<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 27 Aug 2026 02:50:05 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Jayden Oosterwolde transferinde şartlar değişti: Roma geri adım attı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/jayden-oosterwolde-transferinde-sartlar-degisti-roma-geri-adim-atti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/jayden-oosterwolde-transferinde-sartlar-degisti-roma-geri-adim-atti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’den Roma’ya transferi gündemde olan Jayden Oosterwolde için İtalya’dan kritik bir gelişme aktarıldı. Sağlık kontrollerinin ardından Roma’nın satın alma zorunluluğu içeren transfer modelinden geri adım attığı bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Oosterwolde transferinde hesap değişti</p>

<p>Fenerbahçe ile Roma arasında Jayden Oosterwolde için yürütülen transfer görüşmelerinde, anlaşmanın ekonomik yapısını doğrudan etkileyebilecek yeni bir gelişme yaşandı.</p>

<p>İtalyan basınından gelen son bilgilere göre Roma, Hollandalı savunmacının sağlık kontrollerinin ardından daha önce üzerinde çalışılan transfer formülünü değiştirmek istedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>La Repubblica’nın Roma muhabiri Marco Juric’in aktardığı bilgiye göre yapılan kontroller, Oosterwolde’nin yaşadığı kas sakatlığından dönüşünün başlangıçta öngörülenden daha uzun sürebileceğini gösterdi.</p>

<p>Bu gelişmenin ardından Roma’nın, belirli şartlar gerçekleştiğinde satın alma zorunluluğuna dönüşebilecek bir anlaşmanın oluşturduğu riski almak istemediği belirtildi.</p>

<p>Roma satın alma zorunluluğunu istemiyor</p>

<p>İtalya’dan gelen bilgilerin ortak noktası, Roma’nın Oosterwolde transferinden tamamen vazgeçmediği ancak anlaşmanın şartlarını kendi lehine daha güvenli hale getirmek istediği yönünde.</p>

<p>La Repubblica’ya göre yeni formül, satın alma opsiyonlu kiralama üzerinden şekilleniyor. Böyle bir anlaşmada Roma, sezon sonunda oyuncunun bonservisini almak konusunda zorunlu olmayacak.</p>

<p>Il Messaggero ise Roma’nın daha temkinli davranarak satın alma opsiyonu veya zorunluluğu bulunmayan doğrudan kiralama modelini tercih ettiğini bildirdi.</p>

<p>Dolayısıyla İtalyan kaynakları yeni sözleşmenin nihai yapısında henüz tamamen birleşmiş değil. Ancak iki haberin kesiştiği kritik nokta açık: Roma, satın alma zorunluluğu taşıyan önceki formülden geri adım atmış durumda.</p>

<p>Fenerbahçe açısından neden önemli?</p>

<p>Transfer modelindeki değişiklik Fenerbahçe açısından yalnızca sözleşmedeki teknik bir ayrıntı değil.</p>

<p>Satın alma zorunluluğu içeren bir kiralama anlaşması, belirlenen şartların gerçekleşmesi halinde sarı-lacivertli kulüp için gelecekteki bonservis gelirini önemli ölçüde güvence altına alabilecek bir yapı oluşturuyordu.</p>

<p>Roma’nın istediği yeni model kabul edilirse bu garanti ortadan kalkabilir.</p>

<p>Satın alma hakkı bulunan kiralama modelinde ise Roma, sezon sonunda Oosterwolde’nin performansına ve fiziksel durumuna göre bonservisi alıp almama kararını verebilir.</p>

<p>Bu nedenle taraflar arasındaki görüşmelerde bundan sonraki en önemli başlığın satın alma maddesinin niteliği olması bekleniyor.</p>

<p>Sağlık kontrolleri süreci etkiledi</p>

<p>Oosterwolde dosyasındaki değişikliğin merkezinde oyuncunun fiziksel durumu bulunuyor.</p>

<p>İtalya’dan Filippo Biafora’nın aktardığı bilgilere göre futbolcunun sahalara dönüş süresinin başlangıçta düşünülen 2-3 haftadan daha uzun olabileceğinin ortaya çıkması üzerine Roma ile Fenerbahçe arasında transfer şartlarının yeniden düzenlenmesi için temas başladı.</p>

<p>Bu durum transferin gerçekleşmeyeceği anlamına gelmiyor. Mevcut bilgiler, Roma’nın oyuncuya yönelik ilgisinin devam ettiğini ancak kulübün finansal riski azaltmaya çalıştığını gösteriyor.</p>

<p>Oosterwolde transferinde gözler Fenerbahçe’de</p>

<p>Gelinen noktada transferin önündeki temel mesele, Roma’nın Oosterwolde’yi isteyip istememesinden çok hangi şartlarla kadrosuna katacağı haline gelmiş durumda.</p>

<p>Fenerbahçe’nin satın alma garantisi bulunmayan bir kiralama teklifini kabul edip etmeyeceği ise dosyanın bundan sonraki seyrini belirleyebilir.</p>

<p>Taraflardan henüz yeni transfer formülünü kesinleştiren resmî bir açıklama yapılmadığı için Oosterwolde’nin Roma’ya transferinin şartları konusunda kesinleşmiş bir anlaşmadan söz etmek için erken.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>La Repubblica – Marco Juric</li>
 <li>Il Messaggero</li>
 <li>Filippo Biafora</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/jayden-oosterwolde-transferinde-sartlar-degisti-roma-geri-adim-atti</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 01:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9128.jpeg" type="image/jpeg" length="90795"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[RTEÜ’den Prof. Dr. Yavuz Köktaş Hakkında Soruşturma]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/rteuden-prof-dr-yavuz-koktas-hakkinda-sorusturma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rteuden-prof-dr-yavuz-koktas-hakkinda-sorusturma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Köktaş’ın tartışma yaratan sosyal medya paylaşımı hakkında idari soruşturma başlattı. Sosyal medyada Köktaş’a destek veren çok sayıda mesaj paylaşılırken sözleri ayrıştırıcı bulanlar da tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Köktaş’ın kişisel sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.</p>

<p>Köktaş, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Eskiden Türkiye’nin İslam devleti olmasa da İslam ülkesi olduğu kanaatini taşıyordum. Bugün gördüğüm Rize sokaklarından sonra buranın İslam ülkesi değil, gavur ülkesi olduğu kanaati bende perçinleşiyor. Amerika neyse Türkiye de o… Minarelerden ezan okunması işi değiştirmiyor.”</p>

<p>Destek Mesajları da Eleştiriler de Geldi</p>

<p>Paylaşımın ardından sosyal medyada Köktaş’a destek veren çok sayıda yorum yapıldı. Destek mesajlarında, akademisyenin toplumdaki yaşam tarzı değişimine ve kamusal alandaki görünürlüğe ilişkin kişisel kanaatini dile getirdiği savunuldu. Bazı kullanıcılar soruşturma kararını ifade özgürlüğü ve akademik özgürlük açısından eleştirdi.</p>

<p>Buna karşılık Köktaş’ın kullandığı dili genelleyici, kırıcı ve ötekileştirici bulan kullanıcılar da tepki gösterdi. Bu kesim, kişilerin kıyafetleri veya yaşam biçimleri üzerinden bir ülkenin dini kimliğinin sorgulanmasının toplumsal kutuplaşmayı artırabileceği görüşünü dile getirdi.</p>

<p>Sosyal medya yorumlarına ilişkin bilimsel bir kamuoyu araştırması veya doğrulanmış sayısal veri bulunmadığından, destekleyenlerle karşı çıkanların toplumun hangi oranını temsil ettiğini kesin biçimde söylemek mümkün değil. Bununla birlikte destek mesajlarının tartışmada belirgin biçimde görünür olduğu gözlendi.</p>

<p>Köktaş: Maksadını Aşan Bir İfade Oldu</p>

<p>Prof. Dr. Yavuz Köktaş, tepkilerin ardından yaptığı açıklamada paylaşımının tamamen kişisel kanaatini yansıttığını ve görev yaptığı üniversiteye mal edilmemesi gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Köktaş, “gavur” sözcüğüyle insanları dinden çıkmış ilan etmeyi değil, toplumda gözlemlediğini söylediği “dinden uzaklaşma” ve “çıplaklaşma” eğilimini kastettiğini ifade etti. Kullandığı sözün maksadını aştığını ve yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu da kabul etti.</p>

<p>Özellikle Rize’yi hedef almadığını savunan Köktaş, eleştirdiği durumun Türkiye genelinde görüldüğünü düşündüğünü söyledi.</p>

<p>Üniversite İdari Soruşturma Başlattı</p>

<p>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörlüğü, Köktaş’ın kişisel hesabından yaptığı ve kamuoyuna yansıyan paylaşımlar hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.</p>

<p>Üniversite, paylaşımın Köktaş’ın kişisel görüşlerini yansıttığını ve kurumun resmî tutumunu temsil etmediğini vurguladı. Açıklamada toplumsal birlik, karşılıklı saygı ve farklılıklara yönelik kapsayıcı yaklaşımın üniversitenin temel değerleri arasında bulunduğu belirtilerek ayrıştırıcı ve ötekileştirici söylemlerin karşısında olunduğu kaydedildi.</p>

<p>Soruşturmanın Sonucu Henüz Belli Değil</p>

<p>Üniversite, soruşturmanın kapsamı, tamamlanma takvimi veya muhtemel disiplin işlemleri hakkında ayrıntı açıklamadı.</p>

<p>Soruşturma başlatılması, Köktaş’ın disiplin suçu işlediğinin kesinleştiği ya da hakkında ceza verildiği anlamına gelmiyor. Nihai kararın inceleme süreci ve akademisyenin savunmasının ardından verilmesi bekleniyor.</p>

<p>Tartışma, bir taraftan akademisyenlerin kişisel görüşlerini açıklama özgürlüğünü, diğer taraftan üniversite mensuplarının toplumsal kesimlere yönelik kullandığı dilin sınırlarını yeniden gündeme getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/rteuden-prof-dr-yavuz-koktas-hakkinda-sorusturma</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 00:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9126.jpeg" type="image/jpeg" length="68657"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çatlayan Topukları Yumuşatmak İçin Evde Uygulanabilecek 6 Adım]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/catlayan-topuklari-yumusatmak-icin-evde-uygulanabilecek-6-adim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/catlayan-topuklari-yumusatmak-icin-evde-uygulanabilecek-6-adim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Topuk çatlakları yalnızca estetik bir sorun değil; derinleştiğinde ağrı, kanama ve enfeksiyona yol açabilir. Ilık su, doğru nemlendirici ve koruyucu ayakkabı çoğu kişide iyileşmeye yardımcı olabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>TOPUK ÇATLAKLARINI GİDERMEK İÇİN NE YAPILMALI?</p>

<p>Çoraba takılan sert deri, yürürken hissedilen sızı ya da topuğun kenarlarında beliren ince çizgiler… Başlangıçta yalnızca kozmetik bir sorun gibi görünen topuk kuruluğu, bakım yapılmadığında derin ve ağrılı çatlaklara dönüşebilir.</p>

<p>Tıpta “topuk fissürü” olarak adlandırılan bu çatlaklar, derinin esnekliğini kaybetmesi ve üzerine binen basınçla ayrılması sonucu ortaya çıkar. Yüzeysel çatlaklar çoğu zaman düzenli bakımla toparlanabilir. Kanayan, iltihaplanan veya iyileşmeyen çatlaklar ise sağlık kuruluşunda değerlendirilmelidir.</p>

<p>TOPUKLAR NEDEN ÇATLAR?</p>

<p>Topuk derisi yürürken vücut ağırlığının oluşturduğu basınca maruz kalır. Deri yeterince nemli ve esnek değilse topuk yastıkçığının yana doğru genişlemesi, sertleşmiş derinin çatlamasına neden olabilir.</p>

<p>Topuk kuruluğunu ve çatlaklarını kolaylaştırabilen etkenler şunlardır:</p>

<p>• Soğuk ya da kuru hava<br />
• Uzun ve sıcak duşlar<br />
• Sert, parfümlü sabunlar<br />
• Çıplak ayakla dolaşmak<br />
• Arkası açık terlik ve ayakkabılar<br />
• Ayağa uygun olmayan ayakkabı kullanmak<br />
• Uzun süre ayakta kalmak<br />
• Yaşla birlikte derinin yağ üretiminin azalması<br />
• Ayakkabının oluşturduğu tekrarlayan sürtünme<br />
• Düzenli nemlendirici kullanılmaması<br />
• Fazla kilo nedeniyle topuklara binen basıncın artması</p>

<p>Egzama, sedef hastalığı, ayak mantarı, tiroit bozuklukları, dolaşım sorunları ve diyabet de kuru ve çatlak topuklarla ilişkili olabilir. Bu nedenle tekrarlayan veya dirençli çatlakları yalnızca bakım eksikliğiyle açıklamamak gerekir.</p>

<p>ILIK SU KULLANIN, AYAĞI UZUN SÜRE BEKLETMEYİN</p>

<p>Ayakları çok sıcak suyla yıkamak, derinin doğal yağ tabakasını azaltarak kuruluğu artırabilir. Ilık su ve parfüm içermeyen nazik bir temizleyici daha uygun bir seçenektir.</p>

<p>Ayakları uzun süre suda bekletmek de sanıldığı kadar yararlı değildir. Uzayan temas deri bariyerini zayıflatabilir ve su kaybını artırabilir. Yıkama sonrasında ayaklar, özellikle parmak araları, sürtmeden ve dikkatlice kurulanmalıdır.</p>

<p>NEMLENDİRİCİYİ DERİ HAFİF NEMLİYKEN SÜRÜN</p>

<p>Nemlendirici için en uygun zamanlardan biri duş veya ayak yıkama sonrasındaki ilk birkaç dakikadır. Deri hafif nemliyken uygulanan yoğun kıvamlı krem ya da merhem, suyun deride tutulmasına yardımcı olur.</p>

<p>Seramid içeren ürünler deri bariyerini destekleyebilir. Kalınlaşmış ve sertleşmiş topuklarda üre, laktik asit veya salisilik asit içeren ürünler ölü deri tabakasının yavaşça yumuşamasına katkı sağlayabilir.</p>

<p>Üre oranı yükseldikçe ürünün soyucu etkisi de artabilir. Açık, kanayan veya iltihaplı çatlaklara asitli ya da yüksek oranlı üre içeren ürünler sürüldüğünde yanma ve tahriş gelişebilir. Ürün, ambalajındaki kullanım talimatına uygun uygulanmalı; hassas ciltlerde düşük oranlar tercih edilmelidir.</p>

<p>VAZELİN VE PAMUKLU ÇORAP YÖNTEMİ</p>

<p>Akşam nemlendirici uygulandıktan birkaç dakika sonra topuklara ince bir tabaka vazelin sürmek, nem kaybını azaltan koruyucu bir örtü oluşturabilir. Ardından temiz, ince ve pamuklu çorap giyilmesi ürünün gece boyunca deride kalmasına yardımcı olur.</p>

<p>Bu yöntem açık yaranın üzerine bilinçsizce uygulanmamalıdır. Ayakta kızarıklık, kötü koku, akıntı veya mantar şüphesi bulunuyorsa önce sağlık profesyonelinin değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>DÜZENLİ BAKIMDA SONUÇ NE ZAMAN GÖRÜLÜR?</p>

<p>Yüzeysel kurulukta rahatlama birkaç gün içinde fark edilebilir. Kalınlaşmış derinin belirgin biçimde yumuşaması ise düzenli bakımla yaklaşık iki haftayı bulabilir. Çatlak iyileştikten sonra bakımın tamamen bırakılması, sorunun tekrarlamasına neden olabilir.</p>

<p>Nemlendiriciyi günlük rutine eklemek, ayağı sıkıştırmayan ve topuğu destekleyen ayakkabılar kullanmak koruyucu bakımın temelini oluşturur.</p>

<p>PONZA TAŞI VE AYAK TÖRPÜSÜ ZARARLI MI?</p>

<p>Ponza taşı ve ayak törpüsü, kalınlaşmış ölü deriyi azaltmak amacıyla hafifçe kullanılabilir. Ancak deriyi hızla inceltmeye çalışmak kanama, tahriş ve enfeksiyon riskini artırır.</p>

<p>İltihaplı, kaşıntılı, hassas, açık veya kanayan bölgelere törpü uygulanmamalıdır. Nasır bıçağı, jilet ve benzeri kesici aletlerle deriyi evde kesmek ciddi yaralanmaya yol açabilir.</p>

<p>Diyabeti, his kaybı veya dolaşım bozukluğu bulunan kişilerin ponza taşı, törpü, nasır bandı ve kimyasal ayak peelinglerini hekim önerisi olmadan kullanmaması daha güvenlidir. Küçük bir kesik bile fark edilmeden ilerleyebilir.</p>

<p>AYAK PEELİNGLERİ HERKES İÇİN UYGUN DEĞİL</p>

<p>Kimyasal ayak peelingleri derinin dış tabakasını soyarak geçici bir yumuşama sağlayabilir. Buna karşılık egzama, sedef hastalığı, temas dermatiti, ayak mantarı, döküntü veya açık yarası bulunan kişilerde tahrişi artırabilir.</p>

<p>Çatlağın nedeni bilinmiyorsa yoğun soyucu uygulamalar yerine nazik temizlik, düzenli nemlendirme ve uygun ayakkabıyla başlamak daha güvenli bir yaklaşımdır.</p>

<p>AYAKKABI SEÇİMİ İYİLEŞMEYİ ETKİLİYOR</p>

<p>Arkası açık terlikler ve topuğu desteklemeyen ayakkabılar, topuk yastıkçığının yana doğru yayılmasını kolaylaştırabilir. Bu durum kurumuş derinin daha fazla gerilmesine yol açar.</p>

<p>Topuğu kavrayan, ayağa uygun ölçüde ve tabanı destekleyici ayakkabılar tercih edilmelidir. Sert zeminde uzun süre çıplak ayakla dolaşmaktan kaçınmak da çatlakların tekrarlamasını önlemeye yardımcı olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI?</p>

<p>Aşağıdaki belirtilerden biri varsa evde bakımda ısrar edilmemelidir:</p>

<p>• Çatlakların derinleşmesi veya kanaması<br />
• Belirgin ağrı ve yürüme güçlüğü<br />
• Kızarıklık, ısı artışı veya şişlik<br />
• Sarı ya da kötü kokulu akıntı<br />
• Yarada büyüme veya renk değişikliği<br />
• Birkaç haftalık bakıma rağmen düzelmeme<br />
• Çatlaklara yaygın kaşıntı ve pullanmanın eşlik etmesi<br />
• Aynı sorunun sık sık tekrarlaması</p>

<p>Ateş, hızla yayılan kızarıklık, irinli akıntı veya şiddetli ağrı enfeksiyon belirtisi olabilir ve gecikmeden tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>DİYABETİ OLANLAR İÇİN ÖZEL UYARI</p>

<p>Diyabet, ayaklardaki duyu kaybı ve dolaşım sorunları nedeniyle küçük çatlakların fark edilmesini ve iyileşmesini güçleştirebilir. Derin çatlaklar enfeksiyonun giriş noktası hâline gelebilir.</p>

