<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 29 Aug 2026 02:40:53 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sperm Sayısı ve Kalitesini Destekleyen 8 Günlük Alışkanlık]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/sperm-sayisi-ve-kalitesini-destekleyen-8-gunluk-aliskanlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/sperm-sayisi-ve-kalitesini-destekleyen-8-gunluk-aliskanlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dengeli beslenme, sağlıklı kiloya ulaşma, sigarayı bırakma, alkolü sınırlama ve aşırı sıcaktan kaçınma sperm sağlığını destekleyebilir. Ancak düşük sperm sayısının nedeni hekim tarafından araştırılmalıdır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sperm Sayısını Artırmak İçin Neler Yapılabilir?</p>

<p>Sperm sayısını kısa sürede ve kesin olarak artıran tek bir besin, vitamin ya da yöntem bulunmuyor. Bununla birlikte dengeli beslenmek, sağlıklı kiloya ulaşmak, sigarayı bırakmak, alkolü sınırlamak, yeterli uyumak ve testisleri aşırı sıcaktan korumak sperm üretimini destekleyebilir.</p>

<p>Düşük sperm sayısı yalnızca yaşam tarzından kaynaklanmayabilir. Varikosel, hormonal bozukluklar, enfeksiyonlar, genetik hastalıklar, bazı ilaçlar, testis yaralanmaları ve geçirilmiş tedaviler de erkek üreme sağlığını etkileyebilir.</p>

<p>Sperm Sayısı Tek Başına Yeterli Değil</p>

<p>Erkek üreme sağlığı değerlendirilirken yalnızca sperm sayısına bakılmaz. Spermlerin hareketliliği, şekli, meni hacmi ve diğer laboratuvar özellikleri de gebelik ihtimali açısından önem taşır.</p>

<p>Bu değerler semen analizi adı verilen laboratuvar incelemesiyle değerlendirilir. Tek bir testte düşük sonuç alınması kesin tanı anlamına gelmeyebilir; sperm değerleri hastalık, ateş, stres ve örneğin alınma koşulları gibi nedenlerle değişebilir.</p>

<p>Beslenmede Tek Bir Yiyeceğe Güvenmeyin</p>

<p>Sebze, meyve, tam tahıl, baklagil, balık, zeytinyağı ve diğer sağlıklı yağları içeren dengeli bir beslenme düzeni erkek üreme sağlığını destekleyebilir. Akdeniz tipi beslenmeyle daha iyi sperm özellikleri arasında ilişki bildiren çalışmalar bulunuyor.</p>

<p>Ultra işlenmiş ürünlerin, fazla şekerin ve doymuş yağ oranı yüksek yiyeceklerin sınırlandırılması genel sağlık açısından da yarar sağlar. Ancak belirli bir yiyeceğin tek başına sperm sayısını artırdığı söylenemez.</p>

<p>Fazla Kilo Üreme Sağlığını Etkileyebilir</p>

<p>Obezite, hormon dengesinde değişikliklere ve sperm kalitesinde bozulmaya eşlik edebilir. Fazla kilosu bulunan kişilerde sürdürülebilir kilo kaybı, düzenli hareket ve dengeli beslenme genel sağlıkla birlikte üreme sağlığını da destekleyebilir.</p>

<p>Aşırı ve kontrolsüz egzersiz yerine kişinin sağlık durumuna uygun, düzenli bir program tercih edilmelidir. Anabolik steroidler ise sperm üretimini ciddi biçimde baskılayabilir.</p>

<p>Testosteron Kullanımı Sperm Sayısını Düşürebilir</p>

<p>Çocuk sahibi olmayı planlayan erkeklerin en fazla dikkat etmesi gereken konulardan biri dışarıdan testosteron kullanımıdır. Testosteron ilaçları veya performans amacıyla kullanılan hormonlar, beynin testislere gönderdiği üretim sinyallerini baskılayarak sperm sayısını belirgin biçimde azaltabilir.</p>

<p>Testosteron tedavisi alan veya kullanmayı düşünen kişiler, çocuk sahibi olma planlarını üroloji ya da androloji hekimiyle paylaşmalıdır. Hekim önerisi olmadan hormon kullanılmamalı ve mevcut tedavi kendiliğinden kesilmemelidir.</p>

<p>Vitamin ve Takviyeler Herkese Uygun Değil</p>

<p>Çinko, selenyum, folat ve antioksidan içeren ürünler sıklıkla sperm artırıcı olarak pazarlanıyor. Ancak bu ürünlerin doğurganlığı kesin olarak artırdığına ilişkin kanıtlar sınırlı ve tutarsızdır.</p>

<p>Eksiklik saptanmadığı hâlde yüksek doz takviye kullanmak yarar sağlamayabilir; ilaçlarla etkileşebilir veya yan etkilere yol açabilir. Takviye seçimi, kişinin beslenmesi ve laboratuvar bulguları değerlendirilerek sağlık profesyoneliyle yapılmalıdır.</p>

<p>Sigara ve Esrar Kullanımı Risk Oluşturabilir</p>

<p>Tütün dumanındaki kimyasallar sperm sayısını, hareketliliğini ve genetik materyalin bütünlüğünü olumsuz etkileyebilir. Sigarayı bırakmak hem üreme sağlığı hem de kalp, damar ve akciğer sağlığı açısından güçlü bir adımdır.</p>

<p>Esrarın erkek doğurganlığı üzerindeki etkilerine ilişkin çalışmaların sonuçları aynı yönde olmasa da çocuk sahibi olmaya çalışanların kullanımdan kaçınması önerilir. Elektronik sigaraların da zararsız olduğu kabul edilmemelidir.</p>

<p>Alkolü Sınırlamak Gerekebilir</p>

<p>Fazla alkol tüketimi hormon dengesini, meni üretimini ve sperm özelliklerini olumsuz etkileyebilir. Çocuk sahibi olmayı planlayan erkekler alkol tüketimini azaltmalı; yoğun ve düzenli kullanımı bulunanlar profesyonel destek almalıdır.</p>

<p>Aşırı Sıcaktan Kaçının</p>

<p>Testislerin uzun süre yüksek sıcaklığa maruz kalması sperm üretimini geçici olarak azaltabilir. Sık sauna ve sıcak küvet kullanımı ile diz üzerinde uzun süre çalışan dizüstü bilgisayarlar ısı maruziyetini artırabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İç çamaşırı türünün tek başına belirleyici olduğuna dair güçlü kanıt bulunmuyor. Daha önemli olan, testislerin uzun süre ve tekrarlayan biçimde aşırı sıcak altında kalmasını önlemektir.</p>

<p>Uyku ve Stres de Önemli</p>

<p>Yetersiz veya düzensiz uyku, hormonal dengeyi ve genel üreme sağlığını etkileyebilir. Çoğu yetişkin için düzenli olarak yedi ila sekiz saat uyumak uygun bir hedef olabilir.</p>

<p>Uzun süren yoğun stres de cinsel işlevi ve hormon düzenini etkileyebilir. Düzenli egzersiz, nefes çalışmaları ve gerektiğinde psikolojik destek stres yönetimine yardımcı olabilir.</p>

<p>Değişimin Görülmesi Zaman Alır</p>

<p>Yeni spermlerin oluşup olgunlaşması haftalar süren bir süreçtir. Bu nedenle yaşam tarzında yapılan değişikliklerin semen analizine yansıması çoğu zaman yaklaşık üç ayı bulabilir.</p>

<p>Sonuçlar kişiden kişiye değişir. Altta yatan tıbbi bir sorun varsa yalnızca yaşam tarzı düzenlemeleri yeterli olmayabilir.</p>

<p>Ne Zaman Hekime Başvurulmalı?</p>

<p>Düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen gebelik oluşmuyorsa çiftin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Genel olarak kadın eş 35 yaşın altındaysa 12 ay, 35 yaş veya üzerindeyse 6 ay sonunda uzman değerlendirmesi önerilir.</p>

<p>Testis yaralanması, inmemiş testis, kanser tedavisi, ameliyat, cinsel işlev sorunu veya bilinen üreme riski bulunan erkekler daha erken başvurmalıdır. Ani testis ağrısı veya şişliği ise beklenmeden değerlendirilmesi gereken bir durumdur.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cleveland Clinic<br />
2. Dünya Sağlık Örgütü<br />
3. Amerikan Üreme Tıbbı Derneği<br />
4. Amerikan Üroloji Derneği<br />
5. Avrupa Üroloji Derneği</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/sperm-sayisi-ve-kalitesini-destekleyen-8-gunluk-aliskanlik</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 00:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9254.jpeg" type="image/jpeg" length="89888"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Hastaneler Yönetmeliği Değişti: İşte Yeni Kurallar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/ozel-hastaneler-yonetmeligi-degisti-iste-yeni-kurallar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/ozel-hastaneler-yonetmeligi-degisti-iste-yeni-kurallar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde kapsamlı değişiklik yaptı. Düzenlemeyle akredite hastanelere olağan denetim muafiyeti tanınırken röntgen ve laboratuvar hizmetleri, uzman kadroları, muayenehane hekimlerinin hastalarına başka hastanelerde işlem yapabilmesi ve fiziki şartlar yeniden düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Özel Hastaneler Yönetmeliği Değişti: İşte Yeni Düzenlemeler</p>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, 29 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.</p>

<p>Düzenlemeyle özel hastanelerin denetlenmesi, akreditasyon belgesine sahip kuruluşlara uygulanacak muafiyetler, görüntüleme ve laboratuvar hizmetleri, uzman hekim kadroları, muayenehane hekimlerinin hastalarına yapacağı müdahaleler ve hastanelerin fiziki şartlarıyla ilgili önemli değişikliklere gidildi.</p>

<p>Akredite hastanelere denetim muafiyeti</p>

<p>Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü tarafından akredite edilen özel hastaneler, belge kategorilerine göre belirli sürelerle olağan denetimden muaf tutulabilecek.</p>

<p>Buna göre TÜSKA tarafından belirlenen usul ve esaslar uyarınca platin veya altın kategorisinde belgelendirilen özel hastaneler 3 yıl, gümüş kategorisindekiler 2 yıl, bronz kategorisindekiler ise 1 yıl olağan denetimden muaf tutulacak.</p>

<p>Düzenleme yalnızca olağan denetimleri kapsıyor. Şikâyet, ihbar veya gerekli görülen diğer durumlarda yapılabilecek olağan dışı denetimler açısından genel mevzuat hükümleri geçerliliğini koruyacak.</p>

<p>Röntgen cihazı hizmet alımıyla sağlanabilecek</p>

<p>Özel hastanelerde bir seyyar röntgen cihazı veya en az 500 mA gücünde röntgen cihazı bulunması zorunlu olacak.</p>

<p>Ancak yönetmelikle bu alanda hizmet alımına yönelik esneklik getirildi. Hastanenin gerekli cihazı hizmet alımı yoluyla temin etmesi halinde cihaz bulundurma yükümlülüğü yerine getirilmiş kabul edilecek.</p>

<p>Laboratuvar zorunluluğu yeniden düzenlendi</p>

<p>Özel hastanelerde hasta kabul edilen ve tedavi hizmeti sunulan uzmanlık dallarının gerektirdiği tıbbi biyokimya ve tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarlarının bulunması zorunluluğu devam edecek.</p>

<p>Belirli bir alanda sağlık hizmeti sunan özel hastaneler ise bu yükümlülüğü yerinde hizmet alımı yoluyla da yerine getirebilecek. Böylece gerekli laboratuvar hizmetlerinin, mevzuata uygun olarak faaliyet gösteren özel tıbbi laboratuvarlardan temin edilmesinin önü açıldı.</p>

<p>Laboratuvarlar için uzman kadrosu verilebilecek</p>

<p>Özel hastanenin açmak istediği tıbbi biyokimya veya tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarında ilgili uzman tabip kadrosu bulunmaması durumunda Bakanlığa başvuru yapılabilecek.</p>

<p>Yönetmeliğe göre hastanenin talebi üzerine ilgili uzmanlık dalında Bakanlık tarafından kadro verilebilecek. Düzenlemenin, laboratuvarların uzman hekim sorumluluğunda hizmet vermesini kolaylaştırması bekleniyor.</p>

<p>Uzmanlık eğitimi programlarında Bakanlık onayı</p>

<p>Yönetmelikte yer alan “vakıf üniversiteleriyle iş birliği protokolü bulunan” ifadesi, “Bakanlıkça onaylanmış uzmanlık eğitimi programı bulunan” şeklinde değiştirildi.</p>

<p>Böylece bazı kadro ve çalışma düzenlemelerinde üniversiteyle yapılan iş birliği protokolünün yerine Sağlık Bakanlığınca onaylanan uzmanlık eğitimi programı esas alınacak.</p>

<p>Muayenehane hekimleri için vaka bazlı izin</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sözleşme yapılan özel hastanede, muayenehaneden yönlendirilen hastaya planlanan müdahalenin yapılamaması halinde hekimin talep ettiği başka bir hastanede işlem gerçekleştirilebilecek.</p>

<p>Bunun için ilgili il sağlık müdürlüğü tarafından vaka bazlı özel izin verilmesi gerekecek. İzin talebinin değerlendirme ölçütleri, süreci ve izin kapsamındaki işlemlere uygulanacak usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenecek.</p>

<p>Düzenleme, özellikle sözleşmeli hastanede gerekli cihaz, bölüm veya tıbbi koşulların bulunmadığı vakalarda hastanın başka bir sağlık kuruluşunda tedavi edilebilmesine imkân sağlayacak.</p>

<p>Eski hastanelere fiziki şart muafiyeti</p>

<p>Yönetmeliğe eklenen geçici maddeyle 30 Ocak 2025 tarihinden önce ruhsatlandırılmış özel hastaneler, yeni yönetmelikte belirlenen fiziki şartlardan muaf tutuldu.</p>

<p>Ancak bu muafiyet sınırsız olmayacak. Özel hastanelerin 30 Ocak 2025 tarihinden sonra yaptıkları değişikliklerde ve yönetmelikte belirtilen bazı geçiş hükümleri kapsamındaki kuruluşlarda fiziki şart muafiyeti uygulanmayacak.</p>

<p>Hastanelerin teknik standartları güncellendi</p>

<p>Özel hastanelerin fiziki alanlarını, birimlerini ve teknik koşullarını düzenleyen Ek-1, Ek-2, Ek-3, Ek-5a, Ek-5c ve Ek-5e cetvelleri de değiştirildi.</p>

<p>Eklerde yapılan düzenlemelerle hastane binaları, sağlık hizmeti sunulan birimler ve belirli uzmanlık alanlarına ilişkin fiziki ve teknik standartlar yeniden belirlendi.</p>

<p>Hükümler ne zaman yürürlüğe girecek?</p>

<p>Yönetmeliğin fiziki şart muafiyetine ilişkin 7’nci maddesi, 30 Ocak 2025 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi. Diğer hükümler ise 29 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girdi.</p>

<p>Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/ozel-hastaneler-yonetmeligi-degisti-iste-yeni-kurallar</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9252.jpeg" type="image/jpeg" length="75774"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’ın Noa Lang Transferinde Ters Köşe: Dosya Kapandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayin-noa-lang-transferinde-ters-kose-dosya-kapandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayin-noa-lang-transferinde-ters-kose-dosya-kapandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın yeniden kadrosuna katmak için gündemine aldığı Noa Lang konusunda İtalya’dan yeni gelişme geldi. Fabrizio Romano, Rafael Leão transferindeki ilerlemenin ardından sarı-kırmızılıların Lang operasyonunun durduğunu bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’da transfer döneminin son günlerinde yaşanan hareketlilik Noa Lang dosyasına da yansıdı. Sarı-kırmızılıların yeniden gündemine aldığı Hollandalı futbolcuyla ilgili İtalya’dan gelen son bilgi, transfer planının değiştiğini gösteriyor.</p>

<p>Transfer piyasasının önde gelen gazetecilerinden Fabrizio Romano, Noa Lang’ın Galatasaray’a transfer olmayacağını bildirdi. Romano’nun aktardığına göre bu kararın arkasında Galatasaray’ın Rafael Leão transferinde önemli mesafe kaydetmesi bulunuyor.</p>

<p>Noa Lang planı Leão’ya bağlıydı</p>

<p>İtalyan gazeteci Alfredo Pedullà, 28 Ağustos’un ilk saatlerinde Galatasaray’ın Leão transferinin gerçekleşmemesi ihtimaline karşı Noa Lang seçeneğini yeniden devreye aldığını duyurmuştu.</p>

<p>Pedullà’ya göre sarı-kırmızılılar Napoli’nin yaklaşık 25 milyon euroluk beklentisine yaklaşmaya hazırlanıyor, kiralama ve zorunlu satın alma formülü üzerinde duruluyordu. İlk temasların da başladığı belirtilmişti.</p>

