<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 29 Aug 2026 13:41:20 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ergen Çocuğunuz Sizinle Sürekli Tartışıyor mu? Nedeni Her Zaman Saygısızlık Değil]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/ergen-cocugunuz-sizinle-surekli-tartisiyor-mu-nedeni-her-zaman-saygisizlik-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/ergen-cocugunuz-sizinle-surekli-tartisiyor-mu-nedeni-her-zaman-saygisizlik-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[“Ne söylesem karşı çıkıyor”, “eskiden beni daha çok dinlerdi”, “en küçük konu tartışmaya dönüşüyor”… Ergenlik döneminde birçok ebeveyn benzer durumlarla karşılaşabiliyor. Ancak anne-baba ile fikir ayrılıklarının ortaya çıkması tek başına ilişkinin bozulduğu anlamına gelmiyor. Ağustos 2026’da yayımlanan günlük izlem çalışması, ebeveyn desteği, çatışma ve ergenin özerklik deneyiminin günlük yaşamda birbiriyle ilişkili olduğunu gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>sağlamasının parçası olabilir.</p>

<h2>Her İtiraz Saygısızlık mı?</h2>

<p>Hayır.</p>

<p>Bir ergenin:</p>

<p><strong>“Bu kural bana mantıklı gelmiyor.”</strong></p>

<p>demesi ile ebeveynine hakaret etmesi aynı davranış değildir.</p>

<p>Ergenlik döneminde görüş ayrılıklarının ortaya çıkması olağandışı değildir.</p>

<p>Önemli olan çatışmanın yalnızca varlığı değil;</p>

<ul>
 <li>
 <p>ne kadar sık yaşandığı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>ne kadar yoğun olduğu,</p>
 </li>
 <li>
 <p>tarafların birbirine nasıl davrandığı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>anlaşmazlığın nasıl çözüldüğü</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi özelliklerdir.</p>

<p>Bu nedenle ergenin her itirazını otomatik olarak “otoriteye başkaldırı” veya “saygısızlık” şeklinde değerlendirmek iletişimi daha da zorlaştırabilir.</p>

<h2>Ergenlik Boyunca Tartışmalar Sürekli Artıyor mu?</h2>

<p>Yaygın inanışlardan biri, çocuk büyüdükçe anne-babayla tartışmaların sürekli arttığı yönünde.</p>

<p>Ancak bilimsel literatür daha karmaşık bir tablo gösteriyor.</p>

<p>Ebeveyn–çocuk çatışmalarını inceleyen klasik bir meta-analizde, çatışmaların <strong>sıklığının ergenlik boyunca genel olarak azaldığı</strong>, buna karşılık özellikle erken ergenlikten orta ergenliğe geçişte tartışmaların <strong>duygusal yoğunluğunun artabildiği</strong> bulundu.</p>

<p>Yani aileler her zaman daha sık tartışmıyor olabilir.</p>

<p>Bazen aynı sayıdaki anlaşmazlık:</p>

<p><strong>daha yoğun, daha duygusal ve daha sert</strong></p>

<p>yaşanıyor olabilir.</p>

<h2>Her Tartışma Kötüye İşaret mi?</h2>

<p>Her fikir ayrılığını problem olarak görmek doğru değil.</p>

<p>Ergenlik döneminde anne-baba ile görüş ayrılıklarının ortaya çıkması gelişimsel açıdan olağandışı değildir.</p>

<p>Ancak bu durum:</p>

<p><strong>“Ne kadar çok tartışılırsa o kadar iyidir”</strong></p>

<p>anlamına da gelmez.</p>

<p>Özellikle sürekli, yoğun ve düşmanca çatışmaların gençlerin psikolojik uyumuyla ilişkili olabileceğini gösteren önemli araştırmalar bulunuyor.</p>

<p>2016 yılında yayımlanan bir meta-analizde <strong>52 araştırmadan elde edilen 401 etki</strong> değerlendirildi ve ebeveyn–ergen çatışması ile gençlerde çeşitli uyum sorunları arasında ilişki bulundu.</p>

<p>Daha yakın tarihli bir değerlendirme de bu konuda dikkat çekici sonuç verdi.</p>

<h2>31 Binden Fazla Ergeni Kapsayan Yeni Meta-Analiz</h2>

<p>2025 yılında yayımlanan sistematik derleme ve meta-analizde:</p>

<ul>
 <li>
 <p><strong>46 çalışma</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>31.147 ergen</strong></p>
 </li>
 <li>
 <p><strong>157 bağımsız etki büyüklüğü</strong></p>
 </li>
</ul>

<p>değerlendirildi.</p>

<p>Sonuçlarda ebeveyn–ergen çatışmasının depresif belirtilerle pozitif ilişkili olduğu görüldü.</p>

<p>Genel ilişki katsayısı yaklaşık:</p>

<p><strong>r = 0,267</strong></p>

<p>olarak hesaplandı.</p>

<p>Bu sonuç, çatışmanın depresyona kesin olarak neden olduğunu göstermiyor.</p>

<p>Ancak sürekli ve yoğun ebeveyn–ergen çatışmasının ruh sağlığı açısından tamamen önemsiz görülemeyeceğini destekliyor.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca ilişkinin çalışmanın tasarımına ve çatışmanın nasıl ölçüldüğüne göre değişebildiğini belirtti.</p>

<p>Bu nedenle gündelik fikir ayrılıklarıyla sürekli ve yüksek yoğunluklu aile çatışmalarını aynı kategoride değerlendirmemek gerekiyor.</p>

<h2>Asıl Önemli Olan Nasıl Tartıştığınız Olabilir</h2>

<p>Bir aile içinde görüş ayrılığının hiç olmaması gerçekçi bir hedef olmayabilir.</p>

<p>Ergen:</p>

<p><strong>“Bu kural bana mantıklı gelmiyor.”</strong></p>

<p>diyebilir.</p>

<p>Ebeveyn de:</p>

<p><strong>“Neden böyle düşündüğünü anlat.”</strong></p>

<p>diyebilir.</p>

<p>Tarafların sonuçta aynı fikirde olmaması ilişkinin sağlıksız olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Ancak tartışmalar sürekli:</p>

<ul>
 <li>
 <p>aşağılamaya,</p>
 </li>
 <li>
 <p>hakarete,</p>
 </li>
 <li>
 <p>tehdide,</p>
 </li>
 <li>
 <p>korkutmaya,</p>
 </li>
 <li>
 <p>fiziksel şiddete,</p>
 </li>
 <li>
 <p>ağır düşmanlığa</p>
 </li>
</ul>

<p>dönüşüyorsa bu durum sıradan ergenlik anlaşmazlıklarıyla aynı şekilde değerlendirilmemeli.</p>

<p>Bu nedenle ailelerin yalnızca:</p>

<p><strong>“Ne kadar sık tartışıyoruz?”</strong></p>

<p>sorusuna değil,</p>

<p><strong>“Tartışırken birbirimize nasıl davranıyoruz?”</strong></p>

<p>sorusuna da bakması gerekiyor.</p>

<h2>Ebeveyn Ne Yapabilir?</h2>

<p>Yeni çalışmanın önemli mesajlarından biri, ebeveyn desteğinin ergenin özerklik deneyimiyle olumlu ilişkili olması.</p>

<p>Bu durum bütün kuralların kaldırılması gerektiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Özerkliği desteklemek:</p>

<p><strong>“İstediğini yapabilirsin.”</strong></p>

<p>demek değildir.</p>

<p>Daha işlevsel yaklaşım, güvenlik ve gelişim açısından gerekli sınırları korurken ergenin görüşünü de karar sürecine dahil etmek olabilir.</p>

<p>Örneğin:</p>

<p><strong>“Saat 22.00’de evde olacaksın çünkü ben öyle söylüyorum.”</strong></p>

<p>yerine,</p>

<p>neden bu sınırın konulduğunu açıklamak ve ergenin görüşünü dinlemek tartışmayı yalnızca güç mücadelesi olmaktan çıkarabilir.</p>

<p>Amaç ebeveynin sorumluluğunu bırakması değil; büyüyen gencin karar verme kapasitesine giderek daha fazla alan açmak.</p>

<h2>Bazen “Hayır” Demek de Ebeveynliğin Bir Parçası</h2>

<p>Bir ergenin özerkliğini desteklemek, istediği her şeye izin vermek anlamına gelmez.</p>

<p>Sağlık, güvenlik, okul yaşamı ve gelişim açısından gerekli sınırlar devam eder.</p>

<p>Önemli olan bu sınırların mümkün olduğunca:</p>

<ul>
 <li>
 <p>anlaşılır,</p>
 </li>
 <li>
 <p>tutarlı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>gerekçesi açıklanabilir,</p>
 </li>
 <li>
 <p>yaşa uygun</p>
 </li>
</ul>

<p>olmasıdır.</p>

<p>Yaş ilerledikçe ergenin kendi hayatıyla ilgili kararlara katılımının artması da gelişim sürecinin doğal bir parçasıdır.</p>

<p>Dolayısıyla sağlıklı ebeveyn–ergen ilişkisinin hedefi:</p>

<p><strong>“Hiç tartışmamak”</strong></p>

<p>olmayabilir.</p>

<p>Daha gerçekçi hedef:</p>

<p><strong>Tartışabilmek ama ilişkiyi kaybetmemek.</strong></p>

<h2>Ne Zaman Profesyonel Destek Düşünülmeli?</h2>

<p>Her tartışma veya fikir ayrılığı profesyonel değerlendirme gerektirmez.</p>

<p>Ancak çatışmalar giderek şiddetleniyorsa veya günlük yaşam belirgin şekilde etkilenmeye başladıysa durum yalnızca “ergenlik inadı” olarak görülmemeli.</p>

<p>Özellikle:</p>

<ul>
 <li>
 <p>fiziksel şiddet,</p>
 </li>
 <li>
 <p>ciddi tehditler,</p>
 </li>
 <li>
 <p>kendine zarar verme davranışı veya tehdidi,</p>
 </li>
 <li>
 <p>belirgin içe kapanma,</p>
 </li>
 <li>
 <p>ciddi okul sorunları,</p>
 </li>
 <li>
 <p>madde kullanımı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>evden kaçma davranışı,</p>
 </li>
 <li>
 <p>günlük işlevsellikte belirgin bozulma</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi durumlarda çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında çalışan bir sağlık profesyonelinden değerlendirme alınması uygun olabilir.</p>

<h2>Araştırmanın Sınırlılıkları Neler?</h2>

<p>2026 tarihli günlük izlem çalışması, ebeveyn–ergen ilişkisini günlük yaşam içinde değerlendirmesi açısından önemli.</p>

<p>Ancak sonuçları genellerken dikkatli olmak gerekiyor.</p>

<p>Araştırmaya <strong>286 Hollandalı ergen</strong> katıldı ve katılımcıların ilk ölçümdeki ortalama yaşı <strong>11,6</strong> idi.</p>

<p>Dolayısıyla örneklem özellikle erken ergenlik dönemini temsil ediyor.</p>

<p>Sonuçların farklı yaş gruplarına, kültürlere ve aile yapılarına doğrudan genellenmesi doğru olmaz.</p>

<p>Ayrıca çalışma bir klinik deney değil.</p>

<p>Bu nedenle ebeveyn desteğinin veya çatışmanın belirli psikolojik sonuçlara doğrudan <strong>neden olduğunu</strong> kanıtlamıyor.</p>

<p>Araştırma bu faktörlerin günlük yaşamda nasıl birlikte değiştiğine dair önemli ipuçları sunuyor.</p>

<h2>Sonuç: Sorulması Gereken Soru Belki de Değişmeli</h2>

<p>Ergenin anne-babasına itiraz etmeye başlaması her zaman saygısızlık, ilişkinin bozulması veya ebeveynin otoritesini kaybetmesi anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bağımsız karar verme, kendini tanıma ve kendi sınırlarını oluşturma ergenlik döneminin temel gelişim süreçleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Yeni günlük izlem araştırması, ebeveyn desteğinin ergenlerin özerklik deneyimleriyle olumlu ilişkili olduğunu; ebeveynle çatışmanın daha fazla olduğu günlerde ise özerklik deneyiminin daha düşük olma eğiliminde olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Ancak uzun süreli, yoğun ve düşmanca çatışmaların ruh sağlığı açısından tamamen önemsiz görülmemesi gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle ebeveynlerin sorması gereken soru yalnızca:</p>

