<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 29 Aug 2026 21:50:10 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Obezite İçin Semaglutid Tedavisine Başlayanlarda Bir Yıllık Bırakma Riski Yüzde 49]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/obezite-icin-semaglutid-tedavisine-baslayanlarda-bir-yillik-birakma-riski-yuzde-49</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/obezite-icin-semaglutid-tedavisine-baslayanlarda-bir-yillik-birakma-riski-yuzde-49" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aarhus Üniversitesi ve ortak kurumların Danimarka’da yürüttüğü, 28 Ağustos 2026’da JAMA Network Open’da yayımlanan araştırmada 157 bin 822 yetişkin incelendi. Obezite için semaglutid tedavisine başlayanlarda 12 aylık kümülatif bırakma riski yüzde 49 bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Danimarka’da Aarhus Üniversitesi, Aarhus Üniversite Hastanesi ve Güney Danimarka Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü, 28 Ağustos 2026’da JAMA Network Open’da yayımlanan ülke çapındaki çalışmada, obezite için semaglutid tedavisine başlayan 157 bin 822 yetişkinde tedavinin gerçek yaşamda ne kadar sürdürüldüğü incelendi. Araştırmada 12 aylık kümülatif bırakma riski yüzde 49 olarak hesaplandı.</p>

<p>Çalışma, semaglutidin kilo kaybındaki etkinliğini test etmek yerine ilacı kullanan kişilerin tedaviye ne kadar süre devam ettiğini araştırdı. Bulgular, kronik obezite tedavisinde yalnız ilacın etkisinin değil, tedavinin uzun vadede sürdürülebilirliğinin de önemli olduğunu gösterdi.</p>

<h2>Diyabeti olmayan yetişkinler incelendi</h2>

<p>Araştırma, Danimarka’nın ulusal sağlık kayıtlarının kullanıldığı gözlemsel bir kohort çalışması olarak tasarlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1 Aralık 2022 ile 1 Kasım 2024 arasında obezite tedavisi amacıyla ilk kez semaglutid reçetesi alan yetişkinler çalışmaya dahil edildi. Katılımcıların daha önce semaglutid kullanmamış ve diyabet tanısı bulunmayan kişiler olması şartı arandı.</p>

<p>Toplam 157 bin 822 katılımcının yüzde 69’u kadın, yüzde 31’i erkekti. Ortanca yaş 49 olarak hesaplandı.</p>

<p>Çalışmada ayrı bir kontrol grubu bulunmuyordu. Araştırmacılar, semaglutid tedavisine başlayan kişilerin gerçek yaşam koşullarındaki reçete kullanımını sağlık kayıtları üzerinden izledi.</p>

<h2>77 bin 483 kişi bırakma tanımını karşıladı</h2>

<p>Araştırmacılar, mevcut reçetenin kapsadığı sürenin ardından en az 60 gün boyunca yeni semaglutid reçetesi alınmamasını tedavinin bırakılması olarak tanımladı.</p>

<p>Bu ölçüte göre takip sırasında 77 bin 483 kişi tedaviyi bırakmış kabul edildi.</p>

<p>Kümülatif bırakma riski 3 ayda yüzde 13, 6 ayda yüzde 27, 9 ayda yüzde 39 ve 12 ayda yüzde 49 olarak hesaplandı.</p>

<p>Yüzde 49’luk sonuç, katılımcıların basitçe yüzde 49’unun belirli bir tarihte tedaviyi bıraktığı anlamına gelmiyor. Değer, zaman içinde tedavinin bırakılma olasılığını gösteren kümülatif risk hesabını ifade ediyor.</p>

<h2>Bırakma tanımı değiştiğinde oran da değişti</h2>

<p>Reçete kayıtlarına dayalı çalışmalarda kişinin tedaviyi gerçekten kalıcı olarak bırakıp bırakmadığını kesin olarak belirlemek her zaman mümkün olmuyor.</p>

<p>Araştırmacılar bu nedenle farklı süre eşikleriyle ek analizler yaptı.</p>

<p>Reçeteler arasındaki boşluk 30 gün kabul edildiğinde 12 aylık kümülatif bırakma riski yüzde 58’e çıktı. Boşluk 90 gün olarak kabul edildiğinde ise yüzde 45’e geriledi.</p>

<p>Ana analizde kullanılan 60 günlük aralıkta risk yüzde 49’du.</p>

<p>Bu değişkenlik, bazı kişilerin tedaviyi tamamen bırakmak yerine geçici ara vermiş veya ilacı daha uzun aralıklarla kullanmış olabileceğini düşündürüyor.</p>

<h2>Gençlerde göreceli risk daha yüksek bulundu</h2>

<p>Araştırmada tedaviyi bırakmayla ilişkili demografik ve sağlık özellikleri de incelendi.</p>

<p>18–29 yaş grubunda tedaviyi bırakma riski, 45–59 yaş grubuna kıyasla göreceli olarak yüzde 49 daha yüksek bulundu.</p>

<p>Bu bulgu, 18–29 yaş grubundaki kişilerin yüzde 49’unun tedaviyi bıraktığı anlamına gelmiyor. Araştırmada iki yaş grubu arasındaki göreceli risk farkı hesaplandı.</p>

<p>Erkeklerde tedaviyi bırakma riski kadınlara göre göreceli olarak yüzde 16 daha yüksekti.</p>

<p>Daha düşük gelirli belediyelerde yaşayan kişilerde de yüksek gelirli bölgelerde yaşayanlara kıyasla risk yaklaşık yüzde 11 daha yüksek bulundu.</p>

<p>Bu ilişkiler, bireysel kişilerin semaglutidi neden bıraktığını göstermiyor.</p>

<h2>Bazı sağlık özellikleri de bırakmayla ilişkili bulundu</h2>

<p>Semaglutid tedavisinden önce gastrointestinal sistemle ilişkili ilaç kullanan kişilerde bırakma riski yaklaşık yüzde 10 daha yüksek bulundu.</p>

<p>Psikiyatrik ilaç kullanımı bulunanlarda ise risk yaklaşık yüzde 13 daha yüksekti.</p>

<p>Kalp-damar hastalığı, böbrek hastalığı, prediyabet ve daha yüksek ek hastalık yükü bulunan kişilerde de küçük risk artışları görüldü.</p>

<p>Ancak araştırma bu ilişkilerin nedenini doğrudan ölçmedi.</p>

<p>Bu nedenle hastaların ilacı yan etkiler, maliyet, yetersiz etki veya başka bir nedenle bıraktığı sonucuna tek başına bu verilerden ulaşılamıyor.</p>

<h2>Tedavi maliyeti olası etkenlerden biri</h2>

<p>Araştırmada semaglutidin obezite tedavisinde kullanılmasının Danimarka’da hastalar için ekonomik yük oluşturabileceği belirtildi.</p>

<p>Çalışma döneminde yıllık tedavi maliyetinin doza bağlı olarak yaklaşık 2 bin 200 ile 3 bin 700 avro arasında değişebildiği, obezite amacıyla kullanılan semaglutidin genel geri ödeme kapsamında olmadığı aktarıldı.</p>

<p>Düşük gelirli bölgelerde tedaviyi bırakma riskinin daha yüksek bulunması, maliyetin olası etkenlerden biri olabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak araştırmacıların elinde katılımcıların bireysel gelirleri veya ilaç için ceplerinden yaptıkları gerçek harcama miktarı bulunmuyordu.</p>

<p>Bu nedenle tedavinin doğrudan ekonomik nedenlerle bırakıldığı gösterilmiş değil.</p>

<h2>Bırakanların yaklaşık dörtte biri üç ay içinde yeniden başladı</h2>

<p>Tedaviyi bırakmış kabul edilen kişilerin yaklaşık dörtte biri, bırakma döneminin ardından üç ay içinde yeniden semaglutid kullanmaya başladı.</p>

<p>Bu bulgu, reçete kayıtlarında bırakmış görünen kişilerin bir bölümünün gerçekte tedaviye geçici ara vermiş olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Kişilerin dozlarını önerilenden farklı aralıklarla kullanmaları da kayıtlarda tedavinin bırakılması şeklinde görünebilir.</p>

<h2>Başka obezite ilaçlarına geçiş sınırlı kaldı</h2>

<p>Araştırmacılar semaglutidi bırakanların sonraki beş ay içinde başka obezite ilaçlarına geçip geçmediğini de değerlendirdi.</p>

<p>Tedaviyi bırakanların bin 88’i, yani yüzde 1,4’ü liraglutid; 563’ü, yani yüzde 0,7’si tirzepatid reçetesi aldı.</p>

<p>Bu sonuçlar, semaglutidi bırakan kişilerin büyük bölümünün kısa dönemde başka bir obezite ilacına geçmediğini gösterdi.</p>

<p>Tirzepatidin Danimarka pazarına çalışma döneminin sonlarına doğru girmesi, bu oranın yorumlanmasında dikkate alınması gereken bir sınırlılık olarak değerlendirildi.</p>

<h2>Araştırma kilo değişimini ölçmedi</h2>

<p>Çalışmada katılımcıların tedavi öncesi ve sonrası vücut ağırlığı verileri bulunmuyordu.</p>

<p>Bu nedenle semaglutidi bırakan kişilerin ne kadar kilo aldığı veya verdiği belirlenemedi.</p>

<p>Daha önce yürütülen randomize klinik çalışmalar, semaglutid tedavisi sona erdikten sonra kaybedilen kilonun bir bölümünün geri alınabileceğini göstermişti.</p>

<p>Yeni Danimarka çalışması ise kilo değişimini değil, gerçek yaşamda ilaca devam edilme süresini değerlendirdi.</p>

<h2>Semaglutid ruhsatlı bir obezite tedavisi</h2>

<p>Semaglutid, Avrupa Birliği’nde obezite ve belirli kilo ilişkili sağlık sorunları bulunan fazla kilolu yetişkinlerde kilo yönetimi amacıyla ruhsatlı bir tedavi.</p>

<p>Yeni çalışma bir ilaç onayı araştırması değil.</p>

<p>Araştırmacılar semaglutidin etkinliğini veya yeni bir kullanım alanını değerlendirmedi; mevcut tedavinin gerçek yaşamda ne ölçüde sürdürüldüğünü inceledi.</p>

<p>Bu nedenle yüzde 49’luk bırakma riski semaglutidin etkisiz olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<h2>Çalışmanın önemli sınırlılıkları bulunuyor</h2>

<p>Araştırmanın ülke çapında sağlık kayıtlarını kullanması ve 157 binden fazla kişiyi kapsaması güçlü yönleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Ancak gözlemsel tasarım nedeniyle neden-sonuç ilişkisi kurulamaz.</p>

<p>Katılımcıların vücut kitle indeksi ve ayrıntılı vücut ölçümleri mevcut değildi. Tedavi sırasında ne kadar kilo verdikleri bilinmiyordu.</p>

<p>Bireysel gelir, sigorta durumu ve cepten yapılan ilaç harcamaları da kayıtlarda bulunmuyordu.</p>

<p>Yan etki, maliyet, yetersiz etki veya kişisel tercih gibi bırakma nedenleri doğrudan ölçülmedi.</p>

<p>Danimarka’nın sağlık sistemi, geri ödeme koşulları ve ilaç fiyatlandırması diğer ülkelerden farklı olduğu için yüzde 49’luk kümülatif bırakma riski başka ülkelere doğrudan genellenemiyor.</p>

<h2>Gerçek yaşamda tedaviye devamlılık öne çıkıyor</h2>

<p>Çalışmanın temel mesajı, semaglutidin kilo kaybındaki etkisini yeniden değerlendirmek değil.</p>

<p>Araştırma, uzun süreli obezite tedavisinde hastaların ilacı gerçek yaşam koşullarında ne kadar süre kullanmaya devam ettiğini gösteriyor.</p>

<p>Klinik çalışmalarda etkili olduğu gösterilen bir tedavinin gerçek yaşamda beklenen yararı sağlaması için hastaların tedaviyi sürdürebilmesi gerekiyor.</p>

<p>Danimarka verileri, obezite tedavisinde ilaç etkinliğinin yanında maliyet, tolerans, hasta özellikleri ve tedaviye devamlılık gibi faktörlerin de uzun dönem sonuçlar açısından değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• JAMA Network Open – Discontinuation of Semaglutide Therapy for Obesity Management, 28 Ağustos 2026</p>

<p>• Aarhus Üniversitesi ve Aarhus Üniversite Hastanesi – Danimarka ulusal sağlık kayıtlarına dayalı semaglutid kohort araştırması</p>

<p>• Güney Danimarka Üniversitesi – Semaglutid tedavisinin bırakılmasına ilişkin ulusal kohort araştırması</p>

<p>• Avrupa İlaç Ajansı – Semaglutidin obezite ve kilo yönetimi için ruhsat bilgileri</p>

<p>• JAMA – STEP 4 randomize klinik çalışması</p>

<p>• Diabetes, Obesity and Metabolism – STEP 1 tedavi sonrası uzatılmış takip çalışması</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/obezite-icin-semaglutid-tedavisine-baslayanlarda-bir-yillik-birakma-riski-yuzde-49</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 21:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/semaglutid-haber-gorseli-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="66088"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[En Sağlıklı Kahve Hangisi? Filtre Kahveden Türk Kahvesine En İyi Seçenekler]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/en-saglikli-kahve-hangisi-filtre-kahveden-turk-kahvesine-en-iyi-secenekler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/en-saglikli-kahve-hangisi-filtre-kahveden-turk-kahvesine-en-iyi-secenekler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şekersiz ve kâğıt filtreden geçirilmiş kahve, düşük kalorisi ve daha az diterpen içermesiyle öne çıkıyor. Ancak porsiyon, kafein miktarı ve fincana eklenen şeker de tercihin sağlık etkisini değiştiriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>En Sağlıklı Kahve Hangisi? Demleme Yöntemi ve Fincana Eklenenler Belirleyici</p>

<p>En sağlıklı kahve seçeneklerinin başında şekersiz, kâğıt filtreyle hazırlanmış sade kahve geliyor. Kâğıt filtre, kahvenin doğal yağlarında bulunan ve fazla tüketildiğinde LDL kolesterolü yükseltebilen kafestol ile kahveol adlı bileşiklerin önemli bölümünü tutuyor.</p>

<p>Bu durum espresso, Türk kahvesi veya French press türlerinin kesinlikle zararlı olduğu anlamına gelmiyor. Sağlık üzerindeki etki; tüketilen miktara, kişinin kolesterol düzeyine, kafeine duyarlılığına ve kahveye eklenen şeker, krema ya da şuruplara göre değişiyor.</p>

<p>Kâğıt Filtreli Sade Kahve Neden Öne Çıkıyor?</p>

<p>Sade filtre kahve düşük kalorili olmasının yanı sıra klorojenik asitler gibi polifenoller içeriyor. Polifenoller, bitkilerde bulunan ve vücudun oksidatif strese karşı savunmasına katkı sağlayabilen doğal bileşiklerdir.</p>

<p>Kâğıt filtre ise kahve çekirdeğindeki bazı yağları fincana ulaşmadan yakalıyor. Bu nedenle özellikle LDL kolesterolü yüksek kişiler için kâğıt filtreyle demlenen kahve, filtresiz çeşitlere göre daha uygun bir tercih olabilir.</p>

<p>Americano ve Espresso Sağlıklı mı?</p>

<p>Americano, espressoya sıcak su eklenerek hazırlanıyor. Şeker, krema ve aromalı şurup eklenmediğinde düşük kalorili bir seçenek olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Espresso küçük porsiyonda sunulmasına rağmen yoğun bir içecektir. Tek porsiyondaki toplam kafein, büyük bir filtre kahveden çoğu zaman daha düşük olabilir; ancak art arda birkaç espresso içildiğinde günlük kafein miktarı hızla yükselebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türk Kahvesinde Porsiyon Önemli</p>

<p>Türk kahvesi kâğıt filtreden geçirilmediği için kafestol ve kahveol gibi diterpenleri filtre kahveye göre daha fazla içerebilir. Özellikle yüksek kolesterolü bulunan ve gün içinde çok sayıda fincan tüketen kişilerin miktara dikkat etmesi gerekir.</p>

<p>Buna karşılık Türk kahvesinin küçük fincanda sunulması porsiyon kontrolüne yardımcı olabilir. Şeker eklenmeden içilmesi, içeceğin kalori ve serbest şeker yükünü düşük tutar.</p>

<p>Soğuk Demleme Daha Az Asidik Olabilir</p>

<p>Soğuk demleme kahve, bazı kişiler tarafından sıcak demlenmiş kahveye göre daha yumuşak ve mide açısından daha rahat bulunabilir. Fakat daha az asidik tat, bu içeceğin herkes için otomatik olarak daha sağlıklı olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Konsantre hazırlanan soğuk kahvelerin kafein miktarı porsiyona göre oldukça yüksek olabilir. Hazır satılan çeşitlerde şeker, krema ve aromalı şurup bulunup bulunmadığı da kontrol edilmelidir.</p>

<p>Sütlü Kahve Seçerken Nelere Bakılmalı?</p>

<p>Şekersiz süt veya bitkisel içecek eklenen kahve; protein, kalsiyum ve başka besin ögeleri sağlayabilir. İnek sütü kullanmayanlar için şekersiz ve kalsiyumla zenginleştirilmiş soya içeceği, protein içeriği bakımından güçlü seçeneklerden biridir.</p>

<p>Badem, yulaf ve Hindistan cevizi temelli ürünlerin besin değerleri aynı değildir. Ürünün ilave şeker miktarı, protein düzeyi ve kalsiyumla zenginleştirilip zenginleştirilmediği etiketten değerlendirilmelidir.</p>

<p>Hazır Kahve Sağlıksız mı?</p>

<p>Sade hazır kahve de düşük kalorili olabilir ve bazı antioksidan bileşikleri korur. Bu nedenle bütün hazır kahveleri sağlıksız olarak nitelendirmek doğru değildir.</p>

<p>Asıl sorun, şeker ve süt tozu içeren karışım paketlerinde ortaya çıkabilir. Üçü bir arada olarak satılan ürünler, sade kahveden farklı olarak belirgin miktarda ilave şeker ve kalori içerebilir.</p>

<p>Fincandaki En Büyük Farkı Eklenenler Yaratabilir</p>

<p>Bir kahvenin sağlık profilini çoğu zaman çekirdeğin türünden çok fincana eklenen malzemeler değiştirir. Şeker, aromalı şurup, krema ve tatlandırılmış köpük içeren büyük boy içecekler, günlük ilave şeker ve enerji alımını yükseltebilir.</p>

<p>Daha dengeli bir fincan için kahve sade içilebilir veya az miktarda şekersiz süt eklenebilir. Tat isteyenler tarçın gibi şekersiz seçenekleri deneyebilir; ancak bunlar tedavi edici ürün olarak görülmemelidir.</p>

<p>Günlük Kafein Miktarı Ne Kadar Olmalı?</p>

<p>Sağlıklı yetişkinlerin çoğu için günlük toplam 400 miligrama kadar kafein, genellikle olumsuz etkiyle ilişkilendirilmeyen üst sınır kabul ediliyor. Bunun fincan karşılığı sabit değildir; çekirdek, demleme süresi ve porsiyon büyüklüğü kafein miktarını ciddi biçimde değiştirebilir.</p>

<p>Çarpıntı, titreme, huzursuzluk, mide yakınması veya uykusuzluk gelişiyorsa daha düşük miktarlar tercih edilmelidir. Kafeinsiz kahve de tamamen kafeinsiz olmayabilir ancak normal kahveye kıyasla çok daha az kafein içerir.</p>

<p>Herkes İçin Aynı Kahve Uygun Değil</p>

<p>Gebelikte günlük kafein alımının genellikle 200 miligramın altında tutulması öneriliyor. Emzirme döneminde, ritim bozukluğu, kontrolsüz tansiyon, reflü, anksiyete veya uyku sorunu bulunanlarda kişisel sınır daha düşük olabilir.</p>

<p>Kullanılan ilaçlar da kafeinin etkisini değiştirebilir. Belirli bir hastalığı veya düzenli ilaç kullanımı bulunan kişilerin kahve tüketimini kendi hekimleriyle değerlendirmesi uygun olur.</p>

