Statinler, LDL kolesterolü düşürerek kalp krizi ve inme riskini azaltmak için kullanılan en güçlü ve en çok araştırılmış ilaç gruplarından biri. Avrupa Kardiyoloji Derneği, statinleri kardiyovasküler riski azaltmada birinci basamak tedaviler arasında gösteriyor; gerçek statin intoleransının ise nadir olduğunu belirtiyor.
Bilimsel çalışmalar statinlerin özellikle kalp damar hastalığı geçirmiş, diyabeti olan, LDL kolesterolü yüksek seyreden veya kalp krizi riski belirgin artmış kişilerde önemli koruyucu etkisi olduğunu gösteriyor. Lancet’te yayımlanan büyük ölçekli değerlendirmelerde statinlerin majör damar olaylarını azalttığı bildiriliyor.
Ancak bu tablo, statinlerin herkes için otomatik olarak kullanılacağı anlamına gelmiyor. Düşük riskli bireylerde karar; yaş, LDL düzeyi, diyabet, tansiyon, sigara, aile öyküsü ve damar hastalığı riski birlikte değerlendirilerek verilmeli.
Yan etki tartışmasında da denge önemli. Statinler bazı kişilerde kas ağrısı, karaciğer enzimlerinde yükselme ve kan şekeri artışıyla ilişkilendirilebiliyor. Ancak Amerikan Kalp Derneği’ne göre ciddi kas hasarı riski yüzde 0,1’in altında, ciddi karaciğer toksisitesi riski ise yaklaşık yüzde 0,001 düzeyinde.
Lancet’te yayımlanan kas semptomları analizinde, statinlerin küçük bir kas ağrısı artışı yaptığı; buna karşın statin kullananlarda bildirilen kas şikâyetlerinin yüzde 90’dan fazlasının doğrudan statinden kaynaklanmadığı sonucuna ulaşıldı.
Sonuç net: Statinler “zehir” değildir; fakat “herkese mucize” diye de sunulamaz. Doğru hastada, doğru dozda ve hekim takibiyle kullanıldığında kalp krizi ve inme riskini azaltan güçlü bir tedavidir. En büyük hata, sosyal medya korkusuyla ilacı kendi kendine bırakmak ya da komşu tavsiyesiyle başlamak olur.