<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni | Sağlık Haberleri</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni, sağlık ve tıp alanındaki güncel gelişmeleri bilimsel doğruluk temelinde okuyucularına ulaştıran bağımsız sağlık haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 26 Jul 2026 07:49:56 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[FDA’dan İlk Onay! Parasetamol ve Naproksen Aynı Tablette Buluştu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-ilk-onay-parasetamol-ve-naproksen-ayni-tablette-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-ilk-onay-parasetamol-ve-naproksen-ayni-tablette-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), asetaminofen (parasetamol) ile naproksen sodyumu tek tablette birleştiren ilk reçetesiz ağrı kesici ilaca onay verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yeni kombinasyon ilacın baş ağrısından diş ağrısına, kas ağrılarından adet sancısına kadar birçok yaygın ağrı türünde kullanılabileceği açıklandı.</p>

<p>FDA’nın onayladığı yeni ürün, farklı etki mekanizmalarına sahip iki yaygın ağrı kesiciyi tek tablette bir araya getirerek ağrının daha etkili kontrol altına alınmasını hedefliyor. Yetkililer, ilacın 12 yaş ve üzerindeki bireylerde reçetesiz olarak kullanılabileceğini bildirdi.</p>

<p>Hangi ağrılarda kullanılabilecek?</p>

<p>FDA tarafından yayımlanan bilgilere göre yeni ilaç;</p>

<ul>
 <li>Baş ağrısı</li>
 <li>Diş ağrısı</li>
 <li>Bel ağrısı</li>
 <li>Kas ağrıları</li>
 <li>Adet sancısı</li>
 <li>Hafif artrit ağrıları</li>
</ul>

<p>gibi kısa süreli ağrıların geçici olarak giderilmesinde kullanılabilecek.</p>

<p>Klinik çalışmalar ne gösterdi?</p>

<p>FDA’nın değerlendirdiği klinik çalışmalarda, asetaminofen ile naproksen sodyumunun birlikte kullanıldığı kombinasyonun bazı ağrı türlerinde tek başına kullanılan ilaçlara kıyasla daha güçlü ve daha uzun süreli ağrı kontrolü sağlayabildiği bildirildi.</p>

<p>Uzmanlara göre parasetamol merkezi sinir sistemi üzerinden ağrı hissini azaltırken, naproksen ise iltihaplanmayı baskılayarak etki gösteriyor. Bu nedenle iki farklı mekanizmanın tek tablette buluşması bazı hastalarda daha başarılı sonuçlar sağlayabiliyor.</p>

<p>Uzmanlardan güvenlik uyarısı</p>

<p>Her ne kadar ilaç reçetesiz satılacak olsa da uzmanlar bilinçsiz kullanım konusunda uyarıyor.</p>

<p>Naproksen içeren ilaçlar mide ülseri ve mide-bağırsak kanaması riskini artırabiliyor. Ayrıca uzun süreli veya yüksek doz kullanımında kalp krizi, inme ve böbrek sorunları açısından da dikkatli olunması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Parasetamolün önerilen dozun üzerinde alınması ise ciddi karaciğer hasarına yol açabiliyor. Bu nedenle aynı anda parasetamol içeren başka ilaçların kullanılmaması öneriliyor.</p>

<p>Kan sulandırıcı kullananlar, mide ülseri öyküsü bulunanlar, böbrek hastaları, kalp-damar hastalığı olanlar ve hamilelerin ilacı kullanmadan önce sağlık profesyoneline danışmaları tavsiye ediliyor.</p>

<p>Türkiye’de satışta mı?</p>

<p>FDA onayı yalnızca ABD pazarı için geçerli bulunuyor. İlacın Türkiye’de satışa sunulabilmesi için ayrıca Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından ruhsatlandırılması gerekiyor. Bu nedenle söz konusu ürün şu an için Türkiye’de satışta değil.</p>

<p>FDA onayının önemi</p>

<p>Uzmanlar, farklı etki mekanizmalarına sahip ağrı kesicilerin uygun dozlarda tek tablette birleştirilmesinin özellikle kısa süreli akut ağrı tedavisinde yeni bir seçenek oluşturabileceğini belirtiyor. Bununla birlikte her reçetesiz ilaçta olduğu gibi, önerilen dozların aşılmaması ve uzun süreli kullanımın hekim önerisi olmadan yapılmaması gerektiği vurgulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-ilk-onay-parasetamol-ve-naproksen-ayni-tablette-bulustu</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 05:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-5876.jpeg" type="image/jpeg" length="12639"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuklarının Eğitimi İçin ABD’ye Gitmişti: Avukat Berivan Arısoy Çağlayan’dan Acı Haber]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/cocuklarinin-egitimi-icin-abdye-gitmisti-avukat-berivan-arisoy-caglayandan-aci-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/cocuklarinin-egitimi-icin-abdye-gitmisti-avukat-berivan-arisoy-caglayandan-aci-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmirli avukat Berivan Arısoy Çağlayan, çocuklarının okul kayıt işlemleri için gittiği Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşamını yitirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ailesini ve yakın çevresini yasa boğan ani ölümün, ilk belirlemelere göre beyne pıhtı atması sonucu gerçekleştiği bildirildi.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre Çağlayan, çocuklarının eğitim sürecini tamamlamak amacıyla ABD’ye gitti. Ancak ülkeye varışının henüz ertesi günü fenalaşan genç avukatın tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı öğrenildi. İlk paylaşılan bilgilere göre ölüm nedeni beyne pıhtı atmasına bağlı gelişen ani sağlık sorunu olarak açıklandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ailesini Yasa Boğan Kayıp</p>

<p>Berivan Arısoy Çağlayan’ın vefatı, ailesi ve sevenleri arasında büyük üzüntü yarattı. Acı haberin ardından çok sayıda taziye mesajı paylaşılırken, hukuk camiasından da başsağlığı mesajları yayımlandı. Dostluk Grubu Derneği tarafından yapılan açıklamada, merhume için Allah’tan rahmet, ailesi ve yakınlarına sabır dileğinde bulunuldu.</p>

<p>Resmî Açıklama Bekleniyor</p>

<p>Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre ölümün beyne pıhtı atmasına bağlı geliştiği ifade edilirken, olayın ayrıntılarına ilişkin ABD’deki sağlık makamlarından veya resmî kurumlardan kapsamlı bir açıklama henüz paylaşılmadı. Bu nedenle olayın tıbbi sürecine ilişkin detayların ilerleyen günlerde netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Hukuk Camiasında Üzüntü Yarattı</p>

<p>İzmir’de avukatlık yapan Berivan Arısoy Çağlayan’ın beklenmedik vefatı, meslektaşları ve tanıyanları tarafından büyük üzüntüyle karşılandı. Sosyal medya ve çeşitli platformlarda yayımlanan taziye mesajlarında, genç yaşta gelen kaybın derin üzüntü oluşturduğu ifade edildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/cocuklarinin-egitimi-icin-abdye-gitmisti-avukat-berivan-arisoy-caglayandan-aci-haber</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 04:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6762.jpeg" type="image/jpeg" length="75087"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi Kimdir? Hayatı ve Osmanlı Tıbbındaki Yeri]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/hekimbasi-mustafa-behcet-efendi-kimdir-hayati-ve-osmanli-tibbindaki-yeri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/hekimbasi-mustafa-behcet-efendi-kimdir-hayati-ve-osmanli-tibbindaki-yeri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi, III. Selim ve II. Mahmud dönemlerinde saray hekimliği ve hekimbaşılık yapan Osmanlı tabibi, müderrisi, devlet görevlisi, tercümanı ve şairidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tıbhâne-i Âmire’nin kuruluşundaki öncü rolü, tıp eğitiminin yenilenmesine yönelik çalışmaları ve bilimsel eserleriyle Türk tıp tarihinin önemli isimleri arasında yer almaktadır.</p>

<p>Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi Kimdir?</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi, 1774 yılında İstanbul’da doğan; Osmanlı sarayında hekimlik yapan, üç farklı dönemde hekimbaşılık görevini üstlenen ve modern tıp eğitiminin kurumsallaşmasına katkıda bulunan Osmanlı tabibidir. Medrese ve tıp eğitiminin yanında yabancı diller öğrenmiş, Avrupa’da yayımlanan tıp ve tabiat bilimleri eserlerini takip ederek bunların bir bölümünü Osmanlı Türkçesine kazandırmıştır. [1]</p>

<p>Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’nin hayatı, Osmanlı Devleti’nin askerî, idarî ve bilimsel alanlarda kapsamlı bir değişim arayışına girdiği döneme rastlamaktadır. Onun mesleki kariyeri de bu dönüşümün tıp alanındaki yansımalarından biri olarak değerlendirilir.</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi yalnızca padişah ve saray mensuplarının sağlık hizmetleriyle ilgilenen bir hekim değildi. Tıp okullarının açılması, hekim ve cerrah yetiştirilmesi, bilimsel kitapların tercüme edilmesi, salgın hastalıklarla mücadele edilmesi ve koruyucu sağlık uygulamalarının geliştirilmesi için çalışmalar yürüttü. Müderrislik, kadılık ve kazaskerlik gibi ilmiye görevlerinde de bulunması, onun Osmanlı yönetimi içerisindeki çok yönlü konumunu göstermektedir. [1]</p>

<p>Doğumu ve Aile Çevresi</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi, 1774 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Bazı biyografik kayıtlarda doğum günü ve ölüm tarihi konusunda farklı bilgiler yer almakla birlikte, çağdaş tıp tarihi çalışmalarında hayatı genel olarak 1774-1834 tarihleri arasında gösterilmektedir. [1]</p>

<p>Babası, Dîvân-ı Hümâyun kâtiplerinden Mehmed Emin Şükûhî Efendi’dir. Annesi Nefîse Hanım ise Osmanlı hekimbaşılarından Büyük Hayrullah Efendi’nin kızıdır. Bu aile çevresi, Mustafa Behçet Efendi’nin küçük yaşlardan itibaren tıp, ilmiye ve devlet hizmetiyle bağlantılı bir ortamda yetişmesini sağladı.</p>

<p>Kardeşi Abdülhak Molla da hekimlik mesleğini seçerek II. Mahmud döneminde hekimbaşılık yaptı. Abdülhak Molla’nın oğlu Hayrullah Efendi ise hekim, devlet adamı, tarihçi ve yazar olarak tanındı. Böylece Mustafa Behçet Efendi’nin mensup olduğu aile, birkaç kuşak boyunca Osmanlı tıp ve kültür hayatında etkili oldu. [1]</p>

<p>Eğitimi ve Yabancı Dil Bilgisi</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi, dönemin ilmiye geleneğine uygun olarak medrese eğitimi aldı. Bazı kaynaklarda Süleymaniye Tıp Medresesi’nde öğrenim gördüğü belirtilmektedir. Medrese eğitiminin ardından tıp alanında kendisini yetiştirerek çeşitli medreselerde müderrislik yaptı.</p>

<p>Onun eğitim hayatını çağdaşlarından ayıran özelliklerden biri yabancı dillere duyduğu ilgiydi. Dîvân-ı Hümâyun tercümanlarından Yahyâ Nâci Efendi’den Latince ve İtalyanca öğrendiği kaydedilmektedir. Klasik medrese eğitiminin gerektirdiği Arapça ve Farsça bilgisinin yanında Batı dillerine yönelmesi, Avrupa’daki bilimsel gelişmeleri doğrudan izleyebilmesine imkân verdi. [1]</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi’nin yabancı dil öğrenmesi yalnızca kişisel bir entelektüel faaliyet olarak kalmadı. Tıp, fizyoloji, tabiat tarihi, bulaşıcı hastalıklar ve yakın dönem tarihiyle ilgili eserleri Türkçeye çevirmesinde bu birikim belirleyici oldu. Böylece Avrupa’da gelişen yeni tıp bilgisinin Osmanlı hekimlerine ve öğrencilerine aktarılmasına katkı sağladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saray Hekimliğine Girişi</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi, tıp alanındaki eğitimini ve müderrislik çalışmalarını sürdürürken 1796 yılında saray hekimleri arasına alındı. III. Selim döneminde yaklaşık yedi yıl saray hekimi olarak görev yaptı.</p>

<p>Saray hekimliği, yalnızca padişahın tedavisiyle sınırlı bir görev değildi. Saray mensuplarının sağlık hizmetlerinin düzenlenmesi, ilaçların hazırlanması, hekimlerin görevlendirilmesi ve gerektiğinde sağlıkla ilgili idarî kararların alınması da bu yapının sorumlulukları arasında bulunuyordu.</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi, saray hizmetinde kazandığı tecrübenin ardından 1803 yılında hekimbaşılığa getirildi. Hekimbaşı, Osmanlı sarayındaki hekimlerin başında bulunan ve dönemin sağlık düzeni üzerinde önemli yetkilere sahip olan görevliydi. Bu makam, padişahın özel hekimliğinin yanında saray hekimlerinin idaresi ve bazı tıbbî görevlendirmelerin yürütülmesi bakımından da önem taşıyordu. [1]</p>

<p>Üç Dönem Hekimbaşılık Görevi</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi’nin ilk hekimbaşılık dönemi III. Selim devrinde başladı. III. Selim’in 1807 yılında tahttan indirilmesinin ardından dönemin idarî uygulamasına uygun olarak görevinden alındı.</p>

<p>II. Mahmud döneminde yeniden devlet hizmetinde yükselen Mustafa Behçet Efendi, 1812 yılında Mısır kadılığına getirildi. Daha sonra Mekke, Medine ve İstanbul kadılıklarına ait payeleri aldı. Bu görevler, onun yalnızca tıp teşkilatı içinde değil, Osmanlı ilmiye sınıfında da ilerlediğini göstermektedir.</p>

<p>1817 yılında ikinci kez hekimbaşılığa getirildi. 1821’de Anadolu kazaskerliği görevini üstlendi. Aynı yıl görevlerinden alınarak kardeşi Abdülhak Molla ile birlikte Keşan’a gönderildi. Bir süre sonra affedilerek İstanbul’a döndü ve üçüncü kez hekimbaşı oldu. Mesleki kariyerinin ilerleyen döneminde Rumeli kazaskerliği görevine de getirildi. [1]</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi’nin hangi görevlerde bulunduğu incelendiğinde saray hekimliği, hekimbaşılık, müderrislik, kadılık ve kazaskerlik görevlerinin öne çıktığı görülmektedir. Bu görevler, onun tıp, eğitim, ilmiye ve devlet yönetimi arasında uzanan geniş bir faaliyet alanına sahip olduğunu ortaya koymaktadır.</p>