<p><strong>“Çocuğum neden benimle tartışıyor?”</strong></p>

<p>olmayabilir.</p>

<p>Belki daha önemli soru:</p>

<p><strong>“Biz nasıl tartışıyoruz ve sonrasında birbirimize yeniden ulaşabiliyor muyuz?”</strong></p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<ul>
 <li>
 <p>Wang J, Kaufman T, Mastrotheodoros S, Branje S. <i>Bidirectional associations between parental need support, conflict with parents, and adolescents' autonomy: A daily diary study.</i> Child Development. 2026. DOI: 10.1093/chidev/aacag142.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Weymouth BB, Buehler C, Zhou N, Henson RA. <i>A Meta-Analysis of Parent–Adolescent Conflict: Disagreement, Hostility, and Youth Maladjustment.</i> Journal of Family Theory &amp; Review. 2016. DOI: 10.1111/jftr.12126.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Laursen B, Coy KC, Collins WA. <i>Reconsidering Changes in Parent-Child Conflict Across Adolescence: A Meta-Analysis.</i> Child Development. 1998.</p>
 </li>
 <li>
 <p>2025 sistematik derleme ve meta-analizi — Ebeveyn–ergen çatışması ile depresif belirtiler arasındaki ilişki; 46 çalışma, 31.147 ergen.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/ergen-cocugunuz-sizinle-surekli-tartisiyor-mu-nedeni-her-zaman-saygisizlik-degil</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 13:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/ergen-cocugunuz-sizinle-surekli-tartisiyor-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="44766"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[BELMİMDER’den 9 Bin Teknik Personel İçin Kadro Talebi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/belmimderden-9-bin-teknik-personel-icin-kadro-talebi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/belmimderden-9-bin-teknik-personel-icin-kadro-talebi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Belediye ve il özel idaresi şirketlerinde işçi statüsüyle çalışan mühendis, mimar ve şehir plancıları; kadrolu meslektaşlarıyla aynı görevleri üstlenmelerine rağmen ücret, iş güvencesi ve özlük haklarında önemli farklılıklar yaşadıklarını belirtiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>BELMİMDER, çalışma barışının sağlanması ve yetki ile statü arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla teknik personelin 657 sayılı Kanun’un 4/A kapsamındaki kadrolara geçirilmesini istiyor.</p>

<p>Belediyelerin Teknik Yükünü Taşıyorlar, Kadro Bekliyorlar</p>

<p>Belediyelerde imardan altyapıya, su ve kanalizasyon hizmetlerinden çevre korumaya kadar birçok hayati alanda görev yapan mühendis, mimar ve şehir plancıları, yıllardır çözülemeyen statü sorunlarının giderilmesini bekliyor.</p>

<p>Belediye Mimarları ve Mühendisleri Derneği tarafından hazırlanan brifing dosyasında, belediye ve il özel idaresi şirketlerinde çalışan teknik personelin önemli bölümünün 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi şirket işçisi statüsünde bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Dernek, bu çalışanların uygulamada kadrolu mühendis ve mimarlarla aynı projelerde görev aldığını, teknik inceleme ve denetim yaptığını, bazı kurumlarda ise icracı ve imzacı sorumluluklar üstlendiğini ifade etti. Buna karşılık ücret, iş güvencesi, görevde yükselme, tayin, izin ve diğer özlük hakları bakımından farklı koşullara tabi oldukları kaydedildi.</p>

<p>696 Sayılı KHK Statü Sorununu Tam Olarak Çözemedi</p>

<p>Kamudaki taşeron istihdamına ilişkin önemli bir adım olan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında, daha önce taşeron firmalarda çalışan birçok personel belediye şirketlerine geçirildi.</p>

<p>Ancak bu geçiş, belediye şirketlerinde görev yapan teknik personel bakımından doğrudan devlet memurluğu kadrosu anlamına gelmedi. Mühendisler, mimarlar ve şehir plancıları, sermayesi kamuya ait şirketlerde çalışmayı sürdürürken özel hukuk hükümlerine bağlı işçi statüsünde kaldı.</p>

<p>BELMİMDER’e göre sorun tam da bu noktada ortaya çıkıyor: Kamu adına asli ve sürekli nitelikte hizmet yürüttüğünü belirten teknik personel, görev ve sorumluluk bakımından memur meslektaşlarıyla yan yana çalışırken sosyal ve mali haklar bakımından farklı bir statüye tabi tutuluyor.</p>

<p>Aynı Oda, Aynı Proje, Farklı Ücret ve Haklar</p>

<p>Brifing dosyasında, aynı belediyenin aynı biriminde çalışan iki mühendisin benzer görev ve sorumluluklar üstlenmesine karşın statülerinden kaynaklanan ciddi gelir ve özlük hakkı farklılıkları yaşayabildiği anlatılıyor.</p>

<p>Dernek, bu tablonun yalnızca ücret eşitsizliği oluşturmadığını; kurum içindeki aidiyet duygusunu, mesleki motivasyonu ve çalışma barışını da olumsuz etkilediğini savunuyor.</p>

<p>Dosyada yer alan maaş örnekleri belirli bir dönemin ücretlerini yansıttığından güncel maaş karşılaştırması olarak değerlendirilmemeli. Bununla birlikte işçi ve memur statüsündeki teknik personel arasındaki ücret, sosyal yardım ve iş güvencesi farklarının devam ettiği yönündeki temel itiraz güncelliğini koruyor.</p>

<p>İmza Yetkisi ve Hukuki Sorumluluk Tartışması</p>

<p>Teknik personelin en önemli itirazlarından biri de yetki, statü ve sorumluluk arasındaki uyumsuzluk.</p>

<p>Mühendis ve mimarlar; projelerin hazırlanması, saha kontrollerinin yapılması, teknik raporların düzenlenmesi ve kamu kaynaklarının kullanılmasını etkileyen işlemlerde sorumluluk üstlenebiliyor. Buna karşın şirket işçisi statüsündeki personelin hangi idari işlemlerde imza ve paraf yetkisi kullanabileceği, hukuki sorumluluğunun sınırları ve kamu görevlisi güvencelerinden yararlanıp yararlanamayacağı tartışma konusu olabiliyor.</p>

<p>Bu belirsizlik yalnız çalışanları değil, belediyeleri ve hizmet alan vatandaşları da ilgilendiriyor. Yetkiyle sorumluluğun açık biçimde tanımlanmaması, idari işlemlerin hukuki güvenliği açısından risk oluşturabiliyor.</p>

<p>BELMİMDER: Yaklaşık 9 Bin Teknik Personel Çözüm Bekliyor</p>

<p>BELMİMDER’in brifing dosyasındaki tahminine göre belediye ve il özel idaresi şirketlerinde bu statüde çalışan mühendis ve mimarların sayısı yaklaşık 9 bin düzeyinde bulunuyor. Bu sayı resmî ve güncel bir personel envanteriyle ayrıca doğrulanmaya ihtiyaç duyuyor.</p>

<p>Dernek, söz konusu çalışanların belediyelerin asli hizmetlerinde aktif görev aldığını belirterek şu temel talebi dile getiriyor:</p>

<p>Belediye ve il özel idaresi şirketlerinde asli ve sürekli kamu hizmetlerinde görev yapan mühendis, mimar ve şehir plancıları, objektif kriterlerle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/A kapsamındaki uygun teknik kadrolara geçirilmelidir.</p>

<p>Anayasal İlkeler Hatırlatıldı</p>

<p>Brifing dosyasında Anayasa’nın çalışma hakkını düzenleyen 49’uncu, ücrette adaleti ele alan 55’inci ve asli ve sürekli kamu hizmetlerinin kimler eliyle yürütüleceğine ilişkin 128’inci maddelerine dikkat çekildi.</p>

<p>Dernek, talebini “eşit işe eşit ücret ve eşit statü” ile “yetki ve sorumlulukta paralellik” ilkelerine dayandırıyor. Ancak her çalışanın görevi, yetkisi ve hukuki durumu aynı olmadığından yapılacak düzenlemenin kapsamının ayrıntılı bir görev analiziyle belirlenmesi gerekiyor.</p>

<p>Benzer Statü Geçişleri Emsal Gösterildi</p>

<p>BELMİMDER, geçmiş yıllarda çıkarılan düzenlemelerle bazı kamu çalışanlarının sözleşmeli personel veya memur statüsüne geçirildiğini hatırlatıyor.</p>

<p>2007 yılında yürürlüğe giren 5620 sayılı Kanun, belirli şartları taşıyan bazı belediye çalışanları için sözleşmeli statüye geçiş imkânı getirmişti. 2023 yılında kabul edilen 7433 sayılı Kanun ile de belirli sözleşmeli personelin memur kadrolarına geçişinin önü açılmıştı.</p>

<p>Dernek, bu örneklerin belediye şirketlerindeki teknik personel için de objektif şartlara dayanan özel bir geçiş düzenlemesinin hukuken ve idari olarak değerlendirilebileceğini gösterdiğini savunuyor.</p>

<p>Çözüm İçin Beş Somut Adım</p>

<p>Sorunun yalnızca toplu bir kadro tartışmasına indirgenmeden, kamu hizmetinin niteliğini ve çalışanların kazanılmış haklarını koruyan kapsamlı bir düzenlemeyle ele alınması gerekiyor:</p>

<ol>
 <li>Güncel personel envanteri çıkarılmalı: Belediye şirketlerinde çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının sayıları, görevleri, kıdemleri ve fiilen yürüttükleri işler belirlenmeli.</li>
 <li>Asli görev analizi yapılmalı: Memur eliyle yürütülmesi gereken görevler ile işçi statüsünde yürütülebilecek hizmetler açık biçimde ayrılmalı.</li>
 <li>Objektif geçiş modeli hazırlanmalı: Eğitim, mesleki yeterlilik, kıdem, fiilî görev ve güvenlik şartlarını karşılayan personele uygun teknik kadrolara geçiş hakkı tanınmalı.</li>
 <li>Geçiş sürecinde ücret adaleti sağlanmalı: Kadro düzenlemesi tamamlanıncaya kadar aynı veya eşdeğer işi yapan çalışanlar arasındaki ölçüsüz ücret ve sosyal hak farklılıkları azaltılmalı.</li>
 <li>İmza ve sorumluluk sınırları netleştirilmeli: Teknik personelin hangi işlemlerde yetkili olduğu ve hukuki sorumluluğunun kapsamı mevzuatta açıkça düzenlenmeli.</li>
</ol>

<p>Mesele Yalnız Maaş Değil, Kamu Hizmetinin Güvenliği</p>

<p>Belediye şirketlerinde çalışan teknik personelin talebi yalnız daha yüksek ücret olarak görülmemeli. Mühendislik, mimarlık ve şehir planlama hizmetleri; yapı güvenliğinden afetlere hazırlığa, altyapı yatırımlarından çevre sağlığına kadar doğrudan toplumun yaşamını etkiliyor.</p>

<p>Bu nedenle teknik sorumluluk üstlenen personelin yetkisinin, statüsünün, ücretinin ve hukuki güvencesinin açık olması kamu yönetiminin de yararına.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaklaşık sekiz yıldır devam eden statü tartışmasının merkezi yönetim, yerel yönetimler, çalışan temsilcileri ve meslek kuruluşlarının katılımıyla ele alınması; hem çalışma barışını güçlendirebilir hem de kamu hizmetlerinde hukuki güvenliği artırabilir.</p>

<p>Belediyelerin projelerine imza atan, sahada sorumluluk alan ve şehirlerin geleceğini şekillendiren mühendis, mimar ve şehir plancıları, yaptıkları işle uyumlu bir statü ve adil özlük hakları bekliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>💼 Kariyer</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/belmimderden-9-bin-teknik-personel-icin-kadro-talebi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9281.jpeg" type="image/jpeg" length="14736"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Genç Diş Hekimleri İş Bekliyor, Hastalar Randevu Bulamıyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/genc-dis-hekimleri-is-bekliyor-hastalar-randevu-bulamiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/genc-dis-hekimleri-is-bekliyor-hastalar-randevu-bulamiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığının 2026 yılı atama kurasında açılan 521 diş hekimi kadrosuna 17 bin 6 başvuru yapılması, mezun sayısı ile kamu istihdamı arasındaki farkı yeniden gündeme taşıdı. Bir kadro için yaklaşık 33 adayın yarıştığı tablo, yalnızca genç diş hekimlerinin iş sorunu değil; vatandaşın koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimini de ilgilendiren yapısal bir planlama meselesi olarak değerlendiriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>17 Bin Diş Hekimi 521 Kadro İçin Yarıştı: Atama Çıkmazı Büyüyor</p>

<p>Türkiye’de binlerce genç diş hekimi kamuda görev alabilmek için atama beklerken, ağız ve diş sağlığı merkezlerinde yaşanan randevu yoğunluğu dikkat çekici bir çelişkiyi ortaya çıkardı. Bir tarafta mesleğini yapmak isteyen yetişmiş insan gücü, diğer tarafta hizmete ulaşmak için bekleyen vatandaşlar bulunuyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığının 2026 yılı İlk Defa ve Yeniden Atama Kurası kapsamında diş hekimleri için açtığı 521 kadroya 17 bin 6 başvuru yapıldı. Başka bir ifadeyle her kadro için yaklaşık 33 diş hekimi başvuruda bulundu.</p>

<p>2025 yılındaki ilk atama kurasında ise 11 bin 658 başvuruya karşılık genel ve uzman diş hekimleri için toplam 465 kadro açılmıştı. Birbirini izleyen iki dönemde ortaya çıkan rakamlar, kamuya geçmek isteyen diş hekimi sayısı ile açılan kadrolar arasındaki farkın geçici olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Sorun yalnızca atama bekleyenlerden ibaret değil</p>

<p>Türkiye’de sağlık kuruluşlarına yapılan başvurular artmasına rağmen ağız ve diş sağlığı hizmetlerinden yararlanma sıklığı genel sağlık hizmetlerinin gerisinde kalıyor.</p>