<p>Corriere dello Sport da Napoli cephesindeki planın tamamen Leão’nun tercihine bağlı olduğunu yazdı. İtalyan gazetesine göre Leão’nun Galatasaray’ı seçmesi halinde Lang seçeneği otomatik olarak devreden çıkacaktı.</p>

<p>Romano’dan akşam saatlerinde yeni bilgi</p>

<p>Günün ilerleyen saatlerinde transfer denkleminde önemli bir değişiklik yaşandı.</p>

<p>Romano, Galatasaray’ın Leão transferini sonuçlandırmaya yaklaştığını ve oyuncudan sürecin ilerletilmesi için ilk olumlu sinyalin alındığını duyurdu. Milan’a önerilen paketin 45 milyon euro artı bonuslar seviyesinde olduğu belirtildi.</p>

<p>Ardından gelen yeni güncellemede Romano, Leão dosyasındaki gelişmeler nedeniyle Noa Lang’ın Galatasaray’a transfer olmayacağını bildirdi. Napoli merkezli kaynaklar da bu açıklamayı aynı akşam aktardı.</p>

<p>Napoli’nin transfer planı da etkilendi</p>

<p>Lang’ın Galatasaray’a transfer ihtimalinin ortadan kalkması Napoli açısından da önem taşıyor.</p>

<p>İtalyan basını, Napoli’nin hücum hattına yapmayı planladığı yeni transferlerden birinin Lang’ın takımdan ayrılmasına bağlı olduğunu bildiriyor.</p>

<p>Corriere dello Sport’a göre Napoli, Lang’ın satışından veya zorunlu satın alma şartıyla ayrılığından yaklaşık 25 milyon euroluk kaynak oluşturmayı planlıyordu.</p>

<p>Atalanta’nın da Hollandalı futbolcuyla ilgilendiği ancak sunduğu kiralama ve satın alma opsiyonlu teklifin Napoli tarafından kabul edilmediği belirtiliyor.</p>

<p>Türkiye’de Lang transferi gündemdeydi</p>

<p>Yeni gelişmenin dikkat çekici taraflarından biri de zamanlaması oldu.</p>

<p>Türkiye’de 28 Ağustos günü yayımlanan haberlerde Galatasaray’ın Leão’ya alternatif olarak yeniden Noa Lang’a yöneldiği ve Napoli ile görüşmelere başladığı aktarılmıştı. Öğleden sonra ve akşamüstü yayımlanan bazı haberlerde dahi Galatasaray’ın iki oyuncudan birini kadrosuna katabileceği öne sürülüyordu.</p>

<p>İtalya’dan akşam saatlerinde gelen son bilgi ise Lang dosyasında tablonun değiştiğine işaret ediyor.</p>

<p>Galatasaray’da rota Leão</p>

<p>Mevcut bilgiler birlikte değerlendirildiğinde Galatasaray’ın Noa Lang operasyonunu Rafael Leão transferinin alternatifi olarak hazırladığı, Leão cephesinden olumlu gelişmeler gelmesinin ardından bu seçeneği devreden çıkardığı görülüyor.</p>

<p>Bununla birlikte transfer döneminde şartların hızla değişebilmesi nedeniyle kulüplerden resmi açıklama gelene kadar nihai kadro planlamasının değişmeyeceği kesin olarak söylenemez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Fabrizio Romano<br />
Alfredo Pedullà<br />
Corriere dello Sport<br />
Football Italia<br />
Napoli Magazine</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayin-noa-lang-transferinde-ters-kose-dosya-kapandi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 22:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9250.jpeg" type="image/jpeg" length="89926"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vücudunuz Yeterince Beslenmediğinizi Bu 6 İşaretle Gösterebilir]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/vucudunuz-yeterince-beslenmediginizi-bu-6-isaretle-gosterebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/vucudunuz-yeterince-beslenmediginizi-bu-6-isaretle-gosterebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sürekli açlık, geçmeyen yorgunluk, egzersiz gücünde azalma, baş dönmesi, saç ve cilt değişiklikleri ile istemsiz kas kaybı, vücudun yeterli enerji ve besin alamadığını gösterebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vücudunuz Yeterince Beslenmediğinizi Bu 6 İşaretle Gösterebilir</p>

<p>Sürekli açlık, gün boyu süren halsizlik, egzersiz kapasitesinin azalması, baş dönmesi, saç ve ciltte değişiklikler ile belirgin kas kaybı, yeterince beslenmemenin olası işaretleri arasında bulunuyor. Ancak bu belirtilerin her biri tiroit hastalıkları, kansızlık, enfeksiyonlar veya başka sağlık sorunlarıyla da ilişkili olabilir.</p>

<p>Yetersiz beslenme yalnızca çok düşük kilolu kişilerde görülmez. Kişi normal kiloda veya fazla kilolu olsa bile vücudunun ihtiyacından daha az enerji, protein, vitamin ya da mineral alabilir.</p>

<p>Sürekli açlık hissi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öğünden kısa süre sonra yeniden acıkmak veya gün boyunca yiyecek düşünmek, alınan enerjinin yetersiz kalabileceğini düşündürebilir. Özellikle küçük porsiyonlar, uzun süren açlık dönemleri ve aşırı kısıtlayıcı diyetler tokluk hissinin oluşmasını zorlaştırabilir.</p>

<p>Protein, lif ve sağlıklı yağlardan yoksun öğünler de kısa sürede acıkmaya neden olabilir. Bu nedenle yalnızca öğünün miktarı değil, besin içeriği de değerlendirilmelidir.</p>

<p>Geçmeyen yorgunluk ve enerji düşüklüğü</p>

<p>Besinler, vücudun günlük işlevlerini sürdürebilmesi için gereken enerjiyi sağlar. Gereksinimin uzun süre karşılanmaması halsizlik, uyku isteği, odaklanma güçlüğü ve günlük işleri yapmakta zorlanmayla kendini gösterebilir.</p>

<p>Yorgunluk tek başına az yemekle açıklanamaz. Kansızlık, uyku sorunları, tiroit hastalıkları, enfeksiyonlar, depresyon ve kullanılan bazı ilaçlar da benzer yakınmalara yol açabilir.</p>

<p>Egzersiz performansının gerilemesi</p>

<p>Daha önce rahatça tamamlanan yürüyüşün veya antrenmanın zorlaşması, egzersiz sırasında çabuk yorulma ve toparlanmanın uzaması, yetersiz enerji alımıyla ilişkili olabilir. Düzenli spor yapan kişilerde enerji ve protein ihtiyacı hareketsiz kişilere göre daha yüksek olabilir.</p>

<p>Uzun süre yetersiz beslenmek yalnızca performansı düşürmez; kas dokusunun korunmasını ve egzersiz sonrası onarımı da zorlaştırabilir. Spor yapanların hızlı kilo kaybı uğruna ciddi enerji kısıtlamasına gitmemesi gerekir.</p>

<p>Baş dönmesi ve sersemlik hissi</p>

<p>Özellikle ayağa kalkınca ortaya çıkan baş dönmesi; yetersiz sıvı alımı, düşük tansiyon veya kan şekerindeki düşüşlerle bağlantılı olabilir. Öğün atlamak ya da uzun saatler aç kalmak bazı kişilerde titreme, terleme, güçsüzlük ve dikkat dağınıklığına da neden olabilir.</p>

<p>Bayılma, göğüs ağrısı, nefes darlığı, konuşma bozukluğu, tek taraflı güçsüzlük veya şiddetli baş ağrısıyla birlikte gelişen baş dönmesinde acil değerlendirme gerekir.</p>

<p>Saç dökülmesi ve cilt değişiklikleri</p>

<p>Uzun süre yeterli enerji ve besin alınamadığında vücut kaynaklarını öncelikli işlevlere yönlendirebilir. Protein, demir ve bazı vitaminlerle minerallerin yetersizliği saçlarda incelme, dökülme, tırnaklarda kırılma veya ciltte kurulukla ilişkili olabilir.</p>

<p>Saç dökülmesinin genetik özellikler, hormon değişiklikleri, tiroit hastalıkları, stres ve kullanılan ilaçlar gibi birçok başka nedeni vardır. Eksiklik saptanmadan gelişigüzel takviye kullanmak doğru değildir.</p>

<p>Kas ve yağ dokusunda belirgin kayıp</p>

<p>İstemsiz kilo kaybı ve kıyafetlerin kısa sürede bol gelmesi, alınan enerjinin ihtiyacı karşılamadığını gösterebilir. Özellikle düşük protein alımıyla birlikte devam eden ciddi enerji kısıtlamasında vücut yağın yanı sıra kas dokusunu da kullanabilir.</p>

<p>Kas kaybı güçsüzlüğe, hareket kapasitesinin azalmasına ve düşme riskinin artmasına yol açabilir. İleri yaştaki kişilerde, kronik hastalığı bulunanlarda ve ameliyat sonrası dönemde bu durum daha ciddi sonuçlar doğurabilir.</p>

<p>Kimler daha fazla risk altında?</p>

<p>İştahı azalan ileri yaştaki kişiler, ergenler, yoğun egzersiz yapanlar, katı diyet uygulayanlar ve öğünlerini sürekli atlayanlar risk altında olabilir. Çiğneme veya yutma güçlüğü bulunanlarla depresyon, kaygı bozukluğu, sindirim sistemi hastalığı ya da yeme bozukluğu yaşayanlarda da yetersiz alım gelişebilir.</p>

<p>İştahı azaltan bazı ilaçlar da günlük besin tüketimini etkileyebilir. İlaç kullanan kişilerin tedaviyi kendi başına bırakmaması, belirgin iştah veya kilo değişikliğini hekimiyle paylaşması gerekir.</p>

<p>Ne zaman sağlık kuruluşuna başvurulmalı?</p>

<p>Üç ila altı ay içinde istem dışı belirgin kilo kaybı, sürekli halsizlik, tekrarlayan baş dönmesi, güçsüzlük, uzun süren iştahsızlık veya günlük işlevlerde gerileme varsa değerlendirme alınmalıdır. Çocuklarda büyümenin yavaşlaması ve beklenen kilo artışının gerçekleşmemesi de hekime başvuru nedenidir.</p>

<p>Hekim; kilo değişimini, beslenme düzenini, hastalıkları ve kullanılan ilaçları birlikte değerlendirir. Gerektiğinde kan sayımı, demir, vitamin düzeyleri, kan şekeri ve tiroit işlevleri gibi incelemeler isteyebilir veya kişiyi diyetisyene yönlendirebilir.</p>

<p>Beslenme nasıl düzenlenebilir?</p>

<p>Amaç yalnızca daha fazla kalori almak değil, vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri dengeli biçimde karşılamaktır. Düzenli ana ve ara öğünler; yumurta, yoğurt, balık, et, tavuk, kuru baklagil, tam tahıl, sebze, meyve, kuruyemiş ve zeytinyağı gibi besinlerle çeşitlendirilebilir.</p>

<p>Uzun süredir çok az beslenen, ciddi kilo kaybeden veya yeme bozukluğu şüphesi bulunan kişilerin besin alımını kontrolsüz biçimde ve birden artırması uygun olmayabilir. Bu kişiler için hekim ve diyetisyen gözetiminde kişiselleştirilmiş plan hazırlanmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Health sağlık editörlüğü değerlendirmesi: Yeterince beslenmemenin altı temel işareti<br />
2. Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Hizmeti: Yetersiz beslenmenin belirtileri ve risk grupları<br />
3. Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü: Hipotiroidi belirtileri </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/vucudunuz-yeterince-beslenmediginizi-bu-6-isaretle-gosterebilir</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 20:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9246-1.jpeg" type="image/jpeg" length="79859"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Oosterwolde Transferinde Büyük Ters Köşe: Fenerbahçe ile Roma Yeniden Anlaştı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/oosterwolde-transferinde-buyuk-ters-kose-fenerbahce-ile-roma-yeniden-anlasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/oosterwolde-transferinde-buyuk-ters-kose-fenerbahce-ile-roma-yeniden-anlasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Jayden Oosterwolde’nin Roma transferinde gün içinde yaşanan krizin ardından Hollanda’dan yeni bir iddia geldi. Voetbal International, Fenerbahçe ile Roma’nın yeniden anlaşmaya vardığını, son kararın oyuncunun kişisel şartlara vereceği yanıta bağlı olduğunu bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fenerbahçe’de Jayden Oosterwolde transferinde hareketli saatler yaşanıyor. Gün içerisinde Roma’ya transferinin iptal olduğu yönündeki haberlerle gündeme gelen Hollandalı futbolcu için bu kez ülkesinden farklı bir bilgi geldi.</p>

<p>Voetbal International muhabiri Joost Blaauwhof’un aktardığına göre Fenerbahçe ile Roma, Oosterwolde transferinin şartları konusunda yeniden anlaşmaya vardı.</p>

<p>Ancak bu gelişme transferin tamamlandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Oosterwolde transferinde dosya yeniden açıldı</p>

<p>Roma’nın Oosterwolde için yürüttüğü transfer operasyonunda daha önce sorun çıktığı ve futbolcunun Fenerbahçe’ye dönebileceği öne sürülmüştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hollanda’dan gelen son haber ise kulüpler arasındaki görüşmelerin yeniden sonuç verdiğini ortaya koydu.</p>

<p>Voetbal International’ın aktardığı bilgilere göre Fenerbahçe ile Roma arasındaki engeller aşılırken, transferin önündeki kritik konu bu kez oyuncunun İtalyan kulübünün revize ettiği kişisel şartlara vereceği yanıt.</p>

<p>Son karar Oosterwolde’ye kaldı</p>

<p>Transferde gelinen aşamada Oosterwolde’nin Roma’nın sunduğu yeni şartları kabul etmesi bekleniyor.</p>

<p>Oyuncunun onay vermesi halinde transfer operasyonunun yeniden tamamlanma aşamasına geçebileceği belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle gün içerisinde “transfer iptal edildi” şeklinde değerlendirilen dosyanın tamamen kapanmadığı, aksine Fenerbahçe ile Roma arasında sağlanan yeni uzlaşmayla tekrar açıldığı görülüyor.</p>

<p>Gün içerisinde iptal haberleri gelmişti</p>

<p>Oosterwolde’nin Roma transferinde yaşanan gelişmeler gün boyunca Avrupa ve Türkiye’de yakından takip edildi.</p>

<p>İtalya’dan gelen haberlerde transfer şartlarında sorun çıktığı, Roma’nın anlaşmanın yapısını değiştirmek istediği ve sürecin durma noktasına geldiği belirtilmişti.</p>

<p>Bunun ardından Hollandalı savunmacının Fenerbahçe’ye döneceği yönünde haberler yayıldı.</p>

<p>Akşam saatlerinde Voetbal International’dan gelen bilgi ise transferde yeni bir dönemece girildiğini gösterdi.</p>

<p>Hollanda’dan gelen bilgi neden önemli?</p>

<p>Yeni gelişmenin dikkat çeken tarafı, gün içerisinde yayılan haberlerin aksine kulüpler arasında yeniden anlaşma sağlandığının bildirilmesi.</p>

<p>Voetbal International muhabiri Joost Blaauwhof’un aktardığı yeni bilgiler, transferin kulüpler boyutundaki probleminin yeniden çözüldüğüne işaret ediyor.</p>

<p>Bununla birlikte İtalya’dan veya kulüplerden henüz transferin yeniden tamamlanacağına ilişkin resmi açıklama yapılmış değil.</p>

<p>Bu nedenle mevcut aşamada “Oosterwolde Roma’ya transfer oldu” ifadesini kullanmak için erken.</p>

<p>Oosterwolde’nin kararı bekleniyor</p>

<p>Transfer döneminin son günlerine girilirken Oosterwolde dosyasındaki sürecin kısa süre içerisinde netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Fenerbahçe ile Roma’nın yeniden anlaşmaya vardığı yönündeki Hollanda kaynaklı haber doğruysa, transferin önündeki temel konu oyuncunun Roma’nın değiştirdiği kişisel şartları kabul edip etmeyeceği olacak.</p>

<p>Oosterwolde’nin vereceği karar, gün içerisinde kapanmış görünen transfer dosyasının yeniden sonuçlanıp sonuçlanmayacağını belirleyecek.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Voetbal International<br />
Joost Blaauwhof<br />
LaRoma24<br />
İtalyan spor basını</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/oosterwolde-transferinde-buyuk-ters-kose-fenerbahce-ile-roma-yeniden-anlasti</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 20:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9245.jpeg" type="image/jpeg" length="12605"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prostat İçin Takviye Kullananlar Dikkat: Kanıtlar Ne Söylüyor?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/prostat-icin-takviye-kullananlar-dikkat-kanitlar-ne-soyluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/prostat-icin-takviye-kullananlar-dikkat-kanitlar-ne-soyluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prostat sağlığını koruduğu veya idrar yakınmalarını azalttığı iddia edilen takviyelerin çoğu için güçlü kanıt bulunmuyor. Bazı yüksek doz ürünler ise yarar sağlamadığı gibi risk oluşturabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>PROSTAT TAKVİYELERİ GERÇEKTEN İŞE YARIYOR MU?</p>