<p>İlk Tıp Mektebi Girişimleri</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi, Osmanlı tıp eğitiminin yalnızca usta-çırak ilişkisine veya sınırlı medrese öğretimine dayanmasının yeterli olmadığını düşünen isimlerden biriydi. Hekimbaşılık görevine geldiği ilk dönemden itibaren daha düzenli ve kurumsal bir tıp eğitimi oluşturulması için girişimlerde bulundu.</p>

<p>1805 yılında İstanbul Kuruçeşme’de yeni usulde eğitim verecek bir tıp mektebinin açılmasında rol oynadı. Bir yıl sonra, 1806’da Tersane çevresinde donanmanın hekim ihtiyacını karşılamaya yönelik bir tıphâne ve hastane oluşturuldu. Ancak bu kurumlar uzun ömürlü olmadı ve sürekli bir tıp eğitimi sistemi meydana getiremedi. [2]</p>

<p>Bu ilk girişimler beklenen devamlılığı sağlayamasa da Mustafa Behçet Efendi’nin tıp eğitimi anlayışını ortaya koydu. Ona göre hekimlik eğitimi belirli bir programa bağlanmalı, temel tıp bilimleri öğretilmeli, klinik uygulamalara yer verilmeli ve askerî birlikler için yeterli sayıda hekim ile cerrah yetiştirilmeliydi.</p>

<p>Tıbhâne-i Âmire’nin Kuruluşu</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi’nin Türk tıp tarihindeki en önemli çalışması, Tıbhâne-i Âmire’nin kuruluşundaki rolüdür. Yeniçeri Ocağı’nın 1826 yılında kaldırılmasının ardından Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye adıyla yeni bir ordu kuruldu. Yeni ordunun düzenli sağlık hizmetlerinin yürütülebilmesi için eğitimli hekim ve cerrahlara ihtiyaç duyuldu.</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi, bu ihtiyacın yalnızca mevcut hekimlerin görevlendirilmesiyle karşılanamayacağını belirterek II. Mahmud’a yeni bir tıp okulu kurulmasını öneren bir lâyiha sundu. Önerinin kabul edilmesinin ardından İstanbul Şehzadebaşı’ndaki Tulumbacıbaşı Konağı tıp eğitimi için hazırlandı.</p>

<p>Tıbhâne-i Âmire, 14 Mart 1827 tarihinde eğitime başladı. Kurumda ordu için hekim ve cerrah yetiştirilmesi amaçlanıyordu. Mustafa Behçet Efendi okulun kuruluş sürecini yürüttü; eğitim programının hazırlanması, öğretmenlerin belirlenmesi ve öğrencilerin yetiştirilmesiyle ilgilendi. Kurumun ilk yöneticisi ve nazırı olarak görev yaptığı da tarihî kayıtlarda yer almaktadır. [2]</p>

<p>Tıp Eğitiminin Yenilenmesi</p>

<p>Tıbhâne-i Âmire’de anatomi, fizyoloji ve klinik uygulama gibi derslere ağırlık verilmesi planlandı. Avrupa’daki tıp okullarında kullanılan eğitim yöntemlerinin Osmanlı sistemine aktarılması hedeflendi ve bazı derslerin yürütülmesi amacıyla yabancı hocalardan yararlanıldı.</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi, tıp eğitiminin yalnızca teorik bilgilerden oluşmaması gerektiğini savundu. Öğrencilerin hastalıkları tanıması, ilaçları öğrenmesi, cerrahi uygulamalar hakkında bilgi edinmesi ve hasta başında deneyim kazanması amaçlandı.</p>

<p>Ordunun kısa sürede cerrah ihtiyacını karşılamak için cerrahlık eğitimine de özel önem verildi. Tıbhâne bünyesinde cerrahlık eğitiminin düzenlenmesi, ilerleyen yıllarda Cerrahhâne-i Ma‘mûre adıyla gelişecek yapının temelini oluşturdu. [2]</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi ayrıca öğrencilerin ve öğretmenlerin teşvik edilmesi için idarî düzenlemeler yapılmasını istedi. Tıp öğrencilerine rütbe ve nişan verilmesine yönelik talebi kabul edildi. Böylece okul, askerî eğitim sistemi içerisinde daha belirgin bir statü kazandı.</p>

<p>Tıbhâne-i Âmire’nin açıldığı 14 Mart tarihi, daha sonraki yıllarda Türk tıp eğitiminin simge günlerinden biri hâline geldi. Tıp öğrencileri tarafından 1919 yılında gerçekleştirilen anma, zaman içinde Tıp Bayramı geleneğinin başlangıcı olarak kabul edildi.</p>

<p>Salgın Hastalıklar ve Koruyucu Sağlık Çalışmaları</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi’nin uzmanlık alanı, günümüzdeki gibi tek bir tıp dalıyla sınırlandırılamaz. Dönemin hekimlik anlayışı içinde iç hastalıkları, bulaşıcı hastalıklar, ilaç bilgisi, fizyoloji, aşılama ve koruyucu sağlık konularıyla ilgilendi.</p>

<p>Çiçek, kolera ve frengi gibi dönemin önemli sağlık sorunları üzerine çalışmalar yaptı. Hastalık belirtilerinin tanımlanması, korunma tedbirlerinin açıklanması ve mevcut tedavi yöntemlerinin aktarılması amacıyla eserler hazırladı veya tercümeler gerçekleştirdi.</p>

<p>Osmanlı topraklarında karantina uygulamalarının benimsenmesi yönündeki girişimlere de katkıda bulundu. Salgın hastalıkların yalnızca hastalanan kişilerin tedavisiyle kontrol edilemeyeceği, bulaşma yollarını sınırlandıracak idarî ve toplumsal önlemlerin alınması gerektiği düşüncesini destekledi. [1]</p>

<p>Kolera Risalesi</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi’nin tanınmış eserlerinden biri Kolera Risalesi’dir. Eser, koleraya yol açan mikroorganizmanın henüz keşfedilmediği bir dönemde hazırlanmıştır.</p>

<p>Risâlede hastalığın belirtileri, seyri, hastalıktan korunmak için uygulanabilecek tedbirler ve dönemin tıp anlayışına göre kullanılabilecek tedavi yöntemleri ele alınmıştır. Eserin Almanca ve Arapçaya çevrilmesi, Osmanlı sınırları dışında da dikkat çektiğini göstermektedir. [3]</p>

<p>Kolera Risalesi, modern mikrobiyoloji bilgisinden önce kaleme alınmış olması nedeniyle günümüzde doğrudan bir tedavi rehberi olarak değil, 19. yüzyılın ilk yarısındaki salgın hastalık anlayışını gösteren bir tıp tarihi belgesi olarak değerlendirilmektedir.</p>

<p>Frengi, Çiçek Aşısı ve Fizyoloji Çalışmaları</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi’nin frengi hastalığı üzerine hazırladığı eser, hastalığın belirtileri, vücutta meydana getirdiği değişiklikler ve dönemin tedavi yöntemleri hakkında bilgiler içeriyordu. İtalyancadan çevrilen bu metin, Avrupa’daki hastalık bilgisinin Osmanlı Türkçesine aktarılmasının örneklerinden biri oldu. [4]</p>

<p>Çiçek hastalığına karşı aşılama konusunda hazırlanan veya tercüme edilen risâle de onun koruyucu hekimliğe verdiği önemi göstermektedir. Çiçek hastalığının yüksek ölüm oranlarına yol açtığı bir dönemde aşılama bilgisinin yaygınlaştırılması, toplum sağlığı bakımından önemliydi.</p>

<p>Fizyoloji alanındaki tercümesi ise insan vücudunun organları ve işleyişi hakkındaki Avrupa merkezli yeni bilgilerin Osmanlı tıp çevrelerine ulaşmasına katkıda bulundu. Mustafa Behçet Efendi böylece yalnız hastalık ve tedavi konularına değil, insan bedeninin işlevlerini açıklayan temel tıp bilimlerine de yöneldi. [3]</p>

<p>Hezâr Esrâr ve Geleneksel Tıp Bilgisi</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi’nin en bilinen eserlerinden biri Hezâr Esrâr’dır. Eser, eski dönemlerden aktarılan tedavi yöntemlerini, halk ilaçlarını, bitkisel karışımları ve çeşitli tıbbî formülleri bir araya getirmek amacıyla hazırlandı.</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi eseri tamamlayamadan hayatını kaybetti. Çalışmayı kardeşi Abdülhak Molla sürdürdü; daha sonra Hayrullah Efendi tarafından tamamlandı. Eserin bin madde hâline getirilmesi, adındaki “Hezâr” yani “bin” ifadesiyle uyumlu bir bütünlük oluşturdu. [5]</p>

<p>Hezâr Esrâr’ın içeriği, Mustafa Behçet Efendi’nin geleneksel tıp birikimini bütünüyle reddetmediğini göstermektedir. O, Avrupa’daki modern tıp eğitimini Osmanlı sistemine aktarmaya çalışırken geçmişten gelen ilaç ve tedavi bilgilerini de kayda geçirmeyi amaçladı. Bu nedenle eski tıp anlayışının son temsilcilerinden, modern tıbbın ise öncülerinden biri olarak tanımlanmaktadır.</p>

<p>Tertîb-i Eczâ ve İlaç Bilgisi</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi’nin üzerinde çalıştığı eserlerden Tertîb-i Eczâ, hac yolculuğuna çıkacak kişilerin sağlık ihtiyaçlarına yönelik hazırlanmış bir rehber niteliğindeydi. Daha önce oluşturulan metni gözden geçirerek esere çeşitli eklemeler yaptı.</p>

<p>Eserde yolculuk sırasında karşılaşılabilecek sağlık sorunları, kullanılabilecek ilaçlar ve temel tedavi yöntemleri hakkında bilgiler yer alıyordu. Uzun süren ve zorlu koşullarda gerçekleştirilen hac yolculukları dikkate alındığında eser, döneminin seyahat sağlığı rehberlerinden biri olarak değerlendirilebilir. [3]</p>

<p>Tabiat Bilimleri ve Tarih Tercümeleri</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi’nin çalışmaları yalnızca klinik tıpla sınırlı değildi. Tabiat bilimleri, hayvanlar, coğrafya, fizyoloji ve yakın dönem tarihi üzerine eserlerle de ilgilendi.</p>

<p>Avrupa tabiat tarihi literatürünün önemli isimlerinden Buffon’un çalışmalarının bir bölümünü Târîh-i Tabîî adıyla Türkçeye çevirdi. Bu tercüme, hayvanlar ve tabiat olayları hakkındaki Avrupa kaynaklı bilgilerin Osmanlı okuyucusuna aktarılmasına hizmet etti.</p>

<p>Mısır tarihçisi Abdurrahman el-Cebertî’nin Fransızların Mısır’ı işgal ettiği dönemi anlatan eserini de Târîh-i Mısır adıyla Türkçeye kazandırdı. Bu çalışma, Mustafa Behçet Efendi’nin tıp dışındaki tarihî ve siyasî gelişmelere de ilgi duyduğunu göstermektedir. [3]</p>

<p>Şairliği ve Kütüphanesi</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi, “Behçet” mahlasını kullanarak şiirler yazdı. Şiirlerinden bazıları dönemin şiir mecmualarında ve şair biyografilerini içeren tezkirelerde yer aldı. Edebî yönü, Osmanlı ilmiye sınıfındaki çok yönlü aydın tipinin özelliklerini taşıdığını göstermektedir. [6]</p>

<p>Bebek’te bulunan yalısında geniş bir kütüphane oluşturduğu da bilinmektedir. Hayatı boyunca topladığı yazma ve basılı eserlerden meydana gelen bu kütüphane, onun tıp, tarih, edebiyat ve tabiat bilimlerine duyduğu ilginin bir göstergesiydi.</p>

<p>Bebek’teki yalısı, yerli ve yabancı devlet görevlilerinin, diplomatların ve ilim insanlarının ziyaret ettiği bir buluşma yeri olarak da tanındı. Yabancı dil bilgisi sayesinde bazı diplomatik ve bilimsel görüşmelere katıldığı, dış meseleler hakkında devlet yöneticilerine görüş sunduğu aktarılmaktadır. [1]</p>

<p>Vefatı ve Mezarı</p>

<p>Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi, 1834 yılında yakalandığı şarbon hastalığı nedeniyle İstanbul’da hayatını kaybetti. Bazı eski biyografik kayıtlarda ölüm yılı konusunda farklı tarihler bulunmakla birlikte, yaygın kabul gören tarih 1834’tür.</p>

<p>Cenazesi İstanbul’un Üsküdar ilçesindeki Doğancılar semtinde bulunan Nasûhî Dergâhı hazîresine defnedildi. [1]</p>

<p>Osmanlı ve Türk Tıp Tarihindeki Yeri</p>

<p>Mustafa Behçet Efendi’nin tıp tarihindeki önemi, tek bir eserinden veya görevinden kaynaklanmamaktadır. Onun tarihî kimliği; saray hekimliği, hekimbaşılık, tıp eğitimi yöneticiliği, tercümanlık, salgınlarla mücadele, ilaç bilgisi, müderrislik ve devlet görevlerinin birleşmesiyle şekillenmiştir.</p>

<p>Tıbhâne-i Âmire’nin kurulmasına öncülük etmesi, tıp ve cerrahlık eğitiminin belirli bir programa bağlanması yönündeki çalışmaları ve Avrupa’daki bilimsel eserleri Türkçeye aktarması, Mustafa Behçet Efendi’yi Osmanlı tıbbındaki yenileşme hareketinin başlıca temsilcilerinden biri hâline getirmiştir.</p>

<p>Bununla birlikte Mustafa Behçet Efendi’yi yalnızca geleneksel tıbba karşı çıkan bir yenilikçi olarak değerlendirmek yeterli değildir. Hezâr Esrâr gibi eserleri, onun geçmişten gelen tedavi birikimini korumaya çalıştığını; Tıbhâne-i Âmire ve bilimsel tercümeleri ise yeni tıp bilgisini kurumsallaştırmayı amaçladığını göstermektedir.</p>

<p>Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’nin mesleki yolculuğu, Osmanlı tıbbının klasik eğitim düzeninden programlı, kurumsal ve uygulamalı tıp öğretimine geçiş sürecini yansıtmaktadır. Üç dönem yürüttüğü hekimbaşılık görevi, kurduğu eğitim yapıları, hazırladığı eserler ve yetişmesine katkı sağladığı hekimler, onun Türk tıp tarihindeki kalıcı yerini belirlemiştir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Nil Sarı, “Behcet Mustafa Efendi”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, Cilt 5, İstanbul, 1992, s. 345.</p>