<p>Sağlık istatistiklerine göre kişi başına hekime müracaat sayısı 12,2 düzeyine ulaşırken, diş hekimine başvuru sayısı yaklaşık 0,7 seviyesinde kaldı. Bu fark, vatandaşların ağız ve diş sağlığı hizmetine daha az ihtiyaç duyduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Maliyet, randevuya erişim, coğrafi dağılım, ağız sağlığı farkındalığının yetersizliği ve tedavinin ertelenmesi gibi birçok etken hizmet kullanımını sınırlandırabiliyor. Tedavinin gecikmesi ise başlangıçta dolgu veya koruyucu uygulamalarla yönetilebilecek problemlerin kanal tedavisi, diş çekimi ya da protez gerektiren daha ağır tablolara dönüşmesine yol açabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle genç diş hekimlerinin istihdamı yalnızca bir meslek grubunun atama talebi olarak görülmemeli. Konu aynı zamanda koruyucu sağlık hizmeti, erken teşhis ve gelecekte oluşabilecek tedavi maliyetlerinin azaltılması açısından ele alınmalı.</p>

<p>22 milyonu aşan randevu talebi</p>

<p>Diş Hekimleri Dayanışma Platformu tarafından derlenen verilere göre 2024 yılının ilk 11 ayında diş hekimliği alanındaki randevu talebi 22 milyonu aştı.</p>

<p>Türkiye’deki yaklaşık 43 bin diş ünitesinin 11 bin kadarının Sağlık Bakanlığına, 8 bin 700’ünün üniversitelere, 23 binden fazlasının ise özel sektöre ait olduğu belirtiliyor. Bu dağılım, mevcut teknik kapasitenin önemli bölümünün kamu dışında bulunduğunu gösteriyor.</p>

<p>Özel sağlık hizmetlerinin maliyetini karşılamakta zorlanan vatandaşların kamu kurumlarına yönelmesi, ağız ve diş sağlığı merkezleri üzerindeki randevu baskısını artırıyor. Kamuda yeni diş hekimi istihdam edilmesi için ise yalnızca kadro değil; uygun klinik alan, diş üniti, yardımcı sağlık personeli, sterilizasyon kapasitesi ve düzenli malzeme bütçesi de gerekiyor.</p>

<p>Dolayısıyla tek başına atama sayısını yükseltmek yeterli değil. Yeni istihdamın altyapı yatırımıyla birlikte planlanması gerekiyor.</p>

<p>Fakülte sayısı artarken istihdam aynı hızda büyümedi</p>

<p>Türkiye’de diş hekimliği eğitiminin son yıllardaki hızlı büyümesi de tartışmanın temel başlıkları arasında yer alıyor. Türk Dişhekimleri Birliği verilerine göre 2026 yılında eğitim veren 107 fakülte için 6 bin 762 kişilik kontenjan ilan edildi.</p>

<p>Son iki yılda toplam kontenjanın 3 bin 39 kişi azaltılması, yükseköğretimde daha kontrollü planlamaya yönelindiğini gösteren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak geçmiş yıllarda yüksek kontenjanlarla sisteme giren öğrencilerin mezun olmaya devam etmesi nedeniyle istihdam üzerindeki baskının kısa sürede ortadan kalkması beklenmiyor.</p>

<p>Diş hekimliği eğitimi yalnızca sınıf ve teorik derslerden oluşmuyor. Öğrencinin yeterli sayıda hasta görmesi, klinik uygulama yapması, uygun laboratuvarlarda çalışması ve yeterli öğretim üyesinden eğitim alması gerekiyor. Bu nedenle fakülte ve kontenjan planlamasının yalnızca öğrenci talebine göre değil, eğitim altyapısı ve ülkenin uzun vadeli sağlık insan gücü ihtiyacına göre yapılması önem taşıyor.</p>

<p>Türkiye’de diş hekimi sayısı artıyor ancak dağılım eşit değil</p>

<p>Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2024 yılında Türkiye’de 100 bin kişiye düşen diş hekimi sayısı 59’a ulaştı. Ancak ülke ortalaması, iller ve ilçeler arasındaki dağılım farklarını tek başına göstermiyor.</p>

<p>Diş hekimlerinin büyükşehirlerde ve ekonomik hareketliliğin daha yüksek olduğu bölgelerde yoğunlaşması; küçük şehirlerde, kırsal ilçelerde ve dezavantajlı bölgelerde hizmete erişimin sınırlı kalmasına yol açabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca toplam diş hekimi sayısına bakılarak “ihtiyaç kalmadığı” sonucuna varılması yanıltıcı olabilir. Planlamanın il, ilçe, yaş grubu, hastalık yükü, mevcut ünit sayısı ve randevu bekleme süresi temelinde yapılması gerekiyor.</p>

<p>Özel sektörde de koşullar zorlaşıyor</p>

<p>Kamuda yeterli kadro bulamayan yeni mezunların önemli bölümü özel kliniklere ve ağız-diş sağlığı kuruluşlarına yöneliyor. Ancak artan mezun sayısı, yüksek klinik açma maliyetleri ve hizmet piyasasındaki yoğun rekabet özel sektörde de çalışma koşullarını ağırlaştırabiliyor.</p>

<p>Yeni bir muayenehane açmak isteyen diş hekiminin cihaz, sarf malzemesi, kira, ruhsatlandırma, personel ve sterilizasyon giderlerini karşılaması gerekiyor. Bu maliyetler, mesleğe yeni başlayan gençler açısından ciddi bir finansman engeli oluşturuyor.</p>

<p>Yoğun rekabetin ücretleri ve çalışma güvencesini baskılaması, bazı genç hekimleri meslek dışı alanlara veya yurt dışına yöneltebiliyor. Bu tablo, yüksek maliyetli beş yıllık eğitimin ardından yetişen insan gücünün etkin kullanılmasını da güçleştiriyor.</p>

<p>Çözüm yalnızca bir defalık toplu atama değil</p>

<p>Diş hekimlerinin istihdam sorununu kalıcı biçimde çözmek için tek seferlik yüksek sayıda atama yapmak yeterli olmayabilir. Mezun sayısı, emeklilik, kamu-özel dağılımı ve toplumun ağız sağlığı ihtiyacı birlikte değerlendirilmeli.</p>

<p>1. İllere göre ihtiyaç haritası hazırlanmalı</p>

<p>Her ilin ve ilçenin nüfusu, çocuk ve yaşlı oranı, diş çürüğü yükü, mevcut hekim ve ünit sayısı, MHRS talebi ile randevu bekleme süresi düzenli olarak açıklanmalı. Kadrolar bu ölçütlere göre dağıtılmalı.</p>

<p>2. Çok yıllı atama takvimi ilan edilmeli</p>

<p>Genç diş hekimlerinin önlerini görebilmesi için yalnızca dönemsel kura duyuruları yapılmamalı. Sağlık Bakanlığı, en az üç yıllık tahmini kadro ve yatırım takvimini kamuoyuyla paylaşmalı.</p>

<p>3. Aile diş hekimliği kademeli olarak yaygınlaştırılmalı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Aile diş hekimliği modeli öncelikle çocuklar, gebeler, engelliler ve yaşlılar için güçlendirilmeli. Model, yalnızca tedavi yapan değil; düzenli tarama, koruyucu flor uygulaması, ağız sağlığı eğitimi ve erken yönlendirme sağlayan bir yapıda kurulmalı.</p>

<p>4. Okul ağız sağlığı programları genişletilmeli</p>

<p>Diş hekimleri okul sağlığı ekiplerinde istihdam edilerek çocuklara düzenli tarama ve koruyucu hizmet sunabilir. Böyle bir model hem genç hekimler için yeni çalışma alanı oluşturabilir hem de ileri yaşlarda ortaya çıkacak tedavi maliyetlerini azaltabilir.</p>

<p>5. Kamu altyapısı kadroyla birlikte büyütülmeli</p>

<p>Yeni diş hekimi istihdam edilecek merkezlere yeterli diş üniti, teknisyen, ağız ve diş sağlığı teknikeri, hemşire, sterilizasyon personeli ve sarf malzemesi sağlanmalı. Kullanılmayan veya personel eksikliği nedeniyle düşük kapasiteyle çalışan ünitler yeniden sisteme kazandırılmalı.</p>

<p>6. Kontenjanlar bilimsel projeksiyonla belirlenmeli</p>

<p>YÖK, Sağlık Bakanlığı, Türk Dişhekimleri Birliği ve üniversiteler ortak bir insan gücü kurulu oluşturmalı. Fakülte kontenjanları; nüfus projeksiyonu, emeklilik, bölgesel ihtiyaç, kamu kapasitesi ve özel sektörün sürdürülebilir istihdam gücü esas alınarak her yıl güncellenmeli.</p>

<p>7. Eğitim kalitesi bağımsız biçimde denetlenmeli</p>

<p>Yeterli öğretim üyesi, klinik hasta çeşitliliği, laboratuvar ve uygulama altyapısı bulunmayan programlara öğrenci kontenjanı verilmemeli. Asgari standartları karşılayamayan fakülteler için kontenjan azaltma, iyileştirme veya program birleştirme seçenekleri değerlendirilmeli.</p>

<p>8. SGK destekli kontrollü hizmet alımı incelenmeli</p>

<p>Kamunun yetersiz kaldığı bölgelerde, belirli gelir ve hasta grupları için özel diş hekimlerinden kontrollü hizmet alınması değerlendirilebilir. Uygulama; sabit fiyat, kalite denetimi, klinik gereklilik ve suistimali önleyen güçlü bir kayıt sistemiyle yürütülmeli.</p>

<p>9. Dezavantajlı bölgelere güçlü teşvik sağlanmalı</p>

<p>Kırsal ve hizmete erişimin düşük olduğu ilçelerde görev yapacak diş hekimlerine yalnızca zorunlu yönlendirme değil; lojman, ek ödeme, mesleki eğitim, uygun çalışma ortamı ve belirli süre sonunda yer değişikliği güvencesi sunulmalı.</p>

<p>Sağlık insan gücünde ortak planlama gerekiyor</p>

<p>Ortaya çıkan tablo, Türkiye’de diş hekimi bulunmadığını değil, yetişmiş insan gücü ile hizmet kapasitesinin aynı plan içinde buluşturulamadığını gösteriyor.</p>

<p>Bir tarafta binlerce genç diş hekimi kamuda görev beklerken diğer tarafta vatandaşların randevu ve tedaviye erişimde güçlük yaşaması, çözümün yalnızca arzı veya yalnızca talebi yönetmekten geçmediğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı, YÖK, üniversiteler, meslek örgütleri ve ilgili kamu kurumlarının ortak bir planlama mekanizması kurması; atama, eğitim ve altyapı kararlarının aynı veri seti üzerinden alınması gerekiyor.</p>

<p>Diş hekimliği alanındaki istihdam sorunu doğru yönetilirse yalnızca genç meslek mensuplarına çalışma alanı açılmayacak; çocuklardan yaşlılara kadar toplumun koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimi de güçlenecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>💼 Kariyer</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/genc-dis-hekimleri-is-bekliyor-hastalar-randevu-bulamiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 13:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9280.jpeg" type="image/jpeg" length="45170"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Safra Keseniz Yoksa Beslenmede Nelere Dikkat Etmelisiniz?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/safra-keseniz-yoksa-beslenmede-nelere-dikkat-etmelisiniz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/safra-keseniz-yoksa-beslenmede-nelere-dikkat-etmelisiniz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Safra kesesi alındığında safra üretimi durmaz; karaciğer üretmeye devam eder. Çoğu kişi normal beslenebilirken yağlı öğünler bazı kişilerde şişkinlik, kramp veya ishale yol açabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>SAFRA KESENİZ YOKSA BESLENMEDE NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ?</p>

<p>Safra kesesi alınan kişilerin büyük bölümü özel bir diyete ihtiyaç duymadan yaşamını sürdürebilir. Karaciğer safra üretmeye devam eder; değişen nokta, safranın kesede depolanıp yoğunlaştırılarak öğün sırasında topluca bağırsağa verilmemesidir.</p>

<p>Ameliyatın ardından safra, karaciğerden ince bağırsağa daha sürekli ve düşük miktarlarda akar. Bu nedenle özellikle tek seferde çok yağ içeren öğünler bazı kişilerde şişkinlik, karın krampları, gaz veya ishal oluşturabilir.</p>

<p>Safra üretimi durmaz</p>

<p>Safra, yağların küçük damlacıklara ayrılmasına yardım eden bir sindirim sıvısıdır. Safra kesesi bu sıvıyı üretmez; karaciğerin ürettiği safrayı depolar ve yoğunlaştırır.</p>

<p>Safra kesesinin alınması yağların artık hiç sindirilemeyeceği anlamına gelmez. Çoğu insanın sindirim sistemi yeni safra akışına zamanla uyum sağlar ve dengeli beslenmeye devam edilebilir.</p>

<p>A, D, E ve K vitaminleri mutlaka azalır mı?</p>

<p>A, D, E ve K yağda çözünen vitaminlerdir ve emilimlerinde safra görev alır. Ancak yalnızca safra kesesinin alınmış olması, bu vitaminlerin herkeste yetersiz kalacağı veya emilemeyeceği anlamına gelmez.</p>

