<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Fri, 28 Aug 2026 12:00:08 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Düzce Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Senih Mayda Vefat Etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/duzce-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-atilla-senih-mayda-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/duzce-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-atilla-senih-mayda-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Atilla Senih Mayda hayatını kaybetti. Düzce Üniversitesi, Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyesi Mayda’nın vefatını yayımladığı taziye mesajıyla duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Senih Mayda hayatını kaybetti. Vefat haberi, Düzce Üniversitesi Rektörlüğü tarafından 28 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan taziye mesajıyla kamuoyuna duyuruldu.</p>

<p>Üniversitenin akademik kadrosunda uzun yıllardır görev yapan Prof. Dr. Mayda; halk sağlığı, çevre sağlığı, koruyucu sağlık hizmetleri ve toplum sağlığını ilgilendiren farklı alanlardaki çalışmalarıyla biliniyordu.</p>

<p>Düzce Üniversitesi taziye mesajı yayımladı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Düzce Üniversitesi Rektörlüğü, Prof. Dr. Atilla Senih Mayda’nın vefatının ardından yayımladığı mesajda, Mayda’nın görev süresi boyunca üniversiteye önemli katkılar sağladığını belirtti.</p>

<p>Rektörlük mesajında Mayda’nın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve üniversite mensuplarına başsağlığı dilekleri iletildi. Paylaşımda, Prof. Dr. Mayda’nın Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yaptığı kaydedildi.</p>

<p>Prof. Dr. Atilla Senih Mayda kimdi?</p>

<p>Prof. Dr. Atilla Senih Mayda, halk sağlığı uzmanı ve Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesiydi. Üniversitenin akademik kayıtlarında Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü kadrosunda profesör olarak yer alıyordu.</p>

<p>Mayda’nın akademik çalışmaları; hava kirliliği ve insan sağlığı, trafik kazalarının epidemiyolojik özellikleri, obezite, sağlıklı yaşam davranışları, tütün kullanımı, anne ve çocuk sağlığı, organ bağışı, üniversite öğrencilerinin ruh sağlığı ve internet bağımlılığı gibi geniş bir alanı kapsıyordu.</p>

<p>Üniversitenin akademik bilgi sistemindeki kayıtlarda Prof. Dr. Mayda’nın 46 yayını, 56 bildirisi, iki araştırma projesi ve 35 tez danışmanlığı bulunduğu belirtiliyordu. Bu kayıtlar, Mayda’nın yalnızca bilimsel araştırmalara değil, lisansüstü eğitim ile genç akademisyenlerin yetişmesine de katkıda bulunduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Prof. Dr. Mayda’nın geçmişte Ankara Sağlık Müdürlüğünde müdür yardımcılığı yaptığı ve meslek yaşamının farklı dönemlerinde koruyucu sağlık hizmetleriyle ilgili çalışmalar yürüttüğü de yayımlanmış mesleki kayıtlarda yer aldı.</p>

<p>Düzce’de çevre ve toplum sağlığı üzerine çalıştı</p>

<p>Atilla Senih Mayda’nın bilimsel çalışmalarında Düzce’nin çevresel ve toplumsal sağlık sorunları önemli yer tutuyordu. Düzce’deki hava kalitesi ölçümlerini inceleyen araştırmalara katılan Mayda, hava kirliliğinin toplum sağlığı ve ölüm oranları üzerindeki etkilerini ele alan bilimsel yayınlara imza attı.</p>

<p>Düzce’de satılan şişe suları ile şebeke suyundaki ağır metal düzeyleri, okul çağındaki çocuklarda obezite sıklığı, trafik kazaları, sağlık çalışanlarının tükenmişlik düzeyleri ve üniversite öğrencilerinin sağlık davranışları da araştırma konuları arasındaydı.</p>

<p>Mayda ayrıca tıp fakültesi öğrencilerinin depresyon, kaygı ve stres düzeyleri; organ bağışına yönelik bilgi ve tutumları ile gelecek kaygıları üzerine yürütülen araştırmalarda görev aldı.</p>

<p>Akademik camiada üzüntü</p>

<p>Prof. Dr. Atilla Senih Mayda’nın vefatı, uzun yıllar görev yaptığı Düzce Üniversitesinde ve halk sağlığı camiasında üzüntüyle karşılandı. Üniversite yönetimi, Mayda’nın kuruma sağladığı katkıları vurgulayarak ailesi, öğrencileri, meslektaşları ve yakınlarına başsağlığı diledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/duzce-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-atilla-senih-mayda-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/doktor-vefat.jpg" type="image/jpeg" length="70361"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[113 Hastane, 39 Bin Yatak: Özbekistan’ın Unutulan II. Dünya Savaşı Sağlık Cephesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/113-hastane-39-bin-yatak-ozbekistanin-unutulan-ii-dunya-savasi-saglik-cephesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/113-hastane-39-bin-yatak-ozbekistanin-unutulan-ii-dunya-savasi-saglik-cephesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[II. Dünya Savaşı sırasında çatışmalar Özbekistan topraklarına ulaşmadı ancak cepheden gelen yaralılar ve savaş bölgelerinden tahliye edilen yüz binlerce insan ülkenin sağlık sistemini baştan aşağı değiştirdi. 1942 sonunda Özbekistan’da 39.140 yataklı 113 tahliye hastanesi bulunuyordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Savaş yıllarında 164 binden fazla yaralı asker ve subay bu hastanelerde tedavi edilirken yerel hekimler, başka bölgelerden tahliye edilen sağlık çalışanları ve binlerce kan bağışçısı cephe gerisindeki büyük sağlık seferberliğinin parçası oldu.</p>

<h2>Savaş Özbekistan’a ulaşmadı, yaralıları ulaştı</h2>

<p>Almanya’nın Haziran 1941’de Sovyetler Birliği’ne saldırmasının ardından savaşın batı bölgelerindeki milyonlarca insan, fabrika, bilim kurumu ve sağlık kuruluşu doğuya tahliye edilmeye başlandı. O dönemde Sovyetler Birliği’ne bağlı Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti de bu büyük hareketin başlıca merkezlerinden biri haline geldi.</p>

<p>Özbekistan’ın güncel resmî tarih kayıtlarına göre savaş yıllarında ülkeye cephe bölgelerinden <strong>1,5 milyondan fazla insan</strong> tahliye edildi. Bunların 250 binden fazlasını çocuklar oluşturuyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nüfus hareketine cephede yaralanan askerler de eklendi.</p>

<p>Böylece Özbekistan, savaş alanlarından binlerce kilometre uzakta olmasına rağmen kısa sürede Sovyet savaş sağlık sisteminin önemli merkezlerinden birine dönüştü.</p>

<h2>İlk aylarda onlarca hastane hazırlandı</h2>

<p>Sağlık sistemindeki dönüşüm savaşın başlamasından hemen sonra hızlandı.</p>

<p>1 Ekim 1941’e kadar Özbekistan Sağlık Halk Komiserliği bünyesinde <strong>14.950 yatak kapasiteli 47 hastane</strong> oluşturuldu ve gerekli tıbbi donanımla hizmete alındı.</p>

<p>Aynı dönemde Moskova, Kalinin, Rostov ve savaşın etkilediği diğer bölgelerden <strong>15.900 yatak kapasiteli 48 hastane</strong> Özbekistan’a tahliye edildi.</p>

<p>Bu ayrıntı, savaş yıllarında Özbekistan’daki hastanelerin tamamının başka bölgelerden taşınmadığını gösteriyor. Sağlık ağının bir bölümü ülkede oluşturulurken bir bölümü savaş bölgelerinden tahliye edilmişti.</p>

<h2>1942 sonunda 113 hastane ve 39.140 yatak vardı</h2>

<p>Hastane ağı 1942 boyunca büyümeye devam etti.</p>

<p>Döneme ilişkin resmî kayıtlarda, <strong>1942 yılının sonunda Özbekistan topraklarında 39.140 yatak kapasiteli 113 tahliye hastanesinin bulunduğu</strong> belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle 113 sayısı, savaşın tamamındaki bütün hastanelerin değişmez toplamı olarak değil, 1942 sonundaki geniş sağlık ağını gösteren tarihsel bir veri olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Tahliye edilen hastanelere Taşkent ve diğer büyük şehirlerde uygun binalar ayrıldı. Sağlık hizmetlerinin savaş koşullarına göre yeniden düzenlenmesi yalnız yatak sayısının artırılmasıyla sınırlı kalmadı; cerrahi hizmetler, enfeksiyonlarla mücadele, rehabilitasyon ve sağlık personeli eğitimi de yeniden örgütlendi.</p>

<h2>164.382 yaralı asker ve subay tedavi edildi</h2>

<p>Arşiv belgelerine dayanan tarih araştırmaları, Özbekistan’daki tahliye hastanelerinin ulaştığı büyüklüğü tedavi edilen hasta sayılarıyla da ortaya koyuyor.</p>

<p>Savaş yıllarında bu hastanelerde <strong>164.382 yaralı asker ve subayın tedavi edildiği</strong> bildiriliyor.</p>

<p>Bunların <strong>143.101’i</strong>, başka bir ifadeyle yaklaşık <strong>yüzde 87’si</strong>, tedavilerinin ardından iyileşti.</p>

<p>Kayıtlara göre <strong>54.252 asker yeniden birliklerine gönderildi</strong>. Tedavi sonrasında askerî göreve dönemeyen on binlerce kişi için ise meslek edinme ve çalışma programları uygulandı.</p>

<p>Bu rakamlar, Özbekistan’daki tahliye hastanelerinin yalnızca yaralıların geçici olarak tutulduğu merkezler olmadığını gösteriyor. Hastanelerde cerrahi tedaviden iyileşme ve rehabilitasyona kadar uzanan kapsamlı bir sağlık hizmeti yürütülüyordu.</p>

<h2>Doktor ihtiyacı sağlık eğitimini de değiştirdi</h2>

<p>Savaş, Özbekistan’daki sağlık personeli ihtiyacını olağanüstü artırdı.</p>

<p>Bir yandan doktorların bir bölümü cephede görevlendirilirken diğer yandan yaralı askerlerin ve tahliye edilen sivil nüfusun sağlık hizmetlerinin sürdürülmesi gerekiyordu.</p>

<p>Bu nedenle tıp eğitimi ve uzmanlık programları savaş koşullarına göre yeniden düzenlendi.</p>

<p>Dönemi inceleyen araştırmalara göre tıp yükseköğretiminde eğitim süreleri kısaltıldı; genel branşlardaki doktorlar cerrahi, travmatoloji, epidemiyoloji ve radyoloji gibi savaş koşullarında ihtiyaç duyulan alanlarda yeniden eğitildi.</p>

<p>Savaş yıllarında Özbekistan SSC’deki tıp enstitülerinden <strong>3.044 doktor mezun oldu</strong>. Yaklaşık <strong>5.600 doktorun da yeni uzmanlık alanlarında yeniden eğitim aldığı</strong> bildiriliyor.</p>

<h2>Bir tıp enstitüsünün binası 3183 numaralı hastane oldu</h2>

<p>Taşkent’te yaşanan dönüşüm, savaşın sağlık eğitimini nasıl doğrudan etkilediğini gösteren örneklerden biriydi.</p>

<p>1932’de kurulan Taşkent Devlet Doktorları İleri Eğitim Enstitüsü’nün binası savaş sırasında <strong>3183 numaralı tahliye hastanesine</strong> dönüştürüldü.</p>

<p>Kurumun öğretim üyeleri yalnız öğrenci ve sağlık personeli yetiştirmedi. Aynı zamanda yaralı askerleri tedavi etti, bulaşıcı hastalıklarla mücadele etti ve savaş bölgelerinden tahliye edilen çocuklar, kadınlar ve yaşlılara sağlık hizmeti verdi.</p>

<p>Kurum kayıtlarına göre savaş yıllarında cephe için doktor, sağlık görevlisi ve hemşirelerden oluşan <strong>5.485 sağlık çalışanı</strong> burada yetiştirildi.</p>

<h2>Voronej’den gelen doktor savaş sonrasında Taşkent’te kaldı</h2>

<p>Tahliye hastaneleri yalnız binaların değil insanların da yer değiştirdiği bir sistemdi.</p>

<p>Bunun örneklerinden biri <strong>Lidiya Vasilievna Kelginbayeva</strong> idi.</p>

<p>Voronej Tıp Enstitüsü’nden Taşkent’e gelen Kelginbayeva, 3183 numaralı tahliye hastanesinde görev yaptı.</p>

<p>Savaş sona erdiğinde ise memleketine dönmek yerine Taşkent’te kaldı ve tıp eğitiminde çalışmaya devam etti.</p>

<p>Kelginbayeva’nın hikâyesi, savaş sırasında Özbekistan’a gelen sağlık çalışanlarının bir bölümünün ülkenin savaş sonrası tıp eğitimine de katkıda bulunduğunu gösteren kişisel örneklerden biri oldu.</p>

<h2>Leningrad’dan Semerkant’a bir tıp akademisi taşındı</h2>

<p>Savaşın Özbekistan’daki tıp eğitimine etkisinin bir başka önemli örneği Semerkant’ta yaşandı.</p>

<p>Leningrad’daki <strong>S. M. Kirov Askerî Tıp Akademisi’nin</strong> yönetici ve öğretim kadrosunun bir bölümü ile öğrencileri Kasım 1941’de Semerkant’a tahliye edildi.</p>

<p>Kaynaklarda toplam <strong>2.591 kişinin</strong> tahliye edildiği belirtiliyor.</p>

<p>Akademi, Semerkant’taki koşullara uyum sağlayarak eğitim ve araştırma faaliyetlerini sürdürdü. Ocak 1942’ye gelindiğinde klinik eğitim yeniden başlamıştı.</p>

<p>Semerkant’taki savaş yıllarında askerî doktor yetiştirilmeye devam edildi ve akademi burada üç mezuniyet dönemi gerçekleştirdi.</p>

<p>Leningrad kuşatmasının kırılmasının ardından akademinin geri dönüş süreci 1944’te başladı ve aynı yılın yaz aylarında tamamlandı.</p>

<p>Bu dönem, Orta Asya’daki tıp kurumları ile savaş bölgelerinden tahliye edilen akademisyen ve sağlık çalışanlarının aynı sağlık ve eğitim sisteminde buluşmasına yol açtı.</p>

<h2>18 binden fazla kişi yaralılar için kan verdi</h2>

<p>Hastanelerin çalışması yalnız doktorlar ve hemşirelerle sınırlı değildi.</p>

<p>Resmî tarih kayıtlarına göre Özbekistan’da <strong>18.480’den fazla kişi yaralı askerler için kan bağışladı</strong>.</p>

<p>Ayrıca <strong>750’den fazla işletme, kurum ve kolektif çiftlik</strong> askerî hastanelerin ihtiyaçlarının karşılanmasına destek verdi.</p>

<p>Bu kuruluşlar hastanelere yiyecek, yakıt ve çeşitli ihtiyaç malzemelerinin ulaştırılmasına katkı sağladı.</p>

<p>Cephe gerisindeki sağlık sistemi bu nedenle yalnızca devlet kurumlarının yürüttüğü bir hizmet değildi. Sağlık çalışanları, işçiler, çiftçiler ve kan bağışçıları aynı seferberliğin farklı parçalarıydı.</p>

<h2>Sağlık sistemi aynı anda iki yükü taşımak zorundaydı</h2>

<p>Özbekistan’daki sağlık hizmetlerinin savaş yıllarında karşılaştığı güçlük yalnız yaralı askerlerin sayısından kaynaklanmıyordu.</p>

<p>Ülke bir taraftan cepheden getirilen yaralıları tedavi ederken diğer taraftan savaş bölgelerinden tahliye edilen 1,5 milyondan fazla insanın sağlık ihtiyaçlarını karşılamak zorundaydı.</p>

<p>Üstelik sağlık personelinin bir bölümü de cephede görev yapıyordu.</p>

<p>Bu tablo doktor yetiştirilmesini hızlandırdı, sağlık personelinin yeni alanlarda eğitilmesine yol açtı ve hastane kapasitesini büyüttü.</p>

<p>Savaşın zorunlu kıldığı bu sağlık örgütlenmesi, Özbekistan’ın savaş sonrası tıp eğitimi ve sağlık kurumlarında da iz bıraktı.</p>

<h2>II. Dünya Savaşı’nın görünmeyen sağlık cephesi</h2>

<p>II. Dünya Savaşı tarihi çoğunlukla cepheler, ordular ve büyük muharebeler üzerinden anlatılıyor.</p>

<p>Özbekistan’daki tahliye hastaneleri ise savaşın daha az bilinen başka bir boyutunu gösteriyor.</p>

<p>Cepheden gelen trenlerde yaralı askerler bulunuyor, başka şehirlerden hastaneler taşınıyor, eğitim kurumları tedavi merkezlerine dönüşüyor, doktorlar yeni alanlarda yetiştiriliyor ve binlerce sivil yaralılar için kan veriyordu.</p>

<p>1942 sonunda <strong>113 hastane ve 39.140 yataklık</strong> bir sisteme ulaşılması, cepheden binlerce kilometre uzakta kurulan bu sağlık ağının büyüklüğünü ortaya koyuyor.</p>

<p>Savaş Özbekistan topraklarında değildi.</p>

<p>Ancak savaşın yaraları Özbekistan’daki hastanelerde tedavi ediliyordu.</p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<p>• Özbekistan Cumhuriyeti Hükümet Portalı – II. Dünya Savaşı dönemindeki tahliyeler ve Özbekistan’ın cephe gerisindeki rolüne ilişkin resmî açıklamalar</p>

<p>• Özbekistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu bünyesindeki özel öneme sahip sosyal, kültürel ve tarihî tesislerden sorumlu müdürlük – savaş yıllarında tahliye hastaneleri, yatak kapasitesi, kan bağışçıları ve hastane destek ağına ilişkin tarih materyali</p>

<p>• Current Research Journal of History – “Changes in the Health System of Uzbekistan During the Years of World War II: On the Example of Namangan Region”, Bunyod Khasanov, 2024</p>

<p>• Galaxy International Interdisciplinary Research Journal – “Evacuation Hospitals Organized in the Uzbekistan SSR During World War II: Based on Archive Materials”, Anoroy Zayniddinovna Togaeva, 2022</p>

<p>• Oriental Journal of Social Sciences – “Development of Medical Infrastructure and the Activities of Hospitals in Uzbekistan During World War II”, Alisher Bozorovich Parnomov, 2025</p>

<p>• Özbekistan Sağlık Çalışanlarının Mesleki Yeterliliklerini Geliştirme Merkezi – Taşkent Devlet Doktorları İleri Eğitim Enstitüsü, 3183 numaralı tahliye hastanesi ve Lidiya Vasilievna Kelginbayeva’ya ilişkin kurum tarihçesi</p>

<p>• Humanitarian Military Journal – “Kirov Military Medical Academy’s Contribution to Medical Support of the Red Army During World War II”</p>

<p>• Humanitarian Military Journal – “Ark of Medical Knowledge: Evacuation of Military Medical Academy Library to Samarkand”, 2025</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/113-hastane-39-bin-yatak-ozbekistanin-unutulan-ii-dunya-savasi-saglik-cephesi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/ozbekistan-saglik-cephesi.webp" type="image/jpeg" length="32391"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Otizmle İlişkili 100 Risk Geninin Moleküler Haritası Çıkarıldı: 1.800’den Fazla Etkileşim]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/otizmle-iliskili-100-risk-geninin-molekuler-haritasi-cikarildi-1800den-fazla-etkilesim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/otizmle-iliskili-100-risk-geninin-molekuler-haritasi-cikarildi-1800den-fazla-etkilesim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilim insanları otizmle güçlü biçimde ilişkilendirilmiş 100 risk geninin protein ağlarını haritaladı. 1.800’den fazla etkileşim, farklı genetik varyantların ortak biyolojik yolları nasıl etkileyebileceğine ilişkin yeni ipuçları sundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Otizm tek bir gene, tek bir biyolojik mekanizmaya veya tek bir nedene indirgenebilecek bir nörogelişimsel durum değil. Genetik araştırmalar yıllardır otizmle ilişkili çok sayıda gen bulunduğunu gösteriyor. Asıl büyük sorulardan biri ise bu genlerdeki değişikliklerin gelişmekte olan beyinde hangi biyolojik yollar üzerinden etkili olabileceği.</p>

<p>Science’ta yayımlanan kapsamlı araştırma bu sorunun peşine düştü.</p>

<p>Araştırmacılar yalnız hangi genlerin otizmle ilişkili olduğunu listelemekle kalmadı; bu genlerin kodladığı proteinlerin hücre içinde hangi diğer proteinlerle etkileştiğini sistematik olarak haritaladı.</p>