<p>Diyabeti bulunan kişiler ayak tabanlarını ve topuklarını her gün kontrol etmeli; kesik, su toplaması, renk değişikliği, akıntı veya iyileşmeyen yara fark ettiğinde sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kalın deriyi kesmek, çatlakları koparmak veya güçlü asit içeren ürünleri gelişigüzel kullanmak tehlikeli olabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cleveland Clinic<br />
2. American Academy of Dermatology<br />
3. Dermatolog Lindsey Moore<br />
4. Dermatolog Patrick Blake </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/catlayan-topuklari-yumusatmak-icin-evde-uygulanabilecek-6-adim</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 00:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9124.jpeg" type="image/jpeg" length="84611"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cildi, Kalbi ve Beyni Erken Yaşlandıran 11 Yaygın Hata]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/cildi-kalbi-ve-beyni-erken-yaslandiran-11-yaygin-hata</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/cildi-kalbi-ve-beyni-erken-yaslandiran-11-yaygin-hata" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yetersiz uyku, sigara, güneşten korunmama, hareketsizlik ve kontrolsüz tansiyon yalnızca görünümü değil; kalp, beyin, kas ve cilt sağlığını da etkileyerek sağlıklı yaşlanma şansını azaltabiliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Genç Kalmak İsterken Yapılan 11 Hata: Vücudu Yıllar İçinde Yıpratıyor</p>

<p>Yaşlanmak kaçınılmazdır; ancak yaşlılık yıllarının nasıl geçirileceği yalnızca takvim yaşına bağlı değildir. Uyku düzeninden sigara kullanımına, hareket düzeyinden kan basıncına kadar günlük alışkanlıklar; kas gücünü, zihinsel işlevleri, kalp ve damar sağlığını, ruh halini ve cildin görünümünü etkileyebilir.</p>

<p>Buradaki amaç zamanı durdurmak ya da insanı olduğundan genç göstermek değildir. Asıl hedef, yıllar ilerlerken bağımsızlığı, hareket kabiliyetini ve yaşam kalitesini mümkün olduğunca korumaktır. Sağlıklı yaşlanmayı zorlaştırabilen başlıca hatalar şöyle sıralanıyor:</p>

<p>YETERSİZ UYKUYU NORMAL KABUL ETMEK</p>

<p>Gece boyunca sık uyanmak, çok geç yatmak veya sürekli az uyumak yalnızca ertesi gün hissedilen yorgunlukla sınırlı kalmaz. Uzun süre devam eden uyku sorunları dikkat, hafıza, duygu durumu, iştah ve metabolizma üzerinde olumsuz etkiler oluşturabilir.</p>

<p>Kaliteli uyku için her gün benzer saatlerde yatıp kalkmak, yatak odasını karanlık ve serin tutmak, akşam saatlerinde kafeini sınırlamak ve ekran kullanımını azaltmak yararlı olabilir. Horlama, uykuda nefesin durması, sabah baş ağrısı veya gün içinde kontrol edilemeyen uyuklama varsa uyku apnesi yönünden değerlendirme gerekebilir.</p>

<p>SİGARA VE NİKOTİN ÜRÜNLERİNİ KÜÇÜMSEMEK</p>

<p>Tütün kullanımı akciğer kanseriyle sınırlı bir risk değildir. Kalp ve damar hastalıkları, inme, kronik akciğer hastalıkları ve birçok kanser türüyle ilişkilidir. Cilde ulaşan kan akımını azaltabilir, kolajen yapısına zarar verebilir ve kırışıklıkların daha erken belirginleşmesine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Sigarayı bırakmak, kaç yaşında olunursa olunsun sağlık açısından kazanç sağlar. Elektronik sigara ve benzeri nikotin ürünleri de zararsız kabul edilmemelidir. Bırakmakta zorlanan kişiler hekim desteği, davranışsal danışmanlık ve uygun görülen ilaç tedavilerinden yararlanabilir.</p>

<p>GÜNEŞTEN KORUNMAMAK</p>

<p>Güneşin ultraviyole ışınları ciltte lekelenme, kırışıklık, elastikiyet kaybı ve bazı cilt kanserleri açısından önemli bir etkendir. Hasar yalnızca deniz kenarında geçirilen günlerde oluşmaz; açık havada yapılan günlük işler sırasında da birikebilir.</p>

<p>Güneş ışınlarının güçlü olduğu saatlerde gölgede kalmak, şapka ve koruyucu giysi kullanmak, güneş gözlüğü takmak ve açıkta kalan bölgelere geniş spektrumlu, en az 30 koruma faktörlü ürün uygulamak gerekir. Güneş koruyucu, terleme veya yüzme sonrasında ve ürün talimatına göre yenilenmelidir.</p>

<p>CİLDİ SERT ÜRÜNLERLE YIPRATMAK</p>

<p>Yaşla birlikte cilt daha kuru ve hassas hâle gelebilir. Çok sıcak suyla yıkanmak, cildi sertçe ovalamak ve tahriş edici temizleyicileri sık kullanmak doğal koruyucu tabakayı zayıflatabilir. Kuruluk, kaşıntı ve pullanma cildin daha yıpranmış görünmesine yol açabilir.</p>

<p>Ilık su, nazik bir temizleyici ve düzenli nemlendirme çoğu kişi için yeterlidir. Nemlendiricinin banyodan hemen sonra uygulanması ciltteki suyun korunmasına yardımcı olabilir. İyileşmeyen yara, kanayan ben, hızla değişen leke veya kalıcı kaşıntı varsa dermatoloji değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>TEK TİP VE İŞLENMİŞ GIDALARLA BESLENMEK</p>

<p>Sağlıklı yaşlanma tek bir besine, takviyeye veya moda diyete bağlanamaz. Sebze, meyve, kuru baklagil, tam tahıl, balık, zeytinyağı ve kuruyemiş ağırlıklı bir düzen; kalp ve damar sağlığını destekleyen güçlü seçeneklerden biridir.</p>

<p>Şekerli içeceklerin, fazla tuzun, işlenmiş etlerin ve yoğun biçimde işlenmiş ürünlerin sık tüketilmesi ise kilo artışı, yüksek tansiyon, tip 2 diyabet ve kalp hastalıklarıyla ilişkili olabilir. İleri yaşlarda yeterli protein ve sıvı alımı da kas kaybının ve beslenme yetersizliğinin önlenmesi açısından dikkate alınmalıdır.</p>

<p>HAREKETSİZLİĞİ YAŞIN DOĞAL SONUCU SAYMAK</p>

<p>Kas gücü ve denge yaşla birlikte azalabilir; fakat hareketsizlik bu kaybı hızlandırabilir. Düzenli fiziksel aktivite kalbi, beyni, kemikleri ve kasları destekler. Düşme riskinin azaltılmasına, günlük işlerin bağımsız yapılmasına ve ruh halinin iyileşmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>Yetişkinler için haftada en az 150 dakika orta şiddette hareket genel hedef olarak kabul edilir. Tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet, bahçe işleri ve dans buna dâhil olabilir. Haftada en az iki gün kas güçlendirici çalışmaların, ileri yaşlarda ise denge egzersizlerinin eklenmesi önerilir. Kalp, akciğer veya eklem hastalığı bulunanlar programı kendi sağlık durumlarına göre planlamalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>GÖRME SORUNLARINI ERTELEMEK</p>

<p>Sürekli gözleri kısmak yalnızca göz çevresindeki çizgileri belirginleştirmez; düzeltilmemiş bir görme kusuruna da işaret edebilir. Görme kaybı okuma güçlüğü, hareketin azalması, sosyal yaşamdan uzaklaşma ve düşme riskinde artışla sonuçlanabilir.</p>

<p>Uygun numaralı gözlük kullanılması ve güneş altında ultraviyole korumalı gözlük takılması yararlıdır. Ani görme kaybı, ışık çakmaları, perde inmesi hissi veya şiddetli göz ağrısı acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>SOSYAL BAĞLARI ZAYIFLATMAK</p>

<p>Sağlıklı yaşlanma yalnızca tansiyon ve kan tahlili sonuçlarından ibaret değildir. Yalnızlık ve sosyal izolasyon; depresyon, hareketsizlik, uyku bozukluğu ve bilişsel gerilemeyle bağlantılı olabilir. Burada belirleyici olan çok sayıda tanıdığa sahip olmak değil, güven veren ve sürdürülebilen ilişkiler kurmaktır.</p>

<p>Aile görüşmeleri, arkadaş buluşmaları, gönüllü çalışmalar, kurslar ve ortak ilgi alanlarına dayanan topluluklar sosyal bağı güçlendirebilir. İçe kapanma, isteksizlik ve keyif kaybı haftalarca sürüyorsa bunun yaşlanmanın doğal parçası olduğu düşünülmemeli; depresyon açısından destek alınmalıdır.</p>

<p>YÜKSEK TANSİYONU BELİRTİ VERMEYİNCE ÖNEMSİZ SANMAK</p>

<p>Yüksek tansiyon yıllarca belirgin yakınmaya neden olmadan kalbe, böbreklere, gözlere ve beyin damarlarına zarar verebilir. İnme ve damar kaynaklı bilişsel bozulma riskini yükseltebilir. Bu nedenle yalnızca baş ağrısı veya çarpıntı olduğunda ölçüm yapmak yeterli değildir.</p>

<p>Kan basıncı uygun cihaz ve doğru teknikle düzenli izlenmelidir. Yüksek değer saptandığında tuzu azaltmak, hareket etmek ve sağlıklı kiloya yaklaşmak yararlı olabilir; ancak reçete edilen ilaçlar hekim görüşü olmadan bırakılmamalıdır. Tekrarlayan ölçümlerde yüksek değer görülmesi tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>BAŞKALARINA YARDIM ETMENİN ETKİSİNİ HAFİFE ALMAK</p>

<p>Gönüllü çalışma, bir yakına destek olma veya deneyimleri genç kuşaklarla paylaşma; kişinin yaşamında amaç ve aidiyet duygusunu güçlendirebilir. Bu etkinlikler sosyal izolasyonu azaltabilir ve ruhsal iyilik hâlini destekleyebilir.</p>

<p>Yardımlaşma kişinin kendi ihtiyaçlarını yok sayması anlamına gelmez. Özellikle hasta yakınına uzun süre bakım verenlerde tükenmişlik gelişebilir. Dinlenmek, sorumlulukları paylaşmak ve gerektiğinde profesyonel yardım istemek de sağlıklı yaşlanmanın bir parçasıdır.</p>

<p>KORUYUCU SAĞLIK KONTROLLERİNİ AKSATMAK</p>

<p>Sağlıklı hisseden bir kişide de yüksek tansiyon, diyabet, kolesterol yüksekliği, işitme kaybı veya bazı kanserler erken dönemde belirti vermeyebilir. Yaşa, cinsiyete, aile öyküsüne ve kişisel risklere uygun taramalar hastalıkların erken fark edilmesini sağlayabilir.</p>

<p>Her yetişkin için yılda bir kez aynı testlerin yapılması gerekmez. Kontrol sıklığı ve testler kişiye göre belirlenmelidir. Aşıların güncellenmesi, diş ve göz kontrolleri, işitmenin değerlendirilmesi, kullanılan ilaçların birlikte gözden geçirilmesi de ihmal edilmemelidir.</p>

<p>SAĞLIKLI YAŞLANMA BİR ÜRÜN DEĞİL, ALIŞKANLIKLAR BÜTÜNÜDÜR</p>

<p>Yaşlanmayı durdurduğu ileri sürülen hapların, hormonların, serumların veya takviyelerin çoğu için güçlü klinik kanıt bulunmamaktadır. Üstelik bazı ürünler ilaçlarla etkileşebilir ya da karaciğer ve böbrekler üzerinde istenmeyen etkilere yol açabilir.</p>

<p>Daha iyi uyumak, tütünden uzak durmak, hareket etmek, dengeli beslenmek, kan basıncını kontrol ettirmek ve sosyal bağları korumak gösterişli vaatler sunmaz. Buna karşılık sağlıklı geçirilen yılları artırmak için elimizdeki en gerçekçi ve uygulanabilir adımları oluşturur.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. WebMD<br />
2. Dünya Sağlık Örgütü<br />
3. ABD Ulusal Yaşlanma Enstitüsü<br />
4. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri<br />
5. Amerikan Dermatoloji Akademisi<br />
6. Amerikan Kalp Derneği </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/cildi-kalbi-ve-beyni-erken-yaslandiran-11-yaygin-hata</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 00:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9122.jpeg" type="image/jpeg" length="22420"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İTÜ, Karabağ Üniversitesi Bünyesinde Akademik Birimler Açacak]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/itu-karabag-universitesi-bunyesinde-akademik-birimler-acacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/itu-karabag-universitesi-bunyesinde-akademik-birimler-acacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Kararı ile İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı akademik birimlerin Azerbaycan’daki Karabağ Üniversitesi bünyesinde açılmasına karar verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye ile Azerbaycan arasındaki yükseköğretim iş birliğini güçlendirecek yeni bir adım atıldı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan 11647 sayılı karara göre, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı akademik birimler Azerbaycan Cumhuriyeti’ndeki Karabağ Üniversitesi bünyesinde açılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karar, 27 Ağustos 2026 tarihli ve 33353 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Düzenlemenin, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ek 39’uncu maddesi gereğince alındığı bildirildi.</p>

<p>Yeni akademik yapılanmayla İTÜ’nün eğitim ve araştırma birikiminin Karabağ’a taşınması, iki ülke arasında bilimsel iş birliğinin geliştirilmesi ve bölgenin nitelikli insan kaynağına katkı sağlanması hedefleniyor.</p>

<p>Açılacak akademik birimlerin adları, eğitim programları, öğrenci kabul koşulları ve faaliyete geçiş takvimine ilişkin ayrıntıların ilgili kurumlar tarafından ayrıca duyurulması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/itu-karabag-universitesi-bunyesinde-akademik-birimler-acacak</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 00:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-6516.jpeg" type="image/jpeg" length="17060"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Basit Bir Ağız Çalkalama Testi Mide ve Bağırsak Kanserlerinin İzini Sürebilir]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/basit-bir-agiz-calkalama-testi-mide-ve-bagirsak-kanserlerinin-izini-surebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/basit-bir-agiz-calkalama-testi-mide-ve-bagirsak-kanserlerinin-izini-surebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Kore’de 507 kişiyle yürütülen ve Cell Host & Microbe’da yayımlanan araştırma, ağızdan bağırsağa taşınan mikrobiyal örüntülerin mide ve kolorektal kanserleri ayırt etmeye yardımcı olabileceğini gösterdi. Deneysel yaklaşımın taramada kullanılabilmesi için ileri klinik doğrulama gerekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Kore’deki Yonsei Üniversitesi öncülüğünde yürütülen yeni bir araştırmada, ağız ve bağırsak mikrobiyomları arasındaki benzerlikten yararlanan girişimsel olmayan bir kanser saptama yöntemi geliştirildi. Hakemli çalışma, 20 Ağustos 2026’da Cell Host &amp; Microbe dergisinde çevrim içi yayımlandı.</p>

<p>Araştırmacılar, ağızda bulunan mikroorganizmaların bağırsakta görülme biçiminin mide ve kolorektal kanserli kişilerde sağlıklı bireylerden farklılaştığını belirledi. Bu örüntüler kullanılarak geliştirilen makine öğrenmesi modelleri, kanserli kişiler ile sağlıklı katılımcıları birbirinden ayırabildi.</p>

<p>507 kişiden eş zamanlı ağız ve dışkı örneği alındı</p>

<p>Çalışmaya Seul’deki Severance Hastanesi ile Severance Sağlık Kontrol Merkezi’nden 507 yetişkin katıldı. Araştırma grubunda 129 sağlıklı kişi, 215 metabolik hastalığı bulunan katılımcı, 77 mide kanseri hastası ve 86 kolorektal kanser hastası yer aldı.</p>

<p>Metabolik hastalık grubunda metabolik sendrom, hipertansiyon, kan yağlarında yükseklik ve tip 2 diyabet gibi durumları bulunan kişiler vardı. Kanser hastalarının örnekleri tedavi başlamadan önce toplandı.</p>

<p>Her katılımcıdan aynı dönemde ağız çalkalama sıvısı ve dışkı örneği alınarak toplam 1.010 örnek incelendi. Bakterilere ait genetik diziler analiz edildi ve aynı kişiye ait ağız ile dışkı örneklerinde ortak görülen mikrobiyal işaretler belirlendi.</p>

<p>Ağızdan bağırsağa geçiş için yeni bir ölçüm geliştirildi</p>

<p>Ekip, ortak bakteri dizilerinin dağılımını ölçmek amacıyla “ağızdan dışkıya mikrobiyal aktarım indeksi” adı verilen bir gösterge oluşturdu. Bu değer, mide ve kolorektal kanser hastalarında sağlıklı gruba göre daha yüksek bulundu.</p>

<p>Fark; alkol kullanımı, düzenli egzersiz ve vücut kitle indeksi gibi hem kanser riskini hem de mikrobiyomu etkileyebilecek değişkenler hesaba katıldığında da sürdü. Metabolik hastalığı bulunan katılımcılarda ise kanser gruplarındakine benzer bir artış görülmedi.</p>

<p>Kanserin türüne ve evresine göre farklı mikrobiyal örüntüler saptandı. Bazı sinyaller erken evre hastalarda da görüldü. Çalışmanın kesitsel tasarımı nedeniyle bu bakteriyel değişikliklerin kansere katkıda bulunup bulunmadığı veya tümörün oluşturduğu ortamın bir sonucu olup olmadığı belirlenemedi.</p>

<p>Modeller bağımsız hasta gruplarında sınandı</p>

<p>Araştırmacılar mikrobiyal verileri değerlendirmek için farklı makine öğrenmesi ve derin öğrenme yöntemlerini karşılaştırdı. En istikrarlı sınıflandırma sonuçlarından biri, çok sayıda değişken arasındaki örüntüleri birlikte değerlendiren rastgele orman algoritmasıyla elde edildi.</p>

<p>Modeller, ilk çalışma grubunun yanı sıra yedi bağımsız uluslararası klinik gruptan alınan 1.021 örnek üzerinde de değerlendirildi. İlk analiz ve dış doğrulama verileri birlikte ele alındığında çalışma kapsamında 2.031 ağız ve dışkı örneği kullanıldı.</p>

<p>Dışkı örneklerine dayanan modeller farklı hasta gruplarında genel olarak daha istikrarlı sonuç verdi. Buna karşılık yalnızca ağız örnekleriyle oluşturulan modellerde de mide ve kolorektal kansere ilişkin ayırt edici sinyaller yakalandı.</p>

<p>Küçük karşılaştırma grubunda duyarlılık daha yüksek çıktı</p>

<p>Kolorektal kanserli 66 kişinin yer aldığı alt analizde, yalnızca ağız mikrobiyomu verilerini kullanan model hastaların yüzde 92,9’unu saptadı. Aynı grupta dışkıda gizli kan testinin duyarlılığı yüzde 61 olarak hesaplandı.</p>

<p>Bu karşılaştırma, ağız örneğine dayalı yöntemin daha fazla kanser vakasını yakalama ihtimaline işaret ediyor. Ancak alt grubun küçük olması, sonucun genel tarama toplumuna doğrudan uygulanmasını engelliyor. Duyarlılığın yüksek olması ayrıca yanlış pozitif sonuçların kabul edilebilir düzeyde olduğu anlamına tek başına gelmiyor.</p>

