Türkiye’de son dönemde gündeme gelen yüksek tutarlı malpraktis davaları ve tazminat kararları, tıp camiasında önemli bir tartışmayı yeniden alevlendirdi. Hekimler özellikle cerrahi ve yüksek riskli branşlarda artan dava baskısının, genç hekimlerin tercihlerini etkilediğini ve uzun vadede “insan gücü açığı” riski doğurabileceğini dile getiriyor.
Tartışmanın büyümesinde etkili olan gelişmelerden biri de, hastanın belirli testleri yazılı olarak reddettiği halde hekimin 77 milyon lirayı aşan tazminatla karşı karşıya kalması oldu. Bu karar, “red beyanı ve aydınlatılmış onamın hukuki değeri” konusunda yeni soruları beraberinde getirdi.
Tıp camiasında en çok duyulan cümlelerden biri şöyle:
“Bu malpraktis iklimi sürerse, yarın cerrah bulmak zorlaşabilir.”
Cerrahi branşlar için özel risk
Uzmanlara göre malpraktis baskısı en çok cerrahi, kadın doğum, ortopedi, beyin cerrahisi, acil tıp ve yoğun bakım gibi alanlarda hissediliyor. Bu alanlarda komplikasyon riski doğal olarak daha yüksek olduğu için dava ihtimali de artıyor. Yüksek tazminat rakamları ve uzun süren yargı süreçleri, genç hekimlerin branş seçiminde belirleyici hale geliyor.
Savunmacı tıp davranışlarının arttığına dikkat çekilirken, “riskten kaçınma” ve “yüksek riskli vakalara yaklaşmada isteksizlik” gibi sonuçların sağlık hizmetine de yansıyabileceği belirtiliyor.
77 milyonluk karar tartışmayı derinleştirdi
Son kararda dikkat çeken nokta, hastanın belirli tetkikleri yazılı olarak reddetmiş olması. Buna rağmen hekimin tazminatla karşılaşması, şu soruyu öne çıkardı:
“Hasta kendi kararına rağmen oluşan bir durumda tüm yük hekimde mi kalacak?”
Hekimler ve sağlık hukukçuları, red ve onam beyanlarının açık, tartışmasız ve güçlü bir hukuki zemine kavuşturulmasının zorunlu olduğunu ifade ediyor.
Çözüm çağrısı: cezadan çok sistem
Uzmanlar tartışmanın kişilere odaklanmak yerine sistemin bütünü üzerinden yürütülmesinin daha sağlıklı olacağı görüşünde birleşiyor. Öne çıkan başlıca çözüm önerileri şöyle:
• kusurdan bağımsız tazmin sistemi
• hekimleri tek başına hedef yapmayan tazminat fonları
• sağlık hukukunda uzman mahkemeler
• standart ve dijital onam ve red formları
• “güvenli liman” kılavuzları ile rehbere uygun davrananın korunması
• kurumsal hukuk ve psikososyal destek birimleri
Amaç, zararı hızlı şekilde telafi ederken, hekimin öngörülemez tazmin baskısının altında kalmamasını sağlamak.
Dünyadan iyi örnekler hekimi merkeze alıyor
Yeni Zelanda’da kusurdan bağımsız tazmin sistemi, İsveç ve Danimarka’da ulusal hasta sigorta fonları, Fransa’da merkezi tazmin kurumu ve Birleşik Krallık’ta NHS Resolution modeli uzun süredir uygulanıyor. Bu ülkelerde ortak yaklaşım, hatayı yalnızca bireye yüklemek yerine sistemi güçlendirmek ve zarar gören hastayı hızla desteklemek.
Bazı ABD eyaletlerinde ise “özür yasaları” ve klinik kılavuzlara uygun uygulamalarda hekime hukuki koruma sağlayan düzenlemeler dikkat çekiyor.
Sonuç: Hekimi korumak hastayı da korur
Uzmanlara göre malpraktis tartışması, cerrahi branşların geleceği ve sağlık hizmetine erişim açısından kritik öneme sahip. Hekim güvenliği ile hasta güvenliği birbirinden ayrı iki konu değil, aynı bütünün parçaları olarak görülüyor.
Bu nedenle tıp camiası şu mesajı öne çıkarıyor:
“Cezalandırma merkezli malpraktis iklimi yerine, öğrenen ve koruyan bir sistem kurulursa hem hekim kalır hem nitelikli sağlık hizmeti güçlenir.”