<p>Uzun süren yağlı dışkılama, kronik ishal, belirgin kilo kaybı, yetersiz beslenme ya da eşlik eden karaciğer, pankreas ve bağırsak hastalığı varsa eksiklik ihtimali değerlendirilmelidir. Kan tetkiki yapılmadan gelişigüzel vitamin kullanmak doğru değildir; özellikle A, D, E ve K vitaminlerinin yüksek dozları vücutta birikerek zarar verebilir.</p>

<p>Yağları tamamen kesmek gerekmiyor</p>

<p>Ameliyattan sonra bütün yağların beslenmeden çıkarılması genellikle gerekli değildir. Yağlar enerji sağlar, hücre yapısına katılır ve yağda çözünen vitaminlerin alınmasına yardımcı olur.</p>

<p>İlk dönemde yağ miktarını azaltmak ve gün içine yaymak sindirim yakınmalarını hafifletebilir. Kızartma, ağır sos, işlenmiş et, krema ve çok yağlı hamur işleri yerine zeytinyağı, balık, yoğurt ve ölçülü miktarda kuruyemiş tercih edilebilir.</p>

<p>Küçük ve dengeli öğünler deneyin</p>

<p>Bir öğünde fazla miktarda yağ tüketmek yerine daha küçük ve düzenli öğünler yemek daha kolay tolere edilebilir. Yağ miktarı, kişisel belirtiler izlenerek aşamalı biçimde artırılabilir.</p>

<p>Sebze, meyve, yulaf ve diğer lif kaynakları bağırsak düzenini destekler. Ancak ameliyattan hemen sonra lif miktarını hızla artırmak gaz ve krampları çoğaltabileceğinden geçişin yavaş yapılması daha uygundur.</p>

<p>İshal gelişirse ne yapılmalı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Safranın kalın bağırsağa daha fazla ulaşması bazı kişilerde sulu dışkılama ve ani tuvalet ihtiyacına neden olabilir. Buna safra asidi ishali adı verilir ve tedavi edilebilir bir durumdur.</p>

<p>İshal birkaç haftadan uzun sürüyorsa, gece uykudan uyandırıyorsa, kilo kaybı yapıyorsa veya günlük yaşamı etkiliyorsa hekime başvurulmalıdır. Gerekli görülürse safra asitlerini bağlayan ilaçlar reçete edilebilir; bu ilaçlar doktor değerlendirmesi olmadan kullanılmamalıdır.</p>

<p>Hangi belirtilerde gecikmemeli?</p>

<p>Şiddetlenen karın ağrısı, ateş, sarılık, sürekli kusma, koyu idrar veya açık renkli dışkı gelişmesi olağan bir uyum belirtisi sayılmaz. Bu bulgular safra yolları ya da ameliyatla ilişkili başka bir sorunu düşündürebileceğinden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Kalıcı ishal, yağlı ve kötü kokulu dışkı, istemsiz kilo kaybı veya besin eksikliği belirtileri de değerlendirme gerektirir. Beslenme planı, kişinin şikâyetleri ve eşlik eden hastalıkları dikkate alınarak hekim veya diyetisyenle oluşturulmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü, Safra Taşları ve Safra Yolları Bilgilendirmesi<br />
2. Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Sistemi, Safra Kesesi Ameliyatı ve İyileşme Bilgileri<br />
3. Cambridge Üniversite Hastaneleri, Safra Kesesi Hastalıklarında Beslenme Önerileri<br />
4. Mayo Clinic, Safra Kesesi Ameliyatı Sonrası Kronik İshal Değerlendirmesi<br />
5. Canadian Association of Gastroenterology, Safra Asidi İshali Klinik Uygulama Kılavuzu</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/safra-keseniz-yoksa-beslenmede-nelere-dikkat-etmelisiniz</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 13:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9279.jpeg" type="image/jpeg" length="94667"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[70 Yaşından Sonra Statin Kullanmak İşe Yarıyor mu? 10 Bin Kişilik STAREE Çalışmasından Yanıt]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/70-yasindan-sonra-statin-kullanmak-ise-yariyor-mu-10-bin-kisilik-staree-calismasindan-yanit</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/70-yasindan-sonra-statin-kullanmak-ise-yariyor-mu-10-bin-kisilik-staree-calismasindan-yanit" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ESC Congress 2026’da açıklanan STAREE çalışmasında, bilinen kalp-damar hastalığı, diyabeti veya demansı bulunmayan 70 yaş ve üzerindeki 9.971 kişi ortanca 5,9 yıl izlendi. Günde 40 mg atorvastatin kullananlarda majör kardiyovasküler olay riski plaseboya göre yüzde 30 daha düşük bulundu. Buna karşılık atorvastatin engelliliksiz sağkalımı anlamlı biçimde artırmadı; kas, karaciğer ve diyabetle ilişkili advers olaylar ise daha sık görüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Statinlerin kalp krizi ve inme geçirmiş kişilerde yararı uzun süredir biliniyor. Ancak bilinen kalp-damar hastalığı bulunmayan ileri yaştaki kişilerde bu ilaçların koruyucu amaçla kullanılıp kullanılmaması daha tartışmalı bir alan olarak kalmıştı.<br />
Avustralya’da yürütülen STAREE çalışması, bu soruya bugüne kadarki en güçlü randomize kontrollü yanıtlardan birini verdi.<br />
Araştırmaya bilinen kardiyovasküler hastalığı, diyabeti veya demansı bulunmayan 70 yaş ve üzerindeki 9.971 yetişkin katıldı.<br />
Katılımcılar rastgele iki gruba ayrıldı. Bir gruba günlük 40 mg atorvastatin, diğer gruba plasebo verildi.<br />
Ortanca takip süresi 5,9 yıl oldu.<br />
Büyük Kalp-Damar Olaylarında Yüzde 30 Göreli Azalma<br />
Çalışmanın en dikkat çekici sonucu kardiyovasküler olaylarda görüldü.<br />
Majör kardiyovasküler olaylar:<br />
atorvastatin grubunda yüzde 6,0<br />
plasebo grubunda yüzde 8,3<br />
oranında görüldü.<br />
Bu sonuç atorvastatin grubunda yaklaşık yüzde 30 göreli risk azalmasına karşılık geldi.<br />
Çalışmada majör kardiyovasküler olay; kardiyovasküler ölüm, ölümcül olmayan kalp krizi, inme veya koroner revaskülarizasyon bileşik sonlanımı olarak değerlendirildi.<br />
Bu nedenle sonuç, yalnızca “kalp krizi yüzde 30 azaldı” ya da “inme yüzde 30 azaldı” şeklinde yorumlanmamalı. Yüzde 30’luk azalma bu olayların oluşturduğu toplam kardiyovasküler sonlanım için bildirildi.<br />
Mutlak Fark Ne Kadardı?<br />
Göreli risk azalması dikkat çekici olmakla birlikte mutlak rakamlar da önem taşıyor.<br />
Yaklaşık altı yıllık izlemde majör kardiyovasküler olay oranı:<br />
yüzde 8,3’ten yüzde 6,0’a düştü.<br />
Başka bir ifadeyle iki grup arasındaki ham mutlak fark yaklaşık 2,3 yüzde puanı oldu.<br />
Bu ayrım, araştırmanın sonuçlarını günlük klinik uygulamada değerlendirirken önemli.<br />
Engelliliksiz Yaşam Süresi Uzamadı<br />
STAREE yalnızca kalp-damar olaylarına bakmadı.<br />
Araştırmanın önemli hedeflerinden biri de statinlerin ileri yaşta kişinin engelliliksiz yaşam süresini artırıp artırmadığını görmekti.<br />
Ölüm, demans veya kalıcı fiziksel engellilikten oluşan bileşik sonuç:<br />
atorvastatin grubunda yüzde 12,8<br />
plasebo grubunda yüzde 13,6<br />
olarak gerçekleşti.<br />
Aradaki fark istatistiksel olarak anlamlı değildi.<br />
Dolayısıyla çalışma, atorvastatinin bu yaş grubunda engelliliksiz sağkalımı anlamlı biçimde uzattığını göstermedi.<br />
Yan Etkilerde Ne Görüldü?<br />
Araştırmanın güvenlik sonuçları da dikkat çekti.<br />
Kas, karaciğer ve diyabetle ilişkili advers olaylar atorvastatin kullananlarda daha sık bildirildi.<br />
Buna karşılık ciddi advers olayların oranı her iki grupta da yüzde 2,7 olarak bulundu.<br />
Bu bulgular, statin başlanırken yalnızca potansiyel kardiyovasküler yararın değil, kişinin diğer hastalıklarının, kullandığı ilaçların ve yan etki riskinin de değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.<br />
Her 70 Yaş Üstü Kişi Statin Kullanmalı mı?<br />
Çalışmadan çıkarılmaması gereken en önemli sonuçlardan biri bu.<br />
STAREE:<br />
“70 yaşını geçen herkes statin kullanmalıdır”<br />
demiyor.<br />
Araştırmaya bilinen kardiyovasküler hastalığı, diyabeti veya demansı bulunmayan kişiler dahil edildi. Dolayısıyla sonuçlar belirli bir yaş grubunda birincil korunma açısından değerlendirilmeli.<br />
Bir kişide statin başlanıp başlanmayacağına karar verilirken yalnızca yaş değil;<br />
LDL kolesterol düzeyi,<br />
tansiyon,<br />
sigara kullanımı,<br />
böbrek fonksiyonları,<br />
eşlik eden hastalıklar,<br />
diğer ilaçlar,<br />
genel kardiyovasküler risk<br />
birlikte değerlendirilir.<br />
Bu nedenle çalışma sonuçları kişisel tedavi kararının yerine geçmez.<br />
STAREE Neden Önemli?<br />
İleri yaştaki bireyler birçok büyük kolesterol çalışmasında ya sınırlı sayıda temsil edilmiş ya da çalışmalar daha önce kardiyovasküler hastalık geçirmiş kişilere odaklanmıştı.<br />
STAREE ise özellikle 70 yaş ve üzerindeki kişilerde statinlerin birincil korunmadaki etkisini değerlendirmek üzere tasarlanan büyük randomize kontrollü çalışmalardan biri olması nedeniyle önem taşıyor.<br />
Araştırma ayrıca yalnızca kalp-damar olaylarını değil, demans, fiziksel engellilik ve bağımsız yaşam gibi ileri yaş açısından kritik sonuçları da değerlendirdi.<br />
Çalışmanın Sınırlılıkları Neler?<br />
Sonuçların tüm yaşlı bireylere doğrudan genellenmesinde dikkatli olmak gerekiyor.<br />
Katılımcılar büyük ölçüde Avustralya’da yaşayan kişilerden oluşuyordu. Farklı etnik ve sosyoekonomik gruplarda sonuçların aynı ölçüde geçerli olup olmadığı ayrıca değerlendirilmek zorunda.<br />
Ayrıca çalışma yaklaşık altı yıllık bir takip dönemi sundu. Statin kullanımının çok daha uzun dönemde demans, engellilik ve yaşam süresi üzerindeki etkileri için ek takip verileri önem taşıyor.<br />
Sonuç<br />
STAREE çalışması, bilinen kardiyovasküler hastalığı, diyabeti veya demansı bulunmayan 70 yaş ve üzerindeki yetişkinlerde atorvastatinin majör kardiyovasküler olayları azaltabildiğine ilişkin güçlü randomize kanıt sağladı.<br />
Yaklaşık altı yıllık takipte majör kardiyovasküler olay oranı yüzde 8,3’ten yüzde 6,0’a düştü ve göreli risk yaklaşık yüzde 30 azaldı.<br />
Ancak atorvastatin engelliliksiz sağkalımı anlamlı biçimde artırmadı ve bazı advers olaylar ilaç kullanan grupta daha sık görüldü.<br />
Dolayısıyla araştırmanın mesajı “her 70 yaş üstü statin kullanmalı” değil; ileri yaşta statin tedavisinin yarar ve risklerinin kişiye özel değerlendirilmesi gerektiği yönünde.<br />
KAYNAKLAR<br />
European Society of Cardiology — STAREE, ESC Congress 2026 Hot Line sonuçları<br />
STAREE Araştırma Grubu — 2026 ana çalışma sonuçları<br />
ClinicalTrials.gov — STAREE, NCT02099123<br />
National Health and Medical Research Council<br />
Heart Foundation of Australia</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/70-yasindan-sonra-statin-kullanmak-ise-yariyor-mu-10-bin-kisilik-staree-calismasindan-yanit</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 12:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/staree-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="91684"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üsküdar’da Şüpheli Ölüm: Yazar Murat Koparan Banyoda Ölü Bulundu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/uskudarda-supheli-olum-yazar-murat-koparan-banyoda-olu-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/uskudarda-supheli-olum-yazar-murat-koparan-banyoda-olu-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yaşayan 37 yaşındaki yazar Murat Koparan, kaldığı villanın üçüncü katındaki banyoda başından vurulmuş halde ölü bulundu. Telefon görüşmesi sırasında silah sesi duyduğu belirtilen eski eşinin ihbarı üzerine adrese sevk edilen ekipler, evde bir tabanca buldu. Koparan’ın kesin ölüm nedeni ile olayın oluş şeklinin belirlenmesi için soruşturma başlatıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yazar Murat Koparan Üsküdar’daki Evinde Ölü Bulundu</p>