<p>Bağımsız uzman değerlendirmelerinde kolorektal kansere ilişkin bulguların mide kanseri sonuçlarından daha güçlü göründüğü belirtildi. Mide kanseri modeli dış hasta gruplarında sınandığında performansın daha değişken olduğu bildirildi.</p>

<p>Bakterinin gerçekten yolculuk yaptığı kanıtlanmadı</p>

<p>Çalışmada kullanılan 16S ribozomal RNA gen dizileme yöntemi, mikroorganizmaları belirli bir düzeye kadar sınıflandırabiliyor. Ancak ağız ve bağırsakta saptanan benzer dizilerin aynı bakteri suşuna ait olduğunu kesin olarak göstermek için daha ayrıntılı metagenomik analiz gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle geliştirilen indeks, bakterilerin ağızdan bağırsağa doğrudan göç ettiğini kanıtlamıyor. Araştırma, mikrobiyal benzerlik ile kanser arasındaki ilişkiyi ortaya koyuyor; neden-sonuç bağlantısı kurmuyor.</p>

<p>Katılımcıların önemli bölümünde kanser tanısı araştırma öncesinde konmuştu. Kolorektal kanser grubunda ileri evre vakaların bulunması da yöntemin henüz belirti vermeyen erken hastalığı veya kanser öncesi oluşumları toplum taramasında ne ölçüde yakalayabileceği sorusunu açık bırakıyor.</p>

<p>Kolonoskopinin alternatifi değil</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ağız çalkalama örneği kolay alınması, dışkı toplamayı gerektirmemesi ve tekrar edilebilir olması nedeniyle gelecekte taramaya katılımı kolaylaştırabilir. Yöntem doğrulanırsa, ileri incelemeye öncelikle yönlendirilmesi gereken kişilerin belirlenmesinde mevcut testleri tamamlayan bir araç olarak değerlendirilebilir.</p>

<p>Ancak ortada klinik kullanıma sunulmuş veya düzenleyici kurumlarca onaylanmış bir tükürük testi bulunmuyor. Çalışma sonuçları, ağız mikrobiyomu analizinin kolonoskopi, üst gastrointestinal endoskopi ya da mevcut dışkı testlerinin yerine kullanılmasını desteklemiyor.</p>

<p>Araştırma ekibi, modeli henüz kanser tanısı almamış gerçek tarama gruplarında ileriye dönük olarak sınamayı ve daha yüksek çözünürlüklü metagenomik dizileme kullanmayı planlıyor. Klinik uygulama kararı için yöntemin erken evre hastalıktaki başarısının, yanlış pozitif oranının ve farklı toplumlarda tekrarlanabilirliğinin belirlenmesi gerekecek.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• Cell Host &amp; Microbe – Ağızdan bağırsağa mikrobiyal aktarım örüntüleriyle gastrointestinal kanserlerin girişimsel olmayan tanısına ilişkin araştırma, 20 Ağustos 2026</p>

<p>• Kore Ulusal Araştırma Vakfı – Mide ve kolorektal kanserlerin ağız çalkalama örneğiyle saptanmasına ilişkin araştırma açıklaması, 21 Ağustos 2026</p>

<p>• Yonsei Üniversitesi – Ağız ve bağırsak mikrobiyomu örüntülerine dayalı kanser sınıflandırma çalışması</p>

<p>• İspanya Bilim Medya Merkezi – Bağımsız uzmanların araştırmanın klinik değeri ve sınırlılıklarına ilişkin değerlendirmeleri, 20 Ağustos 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/basit-bir-agiz-calkalama-testi-mide-ve-bagirsak-kanserlerinin-izini-surebilir</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 22:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9116.jpeg" type="image/jpeg" length="23961"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzun Yaşamın İzleri Sofrada: 100 Yaşını Aşanlar Ne Yiyor?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/uzun-yasamin-izleri-sofrada-100-yasini-asanlar-ne-yiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/uzun-yasamin-izleri-sofrada-100-yasini-asanlar-ne-yiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zeytinyağı, sardalya, kakao, avokado ve yeşil yapraklı sebzeler sağlıklı yaşlanma listelerinde öne çıkıyor. Ancak uzmanlara göre uzun yaşamı tek bir besin değil, sürdürülebilir yaşam düzeni belirliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>UZUN YAŞAM SOFRASINDA ÖNE ÇIKAN 10 BESİN: BİLİM NE SÖYLÜYOR?</p>

<p>Bir insanın 90 ya da 100 yaşına kadar yaşaması kadar, bu yıllara hangi sağlık koşullarında ulaştığı da önemli. Bugün longevity olarak adlandırılan sağlıklı ve uzun yaşam yaklaşımı, yalnızca yaşam süresinin uzatılmasını değil; zihinsel açıklığın, hareket kabiliyetinin, bağımsızlığın ve yaşam kalitesinin mümkün olduğunca korunmasını hedefliyor.</p>

<p>Bu nedenle bilim insanları artık yalnızca “Nasıl daha uzun yaşarız?” sorusuyla ilgilenmiyor. Asıl araştırılan konu, kronik hastalıklarla geçirilen yılların nasıl azaltılabileceği ve sağlıklı yaşam süresinin nasıl uzatılabileceği.</p>

<p>Uzun ömürlü insanların yaşadığı bölgeler incelendiğinde sofralarda bazı ortak özellikler görülüyor: Sebzeler, baklagiller, tam tahıllar, zeytinyağı, kuruyemişler, balık ve ölçülü porsiyonlar öne çıkıyor. Buna karşılık işlenmiş etler, şekerli içecekler, rafine tahıllar ve aşırı işlenmiş ürünler daha sınırlı tüketiliyor.</p>

<p>Ancak bu tabloyu “Şu besini yiyen 100 yıl yaşar” biçiminde yorumlamak doğru değil. Genetik yapı, sağlık hizmetlerine erişim, gelir düzeyi, çevre, hareketlilik, uyku, tütün ve alkol kullanımı, sosyal ilişkiler ve ruhsal dayanıklılık da yaşam süresini etkiliyor.</p>

<p>“SÜPER BESİN” KAVRAMINA TEMKİNLİ YAKLAŞMAK GEREKİYOR</p>

<p>Süper besin, bilimsel bir hastalık tanısı ya da resmî beslenme sınıflandırması değil. Genellikle vitamin, mineral, lif, sağlıklı yağ veya bitkisel biyoaktif bileşikler bakımından yoğun besinleri tanımlamak için kullanılan popüler bir ifade.</p>

<p>Bir besinin antioksidan içermesi, tek başına hastalıkları önleyeceği ya da insan ömrünü uzatacağı anlamına gelmiyor. Hücre veya hayvan deneylerinde alınan olumlu sonuçların tamamı insanlarda aynı etkiyi göstermeyebilir. Ayrıca bir besinin içerdiği yararlı bileşik ile günlük hayatta tüketilen miktarın oluşturduğu klinik etki birbirinden farklıdır.</p>

<p>Uzun yaşam araştırmalarından çıkan daha güvenilir mesaj, tek tek besinlerden çok beslenme düzenine işaret ediyor. Akdeniz, DASH ve MIND gibi modeller; sebze, meyve, baklagil, tam tahıl, kuruyemiş, zeytinyağı ve balık ağırlıklı yapılarıyla sağlıklı yaşlanma araştırmalarında öne çıkıyor.</p>

<p>ZEYTİNYAĞI: AKDENİZ SOFRASININ TEMEL YAĞI</p>

<p>Natürel sızma zeytinyağı, tekli doymamış yağ asitleri ve polifenol adı verilen bitkisel bileşikler içeriyor. Bu bileşikler, hücrelerdeki oksidatif hasar ve düşük düzeyli kronik iltihaplanmayla ilişkili biyolojik süreçleri etkileyebilir.</p>

<p>Zeytinyağının yararı, mevcut beslenmeye sınırsız miktarda eklenmesinden çok tereyağı, kuyruk yağı ve trans yağ içeren ürünlerin yerine kullanılmasıyla belirginleşiyor. Kalorisi yüksek olduğu için miktar yine önem taşıyor.</p>

<p>Zeytinyağı tüketimi, Akdeniz tipi beslenmenin yalnızca bir parçası. Bol sebze, baklagil, tam tahıl, balık ve düzenli hareket olmadan tek başına aynı sonucu oluşturması beklenmemeli.</p>

<p>SARDALYA: KÜÇÜK BALIĞIN BESİN DEĞERİ BÜYÜK</p>

<p>Sardalya; protein, omega-3 yağ asitleri, B12 vitamini, D vitamini, selenyum ve yenebilen kılçıkları sayesinde kalsiyum sağlayabiliyor. Omega-3 yağ asitleri, özellikle kalp ve damar sağlığı açısından araştırılan besin bileşenleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Küçük balıklar, bazı büyük ve uzun yaşayan balık türlerine göre daha düşük cıva biriktirme eğiliminde. Yine de balığın hazırlanma biçimi önemli. Kızartma yerine fırınlama, ızgara veya buğulama tercih edilebilir. Konserve ürünlerde ise tuz miktarı kontrol edilmeli.</p>

<p>Balık tüketemeyen kişilerin omega-3 takviyesine kendi başına başlaması doğru değil. Kan sulandırıcı kullananlar, ritim bozukluğu bulunanlar ve ameliyat hazırlığındaki hastalar takviye konusunda hekim görüşü almalı.</p>

<p>KAKAO: ŞEKERLE BİRLEŞTİĞİNDE TABLO DEĞİŞİYOR</p>

<p>Kakao flavanol adı verilen bitkisel bileşikler içeriyor. Bu maddelerin damarların işlevi ve kan basıncı üzerindeki etkileri araştırılıyor. Ancak kakao ile şeker, krema ve doymuş yağ bakımından zengin çikolataları aynı kefeye koymamak gerekiyor.</p>

<p>Kakao oranı yüksek bitter çikolata bile enerji bakımından yoğun olabilir. Bu nedenle “Kalbe iyi geliyor” düşüncesiyle sınırsız tüketilmesi kilo kontrolünü zorlaştırabilir.</p>

<p>Kakao tüketilecekse şeker miktarı düşük ürünlerin küçük porsiyonlarda tercih edilmesi daha makul. Reflüsü, migreni, süt alerjisi veya kafeine duyarlılığı bulunan kişilerde ise yakınmalar artabilir.</p>

<p>YEŞİL YAPRAKLI SEBZELER: ÇEŞİTLİLİK TEK BİR ÜRÜNDEN DAHA DEĞERLİ</p>

<p>Karahindiba yaprakları, pazı, ıspanak, roka, tere, karalahana ve diğer koyu yeşil sebzeler; folat, K vitamini, karotenoidler, lif ve çeşitli polifenoller sağlayabilir.</p>

<p>Bu sebzelerden yararlanmak için pahalı veya egzotik ürünlere yönelmek gerekmiyor. Türkiye’de yetişen mevsimlik yeşillikler, sürdürülebilir ve erişilebilir seçenekler sunuyor.</p>

<p>Kan sulandırıcı ilaç kullananların K vitamini içeren sebzeleri tamamen bırakması genellikle gerekmez. Asıl amaç tüketim miktarını mümkün olduğunca düzenli tutmak ve tedaviyi izleyen hekime beslenme alışkanlıkları hakkında bilgi vermektir.</p>

<p>REZENE: SOFRAYA ÇEŞİTLİLİK KATAR, TEDAVİNİN YERİNİ TUTMAZ</p>

<p>Rezene lif, potasyum ve çeşitli aromatik bitki bileşikleri içeriyor. Sebze olarak yemeklere ve salatalara eklenebildiği gibi baharat biçiminde de kullanılabiliyor.</p>

<p>Sindirim yakınmalarını hafifletmek amacıyla geleneksel olarak tüketilse de rezene çayının veya yoğunlaştırılmış ürünlerin her hastalığı tedavi ettiği düşünülmemeli. Bitki çayı ile standart bir öğünde kullanılan sebzenin etkisi ve alınan bileşik miktarı aynı değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hamileler, emzirenler, hormon duyarlı hastalığı bulunanlar veya düzenli ilaç kullananlar yoğun rezene ürünleri ve bitkisel takviyeler konusunda sağlık profesyoneline danışmalı.</p>

<p>SARIMSAK: YARARLI OLABİLİR AMA “DOĞAL ANTİBİYOTİK” DEĞİLDİR</p>

<p>Sarımsakta bulunan kükürtlü bileşikler, damar sağlığı ve kan basıncı üzerindeki olası etkileri nedeniyle araştırılıyor. Yemeklerde düzenli ve ölçülü kullanılması, bitki ağırlıklı bir beslenme düzenine lezzet katabilir.</p>

<p>Buna karşılık sarımsağı tıbbi antibiyotiğin yerine koymak ciddi bir hata olur. Bakteriyel enfeksiyonların tanı ve tedavisi hekim değerlendirmesi gerektirir.</p>

<p>Çok miktarda çiğ sarımsak mide yanması, şişkinlik ve bağırsak yakınmalarına yol açabilir. Kanama riskini etkileyebileceği için kan sulandırıcı kullananların ve ameliyata hazırlananların sarımsak takviyesi konusunda dikkatli olması gerekir.</p>

<p>DENİZ YOSUNU: İYOT YARARLI DA OLABİLİR, FAZLASI SORUN DA ÇIKARABİLİR</p>

<p>Deniz yosunları iyot, lif ve karasal bitkilerde daha az bulunan bazı bileşikler sağlayabilir. Ancak iyot miktarı yosunun türüne ve üretildiği bölgeye göre büyük ölçüde değişebilir.</p>

<p>Aşırı iyot alımı bazı kişilerde tiroid bezinin çalışmasını bozabilir. Deniz ürünleri ayrıca yetiştikleri suya bağlı olarak ağır metal veya başka kirleticiler içerebilir.</p>

<p>Bu nedenle deniz yosunu kapsüllerini veya yoğunlaştırılmış tozları denetimsiz biçimde kullanmak yerine güvenilir ürünleri küçük miktarlarda tüketmek daha güvenli. Tiroid hastaları ise iyot içeren takviyeleri hekim önerisi olmadan kullanmamalı.</p>

<p>ZENCEFİL: BULANTI İÇİN KANITI, UZUN YAŞAM İDDİASINDAN DAHA GÜÇLÜ</p>

<p>Zencefilde gingerol ve shogaol gibi biyoaktif bileşikler bulunuyor. Zencefilin özellikle bazı bulantı türlerinde yararlı olabileceğini gösteren insan çalışmaları var. Laboratuvar araştırmalarında iltihaplanma ve oksidatif stresle bağlantılı mekanizmalar üzerinde de etkiler gözleniyor.</p>

<p>Bununla birlikte zencefilin kanseri önlediği veya insan ömrünü uzattığı kesinleşmiş değil. Bu tür güçlü iddialar, hücre ve hayvan deneylerinin insanlara doğrudan aktarılmasından kaynaklanabiliyor.</p>

<p>Yemeklerde kullanılan miktarlar çoğu kişi için sorun oluşturmasa da yoğun takviyeler ilaçlarla etkileşebilir. Kan sulandırıcı kullananlar, safra taşı bulunanlar ve ameliyat hazırlığındaki kişiler dikkatli olmalı.</p>

<p>AVOKADO: SAĞLIKLI YAĞ İÇERİR, PORSİYON YİNE ÖNEMLİDİR</p>

<p>Avokado; tekli doymamış yağ, lif, potasyum, folat, E vitamini ve çeşitli karotenoidler içeriyor. Doymuş yağ içeren bazı gıdaların yerine tüketildiğinde daha sağlıklı bir yağ seçeneği olabilir.</p>

<p>Ancak avokado yüksek enerji içerir. Beslenmeye eklenen her avokado toplam enerji alımını yükseltebilir. Bu nedenle ekmek üzerine avokado sürüp yanında aynı miktarda peynir, tereyağı ve işlenmiş et tüketmeye devam etmek beklenen faydayı azaltır.</p>

<p>Avokado zorunlu bir longevity besini de değil. Benzer besin öğeleri zeytinyağı, ceviz, fındık, badem, sebze ve baklagillerden de alınabilir.</p>

<p>HİNDİSTAN CEVİZİ YAĞI: POPÜLERLİĞİ KANITININ ÖNÜNE GEÇMEMELİ</p>

<p>Hindistan cevizi yağı orta zincirli yağ asitleri içermesi nedeniyle uzun süre “beyin yakıtı” ve “yağ yaktıran besin” gibi ifadelerle tanıtıldı. Oysa ticari hindistan cevizi yağı, saf orta zincirli yağ ürünleriyle aynı bileşime sahip değil ve yüksek oranda doymuş yağ içeriyor.</p>

<p>Doymuş yağın fazla tüketilmesi bazı kişilerde kötü kolesterol olarak bilinen LDL düzeyini yükseltebilir. Hindistan cevizi yağının kalp hastalıklarını önlediği, demansı tedavi ettiği veya yaşam süresini uzattığı yönünde yeterli klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Lezzet amacıyla zaman zaman kullanılabilir; fakat temel yemeklik yağ olarak zeytinyağının önüne geçirilmesi bilimsel kanıtlarla desteklenmiyor.</p>

<p>SPİRULİNA: BESİN TAKVİYESİDİR, UZUN YAŞAM GARANTİSİ DEĞİLDİR</p>

<p>Spirulina; protein, pigmentler ve bazı mikro besinleri içeren bir mikroorganizma ürünüdür. Küçük araştırmalarda kan yağları ve bazı metabolik göstergeler üzerinde olumlu sonuçlar bildirilmiş olsa da çalışmaların kapsamı uzun yaşam iddiasını doğrulamaya yetmiyor.</p>

<p>Ürünün güvenilirliği üretim koşullarına bağlı. Kontrolsüz ürünlerde mikrosistin olarak bilinen toksinler, bakteriler veya ağır metal kirlenmesi görülebilir.</p>

<p>Bağışıklık sistemini etkileyen hastalığı bulunanlar, fenilketonüri hastaları, hamileler, emzirenler ve düzenli ilaç kullananlar spirulinayı gelişigüzel kullanmamalı.</p>

<p>PROF. DR. KAAN YILANCIOĞLU’NUN LONGEVITY YAKLAŞIMI: MESELE TEK BESİN DEĞİL, BİYOLOJİK BÜTÜNLÜK</p>

<p>Türkiye’de psikogenetik, biyoteknoloji ve longevity alanındaki çalışmalarıyla tanınan Üsküdar Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu’nun kamuya açık konuşma ve eğitimlerinde öne çıkardığı çerçeve, sağlıklı yaşlanmayı tek bir gıda ya da takviye üzerinden açıklamıyor.</p>

<p>Bu yaklaşıma göre kronolojik yaş, doğumdan itibaren geçen süreyi gösterirken biyolojik yaş vücudun hücresel ve işlevsel durumunu ifade ediyor. Aynı yaşta iki kişinin kas gücü, metabolik sağlığı, damar yapısı, zihinsel performansı ve hastalık riski birbirinden farklı olabiliyor. Bu farkta genetik mirasın yanı sıra beslenme, hareket, uyku, stres, çevresel maruziyetler ve sosyal yaşam etkili oluyor.</p>