<p>[2] Alper Tunga Kökcü ve Nilüfer Demirsoy, “Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi ve 19. Yüzyılda Osmanlı Tıp Eğitiminde Yenilikçi Hareket”, Türkiye Klinikleri Tıp Etiği-Hukuku-Tarihi Dergisi, Cilt 24, Sayı 2, 2016, s. 67-75.</p>

<p>[3] Kevser Atalık, “Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi 1774-1834”, Nobel Medicus, Cilt 10, Sayı 1, s. 99-100.</p>

<p>[4] Sibel Pekdoğan, “Hekimbaşı Mustafa Behçet Efendi’nin Çeviri Eseri Risâle-i Frengi Üzerine Bir İnceleme”, Osmanlı Bilimi Araştırmaları, Cilt 25, Sayı 1, 2024, s. 137-174.</p>

<p>[5] Fırat Tuna, “Hezâr Esrâr Üzerine”, Turkish Studies, 2015.</p>

<p>[6] Feridun Nafiz Uzluk, Türk Tıbbiyesinin 748. Yıldönümü Dolayısıyla Hekimbaşı Mustafa Behçet Zâti, Eserleri Üstüne Bir Araştırma, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi Enstitüsü, Ankara, 1954.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>TIP TARİHİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/hekimbasi-mustafa-behcet-efendi-kimdir-hayati-ve-osmanli-tibbindaki-yeri</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 04:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6757-1.jpeg" type="image/jpeg" length="27231"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sürekli Yorgunluğun 15 Nedeni: Araştırma Her 7 Yetişkinden 1’ini İşaret Ediyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/surekli-yorgunlugun-15-nedeni-arastirma-her-7-yetiskinden-1ini-isaret-ediyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/surekli-yorgunlugun-15-nedeni-arastirma-her-7-yetiskinden-1ini-isaret-ediyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası bilimsel verileri değerlendiren araştırmalar, yetişkinlerin yaklaşık yüzde 15,1’inin sürekli yorgunluk yaşadığını ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin (NIH) kronik yorgunluk sendromuna ilişkin çalışmaları ve kapsamlı epidemiyolojik analizler, yorgunluğun çoğu zaman altta yatan tedavi edilebilir sağlık sorunlarının ilk belirtisi olabileceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Sürekli yorgunluk neden olur sorusuna yanıt arayan milyonlarca kişiyi ilgilendiren yeni bilimsel değerlendirmeler, bu şikâyetin yalnızca uykusuzlukla açıklanamayacağını gösterdi. Dünya genelindeki verileri bir araya getiren sistematik inceleme ve meta-analizde yetişkinlerin yüzde 15,1’inin yorgunluk yaşadığı, yaklaşık yüzde 10’unun ise kronik yorgunluk bildirdiği saptandı.[1] NIH ise özellikle kronik yorgunluk sendromunun biyolojik temellerini araştıran çalışmalarında, bağışıklık sistemi, beyin ve enerji metabolizmasındaki değişikliklerin bu tabloya katkıda bulunabileceğini bildiriyor.[2]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yorgunluğun arkasında tedavi edilebilir hastalıklar olabilir</p>

<p>Uzmanlara göre haftalar boyunca devam eden yorgunluk, günlük yaşamı belirgin şekilde etkiliyorsa altta yatan nedenin araştırılması gerekiyor. En sık karşılaşılan nedenler arasında şunlar yer alıyor:</p>

<ul>
 <li>Demir eksikliği ve anemi</li>
 <li>Diyabet</li>
 <li>Tiroit bezinin yetersiz çalışması (hipotiroidi)</li>
 <li>Uyku apnesi</li>
 <li>Depresyon</li>
 <li>Anksiyete bozuklukları</li>
 <li>B12 vitamini eksikliği</li>
 <li>Folat eksikliği</li>
 <li>D vitamini eksikliği</li>
 <li>Dehidrasyon (sıvı kaybı)</li>
 <li>Kronik böbrek hastalığı</li>
 <li>Karaciğer hastalıkları</li>
 <li>Bazı enfeksiyonlar</li>
 <li>Kullanılan ilaçların yan etkileri</li>
 <li>Aşırı kafein tüketimi ve düzensiz uyku alışkanlıkları.[1][3]</li>
</ul>

<p>Araştırmacılar, bu nedenlerin önemli bölümünün uygun tanı ve tedaviyle kontrol altına alınabileceğini vurguluyor.</p>

<p>Beyin sisi ve yaşam kalitesinde düşüş görülebiliyor</p>

<p>Sürekli yorgunluk yalnızca enerji azalmasına yol açmıyor. Bilimsel çalışmalar; dikkat dağınıklığı, unutkanlık, karar verme güçlüğü ve halk arasında “beyin sisi” olarak bilinen bilişsel yakınmaların da sık görüldüğünü gösteriyor.[2]</p>

<p>Bunun yanında uzun süre devam eden yorgunluk; fiziksel aktivitenin azalması, yaşam kalitesinin düşmesi ve bazı kişilerde tansiyon kontrolünün bozulması gibi dolaylı sağlık sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. Ancak bu etkiler her birey için aynı düzeyde görülmüyor ve doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurulamıyor.[1][3]</p>

<p>İlk değerlendirmede kan testleri önem taşıyor</p>

<p>Uzmanlar, açıklanamayan ve birkaç haftadan uzun süren yorgunlukta ayrıntılı öykü, fizik muayene ve temel laboratuvar incelemelerinin tanı sürecinin temelini oluşturduğunu belirtiyor.</p>

<p>Kan sayımı, demir düzeyi, B12 vitamini, tiroit fonksiyon testleri, kan şekeri ve böbrek-karaciğer fonksiyonlarını değerlendiren testler, altta yatan nedenlerin belirlenmesinde sık kullanılan yöntemler arasında yer alıyor.[3]</p>

<p>Beslenme ve sıvı tüketimi destekleyici rol oynuyor</p>

<p>Araştırmacılar, yorgunluğun nedeni saptandıktan sonra tedavinin buna göre planlanması gerektiğini vurguluyor. Yeterli sıvı tüketimi, protein ve lif açısından dengeli beslenme, düzenli uyku ve uygun fiziksel aktivite, birçok kişide enerji düzeyinin korunmasına katkı sağlayabiliyor. Ancak bu öneriler, altta yatan hastalığın tedavisinin yerine geçmiyor.[3]</p>

<p>Bilim insanları, sürekli yorgunluğun tek başına bir hastalık değil, çoğu zaman farklı sağlık sorunlarının ortak belirtisi olduğunun altını çiziyor. Bu nedenle belirtilerin uzun sürmesi halinde erken değerlendirme yapılması hem tanı hem de uygun tedavi açısından önem taşıyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Yoo JH, An YC ve ark. The demographic features of fatigue in the general population worldwide: A systematic review and meta-analysis. Frontiers in Public Health. 2023;11:<a href="tel:1192121">1192121</a>.</p>

<p>[2] National Institutes of Health. Insight into mechanisms of ME/CFS. NIH Research Matters. 2024.</p>

<p>[3] National Institute on Aging. Fatigue in Older Adults. National Institutes of Health.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/surekli-yorgunlugun-15-nedeni-arastirma-her-7-yetiskinden-1ini-isaret-ediyor</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 04:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6755-1.jpeg" type="image/jpeg" length="96859"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’tan Darwin Núñez Bombası! Kiralama Formülü Masada]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktastan-darwin-nunez-bombasi-kiralama-formulu-masada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/besiktastan-darwin-nunez-bombasi-kiralama-formulu-masada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın Al-Hilal forması giyen Uruguaylı golcü Darwin Núñez’i kiralık olarak kadrosuna katmak istediği öne sürüldü. İddialara göre siyah-beyazlılar transfer için temaslarını hızlandırdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yeni sezon öncesi golcü arayışlarını sürdüren Beşiktaş’ta dünya futbolunun tanınan isimlerinden Darwin Núñez gündeme geldi. İngiliz ve Türk basınında yer alan haberlere göre siyah-beyazlı yönetim, Al-Hilal forması giyen Uruguaylı santrforu kiralık olarak kadrosuna katmak için girişimlerini yoğunlaştırdı.</p>

<p>Transfer iddialarında Beşiktaş’ın, Al-Hilal’e yaklaşık 4 milyon avroluk kiralama bedeli önerdiği ve görüşmelerde önemli mesafe kaydedildiği ileri sürüldü. Haberlere göre taraflar kiralama modelini değerlendirirken, sözleşmenin son detayları üzerinde çalışıldığı ifade ediliyor.</p>

<p>Avrupa’ya dönme isteği öne çıkıyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yabancı basında yer alan haberlerde Darwin Núñez’in kariyerini yeniden Avrupa’da sürdürmeye sıcak baktığı ve Beşiktaş’ın sunduğu sportif projenin oyuncu cephesinde olumlu karşılandığı öne sürüldü. Bu durumun transfer görüşmelerini hızlandıran önemli unsurlardan biri olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Beşiktaş forvet transferinde alternatiflerini değerlendiriyor</p>

<p>Siyah-beyazlı ekipte santrfor transferi çalışmalarının sürdüğü, Darwin Núñez dosyasının ise yönetimin üzerinde çalıştığı önemli seçeneklerden biri olduğu belirtiliyor. Beşiktaş’ın hücum hattını üst düzey bir isimle güçlendirmek istediği ifade edilirken, transfer sürecinin önümüzdeki günlerde netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Resmî açıklama yapılmadı</p>

<p>Beşiktaş veya Al-Hilal cephesinden Darwin Núñez transferine ilişkin resmî bir açıklama yapılmış değil. Taraflar arasında anlaşma sağlandığı doğrulanmadığı için transfer dosyası şu aşamada yabancı basında yer alan haberler ve transfer kulislerine dayanan bir iddia niteliğini koruyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktastan-darwin-nunez-bombasi-kiralama-formulu-masada</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 04:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6754.jpeg" type="image/jpeg" length="58263"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Dört Alışkanlık Yaşam Beklentisinde 12-14 Yıl Fark Oluşturuyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/dort-aliskanlik-yasam-beklentisinde-12-14-yil-fark-olusturuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/dort-aliskanlik-yasam-beklentisinde-12-14-yil-fark-olusturuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de Harvard T.H. Chan School of Public Health araştırmacılarının yürüttüğü ve Circulation dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı araştırma, dört temel sağlıklı yaşam alışkanlığını sürdüren bireylerin 50 yaşından sonraki yaşam beklentisinin kadınlarda yaklaşık 14, erkeklerde ise yaklaşık 12 yıl daha uzun olabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bulgular, uzun yaşamın yalnızca genetik mirasa değil, günlük yaşam tercihlerine de güçlü biçimde bağlı olduğunu gösteriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzun ve sağlıklı yaşamanın sırrı yıllardır araştırılıyor. Son yıllarda yayımlanan en kapsamlı yaşam tarzı analizlerinden biri ise dört temel alışkanlığın birlikte uygulanmasının yaşam beklentisinde dikkat çekici bir fark oluşturabileceğini ortaya koydu. ABD’deki Harvard T.H. Chan School of Public Health tarafından yürütülen ve Circulation dergisinde yayımlanan araştırmada, on binlerce kişinin uzun yıllara yayılan sağlık verileri değerlendirildi.[1]</p>

<p>Araştırmacılar, bu dört alışkanlığı benimseyen bireylerin 50 yaşından sonraki beklenen yaşam süresinin kadınlarda yaklaşık 14 yıl, erkeklerde ise 12,2 yıl daha uzun olduğunu hesapladı.[1]</p>

<p>Dört alışkanlık öne çıkıyor</p>

<p>Araştırmada yaşam beklentisini artıran dört temel alışkanlık şu şekilde sıralandı:</p>

<ul>
 <li>Sigara kullanmamak</li>
 <li>Düzenli fiziksel aktivite yapmak</li>
 <li>Sağlıklı ve ağırlıklı olarak bitkisel beslenmek</li>
 <li>Sağlıklı vücut ağırlığını korumak</li>
</ul>

<p>Araştırmacılara göre bu alışkanlıklar tek başına değil, birlikte uygulandığında en güçlü etkiyi gösteriyor. Her yeni sağlıklı davranışın erken ölüm riskini kademeli olarak azalttığı, dört alışkanlığın tamamının ise en yüksek kazanımı sağladığı bildirildi.[1]</p>

<p>Çalışma nasıl yapıldı?</p>

<p>Araştırma, ABD’nin en uzun soluklu sağlık projeleri arasında yer alan Nurses’ Health Study ile Health Professionals Follow-up Study kapsamında gerçekleştirildi. Yaklaşık 120 binden fazla kadın ve erkeğin sağlık kayıtları onlarca yıl boyunca takip edildi. Araştırmacılar elde edilen ölüm verilerini ulusal yaşam tablolarıyla birleştirerek farklı yaşam tarzlarının beklenen yaşam süresine etkisini modelledi.[1]</p>

<p>Çalışma gözlemsel nitelikte olduğu için doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmuyor. Ancak sigara kullanımı, beslenme düzeni, fiziksel aktivite ve vücut ağırlığı birlikte değerlendirildiğinde elde edilen ilişkinin güçlü olduğu vurgulanıyor.[1]</p>

<p>Kronik hastalık riski de azalıyor</p>

<p>Araştırmanın bulguları, yalnızca yaşam süresinin değil sağlıklı geçirilen yılların da artabileceğine işaret ediyor. Düzenli egzersiz, kaliteli beslenme ve sağlıklı kilo; kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet ve bazı kanser türleri açısından daha düşük risklerle ilişkilendiriliyor.[2][3]</p>

<p>Özellikle sebze, meyve, tam tahıl, baklagil ve kuruyemişlerden zengin beslenme modelinin; inflamasyonun, yani vücudun doku hasarına karşı geliştirdiği iltihabi yanıtın azalmasına katkı sağlayabileceği ve metabolik sağlığı destekleyebileceği belirtiliyor.[3]</p>

<p>Bilimsel sınırlar unutulmamalı</p>

<p>Araştırmacılar, yaşam beklentisindeki 12 ila 14 yıllık farkın her birey için kesin bir sonuç anlamına gelmediğini vurguluyor. Genetik yapı, çevresel koşullar, sağlık hizmetlerine erişim ve sosyoekonomik faktörler de yaşam süresini etkileyen önemli değişkenler arasında yer alıyor.[1]</p>