<p>Prostat sağlığı için satılan takviyelerin, iyi huylu prostat büyümesini önlediğini, idrar yakınmalarını güvenilir biçimde azalttığını veya prostat kanserinden koruduğunu gösteren yeterli bilimsel kanıt bulunmuyor. Bu ürünler hekim değerlendirmesinin ve kanıtlanmış tedavilerin yerine kullanılmamalı.</p>

<p>Cleveland Clinic Üroloji Uzmanı Dr. Brad Gill, mevcut araştırmalar ışığında birçok kişi için muhtemel yararın sınırlı, belirsizlik ve risklerin ise daha ağır olduğunu belirtiyor. Takviyenin doğal olarak tanıtılması, etkili veya herkes için güvenli olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>PROSTAT TAKVİYELERİ NEDEN KULLANILIYOR?</p>

<p>Bu ürünler çoğunlukla sık idrara çıkma, gece tuvalete kalkma, idrar akımında zayıflama ve mesanenin tam boşalmadığı hissi gibi yakınmalar için pazarlanıyor. Bazı ürünlerde prostat büyümesini veya kanseri önlediği yönünde de ifadeler bulunabiliyor.</p>

<p>Oysa bu belirtiler yalnızca iyi huylu prostat büyümesinden kaynaklanmayabilir. İdrar yolu enfeksiyonu, mesane sorunları, kullanılan ilaçlar, diyabet ve daha ciddi hastalıklar da benzer yakınmalara yol açabilir.</p>

<p>SAW PALMETTO İÇİN KANITLAR NE DİYOR?</p>

<p>Cüce palmiye olarak da bilinen saw palmetto, prostat ürünlerinde en sık kullanılan bitkisel içeriklerden biri. Ancak 27 araştırmayı değerlendiren 2023 tarihli sistematik inceleme, tek başına kullanılan saw palmettonun iyi huylu prostat büyümesine bağlı belirtilerde çok az yarar sağladığını veya hiç yarar sağlamadığını bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Standart dozun yanı sıra alışılmış dozun üç katına kadar çıkan miktarların incelendiği klinik çalışmalarda da belirgin bir iyileşme görülmedi. Birden fazla bitkisel madde içeren karışımlar içinse kesin hüküm vermeye yetecek nitelikte veri bulunmuyor.</p>

<p>E VİTAMİNİ PROSTAT KANSERİNDEN KORUYOR MU?</p>

<p>E vitamininin prostat kanserini önlediği düşüncesi büyük bir klinik araştırmada doğrulanmadı. SELECT adı verilen ve 35 binden fazla erkeği kapsayan çalışmada, günde 400 uluslararası birim E vitamini verilen grupta prostat kanseri görülme sıklığı plasebo grubuna göre göreceli olarak yüzde 17 daha yüksek bulundu.</p>

<p>Yedi yıllık takipte bu fark, her bin kişi için yaklaşık 11 ek prostat kanseri vakasına karşılık geldi. Bulgular, özellikle kanserden korunmak amacıyla hekime danışmadan yüksek doz E vitamini kullanılmaması gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>SELENYUMUN KORUYUCU ETKİSİ KANITLANDI MI?</p>

<p>Aynı araştırmada selenyum takviyesi prostat kanseri riskini azaltmadı. Sonraki analizler, başlangıçtaki selenyum düzeyi yüksek olan bazı erkeklerde takviyenin yüksek dereceli prostat kanseri riskini artırabileceğine ilişkin kaygılar doğurdu.</p>

<p>Selenyum vücut için gerekli bir mineraldir ancak gerekli olması, yüksek miktarda alınmasının daha yararlı olduğu anlamına gelmez. Eksiklik saptanmadan gelişigüzel takviye kullanmak uygun değildir.</p>

<p>ÇİNKO VE DİĞER İÇERİKLER HAKKINDA NE BİLİNİYOR?</p>

<p>Uzun süre yüksek doz çinko kullanımının prostat kanseri riskiyle bağlantılı olabileceğini düşündüren gözlemsel bulgular bulunuyor. Bu çalışmalar neden-sonuç ilişkisini tek başına kanıtlamasa da yüksek doz kullanım konusunda dikkatli olunmasını destekliyor.</p>

<p>Likopen, ısırgan kökü, Afrika eriği, kabak çekirdeği yağı, nar ve yeşil çay özleri de prostat ürünlerinde yer alabiliyor. Bunların prostat büyümesini önlediğini veya tedavi ettiğini gösterecek düzeyde güçlü ve tutarlı kanıt henüz yok.</p>

<p>TAKVİYELER İLAÇLARLA ETKİLEŞEBİLİR</p>

<p>Bir ürünün içeriği, dozu ve saflığı markalar veya üretim partileri arasında değişebilir. Ayrıca bitkisel ürünler kan sulandırıcılar, tansiyon ilaçları ve başka tedavilerle etkileşebilir; ameliyat öncesinde kanama riskini etkileyebilir.</p>

<p>Vitamin veya mineral eksikliği laboratuvar incelemesiyle saptanmışsa hekim belirli bir takviyeyi uygun dozda önerebilir. Bu durum, prostatı korumak amacıyla rastgele ürün kullanılmasından farklıdır.</p>

<p>PROSTAT SAĞLIĞI NASIL DESTEKLENEBİLİR?</p>

<p>Sebze, meyve, tam tahıl, kurubaklagil ve sağlıklı yağların ağırlıkta olduğu dengeli beslenme; düzenli hareket, sağlıklı kilonun korunması ve sigaranın bırakılması genel sağlıkla birlikte prostat sağlığını da destekleyebilir. Bu alışkanlıklar mevcut bir hastalığı tek başına tedavi etmez.</p>

<p>Prostat kanseri taramasının ne zaman başlayacağı yaşa, aile öyküsüne, kişisel risklere ve kişinin tercihine göre hekimle birlikte kararlaştırılmalıdır. PSA adı verilen kan testi tek başına tanı koymaz ve sonucu klinik değerlendirmeyle birlikte yorumlanır.</p>

<p>HANGİ BELİRTİLERDE HEKİME BAŞVURULMALI?</p>

<p>İdrar yapmada giderek artan güçlük, zayıf akım, gece sık idrara çıkma, idrarda kan, ağrı veya mesanenin boşalmadığı hissi değerlendirilmelidir. Bu belirtileri takviyeyle bastırmaya çalışmak tanının gecikmesine neden olabilir.</p>

<p>Hiç idrar yapamama, şiddetli alt karın ağrısı veya pıhtılı kanama gelişmesi acil değerlendirme gerektirir. Daha önce başlanmış bir takviye varsa ürünün adı, içeriği ve kullanılan doz hekime bildirilmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cleveland Clinic, Prostat Sağlığı Takviyeleri Değerlendirmesi<br />
2. ABD Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleştirici Sağlık Merkezi, Saw Palmetto Bilimsel Değerlendirmesi<br />
3. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, SELECT Araştırması Sonuçları<br />
4. Klein ve çalışma arkadaşları, E Vitamini ve Prostat Kanseri Riski Araştırması<br />
5. Cochrane, Saw Palmetto ve İyi Huylu Prostat Büyümesi Sistematik İncelemesi<br />
6. Urology Care Foundation, İyi Huylu Prostat Büyümesi Hasta Bilgilendirmesi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Vitamin &amp; Mineraller</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/prostat-icin-takviye-kullananlar-dikkat-kanitlar-ne-soyluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 20:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9244.jpeg" type="image/jpeg" length="31354"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Siyah Çay Kalp Krizi ve Felç Riskini Azaltır mı? Bulgular Nasıl Yorumlanmalı?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/siyah-cay-kalp-krizi-ve-felc-riskini-azaltir-mi-bulgular-nasil-yorumlanmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/siyah-cay-kalp-krizi-ve-felc-riskini-azaltir-mi-bulgular-nasil-yorumlanmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İleri yaştaki 881 kadının verileri, siyah çay ve flavonoid tüketimi yüksek olanlarda şiddetli abdominal aort kalsifikasyonu görülme olasılığının daha düşük olduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Siyah Çay Damar Kireçlenmesini Önler mi? Araştırmanın Gösterdiği ve Göstermediği Noktalar</p>

<p>İleri yaştaki kadınlarda yapılan bir araştırma, daha fazla siyah çay ve flavonoid tüketimi ile şiddetli abdominal aort kalsifikasyonuna sahip olma olasılığının daha düşük olması arasında ilişki bulunduğunu gösterdi. Ancak bu sonuç, siyah çayın damar kireçlenmesini önlediğini veya mevcut kireçlenmeyi tedavi ettiğini kanıtlamıyor.</p>

<p>2022’de yayımlanan araştırma, ortanca yaşı 80 olan 881 kadının verilerinin kesitsel analizine dayanıyor. Kesitsel araştırmalar, beslenme alışkanlığı ile sağlık bulgusunu belirli bir dönemde karşılaştırır; hangi etkenin hangisine yol açtığını tek başına gösteremez.</p>

<p>Günde 2–6 Fincan İçenlerde Ne Bulundu?</p>

<p>Katılımcıların beslenme alışkanlıkları gıda tüketim anketleriyle belirlendi. Karın bölgesindeki ana atardamar olan abdominal aorttaki kalsiyum birikimi ise bel omurgasının yandan çekilmiş görüntüleri üzerinden değerlendirildi.</p>

<p>Hiç siyah çay içmeyenlerle karşılaştırıldığında, günde 2–6 fincan siyah çay tüketenlerde şiddetli abdominal aort kalsifikasyonuna sahip olma olasılığı yüzde 16 ile yüzde 42 arasında daha düşük bulundu. Bu oranlar göreceli olasılık farkını ifade ediyor; kişinin damar hastalığı riskinin aynı ölçüde azalacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Araştırmadaki Flavonoidlerin Yüzde 75,9’u Çaydan Geldi</p>

<p>Flavonoidler; çay, elma, turunçgiller, üzüm ve bazı sebzelerde doğal olarak bulunan bitkisel bileşiklerdir. Araştırmaya katılan kadınların toplam flavonoid tüketiminin yüzde 75,9’unu siyah çay oluşturdu.</p>

<p>Toplam flavonoid tüketimi en yüksek grupta, en düşük gruba göre şiddetli kalsifikasyona sahip olma olasılığı yüzde 36 daha düşüktü. Flavan-3-ol ve flavonol adı verilen iki flavonoid grubunda da sırasıyla yüzde 39 ve yüzde 38 daha düşük olasılık hesaplandı.</p>

<p>Çay İçmeyenlerde de Benzer Bir İlişki Görüldü</p>

<p>Siyah çay içmeyen katılımcıların ayrıca değerlendirildiği analizde, diğer besinlerden daha fazla flavonoid alanlarda da şiddetli kalsifikasyon olasılığının daha düşük olduğu görüldü. Bu bulgu, araştırmadaki ilişkinin yalnızca çaya bağlı olmayabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Elma, turunçgiller, orman meyveleri, üzüm ve çeşitli sebzeler de flavonoid sağlayabilir. Bununla birlikte araştırma, belirli bir besinin tek başına koruyucu olduğunu kanıtlayacak şekilde tasarlanmadı.</p>

<p>Karadeniz Çayı da Siyah Çay mı?</p>

<p>Evet. Türkiye’de ve Karadeniz Bölgesi’nde yetiştirilen çay yapraklarının soldurma, kıvırma, oksidasyon ve kurutma işlemlerinden geçirilmesiyle hazırlanan geleneksel çay, siyah çay sınıfındadır.</p>

<p>Ancak bu araştırmada belirli bir ülkenin, markanın veya yetiştirme bölgesinin çayı incelenmedi. Bu nedenle sonuçları doğrudan Karadeniz çayına özgü bir etki şeklinde yorumlamak doğru olmaz.</p>

<p>Abdominal Aort Kalsifikasyonu Nedir?</p>

<p>Abdominal aort, kalpten çıkan kanı karın içindeki organlara ve vücudun alt bölümüne taşıyan büyük damarın karın bölgesindeki kısmıdır. Damar duvarında kalsiyum birikmesi, damar sertliği sürecinin görüntüleme yöntemleriyle belirlenebilen işaretlerinden biridir.</p>

<p>Yaygın abdominal aort kalsifikasyonu, ilerleyen yıllarda kalp ve damar hastalıklarıyla karşılaşma olasılığının yüksek olduğuna işaret edebilir. Fakat araştırmada kalp krizi, felç veya demans vakalarının çay tüketimiyle azalıp azalmadığı doğrudan test edilmedi.</p>

<p>Araştırma Neden Nedensellik Kanıtlamıyor?</p>

<p>Çalışma kesitsel olduğu için siyah çayın zaman içinde damar kireçlenmesini azaltıp azaltmadığı belirlenemedi. Çay tüketenlerle tüketmeyenler arasında araştırmada tam olarak ölçülemeyen beslenme, gelir, sağlık davranışı veya yaşam biçimi farklılıkları bulunabilir.</p>

<p>Beslenme bilgileri katılımcıların verdiği yanıtlara dayanıyordu. Çayın demleme şekli, fincan ölçüsü, çaya eklenen şeker veya süt gibi ayrıntılar da sonuçların farklı toplumlara aktarılmasını güçleştirebilir.</p>

<p>Araştırmaya yalnız ileri yaştaki kadınların alınması önemli bir başka sınırlılıktır. Aynı ilişkinin erkeklerde, genç yetişkinlerde veya farklı sağlık özelliklerine sahip kişilerde görülüp görülmeyeceği bu çalışmayla söylenemez.</p>

<p>Daha Fazla Çay İçmek Daha Fazla Fayda Sağlar mı?</p>

<p>Araştırmadaki 2–6 fincan aralığı bir tedavi veya tüketim önerisi değildir. Çalışma, herkesin bu miktarda çay içmesi gerektiğini ya da miktar arttıkça yararın sürekli büyüdüğünü göstermedi.</p>

<p>Siyah çay kafein içerir. Fazla tüketim bazı kişilerde çarpıntı, uykusuzluk, huzursuzluk veya mide yakınmalarına yol açabilir. Demir eksikliği bulunan kişilerin çayı öğünlerle birlikte içmesi, demir emilimini azaltabilir.</p>

<p>Çaya fazla miktarda şeker eklenmesi de elde edilmesi beklenen sağlık avantajını zayıflatabilir. Kalp veya böbrek hastalığı bulunanların ve kafeine duyarlı kişilerin tüketim miktarını kendi sağlık durumlarına göre değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>Çay Tedavinin Yerini Tutmaz</p>

<p>Siyah çay, dengeli beslenmenin şekersiz veya az şekerli bir parçası olabilir. Buna karşın damar kireçlenmesini ortadan kaldıran bir tedavi olarak görülmemeli; tansiyon, kolesterol veya diyabet ilaçlarının yerine kullanılmamalıdır.</p>

<p>Damar sağlığının korunmasında tütün ürünlerinden uzak durmak, kan basıncını ve kolesterolü kontrol altında tutmak, düzenli hareket etmek ve sebze-meyve çeşitliliği yüksek bir beslenme düzeni izlemek daha geniş bilimsel kanıta dayanır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu çalışma, siyah çay ve flavonoid bakımından zengin beslenme ile damar kalsifikasyonu arasında araştırılmaya değer bir bağlantı bulunduğunu gösteriyor. Koruyucu etkinin doğrulanabilmesi için farklı toplulukları kapsayan, uzun süreli ve ileriye dönük araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Parmenter ve çalışma arkadaşları, İleri Yaştaki Kadınlarda Flavonoid Tüketimi ve Abdominal Aort Kalsifikasyonu Araştırması<br />
2. Arteriosclerosis, Thrombosis, and Vascular Biology, 2022; 42: 1482–1494<br />
3. DOI: 10.1161/ATVBAHA.122.318408<br />
4. Edith Cowan Üniversitesi<br />
5. Amerikan Kalp Derneği </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/siyah-cay-kalp-krizi-ve-felc-riskini-azaltir-mi-bulgular-nasil-yorumlanmali</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 20:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9242.jpeg" type="image/jpeg" length="99987"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rafael Leao Galatasaray’ı Seçti İddiası: Transferde Son Durum]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/rafael-leao-galatasarayi-secti-iddiasi-transferde-son-durum</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rafael-leao-galatasarayi-secti-iddiasi-transferde-son-durum" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Milan forması giyen Rafael Leao için yürüttüğü transfer görüşmelerinde sıcak bir gelişme yaşandı. İtalyan gazeteci Gianluca Di Marzio’ya dayandırılan iddiaya göre Portekizli yıldız tercihini sarı-kırmızılı takımdan yana kullandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’ın uzun süredir gündeminde bulunan Rafael Leao transferinde kritik saatlere girildi. Sarı-kırmızılıların Milan ile bonservis konusunda anlaşmaya varmasının ardından gözler Portekizli futbolcunun vereceği karara çevrilmişti.</p>