<p>Sağlıklı Kahve İçin Pratik Tercih Sırası</p>

<p>Genel kullanım için şekersiz ve kâğıt filtreyle hazırlanmış sade kahve güçlü bir seçenektir. Sade Americano, ölçülü espresso, şekersiz sütlü kahve ve içeriği kontrol edilmiş soğuk demleme de kişinin gereksinimine göre tercih edilebilir.</p>

<p>Türk kahvesi ve diğer filtresiz çeşitlerde porsiyon kontrolü özellikle yüksek kolesterolü olanlar için daha fazla önem taşır. Kahvenin olası yararları çoğunlukla gözlemsel araştırmalara dayanır; bu bulgular kahvenin hastalıkları önlediğini veya tedavi ettiğini kanıtlamaz.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Health, En Sağlıklı Sekiz Kahve Türü<br />
2. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, Günlük Kafein Tüketimi Bilgilendirmesi<br />
3. Poole ve çalışma arkadaşları, Kahve Tüketimi ve Sağlık Sonuçları Şemsiye Derlemesi, 2017<br />
4. Svatun ve çalışma arkadaşları, Espresso Tüketimi ve Serum Kolesterolü Araştırması, 2022<br />
5. Amerikan Kalp Derneği, Kafein ve Kalp-Damar Sağlığı Bilimsel Bildirisi, 2026<br />
6. Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Koleji, Gebelikte Kafein Tüketimi Görüşü </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/en-saglikli-kahve-hangisi-filtre-kahveden-turk-kahvesine-en-iyi-secenekler</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 21:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9310.jpeg" type="image/jpeg" length="36070"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kaymakam, Hâkim ve Savcılar İçin Yeni Askerlik Modeli Önerisi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kaymakam-hakim-ve-savcilar-icin-yeni-askerlik-modeli-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kaymakam-hakim-ve-savcilar-icin-yeni-askerlik-modeli-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kaymakam, hâkim ve savcıların askerlik yükümlülüğünün kritik kamu hizmetlerini aksatmayacak biçimde yeniden düzenlenmesi istendi. Anayasa’nın 72. maddesi ve Emniyet Hizmetleri Sınıfı için uygulanan model hatırlatılarak, belirli süre fiilen görev yapanların askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılması önerildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kaymakam, Hâkim ve Savcılar İçin Yeni Askerlik Modeli Önerisi</p>

<p>Kaymakamlar ile hâkim ve savcıların askerlik yükümlülüğüne ilişkin yeni bir düzenleme yapılması gerektiği yönündeki görüşler yeniden gündeme geldi. Önerinin temelini, bu mesleklerde geçirilen belirli bir fiilî hizmet süresinin askerlikten muafiyet olarak değil, kamu kesiminde yerine getirilen vatan hizmeti olarak değerlendirilmesi oluşturuyor.</p>

<p>Düzenleme çağrısında, bu meslek gruplarına tanınacak uygulamanın kişisel bir ayrıcalık değil; güvenlik, kamu düzeni ve adalet hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesine yönelik idari bir gereklilik olduğu savunuluyor.</p>

<p>Anayasa kamu kesiminde vatan hizmetine imkân tanıyor</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 72. maddesinde vatan hizmetinin her Türkün hakkı ve ödevi olduğu belirtiliyor. Aynı maddede bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceğinin ya da yerine getirilmiş sayılacağının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınıyor.</p>

<p>Bu hüküm, vatan hizmetinin yalnızca kışlada yerine getirilen askerlik modeliyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Ancak kaymakamlar ile hâkim ve savcıların görev sürelerinin askerlik hizmetinden sayılabilmesi için açık bir kanuni düzenleme yapılması gerekiyor.</p>

<p>Polisler için on yıllık hizmet modeli uygulanıyor</p>

<p>7179 sayılı Askeralma Kanunu’nun 11. maddesine göre, Emniyet Hizmetleri Sınıfında görev yapan personelin askerlik işlemleri belirli koşullarla erteleniyor. Bu sınıfta on yıllık hizmet süresini tamamlayanlar ise askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılıyor.</p>

<p>Düzenlemenin temelinde, iç güvenlik hizmetlerinin ve Emniyet Teşkilatının personel ihtiyacının kesintiye uğramaması bulunuyor. Yeni öneride de benzer bir yaklaşımın devletin kritik idari ve adli görevlerini yürüten meslekler bakımından değerlendirilmesi isteniyor.</p>

<p>“Kaymakamın görevi yalnızca büro hizmeti değil”</p>

<p>Kaymakam; ilçede Cumhurbaşkanının idari yürütme vasıtası ve en yüksek mülki idare amiri olarak kamu kurumlarının koordinasyonunda görev üstleniyor. Güvenlik, afet, toplumsal olay ve olağanüstü durumlarda kolluk birimleriyle birlikte kritik sorumluluklar taşıyor.</p>

<p>Bu nedenle, emniyet personelinin belirli bir hizmet süresinin askerlikten sayıldığı bir sistemde, aynı kamu düzeni mekanizmasının yönetim ve koordinasyonunda bulunan kaymakamların durumunun da ele alınması gerektiği savunuluyor.</p>

<p>Öneriyi destekleyenler, özellikle personel imkânlarının sınırlı olduğu ilçelerde bir kaymakamın aylarca görevinden ayrılmasının yalnızca kurum içi bir izin olarak değerlendirilemeyeceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Tek hâkim veya savcının bulunduğu yerlerde hizmet riski</p>

<p>Hâkim ve savcılar bakımından ise adalet hizmetinin sürekliliği öne çıkıyor. Bir hâkim ya da savcının askerlik nedeniyle görevinden ayrılması hâlinde dosyaların başka bir yargı mensubuna devredilmesi mümkün olsa da personel sayısının az olduğu adliyelerde iş yükünün artması ve işlemlerin gecikmesi riski bulunuyor.</p>

<p>Özellikle tek hâkim veya tek Cumhuriyet savcısıyla hizmet verilen küçük ilçelerde geçici personel kaybı; soruşturmaların, duruşmaların ve diğer adli işlemlerin yürütülmesini zorlaştırabiliyor. Tutukluluk, dava ve zamanaşımı gibi kanuni sürelerin işlemeye devam etmesi ise yargı hizmetindeki sürekliliği daha önemli hâle getiriyor.</p>

<p>Erteleme ile hizmetten sayılma aynı değil</p>

<p>Mevcut askerlik mevzuatı, bazı kamu personelinin hizmetlerine duyulan ihtiyaç nedeniyle askerliklerinin kurumlarının teklifi üzerine belirli şartlarla ertelenmesine imkân tanıyor. Aday memurluk, mesleki staj ve kamu hizmetinin zorunlu kıldığı bazı durumlar için de farklı erteleme hükümleri bulunuyor.</p>

<p>Ancak erteleme, askerlik yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor; yalnızca silahaltına alınmayı ileri bir tarihe bırakıyor. Kamu görevinde geçirilen sürenin askerlik hizmetinden sayılması ise farklı ve kalıcı sonuç doğuran bir düzenleme gerektiriyor.</p>

<p>Bu nedenle önerilen modelin uygulanabilmesi için 7179 sayılı Askeralma Kanunu’nda kaymakamlar ile hâkim ve savcıları açık biçimde kapsayan yeni bir hüküm oluşturulması gerekiyor.</p>

<p>Öneri: Belirli süre fiilî hizmet şartı</p>

<p>Gündeme getirilen modelde doğrudan ve koşulsuz bir muafiyet yerine, belirli bir süre fiilen kaymakamlık, hâkimlik veya savcılık yapanların askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılması öneriliyor.</p>

<p>Olası bir düzenlemede şu şartların değerlendirilebileceği belirtiliyor:</p>

<ul>
 <li>Mesleğe asaleten atanmış olmak,</li>
 <li>Belirlenecek süre boyunca fiilen görev yapmak,</li>
 <li>Meslekten ayrılma hâlinde eksik askerlik süresini tamamlamak,</li>
 <li>Hizmet süresine ücretsiz izinlerin dâhil edilmemesi,</li>
 <li>Savaş ve seferberlik hâllerinin kapsam dışında tutulması,</li>
 <li>İhtiyaç hâlinde temel askerlik veya millî güvenlik eğitimi verilmesi.</li>
</ul>

<p>Böylece hem askerlik yükümlülüğünün eşitlik ve kamu yararı boyutu korunabilecek hem de kritik kamu hizmetlerinin uzun süreli personel kaybına uğraması önlenebilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Mesleklerin üstünlüğü değil, devletin devamlılığı”</p>

<p>Düzenleme talebinin temelinde kaymakamlık, hâkimlik veya savcılığın askerlik hizmetinden üstün tutulması bulunmuyor. Savunulan yaklaşım, bu görevlerin doğrudan devletin idari ve adli işleyişiyle bağlantılı olduğu ve kesintinin maliyetinin vatandaşa yansıdığı görüşüne dayanıyor.</p>

<p>Kaymakamlar sivil idareyi ve kamu düzenini, hâkim ve savcılar ise adalet hizmetini ayakta tutuyor. Sayılarının sınırlı, yetiştirilmelerinin uzun ve görev yerlerinin her zaman kolaylıkla doldurulamaması, farklı bir askerlik modelinin tartışılmasının başlıca gerekçeleri arasında gösteriliyor.</p>

<p>Anayasa’nın kamu kesiminde yerine getirilen hizmetlerin vatan hizmeti olarak kabul edilebilmesine imkân tanıyan hükmü dikkate alındığında, konunun ayrıcalık tartışmasından çıkarılarak devlet hizmetlerinin sürekliliği ve kamu yararı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>💼 Kariyer</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kaymakam-hakim-ve-savcilar-icin-yeni-askerlik-modeli-onerisi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 21:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9309.jpeg" type="image/jpeg" length="88085"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir Toplum Afyonla Nasıl Zayıfladı? 19. Yüzyıl Çin’inde Bağımlılığın Sağlık Bedeli]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/bir-toplum-afyonla-nasil-zayifladi-19-yuzyil-cininde-bagimliligin-saglik-bedeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/bir-toplum-afyonla-nasil-zayifladi-19-yuzyil-cininde-bagimliligin-saglik-bedeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19. yüzyıl Çin’inde afyon kullanımı milyonlara ulaştı. Tarihsel araştırmalar bağımlılığın hane ekonomisinden çalışma hayatına, devlet gelirlerinden uluslararası siyasete kadar geniş bir etki alanı oluşturduğunu gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Afyonun 19. yüzyıl Çin’inde yaygınlaşması yalnız uyuşturucu kullanımının tarihi değildi. Madde zamanla milyonlarca kişiye ulaştı; bağımlılık, ailelerin harcamalarından çalışma hayatına, kaçak ticaretten devlet maliyesine kadar uzanan geniş bir soruna dönüştü.</p>

<p>Ancak Çin’in o dönemde yaşadığı siyasi ve toplumsal sarsıntıları yalnız afyonla açıklamak tarihsel olarak doğru değil. Qing İmparatorluğu aynı yıllarda büyük iç isyanlar, mali sorunlar, savaşlar, yabancı müdahaleler ve idari krizlerle karşı karşıyaydı.</p>

<p>Afyon bütün bu sorunların tek nedeni olmadı. Buna karşılık sağlık, ekonomi ve devlet otoritesi arasındaki kırılganlıkları birbirine bağlayan güçlü bir kriz çarpanı haline geldi.</p>

<h2>Afyon Çin’e 19. yüzyılda gelmedi</h2>

<p>Haşhaş ve afyon Çin toplumunun 19. yüzyılda ilk kez karşılaştığı maddeler değildi.</p>

<p>Tıp tarihi araştırmaları, haşhaşın Çin tıbbında yüzyıllardır bilindiğini ve özellikle ağrı, öksürük ve ishal gibi yakınmalar için farklı biçimlerde kullanıldığını gösteriyor. Haşhaşın Çin tıp metinlerinde Song Hanedanlığı döneminde de yer aldığı biliniyor.</p>

<p>Asıl dönüşüm, afyonun sınırlı tıbbi kullanımının dışına çıkması ve özellikle keyif amacıyla içilmesinin yaygınlaşmasıyla yaşandı.</p>

<p>Afyon içme alışkanlığı zaman içinde belirli toplumsal çevrelerden daha geniş gruplara yayıldı.</p>

<h2>Afyon insan vücudunda bağımlılığı nasıl oluşturuyordu?</h2>

<p>Afyonun içerisinde başta morfin olmak üzere merkezi sinir sistemini etkileyen opioid alkaloidleri bulunuyor.</p>

<p>Opioidlerin tekrarlayan kullanımı bazı kişilerde tolerans ve fiziksel bağımlılık oluşturabiliyor. Tolerans geliştiğinde kişi aynı etkiyi elde edebilmek için zamanla daha yüksek miktarda madde kullanmaya ihtiyaç duyabiliyor.</p>

<p>Fiziksel bağımlılık geliştikten sonra kullanımın kesilmesi;</p>

<p>terleme, huzursuzluk, uykusuzluk, kas ve eklem ağrıları, mide-bağırsak yakınmaları ve yoğun madde kullanma isteği gibi yoksunluk belirtilerine yol açabiliyor.</p>

<p>Opioidler yüksek miktarlarda solunumu da baskılayabiliyor.</p>

<p>Bununla birlikte 19. yüzyılda kullanılan afyonu günümüzdeki son derece güçlü sentetik opioidlerle bire bir karşılaştırmak bilimsel olarak doğru değil. Maddenin içeriği, dozu ve kullanım biçimi farklılık gösteriyor.</p>

<h2>Afyon bir dönem statü göstergesi haline geldi</h2>

<p>Afyon kullanımı Çin toplumunun tamamına aynı anda yayılmadı.</p>

<p>Tarih araştırmaları, bazı dönemlerde ve belirli toplumsal çevrelerde afyon içmenin zenginlik, sosyalleşme ve statüyle ilişkilendirilebildiğini gösteriyor.</p>

<p>Afyon kullanımına özgü pipeler, lambalar ve hazırlama ritüelleri gelişti. Bazı çevrelerde misafire afyon ikram edilmesi bile sosyal hayatın parçası haline gelebildi.</p>

<p>Madde daha geniş toplumsal kesimlere ulaştıkça sorun farklı bir boyut kazandı.</p>

<p>Afyon artık yalnız bireysel kullanım meselesi değildi.</p>

<h2>İngiliz Hindistanı’ndan gelen afyon ticareti büyüdü</h2>

<ol start="18">
 <li>
 <p>yüzyılın sonlarından itibaren Britanya yönetimindeki Hindistan önemli bir afyon üretim merkezi haline geldi.</p>
 </li>
</ol>

<p>Hint afyonunun Çin’e ulaştırılması giderek büyürken Qing yönetimi keyif amaçlı afyon kullanımını ve ticaretini sınırlamaya çalıştı.</p>

<p>Yüksek kâr sağlayan kaçak ticaret ise devam etti.</p>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyılın ilk yarısına gelindiğinde afyon;</p>
 </li>
</ol>

<p>sağlık, kaçakçılık, dış ticaret, devlet otoritesi ve uluslararası ilişkilerin kesiştiği bir mesele haline gelmişti.</p>

<h2>Lin Zexu 1839’da afyona karşı büyük bir müdahale başlattı</h2>

<p>Qing yönetimi 1839’da afyon ticaretine karşı daha sert önlemler aldı.</p>

<p>İmparatorluk görevlisi Lin Zexu, Kanton bölgesindeki yabancı tüccarlara ait büyük miktarda afyonun teslim edilmesini sağladı. Ele geçirilen afyon Humen’de imha edildi.</p>

<p>Bu gelişme Birinci Afyon Savaşı’na giden süreçte önemli kırılma noktalarından biri oldu.</p>

<p>Lin Zexu’nun girişimlerinin sağlık tarihi açısından daha az bilinen bir yönü de vardı.</p>

<p>Tarihsel araştırmalar, Lin’in hekimlerden afyon kullanımını bırakmaya yardımcı olabilecek reçeteler ve tedaviler istediğini gösteriyor.</p>

<p>Bu girişimler, afyon sorununun yalnız ahlak veya suç meselesi olarak değil, bedensel bağımlılık ve tedavi gerektirebilen bir durum olarak da ele alınmaya başladığını gösteriyor.</p>

<h2>Afyon Savaşları yalnız uyuşturucu ticareti yüzünden çıkmadı</h2>

<p>1839–1842 yıllarında yaşanan Birinci Afyon Savaşı’nın merkezinde Çin’in kaçak afyon ticaretine müdahalesi bulunuyordu.</p>

<p>Ancak savaş yalnız afyon üzerinden açıklanamaz.</p>

<p>Britanya aynı zamanda Çin pazarlarına daha geniş erişim, yeni limanların açılması, ticari kısıtlamaların azaltılması ve farklı bir diplomatik ilişkiler sistemi istiyordu.</p>

<p>1856–1860 arasındaki İkinci Afyon Savaşı’nda da benzer biçimde ticaret, diplomasi, limanlara erişim ve Batılı devletlerin Çin üzerindeki talepleri etkiliydi.</p>

<p>Bu nedenle Afyon Savaşlarını yalnız “uyuşturucu satma savaşı” şeklinde anlatmak, dönemin daha geniş siyasi ve ekonomik tablosunu eksik bırakıyor.</p>

<h2>1906 için tahminler 21,5–25 milyon kullanıcıyı gösteriyordu</h2>

<p>Çin’de kaç kişinin afyon kullandığına ilişkin kesin bir sayı bulunmuyor.</p>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyılda günümüzdeki standartlara benzeyen ulusal epidemiyolojik araştırmalar yapılmıyordu.</p>
 </li>
</ol>

<p>1909 Şanghay Uluslararası Afyon Komisyonu döneminde kullanılan tarihsel hesaplamalarda, 1906 yılı için yaklaşık <strong>21,5–25 milyon afyon kullanıcısından</strong> söz ediliyordu.</p>

<p>Yaklaşık 400 milyonluk nüfus dikkate alındığında bu rakam toplam nüfusun kabaca yüzde 5–6’sına karşılık gelebilecek bir büyüklüğü ifade ediyor.</p>

<p>Ancak bu rakamların günümüzdeki nüfus araştırmaları gibi değerlendirilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Söz konusu sayılar üretim miktarı, ithalat, tahmini tüketim ve dönem kayıtlarından türetilmiş tarihsel hesaplamalardı.</p>

<p>Ayrıca bu insanların tamamının günümüzde kullanılan tıbbi ölçütlere göre “bağımlı” olduğu söylenemez.</p>

<h2>Afyon kullanan herkes bağımlı değildi</h2>

<p>Dönemin afyon karşıtı propaganda çalışmalarında kullanıcılar çoğu zaman son derece ağır bağımlı, çalışamayan ve bütün servetini kaybetmiş kişiler olarak tasvir edildi.</p>

<p>Tarihsel gerçeklik bundan daha karmaşıktı.</p>

<p>Bazı kişiler afyonu dönemsel veya sosyal amaçlı kullanırken bazı kişilerde ciddi fiziksel bağımlılık gelişiyordu.</p>

<p>Bu nedenle “afyon kullanan herkes bağımlıydı” ifadesi bilimsel olarak doğru değil.</p>

<p>Fakat ağır bağımlılık geliştiren kişiler açısından sonuçlar ciddi olabiliyordu.</p>

<h2>Bağımlılık gündelik hayatın içine yerleşebiliyordu</h2>

<p>Fiziksel bağımlılık geliştiren kişide afyon yalnız keyif amacıyla kullanılan bir madde olmaktan çıkabiliyordu.</p>

<p>Kullanım kesildiğinde ortaya çıkan yoksunluk belirtileri kişiyi yeniden afyon almaya yöneltebiliyordu.</p>

<p>Böylece madde kullanımı kendi kendisini sürdüren bir döngüye dönüşebiliyordu.</p>

<p>Düzenli afyon satın almak özellikle düşük gelirli hanelerde ekonomik baskı yaratabiliyordu.</p>

<p>Ağır kullanım kişinin çalışma düzenini, aile ilişkilerini, hane ekonomisini ve genel sağlık durumunu etkileyebiliyordu.</p>

<p>Bu etkilerin kullanılan miktara, kullanım sıklığına ve kişinin koşullarına göre farklılık gösterdiği de unutulmamalı.</p>

<h2>Afyon bütün Çin toplumunu çökertmedi</h2>

<p>Popüler tarih anlatılarındaki en büyük sorunlardan biri, Qing Çin’inin bütün zayıflamasını afyona bağlamak.</p>

<p>Çin’in yüz milyonlarca insanının tamamı afyon kullanmıyordu. Afyon kullananların tamamı da bağımlı değildi.</p>