<p>Çalışmada otizmle ilişkisine dair güçlü genetik kanıt bulunan <strong>100 risk geni</strong> incelendi ve bunlarla bağlantılı <strong>1.800’den fazla protein-protein etkileşimi</strong> belirlendi.</p>

<p>Araştırmacıların bildirdiğine göre saptanan etkileşimlerin yaklaşık <strong>yüzde 87’si daha önce rapor edilmemişti</strong>.</p>

<p>Daha dikkat çekici olan ise birbirinden farklı genetik varyantların hücre içinde tamamen bağımsız yollar izlemek yerine bazı ortak protein ağlarında buluşabilmesiydi.</p>

<p>Bu sonuç otizmin tüm biyolojik nedenlerini açıklamıyor ve yeni bir tedavi anlamına gelmiyor. Ancak genetik değişikliklerle hücresel işleyiş arasındaki bağlantıların daha ayrıntılı biçimde anlaşılmasına yardımcı oluyor.</p>

<h2>Genleri bilmek neden yeterli değil?</h2>

<p>Genler, hücrelerin çalışmasında kullanılan biyolojik talimatların önemli bir bölümünü taşıyor. Ancak genetik bilginin etkisi çoğunlukla bu genlerin kodladığı proteinlerin faaliyetleri üzerinden ortaya çıkıyor.</p>

<p>Proteinler de hücre içinde tek başlarına çalışmıyor. Birbirleriyle etkileşime girerek büyük moleküler ağlar oluşturuyor.</p>

<p>Bu nedenle belirli bir genetik varyantın etkisini anlamak için yalnızca “hangi gen değişti?” sorusuna cevap vermek yeterli olmayabiliyor.</p>

<p>Araştırmacılar bu çalışmada otizmle güçlü biçimde ilişkilendirilmiş genlerin kodladığı proteinlerin hücre içindeki bağlantılarını sistematik biçimde inceleyerek genetik riskten hücresel işleyişe uzanan biyolojik zinciri daha ayrıntılı biçimde ortaya koymayı amaçladı.</p>

<h2>100 risk geni ve 1.800’den fazla protein etkileşimi</h2>

<p>Proteinler arasındaki fiziksel bağlantıları ortaya çıkarmak amacıyla ileri laboratuvar yöntemlerinden yararlanıldı.</p>

<p>Çalışma sonucunda 1.800’den fazla protein-protein etkileşimi belirlendi.</p>

<p>Araştırmacılar daha sonra otizmli bireylerde tanımlanmış <strong>54 genetik varyantın</strong> bu protein ağlarını nasıl etkilediğini değerlendirdi.</p>

<p>Ortaya çıkan tablo, birbirinden farklı genetik varyantların bazı durumlarda aynı veya benzer protein komplekslerinin işleyişini etkileyebildiğini gösterdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu bulgu, otizmin genetik çeşitliliği çok geniş olmasına rağmen bazı genetik yolların hücre düzeyinde ortak biyolojik noktalarda kesişebileceği düşüncesini destekliyor.</p>

<h2>Farklı genetik değişiklikler ortak ağları etkileyebiliyor</h2>

<p>Araştırmanın temel sorularından biri, farklı otizm risk genlerinde görülen varyantların protein ağlarında benzer bozulmalara yol açıp açmadığıydı.</p>

<p>Sonuçlar, bazı farklı genetik değişikliklerin ortak moleküler ağları etkileyebildiğine işaret etti.</p>

<p>Bu durum gelecekte otizmle ilişkili belirli genetik alt grupların yalnız tek tek genler üzerinden değil, ortak protein ağları üzerinden de araştırılabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak bu aşamada doğrudan bir tedavi sonucu çıkarmak doğru değil.</p>

<p>Araştırma ağırlıklı olarak moleküler etkileşimlerin haritalanmasına ve belirli mekanizmaların laboratuvar modellerinde incelenmesine dayanıyor. Ortak protein ağlarını hedefleyen herhangi bir yaklaşımın otizmli bireylerde güvenli ve etkili olduğunu gösteren klinik çalışma bulunmuyor.</p>

<h2>FOXP1 ve FOXP4 bağlantısı ayrıntılı incelendi</h2>

<p>Araştırmacılar belirli moleküler bağlantıları daha ayrıntılı incelemek için insan hücrelerinden geliştirilen üç boyutlu beyin organoidlerinden de yararlandı.</p>

<p>Organoidler, gelişmekte olan insan beyninin bazı hücresel özelliklerini laboratuvar ortamında modellemeye yardımcı olan yapılardır. Ancak gerçek insan beyninin tüm karmaşıklığını temsil etmezler.</p>

<p>Çalışmanın dikkat çeken örneklerinden biri FOXP1 proteini ile FOXP4 arasındaki etkileşim oldu.</p>

<p>Araştırmacılar, FOXP1’deki bazı hasta kaynaklı varyantların FOXP1 ile FOXP4 arasındaki protein etkileşimini bozabildiğini gösterdi.</p>

<p>Beyin organoidi deneylerinde bu değişikliklerin <strong>kortikal sinir hücrelerinin gelişimini etkilediği ve nöral aktivitedeki değişikliklerle ilişkili olduğu</strong> görüldü.</p>

<p>Bu deneyler, tek bir genetik varyantın protein etkileşiminden hücresel gelişime kadar uzanan olası etkilerinin nasıl araştırılabileceğine ilişkin bir örnek sundu.</p>

<p>Organoid bulgularının doğrudan insanlardaki klinik belirtilerle eşitlenmemesi gerekiyor.</p>

<h2>AlphaFold araştırmada nasıl kullanıldı?</h2>

<p>Araştırmada proteinlerin birbirleriyle nasıl etkileşebileceğine ilişkin yapısal tahminlerden de yararlanıldı.</p>

<p>Bilim insanları protein etkileşim haritalarını <strong>AlphaFold</strong> ile elde edilen yapısal tahminlerle bir araya getirerek bazı genetik varyantların proteinlerin birbirine bağlandığı bölgeleri nasıl etkileyebileceğini değerlendirdi.</p>

<p>Amaç yalnızca hangi proteinlerin bağlantılı olduğunu belirlemek değil, belirli varyantların bu bağlantıları moleküler düzeyde nerede ve nasıl bozabileceğini anlamaktı.</p>

<p>Bu yaklaşım gelecekte araştırılması gereken moleküler mekanizmaların önceliklendirilmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Burada önemli bir ayrım bulunuyor: Yapay zekâ kullanılması, otizmin yapay zekâyla teşhis edildiği veya tedavi edildiği anlamına gelmiyor. Yapay zekâ araştırmada protein yapıları ve etkileşimlerini incelemeye yardımcı olan araçlardan biri olarak kullanıldı.</p>

<h2>Araştırma otizmin nedenini açıklıyor mu?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>Otizm genetik ve gelişimsel açıdan oldukça heterojen bir nörogelişimsel durum. Otizm spektrumundaki bireylerin genetik özellikleri, gelişimsel özellikleri ve destek ihtiyaçları birbirinden büyük ölçüde farklılaşabiliyor.</p>

<p>Yeni çalışma da otizmin bütün biçimlerini açıklamıyor.</p>

<p>Araştırmanın merkezinde özellikle otizmle güçlü biçimde ilişkilendirilmiş genler ve bunların protein ağlarında oluşturduğu etkiler bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle sonuçların otizm spektrumundaki tüm bireylere genellenmesi doğru değil.</p>

<p>Çalışmanın asıl önemi, bilim insanlarının elindeki gen listelerini hücre içinde işleyen protein ağlarıyla ilişkilendirerek daha ayrıntılı bir biyolojik çerçeve oluşturması.</p>

<h2>Yeni bir otizm tedavisi bulundu mu?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>Araştırma, ortak protein ağlarının gelecekte yeni bilimsel hedeflerin araştırılmasına yardımcı olabileceğini gösteriyor. Ancak potansiyel bir moleküler hedef belirlemek ile güvenli ve etkili bir tedavi geliştirmek arasında uzun bir süreç bulunuyor.</p>

<p>Bir hedefin önce laboratuvar ve deneysel modellerde doğrulanması, ardından uygun tedavi adaylarının geliştirilmesi ve bunların güvenlilik ile etkinliğinin klinik araştırmalarda sınanması gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle araştırmayı “otizmin tedavisi bulundu” şeklinde yorumlamak bilimsel verilerin çok ötesine geçer.</p>

<p>Çalışmanın bugün için en önemli katkısı, farklı genetik varyantların hücre içerisinde nasıl ortak biyolojik ağlarla bağlantılı olabileceğini göstermesi.</p>

<p>Bu moleküler harita, gelecekte otizmle ilişkili belirli genetik alt grupların biyolojisini daha ayrıntılı anlamaya yönelik araştırmalara yön verebilir.</p>

<h2>6. KAYNAKLAR</h2>

<ol>
 <li>Science – Autism mutations rewire protein interaction networks to drive neurodevelopmental pathology – 2026.</li>
 <li>University of California, San Francisco, Quantitative Biosciences Institute – Otizm araştırmasındaki yeni moleküler etkileşim haritasına ilişkin bilimsel açıklama – 2026.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/otizmle-iliskili-100-risk-geninin-molekuler-haritasi-cikarildi-1800den-fazla-etkilesim</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/otizm-molekuler-harita.webp" type="image/jpeg" length="81012"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aşırı Sıcak Hangi Hastalıkları Kötüleştirebilir? Kalpten Böbreğe Vücudu Böyle Etkiliyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/asiri-sicak-hangi-hastaliklari-kotulestirebilir-kalpten-bobrege-vucudu-boyle-etkiliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/asiri-sicak-hangi-hastaliklari-kotulestirebilir-kalpten-bobrege-vucudu-boyle-etkiliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aşırı sıcak yalnızca terleme, halsizlik ve susuzluğa yol açmıyor. Vücudun kendisini soğutmak için verdiği mücadele dolaşım ve böbrekler üzerindeki yükü artırırken; kalp-damar, solunum ve böbrek hastalıkları, diyabet ile bazı nörolojik ve ruhsal sorunların kötüleşmesine zemin hazırlayabiliyor. Ağustos 2026'da yayımlanan yeni bir araştırma da aşırı sıcakla ilişkili sağlık sorunlarının klasik sıcak çarpması ve sıvı kaybından çok daha geniş olabileceğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>Aşırı sıcak sadece sıcak çarpması anlamına gelmiyor</h2>

<p>Hava sıcaklığının yükselmesi çoğu zaman terleme, susama ve yorgunlukla ilişkilendiriliyor. Ancak aşırı sıcakların insan sağlığı üzerindeki etkileri bunlarla sınırlı değil.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, yüksek sıcaklıkların sıcak bitkinliği ve sıcak çarpmasına yol açabildiğini, aynı zamanda mevcut kronik hastalıkları da ağırlaştırabildiğini bildiriyor.</p>

<p>Kalp-damar ve solunum hastalıkları, böbrek hastalıkları, diyabet ve bazı ruhsal hastalıkları bulunan kişiler sıcak dönemlerde daha hassas gruplar arasında yer alıyor.</p>

<h2>Vücut sıcakta neden zorlanıyor?</h2>

<p>İnsan vücudu iç sıcaklığını belirli sınırlar içinde tutmaya çalışıyor. Hava sıcaklığı yükseldiğinde bunun için iki temel mekanizma devreye giriyor: deri damarlarının genişlemesi ve terleme.</p>

<p>Deriye daha fazla kan gönderilmesi, vücudun çevreye ısı vermesine yardımcı oluyor. Terin buharlaşması da vücudu soğutuyor.</p>

<p>Ancak bu sistemin çalışmasının bir bedeli var.</p>

<p>Kalbin dolaşımı sürdürebilmek için daha fazla çalışması gerekebiliyor. Terlemeyle su ve elektrolit kaybediliyor. Yeterli sıvı alınmadığında dolaşımdaki kan hacmi azalabiliyor, tansiyon düşebiliyor ve böbrekler üzerindeki yük artabiliyor.</p>

<p>Nem oranının çok yüksek olduğu günlerde terin buharlaşması da güçleştiğinden vücudun kendisini soğutması daha zor hale gelebiliyor.</p>

<h2>Kalp hastaları neden daha dikkatli olmalı?</h2>

<p>Aşırı sıcaklarda deri damarları genişliyor ve vücut sıcaklığını düşürmek için cilde daha fazla kan gönderiliyor.</p>

<p>Bunun sonucunda kalbin dolaşımı sürdürebilmek için daha yoğun çalışması gerekebiliyor. Terlemeye bağlı sıvı kaybı da dolaşımdaki kan miktarını azaltabiliyor.</p>

<p>Bu fizyolojik yük özellikle kalp yetmezliği, koroner arter hastalığı ve diğer kalp-damar hastalıkları bulunan kişiler açısından önem taşıyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, aşırı sıcakların mevcut kalp-damar hastalıklarını kötüleştirebildiğini bildiriyor.</p>

<p>Ancak “sıcak hava herkeste kalp krizi yapar” şeklinde bir sonuç doğru değil. Kişinin yaşı, mevcut hastalıkları, sıvı durumu, kullandığı ilaçlar, sıcaklığın derecesi ve maruziyet süresi gibi çok sayıda etken riski değiştirebiliyor.</p>

<h2>Böbrekler sıcak havada neden risk altında?</h2>

<p>Sıcak havalarda terleme arttıkça vücuttan daha fazla su ve elektrolit kaybediliyor.</p>

<p>Sıvı kaybı ilerlediğinde böbreklere ulaşan kan akımı azalabiliyor. Bu durum özellikle yaşlılarda, böbrek hastalığı bulunanlarda, yeterince sıvı alamayanlarda ve uzun süre sıcak altında çalışanlarda daha önemli hale gelebiliyor.</p>

<p>Bilimsel araştırmalar yüksek çevre sıcaklıkları ile akut böbrek hasarı ve bazı böbrek hastalıkları arasında ilişki bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>Böbrek taşı ve renal kolik başvurularının da sıcak dönemlerde artabildiğine ilişkin araştırmalar bulunuyor.</p>

<h2>Yeni araştırma: Aşırı sıcak 33 farklı tanıyla ilişkilendirildi</h2>

<p>Sıcağın sağlık üzerindeki etkisinin ne kadar geniş olabileceğine ilişkin dikkat çekici araştırmalardan biri 26 Ağustos 2026'da Science Advances dergisinde yayımlandı.</p>

<p>Northwestern Üniversitesi araştırmacıları, Chicago'daki dört sağlık sisteminde 2011-2023 yılları arasında kaydedilen <strong>372 bin 140 yetişkine ait 916 bin 904 acil servis ve ivedi bakım başvurusunu</strong> değerlendirdi.</p>

<p>Araştırmada sıcaklıkla bağlantısı olabilecek hastalıkların önceden seçildiği dar bir liste yerine, sağlık kayıtlarında bulunan <strong>1.803 farklı tanı kodu</strong> tarandı.</p>

<p>İlk analiz aşamasından 44 tanı kodu geçti. Daha ayrıntılı ikinci analiz sonucunda ise <strong>33 klinik tanının aşırı sıcakla anlamlı ilişki gösterdiği</strong> belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar çalışma dönemi boyunca günlük en yüksek sıcaklığın yaklaşık <strong>33,7 derece ve üzerine çıktığı 100 günü</strong> aşırı sıcak gün olarak değerlendirdi.</p>

<h2>Sadece susuzluk ve sıcak çarpması değil</h2>

<p>Yeni araştırmada sıvı dengesi ve böbrek sorunlarının yanı sıra daha önce sıcakla ilişkisi daha az gündeme gelen bazı sağlık sorunları da öne çıktı.</p>

<p>Bunlar arasında;</p>

<ul>
 <li>akut böbrek sorunları,</li>
 <li>bazı deri hastalıkları,</li>
 <li>ödem ve sıvı dengesi bozuklukları,</li>
 <li>multipl skleroz,</li>
 <li>bazı ruhsal ve davranışsal bozukluklar,</li>
 <li>alt ekstremitelerde varis sorunları,</li>
 <li>bazı yaralanmalar ve dış nedenlere bağlı başvurular</li>
</ul>

<p>yer aldı.</p>

<p>Araştırmada trafik kazaları, böcek ısırmaları ve sokmaları ile bazı travmatik yaralanmaların da sıcak günlerde daha fazla görülebildiğine ilişkin ilişkiler saptandı.</p>

<p>Bu bulgular, aşırı sıcakların sağlık sistemine getirdiği yükün yalnızca “sıcak çarpması” tanısıyla ölçülmesinin gerçek tabloyu olduğundan küçük gösterebileceğine işaret ediyor.</p>

<h2>Araştırma neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyor</h2>

<p>Çalışmanın önemli bir sınırlılığı da bulunuyor.</p>

<p>Araştırma gözlemsel veriler üzerinden yapıldığı için aşırı sıcaklığın belirlenen 33 sağlık sorununu doğrudan oluşturduğunu kanıtlamıyor.</p>

<p>Örneğin sıcak günlerde trafik kazalarının veya bazı yaralanmaların artması doğrudan vücut sıcaklığındaki yükselmeyle açıklanamayabilir. İnsanların davranış biçimleri, dışarıda geçirdikleri süre ve çevresel koşullar gibi başka faktörler de sonuçlarda rol oynayabilir.</p>

<p>Bu nedenle bulgular “aşırı sıcak bu hastalıkları kesin olarak yapıyor” şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p>Araştırmanın asıl önemi, sıcaklıkla ilişkili olabilecek sağlık sorunlarının sanılandan daha geniş bir alana yayılabileceğini göstermesi.</p>

<h2>Diyabet hastaları sıcaktan neden daha fazla etkilenebilir?</h2>

<p>Diyabet hastaları da sıcak havalarda daha dikkatli olması gereken gruplar arasında.</p>

<p>Diyabete bağlı bazı sinir ve damar sorunları ter bezlerinin çalışmasını ve vücudun kendisini soğutma yeteneğini etkileyebiliyor.</p>

<p>Bir başka sorun ise sıvı kaybı.</p>

<p>Vücudun susuz kalması kan şekeri düzeyini yükseltebilir. Kan şekerinin yükselmesi de bazı kişilerde idrar miktarını artırarak daha fazla sıvı kaybına neden olabilir.</p>

<p>Böylece sıcak hava, sıvı kaybı ve kan şekeri kontrolü arasında karşılıklı bir döngü oluşabilir.</p>

<p>Sıcaklık insülinin vücuttaki kullanımını da etkileyebildiğinden, özellikle insülin kullanan diyabet hastalarının sıcak günlerde kan şekeri takibini ihmal etmemesi önem taşıyor.</p>

<p>Tedavide veya insülin dozunda doktor önerisi olmadan değişiklik yapılmaması gerekiyor.</p>

<h2>Astım ve kronik akciğer hastalıkları da etkilenebilir</h2>

<p>Aşırı sıcaklar solunum sistemi hastalıkları bulunan kişiler açısından da önem taşıyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü astım ve kronik solunum yolu hastalıklarını sıcak havalarda kötüleşebilecek sağlık sorunları arasında gösteriyor.</p>

<p>Sıcaklığa yüksek nem ve hava kirliliğinin eşlik etmesi solunum sistemi üzerindeki yükü daha da artırabiliyor.</p>

<p>Bazı hava koşullarında yüksek sıcaklık yer seviyesindeki ozon miktarının yükselmesine katkıda bulunabiliyor. Bu durum astım ve diğer solunum yolu hastalıklarında belirtilerin ağırlaşmasına neden olabiliyor.</p>

<h2>Beyin de aşırı sıcaklardan etkilenebiliyor</h2>

<p>Vücudun sıcaklık kontrolü bozulduğunda sinir sistemi de etkileniyor.</p>

<p>Sıvı kaybı ve sıcaklık artışı;</p>

<ul>
 <li>baş ağrısı,</li>
 <li>baş dönmesi,</li>
 <li>halsizlik,</li>
 <li>dikkat azalması,</li>
 <li>sersemlik</li>
</ul>

<p>gibi belirtilere yol açabiliyor.</p>

<p>Durum ağırlaştığında bilinç değişikliği, nöbet ve bilinç kaybı görülebiliyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü sıcak havanın mevcut serebrovasküler hastalıkları da kötüleştirebildiğini belirtiyor.</p>

<p>Ancak sıcak hava ile inme arasındaki ilişki de kişisel risk faktörlerinden bağımsız değerlendirilemez. “Sıcak hava doğrudan felç yapar” şeklinde kesin bir ifade bilimsel açıdan doğru değil.</p>

<h2>Multipl skleroz neden yeni araştırmada dikkat çekti?</h2>

<p>Science Advances araştırmasında dikkat çeken tanılardan biri multipl skleroz oldu.</p>