<p>Yılancıoğlu’nun longevity değerlendirmelerinde öne çıkan temel kavramlardan biri epigenetik. Epigenetik, genlerin dizisini değiştirmeden hangi genlerin ne ölçüde çalışacağını etkileyen biyolojik düzenlemeleri anlatıyor. Beslenme ve yaşam tarzı, bu düzenlemelerle bağlantılı olabilir. Ancak bu bilgi, belirli bir besinin “genleri açıp kapatarak gençleştirdiği” şeklinde basitleştirilmemeli.</p>

<p>Besinlerin içerdiği yağ asitleri, vitaminler, mineraller, lif ve bitkisel biyoaktif maddeler hücresel süreçleri etkileyebilir. Buna rağmen bu etkiler kişinin genetik özelliklerinden bağırsak mikrobiyotasına, mevcut hastalıklarından kullandığı ilaçlara kadar birçok değişkene bağlıdır. Bu nedenle herkese aynı takviye listesini vermek, kişiselleştirilmiş sağlık yaklaşımıyla bağdaşmaz.</p>

<p>Yılancıoğlu’nun çizdiği bütüncül çerçevede sağlıklı yaşlanma; metabolik dengenin korunması, kas kaybının önlenmesi, kaliteli uyku, düzenli hareket, stres yönetimi ve zihinsel dayanıklılıkla birlikte ele alınıyor. Sofradaki seçimler bu yapının güçlü bir parçası olsa da tek belirleyicisi değil.</p>

<p>Bu bakış, “Hangi süper besini almalıyım?” sorusunu da değiştiriyor. Daha doğru soru; “Her gün sürdürebileceğim, kan şekeri ve kan yağlarımı destekleyen, kasımı koruyan, yeterli protein ve lif sağlayan bir beslenme düzenini nasıl kurabilirim?” oluyor.</p>

<p>Kişiselleştirilmiş beslenme yaklaşımı da yalnızca genetik test yaptırmak anlamına gelmiyor. Yaş, cinsiyet, vücut bileşimi, böbrek ve karaciğer işlevleri, kan şekeri, kan yağları, tansiyon, uyku kalitesi, fiziksel aktivite ve ilaç kullanımı birlikte değerlendirilmeli. Genetik veya epigenetik test sonuçları varsa bunlar, klinik değerlendirmeyi tamamlayan araçlar olarak görülmeli; tek başına hastalık tanısı ya da kesin gelecek tahmini gibi sunulmamalı.</p>

<p>Uzun yaşam alanındaki bilgi kirliliğine karşı en sağlam koruma, güçlü iddialardan önce kanıt düzeyini sormaktır. Bir ürün yalnızca hücre deneyinde mi incelendi? Hayvan araştırması var mı? İnsanlarda kontrollü çalışma yapıldı mı? Etki birkaç haftalık kan değerine mi dayanıyor, yoksa hastalık ve ölüm sonuçları yıllarca izlendi mi? Bu sorular, etkileyici pazarlama cümleleri ile klinik kanıt arasındaki farkı ortaya koyar.</p>

<p>SAĞLIKLI YAŞLANMAYLA EN GÜÇLÜ BİÇİMDE İLİŞKİLENDİRİLEN TABAK</p>

<p>Sağlıklı yaşlanmaya uygun bir öğünde tabağın yaklaşık yarısı sebze ve salatadan oluşabilir. Kalan bölümde tam tahıl veya baklagil ile balık, yoğurt, yumurta ya da kişinin gereksinimine uygun başka bir protein kaynağı bulunabilir.</p>

<p>Zeytinyağı temel yağ olarak ölçülü kullanılabilir. Haftanın farklı günlerinde mercimek, nohut, kuru fasulye, barbunya, balık, yumurta ve yoğurt gibi seçeneklerle çeşitlilik sağlanabilir. Ara öğün gerekiyorsa şekerli paketli ürünler yerine bir porsiyon meyve veya küçük bir avuç tuzsuz kuruyemiş tercih edilebilir.</p>

<p>Bu modelde pahalı tozlara, egzotik meyvelere veya onlarca takviyeye zorunlu olarak ihtiyaç yok. Türkiye’nin geleneksel mutfağındaki mercimek çorbası, zeytinyağlı sebzeler, kuru baklagiller, yoğurt, balık, ceviz, fındık, tam tahıllar ve mevsim meyveleri güçlü bir temel oluşturabilir.</p>

<p>BESLENME KADAR KASIN KORUNMASI DA GEREKİYOR</p>

<p>İleri yaşlarda yalnızca kilo değil, kas kütlesi de izlenmeli. Sarkopeni olarak adlandırılan yaşa bağlı kas kaybı; düşme, kırık, bağımlılık ve hastaneye yatış riskini artırabilir.</p>

<p>Yeterli protein almak önemli olmakla birlikte ihtiyaç kişiden kişiye değişir. Böbrek hastalığı bulunanlarda yüksek proteinli diyetler uygun olmayabilir. Sağlıklı yetişkinlerde ise proteinin gün içine dağıtılması ve direnç egzersizleriyle desteklenmesi kas sağlığı açısından değerlidir.</p>

<p>Yürüyüş kalp ve damar sağlığına katkı sağlar; ancak kası korumak için kişinin sağlık durumuna uygun kuvvet egzersizleri de programa eklenebilir. İleri yaştaki veya kronik hastalığı bulunan kişiler egzersiz planını sağlık profesyoneliyle oluşturmalı.</p>

<p>UZUN YAŞAM İÇİN EN GERÇEKÇİ YOL</p>

<p>Hiçbir besin kişinin 100 yaşına ulaşacağını garanti edemez. Buna karşılık bazı alışkanlıkların kronik hastalık riskini azalttığını gösteren kanıtlar güçlüdür:</p>

<p>Sebze, meyve, baklagil, tam tahıl ve kuruyemiş çeşitliliğini artırmak.</p>

<p>Zeytinyağı gibi doymamış yağları tercih etmek.</p>

<p>Balığı uygun sıklıkta tüketmek.</p>

<p>İşlenmiş etleri, şekerli içecekleri ve aşırı işlenmiş ürünleri azaltmak.</p>

<p>Tütün ürünlerinden uzak durmak.</p>

<p>Düzenli yürüyüş ve kas güçlendirici egzersiz yapmak.</p>

<p>Yeterli ve düzenli uyumak.</p>

<p>Tansiyon, kan şekeri ve kan yağlarını takip ettirmek.</p>

<p>Sosyal ilişkileri ve yaşam amacını korumak.</p>

<p>Gereksiz vitamin, bitkisel ürün ve takviye kullanımından kaçınmak.</p>

<p>Uzun yaşam sofrasında zeytinyağı, balık, yeşil sebzeler, sarımsak, zencefil, kakao ve avokado bulunabilir. Fakat asıl farkı, bu besinlerin tek tek oluşturduğu ün değil; yıllar boyunca sürdürülen dengeli beslenme düzeni yaratır.</p>

<p>Kişinin sağlık durumuna uygun olmayan hiçbir “süper besin” gerçekten süper değildir. Böbrek, karaciğer, tiroid, diyabet, kanama bozukluğu veya sindirim sistemi hastalığı bulunanların büyük beslenme değişikliklerini ve takviye kullanımını hekim veya diyetisyenle değerlendirmesi gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Dünya Sağlık Örgütü, Sağlıklı Beslenme Bilgi Notu, 2026.<br />
2. Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Yaşlanma Enstitüsü, Sağlıklı Yaşlanma ve Beslenme Değerlendirmeleri.<br />
3. Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu, Orta Yaşta Beslenme ve Sağlıklı Yaşlanma Araştırması, 2025.<br />
4. Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu, Sağlıklı Uzun Yaşam ve Beslenme Modelleri.<br />
5. Tessier A.J. ve çalışma arkadaşları, Orta Yaşta Beslenme Örüntüleri ve Sağlıklı Yaşlanma, Nature Medicine, 2025. DOI: 10.1038/s41591-025-03570-5<br />
6. Guasch-Ferré M. ve çalışma arkadaşları, Zeytinyağı Tüketimi ve Toplam Ölümlülük, Journal of the American College of Cardiology, 2022. DOI: 10.1016/j.jacc.2021.10.041<br />
7. Tessier A.J. ve çalışma arkadaşları, Zeytinyağı Tüketimi ve Demansa Bağlı Ölüm Riski, JAMA Network Open, 2024. DOI: 10.1001/jamanetworkopen.2024.10021<br />
8. Morze J. ve çalışma arkadaşları, Akdeniz Diyeti ve Sağlık Sonuçları Üzerine Sistematik Derleme, European Journal of Nutrition, 2021. DOI: 10.1007/s00394-020-02319-3<br />
9. Meccariello R. ve çalışma arkadaşları, Polifenol İçeren Besinler ve Sağlıklı Yaşlanma, International Journal of Molecular Sciences, 2021. DOI: 10.3390/ijms22084098<br />
10. Julie Daniluk, Uzun Yaşayan Toplumların Tercih Ettiği Besinler, Vitality Magazine, 2025 güncellemesi.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🧬 Longevity</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/uzun-yasamin-izleri-sofrada-100-yasini-asanlar-ne-yiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 22:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9114.jpeg" type="image/jpeg" length="51609"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beşiktaş-Lukebakio transferinde Portekiz’den ters köşe]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktas-lukebakio-transferinde-portekizden-ters-kose</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/besiktas-lukebakio-transferinde-portekizden-ters-kose" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın Dodi Lukebakio için Benfica’ya 20 milyon euroluk teklif yaptığı iddialarına Portekiz’den farklı bir bilgi geldi. Record, siyah-beyazlıların şu aşamada somut teklifinin bulunmadığını bildirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın kanat transferi için gündemine geldiği belirtilen Dodi Lukebakio konusunda Portekiz’den dikkat çekici bir haber geldi.</p>

<p>Türkiye ve Fransa kaynaklı haberlerde siyah-beyazlıların 28 yaşındaki futbolcu için Benfica ile temas halinde olduğu ve yaklaşık 20 milyon euroluk bir transfer paketi üzerinde görüşüldüğü ileri sürülmüştü.</p>

<p>Ancak Benfica cephesine yakınlığıyla bilinen Portekiz spor gazetesi Record’un 26 Ağustos’ta yayımladığı bilgi, dosyada farklı bir tablo ortaya koydu.</p>

<p>Record: Beşiktaş’tan 20 milyon euroluk teklif yok</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Record’un kendi kaynaklarından edindiğini belirttiği bilgilere göre, Beşiktaş’ın Lukebakio için Benfica’ya 20 milyon euroluk teklif yaptığı iddiası doğru değil.</p>

<p>Haberde siyah-beyazlıların şu aşamada Benfica’ya sunduğu somut bir teklif bulunmadığı aktarıldı.</p>

<p>Bu bilgi, transferin tamamen gündemden çıktığı anlamına gelmiyor. Ancak Türkiye’de oluşan “20 milyon euroluk teklif yapıldı ve kulüpler pazarlık halinde” görüntüsünü önemli ölçüde değiştiriyor.</p>

<p>Benfica satışa kapıyı kapatmıyor</p>

<p>Portekiz’den gelen haberin bir diğer önemli ayrıntısı ise Benfica’nın Lukebakio konusundaki yaklaşımı.</p>

<p>Lizbon temsilcisinin Belçikalı futbolcunun ayrılığına tamamen kapalı olmadığı ancak olası transferde kesin satış modelini tercih ettiği belirtiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla Beşiktaş’ın oyuncuya yönelik ilgisinin somut bir transfere dönüşmesi halinde Benfica ile bonservis bedeli üzerinden anlaşma sağlanması gerekecek.</p>

<p>Lukebakio kimdir?</p>

<p>28 yaşındaki Belçikalı kanat oyuncusu Dodi Lukebakio, kariyerinde Anderlecht, Toulouse, Watford, Fortuna Düsseldorf, Hertha Berlin, Wolfsburg ve Sevilla gibi Avrupa futbolunun önemli kulüplerinde forma giydi.</p>

<p>Hem sağ hem sol kanatta görev yapabilen Lukebakio, hücum hattında farklı pozisyonlarda kullanılabilmesi, sürati ve bire bir oyunlardaki etkinliğiyle öne çıkıyor.</p>

<p>Belçikalı futbolcunun mevcut kulübü Benfica ile sözleşmesi devam ediyor.</p>

<p>Beşiktaş cephesinde temkinli bekleyiş</p>

<p>Transfer döneminde özellikle hücum hattını güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdüren Beşiktaş’ın farklı kanat oyuncularıyla temas halinde olduğu biliniyor.</p>

<p>Lukebakio dosyasında ise mevcut bilgiler ışığında “20 milyon euroluk teklif yapıldı” veya “kulüpler anlaşmaya yaklaştı” şeklinde kesin bir ifade kullanmak için yeterli doğrulama bulunmuyor.</p>

<p>Portekiz’den gelen son bilgiye göre dosyada izlenmesi gereken kritik gelişme, Beşiktaş’ın Benfica’ya resmî ve somut bir teklif sunup sunmayacağı olacak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Record</li>
 <li>L’Équipe</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktas-lukebakio-transferinde-portekizden-ters-kose</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 22:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9113.jpeg" type="image/jpeg" length="99965"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Metastatik Pankreas Kanserinde Sağkalımı Uzatan Tablete FDA Onayı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/metastatik-pankreas-kanserinde-sagkalimi-uzatan-tablete-fda-onayi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/metastatik-pankreas-kanserinde-sagkalimi-uzatan-tablete-fda-onayi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Gıda ve İlaç Dairesi, 26 Ağustos 2026’da daraxonrasib etken maddeli Rasonque adlı ilacı metastatik pankreas adenokarsinomunun tedavisi için onayladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karar, en az bir sistemik tedavi almış veya çoklu ilaç tedavisine uygun bulunmayan yetişkin hastaları kapsıyor.</p>

<p>Revolution Medicines tarafından geliştirilen daraxonrasib, günde bir kez ağızdan alınan bir tablet olarak kullanılıyor. İlaç, pankreas tümörlerinin büyük bölümünde hücre çoğalmasını yönlendiren RAS proteininin birden fazla biçimini aktif durumdayken baskılamayı amaçlıyor.</p>

<p>Onay yalnızca ABD’de ve belirlenen ileri evre hasta grubu için geçerli. İlacın Türkiye’de ruhsatlandırıldığına ilişkin bir karar açıklanmış değil.</p>

<p>500 hasta iki tedavi grubuna ayrıldı</p>

<p>Kararın temelini, sonuçları New England Journal of Medicine’da yayımlanan RASolute 302 adlı Faz 3 araştırması oluşturdu. Uluslararası, çok merkezli ve açık etiketli çalışmaya daha önce tedavi görmüş metastatik pankreas adenokarsinomu bulunan 500 yetişkin katıldı.</p>

<p>Hastaların 248’i günde bir kez daraxonrasib, 252’si ise araştırmacıların belirlediği standart kemoterapilerden birini aldı. Katılımcıların yüzde 91,8’inin tümöründe RAS G12 adı verilen mutasyon grubunun bulunduğu belirlendi.</p>

<p>Araştırmanın açık etiketli olması, hastaların ve hekimlerin hangi tedavinin uygulandığını bildiği anlamına geliyor. Bununla birlikte ölüm ve hastalığın ilerlemesi gibi nesnel sonuçların iki grup arasında karşılaştırılması, ilacın etkisine ilişkin daha güçlü kanıt sağladı.</p>

<p>Ortanca sağkalım 13,2 aya çıktı</p>

<p>Tüm katılımcılar birlikte değerlendirildiğinde daraxonrasib verilen hastalarda ortanca genel sağkalım 13,2 ay, kemoterapi grubunda ise 6,7 ay olarak hesaplandı. Genel sağkalım, tedavinin başlamasından itibaren hastaların yarısının hayatta olduğu süreyi ifade ediyor.</p>

<p>Daraxonrasib grubunda çalışma süresi boyunca ölüm riski kemoterapiye kıyasla yüzde 60 daha düşük bulundu. Bu oran her hastanın 13,2 ay yaşayacağı anlamına gelmiyor; iki grubun takip boyunca karşılaştığı ölüm riskleri arasındaki farkı gösteriyor.</p>

<p>Hastalığın ilerlemeden kontrol altında tutulduğu ortanca süre de daraxonrasib ile 7,2 aya ulaştı. Kemoterapi grubunda bu süre 3,6 ayda kaldı. Sonuçlar hem RAS G12 mutasyonu taşıyan ana hasta grubunda hem de araştırmaya katılan bütün hastalar değerlendirildiğinde daraxonrasib lehineydi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yan etkiler yakından izlenmeli</p>

<p>Daraxonrasib tedavisinde en sık bildirilen yan etkiler arasında deri döküntüsü, ishal, ağız içi iltihabı ve yaralar, bulantı, yorgunluk, kusma, karın ağrısı, ödem, iştah azalması ve kanama yer aldı.</p>

<p>Tedaviyle ilişkili ciddi veya daha ağır yan etkiler daraxonrasib grubundaki hastaların yüzde 43,6’sında, kemoterapi grubundakilerin yüzde 57,5’inde görüldü. Yan etkiler nedeniyle doz azaltılması daraxonrasib alanların yüzde 36,1’inde gerekti.</p>

<p>Daraxonrasib grubunda hastaların yüzde 1,2’si, kemoterapi grubunda ise yüzde 11,2’si yan etkiler nedeniyle tedaviyi tamamen bıraktı. Bulgular ilacın yan etkisiz olmadığını, özellikle deri ve ağız içi sorunları bakımından düzenli takip gerektirdiğini gösteriyor.</p>

<p>Onay tüm pankreas kanserlerini kapsamıyor</p>

<p>Daraxonrasib erken evredeki pankreas kanseri için veya hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavi olarak onaylanmadı. Karar, kanseri başka organlara yayılmış ve daha önce tedavi görmüş ya da yoğun çoklu ilaç tedavisine uygun olmayan yetişkinlerle sınırlı.</p>

<p>Araştırmada daraxonrasib doğrudan kemoterapiyle karşılaştırılmış olsa da çalışma açık etiketliydi ve ortanca takip süresi ilk değerlendirmede yaklaşık 8,5 aydı. Daha uzun takip, etkinin kalıcılığı ve geç dönemde ortaya çıkabilecek güvenlilik sorunları hakkında ek bilgi sağlayacak.</p>