<p>İstanbul’un Üsküdar ilçesinde yazar Murat Koparan, kaldığı villada başından vurulmuş halde ölü bulundu. Evde bir tabancaya rastlanırken, 37 yaşındaki Koparan’ın ölümüyle ilgili polis ekiplerince geniş çaplı inceleme başlatıldı.</p>

<p>Olay, 25 Ağustos Salı günü saat 16.15 sıralarında Bahçelievler Mahallesi’nde meydana geldi.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre Murat Koparan, yaklaşık iki yıl önce boşandığı eski eşiyle olaydan bir süre önce telefonla görüştü. Görüşme sırasında silah sesi duyduğu öne sürülen eski eşi, durumu polis ekiplerine bildirdi.</p>

<p>Ekipler villaya balkondan girdi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İhbarın ardından adrese polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Villanın kapısının açılmaması üzerine itfaiye ekipleri merdiven yardımıyla balkona ulaşarak eve girdi.</p>

<p>Ekipler, villanın üçüncü katındaki banyoda Murat Koparan’ı başından vurulmuş halde buldu. Sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde Koparan’ın hayatını kaybettiği belirlendi.</p>

<p>Polis ekiplerinin olay yerinde gerçekleştirdiği incelemede, ruhsatsız olduğu değerlendirilen bir tabancaya rastlandığı bildirildi. Koparan’ın bir süredir boş durumda olduğu belirtilen villada kaldığı öğrenildi.</p>

<p>Murat Koparan öldürüldü mü?</p>

<p>Murat Koparan’ın öldürüldüğüne ilişkin kesinleşmiş bir bilgi bulunmuyor. Olayın cinayet, intihar veya başka bir ihtimal kapsamında değerlendirilip değerlendirilmediği konusunda yetkili makamlardan henüz resmî açıklama yapılmadı.</p>

<p>Bu nedenle soruşturma tamamlanmadan “öldürüldü” ifadesinin kullanılması doğru değil. Tabanca üzerinde yapılacak balistik ve parmak izi incelemeleri ile olay yeri bulguları ve adli tıp raporunun ölümün nasıl meydana geldiğini aydınlatması bekleniyor.</p>

<p>Koparan’ın cenazesi, olay yerindeki incelemelerin ardından kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Soruşturmanın sürdüğü bildirildi.</p>

<p>Murat Koparan kimdir?</p>

<p>Murat Koparan, edebiyat ve yayıncılık çevrelerinde özellikle Yılkı Fanzin ile tanınıyordu. Edebiyat yayınlarına ilişkin arşiv kayıtlarında Yılkı’nın yayıncısı olarak adı geçen Koparan, çeşitli kültür ve şiir etkinliklerine de katıldı.</p>

<p>Koparan’ın 2016 yılında düzenlenen Üsküdar Şiir Festivali’nde şiir okuyan genç şairler arasında bulunduğu kayıtlara yansıdı. Ölümünün ardından arkadaşları ve edebiyat çevresinden isimler sosyal medya üzerinden taziye mesajları yayımladı.</p>

<p>Murat Koparan neden öldü?</p>

<p>Murat Koparan’ın kesin ölüm nedeni henüz açıklanmadı. Başından ateşli silahla yaralanmış halde bulunduğu bildirilmekle birlikte, olayın meydana geliş biçimi ancak adli tıp incelemesi ve yürütülen soruşturmanın ardından kesinlik kazanacak.</p>

<p>Bilgi Kartı</p>

<p>* Adı: Murat Koparan<br />
* Yaşı: 37<br />
* Mesleği: Yazar, şair ve fanzin yayıncısı<br />
* Olay yeri: İstanbul, Üsküdar, Bahçelievler Mahallesi<br />
* Olay tarihi: 25 Ağustos 2026<br />
* Bulunduğu yer: Villanın üçüncü katındaki banyo<br />
* Soruşturma durumu: Devam ediyor<br />
* Kesin ölüm nedeni: Henüz açıklanmadı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/uskudarda-supheli-olum-yazar-murat-koparan-banyoda-olu-bulundu</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 12:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9277.jpeg" type="image/jpeg" length="75089"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Başkent Üniversitesi Danışmanı Dr. Ercan Çitlioğlu Vefat Etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/baskent-universitesi-danismani-dr-ercan-citlioglu-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/baskent-universitesi-danismani-dr-ercan-citlioglu-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Başkent Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi danışmanı, Kıbrıs Gazisi ve yazar Dr. Ercan Çitlioğlu vefat etti. Çitlioğlu’nun cenaze namazının 29 Ağustos 2026’da Ankara’daki Ahmet Hamdi Akseki Camii’nde öğle namazının ardından kılınacağı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Başkent Üniversitesi Danışmanı Dr. Ercan Çitlioğlu Vefat Etti</p>

<p>Başkent Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi danışmanı, Kıbrıs Gazisi ve yazar Dr. Ercan Çitlioğlu hayatını kaybetti. Vefat haberi, 29 Ağustos 2026 tarihinde Başkent Üniversitesi Rektörlüğü tarafından yayımlanan taziye mesajıyla duyuruldu.</p>

<p>Stratejik araştırmalar, güvenlik, terörizm ve istihbarat alanlarındaki çalışmalarıyla tanınan Çitlioğlu, kamu görevlerinin yanı sıra üniversitelerde ve araştırma merkezlerinde çeşitli görevler üstlendi. Çok sayıda kitap kaleme alan Çitlioğlu, televizyon programları ve gazetelerde de Türkiye’nin güvenlik ve dış politika gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Başkent Üniversitesinden taziye mesajı</p>

<p>Başkent Üniversitesi Rektörlüğü, Çitlioğlu’nun vefatı dolayısıyla yayımladığı mesajda, üniversitenin Stratejik Araştırmalar Merkezindeki görevine ve Kıbrıs Gazisi kimliğine dikkat çekti.</p>

<p>“Başkent Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi danışmanı ve kıdemli uzmanı, Kıbrıs Gazisi Dr. Ercan Çitlioğlu’nu kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Dr. Ercan Çitlioğlu’na Allah’tan rahmet, ailesi ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.”</p>

<p>Üniversitenin kurumsal kadro kayıtlarında Ercan Çitlioğlu, Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezinde “uzman/danışman” olarak yer alıyordu.</p>

<p>Cenaze programı</p>

<p>Kamuoyuna açıklanan cenaze duyurusuna göre Dr. Ercan Çitlioğlu için 29 Ağustos 2026 Cumartesi günü Ankara’da cenaze töreni düzenlenecek.</p>

<p>Çitlioğlu’nun cenaze namazının Ahmet Hamdi Akseki Camii’nde öğle namazının ardından kılınacağı bildirildi. Defin yerine ilişkin doğrulanmış bir bilgiye ulaşılamadığı için haberde yer verilmedi.</p>

<p>Ercan Çitlioğlu kimdi?</p>

<p>Ercan Çitlioğlu, 1943 yılında Hatay’ın Dörtyol ilçesinde dünyaya geldi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinin yanı sıra Gazetecilik ve İşletme İktisadı enstitülerindeki eğitimlerini tamamladı. İngiltere’de Oxford Üniversitesinde İngilizce eğitimi aldı.</p>

<p>Ercan Çitlioğlu bilgi kartı</p>

<ul>
 <li>Doğum yeri ve yılı: Dörtyol, 1943</li>
 <li>Eğitim: İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi; Gazetecilik ve İşletme İktisadı enstitüleri</li>
 <li>Kamu görevleri: Turizm ve Tanıtma Bakanlığı ile Başbakanlık</li>
 <li>Diplomatik görev: Londra Büyükelçiliği Basın Müşavirliği</li>
 <li>İdari görev: Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdür Yardımcılığı</li>
 <li>Uzmanlık alanları: Stratejik araştırmalar, güvenlik, terörizm ve istihbarat</li>
 <li>Son görev yeri: Başkent Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi</li>
 <li>Unvanı: Uzman ve danışman; Başkent Üniversitesi tarafından verilen fahri doktora unvanı</li>
 <li>Diğer: 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı Gazisi</li>
</ul>

<p>Çitlioğlu, 1967-1985 yılları arasında Turizm ve Tanıtma Bakanlığı ile Başbakanlık bünyesinde görev yaptı. Bu dönemde Londra Büyükelçiliği basın müşavirliği ve Basın Yayın ve Enformasyon genel müdür yardımcılığı görevlerini yürüttü.</p>

<p>1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’na sivil görevli olarak katılan Çitlioğlu’na daha sonra gazi unvanı verildi.</p>

<p>Kamu görevlerinin ardından stratejik araştırmalar alanına yönelen Çitlioğlu; Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde terörizm konusunda danışmanlık yaptı, Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi başkanlığı görevini yürüttü ve üniversitelerde dersler verdi.</p>

<p>Başkent Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde uzman ve danışman olarak çalışan Çitlioğlu, üniversite ve ülkeye sunduğu katkılar dolayısıyla Başkent Üniversitesi Senatosunun kararıyla fahri doktora unvanına layık görülmüştü.</p>

<p>Güvenlik ve terörizm alanında eserler kaleme aldı</p>

<p>Ercan Çitlioğlu, güvenlik politikaları, terör örgütleri, istihbarat ve uluslararası ilişkiler başlıklarında çok sayıda çalışmaya imza attı. Çitlioğlu’nun yayımlanan eserleri arasında “Gölgedeki Sessiz Tanıklar”, “Yedekteki Taşeron: ASALA/PKK”, “Tahran-Ankara Hattında Hizbullah”, “Üçgen”, “Suriye Dosyası”, “İnsanı, Dünyayı ve Terörizmi Anlamak” ve “Başbuğ” bulunuyor.</p>

<p>Gazetelerde köşe yazıları da kaleme alan Çitlioğlu, televizyon yayınlarında özellikle terörizm, istihbarat, Kıbrıs, bölgesel güvenlik ve Türkiye’nin dış politikası üzerine değerlendirmeleriyle kamuoyunun karşısına çıktı.</p>

<p>Üniversite camiasında üzüntü</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başkent Üniversitesi Rektörlüğünün taziye mesajının ardından Çitlioğlu’nun meslektaşları ve çalışmalarını takip edenler de başsağlığı mesajları paylaştı. Üniversite, ailesine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı dileğinde bulundu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/baskent-universitesi-danismani-dr-ercan-citlioglu-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 11:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9274.jpeg" type="image/jpeg" length="32309"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Akşamdan Hazırlayın, Sabah Rahat Edin: 12 Akdeniz Kahvaltısı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/aksamdan-hazirlayin-sabah-rahat-edin-12-akdeniz-kahvaltisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/aksamdan-hazirlayin-sabah-rahat-edin-12-akdeniz-kahvaltisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yulaf, yoğurt, meyve, yumurta, sebze ve kuruyemişlerle hazırlanan Akdeniz tipi kahvaltılar, sabah telaşını azaltırken dengeli ve doyurucu seçenekler sunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Akşamdan Hazırlanabilen 12 Akdeniz Kahvaltısı</p>

<p>Akdeniz tipi kahvaltı hazırlamak için sabah uzun süre mutfakta kalmak gerekmiyor. Yulaf, yoğurt, meyve, yumurta, sebze, baklagil ve kuruyemiş içeren birçok seçenek bir gece önceden hazırlanabiliyor.</p>

<p>Bu yaklaşım tek bir yiyeceğe değil, beslenmenin bütününe dayanıyor. Tam tahılların, sebze ve meyvelerin, zeytinyağının, baklagillerin ve kuruyemişlerin ağırlıkta olduğu; işlenmiş et, rafine tahıl ve ilave şekerin sınırlandığı bir düzen hedefleniyor.</p>

<p>Akdeniz tipi kahvaltının temel bileşenleri</p>

<p>Dengeli bir kahvaltıda lif içeren bir karbonhidrat kaynağı, yeterli protein ve doymamış yağ bulunması tercih edilebilir. Yulaf ile yoğurt, yumurta ile sebze ya da tam tahıllı ekmek ile peynir bu dengeyi kurmanın pratik yolları arasında yer alıyor.</p>

<p>Porsiyonlar kişinin yaşına, günlük hareketine, sağlık durumuna ve enerji ihtiyacına göre değişiyor. Zeytinyağı ve kuruyemişler besleyici olmakla birlikte enerji yoğun olduklarından ölçülü kullanılmaları gerekiyor.</p>

<p>Bir gece önceden hazırlanabilecek 12 kahvaltı</p>

<p>Orman meyveli geceden bekletilmiş yulaf</p>

<p>Yulafı süt veya yoğurtla karıştırıp buzdolabında bekletin. Sabah üzerine çilek, yaban mersini, ceviz ve tarçın ekleyin. İlave şeker yerine meyvenin doğal tadından yararlanın.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Elmalı ve tarçınlı yulaf kavanozu</p>

<p>Yulaf, süt, rendelenmiş elma ve tarçını kapaklı bir kavanozda birleştirin. Kıvamı korumak için ceviz veya fındığı tüketmeden hemen önce ekleyin.</p>

<p>Yoğurtlu chia pudingi</p>

<p>Chia tohumlarını yoğurt veya sütle karıştırıp gece boyunca soğutun. Sabah meyve ve birkaç bademle tamamlayın. Chia, sıvıyı emerek puding benzeri bir yapı kazanır.</p>