<p>Buna rağmen mevcut bilimsel kanıtlar, sigaradan uzak durmak, düzenli hareket etmek, dengeli beslenmek ve sağlıklı kiloyu korumanın uzun ve sağlıklı yaşam için en güçlü değiştirilebilir faktörler arasında bulunduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Li Y, Pan A, Wang DD, et al. Impact of Healthy Lifestyle Factors on Life Expectancies in the US Population. Circulation. 2018;138(4):345-355. DOI: 10.1161/CIRCULATIONAHA.117.032047</p>

<p>[2] Khaw KT, Wareham N, Bingham S, et al. Combined Impact of Health Behaviours and Mortality in Men and Women: The EPIC-Norfolk Prospective Population Study. PLoS Medicine. 2008;5(1):e12. DOI: 10.1371/journal.pmed.0050012</p>

<p>[3] Harvard T.H. Chan School of Public Health. Healthy Lifestyle and Life Expectancy Research Summary. 2018.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/dort-aliskanlik-yasam-beklentisinde-12-14-yil-fark-olusturuyor</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 03:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6752.jpeg" type="image/jpeg" length="74148"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SBÜ’lü Akademisyen YÖKSİS Metriklerinde Alanında Türkiye Birincisi Oldu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/sbulu-akademisyen-yoksis-metriklerinde-alaninda-turkiye-birincisi-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/sbulu-akademisyen-yoksis-metriklerinde-alaninda-turkiye-birincisi-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Hamidiye Hemşirelik Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Handan Özcan, 2025 yılı YÖKSİS akademik performans metriklerine göre Sağlık Bilimleri Temel Alanı / Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği alanında 1.059 puanla Türkiye birincisi oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yükseköğretim Kurulu Bilgi Sistemi (YÖKSİS) akademik performans metriklerinde elde edilen sonuçlara göre Doç. Dr. Handan Özcan, bilimsel üretkenlik ve akademik performans göstergeleri doğrultusunda kendi alanında Türkiye’nin en yüksek puanına ulaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Elde edilen başarı, Sağlık Bilimleri Üniversitesinin araştırma odaklı akademik yaklaşımı ile bilimsel üretim kapasitesini bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p>Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın’dan Tebrik</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, yayımladığı tebrik mesajında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“YÖKSİS akademik performans metriklerinde kendi alanında Türkiye birincisi olma başarısını gösteren kıymetli akademisyenimiz Doç. Dr. Handan Özcan’ı yürekten tebrik ediyorum. Akademisyenlerimizin bilimsel üretkenliği ve uluslararası nitelikteki çalışmaları, üniversitemizin araştırma üniversitesi vizyonunu güçlendirmektedir. Bu anlamlı başarının yeni bilimsel çalışmalara ilham vermesini temenni ediyor, hocamıza başarılarının devamını diliyorum.”</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi, sağlık bilimleri alanında yürüttüğü bilimsel çalışmalar ve nitelikli akademik kadrosuyla ulusal ve uluslararası düzeyde başarılarına yenilerini eklemeyi sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/sbulu-akademisyen-yoksis-metriklerinde-alaninda-turkiye-birincisi-oldu</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 02:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6742.jpeg" type="image/jpeg" length="64056"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe’de Kerem Aktürkoğlu Gelişmesi! Roma İddiası Gündemde]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-kerem-akturkoglu-gelismesi-roma-iddiasi-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-kerem-akturkoglu-gelismesi-roma-iddiasi-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’nin milli futbolcusu Kerem Aktürkoğlu için İtalya Serie A ekibi Roma’nın devreye girdiği öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İddialara göre teknik direktör Gian Piero Gasperini, transfer için yönetime olumlu rapor verdi.</p>

<p>Yeni sezon öncesi transfer çalışmalarını sürdüren Fenerbahçe’de Kerem Aktürkoğlu’nun geleceğiyle ilgili dikkat çeken bir iddia ortaya atıldı. İtalya basınında ve transfer kulislerinde yer alan haberlere göre Serie A temsilcisi Roma, milli futbolcuyu transfer listesine aldı.</p>

<p>İddialarda, Roma Teknik Direktörü Gian Piero Gasperini’nin çok yönlü hücum özellikleri nedeniyle Kerem Aktürkoğlu’nun transferini istediği ve bu doğrultuda kulüp yönetimine olumlu rapor sunduğu belirtildi. Roma’nın uygun şartların oluşması halinde Fenerbahçe ile resmî temas kurabileceği öne sürülüyor.</p>

<p>Resmî teklif iddiası</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Transfer kulislerinde Roma’nın kısa süre içerisinde Fenerbahçe’ye resmî teklif hazırlığında olduğu konuşulurken, şu ana kadar iki kulüp tarafından doğrulanmış bir görüşme veya anlaşma açıklanmadı. Transfer sürecinin önümüzdeki günlerde netlik kazanması bekleniyor.</p>

<p>Fenerbahçe’nin bonservis beklentisi</p>

<p>Yabancı basında yer alan haberlerde Fenerbahçe’nin Kerem Aktürkoğlu için yüksek bir bonservis geliri hedeflediği, olası satıştan elde edilecek kaynağın yeni transferlerde kullanılmasının planlandığı ileri sürüldü. Ancak kulüp cephesinden bu iddiaları doğrulayan resmî bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Resmî açıklama yapılmadı</p>

<p>Fenerbahçe veya Roma cephesinden Kerem Aktürkoğlu’nun transferine ilişkin resmî bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle transfer dosyası şu aşamada yabancı basında yer alan haberler ve transfer kulislerine dayanan bir iddia niteliğini koruyor. Taraflar arasında resmî temas veya anlaşma olduğuna ilişkin doğrulanmış bilgi bulunmuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-kerem-akturkoglu-gelismesi-roma-iddiasi-gundemde</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 01:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6738.jpeg" type="image/jpeg" length="10515"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Acil Tıp Personeli Ayşe Koçman Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/cerrahpasa-tip-fakultesi-acil-tip-personeli-ayse-kocman-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/cerrahpasa-tip-fakultesi-acil-tip-personeli-ayse-kocman-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı personeli Ayşe Koçman’ın vefatı, sağlık camiasında üzüntüyle karşılandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meslektaşları ve yöneticiler tarafından paylaşılan taziye mesajları, acı haberi kamuoyuna duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sosyal medyada paylaşılan taziye mesajlarına göre Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı personeli Ayşe Koçman yaşamını yitirdi. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörü Prof. Dr. Nuri Aydın da yayımladığı başsağlığı mesajında, “Cerrahpaşa Tıp Fakültemiz Acil Tıp Ana Bilim Dalı personeli Ayşe Koçman’ın vefatını üzüntüyle öğrendim” ifadelerini kullanarak ailesine, yakınlarına ve Cerrahpaşa ailesine sabır diledi.</p>

<p>Şu ana kadar üniversite tarafından Ayşe Koçman’ın vefat nedenine veya cenaze programına ilişkin ayrıntılı bir resmî açıklama yayımlanmış değil. Kamuoyuna yansıyan bilgiler, taziye mesajlarıyla sınırlı bulunuyor. Bu nedenle vefat sebebi konusunda doğrulanmamış herhangi bir bilgiye yer verilmemektedir.</p>

<p>Ayşe Koçman’ın vefatı, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi çalışanları ile sağlık camiasında büyük üzüntü oluştururken, çok sayıda meslektaşı ve akademisyen de sosyal medya üzerinden başsağlığı mesajları paylaşmaya devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/cerrahpasa-tip-fakultesi-acil-tip-personeli-ayse-kocman-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 01:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6737-1.jpeg" type="image/jpeg" length="13754"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Giresun’da Genç Yaşta Acı Kayıp: Muhammet Albar Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/giresunda-genc-yasta-aci-kayip-muhammet-albar-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/giresunda-genc-yasta-aci-kayip-muhammet-albar-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giresun’un Görele ilçesinde yaşanan elim olayda 30 yaşındaki Muhammet Albar yaşamını yitirdi. Genç yaşta gelen acı haber ailesi, yakınları ve sevenlerini yasa boğarken, olayla ilgili inceleme sürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Giresun’un Görele ilçesinden gelen acı haber, bölgede büyük üzüntüye neden oldu. Edinilen bilgilere göre, 30 yaşındaki Muhammet Albar yaşanan elim bir olay sonucu hayatını kaybetti.</p>

<p>Albar’ın vefat haberi kısa sürede ailesi, yakınları ve sevenleri arasında derin üzüntü oluştururken, sosyal medyada da çok sayıda taziye mesajı paylaşıldı.</p>

<p>Olayın kesin nedenine ilişkin resmî makamlardan henüz ayrıntılı bir açıklama yapılmazken, ilgili birimlerin olayla ilgili incelemelerinin sürdüğü öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Muhammet Albar’ın vefatı dolayısıyla yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dilekleri iletilirken, acı haber Görele ve çevresinde büyük üzüntüyle karşılandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/giresunda-genc-yasta-aci-kayip-muhammet-albar-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 01:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6608.jpeg" type="image/jpeg" length="85727"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe’de Sofyan Amrabat Gelişmesi! Suudi Arabistan İddiası Güçlendi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-sofyan-amrabat-gelismesi-suudi-arabistan-iddiasi-guclendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-sofyan-amrabat-gelismesi-suudi-arabistan-iddiasi-guclendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’nin Faslı orta saha oyuncusu Sofyan Amrabat için Suudi Arabistan ekibi Al-Ittihad’ın devrede olduğu öne sürüldü. İddialara göre taraflar arasında bonservis pazarlığı sürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yeni sezon kadro planlamasını sürdüren Fenerbahçe’de Sofyan Amrabat’ın geleceğiyle ilgili transfer iddiaları yeniden gündeme geldi. Son saatlerde yabancı basında yer alan haberlerde, Suudi Arabistan temsilcisi Al-Ittihad’ın deneyimli orta saha oyuncusunu kadrosuna katmak istediği öne sürüldü.</p>

<p>İddialara göre Al-Ittihad, Faslı futbolcu için Fenerbahçe’ye bonuslarla birlikte yaklaşık 15 milyon avroya ulaşan bir teklif sundu. Sarı-lacivertli yönetimin ise oyuncu için yaklaşık 20 milyon avro seviyesinde bir bonservis beklentisi içinde olduğu belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pazarlık iddiası öne çıktı</p>

<p>Yabancı basında yer alan haberlerde taraflar arasındaki görüşmelerin sürdüğü ifade edilirken, henüz anlaşma sağlandığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor. Transfer dosyasında kulüpler arasındaki bonservis farkının pazarlık sürecinin en önemli başlıklarından biri olduğu öne sürülüyor.</p>

<p>Aynı haberlerde Sofyan Amrabat’a yalnızca Suudi Arabistan’dan değil, Avrupa’dan da ilgi olduğu iddiaları yer aldı.</p>

<p>Amrabat’ın performansı dikkat çekiyor</p>

<p>Geçtiğimiz sezon Fenerbahçe formasıyla orta sahada önemli görevler üstlenen Sofyan Amrabat, fizik gücü, top kazanma becerisi ve oyun kurulumuna yaptığı katkıyla takımın önemli isimlerinden biri oldu.</p>

<p>29 yaşındaki Faslı futbolcunun geleceğine ilişkin kararın transfer döneminin ilerleyen günlerinde netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Resmî açıklama yapılmadı</p>

<p>Fenerbahçe veya Al-Ittihad cephesinden Sofyan Amrabat transferine ilişkin resmî bir açıklama yapılmadı. Taraflar arasında resmî anlaşma sağlandığı ya da transferin tamamlandığı doğrulanmış değil.</p>

<p>Bu nedenle Amrabat dosyası, şu aşamada yabancı basında yer alan transfer iddiaları ve kulis bilgileri kapsamında değerlendiriliyor. Transfer sürecinde yaşanacak yeni gelişmelerin önümüzdeki günlerde netlik kazanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-sofyan-amrabat-gelismesi-suudi-arabistan-iddiasi-guclendi</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 01:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6732.jpeg" type="image/jpeg" length="26392"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Samsunspor’da Logi Tómasson Gelişmesi! Anderlecht İddiası Gündeme Geldi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/samsunsporda-logi-tomasson-gelismesi-anderlecht-iddiasi-gundeme-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/samsunsporda-logi-tomasson-gelismesi-anderlecht-iddiasi-gundeme-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Samsunspor’un İzlandalı sol beki Logi Tómasson’un Belçika temsilcisi Anderlecht’in transfer listesinde yer aldığı öne sürüldü. İddialara göre Karadeniz ekibi gelen ilk teklifi yeterli bulmadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yeni sezon hazırlıklarını sürdüren Samsunspor’da transfer gündemi bu kez takımdan ayrılabilecek isimler üzerinden hareketlendi. Son saatlerde ortaya atılan iddialara göre Belçika’nın köklü kulüplerinden Anderlecht, İzlandalı sol bek Logi Tómasson’u kadrosuna katmak istiyor.</p>

<p>Transfer kulislerinde yer alan bilgilere göre Anderlecht’in 25 yaşındaki futbolcu için yaklaşık 3 ila 3,5 milyon avro seviyesinde bir teklif sunduğu, Samsunspor’un ise oyuncu için 5 milyon avro civarında bir bonservis beklentisi taşıdığı öne sürüldü. Taraflar arasında şu ana kadar resmî anlaşma sağlandığına ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Samsunspor ayrılığa sıcak bakmıyor</p>

<p>İddialarda, Samsunspor yönetiminin Tómasson’u teknik heyetin önemli parçalarından biri olarak gördüğü ve beklenen seviyede bir teklif gelmeden oyuncunun ayrılığına onay vermek istemediği belirtiliyor. Bu nedenle ilk teklifin kabul edilmediği ileri sürülüyor.</p>

<p>Başka talipler de konuşuluyor</p>

<p>Belçika ekibinin yanı sıra Polonya temsilcisi Widzew Łódź’un da İzlandalı futbolcuyu takip ettiği iddialar arasında yer alıyor. Ancak bu ilginin resmî görüşmeye dönüşüp dönüşmediği konusunda doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Geçtiğimiz sezon Samsunspor’a katılan Logi Tómasson, hem Süper Lig hem de Avrupa kupalarında gösterdiği performansla dikkat çekmişti. Sol bekteki istikrarlı görüntüsü sayesinde piyasa değerini artıran 25 yaşındaki futbolcunun kulübüyle uzun süreli sözleşmesi devam ediyor.</p>