<p>De Marke Sports’un İtalyan gazeteci Gianluca Di Marzio’ya dayandırdığı haberde, Rafael Leao’nun Galatasaray’ı seçtiği ileri sürüldü. Ancak transferin tamamlandığına ilişkin Galatasaray veya Milan tarafından henüz resmî bir açıklama yapılmadı.</p>

<p>Galatasaray ile Milan arasında anlaşma iddiası</p>

<p>İtalyan basınında yer alan bilgilere göre Galatasaray ile Milan, 27 yaşındaki hücum oyuncusunun bonservisi için 45 milyon avro ve performansa bağlı bonuslar üzerinden anlaşma sağladı.</p>

<p>Sarı-kırmızılı yönetimin Leao’ya yıllık 10 milyon avro garanti ücret ile kolay ulaşılabilecek 2 milyon avroluk bonus önerdiği aktarıldı. Futbolcu cephesinin başlangıçta daha yüksek bir ücret talep ettiği belirtilmişti.</p>

<p>Aston Villa da transfer yarışındaydı</p>

<p>Rafael Leao için Galatasaray’ın yanı sıra Aston Villa’nın da Milan ile temas kurduğu bildirildi. İngiliz ekibinin 8 milyon avroluk kiralama bedeli ve 42 milyon avroluk zorunlu satın alma maddesi içeren bir formül sunduğu öne sürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Leao’nun kariyerine Premier Lig’de devam etme seçeneğini değerlendirdiği belirtilirken, Galatasaray’ın sunduğu mali şartların Aston Villa’nın teklifinden daha yüksek olduğu kaydedildi.</p>

<p>Resmî açıklama bekleniyor</p>

<p>Galatasaray’ın Milan ile yaptığı görüşmelerde futbolcunun transferi için önemli mesafe aldığı görülüyor. Buna karşın Leao’nun sarı-kırmızılı takımı seçtiği yönündeki son iddia henüz kulüpler tarafından doğrulanmadı.</p>

<p>Tarafların sözleşme şartları ve ödeme planı üzerindeki son ayrıntıları tamamlaması halinde transferin resmiyet kazanabileceği ifade ediliyor. Galatasaray taraftarları ise kulüpten gelecek açıklamayı bekliyor.</p>

<p>Portekiz Milli Takımı’nda da görev yapan Rafael Leao, ağırlıklı olarak sol kanatta forma giyiyor. Sürati, bire birdeki etkinliği ve skor üretme becerisiyle tanınan yıldız oyuncunun Milan ile sözleşmesi 30 Haziran 2028’e kadar devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/rafael-leao-galatasarayi-secti-iddiasi-transferde-son-durum</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 17:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9237.jpeg" type="image/jpeg" length="34655"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[KKTC’de 44 Yaşındaki Meral Çakıcı Kalp Krizi Sonucu Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kktcde-44-yasindaki-meral-cakici-kalp-krizi-sonucu-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kktcde-44-yasindaki-meral-cakici-kalp-krizi-sonucu-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KKTC’nin Demirhan bölgesinde yaşayan 44 yaşındaki Meral Çakıcı, evinde aniden rahatsızlanmasının ardından kaldırıldığı Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde yaşamını yitirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meral Çakıcı Evinde Rahatsızlandı</p>

<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Demirhan bölgesinde yaşayan Meral Çakıcı’dan acı haber geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Polis Basın Subaylığından verilen bilgiye göre olay, 27 Ağustos 2026 Perşembe günü saat 22.00 sıralarında meydana geldi. Kaldığı evde aniden rahatsızlanan 44 yaşındaki Çakıcı için sağlık ekiplerinden yardım istendi.</p>

<p>Hastanede Hayatını Kaybetti</p>

<p>Ambulansla Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Meral Çakıcı, sağlık ekiplerinin yaptığı müdahalelere rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>Çakıcı’nın kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla adli otopsi gerçekleştirildi.</p>

<p>Ölüm Nedeni Otopsiyle Belirlendi</p>

<p>Polis tarafından paylaşılan bilgiye göre otopsi sonucunda Meral Çakıcı’nın ölümünün “kalp damar hastalığı ve kalp krizi” sonucu meydana geldiği tespit edildi.</p>

<p>Olayla ilgili polis soruşturmasının devam ettiği bildirildi. Çakıcı’nın cenaze törenine ilişkin henüz doğrulanmış bir bilgi paylaşılmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kktcde-44-yasindaki-meral-cakici-kalp-krizi-sonucu-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 17:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/genel/asayis-acil-ambulans-hastane.jpg" type="image/jpeg" length="38593"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beyne En Zararlı Besinler Hangileri? İşte Bilimsel Bulgular]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/beyne-en-zararli-besinler-hangileri-iste-bilimsel-bulgular</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/beyne-en-zararli-besinler-hangileri-iste-bilimsel-bulgular" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şekerli içecekler, işlenmiş etler, kızartmalar ve yüksek oranda paketlenmiş ürünler tek başına demans nedeni değil. Ancak sık tüketilmeleri beyin ve damar sağlığını olumsuz etkileyebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyni Yoran 8 Besin: Hafıza İçin Hangilerini Sınırlamalı?</p>

<p>Hafızayı korumak yalnızca bulmaca çözmekten veya zihinsel olarak aktif kalmaktan ibaret değil. Yıllar boyunca tekrarlanan beslenme alışkanlıkları; kan basıncı, kan şekeri, kolesterol, damar yapısı ve vücuttaki iltihabi süreçler üzerinden beyin sağlığını da etkileyebiliyor.</p>

<p>Burada kritik nokta tek bir yiyecek değil, beslenme düzeninin bütünü. Ara sıra yenilen bir kızartmanın ya da tatlının doğrudan unutkanlığa veya demansa yol açtığını söylemek bilimsel açıdan doğru değil. Risk daha çok bu ürünlerin sık, yüksek miktarda ve besleyici gıdaların yerine tüketilmesiyle gündeme geliyor.</p>

<p>Ultraişlenmiş gıdalar neden tartışılıyor?</p>

<p>Ultraişlenmiş gıdalar; çoğunlukla şeker, rafine nişasta, yağ, tuz, aroma vericiler, renklendiriciler ve çeşitli katkı maddeleriyle hazırlanan endüstriyel ürünleri ifade ediyor. Paketli tatlılar, bazı kahvaltılık gevrekler, şekerli içecekler, işlenmiş etler, hazır dondurulmuş yemekler ve tuzlu atıştırmalıklar bu gruba girebiliyor.</p>

<p>10 bin 775 yetişkinin ortalama sekiz yıl izlendiği geniş bir gözlemsel araştırmada, günlük enerjisinin daha büyük bölümünü ultraişlenmiş ürünlerden alan kişilerde genel bilişsel gerileme hızının yüzde 28, planlama ve karar verme gibi işlevlerdeki gerilemenin ise yüzde 25 daha hızlı olduğu bildirildi.</p>

<p>Bu sonuçlar ultraişlenmiş gıdaların doğrudan beyin hastalığına neden olduğunu kanıtlamıyor. Beslenme kayıtlarının katılımcı beyanına dayanması, diyetin yalnızca başlangıçta ölçülmesi ve yaşam biçimindeki bütün farklılıkların tamamen kontrol edilememesi araştırmanın önemli sınırlılıkları arasında bulunuyor.</p>

<p>1. Şekerli içecekler</p>

<p>Gazlı içecekler, aromalı içecekler, enerji içecekleri ve şeker eklenmiş hazır çaylar kısa sürede yüksek miktarda serbest şeker alınmasına neden olabiliyor. Düzenli ve fazla tüketim; kilo artışı, insülin direnci ve tip 2 diyabet riskini yükseltebiliyor.</p>

<p>Kan şekeri ve damar sağlığındaki bozulmalar, uzun dönemde bilişsel gerileme bakımından önem taşıyor. Meyvenin kendisi lif içerirken meyve suyunda şeker daha hızlı alınabiliyor. Bu nedenle susuzluk için temel tercih su olmalı; meyve ise mümkün olduğunca bütün halde tüketilmeli.</p>

<p>2. Paketli hamur işleri ve yoğun şekerli tatlılar</p>

<p>Donut, kek, kurabiye, hazır pasta kreması ve benzeri ürünler aynı anda yüksek miktarda şeker, rafine un ve doymuş yağ içerebiliyor. Bazı ürünlerde endüstriyel trans yağ da bulunabiliyor.</p>

<p>Trans yağlar kalp ve damar sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle sağlıklı beslenmenin bir parçası kabul edilmiyor. Etikette “kısmen hidrojenize yağ” ifadesinin bulunması, ürünün trans yağ içerebileceğini gösteriyor. Türkiye’deki ürünlerde içerik listesi ve besin değerleri tablosunun birlikte incelenmesi gerekiyor.</p>

<p>3. Kızartılmış yiyecekler</p>

<p>Patates kızartması, kızarmış tavuk, hamur kızartmaları ve tekrar tekrar kullanılan yağda hazırlanan yiyecekler yüksek enerji, tuz ve sağlıksız yağ içerebiliyor. Sorun yalnızca kullanılan malzeme değil; pişirme sıcaklığı, yağın türü ve aynı yağın kaç kez kullanıldığı da önem taşıyor.</p>

<p>Kızartma yerine fırınlama, haşlama, buharda pişirme veya az yağla soteleme tercih edilebilir. Bu değişiklik, tanıdık yemeklerden tamamen vazgeçmeden toplam yağ ve enerji alımını azaltabilir.</p>

<p>4. İşlenmiş et ürünleri</p>

<p>Sucuk, salam, sosis ve benzeri işlenmiş etler genellikle yüksek miktarda tuz ve doymuş yağ içeriyor. Fazla tuz tüketimi kan basıncını yükseltebilir; yüksek tansiyon ise inme ve bilişsel gerileme açısından değiştirilebilir risk faktörleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Bu ürünleri günlük kahvaltının değişmez parçası haline getirmek yerine yumurta, az tuzlu peynir, yoğurt, kurubaklagiller veya uygun miktarda işlenmemiş et gibi seçeneklere yönelmek daha dengeli bir yaklaşım sağlayabilir.</p>

<p>5. Rafine karbonhidrat ağırlıklı yiyecekler</p>

<p>Beyaz undan hazırlanmış ürünler, şekerli gevrekler, bazı paketli atıştırmalıklar ve lif oranı düşük unlu mamuller kan şekerinin hızla yükselmesine yol açabiliyor. Bu durum tek başına beyin hasarı anlamına gelmez; ancak beslenmenin sürekli bu ürünlere dayanması metabolik sağlığı olumsuz etkileyebilir.</p>

<p>Tam tahıllar, yulaf, bulgur ve kurubaklagiller daha fazla lif sağlıyor. Lif, kan şekerinin daha dengeli yükselmesine yardımcı olurken bağırsak sağlığını ve tokluk süresini de destekliyor.</p>

<p>6. Aşırı tuzlu hazır ürünler</p>

<p>Hazır çorbalar, et suyu tabletleri, bazı soslar, cipsler, işlenmiş etler ve paketli yemekler fark edilmeden yüksek miktarda sodyum alınmasına neden olabiliyor. Sofrada tuz kullanılmaması, paketli ürünlerden gelen sodyumun düşük olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Yüksek tansiyon, beyni besleyen küçük damarların zaman içinde zarar görmesiyle ilişkilendiriliyor. Etiket karşılaştırması yapmak, daha düşük sodyumlu ürünü seçmek ve yemeği baharatlarla tatlandırmak günlük tuz yükünü azaltabilir.</p>

<p>7. Cıva oranı yüksek büyük balıklar</p>

<p>Balık; protein, omega-3 yağ asitleri ve çeşitli mikrobesinler açısından değerli bir besin. Buna karşılık köpek balığı, kılıç balığı ve bazı büyük ton balığı türleri besin zincirinde biriken metilcıvayı daha yüksek miktarda içerebiliyor.</p>

<p>Bu durum bütün balıklardan uzak durulması gerektiği anlamına gelmiyor. Özellikle hamileler, emzirenler ve çocuklar için düşük cıvalı türlerin seçilmesi ve ulusal tüketim önerilerinin izlenmesi gerekiyor. Sardalya, hamsi ve somon gibi seçenekler türüne ve kaynağına göre daha düşük cıvalı alternatifler arasında değerlendirilebiliyor.</p>

<p>8. Fazla alkol</p>

<p>Alkolün beyin üzerindeki etkisi tüketilen miktara, sıklığa, yaşa, kullanılan ilaçlara ve kişinin sağlık durumuna göre değişiyor. Yüksek miktarda ve uzun süreli alkol kullanımı; hafıza sorunları, sinir sistemi hasarı, uyku bozukluğu ve bazı vitamin eksiklikleriyle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Alkol kullanmayan bir kişinin beyin sağlığı amacıyla başlaması önerilmiyor. Karaciğer hastalığı bulunanlar, hamileler, bazı ilaçları kullananlar ve araç kullanacak kişiler için güvenli kabul edilebilecek bir miktar bulunmayabilir.</p>

<p>Tek bir “kötü besin” yerine tabağın bütünü önemli</p>

<p>Bilimsel bulgular, beyin sağlığını tek bir yiyeceğin belirlemediğini gösteriyor. Sebze, meyve, kurubaklagil, tam tahıl, balık, zeytinyağı ve kuruyemiş ağırlıklı beslenme düzenleri; şeker, tuz, doymuş yağ ve ultraişlenmiş ürünlerin yoğun olduğu düzenlere göre daha olumlu sonuçlarla ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Beyin dostu bir alışveriş için şu adımlar uygulanabilir:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Paketin ön yüzündeki sağlık ifadeleri yerine içerik listesini okuyun.</p>

<p>İlk sıralarda şeker, şurup, rafine yağ veya tuz bulunan ürünleri daha seyrek tercih edin.</p>

<p>Şekerli içecek yerine su, ayran veya şekersiz içecek seçin.</p>

<p>Hazır atıştırmalıkların bir bölümünü meyve, yoğurt veya tuzsuz kuruyemişle değiştirin.</p>

<p>Kızartma sıklığını azaltarak fırınlama ve haşlama yöntemlerini artırın.</p>

<p>Sucuk, salam ve sosis gibi ürünleri günlük tüketimden çıkarın.</p>

<p>Balık seçiminde tür, porsiyon ve tüketici grubuna özel resmî uyarıları dikkate alın.</p>

<p>Unutkanlık her zaman beslenmeden kaynaklanmaz</p>

<p>Uykusuzluk, depresyon, tiroit hastalıkları, B12 vitamini eksikliği, bazı ilaçlar, işitme kaybı ve başka sağlık sorunları da unutkanlığa yol açabilir. Günlük işleri aksatan, giderek artan veya konuşma, denge ve davranış değişikliğiyle birlikte görülen unutkanlık yalnızca beslenme değişikliğiyle geçiştirilmemeli; hekim değerlendirmesi alınmalıdır.</p>

<p>Ani başlayan konuşma bozukluğu, yüzde kayma, kol veya bacakta güçsüzlük, şiddetli dengesizlik ya da bilinç değişikliği varsa inme ihtimali nedeniyle acil yardım istenmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Dünya Sağlık Örgütü<br />
2. JAMA Neurology<br />
3. Amerikan Nöroloji Akademisi<br />
4. Lancet Demans Önleme, Müdahale ve Bakım Komisyonu<br />
5. Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu Beslenme Kaynağı<br />
6. WebMD </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/beyne-en-zararli-besinler-hangileri-iste-bilimsel-bulgular</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 17:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9229.jpeg" type="image/jpeg" length="83597"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’ın Fisnik Asllani Transferinde Almanya’dan Ters Haber]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayin-fisnik-asllani-transferinde-almanyadan-ters-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayin-fisnik-asllani-transferinde-almanyadan-ters-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Hoffenheim forması giyen Fisnik Asllani için yaptığı transfer girişiminde Almanya’dan dikkat çekici bir iddia geldi. BILD, 24 yaşındaki Kosovalı santrforun sarı-kırmızılılardan gelen teklife olumlu yanıt vermediğini yazdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’ın hücum hattına takviye için gündemine aldığı Fisnik Asllani konusunda Almanya’dan transferin seyrini değiştirebilecek yeni bir haber geldi.</p>