<p>Aynı dönemde ülke Taiping İsyanı gibi son derece yıkıcı iç savaşlarla karşı karşıya kaldı. Mali sorunlar büyüdü, merkezi otorite zorlandı ve yabancı devletlerin askeri ve ekonomik baskısı arttı.</p>

<p>Afyon bu krizlerin nedeni değildi.</p>

<p>Ancak mevcut sorunları ağırlaştırabilen ve sağlık, ekonomi, ticaret ile devlet otoritesini birbirine bağlayan önemli unsurlardan biri haline geldi.</p>

<h2>Devletin büyük çelişkisi: Afyonu azaltırken afyondan gelir elde etmek</h2>

<p>Afyon sorununun en çarpıcı bölümlerinden biri devlet maliyesinde ortaya çıktı.</p>

<p>Tarihsel hesaplamalara göre yabancı afyon üzerinden alınan ithalat ve transit vergileri 1887–1905 döneminde Çin merkezi yönetim gelirlerinin yaklaşık yüzde 5–7’sini oluşturabiliyordu.</p>

<p>1906’da yabancı ve yerli afyona ilişkin vergi düzenlemeleri sonucunda afyon bağlantılı gelirlerin yaklaşık <strong>14 milyon taele</strong> ulaştığı ve merkezi devlet gelirlerinin yaklaşık <strong>yüzde 14’üne</strong> denk geldiği hesaplandı.</p>

<p>Rakamlar tarihsel tahminlere dayanıyor ancak ortaya çıkan çelişki açık:</p>

<p><strong>Devlet afyon kullanımını azaltmak isterken aynı zamanda afyondan önemli miktarda gelir elde ediyordu.</strong></p>

<p>Bağımlılık böylece sağlık sorunundan politik ekonomi sorununa dönüşüyordu.</p>

<h2>Çin’in kendi afyon üretimi de büyüdü</h2>

<p>Afyon krizini yalnız Britanya’nın Hindistan’dan Çin’e yaptığı ticaretle açıklamak da eksik kalıyor.</p>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyılın ikinci yarısında Çin’deki haşhaş üretimi hızla büyüdü.</p>
 </li>
</ol>

<p>Afyon üretimi birçok eyalete yayıldı. Böylece çiftçiler, tüccarlar, yerel yönetimler ve vergi sistemleri de afyon ekonomisinin içine girdi.</p>

<p>Yabancı ticaret sorunun ortaya çıkışında ve büyümesinde çok önemli bir rol oynadı.</p>

<p>Ancak sonraki dönemde yerli üretim ve iç ticaret de son derece büyük boyutlara ulaştı.</p>

<p>Afyon artık yalnız dışarıdan gelen bir ürün değildi.</p>

<h2>1906’da büyük bir afyonla mücadele kampanyası başladı</h2>

<p>Qing yönetimi 1906’da ülke çapında kapsamlı bir afyonla mücadele programı başlattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hedef yaklaşık on yıl içerisinde hem üretimi hem tüketimi ciddi biçimde azaltmaktı.</p>

<p>Haşhaş ekimi sınırlandırıldı, kullanıcıların kayıt altına alınmasına yönelik uygulamalar geliştirildi ve tüketimin azaltılmasına çalışıldı.</p>

<p>Tarih araştırmaları kampanyanın ilk yıllarında sanıldığından daha başarılı olduğunu gösteriyor.</p>

<p>1908’e gelindiğinde bazı bölgelerde üretim ve kullanım belirgin biçimde gerilemişti.</p>

<p>Britanya ile Hindistan’dan Çin’e yapılan afyon sevkiyatının aşamalı olarak azaltılmasına ilişkin düzenlemeler de geliştirildi.</p>

<p>Ancak Çin’deki siyasi istikrarsızlık programın sürekliliğini zorlaştırdı.</p>

<h2>Qing Hanedanlığı yıkıldı ama afyon ortadan kalkmadı</h2>

<p>1911 Devrimi’nin ardından Qing Hanedanlığı sona erdi.</p>

<p>Afyon sorunu ise devam etti.</p>

<p>Merkezi devlet otoritesinin zayıfladığı savaş ağaları döneminde afyon bazı bölgelerde tekrar önemli bir gelir kaynağına dönüştü.</p>

<p>Yerel siyasi ve askeri güçlerin bir kısmı haşhaş üretimini vergilendirdi veya afyon ticaretinden gelir sağladı.</p>

<p>Uyuşturucu ekonomisi böylece yalnız halk sağlığı sorunu olmaktan çıkarak bazı bölgelerde siyasi ve askeri yapıların finansman aracı haline geldi.</p>

<h2>Bağımlılığın tedavi edilmesi gerektiği fikri güçlendi</h2>

<p>2025 yılında <i>Journal of the History of Medicine and Allied Sciences</i> dergisinde yayımlanan tarih araştırması, 1830–1910 yılları arasında Çin’de afyon bağımlılığının nasıl tedavi edilmeye çalışıldığını ayrıntılı biçimde inceledi.</p>

<p>Çalışma bir klinik araştırma değildi. Araştırmacı, 19. ve 20. yüzyıl başlarına ait tıbbi misyoner kayıtlarını, tıbbi yayınları ve Çin kaynaklarını tarihsel yöntemlerle değerlendirdi.</p>

<p>Araştırma, Çinli hekimlerin ve Batılı tıbbi misyonerlerin afyon kullanımını bırakmaya yönelik farklı yöntemler geliştirdiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Bazı yöntemler etkisiz kaldı. Bazıları ise bağımlılık yapabilen başka maddelerin kullanılmasına yol açarak yeni sorunlar yarattı.</p>

<p>Dönem ilerledikçe afyon kullanımı yalnız kişinin ahlaki zayıflığı veya suç davranışı olarak değerlendirilmemeye başladı.</p>

<p><strong>Bedensel bağımlılık ve tedavi gerektiren bir durum olduğu düşüncesi giderek daha görünür hale geldi.</strong></p>

<p>Bu tarihsel süreç, bağımlılığın tıbbi bir sorun olarak ele alınmasının uzun gelişim çizgisinin parçalarından biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<h2>Bir bağımlılık sorunu toplumun tamamına nasıl yayılıyor?</h2>

<p>Çin’in afyon deneyiminin sağlık tarihi açısından asıl önemi, bağımlılığın yalnız kullanan kişiyi etkilemediğini göstermesinde yatıyor.</p>

<p>Kullanım yaygınlaştığında sorun;</p>

<p><strong>hane ekonomisine, çalışma hayatına, hekimlik ve tedavi arayışlarına, tarımsal üretime, kaçak ticarete, devlet gelirlerine ve uluslararası siyasete</strong> kadar uzanabiliyor.</p>

<p>Bağımlılık yapıcı bir madde kolay erişilebilir hale geldiğinde, büyük ekonomik pazar oluşturduğunda ve toplumsal yaşam içerisinde normalleştiğinde bireysel kullanım geniş bir toplum sağlığı problemine dönüşebiliyor.</p>

<p>Çin örneği, devlet politikalarının bu süreçte ne kadar belirleyici olabileceğini de gösteriyor.</p>

<p>Bir yönetimin kullanımın zararlarını azaltmaya çalışırken aynı maddeden ekonomik gelir elde etmesi mücadeleyi çok daha karmaşık hale getirebiliyor.</p>

<h2>Afyon Çin’i tek başına yıkmadı ama krizi büyüttü</h2>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyıl Çin’inin yaşadığı büyük siyasi ve toplumsal dönüşümü tek bir maddeyle açıklamak mümkün değil.</p>
 </li>
</ol>

<p>Savaşlar, iç isyanlar, ekonomik sorunlar, yabancı müdahaleler, devlet maliyesindeki problemler ve siyasi krizler Qing İmparatorluğu’nu aynı anda zorluyordu.</p>

<p>Afyon bütün bu sorunların nedeni değildi.</p>

<p>Fakat insan bedeninde başlayan bağımlılık;</p>

<p>aile ekonomisine, çalışma hayatına, tarımsal üretime, kaçak ticarete, devlet gelirlerine ve uluslararası siyasete kadar uzandı.</p>

<p>Bu nedenle Çin’in afyon tarihinin sağlık açısından en dengeli özeti şu olabilir:</p>

<p><strong>Afyon Çin’in bütün sorunlarını yaratmadı; fakat zaten zorlanan bir toplumun sağlık, ekonomi ve devlet sorunlarını birbirine bağlayan güçlü bir kriz çarpanı oldu.</strong></p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<p>• Journal of the History of Medicine and Allied Sciences – Treating Opium Addiction in China: Medical Missionaries, Chinese Medicine, and the State, 1830–1910</p>

<p>• Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi – A Century of International Drug Control</p>

<p>• Cambridge University Press – The Opium Wars of 1839–1860</p>

<p>• Cambridge University Press – The Social Life of Opium in China</p>

<p>• University of Chicago Press – Narcotic Culture: A History of Drugs in China</p>

<p>• Harvard University Asia Center – The Troublesome Legacy of Commissioner Lin</p>

<p>• Institute of East Asian Studies, University of California, Berkeley – Living on Borrowed Time: Opium in Canton, 1906–1936</p>

<p>• Dünya Sağlık Örgütü – Opioidlerin sağlık etkileri ve opioid doz aşımı değerlendirmeleri</p>

<p>• Zhonghua Yi Shi Za Zhi – Exploring the Opium Prohibition Campaign Led by Lin Ze-xu: A Medical Perspective</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/bir-toplum-afyonla-nasil-zayifladi-19-yuzyil-cininde-bagimliligin-saglik-bedeli</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 21:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/cin-afyon-haber-gorseli-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="50734"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zayıflama İğnelerinde Yan Etki Gerçeği: Kanıtlar Ne Söylüyor?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/zayiflama-ignelerinde-yan-etki-gercegi-kanitlar-ne-soyluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/zayiflama-ignelerinde-yan-etki-gercegi-kanitlar-ne-soyluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GLP-1 ilaçlarında bulantı ve kabızlık sık görülürken safra kesesi sorunları ve bazı ciddi tablolar daha seyrektir. Pankreatit, tiroid ve ruh sağlığı iddialarında ise kanıtların gücü aynı değildir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>GLP-1 İlaçlarının Riskleri Ne Kadar Gerçek?</p>

<p>GLP-1 temelli ilaçların en iyi doğrulanmış yan etkileri bulantı, kusma, ishal, kabızlık ve karın rahatsızlığıdır. Safra taşı ve safra kesesi hastalığı olasılığında artış da bilimsel verilerle desteklenirken pankreatit, tiroid kanseri ve ruhsal etkiler hakkındaki iddiaların tamamı aynı kesinlikte değildir.</p>

<p>Semaglutid, liraglutid ve dulaglutid gibi GLP-1 reseptör agonistleri; kan şekeri kontrolü, iştahın azalması ve kilo yönetimi amacıyla kullanılıyor. Tirzepatid ise hem GIP hem GLP-1 yollarını etkileyen farklı bir ilaç olmasına rağmen güvenlik değerlendirmelerinde çoğu zaman aynı geniş başlık altında ele alınıyor.</p>

<p>Bu tedaviler herkes için aynı risk profilini taşımıyor. Kullanılan ilaç, doz, dozun artırılma hızı, eşlik eden hastalıklar ve birlikte kullanılan diğer ilaçlar güvenliği doğrudan etkiliyor.</p>

<p>En Sık Sorun Sindirim Sistemi Yan Etkileri</p>

<p>Bulantı, kusma, ishal, kabızlık, karında şişkinlik ve erken doyma en sık bildirilen yan etkilerdir. Şikâyetler çoğunlukla tedavinin başlangıcında veya doz artırılırken belirginleşir ve birçok kişide zamanla hafifler.</p>

<p>Düşük dozla başlamak, dozu hekim planına göre kademeli artırmak, küçük porsiyonlar tüketmek ve yeterli sıvı almak şikâyetlerin yönetilmesine yardımcı olabilir. Devamlı kusma, sıvı alamama veya giderek şiddetlenen karın ağrısı olağan bir uyum belirtisi kabul edilmemelidir.</p>

<p>Şiddetli kusma ve ishal, vücudun susuz kalmasına yol açabilir. Özellikle böbrek hastalığı bulunanlarda bu durum böbrek işlevlerinde ani bozulmaya neden olabileceğinden erken değerlendirme gerekir.</p>

<p>Safra Kesesi Riski Kanıtlarla Destekleniyor</p>

<p>GLP-1 temelli ilaçlarla safra taşı ve safra kesesi iltihabı arasında küçük fakat ölçülebilir bir risk artışı gösterilmiştir. Hızlı veya fazla kilo kaybının kendisi de safra taşı oluşumunu kolaylaştırabildiği için riskin yalnızca ilacın doğrudan etkisinden kaynaklandığı söylenemez.</p>

<p>Sağ üst karında sürekli ağrı, ateş, sarılık, koyu renkli idrar veya açık renkli dışkı gelişmesi durumunda tıbbi değerlendirme alınmalıdır. Safra kesesi sorunu yaşamış kişiler tedaviye başlamadan önce bu geçmişi hekimleriyle paylaşmalıdır.</p>

<p>Pankreatit Konusunda Kanıtlar Ne Diyor?</p>

<p>Akut pankreatit, yani pankreasın ani iltihabı, ürün bilgilerinde ciddi bir güvenlik uyarısı olarak yer alıyor. Bununla birlikte randomize çalışmalar ve geniş kapsamlı analizler, bütün GLP-1 ilaçlarının pankreatit riskini belirgin biçimde artırdığını tutarlı şekilde göstermiş değil.</p>

<p>Bu durum pankreatit ihtimalinin göz ardı edilebileceği anlamına gelmiyor. Sırta yayılabilen şiddetli ve sürekli üst karın ağrısı, özellikle kusmayla birlikteyse ilacın sonraki dozu alınmadan acil sağlık değerlendirmesi yapılmalıdır.</p>

<p>Daha önce pankreatit geçirmiş kişilerde tedavi kararı bireysel olarak verilmelidir. Safra taşı, yoğun alkol kullanımı ve çok yüksek trigliserit düzeyi gibi diğer pankreatit nedenleri de değerlendirilmelidir.</p>

<p>Mide Boşalmasının Yavaşlaması ve Ameliyat Riski</p>

<p>GLP-1 temelli ilaçlar midenin boşalmasını yavaşlatabilir. Bu etki tokluk hissine katkı sağlarken bazı hastalarda uzun süren dolgunluk, reflü, kusma veya ciddi mide boşalması gecikmesiyle ilişkili olabilir.</p>

<p>Mide boşalmasının yavaşlaması, genel anestezi veya derin sedasyon uygulanacak işlemlerde ayrıca önem taşır. Açlık kurallarına uyulsa bile midede yiyecek kalabilmesi, mide içeriğinin solunum yollarına kaçması ihtimalini gündeme getirir.</p>

<p>Araştırmalar GLP-1 kullananlarda işlem öncesi midede kalıntı bulunma olasılığının arttığını gösteriyor. Ancak bunun akciğere kaçış olaylarını ne ölçüde artırdığı henüz aynı açıklıkta kanıtlanmış değildir.</p>

<p>Ameliyat, endoskopi veya sedasyon gerektiren bir işlem planlanan kişiler ilacın adını, dozunu ve son uygulama tarihini sağlık ekibine bildirmelidir. İlacı kaç gün bırakmak gerektiğine hasta kendi başına değil, işlemi yapacak ekip ile tedaviyi düzenleyen hekim birlikte karar vermelidir.</p>

<p>Tiroid Kanseri Uyarısı Nasıl Yorumlanmalı?</p>

<p>Bazı GLP-1 temelli ilaçların ürün bilgilerinde tiroidin C hücrelerinden gelişen tümörlerle ilgili güçlü bir uyarı bulunuyor. Bu uyarının temelini hayvan deneylerinde görülen tümörler oluşturuyor; insanlarda aynı nedensel ilişkinin kurulduğunu gösteren kesin kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Kişisel veya ailesel medüller tiroid kanseri öyküsü ya da çoklu endokrin neoplazi tip 2 adı verilen kalıtsal hastalık bulunan kişiler bazı ürünleri kullanmamalıdır. Boyunda kitle, kalıcı ses kısıklığı, yutma veya nefes alma güçlüğü gelişirse hekime başvurulmalıdır.</p>

<p>Her kullanıcıya rutin tiroid ultrasonu ya da kalsitonin testi yapılmasının yararı kanıtlanmış değildir. Gereksiz tarama, klinik açıdan önemsiz bulgular nedeniyle ilave işlemlere yol açabilir.</p>

<p>Semaglutid ve Çok Nadir Görme Kaybı Riski</p>

<p>Avrupa’daki güvenlik değerlendirmesi, semaglutid ile göz sinirine kan akımının azalmasından kaynaklanan NAION adlı hastalık arasında nedensel bir bağlantının makul olduğunu bildirdi. Bu tablo semaglutidin çok nadir bir yan etkisi olarak sınıflandırıldı ve sıklığının 10 bin kullanıcıda en fazla bir düzeyinde olabileceği belirtildi.</p>

<p>Ani görme kaybı, görme alanında karanlık bölge veya hızla kötüleşen görme acil değerlendirme gerektirir. Bu bulgu bütün GLP-1 ilaçlarının aynı riski taşıdığını göstermediği gibi semaglutid kullanan herkesin tedaviyi bırakması gerektiği anlamına da gelmez.</p>

<p>Diyabetik retinopatisi bulunan kişilerde kan şekerinin kısa sürede belirgin düşmesi, göz dibi hastalığını geçici olarak kötüleştirebilir. Bu nedenle ileri retinopatisi olanlarda kan şekeri düşüşünün hızı ve göz kontrollerinin zamanlaması ayrıca planlanmalıdır.</p>

<p>İntihar Düşüncesi İddiasında Son Durum</p>

<p>GLP-1 ilaçlarıyla intihar düşüncesi veya davranışı arasında nedensel bir bağlantı kurulamamıştır. ABD’de yapılan kapsamlı değerlendirmede 91 plasebo kontrollü çalışma ve 107 bin 910 katılımcının verileri incelenmiş; intihar düşüncesi, davranışı veya diğer psikiyatrik yan etkilerde artış saptanmamıştır.</p>

<p>Bu incelemenin ardından bazı kilo yönetimi ilaçlarının bilgilerindeki intihar düşüncesi ve davranışı uyarısının kaldırılması istendi. Avrupa’daki değerlendirme de nedensel bir ilişkiyi destekleyen yeterli kanıt bulunmadığı sonucuna ulaştı.</p>

<p>Bununla birlikte yeni başlayan ağır depresyon, kendine zarar verme düşüncesi veya belirgin davranış değişikliği hangi ilaç kullanılırsa kullanılsın ciddiye alınmalıdır. Böyle bir durumda acil profesyonel destek alınmalıdır.</p>

<p>Kas Kaybı İlacın Doğrudan Zararı mı?</p>

<p>Kilo kaybı sırasında yağ dokusuyla birlikte yağsız vücut kütlesinde de azalma görülebilir. Bu durum yalnızca GLP-1 tedavilerine özgü değildir; düşük kalorili diyetlerde ve obezite cerrahisi sonrasında da ortaya çıkabilir.</p>

<p>Araştırmalarda verilen toplam kilonun değişken bir bölümünün yağsız kütleden geldiği görülüyor. Yağsız kütle yalnızca kası değil suyu, organları ve diğer dokuları da içerdiğinden her azalma doğrudan kas işlevi kaybı anlamına gelmez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle ileri yaştaki, kırılgan veya hızlı kilo veren kişilerde yeterli protein alımı ve kişiye uygun direnç egzersizi planlanmalıdır. Egzersiz ve beslenme düzeni hastanın böbrek, kalp ve hareket sistemi hastalıklarına göre şekillendirilmelidir.</p>

<p>Hipoglisemi Her Kullanıcıda Beklenmez</p>

<p>GLP-1 temelli ilaçlar tek başına kullanıldığında kan şekerini tehlikeli düzeyde düşürme ihtimali genellikle düşüktür. Ancak insülin veya sülfonilüre grubundaki diyabet ilaçlarıyla birlikte kullanıldığında hipoglisemi riski artabilir.</p>

<p>Titreme, terleme, çarpıntı, ani açlık, sersemlik veya bilinç bulanıklığı yaşayan kişiler kan şekerini kontrol etmeli ve kendilerine verilen hipoglisemi planını uygulamalıdır. Birlikte kullanılan diyabet ilaçlarının dozunun azaltılması gerekebilir.</p>