<p>Multipl sklerozlu bazı kişilerde vücut sıcaklığındaki küçük artışlar bile mevcut nörolojik belirtilerin geçici olarak belirginleşmesine yol açabiliyor.</p>

<p>Bu durum yeni bir hastalık atağı oluştuğu anlamına gelmeyebilir. Vücut sıcaklığı normale döndüğünde belirtiler de gerileyebilir.</p>

<p>Yeni araştırma multipl skleroz ile aşırı sıcak arasındaki ilişkinin akut sağlık hizmetlerinde de görülebileceğine işaret ederken, bu bulgunun farklı nüfuslarda yapılacak çalışmalarla desteklenmesi gerekiyor.</p>

<h2>Ruh sağlığı da sıcak havadan etkilenebilir</h2>

<p>Aşırı sıcak ile ruh sağlığı arasındaki ilişki son yıllarda giderek daha fazla araştırılıyor.</p>

<p>Yüksek sıcaklık;</p>

<ul>
 <li>uyku düzeninin bozulması,</li>
 <li>fiziksel stres,</li>
 <li>huzursuzluk,</li>
 <li>sıvı kaybı,</li>
 <li>kullanılan bazı ilaçların sıcakla etkileşimi</li>
</ul>

<p>gibi birçok mekanizma üzerinden ruhsal iyilik halini etkileyebiliyor.</p>

<p>Daha önce yayımlanan sistematik inceleme ve meta-analizlerde de sıcaklık artışı ile ruh sağlığıyla ilişkili bazı hastane ve acil servis başvuruları arasında ilişki bulundu.</p>

<p>Ancak araştırmalar arasında farklılıklar bulunuyor. Bu nedenle sıcaklığın her psikiyatrik hastalığı aynı biçimde etkilediği söylenemez.</p>

<h2>Gebelik döneminde de sıcaklık önemli</h2>

<p>Gebelik sırasında kalp-damar sistemi ve metabolizmada önemli fizyolojik değişiklikler yaşanıyor.</p>

<p>Bu nedenle gebeler de sıcaklıktan daha fazla etkilenebilen gruplar arasında değerlendiriliyor.</p>

<p>Nature Medicine'da yayımlanan kapsamlı bir sistematik derleme ve meta-analizde <strong>66 ülkeden 198 araştırma</strong> incelendi.</p>

<p>Araştırmalarda sıcaklık maruziyeti ile erken doğum başta olmak üzere bazı anne, fetüs ve yenidoğan sonuçları arasında ilişkiler bildirildi.</p>

<p>Ancak çalışmalar kullanılan sıcaklık ölçütleri ve araştırma tasarımları açısından birbirinden farklıydı. Bu nedenle tek bir sıcak günün mutlaka gebelik komplikasyonuna yol açacağı şeklinde bir sonuç çıkarılamaz.</p>

<h2>Yaşlılar neden daha yüksek risk altında?</h2>

<p>Yaş ilerledikçe vücudun sıcaklığı düzenleme yeteneği azalabiliyor.</p>

<p>Susama hissinin zayıflaması, terleme kapasitesindeki değişiklikler, kronik hastalıkların daha sık görülmesi ve birden fazla ilaç kullanılması riski artırabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle özellikle 65 yaş üzerindeki kişilerin sıcak hava dalgalarında daha yakından takip edilmesi gerekiyor.</p>

<p>Tek başına yaşayan ve günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan yaşlıların sıcak günlerde aileleri, yakınları veya bakım verenler tarafından düzenli olarak kontrol edilmesi de önemli.</p>

<h2>Kimler daha fazla risk altında?</h2>

<p>Aşırı sıcak herkesi etkileyebilir. Ancak risk bazı gruplarda daha yüksek.</p>

<p>Özellikle;</p>

<ul>
 <li>ileri yaştaki kişiler,</li>
 <li>bebekler ve küçük çocuklar,</li>
 <li>kalp-damar hastalığı bulunanlar,</li>
 <li>kronik akciğer hastalığı veya astımı bulunanlar,</li>
 <li>böbrek hastaları,</li>
 <li>diyabet hastaları,</li>
 <li>hamileler,</li>
 <li>bazı nörolojik veya ruhsal hastalıkları bulunanlar,</li>
 <li>hareket kısıtlılığı olan kişiler,</li>
 <li>açık havada çalışanlar,</li>
 <li>yoğun fiziksel egzersiz yapanlar</li>
</ul>

<p>sıcak dönemlerde daha dikkatli olmalı.</p>

<h2>Bazı ilaçlar sıcakla birlikte riski artırabilir</h2>

<p>Sıcak havalarda yalnızca hastalıklar değil, kullanılan ilaçlar da önem kazanıyor.</p>

<p>Bazı ilaçlar susama hissini, terlemeyi, dolaşımı, tansiyonu veya vücudun sıcaklık düzenleme mekanizmasını etkileyebiliyor.</p>

<p>CDC'nin klinisyenler için hazırladığı rehberde özellikle;</p>

<ul>
 <li>diüretikler,</li>
 <li>bazı tansiyon ilaçları,</li>
 <li>beta blokerler,</li>
 <li>antikolinerjik ilaçlar,</li>
 <li>bazı antidepresanlar,</li>
 <li>bazı antipsikotikler</li>
</ul>

<p>sıcak havalarda özel değerlendirme gerektirebilen ilaç grupları arasında gösteriliyor.</p>

<p>Örneğin diüretikler sıvı ve elektrolit kaybını artırabilirken, bazı ilaçlar terlemeyi veya susama hissini değiştirebiliyor.</p>

<p>Ancak burada en önemli mesaj şu:</p>

<p><strong>Hava sıcak diye herhangi bir ilaç kendi kendine azaltılmamalı, bırakılmamalı veya dozu değiştirilmemeli.</strong></p>

<p>Özellikle kronik hastalığı olan kişiler sıcak dönemlerde ilaçlarıyla ilgili bir değişiklik gerekip gerekmediğini hekimleriyle görüşmeli.</p>

<h2>“Bol bol su için” önerisi herkes için aynı değil</h2>

<p>Sıcak havalarda yeterli sıvı almak temel korunma yöntemlerinden biri.</p>

<p>Ancak herkese belirli ve aynı miktarda su önermek doğru değil.</p>

<p>Kişinin yaşı, yaptığı fiziksel aktivite, bulunduğu ortam, terleme miktarı ve mevcut hastalıkları günlük sıvı ihtiyacını değiştirebilir.</p>

<p>Özellikle kalp yetmezliği veya ileri böbrek hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması önerilmiş kişiler gelişigüzel şekilde çok fazla su tüketmemeli.</p>

<p>Bu kişilerin sıcak günlerde ne kadar sıvı tüketmesi gerektiğini kendi hekimleriyle değerlendirmesi daha güvenli.</p>

<h2>Hangi belirtilerde acil yardım gerekli?</h2>

<p>Sıcak havada hafif baş dönmesi, susama, aşırı terleme ve halsizlik erken uyarı belirtileri olabilir.</p>

<p>Ancak;</p>

<ul>
 <li>bilinç bulanıklığı,</li>
 <li>anlamsız veya alışılmadık davranışlar,</li>
 <li>belirgin sersemlik,</li>
 <li>bayılma,</li>
 <li>nöbet,</li>
 <li>bilinç kaybı,</li>
 <li>çok yüksek vücut sıcaklığı</li>
</ul>

<p>gibi belirtiler sıcak çarpması açısından alarm kabul edilmeli.</p>

<p>Sıcak çarpması tıbbi acil durumdur.</p>

<p>Bu belirtiler varsa kişinin yalnızca su içerek veya dinlenerek düzelmesini beklemek yerine acil tıbbi yardım istenmesi gerekir.</p>

<h2>Sıcaktan korunmak için neler yapılabilir?</h2>

<p>Sıcak havanın sağlık üzerindeki etkilerinin önemli bölümü alınabilecek önlemlerle azaltılabilir.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü özellikle;</p>

<ul>
 <li>günün en sıcak saatlerinde dışarıda geçirilen süreyi azaltmayı,</li>
 <li>ağır fiziksel aktiviteleri daha serin saatlere bırakmayı,</li>
 <li>mümkün olduğunca gölgede veya serin ortamlarda bulunmayı,</li>
 <li>hafif ve bol kıyafetler giymeyi,</li>
 <li>düzenli sıvı tüketmeyi,</li>
 <li>evleri gündüz güneşten koruyup daha serin saatlerde havalandırmayı</li>
</ul>

<p>öneriyor.</p>

<p>Yaşlılar, kronik hastalığı bulunanlar ve düzenli ilaç kullananlar ise sıcak hava dalgalarında sağlık durumlarını daha yakından takip etmeli.</p>

<h2>Sıcaklığın sağlık yükü düşündüğümüzden daha geniş olabilir</h2>

<p>Aşırı sıcak yalnızca bunaltıcı bir hava koşulu veya geçici bir konfor sorunu değil.</p>

<p>Vücudun kendisini soğutmaya çalışması dolaşım sistemini, böbrekleri ve sıvı-elektrolit dengesini doğrudan etkiliyor. Mevcut kronik hastalıklar da bu fizyolojik yük altında kötüleşebiliyor.</p>

<p>2026'da yayımlanan yeni araştırmanın 33 farklı tanıyla ilişki saptaması ise sıcaklığın sağlık sistemine getirdiği yükün yalnızca sıcak çarpması ve susuzluk vakaları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine işaret ediyor.</p>

<p>Özellikle kalp-damar, böbrek ve solunum hastalıkları bulunanlar, diyabet hastaları, yaşlılar ve düzenli ilaç kullananların sıcak hava dalgalarında belirtilerini daha yakından izlemesi önem taşıyor.</p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<p><strong>Jang H, Graffy PM, Barrett BW, Horton DE, Chan JL, Kho AN.</strong><br />
Identifying heat-related diagnoses in emergency department visits among adults in Chicago: A heat-wide association study.<br />
Science Advances. 2026;12(35).<br />
DOI: 10.1126/sciadv.aed3977</p>

<p><strong>World Health Organization Regional Office for Europe.</strong><br />
#KeepCool in the heat.<br />
8 Haziran 2026.</p>

<p><strong>World Health Organization Regional Office for Europe.</strong><br />
Heat–health action plans: guidance, second edition.<br />
2026.</p>

<p><strong>World Health Organization.</strong><br />
Heat and health.<br />
31 Temmuz 2026.</p>

<p><strong>Centers for Disease Control and Prevention.</strong><br />
Heat and Medications – Guidance for Clinicians.<br />
18 Eylül 2025.</p>

<p><strong>Lakhoo DP ve arkadaşları.</strong><br />
A systematic review and meta-analysis of heat exposure impacts on maternal, fetal and neonatal health.<br />
Nature Medicine. 2025;31:684–694.<br />
Çevrim içi yayın: 5 Kasım 2024.<br />
DOI: 10.1038/s41591-024-03395-8</p>

<p><strong>Liu J ve arkadaşları.</strong><br />
Hot weather as a risk factor for kidney disease outcomes: A systematic review and meta-analysis of epidemiological evidence.<br />
Science of the Total Environment. 2021;801:149806.<br />
DOI: 10.1016/j.scitotenv.2021.149806</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/asiri-sicak-hangi-hastaliklari-kotulestirebilir-kalpten-bobrege-vucudu-boyle-etkiliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 10:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/asiri-sicak-hangi-hastaliklari-tetikliyor.webp" type="image/jpeg" length="97234"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gerd Jeanette Marita Ravantti hittades död på hotell i Alanya]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/gerd-jeanette-marita-ravantti-hittades-dod-pa-hotell-i-alanya</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/gerd-jeanette-marita-ravantti-hittades-dod-pa-hotell-i-alanya" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En 47-årig svensk kvinna har hittats död på sitt hotellrum i Alanya i södra Turkiet. Personalen slog larm efter att hon inte hade lämnat rummet på en längre tid.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Händelsen inträffade på ett hotell i Şekerhane-området i centrala Alanya. Den svenska turisten Gerd Jeanette Marita Ravantti befann sig enligt lokala uppgifter i staden på semester.</p>

<p>När kvinnan inte kom ut från sitt rum under en längre tid blev hotellpersonalen orolig och gick in för att kontrollera situationen. Där hittades hon liggande livlös i sängen.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dödsfallet utreds av polisen</p>

<p>Sjukvårdspersonal och polis skickades till hotellet efter larmet. Vid den första undersökningen konstaterades att den 47-åriga kvinnan hade avlidit.</p>

<p>Polisens tekniker och en åklagare genomförde därefter en undersökning på platsen. Kroppen fördes till det rättsmedicinska institutets bårhus i Alanya för obduktion.</p>

<p>Den exakta dödsorsaken är ännu inte fastställd. Resultatet av den rättsmedicinska undersökningen väntas ge mer information om omständigheterna kring dödsfallet.</p>

<p>Polisen har inlett en utredning.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/gerd-jeanette-marita-ravantti-hittades-dod-pa-hotell-i-alanya</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 10:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/genel/adli-tip-1.jpg" type="image/jpeg" length="75693"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Lokanta Usulü Mercimek Çorbası Nasıl Yapılır? Tam Ölçülü Tarif]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/lokanta-usulu-mercimek-corbasi-nasil-yapilir-tam-olculu-tarif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/lokanta-usulu-mercimek-corbasi-nasil-yapilir-tam-olculu-tarif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mercimek çorbası, Türk mutfağının hemen her mevsim hazırlanan en temel çorbalarından biri. Az sayıda malzemeyle yapılmasına rağmen su oranı, kavurma süresi ve mercimeğin yeterince pişirilmesi çorbanın kıvamını doğrudan etkiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lokanta usulü pürüzsüz bir sonuç için mercimeğin tamamen yumuşaması, unun çiğ kokusu gidene kadar kavrulması ve çorbanın blenderdan geçirildikten sonra kıvamının yeniden ayarlanması gerekiyor. Tarif, süzgeçten geçirilmeden de hazırlanabilir; ancak daha ipeksi bir doku için son aşamada süzme işlemi uygulanabilir.</p>

<p>TARİF KARTI</p>

<ul>
 <li>Kaç kişilik: 6 kişilik</li>
 <li>Hazırlık süresi: 15 dakika</li>
 <li>Pişirme süresi: 35–40 dakika</li>
 <li>Toplam süre: Yaklaşık 55 dakika</li>
 <li>Pişirme yöntemi: Tencerede</li>
 <li>Zorluk düzeyi: Kolay</li>
 <li>Temel ekipman: 4 litrelik tencere, el blenderı, ince süzgeç</li>
 <li>Yaklaşık porsiyon: 300 ml</li>
</ul>

<p>MERCİMEK ÇORBASI İÇİN MALZEMELER</p>

<ul>
 <li>250 g kırmızı mercimek</li>
 <li>1 orta boy kuru soğan (yaklaşık 150 g)</li>
 <li>1 orta boy havuç (yaklaşık 120 g)</li>
 <li>1 küçük patates (yaklaşık 150 g)</li>
 <li>20 g un</li>
 <li>30 g tereyağı</li>
 <li>15 ml zeytinyağı</li>
 <li>1,5 litre sıcak su veya tuzu azaltılmış et suyu</li>
 <li>1 çay kaşığı tuz; kullanılan et suyuna göre ayarlanabilir</li>
 <li>Yarım çay kaşığı karabiber</li>
 <li>Yarım çay kaşığı kimyon</li>
 <li>100–250 ml ilave sıcak su; son kıvam için</li>
</ul>

<p>ÜZERİ İÇİN</p>

<ul>
 <li>15 g tereyağı</li>
 <li>1 çay kaşığı kırmızı toz biber</li>
 <li>Limon dilimleri</li>
</ul>

<p>LOKANTA USULÜ MERCİMEK ÇORBASI NASIL YAPILIR?</p>

<ol>
 <li>Kırmızı mercimeği geniş bir süzgece alın. Akan su berraklaşıncaya kadar birkaç kez yıkayın ve süzülmeye bırakın.</li>
 <li>Soğanı küçük küpler hâlinde doğrayın. Havuç ile patatesi soyup yaklaşık aynı büyüklükte doğrayın. Sebzelerin küçük kesilmesi pişme süresini kısaltır.</li>
 <li>Tereyağı ve zeytinyağını tencereye alın. Yağ ısınınca soğanı ekleyin ve orta-kısık ateşte, renk almasına izin vermeden 4–5 dakika yumuşatın.</li>
 <li>Unu tencereye ilave edin. Sürekli karıştırarak yaklaşık 2 dakika kavurun. Unun rengi belirgin biçimde koyulaşmamalı; yalnızca çiğ kokusu kaybolmalıdır.</li>
 <li>Havuç ve patatesi ekleyerek 2 dakika daha karıştırın. Yıkanmış mercimeği de tencereye alın.</li>
 <li>Sıcak suyun önce yaklaşık 500 ml’sini azar azar ekleyin ve topaklanma kalmayana kadar karıştırın. Ardından kalan 1 litre sıcak suyu ilave edin.</li>
 <li>Karışım kaynamaya başlayınca yüzeyde oluşan belirgin köpükleri kaşıkla alın. Ateşi kısın ve tencerenin kapağını hafif aralık bırakın.</li>
 <li>Mercimek ile sebzeler tamamen yumuşayıncaya kadar yaklaşık 25–30 dakika pişirin. Dibe tutmaması için birkaç kez karıştırın.</li>
 <li>Tencereyi ocaktan alın. El blenderını tamamen sıvının içine yerleştirerek çorbayı pürüzsüzleşinceye kadar çekin. Sıçramaları önlemek için blenderı çalışırken yüzeye çıkarmayın.</li>
 <li>Daha ipeksi bir lokanta kıvamı isteniyorsa çorbayı ince süzgeçten başka bir tencereye geçirin. Süzgeçte kalan parçaları kaşığın arkasıyla bastırın.</li>
 <li>Çorbayı yeniden kısık ateşe alın. Tuz, karabiber ve kimyonu ekleyin. Kıvam koyuysa 100–250 ml sıcak suyu azar azar ilave edin.</li>
 <li>Çorbayı karıştırarak 3–5 dakika daha kaynatın ve ocaktan alın.</li>
 <li>Sos için küçük bir tavada tereyağını eritin. Kırmızı toz biberi ekleyip köpürmeye başlayınca hemen ocaktan alın. Biberi yakmadan çorbanın üzerine gezdirin.</li>
</ol>

<p>MERCİMEK ÇORBASININ PÜF NOKTALARI</p>

<ul>
 <li>Mercimeği su berraklaşıncaya kadar yıkamak, pişerken oluşabilecek fazla köpüğü ve bulanıklığı azaltır.</li>
 <li>Unu yüksek ateşte kavurmayın. Fazla renk alan un, çorbanın rengini koyulaştırarak tadını değiştirebilir.</li>
 <li>Sıcak suyu unlu karışıma ilk aşamada azar azar ekleyin. Suyun tamamını bir anda dökmek topaklanmaya neden olabilir.</li>
 <li>Patates kıvam verir; ancak büyük bir patates kullanmak çorbanın bekledikçe fazla koyulaşmasına yol açabilir.</li>
 <li>Mercimek tamamen dağılmadan blender kullanmayın. Yeterince pişmeyen mercimek pürüzlü ve kumlu bir doku bırakabilir.</li>
 <li>El blenderını sıcak çorbada yüzeye yakın çalıştırmayın. Hem sıçrama hem de yanık riski oluşabilir.</li>
 <li>Çorba blenderdan geçirildikten sonra köpürebilir. Kısık ateşte birkaç dakika karıştırmak köpüğün azalmasına yardımcı olur.</li>
 <li>Tuzlu et veya tavuk suyu kullanılıyorsa tuzu pişmenin sonunda ekleyin.</li>
 <li>Çorbanın servis kıvamı, akışkan fakat kaşığın arkasını ince biçimde kaplayacak yoğunlukta olmalıdır.</li>
 <li>Kırmızı biberli tereyağını uzun süre kızdırmayın. Yanan biber acılaşarak çorbanın tadını bozabilir.</li>
</ul>

<p>UYGUN MALZEME İKAMELERİ</p>

<p>Tereyağı yerine aynı miktarda zeytinyağı kullanılabilir. Bu değişiklik çorbanın aromasını ve üzerindeki sosun lezzetini farklılaştırır.</p>

<p>Un kullanılmak istenmiyorsa tariften çıkarılabilir. Patates ve mercimek çorbaya yeterli yoğunluğu sağlayabilir; ancak sonuç klasik süzme lokanta çorbasından biraz farklı olur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Patates yerine 50 g pirinç kullanılabilir. Pirinç, mercimekle birlikte eklenmeli ve tamamen yumuşayıncaya kadar pişirilmelidir.</p>

<p>Havuç çıkarılabilir; fakat çorbanın hafif tatlı dengesi ve rengi değişir. Sebze suyu kullanılması da mümkündür.</p>