<p>İlacın daha önce tedavi almamış hastalardaki yeri, kemoterapiyle birlikte kullanımı ve başka RAS bağlantılı kanserlerdeki etkisi ayrı klinik araştırmalarda inceleniyor. Tedavinin uygunluğu; hastanın genel durumu, önceki tedavileri ve hastalığın özellikleri değerlendirilerek onkoloji uzmanı tarafından belirlenmeli.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• ABD Gıda ve İlaç Dairesi – Metastatik pankreas kanserinde Rasonque onay açıklaması, 26 Ağustos 2026<br />
• New England Journal of Medicine – Daha Önce Tedavi Edilmiş Metastatik Pankreas Kanserinde Daraxonrasib veya Kemoterapi araştırması<br />
• RASolute 302 Araştırma Grubu – Faz 3 klinik araştırma sonuçları<br />
• Amerikan Klinik Onkoloji Derneği – RASolute 302 araştırma değerlendirmesi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>💊 İlaç</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/metastatik-pankreas-kanserinde-sagkalimi-uzatan-tablete-fda-onayi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 21:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9110.jpeg" type="image/jpeg" length="94230"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deprem Sonrası Sallanma Hissi Kaygı ve Stresle İlişkili Bulundu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/deprem-sonrasi-sallanma-hissi-kaygi-ve-stresle-iliskili-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/deprem-sonrasi-sallanma-hissi-kaygi-ve-stresle-iliskili-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medipol Üniversitesi araştırmacılarının 23 Nisan 2025 İstanbul depremini yaşayan 157 yetişkin üzerinde yürüttüğü ve Temmuz 2026’da Frontiers in Public Health’te yayımlanan çalışma, gerçekte yeni bir sarsıntı olmadığı halde sallanıyormuş gibi hissetmenin kaygı ve travmatik stres belirtileriyle ilişkil]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde 26 Ağustos 2026 sabahı meydana gelen 4,1 büyüklüğündeki deprem, sarsıntının fiziksel etkisinin yanı sıra deprem sonrasında devam edebilen kaygı ve bedensel algı değişikliklerini de yeniden gündeme getirdi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı kayıtlarına göre deprem saat 09.53’te meydana geldi ve yaklaşık 7 kilometre derinlikte kaydedildi.<br />
Deprem sonrası yaşanan “hâlâ sallanıyorum” hissini inceleyen yakın tarihli bir Türkiye araştırması da bu deneyimin yalnız fiziksel sarsıntının şiddetiyle açıklanamayabileceğine işaret ediyor.<br />
İstanbul Medipol Üniversitesi’nden araştırmacıların çalışmasında, 23 Nisan 2025’te Marmara Denizi’nde meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki İstanbul depremini yaşayan 18–65 yaş arasındaki 157 yetişkin değerlendirildi. Bulgular 1 Temmuz 2026’da Frontiers in Public Health’te yayımlandı.<br />
Araştırmanın odağında, gerçekte yeni bir deprem olmadığı halde kişinin kendisini veya bulunduğu ortamı sallanıyor gibi hissetmesi vardı. Araştırmacılar bu deneyimi “fantom deprem hissi” olarak tanımladı.<br />
Depremden sonraki dört hafta incelendi<br />
Katılımcılar depremden sonraki dört hafta içinde deprem kaygısı, travmatik stres belirtileri ve sallanma hissine ilişkin özbildirim ölçekleriyle değerlendirildi.<br />
Çalışma kesitsel olarak tasarlandı. Bu nedenle sonuçlar, kaygının doğrudan sallanma hissine yol açtığını veya sallanma hissinin kaygıya neden olduğunu göstermiyor. Araştırma, bu belirtilerin hangi koşullarda birlikte görüldüğünü ortaya koyuyor.<br />
Evde bulunanlarda kaygı daha yüksekti<br />
Araştırmada öne çıkan bulgulardan biri, deprem sırasında kişinin bulunduğu ortamla ilgiliydi.<br />
Sarsıntıyı evde yaşayan katılımcıların deprem kaygısı ve travmatik stres puanları, deprem sırasında iş yerinde bulunanlara kıyasla daha yüksek bulundu.<br />
Fantom sallanma hissinin sıklığı ve süresine ilişkin ayrıntılı analiz ise bu deneyimi bildiren ve geçerli verisi bulunan 57 kişilik alt grupta yapıldı.<br />
Bu alt analizde deprem sırasında evde bulunanların, sallanma hissinin 2–3 gün devam ettiğini ve gün içinde birkaç kez tekrarlandığını bildirme olasılığı iş yerinde bulunanlara göre daha yüksekti.<br />
Bu bulgu, evde olmanın tek başına sallanma hissine neden olduğunu göstermiyor. Kişinin yalnız olup olmaması, bulunduğu çevre, stres düzeyi ve bedensel duyumlara gösterdiği dikkat gibi başka etkenler de sonuçları etkileyebilir.<br />
Kaygı ve travmatik stres birlikte görüldü<br />
Çalışmada deprem kaygısı ile genel travmatik stres belirtileri arasında istatistiksel olarak anlamlı ancak sınırlı düzeyde bir ilişki bulundu.<br />
Daha belirgin bağlantılardan biri, depremle ilgili görüntü, düşünce veya anıların kişinin isteği dışında tekrar tekrar zihne gelmesini ifade eden “intrüzyon” belirtileriyle görüldü.<br />
Deprem kaygısı arttıkça bu tür istemsiz hatırlamaların da daha fazla bildirildiği saptandı.<br />
Bu ilişki, depremden sonra çevredeki küçük hareketlere daha fazla dikkat edilmesi veya yeni bir sarsıntı beklentisinin sürmesi gibi deneyimlerin anlaşılmasına katkı sağlayabilir. Ancak araştırma, bu belirtilerden birinin diğerine neden olduğunu kanıtlamıyor.<br />
Çok hafif hissedilen sarsıntıda da kaygı yüksek olabilir<br />
Araştırmada beklenmedik sonuçlardan biri, depremin algılanan şiddetiyle ilgiliydi.<br />
Sarsıntıyı “çok hafif” hissettiğini belirten grubun deprem kaygısı puanları, depremi “orta” düzeyde hissettiğini söyleyenlerden daha yüksek bulundu.<br />
Araştırmacılar, belirsiz ve güç ayırt edilen fiziksel duyumların bazı kişilerde “yeniden deprem mi oluyor?” düşüncesini artırabileceğini değerlendiriyor.<br />
Bu açıklama olası bir mekanizma niteliğinde. Çalışmada algısal belirsizliğin doğrudan kaygıya yol açıp açmadığı ölçülmedi.<br />
Sallanma hissi yalnızca psikolojik kabul edilmiyor<br />
Deprem sonrasında sarsıntı olmadığı halde hareket hissedilmesi yalnızca psikolojik bir sorun şeklinde değerlendirilmemeli.<br />
İnsan vücudu dengeyi sağlamak için iç kulaktaki denge sistemi, görme ve kas-eklemlerden gelen duyusal bilgileri sürekli birlikte değerlendiriyor. Deprem gibi olağan dışı ve tekrarlayan hareketler bu duyusal sistemlerin verdiği bilgilerin bir süre farklı algılanmasına katkıda bulunabiliyor.<br />
Araştırmacılar fantom deprem hissinin; denge sistemi, stres yanıtı, çevresel koşullar ve kişinin bedensel duyumlara gösterdiği dikkatin birlikte rol oynayabileceği karmaşık bir deneyim olabileceğini belirtiyor.<br />
Bu nedenle deprem sonrasında yaşanan “hâlâ sallanıyorum” hissini yalnızca kaygıya bağlamak mevcut bilimsel kanıtların sınırını aşar.<br />
Sosyal medya kullanımı da araştırıldı<br />
Deprem sonrasındaki bilgi akışı ve sosyal medya kullanımı da Türkiye’de yürütülen başka araştırmaların konusu oldu.<br />
Archives of Psychiatric Nursing’in Şubat 2026 sayısında yayımlanan ve çevrim içi olarak 30 Aralık 2025’te erişime açılan ayrı bir kesitsel araştırmada, Kahramanmaraş depremlerinden doğrudan etkilenmemiş 418 sosyal medya kullanıcısı değerlendirildi.<br />
Depremle ilgili içeriklere daha yoğun maruz kalan bazı katılımcılarda ikincil travmatik stres belirtileri daha yüksek bulundu. Özellikle sabah uyandıktan sonra sosyal medyayı kontrol eden kişilerde daha yüksek travmatik stres ve ruhsal sıkıntı puanları bildirildi.<br />
Bu çalışma da neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyor. Kaygısı veya stres düzeyi yüksek kişilerin deprem içeriklerini daha sık kontrol etmesi de mümkün. Bu nedenle sosyal medya kullanımının tek başına deprem kaygısının nedeni olduğu söylenemez.<br />
Her tedirginlik ruhsal hastalık anlamına gelmiyor<br />
Deprem sonrasında bir süre tetikte kalmak, küçük titreşimlere karşı hassaslaşmak, uyku düzeninde değişiklik yaşamak veya yeni bir sarsıntı olabileceğini düşünmek tek başına psikiyatrik hastalık tanısı anlamına gelmiyor.<br />
Dünya Sağlık Örgütü, afet ve acil durumların ardından korku, kaygı, uyku sorunları ve stres tepkilerinin görülebileceğini; bu belirtilerin birçok kişide zaman içinde azalabildiğini belirtiyor.<br />
Belirtilerin uzun süre devam etmesi, günlük yaşamı belirgin biçimde bozması, kişinin işe veya okula devam etmesini güçleştirmesi ya da yoğun panik ve uyku sorunlarının sürmesi halinde profesyonel değerlendirme önem kazanıyor.<br />
Araştırmanın sınırları önemli<br />
Çalışmanın 157 kişiyle ve tek bir deprem sonrasında yürütülmesi, sonuçların tüm deprem deneyimlerine doğrudan genellenmesini sınırlıyor.<br />
Fantom sallanma hissinin sıklık ve süresine ilişkin bazı analizlerin 57 kişilik alt grupta yapılmış olması da sonuçların yorumlanmasında dikkate alınması gereken bir başka nokta.<br />
Veriler katılımcıların kendi bildirimlerine dayanıyordu. İç kulak ve denge sistemi objektif vestibüler testlerle değerlendirilmedi.<br />
Araştırmanın kesitsel tasarımı da hangi belirtinin önce başladığını ve bir belirtinin diğerine neden olup olmadığını göstermeye izin vermiyor.<br />
Mevcut verilerin ortaya koyduğu daha sınırlı ancak önemli tablo şu: Deprem bittikten sonra bazı kişilerde devam eden sallanma hissi, deprem kaygısı ve travmatik stres belirtileriyle birlikte görülebiliyor. Bulunulan ortam, kişinin sarsıntıyı algılama biçimi ve duyusal-denge süreçleri de bu deneyimin parçaları arasında yer alabilir.<br />
KAYNAKLAR<br />
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı – 26 Ağustos 2026 Kayseri Pınarbaşı deprem kaydı<br />
Frontiers in Public Health – Phantom Earthquake Sensations: A Cross-Sectional Analysis of Context, Perceptual Ambiguity, and Cognitive Intrusion, 1 Temmuz 2026<br />
Archives of Psychiatric Nursing – Social Media Exposure to Earthquake-Related News and Secondary Traumatic Stress: A Cross-Sectional Study of Social Media Users in Türkiye, Şubat 2026; çevrim içi yayın 30 Aralık 2025<br />
Dünya Sağlık Örgütü – Mental Health in Emergencies</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/deprem-sonrasi-sallanma-hissi-kaygi-ve-stresle-iliskili-bulundu</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 21:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/deprem-sonrasi-sallanma-hissi-1200x750-200kb-1.webp" type="image/jpeg" length="33498"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mostafa Mohamed transferinde Konyaspor’dan kritik düzeltme]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/mostafa-mohamed-transferinde-konyaspordan-kritik-duzeltme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/mostafa-mohamed-transferinde-konyaspordan-kritik-duzeltme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konyaspor’un Nantes forması giyen Mostafa Mohamed’i yaklaşık 1 milyon euro karşılığında kadrosuna katacağı iddia edilirken, Konya’dan gelen son bilgiler transferin henüz tamamlanmadığını ve sürecin Blaz Kramer’in geleceğine bağlı olduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Mostafa Mohamed için “anlaşma” iddiasına Konyaspor cephesinden yanıt</p>

<p>Konyaspor’un forvet transferinde gündemine aldığı Mostafa Mohamed konusunda aynı gün içinde birbirinden farklı iki önemli bilgi geldi.</p>

<p>Fransa’dan gelen haberlerde Nantes ile Konyaspor arasında Mısırlı santrfor için yaklaşık 1 milyon euro üzerinden transfer sürecinde önemli aşama kaydedildiği öne sürüldü.</p>

<p>Ancak Konyaspor cephesinden alınan bilgiler, transferin henüz sonuçlanmadığını gösteriyor. Yeni Meram’ın doğrudan Konyaspor yetkililerine dayandırdığı haberinde, Mostafa Mohamed için şu aşamada herhangi bir anlaşmanın bulunmadığı ve çıkan “transfer tamam” yönündeki haberlerin kulüp tarafından doğrulanmadığı belirtildi.</p>

<p>Transferin anahtarı Blaz Kramer</p>

<p>Mostafa Mohamed dosyasındaki en önemli ayrıntı ise Konyaspor’un mevcut forveti Blaz Kramer’in geleceği.</p>

<p>Konya yerel basınından gelen bilgilere göre yeşil-beyazlı yönetim, Kramer’in ayrılması durumunda Mostafa Mohamed transferini ileri aşamaya taşımayı planlıyor.</p>

<p>Anadolu’da Bugün’in 26 Ağustos tarihli haberine göre Kramer yeni sözleşme ve ücretinde iyileştirme talep ediyor. Yönetimin bu talebi yüksek bulduğu, tarafların kısa süre içerisinde yeniden görüşeceği bildirildi. Aynı kaynak, Kramer’in ayrılması halinde Konyaspor’un Mostafa Mohamed’i Konya’ya davet edeceğini ve Nantes ile oyuncu tarafıyla görüşmelerde önemli mesafe alındığını aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu tablo, Mostafa Mohamed transferinin bağımsız bir operasyon olmaktan çok Konyaspor’un mevcut forvet yapılanmasındaki gelişmelere bağlı ilerlediğini gösteriyor.</p>

<p>Nantes’ta Mostafa Mohamed’in durumu</p>

<p>28 yaşındaki Mısırlı santrforun Nantes ile sözleşmesi Haziran 2027’ye kadar devam ediyor.</p>

<p>Mohamed’in Fransız ekibindeki geleceği bir süredir belirsizliğini koruyor. Nantes Teknik Direktörü Michel Der Zakarian, temmuz ayında yaptığı açıklamada oyuncunun transfer döneminin sonuna kadar rezerv takımla çalışacağını belirtmişti.</p>

<p>L’Équipe’in daha önce yayımladığı haberde ise Mohamed’in geçen sezon Ligue 1’de 4 gol kaydettiği ve Nantes ile kontratının son yılına girdiği aktarılmıştı.</p>

<p>Dolayısıyla Nantes cephesinde oyuncunun ayrılığına açık bir sportif zemin bulunuyor.</p>

<p>Konyaspor’da forvet hattı yeniden şekillenebilir</p>

<p>Konyaspor açısından transferde belirleyici gelişmenin önümüzdeki günlerde yaşanması bekleniyor.</p>

<p>Kramer’in yeşil-beyazlılarla yeni sözleşme konusunda anlaşması halinde Mostafa Mohamed operasyonunun geri plana düşmesi mümkün. Sloven santrforun ayrılması durumunda ise Mısırlı futbolcunun transferi yeniden öncelikli hale gelebilir.</p>

<p>Bu nedenle mevcut bilgiler ışığında “Mostafa Mohamed Konyaspor’a transfer oldu” demek için henüz erken.</p>

<p>Buna karşılık Nantes ve oyuncu cephesinde temasların ilerlemiş olduğuna ilişkin yerel kaynaklardan gelen bilgiler, Kramer’in ayrılığı halinde transferin kısa sürede hareketlenebileceğine işaret ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/mostafa-mohamed-transferinde-konyaspordan-kritik-duzeltme</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 21:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9109.jpeg" type="image/jpeg" length="44109"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tumbatu’nun Yarım Kalan Gülüşleri Türkiye’nin Desteğiyle Tamamlandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/tumbatunun-yarim-kalan-gulusleri-turkiyenin-destegiyle-tamamlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/tumbatunun-yarim-kalan-gulusleri-turkiyenin-destegiyle-tamamlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Afrika’nın Renkleri Derneği ile TİKA’nın Tanzanya’nın Tumbatu Adası’nda yürüttüğü projede 942 kişi muayene edildi, binlerce diş tedavisi gerçekleştirildi. Proje sonunda adaya tam donanımlı diş kliniği kazandırıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Afrika’nın Renkleri Derneği, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) iş birliğiyle Tanzanya’nın Zanzibar Özerk Bölgesi’ne bağlı Tumbatu Adası’nda kapsamlı bir ağız ve diş sağlığı çalışması gerçekleştirdi. Sağlık hizmetlerine erişimin sınırlı olduğu adada yüzlerce kişi ücretsiz muayene ve tedavi edilirken, hizmetlerin devamlılığı için Tumbatu Sağlık Ocağı bünyesinde tam donanımlı bir diş kliniği kuruldu.</p>

<p><img alt="TİKA desteğiyle Tumbatu Adası’nda 942 kişi muayene edildi, binlerce dişe tedavi uygulandı ve ada halkına kalıcı diş kliniği kazandırıldı.-1" class="detail-photo img-fluid" height="2294" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9107-1.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Türkiye ve Tanzanya’dan 24 Kişilik Ekip Görev Yaptı</p>

<p>Proje için Türkiye’den diş hekimleri, protez teknikeri, yardımcı sağlık personeli ve koordinasyon görevlilerinden oluşan 10 kişilik gönüllü ekip Tanzanya’ya gitti. Ekibe, Tanzanya’daki 14 kişilik yerel sağlık ve proje ekibi de katıldı.</p>

<p>Türkiye ve Tanzanya’dan toplam 24 kişinin görev aldığı çalışma boyunca muayene, tedavi ve protez uygulamaları iki ülkenin sağlık çalışanlarının iş birliğiyle yürütüldü.</p>

<p>942 Kişi Muayene Edildi</p>

<p>Tumbatu’da geçici olarak oluşturulan tedavi merkezinde 942 kişi genel ağız ve diş muayenesinden geçirildi. Proje kapsamında 2 bin 856 diş çekimi ile 72 kanal tedavisi gerçekleştirildi.</p>

<p>Bunun yanında 144 hastaya toplam 594 dolgu yapıldı. Diş kayıpları nedeniyle beslenme ve günlük yaşam sorunları yaşayan 116 hastaya ise toplam 542 protez diş uygulandı.</p>

<p>Saha çalışmasında yalnızca mevcut rahatsızlıkların belirlenmesiyle yetinilmedi; ihtiyaç duyulan hastalara doğrudan tedavi sunulmasına öncelik verildi. Özellikle protez uygulamaları, uzun süredir diş eksikliği yaşayan ada sakinleri açısından projenin öne çıkan bölümlerinden biri oldu.</p>

<p>Proje Bitti, Sağlık Hizmeti Devam Edecek</p>

<p>Çalışmanın en önemli sonuçlarından biri, Tumbatu’da kalıcı bir sağlık altyapısının oluşturulması oldu. Tedavilerin yürütüldüğü Tumbatu Sağlık Ocağı’na tam donanımlı bir diş kliniği hibe edildi.</p>

<p>Diş ünitesinin yanı sıra muayene ve tedavilerde kullanılacak aletler, ekipmanlar ve sarf malzemeleri sağlık ocağına teslim edildi. Böylece gönüllü ekibin adadan ayrılmasının ardından da yerel sağlık personelinin ağız ve diş sağlığı hizmetlerini sürdürebilmesi amaçlandı.</p>

<p>Tumbatu Sağlık Ocağı Önceden Yenilendi</p>

<p>Afrika’nın Renkleri Derneği, diş sağlığı projesinden önce Tumbatu Sağlık Ocağı’nın restorasyonunu da gerçekleştirdi. Fiziki koşulları iyileştirilen merkez, proje süresince muayene ve tedavilerin ana üssü olarak kullanıldı.</p>