<p>Kimler Daha Dikkatli Olmalı?</p>

<p>Şiddetli mide boşalması bozukluğu, pankreatit öyküsü, aktif safra kesesi hastalığı, ileri böbrek sorunu veya ciddi diyabetik göz hastalığı bulunanlarda tedavi kişiye özel değerlendirilmelidir. Gebelik planı, gebelik ve emzirme döneminde de ilaç seçimi için mutlaka hekim görüşü alınmalıdır.</p>

<p>Bu ilaçların internet üzerinden kaynağı belirsiz veya kişiye özel hazırlanmış ürünler şeklinde temin edilmesi doz, saflık ve saklama koşulları açısından ek risk oluşturabilir. İlaç yalnızca uygun tıbbi değerlendirme, reçete ve düzenli izlemle kullanılmalıdır.</p>

<p>Hangi Belirtiler Gecikmeden Değerlendirilmeli?</p>

<p>Sürekli ve şiddetli karın ağrısı, tekrarlayan kusma, sıvı alamama, sarılık, idrar miktarında belirgin azalma, ani görme kaybı, ciddi alerjik reaksiyon veya bilinç değişikliği gelişirse gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Hafif bulantı ile ciddi bir komplikasyon aynı şey değildir. Riskleri doğru değerlendirmek, yararlı bir tedaviden gereksiz yere vazgeçmeyi de ciddi belirtileri sıradan yan etki sanarak geciktirmeyi de önler.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Medscape, GLP-1 Drugs Under Scrutiny: How Real Are the Risks?<br />
2. ABD Gıda ve İlaç Dairesi, GLP-1 İlaçları ve İntihar Düşüncesi Güvenlik Değerlendirmesi<br />
3. Avrupa İlaç Ajansı Farmakovijilans Risk Değerlendirme Komitesi, Semaglutid ve NAION İncelemesi<br />
4. Dünya Sağlık Örgütü, Semaglutid İlaçları ve NAION Güvenlik Bildirimi<br />
5. Diabetes and Metabolism Journal, GLP-1 Reseptör Agonistlerinin Yan Etkilerine İlişkin Sistematik Derleme<br />
6. Anaesthesia, GLP-1 Reseptör Agonistleri, Mide Kalıntısı ve Aspirasyon Riskine İlişkin Sistematik Derleme<br />
7. International Journal of Obesity, GLP-1 Tedavileri ve Vücut Kompozisyonu Meta-Analizi<br />
8. ABD Gıda ve İlaç Dairesi, Semaglutid ve Tirzepatid Güncel Ürün Güvenlik Bilgileri </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/zayiflama-ignelerinde-yan-etki-gercegi-kanitlar-ne-soyluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 20:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9308.jpeg" type="image/jpeg" length="26466"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gece Ağız Bantlama Akımı Masum Olmayabilir: Kimler Uzak Durmalı?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/gece-agiz-bantlama-akimi-masum-olmayabilir-kimler-uzak-durmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/gece-agiz-bantlama-akimi-masum-olmayabilir-kimler-uzak-durmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uyurken ağzı bantlamanın horlamayı azalttığı öne sürülse de kanıtlar sınırlı. Burun tıkanıklığı veya uyku apnesi bulunanlarda bu uygulama solunumu güçleştirebilir ve tanıyı geciktirebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uyurken Ağzı Bantlamak Güvenli mi? Bilimsel Kanıtlar Ne Söylüyor?</p>

<p>Uyurken ağzı bantlamanın uyku kalitesini artırdığı, ağız kuruluğunu ve horlamayı azalttığı yönündeki iddialar henüz güçlü bilimsel kanıtlarla desteklenmiyor. Uygulama özellikle burundan rahat nefes alamayanlarda ve uyku apnesi bulunanlarda risk oluşturabilir.</p>

<p>Burundan nefes almak havanın süzülmesine, ısıtılmasına ve nemlendirilmesine yardımcı olur. Ancak gece ağızdan nefes alma, tek başına düzeltilmesi gereken bir alışkanlık değil; burun tıkanıklığı veya uyku sırasında solunum bozukluğu gibi başka bir sorunun belirtisi olabilir.</p>

<p>Ağız Bantlama Nedir?</p>

<p>Ağız bantlama, uyku sırasında dudakları kapalı tutarak kişiyi burundan nefes almaya yönlendirmeyi amaçlayan bir uygulamadır. Sosyal medyada daha kaliteli uyku, daha az horlama, daha iyi ağız sağlığı ve yüksek enerji gibi çok sayıda faydayla ilişkilendirilmektedir.</p>

<p>Bu iddiaların büyük bölümü kişisel deneyimlere dayanıyor. Bilimsel çalışmalar ise az sayıda katılımcıyla, farklı yöntemler kullanılarak ve çoğunlukla kısa sürelerle yürütüldü.</p>

<p>Araştırmalar Ne Gösteriyor?</p>

<p>2025 yılında yayımlanan sistematik incelemede ağız bantlama hakkındaki 10 çalışma ve toplam 213 kişi değerlendirildi. Araştırmacılar, çalışmaların yalnızca küçük bir bölümünde belirli hasta grupları için olası yarar görüldüğünü; genel kullanımın etkinliğini kanıtlayan yeterli veri bulunmadığını bildirdi.</p>

<p>2022 tarihli küçük bir çalışmada, burun tıkanıklığı bulunmayan ve hafif obstrüktif uyku apnesi olan 20 kişide bir haftalık ağız bantlama sonrasında horlama ile apne-hipopne indeksinde azalma saptandı. Bu indeks, uyku sırasında solunumun saatte kaç kez durduğunu veya belirgin biçimde azaldığını gösterir.</p>

<p>Çalışmanın katılımcı sayısının az olması, kontrol grubunun bulunmaması ve yalnızca seçilmiş hafif vakaları kapsaması nedeniyle sonuçlar toplumun tamamına genellenemiyor. Ağız bantlama, bu bulgulara dayanılarak uyku apnesi tedavisi kabul edilemez.</p>

<p>Bazı Kişilerde Solunumu Kötüleştirebilir</p>

<p>Obstrüktif uyku apnesinde boğazdaki hava yolu uyku sırasında tekrarlayan biçimde daralır veya kapanır. Kişinin ağzını kapatmak, özellikle burun geçişi yeterli değilse kullanabileceği ikinci solunum yolunu da sınırlandırabilir.</p>

<p>Uyku apnesi bulunan 54 kişi üzerinde gerçekleştirilen fizyolojik bir araştırmada ağız kapatıldığında hava akımının bazı katılımcılarda arttığı, belirli ağızdan nefes alanlarda ise kötüleşebildiği görüldü. Bu sonuç, uygulamanın herkeste aynı etkiyi oluşturmadığını gösteriyor.</p>

<p>Kimler Ağız Bantlamadan Uzak Durmalı?</p>

<p>Burun tıkanıklığı, burun kemiği eğriliği, burun polipi, aktif solunum yolu enfeksiyonu veya kontrol altında olmayan alerjisi bulunan kişiler ağız bantlamamalıdır.</p>

<p>Tanı konmuş ya da şüpheli uyku apnesi, ciddi akciğer veya kalp hastalığı, gece kusma riski, cilt hastalığı, bant yapıştırıcısına alerji, yoğun kaygı veya kapalı kalma korkusu bulunanlarda da uygulama güvenli olmayabilir.</p>

<p>Çocuklarda ağızdan nefes alma; geniz eti, bademcik büyüklüğü, alerji veya yüz ve çene gelişimini etkileyebilecek bir sorundan kaynaklanabilir. Bu nedenle çocuklarda hekim değerlendirmesi olmadan ağız bantlama uygulanmamalıdır.</p>

<p>Uyku Apnesinin Belirtilerine Dikkat</p>

<p>Yüksek sesli ve sürekli horlama, uykuda nefesin durduğunun fark edilmesi, boğulur gibi uyanma, sabah baş ağrısı, dinlenmeden kalkma ve gündüz aşırı uyku hali uyku apnesini düşündürebilir.</p>

<p>Gece sık idrara çıkma, dikkat güçlüğü, unutkanlık, huzursuz uyku ve kontrol edilmesi zor yüksek tansiyon da tabloya eşlik edebilir. Bu belirtiler varsa ağız bandı denemek yerine uyku hastalıkları veya kulak burun boğaz uzmanına başvurulmalıdır.</p>

<p>Ağız Kuruluğunun Nedeni Araştırılmalı</p>

<p>Sabah ağız kuruluğu yalnızca ağız açık uyumaktan kaynaklanmaz. Yetersiz sıvı tüketimi, kullanılan bazı ilaçlar, burun tıkanıklığı, tükürük bezi hastalıkları, diyabet ve uyku apnesi de ağız kuruluğuna yol açabilir.</p>

<p>Kalıcı ağız kuruluğu diş çürüğü, diş eti hastalığı ve ağız kokusu riskini artırabilir. Şikâyetin bantla bastırılması yerine nedeninin belirlenmesi daha doğru bir yaklaşımdır.</p>

<p>Daha Güvenli Seçenekler Neler?</p>

<p>Burun tıkanıklığı bulunanlarda alerjinin tedavi edilmesi, serum fizyolojik ile burun temizliği ve hekim önerisiyle uygun ilaçların kullanılması burundan nefes almayı kolaylaştırabilir. Yapısal bir tıkanıklık düşünülüyorsa kulak burun boğaz muayenesi gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sırtüstü yatıldığında artan horlamada yan yatmak yarar sağlayabilir. Fazla kilo, alkol ve uyku ilaçları da horlamayı veya uyku apnesini ağırlaştırabileceği için kişiye uygun önlemler sağlık uzmanıyla planlanmalıdır.</p>

<p>Uyku apnesinin kanıtlanmış tedavileri arasında pozitif hava yolu basıncı sağlayan cihazlar, hekim tarafından seçilen ağız içi araçlar, kilo yönetimi, pozisyon tedavisi ve belirli hastalarda cerrahi seçenekler bulunur. Ağız bandı bu tedavilerin yerine kullanılmamalı, reçete edilen cihaz tedavisi bırakılmamalıdır.</p>

<p>Kanıtların Verdiği Temel Mesaj</p>

<p>Mevcut araştırmalar ağız bantlamanın sağlıklı kişilerde uyku kalitesini artırdığını, bağışıklığı güçlendirdiğini veya genel sağlığı iyileştirdiğini kanıtlamıyor. Seçilmiş bazı hafif vakalarda görülen sınırlı sonuçlar, yöntemin herkese önerilebileceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Gece ağızdan nefes alma ve horlama düzenli biçimde sürüyorsa öncelik ağzı kapatmak değil, burun tıkanıklığı ile uyku apnesi ihtimalini değerlendirmektir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Rhee ve çalışma arkadaşları, Ağız bantlamanın güvenliği ve etkinliğine ilişkin sistematik inceleme, 2025<br />
2. Fangmeyer ve çalışma arkadaşları, Gece ağız bantlama ve sosyal medya iddialarına ilişkin kapsam incelemesi, 2025<br />
3. Lee ve çalışma arkadaşları, Hafif obstrüktif uyku apnesinde ağız bantlama pilot araştırması, 2022<br />
4. Yang ve çalışma arkadaşları, Obstrüktif uyku apnesinde ağız kapatmanın hava akımına etkisi, 2024<br />
5. Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi, Obstrüktif uyku apnesi tanı ve tedavi bilgileri </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/gece-agiz-bantlama-akimi-masum-olmayabilir-kimler-uzak-durmali</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 20:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9307.jpeg" type="image/jpeg" length="52831"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kolunuzdaki O Küçük Aşı İzi Neden Kaldı? Günümüzde Çoğu Aşı Neden İz Bırakmıyor?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kolunuzdaki-o-kucuk-asi-izi-neden-kaldi-gunumuzde-cogu-asi-neden-iz-birakmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kolunuzdaki-o-kucuk-asi-izi-neden-kaldi-gunumuzde-cogu-asi-neden-iz-birakmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birçok yetişkinin kolunda çocukluktan kalan küçük bir aşı izi var. Bu iz çoğunlukla BCG, bazı kuşaklarda ise çiçek aşısıyla ilişkili. Peki günümüzde çoğu aşı neden kalıcı iz bırakmıyor?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Birçok insanın üst kolunda çocukluğundan beri değişmeden duran küçük, yuvarlak veya hafif çökük bir iz bulunuyor. Kimi zaman birkaç milimetrelik olan bu iz, onlarca yıl önce yapılan bir aşının deride bıraktığı kalıcı işaret olabiliyor.<br />
Peki neden anne-babalarımızın, dedelerimizin veya kendi kuşağımızdaki birçok kişinin kolunda aşı izi bulunurken günümüzde yapılan aşıların büyük bölümü böyle bir iz bırakmıyor?<br />
Yanıt yalnızca iğnenin büyüklüğünde değil. Aşının nasıl uygulandığı, derinin hangi tabakasına verildiği ve uygulama bölgesinde nasıl bir bağışıklık ve doku reaksiyonu oluşturduğu bu farkın temelinde yer alıyor.<br />
Üstelik yaygın düşüncenin aksine geçmişte yapılan bütün aşılar iz bırakmıyordu. Kolumuzdaki karakteristik izlerin başlıca iki tarihsel kaynağı bulunuyor: BCG yani verem aşısı ve özellikle daha eski kuşaklarda çiçek aşısı.<br />
Koldaki aşı izi çoğunlukla hangi aşıdan kalıyor?<br />
Türkiye'de daha genç kuşaklarda üst koldaki tipik küçük aşı izinin en önemli olası nedeni BCG aşısı.<br />
BCG, tüberküloza karşı kullanılan canlı zayıflatılmış bir aşı. Birçok rutin aşıdan farklı olarak kas içine değil, deri içine yani intradermal olarak uygulanıyor.<br />
Uygulamadan sonra aşının yapıldığı bölgede kontrollü bir bağışıklık reaksiyonu gelişebiliyor. Önce küçük bir kabarıklık ortaya çıkıyor. Daha sonra bölgede papül, küçük bir yüzeysel yara ve kabuklanma gelişebiliyor.<br />
Bu bölge haftalar içinde iyileşirken deri yeniden yapılanıyor. İyileşme sonucunda da küçük, yuvarlak veya hafif çökük bir skar, yani yara izi kalabiliyor.<br />
Dolayısıyla yıllar sonra gördüğümüz BCG izi, aşının hâlâ o bölgede bulunduğu anlamına gelmiyor.<br />
Görülen şey, yıllar önce meydana gelen lokal bağışıklık reaksiyonu ve yara iyileşmesinin deride bıraktığı fiziksel iz.<br />
BCG bugün de iz bırakabilir mi?<br />
Evet.<br />
Bu nedenle “eski aşılar iz bırakıyordu, günümüzdeki aşılar bırakmıyor” şeklinde kesin bir ayrım yapmak doğru değil.<br />
BCG Türkiye'de hâlâ rutin olarak uygulanıyor. Sağlık Bakanlığı bilgilerine göre aşı, doğumdan sonra ikinci ayını dolduran bebeklere uygulanıyor.<br />
Bu nedenle bugün aşılanan bir çocukta da ilerleyen aylarda küçük bir BCG izi görülebilir.<br />
Asıl değişiklik, günümüzde kullanılan rutin aşıların büyük bölümünün BCG'den farklı yöntemlerle uygulanması.<br />
BCG izi oluşmadıysa aşı tutmamış mı demektir?<br />
Hayır.<br />
Halk arasında zaman zaman “BCG izi yoksa aşı tutmamıştır” ya da “iz büyükse bağışıklık daha güçlüdür” şeklinde inanışlarla karşılaşılabiliyor.<br />
Ancak bilimsel veriler böyle doğrudan bir ilişki kurulmasını desteklemiyor.<br />
Dünya Sağlık Örgütü, BCG aşısının çoğunlukla uygulama yerinde skar oluşturduğunu ancak aşılananların yaklaşık yüzde 10'unda belirgin bir skar gelişmeyebildiğini bildiriyor.<br />
Ayrıca skar oluşması koruyuculuğun doğrudan göstergesi kabul edilmiyor.<br />
İzin oluşup oluşmamasında kullanılan BCG suşu, aşının uygulama tekniği, kişinin biyolojik özellikleri ve lokal doku reaksiyonu gibi farklı faktörler rol oynayabiliyor.<br />
Bu nedenle:<br />
“İz büyükse bağışıklık güçlüdür”<br />
veya<br />
“İz yoksa aşı etkisizdir”<br />
şeklindeki yorumlar bilimsel olarak doğru kabul edilmiyor.<br />
Daha eski kuşaklardaki yuvarlak iz çiçek aşısından kalmış olabilir<br />
Aşı izinin hikâyesinin ikinci önemli bölümü çiçek hastalığıyla ilgili.<br />
Özellikle daha ileri yaş gruplarında görülen belirgin ve bazen çukur şeklindeki bazı aşı izleri, geçmişte yapılan çiçek aşısından kalmış olabilir.<br />
Ancak yalnızca izin görünümüne bakarak bir kişideki izin kesin olarak BCG'ye veya çiçek aşısına ait olduğunu söylemek her zaman mümkün değil.<br />
Kişinin yaşı, yaşadığı ülke, çocukluk dönemindeki aşılama programı ve izin özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.<br />
Çiçek aşısında iki uçlu iğne neden kullanıldı?<br />
Çiçek aşısı tarih boyunca farklı yöntemlerle uygulandı.<br />
Ancak özellikle hastalığın küresel eradikasyon kampanyası sırasında bifurkasyonlu, yani iki uçlu özel bir iğne yaygın biçimde kullanılmaya başlandı.<br />
Bu iğne 1961 yılında geliştirildi.<br />
İğnenin iki ucu arasında çok küçük miktarda aşı sıvısı tutulabiliyor, ardından deri kısa süre içinde art arda birkaç kez delinerek aşı uygulanabiliyordu.<br />
Bu yöntem önceki uygulamalara göre daha az miktarda aşı kullanılmasını sağlıyor ve kitlesel aşılama kampanyalarında işlemi kolaylaştırıyordu.<br />
Dünya Sağlık Örgütünün küresel çiçek eradikasyonu çalışmalarında bu küçük iki uçlu iğne milyonlarca insanın aşılanmasında önemli bir araç haline geldi.<br />
Çiçek aşısı neden belirgin bir iz bırakıyordu?<br />
Burada asıl neden iğne değil, aşının deride oluşturduğu biyolojik reaksiyondu.<br />
Çiçek aşısında kullanılan vaccinia virüsü uygulama bölgesinde lokal olarak çoğalabiliyordu.<br />
Başarılı bir aşılamadan sonra bölgede karakteristik bir süreç gelişiyordu:<br />
Kabarıklık → vezikül → püstül → kabuk → iyileşme → skar<br />
Kabuk birkaç hafta içerisinde düştüğünde geride çoğu zaman küçük ve çukurumsu bir iz kalıyordu.<br />
Bu nedenle çiçek aşısı, günümüzün birçok rutin aşısından çok daha görünür bir deri reaksiyonu oluşturuyordu.<br />
Aşının başarılı olup olmadığı aşı yerindeki reaksiyondan anlaşılabiliyordu<br />
Çiçek aşısının ilginç özelliklerinden biri de uygulama bölgesinin daha sonra kontrol edilmesiydi.<br />
Aşılamadan yaklaşık 6–8 gün sonra bölgede papül, vezikül, ülser veya kabuklu merkezi bir lezyon gibi beklenen lokal reaksiyonların gelişmesi, başarılı aşılama yanıtının göstergelerinden biri kabul ediliyordu.<br />
Bu reaksiyon tıp literatüründe “take” olarak adlandırıldı.<br />
Dolayısıyla değerlendirme, yıllar sonra kalan skara bakılarak değil, aşılama sonrasında belirli günlerde ortaya çıkan karakteristik deri reaksiyonunun gözlenmesiyle yapılıyordu.<br />
Bu “take” reaksiyonu iyileştikten sonra ise çoğu kişide ömür boyu görülebilecek küçük bir skar kalabiliyordu.<br />
İki uçlu küçük bir iğne tıp tarihini değiştirdi<br />
Bifurkasyonlu iğnenin hikâyesi tıp tarihinin en dikkat çekici ayrıntılarından biri.<br />
1961'de geliştirilen bu araç, önceki yöntemlere göre daha az miktarda aşı kullanılmasını mümkün kıldı ve uygulaması daha kolaydı.<br />
Dünya Sağlık Örgütü tarafından yürütülen çiçek hastalığını ortadan kaldırma programında yaygın biçimde kullanıldı.<br />
1967'de yoğunlaştırılan küresel eradikasyon programında yalnızca kitlesel aşılama yapılmadı. Hastaların bulunması, temaslıların belirlenmesi, vakaların çevresindeki kişilerin hızla aşılanması ve bulaş zincirlerinin kesilmesi de programın temel parçalarıydı.<br />
Sonunda binlerce yıldır insanlarla birlikte yaşayan bir hastalığın doğal bulaş zinciri kırıldı.<br />
Dünyadaki son doğal çiçek vakası 1977'de görüldü<br />
Çiçek hastalığının bilinen son doğal vakası 1977 yılında Somali'de kaydedildi.<br />
Son doğal vaka, 23 yaşındaki hastane çalışanı Ali Maow Maalin'de görüldü. Maalin daha önce çiçek eradikasyon çalışmalarında aşılayıcı olarak da görev yapmıştı.<br />
Ancak “dünyadaki son çiçek hastalığı vakası 1977'de görüldü” demek tam olarak doğru olmaz.<br />
Çünkü 1978 yılında İngiltere'nin Birmingham kentinde laboratuvar kaynaklı sınırlı çiçek hastalığı vakaları meydana geldi.<br />
Bu nedenle bilimsel olarak doğru ifade:<br />
“Son doğal çiçek hastalığı vakası 1977'de görüldü.”<br />
Dünya Sağlık Örgütü 1980 yılında çiçek hastalığının küresel olarak eradike edildiğini ilan etti.<br />
Çiçek hastalığı, bugüne kadar dünya çapında eradike edilmiş tek insan hastalığı olma özelliğini koruyor.<br />
Bu başarı modern halk sağlığının en büyük dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor.<br />
Çiçek aşısı ortadan kalkınca o karakteristik iz de yeni kuşaklarda azaldı<br />
Çiçek hastalığının ortadan kaldırılmasının ardından genel toplum için rutin çiçek aşılamasına artık ihtiyaç kalmadı.<br />
Bu nedenle daha genç kuşakların kollarında, geçmiş kuşaklarda sık görülen karakteristik çiçek aşısı izine giderek daha az rastlanıyor.<br />
Bu durum zaman zaman “eski insanların hepsinde aşı izi vardı, artık hiç kimsede yok” şeklinde yorumlanıyor.<br />
Ancak burada iki farklı süreç birbirine karıştırılıyor.<br />
Birincisi, rutin çiçek aşılamasının sona ermesi.<br />
İkincisi ise günümüzde kullanılan rutin aşıların büyük bölümünün deride çiçek veya BCG aşısına benzer kalıcı bir reaksiyon oluşturmaması.<br />
Günümüzdeki aşıların çoğu neden kalıcı iz bırakmıyor?<br />
Modern rutin aşıların büyük bölümü kas içine uygulanıyor.<br />
İğne deriyi delse bile oluşan giriş noktası son derece küçük ve kısa sürede iyileşiyor.<br />
Ancak mesele yalnızca iğnenin girdiği derinlik değil.<br />
Kalıcı bir skarın oluşması için deride yeterli düzeyde ve süreyle doku hasarı ve ardından yara iyileşmesi sürecinin gelişmesi gerekiyor.<br />
BCG ve klasik çiçek aşısında uygulama bölgesinde günler veya haftalar sürebilen lokal bir inflamatuvar reaksiyon meydana gelebiliyor.<br />
Günümüzde kullanılan birçok rutin aşıda ise deride:<br />
uzun süreli yara, ülser, belirgin kabuklanma veya doku kaybı oluşması beklenmiyor.<br />
Bu nedenle kalıcı bir yara izi gelişmesi de olağan değil.<br />
Kısacası farkın temelinde üç unsur bulunuyor:<br />
Aşının uygulanma yolu, aşının biyolojik özellikleri ve deride oluşturduğu lokal doku reaksiyonunun niteliği.<br />
İğne deliği kapanıyor ama skar neden yıllarca kalıyor?<br />
Normal bir enjeksiyonda iğnenin oluşturduğu son derece küçük kanal, vücudun doğal iyileşme mekanizmalarıyla kısa sürede kapanıyor.<br />
BCG veya klasik çiçek aşısındaki durum ise yalnızca derinin delinmesinden ibaret değil.<br />
Bölgede bağışıklık hücrelerinin katıldığı daha uzun süreli bir inflamasyon ve ardından doku onarımı gerçekleşebiliyor.<br />
Deri iyileşirken bazı bölgelerde normal dokunun yerini kollajenden zengin bağ dokusu alıyor.<br />
İşte yıllar sonra gördüğümüz skar bu iyileşmenin sonucu.<br />
Dolayısıyla eski aşı izlerinin nedeni “eskiden kullanılan iğnelerin daha kalın olması” değil.<br />
Asıl neden, uygulama tekniğiyle birlikte aşının deride oluşturduğu karakteristik biyolojik reaksiyon.<br />
BCG'nin tarihi de bir asrı geçti<br />
BCG aşısının arkasında Albert Calmette ve Camille Guérin'in yıllar süren çalışmaları bulunuyor.<br />
Araştırmacılar, sığır tüberkülozuna yol açabilen Mycobacterium bovis üzerinde uzun yıllar çalışarak bakterinin hastalık oluşturma gücünü azaltmayı başardı.<br />
BCG ilk kez 1921 yılında insanda kullanıldı.<br />
Aradan bir yüzyıldan fazla zaman geçmesine rağmen aşı dünyanın birçok ülkesinde tüberkülozdan korunma amacıyla kullanılmaya devam ediyor.<br />
Türkiye'de de BCG özellikle çocuklarda tüberküloz menenjiti ve miliyer tüberküloz gibi ağır hastalık tablolarından korunmada önem taşıyor.<br />
Bu nedenle milyonlarca insanın kolundaki birkaç milimetrelik iz, aynı zamanda bir asrı aşan tıp tarihinin günümüzde hâlâ görülebilen fiziksel işaretlerinden biri.<br />
Koldaki aşı izi gerçekten “bağışıklık hafızası” mı?<br />
Burada önemli bir ayrım bulunuyor.<br />
Bağışıklık sisteminin gerçekten hafızası var. Aşılamanın ardından gelişebilen bellek B ve T hücreleri, bağışıklık hafızasının önemli parçalarını oluşturuyor.<br />
Ancak kolumuzda gördüğümüz yara izi bağışıklık hafızasının kendisi değil.<br />
Skar yalnızca geçmişte o bölgede meydana gelen lokal reaksiyon ve doku iyileşmesinin görülebilen sonucu.<br />
Bağışıklık hafızası ise çıplak gözle görülemeyen hücresel ve moleküler mekanizmalarla sürdürülüyor.<br />
Bu nedenle kolumuzdaki birkaç milimetrelik iz için belki de en doğru tanım şu:<br />
Kolumuzdaki aşı izi bağışıklığın kendisi değil, bağışıklama tarihimizin deride bıraktığı imzadır.<br />
KAYNAKLAR<br />
Dünya Sağlık Örgütü. BCG Vaccines: WHO Position Paper. Weekly Epidemiological Record, 2018.<br />
Dünya Sağlık Örgütü. Smallpox.<br />
Dünya Sağlık Örgütü. Smallpox Vaccines ve History of Smallpox Vaccination.<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri. Smallpox Vaccine Administration.<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri. Smallpox Vaccine Take Evaluation.<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri. History of Smallpox.<br />
T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü. Verem Bilgilendirme Rehberi.<br />
Luca S, Mihaescu T. History of BCG Vaccine. Maedica, 2013; 8(1):53-58.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kolunuzdaki-o-kucuk-asi-izi-neden-kaldi-gunumuzde-cogu-asi-neden-iz-birakmiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 20:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/asi-izi-haber-gorseli-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="74118"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nepal’de Türk Rehber Kayıp: Elena Öksüz’den Haber Alınamıyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/nepalde-turk-rehber-kayip-elena-oksuzden-haber-alinamiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/nepalde-turk-rehber-kayip-elena-oksuzden-haber-alinamiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nepal ile Çin’in Tibet Özerk Bölgesi arasındaki sınır hattını vuran sel ve heyelan felaketinin ardından Türk-Rus çifte vatandaşı turist rehberi Elena Öksüz’den 26 Ağustos’tan beri haber alınamıyor. Yerel makamların arama çalışmaları sürerken Türkiye’nin diplomatik temsilcilikleri de süreci takip ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Nepal’de Türk rehber için arama çalışması</p>