<p>Alman BILD gazetesinin 28 Ağustos tarihli haberine göre Hoffenheim forması giyen Asllani, Galatasaray’dan gelen transfer teklifini kabul etmedi.</p>

<p>Haberde oyuncunun geleceğinin buna rağmen tamamen netleşmediği ve transfer döneminin kalan bölümünde farklı seçeneklerin ortaya çıkabileceği belirtildi.</p>

<p>Türkiye’deki haberlerin ardından Almanya’dan ters bilgi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Asllani ismi aynı gün Türkiye’de Galatasaray’ın transfer gündemiyle geniş biçimde anılmaya başlamıştı.</p>

<p>Türk basınında sarı-kırmızılıların Hoffenheim’a zorunlu satın alma şartı içeren kiralama teklifi yaptığı öne sürülürken, oyuncunun Galatasaray seçeneğine sıcak bakabileceği yönünde iddialar da gündeme gelmişti.</p>

<p>Almanya’dan daha sonra gelen BILD haberi ise oyuncunun tutumuna ilişkin farklı bir tablo ortaya koydu.</p>

<p>Asllani’nin Hoffenheim ile uzun süreli sözleşmesi var</p>

<p>24 yaşındaki Kosovalı santrforun Hoffenheim ile 2029 yılına kadar sözleşmesi bulunuyor.</p>

<p>Asllani, geçen sezon Bundesliga’da 33 karşılaşmada forma giyerken 10 gol ve 9 asistlik performans ortaya koydu.</p>

<p>Genç forvetin yaz transfer döneminde RB Leipzig’e transferi de gündeme gelmiş ancak söz konusu operasyon tamamlanmamıştı.</p>

<p>Borussia Dortmund da Asllani’yi takip ediyor</p>

<p>BILD’in haberindeki bir diğer dikkat çekici ayrıntı ise Borussia Dortmund.</p>

<p>Alman devinin Asllani’nin durumunu takip ettiği belirtilirken şu aşamada somut bir transfer girişimine ilişkin doğrulanmış bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle Asllani’nin geleceği konusunda transfer döneminin son günlerinde yeni gelişmeler yaşanabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Galatasaray transferi tamamen kapandı mı?</p>

<p>Almanya’dan gelen haber Galatasaray açısından güçlü bir olumsuz sinyal olsa da transfer dosyasının kesin olarak kapandığını söylemek için henüz erken.</p>

<p>Asllani’nin Galatasaray teklifine olumsuz yanıt verdiği bilgisi şu aşamada BILD’e dayanıyor. Hoffenheim, oyuncu veya temsilcileri tarafından transfer konusunda kamuoyuna yapılmış resmi bir ret açıklaması bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle gelişmeyi “Asllani Galatasaray’a transfer olmayacak” şeklinde kesinleştirmek yerine, “BILD’e göre Asllani Galatasaray’ın teklifine olumsuz yanıt verdi” şeklinde aktarmak daha doğru görünüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayin-fisnik-asllani-transferinde-almanyadan-ters-haber</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 16:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9228.jpeg" type="image/jpeg" length="39752"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe’nin Yeni Transferi Kojo Peprah Oppong İstanbul’da]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcenin-yeni-transferi-kojo-peprah-oppong-istanbulda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcenin-yeni-transferi-kojo-peprah-oppong-istanbulda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’nin transfer görüşmelerinde anlaşma sağladığı bildirilen Nice’in 22 yaşındaki Ganalı stoperi Kojo Peprah Oppong, sağlık kontrolleri ve sözleşme işlemleri için İstanbul’a geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kojo Peprah Oppong İstanbul’a Geldi</p>

<p>Savunma hattını güçlendirmek için çalışmalarını sürdüren Fenerbahçe, Kojo Peprah Oppong transferinde son aşamaya geçti. Fransa Ligue 1 ekibi Nice’te forma giyen Ganalı futbolcu, menajeriyle birlikte İstanbul’a ulaştı.</p>

<p>22 yaşındaki stoperin sağlık kontrollerinden geçirilmesinin ardından sarı-lacivertli yönetimle sözleşme detaylarını tamamlaması bekleniyor. Transferin, kontrollerde herhangi bir soruna rastlanmaması ve resmî işlemlerin sonuçlanması sonrasında kulüp tarafından duyurulacağı belirtiliyor.</p>

<p>Dört Yıllık Sözleşme İddiası</p>

<p>Fransız basınında yer alan haberlere göre Fenerbahçe ile Nice, transfer konusunda anlaşmaya vardı. Kojo Peprah Oppong’un sarı-lacivertli kulüple dört yıllık sözleşme imzalayacağı ileri sürüldü.</p>

<p>Bonservis bedelinin 12 milyon avro seviyesinde olduğu, Nice’in ayrıca sonraki satıştan yüzde 10 pay alacağı iddia edildi. Ancak mali şartlara ilişkin Fenerbahçe veya Nice tarafından henüz resmî açıklama yapılmadı.</p>

<p>Kojo Peprah Oppong Kimdir?</p>

<p>Kojo Peprah Oppong, 4 Haziran 2004’te Gana’nın başkenti Akra’da dünyaya geldi. Futbola ülkesindeki Attram De Visser takımında başlayan savunmacı, daha sonra İsveç ekipleri IFK Norrköping ve GIF Sundsvall’da forma giydi.</p>

<p>Nice, genç futbolcuyu 2025 yazında Norrköping’den kadrosuna kattı. Fransız ekibinde kısa sürede düzenli forma şansı bulan Oppong, 2025-2026 sezonunda tüm kulvarlarda 43 karşılaşmaya çıktı ve bir gol kaydetti.</p>

<p>Gana Milli Takımı’nda da görev alan sağ ayaklı futbolcu, esas olarak stoper pozisyonunda oynuyor. Oppong; fizik gücü, hava toplarındaki etkinliği, geniş alanda rakibini takip edebilmesi ve savunmadan pasla çıkış becerisiyle tanınıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fenerbahçe’nin transferi, sağlık kontrolleri ve gerekli imzaların ardından kamuoyuna açıklaması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcenin-yeni-transferi-kojo-peprah-oppong-istanbulda</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9227.jpeg" type="image/jpeg" length="42199"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Günde 150 Dakika Dikkat Çekti: Sosyal Medya Kullanımı ile Depresyon Arasındaki İlişki]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/gunde-150-dakika-dikkat-cekti-sosyal-medya-kullanimi-ile-depresyon-arasindaki-iliski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/gunde-150-dakika-dikkat-cekti-sosyal-medya-kullanimi-ile-depresyon-arasindaki-iliski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[University of Cincinnati, Northwestern University ve Stanford University bağlantılı araştırmacıların yer aldığı ekip tarafından ABD’de yaklaşık 183 bin yetişkinden elde edilen verilerle hazırlanan çalışma, npj Mental Health Research’te yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2014–2024 arasındaki 11 ayrı yıllık örneklemde daha yüksek sosyal medya kullanımı ile öz-bildirime dayalı depresyon arasında tekrarlanan bir ilişki görülürken, modelde sosyal medya kullanımının katkısı günlük yaklaşık 150 dakika civarında nötrden pozitif yöne geçti. Araştırma, 150 dakikanın depresyon açısından klinik bir sınır olduğunu veya sosyal medyanın depresyona neden olduğunu göstermiyor.</p>

<p>University of Cincinnati, Northwestern University ve Stanford University bağlantılı araştırmacıların yer aldığı ekip, sosyal medya kullanım süresi ile depresyon arasındaki ilişkinin farklı yıllardaki yetişkin örneklemlerinde tekrar edip etmediğini inceledi. ABD’de 2014–2024 dönemine ait verilerin analiz edildiği çalışma, 22 Ağustos 2026’da npj Mental Health Research’te yayımlandı.</p>

<p>Araştırma, 18–70 yaş arasındaki yaklaşık 183 bin yetişkinin yer aldığı 11 tekrarlanan kesitsel araştırmanın verilerine dayanıyor.</p>

<p>Bilim insanları sosyal medyada geçirilen sürenin yanı sıra katılımcıların demografik özellikleri ve farklı medya kullanım alışkanlıklarını değerlendirdi. Bu değişkenlerin katılımcıların kendilerinde depresyon bulunduğunu bildirmelerinin sınıflandırılmasına ne ölçüde katkıda bulunduğu makine öğrenmesi yöntemleriyle analiz edildi.</p>

<h3>Yaklaşık 150 dakika modelde öne çıktı</h3>

<p>Çalışmanın öne çıkan bulgularından biri günlük yaklaşık 150 dakikalık sosyal medya kullanımında görüldü.</p>

<p>Araştırmacıların analizinde sosyal medya kullanımının modelin öz-bildirime dayalı depresyon sınıflandırmasına yaptığı katkı, günde yaklaşık 150 dakika civarında nötr düzeyden pozitif yöne geçti.</p>

<p>Bu bulgu, günde iki buçuk saat sosyal medya kullanan bir kişide depresyon başlayacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Araştırma 150 dakikayı psikiyatrik, biyolojik veya klinik bir eşik olarak belirlemedi.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, 149 dakika ile 151 dakika arasında sağlık açısından kanıtlanmış keskin bir sınır bulunmuyor. Yaklaşık 150 dakika, araştırmacıların kullandığı modelde sosyal medya kullanımının depresyon sınıflandırmasına katkısının yön değiştirdiği yaklaşık noktayı ifade ediyor.</p>

<h3>Aynı kişiler 11 yıl boyunca takip edilmedi</h3>

<p>Çalışmanın tasarımı sonuçların doğru yorumlanması açısından önem taşıyor.</p>

<p>Araştırmacılar aynı 183 bin kişiyi 2014’ten 2024’e kadar izlemedi. Bunun yerine her yıla ait farklı yetişkin örneklemleri ayrı ayrı değerlendirildi.</p>

<p>Bu nedenle araştırma uzunlamasına bir takip çalışması değil, 11 tekrarlanan kesitsel araştırmanın analizi niteliğinde.</p>

<p>Buna rağmen daha yüksek sosyal medya kullanımı ile öz-bildirime dayalı depresyon arasındaki ilişkinin farklı yıllardaki örneklemlerde yeniden görülmesi araştırmanın temel bulguları arasında yer aldı.</p>

<h3>Depresyon klinik görüşmeyle belirlenmedi</h3>

<p>Araştırmadaki depresyon değişkeninin nasıl ölçüldüğü de sonuçların yorumlanmasında önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışma, bütün katılımcıların psikiyatrist tarafından değerlendirilerek depresyon tanısı aldığı bir klinik araştırma değildi.</p>

<p>Analizde kullanılan depresyon bilgisi katılımcıların kendi bildirimlerine dayanıyordu.</p>

<p>Bu nedenle sonuçlardan “günde 150 dakikadan fazla sosyal medya kullananlarda klinik depresyon gelişiyor” şeklinde bir çıkarım yapılamıyor.</p>

<p>Araştırmanın gösterdiği, daha yüksek sosyal medya kullanımı ile kişinin depresyon bildirmesi arasında farklı yıllardaki örneklemlerde tekrarlanan istatistiksel bir ilişki bulunması.</p>

<h3>Makine öğrenmesi modelleri kullanıldı</h3>

<p>Araştırmacılar her yılın verilerini ayrı ayrı değerlendirmek için dengeli rastgele orman olarak adlandırılan bir makine öğrenmesi yönteminden yararlandı.</p>

<p>Modellerin öz-bildirime dayalı depresyonu sınıflandırmadaki doğruluğu 11 veri setinde yüzde 71 ile yüzde 75 arasında değişti.</p>

<p>Modelin depresyon bildirenlerle bildirmeyenleri birbirinden ayırma performansını gösteren AUROC değerleri ise 0,65 ile 0,73 arasında bulundu.</p>

<p>Bu sonuçlar kullanılan sistemin depresyon tanısı koyabilen bir klinik araç olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Makine öğrenmesi modeli, araştırmadaki farklı demografik ve medya kullanım değişkenlerinin depresyon bildiriminin sınıflandırılmasına nasıl katkı sağladığını değerlendirmek amacıyla kullanıldı.</p>

<h3>Sosyal medya depresyona neden oluyor denemez</h3>

<p>Çalışmanın kesitsel tasarımı neden-sonuç ilişkisini belirlemeye uygun değil.</p>

<p>Bu nedenle daha fazla sosyal medya kullanımının depresyona yol açtığı sonucuna varılamıyor.</p>

<p>İlişkinin ters yönde olması da mümkün. Depresyonu bulunan kişilerin sosyal medyada daha fazla zaman geçirip geçirmediği bu araştırmayla belirlenemiyor.</p>

<p>Araştırma bu nedenle “sosyal medya depresyona neden oluyor” sonucunu kanıtlamıyor.</p>

<p>Bulgular, daha yüksek sosyal medya kullanımı ile öz-bildirime dayalı depresyon arasında farklı yıllardaki örneklemlerde tekrarlanan bir ilişki bulunduğunu gösteriyor.</p>

<h3>150 dakika sağlık sınırı değil</h3>

<p>Araştırmadan herkes için geçerli bir günlük sosyal medya kullanım sınırı çıkarmak mümkün değil.</p>

<p>Yaklaşık 150 dakika, sağlık otoriteleri tarafından belirlenmiş bir üst sınır veya araştırmacıların önerdiği güvenli kullanım süresi değil.</p>

<p>Çalışma aynı zamanda sosyal medya kullanımının farklı biçimlerini ayrıntılı olarak birbirinden ayırmadı.</p>

<p>Bu nedenle sonuçlar, sosyal medyada geçirilen sürenin hangi kullanım biçimlerinde ruh sağlığıyla daha güçlü ilişki gösterdiğini ortaya koymuyor.</p>

<h3>Büyük örneklem güçlü, tasarımın sınırları var</h3>

<p>Yaklaşık 183 bin yetişkinin verisinin incelenmesi ve ilişkinin 11 ayrı yıllık örneklemde değerlendirilmesi araştırmanın güçlü yönleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Çalışmanın kesitsel olması ise neden-sonuç ilişkisi kurulmasını engelliyor.</p>

<p>Aynı kişilerin yıllar boyunca takip edilmemesi ve depresyon bilgisinin öz-bildirime dayanması da araştırmanın başlıca sınırlılıkları arasında gösteriliyor.</p>

<p>Araştırmacılar, yüksek sosyal medya kullanımının klinik açıdan anlamlı bir depresyon riski oluşturup oluşturmadığının belirlenebilmesi için uzunlamasına ve deneysel araştırmalara ihtiyaç bulunduğunu belirtiyor.</p>

<p>Çalışma, “kaç dakika sosyal medya kullanmak güvenlidir?” sorusuna kesin bir yanıt vermiyor. Ancak 2014’ten 2024’e kadar farklı yetişkin örneklemlerinde daha yüksek sosyal medya kullanımı ile öz-bildirime dayalı depresyon arasındaki ilişkinin tekrar görülmesi, konunun daha ileri çalışmalarla incelenmesi gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• npj Mental Health Research – Social media use and depression across 11 years of U.S. adult data, 22 Ağustos 2026</p>

<p>• University of Cincinnati – Heavy social media use tied to depression araştırma açıklaması, 26 Ağustos 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/gunde-150-dakika-dikkat-cekti-sosyal-medya-kullanimi-ile-depresyon-arasindaki-iliski</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 15:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/sosyal-medya-depresyon.webp" type="image/jpeg" length="48205"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Öğrencisi Emre Özdemir Vefat Etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kutahya-dumlupinar-universitesi-ogrencisi-emre-ozdemir-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kutahya-dumlupinar-universitesi-ogrencisi-emre-ozdemir-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Altıntaş Meslek Yüksekokulu Posta Hizmetleri Programı öğrencisi Emre Özdemir hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Üniversite tarafından 28 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan taziye mesajında, Emre Özdemir’in vefat ettiği ve cenazesinin memleketi Çanakkale’de toprağa verileceği bildirildi.</p>

<p>Üniversiteden taziye mesajı</p>

<p>Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, öğrencisi Emre Özdemir’in vefatının ardından başsağlığı mesajı yayımladı.</p>

<p>Açıklamada Özdemir’e Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına, arkadaşlarına ve üniversite camiasına sabır ve başsağlığı dilendi.</p>

<p>Altıntaş Meslek Yüksekokulunda öğrenim gören Özdemir’in vefatı, öğrenci arkadaşları ile üniversite mensupları arasında üzüntüye neden oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cenazesi Çanakkale’de defnedilecek</p>

<p>Üniversitenin duyurusunda Emre Özdemir’in cenazesinin 28 Ağustos 2026 Cuma günü memleketi Çanakkale’de toprağa verileceği belirtildi.</p>