<p>Resmî açıklama yapılmadı</p>

<p>Samsunspor veya Anderlecht cephesinden transfer iddialarına ilişkin resmî bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle Logi Tómasson transferi, şu aşamada yabancı basında yer alan haberler ve transfer kulislerine dayanan bir iddia niteliğini koruyor. Taraflar arasındaki görüşmelerin önümüzdeki günlerde netlik kazanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/samsunsporda-logi-tomasson-gelismesi-anderlecht-iddiasi-gundeme-geldi</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 01:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/futbol-kulis/i-m-g-5581.jpeg" type="image/jpeg" length="71379"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’da Jhon Lucumí Gelişmesi! İtalya’dan Yeni Transfer İddiası]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayda-jhon-lucumi-gelismesi-italyadan-yeni-transfer-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayda-jhon-lucumi-gelismesi-italyadan-yeni-transfer-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın savunma hattını güçlendirmek için Bologna forması giyen Jhon Lucumí’yi transfer listesinde tuttuğu öne sürüldü. İtalya basınında yer alan son iddialar, dosyada yeni bir hareketlilik yaşandığını gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’da Jhon Lucumí transferi yeniden gündemde</p>

<p>Yeni sezon öncesi kadrosunu güçlendirmek isteyen Galatasaray’da stoper transferi için çalışmalar sürüyor. Sarı-kırmızılıların gündemindeki isimlerden biri olarak gösterilen Bologna’nın Kolombiyalı savunmacısı Jhon Lucumí ile ilgili İtalya’dan yeni iddialar geldi.</p>

<p>İtalyan basınında yer alan haberlere göre Galatasaray, deneyimli stoper için Bologna’nın kapısını çalmaya hazırlanıyor. Transfer dosyasında son saatlerde yaşanan hareketlilik, oyuncunun yeniden sarı-kırmızılıların öncelikli adayları arasında yer aldığı yorumlarına neden oldu.</p>

<p>Teklif hazırlığı iddiası</p>

<p>Haberlere göre Galatasaray’ın Bologna’ya yüksek bonservis bedeli içeren bir teklif hazırlığında olduğu öne sürülüyor. Taraflar arasında henüz resmî görüşmelerin tamamlandığına veya anlaşma sağlandığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmazken, transferin mali şartları üzerinde farklı rakamlar konuşuluyor.</p>

<p>Jhon Lucumí’nin sözleşme durumu ve Bologna’nın gelecek planlaması nedeniyle oyuncunun olası ayrılığına tamamen kapalı olmadığı da İtalya basınında yer alan değerlendirmeler arasında bulunuyor.</p>

<p>Rekabet dikkat çekiyor</p>

<p>Kolombiyalı savunmacının yalnızca Galatasaray’ın değil, Avrupa’dan farklı kulüplerin de radarında olduğu belirtiliyor. Bu durumun olası transfer sürecinde rekabeti artırabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>28 yaşındaki stoper, fizik gücü, hava toplarındaki etkinliği ve geriden oyun kurma becerisiyle Serie A’nın dikkat çeken savunmacıları arasında gösteriliyor.</p>

<p>Resmî açıklama yapılmadı</p>

<p>Galatasaray veya Bologna cephesinden Jhon Lucumí transferiyle ilgili resmî bir açıklama yapılmadı. Taraflar arasında resmî teklif sunulduğu ya da anlaşmaya varıldığı doğrulanmış değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle Lucumí transferi, şu aşamada yabancı basında yer alan iddialar ve transfer kulislerine dayanan gelişmeler kapsamında değerlendiriliyor. Dosyanın önümüzdeki günlerde netlik kazanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayda-jhon-lucumi-gelismesi-italyadan-yeni-transfer-iddiasi</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 01:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6730.jpeg" type="image/jpeg" length="43720"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kalıtsal Transtiretin Amiloidozunda Hastalardan Alınan Fibriller Atomik Ayrıntıyla Haritalandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kalitsal-transtiretin-amiloidozunda-hastalardan-alinan-fibriller-atomik-ayrintiyla-haritalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kalitsal-transtiretin-amiloidozunda-hastalardan-alinan-fibriller-atomik-ayrintiyla-haritalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalıtsal transtiretin amiloidozu bulunan yaşayan 10 hastadan elde edilen amiloid fibrillerinin 19 yüksek çözünürlüklü yapısı kriyo-elektron mikroskobuyla çözüldü. Bulgular, amiloid oluşumuna mutant veya yabanıl tip transtiretinin öncülük etmesi ile hastalığın başlangıç zamanı arasında ilişki bulunabileceğini düşündürdü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kalıtsal transtiretin amiloidozu, transtiretin proteininin normal yapısını kaybederek amiloid fibrilleri oluşturması ve bu yapıların zamanla çeşitli dokularda birikmesiyle ortaya çıkan ilerleyici bir hastalık olarak biliniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalık bazı kişilerde çevresel sinir sistemi bulgularıyla, bazı hastalarda kalp tutulumu veya gözle ilişkili sorunlarla seyredebilirken başlangıç yaşı ve ilerleme hızı da kişiden kişiye değişebiliyor. Ancak farklı genetik mutasyonların bu klinik çeşitliliğe nasıl katkı sağladığı henüz tam olarak açıklanamıyor.</p>

<p><strong>Nature Communications</strong> dergisinde 24 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan yeni çalışma, kalıtsal transtiretin amiloidozunda oluşan fibrilleri yaşayan hastalardan elde edilen örnekler üzerinden atomik ayrıntıya yakın çözünürlükte inceleyerek hastalığın moleküler mekanizmalarına ilişkin yeni veriler sundu.</p>

<h2>Yaşayan 10 hastadan alınan örnekler incelendi</h2>

<p>Araştırmaya transtiretin geninde dokuz farklı heterozigot mutasyon taşıyan 10 hasta dahil edildi.</p>

<p>Heterozigot mutasyon, genin bir kopyasının hastalıkla ilişkili mutasyonu taşırken diğer kopyasının mutasyon taşımaması anlamına geliyor. Bu nedenle hastaların vücudunda hem mutant transtiretin hem de mutasyon taşımayan, “yabanıl tip” olarak adlandırılan transtiretin proteini üretilebiliyor.</p>

<p>Araştırmacılar, hastaların gastroknemius kası biyopsilerinden ve göz içi vitreus sıvısından elde edilen amiloid fibrillerini kriyo-elektron mikroskobuyla inceledi.</p>

<p>Örneklerden toplam <strong>19 yüksek çözünürlüklü fibril yapısı</strong> çıkarıldı. Yapıların çözünürlüğünün 1,9 ile 3,4 angström arasında değiştiği bildirildi.</p>

<p>Bu çözünürlük düzeyi, fibrilleri oluşturan protein zincirlerinin nasıl katlandığının ve aminoasitlerin yapı içerisindeki konumlarının atomik ayrıntıya yakın biçimde değerlendirilmesine imkân sağladı.</p>

<h2>Fibrillerde mutant ve yabanıl tip TTR’nin payı araştırıldı</h2>

<p>Kalıtsal transtiretin amiloidozunda fibriller yalnızca mutant proteinlerden oluşmuyor. Mutasyon taşımayan yabanıl tip transtiretin de zaman içerisinde amiloid yapısına katılabiliyor.</p>

<p>Araştırmacılar bu nedenle yalnızca fibrillerin üç boyutlu yapılarını belirlemekle kalmadı. Kriyo-elektron mikroskobu verilerini hesaplamalı yöntemlerle analiz ederek fibrillerde mutant ve yabanıl tip transtiretinin göreceli katkısını da değerlendirdi.</p>

<p>Sonuçlar, incelenen bazı örneklerde mutant transtiretinin, bazılarında ise yabanıl tip transtiretinin fibril oluşumunda daha belirgin rol oynayabileceğini gösterdi.</p>

<p>Araştırmacılar, amiloid oluşumuna mutant veya yabanıl tip proteinin öncülük etmesi ile hastalığın ortaya çıkış zamanı arasında bir ilişki bulunabileceğini bildirdi.</p>

<p>Ancak bu sonuç doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi göstermiyor. Fibrillerdeki protein bileşiminin hastalığın hangi yaşta başlayacağını tek başına belirlediği veya bireysel hastalar için kesin bir öngörü sağladığı henüz kanıtlanmış değil.</p>

<h2>Fibrillerin yapısı ve protein bileşimi birlikte değerlendirildi</h2>

<p>Transtiretin geninde kalıtsal amiloidozla ilişkilendirilmiş çok sayıda mutasyon bulunuyor. Bu mutasyonlar transtiretin proteininin kararlılığını bozarak normal yapısından ayrılmasına ve amiloid fibrilleri oluşturmasına zemin hazırlayabiliyor.</p>

<p>Yeni çalışmada araştırmacılar, farklı mutasyonları taşıyan hastalardan elde edilen fibrillerin hem üç boyutlu yapılarını hem de mutant ve yabanıl tip transtiretin bakımından bileşimlerini karşılaştırdı.</p>

<p>Fibrillerin ayrıntılı yapısı ve protein bileşimi arasında farklılıklar belirlenmesi, transtiretin amiloidozundaki klinik çeşitliliğin yalnızca genetik mutasyonun adına bakılarak açıklanamayabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Mutant ve yabanıl tip proteinlerin fibril yapısına katılımı, birikimin gerçekleştiği dokunun özellikleri ve hastaya özgü diğer biyolojik etkenlerin hastalığın görünümünü birlikte etkileyebileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Bununla birlikte çalışma, belirli bir fibril yapısının kalp, sinir sistemi veya göz gibi belirli bir organın tutulmasına doğrudan yol açtığını göstermedi.</p>

<p>Bu nedenle elde edilen yapıların farklı organ tutulumlarını veya hastalığın klinik seyrini açıkladığı yönünde kesin bir sonuca varmak henüz mümkün değil.</p>

<h2>Yaşayan hastalardan yüksek çözünürlüklü yapılar elde edildi</h2>

<p>Araştırmanın dikkat çekici yönlerinden biri, yüksek çözünürlüklü fibril yapılarının yalnızca otopsi materyallerinden veya organ nakli sırasında çıkarılan dokulardan değil, yaşayan hastalardan elde edilen örneklerden çıkarılmış olmasıydı.</p>

<p>Bu yaklaşım, kalıtsal transtiretin amiloidozunda farklı mutasyonları taşıyan hastaların fibrillerinin karşılaştırmalı biçimde incelenebilmesine olanak sağlıyor.</p>

<p>Hastalardan alınan sınırlı miktardaki biyolojik materyalden atomik ayrıntıya yakın yapılar elde edilebilmesi, transtiretin fibrillerinin hasta düzeyinde araştırılması açısından önemli bir yöntemsel ilerleme olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Ancak yöntemin rutin klinik uygulamada kullanılabilmesi için daha büyük hasta gruplarında doğrulanması, standartlaştırılması ve elde edilen yapıların klinik sonuçlarla ilişkisinin ortaya konulması gerekiyor.</p>

<h2>Klinik değeri henüz gösterilmedi</h2>

<p>Araştırma yeni bir ilaç, tanı testi veya tedavi yöntemi sunmuyor. Çalışmada hastaların uygulanan tedavilere verdiği yanıtlarla fibrillerin yapısal özellikleri arasındaki ilişki de değerlendirilmedi.</p>

<p>Elde edilen yapı haritası öncelikle hastalığın moleküler düzeyde nasıl geliştiğinin anlaşılmasına yönelik temel bilimsel veri sağlıyor.</p>

<p>Gelecekte yapılacak daha geniş araştırmalarda fibrillerin yapısal ve kimyasal özelliklerinin hastalığın başlangıç yaşı, ilerleme hızı, baskın klinik belirtileri, organ tutulumu ve tedaviye verilen yanıtla ilişkili olup olmadığı incelenebilir.</p>

<p>Bu bağlantılar doğrulanmadan fibril yapılarından hareketle kişiye özgü hastalık seyri veya tedavi yanıtı konusunda tahminde bulunmak mümkün değil.</p>

<h2>Hasta sayısı araştırmanın önemli sınırlılığı</h2>

<p>Çalışmanın en önemli sınırlılığını araştırmaya yalnızca 10 hastanın dahil edilmesi oluşturuyor.</p>

<p>Dokuz farklı mutasyon incelenmiş olmakla birlikte mutasyonların büyük bölümü az sayıda hastayla temsil edildi. Bu nedenle belirli bir mutasyonun her hastada aynı fibril yapısını oluşturduğu veya aynı klinik tabloya yol açtığı söylenemiyor.</p>

<p>Araştırmanın kesitsel nitelikte olması da belirlenen yapıların hastalığın ilerleyen dönemlerinde değişip değişmediğinin ve klinik seyirle nasıl bir ilişki gösterdiğinin değerlendirilmesini sınırlandırıyor.</p>

<p>Bulguların doğrulanabilmesi için aynı mutasyonları taşıyan daha fazla hastanın dahil edildiği, ayrıntılı klinik verilerin değerlendirildiği ve farklı dokulardan elde edilen örneklerin karşılaştırıldığı çalışmalara ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>Buna rağmen araştırma, yaşayan kalıtsal transtiretin amiloidozu hastalarından elde edilen fibrillerin atomik ayrıntıya yakın çözünürlükte incelenebildiğini göstermesi bakımından önemli bir ileri yapısal biyoloji çalışması olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><strong>Çalışma düzeyi:</strong> Yaşayan hastalardan alınan kas biyopsileri ve vitreus sıvısı örneklerine dayalı ileri yapısal biyoloji araştırması.</p>

<p><strong>Temel sınırlılık:</strong> Hasta sayısının küçük olması, farklı mutasyonların az sayıda hastayla temsil edilmesi ve belirlenen yapısal özelliklerin hastalık seyri, organ tutulumu veya tedavi yanıtını öngördüğünün henüz gösterilmemesi.</p>

<p><strong>Editör notu:</strong> Araştırma yeni bir tedavinin etkinliğini göstermemekte ve mevcut klinik uygulamaları doğrudan değiştirmemektedir. Bulgular, kalıtsal transtiretin amiloidozunun moleküler mekanizmalarını anlamaya yönelik yapısal kanıt sunmaktadır.</p>