<p>Çilekli chia ve yoğurt kasesi</p>

<p>Ezilmiş çilek, sade yoğurt ve chia tohumlarını karıştırın. İlave şeker içeren aromalı yoğurtlar yerine sade yoğurt kullanmak şeker miktarını kontrol etmeyi kolaylaştırır.</p>

<p>Cevizli ve yaban mersinli fırın yulaf</p>

<p>Yulaf, yumurta, süt, muz, yaban mersini ve cevizle hazırlanan karışımı fırında pişirin. Soğuduktan sonra porsiyonlara ayırarak birkaç günlük kahvaltı elde edebilirsiniz.</p>

<p>Sebzeli mini omletler</p>

<p>Yumurta, ıspanak, biber ve az miktarda peynirle hazırlanan karışımı muffin kalıplarında pişirin. Soğuyan omletleri kapalı bir kapta buzdolabında saklayıp sabah yeniden ısıtın.</p>

<p>Ispanaklı ve mantarlı yumurta lokmaları</p>

<p>Sotelenmiş ıspanak ile mantarı yumurtayla birleştirip küçük kalıplarda pişirin. Yanına bir dilim tam tahıllı ekmek ve domates eklenerek daha dengeli bir öğün oluşturulabilir.</p>

<p>Sebzeli ve peynirli kabuksuz kiş</p>

<p>Yumurta, brokoli, ıspanak, mantar ve peynirle hazırlanan kabuksuz kiş, önceden pişirilip dilimlenebilir. Sebzelerin suyu iyi süzülürse yapısı daha iyi korunur.</p>

<p>Biberli ve beyaz peynirli omlet muffinleri</p>

<p>Kırmızı biber, maydanoz, yumurta ve beyaz peynir karışımını küçük kalıplarda pişirin. Tuz miktarını dengelemek için peynirin porsiyonunu sınırlı tutun.</p>

<p>Yoğurt, meyve ve ceviz kavanozu</p>

<p>Sade yoğurt, doğranmış meyve ve yulafı katmanlar hâlinde hazırlayın. Cevizi yumuşamaması için ayrı bir kapta taşıyıp tüketirken ekleyin.</p>

<p>Nohutlu kahvaltı kasesi</p>

<p>Haşlanmış nohut, domates, salatalık, maydanoz ve zeytinyağını önceden hazırlayın. Sabah yumurta veya yoğurt ekleyerek protein içeriğini artırabilirsiniz.</p>

<p>Dondurucuya uygun sebzeli dürüm</p>

<p>Tam tahıllı lavaşın içine yumurta, ıspanak, biber ve az miktarda peynir koyun. Dürümleri tek tek sarıp dondurun; tüketmeden önce iç kısmı tamamen ısınana kadar ısıtın.</p>

<p>Akdeniz kahvaltısı neden farklı?</p>

<p>Akdeniz tipi beslenme yalnızca zeytinyağı tüketmek anlamına gelmiyor. Sebze, meyve, baklagil, tam tahıl ve kuruyemiş çeşitliliği ile kırmızı ve işlenmiş etlerin sınırlandırılması bu modelin temelini oluşturuyor.</p>

<p>Yüksek kalp ve damar hastalığı riski bulunan 7 bin 447 kişinin katıldığı PREDIMED araştırması, sızma zeytinyağı veya kuruyemişle desteklenen Akdeniz tipi beslenme gruplarında ciddi kalp ve damar olaylarının daha düşük görüldüğünü bildirdi. Bu bulgu, tek bir kahvaltı tarifinin hastalıkları önlediği şeklinde yorumlanmamalı; yarar genel beslenme düzeniyle ilişkilendirilmeli.</p>

<p>Kahvaltıda protein ve lif dengesi</p>

<p>Yumurta, yoğurt, peynir ve baklagiller protein sağlayabilir. Yulaf, tam tahıllar, sebzeler, meyveler, chia ve kuruyemişler ise lif içeriğini yükseltir.</p>

<p>Protein ve lif içeren seçenekler daha uzun süre tokluk sağlamaya yardımcı olabilir. Ancak kahvaltı yapmak ya da belirli bir saatte yemek yemek herkes için zorunlu değildir; toplam beslenme düzeni ve kişisel gereksinimler daha belirleyicidir.</p>

<p>Hazırlarken nelere dikkat edilmeli?</p>

<p>Yulaf ve chia karışımları kapalı kaplarda ve buzdolabında saklanmalı. Çiğ yumurta içeren karışımlar bekletilmemeli; yumurtalı tarifler tamamen pişirilmeli ve oda sıcaklığında uzun süre bırakılmamalı.</p>

<p>Pişmiş yumurtalı kahvaltılar çoğunlukla üç ila dört gün içinde tüketilmelidir. Koku, renk veya dokusunda bozulma görülen ürünler tadına bakılmadan atılmalıdır.</p>

<p>Diyabeti bulunan kişiler bal, şurup, kuru meyve ve porsiyon miktarına dikkat etmeli. Böbrek hastalığı, çölyak, besin alerjisi veya özel bir tedavi diyeti bulunanların tarifleri hekim ya da diyetisyenle kişiselleştirmesi gerekir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. EatingWell, Bir Gece Önceden Hazırlanabilen 24 Akdeniz Tipi Kahvaltı<br />
2. PREDIMED Araştırmacıları, Akdeniz Tipi Beslenmeyle Kalp ve Damar Hastalıklarından Birincil Korunma<br />
3. New England Journal of Medicine, 2018; 378: e34<br />
4. Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu, Akdeniz Tipi Beslenme İncelemesi<br />
5. Mayo Clinic, Kalp Sağlığı İçin Akdeniz Tipi Beslenme<br />
6. Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı, Artan Yemeklerin Güvenli Saklanması Rehberi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/aksamdan-hazirlayin-sabah-rahat-edin-12-akdeniz-kahvaltisi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9271.jpeg" type="image/jpeg" length="95569"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bağışıklık Dostu Besinler: Alışveriş Listenize Ekleyebileceğiniz 8 Seçenek]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/bagisiklik-dostu-besinler-alisveris-listenize-ekleyebileceginiz-8-secenek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/bagisiklik-dostu-besinler-alisveris-listenize-ekleyebileceginiz-8-secenek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Turunçgiller, orman meyveleri, yağlı balık, brokoli, sarımsak, badem, yeşil yapraklı sebzeler ve yoğurt; dengeli beslenmenin parçası olduğunda bağışıklık sisteminin normal çalışmasını destekleyebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bağışıklık Sistemini Destekleyen 8 Besin</p>

<p>Bağışıklık sistemini tek başına güçlendiren veya hastalıklardan kesin olarak koruyan bir yiyecek bulunmuyor. Buna karşılık turunçgiller, orman meyveleri, yağlı balık, brokoli, sarımsak, badem, yeşil yapraklı sebzeler ve yoğurt; savunma sisteminin ihtiyaç duyduğu farklı besin ögelerini sağlayabiliyor.</p>

<p>Bu yiyeceklerin yararı, arada bir yüksek miktarda tüketilmelerinden çok çeşitli ve dengeli bir beslenme düzeninin parçası olmalarına dayanıyor. Yetersiz beslenme bazı bağışıklık işlevlerini zayıflatabilirken gereksiz takviye kullanımı aynı faydayı garanti etmiyor.</p>

<p>Turunçgiller</p>

<p>Portakal, mandalina, limon ve greyfurt, C vitamini açısından öne çıkıyor. C vitamini; cilt ve diğer koruyucu dokuların bütünlüğü ile doğuştan ve sonradan gelişen bağışıklık yanıtlarında görev alıyor.</p>

<p>C vitamini alınması enfeksiyona yakalanmayı kesin olarak önlemiyor. İhtiyacın öncelikle meyve ve sebzelerden karşılanması, yüksek doz takviyelerin ise hekim önerisi olmadan kullanılmaması gerekiyor.</p>

<p>Greyfurt bazı kolesterol, tansiyon, kalp ritmi ve bağışıklık baskılayıcı ilaçlarla etkileşebiliyor. Düzenli ilaç kullananların bu konuda hekim veya eczacıya danışması öneriliyor.</p>

<p>Orman meyveleri</p>

<p>Yaban mersini, böğürtlen, ahududu ve çilek; C vitamini ile antosiyanin adı verilen renk verici bitkisel bileşikleri içeriyor. Bu bileşikler hücreleri oksidatif strese karşı koruyan antioksidan etkileriyle biliniyor.</p>

<p>Ancak laboratuvarda gözlenen antiviral veya mikrop karşıtı özellikler, bu meyvelerin insanlarda enfeksiyonu tedavi ettiği anlamına gelmiyor. Taze ya da dondurulmuş, ilave şeker içermeyen seçenekler tercih edilebilir.</p>

<p>Yağlı balıklar</p>

<p>Somon, sardalya, uskumru, hamsi ve alabalık; omega-3 yağ asitleri bakımından zengin seçenekler arasında bulunuyor. Omega-3 yağları, bağışıklık yanıtı ve iltihaplanmanın düzenlenmesiyle ilişkili hücresel süreçlere katkı sağlıyor.</p>

<p>Yağlı balıklar aynı zamanda D vitamini sağlayabiliyor. D vitamini eksikliği şüphesinde kontrolsüz takviye kullanmak yerine kan düzeyinin hekim değerlendirmesiyle ele alınması daha güvenli kabul ediliyor.</p>

<p>Brokoli</p>

<p>Brokoli; C vitamini, beta karoten, folat, lif ve çeşitli bitkisel bileşikler içeriyor. Beta karoten vücutta A vitaminine dönüştürülerek cilt ve solunum yolu gibi koruyucu yüzeylerin normal işlevine katkıda bulunuyor.</p>

<p>Uzun süre kaynatmak bazı suda çözünen vitaminlerin kaybını artırabilir. Kısa süre buharda pişirme veya hafif soteleme, brokolinin besin değerini korumaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Sarımsak</p>

<p>Sarımsağın kesilmesi veya ezilmesiyle allisin başta olmak üzere kükürtlü bileşikler ortaya çıkıyor. Bu maddelerin bağışıklık yanıtı üzerindeki etkileri araştırılsa da sarımsağın grip, soğuk algınlığı ya da başka bir enfeksiyonu önlediğini söylemek için kanıtlar yeterli değil.</p>

<p>Sarımsak, tedavinin yerine değil dengeli beslenmenin bir parçası olarak değerlendirilmelidir. Kan sulandırıcı ilaç kullananların veya ameliyata hazırlananların yoğun sarımsak ve sarımsak takviyesi tüketimini sağlık uzmanıyla görüşmesi gerekir.</p>

<p>Badem</p>

<p>Badem, bağışıklık hücrelerini oksidatif hasara karşı korumaya katkıda bulunan E vitamini sağlar. İçerdiği doymamış yağlar, yağda çözünen bu vitaminin vücut tarafından kullanılmasını da destekler.</p>

<p>Enerji yoğunluğu yüksek olduğu için porsiyon kontrolü yapılabilir. Tuzsuz ve şeker kaplaması bulunmayan seçenekler daha uygun bir ara öğün oluşturur; kuruyemiş alerjisi olanlar tüketmemelidir.</p>

<p>Yeşil yapraklı sebzeler</p>

<p>Ispanak, pazı, roka ve kara lahana; folat, beta karoten, C vitamini ve farklı antioksidan bileşikler içeriyor. Folat, yeni hücrelerin yapılması ve yenilenmesi için gerekli vitaminlerden biri olarak bağışıklık hücrelerinin üretimine de katkıda bulunuyor.</p>

<p>Tek bir sebzeye bağlı kalmak yerine farklı renk ve türleri dönüşümlü tüketmek daha geniş bir besin çeşitliliği sağlıyor. Kan sulandırıcı kullananların K vitamini içeren sebzeleri tamamen bırakması değil, tüketim miktarını istikrarlı tutarak hekim önerisine uyması gerekiyor.</p>

<p>Yoğurt</p>

<p>Canlı kültür içeren yoğurtlar bağırsak mikrobiyotasını, yani sindirim sistemindeki mikroorganizma topluluğunu destekleyebilir. Bağırsak ile bağışıklık sistemi arasındaki ilişki nedeniyle fermente besinlerin etkileri bilimsel araştırmalarda inceleniyor.</p>

<p>Bununla birlikte her yoğurdun aynı bakteri türlerini veya miktarını içerdiği söylenemez. İlave şekeri düşük, sade ve canlı kültür içeren ürünler tercih edilebilir; süt alerjisi olanlar için uygun alternatifler sağlık uzmanıyla değerlendirilmelidir.</p>

<p>“Süper gıda” ne anlama geliyor?</p>

<p>“Süper gıda” bilimsel olarak tanımlanmış bir besin sınıfı değil, besin değeri yüksek yiyecekleri anlatmak için kullanılan popüler bir ifade. Bağışıklık sistemi tek bir besine değil; yeterli protein, vitamin, mineral, sağlıklı yağ ve enerji alımına ihtiyaç duyuyor.</p>

<p>Bu nedenle listede yer alan sekiz besinden birini çok fazla tüketmek yerine sebze, meyve, tam tahıl, baklagil, kuruyemiş ve uygun protein kaynaklarını çeşitlendirmek daha doğru bir yaklaşım sunuyor.</p>