<p>Nepal’in kuzeyinde meydana gelen büyük sel ve heyelan felaketinin ardından bölgede bulunan turist rehberi Elena Öksüz’e ulaşılmaya çalışılıyor.</p>

<p>İstanbul Rehberler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Eracun’un verdiği bilgilere göre Öksüz, 26 Ağustos 2026 tarihinde konakladığı otelden ayrıldı. Aynı gün yaşanan afetin ardından kendisiyle yeniden iletişim kurulamadı.</p>

<p>Türk ve Rus vatandaşı olan Öksüz’ün Nepal’e Rus pasaportuyla giriş yaptığı belirtildi. Bu nedenle afet bölgesindeki Türk vatandaşlarının belirlenmesi sırasında isminin ilk aşamada Türk makamlarının kayıtlarına yansımadığı ifade edildi.</p>

<p>Dışişleri Bakanlığı bilgilendirildi</p>

<p>Rus makamlarının 27 Ağustos’ta yaptığı bildirimle Elena Öksüz’e ulaşılamadığı ve kayıp kişiler arasında değerlendirildiği bildirildi.</p>

<p>Bunun üzerine Türkiye’nin Yeni Delhi Büyükelçiliği ile Dışişleri Bakanlığına bilgi verildi. Türk diplomatik temsilciliklerinin yerel makamlar ve ilgili kurumlarla temas hâlinde olduğu kaydedildi.</p>

<p>Öksüz’ün son telefon sinyalinin bulunduğu noktanın belirlenmesine yönelik çalışmaların da devam ettiği aktarıldı. Ailesinden alınan bilgiler ile seyahat güzergâhına ilişkin kayıtların arama ekipleriyle paylaşıldığı belirtildi.</p>

<p>Otelden ayrıldıktan sonra bağlantı kesildi</p>

<p>Edinilen bilgilere göre 48 yaşındaki Elena Öksüz, afetin etkilediği Rasuwa bölgesindeki Rasuwagadhi sınır kapısı yakınlarında bulunuyordu. Bir turist grubuna eşlik eden Öksüz’ün 26 Ağustos’ta otelden ayrılmasının ardından kendisinden haber alınamadı.</p>

<p>Öksüz’ün birlikte seyahat ettiği gruptaki bazı kişilerin de kayıp listelerinde bulunduğuna ilişkin bildirimler yapıldı. Ancak grubun son konumu ve üyelerinin mevcut durumuna dair bütün ayrıntılar henüz resmî olarak kesinleşmedi.</p>

<p>Nepal’de arama ve kurtarma çalışmaları sürüyor</p>

<p>Nepal ile Tibet arasındaki sınır bölgesinde 26 Ağustos’ta meydana gelen afet; yerleşim yerleri, yollar, köprüler ve hidroelektrik tesislerinde ağır hasara yol açtı. Çok sayıda yabancı turistin de aralarında bulunduğu binlerce kişiye ulaşılmaya çalışılıyor.</p>

<p>Afetin bilançosuna ilişkin rakamlar arama çalışmalarındaki yeni tespitlere bağlı olarak değişiyor. Bölgedeki yoğun çamur tabakası, bozulan ulaşım altyapısı, yağış ve görüş mesafesindeki düşüş ekiplerin çalışmalarını güçleştiriyor.</p>

<p>Türkiye Dışişleri Bakanlığı, felaketin yaşandığı 26 Ağustos’ta yayımladığı ilk açıklamada o aşamada Türk vatandaşlarının afetten etkilendiğine ilişkin bilgi bulunmadığını duyurmuştu. Öksüz’ün Rus pasaportuyla seyahat ettiğinin anlaşılması üzerine durumun daha sonra ilgili makamlara bildirildiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>6 Şubat depremlerinde gönüllü destek vermişti</p>

<p>Elena Öksüz’ün 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Adıyaman’a giderek yabancı arama ve kurtarma ekiplerine gönüllü tercümanlık yaptığı öğrenildi.</p>

<p>Meslektaşları, bu kez kendisi afet bölgesinde kayıp olan Öksüz’e sağ salim ulaşılmasını bekliyor. Rehberlik meslek örgütleri de yetkili kurumlarla temaslarını sürdürerek doğrulanmış bilgilerin paylaşılması çağrısında bulundu.</p>

<p>Yetkililer, Elena Öksüz’ün bulunduğuna ilişkin henüz doğrulanmış bir açıklama yapmadı. Arama ve diplomatik takip çalışmaları devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/nepalde-turk-rehber-kayip-elena-oksuzden-haber-alinamiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 20:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9306.jpeg" type="image/jpeg" length="89560"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’dan Deniz Gül İçin 12 Milyon Euroluk Teklif]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-deniz-gul-icin-12-milyon-euroluk-teklif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-deniz-gul-icin-12-milyon-euroluk-teklif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın, Porto forması giyen milli santrfor Deniz Gül için 12 milyon euroluk bonservis teklifinde bulunduğu ileri sürüldü. Genç futbolcunun sarı-kırmızılı kulübün teklifine olumlu yaklaştığı, kulüpler arasındaki pazarlığın sürdüğü belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’dan hücum hattına yerli takviyesi</p>

<p>Yeni sezon kadrosunu güçlendirmek için transfer çalışmalarını sürdüren Galatasaray, hücum hattı için Deniz Gül’ü gündemine aldı.</p>

<p>Transfer gazetecisi Fabrizio Romano’ya dayandırılan habere göre sarı-kırmızılı yönetim, 22 yaşındaki santrfor için Porto’ya 12 milyon euroluk bonservis teklifi sundu. Taraflar arasındaki görüşmelerde ilerleme sağlandığı öne sürüldü.</p>

<p>Deniz Gül’den Galatasaray’a olumlu yanıt</p>

<p>Haberde Deniz Gül’ün Galatasaray’da forma giymeye sıcak baktığı ve sarı-kırmızılı kulübün teklifine olumlu cevap verdiği aktarıldı. Transferin tamamlanabilmesi için Galatasaray ile Porto’nun bonservis bedeli ve ödeme planı üzerinde anlaşması gerekiyor.</p>

<p>Portekiz ekibinin genç futbolcu için daha yüksek bir gelir hedeflediği yönünde farklı haberler de bulunuyor. Bu nedenle 12 milyon euroluk teklifin bonuslar veya sonraki satıştan pay gibi maddelerle güçlendirilip güçlendirilmeyeceği merak ediliyor.</p>

<p>Yerli oyuncu planlamasında önemli avantaj</p>

<p>Santrfor bölgesinde görev yapan Deniz Gül’ün transferi, Galatasaray’a yalnızca hücum rotasyonu bakımından değil, yerli oyuncu planlamasında da önemli bir avantaj sağlayabilir.</p>

<p>A Milli Takım tercihini Türkiye’den yana kullanan genç oyuncu; güçlü fiziği, hava toplarındaki etkinliği ve ceza sahası içerisindeki bitiriciliğiyle öne çıkıyor. Deniz Gül’ün Victor Osimhen’i yedekleyebilecek ve farklı karşılaşmalarda onunla birlikte oynayabilecek bir seçenek olarak değerlendirildiği belirtiliyor.</p>

<p>Porto ile sözleşmesi 2029’a kadar</p>

<p>2 Temmuz 2004’te İsveç’in Stockholm kentinde doğan Deniz Gül, Hammarby altyapısında yetişti. Genç santrfor, 2024 yılında yaklaşık 5 milyon euroluk paket karşılığında Porto’ya transfer oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Portekiz temsilcisiyle 2029 yılına kadar sözleşmesi bulunan Deniz Gül, geçtiğimiz sezon tüm kulvarlarda 40’ın üzerinde karşılaşmada görev aldı; 7 gol ve 2 asistlik katkı verdi.</p>

<p>Galatasaray veya Porto tarafından transfere ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı. Görüşmelerin olumlu sonuçlanması hâlinde genç futbolcunun transfer sürecinin kısa süre içerisinde hız kazanması bekleniyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Fabrizio Romano</li>
 <li>De Marke Sports</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-deniz-gul-icin-12-milyon-euroluk-teklif</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 20:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9303.jpeg" type="image/jpeg" length="79495"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ege Endokrinolojisinin Kurucu İsimlerinden Prof. Dr. Mehmet Tüzün Vefat Etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/ege-endokrinolojisinin-kurucu-isimlerinden-prof-dr-mehmet-tuzun-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/ege-endokrinolojisinin-kurucu-isimlerinden-prof-dr-mehmet-tuzun-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Tüzün vefat etti. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği, uzun yıllar bilim dalı başkanlığı da yapan Tüzün için taziye mesajı yayımladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Tüzün Vefat Etti</p>

<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalının emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mehmet Tüzün hayatını kaybetti.</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Tüzün’ün vefatı, üyesi olduğu Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği tarafından 29 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan taziye mesajıyla duyuruldu.</p>

<p>İç hastalıkları ile endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları alanlarında uzun yıllar görev yapan Tüzün, Ege Üniversitesi bünyesindeki akademik ve klinik çalışmalarının yanı sıra hekimlerin eğitimine yönelik bilimsel faaliyetlerde de yer aldı.</p>

<p>Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneğinden Taziye Mesajı</p>

<p>Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği, Prof. Dr. Mehmet Tüzün’ün fotoğrafının da yer aldığı duyuruda, emekli öğretim üyesinin vefatından duyulan üzüntüyü paylaştı.</p>

<p>“Derneğimiz üyelerinden, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı emekli öğretim üyesi Sayın Prof. Dr. Mehmet Tüzün’ün vefatını üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz. Değerli üyemize Allah’tan rahmet, camiamıza ve yakınlarına başsağlığı ve sabır dileriz.”</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Tüzün Kimdi?</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Tüzün, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde iç hastalıkları, endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları alanlarında görev yapan akademisyen ve hekimdi.</p>

<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinin resmî tarihçesine göre Tüzün; Prof. Dr. Taylan Kabalak ve Prof. Dr. Candeğer Yılmaz ile birlikte Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalının kuruluş kadrosunda yer aldı. Bilim dalı, 13 Eylül 1988 tarihinde oluşturuldu.</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Tüzün’ün akademik bilgi kartı</p>

<ul>
 <li>Uzmanlık alanı: İç Hastalıkları, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları</li>
 <li>Görev yaptığı kurum: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi</li>
 <li>Akademik görevi: Öğretim üyesi</li>
 <li>İdari görevi: Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanlığı</li>
 <li>Bilim dalı başkanlığı dönemleri: 1991–1993, 1996–1999, 2001–2004 ve 2004–2008</li>
 <li>Emeklilik tarihi: 10 Şubat 2008</li>
 <li>Meslek kuruluşu: Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği</li>
</ul>

<p>Tüzün, Ege Üniversitesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanlığı görevini farklı dönemlerde üstlendi. Kurumsal kayıtlara göre bilim dalı başkanlığını 1991–1993, 1996–1999, 2001–2004 ve 2004–2008 yıllarında yürüttü.</p>

<p>Diyabet ve Endokrinoloji Alanındaki Çalışmaları</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Tüzün’ün akademik çalışmalarında diyabet, obezite, insülin direnci, glukoz metabolizması ve diyabetin yol açtığı sağlık sorunları öne çıktı. Bilimsel dergilerde yayımlanan çalışmalarda araştırmacı ve yazar olarak yer aldı.</p>

<p>Tüzün ayrıca hekimlerin mesleki eğitimine yönelik düzenlenen Ege Diyabet Günleri’nin bilimsel faaliyetlerine katkı sundu. Emekliliğinin ardından da kursların onursal başkanları arasında yer aldı.</p>

<p>Endokrinoloji alanında başvuru kaynağı olarak hazırlanan “Endokrinoloji El Kitabı”nın yazar ve editörleri arasında bulunan Tüzün, diyabetik ayak ve diyabet tedavisi gibi konulardaki mesleki yayınlara da katkıda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Endokrinoloji Camiasında Üzüntü</p>