<p>Kalıcı diş kliniğinin kurulmasıyla sağlık ocağının hizmet kapasitesi daha da genişletildi. Türkiye’den götürülen tıbbi malzemelerin bir bölümü de bölgedeki diğer sağlık kuruluşlarına bağışlandı. Bu kapsamda Kichangani Köyü Kadın Doğum Kliniği’ne çeşitli tıbbi malzemeler teslim edildi.</p>

<p>Atalay: Kalıcı Bir İz Bırakmak İstedik</p>

<p>Afrika’nın Renkleri Derneği Başkanı Yavuz Atalay, projenin birkaç günlük sağlık hizmetiyle sınırlı kalmaması için planlandığını belirtti.</p>

<p>Tumbatu halkının ağız ve diş sağlığı ihtiyaçlarına destek olmak amacıyla adaya gittiklerini kaydeden Atalay, daha önce yeniledikleri sağlık ocağında kapsamlı tedaviler gerçekleştirdiklerini ve proje sonunda tam donanımlı kliniği ada halkına bıraktıklarını söyledi.</p>

<p>Atalay; çalışmanın TİKA’nın iş birliği, bağışçıların katkısı, Türkiye’den gelen gönüllülerin özverisi ve Tanzanya’daki yerel personelin emeğiyle tamamlandığını vurguladı.</p>

<p>Arvas: Önceliğimiz Gerçek Tedavi İhtiyacına Ulaşmaktı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Proje Koordinatörü Diş Hekimi Fatma Şule Arvas, çalışma öncesinde bölgenin sağlık ihtiyaçlarının değerlendirildiğini ve tedavi planının elde edilen bulgular doğrultusunda hazırlandığını ifade etti.</p>

<p>Tumbatu’da ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimin oldukça kısıtlı olduğunu belirten Arvas, yalnızca muayene yapan bir çalışma yerine doğrudan tedaviye odaklandıklarını bildirdi. Diş çekimi, dolgu ve kanal tedavilerinin yanı sıra diş kaybı bulunan hastalar için protez uygulamalarına ağırlık verildiğini aktardı.</p>

<p>Arvas, sürdürülebilirliğin projenin temel hedeflerinden biri olduğuna dikkat çekerek diş ünitesi, gerekli aletler ve sarf malzemeleriyle çalışır durumdaki kliniğin Tumbatu Sağlık Ocağı’na teslim edildiğini belirtti.</p>

<p>Gönüllü Diş Hekimlerinden Sıfır Atık Çalışması</p>

<p>Proje kapsamında sağlık hizmetlerinin yanı sıra çevre bilincini geliştirmeye yönelik bir etkinlik de düzenlendi. Gönüllü diş hekimleri; okul müdürü, öğretmenler, köy muhtarı ve adada yaşayan gençlerle çevre temizliği gerçekleştirdi.</p>

<p>Etkinlik sırasında plastik şişeler ve doğaya bırakılan diğer atıklar toplandı. Plastik atıkların deniz ekosistemine, doğal yaşama ve canlılara verdiği zarar konusunda ada sakinlerine bilgi verildi.</p>

<p>Tumbatu Köy Muhtarı da çalışmanın ada için faydalı olduğunu belirterek çevre temizliği faaliyetlerini düzenli hâle getirmeyi hedeflediklerini ifade etti.</p>

<p>Sağlık Yardımı Kalıcı Kazanıma Dönüştü</p>

<p>Tumbatu Diş Sağlığı Projesi; ücretsiz muayene ve tedavilerin ötesine geçerek kalıcı klinik kurulması, sağlık kuruluşlarına malzeme desteği sağlanması ve çevre farkındalığının güçlendirilmesiyle tamamlandı.</p>

<p>Türkiye ve Tanzanya’dan sağlık çalışanlarını aynı amaç etrafında buluşturan proje, kısa süreli bir gönüllülük faaliyetinin sürdürülebilir bir sağlık hizmetine dönüştürülmesi açısından dikkati çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/tumbatunun-yarim-kalan-gulusleri-turkiyenin-destegiyle-tamamlandi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 20:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9106.jpeg" type="image/jpeg" length="89204"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kan Şekeri ve Ketonu Aynı Sensörden İzleyen İlk Cihaza FDA Yetkisi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kan-sekeri-ve-ketonu-ayni-sensorden-izleyen-ilk-cihaza-fda-yetkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kan-sekeri-ve-ketonu-ayni-sensorden-izleyen-ilk-cihaza-fda-yetkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Gıda ve İlaç Dairesi, 25 Ağustos 2026’da 2 yaş ve üzerindeki diyabetliler için glikoz ile keton düzeylerini tek sensörden sürekli izleyen Libre Duo 10 Day sistemine pazarlama yetkisi verdi. Altı klinik çalışmada 600’den fazla kişinin verileriyle değerlendirilen cihaz, keton yükselişinin daha erken fark edilmesine yardımcı olmayı amaçlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi, diyabet takibinde glikoz ve keton ölçümünü tek sensörde birleştiren yeni bir giyilebilir tıbbi cihaza 25 Ağustos 2026’da pazarlama yetkisi verdi. Libre Duo 10 Day Continuous Dual Glucose Ketone Monitoring System adı verilen cihaz, 2 yaş ve üzerindeki diyabetliler için değerlendirildi.<br />
Kurum, sistemi ABD’de keton düzeylerini sürekli izleyen ilk giyilebilir cihaz ve dünyada glikoz ile ketonu tek cihazda sürekli birlikte izleyen ilk sistem olarak tanımladı.<br />
İki değeri her dakika ölçüyor<br />
Yeni sensör, cildin hemen altındaki dokular arası sıvıdan glikoz ve keton düzeylerini günün 24 saati boyunca her dakika ölçüyor. Sonuçlar kablosuz olarak uyumlu bir akıllı telefona aktarılıyor.<br />
Kullanıcı, mevcut değerlerin yanı sıra glikoz ve keton düzeylerinin yükselme veya düşme yönünü de görebiliyor. Keton düzeylerinin belirlenen eşiklerin üzerine çıkması halinde sistem otomatik uyarı verebiliyor.<br />
Bu özellik özellikle diyabetik ketoasidoz açısından önem taşıyor. Diyabetik ketoasidoz, vücutta insülin yetersizliği nedeniyle ketonların aşırı yükselmesiyle gelişebilen ve hızlı tıbbi değerlendirme gerektiren ciddi bir metabolik tablo olarak biliniyor.<br />
Keton ölçümü bugüne kadar çoğunlukla anlıktı<br />
Glikozun sürekli izlenmesini sağlayan sensörler uzun süredir kullanılıyor. Keton takibi ise çoğunlukla kan veya idrar örneğinden yapılan tek seferlik ölçümlere dayanıyor.<br />
Bu yöntemler ölçümün yapıldığı andaki keton düzeyini gösterebiliyor ancak değerin zaman içinde yükselip yükselmediğini sürekli olarak izlemiyor. Yeni sistemin temel farkı, glikozla birlikte keton değişimini de kesintisiz biçimde takip etmesi.<br />
Altı klinik çalışmada 600’den fazla kişi değerlendirildi<br />
Pazarlama yetkisine temel oluşturan klinik program, 2 yaş ve üzerindeki 600’den fazla kişinin yer aldığı altı çalışmadan elde edilen verileri içerdi.<br />
Çalışmalarda sensörün farklı glikoz ve keton düzeylerindeki ölçüm doğruluğu değerlendirildi. ABD Gıda ve İlaç Dairesi, cihazın 10 günlük kullanım süresi boyunca klinik açıdan anlamlı keton değişikliklerini izleyebildiğini ve diyabetik ketoasidoz başlamadan önce yükselmiş keton düzeylerini belirleyebildiğini bildirdi.<br />
Bu sonuç, cihazın diyabetik ketoasidozu tek başına teşhis ettiği anlamına gelmiyor. Kurum, keton bilgilerinin glikoz ölçümleri ve kişinin belirtileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini özellikle vurguluyor.<br />
Tek başına kan şekeri her zaman yeterli bilgi vermeyebilir<br />
Keton izlemenin ayrı önem taşımasının nedenlerinden biri, metabolik bozulmanın yalnızca kan şekeri değerleriyle her zaman tam olarak anlaşılamaması.<br />
Bazı klinik durumlarda keton düzeyleri yükselirken kan şekeri beklenenden daha düşük seyredebilir. Bu nedenle glikoz ile ketonun aynı anda izlenmesi, yalnız glikoz takibinin gösteremediği bazı değişimlerin daha erken fark edilmesine yardımcı olabilir.<br />
Yeni cihazın hedefi de iki farklı metabolik göstergenin aynı anda ve sürekli izlenmesini sağlamak.<br />
Pazarlama yetkisi De Novo süreciyle verildi<br />
ABD Gıda ve İlaç Dairesi cihazı “De Novo” adı verilen düzenleyici yol üzerinden değerlendirdi. Bu süreç, daha önce aynı türden pazarlanmış bir ürün bulunmayan düşük veya orta riskli yeni tıbbi cihazlar için kullanılıyor.<br />
Sistem daha önce “Breakthrough Device” statüsüne de alınmıştı. Bu statü doğrudan pazarlama izni anlamına gelmiyor; ciddi hastalıkların tanı veya yönetiminde önemli yarar sağlayabilecek teknolojilerin değerlendirme sürecinin hızlandırılabilmesini amaçlıyor.<br />
Pazarlama yetkisi Abbott Diabetes Care’e verildi.<br />
Günlük diyabet yönetimindeki gerçek etkisi izlenecek<br />
Yeni sistemin en önemli potansiyel kullanım alanı, keton düzeylerindeki yükselişi daha erken fark etmeye yardımcı olması.<br />
Ancak cihazın günlük yaşamda diyabetik ketoasidoz nedeniyle acil başvuruları veya hastaneye yatışları ne ölçüde azaltacağı henüz gösterilmiş değil. Bu etkinin daha geniş ve uzun süreli gerçek yaşam verileriyle değerlendirilmesi gerekecek.<br />
ABD’de verilen pazarlama yetkisi, cihazın diğer ülkelerde de otomatik olarak kullanıma girdiği anlamına gelmiyor. Her ülkenin kendi tıbbi cihaz mevzuatı ve pazara erişim süreci bulunuyor.<br />
KAYNAKLAR<br />
ABD Gıda ve İlaç Dairesi – Glikoz ve keton düzeylerini sürekli izleyen ilk giyilebilir sisteme ilişkin pazarlama yetkilendirmesi, 25 Ağustos 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🤖 Sağlık Teknolojileri</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kan-sekeri-ve-ketonu-ayni-sensorden-izleyen-ilk-cihaza-fda-yetkisi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 20:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/glikoz-keton-sensoru-fda-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="53615"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ADÜ’nün Genç Mezunu Mehmet Burak Aytekin Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/adunun-genc-mezunu-mehmet-burak-aytekin-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/adunun-genc-mezunu-mehmet-burak-aytekin-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümünün 2026 yılı mezunlarından Mehmet Burak Aytekin’in beyin kanaması sonucu hayatını kaybettiği bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ADÜ’nün Genç Mezunu Mehmet Burak Aytekin Hayatını Kaybetti</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü 2026 yılı mezunlarından Mehmet Burak Aytekin’in vefat ettiğini duyurdu.</p>

<p>Fakültenin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Mehmet Burak Aytekin’in geçirdiği beyin kanaması sonucu yaşamını yitirdiği belirtildi. Genç mezunun vefatı; ailesi, yakınları, arkadaşları ve üniversite camiasında derin üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Eğitim Fakültesi tarafından yayımlanan taziye mesajında, “Fakültemiz Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü 2026 yılı mezunlarımızdan Mehmet Burak Aytekin’in geçirdiği beyin kanaması sonucu vefat ettiğini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhuma Allah’tan rahmet; kederli ailesine, yakınlarına ve tüm camiamıza sabır ve başsağlığı dileriz” ifadelerine yer verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/adunun-genc-mezunu-mehmet-burak-aytekin-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 20:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9100.jpeg" type="image/jpeg" length="32457"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Galatasaray’dan Rafael Leao İçin Milan’a Transfer Baskısı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-rafael-leao-icin-milana-transfer-baskisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-rafael-leao-icin-milana-transfer-baskisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Milan forması giyen Rafael Leao için girişimlerini yoğunlaştırdığı öne sürüldü. İtalyan gazeteci Gianluca Di Marzio, taraflar arasında yeni bir görüşme gerçekleştirildiğini duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Galatasaray’ın hücum hattına dünya çapında ses getirecek bir takviye yapmak amacıyla Rafael Leao için yürüttüğü transfer çalışmaları yeniden hız kazandı.</p>

<p>İtalyan gazeteci Gianluca Di Marzio’nun aktardığı bilgiye göre sarı-kırmızılı yönetim, Portekizli yıldızın transferi konusunda Milan ile anlaşma zemini oluşturmak için yoğun çaba gösteriyor.</p>

<p>Haberde, transfer görüşmelerinde Galatasaray adına aracılık yapan George Gardi ile Milanlı yetkililer arasında yeni bir görüşme gerçekleştirildiği belirtildi. Temasın içeriğine ve tarafların mali beklentilerine ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.</p>

<p>Milan ile Pazarlıklar Devam Ediyor</p>

<p>Galatasaray’ın Leao transferindeki en önemli aşamayı Milan ile yapılacak pazarlıkların oluşturduğu ifade ediliyor. Sarı-kırmızılıların oyuncunun şartlarını araştırmasının yanı sıra İtalyan kulübünü ikna edebilecek bir transfer modeli üzerinde çalıştığı ileri sürülüyor.</p>

<p>Bonservis bedeli, ödeme planı veya olası kiralama seçeneği konusunda henüz doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle görüşmelerin sürdüğü ancak taraflar arasında kesin bir anlaşmaya varılmadığı değerlendiriliyor.</p>

<p>Rafael Leao Kimdir?</p>

<p>10 Haziran 1999 tarihinde Portekiz’in Almada kentinde doğan Rafael Leao, sol kanat ve forvet pozisyonlarında görev yapıyor. Sporting altyapısından yetişen yıldız futbolcu, Lille’de geçirdiği sezonun ardından 2019 yılında Milan’a transfer oldu.</p>

<p>Hızı, bire bir mücadelelerdeki etkinliği ve hücumdaki çok yönlülüğüyle tanınan Leao, Milan formasıyla Serie A şampiyonluğu yaşadı. Portekiz Milli Takımı’nda da görev yapan futbolcu, Avrupa futbolunun öne çıkan hücum oyuncuları arasında gösteriliyor.</p>