<p>Kimyon zorunlu değildir. Kullanılmadığında çorbanın temel mercimek tadı daha belirgin kalır.</p>

<p>SERVİS ÖNERİSİ</p>

<p>Mercimek çorbasını sıcak olarak, kırmızı biberli tereyağı ve limon dilimleriyle servis edin. Limon suyu tencereye değil, servis sırasında kişisel tercihe göre eklenmelidir.</p>

<p>Yanında kızarmış ekmek, pide, tırnaklı ekmek veya küçük tereyağlı krutonlar sunulabilir. Çorbanın üzerine fazla miktarda sos dökmek, mercimeğin kendi lezzetini bastırabilir.</p>

<p>SAKLAMA VE YENİDEN ISITMA</p>

<p>Çorba piştikten sonra oda sıcaklığında iki saatten uzun bekletilmemelidir. Hızlı soğuması için geniş ve sığ kaplara bölünebilir; ardından kapalı biçimde buzdolabına kaldırılmalıdır.</p>

<p>Buzdolabında 3 gün saklanabilir. Mercimek ve patates bekledikçe sıvı çektiği için çorba ertesi gün koyulaşabilir. Yeniden ısıtırken az miktarda sıcak su eklenerek kıvamı ayarlanabilir.</p>

<p>Yalnızca tüketilecek porsiyon ısıtılmalı ve çorbanın tamamı defalarca ısıtılıp soğutulmamalıdır. Isıtılan çorbanın her tarafı iyice buhar çıkaracak sıcaklığa ulaşmalıdır.</p>

<p>Çorba, tamamen soğutulduktan sonra porsiyonlanarak 2 aya kadar dondurulabilir. Buzdolabında çözdürülmeli, iyice ısıtılmalı ve yeniden dondurulmamalıdır.</p>

<p>SIK YAPILAN HATALAR</p>

<p>Çorbanın fazla koyulaşması: Patatesin büyük kullanılması, suyun az eklenmesi veya çorbanın uzun süre beklemesi kıvamı yoğunlaştırabilir. Sıcak suyu azar azar ekleyerek düzeltin.</p>

<p>Un kokusunun kalması: Unun yeterince kavrulmaması çiğ bir tat bırakır. Unu yağla birlikte orta-kısık ateşte yaklaşık 2 dakika kavurun.</p>

<p>Çorbanın topaklanması: Suyun unlu karışıma bir anda eklenmesi topak oluşturabilir. İlk suyu azar azar dökerek sürekli karıştırın.</p>

<p>Rengin koyulaşması: Soğanın veya unun fazla kavrulması, mercimek çorbasının açık turuncu rengini bozabilir.</p>

<p>Dibinin tutması: Mercimek pişerken nişasta salar. Özellikle pişmenin son bölümünde çorbayı aralıklarla karıştırın.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/lokanta-usulu-mercimek-corbasi-nasil-yapilir-tam-olculu-tarif</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9204.jpeg" type="image/jpeg" length="37851"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Osmaniye’nin Sevilen Cerrahı Dr. Orhan Kara Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/osmaniyenin-sevilen-cerrahi-dr-orhan-kara-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/osmaniyenin-sevilen-cerrahi-dr-orhan-kara-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Genel Cerrahi Uzmanı olarak görev yapan Dr. Orhan Kara hayatını kaybetti. Kara’nın vefatı, sağlık camiasında ve kentte büyük üzüntüye yol açtı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Osmaniye sağlık camiasını yasa boğan vefat</p>

<p>Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Orhan Kara’nın hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Uzun yıllardır Osmaniye’de hastalarına hizmet veren Dr. Kara’nın vefatı; ailesi, yakınları, mesai arkadaşları ve sağlık camiasında derin üzüntü oluşturdu.</p>

<p>Son yolculuğuna uğurlanacak</p>

<p>Dr. Orhan Kara’nın cenazesinin, 28 Ağustos 2026 Cuma günü cuma namazının ardından Millet Camii’nden kaldırılacağı belirtildi.</p>

<p>Kara’nın naaşı, kılınacak cenaze namazının ardından Karacalar Mezarlığı’nda toprağa verilecek. Taziyelerin ise Adnan Menderes Mahallesi 19534. Sokak’taki aile evinde kabul edileceği aktarıldı.</p>

<p>Başhekim Hakkoymaz’dan taziye mesajı</p>

<p>Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Hakan Hakkoymaz da yayımladığı mesajla Dr. Orhan Kara’nın vefatından duyduğu üzüntüyü dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hakkoymaz, merhuma Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve Osmaniye sağlık camiasına başsağlığı ve sabır temennisinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/osmaniyenin-sevilen-cerrahi-dr-orhan-kara-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 09:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9202.jpeg" type="image/jpeg" length="64648"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Chelsea Move for World Cup Winner Emiliano Martínez]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/chelsea-move-for-world-cup-winner-emiliano-martinez</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/chelsea-move-for-world-cup-winner-emiliano-martinez" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Chelsea are pushing ahead with their pursuit of Aston Villa goalkeeper Emiliano Martínez as the London club look to strengthen their options between the posts.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>The Argentina international’s future at Villa Park has become one of the notable stories of the closing stages of the transfer window.</p>

<p>Chelsea have turned their attention to World Cup-winning goalkeeper Emiliano Martínez as they continue shaping their squad for the new season.</p>

<p>The Aston Villa goalkeeper has been linked with a move away from Birmingham, with Chelsea emerging as a potential destination for the experienced Argentina international.</p>

<p>Chelsea target Premier League experience</p>

<p>Martínez would bring considerable experience to Stamford Bridge. The goalkeeper already knows English football extremely well and has established himself as one of the Premier League’s most recognisable players during his time with Aston Villa.</p>

<p>His arrival would also give Chelsea another senior option in goal as the club seek greater competition and experience across the squad.</p>

<p>Martínez’s international record adds further weight to his profile. He played a crucial role in Argentina’s 2022 FIFA World Cup triumph and has subsequently remained the national team’s first-choice goalkeeper.</p>

<p>Aston Villa exit increasingly possible</p>

<p>Martínez’s future at Aston Villa has been the subject of growing speculation during the summer transfer window.</p>

<p>Villa manager Unai Emery previously acknowledged that the goalkeeper could be open to a new challenge, increasing expectations that a departure could materialise before the transfer window closes.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Chelsea’s interest therefore comes at a significant point in Villa’s ongoing squad rebuild.</p>

<p>A major addition for Chelsea</p>

<p>Should the deal progress, Chelsea would be acquiring a goalkeeper with experience at the highest level of both club and international football.</p>

<p>Martínez is particularly renowned for his performances in high-pressure matches and penalty shoot-outs, while his familiarity with the Premier League means he would require little adaptation to English football.</p>

<p>For Chelsea, those qualities could make him an attractive short-term addition while providing additional competition in a key position.</p>

<p>Official confirmation still awaited</p>

<p>Despite the growing momentum surrounding the potential move, Chelsea and Aston Villa have not yet officially announced the completion of Martínez’s transfer.</p>

<p>Until formal confirmation is issued by the clubs, the move should therefore be regarded as an advanced transfer development rather than a completed deal.</p>

<p>Further details regarding the transfer fee and Martínez’s proposed contract are expected to become clearer if negotiations reach a successful conclusion.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/chelsea-move-for-world-cup-winner-emiliano-martinez</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 09:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9199-1.jpeg" type="image/jpeg" length="59621"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özbekistan Sıtmayı Bir Değil İki Kez Yendi: Taşkent’te 40 Bine Yakın Can Alan Hastalıktan “Sıtmasız Ülke”ye]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/ozbekistan-sitmayi-bir-degil-iki-kez-yendi-taskentte-40-bine-yakin-can-alan-hastaliktan-sitmasiz-ulkeye</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/ozbekistan-sitmayi-bir-degil-iki-kez-yendi-taskentte-40-bine-yakin-can-alan-hastaliktan-sitmasiz-ulkeye" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugün Dünya Sağlık Örgütü tarafından sıtma eliminasyonu sertifikası verilmiş ülkeler arasında bulunan Özbekistan, geçmişte hastalığın ağır biçimde etkilediği bölgelerden biriydi. DSÖ kayıtlarına göre 1892–1905 arasında yalnızca Taşkent bölgesinde sıtma yaklaşık 40 bin kişinin yaşamını yitirmesine yol açtı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ülkede yerel bulaş 1961’de kesildi ancak sonraki yıllarda dışarıdan taşınan vakalarla bağlantılı küçük salgınlar görüldü ve yerel bulaş 1999’da yeniden yerleşti. Son yerel vakaların 2010’da görülmesinin ardından Özbekistan, 2018’de DSÖ tarafından sıtma eliminasyonu açısından resmen sertifikalandırıldı.</p>

<p>Bir ülkenin bulaşıcı bir hastalığın yerel bulaşını ortadan kaldırması büyük bir halk sağlığı başarısıdır. Hastalığın yıllar sonra yeniden yerleşmesi ve bir kez daha ortadan kaldırılması ise çok daha sıra dışı bir hikâyedir.</p>

<p>Özbekistan’ın sıtmayla mücadelesi tam olarak böyle gelişti.</p>

<p>Bugün Orta Asya’nın sıtma eliminasyonunu başarmış ülkelerinden biri olan Özbekistan’da hastalık yaklaşık bir asır önce toplum sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyordu.</p>

<p>İklim koşulları, sulama sistemleri ve sivrisineklerin üreyebildiği su alanları sıtmanın yayılması için elverişli ortam oluşturuyordu.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütünün tarihsel değerlendirmelerine göre ülkedeki sıtma mevsimi geçmişte yaklaşık yedi aya kadar uzayabiliyordu.</p>

<h2>Taşkent bölgesinde yaklaşık 40 bin kişi yaşamını yitirdi</h2>

<p>Sıtmanın yol açtığı tarihsel kayıpların boyutu çarpıcıydı.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütünün Özbekistan’ın sıtmayla mücadelesini anlatan kayıtlarına göre 1892 ile 1905 yılları arasında Taşkent bölgesinde sıtma nedeniyle yaklaşık 40 bin kişi yaşamını yitirdi.</p>

<p>Bu sayı, dönemin bölge nüfusunun yaklaşık on birde birine karşılık geliyordu.</p>

<p>Bazı yerleşimlerde tablonun daha ağır olduğu ve bir yerleşimde nüfusun üçte birinden fazlasının hastalık nedeniyle kaybedildiği de bildirildi.</p>

<p>Ancak sıtmayla sistematik ve örgütlü mücadele daha sonraki yıllarda gelişti.</p>

<p>1921 yılında, o dönemde bugünkü Özbekistan topraklarını da kapsayan Türkistan’da 200 binden fazla sıtma vakasının kaydedilmesi mücadelede önemli bir dönüm noktası oldu.</p>

<h2>Sıtmayla mücadele için özel bir sağlık ağı kuruldu</h2>

<p>1920’li yıllardan itibaren sıtmaya karşı daha örgütlü sağlık hizmetleri oluşturulmaya başlandı.</p>

<p>Hastalığın tanınması ve tedavisi için sağlık çalışanları yetiştirildi. Hastaların tedaviye erişimi artırıldı. Dönemin başlıca sıtma ilaçlarından kinin yaygın biçimde kullanılmaya başladı.</p>

<p>Fakat mücadele yalnızca hastaları tedavi etmekle sınırlı değildi.</p>

<p>Sivrisineklerin üreyebildiği bataklıklar ve durgun su alanları hedef alındı. Bazı sulak alanlar kurutuldu veya dolduruldu, sulama sistemlerinde düzenlemelere gidildi.</p>

<p>Sivrisinek larvalarını yiyen <strong>Gambusia</strong> balıkları da bazı su kaynaklarına bırakıldı.</p>

<p>Böylece yalnızca hastalığı taşıyan insanları değil, sıtma parazitini insandan insana taşıyan sivrisinekleri de hedefleyen kapsamlı bir halk sağlığı yaklaşımı geliştirildi.</p>

<h2>İkinci Dünya Savaşı mücadeleyi sekteye uğrattı</h2>

<p>İlk çalışmalar sıtma yükünü azaltmaya başlamıştı ancak İkinci Dünya Savaşı sırasında sağlık kaynaklarının farklı alanlara yönlendirilmesi mücadeleyi olumsuz etkiledi.</p>

<p>1943 yılına gelindiğinde Özbekistan’da nüfusun yaklaşık onda birinin sıtma parazitiyle enfekte olduğu bildirildi.</p>

<p>Savaş sonrasında mücadele yeniden yoğunlaştırıldı.</p>

<p>Sağlık personelinin sayısı artırıldı, sivrisineklerin üreme alanlarına yönelik çalışmalar genişletildi ve sıtma kontrol programları güçlendirildi.</p>

<p>1950’li yıllarda sıtmayla mücadele ülke çapında büyük bir halk sağlığı programına dönüştü.</p>

<h2>20 bin vakadan 49 vakaya</h2>

<p>Sonuçlar kısa sürede rakamlara yansıdı.</p>

<p>1953 yılında Özbekistan’daki 2 bin 800’den fazla yerleşimde yaklaşık 20 bin sıtma vakası tespit edilmişti.</p>

<p>Altı yıl sonra, 1959’da vaka sayısı yalnızca <strong>49’a</strong> düştü.</p>

<p>1961 yılına gelindiğinde ise ülkede yerel bulaş sonucu ortaya çıkan sıtma vakası saptanmadı.</p>

<p>Özbekistan sıtmanın yerel bulaşını ilk kez ortadan kaldırmıştı.</p>

<p>Ancak bu başarı kalıcı bir rehavet anlamına gelmiyordu.</p>

<h2>Hastalık tamamen kaybolmadı</h2>

<p>1961’de yerel bulaş kesilmiş olsa da sıtma riski tamamen ortadan kalkmadı.</p>

<p>Özbekistan’ın sıtmanın görülmeye devam ettiği ülkelerle yakın coğrafi bağlantıları bulunuyordu. Sıtmanın sürdüğü bölgelerden gelen enfekte kişiler, hastalığın yeniden yerel bulaşa dönüşmesi açısından risk oluşturuyordu.</p>

<p>1966 yılında Özbekistan’ın güneyindeki Surhanderya bölgesine bağlı Boysun’da dışarıdan gelen vakalarla bağlantılı bir sıtma salgını kaydedildi.</p>

<p>On dört yerleşimde toplam 58 kişinin hastalandığı bildirildi.</p>

<p>Sonraki yıllarda da zaman zaman ithal vakalarla bağlantılı küçük yerel salgınlar görüldü.</p>

<p>Bu tablo, bir hastalığın ortadan kaldırılmasının onu sonsuza kadar uzaklaştırmak anlamına gelmediğini gösteriyordu.</p>

<h2>Yerel bulaş 1999’da yeniden yerleşti</h2>

<p>1990’lı yıllarda Orta Asya’daki siyasi, ekonomik ve toplumsal değişimler sıtma kontrolünü zorlaştırdı.</p>

<p>Komşu ülkelerde hastalık yükünün artması, sınır hareketliliği ve sağlık sistemlerindeki sorunlar Özbekistan’ın özellikle güney bölgelerinde riski yükseltti.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütünün değerlendirmelerine göre <strong>1999 yılında sıtmanın yerel bulaşı Özbekistan’da yeniden yerleşti.</strong></p>

<p>Sorun özellikle Tacikistan sınırına yakın bölgelerde belirginleşti.</p>

<p>2000 yılında ülkede toplam <strong>125 sıtma vakası</strong> tespit edildi.</p>

<p>Bunların <strong>46’sının yerel bulaş sonucu</strong> ortaya çıktığı bildirildi.</p>

<p>Yaklaşık 40 yıl önce kesilmiş olan yerel bulaş yeniden halk sağlığı tehdidine dönüşüyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>İkinci büyük mücadele başladı</h2>

<p>Özbekistan Sağlık Bakanlığı 2000 yılında sıtmanın izlenmesi, kontrolü ve yeniden ortadan kaldırılması amacıyla ulusal programını güçlendirdi.</p>

<p>Bu kez mücadelenin merkezinde yalnız sivrisinek kontrolü değil, güçlü epidemiyolojik sürveyans da bulunuyordu.</p>

<p>Sınır bölgelerindeki sağlık hizmetleri güçlendirildi.</p>

<p>Sivrisinek popülasyonları ve üreme alanları düzenli olarak takip edildi.</p>

<p>Şüpheli vakaların erken tespit edilmesi, laboratuvar tanısının hızlandırılması ve hastaların zamanında tedavi edilmesi hedeflendi.</p>

<p>Sivrisinek kontrolü için kapalı alan ilaçlamaları ve farklı koruyucu yöntemlerden yararlanıldı.</p>

<p>Sınır ötesi işbirliği de mücadelenin önemli parçalarından biri haline geldi.</p>

<h2>Taşkent Bildirgesi bölgesel mücadeleyi güçlendirdi</h2>

<p>2005 yılında kabul edilen <strong>Taşkent Bildirgesi</strong>, bölgede sıtmadan etkilenen ülkelerin hastalığın yerel bulaşını ortadan kaldırma hedefinde ortak irade ortaya koyduğu önemli belgelerden biri oldu.</p>

<p>Bölgesel işbirliği, sınır hareketliliğinin yoğun olduğu ve hastalığın bir ülkeden diğerine taşınabildiği Orta Asya’da özellikle önem taşıyordu.</p>

<p>Çünkü sıtmayla mücadelede yalnızca tek bir ülkenin sınırları içinde alınan önlemler her zaman yeterli olmuyordu.</p>

<h2>Son yerel vakalar 2010 yılında görüldü</h2>

<p>Mücadelenin sonuçları özellikle hastalığın yoğun görüldüğü Surhanderya bölgesinde belirginleşti.</p>

<p>2007 yılında burada 81 sıtma vakası bildirilirken sonraki yıllarda sayı hızla düştü.</p>

<p>Özbekistan genelinde yerel bulaş sonucu ortaya çıkan <strong>son üç sıtma vakası 2010 yılında</strong> tespit edildi.</p>

<p>Bundan sonra ülkede sürekli yerel bulaş zinciri saptanmadı.</p>

<p>Ancak birkaç yıl boyunca yerel vaka görülmemesi, tek başına Dünya Sağlık Örgütünden sıtma eliminasyonu sertifikası almak için yeterli değildi.</p>

<h2>2018’de DSÖ sertifikası geldi</h2>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, bir ülkeye sıtma eliminasyonu sertifikası verebilmek için yerel bulaş zincirinin ülke genelinde en az üç yıl boyunca kesildiğinin güvenilir kanıtlarla gösterilmesini şart koşuyor.</p>

<p>Bunun yanında ülkenin dışarıdan gelebilecek vakaları hızla tespit edebilecek, araştırabilecek ve sıtmanın yeniden yerleşmesini önleyebilecek güçlü bir sağlık ve sürveyans sistemine sahip olması gerekiyor.</p>

<p>Uzman değerlendirmelerinin ardından Dünya Sağlık Örgütü, <strong>7 Aralık 2018’de Özbekistan’ın sıtmayı elimine ettiğini resmen duyurdu.</strong></p>

<p>Böylece Özbekistan, sıtmanın yerel bulaşını tarihindeki ikinci büyük mücadele sonunda yeniden ortadan kaldırmış oldu.</p>

<h2>“Sıtmasız ülke” ne anlama geliyor?</h2>

<p>Burada önemli bir ayrım bulunuyor.</p>

<p>Bir ülkenin sıtma eliminasyonu açısından sertifikalandırılması, o ülkede bir daha hiçbir sıtma vakasının görülemeyeceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Sıtmanın devam ettiği başka bir ülkede enfekte olan bir kişi Özbekistan’a döndüğünde ülkede “ithal vaka” görülebilir.</p>

<p>Sertifikasyon açısından temel ölçüt, sivrisinekler aracılığıyla devam eden <strong>yerli bulaş zincirinin kesilmiş olmasıdır.</strong></p>

<p>Bu nedenle sıtmanın elimine edilmesi mücadelenin tamamen sona erdiği anlamına gelmez.</p>

<p>Hastalığın yeniden yerleşmesini önlemek için sürveyans, erken tanı, vaka araştırması ve sivrisinek kontrolünün devam etmesi gerekir.</p>

<p>Özbekistan’ın 1961’deki ilk başarısının ardından hastalığın yeniden yerleşmesini yaşamış olması bunun en çarpıcı örneklerinden biridir.</p>

<h2>Bir asırlık halk sağlığı dersi</h2>

<p>Özbekistan’ın sıtma tarihi yalnızca bir hastalığın ortadan kaldırılmasının öyküsü değil.</p>