<p>Yerel kaynaklarda cenaze töreninin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesinde gerçekleştirileceği bilgisi yer aldı. Cenaze namazının saati ve defin yeri hakkında doğrulanmış ayrıntılı bir program paylaşılmadı.</p>

<p>Emre Özdemir kimdi?</p>

<p>Emre Özdemir, Kütahya Dumlupınar Üniversitesine bağlı Altıntaş Meslek Yüksekokulunun Posta Hizmetleri Programında öğrenim görüyordu.</p>

<p>Posta Hizmetleri Programı, öğrencilere posta ve kargo hizmetlerinin yürütülmesi, dağıtım süreçleri, lojistik işlemleri ve müşteri hizmetleri alanlarında mesleki eğitim veriyor.</p>

<p>Özdemir’in yaşı, sınıfı ve eğitim yaşamındaki diğer çalışmalarına ilişkin doğrulanmış ek bilgi bulunmadığından haberde yalnızca üniversite tarafından açıklanan bilgiler kullanıldı.</p>

<p>Üniversite camiasında üzüntü</p>

<p>Emre Özdemir’in vefatının ardından üniversitenin kurumsal hesapları üzerinden yayımlanan mesajda, ailesi ve yakınlarıyla dayanışma dilekleri paylaşıldı.</p>

<p>Özdemir’in arkadaşları ve üniversite camiası da yayımlanan duyurunun ardından taziye mesajlarını iletti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kutahya-dumlupinar-universitesi-ogrencisi-emre-ozdemir-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 15:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9225.jpeg" type="image/jpeg" length="22661"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fatih Altaylı’dan PKK İtirafı: Beni Öldürmek İçin Geldiler]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/fatih-altaylidan-pkk-itirafi-beni-oldurmek-icin-geldiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/fatih-altaylidan-pkk-itirafi-beni-oldurmek-icin-geldiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gazeteci Fatih Altaylı, PKK’nın geçmişte kendisini öldürmek amacıyla bir ekip görevlendirdiğini öne sürdü. Uzun süre takip edildiğini belirten Altaylı, ekibin başındaki kişinin daha sonra kendisine bütün hazırlıkları anlatan bir mektup gönderdiğini söyledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gazeteci Fatih Altaylı, terörün sona erdirilmesine yönelik tartışmaları değerlendirdiği yazısında, geçmişte yaşadığını söylediği dikkat çekici bir olayı ilk kez kamuoyuyla paylaştı.</p>

<p>Altaylı, PKK tarafından kendisini öldürmekle görevlendirilen bir ekibin haftalar boyunca kendisini ve yakın çevresini takip ettiğini iddia etti. Evinin izlendiğini, dışarı çıkan eşinin yol sorma bahanesiyle durdurulduğunu ve korumasının yaşadığı adresin dahi belirlendiğini anlattı.</p>

<p>Ekibin başındaki kişiden mektup geldiğini söyledi</p>

<p>Altaylı’nın anlatımına göre olay, görevlendirilen ekibin başındaki örgüt mensubunun gönderdiği bir mektupla farklı bir boyut kazandı. Söz konusu kişinin mektubunda suikast hazırlığına ilişkin ayrıntıları aktardığını belirten Altaylı, kendisine “Size kıyamadık Fatih Bey” şeklinde seslenildiğini ifade etti.</p>

<p>Görevin yerine getirilmemesi nedeniyle ekiptekilerin örgüt tarafından Amanoslar bölgesine gönderildiğini ileri süren Altaylı, mektubun çalışma arkadaşları tarafından da görüldüğünü kaydetti.</p>

<p>Altaylı, mektubu ilk açan kişinin sekreteri Gülay olduğunu, dönemin Milliyet Gazetesi yöneticilerinden gazeteci Özay Şendir’in de metni okuduğunu söyledi.</p>

<p>Dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin’e bilgi verilmiş</p>

<p>Mektubu gönderen kişilerin daha sonra devlet güçlerine teslim olmak istediğini anlatan Altaylı, gelişmenin dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin’e iletildiğini belirtti.</p>

<p>Altaylı’nın açıklamasına göre ekipte bulunan örgüt mensupları teslim olduktan sonra bir süre cezaevinde kaldı. Mektupta imzası bulunan kişinin ise sonraki yıllarda İstanbul’daki bir fabrikada çalıştığı bilgisinin kendisine ulaştığını aktardı.</p>

<p>“Terör meselesi bir yerde noktalanmalı”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaşadığını söylediği bu olaya rağmen terörün sona erdirilmesi gerektiğini savunan Altaylı, Türkiye’nin daha fazla can kaybıyla karşılaşmaması için kalıcı bir çözüm bulunması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Sürece temkinli yaklaştığını da vurgulayan Altaylı, toplumdaki kuşkuları anlaşılır bulduğunu ancak bu endişelerin terörün devam etmesini istemek anlamına gelmemesi gerektiğini savundu. Altaylı, yürütülen sürecin başarıya ulaşacağı konusunda ise iyimser olmadığını belirtti.</p>

<p>Altaylı’nın aktardığı suikast hazırlığı ve mektuba ilişkin anlatım, kamuya açık bağımsız belge veya resmî bir açıklamayla henüz doğrulanmış değil. Açıklamalar gazetecinin kişisel beyanına dayanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/fatih-altaylidan-pkk-itirafi-beni-oldurmek-icin-geldiler</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 15:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9222.jpeg" type="image/jpeg" length="84494"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Omonia Beşiktaş’ın Rakibi Oldu: Maç Lefkoşa’da Oynanacak]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/omonia-besiktasin-rakibi-oldu-mac-lefkosada-oynanacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/omonia-besiktasin-rakibi-oldu-mac-lefkosada-oynanacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Omonia, UEFA Avrupa Ligi lig aşamasında Beşiktaş’ın rakiplerinden biri oldu. Siyah-beyazlı ekip, Kıbrıs Rum Kesimi temsilcisiyle Lefkoşa’da karşılaşacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kura çekimiyle eşleşmenin saha bilgisi kesinleşirken Omonia-Beşiktaş maçının günü ve başlama saati henüz açıklanmadı. Ayrıntılı fikstür UEFA tarafından ayrıca duyurulacak.</p>

<p>Omonia neden gündemde?</p>

<p>Omonia, 28 Ağustos 2026 tarihinde gerçekleştirilen UEFA Avrupa Ligi lig aşaması kura çekiminde Beşiktaş ile eşleşti. Kuraya dördüncü torbadan katılan siyah-beyazlıların üçüncü torbadan gelen rakiplerinden biri Omonia oldu.</p>

<p>Kura sonucuna göre Beşiktaş, Omonia karşılaşmasını deplasmanda oynayacak. Mücadelenin Lefkoşa’daki GSP Stadı’nda yapılması bekleniyor.</p>

<p>Omonia-Beşiktaş maçı ne zaman?</p>

<p>Omonia-Beşiktaş karşılaşmasının kesin tarihi ve başlama saati henüz ilan edilmedi. UEFA, sekiz haftalık lig aşamasına ilişkin ayrıntılı maç programını kura çekiminin ardından açıklayacak.</p>

<p>UEFA Avrupa Ligi lig aşaması karşılaşmaları 16-17 Eylül 2026 tarihinde başlayacak ve 28 Ocak 2027’de tamamlanacak.</p>

<p>Omonia hangi ülkenin takımı?</p>

<p>Omonia, Kıbrıs Rum Kesimi’nin başkenti Lefkoşa’da faaliyet gösteren bir futbol kulübü. Tam adı Omonia Nicosia olan yeşil-beyazlı ekip, 1948 yılında kuruldu.</p>

<p>İç saha maçlarını yaklaşık 22 bin seyirci kapasiteli GSP Stadı’nda oynayan Omonia, Kıbrıs Rum Kesimi futbolunun en başarılı ve geniş taraftar kitlesine sahip kulüpleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Kulübün tarihinde 20’den fazla lig şampiyonluğu ile çok sayıda Kıbrıs Kupası ve Süper Kupa zaferi bulunuyor.</p>

<p>Omonia Avrupa Ligi’ne nasıl kaldı?</p>

<p>Omonia, UEFA Avrupa Ligi play-off turunda Belçika temsilcisi Sint-Truiden ile karşılaştı. Deplasmandaki ilk maçı 1-0 kaybeden Lefkoşa ekibi, rövanş karşılaşmasını 4-2 kazandı.</p>

<p>Toplam skorda 4-3 üstünlük sağlayan Omonia, UEFA Avrupa Ligi lig aşamasına yükseldi. Rövanş maçında üç gol atan Fransız santrfor Loïs Diony, turun öne çıkan oyuncusu oldu. Takımın diğer golünü Nikolas Panagiotou kaydetti.</p>

<p>Omonia’nın teknik direktörü kim?</p>

<p>Omonia’nın teknik direktörlüğünü Norveçli Henning Berg yapıyor. Futbolculuk kariyerinde Manchester United ve Blackburn Rovers formaları giyen Berg, daha önce Legia Varşova ve birçok Avrupa kulübünde teknik direktörlük görevinde bulundu.</p>

<p>Norveçli çalıştırıcı, Omonia’daki önceki döneminde de Kıbrıs Rum Kesimi şampiyonluğu yaşamıştı.</p>

<p>Beşiktaş’ın Avrupa Ligi rakipleri</p>

<p>Beşiktaş’ın lig aşamasında karşılaşacağı sekiz takım şöyle:</p>

<ul>
 <li>Bayer Leverkusen – Deplasman</li>
 <li>Marsilya – İç saha</li>
 <li>Union Saint-Gilloise – İç saha</li>
 <li>Celtic – Deplasman</li>
 <li>Crystal Palace – İç saha</li>
 <li>Omonia – Deplasman</li>
 <li>Hapoel Beer Sheva – İç saha</li>
 <li>Hoffenheim – Deplasman</li>
</ul>

<p>Siyah-beyazlı ekip böylece lig aşamasında dört karşılaşmayı İstanbul’da, dört karşılaşmayı deplasmanda oynayacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Avrupa Ligi’nin yeni formatı nasıl?</p>

<p>UEFA Avrupa Ligi lig aşamasında 36 takım tek puan tablosunda yer alacak. Her ekip sekiz farklı rakiple karşılaşacak.</p>

<p>Lig aşamasını ilk sekiz sırada bitiren takımlar doğrudan son 16 turuna yükselecek. Dokuzuncu ile 24’üncü sıralar arasındaki ekipler eleme turu play-off’una katılacak. Son 12 sırada kalan takımlar ise Avrupa kupalarına veda edecek.</p>

<p>Son durum</p>

<p>Omonia, Beşiktaş’ın UEFA Avrupa Ligi lig aşamasındaki deplasman rakiplerinden biri oldu. Karşılaşmanın Lefkoşa’da oynanacağı kesinleşirken maç tarihi, başlama saati ve yayın bilgisi henüz açıklanmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/omonia-besiktasin-rakibi-oldu-mac-lefkosada-oynanacak</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 14:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9220.jpeg" type="image/jpeg" length="54570"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Niğde’nin Eski İl Sağlık Müdürü Dr. Gülten Sahici Vefat Etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/nigdenin-eski-il-saglik-muduru-dr-gulten-sahici-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/nigdenin-eski-il-saglik-muduru-dr-gulten-sahici-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, eski Niğde İl Sağlık Müdürü Dr. Gülten Sahici hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Dr. Gülten Sahici’nin vefatı, Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği tarafından yayımlanan taziye mesajıyla kamuoyuna duyuruldu.</p>

<p>Dernek tarafından yapılan açıklamada, Sahici’nin kaybından duyulan üzüntü dile getirilerek ailesine, yakınlarına ve sağlık camiasına başsağlığı temennisinde bulunuldu.</p>

<p>“Değerli meslektaşımız Dr. Gülten Sahici’yi kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesi ve sevenlerine sabırlar dileriz. Camiamızın başı sağ olsun.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Niğde İl Sağlık Müdürü olarak görev yaptı</p>

<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olan Dr. Gülten Sahici, meslek yaşamının bir döneminde Niğde İl Sağlık Müdürü olarak görev yaptı.</p>

<p>Sahici, bu görevi sırasında kentteki sağlık hizmetlerinin planlanması, yürütülmesi ve kurumlar arasındaki koordinasyonuna yönelik idari sorumluluk üstlendi. Kamuya açık mesleki kayıtlarda Sahici’nin Mersin’de de hekimlik yaptığı bilgisi yer aldı.</p>

<p>Cenazesi Ulukışla’da defnedilecek</p>

<p>Dr. Gülten Sahici’nin cenazesinin 29 Ağustos 2026 Cumartesi günü ikindi namazının ardından Niğde’nin Ulukışla ilçesinde toprağa verileceği bildirildi.</p>

<p>Cenaze namazının kılınacağı cami ve defin işleminin gerçekleştirileceği mezarlığa ilişkin ayrıntılı bilgi paylaşılmadı.</p>

<p>Dr. Gülten Sahici kimdi?</p>

<p>Dr. Gülten Sahici, Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olarak görev yapan bir hekim ve sağlık yöneticisiydi.</p>

<p>Niğde İl Sağlık Müdürlüğü görevini üstlenen Sahici, kentte kamu sağlık hizmetlerinin yönetimi ve koordinasyonunda görev aldı. Mesleki çalışmalarını daha sonra Mersin’de sürdürdü.</p>

