Şam Mekteb-i Tıbbiyesinden Çobanbey Tıp Fakültesine 1

Osmanlı Coğrafyası’ndaki Beyrut’ta 19. asrın ikinci yarısında açılan Fransız Tıp Okulu ile Amerika Tıp Okulu, bölgede hem misyonerlik faaliyeti gerçekleştirmekte hem de Batı kültürünün nüfuzunu artırma gayretini göstermekteydiler. Osmanlı coğrafyası’nda İstanbul dışında açılan tek tıp okulu Şam Mekteb-i Tıbbiyesi’dir. Araştırmamızda Şam Mekteb-i Tıbbiyesi’nin açılışından bugün Suriye topraklarındaki Çobanbey Tıp Fakültesi’ne uzanan süreç, yazı dizisi halinde incelenmiştir.

Bu vesileyle Tıp Okullarının sadece sağlık hizmetlerinin verildiği okullar değil; fakat aynı zamanda bir kültürün nüfuzunun artmasına, siyasi fikirlerinin yayılmasına ve dilinin etki alanının genişletilmesine önemli katkılarda bulunduğu, bugün Sağlık Bilimleri Üniversitesi eliyle ata coğrafyasında ve gönül coğrafyasında gerçekleştirilen tıp eğitiminin ne anlama geldiği daha iyi anlaşılmış olacaktır.

Sultan II. Abdülhamit devri (1876-1908), Osmanlı’nın imparatorluk coğrafyasında geleneksel tıp eğitiminden modern tıp eğitimine geçiş sürecinin gerçekleştirildiği kritik bir dönemeçtir. Osmanlı Devleti’nde tıp eğitimi, İstanbul’da kurulmuş olan askeri ve mülki iki tıp okulunda yapılmaktaydı. Bunlar Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye-i Şâhâne ve Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye-i Şâhâne idi ve 20. asrın başlarına kadar “Osmanlı tıbbı” bu iki okulun yetiştirdiği tabipler sayesinde gelişmiştir. Sürüp giden savaşlar ve salgın hastalılar nedeniyle hem ordunun hem halkın doktorlara duyduğu ihtiyaç artmış ve imparatorluğun muhtelif coğrafyalarında yeni tıp okullarının açılması bir zorunluluk haline gelmiştir.

1897 senesinde bu konu ilk defa ele alındığında Bursa, İzmir, Halep veya Şam, Selanik, Ayıntab, Diyarbakır gibi merkezler ilk uygulama için seçilmişlerdir. Ancak bu kapsamlı programı uygulamak için çok büyük meblağlar gerektiğinden, mali sıkıntılar o yıllarda devleti bu projeden vazgeçmek durumunda bırakmıştır.

1900’lü yılların başlarında yukarıda adları geçen merkezler içerisinde tıp okulu açmak için en münasip yer olarak Şam uygun görülmüştür. İstanbul dışındaki ilk tıp fakültesinin merkezi olarak Şam’ın seçilmesinin iki temel nedeni bulunmaktaydı. Birincisi, Hicaz Hamidiye Demiryolu inşaatının bölgede kurulacak olması sebebiyle demiryolu işçilerinin sağlığını korumak ve bölgenin iklim şartlarına intibaklarını kolaylaştırmaktır.

İkinci sebep ise Beyrut’ta bulunan biri Fransız, biri Amerikan iki tıp okulu üzerinden yapılan misyonerlik faaliyetlerine engel olmaktır. Beyrut’ta kurulan bu iki tıp okulundan mezun doktorların diplomaları İstanbul’da bulunan Mekteb- i Tıbbiye-i Askeriyye’den seçilen bir heyet tarafından onaylanmaktaydı ve mezun doktorlar imparatorluk coğrafyasının her yerinde vazife yapmaya hak kazanmaktaydı.

1903’te yapılan müzakereler neticesinde Şam’da bir Mekteb-i Tıbbiye-i Mülkiye-i Şahane’nin kurulması için çıkan irade-i seniyye, gazeteler vasıtasıyla halka duyurulmuştur. Sultan II. Abdülhamit, Şam’da kurulacak tıbbiye mektebi için münasip bir bina inşa edilinceye kadar, uygun bir hane kiralanarak mektebin bir an evvel açılması için emir vermiştir.

II. Abdülhamit’in iradesini takiben, mektebin açılışını 31 Ağustos 1903 tarihindeki cülus yıldönümüne yetiştirmek için hazırlıklar hızlandırılmıştır. Mektep için Şam’da Salihiye Caddesi’ndeki Ziver Paşa Konağı kiralanmıştır.

Şam’daki kolera salgınını bertaraf etmekle vazifelendirilmiş bir heyetin başkanlığını yapan Ferik Dr. Feyzi Paşa geçici olarak Şam Mekteb-i Tıbbiyesi müdürlüğüne ve ders nazırlığına tayin edilmiştir. Dört ay sonra Feyzi Paşa’nın İstanbul’a dönmesi üzerine Kasım 1903’te Divân-ı Hümâyûn’da görevli Memduh Bey Şam Mekteb-i Tıbbiyesi’ne müdür olarak atanmıştır.

Mektebin ilk sene mevcudu tıp sınıfında 10, eczacılık sınıfında 15 olmak üzere toplam 25’tir. 1906 senesinde mektebin mevcudu 102’ye ulaşmıştır. Bunlardan 46’sı eczacılık, 56’sı tıp sınıfını oluşturmaktadır. 1904 yılında Şam Hamidiye Gureba Hastanesi bahçesinde başlayan mektep binasının inşaatı 1914 yılında tamamlanabilmiştir. Bu tarihe kadar Ziver Paşa Konağı’nda yapılan eğitim, Şam Mekteb-i Tıbbiyesi’nin kendi binasında ders ve uygulama faaliyetlerine devam etmiştir.

Ancak maalesef Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi sebebiyle Şam Mekteb-i Tıbbiyesi yeni binasının hayrını göremeden 1916 yılında, binadaki eğitim faaliyetlerini sonlandırarak Beyrut’ta bulunan Fransız Tıp Okulu binasına taşınmak zorunda kalmıştır. Savaş ortamında zorluklar içerisinde devam eden tıp eğitimini buradan Ayıntab’a (Gaziantep) taşıma fikri ortaya atılmışsa da bu fikir gerçekleşemeden 4 Ekim 1918’de müttefiklerin Beyrut’u işgaliyle Şam Mekteb-i Tıbbiyesi kapatılmış ve muallimleri tutuklanmıştır. Beyrut’taki muallimler daha sonra Fransızlar tarafından gemilerle İstanbul’a gönderilmişlerdir.

Şam Mekteb-i Tıbbiyesi Beyrut’ta faaliyetlerini sürüdüğü tarihlerde iki dönem doktor ve eczacı yetiştirerek tahsillerini tamamlatmış ve diplomalarını vererek mezunları orduya iltihak ettirmiştir. Şam Mekteb-i Tıbbbiyesi’nden 1906-1918 yılları arasında 240’ı tabip, 289’u eczacı olmak üzere toplam 529 öğrenci mezun olmuştur.

Bağımsız Suriye Devleti’nin kurulmasından sonra tıp eğitimi Şam Mekteb-i Tıbbiyesi’nin etkisi altında kalmış, eğitim dilinin Türkçe olması Arapça tıp eğitimine geçilmesini kolaylaştırmış ve bölgedeki diğer Arap ülkelerinde tıp eğitimi yabancı dillerde gerçekleşirken Suriye’de Arapça, eğitim dili olarak devam etmiştir.