<p>Bataklıkların kurutulmasından sivrisinek larvalarını yiyen balıkların kullanılmasına, sağlık çalışanlarının eğitiminden sınır ötesi işbirliğine, laboratuvar tanısından epidemiyolojik sürveyansa kadar farklı uygulamaların birlikte yürütüldüğü uzun soluklu bir halk sağlığı mücadelesini gösteriyor.</p>

<p>1892–1905 arasında Taşkent bölgesinde yaklaşık 40 bin kişinin yaşamını yitirmesine yol açan sıtmanın yerel bulaşı 1961’de ilk kez kesildi.</p>

<p>Sonraki yıllarda dışarıdan gelen vakalara bağlı salgınlar yaşandı.</p>

<p>1999’da yerel bulaş yeniden yerleşti.</p>

<p>Özbekistan mücadeleyi yeniden yoğunlaştırdı.</p>

<p>Son yerel vakalar 2010’da görüldü ve sekiz yıl sonra ülke Dünya Sağlık Örgütünden sıtma eliminasyonu sertifikası aldı.</p>

<p>Bu tarih, bulaşıcı hastalıklarla mücadelede önemli bir gerçeği de hatırlatıyor:</p>

<p><strong>Bir hastalığın yerel bulaşını ortadan kaldırmak büyük başarıdır; yeniden yerleşmesini engellemek ise kesintisiz bir halk sağlığı görevidir.</strong></p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<ul>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü — <i>WHO Certifies That Uzbekistan Has Eliminated Malaria</i>, 7 Aralık 2018.</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü — <i>Towards a Malaria-Free World: Elimination of Malaria in Uzbekistan</i>, 2024.</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü Global Malaria Programme — <i>Countries and Territories Certified Malaria-Free by WHO</i>.</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü Global Malaria Programme — <i>Malaria Elimination Certification Process</i>.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/ozbekistan-sitmayi-bir-degil-iki-kez-yendi-taskentte-40-bine-yakin-can-alan-hastaliktan-sitmasiz-ulkeye</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 09:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/ozbekistan-sitma-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="68700"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doktorlar Karnımıza Neden Parmaklarıyla Vurur? 265 Yıllık Muayene Yönteminin Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/doktorlar-karnimiza-neden-parmaklariyla-vurur-265-yillik-muayene-yonteminin-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/doktorlar-karnimiza-neden-parmaklariyla-vurur-265-yillik-muayene-yonteminin-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doktor muayene sırasında bir parmağını karnınıza yerleştirip diğer parmağıyla üzerine hafifçe vurduğunda rastgele bir hareket yapmıyor. “Perküsyon” adı verilen bu yöntemle ortaya çıkan sesler; bağırsaklardaki gaz, karaciğer ve dalak gibi katı organlar ile karın boşluğunda sıvı bulunup bulunmadığı konusunda hekime ipuçları verebiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Modern klinik perküsyonun sistematik hikâyesi 1761’de Avusturyalı hekim Leopold Auenbrugger’ın yayımladığı esere uzanıyor. Yöntemin ortaya çıkışına ilişkin en meşhur anlatı ise Auenbrugger’ın şarap fıçılarından çıkan farklı seslerden esinlendiği yönünde; ancak bu ayrıntı kesin biçimde belgelenmiş tarihsel bir gerçek olarak kabul edilmiyor.</p>

<p>Bir doktor karın muayenesi yaparken önce karnın görünümünü değerlendirebilir, ardından stetoskopla bağırsak seslerini dinleyebilir ve daha sonra parmaklarını kullanarak karnın farklı bölgelerine hafifçe vurabilir.</p>

<p>Hastanın gözünden bakıldığında son derece basit görünen bu hareket, aslında fizik muayenenin yüzyıllardır kullanılan temel yöntemlerinden birinin parçası.</p>

<p>Bu yöntemin adı <strong>perküsyon</strong>.</p>

<p>Perküsyonda amaç hastaya “vurmak” değil; kısa ve kontrollü vuruşlarla oluşturulan sesin niteliğini değerlendirmek. Çünkü vücudun altında hava, katı doku veya sıvı bulunmasına göre ortaya çıkan ses değişebiliyor.</p>

<h2>O küçük vuruşun çıkardığı ses doktora ne anlatıyor?</h2>

<p>Karın perküsyonunda hekim genellikle bir elinin orta parmağını hastanın karın duvarına yerleştiriyor. Diğer elinin parmağıyla bu parmağın üzerine kısa ve kontrollü bir vuruş yapıyor.</p>

<p>Ortaya çıkan ses daha sonra kulakla değerlendiriliyor.</p>

<p>Burada perküsyon ile stetoskopla yapılan <strong>oskültasyonu</strong> birbirinden ayırmak gerekiyor.</p>

<p>Oskültasyonda doktor, bağırsaklar veya damarlar gibi yapıların kendiliğinden oluşturduğu sesleri dinler. Perküsyonda ise sesi oluşturan, hekimin yaptığı kontrollü vuruştur.</p>

<p>Doktor aslında bu vuruşun farklı bölgelerde nasıl değiştiğini karşılaştırır.</p>

<h2>Gaz bulunan bölgeyle karaciğer aynı sesi çıkarmaz</h2>

<p>Karın içindeki yapıların fiziksel özellikleri birbirinden farklıdır.</p>

<p>Gazla dolu bağırsakların bulunduğu bölgelerde perküsyon sırasında genellikle daha boş, yüksek ve davulumsu bir ses duyulur. Tıpta bu ses <strong>timpanik</strong> olarak tanımlanır.</p>

<p>Karaciğer gibi katı bir organın veya sıvının bulunduğu bölgelerde ise ses daha tok ve mat hale gelebilir.</p>

<p>Bu nedenle doktor yalnızca “ses geliyor mu?” diye değerlendirme yapmaz. Sesin niteliğine, hangi bölgede duyulduğuna ve başka muayene bulgularıyla uyumlu olup olmadığına bakar.</p>

<h2>Karaciğerin sınırları hakkında ipucu verebilir</h2>

<p>Perküsyonun klasik kullanım alanlarından biri karaciğer muayenesidir.</p>

<p>Doktor, göğüs kafesinden karın bölgesine doğru ilerlerken perküsyon sesinin değiştiği noktaları değerlendirerek karaciğerin yaklaşık sınırları hakkında fikir edinmeye çalışabilir.</p>

<p>Benzer tekniklerden dalağın değerlendirilmesinde de yararlanılabilir.</p>

<p>Ancak perküsyon bir cetvel gibi kesin ölçüm yapmaz. Vücut yapısı, bağırsak gazı, muayene tekniği ve hekimler arasındaki değerlendirme farklılıkları sonucu etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle fizik muayenede şüpheli bir bulgu saptandığında ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir.</p>

<h2>Karında sıvı bulunup bulunmadığı araştırılabilir</h2>

<p>Perküsyonun dikkat çekici kullanım alanlarından biri de karın boşluğunda sıvı birikmesi anlamına gelen <strong>asit</strong> değerlendirmesidir.</p>

<p>Hasta sırtüstü yatarken bağırsaklardaki gaz nedeniyle karnın bazı bölgelerinde timpanik ses duyulabilirken, sıvının toplandığı bölgelerde daha mat bir ses ortaya çıkabilir.</p>

<p>Hekim hastanın pozisyonunu değiştirdiğinde sıvının yer çekimine bağlı olarak hareket etmesi, mat sesin bulunduğu bölgenin de değişmesine neden olabilir.</p>

<p>Bu klasik fizik muayene bulgusuna <strong>yer değiştiren matite</strong> adı verilir.</p>

<p>Ancak perküsyonun özellikle küçük miktardaki sıvıyı saptama gücü sınırlıdır. Fizik muayene bulguları sıvı miktarı arttıkça daha belirgin hale gelirken, ultrasonografi çok daha küçük miktarlardaki sıvıyı gösterebilir.</p>

<p>Dolayısıyla perküsyon, asit tanısını tek başına koyan bir yöntem değildir.</p>

<h2>Hikâye 1761’e uzanıyor</h2>

<p>Modern klinik perküsyonun tarihindeki en önemli isimlerden biri Avusturyalı hekim <strong>Leopold Auenbrugger</strong>.</p>

<p>Auenbrugger, 18. yüzyılda Viyana’da çalışırken hastaların göğüs kafesine kontrollü biçimde vurarak ortaya çıkan sesleri değerlendirmeye başladı.</p>

<p>Yöntemi yıllarca gözlemledi ve geliştirdi.</p>

<p>1761’de yayımladığı Latince <strong>Inventum Novum</strong> adlı eserinde göğüs kafesine vurularak elde edilen seslerden, göğüs boşluğundaki bazı hastalıklar hakkında nasıl bilgi edinilebileceğini sistematik biçimde anlattı.</p>

<p>Bu çalışma, modern fizik muayenenin gelişimindeki önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Perküsyon benzeri yöntemlerin daha eski dönemlerde de kullanıldığına ilişkin tarihsel kayıtlar bulunmakla birlikte, Auenbrugger’ın önemi yöntemi modern klinik muayene içinde sistematik hale getirmesi ve bilimsel biçimde tanımlamasıydı.</p>

<p>Bu nedenle bugün kullanılan perküsyonun modern tarihini 1761’den başlatmak mümkün.</p>

<h2>Gerçekten şarap fıçılarından mı esinlendi?</h2>

<p>Perküsyon tarihinin en ilginç anlatılarından biri Auenbrugger’ın çocukluk yıllarıyla ilgili.</p>

<p>Babası Graz’da bir han işletiyordu.</p>

<p>Yaygın anlatıya göre şarap veya başka sıvılar bulunan fıçılara vurulduğunda çıkan sesin değişmesinden, fıçının ne kadar dolu olduğu anlaşılabiliyordu.</p>

<p>Auenbrugger’ın insan göğüs kafesine vurma fikrini bu gözlemden geliştirdiği uzun yıllardır anlatılıyor.</p>

<p>Ancak bu hikâyenin doğrudan tarihsel belgelerle kesin biçimde doğrulanamadığını belirtmek gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle şarap fıçısı öyküsünü Auenbrugger’ın yaşamına ilişkin kesin bir biyografik gerçek olarak değil, perküsyon tarihinin en meşhur anlatılarından biri olarak değerlendirmek daha doğru.</p>

<h2>Kadavralarla deneyler yaptı</h2>

<p>Auenbrugger yalnızca hastaların göğsüne vurarak sesleri karşılaştırmakla yetinmedi.</p>

<p>Tarihsel kaynaklarda, kadavraların göğüs boşluğuna sıvı vererek sıvı seviyesi yükseldikçe perküsyon sesinin nasıl değiştiğini incelediği aktarılıyor.</p>

<p>Böylece farklı yoğunluktaki yapıların farklı perküsyon sesleri oluşturabileceği düşüncesini deneysel gözlemlerle desteklemeye çalıştı.</p>

<p>Bugünkü teknolojik imkânlar düşünüldüğünde yöntem son derece basit görünebilir.</p>

<p>Ancak 18. yüzyılda röntgen, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi veya manyetik rezonans görüntüleme yoktu.</p>

<p>Hekimlerin vücudun içindeki değişiklikleri anlamak için elleri, kulakları ve gözleri en önemli araçları arasındaydı.</p>

<h2>Keşfi hemen kabul görmedi</h2>

<p>Auenbrugger’ın 1761’de yayımladığı çalışma tıp dünyasında hemen büyük bir dönüşüm yaratmadı.</p>

<p>Yöntemin Avrupa tıbbında yaygınlaşmasında Fransız hekim <strong>Jean-Nicolas Corvisart</strong> önemli rol oynadı.</p>

<p>Napolyon Bonapart’ın hekimliğini de yapan Corvisart, Auenbrugger’ın yöntemini klinikte kullandı ve eserini 1808’de Fransızcaya çevirerek kapsamlı açıklamalarla yayımladı.</p>

<p>Corvisart’ın tıp dünyasındaki itibarı, perküsyonun daha geniş çevrelerde tanınmasına katkı sağladı.</p>

<p>Böylece Auenbrugger’ın yaklaşık yarım yüzyıl önce tanımladığı yöntem Avrupa klinik tıbbının önemli araçlarından biri haline gelmeye başladı.</p>

<h2>Bugünkü parmak tekniği sonradan gelişti</h2>

<p>Auenbrugger’ın uyguladığı ilk perküsyon yöntemi, bugün doktorların kullandığı teknikle tamamen aynı değildi.</p>

<ol start="19">
 <li>yüzyılda Fransız hekim <strong>Pierre Adolphe Piorry</strong>, vücudun üzerine yerleştirilen ve üzerine vurulan küçük bir araç geliştirdi.</li>
</ol>

<p>Bu araca <strong>pleksimetre</strong> adı verildi.</p>

<p>Zamanla bu aracın görevini doktorun kendi parmağı üstlendi.</p>

<p>Bugün yaygın kullanılan dolaylı perküsyon yönteminde bir parmak vücut yüzeyine yerleştiriliyor, diğer elin parmağıyla bunun üzerine kısa bir vuruş yapılıyor.</p>

<p>Böylece 18. yüzyılda başlayan yöntem zaman içinde bugünkü biçimine kavuştu.</p>

<h2>Ultrason ve tomografi varken doktorlar neden hâlâ yapıyor?</h2>

<p>Modern tıp artık insan vücudunun içini son derece ayrıntılı biçimde görüntüleyebiliyor.</p>

<p>Ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme gibi yöntemlerle organların yapısı ve karın içerisindeki birçok değişiklik doğrudan incelenebiliyor.</p>

<p>Buna rağmen perküsyon ortadan kalkmadı.</p>

<p>Çünkü fizik muayene herhangi bir cihaz gerektirmeden, saniyeler içinde hastayla ilgili ilk klinik ipuçlarını sağlayabiliyor.</p>

<p>Doktor, perküsyon bulgusunu hiçbir zaman tek başına değerlendirmiyor.</p>

<p>Hastanın şikâyeti, hastalık öyküsü, diğer fizik muayene bulguları, laboratuvar sonuçları ve gerektiğinde görüntüleme yöntemleri bir arada ele alınıyor.</p>

<p>Perküsyonun günümüzdeki temel değeri de burada yatıyor:</p>

<p><strong>Tek başına tanı koymak değil, klinik değerlendirmeye yön verecek ipuçları sağlamak.</strong></p>

<h2>Her farklı ses hastalık anlamına gelmez</h2>

<p>Karından alınan perküsyon sesleri kişiden kişiye değişebilir.</p>

<p>Bağırsaklardaki gaz miktarı, yakın zamanda yemek yenmiş olması, kişinin vücut yapısı ve muayenenin yapılış biçimi duyulan sesi etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle kişinin kendi karnına vurarak çıkan sese göre hastalık teşhisi koymaya çalışması doğru değildir.</p>

<p>Perküsyon ancak hastanın öyküsü ve diğer muayene bulgularıyla birlikte değerlendirildiğinde anlam kazanır.</p>

<p>Şiddetli veya giderek artan karın ağrısı, belirgin karın şişliği, sürekli kusma, yüksek ateş, bayılma, ciddi halsizlik veya genel durumda belirgin bozulma gibi durumlarda kişinin kendi kendine muayene yapmak yerine tıbbi değerlendirme alması gerekir.</p>

<h2>265 yıllık modern klinik gelenek hâlâ doktorun parmaklarında</h2>

<p>Auenbrugger’ın 1761’de sistematik biçimde tanımladığı perküsyon, tıp teknolojisinin olağanüstü gelişmesine rağmen bugün hâlâ temel fizik muayene yöntemlerinden biri.</p>

<p>Bir zamanlar insan vücudunun içini görüntülemenin neredeyse hiçbir yolu yokken hekimler görünmeyeni anlamak için gözlerini, kulaklarını ve ellerini kullanıyordu.</p>

<p>Bugün doktorun karın muayenesinde yaptığı birkaç küçük “tık tık” vuruş da bu uzun klinik geleneğin devamı.</p>

<p>Basit görünen birkaç parmak hareketinin arkasında, modern tıp tarihinde <strong>265 yıllık sistematik bir muayene yöntemi</strong> bulunuyor.</p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<ul>
 <li>Leopold Auenbrugger. <i>Inventum Novum ex Percussione Thoracis Humani</i>. Viyana, 1761.</li>
 <li>Clinical Methods: The History, Physical, and Laboratory Examinations. “The Origins of the History and Physical Examination.”</li>
 <li>StatPearls. “Abdominal Examination.”</li>
 <li>McGee SR. “Percussion and Physical Diagnosis: Separating Myth from Science.” Disease-a-Month.</li>
 <li>Sakula A. “Pierre Adolphe Piorry: Pioneer of Percussion and Pleximetry.”</li>
 <li>KASL Clinical Practice Guidelines for Liver Cirrhosis: Ascites and Related Complications, 2026.</li>
 <li>Fizik muayene ve perküsyon tarihinin gelişimini inceleyen hakemli tıp tarihi çalışmaları.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/doktorlar-karnimiza-neden-parmaklariyla-vurur-265-yillik-muayene-yonteminin-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 08:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/doktorlar-karnimiza-neden-vurur-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="69775"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doktorlar Neden Dizimize Küçük Bir Çekiçle Vurur? Refleks Muayenesinin Şaşırtıcı Tarihi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/doktorlar-neden-dizimize-kucuk-bir-cekicle-vurur-refleks-muayenesinin-sasirtici-tarihi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/doktorlar-neden-dizimize-kucuk-bir-cekicle-vurur-refleks-muayenesinin-sasirtici-tarihi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doktorun diz kapağının hemen altına küçük bir lastik çekiçle vurması, basit bir muayene hareketi gibi görünse de sinir sisteminin önemli bir devresini saniyeler içinde değerlendirmeye yardımcı oluyor. Diz refleksinin modern nörolojideki hikâyesi 1875’te Wilhelm Erb ve Carl Westphal’in çalışmalarına, bugün kullanılan refleks çekicinin öncüsü ise 1888’e uzanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Doktor muayene sırasında hastadan bacağını gevşetmesini ister, ardından diz kapağının hemen altındaki bölgeye küçük bir lastik çekiçle hafif ve hızlı bir vuruş yapar. Alt bacak çoğu zaman istemsiz biçimde öne doğru hareket eder.</p>

<p>Tıpta patellar refleks ya da diz refleksi olarak bilinen bu yanıt, nörolojik muayenenin en tanınmış bölümlerinden biridir.</p>

<p>Ancak doktorun yaptığı şey yalnızca “bacağın sıçrayıp sıçramadığına” bakmak değildir.</p>

<p>Birkaç saniyelik bu muayene; kas, duyu sinirleri, omurilik ve motor sinirler arasındaki refleks devresinin nasıl çalıştığı konusunda hekime bilgi verir.</p>

<h2>Çekiç aslında diz eklemine vurulmuyor</h2>

<p>Muayenede çekicin hedefi doğrudan diz eklemi değildir.</p>

<p>Vuruş, diz kapağının hemen altında bulunan patellar tendona yapılır. Tendona gelen ani darbe uyluğun ön kısmındaki kuadriseps kasının kısa süreli olarak gerilmesine yol açar.</p>

<p>Kasın içinde bulunan ve “kas iğciği” adı verilen özel duyu yapıları bu ani gerilmeyi algılar.</p>

<p>Buradan başlayan sinirsel uyarı femoral sinir aracılığıyla omuriliğe ulaşır. Omurilikteki refleks devresi motor sinirleri hızla harekete geçirir ve kuadriseps kası kasılır.</p>

<p>Sonuçta diz açılır, alt bacak öne doğru hareket eder.</p>

<p>Bu nedenle halk arasında “tendon refleksi” olarak bilinse de refleksi algılayan yapı yalnızca tendon değildir. Tendona vurulması, kasın aniden gerilmesini sağlayan mekanik uyarıyı oluşturur.</p>

<h2>Beynin emir vermesini beklemiyor</h2>

<p>Diz refleksinin dikkat çekici özelliklerinden biri çok hızlı gerçekleşmesidir.</p>

<p>Ayağın öne doğru hareket etmesi için kişinin bilinçli olarak “bacağımı kaldırmalıyım” diye karar vermesi gerekmez. Temel refleks devresi omurilik düzeyinde işler.</p>

<p>Bu durum beynin reflekslerle hiçbir ilişkisi olmadığı anlamına gelmez. Beyinden omuriliğe inen sinir yolları reflekslerin ne kadar güçlü ortaya çıktığını etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle refleks muayenesi yalnızca çevresel sinirler hakkında değil, merkezi sinir sisteminin bazı bölümleri hakkında da klinik ipuçları sağlayabilir.</p>

<h2>Doktor refleksin yalnızca varlığına bakmıyor</h2>

<p>Refleks muayenesinde doktor için önemli olan yalnızca bacağın hareket edip etmemesi değildir.</p>