<p>Beslenme tek başına yeterli mi?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bağışıklığın normal çalışması yalnızca beslenmeye bağlı değil. Düzenli ve yeterli uyku, yaşa uygun fiziksel hareket, tütün ürünlerinden uzak durma, alkolü sınırlama, kronik hastalıkların kontrolü ve önerilen aşıların yaptırılması da vücudun enfeksiyonlara karşı savunmasını etkiliyor.</p>

<p>Takviyeler, dengeli beslenmenin yerini tutmuyor. Bağışıklık sistemini etkileyen bir hastalığı bulunanlar, gebeler, ileri yaştakiler ve düzenli ilaç kullananlar vitamin, mineral veya bitkisel ürünleri kullanmadan önce sağlık uzmanına danışmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Health sağlık editörlüğü, bağışıklık sistemini destekleyen besinler değerlendirmesi<br />
2. Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Sağlık Enstitüleri Besin Takviyeleri Ofisi, bağışıklık işlevi ve besin ögeleri bilgi notu<br />
3. Harvard Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Beslenme Kaynağı, beslenme ve bağışıklık değerlendirmesi<br />
4. Cleveland Clinic, bağışıklık sistemini destekleyen besinler uzman değerlendirmesi<br />
5. Carr ve Maggini, C vitamini ve bağışıklık işlevi derlemesi, Nutrients, 2017, DOI: 10.3390/nu9111211 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/bagisiklik-dostu-besinler-alisveris-listenize-ekleyebileceginiz-8-secenek</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 10:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9269.jpeg" type="image/jpeg" length="25456"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Menemen Nasıl Yapılır? Sulu Olmayan Tam Ölçülü Tarif]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/menemen-nasil-yapilir-sulu-olmayan-tam-olculu-tarif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/menemen-nasil-yapilir-sulu-olmayan-tam-olculu-tarif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Domates, yeşil biber ve yumurtayla hazırlanan menemenin fazla sulanmaması için domatesin suyunu doğru oranda çektirmek gerekiyor. Yumurtayı kurutmadan pişiren tam ölçülü tarif ve püf noktaları burada.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Menemen; domates, yeşil biber ve yumurtanın tavada buluştuğu, Türk mutfağının en çok aranan kahvaltılıklarından biri. Az malzemeli görünmesine rağmen domatesin olgunluğu, tavanın genişliği ve yumurtanın pişirilme süresi sonucu doğrudan etkiliyor.</p>

<p>Fazla sulu bir menemende yumurta domates sosunun içinde kaybolabiliyor; gereğinden uzun pişirildiğinde ise yemeğin dokusu kuruyor. Dengeli sonuç için domatesin fazla suyu yumurtalar eklenmeden önce çektirilmeli ve tava ocaktan alınırken yumurtaların hâlâ hafif nemli kalmasına dikkat edilmelidir.</p>

<p>TARİF KARTI</p>

<ul>
 <li>Kaç kişilik: 4 kişilik</li>
 <li>Hazırlık süresi: 15 dakika</li>
 <li>Pişirme süresi: 18–22 dakika</li>
 <li>Toplam süre: Yaklaşık 35 dakika</li>
 <li>Pişirme yöntemi: Tavada</li>
 <li>Zorluk düzeyi: Kolay</li>
 <li>Temel ekipman: 26–28 cm geniş tava, keskin bıçak, spatula</li>
 <li>Servis sıcaklığı: Sıcak</li>
</ul>

<p>MENEMEN İÇİN MALZEMELER</p>

<ul>
 <li>800 g olgun domates</li>
 <li>200 g sivri veya çarliston biber</li>
 <li>4 büyük yumurta</li>
 <li>30 ml zeytinyağı</li>
 <li>5 g tereyağı; isteğe bağlı</li>
 <li>1 çay kaşığı tuz</li>
 <li>Yarım çay kaşığı karabiber</li>
 <li>Yarım çay kaşığı pul biber; isteğe bağlı</li>
</ul>

<p>SOĞANLI HAZIRLAMAK İÇİN</p>

<ul>
 <li>1 küçük kuru soğan (yaklaşık 100 g)</li>
 <li>5 ml ilave zeytinyağı</li>
</ul>

<p>MENEMEN NASIL YAPILIR?</p>

<ol>
 <li>Domatesleri yıkayın. Kabuklarının menemende hissedilmesini istemiyorsanız altlarına bıçakla küçük bir çarpı atın.</li>
 <li>Domatesleri kaynar suda yaklaşık 30 saniye bekletin ve ardından soğuk suya alın. Kabuklarını soyup sap kısımlarını çıkarın.</li>
 <li>Domatesleri küçük küpler hâlinde doğrayın. Daha pürüzsüz bir kıvam isteniyorsa rendenin iri tarafıyla rendeleyin; ancak çekirdekli ve fazla sulu orta bölümü tamamen kullanmak menemeni sulandırabilir.</li>
 <li>Biberlerin saplarını ve iri çekirdeklerini ayırın. Biberleri yaklaşık yarım santimetre kalınlığında doğrayın.</li>
 <li>Geniş tavayı orta ateşte ısıtın. Zeytinyağını ve kullanıyorsanız tereyağını ekleyin.</li>
 <li>Biberleri tavaya alın. Renklerini tamamen kaybetmeden, hafifçe yumuşayıncaya kadar 4–5 dakika soteleyin.</li>
 <li>Doğranmış domatesleri ekleyin. Tuzu bu aşamada tamamen değil, yarım çay kaşığı kadar ilave edin.</li>
 <li>Domatesleri orta ateşte, kapağı açık olarak 10–12 dakika pişirin. Ara sıra karıştırın. Sos kaşığın açtığı yolu birkaç saniye koruyabiliyorsa yeterince koyulaşmış demektir.</li>
 <li>Yumurtaları ayrı bir kâseye kırın. Kabuk parçası bulunmadığını kontrol edin ve yalnızca sarılarla beyazlar hafifçe birleşecek kadar karıştırın.</li>
 <li>Yumurtaları domatesli karışıma dökün. Küçük ve yumuşak yumurta parçaları için spatulayla kenarlardan merkeze doğru yavaşça karıştırın.</li>
 <li>Yumurtalar büyük parçalı isteniyorsa yumurtaları tavaya ayrı noktalardan kırın. Beyazlarını domatesle hafifçe karıştırın, sarıları ise son aşamada dağıtın.</li>
 <li>Yumurtalar büyük ölçüde pişip hâlâ parlak ve hafif nemliyken tavayı ocaktan alın. Tavanın kalan ısısı pişirmeyi kısa süre sürdürecektir.</li>
 <li>Kalan tuzu, karabiberi ve isteğe bağlı pul biberi ekleyin. Menemeni bekletmeden sıcak servis edin.</li>
</ol>

<p>SOĞANLI MENEMEN NASIL YAPILIR?</p>

<p>Soğan kullanılacaksa küçük küpler hâlinde doğrayın. Isınan zeytinyağında orta-kısık ateşte 5–6 dakika, renk aldırmadan yumuşatın.</p>

<p>Ardından biberleri ekleyerek tarife aynı sırayla devam edin. Soğanın karamelize edilmesi, menemenin tadını belirgin biçimde tatlılaştırabilir. Bu nedenle soğanı yüksek ateşte kızartmayın.</p>

<p>MENEMENİN PÜF NOKTALARI</p>

<ul>
 <li>Etli, olgun ve aromalı yaz domatesleri daha yoğun sos verir. Çok sulu domateslerde çekirdekli orta bölümün bir kısmı çıkarılabilir.</li>
 <li>Geniş tava kullanmak buharlaşma yüzeyini artırır ve domates suyunun daha hızlı çekilmesini sağlar.</li>
 <li>Domatesler pişerken tavanın kapağını kapatmayın. Kapak, buharı içeride tutarak menemenin sulanmasına neden olabilir.</li>
 <li>Yumurtaları eklemeden önce domates sosunun kıvamını mutlaka kontrol edin. Yumurtalar eklendikten sonra fazla suyu çektirmek yemeği kurutabilir.</li>
 <li>Yumurtaları uzun süre çırpmayın. Aşırı çırpılmış yumurta, menemeni daha homojen fakat kuru bir omlet dokusuna yaklaştırabilir.</li>
 <li>Menemeni yüksek ateşte pişirmeyin. Yumurtalar hızla sertleşirken domates tavanın dibine tutabilir.</li>
 <li>Yumurtalar tamamen katılaşmadan tavayı ocaktan alın. Kalan ısı, servis süresince pişirmeye devam eder.</li>
 <li>Tuzu kontrollü kullanın. Beyaz peynir gibi tuzlu bir malzeme eklenecekse başlangıçtaki tuz azaltılmalıdır.</li>
 <li>Çok miktarda tereyağı domatesin taze aromasını bastırabilir. Zeytinyağı temel yağ olarak kullanılabilir.</li>
 <li>Menemeni servis etmeden önce uzun süre bekletmek yumurtanın suyunu salmasına ve dokunun bozulmasına yol açabilir.</li>
</ul>

<p>UYGUN MALZEME İKAMELERİ</p>

<p>Sivri biber yerine çarliston biber kullanılabilir. Acı tat isteniyorsa biberlerin bir bölümü acı sivri biberle değiştirilebilir.</p>

<p>Taze domates bulunmadığında 700 g süzülmüş konserve doğranmış domates kullanılabilir. Konserve ürün tuz içeriyorsa tarifteki tuz miktarı azaltılmalıdır.</p>

<p>Zeytinyağı yerine ayçiçek yağı kullanılabilir. Ancak zeytinyağının verdiği karakteristik aroma kaybolur.</p>

<p>Tereyağı zorunlu değildir. Tarif yalnızca zeytinyağıyla hazırlanabilir.</p>

<p>PEYNİRLİ MENEMEN SEÇENEĞİ</p>

<p>Menemen ocaktan alınmadan yaklaşık bir dakika önce 80–100 g ufalanmış beyaz peynir veya rendelenmiş kaşar eklenebilir.</p>

<p>Beyaz peynir kullanılacaksa tuz miktarı azaltılmalıdır. Kaşarın fazla kullanılması menemeni uzayan ve ağır bir kıvama getirebilir.</p>

<p>SERVİS ÖNERİSİ</p>

<p>Menemeni piştiği tavada veya önceden ısıtılmış servis tabaklarında sıcak olarak sunun. Yanında taze ekmek, pide, simit, zeytin ve beyaz peynir tercih edilebilir.</p>

<p>Ekmek doğrudan tavanın içine bırakılmamalıdır. Bu uygulama menemenin kısa sürede fazla koyulaşmasına ve servis kabında kalan kısmın kirlenmesine neden olabilir.</p>

<p>SAKLAMA VE GIDA GÜVENLİĞİ</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yumurta içeren menemenin hazırlanır hazırlanmaz tüketilmesi en iyi sonucu verir. Artan yemek oda sıcaklığında iki saatten, çok sıcak ortamlarda ise bir saatten uzun bırakılmamalıdır.</p>

<p>Menemen ilk sıcaklığını kaybettikten sonra kapalı bir kaba alınarak buzdolabında en fazla 2 gün saklanabilir. Yeniden ısıtırken yalnızca tüketilecek porsiyon alınmalı ve her tarafı iyice ısınana kadar tavada pişirilmelidir.</p>

<p>Çiğ veya az pişmiş yumurtadan kaçınması gereken hamileler, küçük çocuklar, ileri yaştakiler ve bağışıklığı baskılanmış kişiler için yumurtalar tamamen pişirilmeli veya pastörize yumurta kullanılmalıdır.</p>

<p>Dondurma işlemi domatesin sulanmasına ve yumurtanın süngerimsi bir doku kazanmasına yol açabileceğinden önerilmez.</p>

<p>SIK YAPILAN HATALAR</p>

<p>Menemenin sulu kalması: Domatesin yumurta eklenmeden önce yeterince pişirilmemesi veya tavanın kapağının kapatılması fazla su bırakabilir.</p>

<p>Yumurtaların kuruması: Yumurtayı yüksek ateşte ya da gereğinden uzun pişirmek yumuşak dokuyu kaybettirir.</p>

<p>Biberlerin çiğ kalması: Biberleri domatesle aynı anda eklemek yeterince yumuşamamalarına neden olabilir. Önce yağda birkaç dakika soteleyin.</p>

<p>Tadın fazla ekşi olması: Mevsimsiz veya tam olgunlaşmamış domatesler ekşi tat verebilir. Daha olgun domates ya da kaliteli konserve ürün tercih edin.</p>

<p>Menemenin omlete dönüşmesi: Yumurtaları uzun süre çırpmak ve tavada sürekli karıştırmak domatesli omlet benzeri bir yapı oluşturabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/menemen-nasil-yapilir-sulu-olmayan-tam-olculu-tarif</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 10:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9268.jpeg" type="image/jpeg" length="36905"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mounjaro Artık Kalp Krizi ve İnme Riskini Azaltmak İçin de Onaylı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/mounjaro-artik-kalp-krizi-ve-inme-riskini-azaltmak-icin-de-onayli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/mounjaro-artik-kalp-krizi-ve-inme-riskini-azaltmak-icin-de-onayli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[FDA, Mounjaro’yu kalp ve damar riski yüksek tip 2 diyabetli yetişkinlerde kalp krizi, inme veya kardiyovasküler ölüm riskini azaltmak amacıyla onayladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mounjaro’ya Kalp ve Damar Riskini Azaltma Onayı</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi, 28 Ağustos 2026 tarihinde Mounjaro’nun kullanım alanını genişletti. Tirzepatid içeren ilaç, kalp ve damar olayı riski yüksek tip 2 diyabetli yetişkinlerde kalp krizi, inme veya kardiyovasküler ölüm riskini azaltmak amacıyla da kullanılabilecek.</p>