<p>Galatasaray veya Milan’dan görüşmelere ilişkin resmî bir açıklama yapılmadı. Transfer sürecinin önümüzdeki temasların ardından netlik kazanması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Gianluca Di Marzio</li>
 <li>Sky Sport Italia</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-rafael-leao-icin-milana-transfer-baskisi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 20:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9099.jpeg" type="image/jpeg" length="58916"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[900 Yıl Önce Şamahı’da Hekim Yetiştiren Melhem Medresesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/900-yil-once-samahida-hekim-yetistiren-melhem-medresesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/900-yil-once-samahida-hekim-yetistiren-melhem-medresesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Azerbaycan’da Hâkânî Şirvânî’nin doğumunun 900. yılının 2026 boyunca bilimsel ve kültürel etkinliklerle anılması, şairin yetiştiği 12. yüzyıl Şamahı bilim çevresini de yeniden gündeme taşıdı. Hâkânî’nin amcası ve hocası hekim Kafiyeddin Ömer ibn Osman’ın Şamahı yakınındaki Melhem’de kurduğu tıp medresesi, tarih araştırmalarında hem hekim yetiştiren bir eğitim merkezi hem de hastaların tedavi edildiği bir kurum olarak tanımlanıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Azerbaycan’da 2026 yılının Hâkânî Şirvânî’nin 900. doğum yılı dolayısıyla çeşitli bilimsel etkinliklere sahne olması, yalnızca büyük şairin edebî mirasını değil, yetiştiği Şamahı’nın bilim tarihini de yeniden görünür hâle getirdi. Bu tarihin en dikkat çekici halkalarından biri, yaklaşık dokuz asır önce hekim ve bilgin Kafiyeddin Ömer ibn Osman tarafından Şamahı çevresindeki Melhem’de oluşturulan ve kaynaklarda “Mədrəsəyi-Tibb” adıyla anılan tıp eğitim merkeziydi. Modern araştırmalar burayı eğitim ile tedaviyi aynı yapı içinde buluşturan bir kurum olarak değerlendiriyor.<br />
Bir medrese, aynı zamanda tedavi merkezi<br />
2025 yılında yayımlanan Orta Çağ Azerbaycan’ında eğitim üzerine kapsamlı bir araştırmada Melhem’deki “Madrasa-i-Tibb”, uzun süre faaliyet gösteren yüksek düzeyli bir tıp eğitim merkezi ve hastane olarak tanımlanıyor. Kurumun kurucusu olarak da Hâkânî Şirvânî’nin amcası Kafiyeddin Ömer ibn Osman gösteriliyor.<br />
Şamahı’nın resmî yerel tarih kayıtları da bölgede Melhem adıyla bilinen bir tıp kurumunun varlığını Kafiyeddin Ömer’e bağlıyor. Farklı tarih çalışmalarında kurum için “tıp medresesi”, “tıp akademisi”, “darüşşifa” ve “müalicəxana” gibi birbirine yakın fakat modern anlamda tam karşılığı olmayan ifadeler kullanılıyor. Bu nedenle Melhem’i bugünkü anlamıyla bir “tıp fakültesi” olarak değil, Orta Çağ’ın eğitim ve hasta bakımını birlikte yürüten tıp merkezi olarak değerlendirmek daha doğru görünüyor.<br />
Kurucusu Kafiyeddin Ömer<br />
Kaynaklarda yaklaşık 1080 yılında doğduğu belirtilen Kafiyeddin Ömer ibn Osman, Şirvan bölgesinin tanınmış hekim ve bilginlerinden biri olarak gösteriliyor. Onun adı tıbbın yanı sıra felsefe ve dönemin diğer bilimleriyle de ilişkilendiriliyor. Kafiyeddin’in Hâkânî’nin eğitiminde belirleyici bir yere sahip olduğu, şaire tıp dahil çeşitli alanlarda ders verdiği aktarılıyor.<br />
Bu bağlantı önemli. Çünkü Hâkânî yalnızca şair olarak değil, döneminin farklı bilim alanlarına hâkim bir entelektüeli olarak tanınıyor. Azerbaycan’ın 2026’daki resmî 900. yıl anma programında da şairin yaşadığı 12. yüzyılın sosyal, kültürel ve bilimsel çevresinin araştırılmasına özel yer ayrılmış durumda.<br />
Hekimler nasıl yetişiyordu?<br />
Melhem Medresesi’ne ait eksiksiz bir ders programı, öğrenci listesi veya bugünkü anlamda eğitim yönetmeliği günümüze ulaşmış değil. Bu nedenle “Melhem’de birinci yıl şu, ikinci yıl bu ders okutuluyordu” şeklinde kesin bir müfredat vermek tarihsel kanıtların sınırını aşar.<br />
Buna karşılık Orta Çağ Azerbaycan’ı ve daha geniş İslam dünyasındaki tıp medreselerinin eğitim modeli hakkında daha ayrıntılı bilgiler bulunuyor. 2025 tarihli araştırma, tıp eğitiminin teorik öğrenim ile hastane pratiğinin birbirini tamamladığı bir yapı gösterdiğini ortaya koyuyor. Aynı çalışma, dönemin tıp medreselerinde teorik eğitimin yaklaşık üç yıllık bir program hâlinde yürütülebildiğini, ardından hastane ortamında uygulamalı eğitimin geldiğini aktarıyor. Bu genel model, Melhem’in de hem eğitim merkezi hem hastane olarak tanımlanmasıyla uyumlu. Ancak söz konusu üç yıllık programın Melhem’de aynen uygulandığını gösteren doğrudan bir belge bulunmadığının altını çizmek gerekiyor.<br />
Ezber tek başına yeterli değildi<br />
Orta Çağ medrese eğitimi yalnızca metinlerin ezberlenmesine dayanmıyordu. Dönemin eğitim yöntemlerini inceleyen araştırmalarda ezberin yanında kavrama, tekrar, tartışma ve not tutmanın da temel yöntemler arasında bulunduğu görülüyor.<br />
Öğrenciler hocayla tartışıyor, sorular üzerinden değerlendiriliyor ve öğrendiklerini defterlere kaydediyordu. “Münazara” olarak bilinen tartışma yöntemi, öğrencinin yalnızca bilgiyi hatırlamasını değil, onu savunabilmesini ve farklı görüşler karşısında kullanabilmesini de gerektiriyordu.<br />
Bu yöntem, hekimlik eğitimi açısından özellikle anlamlıydı. Çünkü tıp öğrencisinin yalnızca bir kitabı bilmesi değil, karşısındaki hastanın durumunu değerlendirmesi, gözlem yapması ve öğrendiği bilgiyi uygulamaya aktarabilmesi gerekiyordu.<br />
İbn Sina ve Razi’nin eserleri eğitim dünyasındaydı<br />
Orta Çağ tıp medreselerinin genel müfredatına ilişkin kayıtlar, öğrencilerin Huneyn ibn İshak ve Hipokrat gibi erken dönem otoritelerinden başlayarak Razi, Galen, Ali ibn Abbas el-Mecusi ve İbn Sina gibi hekimlerin eserlerine uzanan geniş bir metin dünyasıyla karşılaştığını gösteriyor.<br />
Araştırmada, tıp eğitiminin ileri aşamalarında İbn Sina’nın “el-Kanun fi’t-Tıb” adlı eserinin de başlıca kaynaklar arasında bulunduğu belirtiliyor. Burada da önemli bir ayrım var: Bu eserlerin dönemin tıp medreselerinde kullanıldığına ilişkin bilgiler mevcut olsa da Melhem Medresesi’nin günümüze ulaşmış özel kitap listesi bulunmuyor. Dolayısıyla bu kaynaklar Melhem’in kesin ders kitabı listesi olarak değil, kurumun içinde bulunduğu dönemin tıp eğitim geleneğini anlamak için değerlendirilmeli.<br />
Eğitimin ikinci yarısı hastanın başında geçiyordu<br />
Dönemin tıp eğitiminin bugünkü klinik eğitime en fazla benzeyen yönü hastane pratiğiydi. Araştırmalar, teorik eğitim alan öğrencilerin daha sonra bimaristanlarda, yani dönemin hastanelerinde uygulama yaptığını gösteriyor.<br />
Bu aşamada yalnız hastalıkların tedavisi değil; hasta psikolojisi, hastane düzeni, hijyen, ilaç hazırlanması, şifalı bitkiler ve minerallerin kullanımı gibi konuların da öğrenildiği belirtiliyor. Şurup, merhem, macun, tablet benzeri ilaç biçimleri ve çeşitli bitkisel preparatlar dönemin hekimlik bilgisinin bir parçasıydı.<br />
Melhem’in hem medrese hem tedavi kurumu olarak kayıtlara geçmesi, öğrencilerin hastayla temas kurabilecekleri bir eğitim ortamının bulunmuş olabileceğini düşündürüyor. Ancak uygulamanın ayrıntıları konusunda doğrudan Melhem’e ait kayıtlar sınırlı olduğu için, bu nokta dönemin genel tıp eğitimi modeliyle desteklenen tarihsel bir değerlendirme olarak görülmeli.<br />
Hâkânî’nin eğitimi Melhem çevresine açılan pencere<br />
Melhem’in tıp tarihindeki önemini günümüze taşıyan isimlerden biri de Hâkânî Şirvânî. Kaynaklar, Kafiyeddin Ömer’in yeğenine tıp ve başka bilim dallarında eğitim verdiğini bildiriyor. Hâkânî’nin eserlerinde görülen geniş bilimsel birikim de onun yalnız edebiyat eğitimi almadığını ortaya koyan unsurlar arasında değerlendiriliyor.<br />
Şairin 12. yüzyılda kaleme aldığı “Töhfətül-İraqeyn” günümüze ulaşmış önemli eserlerinden biri. Eserin tarihî nüshaları bugün farklı koleksiyonlarda korunuyor ve Hâkânî’nin yaşadığı bilimsel çevrenin incelenmesinde temel metinlerden biri olmayı sürdürüyor.<br />
Modern tıp fakültesiyle aynı değildi<br />
Melhem Medresesi’ni anlatırken en önemli tarihsel hata, kurumu doğrudan bugünkü tıp fakülteleriyle eşitlemek olur.<br />
yüzyılda anatomi, hastalık bilgisi, ilaç hazırlama ve tedavi anlayışı modern biyomedikal bilimden çok farklıydı. Mikrobiyoloji, modern fizyoloji, laboratuvar tıbbı, görüntüleme yöntemleri ve kanıta dayalı klinik araştırmalar henüz mevcut değildi.<br />
Buna rağmen eğitim ile hasta bakımının aynı kurum çevresinde örgütlenmesi, öğrencinin kitap bilgisinin yanında uygulamayla yetiştirilmesi ve hekimliğin belirli bir öğrenim sürecini gerektiren uzmanlık alanı olarak görülmesi tıp eğitimi tarihi açısından dikkate değer.<br />
Melhem hakkında hâlâ bilmediklerimiz var<br />
Tarihsel kaynaklar Melhem’de bir tıp eğitim ve tedavi merkezinin bulunduğu konusunda ortak bir çerçeve sunsa da kurumun kesin kuruluş yılı, mimari yapısı, öğrenci sayısı, öğretim kadrosu, ayrıntılı ders programı ve mezuniyet sistemine ilişkin bilgiler aynı ölçüde güçlü değil.<br />
Bu nedenle Melhem hakkındaki bazı popüler anlatıları kesin tarihsel gerçekler gibi aktarmamak gerekiyor. Mevcut kanıtların en güvenli biçimde ortaya koyduğu tablo şu: Şamahı çevresinde yaklaşık 900 yıl önce Kafiyeddin Ömer’in öncülük ettiği, tıp öğretimiyle tedaviyi buluşturan bir merkez vardı ve bu kurum Orta Çağ Azerbaycan’ındaki hekim yetiştirme geleneğinin önemli örneklerinden biri olarak kaynaklara geçti.<br />
Hâkânî Şirvânî’nin 900. yılının anıldığı 2026, bu mirasa yalnız edebiyat tarihi açısından değil, Azerbaycan ve daha geniş coğrafyanın tıp eğitimi tarihi açısından da yeniden bakmak için dikkat çekici bir fırsat sunuyor.<br />
KAYNAKLAR<br />
Science, Education and Innovations in the Context of Modern Problems – Historical Perspectives on Education in Medieval Azerbaijan (10th–16th Centuries): Curriculum, Methodology, and Student Mobility, 2025<br />
Sumgayıt Devlet Üniversitesi Bilimsel Haberleri, Sosyal ve Beşerî Bilimler Bölümü – Azerbaycan’da XI–XII. Yüzyıllarda Halk Tıbbının Gelişimi Üzerine, 2021<br />
Şamahı Rayon İcra Hakimiyeti – Şamahı sağlık tarihine ilişkin resmî tarihçe<br />
Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı – Hâkânî Şirvânî’nin 900. yıl dönümünün kutlanmasına ilişkin karar, 28 Ocak 2026<br />
Azerbaycan Millî İlimler Akademisi – Hâkânî Şirvânî’nin 900. yılına ilişkin bilimsel etkinlik ve araştırma programı, 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/900-yil-once-samahida-hekim-yetistiren-melhem-medresesi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 20:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/samahi-melhem-tip-medresesi-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="40248"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[70’li Yaşlarda Sağlıklı Kalmanın Yolları: 10 Kritik Nokta]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/70li-yaslarda-saglikli-kalmanin-yollari-10-kritik-nokta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/70li-yaslarda-saglikli-kalmanin-yollari-10-kritik-nokta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[70’li yaşlarda cilt, kaslar, kemikler, uyku, hafıza ve duyularda bazı değişimler görülebilir. Ancak her belirti yaşlanmanın doğal sonucu değildir; doğru takip bağımsız yaşamı koruyabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>70’li Yaşlarda Vücut Nasıl Değişir? Normal Sanılan Bu Belirtilere Dikkat</p>

<p>Yetmişli yaşlar herkes için aynı şekilde ilerlemez. Bir kişi günlük işlerini tek başına sürdürebilirken aynı yaştaki başka biri birden fazla kronik hastalıkla mücadele edebilir. Genetik yapı, geçmiş hastalıklar, hareket düzeyi, beslenme, kullanılan ilaçlar ve sosyal yaşam bu farklılıkta belirleyicidir.</p>

<p>Bu dönemde cildin incelmesi, kas gücünün azalması, uykunun daha sık bölünmesi veya yeni bilgileri öğrenmenin biraz daha uzun sürmesi beklenebilir. Buna karşılık ani unutkanlık, açıklanamayan kilo kaybı, tekrarlayan düşme, göğüs ağrısı veya günlük işleri yapmayı engelleyen halsizlik yalnızca yaşa bağlanmamalıdır.</p>

<p>Yaşlanma Doğrusal Bir Süreç Değildir</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, ileri yaşlarda görülen fiziksel ve zihinsel değişimlerin herkes için aynı hızda ve aynı sırayla gelişmediğini belirtiyor. Takvim yaşı, kişinin gerçek sağlık durumunu tek başına açıklamıyor.</p>

<p>Bu nedenle 70 yaşındaki bir kişinin değerlendirilmesinde yalnızca hastalıkların sayısına değil; yürüme, görme, işitme, düşünme, hatırlama ve günlük yaşamını sürdürebilme kapasitesine de bakılması gerekiyor.</p>

<p>Cilt Daha İnce ve Kuru Olabilir</p>

<p>Yaş ilerledikçe ciltteki yağ dokusu ve nem azalabilir. Cilt daha ince, kuru, hassas ve kâğıt benzeri bir görünüm kazanabilir. Küçük darbeler daha kolay morarmaya yol açabilir. Terlemenin azalması ise sıcak havalarda vücudun kendini serinletmesini zorlaştırabilir.</p>

<p>Düzenli nemlendirici kullanmak, çok sıcak suyla uzun süre yıkanmamak, yeterli sıvı almak ve güneşten korunmak cilt sağlığını destekleyebilir. İyileşmeyen yara, biçimi veya rengi değişen ben, beklenmedik kanama ve yaygın kaşıntı hekim değerlendirmesi gerektirir.</p>

<p>Kas Gücü ve Denge Azalabilir</p>

<p>Yaşla birlikte kas kütlesinin ve kas gücünün azalmasına sarkopeni adı verilir. Bu durum sandalyeden kalkmayı, merdiven çıkmayı, alışveriş poşeti taşımayı veya dengenin bozulduğu anda toparlanmayı zorlaştırabilir.</p>

<p>Hareketsizlik bu süreci hızlandırabilir. Sağlık durumu elverdiğinde yürüyüş gibi dayanıklılık çalışmaları, haftada en az iki gün kas güçlendirme hareketleri ve denge egzersizleri birlikte uygulanabilir. Egzersize uzun süre ara verenlerin düşük tempoyla başlaması ve programı sağlık profesyoneliyle planlaması daha güvenlidir.</p>

<p>Düşme Yaşlanmanın Kaçınılmaz Sonucu Değildir</p>

<p>Görme sorunları, kas zayıflığı, tansiyon düşmesi, bazı ilaçlar, uygun olmayan ayakkabılar ve ev içindeki engeller düşme olasılığını artırabilir. Ancak düşmeler ileri yaşın kaçınılmaz bir parçası değildir.</p>

<p>Halı kenarlarının sabitlenmesi, merdivenlerin aydınlatılması, banyoya tutunma aparatı yerleştirilmesi ve sık kullanılan eşyaların kolay ulaşılabilir yerde tutulması riski azaltabilir. Son bir yıl içinde düşen veya düşmekten korktuğu için hareketlerini kısıtlayan kişiler bunu doktoruna bildirmelidir.</p>

<p>Kemik Kaybı Kırık Riskini Artırabilir</p>

<p>Kemik yoğunluğu yaşla beraber azalabilir. Özellikle kemik erimesi bulunan kişilerde küçük bir düşme bile kalça, omurga veya el bileği kırığına yol açabilir. Daha önce kırık geçirmek, düşük vücut ağırlığı, sigara, bazı ilaçlar ve uzun süre hareketsiz kalmak riski yükseltebilir.</p>

<p>Protein, kalsiyum ve D vitamini ihtiyacının karşılanması; güvenli egzersiz ve gerektiğinde kemik yoğunluğu ölçümü koruyucu yaklaşımın parçalarıdır. D vitamini veya kalsiyum takviyesine ise kan değerleri, beslenme düzeni ve mevcut hastalıklar değerlendirilmeden başlanmamalıdır.</p>

<p>Uyku İhtiyacı Ortadan Kalkmaz</p>

<p>İleri yaşta uyku daha hafif olabilir. Daha erken yatma, daha erken uyanma ve gece içinde birkaç kez uyanma sık görülebilir. Buna rağmen 70’li yaşlardaki yetişkinlerin de çoğunlukla gecede yaklaşık yedi ila dokuz saat uykuya ihtiyacı vardır.</p>

<p>Gündüz belirgin uyuklama, yüksek sesli horlama, uykuda nefesin kesilmesi, haftalarca süren uykusuzluk veya gece sık idrara çıkma araştırılmalıdır. Akşam saatlerinde fazla kafein ve alkol tüketmemek, gündüz hareketli olmak ve düzenli uyku saatleri belirlemek yarar sağlayabilir.</p>

<p>Unutkanlığın Her Türü Normal Kabul Edilmemeli</p>

<p>Bir ismi kısa süreliğine hatırlayamamak veya yeni bir cihazı öğrenmek için daha fazla zamana ihtiyaç duymak yaşla birlikte görülebilir. Buna karşılık aynı soruyu tekrar tekrar sormak, tanıdık bir yerde kaybolmak, ilaçları karıştırmak, faturaları yönetememek veya kişilik değişikliği yaşamak olağan yaşlanma belirtisi sayılmaz.</p>

<p>Bellekte ani bozulma gelişmesi daha da acil değerlendirme gerektirir. Enfeksiyonlar, sıvı kaybı, ilaç yan etkileri, kan şekeri bozuklukları ve başka sağlık sorunları ileri yaştaki kişilerde ani zihin bulanıklığına neden olabilir.</p>

<p>Görme ve İşitme Değişimleri Sosyal Yaşamı Etkileyebilir</p>

<p>Yakını görmekte zorlanma, ışığa uyum süresinin uzaması ve gece görüşünün azalması yaşla belirginleşebilir. Katarakt, göz tansiyonu ve sarı nokta hastalığı gibi sorunlar ise düzenli göz muayenesiyle erken dönemde fark edilebilir.</p>

<p>İşitme kaybı da yalnızca televizyonun sesini yükseltme meselesi değildir. Konuşmaları takip edemeyen kişi sosyal ortamlardan uzaklaşabilir ve kendisini yalnız hissedebilir. Sık sık söylenenleri tekrarlatma, kalabalıkta konuşmaları ayırt edememe veya kulak çınlaması işitme değerlendirmesi için neden oluşturur.</p>

<p>İlaç Listesi Düzenli Olarak Gözden Geçirilmeli</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yetmişli yaşlarda birden fazla ilacın birlikte kullanılması yaygındır. Yaşla birlikte böbrek ve karaciğerin ilaçları işleme biçimi değişebileceği için daha önce sorun çıkarmayan bir ilaç zamanla baş dönmesi, uyku hâli, tansiyon düşmesi veya düşme riskinde artışa yol açabilir.</p>

<p>Reçeteli ilaçların yanında ağrı kesiciler, vitaminler, bitkisel ürünler ve takviyeler de ilaç listesine eklenmelidir. İlaçlar doktor önerisi olmadan kesilmemeli; ancak her kontrolde hâlâ gerekli olup olmadıkları, dozları ve birbirleriyle etkileşimleri değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kalp ve Damar Sağlığı Yakından İzlenmeli</p>

<p>Damarların zamanla sertleşmesi kalbin kanı pompalamak için daha fazla çalışmasına neden olabilir. Yüksek tansiyon, diyabet ve kolesterol yüksekliği kalp hastalığı ve inme riskini artırabilir. Bu sorunlar belirti vermeden ilerleyebileceği için düzenli ölçüm ve kontrol gerekir.</p>

<p>Yeni başlayan göğüs ağrısı, dinlenirken nefes darlığı, bayılma, yüzün bir tarafında düşme, konuşma bozukluğu veya kol ve bacakta ani güçsüzlük acil yardım gerektiren belirtilerdir.</p>

<p>İştah ve Susama Hissi Azalabilir</p>

<p>Tat ve koku duyusundaki değişimler, diş sorunları, yalnız yaşama, bazı ilaçlar ve hastalıklar iştahı azaltabilir. Susama hissinin zayıflaması da yeterli sıvı alınmamasına neden olabilir.</p>

<p>İstenmeden kilo verme, kıyafetlerin kısa sürede bol gelmesi, öğün atlama, çiğneme güçlüğü veya sürekli halsizlik beslenme yetersizliğinin işareti olabilir. Öğünlerde yeterli protein alınması kasların korunmasına yardımcı olur. Böbrek veya kalp hastalığı bulunan kişiler ise sıvı ve protein miktarını kendi tedavi planlarına göre belirlemelidir.</p>

<p>Sosyal Bağlar Sağlığın Bir Parçasıdır</p>

<p>Emeklilik, eş veya arkadaş kaybı, işitme güçlüğü ve hareket kısıtlılığı sosyal çevrenin daralmasına neden olabilir. Yalnızlık ile sosyal izolasyon aynı şey değildir; kişi kalabalık içinde de kendisini yalnız hissedebilir.</p>

<p>Aileyle düzenli görüşmek, yürüyüş grubuna katılmak, eski bir hobiye dönmek, yeni bir beceri öğrenmek veya gönüllü çalışmalarda bulunmak günlük yaşama amaç ve düzen kazandırabilir. Uzun süren isteksizlik, yoğun kaygı, uyku ve iştah değişikliği depresyon açısından değerlendirilmelidir.</p>