<p>Refleksin ne kadar güçlü olduğu, iki tarafta benzer bulunup bulunmadığı, diğer reflekslerle nasıl bir tablo oluşturduğu ve hastanın geri kalan nörolojik muayenesi birlikte değerlendirilir.</p>

<p>Derin tendon refleksleri klinikte genellikle 0 ile 4 arasında derecelendirilir.</p>

<p>0, refleksin alınamadığını gösterir.</p>

<p>1, düşük ya da güçlükle elde edilen bir yanıtı ifade eder.</p>

<p>2 ve 3, klinik bağlama göre normal aralığın farklı düzeylerini gösterebilir.</p>

<p>4 ise belirgin derecede canlı bir refleksi ifade eder ve bazı hastalarda tekrarlayan ritmik kasılmalar anlamına gelen klonus görülebilir.</p>

<p>Ancak tek başına bir rakam hastalık tanısı koydurmaz.</p>

<p>Özellikle sağ ve sol taraf arasında belirgin farklılık bulunması ve refleks değişikliğine başka nörolojik bulguların eşlik etmesi hekimin değerlendirmesinde daha anlamlı olabilir.</p>

<h2>Refleksin azalması veya artması ne anlatabilir?</h2>

<p>Reflekslerin belirgin biçimde azalması ya da alınamaması bazı çevresel sinir, sinir kökü veya refleks devresini etkileyen sorunlarla ilişkili olabilir.</p>

<p>Normalden belirgin derecede canlı refleksler ise beyin ve omurilikten aşağıya uzanan bazı sinir yollarının etkilendiği durumlarda görülebilir.</p>

<p>Ancak refleks muayenesi tek başına herhangi bir hastalığın kanıtı değildir.</p>

<p>Kişinin kaslarını yeterince gevşetememesi, muayene pozisyonu, kullanılan teknik ve bireysel farklılıklar da alınan yanıtı etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle hekim refleks bulgusunu kas gücü, duyu, koordinasyon, yürüme ve diğer nörolojik muayene sonuçlarıyla birlikte yorumlar.</p>

<h1>DİZ REFLEKSİNİN TIBBİ HİKÂYESİ 1875’TE DEĞİŞTİ</h1>

<p>Bugün tıp öğrencilerinin eğitimlerinin ilk yıllarında öğrendiği diz refleksinin modern nörolojideki serüveni 19. yüzyılın ikinci yarısına uzanıyor.</p>

<p>1875 yılında Alman hekimler <strong>Wilhelm Heinrich Erb</strong> ile <strong>Carl Friedrich Otto Westphal</strong>, birbirlerinden bağımsız olarak diz refleksiyle ilgili gözlemlerini aynı dönemde tıp literatürüne taşıdı.</p>

<p>Erb bu bulgu için “patellar tendon refleksi” ifadesini kullandı.</p>

<p>İki hekimin çalışmaları özellikle dönemin önemli nörolojik hastalıklarından biri olan tabes dorsalis adı verilen hastalıkta diz refleksinin kaybolabileceğinin fark edilmesi açısından dikkat çekiciydi.</p>

<p>Bu gözlem, basit görünen diz hareketinin hastalıkların değerlendirilmesinde kullanılabilecek bir klinik belirtiye dönüşmesinin yolunu açtı.</p>

<p>1880’li yıllara gelindiğinde tendon refleksleri Avrupa ve Amerika’da nörolojik muayenenin önemli parçalarından biri haline gelmeye başlamıştı.</p>

<h2>Başlangıçta bugünkü refleks çekici yoktu</h2>

<p>Erb ve Westphal’in çalışmaları yayımlandığında doktorların elinde bugünkü anlamıyla özel bir refleks çekici bulunmuyordu.</p>

<p>Hekimler refleksleri ortaya çıkarmak için parmaklarını veya daha önce göğüs muayenesinde kullanılan perküsyon çekiçlerini kullanabiliyordu.</p>

<p>Fakat bu araçlar tendon reflekslerini standart ve kontrollü biçimde ortaya çıkarmak için ideal değildi.</p>

<p>Yeni bir muayene bulgusu, zamanla ona özel bir tıbbi aletin geliştirilmesini de beraberinde getirdi.</p>

<h1>ÜÇGEN BAŞLI KÜÇÜK ÇEKİÇ 1888’DE ORTAYA ÇIKTI</h1>

<p>Amerikalı hekim <strong>John Madison Taylor</strong>, 1888 yılında özellikle kas gerilme reflekslerini ortaya çıkarmak amacıyla tasarlanmış bir refleks çekici geliştirdi.</p>

<p>Taylor’un tasarımında kısa bir sapın ucunda üçgen biçimli kauçuk bir başlık bulunuyordu.</p>

<p>Bu tasarım, bugün hastanelerde ve muayene odalarında hâlâ karşılaşılabilen klasik Taylor refleks çekicinin temelini oluşturdu.</p>

<p>Daha sonraki yıllarda Krauss, Trömner, Babinski, Dejerine ve Queen Square gibi farklı refleks çekici modelleri geliştirildi.</p>

<p>Bazılarının sapı uzatıldı, bazılarının başlığı ağırlaştırıldı veya farklı biçimde tasarlandı. Amaç, tendona kontrollü ve yeterince ani bir mekanik uyarı verebilmekti.</p>

<p>Refleks çekicinin küçük ve lastik başlıklı olması da rastlantı değildir.</p>

<p>Amaç hastaya zarar vermek veya ağrı oluşturmak değil, kası kısa süreliğine gerecek kadar kontrollü bir uyarı oluşturmaktır.</p>

<h1>DOKTOR BAZEN NEDEN ELLERİ KENETLETİYOR?</h1>

<p>Bazı kişilerde refleksi ortaya çıkarmak diğerlerine göre daha güç olabilir.</p>

<p>Böyle durumlarda doktor hastadan iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ellerini güçlü biçimde iki yana çekmesini isteyebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yöntem <strong>Jendrassik manevrası</strong> olarak bilinir.</p>

<p>Macar hekim <strong>Ernő Jendrassik</strong> tarafından 1883’te tanımlanan bu yaklaşım, tendon refleksini belirginleştirmek amacıyla kullanılmaya başladı.</p>

<p>Manevranın refleksi güçlendirdiği uzun zamandır bilinse de bunun sinir sistemindeki tüm mekanizmaları hâlâ tek bir basit açıklamayla ifade edilemiyor. Modern nörofizyoloji araştırmaları, etkinin sinir sisteminin farklı kontrol düzeyleriyle bağlantılı karmaşık bir süreç olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle “hasta dikkatini başka yere verince refleks ortaya çıkıyor” açıklaması tek başına yeterli değil.</p>

<h1>SADECE DİZDEKİ REFLEKS TEST EDİLMİYOR</h1>

<p>Refleks çekici denildiğinde ilk akla gelen diz olsa da nörolojik muayenede vücudun farklı bölgelerindeki derin tendon refleksleri değerlendirilebilir.</p>

<p>Biseps refleksi ağırlıklı olarak boyun omuriliğinin C5-C6 düzeyleri hakkında bilgi verir.</p>

<p>Brakiyoradialis refleksi yine çoğunlukla C5-C6 düzeyleriyle ilişkilidir.</p>

<p>Triseps refleksi özellikle C7 düzeyinin değerlendirilmesinde kullanılır.</p>

<p>Diz refleksi femoral sinir ve L2-L4 omurilik segmentleriyle ilişkilidir.</p>

<p>Aşil refleksi ise tibial sinir üzerinden özellikle S1-S2 düzeylerinin değerlendirilmesine katkı sağlar.</p>

<p>Hekim bu refleksleri birbirinden bağımsız sonuçlar olarak değil, nörolojik muayenenin oluşturduğu bütünün parçaları olarak değerlendirir.</p>

<h1>MR VE EMG VARKEN REFLEKS ÇEKİCİ NEDEN HÂLÂ KULLANILIYOR?</h1>

<p>Modern tıpta manyetik rezonans görüntüleme, bilgisayarlı tomografi ve elektromiyografi gibi çok daha gelişmiş inceleme yöntemleri bulunuyor.</p>

<p>Buna rağmen yaklaşık 150 yıldır kullanılan refleks muayenesi ortadan kalkmadı.</p>

<p>Çünkü refleks çekiciyle yapılan değerlendirme birkaç saniye sürüyor, herhangi bir görüntüleme cihazı gerektirmiyor ve hekime sinir sisteminin işleyişine ilişkin anında klinik bilgi sağlayabiliyor.</p>

<p>Refleks muayenesi gerektiğinde ileri tetkiklerin yerini tutmaz. Ancak nörolojik muayenenin hangi yönde derinleştirileceğine ilişkin önemli ipuçlarından biri olabilir.</p>

<p>1875’te Erb ve Westphal’in klinik değerini fark ettiği, 1888’de Taylor’un özel bir alet geliştirdiği bu basit yöntem, aradan geçen yaklaşık bir buçuk yüzyıla rağmen doktorların muayene çantasındaki yerini koruyor.</p>

<p>Bir sonraki muayenede doktor diz kapağının altına o küçük lastik çekiçle vurduğunda görülen şey yalnızca bacağın sıçraması olmayacak.</p>

<p>O küçücük hareket, kas ile omurilik arasında saniyenin çok küçük bir bölümünde işleyen sinir devresinin dışarıdan görülebilen işaretlerinden biri olacak.</p>

<h1>Kaynaklar</h1>

<p>• Neurology – The History of Reflex Hammers, D. J. Lanska</p>

<p>• Seminars in Neurology – Erb and Westphal: Simultaneous Discovery of the Deep Tendon Reflexes, Elan D. Louis</p>

<p>• Journal of the History of the Neurosciences – The Early History of the Knee-Jerk Reflex in Neurology</p>

<p>• Deutsche Medizinische Wochenschrift – 150 Years of the Patellar Tendon Reflex: Discovery, Interpretation and Clinical Establishment</p>

<p>• Neurology India – Deep Tendon Reflex: The Background Story of a Simple Technique</p>

<p>• ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi – Physiology, Deep Tendon Reflexes</p>

<p>• Clinical Neurophysiology Practice – Standardization of the Jendrassik Maneuver in Achilles Tendon Tap Reflex</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/doktorlar-neden-dizimize-kucuk-bir-cekicle-vurur-refleks-muayenesinin-sasirtici-tarihi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 08:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/diz-refleksi-haber-gorseli-200kb.webp" type="image/jpeg" length="88596"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ODTÜ Öğrencisi Mert Doğan Aydın Trafik Kazasında Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/odtu-ogrencisi-mert-dogan-aydin-trafik-kazasinda-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/odtu-ogrencisi-mert-dogan-aydin-trafik-kazasinda-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğrencisi ve 1907 ÜNİFEB ODTÜ Yönetim Kurulu Üyesi Mert Doğan Aydın’ın trafik kazası sonucu hayatını kaybetmesi, ailesini, arkadaşlarını ve Fenerbahçe camiasını yasa boğdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğrencisi Mert Doğan Aydın, geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetti. Acı haber, 1907 ÜNİFEB ile üniversite yapılanmalarının yayımladığı taziye mesajlarıyla duyuruldu.</p>

<p>1907 ÜNİFEB ODTÜ yönetiminde görev yapıyordu</p>

<p>Mert Doğan Aydın’ın 1907 ÜNİFEB ODTÜ örgütlenmesinin Yönetim Kurulu üyeleri arasında yer aldığı belirtildi. Genç öğrencinin vefatı, ODTÜ’deki arkadaşları ile Fenerbahçeli üniversite öğrencileri arasında büyük üzüntüye yol açtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1907 ÜNİFEB tarafından yayımlanan taziye mesajında, Mert Doğan Aydın’ın trafik kazası sonucu hayatını kaybettiğinin derin bir üzüntüyle öğrenildiği ifade edildi. Aydın’ın ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dilekleri iletildi.</p>

<p>Fenerbahçe taraftar topluluklarından taziye mesajları</p>

<p>1907 ÜNİFEB Ankara, ÜNİGFB ve farklı üniversite örgütlenmeleri de Mert Doğan Aydın için başsağlığı mesajları yayımladı. Paylaşımlarda genç öğrencinin ailesine ve arkadaşlarına sabır dilendi.</p>

<p>Kazanın meydana geldiği yer ve zamana ilişkin ayrıntılar ile cenaze programı hakkında henüz doğrulanmış bir açıklama yapılmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/odtu-ogrencisi-mert-dogan-aydin-trafik-kazasinda-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 07:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9197.jpeg" type="image/jpeg" length="41931"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Probiyotiklerin Ruh Sağlığına Etkisi Mercek Altında]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/probiyotiklerin-ruh-sagligina-etkisi-mercek-altinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/probiyotiklerin-ruh-sagligina-etkisi-mercek-altinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Journal of Restorative Medicine’da yayımlanan yeni anlatısal derleme, belirli probiyotik türlerinin kaygı, depresyon ve şizofrenide bazı belirtileri hafifletebileceğine işaret etti. Araştırmacılar, çalışmalar arasındaki büyük farklılıklar nedeniyle psikobiyotiklerin henüz standart bir psikiyatrik tedavi olarak önerilemeyeceğini bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bağırsak mikrobiyotasını hedefleyen probiyotiklerin ruh sağlığındaki olası yeri yeniden değerlendirildi. Abby Thexton ve çalışma arkadaşlarının hazırladığı, 18 Ağustos 2026’da Journal of Restorative Medicine’da yayımlanan anlatısal derleme; kaygı bozuklukları, majör depresyon, bipolar bozukluk ve şizofreniye ilişkin klinik ve deneysel verileri bir araya getirdi.</p>

<p>İnceleme, canlı mikroorganizmalar içeren ve ruh sağlığı üzerinde yarar sağlaması amaçlanan “psikobiyotik” ürünlere odaklandı. Bulgular, bazı Lactobacillus ve Bifidobacterium türlerinin belirli hasta veya katılımcı gruplarında psikolojik belirtiler ve biyolojik göstergeler üzerinde olumlu sonuçlarla ilişkilendirildiğini gösterdi.</p>

<p>Derleme yeni bir klinik deney değil. Araştırmacılar katılımcıları tek bir tedavi protokolü altında izlemek yerine, daha önce yapılmış ve tasarımları birbirinden farklı çalışmaları değerlendirdi. Bu nedenle elde edilen sonuçlar, belirli bir probiyotiğin psikiyatrik hastalıkları tedavi ettiğini kanıtlamıyor.</p>

<p>Bağırsak ile beyin arasındaki iletişim incelendi</p>

<p>Bağırsak ve beyin; sinir sistemi, bağışıklık yanıtı, hormonlar ve mikroorganizmaların ürettiği maddeler aracılığıyla çift yönlü iletişim kuruyor. Bağırsak-beyin ekseni olarak adlandırılan bu ağın stres tepkileri, duygudurum ve bilişsel işlevlerle bağlantılı olabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Derlemeye göre bağırsak bakterileri serotonin, dopamin ve GABA gibi sinir sistemiyle ilişkili kimyasal habercilerin üretimini veya kullanımını etkileyebiliyor. Bağışıklık sisteminin düzenlenmesi, bağırsak duvarının korunması, iltihabi yanıtın azaltılması ve stres hormonu kortizolün kontrolü de araştırılan olası mekanizmalar arasında yer alıyor.</p>

<p>Ancak bu biyolojik açıklamaların tamamı insan çalışmalarında doğrudan doğrulanmış değil. Örneğin bağırsak bakterilerinin ürettiği kısa zincirli yağ asitleri, derlemeye alınan çalışmaların çoğunda ölçülmedi. Araştırmacılar, bazı mekanizma yorumlarının dolaylı kanıtlara dayandığını kaydetti.</p>

<p>Kaygı ve depresyonda bazı olumlu sinyaller</p>

<p>İncelenen çalışmalarda Lactobacillus plantarum DR7’nin 12 hafta kullanıldığı bazı gruplarda kortizol ve belirli iltihap göstergelerinin azaldığı; dikkat, duygusal biliş ve öğrenmeyle ilgili ölçümlerde iyileşme görüldüğü aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Lactobacillus plantarum P-8, Lactobacillus rhamnosus HN001 ve iki bakteri türünü birleştiren NVP-1704 formülasyonu da bazı çalışmalarda daha düşük stres, kaygı veya iltihap değerleriyle ilişkilendirildi. Sonuçlar tüm çalışmalar arasında tutarlı değildi.</p>

<p>Depresyon başlığı altında değerlendirilen araştırmaların bir bölümü yalnızca majör depresyon tanısı bulunan hastaları kapsamıyordu. Stres yaşayan sağlıklı kişiler, doğum sonrası dönemdeki kadınlar, sindirim sistemi yakınması olanlar ve sporcular da bazı çalışmalara dahil edilmişti. Bu durum, bulguların doğrudan depresyon tedavisine uyarlanmasını güçleştiriyor.</p>

<p>Şizofreni ve bipolar bozuklukta kanıt daha sınırlı</p>

<p>Şizofreniye ilişkin bir çalışmada Bifidobacterium breve A-1, dört hafta boyunca günde 100 milyar koloni oluşturan birim dozunda kullanıldı. Katılımcılarda kaygı ve depresyon belirtileri ile şizofreninin içe kapanma ve motivasyon kaybı gibi negatif belirtilerinde azalma bildirildi.</p>

<p>Başka bir araştırmada dört probiyotik türünün D vitaminiyle birlikte 12 hafta verilmesi, şizofreni belirtilerini değerlendiren ölçekte ve bazı metabolik göstergelerde iyileşmeyle ilişkilendirildi. Kombine uygulama nedeniyle etkinin probiyotiklerden, D vitamininden veya ikisinin birlikteliğinden kaynaklandığını kesin biçimde ayırmak mümkün değil.</p>

<p>Bipolar bozukluk için değerlendirilen çalışma sayısı daha azdı. Mevcut bulgular, belirli bir ürünün bipolar bozukluk belirtilerini güvenilir biçimde azalttığını söylemek için yeterli görülmedi.</p>

<p>Ürünler arasındaki fark klinik kullanımı zorlaştırıyor</p>

<p>Derlemenin öne çıkardığı temel sorun, probiyotiklerin tek tip bir müdahale olmaması. Farklı çalışmalarda değişik bakteri suşları, dozlar, karışımlar, kullanım süreleri ve taşıyıcı ürünler tercih edildi. Katılımcı grupları ve belirtileri ölçmek için kullanılan ölçekler de aynı değildi.</p>

<p>Bazı araştırmalarda uygulanan karışımların piyasada satılan ürünlerle birebir örtüşmemesi, sonuçların herhangi bir probiyotik takviyesine genellenemeyeceği anlamına geliyor. Aynı bakteri türüne ait farklı suşların bile insan vücudunda aynı etkiyi göstermesi beklenmiyor.</p>

<p>Tedavinin yerine geçmiyor</p>

<p>Araştırmacılar psikobiyotikleri, kanıtlanmış psikiyatrik tedavilere olası bir destek olarak değerlendirdi. Mevcut veriler; probiyotiklerin antidepresanların, antipsikotiklerin, duygudurum düzenleyicilerin veya psikoterapinin yerine kullanılmasını desteklemiyor.</p>

<p>Rutin uygulamaya geçilebilmesi için daha geniş katılımlı, uzun süreli ve iyi kontrollü klinik araştırmalara ihtiyaç bulunuyor. Bu çalışmalarda bakteri suşunun açık biçimde tanımlanması, dozların standartlaştırılması, güvenliliğin izlenmesi ve belirtilerdeki değişimin kalıcı olup olmadığının araştırılması gerekiyor.</p>

<p>Psikiyatrik tedavi gören kişilerin hekimlerine danışmadan ilaçlarını bırakması veya tedaviyi probiyotik takviyesiyle değiştirmesi önerilmiyor. Özellikle bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde canlı mikroorganizma içeren ürünlerin kullanımı ayrıca tıbbi değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• Journal of Restorative Medicine – Psychobiotic Strategies for Managing Anxiety, Depression, and Schizophrenia: A Narrative Review</p>

<p>• Abby Thexton, Liberty Mackay, Alexandra Vita, Rebecca Heron, Jamie Menzel, Kate Patterson ve Heather Zwickey – Psikobiyotik stratejilere ilişkin anlatısal derleme</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/probiyotiklerin-ruh-sagligina-etkisi-mercek-altinda</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 07:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9194.jpeg" type="image/jpeg" length="11169"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şizofreni Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi Yolları]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/sizofreni-nedir-belirtileri-nedenleri-ve-tedavi-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/sizofreni-nedir-belirtileri-nedenleri-ve-tedavi-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şizofreni yalnızca ses duyma ya da gerçek dışı inanışlardan ibaret değildir. İçe kapanma, isteksizlik ve düşünceleri toparlayamama da hastalığın erken işaretleri arasında bulunabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şizofreninin İlk İşaretleri Sanıldığı Gibi Olmayabilir</p>