<p><strong>Kaynak:</strong> Zheng Y. ve arkadaşları, “Cryo-EM structures of biopsy-derived TTR fibrils in hereditary transthyretin amyloidosis”, <i>Nature Communications</i>, 24 Temmuz 2026. DOI: 10.1038/s41467-026-75850-8.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kalitsal-transtiretin-amiloidozunda-hastalardan-alinan-fibriller-atomik-ayrintiyla-haritalandi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 22:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6731.jpeg" type="image/jpeg" length="54684"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Brezilya Cevizi Nedir? Faydaları, Zararları ve Günlük Tüketim Miktarı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/brezilya-cevizi-nedir-faydalari-zararlari-ve-gunluk-tuketim-miktari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/brezilya-cevizi-nedir-faydalari-zararlari-ve-gunluk-tuketim-miktari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İtalya, İspanya ve Polonya’daki araştırmacılar tarafından yürütülen, Antioxidants dergisinde yayımlanan sistematik derleme ve meta analiz, Brezilya cevizinin kandaki selenyum düzeylerini ve antioksidan savunma sistemini anlamlı biçimde artırdığını ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bulgular, bu kuruyemişin besleyici değerini desteklerken, aşırı tüketimin yüksek selenyum alımına yol açabileceğine de dikkat çekiyor.</p>

<p>Brezilya cevizi, son yıllarda özellikle selenyum içeriği nedeniyle en çok araştırılan doğal besinlerden biri haline geldi. İtalya’daki Catania Üniversitesi, İspanya’daki Universidad Europea del Atlántico ve Granada Üniversitesi ile Polonya’daki Jagiellonian Üniversitesi araştırmacılarının ortak çalışması kapsamında hazırlanan ve Antioxidants dergisinde yayımlanan sistematik derleme ve meta analizde, Brezilya cevizi tüketiminin insan sağlığı üzerindeki etkilerini inceleyen randomize kontrollü klinik çalışmalar değerlendirildi.[1]</p>

<p>Araştırmacılar, sekiz randomize klinik çalışmanın sonuçlarını bir araya getirerek Brezilya cevizinin selenyum durumu, kan yağları ve oksidatif stres belirteçleri üzerindeki etkisini analiz etti.[1]</p>

<p>Selenyum düzeyleri belirgin şekilde yükseldi</p>

<p>Meta analiz sonuçlarına göre Brezilya cevizi tüketimi, kandaki selenyum düzeylerinde güçlü bir artış sağladı. Aynı zamanda vücudun önemli antioksidan enzimlerinden biri olan glutatyon peroksidaz aktivitesinde de anlamlı yükselme görüldü.[1]</p>

<p>Glutatyon peroksidaz, serbest radikallerin oluşturduğu oksidatif hasarı azaltmaya yardımcı olan selenyum bağımlı bir enzim olarak biliniyor. Bu nedenle araştırmacılar, Brezilya cevizinin antioksidan savunma mekanizmalarını destekleyebileceğini belirtiyor.[1]</p>

<p>Kalp sağlığı için kanıtlar henüz net değil</p>

<p>Çalışmada toplam kolesterol, LDL kolesterol ve HDL kolesterol gibi kan yağları da değerlendirildi.</p>

<p>Ancak meta analiz, bu parametrelerde istatistiksel olarak anlamlı ve tutarlı bir iyileşme göstermedi. Araştırmacılar, kalp damar sağlığı üzerindeki olası etkilerin doğrulanabilmesi için daha büyük örneklemli ve uzun süreli klinik araştırmalara ihtiyaç bulunduğunu vurguladı.[1]</p>

<p>Klinik çalışmalar farklı gruplarda benzer sonuçlar verdi</p>

<p>Daha sonra yayımlanan sistematik derlemeler de benzer bulgular ortaya koydu.</p>

<p>Toplam 24 klinik çalışmayı inceleyen bir sistematik derlemede Brezilya cevizi tüketiminin sağlıklı bireylerde ve farklı hastalık gruplarında selenyum düzeylerini artırdığı, antioksidan kapasiteyi güçlendirdiği ve bazı çalışmalarda kan şekeri ile lipid metabolizmasına ilişkin göstergelerde iyileşmeler sağladığı bildirildi. Bununla birlikte çalışmaların önemli bölümünün küçük örneklemli olması ve yöntem farklılıkları nedeniyle kesin neden-sonuç çıkarımı yapılamayacağı belirtildi.[2]</p>

<p>Günlük tüketimde miktar önemli</p>

<p>Brezilya cevizi dünyanın en zengin doğal selenyum kaynaklarından biri olarak kabul ediliyor. Ancak yetiştiği toprağın mineral içeriğine bağlı olarak her cevizin selenyum miktarı önemli ölçüde değişebiliyor.[3]</p>

<p>Daha önce Yeni Zelanda’da gerçekleştirilen randomize kontrollü bir çalışmada, günde iki Brezilya cevizinin yaklaşık 12 haftada selenyum durumunu artırmada 100 mikrogram selenometiyonin takviyesi kadar etkili olduğu gösterildi.[3]</p>

<p>Uzmanlar bu nedenle Brezilya cevizinin “ne kadar çok o kadar iyi” yaklaşımıyla tüketilmemesi gerektiğini, düzenli beslenme içinde ölçülü miktarların yeterli olabileceğini ifade ediyor.[1][3]</p>

<p>Bulgular, Brezilya cevizinin özellikle selenyum alımının düşük olduğu toplumlarda beslenmeye değerli katkı sağlayabileceğini gösteriyor. Ancak mevcut bilimsel veriler, bu besinin tek başına hastalıkları önlediğini veya tedavi ettiğini göstermiyor. Araştırmacılar, daha uzun süreli ve geniş katılımcılı klinik çalışmaların gerekli olduğunu belirtiyor.[1][2]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Godos J, Giampieri F, Micek A, ve ark. Effect of Brazil Nuts on Selenium Status, Blood Lipids, and Biomarkers of Oxidative Stress and Inflammation: A Systematic Review and Meta-Analysis of Randomized Clinical Trials. Antioxidants. 2022;11(2):403. DOI: 10.3390/antiox11020403.</p>

<p>[2] Berriel NVS, Costa RP, ve ark. Effects of Regular Brazil Nut (Bertholletia excelsa H.B.K.) Consumption on Health: A Systematic Review of Clinical Trials. Nutrients. 2022;14. DOI: 10.3390/nu14194161.</p>

<p>[3] Thomson CD, Chisholm A, McLachlan SK, Campbell JM. Brazil nuts: an effective way to improve selenium status. American Journal of Clinical Nutrition. 2008;87(2):379-384. DOI: 10.1093/ajcn/87.2.379.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BESLENME</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/brezilya-cevizi-nedir-faydalari-zararlari-ve-gunluk-tuketim-miktari</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 20:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6729.jpeg" type="image/jpeg" length="45915"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SSK Emekli Maaş Farkları Ne Zaman Yatacak? Temmuz 2026 İçin Son Durum]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/ssk-emekli-maas-farklari-ne-zaman-yatacak-temmuz-2026-icin-son-durum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/ssk-emekli-maas-farklari-ne-zaman-yatacak-temmuz-2026-icin-son-durum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Temmuz 2026 emekli zammının ardından milyonlarca SSK emeklisi, maaş farklarının ne zaman hesaplara yatırılacağını araştırıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Şu an itibarıyla SSK (4A) emeklileri için ayrıca bir “maaş farkı ödeme takvimi” açıklanmış değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>SGK’nın resmî duyurusu yalnızca Emekli Sandığı (4C) kapsamındaki zam farkı ödemelerini kapsıyor. SSK emeklileri ise zamlı aylıklarını kendi normal ödeme günlerinde almaya devam ediyor.</p>

<p>SSK emekli maaş farkları ne zaman yatacak?</p>

<p>Temmuz 2026 itibarıyla SSK emeklileri için ayrıca yatırılacak bir maaş farkı ödeme tarihi açıklanmadı. Bunun temel nedeni, 4A kapsamındaki emeklilerin zamlı aylıklarının tahsis numarasına göre belirlenen normal ödeme takviminde ödenmeye başlanmasıdır.</p>

<p>Bununla birlikte, en düşük emekli aylığına ilişkin yasal düzenlemeden kaynaklanan fark ödemeleri için milyonlarca emekli SGK’nın açıklamasını bekliyor. Düzenleme yürürlüğe girdikten sonra oluşacak farkların ayrıca ödenmesine ilişkin resmî takvimin SGK tarafından duyurulması bekleniyor. Şu ana kadar bu konuda kesin bir ödeme tarihi ilan edilmedi.</p>

<p>Emekli Sandığı için ödeme yapıldı</p>

<p>Sosyal Güvenlik Kurumu, Emekli Sandığı (4C) kapsamındaki emekli, malul, vazife malulü ile dul ve yetim aylığı alanların Temmuz 2026 zam farklarının 24 Temmuz 2026 tarihinde hesaplara yatırıldığını açıkladı. Açıklamaya göre yaklaşık 2,49 milyon hak sahibine toplam 14,5 milyar lira ödeme gerçekleştirildi.</p>

<p>En düşük emekli aylığında süreç sürüyor</p>

<p>TBMM’de kabul edilen düzenleme sonrasında en düşük emekli aylığına ilişkin uygulamanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, bu kapsamdaki fark ödemelerinin de SGK tarafından duyurulacak takvime göre hesaplara aktarılması bekleniyor. Ancak haberin yayımlandığı saat itibarıyla SSK emeklilerine yönelik resmî ödeme tarihi açıklanmış değil.</p>

<p>Son durum</p>

<p>Bugün itibarıyla doğrulanmış son bilgiler şöyle:</p>

<ul>
 <li>SSK emeklileri zamlı aylıklarını normal ödeme günlerinde almaya devam ediyor.</li>
 <li>SSK maaş farkı için ayrıca ilan edilmiş resmî ödeme tarihi bulunmuyor.</li>
 <li>Emekli Sandığı kapsamındaki zam farkları 24 Temmuz’da ödendi.</li>
 <li>En düşük emekli aylığından doğacak fark ödemeleri için SGK’nın yeni duyurusu bekleniyor.</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EKONOMİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/ssk-emekli-maas-farklari-ne-zaman-yatacak-temmuz-2026-icin-son-durum</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 19:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6146.jpeg" type="image/jpeg" length="74536"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uzman Hekim ve Diş Hekimi Tescilinde Dijital Dönem: Islak İmzalı Evrak Dönemi Sona Eriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/uzman-hekim-ve-dis-hekimi-tescilinde-dijital-donem-islak-imzali-evrak-donemi-sona-eriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/uzman-hekim-ve-dis-hekimi-tescilinde-dijital-donem-islak-imzali-evrak-donemi-sona-eriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, uzmanlık eğitimini tamamlayan tabip ve diş tabiplerinin tescil işlemlerinde yeni bir dijital dönüşüm adımı attı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>30 Temmuz 2026’dan itibaren tescile esas belgeler yalnızca Uzmanlık Eğitimi Yönetim Sistemi (UEYS) üzerinden gönderilecek. Yeni uygulamayla bürokrasi azalacak, işlemler hızlanacak ve milyonlarca liralık tasarruf sağlanacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Tescil ve Denklik İşlemleri Daire Başkanlığı, sağlık meslek mensuplarının tescil süreçlerini dijital ortama taşıyan çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Yeni uygulamayla birlikte uzmanlık eğitimini başarıyla tamamlayan tabip ve diş tabiplerinin tescil işlemlerinde fiziki evrak dönemi büyük ölçüde sona eriyor.</p>

<p>Daha önce Yükseköğretim Kurulu ile yapılan protokol kapsamında 28 Kasım 2024 tarihinde ön lisans, lisans ve yüksek lisans diplomalarının dijital tesciline başlanmıştı. Ardından Millî Eğitim Bakanlığı ile yapılan ek protokol doğrultusunda 11 Ağustos 2025 itibarıyla sağlık meslek lisesi mezunlarının diplomaları da dijital ortamda tescil edilmeye başlanmıştı.</p>

<p>Yeni düzenlemeyle birlikte 30 Temmuz 2026 tarihinden sonra uzmanlık eğitimini tamamlayan tabip ve diş tabiplerine ait tescile esas belgeler yalnızca Uzmanlık Eğitimi Yönetim Sistemi (UEYS) üzerinden Sağlık Bakanlığına iletilecek. Islak imzalı belgeler ise ilgili eğitim kurumları tarafından kendi arşivlerinde muhafaza edilecek.</p>

<p>Bürokrasi azalacak, işlemler hızlanacak</p>

<p>Dijital tescil uygulaması sayesinde belge gönderim süreci daha hızlı ve güvenli hale gelirken, fiziki evrak dolaşımından kaynaklanan zaman kayıplarının da önüne geçilecek. Böylece tescil işlemlerinin daha kısa sürede tamamlanması ve adayların süreçlerini elektronik ortam üzerinden takip edebilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Her aday için yaklaşık 40 sayfa evrak gönderilmeyecek</p>

<p>Yeni sistemle birlikte her uzmanlık mezunu için ortalama 40 sayfayı bulan fiziki evrak gönderimi tamamen ortadan kalkacak. Bu sayede hem çevresel sürdürülebilirliğe katkı sağlanacak hem de kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması mümkün olacak.</p>

<p>Yıllık en az 2 milyon TL tasarruf bekleniyor</p>

<p>Sağlık Bakanlığı’nın hesaplamalarına göre dijital tescil uygulamasıyla yalnızca posta giderlerinde yılda en az 2 milyon TL tasarruf sağlanması öngörülüyor. Bunun yanında personel iş yükü, evrak takibi, dosyalama ve fiziki arşivleme maliyetlerinde de önemli ölçüde azalma bekleniyor.</p>

<p>Hayata geçirilen yeni uygulamanın, sağlık alanındaki dijital dönüşüm çalışmalarına önemli katkı sunması ve uzun süredir çözüm bekleyen tescil süreçlerini daha güvenli, hızlı ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturması amaçlanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GENEL</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/uzman-hekim-ve-dis-hekimi-tescilinde-dijital-donem-islak-imzali-evrak-donemi-sona-eriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 19:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6727.jpeg" type="image/jpeg" length="51822"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi Askeri Bölümlerinde Elenenler Başka Bölüme Yerleşebilir mi? YKS Kılavuzu Açıkladı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/saglik-bilimleri-universitesi-askeri-bolumlerinde-elenenler-baska-bolume-yerlesebilir-mi-yks-kilavuzu-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/saglik-bilimleri-universitesi-askeri-bolumlerinde-elenenler-baska-bolume-yerlesebilir-mi-yks-kilavuzu-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin Milli Savunma Bakanlığı (MSB) ve İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına öğrenci alan programlarını tercih edecek adayları yakından ilgilendiren önemli bir düzenleme YKS Kılavuzu’nda yer alıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık raporu, güvenlik soruşturması veya mülakat gibi nedenlerle kaydı yapılamayan adaylar, belirli şartları taşımaları halinde alt tercihlerine yerleştirilebiliyor.</p>