<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde akademik ve idari sorumluluklar üstlenen Prof. Dr. Mehmet Tüzün’ün vefatı, endokrinoloji camiasında üzüntüyle karşılandı. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği, Tüzün’ün ailesi, yakınları ve meslektaşlarına başsağlığı dileklerini iletti.</p>

<p>Cenaze töreninin tarihi, saati ve defin yerine ilişkin doğrulanmış bir program bulunmadığından haberde bu bilgilere yer verilmedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/ege-endokrinolojisinin-kurucu-isimlerinden-prof-dr-mehmet-tuzun-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 20:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9301.jpeg" type="image/jpeg" length="43635"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yürüyüş Programına Başlamadan Önce Ayakkabıdan Rotaya 10 Öneri]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/yuruyus-programina-baslamadan-once-ayakkabidan-rotaya-10-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/yuruyus-programina-baslamadan-once-ayakkabidan-rotaya-10-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yürüyüşe başlamak için uzun mesafeler veya yüksek tempo gerekmiyor. Günde 10 dakikayla başlayıp süreyi kademeli artırmak, hareketi güvenli ve sürdürülebilir bir alışkanlığa dönüştürebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yürüyüşe Başlamanın En Kolay Yolu: Dört Haftalık Başlangıç Programı</p>

<p>Yürüyüşe yeni başlayanlar, rahat bir tempoda 10 dakikalık kısa yürüyüşlerle başlayabilir. Vücut uyum sağladıkça süreyi ve tempoyu kademeli artırmak, zorlanmayı azaltırken düzenli hareket alışkanlığının yerleşmesine yardımcı olur.</p>

<p>Yetişkinler için uzun vadeli hedef, haftaya yayılan 150–300 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivitedir. Ancak bu miktara ilk günden ulaşmak gerekmez; kısa yürüyüşler de toplam hareket süresine katkı sağlar.</p>

<p>Yürüyüşe başlamadan önce sağlık kontrolü gerekir mi?</p>

<p>Yürüyüş çoğu yetişkin için erişilebilir ve düşük riskli bir egzersizdir. Yine de kalp-damar veya akciğer hastalığı, kontrolsüz tansiyon, denge problemi, ciddi eklem yakınması ya da uzun süredir devam eden hareketsizlik varsa program öncesinde hekime danışılması uygun olur.</p>

<p>Göğüste ağrı veya baskı, olağan dışı nefes darlığı, bayılacak gibi olma, belirgin çarpıntı ya da şiddetli ağrı gelişirse yürüyüş bırakılmalı ve tıbbi değerlendirme alınmalıdır.</p>

<p>İlk hafta: Alışkanlık oluşturmaya odaklanın</p>

<p>İlk hafta haftanın üç veya dört günü, rahat tempoda 10 dakika yürüyün. Bu aşamadaki amaç hız veya mesafeden çok, belirlenen günlerde dışarı çıkma alışkanlığı kazanmaktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlk birkaç dakika yavaş yürüyerek ısının. Yürüyüşün sonunda hızınızı yeniden azaltarak vücudunuzun dinlenme durumuna kademeli dönmesini sağlayın.</p>

<p>İkinci hafta: Süreyi yavaşça artırın</p>

<p>İkinci hafta yürüyüş süresini 15 dakikaya çıkarabilirsiniz. Önceki haftada belirgin ağrı veya aşırı yorgunluk yaşadıysanız süreyi artırmak yerine aynı programı birkaç gün daha sürdürün.</p>

<p>Haftalık artışların küçük tutulması kasların, eklemlerin ve kalp-damar sisteminin yeni hareket düzeyine uyum sağlamasına fırsat verir. Her yürüyüşün yoğun olması gerekmez.</p>

<p>Üçüncü hafta: Tempolu bölümler ekleyin</p>

<p>Üçüncü hafta toplam süreyi 20 dakikaya yükseltin. Beş dakikalık rahat yürüyüşün ardından bir dakika daha hızlı, iki dakika daha yavaş yürüyerek birkaç tekrar yapabilirsiniz.</p>

<p>Orta yoğunlukta yürüyüş sırasında nefes ve kalp atışı hızlanır; ancak kişi kısa cümlelerle konuşmayı sürdürebilir. Konuşamayacak kadar nefessiz kalmak, başlangıç düzeyi için temponun fazla olabileceğini gösterir.</p>

<p>Dördüncü hafta: Haftalık düzeninizi kurun</p>

<p>Dördüncü haftada 25–30 dakikalık yürüyüşleri haftanın en az beş gününe yaymayı hedefleyebilirsiniz. Bu seviyeye henüz hazır değilseniz 15 veya 20 dakikada kalmak başarısızlık değildir.</p>

<p>Günlük zamanınız sınırlıysa yürüyüşü iki ya da üç kısa bölüme ayırabilirsiniz. Sabah 10, öğlen 10 ve akşam 10 dakikalık hareket de günlük toplam süreye eklenir.</p>

<p>Isınma ve soğuma ihmal edilmemeli</p>

<p>Yürüyüşten önce 5–10 dakika yavaş tempoda hareket etmek, kalp hızının ve solunumun kontrollü biçimde artmasına yardımcı olur. Bitişte de benzer süreyle yavaşlamak ani duruşa bağlı baş dönmesi ve rahatsızlık olasılığını azaltabilir.</p>

<p>Esneme yapılacaksa kaslar ısındıktan sonra uygulanmalı; hareketler ağrı sınırına taşınmamalı ve yaylanarak yapılmamalıdır.</p>

<p>Doğru ayakkabı nasıl seçilir?</p>

<p>Yürüyüş ayakkabısı ayağı sıkıştırmamalı, topuğu desteklemeli ve parmakların hareket etmesine izin vermelidir. Esnemiş, tabanı aşınmış veya ayağı yana yatıran ayakkabılar değiştirilmelidir.</p>

<p>Pamuklu çoraplar teri uzun süre tutabilir. Nemi uzaklaştıran, ayağa uygun çoraplar sürtünme ve su toplaması riskini azaltabilir.</p>

<p>Güvenli rota ve hava koşulları önemli</p>

<p>Mümkünse düz, aydınlatılmış, trafiği az ve zemini düzgün bir rota seçin. Karanlıkta açık renkli veya yansıtıcı kıyafet kullanmak, çevredeki sürücüler tarafından fark edilmeyi kolaylaştırır.</p>

<p>Sıcak havalarda günün serin saatleri tercih edilmeli ve yeterli sıvı alınmalıdır. Soğukta ise tek kalın giysi yerine gerektiğinde çıkarılabilecek katmanlar kullanılabilir.</p>

<p>Ağrı ne zaman normal değildir?</p>

<p>Yeni başlayanlarda hafif kas hassasiyeti görülebilir. Ancak yürüyüş sırasında giderek artan, topallamaya yol açan veya dinlenmeyle geçmeyen ağrı olağan kabul edilmemelidir.</p>

<p>Özellikle eklemde şişlik, kızarıklık, tek bacakta belirgin şişme veya keskin ağrı varsa yürüyüşe ara verilerek sağlık uzmanına başvurulmalıdır.</p>

<p>Hedef yalnızca adım sayısı olmamalı</p>

<p>Herkesin sağlık durumu, yaşı ve başlangıç düzeyi farklıdır; bu nedenle tek bir günlük adım hedefi herkes için zorunlu değildir. Süre, düzenlilik ve kişinin güvenle sürdürebildiği tempo daha kullanışlı ölçüler olabilir.</p>

<p>Telefon veya saatle takip yapmak motivasyonu destekleyebilir ancak cihaz kullanmak şart değildir. Takvime yürüyüş yapılan günleri işaretlemek de ilerlemenin görülmesini sağlar.</p>

<p>Düzenliliği korumanın pratik yolları</p>

<p>Yürüyüşü günün belirli bir saatine yerleştirmek, kıyafetleri önceden hazırlamak ve kötü hava için kapalı alan seçeneği belirlemek devamlılığı kolaylaştırır. Bir yakının eşlik etmesi de yürüyüşün ertelenmesini azaltabilir.</p>

<p>Bir günün kaçırılması programın bozulduğu anlamına gelmez. Ertesi gün iki kat yürümek yerine normal plana dönmek, sakatlanma ve aşırı yorgunluk riskini artırmadan alışkanlığın sürmesini sağlar.</p>

<p>Yürüyüşün sağlık üzerindeki etkileri</p>

<p>Düzenli tempolu yürüyüş kalp, akciğer ve dolaşım sisteminin çalışmasını destekler. Uyku, ruh hali, günlük enerji ve kan şekeri kontrolü üzerinde de olumlu etkiler sağlayabilir.</p>

<p>Yürüyüş, haftalık hareket hedefinin temelini oluşturabilir. Genel sağlık için yetişkinlerin ayrıca büyük kas gruplarını çalıştıran kuvvet egzersizlerini haftada en az iki güne eklemesi önerilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Dünya Sağlık Örgütü Fiziksel Aktivite ve Hareketsiz Davranış Rehberi<br />
2. Amerikan Kalp Derneği Yetişkinlerde Fiziksel Aktivite Önerileri<br />
3. Amerikan Kalp Derneği Isınma ve Soğuma Bilgilendirmesi<br />
4. WebMD Yürüyüş Programına Başlama Rehberi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/yuruyus-programina-baslamadan-once-ayakkabidan-rotaya-10-oneri</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 20:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9297.jpeg" type="image/jpeg" length="59634"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vezirköprü’de Kayıp Olarak Aranan Bayram Ölgün Ölü Bulundu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/vezirkoprude-kayip-olarak-aranan-bayram-olgun-olu-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/vezirkoprude-kayip-olarak-aranan-bayram-olgun-olu-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vezirköprü’de kendisinden haber alınamaması üzerine arama çalışması başlatılan 32 yaşındaki Bayram Ölgün’ün cansız bedeni, Vezirsuyu Mesire Alanı’ndaki baraj gölünde bulundu. Kesin ölüm nedeni otopsi sonucunda belirlenecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Samsun’un Vezirköprü ilçesinde kayıp olarak aranan 32 yaşındaki Bayram Ölgün’den acı haber geldi.</p>

<p>Yukarınarlı Mahallesi’nde yaşayan Ölgün’den dün akşam saatlerinden itibaren haber alamayan yakınları, durumu jandarma ekiplerine bildirdi. İhbarın ardından bölgede geniş çaplı arama çalışması başlatıldı.</p>

<p>Ekiplerin yürüttüğü çalışmalar sırasında Ölgün’ün cansız bedeni, Vezirsuyu Mesire Alanı sınırları içerisinde bulunan baraj gölünün Ova Burnu mevkisinde tespit edildi.</p>

<p>Çevredeki vatandaşların da desteğiyle sudan çıkarılan Ölgün için olay yerine 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde 32 yaşındaki gencin yaşamını yitirdiği belirlendi.</p>

<p>Savcılık incelemesinin tamamlanmasının ardından Bayram Ölgün’ün cenazesi Vezirköprü Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Ölgün’ün kesin ölüm nedeninin yapılacak otopsiyle netlik kazanacağı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olayın nasıl meydana geldiğinin belirlenmesi amacıyla başlatılan inceleme sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/vezirkoprude-kayip-olarak-aranan-bayram-olgun-olu-bulundu</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 19:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/genel/adli-tip-1.jpg" type="image/jpeg" length="29967"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Traurige Nachricht aus Deutschland: Arzt Hüseyin Yıldırım verstorben]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/traurige-nachricht-aus-deutschland-arzt-huseyin-yildirim-verstorben</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/traurige-nachricht-aus-deutschland-arzt-huseyin-yildirim-verstorben" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Der aus dem Dorf Kepez bei Kürecik im Landkreis Akçadağ der türkischen Provinz Malatya stammende Arzt Hüseyin Yıldırım ist verstorben. Yıldırım lebte in Hannover. Sein Tod in jungen Jahren löste bei seiner Familie, seinen Angehörigen und Landsleuten große Trauer aus.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Traurige Nachricht aus Deutschland: Arzt Hüseyin Yıldırım verstorben</p>

<p>Der aus Malatya stammende und in Deutschland lebende Arzt Hüseyin Yıldırım ist verstorben. Die Nachricht von seinem frühen Tod hat seine Familie, seine Angehörigen, Freunde und Landsleute tief erschüttert.</p>

<p>Yıldırım stammte aus dem Dorf Kepez bei Kürecik im Landkreis Akçadağ der Provinz Malatya und lebte in Hannover.</p>

<p>Todesnachricht löste große Trauer aus</p>

<p>Die Nachricht über den Tod von Hüseyin Yıldırım verbreitete sich innerhalb kurzer Zeit unter seinen Angehörigen und in der Gemeinschaft der aus Kürecik stammenden Menschen. Zahlreiche Bekannte und Landsleute bekundeten ihr Beileid.</p>

<p>Auch über einen lokalen Social-Media-Account aus Kürecik wurde eine Trauerbotschaft veröffentlicht. Darin wurde bestätigt, dass Yıldırım aus dem Dorf Kepez stammte und in Hannover lebte. Seiner Familie, seinen Angehörigen und allen Menschen, die ihm nahestanden, wurde Beileid ausgesprochen.</p>

<p>Wer war Hüseyin Yıldırım?</p>

<p>Hüseyin Yıldırım stammte aus Kepez, einem Dorf bei Kürecik im Landkreis Akçadağ. Er hatte seinen Lebensmittelpunkt in der niedersächsischen Landeshauptstadt Hannover und war als Arzt tätig.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Zu seinem Alter, seinem medizinischen Fachgebiet, seiner Ausbildung und der Gesundheitseinrichtung, in der er arbeitete, liegen bislang keine bestätigten Angaben vor.</p>

<p>Angaben zur Beisetzung stehen noch aus</p>

<p>Einzelheiten zur Trauerfeier und Beisetzung wurden bislang nicht öffentlich bekannt gegeben. Weitere Informationen werden voraussichtlich zu einem späteren Zeitpunkt von seiner Familie oder seinen Angehörigen mitgeteilt.</p>

<p>Wir sprechen der Familie, den Angehörigen, Kolleginnen und Kollegen sowie allen Menschen, die Hüseyin Yıldırım kannten und schätzten, unser tief empfundenes Beileid aus.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/traurige-nachricht-aus-deutschland-arzt-huseyin-yildirim-verstorben</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 19:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9295.jpeg" type="image/jpeg" length="15374"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Almanya’dan Gelen Acı Haber: Doktor Hüseyin Yıldırım Vefat Etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/almanyadan-gelen-aci-haber-doktor-huseyin-yildirim-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/almanyadan-gelen-aci-haber-doktor-huseyin-yildirim-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Kürecik Kepez köyünden olan ve yaşamını Almanya’nın Hannover kentinde sürdüren Doktor Hüseyin Yıldırım hayatını kaybetti. Genç hekimin vefatı ailesini, yakınlarını, hemşehrilerini ve sevenlerini yasa boğdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Almanya’da Yaşayan Doktor Hüseyin Yıldırım Vefat Etti</p>

<p>Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Kürecik Kepez köyü nüfusuna kayıtlı Doktor Hüseyin Yıldırım’dan acı haber geldi. Almanya’nın Hannover kentinde yaşayan Yıldırım’ın genç yaşta hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Vefat haberi büyük üzüntü yarattı</p>

<p>Doktor Hüseyin Yıldırım’ın vefatı başta ailesi ve yakınları olmak üzere Almanya’daki dostları, meslek çevresi ve Malatya’daki hemşehrileri arasında derin üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Kürecik’e ait yerel sosyal medya hesabından yayımlanan taziye mesajında da Yıldırım’ın Kürecik Kepez köyünden olduğu ve Hannover’de yaşadığı belirtildi. Mesajda ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dilekleri iletildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doktor Hüseyin Yıldırım kimdi?</p>

<p>Hüseyin Yıldırım’ın Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Kürecik Kepez köyünden olduğu ve Almanya’nın Hannover kentinde yaşadığı biliniyor.</p>

<p>Hekimlik mesleğini sürdüren Yıldırım’ın uzmanlık alanı, görev yaptığı sağlık kuruluşu ve eğitim hayatına ilişkin ayrıntılı bir açıklama yapılmadı. Aynı şekilde yaşı ve vefat nedenine ilişkin de doğrulanmış bir bilgi paylaşılmadı.</p>

<p>Cenaze programı henüz açıklanmadı</p>

<p>Doktor Hüseyin Yıldırım’ın cenaze töreninin nerede ve ne zaman düzenleneceğine ilişkin henüz kamuoyuna yansıyan doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor. Cenaze programının ailesi ve yakınları tarafından daha sonra paylaşılması bekleniyor.</p>

<p>Genç yaşta hayata veda eden Doktor Hüseyin Yıldırım’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, meslektaşlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/almanyadan-gelen-aci-haber-doktor-huseyin-yildirim-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 19:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9294.jpeg" type="image/jpeg" length="26331"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilasyon Merkezinde Gizli Kamera İddiası: 14 Bin Video Tespit Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/epilasyon-merkezinde-gizli-kamera-iddiasi-14-bin-video-tespit-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/epilasyon-merkezinde-gizli-kamera-iddiasi-14-bin-video-tespit-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Bakırköy’deki bir güzellik ve epilasyon merkezinde müşterilerin işlemler sırasında gizlice kaydedildiği ve görüntülerin ücret karşılığında yayımlandığı iddiasıyla başlatılan soruşturmada, gizli kamera düzeneği bulunan yedi cihaz ile çok sayıda dijital materyal ele geçirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yaklaşık 14 bin videonun yayımlandığı belirlenirken gözaltına alınan iş yeri sahibi ile sistemi kurduğu öne sürülen şüpheli tutuklandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Müşterilerin şikâyeti üzerine soruşturma başlatıldı</p>

<p>İstanbul’un Bakırköy ilçesinde faaliyet gösteren bir güzellik ve epilasyon merkezine yönelik mahremiyet soruşturmasında dikkat çeken bulgulara ulaşıldı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre dört müşteri, merkezde işlem yaptırdıkları sırada görüntülerinin bilgileri ve rızaları dışında kaydedildiğini, daha sonra sosyal medya platformlarında ücret karşılığında yayımlandığını belirterek şikâyetçi oldu.</p>

<p>Şikâyetler üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. Başsavcılığın talimatıyla Bakırköy İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri iş yerinde arama yaptı.</p>

<p>Cihazlara gizli kamera yerleştirildiği belirlendi</p>

<p>Aramada, içerisinde aktif gizli kamera düzeneği bulunduğu bildirilen bir cihaz ile sökülmüş durumdaki altı cihaz ele geçirildi. Çok sayıda dijital materyal ve kayıt ekipmanı da incelemeye alınmak üzere muhafaza altına alındı.</p>

<p>İlk incelemelerde söz konusu düzeneklerin, müşterilerin işlem gördüğü alanları kaydetmek amacıyla kullanıldığı değerlendirildi. Dijital materyallerin ayrıntılı incelemesi için bilirkişi ve kriminal çalışmaların sürdüğü bildirildi.</p>

<p>Yaklaşık 14 bin video tespit edildi</p>

<p>Ele geçirilen dijital veriler üzerinde yapılan ilk incelemede yaklaşık 14 bin video kaydının bir çevrim içi platform üzerinden yayımlandığı belirlendi.</p>

<p>Kayıtların Telegram ve X üzerindeki hesaplar aracılığıyla ücret karşılığında izletildiği iddiası da soruşturma dosyasına girdi. Görüntülerin kimlere ulaştırıldığı, kaç kişinin kaydedildiği ve paylaşımlardan ne kadar gelir elde edildiği teknik incelemeyle araştırılıyor.</p>

<p>Yetkililer, görüntülerin daha fazla yayılmasını engellemek ve kayıtların bulunduğu hesapları belirlemek amacıyla dijital izleri incelemeye aldı.</p>

<p>İki şüpheli tutuklandı</p>

<p>Soruşturma kapsamında iş yeri sahibi ile kamera ve kayıt sistemini kurduğu öne sürülen şüpheli gözaltına alındı.</p>

<p>Emniyetteki işlemlerinin ardından Bakırköy Adalet Sarayı’na sevk edilen iki şüpheli; “özel hayatın gizliliğini ihlal”, “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme” ve “müstehcenlik” suçlamaları kapsamında çıkarıldıkları hâkimlikçe tutuklandı.</p>