<p>Bir genç arkadaşlarından uzaklaşmaya, derslerini aksatmaya ve çevresindeki insanların kendisi hakkında konuştuğunu düşünmeye başlayabilir. Aile bu değişimi ergenlik, stres veya isteksizlik olarak yorumlayabilir. Oysa belirtiler giderek belirginleşiyorsa profesyonel değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>Şizofreni; kişinin düşünme, algılama, duygularını ifade etme ve günlük yaşamını sürdürme biçimini etkileyen ciddi bir ruhsal bozukluktur. Hastalığın görünümü kişiden kişiye değişir. Belirtiler dönem dönem şiddetlenebilir, azalabilir veya uzun süre devam edebilir.</p>

<p>Şizofreni kişilik bölünmesi değildir</p>

<p>Şizofreni, toplumda bazen “çift kişilik” ya da “kişilik bölünmesi” ile karıştırılır. Bunlar aynı durum değildir. Şizofrenide temel sorun kişinin gerçekliği değerlendirme, düşüncelerini düzenleme ve çevresiyle ilişki kurma süreçlerinde ortaya çıkar.</p>

<p>Hastalığı olan herkes aynı belirtileri yaşamaz. Bazı kişilerde sanrılar ve sesler ön plandayken bazı kişilerde isteksizlik, duygusal geri çekilme ve bilişsel güçlükler daha baskın olabilir.</p>

<p>Şizofreni belirtileri nelerdir?</p>

<p>Belirtiler genellikle üç ana grupta değerlendirilir: psikotik belirtiler, negatif belirtiler ve bilişsel belirtiler.</p>

<p>Psikotik belirtiler, kişinin gerçekliği algılama biçimindeki değişiklikleri kapsar. Bunlar arasında şunlar bulunabilir:</p>

<p>• Başkalarının duymadığı sesleri duyma veya görmediği şeyleri görme<br />
• Kanıt bulunmamasına rağmen takip edildiğine, zarar göreceğine ya da özel mesajlar aldığına kesin biçimde inanma<br />
• Konuşmanın dağılması ve düşünceler arasında bağlantı kurmakta zorlanma<br />
• Duruma uygun olmayan, belirgin biçimde düzensiz davranışlar<br />
• Gerçek ile hayali ayırt etmekte güçlük çekme</p>

<p>Olmayan bir sesi duymak, halüsinasyon olarak adlandırılır. Gerçek kanıtlarla uyuşmayan ancak kişinin güçlü biçimde inanmaya devam ettiği düşünceler ise sanrı olarak tanımlanır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Negatif belirtiler neden kolay fark edilmiyor?</p>

<p>Negatif belirtiler kişide daha önce bulunan bazı duygu ve davranışların azalmasını ifade eder. Bu belirtiler tembellik, ilgisizlik veya karakter özelliği sanılabilir.</p>

<p>• Yüz ifadesinin ve ses tonunun azalması<br />
• Konuşmanın kısalması<br />
• Günlük işlere başlamakta zorlanma<br />
• Kişisel bakımı ihmal etme<br />
• Sosyal çevreden uzaklaşma<br />
• Eskiden keyif veren etkinliklere ilginin azalması</p>

<p>Bu değişiklikler depresyonda da görülebilir. Belirtilerin süresi, eşlik eden bulgular ve günlük yaşama etkisi psikiyatri uzmanı tarafından birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Düşünme ve dikkat de etkilenebilir</p>

<p>Şizofrenide dikkat toplama, yeni bilgileri öğrenme, hatırlama ve karar verme güçlükleri görülebilir. Kişi konuşulanları takip etmekte, işlerini planlamakta veya başladığı görevi tamamlamakta zorlanabilir.</p>

<p>Bilişsel belirtiler okul, çalışma hayatı ve sosyal ilişkiler üzerinde belirgin etki oluşturabilir. Dışarıdan bakıldığında isteksizlik gibi görünen davranışların altında bu güçlükler bulunabilir.</p>

<p>Şizofreni bir anda mı başlar?</p>

<p>Bazı kişilerde ilk psikoz dönemi ani görünse de öncesinde haftalar, aylar veya daha uzun süre devam eden değişiklikler yaşanabilir. Uyku düzeninin bozulması, okul ya da iş başarısında düşüş, olağandışı şüphecilik, öz bakımın azalması ve sosyal geri çekilme erken dönemde görülebilir.</p>

<p>Ancak bu bulgular tek başına şizofreni tanısı koydurmaz. Depresyon, bipolar bozukluk, travma, madde kullanımı, bazı ilaçlar, nörolojik hastalıklar ve başka tıbbi durumlar benzer belirtiler oluşturabilir.</p>

<p>Her ses duyan kişide şizofreni mi vardır?</p>

<p>Hayır. Ses duyma veya olağan dışı algılar farklı ruhsal ve bedensel durumlarda ortaya çıkabilir. Yoğun uykusuzluk, bazı maddelerin kullanılması, ağır depresyon, bipolar bozukluk, epilepsi ve başka hastalıklar benzer deneyimlere yol açabilir.</p>

<p>Tanı yalnızca tek bir belirtiye dayanılarak konulmaz. Psikiyatri uzmanı belirtilerin niteliğini, süresini, kişinin işlevselliğini, madde ve ilaç kullanımını, bedensel hastalıklarını ve aile öyküsünü değerlendirir. Gerektiğinde fizik muayene, kan testleri veya başka incelemeler istenebilir.</p>

<p>Şizofreninin nedeni nedir?</p>

<p>Şizofreninin tek bir nedeni bulunmamaktadır. Genetik yatkınlık, beyin gelişimiyle ilişkili farklılıklar ve çevresel etkenlerin birlikte rol oynadığı düşünülmektedir.</p>

<p>Ailesinde şizofreni bulunan bir kişinin riski toplum ortalamasından daha yüksek olabilir. Ancak ailesinde hastalık bulunan herkes şizofreni geliştirmez. Aile öyküsü olmayan kişilerde de hastalık görülebilir.</p>

<p>Gebelik ve doğum dönemindeki bazı sorunlar, ağır yaşam olayları ve psikoaktif madde kullanımı yatkın kişilerde riski etkileyebilir. Özellikle esrar kullanımının psikoz riskiyle ilişkili olduğu, erken yaşta ve yoğun kullanımın riski artırabileceği bildirilmektedir. Bu ilişki her kullanıcıda şizofreni gelişeceği anlamına gelmez.</p>

<p>Genellikle hangi yaşlarda ortaya çıkar?</p>

<p>Belirtiler çoğunlukla geç ergenlik ile erken yetişkinlik döneminde başlar. Erkeklerde başlangıç daha erken yaşlarda görülebilir. Çocukluk çağında başlaması seyrektir; ileri yaşta ortaya çıkan ilk psikotik belirtilerde ise başka tıbbi nedenlerin dikkatle araştırılması gerekir.</p>

<p>Şizofreni tedavi edilebilir mi?</p>

<p>Şizofreni uzun süreli takip gerektirebilir ancak etkili tedavi seçenekleri vardır. Uygun tedaviyle belirtiler azalabilir, yeni atak riski düşebilir ve kişinin eğitim, iş, aile ve sosyal yaşamına katılımı desteklenebilir.</p>

<p>Tedavi planında şu yaklaşımlar yer alabilir:</p>

<p>• Antipsikotik ilaçlar<br />
• Bilişsel davranışçı terapi gibi psikolojik tedaviler<br />
• Hasta ve aile eğitimi<br />
• Aile müdahaleleri<br />
• Sosyal beceri ve yaşam becerisi çalışmaları<br />
• Eğitim ve işe dönüş desteği<br />
• Psikososyal rehabilitasyon<br />
• Madde kullanımına yönelik tedavi<br />
• Bedensel sağlık takibi</p>

<p>Antipsikotik ilaçlar özellikle sanrı, halüsinasyon ve düşünce dağınıklığı gibi belirtilerin kontrolüne yardımcı olabilir. İlacın seçimi; belirtiler, önceki tedavi yanıtı, yan etkiler ve kişinin tercihleri dikkate alınarak yapılır.</p>

<p>İlaçlar doktor önerisi olmadan bırakılmamalı</p>

<p>Kişi kendisini daha iyi hissettiğinde ilacı bırakmak isteyebilir. Ancak ilacın aniden kesilmesi belirtilerin yeniden ortaya çıkma riskini artırabilir. Yan etki yaşanması durumunda ilaç doğrudan bırakılmamalı; tedaviyi düzenleyen hekimle görüşülmelidir.</p>

<p>Antipsikotik tedavi sırasında kilo, bel çevresi, tansiyon, kan şekeri ve kan yağlarının takip edilmesi gerekebilir. Hareketlerde istemsiz değişiklikler, aşırı huzursuzluk, uyku hali veya hormonal sorunlar da hekimle paylaşılmalıdır.</p>

<p>Aile nasıl yaklaşmalı?</p>

<p>Gerçek dışı bir inanış yaşayan kişiye “saçmalıyorsun” demek veya uzun tartışmalara girmek kaygıyı ve çatışmayı artırabilir. İnancı onaylamak da uygun değildir.</p>

<p>Daha yardımcı bir yaklaşım şu şekilde olabilir:</p>

<p>• Sakin ve kısa cümlelerle konuşun.<br />
• Kişinin yaşadığı korkuyu küçümsemeyin.<br />
• “Bunun seni korkuttuğunu görüyorum” diyerek duygusunu kabul edin.<br />
• Gördüğünüz veya duyduğunuz şeyin aynı olmadığını sakince belirtin.<br />
• Ortamı kalabalık ve gürültülü olmaktan çıkarın.<br />
• Psikiyatri değerlendirmesi için destek olun.<br />
• Tedavi randevuları ve günlük düzen konusunda iş birliği yapın.</p>

<p>Şizofreni saldırganlık anlamına gelmez</p>

<p>Şizofreni tanısı bulunan kişilerin büyük bölümü şiddet uygulamaz. Hastalığı doğrudan tehlikelilikle eşleştirmek damgalanmayı artırır ve kişilerin yardım aramasını zorlaştırır.</p>

<p>Risk değerlendirilirken madde kullanımı, tedavisiz ağır belirtiler, geçmiş şiddet davranışı ve kişinin kendisine ya da başkasına zarar verme düşüncesi gibi etkenler ayrı ayrı ele alınmalıdır. Şizofreni hastaları toplumda yalnızca damgalanmaya değil, şiddete ve hak ihlallerine maruz kalma açısından da savunmasız olabilir.</p>

<p>Ne zaman acil yardım alınmalı?</p>

<p>Kişi kendisine veya başkasına zarar vereceğini söylüyorsa, zarar vermesini emreden sesler duyuyorsa, ağır biçimde ajiteyse, temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa ya da çevresinde olup bitenleri değerlendiremiyorsa acil yardım gerekir.</p>

<p>Böyle bir durumda kişi yalnız bırakılmamalı, ortamda bulunan silah, kesici alet ve fazla ilaçlar güvenli biçimde uzaklaştırılmalı ve 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır. Doğrudan karşı çıkmak, bağırmak veya kişiyi köşeye sıkıştırmak gerginliği artırabilir.</p>

<p>Erken değerlendirme neden önemli?</p>

<p>İlk psikoz belirtilerinin ardından tedaviye gecikmeden başlanması, kişinin günlük işlevlerini korumasına ve iyileşme hedeflerine ulaşmasına katkı sağlayabilir. İlk atak döneminde ilaç tedavisi, psikolojik destek, aile eğitimi, eğitim ve iş desteğinin birlikte sunulduğu ekip temelli programlar önerilmektedir.</p>

<p>Şizofreni tanısı kişinin kimliğini veya geleceğini tanımlamaz. Tedavinin yalnızca belirtileri azaltmaya değil; kişinin kendi hedeflerini belirlemesine, bağımsızlığını güçlendirmesine ve toplum yaşamına katılmasına odaklanması gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Dünya Sağlık Örgütü<br />
2. Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü<br />
3. Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmelliği Enstitüsü<br />
4. WebMD Tıbbi Yayın Kurulu </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/sizofreni-nedir-belirtileri-nedenleri-ve-tedavi-yollari</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 07:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9193.jpeg" type="image/jpeg" length="80623"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor Fatih Tekke’nin İstifasını Kabul Etmedi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspor-fatih-tekkenin-istifasini-kabul-etmedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspor-fatih-tekkenin-istifasini-kabul-etmedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor Yönetim Kurulu, Ferencvaros yenilgisinin ardından istifa kararı alan Teknik Direktör Fatih Tekke’nin görevine devam edeceğini açıkladı. Tekke, Amedspor maçında takımın başında olacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’da Fatih Tekke Kararı</p>

<p>Trabzonspor, UEFA Avrupa Ligi Play-Off Turu’nda Ferencvaros karşısında alınan 4-0’lık mağlubiyetin ardından istifa ettiğini açıklayan Teknik Direktör Fatih Tekke hakkında kararını verdi.</p>

<p>Bordo-mavili kulüpten 28 Ağustos 2026 tarihinde yapılan açıklamada, Tekke’nin istifasının yönetim kurulu tarafından kabul edilmediği bildirildi.</p>

<p>İstifa Kararı Duygusal Yoğunlukla Alındı</p>

<p>Kulübün açıklamasında, Fatih Tekke’nin Ferencvaros karşılaşmasının ardından yaşanan mağlubiyetin oluşturduğu duygusal yoğunlukla istifa kararı aldığı belirtildi.</p>

<p>Trabzonspor Yönetim Kurulu’nun yaptığı değerlendirme sonucunda deneyimli teknik adamla yola devam edilmesine karar verildiği kaydedildi.</p>

<p>Amedspor Maçında Takımın Başında Olacak</p>

<p>Bordo-mavili kulüp, Fatih Tekke’nin teknik direktörlük görevini sürdürdüğünü ve ligde oynanacak Amedspor karşılaşmasında takımın başında olacağını kamuoyuna duyurdu.</p>

<p>Trabzonspor’un açıklamasında şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Teknik Direktörümüz Fatih Tekke, Ferencvaros karşılaşmasının ardından yaşanan mağlubiyetin oluşturduğu duygusal yoğunlukla istifa kararı almıştır. Trabzonspor Yönetim Kurulu olarak, Teknik Direktörümüz Fatih Tekke’nin istifa kararı kabul edilmemiştir. Fatih Tekke, teknik direktörlük görevine devam etmektedir ve ligde oynayacağımız Amedspor karşılaşmasında takımımızın başında olacaktır.”</p>

<p>Avrupa’da Ağır Yenilgi</p>

<p>Trabzonspor, sahasında 1-0 kaybettiği UEFA Avrupa Ligi Play-Off Turu ilk maçının rövanşında Ferencvaros’a deplasmanda 4-0 mağlup oldu. Bordo-mavililer, toplamda 5-0 sonuçlanan eşleşmenin ardından yoluna UEFA Konferans Ligi’nde devam edecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fatih Tekke, karşılaşmanın ardından yenilginin sorumluluğunu üstlenerek görevinden istifa ettiğini açıklamıştı. Yönetimin istifayı kabul etmemesiyle birlikte bordo-mavili takımda teknik direktör tartışması şimdilik sona erdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspor-fatih-tekkenin-istifasini-kabul-etmedi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 06:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9191.jpeg" type="image/jpeg" length="90646"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor’da Fatih Tekke Sonrası: Şenol Güneş Geri mi Dönüyor?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-fatih-tekke-sonrasi-senol-gunes-geri-mi-donuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-fatih-tekke-sonrasi-senol-gunes-geri-mi-donuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’da Fatih Tekke’nin istifasının ardından yeni teknik direktör arayışı başladı. Şenol Güneş, Abdullah Avcı ve dünyaca ünlü yabancı teknik adamların adları bordo-mavili kulislerde konuşuluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’un yeni teknik direktörü kim olacak?</p>

<p>Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, UEFA Avrupa Ligi play-off turunda Ferencváros karşısında alınan 4-0’lık mağlubiyetin ardından görevinden istifa ettiğini açıkladı. Bordo-mavili takımın Avrupa Ligi’ne veda etmesiyle gelen karar, gözleri Başkan Ertuğrul Doğan ve yönetim kuruluna çevirdi.</p>

<p>Trabzonspor’un yeni teknik direktörünün kim olacağı merak edilirken yerli ve yabancı birçok isim gündeme taşındı. Kulislerde Şenol Güneş ile Abdullah Avcı’nın yanı sıra Steven Gerrard, Sergio Conceição ve Thiago Motta’nın adları konuşuluyor.</p>

<p>Fatih Tekke istifasını açıkladı</p>

<p>Macaristan’da oynanan karşılaşmanın ardından açıklama yapan Fatih Tekke, alınan ağır yenilginin sorumluluğunu üstlendi. Deneyimli teknik adam, bazı karşılaşmaların insanı derinden yaraladığını belirterek görevinden ayrılma kararı aldığını duyurdu.</p>

<p>Tekke, Trabzonspor’u zorlamanın bir anlamı olmadığını ifade ederken oyuncularından, yönetimden ve bordo-mavili camiadan helallik istedi. Bu açıklama, kulüpte yeni teknik direktör arayışının fiilen başladığı şeklinde yorumlandı.</p>

<p>Şenol Güneş yeniden Trabzonspor’a gelir mi?</p>

<p>Fatih Tekke’nin istifasının ardından taraftarların gündeme getirdiği ilk isimlerden biri Şenol Güneş oldu. Trabzonspor tarihinin en önemli figürlerinden biri olan tecrübeli teknik adam; kulübü, şehri ve mevcut yönetim yapısını yakından tanıması nedeniyle doğal adaylar arasında değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şenol Güneş’in adı bordo-mavili camiada güçlü biçimde konuşulsa da şu ana kadar taraflar arasında yeni bir görüşme gerçekleştirildiğine veya resmî teklif sunulduğuna ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Güneş seçeneğinin en önemli avantajı, göreve başlaması hâlinde uzun bir uyum sürecine ihtiyaç duymaması. Buna karşılık kısa süre önce sona eren görev döneminin ardından yeniden takımın başına getirilmesi, yönetim açısından tartışmalı bir “eskiye dönüş” kararı olarak da değerlendirilebilir.</p>

<p>Abdullah Avcı güçlü adaylar arasında</p>

<p>Trabzonspor’un 2021-2022 sezonunda kazandığı şampiyonluğun mimarı Abdullah Avcı da yeni teknik direktör adayları arasında gösteriliyor. Avcı’nın kadroyu ve kulübün çalışma ortamını yakından tanıması, yönetimin hızlı karar vermek istemesi hâlinde elini güçlendirebilir.</p>

<p>Bununla birlikte Avcı’nın daha önce iki ayrı dönemde bordo-mavili takımı çalıştırmış olması, camia içerisinde farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Yönetimin bu nedenle yalnızca teknik kriterleri değil, taraftarın muhtemel tepkisini de değerlendirmesi bekleniyor.</p>

<p>Yabancı teknik direktör ihtimali masada</p>

<p>Trabzonspor’da yerli adayların yanı sıra yabancı teknik direktör seçeneği de gündemde. Steven Gerrard, Sergio Conceição ve Thiago Motta’nın adları ilk kulis haberlerinde öne çıktı.</p>

<p>Özellikle uluslararası tecrübeye sahip, baskılı ortamları yönetebilecek ve Trabzonspor’un mevcut kadrosuna hücum ağırlıklı bir oyun oynatabilecek bir teknik adam üzerinde durulabileceği belirtiliyor. Ancak yabancı hoca tercihinde mali koşullar, teknik ekibin büyüklüğü ve Türkiye’ye gelme isteği belirleyici olacak.</p>

<p>Steven Gerrard’ın adı, bordo-mavili takımın transfer ettiği dünyaca ünlü oyuncularla bağlantılı olarak gündeme gelirken Sergio Conceição ile Thiago Motta konusunda henüz somut bir girişim doğrulanmış değil.</p>

<p>Yönetimin önündeki iki seçenek</p>

<p>Trabzonspor yönetiminin önünde temel olarak iki farklı yol bulunuyor. İlk seçenek, Şenol Güneş veya Abdullah Avcı gibi kulübü tanıyan bir teknik direktörle anlaşarak geçiş sürecini kısa tutmak. İkinci seçenek ise yabancı bir teknik adamla anlaşarak yeni bir futbol yapılanmasının temellerini atmak.</p>

<p>Takımın sezon hedeflerinin devam etmesi ve maç takviminin yoğunluğu nedeniyle yönetimin uzun süre beklemek istemeyeceği değerlendiriliyor. Bu nedenle ilk etapta yerli bir teknik adamın daha ulaşılabilir seçenek olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Trabzonspor’da en güçlü aday kim?</p>