<p>YKS Kılavuzu Hangi Durumları Kapsıyor?</p>

<p>YKS Kılavuzu’nun 4.3 maddesine göre, merkezi yerleştirme ile bir programa yerleşen adayın kayıt yaptıramaması halinde durumun nedeni önem taşıyor.</p>

<p>Tercih aşamasında önceden bilinmesi mümkün olmayan;</p>

<ul>
 <li>Sağlık kurulu raporunun olumsuz çıkması,</li>
 <li>Güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması,</li>
 <li>Arşiv araştırmasının olumsuz olması,</li>
 <li>Mülakatta başarısız olunması,</li>
 <li>İntibak eğitiminin olumsuz sonuçlanması,</li>
 <li>Sonradan tespit edilen bedensel yetersizlikler</li>
</ul>

<p>gibi nedenlerle kaydı yapılamayan adayların durumu ÖSYM tarafından yeniden değerlendiriliyor.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Askeri Bölümlerinde Elenenler Nasıl Başvuru Yapacak?</p>

<p>Kılavuza göre adayların, kayıt süresinin bitimini takip eden 15 gün içinde gerekli resmi belgeler ve dilekçeyle ÖSYM’ye başvurması gerekiyor.</p>

<p>Başvuru sonrasında adayın tercih listesi yeniden inceleniyor. Puanının yettiği ilk alt tercihe, gerekli şartları sağlaması halinde kontenjan harici yerleştirme yapılabiliyor.</p>

<p>Alt Tercihlere Yerleştirme Nasıl Yapılıyor?</p>

<p>ÖSYM, adayın yerleştiği programdan sonraki tercihlerini tek tek inceliyor. Adayın puanının yeterli olduğu ilk programa yerleştirme işlemi gerçekleştiriliyor. Böylece askeri programa kayıt yaptıramayan adayın yükseköğretim hakkını tamamen kaybetmesinin önüne geçilebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Boy ve Kilo Şartını Taşımayanlar Bu Haktan Yararlanamıyor</p>

<p>YKS Kılavuzu önemli bir istisnaya da dikkat çekiyor. Boy, kilo ve benzeri tercih aşamasında aday tarafından bilinebilecek şartları taşımadığı halde tercih yapanlar, alt tercihlere yerleştirme uygulamasından yararlanamıyor.</p>

<p>Bu nedenle Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin MSB ve İçişleri Bakanlığı nam ve hesabına öğrenci alan programlarını tercih edecek adayların, yalnızca başarı sıralarını değil, başvuru şartlarını da ayrıntılı şekilde incelemeleri öneriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/saglik-bilimleri-universitesi-askeri-bolumlerinde-elenenler-baska-bolume-yerlesebilir-mi-yks-kilavuzu-acikladi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 19:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6726-1.jpeg" type="image/jpeg" length="31286"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Johannes Peter Müller: Fizyolojiyi Gözlem ve Deneyle Yeniden Kuran Hekim]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/johannes-peter-muller-fizyolojiyi-gozlem-ve-deneyle-yeniden-kuran-hekim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/johannes-peter-muller-fizyolojiyi-gozlem-ve-deneyle-yeniden-kuran-hekim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[On dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında fizyoloji deneysel yöntemlere yönelmiş olsa da Almanya’da bağımsız ve kurumsal bir araştırma disiplini olarak henüz tam anlamıyla yerleşmemişti. Johannes Peter Müller; anatomi, embriyoloji, zooloji, kimya, karşılaştırmalı gözlem ve deneyi aynı bilimsel çerçevede birleştirerek canlı bedenin işleyişini sistemli biçimde araştırdı. Duyuların çalışma biçimine ilişkin geliştirdiği yaklaşım sinirbilimin temellerinden biri olurken, yetiştirdiği bilim insanları modern]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir odaya girdiğinizi düşünün.</p>

<p>Masanın üzerinde insan ve hayvanlara ait anatomik örnekler, mikroskoplar, kimyasal maddeler ve deney araçları bulunuyor. Bir tarafta sinirlerin işleyişi inceleniyor, başka bir masada embriyonun gelişimi araştırılıyor. Deniz canlılarının organları karşılaştırılıyor; kan, lenf, salgı bezleri, görme, işitme ve refleksler hakkında sorular soruluyor.</p>

<p>Bugünün üniversitelerinde bunların her biri farklı bir bölümün, laboratuvarın veya uzmanlık alanının konusu olabilir.</p>

<p>Ancak on dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında bu farklı alanları aynı bilimsel program içinde birleştiren en etkili isimlerden biri <strong>Johannes Peter Müller</strong>’di.</p>

<p>Müller yalnızca insan bedenindeki belirli bir organı inceleyen hekimlerden biri değildi. Canlılığın nasıl işlediğini anlamaya çalışıyor; anatomi ile fizyolojiyi, yapı ile işlevi, insan ile hayvanı, gözlem ile deneyi aynı bilimsel anlayış içinde buluşturmak istiyordu.</p>

<p>Bu nedenle tıp tarihindeki yeri tek bir keşifle açıklanamaz.</p>

<p>Onu önemli yapan, fizyolojinin nasıl araştırılması gerektiğine ilişkin düşünceyi değiştirmesiydi.</p>

<h2>Bir ayakkabıcının oğlundan bilim insanına</h2>

<p>Johannes Peter Müller, 14 Temmuz 1801’de Koblenz’de dünyaya geldi.</p>

<p>Babası ayakkabıcılık yapıyordu. Ailenin maddi imkânları geniş değildi. Buna rağmen Müller’in matematiğe, doğa bilimlerine ve klasik dillere duyduğu ilgi eğitimine devam etmesinin önünü açtı.</p>

<p>1819 yılında Bonn Üniversitesinde tıp öğrenimine başladı ve 1822’de doktorasını tamamladı. 1823–1824 yıllarında Berlin’de anatomi ve fizyoloji çalışmalarını sürdürdü. Ardından Bonn’a dönerek 1824 yılında fizyoloji ve karşılaştırmalı anatomi alanlarında habilitasyonunu aldı ve akademik dersler vermeye başladı.</p>

<p>Müller’in yetiştiği dönemde tıp önemli bir dönüşüm geçiriyordu.</p>

<p>Anatomi büyük ölçüde ilerlemiş, insan bedenindeki organların yapısı ayrıntılı biçimde tarif edilmeye başlanmıştı. Ancak bu organların nasıl çalıştığına ilişkin bilgiler çoğu zaman eski otoritelerin görüşlerine, sınırlı gözlemlere veya doğa felsefesinin varsayımlarına dayanıyordu.</p>

<p>Müller, fizyolojinin yalnızca düşünsel açıklamalarla ilerleyemeyeceğini görüyordu.</p>

<p>Canlı beden hakkında düşünmek önemliydi; fakat gözlemlemek, karşılaştırmak, deney yapmak ve elde edilen sonuçları yeniden sınamak gerekiyordu.</p>

<p>Müller, yaşadığı dönemin doğa felsefesinden bütünüyle kopmuş bir bilim insanı değildi. Canlılığı yalnızca fizik ve kimya yasalarıyla açıklamaya mesafeli yaklaşıyor, bazı vitalist görüşleri koruyordu.</p>

<p>Buna rağmen fizyolojiyi gözlem, karşılaştırma ve deneyle daha sağlam bir bilimsel zemine taşıyan geçiş dönemi araştırmacılarının başında geliyordu.</p>

<h2>Bedenin yapısını bilmek yetmezdi</h2>

<p>Anatomi bir organın nerede bulunduğunu gösterebilirdi.</p>

<p>Fakat Müller için asıl soru bundan sonra başlıyordu:</p>

<p>Bu organ ne yapıyordu?</p>

<p>Nasıl çalışıyordu?</p>

<p>Başka organlarla nasıl ilişki kuruyordu?</p>

<p>İnsanlardaki bir yapı, diğer canlılarda nasıl görünüyordu?</p>

<p>Bir yapının embriyonun gelişimi sırasında geçirdiği değişimler, yetişkin bedendeki görevini açıklayabilir miydi?</p>

<p>Bu sorular Müller’i insan anatomisinin dışına, karşılaştırmalı anatomiye, embriyolojiye ve zoolojiye götürdü.</p>

<p>Farklı canlı türlerinin organlarını karşılaştırarak yaşamın ortak ilkelerini araştırdı. Sinir sistemi, duyu organları, salgı bezleri, üreme organları, kan, lenf ve embriyonik gelişim üzerine çalışmalar yürüttü. İlerleyen yıllarda deniz canlılarının anatomisine ve gelişimine yönelerek deniz biyolojisinin gelişmesine de katkıda bulundu.</p>

<p>Müller’in anlayışında anatomi ile fizyoloji birbirinden kopuk değildi.</p>

<p>Yapıyı anlamadan işlevi, işlevi araştırmadan da yapının gerçek anlamını kavramak mümkün değildi.</p>

<p>Bu yaklaşım, modern tıbbın temel düşünce biçimlerinden biri hâline gelecekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Göz gerçekten neyi görür?</h2>

<p>Johannes Peter Müller’in adı en çok <strong>özgül sinir enerjileri öğretisi</strong> ile ilişkilendirilir.</p>

<p>Müller, duyularımızın dış dünyadaki uyaranları değişmeden aktaran basit araçlar olmadığını düşünüyordu. Ona göre ortaya çıkan duyumun niteliğini yalnızca dış uyaranın ne olduğu değil, hangi duyu sinirinin ve hangi duyusal sistemin uyarıldığı da belirliyordu.</p>

<p>Örneğin göze ışık gelmesi görme duyumuna yol açar. Ancak göz kapalıyken göz küresine hafifçe bastırıldığında da ışık parlamaları veya şekiller görülebilir.</p>

<p>Burada gözü uyaran şey ışık değil, mekanik basınçtır. Buna rağmen ortaya çıkan duyum görseldir; çünkü uyarılan sistem görme duyusuyla ilişkilidir.</p>

<p>Benzer biçimde işitme sistemi uyarıldığında ortaya çıkan deneyim ses, görme sistemi uyarıldığında ise görsel bir duyum niteliği taşır.</p>

<p>Müller’in öğretisinin temelinde şu düşünce bulunuyordu:</p>

<p><strong>Duyumun niteliği, dış uyaranın özellikleri kadar o uyaranı taşıyan duyusal sinir sisteminin yapısı ve işleyişi tarafından da belirlenir.</strong></p>

<p>Bu yaklaşım, daha sonra öğrencisi Hermann von Helmholtz başta olmak üzere çok sayıda araştırmacıyı etkiledi. Duyular fizyolojisi, deneysel psikoloji ve algı araştırmaları açısından yeni bir düşünce alanı açtı.</p>

<p>Gözün dış dünyayı bir fotoğraf makinesi gibi olduğu biçimiyle aktarmadığı, kulağın da yalnızca sesleri kaydeden pasif bir araç olmadığı anlaşılıyordu. Sinir sistemi, dış dünyadan gelen bilgilerin nasıl bir duyuma dönüşeceğinde belirleyici bir rol oynuyordu.</p>

<p>Böylece Müller’in çalışmaları fizyolojinin sınırlarını aşarak daha büyük bir soruya ulaşıyordu:</p>

<p><strong>İnsan dış dünyayı olduğu gibi mi algılar, yoksa sinir sisteminin olanakları ölçüsünde mi deneyimler?</strong></p>

<p>Bu soru bugün de sinirbilim, psikoloji ve algı felsefesinin temel meseleleri arasındadır.</p>

<h2>Duyu ve hareket yollarının ayrılması</h2>

<p>Müller sinir sistemini yalnızca duyular açısından incelemedi.</p>

<p>Refleks hareketler, sinirlerin uyarılması, sinir-kas ilişkisi ve farklı organların sinir sistemiyle bağlantıları üzerinde de çalıştı.</p>

<p>1831 yılında kurbağalar üzerinde gerçekleştirdiği deneylerle omurilik sinirlerinin ön köklerinin ağırlıklı olarak hareket, arka köklerinin ise duyu ile ilişkili olduğunu ortaya koyan <strong>Bell–Magendie yasasını deneysel olarak doğruladı</strong>. Böylece duyusal ve motor sinir yollarının birbirinden ayrılmasına ilişkin kanıtların güçlenmesine katkı sağladı.</p>

<p>Onun döneminde sinir sistemine ilişkin bütün soruları yanıtlayacak teknik imkânlar henüz bulunmuyordu. Sinirlerin elektriksel etkinliği yeterince ölçülemiyor, hücrelerin içindeki süreçler doğrudan izlenemiyor ve modern görüntüleme teknikleri kullanılamıyordu.</p>

<p>Müller buna rağmen sonraki kuşakların araştıracağı temel soruların önemli bir bölümünü belirledi.</p>

<p>Öğrencileri ve bilimsel çevresinde yetişen araştırmacılar, gelişen deney araçlarıyla bu soruların peşinden gittiler.</p>

<p>Emil du Bois-Reymond sinir ve kasların elektriksel özelliklerini araştırdı.</p>

<p>Hermann von Helmholtz sinir iletim hızını ölçtü.</p>

<p>Rudolf Virchow ise hastalıkları hücresel düzeyde ele alan hücresel patolojiyi geliştirdi.</p>

<p>Böylece Müller’in ortaya koyduğu sorular, bir sonraki kuşağın araştırma programına dönüştü.</p>

<h2>Kadın üreme sisteminde bugün de yaşayan adı</h2>

<p>Johannes Peter Müller’in embriyoloji alanındaki önemli çalışmalarından biri, üreme sisteminin gelişimi üzerineydi.</p>

<p>1830 yılında yayımladığı <i>Bildungsgeschichte der Genitalien</i> adlı eserinde, embriyonik üreme sistemindeki bazı kanalları sistemli biçimde ele aldı.</p>

<p>Daha sonra kendi adıyla anılacak bu yapılar bugün <strong>paramezonefrik kanallar</strong> veya tarihsel adıyla <strong>Müller kanalları</strong> olarak bilinir.</p>

<p>Klasik embriyoloji anlatımına göre dişi embriyonik gelişiminde paramezonefrik kanallardan fallop tüpleri, uterus, serviks ve vajinanın üst üçte biri gelişir.</p>

<p>Erkek embriyonik gelişiminde ise Sertoli hücrelerinden salgılanan anti-Müllerian hormonun etkisiyle bu kanallar büyük ölçüde geriler.</p>

<p>Günümüzde kadın hastalıkları, çocuk cerrahisi, radyoloji ve üreme tıbbında kullanılan <strong>Müller kanalı anomalileri</strong> ifadesi de adını Johannes Peter Müller’den alır.</p>

