapılan araştırmalar, hafızayı tamamen silmekten ziyade anıların duygusal yükünü azaltmaya odaklanmaktadır (PubMed). Propranolol gibi bazı betabloker ilaçların, travmatik anı yeniden hatırlanırken verildiğinde anının duygusal şiddetini azalttığı gösterilmiştir (PubMed). Bu yaklaşım, anının kendisini yok etmeden onun yarattığı acıyı hafifletmeyi mümkün kılmaktadır (The Lancet Psychiatry). Ancak bu yöntemler hâlâ deneysel aşamadadır ve her hasta için uygun değildir (WHO).

Düşünüldüğünde ise şu soru insanı durdurur: Acı veren bir anı silinseydi, kişi aynı insan olarak kalır mıydı? Yaşanan travmalar, her ne kadar yıkıcı olsa da, bireyin kimliğini, empatisini ve hayata bakışını şekillendirebilir. Belki de mesele anıları yok etmek değil, onlarla yaşamayı öğrenmektir. Psikoterapi yöntemleri, özellikle bilişsel davranışçı terapi (CBT) ve EMDR, hafızanın yeniden işlenmesini sağlayarak beynin travmaya verdiği tepkiyi dönüştürmektedir (American Psychiatric Association).

Bu terapiler, beynin “tehlike geçti” sinyalini yeniden öğrenmesine yardımcı olur (WHO). Bilim bu noktada nettir: İyileşme, unutmakla değil, anlamlandırmakla mümkündür (Nature Neuroscience). Günümüz tıbbı hafızayı silmekten çok, onu insan onuruna uygun şekilde iyileştirmeyi hedeflemektedir (The Lancet Psychiatry). Belki de en etik yaklaşım budur. Çünkü insan yalnızca hatırladıklarıyla değil, onlarla nasıl başa çıktığıyla da insandır.

Kullanılan Bilimsel Kaynaklar
American Psychiatric Association – DSM-5: Travma
Sonrası Stres Bozukluğu
Guyton & Hall – Tıbbi Fizyoloji
The Lancet Psychiatry – PTSD ve hafıza üzerine klinik
çalışmalar
Nature Neuroscience – Hafıza ve emosyonel
düzenleme
PubMed – Propranolol ve travmatik anı çalışmaları
World Health Organization (WHO) – Travma ve ruh
sağlığı raporları