<p>İlk kulis bilgilerine göre Abdullah Avcı’nın adı diğer adaylara kıyasla daha güçlü biçimde öne çıkıyor. Şenol Güneş ise camianın hafızası, tecrübesi ve kriz dönemlerindeki etkisi nedeniyle listenin dışında tutulamayacak bir seçenek olarak görülüyor.</p>

<p>Ancak Trabzonspor yönetiminden henüz herhangi bir adayla görüşme yapıldığına ilişkin resmî açıklama gelmedi. Şenol Güneş, Abdullah Avcı ve yabancı teknik adamlarla ilgili haberlerin bu aşamada kulis bilgisi olduğu unutulmamalı.</p>

<p>Bordo-mavili yönetimin Fatih Tekke’nin istifasıyla ilgili resmî süreci tamamladıktan sonra teknik direktör adaylarıyla temas kurması ve kısa süre içerisinde kararını vermesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-fatih-tekke-sonrasi-senol-gunes-geri-mi-donuyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 06:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9188.jpeg" type="image/jpeg" length="80285"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hava Durumu: Kuvvetli Yağış ve Fırtına Geliyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/hava-durumu-kuvvetli-yagis-ve-firtina-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/hava-durumu-kuvvetli-yagis-ve-firtina-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[28 Ağustos Cuma hava durumu tahminlerine göre Türkiye’nin kuzey, iç ve doğu kesimlerinde sağanak bekleniyor. İstanbul 26, Ankara 29, İzmir 35 derece olacak. Meteoroloji; kuvvetli yağış, saatte 60 kilometreye ulaşan rüzgâr, toz taşınımı ve denizlerde fırtına uyarısı yaptı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bugün Hava Nasıl Olacak? Büyükşehirlerde Yağmur Alarmı</p>

<p>Türkiye genelinde hava durumu, 28 Ağustos 2026 Cuma günü bölgelere göre önemli farklılıklar gösterecek. Meteoroloji Genel Müdürlüğünün son tahminlerine göre kuzey, iç ve doğu kesimlerde sağanak etkili olurken Ege kıyılarında sıcak ve açık hava sürecek.</p>

<p>İstanbul ve Bursa’da aralıklı sağanak, Ankara’da öğle saatlerinde gök gürültülü yağış bekleniyor. İzmir’de ise termometrelerin 35 dereceyi göstermesi öngörülüyor. Antalya, 39 dereceyle öne çıkan kentlerden biri olacak.</p>

<p>Meteoroloji’den kuvvetli yağış uyarısı</p>

<p>Yağışların Batı Karadeniz’in yanı sıra Kocaeli, Sakarya, Çorum, Ordu, Giresun ve Trabzon çevrelerinde yerel olarak kuvvetli olacağı tahmin ediliyor.</p>

<p>Kocaeli, Sakarya, Düzce, Zonguldak ve Bartın’da sabah saatlerinden; Bolu, Karabük, Kastamonu, Sinop ve Çorum’da ise öğle saatlerinden itibaren kuvvetli sağanak bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yağışların gece saatlerine kadar sürmesi öngörülürken şu risklere karşı dikkatli olunması istendi:</p>

<ul>
 <li>Ani sel ve su baskını</li>
 <li>Heyelan</li>
 <li>Yıldırım</li>
 <li>Yerel dolu</li>
 <li>Yağış sırasında kuvvetli rüzgâr</li>
 <li>Ulaşımda aksamalar</li>
</ul>

<p>Hava sıcaklıkları 3 ila 5 derece azalacak</p>

<p>Hava sıcaklıklarının Türkiye’nin kuzey, iç ve batı kesimlerinde 3 ila 5 derece düşmesi bekleniyor. Diğer bölgelerde önemli bir sıcaklık değişikliği öngörülmüyor.</p>

<p>Rüzgârın Marmara ve Ege’de kuzeyli yönlerden saatte 40 ila 60 kilometre hızla esmesi bekleniyor. Güneydoğu Anadolu’nun güney kesimlerinde ise toz taşınımı görülebilecek.</p>

<p>İstanbul hava durumu: Sağanak bekleniyor</p>

<p>İstanbul’da hava parçalı ve çok bulutlu olacak. Kent genelinde aralıklı ve yerel sağanak ile gök gürültülü sağanak bekleniyor. Günün en yüksek sıcaklığının 26 derece olması öngörülüyor.</p>

<p>Marmara Bölgesi’nde sıcaklıkların mevsim normallerinin 4 ila 6 derece altında seyretmesi beklenirken kuzey ve kuzeydoğudan kuvvetli rüzgâr esecek.</p>

<p>Ankara hava durumu: Yağmur öğle saatlerinde etkili olacak</p>

<p>Ankara’da parçalı ve çok bulutlu bir hava bekleniyor. Yerel gök gürültülü sağanağın özellikle öğle saatlerinde etkili olacağı tahmin ediliyor. En yüksek sıcaklık 29 derece olacak.</p>

<p>İzmir hava durumu: Sıcak ve açık</p>

<p>İzmir’de az bulutlu ve açık hava etkisini sürdürecek. Günün en yüksek sıcaklığının 35 dereceye ulaşması bekleniyor. Ege Bölgesi genelinde kuzeyli yönlerden kuvvetli rüzgâr öngörülüyor.</p>

<p>Büyükşehirlerde hava durumu</p>

<ul>
 <li>İstanbul: Yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak, 26°C</li>
 <li>Ankara: Öğle saatlerinde yerel sağanak, 29°C</li>
 <li>İzmir: Az bulutlu ve açık, 35°C</li>
 <li>Bursa: Aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak, 28°C</li>
 <li>Antalya: Parçalı ve az bulutlu, iç kesimleri yerel sağanak, 39°C</li>
 <li>Adana: Öğleden itibaren yerel sağanak, 35°C</li>
 <li>Konya: Öğle ve gece saatlerinde yerel sağanak, 29°C</li>
 <li>Samsun: Aralıklı yerel sağanak, 27°C</li>
 <li>Trabzon: Sağanak, gece saatlerinde kuvvetli yağış, 27°C</li>
 <li>Diyarbakır: Öğle ve akşam saatlerinde yerel sağanak, 36°C</li>
 <li>Gaziantep: Parçalı ve az bulutlu, 36°C</li>
 <li>Şanlıurfa: Öğle saatlerinde yerel sağanak, 38°C</li>
 <li>Erzurum: Aralıklı yerel sağanak, 27°C</li>
 <li>Van: Öğle saatlerinde yerel sağanak, 26°C</li>
</ul>

<p>Marmara Bölgesi hava durumu</p>

<p>Marmara’nın doğusu ile Tekirdağ ve Kırklareli çevrelerinde sağanak bekleniyor. Balıkesir ve Çanakkale’nin kuzey kesimlerinde de yerel yağış görülebilecek. Kocaeli ve Sakarya çevrelerinde yağışların kuvvetli olması bekleniyor.</p>

<p>Ege Bölgesi hava durumu</p>

<p>Ege genelinde hava az bulutlu ve açık olacak. İç kesimlerde zamanla bulutlanma artarken Kütahya çevrelerinde yerel sağanak görülebilecek. İzmir 35, Denizli 35, Muğla 34 ve Uşak 29 derece olacak.</p>

<p>Akdeniz Bölgesi hava durumu</p>

<p>Orta ve Doğu Akdeniz ile Antalya’nın batısındaki iç kesimlerde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Antalya’da sıcaklık 39, Adana’da 35, Hatay’da 32 dereceye ulaşacak.</p>

<p>İç Anadolu Bölgesi hava durumu</p>

<p>Bölge genelinde yerel sağanak ve gök gürültülü yağış görülecek. Ankara ve Eskişehir’de yağışların öğle saatlerinde etkili olması bekleniyor. Konya’da ise öğle ve gece saatlerinde sağanak tahmin ediliyor.</p>

<p>Karadeniz Bölgesi hava durumu</p>

<p>Batı Karadeniz genelinde sağanakların yer yer kuvvetli olması bekleniyor. Orta ve Doğu Karadeniz’de de yağış etkili olacak. Çorum, Ordu, Giresun ve Trabzon çevrelerinde kuvvetli yağış riski bulunuyor.</p>

<p>Doğu Anadolu Bölgesi hava durumu</p>

<p>Bölgenin kuzey ve batısı ile Bitlis ve Van çevrelerinde yerel gök gürültülü sağanak bekleniyor. Erzurum 27, Kars 25, Malatya 33 ve Van 26 derece olacak.</p>

<p>Güneydoğu Anadolu Bölgesi hava durumu</p>

<p>Diyarbakır, Şanlıurfa ve Kilis çevrelerinde yerel sağanak bekleniyor. Gaziantep ve Mardin’de parçalı ve az bulutlu hava öngörülüyor. Bölgenin güney kesimlerinde toz taşınımı görülebilecek.</p>

<p>Denizlerde fırtına bekleniyor</p>

<p>Batı Karadeniz’in Kırklareli-İstanbul arasındaki batı kesiminde ve Güney Ege’de rüzgârın saatte 50 ila 75 kilometre hızla fırtına şeklinde esmesi bekleniyor.</p>

<p>Batı Karadeniz’de fırtınanın 29 Ağustos Cumartesi gününün ilk saatlerinde, Güney Ege’de ise cumartesi akşamından sonra etkisini kaybetmesi öngörülüyor. Deniz ulaşımında yaşanabilecek aksamalara karşı tedbirli olunması gerekiyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Meteoroloji Genel Müdürlüğü</li>
 <li>Meteoroloji Genel Müdürlüğü Analiz ve Tahmin Merkezi</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/hava-durumu-kuvvetli-yagis-ve-firtina-geliyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 06:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-8764.jpeg" type="image/jpeg" length="67883"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Amedspor Oumar Diakité Transferinde Son Aşamaya Geldi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/amedspor-oumar-diakite-transferinde-son-asamaya-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/amedspor-oumar-diakite-transferinde-son-asamaya-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amedspor’un Reims forması giyen Fildişi Sahilli santrfor Oumar Diakité için yürüttüğü transfer görüşmelerinde kritik aşamaya gelindi. Son bilgilere göre pazarlığın merkezinde bonservis bedeli bulunuyor. Ancak İngiltere’den taliplerin çıkması transfer yarışını kızıştırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Amedspor, hücum hattını güçlendirmek için transfer çalışmalarını sürdürürken uzun süredir gündeminde bulunan Oumar Diakité dosyasında hareketli saatler yaşanıyor.</p>

<p>Diyarbakır temsilcisinin, bonservisi Fransa ekibi Reims’te bulunan 22 yaşındaki Fildişi Sahilli santrfor için yürüttüğü görüşmelerin bonservis pazarlığında yoğunlaştığı bildirildi.</p>

<p>Son olarak 27 Ağustos’ta yayımlanan haberde, Amedspor yönetiminin Reims ile görüşmelerde son aşamaya geldiği ve transferi Trabzonspor karşılaşmasına yetiştirmek istediği öne sürüldü.</p>

<p>Başkan Nahit Eren görüşmeleri doğruladı</p>

<p>Oumar Diakité dosyasını güçlendiren en önemli unsur, Amedspor Başkanı Nahit Eren’in transfer görüşmelerini daha önce doğrudan doğrulamış olması.</p>

<p>Eren, oyuncuyla uzun süredir iletişim halinde olduklarını, hem futbolcu hem de kulübüyle temasların devam ettiğini açıklamış ve transfer için gerçekleşme ihtimalinin bulunduğunu ifade etmişti.</p>

<p>Diyarbakır kaynaklarından gelen son bilgiler ise Amedspor’un oyuncu, menajeri ve Reims ile görüşmelerini sürdürdüğünü ve mali koşulların aşağı çekilmesini beklediğini gösteriyor.</p>

<p>Bonservis pazarlığı kritik</p>

<p>Transferin önündeki en önemli başlığın bonservis bedeli olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Amedspor’un Reims ile rakam üzerinde orta yol bulmaya çalıştığı, anlaşmanın sağlanması halinde transferin hızla sonuçlandırılmasının hedeflendiği ileri sürüldü.</p>

<p>Diakité geçtiğimiz sezonu kiralık olarak Cercle Brugge’da geçirdi. Fildişi Sahilli santrfor Belçika’daki döneminde 25 lig karşılaşmasında 7 gole ulaştı.</p>

<p>İngiltere’den rakipler çıktı</p>

<p>Amedspor açısından transferde dikkat edilmesi gereken yeni gelişme ise İngiltere cephesinden geldi.</p>

<p>Afrika futbol piyasasını takip eden Africafoot, Diakité ile QPR, Preston ve Bolton kulüplerinin ilgilendiğini öne sürdü. Haberde transfer operasyonunun 3 ila 3,5 milyon euro civarında gerçekleşebileceği iddia edildi. Aynı kaynak, oyuncunun şu aşamada İngiltere seçeneğine daha sıcak baktığını da ileri sürdü. Bu bilgi henüz kulüp veya oyuncu tarafından doğrulanmış değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle Amedspor’un transferi tamamladığını söylemek için henüz erken. Buna karşılık Başkan Nahit Eren’in görüşmeleri doğrulaması ve son yerel haberlerde bonservis pazarlığının ileri aşamada olduğunun belirtilmesi, Diakité dosyasının Amedspor’un aktif transfer gündemindeki en sıcak başlıklardan biri olduğunu gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/amedspor-oumar-diakite-transferinde-son-asamaya-geldi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 06:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9186.jpeg" type="image/jpeg" length="34257"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’ın Ismaïla Sarr Transferinde İngiltere’den Yeni Haber]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayin-ismaila-sarr-transferinde-ingiltereden-yeni-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayin-ismaila-sarr-transferinde-ingiltereden-yeni-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Crystal Palace forması giyen Ismaïla Sarr için yürüttüğü transfer girişiminde İngiltere’den dikkat çekici yeni bilgiler geldi. İngiliz basını, Senegalli yıldızın sarı-kırmızılı takıma transfer olma konusunda istekli olduğunu ve geleceğinin transfer döneminin son günlerine girilirken belirsizliğini koruduğunu yazdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sarr’ın Galatasaray’a gitmek istediği öne sürüldü</p>

<p>Galatasaray’ın hücum hattını güçlendirmek için gündemine aldığı Ismaïla Sarr dosyasında İngiltere’den gelen son haberler transfer ihtimalinin henüz ortadan kalkmadığını gösteriyor.</p>

<p>The Times’ın Crystal Palace’taki transfer hareketliliğini ele alan haberinde, Sarr’ın Galatasaray’a transfer olmak için ayrılık yönünde baskı yaptığı belirtildi.</p>

<p>28 yaşındaki futbolcunun geleceğinin, 1 Eylül’de sona erecek İngiltere transfer dönemi öncesinde hâlâ netleşmediği aktarıldı.</p>

<p>Crystal Palace cephesinden ters mesaj</p>

<p>Transferin önündeki en önemli engel ise Crystal Palace’ın oyuncuyu bırakma konusunda isteksiz olması.</p>

<p>Teknik direktör Pierre Sage, Sarr ile Jean-Philippe Mateta’nın transfer dönemi sona ermeden takımdan ayrılmasını beklemediğini ifade etti.</p>

<p>Böylece Sarr dosyasında dikkat çekici bir tablo ortaya çıktı. İngiliz basını oyuncunun Galatasaray’a gitmek istediğini bildirirken Crystal Palace yönetimi ve teknik heyeti kadroyu korumaya çalışıyor.</p>

<p>Galatasaray’ın teklifinin 30 milyon sterlin seviyesinde olduğu yazılmıştı</p>

<p>İngiliz basınında daha önce Galatasaray’ın Sarr için yaklaşık 30 milyon sterlin değerinde bir teklif yaptığı iddia edilmişti.</p>

<p>Crystal Palace’ın oyuncuyu kaybetmek istemediği belirtilirken Sarr açısından Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi faktörünün transferde önemli bir seçenek oluşturduğu ifade edilmişti.</p>

<p>Tarafların bonservis konusunda anlaşmaya varıp varamayacağı transfer döneminin son günlerinin en kritik başlıklarından biri olacak.</p>

<p>Liverpool da Sarr’ı takip ediyor</p>

<p>Galatasaray’ın önündeki tek engel Crystal Palace’ın tutumu değil.</p>

<p>İngiltere’den gelen bir başka bilgiye göre Liverpool da Sarr’ın durumunu araştırdı. Ancak İngiliz kulübünün şu aşamada resmi teklif sunmadığı ve Crystal Palace ile resmi transfer görüşmelerine başlamadığı belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle mevcut tabloda Galatasaray, Sarr konusunda somut girişimde bulunduğu bildirilen kulüp olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Sarr’ın sakatlığı da gündemde</p>

<p>Senegalli futbolcunun Crystal Palace’ın son maç kadrosunda bulunmaması transfer söylentilerini artırmıştı.</p>

<p>Ancak Pierre Sage, oyuncunun kasık bölgesinde ağrı yaşadığını ve takımdan ayrı çalıştığını açıkladı. Sarr’ın Manchester City karşılaşmasında da forma giymesi beklenmiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle kadro dışı kalmasının doğrudan transferle bağlantılı olduğu sonucuna varmak için henüz yeterli veri bulunmuyor.</p>

<p>Galatasaray açısından kritik nokta ise Crystal Palace’ın bonservis konusundaki direncinin kırılıp kırılmayacağı. İngiltere’den gelen son bilgiler, oyuncu tarafındaki isteğin transfer görüşmelerinde sarı-kırmızılıların elini güçlendirebilecek önemli bir unsur olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>The Times<br />
The Standard<br />
The Independent<br />
Pierre Sage</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayin-ismaila-sarr-transferinde-ingiltereden-yeni-haber</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 06:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9185.jpeg" type="image/jpeg" length="55934"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üniversite Kaydını Yaptırdı, Bir Gün Sonra Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/universite-kaydini-yaptirdi-bir-gun-sonra-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/universite-kaydini-yaptirdi-bir-gun-sonra-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesini kazanan 18 yaşındaki Sena Aydın, kaydını yaptırdıktan bir gün sonra Ankara’da meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybetti. Kazada genç öğrencinin dedesi İsmail Aydemir de yaşamını yitirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Ankara’da bir otomobil ile TIR’ın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazası, Aydın ailesine çifte acı yaşattı. Hakimler ve Savcılar Kurulu Başmüfettişi Memduh Aydın’ın 18 yaşındaki kızı Sena Aydın ile dedesi İsmail Aydemir, kaldırıldıkları hastanede yaşamını yitirdi.</p>

<p>Üniversite hayali yarım kaldı</p>

<p>2026-YKS yerleştirme sonuçlarının ardından Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesini kazanan Sena Aydın’ın, kazadan bir gün önce üniversiteye giderek kaydını yaptırdığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Diş hekimliği eğitimi almak üzere yeni bir hayata hazırlanan genç öğrencinin vefatı, ailesinin yanı sıra Ankara Üniversitesi camiasında da büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Otomobil ile TIR çarpıştı</p>

<p>Kaza, Ankara Çevre Yolu’nun Yaşamkent mevkisinde meydana geldi. Ailenin bulunduğu otomobil, henüz kesinleşmeyen nedenle bir TIR’la çarpıştı.</p>

<p>İhbar üzerine olay yerine sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Kazada yaralananlar ambulanslarla Ankara Şehir Hastanesine kaldırıldı. Ağır yaralanan Sena Aydın ile dedesi İsmail Aydemir, doktorların müdahalesine rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>Kazada yaralanan Aydın’ın kardeşi ile anneannesinin tedavi altına alındığı bildirildi.</p>

<p>Sena Aydın son yolculuğuna uğurlandı</p>

<p>Sena Aydın için Karşıyaka Mezarlığı’ndaki Ahmet Efendi Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi. Öğle namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası genç öğrencinin naaşı Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi.</p>

<p>Törene Aydın ailesi ve yakınlarının yanı sıra HSK üyeleri, siyasiler, bürokratlar ve yargı camiasından çok sayıda kişi katıldı.</p>

<p>Fakülteden taziye mesajı</p>

<p>Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi tarafından yayımlanan taziye mesajında, fakülteyi yeni kazanan öğrencilerden Sena Aydın’ın vefatının derin bir üzüntüyle öğrenildiği belirtildi.</p>

<p>Mesajda, genç öğrenciye Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve fakülte camiasına sabır ve başsağlığı dilendi.</p>

<p>Kazanın kesin nedeninin belirlenmesi amacıyla başlatılan inceleme sürüyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/universite-kaydini-yaptirdi-bir-gun-sonra-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 06:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/genel/asayis-acil-ambulans-hastane.jpg" type="image/jpeg" length="60716"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="80171"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="32736"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="60199"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="39442"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="17177"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="94582"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