<p>Burada önemli bir ayrım yapmak gerekir:</p>

<p>Müller, anti-Müllerian hormonu keşfetmemiştir.</p>

<p>Hormon, embriyonik dönemde Müller kanallarının gelişimini baskılayan etkisi nedeniyle bu adı almıştır. Müller’in adı hormona doğrudan bir keşif yoluyla değil, daha önce tanımladığı anatomik yapılar üzerinden verilmiştir.</p>

<p>Bu durum, tıp tarihindeki adlandırmaların zaman içinde nasıl katmanlar hâlinde oluştuğunu göstermesi bakımından önemlidir.</p>

<h2>Fizyolojinin büyük kitabı</h2>

<p>Müller’in en etkili eseri, 1833–1840 yılları arasında bölümler hâlinde yayımlanan <strong>Handbuch der Physiologie des Menschen für Vorlesungen</strong>, yani <strong>Dersler İçin İnsan Fizyolojisi El Kitabı</strong> oldu.</p>

<p>Bu eser sıradan bir ders kitabı değildi.</p>

<p>Müller burada dönemin anatomi, fizyoloji, kimya, fizik, embriyoloji ve karşılaştırmalı biyoloji bilgilerinin büyük bölümünü bir araya getirmeye çalıştı.</p>

<p>İnsan bedeninin işlevlerini yalnızca insan anatomisi üzerinden değil, hayvan deneyleri ve farklı canlı türlerinin karşılaştırılması yoluyla da açıklıyordu. Eser kısa sürede Avrupa’daki fizyoloji eğitiminin temel kaynaklarından biri hâline geldi.</p>

<p>Kitabın önemi yalnızca içerdiği bilgilerden kaynaklanmıyordu.</p>

<p>Müller dağınık gözlemleri bir araya getiriyor, çelişkili sonuçları karşılaştırıyor, bilinmeyen noktaları gösteriyor ve yeni deneylerin hangi sorulara yönelmesi gerektiğini ortaya koyuyordu.</p>

<p>Böylece fizyoloji, yalnızca geçmiş bilgilerin aktarıldığı bir alan olmaktan çıkıyor; cevaplanmayı bekleyen soruların sistemli biçimde ortaya konduğu dinamik bir bilim hâline geliyordu.</p>

<h2>Berlin’de kurulan bilim okulu</h2>

<p>Müller, Bonn’daki akademik çalışmalarının ardından 1833 yılında Berlin’deki Friedrich Wilhelm Üniversitesine geçti.</p>

<p>Burada anatomi ve fizyoloji profesörü olarak görev yaptı, Anatomi Enstitüsünü yönetti ve 1858’deki ölümüne kadar çalışmalarını Berlin’de sürdürdü.</p>

<p>Aynı dönemde anatomi ve fizyoloji alanındaki önemli bir bilimsel yayının editörlüğünü devraldı. Dergi, 1834’ten itibaren <i>Archiv für Anatomie, Physiologie und wissenschaftliche Medicin</i> adıyla yayımlandı ve bilim dünyasında yaygın biçimde <strong>Müllers Archiv</strong> olarak tanındı.</p>

<p>Müller Berlin’de yalnızca ders veren bir profesör değildi.</p>

<p>Bir araştırma kültürü kuruyordu.</p>

<p>Öğrencilerini hazır cevapları ezberlemeye değil, henüz yanıtlanmamış soruların peşinden gitmeye yöneltiyordu. Araştırılacak problemleri belirliyor ancak bütün öğrencilerine aynı yöntemi dayatmıyordu. Sorunun niteliğine uygun yeni yöntemler geliştirmelerini teşvik ediyordu.</p>

<p>Müller’in öğrencileri ve bilimsel çevresinde yetişen araştırmacılar arasında <strong>Theodor Schwann, Jakob Henle, Emil du Bois-Reymond, Hermann von Helmholtz, Robert Remak, Rudolf Virchow, Ernst Brücke ve Ernst Haeckel</strong> gibi bilim tarihinin önemli isimleri bulunuyordu.</p>

<p>Bu araştırmacılar hücre kuramından histolojiye, elektrofizyolojiden patolojiye ve evrimsel biyolojiye kadar çok sayıda alanın gelişmesinde belirleyici roller üstlendiler.</p>

<p>Bu nedenle Johannes Peter Müller’in mirası yalnızca kendi araştırmalarıyla ölçülemez.</p>

<p>Onun öğrencileri ve araştırma çevresi, modern tıbbın farklı alanlarında yeni kapılar açtı.</p>

<h2>Öğrencilerinin başarılarında yaşayan öğretmen</h2>

<p>Bilim tarihinde bazı isimler büyük bir keşifle, bazıları ise yeni bir bilim insanı kuşağı yetiştirmeleriyle tanınır.</p>

<p>Müller her ikisini de yaptı.</p>

<p>Theodor Schwann hücre kuramının kurucu isimlerinden biri hâline geldi. Jakob Henle mikroskobik anatomi ve histolojiye yön verdi. Emil du Bois-Reymond elektrofizyolojinin gelişmesine katkı sağladı. Hermann von Helmholtz sinir iletim hızını ölçtü; görme ve işitme fizyolojisini ileri taşıdı. Rudolf Virchow ise hastalıkların temelinde hücresel değişimleri ele alan hücresel patolojiyi geliştirdi.</p>

<p>Bu isimlerin her biri bilim tarihinin ayrı bir alanında merkezî bir konuma ulaştı.</p>

<p>Ancak onları birbirine bağlayan önemli hatlardan biri, Müller’in Berlin’de oluşturduğu bilimsel çevreydi.</p>

<p>Onun öğretmenliğinin gücü, öğrencilerinin kendisini tekrar etmesini değil, yeni bilimsel alanlar açmasını sağlamasında yatıyordu.</p>

<h2>Müze raflarından deniz araştırmalarına</h2>

<p>Müller’in bilim anlayışı laboratuvarın dört duvarıyla sınırlı değildi.</p>

<p>Berlin Üniversitesindeki anatomik ve zoolojik koleksiyonları önemli ölçüde geliştirdi. Anatomik-zootomik müzedeki kataloglanmış nesnelerin sayısı, onun görev süresinin sonunda <strong>19 bin 577’ye</strong> ulaştı.</p>

<p>Bu koleksiyonlar, insan ve hayvan anatomisinin karşılaştırılması açısından önemli bir araştırma altyapısı oluşturuyordu.</p>

<p>Müller aynı zamanda deniz kıyılarına araştırma gezileri düzenledi. Balıklar, derisidikenliler ve diğer deniz canlıları üzerine çalışmalar yaptı.</p>

<p>Bu araştırmalar, onun insan bedenini canlılar dünyasının bütününden kopuk biçimde ele almadığını gösteriyordu.</p>

<p>İnsan fizyolojisini anlamak için bazen bir balığın solungaçlarına, bir denizyıldızının gelişimine veya başka bir canlının dolaşım sistemine bakmak gerekiyordu.</p>

<p>Müller için doğa, birbirinden kopuk türlerin sergilendiği bir alan değil; karşılaştırılarak okunması gereken büyük bir kitaptı.</p>

<h2>Bilim dallarının birbirinden ayrılmaya başladığı dönem</h2>

<p>Johannes Peter Müller’in yaşamı, bilim tarihinde özel bir geçiş dönemine rastladı.</p>

<p>Onun zamanında anatomi, fizyoloji, patoloji, embriyoloji, zooloji ve sinirbilim bugünkü kadar kesin sınırlarla birbirinden ayrılmamıştı.</p>

<p>Müller bu alanların tamamında çalışabilen son büyük evrensel araştırmacılardan biri oldu.</p>

<p>Ancak öğrencilerinin döneminde bilimsel bilgiler hızla çoğaldı. Tek bir kişinin bütün fizyolojiyi, anatomiyi, embriyolojiyi ve patolojiyi aynı derinlikte takip etmesi giderek imkânsız hâle geldi.</p>

<p>Müller’in yürüttüğü geniş kapsamlı akademik yapı, henüz kendisi hayattayken uzmanlık alanlarına ayrılmaya başlamıştı.</p>

<p>Onun isteğiyle patolojik anatomi 1856 yılında bağımsız bir kürsü hâline getirildi ve Rudolf Virchow’un yönetimine verildi.</p>

<p>Müller’in 1858’deki ölümünden sonra fizyoloji de bağımsız bir kuruma dönüştürülerek Emil du Bois-Reymond’a bırakıldı.</p>

<p>Anatomi kürsüsü ile anatomik-zootomik müzenin yönetimini ise Karl Bogislaus Reichert devraldı.</p>

<p>Bir bilim insanının aynı çatı altında yürüttüğü çalışmalar, giderek ayrı uzmanlık alanlarına dönüşüyordu.</p>

<p>Bu gelişme yalnızca idari bir değişiklik değil, modern tıptaki uzmanlaşmanın dikkat çekici simgelerinden biriydi.</p>

<h2>Yarım yüzyıla sığan büyük dönüşüm</h2>

<p>Johannes Peter Müller, 28 Nisan 1858’de Berlin’de hayatını kaybetti.</p>

<p>Henüz 56 yaşındaydı.</p>

<p>Fakat geride bıraktığı bilimsel miras son derece genişti.</p>

<p>Fizyolojinin gözlem ve deneye dayalı bir bilim hâline gelmesine katkıda bulundu. Duyuların sinir sistemine bağlı çalışma biçimini açıklayan etkili bir öğreti geliştirdi. Embriyoloji, anatomi, patoloji, zooloji ve sinir fizyolojisi alanlarında araştırmalar yaptı.</p>

<p>İnsan fizyolojisinin en kapsamlı erken dönem kaynaklarından birini yazdı, bilimsel koleksiyonları geliştirdi ve etkili bir araştırma okulu kurdu.</p>

<p>Öğrencileri aracılığıyla da modern tıbbın birçok alanının gelişmesine katkı sağladı.</p>

<h2>Bir organı değil, araştırma biçimini değiştirdi</h2>

<p>Johannes Peter Müller’in adı bugün tıp öğrencilerinin karşısına çoğu zaman Müller kanalları, anti-Müllerian hormon veya duyular fizyolojisi anlatılırken çıkar.</p>

<p>Ancak onun tarihsel etkisi bu kavramlardan çok daha büyüktür.</p>

<p>Müller yeni bir ameliyat geliştirmedi.</p>

<p>Bir ilacın veya aşının mucidi olmadı.</p>

<p>Tek bir mikroorganizmanın keşfiyle tanınmadı.</p>

<p>Onun yaptığı daha temel bir şeydi:</p>

<p><strong>Canlı bedenin nasıl araştırılması gerektiğini değiştirdi.</strong></p>

<p>Anatomik yapının yanına fizyolojik işlevi koydu.</p>

<p>Gözlemi deneyle güçlendirdi.</p>

<p>İnsan bedenini diğer canlılarla karşılaştırdı.</p>

<p>Felsefi soruları araştırılabilir bilimsel problemlere dönüştürdü.</p>

<p>Öğrencilerine yalnızca bilgiler değil, yeni sorular bıraktı.</p>

<p>Belki de tıp tarihine adını yazdıran en kalıcı katkısı buydu.</p>

<p>Çünkü bazı bilim insanları bir soruyu çözer.</p>

<p>Bazıları ise kendilerinden sonra gelecek yüzlerce araştırmacının hangi soruların peşinden gitmesi gerektiğini gösterir.</p>

<p><strong>Johannes Peter Müller, modern fizyolojiye yalnızca bilgiler değil, bir araştırma zihniyeti bıraktı.</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>TIP TARİHİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/johannes-peter-muller-fizyolojiyi-gozlem-ve-deneyle-yeniden-kuran-hekim</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 18:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6725.jpeg" type="image/jpeg" length="32722"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’ta Johan Bakayoko Gelişmesi! Transfer Dosyası Yeniden Hareketlendi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktasta-johan-bakayoko-gelismesi-transfer-dosyasi-yeniden-hareketlendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/besiktasta-johan-bakayoko-gelismesi-transfer-dosyasi-yeniden-hareketlendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın transfer gündeminde yer aldığı öne sürülen Johan Bakayoko dosyasında yeni iddialar ortaya çıktı. Siyah-beyazlıların RB Leipzig forması giyen Belçikalı kanat oyuncusunu yeniden değerlendirdiği belirtiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’ta yeni sezon öncesi transfer çalışmaları sürerken Avrupa basınında dikkat çeken bir iddia daha gündeme geldi. Almanya ve Türkiye kaynaklı transfer kulislerinde, RB Leipzig’in Belçikalı kanat oyuncusu Johan Bakayoko’nun siyah-beyazlı ekibin takip ettiği isimler arasında yer aldığı öne sürüldü.</p>

<p>Son saatlerde yeniden hareketlenen transfer dosyasında, Beşiktaş yönetiminin oyuncunun şartlarını araştırdığı ve olası transfer modeli üzerinde değerlendirmeler yaptığı iddia edildi. Henüz kulüpler arasında resmî görüşmelerin başladığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Leipzig’in tavrı merak konusu</p>

<p>İddialara göre RB Leipzig, uygun şartların oluşması halinde oyuncunun geleceğini değerlendirmeye açık bir pozisyonda bulunuyor. Ancak Alman ekibinin yüksek bonservis beklentisi nedeniyle transferin kolay sonuçlanmasının beklenmediği ifade ediliyor.</p>

<p>23 yaşındaki Belçikalı futbolcu sağ kanatta görev yapmasının yanı sıra hücum hattının farklı bölgelerinde de oynayabiliyor. Hızı, bire birdeki etkinliği ve genç yaşına rağmen Avrupa deneyimiyle dikkat çeken oyuncu, transfer döneminde birçok kulübün radarında yer alıyor.</p>

<p>Resmî açıklama yapılmadı</p>

<p>Beşiktaş veya RB Leipzig cephesinden Johan Bakayoko transferiyle ilgili resmî bir açıklama gelmedi. Taraflar arasında resmî teklif yapıldığı ya da kulüplerin masaya oturduğu doğrulanmış değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle Johan Bakayoko ismi, şu aşamada transfer kulislerinde öne çıkan ve takip edilen dosyalardan biri olarak değerlendiriliyor. Sürecin önümüzdeki günlerde netlik kazanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktasta-johan-bakayoko-gelismesi-transfer-dosyasi-yeniden-hareketlendi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 18:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6721.jpeg" type="image/jpeg" length="53046"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="11205"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="14153"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="86870"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="25762"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="79590"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="20101"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