<p>Soruşturmanın, görüntülerin yayımlanmasına veya satışına aracılık ettiği değerlendirilen diğer kişilerin belirlenmesi yönünde sürdüğü öğrenildi.</p>

<p>Görüntülerin yeniden paylaşılması da hak ihlali oluşturabilir</p>

<p>Soruşturmaya konu görüntülerin sosyal medyada yeniden yayımlanması veya üçüncü kişilere gönderilmesi, mağdurların özel hayatını yeniden ihlal edebileceği gibi ayrıca hukuki ve cezai sorumluluk doğurabilir.</p>

<p>Bu nedenle görüntülere ulaştığını belirten kişilerin kayıtları indirmemesi, çoğaltmaması ve paylaşmaması; bağlantı ve hesap bilgilerini doğrudan emniyet ya da savcılık makamlarına bildirmesi önem taşıyor.</p>

<p>Mağdur olduğunu düşünen kişilerin de kanıtları kamuya açık biçimde paylaşmadan savcılığa veya kolluk birimlerine başvurabileceği belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/epilasyon-merkezinde-gizli-kamera-iddiasi-14-bin-video-tespit-edildi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 19:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-8915-2.jpeg" type="image/jpeg" length="27892"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gümüşhane’yi Yasa Boğan Ölüm: Enes Tunç’a Acı Veda]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/gumushaneyi-yasa-bogan-olum-enes-tunca-aci-veda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/gumushaneyi-yasa-bogan-olum-enes-tunca-aci-veda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gümüşhane-Bayburt Havalimanı inşaatında yaklaşık 12 metre yükseklikten düşerek ağır yaralanan 23 yaşındaki Enes Tunç, tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Tunç’un cenazesi, memleketi Gümüşhane’nin Köse ilçesinde toprağa verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gümüşhane-Bayburt Havalimanı inşaatında meydana gelen iş kazası, genç bir işçinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, inşaatta çalıştığı sırada yaklaşık 12 metre yükseklikten düşen Enes Tunç ağır yaralandı. Olayın ardından hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınan Tunç, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Salyazı köyünde son yolculuğuna uğurlandı</p>

<p>Enes Tunç için memleketi Gümüşhane’nin Köse ilçesine bağlı Salyazı köyünde cenaze töreni düzenlendi. Cuma namazının ardından köy camisinde kılınan cenaze namazı sonrası Tunç’un naaşı, dualar eşliğinde Salyazı Köyü Mezarlığı’nda defnedildi.</p>

<p>Cenaze törenine Gümüşhane Valisi Cevdet Atay, milletvekilleri Celalettin Köse ve Musa Küçük, Gümüşhane Belediye Başkanı Vedat Soner Başer, Köse Belediye Başkanı Turgay Kesler, Köse Kaymakamı İbrahim Pelit, siyasi parti temsilcileri, Tunç’un yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>

<p>Henüz 23 yaşındayken yaşamını yitiren Enes Tunç’un ölümü, ailesi ve yakınlarının yanı sıra Salyazı köyünde büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>İş kazasına ilişkin incelemenin sürdüğü öğrenildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/gumushaneyi-yasa-bogan-olum-enes-tunca-aci-veda</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 19:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9292.jpeg" type="image/jpeg" length="82320"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe’nin Gustavo Puerta Transferinde Rakipten Çarpıcı Açıklama]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcenin-gustavo-puerta-transferinde-rakipten-carpici-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcenin-gustavo-puerta-transferinde-rakipten-carpici-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’nin orta saha transferi için gündemine aldığı Gustavo Puerta konusunda dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Olympiakos Başkanı Evangelos Marinakis, oyuncu için gerekli mali şartları yerine getirdiklerini ancak Kolombiyalı futbolcunun Benfica’ya gitmek istediğini açıkladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fenerbahçe’nin transfer gündeminde yer alan Gustavo Puerta için Avrupa’dan dikkat çekici bir açıklama geldi.</p>

<p>Olympiakos Başkanı Evangelos Marinakis, Racing Santander forması giyen Kolombiyalı orta saha için kulübünün ciddi bir girişimde bulunduğunu ancak oyuncunun tercihinin Benfica’dan yana olduğunu söyledi.</p>

<p>Marinakis’in açıklaması, Puerta transferinde Fenerbahçe açısından da önemli bir sinyal olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Marinakis: Bedeli ödedik ama Benfica’yı istiyor</p>

<p>Yunanistan’da SPORT24 tarafından aktarılan açıklamaya göre Olympiakos, Gustavo Puerta için yaklaşık 16 milyon euroluk serbest kalma bedelini karşılamaya hazır hale geldi.</p>

<p>Ancak Marinakis, oyuncunun buna rağmen Benfica’ya gitmek istediğini belirtti.</p>

<p>Bu açıklama, Puerta’nın transfer sürecinde yalnızca kulüpler arasındaki mali pazarlığın değil, oyuncunun tercihinin de belirleyici olduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Fenerbahçe de oyuncuyu takip ediyor</p>

<p>Fenerbahçe’nin de son günlerde Puerta’nın şartlarını araştırdığı ve orta saha transferinde Kolombiyalı futbolcuyu alternatiflerden biri olarak değerlendirdiği belirtiliyordu.</p>

<p>Türkiye’de çıkan bazı haberlerde sarı-lacivertlilerin oyuncu için yüksek bir bonservis rakamına çıkabileceği ileri sürülmüştü.</p>

<p>Ancak Olympiakos cephesinden gelen son açıklama, transfer yarışında Benfica’nın oyuncu tercihinde öne çıktığını gösteriyor.</p>

<p>Benfica avantajlı konumda</p>

<p>Puerta’nın Benfica’ya gitmek istemesi, Portekiz ekibini transfer yarışında önemli ölçüde avantajlı hale getiriyor.</p>

<p>Bununla birlikte transfer henüz resmiyet kazanmış değil. Benfica’nın Racing Santander ile anlaşma sağlayıp sağlamadığı ve oyuncunun sözleşme şartlarının netleşip netleşmediği konusunda resmi bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle Fenerbahçe açısından dosyanın tamamen kapandığını söylemek için erken.</p>

<p>Fenerbahçe’nin kararı belirleyici olacak</p>

<p>Sarı-lacivertlilerin Puerta için resmi teklif aşamasına geçip geçmeyeceği önümüzdeki günlerde netleşebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Oyuncunun Benfica tercihi değişmezse Fenerbahçe’nin orta saha transferinde listedeki diğer adaylara yönelmesi beklenebilir.</p>

<p>Transfer döneminin son bölümünde kulüplerin kadro planlamalarında hızlı değişiklikler yaşanabilmesi nedeniyle Puerta dosyası da yakından takip edilmeye devam ediyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>SPORT24</li>
 <li>Evangelos Marinakis</li>
 <li>A Bola</li>
 <li>Renascença</li>
 <li>Portekiz spor basını</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcenin-gustavo-puerta-transferinde-rakipten-carpici-aciklama</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 18:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9288.jpeg" type="image/jpeg" length="93041"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sürmene’de Aracın Çarptığı Fatma Yazıcı Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/surmenede-aracin-carptigi-fatma-yazici-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/surmenede-aracin-carptigi-fatma-yazici-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Sürmene ilçesinde sabah saatlerinde meydana gelen trafik kazasında, aracın çarptığı Fatma Yazıcı (52) olay yerinde yaşamını yitirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kaza, Sürmene’de BETA Çay yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre seyir hâlindeki bir araç, yol üzerinde bulunan Fatma Yazıcı’ya çarptı. İhbar üzerine bölgeye sağlık ve güvenlik ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde Yazıcı’nın olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Köprübaşı ilçesine bağlı Beşköy Küçükdoğanlı Mahallesi’nden olduğu öğrenilen Fatma Yazıcı’nın cenazesi, gerekli incelemelerin ardından Sürmene Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Güvenlik ekipleri kazanın meydana geliş nedeninin belirlenmesi amacıyla inceleme başlattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/surmenede-aracin-carptigi-fatma-yazici-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 18:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9286.jpeg" type="image/jpeg" length="43518"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Boston’daki Ünlü Eter Gösterisinden 42 Yıl Önce: Japonya’da Genel Anesteziyle Ameliyat Yapıldı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/bostondaki-unlu-eter-gosterisinden-42-yil-once-japonyada-genel-anesteziyle-ameliyat-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/bostondaki-unlu-eter-gosterisinden-42-yil-once-japonyada-genel-anesteziyle-ameliyat-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Japon cerrah Hanaoka Seishū, 13 Ekim 1804’te 60 yaşındaki meme kanseri hastası Kan Aiya’yı ağızdan verilen bitkisel anestezik Mafutsusan ile genel anestezi altına alarak meme tümörünü cerrahi olarak çıkardı. Tarihsel kayıtlarla belgelenen girişim, Crawford Long’un eteri cerrahide kullanmasından 38 yıl, Boston’daki ünlü halka açık eter gösterisinden ise 42 yıl önce gerçekleşti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Modern anestezinin tarihi anlatılırken dönüm noktası olarak çoğunlukla 16 Ekim 1846’da Boston’da gerçekleştirilen ünlü eter gösterisi hatırlanıyor.<br />
Ancak bu olaydan 42 yıl önce, Japonya’da bir cerrah hastasını ilaçla bilinçsiz hale getirerek büyük bir ameliyat gerçekleştirmişti.<br />
Cerrahın adı Hanaoka Seishū idi.<br />
13 Ekim 1804’te gerçekleştirilen ameliyatta 60 yaşındaki Kan Aiya’nın meme tümörü, Hanaoka’nın yıllar boyunca geliştirdiği bitkisel bir anestezik kullanılarak çıkarıldı.<br />
Bu girişim bugün genel anestezi altında gerçekleştirildiği güvenilir biçimde belgelenmiş en erken başarılı büyük cerrahi işlemlerden biri kabul ediliyor.<br />
Hasta 60 Yaşındaki Kan Aiya’ydı<br />
Hanaoka’nın hastası Kan Aiya adlı 60 yaşındaki bir kadındı.<br />
Tarihsel tıp çalışmalarında Aiya’nın meme kanseri nedeniyle cerrahi tedaviye alındığı ve ameliyatın 13 Ekim 1804’te gerçekleştirildiği belirtiliyor.<br />
Dönemin şartları düşünüldüğünde böyle bir ameliyat son derece güçtü.<br />
Henüz modern anestezi cihazları, antibiyotikler, güvenli kan transfüzyonu, yoğun bakım üniteleri veya günümüzde kullanılan hasta izleme sistemleri bulunmuyordu.<br />
Cerrahinin en büyük engellerinden biri hastanın yaşayacağı şiddetli ağrıydı.<br />
Hanaoka yıllarını bu soruna çözüm aramaya ayırdı.<br />
Yaklaşık 20 Yıl Anestezik Karışım Üzerinde Çalıştı<br />
Tarihsel araştırmalar, Hanaoka’nın uygun bir anestezik karışım geliştirebilmek için yaklaşık 20 yıl boyunca çalıştığını gösteriyor.<br />
Geliştirdiği karışım günümüzde sıklıkla Tsūsensan adıyla anılsa da Hanaoka’nın kendi vaka kayıtlarında kullanılan adın Mafutsusan olduğu belirlendi.<br />
Daha sonraki tarih çalışmalarında “Tsūsensan” adının zamanla yaygınlaştığı gösterildi.<br />
Bu nedenle tarihsel açıdan en güvenli kullanım:<br />
Mafutsusan, daha sonraki kaynaklarda kullanılan adıyla Tsūsensan.<br />
Karışım Güçlü ve Toksik Bitkiler İçeriyordu<br />
Hanaoka’nın kullandığı ilaç modern anlamda standartlaştırılmış ve güvenliği ayrıntılı biçimde belirlenmiş bir anestezik değildi.<br />
Mafutsusan’ın altı tıbbi bitkiden oluştuğu, temel bileşenleri arasında Datura ve Aconitum türlerinin bulunduğu bildiriliyor.<br />
Bu bitkiler, tropan alkaloidleri ve akonitin gibi güçlü farmakolojik etkileri bulunan maddeler içeriyor.<br />
Yanlış dozlarda ciddi zehirlenme, bilinç bozukluğu, kalp ritim sorunları ve başka toksik etkiler ortaya çıkabiliyor.<br />
Dolayısıyla Hanaoka’nın formülünü bugün:<br />
“Doğal ve güvenli bir bitkisel anestezi”<br />
olarak tanımlamak doğru değil.<br />
Doz standardizasyonunun, hasta izleminin ve toksisite yönetiminin günümüz anestezisiyle karşılaştırılamayacak ölçüde sınırlı olduğu bir yöntemdi.<br />
Anestezik Ağızdan Veriliyordu<br />
Hanaoka’nın yöntemi daha sonra Batı’da yaygınlaşacak eter ve kloroform gibi solunum yoluyla verilen anesteziklerden farklıydı.<br />
Mafutsusan ağızdan veriliyordu.<br />
İlaç hastada cerrahi girişime izin verecek kadar derin bilinç kaybı oluşturuyordu.<br />
Etkinin başlaması günümüzde kullanılan intravenöz anesteziklere kıyasla yavaştı ve etkisi uzun sürebiliyordu.<br />
Bu özellikler yöntemin kontrolünü zorlaştırıyor ve güvenlik risklerini artırıyordu.<br />
Tarihi Ameliyat 13 Ekim 1804’te Yapıldı<br />
Yaklaşık 20 yıllık çalışmaların ardından Hanaoka, 13 Ekim 1804’te Kan Aiya üzerinde geliştirdiği yöntemi kullandı.<br />
Mafutsusan verildikten sonra hasta genel anestezi durumuna getirildi ve meme tümörü cerrahi olarak çıkarıldı.<br />
Hanaoka üzerine yayımlanan tarihsel araştırmalar bu girişimi genel anestezi altında gerçekleştirilmiş ilk başarılı meme kanseri ameliyatı olarak tanımlıyor.<br />
Hanaoka’nın başarısının önemi yalnızca ameliyatın yapılmasında değildi.<br />
Hasta, büyük bir cerrahi girişim sırasında farmakolojik yöntemle bilinçsiz hale getirilmişti.<br />
“Dünyanın İlk Genel Anestezisi” Demek Neden Tartışmalı?<br />
Hanaoka’dan çok daha önce anestezi benzeri uygulamalara ilişkin tarihsel anlatılar bulunuyor.<br />
Çinli hekim Hua Tuo’nun, MS 2. veya 3. yüzyılda “Mafeisan” adı verilen bir karışım kullanarak cerrahi girişimler gerçekleştirdiği aktarılıyor.<br />
Ancak bu yöntemin formülü günümüze ulaşmadı.<br />
Orijinal klinik kayıtların bulunmaması ve anlatıların daha sonraki metinlere dayanması nedeniyle Hua Tuo’nun uygulamalarını modern tarihçilik ölçütleriyle doğrulamak zor.<br />
Hanaoka’nın 1804 ameliyatı ise vaka kayıtları ve tarihsel belgeler sayesinde çok daha açık biçimde izlenebiliyor.<br />
Bu nedenle en güvenli tanımlama:<br />
Genel anestezi altında gerçekleştirildiği güvenilir biçimde belgelenmiş en erken başarılı büyük cerrahi girişimlerden biri.<br />
Boston’daki Eter Gösterisinden 42 Yıl Önceydi<br />
Tarihleri yan yana koymak Hanaoka’nın başarısının zamanını daha iyi gösteriyor.<br />
Hanaoka Seishū’nun ameliyatı 1804’te gerçekleştirildi.<br />
Amerikalı hekim Crawford Williamson Long, eteri cerrahi anestezide 1842’de kullandı.<br />
William T. G. Morton ise Boston’daki ünlü halka açık eter gösterisini 1846’da yaptı.<br />
Buna göre Hanaoka’nın ameliyatı:<br />
Long’un eter kullanımından 38 yıl, Morton’un Boston’daki gösterisinden 42 yıl önceydi.<br />
Bu nedenle “eterden 42 yıl önce” ifadesi teknik olarak doğru değil.<br />
Daha doğru tanım:<br />
“Boston’daki ünlü eter gösterisinden 42 yıl önce.”<br />
Hanaoka’nın Yöntemi Japonya İçinde Yayıldı<br />
Hanaoka’nın çalışmasının tamamen gizli kaldığını düşünmek de doğru değil.<br />
Cerrah, Japonya’nın farklı bölgelerinden gelen çok sayıda öğrenci yetiştirdi.<br />
Öğrencileri aracılığıyla anestezi ve cerrahi teknikleri Japonya içinde yayıldı.<br />
Hanaoka’nın yönteminin uluslararası tıp tarihindeki görünürlüğünün daha sınırlı kalmasında ise dönemin koşulları etkiliydi.<br />
Edo dönemi Japonya’sında dış dünya ile bilimsel iletişim oldukça sınırlıydı. Hanaoka’nın çalışmaları Avrupa ve Amerika’daki büyük tıp yayınlarında yer almadı.<br />
Bu nedenle 1804’teki başarısı Batı’daki hekimlere Morton’un 1846 gösterisi kadar hızlı ulaşmadı.<br />
Eter anestezisinin Batı’da kısa sürede yaygınlaşması, modern anestezi tarihinin anlatısında Boston’daki gösterinin çok daha görünür hale gelmesini sağladı.<br />
Anesteziyi Geliştirirken Ailesi de Deneylere Katıldı<br />
Hanaoka’nın yaşamının en sıra dışı bölümlerinden biri, anestezik formülü geliştirirken insan üzerinde deneyler yapması.<br />
Japon anestezi tarihine ilişkin kaynaklarda annesi ve eşinin de bu deneylere katıldığı aktarılıyor.<br />
Daha sonraki tarihsel anlatılarda eşi Kae’nin, deneylerin ardından görme kaybı yaşadığı belirtiliyor.<br />
Ancak Hanaoka’nın yaşam öyküsüne ilişkin bazı ayrıntıların sonraki biyografiler ve edebî eserlerle iç içe geçtiği biliniyor.<br />
Bu nedenle:<br />
“Hanaoka’nın eşi anestezi deneyi nedeniyle kesin olarak kör oldu.”<br />
demek tarihsel açıdan gereğinden fazla kesin.<br />
Daha güvenli ifade, Kae’nin görme kaybının sonraki tarihsel anlatılarda deneylerle ilişkilendirildiğini belirtmek.<br />
Bu dramatik hikâye daha sonra Japon yazar Sawako Ariyoshi’nin eserine ve sinema uyarlamasına da konu oldu.<br />
Hanaoka Tek Bir Ameliyatla Kalmadı<br />
1804’teki girişim Hanaoka’nın son büyük cerrahi uygulaması değildi.<br />
2004 yılında yayımlanan tarihsel incelemeye göre Hanaoka yaşamı boyunca 156 meme kanseri vakasını ameliyat etti.<br />
Anesteziyi başka cerrahi girişimlerde de kullandı.<br />
Cerrahi araçlar geliştirdi, mevcut aletleri değiştirdi ve öğrenciler yetiştirdi.<br />
Böylece Hanaoka’nın etkisi tek bir tarihî ameliyatın çok ötesine geçti.<br />
Modern Genel Anesteziyle Aynı Değildi<br />
Hanaoka’nın yöntemi tarihsel açıdan genel anestezi niteliği taşısa da günümüzdeki genel anestezi uygulamalarıyla birebir aynı değildi.<br />
Bugün ameliyat sırasında hastanın:<br />
oksijen düzeyi,<br />
kalp ritmi,<br />
kan basıncı,<br />
solunumu,<br />
karbondioksit düzeyi<br />
sürekli takip ediliyor.<br />
Gerekirse solunum cihazlarla destekleniyor ve anestezik ilaçların dozları hassas biçimde ayarlanabiliyor.<br />
Hanaoka’nın döneminde bunların hiçbiri bulunmuyordu.<br />
Bu nedenle Mafutsusan ile oluşturulan anesteziyi modern anestezinin birebir karşılığı değil, tarihsel öncüllerinden biri olarak değerlendirmek daha doğru.<br />
Anestezi Cerrahiyi Nasıl Değiştirdi?<br />
Anesteziden önce cerrahi müdahalelerde hız önemliydi.<br />
Hasta bilinçli olabiliyor ve çok şiddetli ağrı yaşayabiliyordu.<br />
Bu durum uzun ve karmaşık ameliyatların yapılmasını büyük ölçüde sınırlandırıyordu.<br />
Anestezi yalnızca ağrının kontrol edilmesini sağlamadı.<br />
Cerraha daha fazla zaman kazandırdı ve daha karmaşık işlemlerin kontrollü biçimde yapılabilmesinin önünü açtı.<br />
Hanaoka’nın 1804’te gerçekleştirdiği ameliyatın tarihsel değeri de burada ortaya çıkıyor.<br />
Cerrahi ağrının farmakolojik olarak ortadan kaldırılabileceğini gösteren erken ve güçlü örneklerden birini oluşturdu.<br />
Anestezinin Tarihi Tek Bir Ülkeyle Başlamadı<br />
Cerrahi ağrıyı ortadan kaldırma arayışı farklı kültürlerde ve farklı dönemlerde görüldü.<br />
Antik Çin’deki anlatılardan Japonya’daki Hanaoka’ya, 19. yüzyıl Amerika’sındaki eter deneylerinden Avrupa’da anestezinin hızla yaygınlaşmasına kadar süreç birçok farklı katkıyla şekillendi.<br />
Hanaoka Seishū ise bu tarihin en dikkat çekici isimlerinden biri olarak kaldı.<br />
Modern monitörlerin, solunum cihazlarının ve güvenliği standardize edilmiş anesteziklerin bulunmadığı 1804 yılında, yıllarca geliştirdiği farmakolojik yöntemle büyük bir cerrahi girişim gerçekleştirdi.<br />
Bunu da Boston’daki modern anestezi tarihinin simgesi haline gelen eter gösterisinden 42 yıl önce yaptı.<br />
KAYNAKLAR<br />
Japanese Society of Anesthesiologists — Hanaoka Seishū ve Japonya’da anestezi tarihi<br />
Breast Cancer — Seishu Hanaoka and his success in breast cancer surgery under general anesthesia two hundred years ago. 2004. DOI: 10.1007/BF02968037<br />
Journal of Japan Society for Clinical Anesthesia — The Mysterious Life of Seishu Hanaoka: In Commemoration of the 200th Anniversary of the First General Anesthesia by Mafutsu-san. 2005. DOI: 10.2199/jjsca.25.427<br />
Masui — Seishu Hanaoka Did Not Describe His Anesthetic as Tsusensan: A Misunderstanding of the Terms Mafutsusan and Tsusensan. 2015<br />
Massachusetts General Hospital — Ether Day tarihsel kayıtları<br />
Crawford W. Long Museum — Crawford Williamson Long ve 1842 eter anestezisi tarihsel kayıtları</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/bostondaki-unlu-eter-gosterisinden-42-yil-once-japonyada-genel-anesteziyle-ameliyat-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 17:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/hanaoka-1804-1200x750-200kb-1.webp" type="image/jpeg" length="99073"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İlaçta Yeni Dönem: SGK 3 İlacı Geri Ödeme Kapsamına Aldı, Fiyatlandırma Sistemi Değişti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/ilacta-yeni-donem-sgk-3-ilaci-geri-odeme-kapsamina-aldi-fiyatlandirma-sistemi-degisti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/ilacta-yeni-donem-sgk-3-ilaci-geri-odeme-kapsamina-aldi-fiyatlandirma-sistemi-degisti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de ilaç ve sağlık hizmetlerine ilişkin önemli düzenlemeler 29 Ağustos’ta yayımlandı. SGK’nın geri ödeme kapsamına 2 Hemofili B ilacı ile 1 kanser ilacı eklenirken, ayrı bir kararla eczanelerde hazırlanan majistral ilaçlar için ödenen tutarlarda yüzde 40 artış yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>Kemik iliği nakli, bazı hematoloji tedavileri, aile hekimlerinin reçeteleme yetkisi ve izotretinoin reçetelerine ilişkin kurallar da değişirken, Sağlık Bakanlığının ayrı tebliğiyle ilaç fiyatlandırma sistemi yeniden düzenlendi.</h2>