<p>70’li Yaşlarda Sağlığı Korumak İçin Neler Yapılabilir?</p>

<p>Tek bir besin, takviye veya egzersiz sağlıklı yaşlanmayı garanti etmez. Koruyucu yaklaşım, küçük fakat sürdürülebilir adımların birlikte uygulanmasına dayanır.</p>

<p>Kişinin sağlık durumuna uygun biçimde hareket etmesi, kas ve denge çalışmaları yapması, yeterli protein içeren dengeli beslenmesi, tütün ürünlerinden uzak durması ve alkol tüketimini sınırlaması önerilir. Görme, işitme, ağız ve diş sağlığı kontrolleri de ihmal edilmemelidir.</p>

<p>Tansiyon, kan şekeri ve kolesterol takibi; yaşa, hastalıklara ve kişisel risklere göre planlanan taramalar ile aşıların güncelliği doktorla görüşülmelidir. Kullanılan bütün ilaçların tek bir listede tutulması da karışıklık ve etkileşim riskini azaltabilir.</p>

<p>Hangi Belirtiler Yaşa Bağlanmamalı?</p>

<p>Ani zihin bulanıklığı, yeni gelişen konuşma bozukluğu, tek taraflı güçsüzlük, göğüs ağrısı, belirgin nefes darlığı ve bayılma acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Tekrarlayan düşmeler, hızla artan unutkanlık, açıklanamayan kilo kaybı, dışkıda veya idrarda kan, iyileşmeyen yaralar, sürekli ağrı ve günlük işleri yapmayı engelleyen halsizlik de “yaşlılıktandır” denilerek ertelenmemelidir.</p>

<p>Yetmişli yaşlarda amaç, vücuttaki bütün değişimleri durdurmak değildir. Asıl hedef; hareketliliği, karar verme gücünü, sosyal bağları ve günlük yaşamda bağımsızlığı mümkün olduğunca uzun süre korumaktır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. WebMD, Health Changes to Expect in Your 70s<br />
2. Dünya Sağlık Örgütü, Ageing and Health<br />
3. Dünya Sağlık Örgütü, Integrated Care for Older People<br />
4. National Institute on Aging, What Do We Know About Healthy Aging?<br />
5. National Institute on Aging, Cognitive Health and Older Adults<br />
6. National Institute on Aging, Sleep and Older Adults<br />
7. National Institute on Aging, Hearing Loss: A Common Problem for Older Adults<br />
8. National Institute on Aging, Taking Medicines Safely as You Age<br />
9. National Institute on Aging, Falls and Fractures in Older Adults<br />
10. Centers for Disease Control and Prevention, About Older Adult Fall Prevention<br />
11. Physical Activity Guidelines for Americans, Second Edition </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/70li-yaslarda-saglikli-kalmanin-yollari-10-kritik-nokta</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 19:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9095.jpeg" type="image/jpeg" length="45834"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğu Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Mehmet Okcan Vefat Etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/dogu-akdeniz-universitesi-ogretim-uyesi-mehmet-okcan-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/dogu-akdeniz-universitesi-ogretim-uyesi-mehmet-okcan-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Akdeniz Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve DAÜ-SEN Yönetim Kurulu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Okcan vefat etti. Okcan’ın cenazesi 27 Ağustos’ta Lefkoşa’da toprağa verilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Fen ve Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Okcan hayatını kaybetti.</p>

<p>Okcan’ın 26 Ağustos 2026 tarihinde vefat ettiği bildirildi. Acı haber, ailesi ve yakınlarının yanı sıra öğrencileri, meslektaşları ve Doğu Akdeniz Üniversitesi camiasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Fizik alanında çalışmalar yürütüyordu</p>

<p>28 Mart 1978 doğumlu olan Mehmet Okcan, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini fizik alanında tamamladı. Doğu Akdeniz Üniversitesi Fizik Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapan Okcan; yoğun madde ve kuantum optiği, yumuşak madde ve sıvı kristal fiziği ile tıbbi radyasyon fiziği alanlarında çalışmalar yürütüyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Okcan, üniversitedeki akademik görevinin yanı sıra Doğu Akdeniz Üniversitesi Akademik Personel Sendikası (DAÜ-SEN) Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görev yapıyordu.</p>

<p>Ölüm nedeni açıklanmadı</p>

<p>Yrd. Doç. Dr. Mehmet Okcan’ın ölüm nedenine ilişkin ailesi veya ilgili kurumlar tarafından kamuoyuna yansıyan resmî bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle vefat nedenine ilişkin doğrulanmamış iddialara yer verilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Cenazesi Lefkoşa’da defnedilecek</p>

<p>Mehmet Okcan’ın cenazesinin 27 Ağustos 2026 Perşembe günü Lefkoşa’daki İsmail Safa Camisi’nde öğle namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrası Lefkoşa Kabristanlığı’nda toprağa verileceği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/dogu-akdeniz-universitesi-ogretim-uyesi-mehmet-okcan-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 19:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9093.jpeg" type="image/jpeg" length="64040"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Görele’de 400 Kilogram Fındık Hırsızlığı: 7 Şüpheli Yakalandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/gorelede-400-kilogram-findik-hirsizligi-7-supheli-yakalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/gorelede-400-kilogram-findik-hirsizligi-7-supheli-yakalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giresun’un Görele ilçesinde iki farklı tarihte harmandan çalındığı belirtilen toplam 400 kilogram fındıkla ilgili yürütülen çalışma kapsamında 7 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 5’inin çocuk olduğu bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İki ayrı tarihte fındıklar çalındı</p>

<p>Giresun’un Görele ilçesinde kurutulmak üzere harmana serilen toplam 400 kilogram fındığın çalınmasına ilişkin başlatılan soruşturmada 7 şüpheli gözaltına alındı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre olaylar, ilçeye bağlı Sayfiye Mahallesi’nde 19 ve 23 Ağustos tarihlerinde meydana geldi. Üreticilere ait fındıkların harmandan çalındığı yönündeki ihbarların ardından polis ekipleri bölgede çalışma başlattı.</p>

<p>Polis ekipleri 7 şüpheliyi belirledi</p>

<p>Çevrede yapılan incelemeler ve yürütülen takip sonucunda olaylarla bağlantılı oldukları değerlendirilen 7 şüphelinin kimliği tespit edildi. Düzenlenen operasyonla yakalanan şüpheliler emniyete götürüldü.</p>

<p>Gözaltına alınan kişilerden 5’inin 18 yaşından küçük olduğu öğrenildi. Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adli mercilere sevk edilmeleri bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olayla ilgili soruşturma sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/gorelede-400-kilogram-findik-hirsizligi-7-supheli-yakalandi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 19:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-8915-2.jpeg" type="image/jpeg" length="21863"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp Yetmezliği Olanlar Nasıl Beslenmeli? En İyi ve En Kötü Yiyecekler]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kalp-yetmezligi-olanlar-nasil-beslenmeli-en-iyi-ve-en-kotu-yiyecekler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kalp-yetmezligi-olanlar-nasil-beslenmeli-en-iyi-ve-en-kotu-yiyecekler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp yetmezliğinde doğru beslenme, vücutta sıvı birikmesini ve nefes darlığını kontrol etmeye yardımcı olabilir. Ancak tuz, sıvı ve potasyum sınırı her hasta için aynı değildir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp Yetersizliği Olanlar Nasıl Beslenmeli? En İyi ve En Kötü Yiyecekler</p>

<p>Kalp yetersizliği, kalbin vücudun gereksinim duyduğu kanı yeterli güçte pompalayamadığı klinik bir tablodur. Bu durum nefes darlığı, çabuk yorulma, ayak bileklerinde şişme ve kısa sürede kilo artışı gibi belirtilere yol açabilir.</p>

<p>Tedavinin temelini hekim tarafından düzenlenen ilaçlar oluşturur. Beslenme ise tedavinin yerine geçmez; vücutta sodyum ve sıvı birikimini azaltmaya, tansiyon kontrolünü desteklemeye ve belirtilerin ağırlaşmasını önlemeye yardımcı olabilir.</p>

<p>Kalp yetersizliğinde neden tuza dikkat edilmeli?</p>

<p>Sofra tuzunun yaklaşık yüzde 40’ı sodyumdan oluşur. Fazla sodyum, vücudun su tutmasını kolaylaştırabilir. Dolaşımdaki sıvı miktarı arttığında zaten zorlanan kalbin iş yükü yükselir; bacaklarda şişme, karında gerginlik ve nefes darlığı belirginleşebilir.</p>

<p>Sorun yalnızca yemeğe eklenen tuz değildir. Günlük sodyumun büyük bölümü paketlenmiş, işlenmiş veya restoranlarda hazırlanan yiyeceklerden gelebilir. Tuzluğu kaldırmak doğru bir başlangıç olsa da etiket okumadan yapılan bir beslenme değişikliği çoğu zaman yetersiz kalır.</p>

<p>Kalp yetersizliği bulunan herkes için tek bir kesin sodyum sınırı yoktur. Hastalığın derecesi, böbrek fonksiyonları, tansiyon, kullanılan ilaçlar ve kandaki elektrolit değerleri birlikte değerlendirilmelidir. Güncel kılavuzlar özellikle aşırı sodyum tüketiminden kaçınılmasını önerirken daha sıkı kısıtlamaların kişiye göre düzenlenmesi gerektiğini vurgular.</p>

<p>Sofrada daha sık bulunabilecek besinler</p>

<p>Taze sebzeler</p>

<p>Ispanak, brokoli, kabak, patlıcan, biber, havuç ve mevsim yeşillikleri işlenmeden tüketildiğinde genellikle düşük sodyumludur. Sebzeler lif alımını artırırken dengeli beslenmeye katkı sağlar.</p>

<p>Sebzelerin tuzlu soslar, hazır çeşniler veya fazla tuz eklenerek hazırlanması bu avantajı ortadan kaldırabilir. Lezzet vermek için limon, sarımsak, soğan, kekik, kimyon, sumak ve diğer baharatlardan yararlanılabilir.</p>

<p>Taze meyveler</p>

<p>Elma, armut, çilek, şeftali ve diğer taze meyveler tatlı ihtiyacını karşılamak için şekerli paketli ürünlere göre daha uygun seçeneklerdir. Ancak diyabeti bulunan kişiler porsiyon miktarını kendi beslenme planına göre ayarlamalıdır.</p>

<p>Muz, portakal ve avokado gibi bazı besinler potasyum açısından zengindir. Böbrek işlevi azalmış olanlar veya kandaki potasyumu yükseltebilen kalp ilaçlarını kullananlar bu yiyecekleri sınırsız tüketmemelidir.</p>

<p>Tam tahıllar</p>

<p>Yulaf, bulgur, esmer pirinç ve tam tahıllı ekmekler lif içerikleriyle dengeli bir öğünün parçası olabilir. Hazır kahvaltılık gevreklerin, paketli ekmeklerin ve krakerlerin sodyum miktarı ise ürünler arasında ciddi ölçüde değişebilir.</p>

<p>Etiketteki değer yalnızca bir porsiyonu gösterir. Bir oturuşta iki porsiyon tüketildiğinde alınan sodyum miktarı da iki katına çıkar.</p>

<p>Yağsız protein kaynakları</p>

<p>Derisiz tavuk, balık, yağsız et ve uygun porsiyonda yumurta; kızartılmadan, fazla tuz eklenmeden hazırlanabilir. Balık seçiminde tütsülenmiş veya salamura ürünler yerine taze ya da dondurulmuş seçenekler tercih edilmelidir.</p>

<p>Kuru fasulye, mercimek ve nohut da bitkisel protein sağlar. Konserve bakliyat kullanılacaksa düşük sodyumlu ürün seçmek, süzüp bol suyla yıkamak alınan sodyumu azaltabilir.</p>

<p>Sağlıklı yağlar</p>

<p>Zeytinyağı gibi doymamış yağ kaynakları, tereyağı ve kuyruk yağı gibi doymuş yağ oranı yüksek seçeneklerin yerine ölçülü biçimde kullanılabilir. Sağlıklı kabul edilen yağların da yüksek enerji içerdiği unutulmamalı; özellikle kilo kontrolü gereken kişiler porsiyona dikkat etmelidir.</p>

<p>Sınırlanması gereken yiyecekler</p>

<p>İşlenmiş et ürünleri</p>

<p>Sucuk, salam, sosis, pastırma ve füme etler genellikle yüksek miktarda sodyum ve doymuş yağ içerir. Küçük görünen bir porsiyon bile günlük sodyum alımını hızla yükseltebilir.</p>

<p>Hazır çorba ve bulyonlar</p>

<p>Hazır çorbalar, et ve tavuk bulyonları ile paketli soslar yoğun sodyum kaynakları arasında yer alabilir. Evde hazırlanan çorbada da bulyon kullanılması, tuz eklenmemiş olsa bile sodyum miktarını artırabilir.</p>

<p>Turşu, salamura ve konserveler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Turşu, salamura zeytin, tuzlu peynir ve bazı konserveler yüksek sodyum içerebilir. “Ev yapımı” olması bir yiyeceğin mutlaka az tuzlu olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Tuzlu atıştırmalıklar</p>

<p>Cips, tuzlu kuruyemiş, kraker ve patlamış mısır gibi atıştırmalıklarda porsiyon kontrolü kolayca kaybolabilir. Tuzsuz kuruyemişler daha uygun bir seçenek olsa da enerji yoğun oldukları için küçük porsiyonlarda tüketilmelidir.</p>

<p>Fast food ve restoran yemekleri</p>

<p>Hamburger, pizza, kızarmış tavuk ve hazır sandviçlerde sodyum yalnızca görünen tuzdan gelmez. Ekmek, peynir, sos, işlenmiş et ve çeşniler aynı öğünde bir araya geldiğinde toplam miktar yükselir.</p>

<p>Tatlılar ve şekerli içecekler</p>

<p>Şekerli içecekler, hamur işleri ve yoğun şeker içeren tatlılar doğrudan tuzlu görünmese de kilo artışını, kan şekeri kontrolünün bozulmasını ve kalp-damar riskini destekleyebilir. Paketli tatlılarda sodyum da bulunabilir.</p>

<p>Etiket okurken hangi değere bakılmalı?</p>

<p>Ürün etiketinde “tuz” ile “sodyum” aynı ölçüm değildir. Yaklaşık olarak 1 gram sodyum, 2,5 gram tuza karşılık gelir. Ürünün 100 gramındaki değer kadar tüketilecek porsiyondaki miktar da değerlendirilmelidir.</p>

<p>“Azaltılmış sodyumlu” ifadesi, ürünün mutlaka düşük sodyumlu olduğu anlamına gelmez. Bu ifade yalnızca standart ürüne göre daha az sodyum içerdiğini gösterebilir. Benzer ürünleri karşılaştırarak porsiyon başına en düşük değere sahip seçeneği bulmak daha doğru olur.</p>

<p>Tuz yerine kullanılan ürünler herkese uygun mu?</p>

<p>Bazı tuz ikamelerinde sodyumun yerine potasyum kullanılır. Bu ürünler böbrek hastalığı bulunanlarda veya bazı kalp yetersizliği ilaçlarını kullananlarda kandaki potasyumu tehlikeli düzeyde yükseltebilir.</p>

<p>Bu nedenle potasyum içeren tuz ikameleri, mineral destekleri ve bitkisel ürünler hekime danışılmadan kullanılmamalıdır. “Doğal” veya “kalp dostu” etiketi taşıması bir ürünün her hasta için güvenli olduğunu göstermez.</p>

<p>Sıvı tüketimi mutlaka kısıtlanmalı mı?</p>

<p>Kalp yetersizliği olan her kişinin sıvı tüketimini kendi başına azaltması doğru değildir. Sıvı kısıtlaması daha çok ileri kalp yetersizliği, belirgin sıvı birikimi veya kandaki sodyum düşüklüğü gibi özel durumlarda gündeme gelebilir.</p>

<p>Çorba, ayran, süt, dondurma, buz ve oda sıcaklığında sıvı hâle gelen yiyecekler de günlük sıvı hesabına dahil edilebilir. Günlük sınır gerekiyorsa miktarı hastayı izleyen hekim belirlemelidir. Gereğinden az sıvı almak susuzluk, tansiyon düşüklüğü ve böbrek işlevlerinde bozulmaya yol açabilir.</p>

<p>Bir günlük örnek beslenme düzeni</p>

<p>Kahvaltıda tuz eklenmeden hazırlanmış yulaf, uygun porsiyonda meyve ve hekimin beslenme planına uyan bir süt ürünü tercih edilebilir.</p>

<p>Öğle öğününde bol sebzeli, az yağlı ve tuz eklenmemiş bir yemek; yanında ölçülü bulgur veya tam tahıllı ekmek tüketilebilir.</p>

<p>Akşam yemeğinde fırında balık ya da derisiz tavuk, tuzsuz hazırlanmış sebze ve salata yer alabilir. Ara öğünlerde taze meyve veya küçük bir porsiyon tuzsuz kuruyemiş seçilebilir.</p>

<p>Bu liste yalnızca genel bir örnektir. Böbrek hastalığı, diyabet, obezite, iştahsızlık veya yutma sorunu bulunan kişiler için içerik ve porsiyonlar değiştirilmelidir.</p>

<p>Günlük kilo takibi neden yapılır?</p>

<p>Her sabah benzer saatte, tuvalet sonrasında ve kahvaltıdan önce tartılmak vücutta sıvı birikimini erken fark etmeye yardımcı olabilir. Kısa sürede açıklanamayan kilo artışı yağlanmadan çok sıvı tutulmasını gösterebilir.</p>

<p>Hekimin belirttiği sınırın üzerinde kilo artışı, nefes darlığında belirginleşme, gece nefessiz uyanma, bacaklarda artan şişlik veya göğüs ağrısı gelişirse sağlık ekibiyle iletişime geçilmelidir. İstirahatte ciddi nefes darlığı, bayılma, bilinç değişikliği ya da geçmeyen göğüs ağrısında acil yardım istenmelidir.</p>

<p>Kalp yetersizliğinde beslenmenin temel amacı yalnızca tuzu azaltmak değildir. Taze ve az işlenmiş yiyeceklere ağırlık vermek, etiket okumak, porsiyonları denetlemek ve sıvı ile potasyum konusunda kişisel tedavi planına uymak gerekir. En güvenli sınırlar, kardiyoloji hekimi ve diyetisyen tarafından hastanın tetkiklerine göre belirlenir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. WebMD – Kalp Yetersizliğinde En İyi ve En Kötü Yiyecekler<br />
2. Amerikan Kalp Derneği – Kalp Yetersizliğinde Yaşam Tarzı Değişiklikleri ve Sodyum<br />
3. Amerikan Kardiyoloji Koleji – Kalp Yetersizliğinde Sodyum Kısıtlaması Değerlendirmesi<br />
4. Amerika Kalp Yetersizliği Derneği – Kalp Yetersizliğinin Yönetimi Kılavuzu<br />
5. Avrupa Kardiyoloji Derneği – Kalp Yetersizliğinde Sodyum ve Sıvı Tüketimi Uzlaşı Belgesi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kalp-yetmezligi-olanlar-nasil-beslenmeli-en-iyi-ve-en-kotu-yiyecekler</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 19:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9089.jpeg" type="image/jpeg" length="64338"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="22112"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="62732"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="44942"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="14536"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="75027"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="27035"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
