BİLİM

Şekerli İçecekler Diyabette Kontrolü Zorlaştırabiliyor

Bilimsel çalışmalar, özellikle şekerli içeceklerin kan şekeri kontrolünü zorlaştırabildiğini ve diyabet riskleriyle ilişkili olabileceğini gösteriyor.

Diyabet denildiğinde ilk akla gelen kavram “şeker” olsa da, mesele yalnızca tatlı yemekle sınırlı değil. Diyabet, vücudun kandaki şekeri düzenleme mekanizmasının bozulmasıyla ortaya çıkan bir tablo ve bu nedenle günlük beslenmede alınan şeker miktarı, türü ve tüketim şekli büyük önem taşıyor. Uzmanlara göre özellikle hızlı emilen ve liften yoksun şeker kaynakları, kan şekerinde ani yükselmelere yol açabiliyor.

Uluslararası bilimsel literatürde yer alan geniş kapsamlı gözlemsel çalışmalar ve meta-analizler, şekerli içecek tüketimi arttıkça tip 2 diyabet görülme riskinin de yükseldiğini ortaya koyuyor. Bu çalışmalar, farklı ülkelerde binlerce kişinin yıllar boyunca izlenmesiyle elde edilen verilerin analizine dayanıyor. Araştırmacılar, şekerli içeceklerin kan şekerini hızla yükseltmesi, tokluk hissi oluşturmaması ve kilo artışına zemin hazırlaması nedeniyle riskle ilişkilendirildiğini bildiriyor.

Bununla birlikte bilim insanları önemli bir noktaya dikkat çekiyor: Şeker tek başına diyabetin doğrudan nedeni olarak gösterilemiyor. Tip 2 diyabet; genetik yatkınlık, fazla kilo, hareketsizlik ve toplam beslenme alışkanlıklarının birleşimiyle gelişiyor. Şeker, bu zincirin içinde yer alan ve riski artırabilen bir unsur olarak değerlendiriliyor.

Diyabet tanısı almış bireyler açısından şeker tüketimi tamamen yasaklı bir alan değil; ancak miktar ve zamanlama kritik. Klinik rehberlerde, karbonhidrat farkındalığı, porsiyon kontrolü ve kan şekeri takibinin birlikte yürütülmesi öneriliyor. Uzmanlar, özellikle sıvı formdaki şekerlerin katı gıdalara göre kan şekerini daha hızlı yükseltebildiğini vurguluyor.

Toplum sağlığı açısından bakıldığında, sağlık otoriteleri serbest şeker tüketiminin azaltılmasını öneriyor. Bu yaklaşım sadece diyabetle değil, obezite ve kalp-damar hastalıkları gibi kronik sorunlarla mücadelede de koruyucu bir strateji olarak görülüyor. Ancak uzmanlar, beslenme önerilerinin kişiye özel planlanması gerektiğinin altını çiziyor.

Endokrinoloji ve beslenme uzmanlarının ortak değerlendirmesi şu yönde: Şekerle ilgili bilimsel veriler umut vaat eden değil, uyarıcı nitelikte. Mevcut bulguların büyük bölümü gözlemsel çalışmalara dayanıyor. Bu nedenle sonuçlar “kesin neden” değil, “ilişki gösteriyor” düzeyinde ele alınmalı. Uzmanlar, diyabet yönetiminde bireysel tıbbi değerlendirme ve hekim kontrolünün vazgeçilmez olduğunu vurguluyor.