<p>Sağlık camiasından taziye mesajları</p>

<p>Dr. Gülten Sahici’nin vefatının ardından meslek kuruluşları ve sağlık çalışanları tarafından taziye mesajları yayımlandı. Mesajlarda Sahici’ye Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve meslektaşlarına başsağlığı dilendi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/nigdenin-eski-il-saglik-muduru-dr-gulten-sahici-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 14:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9218.jpeg" type="image/jpeg" length="86596"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Savaş Meydanlarında Fark Edildi, Modern Tıbba Döndü: Larvalarla Yara Tedavisi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/savas-meydanlarinda-fark-edildi-modern-tibba-dondu-larvalarla-yara-tedavisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/savas-meydanlarinda-fark-edildi-modern-tibba-dondu-larvalarla-yara-tedavisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir yaranın üzerine canlı larva yerleştirilmesi modern tıbbın en sıra dışı uygulamalarından biri olarak görülüyor. Ancak tedavide kullanılanlar çevreden toplanan larvalar değil, kontrollü koşullarda üretilmiş steril tıbbi larvalar. 2025'te 10 randomize kontrollü çalışma ve 839 katılımcının verilerini değerlendiren bir meta-analiz, yöntemin özellikle ölü dokunun temizlenmesini hızlandırabildiğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Buna karşılık larva tedavisinin yaranın tamamen kapanmasını her durumda hızlandırdığına dair güçlü kanıt bulunmuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Amaç yarayı larvalara “yedirmek” değil<br />
Modern hastanelerde bazı kronik ve iyileşmesi güç yaraların üzerine canlı larva yerleştirilmesi ilk bakışta şaşırtıcı görünebiliyor.<br />
Tıpta “larval debridman tedavisi” olarak bilinen yöntemin temel amacı ise oldukça açık: Yaranın içinde bulunan ölü veya canlılığını kaybetmiş dokunun uzaklaştırılmasına yardımcı olmak.<br />
Debridman adı verilen bu işlem, özellikle kronik yaraların bakımında kullanılan temel yöntemlerden biri.<br />
Çünkü yara yatağında biriken ölü dokular iyileşme sürecini zorlaştırabiliyor, yaranın değerlendirilmesini güçleştirebiliyor ve mikroorganizmaların çoğalabileceği bir ortam oluşturabiliyor.<br />
Larvalar bu aşamada biyolojik bir temizleme yöntemi olarak kullanılıyor.<br />
Sıradan sinek larvaları kullanılmıyor<br />
Tedavide doğadan veya çevreden toplanmış larvalar kullanılmıyor.<br />
Modern uygulamalarda özel koşullarda yetiştirilen ve tıbbi kullanım için hazırlanan steril larvalar tercih ediliyor. En yaygın kullanılan türlerden biri yeşil şişe sineği olarak bilinen Lucilia sericata.<br />
Larvalar bazı uygulamalarda doğrudan yara üzerine yerleştiriliyor. Bazı sistemlerde ise özel gözenekli keseler içinde yara yüzeyinde tutuluyor.<br />
Tedavi belirli sürelerle uygulanıyor ve sağlık profesyonelleri tarafından takip ediliyor.<br />
Bu nedenle larva tedavisinin evde veya kontrolsüz koşullarda denenebilecek geleneksel bir yöntem olarak görülmemesi gerekiyor.<br />
Larvalar ölü dokuyu nasıl temizliyor?<br />
Larvaların etkisi yalnızca dokuyu fiziksel olarak tüketmelerine dayanmıyor.<br />
Larvaların salgıladığı bazı enzimler, canlılığını kaybetmiş dokunun parçalanmasına ve yumuşamasına yardımcı oluyor. Oluşan sıvılaşmış materyal daha sonra larvalar tarafından alınabiliyor.<br />
Yöntemin önemli özelliklerinden biri, ölü dokuyu mümkün olduğunca seçici biçimde uzaklaştırabilmesi.<br />
Bu nedenle larva tedavisi özellikle cerrahi olarak temizlenmesi güç veya başka debridman yöntemlerinin uygun olmadığı bazı yaralarda değerlendirilebiliyor.<br />
Larva salgılarının bazı mikroorganizmalar ve bakterilerin oluşturduğu biyofilm tabakaları üzerinde etkili olabileceğine ilişkin çalışmalar da bulunuyor.<br />
Ancak bu durum larva tedavisinin antibiyotiklerin yerine geçtiği anlamına gelmiyor.<br />
839 hastayı kapsayan araştırma ne gösterdi?<br />
Larva tedavisiyle ilgili önemli kanıtlardan biri 2025'te Wound Repair and Regeneration dergisinde yayımlanan sistematik derleme ve meta-analizden geldi.<br />
Araştırmacılar, kronik yaralarda larva tedavisini değerlendiren 10 randomize kontrollü çalışmanın toplam 839 katılımcıya ait sonuçlarını birlikte inceledi.<br />
Sonuçlar, larva tedavisinin geleneksel yöntemlerle karşılaştırıldığında ölü dokunun temizlenmesine kadar geçen süreyi kısaltabildiğini gösterdi.<br />
Ancak aynı üstünlük yaranın tamamen iyileşmesi için gösterilemedi.<br />
Çalışmalar birlikte değerlendirildiğinde yaranın iyileşme oranı ve yaranın tamamen kapanmasına kadar geçen süre bakımından larva tedavisinin standart yaklaşımlara karşı açık bir üstünlüğü ortaya konulamadı.<br />
Bu ayrım, yöntemin doğru anlaşılması açısından önemli.<br />
Larva tedavisinin en güçlü bilimsel dayanağı, yaranın mutlaka daha hızlı kapanması değil, ölü dokunun daha hızlı temizlenebilmesi.<br />
Büyük İngiliz araştırması da benzer sonuca ulaştı<br />
Larva tedavisine ilişkin en bilinen randomize araştırmalardan biri İngiltere'de gerçekleştirilen VenUS II çalışması oldu.<br />
BMJ'de 2009 yılında yayımlanan araştırmaya bacak ülseri bulunan 267 hasta katıldı.<br />
Çalışmada larva tedavisi ile hidrojel adı verilen geleneksel debridman yöntemi karşılaştırıldı.<br />
Larvaların yara içindeki ölü dokuyu hidrojele göre daha hızlı temizlediği görüldü.<br />
Buna karşılık yaranın tamamen iyileşmesine kadar geçen süre açısından belirgin bir avantaj saptanmadı.<br />
VenUS II çalışmasında larva uygulanan hastalarda daha fazla yara ağrısı bildirilmişti.<br />
Ancak daha geniş kanıt birlikte değerlendirildiğinde tablo bu kadar kesin değil.<br />
2025 meta-analizinde çalışmaların sonuçları bir arada incelendiğinde ağrı açısından larva tedavisi ile karşılaştırma grupları arasında istatistiksel olarak anlamlı genel bir fark gösterilemedi.<br />
Bu nedenle larva tedavisinin mutlaka daha fazla ağrıya yol açtığını söylemek doğru değil. Hastaların deneyimi yaranın özelliklerine ve uygulama biçimine göre değişebiliyor.<br />
Hangi yaralarda kullanılabiliyor?<br />
Tıbbi larvalar özellikle ölü doku bulunan ve iyileşmesi gecikmiş bazı yaralarda değerlendirilebiliyor.<br />
ABD Gıda ve İlaç Dairesinin tıbbi larvalara ilişkin düzenleyici kayıtlarında kullanım alanları arasında iyileşmeyen nekrotik deri ve yumuşak doku yaraları bulunuyor.<br />
Bunların arasında;<br />
bası yaraları,<br />
venöz staz ülserleri,<br />
nöropatik ayak ülserleri,<br />
iyileşmeyen travmatik yaralar,<br />
iyileşmeyen ameliyat sonrası yaralar<br />
yer alabiliyor.<br />
Ancak belirli bir yara türünün listede bulunması, o yaraya sahip her hastanın larva tedavisine uygun olduğu anlamına gelmiyor.<br />
Tedavi kararı yaranın derinliği, yeri, dolaşım durumu, enfeksiyon varlığı, kanama riski ve hastanın genel sağlık durumu dikkate alınarak veriliyor.<br />
Diyabetik ayak yaralarında da gündeme geliyor<br />
Larva tedavisinin en fazla tartışıldığı alanlardan biri diyabetik ayak yaraları.<br />
Bu yaralarda dolaşım bozukluğu, sinir hasarı, enfeksiyon ve doku kaybı aynı anda görülebildiği için tedavi oldukça karmaşık olabiliyor.<br />
Larva tedavisi, özellikle ölü doku içeren ve standart debridman yöntemlerinin uygulanmasının güç olduğu bazı hastalarda yardımcı yöntem olarak değerlendirilebiliyor.<br />
Ancak yöntemin diyabetik ayak yaralarını tek başına iyileştirdiği veya amputasyon riskini kesin olarak azalttığı söylenemez.<br />
Diyabetik ayak tedavisinde kan şekeri kontrolü, dolaşımın değerlendirilmesi, enfeksiyonun tedavisi, yaranın üzerindeki basıncın azaltılması ve gerektiğinde cerrahi girişimler önemini koruyor.<br />
FDA'nın 2004 kararı ne anlama geliyor?<br />
Modern larva tedavisinin düzenleyici açıdan dikkat çeken gelişmelerinden biri 2004 yılında ABD'de yaşandı.<br />
ABD Gıda ve İlaç Dairesi, 12 Ocak 2004'te Medical Maggots adlı ürün için 510(k) süreci kapsamında “substantially equivalent” kararı verdi.<br />
Bu kararın klasik anlamdaki bir “ilaç onayı” ile karıştırılmaması gerekiyor.<br />
510(k), belirli tıbbi cihazların yasal olarak pazarlanabilmesi için kullanılan düzenleyici süreçlerden biri.<br />
Bu nedenle “FDA larvaları ilaç olarak onayladı” ifadesi yerine, tıbbi larvaların ilgili kullanım amacı için 510(k) kapsamında düzenleyici uygunluk aldığı şeklindeki ifade daha doğru.<br />
Hikâye savaş meydanlarından başladı<br />
Larvaların bazı yaralardaki sıra dışı etkisi modern laboratuvarlarda keşfedilmedi.<br />
Tıp tarihinde yaralarda larvaların bulunduğu ve bu yaralardaki ölü dokuların temizlendiğinin fark edildiğine ilişkin kayıtlar yüzyıllar öncesine uzanıyor.<br />
yüzyılın önemli cerrahlarından Ambroise Paré, yaralarda bulunan larvalarla ilgili gözlemler aktaran isimler arasında yer aldı.<br />
Napolyon ordusunun ünlü cerrahı Dominique-Jean Larrey de askerî seferler sırasında bazı yaralarda larvaların canlı dokudan çok ölü dokuyla beslendiğine ilişkin gözlemler kaydetti.<br />
Amerikan İç Savaşı sırasında cerrah John Forney Zacharias ise yaralarda larvaların kullanımını daha bilinçli biçimde uygulayan hekimler arasında gösteriliyor.<br />
Fakat yöntemin modern tıptaki gelişiminde en çok anılan isimlerden biri Amerikalı ortopedist William Stevenson Baer oldu.<br />
İki yaralı asker Baer'in dikkatini çekti<br />
Baer, Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransa'da görev yaparken savaş alanında bir süre kaldıktan sonra hastaneye getirilen ağır yaralı askerlerde dikkat çekici bir durumla karşılaştı.<br />
Yaralarda çok sayıda larva bulunmasına rağmen ölü dokuların büyük ölçüde temizlendiğini gözlemledi.<br />
Bu deneyim Baer'in daha sonraki çalışmalarında larvaların kontrollü biçimde kullanılmasına yönelmesinde etkili oldu.<br />
Baer daha sonra kronik osteomiyelit olarak bilinen kemik enfeksiyonları bulunan hastalarda larva uygulamasını sistematik biçimde değerlendirdi.<br />
Çalışmaları 1931 yılında Journal of Bone and Joint Surgery'de yayımlandı ve modern larva tedavisinin tarihindeki dönüm noktalarından biri haline geldi.<br />
Ancak ilk uygulamalar aynı zamanda önemli bir sorunu da ortaya çıkardı.<br />
Kontrolsüz veya steril olmayan larvalar başka mikroorganizmaları yaraya taşıyabiliyordu.<br />
Bu sorun, larvaların özel koşullarda yetiştirilmesi ve steril şekilde hazırlanması gerektiğinin anlaşılmasına katkı sağladı.<br />
Modern tıbbi larva tedavisinin en temel güvenlik ilkelerinden biri böyle ortaya çıktı.<br />
Antibiyotiklerle birlikte gözden düştü<br />
Larva tedavisi 1930'lu yıllarda belirli ölçüde yaygınlaştı.<br />
Ancak önce sülfonamidlerin, ardından penisilin ve diğer antibiyotiklerin tıbba girmesiyle enfeksiyon tedavisi büyük ölçüde değişti.<br />
Cerrahi tekniklerin ve modern yara bakımının gelişmesi de yönteme olan ilgiyi azalttı.<br />
Larva tedavisi 20. yüzyılın ortalarında büyük ölçüde geri plana çekildi.<br />
Kronik yaraların önemli bir sağlık sorunu olmaya devam etmesi ve steril larva üretim tekniklerinin gelişmesiyle yöntem 20. yüzyılın sonlarına doğru yeniden araştırılmaya başlandı.<br />
Böylece savaş meydanlarında gözlenen eski bir biyolojik olay, kontrollü ve standartlaştırılmış bir yara bakım yöntemine dönüştü.<br />
Larvalar antibiyotiklerin yerine geçmiyor<br />
Larva tedavisi hakkında en sık oluşan yanlış algılardan biri, yöntemin enfeksiyonu tek başına tedavi ettiği düşüncesi.<br />
Larvaların ve salgılarının bazı bakteriler ve biyofilmler üzerindeki etkileri araştırılmış olsa da larva tedavisi gerekli antibiyotik tedavisinin yerine geçmiyor.<br />
Ciddi enfeksiyonlarda antibiyotik, cerrahi müdahale veya diğer tıbbi tedaviler gerekebiliyor.<br />
Aynı şekilde dolaşımı bozulmuş bir ayağa yalnızca larva uygulamak, altta yatan damar sorununu ortadan kaldırmıyor.<br />
Larva tedavisi esas olarak uygun hastalarda yara yatağını temizlemeye yardımcı olan bir yöntem olarak kullanılıyor.<br />
Her yaraya uygun değil<br />
Larva tedavisinin kontrollü kullanılması gerekiyor.<br />
Kanama riski yüksek yaralar, büyük damarların açıkta olduğu bölgeler veya vücut boşlukları ve iç organlarla bağlantılı bazı yaralar özel değerlendirme gerektiriyor.<br />
Kan sulandırıcı ilaç kullanan veya kanama riski bulunan hastalarda da uygulama kararı dikkatle veriliyor.<br />
Larvaların yara çevresindeki sağlıklı cildi tahriş etmemesi için pansumanın doğru biçimde yapılması gerekiyor.<br />
Tedavi sırasında artan yara sıvısı, rahatsızlık hissi veya ağrı da görülebiliyor.<br />
Bu nedenle işlem eğitimli sağlık profesyonellerinin gözetiminde uygulanıyor.<br />
Eski bir tedaviden çok eski bir gözlemin modernleşmesi<br />
Larva tedavisinin tıp tarihindeki yolculuğu yüzlerce yıllık gözlemlere dayanıyor.<br />
Savaş meydanlarında yaralı askerlerde fark edilen bir olay, 20. yüzyılın başlarında kontrollü bir tedavi yöntemine dönüştü.<br />
Antibiyotiklerle birlikte büyük ölçüde unutuldu.<br />
Daha sonra steril üretim teknolojileri, modern yara bakımı ve klinik araştırmalarla yeniden tıbbın kullanım alanına girdi.<br />
Günümüzde yaraya konulanlar rastgele sinek larvaları değil; belirli türlerden seçilen ve tıbbi koşullarda hazırlanan steril larvalar.<br />
Bilimsel kanıtın işaret ettiği temel nokta da oldukça belirgin:<br />
Larva tedavisinin en güçlü yönü bazı kronik yaraları mucizevi biçimde kapatması değil, iyileşmenin önünde engel oluşturabilen ölü dokuyu hızlı ve seçici biçimde temizleyebilmesi.<br />
KAYNAKLAR<br />
Wound Repair and Regeneration – Effectiveness of Maggot Debridement Therapy for Chronic Wounds: A Systematic Review and Meta-Analysis of Randomised Controlled Trials, 2025<br />
BMJ – Larval Therapy for Leg Ulcers (VenUS II): Randomised Controlled Trial, 2009<br />
ABD Gıda ve İlaç Dairesi – Medical Maggots, K033391 510(k) Premarket Notification, 2004<br />
Journal of Bone and Joint Surgery – William S. Baer, The Treatment of Chronic Osteomyelitis with the Maggot (Larva of the Blow Fly), 1931<br />
European Wound Management Association – Debridement rehberi<br />
Infezioni in Medicina – Eat and Heal: Past, Present and Future of Maggot Debridement Therapy, 2025</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/savas-meydanlarinda-fark-edildi-modern-tibba-dondu-larvalarla-yara-tedavisi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 13:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/larva-tedavisi-1200x750-200kb-1.webp" type="image/jpeg" length="14764"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Düzce Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Senih Mayda Vefat Etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/duzce-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-atilla-senih-mayda-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/duzce-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-atilla-senih-mayda-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prof. Dr. Atilla Senih Mayda hayatını kaybetti. Düzce Üniversitesi, Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyesi Mayda’nın vefatını yayımladığı taziye mesajıyla duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Senih Mayda hayatını kaybetti. Vefat haberi, Düzce Üniversitesi Rektörlüğü tarafından 28 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan taziye mesajıyla kamuoyuna duyuruldu.</p>

<p>Üniversitenin akademik kadrosunda uzun yıllardır görev yapan Prof. Dr. Mayda; halk sağlığı, çevre sağlığı, koruyucu sağlık hizmetleri ve toplum sağlığını ilgilendiren farklı alanlardaki çalışmalarıyla biliniyordu.</p>

<p>Düzce Üniversitesi taziye mesajı yayımladı</p>

<p>Düzce Üniversitesi Rektörlüğü, Prof. Dr. Atilla Senih Mayda’nın vefatının ardından yayımladığı mesajda, Mayda’nın görev süresi boyunca üniversiteye önemli katkılar sağladığını belirtti.</p>

<p>Rektörlük mesajında Mayda’nın ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve üniversite mensuplarına başsağlığı dilekleri iletildi. Paylaşımda, Prof. Dr. Mayda’nın Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalında öğretim üyesi olarak görev yaptığı kaydedildi.</p>

<p>Prof. Dr. Atilla Senih Mayda kimdi?</p>

<p>Prof. Dr. Atilla Senih Mayda, halk sağlığı uzmanı ve Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesiydi. Üniversitenin akademik kayıtlarında Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü kadrosunda profesör olarak yer alıyordu.</p>

<p>Mayda’nın akademik çalışmaları; hava kirliliği ve insan sağlığı, trafik kazalarının epidemiyolojik özellikleri, obezite, sağlıklı yaşam davranışları, tütün kullanımı, anne ve çocuk sağlığı, organ bağışı, üniversite öğrencilerinin ruh sağlığı ve internet bağımlılığı gibi geniş bir alanı kapsıyordu.</p>

<p>Üniversitenin akademik bilgi sistemindeki kayıtlarda Prof. Dr. Mayda’nın 46 yayını, 56 bildirisi, iki araştırma projesi ve 35 tez danışmanlığı bulunduğu belirtiliyordu. Bu kayıtlar, Mayda’nın yalnızca bilimsel araştırmalara değil, lisansüstü eğitim ile genç akademisyenlerin yetişmesine de katkıda bulunduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Prof. Dr. Mayda’nın geçmişte Ankara Sağlık Müdürlüğünde müdür yardımcılığı yaptığı ve meslek yaşamının farklı dönemlerinde koruyucu sağlık hizmetleriyle ilgili çalışmalar yürüttüğü de yayımlanmış mesleki kayıtlarda yer aldı.</p>