<h2>İlaçta Yeni Dönem: SGK 3 İlacı Geri Ödeme Kapsamına Aldı, Fiyatlandırma Sistemi Değişti</h2>

<p>Türkiye’de ilaç kullanan hastaları, eczaneleri ve sağlık hizmeti sunucularını ilgilendiren bir dizi yeni düzenleme 29 Ağustos 2026 tarihinde yayımlandı.</p>

<p>Düzenlemeler; Sosyal Güvenlik Kurumunun Sağlık Uygulama Tebliği değişikliklerini, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu kararlarını ve Sağlık Bakanlığının beşeri tıbbi ürünlerin fiyatlandırılmasına ilişkin yeni tebliğini kapsıyor.</p>

<p>Aynı gün yayımlanan bu düzenlemeler birbirinden farklı hukuki metinlere dayanıyor. Bu nedenle geri ödeme, reçeteleme, sağlık hizmeti ödemesi ve ilaç fiyatlandırması başlıklarının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<h2>SGK 3 İlacı Daha Geri Ödeme Kapsamına Aldı</h2>

<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın açıkladığı düzenlemeye göre, 2 Hemofili B ilacı ile 1 kanser ilacı SGK’nın geri ödeme kapsamına alındı.</p>

<p>Bakan Işıkhan, söz konusu üç ilaçtan birinin yerli üretim olduğunu da bildirdi.</p>

<p>Böylece belirlenen geri ödeme koşullarını karşılayan hastaların bu tedavilere SGK kapsamında erişebilmesinin önü açıldı.</p>

<p>Ancak bir ilacın geri ödeme listesine alınması, bütün hastaların ilaca otomatik ve koşulsuz biçimde erişebileceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Geri ödeme; ilacın hangi hastalıkta kullanılacağı, hangi uzman tarafından reçete edileceği, sağlık kurulu raporu gerekip gerekmediği ve tedavinin hangi basamağında kullanılabileceği gibi SUT’ta belirlenen şartlara bağlı olabiliyor.</p>

<h2>Majistral İlaçlarda SGK Ödemesi Yüzde 40 Artırıldı</h2>

<p>29 Ağustos’ta ayrıca yayımlanan Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu Kararıyla eczanelerde hazırlanan majistral ilaçlar için SGK tarafından ödenen tutarlarda yüzde 40 artış yapıldı.</p>

<p>Majistral ilaçlar, hastanın özel gereksinimine göre hekim reçetesi doğrultusunda eczanede hazırlanan ilaçları ifade ediyor.</p>

<p>Bu değişiklik özellikle standart hazır ilaçların her hastanın ihtiyacını karşılamadığı bazı tedaviler açısından önem taşıyor.</p>

<p>Majistral ilaçlara ilişkin ödeme artışı, SGK Sağlık Uygulama Tebliği değişikliğinden ayrı bir düzenlemeyle gerçekleştirildi.</p>

<p>Kararda yer alan yüzde 40’lık artışın, düzenlemenin yayımlanmasından 5 iş günü sonra yürürlüğe girmesi öngörülüyor.</p>

<h2>Kemik İliği Naklinde Verici Arama Süreci Yeniden Düzenlendi</h2>

<p>Yeni SUT değişiklikleri hematopoetik kök hücre nakli için uygun verici arama sürecine ilişkin hükümleri de kapsıyor.</p>

<p>Anne, baba, kardeş ve çocuklardan yapılacak HLA doku uyumluluk testlerinde gönüllü onama ilişkin kurallar yeniden düzenlenirken, bu grupta uygun verici bulunamaması halinde diğer akrabaların taranmasına ilişkin koşullar da ayrıntılandırıldı.</p>

<p>Erişkin ve çocuk hastalar için taranabilecek adaylara ilişkin sınırlar farklı biçimde düzenlendi.</p>

<p>Yurt içindeki taramalarda uygun verici bulunamaması veya uygun adayın bağış için gerekli gönüllü onamı vermemesi halinde yurt dışındaki verici kaynaklarının taranmasına başlanmasına ilişkin hükümler de güncellendi.</p>

<p>Bu düzenlemeler, özellikle kök hücre nakli bekleyen hastaların verici arama ve ödeme süreçlerini ilgilendiriyor.</p>

<h2>Lösemi Tedavilerinde Geri Ödeme Koşulları Değişti</h2>

<p>Düzenleme yalnızca yeni ilaçların geri ödeme listesine alınmasıyla sınırlı kalmadı.</p>

<p>Kronik lenfositik lösemi tedavisinde kullanılan bazı ilaçların geri ödeme şartları yeniden düzenlendi.</p>

<p>Özellikle daha önce tedavi almış, hastalığı nükseden veya tedaviye dirençli hale gelen hastalarda bazı ilaçların hangi basamakta kullanılabileceğine ilişkin koşullar güncellendi.</p>

<p>Philadelphia kromozomu pozitif kronik miyeloid lösemili pediatrik hastalara ilişkin bazı geri ödeme hükümlerinde de değişiklik yapıldı.</p>

<p>Bu nedenle SUT değişiklikleri hematoloji ve onkoloji hastalarının tedavi süreçlerini ilgilendiren daha geniş kapsamlı hükümler içeriyor.</p>

<h2>Tiyotepa İçin Geri Ödeme Kuralları Yeniden Düzenlendi</h2>

<p>SUT’ta tiyotepa etkin maddesine ilişkin geri ödeme koşulları da yeniden düzenlendi.</p>

<p>Tiyotepa, belirlenen şartlarda erişkin ve çocuk hematoloji hastalarında allojenik veya otolog hematopoetik progenitör hücre nakli öncesindeki hazırlama rejimlerinde kullanılabilecek.</p>

<p>Bazı solid tümörlerde yüksek doz kemoterapi uygulamalarında da ilgili koşulların karşılanması halinde geri ödeme kapsamına girebilecek.</p>

<p>Tedavinin geri ödenebilmesi için ilgili uzmanlık alanlarından hekimlerin bulunduğu sağlık kurulu raporu ve SUT’ta belirtilen reçeteleme koşullarının yerine getirilmesi gerekiyor.</p>

<h2>Aile Hekimlerinin Reçeteleme Yetkisinde Değişiklik</h2>

<p>Yeni düzenlemeler aile hekimlerinin bazı ilaçları reçeteleme yetkisini de etkiledi.</p>

<p>Romatolojik hastalıkların tedavisinde kullanılan leflunomid, belirlenen uzman hekim raporuna dayanmak koşuluyla aile hekimleri tarafından da reçete edilebilecek.</p>

<p>Bazı romatolojik tedavilerde daha önce kullanılan ilaçlara ilişkin ön koşullarda da değişiklikler yapıldı.</p>

<p>Bu düzenleme, kronik romatolojik hastalıkların uzun dönemli tedavisinde reçeteye erişim sürecini kolaylaştırabilecek.</p>

<h2>Akne İlacında Reçete Kuralı Değişti</h2>

<p>Akne tedavisinde kullanılan izotretinoin için reçeteleme koşullarında da değişikliğe gidildi.</p>

<p>Yeni düzenlemeyle izotretinoinin reçetelenmesi dermatoloji uzman hekimleriyle sınırlandırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İzotretinoin, özellikle gebelikte ciddi riskler taşıyabilen ve yakın tıbbi takip gerektiren bir ilaç olduğundan tedavinin uzman hekim kontrolünde yürütülmesi büyük önem taşıyor.</p>

<p>Hastaların bu ilacı hekim önerisi dışında kullanmaması ve tedavi sürecindeki kontrol planına uyması gerekiyor.</p>

<h2>Nörolojik Hastalarda Enteral Beslenme Rapor Süresi Uzatıldı</h2>

<p>Düzenlemeler kapsamında bazı nörolojik hastalarda kullanılan enteral beslenme ürünlerine ilişkin sağlık kurulu raporlarının geçerlilik süresinde de değişikliğe gidildi.</p>

<p>Söz konusu raporların geçerlilik süresi 6 aydan 1 yıla çıkarıldı.</p>

<p>Böylece uzun süreli beslenme desteğine ihtiyaç duyan hastaların daha sık rapor yenileme zorunluluğunun azaltılması hedefleniyor.</p>

<h2>Çocuk Cerrahisinde Bazı İleri İşlemler İçin Yeni Ödeme Düzenlemesi</h2>

<p>Yeni kararlarla birlikte çocuk cerrahisinde özellikle laparoskopik ve torakoskopik bazı yüksek zorluk dereceli cerrahi işlemler için yeni işlem ve ödeme düzenlemeleri yapıldı.</p>

<p>Bu değişiklik, ilaç geri ödeme sisteminden farklı olarak sağlık hizmetlerinin SGK tarafından finansmanına ilişkin hükümleri ilgilendiriyor.</p>

<p>Böylece bazı ileri çocuk cerrahisi uygulamalarının SUT kapsamındaki işlem ve ödeme yapısı yeniden düzenlenmiş oldu.</p>

<h2>İlaç Fiyatlandırma Sisteminde Ayrı Bir Değişiklik Yapıldı</h2>

<p>29 Ağustos’ta yayımlanan bir diğer önemli düzenleme ise Sağlık Bakanlığının “Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılması Hakkında Tebliği” oldu.</p>

<p>Bu tebliğ SGK’nın geri ödeme kararından ayrı bir düzenleme niteliği taşıyor.</p>

<p>Yeni tebliğ, Türkiye’de beşeri tıbbi ürünlerin satış fiyatlarının nasıl belirleneceğine, referans fiyat sistemine ve fiyat listelerinin hangi takvimle uygulanacağına ilişkin kuralları düzenliyor.</p>

<p>Fiyatlandırmada Fransa, İspanya, İtalya, Portekiz ve Yunanistan referans ülkeler arasında yer alıyor.</p>

<h2>Avro Değişiklikleri Fiyatlara Nasıl Yansıyacak?</h2>

<p>Yeni sistemde dönemsel Avro değerindeki değişikliklerin ürün fiyatlarına ve belirlenen maliyet unsurlarına nasıl yansıtılacağı da düzenlendi.</p>

<p>Dönemsel Avro değerinde değişiklik yapılması halinde, tebliğ kapsamındaki bazı fiyatların firmaların ayrıca yeni fiyat başvurusu yapmasına gerek kalmadan güncellenebilmesine imkân tanınıyor.</p>

<p>Bu düzenleme fiyatlandırma mekanizmasını daha otomatik hale getiriyor.</p>

<p>Ancak bunun bütün ilaçların fiyatının aynı anda veya aynı oranda değişeceği anlamına gelmediği özellikle vurgulanmalı.</p>

<p>Her ürünün fiyatı, tebliğde belirtilen referans fiyat ve hesaplama kurallarına göre belirleniyor.</p>

<h2>İlaç Fiyat Listeleri Her Cuma Açıklanacak</h2>

<p>Yeni sistemin en dikkat çeken uygulamalarından biri fiyat listelerinin ilan takvimi oldu.</p>

<p>İlaç fiyat listelerinin her hafta cuma günü ilan edilmesi ve takip eden ilk salı günü geçerli olması öngörülüyor.</p>

<p>Ancak bu düzenleme, bütün ilaçların fiyatının her hafta değişeceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Haftalık olan unsur fiyat listelerinin açıklanması ve yürürlüğe giriş takvimi.</p>

<p>Bir ilacın fiyatının değişip değişmeyeceği ise fiyatlandırma mevzuatında belirlenen koşullara bağlı olacak.</p>

<h2>Eşdeğer İlaçlarda Kademeli Geçiş Sistemi</h2>

<p>Yeni tebliğ eşdeğer ilaçların fiyatlandırılmasında uygulanacak oranlara ilişkin geçiş sistemi de getiriyor.</p>

<p>İlk eşdeğer ürünlerde uygulanacak yüzde 60’lık fiyatlama oranına geçişin kademeli biçimde yapılması öngörülüyor.</p>

<p>Tebliğe göre ilk yıl yüzde 80, ikinci yıl yüzde 75 ve üçüncü yıl yüzde 70 oranı uygulanacak.</p>

<p>Sonraki süreçte ise düzenlemede belirlenen standart oran ve diğer fiyatlandırma esasları geçerli olacak.</p>

<p>Bu nedenle yüzde 80, yüzde 75 ve yüzde 70 oranlarının bütün eşdeğer ilaçların nihai fiyat oranları olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.</p>

<h2>Uzun Süredir Piyasada Olmayan İlaçlar İçin Yeni Kural</h2>

<p>Tebliğin dikkat çeken maddelerinden biri de uzun süredir Türkiye piyasasında bulunmayan ilaçlarla ilgili.</p>

<p>Üç yıl boyunca Türkiye piyasasında yer almayan ürünlerin her yıl ocak ayında ilan edilmesi öngörülüyor.</p>

<p>Belirlenen süre içerisinde ilgili firmalardan itiraz veya açıklama gelmemesi halinde bu ürünlerin sonraki aşamada fiyat listesinden çıkarılabilmesine yönelik süreç işletilecek.</p>

<p>Bu sistemle, fiyat listelerinde bulunduğu halde uzun süredir piyasaya sunulmayan ürünlerin daha düzenli biçimde takip edilmesi amaçlanıyor.</p>

<h2>Hastalar İçin Ne Değişiyor?</h2>

<p>29 Ağustos düzenlemeleri hastalar açısından birkaç farklı alanı etkiliyor.</p>

<p>Bir tarafta SGK’nın geri ödeme kapsamı genişletiliyor ve bazı ilaçların kullanım koşulları yeniden belirleniyor.</p>

<p>Diğer tarafta kemik iliği nakli, hematoloji ve romatoloji tedavileri ile bazı reçeteleme kuralları değişiyor.</p>

<p>Majistral ilaçlara ilişkin SGK ödemelerinde artış yapılırken bazı sağlık hizmetlerinin ödeme koşulları da güncelleniyor.</p>

<p>İzotretinoin gibi bazı ilaçlarda reçeteleme yetkisi yeniden düzenlenirken, nörolojik hastalarda enteral beslenme ürünlerine ilişkin rapor süresi uzatılıyor.</p>

<p>Bunlardan ayrı olarak Sağlık Bakanlığı, ilaçların satış fiyatlarının belirlenmesine ilişkin sistemi yeniden düzenliyor.</p>

<p>Bu nedenle geri ödeme ile fiyatlandırma kavramlarının birbirinden ayrılması önem taşıyor.</p>

<p>Bir ilacın satış fiyatındaki değişiklik otomatik olarak SGK’nın o ilacı geri ödeme kapsamına aldığı veya geri ödeme şartlarını değiştirdiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Aynı şekilde bir ilacın SGK geri ödeme listesine alınması da ilacın herkese koşulsuz biçimde reçete edilebileceği anlamına gelmiyor.</p>

<h2>Düzenlemeler Ne Zaman Yürürlüğe Giriyor?</h2>

<p>29 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan düzenlemelerde yürürlük tarihleri düzenlemenin türüne ve maddelerine göre farklılık gösterebiliyor.</p>

<p>Majistral ilaçlara ilişkin yüzde 40’lık ödeme artışının yayımdan 5 iş günü sonra yürürlüğe girmesi öngörülürken, diğer hükümlerde ilgili düzenlemede belirtilen yürürlük tarihleri esas alınıyor.</p>

<p>Bu nedenle hastaların kendi tedavilerini ilgilendiren geri ödeme, reçete veya rapor koşullarını değerlendirirken güncel SUT hükümlerini ve ilgili düzenlemenin yürürlük tarihini dikkate almaları gerekiyor.</p>

<p>Hastaların yalnızca haber metinlerine dayanarak ilaçlarını bırakması, değiştirmesi veya yeni bir tedaviye başlaması uygun değil.</p>

<p>Tedavi ve reçete koşulları hastalığa, endikasyona, tedavi basamağına ve hasta özelindeki sağlık raporlarına göre değişebiliyor.</p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<ul>
 <li>
 <p>T.C. Resmî Gazete — 29 Ağustos 2026</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sosyal Güvenlik Kurumu — Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu — 29 Ağustos 2026 tarihli karar</p>
 </li>
 <li>
 <p>T.C. Sağlık Bakanlığı — Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılması Hakkında Tebliğ</p>
 </li>
 <li>
 <p>T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı — 29 Ağustos 2026 tarihli açıklama</p>
 </li>
 <li>
 <p>Türk Eczacıları Birliği — 29 Ağustos 2026 tarihli mevzuat duyuruları</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/ilacta-yeni-donem-sgk-3-ilaci-geri-odeme-kapsamina-aldi-fiyatlandirma-sistemi-degisti</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 17:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/ilacta-yeni-donem-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="26963"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="22267"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="54075"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="35972"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="27643"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="50484"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="42734"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
