Sessiz Virüs, Yüksek Risk: HPV'yi Neden Geç Tanıyoruz?

HPV, Papillomaviridae ailesine ait olup yalnızca insan türünde yaşayabilen, DNA içeren ve 55 nm büyüklüğünde ikozahedral yapıya sahip bir virüstür. Bu küçük boyutu sayesinde vücuttaki mikroskobik çatlaklardan bile insana bulaşabilir. HPV’nin 100’den fazla alt tipi vardır ve bunların 14’ü kansere neden olabilir. Bu tipler iki alt gruba ayrılır:

Yüksek riskli tipler: 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 52, 58

Düşük riskli tipler: 6, 11, 40, 42

Özellikle 16 ve 18 tipleri daha tehlikelidir, çünkü zamanla kansere dönüşme potansiyeline sahiptir.

-Kanser gelişme riskini artıran bazı faktörler vardır. HPV için başlıca risk faktörleri şunlardır:

-Cinsel aktivitenin erken yaşta başlaması (20 yaşından önce)

-Bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıklar veya immünosupresif ilaç kullanımı

-Sigara kullanımı

HPV hastalığından bahsedildiğinde genellikle rahim ağzı kanseri anlaşılır. Bu nedenle servikal kanser belirtilerini HPV’nin klinik belirtileri arasında değerlendirmek önemlidir. Bu belirtiler şunlardır:

-Adet dönemleri arasında ara kanama

-Uzun süren veya aşırı adet kanaması

-Vajinal akıntının artması

-Cinsel ilişki sırasında ağrı veya kanama

-Menopoz sonrası kanama

-Pelvik bölgede ağrı

HPV, rahim ağzı kanserinin ve onun öncül lezyonlarının gelişiminde önemli rol oynar. Son yıllarda yapılan geniş kapsamlı araştırmalar, rahim ağzı kanseri dokularının yaklaşık %90’ında HPV DNA’sının bulunduğunu göstermiştir. Kansere dönüşüm süreci CIN1, CIN2 ve CIN3 aşamalarından geçerek gerçekleşir.

-HPV’nin geç tanınmasının başlıca nedenleri şunlardır:

-Belirtilerin sessiz seyretmesi

-Sağlıklı olduğu yanılsaması

-Toplumsal sessizlik

-Bilgi eksikliği

-Korku ve utanç

HPV’nin yüksek riskli tipleri hücresel düzeyde kansere yol açar. E6 ve E7 onkoproteinleri bu süreçte kritik rol oynar. Bu viral proteinler, hücre döngüsünü kontrol eden tümör baskılayıcı proteinler olan p53 ve Rb’yi etkisiz hale getirir. Yüksek riskli HPV tiplerinde E6 onkoproteini p53’ü inaktive eder. E7 onkoproteini ise Rb (retinoblastom) proteinini inaktive ederek hücre döngüsü kontrolünü ortadan kaldırır. Bunun sonucunda genetik hasar birikir, hücreler kontrolsüz şekilde çoğalır ve malign dönüşüm gelişir.

İşte bu sessiz ilerleyiş nedeniyle birçok kadın ancak hastalık ileri evreye ulaştığında tanı alır. Utanç, korku ve yanlış inanışlar insanların test yaptırmasını engeller.

Bazı insanlar HPV’yi “nadir görülen” veya “başkalarının sorunu” olarak düşünür. Oysa veriler, cinsel olarak aktif bireylerin büyük çoğunluğunun yaşamlarının bir döneminde HPV ile karşılaştığını göstermektedir.

Birçok kişi HPV’nin ne olduğunu, nasıl bulaştığını ve nasıl tespit edildiğini bilmemektedir. HPV testinden habersiz bir toplum söz konusudur. Oysa bilgi, bazen en güçlü koruyucu araçtır.

HPV tehlikelidir, ancak gizli değildir. Sadece çoğu zaman göz ardı edilir. Tüm bunlar bize bir gerçeği gösterir: sorun virüsün gücünde değil, bizim onu geç fark etmemizde ve mücadeleye geç başlamamızdadır.

HPV ile mücadele farkındalıkla başlar.

Çünkü erken tanınan bir virüs kansere dönüşmez. Ancak geç fark edilen bir virüs, bir hayatı değiştirebilir.