<p>Düzce’de çevre ve toplum sağlığı üzerine çalıştı</p>

<p>Atilla Senih Mayda’nın bilimsel çalışmalarında Düzce’nin çevresel ve toplumsal sağlık sorunları önemli yer tutuyordu. Düzce’deki hava kalitesi ölçümlerini inceleyen araştırmalara katılan Mayda, hava kirliliğinin toplum sağlığı ve ölüm oranları üzerindeki etkilerini ele alan bilimsel yayınlara imza attı.</p>

<p>Düzce’de satılan şişe suları ile şebeke suyundaki ağır metal düzeyleri, okul çağındaki çocuklarda obezite sıklığı, trafik kazaları, sağlık çalışanlarının tükenmişlik düzeyleri ve üniversite öğrencilerinin sağlık davranışları da araştırma konuları arasındaydı.</p>

<p>Mayda ayrıca tıp fakültesi öğrencilerinin depresyon, kaygı ve stres düzeyleri; organ bağışına yönelik bilgi ve tutumları ile gelecek kaygıları üzerine yürütülen araştırmalarda görev aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akademik camiada üzüntü</p>

<p>Prof. Dr. Atilla Senih Mayda’nın vefatı, uzun yıllar görev yaptığı Düzce Üniversitesinde ve halk sağlığı camiasında üzüntüyle karşılandı. Üniversite yönetimi, Mayda’nın kuruma sağladığı katkıları vurgulayarak ailesi, öğrencileri, meslektaşları ve yakınlarına başsağlığı diledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/duzce-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-atilla-senih-mayda-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9233.jpeg" type="image/jpeg" length="62781"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[113 Hastane, 39 Bin Yatak: Özbekistan’ın Unutulan II. Dünya Savaşı Sağlık Cephesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/113-hastane-39-bin-yatak-ozbekistanin-unutulan-ii-dunya-savasi-saglik-cephesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/113-hastane-39-bin-yatak-ozbekistanin-unutulan-ii-dunya-savasi-saglik-cephesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[II. Dünya Savaşı sırasında çatışmalar Özbekistan topraklarına ulaşmadı ancak cepheden gelen yaralılar ve savaş bölgelerinden tahliye edilen yüz binlerce insan ülkenin sağlık sistemini baştan aşağı değiştirdi. 1942 sonunda Özbekistan’da 39.140 yataklı 113 tahliye hastanesi bulunuyordu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Savaş yıllarında 164 binden fazla yaralı asker ve subay bu hastanelerde tedavi edilirken yerel hekimler, başka bölgelerden tahliye edilen sağlık çalışanları ve binlerce kan bağışçısı cephe gerisindeki büyük sağlık seferberliğinin parçası oldu.</p>

<h2>Savaş Özbekistan’a ulaşmadı, yaralıları ulaştı</h2>

<p>Almanya’nın Haziran 1941’de Sovyetler Birliği’ne saldırmasının ardından savaşın batı bölgelerindeki milyonlarca insan, fabrika, bilim kurumu ve sağlık kuruluşu doğuya tahliye edilmeye başlandı. O dönemde Sovyetler Birliği’ne bağlı Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti de bu büyük hareketin başlıca merkezlerinden biri haline geldi.</p>

<p>Özbekistan’ın güncel resmî tarih kayıtlarına göre savaş yıllarında ülkeye cephe bölgelerinden <strong>1,5 milyondan fazla insan</strong> tahliye edildi. Bunların 250 binden fazlasını çocuklar oluşturuyordu.</p>

<p>Bu nüfus hareketine cephede yaralanan askerler de eklendi.</p>

<p>Böylece Özbekistan, savaş alanlarından binlerce kilometre uzakta olmasına rağmen kısa sürede Sovyet savaş sağlık sisteminin önemli merkezlerinden birine dönüştü.</p>

<h2>İlk aylarda onlarca hastane hazırlandı</h2>

<p>Sağlık sistemindeki dönüşüm savaşın başlamasından hemen sonra hızlandı.</p>

<p>1 Ekim 1941’e kadar Özbekistan Sağlık Halk Komiserliği bünyesinde <strong>14.950 yatak kapasiteli 47 hastane</strong> oluşturuldu ve gerekli tıbbi donanımla hizmete alındı.</p>

<p>Aynı dönemde Moskova, Kalinin, Rostov ve savaşın etkilediği diğer bölgelerden <strong>15.900 yatak kapasiteli 48 hastane</strong> Özbekistan’a tahliye edildi.</p>

<p>Bu ayrıntı, savaş yıllarında Özbekistan’daki hastanelerin tamamının başka bölgelerden taşınmadığını gösteriyor. Sağlık ağının bir bölümü ülkede oluşturulurken bir bölümü savaş bölgelerinden tahliye edilmişti.</p>

<h2>1942 sonunda 113 hastane ve 39.140 yatak vardı</h2>

<p>Hastane ağı 1942 boyunca büyümeye devam etti.</p>

<p>Döneme ilişkin resmî kayıtlarda, <strong>1942 yılının sonunda Özbekistan topraklarında 39.140 yatak kapasiteli 113 tahliye hastanesinin bulunduğu</strong> belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle 113 sayısı, savaşın tamamındaki bütün hastanelerin değişmez toplamı olarak değil, 1942 sonundaki geniş sağlık ağını gösteren tarihsel bir veri olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Tahliye edilen hastanelere Taşkent ve diğer büyük şehirlerde uygun binalar ayrıldı. Sağlık hizmetlerinin savaş koşullarına göre yeniden düzenlenmesi yalnız yatak sayısının artırılmasıyla sınırlı kalmadı; cerrahi hizmetler, enfeksiyonlarla mücadele, rehabilitasyon ve sağlık personeli eğitimi de yeniden örgütlendi.</p>

<h2>164.382 yaralı asker ve subay tedavi edildi</h2>

<p>Arşiv belgelerine dayanan tarih araştırmaları, Özbekistan’daki tahliye hastanelerinin ulaştığı büyüklüğü tedavi edilen hasta sayılarıyla da ortaya koyuyor.</p>

<p>Savaş yıllarında bu hastanelerde <strong>164.382 yaralı asker ve subayın tedavi edildiği</strong> bildiriliyor.</p>

<p>Bunların <strong>143.101’i</strong>, başka bir ifadeyle yaklaşık <strong>yüzde 87’si</strong>, tedavilerinin ardından iyileşti.</p>

<p>Kayıtlara göre <strong>54.252 asker yeniden birliklerine gönderildi</strong>. Tedavi sonrasında askerî göreve dönemeyen on binlerce kişi için ise meslek edinme ve çalışma programları uygulandı.</p>

<p>Bu rakamlar, Özbekistan’daki tahliye hastanelerinin yalnızca yaralıların geçici olarak tutulduğu merkezler olmadığını gösteriyor. Hastanelerde cerrahi tedaviden iyileşme ve rehabilitasyona kadar uzanan kapsamlı bir sağlık hizmeti yürütülüyordu.</p>

<h2>Doktor ihtiyacı sağlık eğitimini de değiştirdi</h2>

<p>Savaş, Özbekistan’daki sağlık personeli ihtiyacını olağanüstü artırdı.</p>

<p>Bir yandan doktorların bir bölümü cephede görevlendirilirken diğer yandan yaralı askerlerin ve tahliye edilen sivil nüfusun sağlık hizmetlerinin sürdürülmesi gerekiyordu.</p>

<p>Bu nedenle tıp eğitimi ve uzmanlık programları savaş koşullarına göre yeniden düzenlendi.</p>

<p>Dönemi inceleyen araştırmalara göre tıp yükseköğretiminde eğitim süreleri kısaltıldı; genel branşlardaki doktorlar cerrahi, travmatoloji, epidemiyoloji ve radyoloji gibi savaş koşullarında ihtiyaç duyulan alanlarda yeniden eğitildi.</p>

<p>Savaş yıllarında Özbekistan SSC’deki tıp enstitülerinden <strong>3.044 doktor mezun oldu</strong>. Yaklaşık <strong>5.600 doktorun da yeni uzmanlık alanlarında yeniden eğitim aldığı</strong> bildiriliyor.</p>

<h2>Bir tıp enstitüsünün binası 3183 numaralı hastane oldu</h2>

<p>Taşkent’te yaşanan dönüşüm, savaşın sağlık eğitimini nasıl doğrudan etkilediğini gösteren örneklerden biriydi.</p>

<p>1932’de kurulan Taşkent Devlet Doktorları İleri Eğitim Enstitüsü’nün binası savaş sırasında <strong>3183 numaralı tahliye hastanesine</strong> dönüştürüldü.</p>

<p>Kurumun öğretim üyeleri yalnız öğrenci ve sağlık personeli yetiştirmedi. Aynı zamanda yaralı askerleri tedavi etti, bulaşıcı hastalıklarla mücadele etti ve savaş bölgelerinden tahliye edilen çocuklar, kadınlar ve yaşlılara sağlık hizmeti verdi.</p>

<p>Kurum kayıtlarına göre savaş yıllarında cephe için doktor, sağlık görevlisi ve hemşirelerden oluşan <strong>5.485 sağlık çalışanı</strong> burada yetiştirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Voronej’den gelen doktor savaş sonrasında Taşkent’te kaldı</h2>

<p>Tahliye hastaneleri yalnız binaların değil insanların da yer değiştirdiği bir sistemdi.</p>

<p>Bunun örneklerinden biri <strong>Lidiya Vasilievna Kelginbayeva</strong> idi.</p>

<p>Voronej Tıp Enstitüsü’nden Taşkent’e gelen Kelginbayeva, 3183 numaralı tahliye hastanesinde görev yaptı.</p>

<p>Savaş sona erdiğinde ise memleketine dönmek yerine Taşkent’te kaldı ve tıp eğitiminde çalışmaya devam etti.</p>

<p>Kelginbayeva’nın hikâyesi, savaş sırasında Özbekistan’a gelen sağlık çalışanlarının bir bölümünün ülkenin savaş sonrası tıp eğitimine de katkıda bulunduğunu gösteren kişisel örneklerden biri oldu.</p>

<h2>Leningrad’dan Semerkant’a bir tıp akademisi taşındı</h2>

<p>Savaşın Özbekistan’daki tıp eğitimine etkisinin bir başka önemli örneği Semerkant’ta yaşandı.</p>

<p>Leningrad’daki <strong>S. M. Kirov Askerî Tıp Akademisi’nin</strong> yönetici ve öğretim kadrosunun bir bölümü ile öğrencileri Kasım 1941’de Semerkant’a tahliye edildi.</p>

<p>Kaynaklarda toplam <strong>2.591 kişinin</strong> tahliye edildiği belirtiliyor.</p>

<p>Akademi, Semerkant’taki koşullara uyum sağlayarak eğitim ve araştırma faaliyetlerini sürdürdü. Ocak 1942’ye gelindiğinde klinik eğitim yeniden başlamıştı.</p>

<p>Semerkant’taki savaş yıllarında askerî doktor yetiştirilmeye devam edildi ve akademi burada üç mezuniyet dönemi gerçekleştirdi.</p>

<p>Leningrad kuşatmasının kırılmasının ardından akademinin geri dönüş süreci 1944’te başladı ve aynı yılın yaz aylarında tamamlandı.</p>

<p>Bu dönem, Orta Asya’daki tıp kurumları ile savaş bölgelerinden tahliye edilen akademisyen ve sağlık çalışanlarının aynı sağlık ve eğitim sisteminde buluşmasına yol açtı.</p>

<h2>18 binden fazla kişi yaralılar için kan verdi</h2>

<p>Hastanelerin çalışması yalnız doktorlar ve hemşirelerle sınırlı değildi.</p>

<p>Resmî tarih kayıtlarına göre Özbekistan’da <strong>18.480’den fazla kişi yaralı askerler için kan bağışladı</strong>.</p>

<p>Ayrıca <strong>750’den fazla işletme, kurum ve kolektif çiftlik</strong> askerî hastanelerin ihtiyaçlarının karşılanmasına destek verdi.</p>

<p>Bu kuruluşlar hastanelere yiyecek, yakıt ve çeşitli ihtiyaç malzemelerinin ulaştırılmasına katkı sağladı.</p>

<p>Cephe gerisindeki sağlık sistemi bu nedenle yalnızca devlet kurumlarının yürüttüğü bir hizmet değildi. Sağlık çalışanları, işçiler, çiftçiler ve kan bağışçıları aynı seferberliğin farklı parçalarıydı.</p>

<h2>Sağlık sistemi aynı anda iki yükü taşımak zorundaydı</h2>

<p>Özbekistan’daki sağlık hizmetlerinin savaş yıllarında karşılaştığı güçlük yalnız yaralı askerlerin sayısından kaynaklanmıyordu.</p>

<p>Ülke bir taraftan cepheden getirilen yaralıları tedavi ederken diğer taraftan savaş bölgelerinden tahliye edilen 1,5 milyondan fazla insanın sağlık ihtiyaçlarını karşılamak zorundaydı.</p>

<p>Üstelik sağlık personelinin bir bölümü de cephede görev yapıyordu.</p>

<p>Bu tablo doktor yetiştirilmesini hızlandırdı, sağlık personelinin yeni alanlarda eğitilmesine yol açtı ve hastane kapasitesini büyüttü.</p>

<p>Savaşın zorunlu kıldığı bu sağlık örgütlenmesi, Özbekistan’ın savaş sonrası tıp eğitimi ve sağlık kurumlarında da iz bıraktı.</p>

<h2>II. Dünya Savaşı’nın görünmeyen sağlık cephesi</h2>

<p>II. Dünya Savaşı tarihi çoğunlukla cepheler, ordular ve büyük muharebeler üzerinden anlatılıyor.</p>

<p>Özbekistan’daki tahliye hastaneleri ise savaşın daha az bilinen başka bir boyutunu gösteriyor.</p>

<p>Cepheden gelen trenlerde yaralı askerler bulunuyor, başka şehirlerden hastaneler taşınıyor, eğitim kurumları tedavi merkezlerine dönüşüyor, doktorlar yeni alanlarda yetiştiriliyor ve binlerce sivil yaralılar için kan veriyordu.</p>

<p>1942 sonunda <strong>113 hastane ve 39.140 yataklık</strong> bir sisteme ulaşılması, cepheden binlerce kilometre uzakta kurulan bu sağlık ağının büyüklüğünü ortaya koyuyor.</p>

<p>Savaş Özbekistan topraklarında değildi.</p>

<p>Ancak savaşın yaraları Özbekistan’daki hastanelerde tedavi ediliyordu.</p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<p>• Özbekistan Cumhuriyeti Hükümet Portalı – II. Dünya Savaşı dönemindeki tahliyeler ve Özbekistan’ın cephe gerisindeki rolüne ilişkin resmî açıklamalar</p>

<p>• Özbekistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu bünyesindeki özel öneme sahip sosyal, kültürel ve tarihî tesislerden sorumlu müdürlük – savaş yıllarında tahliye hastaneleri, yatak kapasitesi, kan bağışçıları ve hastane destek ağına ilişkin tarih materyali</p>

<p>• Current Research Journal of History – “Changes in the Health System of Uzbekistan During the Years of World War II: On the Example of Namangan Region”, Bunyod Khasanov, 2024</p>

<p>• Galaxy International Interdisciplinary Research Journal – “Evacuation Hospitals Organized in the Uzbekistan SSR During World War II: Based on Archive Materials”, Anoroy Zayniddinovna Togaeva, 2022</p>

<p>• Oriental Journal of Social Sciences – “Development of Medical Infrastructure and the Activities of Hospitals in Uzbekistan During World War II”, Alisher Bozorovich Parnomov, 2025</p>

<p>• Özbekistan Sağlık Çalışanlarının Mesleki Yeterliliklerini Geliştirme Merkezi – Taşkent Devlet Doktorları İleri Eğitim Enstitüsü, 3183 numaralı tahliye hastanesi ve Lidiya Vasilievna Kelginbayeva’ya ilişkin kurum tarihçesi</p>

<p>• Humanitarian Military Journal – “Kirov Military Medical Academy’s Contribution to Medical Support of the Red Army During World War II”</p>

<p>• Humanitarian Military Journal – “Ark of Medical Knowledge: Evacuation of Military Medical Academy Library to Samarkand”, 2025</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/113-hastane-39-bin-yatak-ozbekistanin-unutulan-ii-dunya-savasi-saglik-cephesi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/ozbekistan-saglik-cephesi.webp" type="image/jpeg" length="79111"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="97567"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="71501"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="73553"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="56942"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="86001"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="31112"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