<p>Karar, 13 binden fazla katılımcının yer aldığı Faz 3 SURPASS-CVOT araştırmasının sonuçlarına dayandırıldı. Çalışmada tirzepatid, kalp ve damar yararı daha önce gösterilmiş dulaglutid ile doğrudan karşılaştırıldı.</p>

<p>Mounjaro için yeni kullanım alanı</p>

<p>Mounjaro daha önce diyet ve egzersize ek olarak tip 2 diyabette kan şekeri kontrolünü iyileştirmek amacıyla kullanılıyordu. Yeni FDA kararı, ilacın kalp ve damar riski yüksek yetişkinlerdeki kullanım alanını genişletti.</p>

<p>Onayın tip 2 diyabetli bütün yetişkinler için genel bir kalp hastalığından korunma önerisi anlamına gelmediği belirtildi. Tedavi kararı hastanın mevcut hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve bireysel risk profili değerlendirilerek hekim tarafından verilecek.</p>

<p>SURPASS-CVOT araştırması ne gösterdi?</p>

<p>Randomize ve çift kör tasarlanan SURPASS-CVOT çalışması, 30 ülkede 13 binden fazla tip 2 diyabet hastasını kapsadı. Katılımcılarda aterosklerotik kalp ve damar hastalığı bulunuyordu ve takip süresi dört buçuk yılı aştı.</p>

<p>Birincil değerlendirmede kardiyovasküler ölüm, kalp krizi veya inmeden oluşan üç bileşenli birleşik sonlanım incelendi. Tirzepatid grubundaki olay oranı, dulaglutid grubuna kıyasla göreli olarak yüzde 8 daha düşük bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tahmini risk oranı 0,92; yüzde 95,3 güven aralığı ise 0,83–1,01 olarak hesaplandı. Tirzepatid, dulaglutide karşı önceden belirlenen “daha kötü olmama” ölçütünü karşıladı; ancak güven aralığı 1 değerini içerdiği için sonuç, kalp ve damar olaylarında kesin üstünlük biçiminde yorumlanmamalı.</p>

<p>Plasebo yerine etkili ilaçla karşılaştırıldı</p>

<p>Çalışmanın ayırt edici yönlerinden biri, Mounjaro’nun etkisiz bir plaseboyla değil, kalp ve damar yararı kanıtlanmış bir GLP-1 reseptör agonisti olan Trulicity ile karşılaştırılması oldu.</p>

<p>Bu nedenle yüzde 8’lik göreli fark, tedavisiz bir grupla karşılaştırmayı göstermiyor. Bulgular, tirzepatidin dulaglutidin sağladığı kalp ve damar korumasını en azından koruduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Güvenlilik bulguları da değerlendirildi</p>

<p>Araştırmada tirzepatid ile en sık karşılaşılan yan etkiler mide ve bağırsak sistemiyle ilişkiliydi. Bulantı, ishal, iştah azalması, kusma, kabızlık, hazımsızlık ve karın ağrısı bildirilen etkiler arasında yer aldı.</p>

<p>Bu yakınmaların çoğu hafif veya orta şiddette görüldü ve daha çok doz artırma döneminde ortaya çıktı. Mounjaro reçeteli bir ilaç olduğundan tedaviye başlanması, doz değişikliği veya ilacın bırakılması hekim değerlendirmesi gerektiriyor.</p>

<p>Ozempic daha önce benzer bir endikasyon almıştı</p>

<p>FDA, Ozempic’i Ocak 2020’de tip 2 diyabeti ve bilinen kalp ve damar hastalığı bulunan yetişkinlerde kardiyovasküler ölüm, ölümcül olmayan kalp krizi veya ölümcül olmayan inme riskini azaltmak üzere onaylamıştı.</p>

<p>Her iki ilaç benzer hasta gruplarında kalp ve damar riskinin azaltılmasına yönelik endikasyonlara sahip olsa da doğrudan birbirlerinin yerine kullanılabilecekleri anlamına gelmiyor. Tirzepatid, GIP ve GLP-1 reseptörlerini; semaglutid ise GLP-1 reseptörünü hedefliyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>ABD Gıda ve İlaç Dairesi Mounjaro güncel ürün bilgisi</li>
 <li>Eli Lilly and Company, Mounjaro FDA onay açıklaması</li>
 <li>SURPASS-CVOT Faz 3 Kardiyovasküler Sonuçlar Araştırması</li>
 <li>The New England Journal of Medicine, Cardiovascular Outcomes with Tirzepatide versus Dulaglutide in Type 2 Diabetes, DOI: 10.1056/NEJMoa2505928</li>
 <li>ABD Gıda ve İlaç Dairesi Ozempic ürün bilgisi</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>💊 İlaç</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/mounjaro-artik-kalp-krizi-ve-inme-riskini-azaltmak-icin-de-onayli</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 06:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9265.jpeg" type="image/jpeg" length="48416"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hava durumu: Büyükşehirlerde sağanak, Karadeniz’de şiddetli yağış uyarısı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/hava-durumu-buyuksehirlerde-saganak-karadenizde-siddetli-yagis-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/hava-durumu-buyuksehirlerde-saganak-karadenizde-siddetli-yagis-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hava durumu tahminlerine göre 29 Ağustos Cumartesi günü İstanbul, Ankara, Bursa, Adana, Konya, Gaziantep ve Diyarbakır’da gök gürültülü sağanak bekleniyor. İzmir’de sıcaklık 34, Antalya’da 35 dereceye kadar çıkacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meteoroloji, Orta Karadeniz’de şiddetli yağış; Marmara, Ege ve bazı iç kesimlerde kuvvetli rüzgâr; Güneydoğu Anadolu’da ise toz taşınımı beklendiğini bildirdi.</p>

<p>Hava durumu bugün nasıl olacak?</p>

<p>Hava durumu, Türkiye’nin kuzey, iç ve doğu kesimlerinde yağışlı bir tabloya işaret ediyor. Marmara’nın doğusu, İç Anadolu, Karadeniz, Orta ve Doğu Akdeniz ile Doğu Anadolu’nun büyük bölümünde sağanak ve gök gürültülü sağanak tahmin ediliyor.</p>

<p>Yağışların Orta Karadeniz’de çok kuvvetli ve yer yer şiddetli; Batı Karadeniz’in batı kıyıları, Doğu Karadeniz’in batısı, İç Anadolu’nun doğusu, Doğu Akdeniz’in iç kesimleri ve Hatay çevresinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p>

<p>Büyükşehirlerde hava durumu</p>

<p>İstanbul: 19-27 derece. Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı.</p>

<p>Ankara: 14-25 derece. Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak bekleniyor. Doğu çevrelerinde yağışın yerel olarak kuvvetlenebileceği tahmin ediliyor.</p>

<p>İzmir: 21-34 derece. Parçalı ve az bulutlu. Kuzeyli yönlerden kuvvetli rüzgâr bekleniyor.</p>

<p>Bursa: 17-28 derece. Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı.</p>

<p>Antalya: 25-35 derece. Parçalı, yer yer çok bulutlu. Kentin iç kesimlerinde kuvvetli rüzgâr görülebilir.</p>

<p>Adana: 23-31 derece. Parçalı ve çok bulutlu, kuzey ilçelerinde yerel kuvvetli olmak üzere aralıklı sağanak bekleniyor.</p>

<p>Konya: 15-24 derece. Aralıklı gök gürültülü sağanak tahmin ediliyor. Doğu çevrelerinde yağışın yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p>

<p>Gaziantep: 21-29 derece. Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı.</p>

<p>Diyarbakır: 19-32 derece. Parçalı ve çok bulutlu, aralıklı gök gürültülü sağanak bekleniyor.</p>

<p>Samsun: 20-24 derece. Kuvvetli, yer yer şiddetli sağanak ve gök gürültülü sağanak tahmin ediliyor.</p>

<p>Trabzon: 22-25 derece. Parçalı ve çok bulutlu, yer yer kuvvetli sağanak bekleniyor.</p>

<p>Bölgelere göre hava durumu</p>

<p>Marmara</p>

<p>Bölgenin doğusunda aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Kuzeyli rüzgârın saatte 40-60 kilometre hızla esebileceği tahmin ediliyor.</p>

<p>Ege</p>

<p>Parçalı ve az bulutlu hava öngörülüyor. Bölge genelinde kuzeyli yönlerden kuvvetli rüzgâr beklenirken Güney Ege’de deniz ulaşımını etkileyebilecek fırtına tahmin ediliyor.</p>

<p>Akdeniz</p>

<p>Batı kesimlerde parçalı bulutlu, Orta ve Doğu Akdeniz’de sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Adana ve Mersin’in iç ve yüksek kesimleri ile Hatay çevresinde yağış yerel olarak kuvvetlenebilir.</p>

<p>İç Anadolu</p>

<p>Bölge genelinde aralıklı sağanak tahmin ediliyor. Karaman, Niğde, Nevşehir, Aksaray, Kayseri, Yozgat ve Sivas çevreleri ile Konya’nın güneydoğusunda yağışların yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p>

<p>Karadeniz</p>

<p>Batı Karadeniz ile Orta ve Doğu Karadeniz genelinde sağanak bekleniyor. Samsun, Ordu ve Giresun çevreleri ile Amasya ve Tokat’ın kuzeyinde kuvvetli yağış öngörülüyor. Samsun’un doğusu ile Ordu’nun batısında yağışların çok kuvvetli ve yer yer şiddetli olabileceği bildirildi.</p>

<p>Doğu Anadolu</p>

<p>Şırnak dışında bölge genelinde aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak bekleniyor. Van, Hakkâri ve çevresinde kuvvetli rüzgâr; bölgenin güneydoğusunda toz taşınımı tahmin ediliyor.</p>

<p>Güneydoğu Anadolu</p>

<p>Bölgenin kuzey ve batısında sağanak beklenirken Mardin’de parçalı ve az bulutlu hava öngörülüyor. Bölge genelinde toz taşınımının görüş mesafesini ve hava kalitesini etkileyebileceği değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kuvvetli yağış ve rüzgâr uyarısı</p>

<p>Samsun’un doğusu ile Ordu’nun batısında yağış miktarının yer yer 51-100 kilogram/metrekareye ulaşabileceği tahmin ediliyor. Sel, su baskını, yıldırım, heyelan ve ulaşımda aksama riski bulunuyor.</p>

<p>Isparta, Burdur ve Denizli çevreleriyle Antalya ve Muğla’nın iç kesimlerinde rüzgârın saatte 50-70 kilometreye ulaşması bekleniyor. Van, Hakkâri, Siirt ve Şırnak çevrelerinde ise rüzgârın hamle hızının yer yer 80-90 kilometreye çıkabileceği bildirildi.</p>

<p>Son durum</p>

<p>29 Ağustos Cumartesi günü yağışların özellikle Karadeniz, İç Anadolu’nun doğusu ve Doğu Akdeniz’in iç kesimlerinde etkili olması bekleniyor. Meteorolojik uyarılar gün içinde yeni radar ve gözlem verilerine göre güncellenebilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/hava-durumu-buyuksehirlerde-saganak-karadenizde-siddetli-yagis-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 05:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-8764.jpeg" type="image/jpeg" length="94916"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Polisitemia Vera Hastaları İçin Yeni Tedavi Seçeneği]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/polisitemia-vera-hastalari-icin-yeni-tedavi-secenegi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/polisitemia-vera-hastalari-icin-yeni-tedavi-secenegi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[FDA, polisitemia veraya bağlı eritrositoz için haftada bir uygulanan rusfertideyi onayladı. Faz 3 çalışmasında hastaların yüzde 76,9’u 20–32. haftalarda terapötik kan alma ölçütünü karşılamadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>FDA Nadir Kan Kanseri İçin Rusfertide İlacını Onayladı</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi, polisitemia vera tanılı yetişkinlerde görülen eritrositozun tedavisi için rusfertide etken maddeli Mimrylo’ya onay verdi. Haftada bir kez deri altına uygulanan ilaç, vücuttaki demir dağılımını ve kırmızı kan hücresi üretimini düzenleyen hepcidin hormonunun etkisini taklit ediyor.</p>

<p>Karar, 293 hastanın katıldığı randomize ve plasebo kontrollü Faz 3 VERIFY araştırmasının sonuçlarına dayandırıldı. Standart tedaviye rusfertide eklenen hastaların yüzde 76,9’u, 20–32. haftalar arasında terapötik kan alma ölçütünü karşılamazken plasebo grubunda bu oran yüzde 32,9’da kaldı.</p>

<p>Kan Alma İhtiyacında Azalma Sağladı</p>

<p>Polisitemia vera, kemik iliğinin aşırı miktarda kırmızı kan hücresi ürettiği kronik bir kan kanseri olarak biliniyor. Bu üretim hematokrit düzeyini ve kanın yoğunluğunu artırarak pıhtı, felç, derin ven trombozu ve pulmoner emboli riskini yükseltebiliyor.</p>

<p>Tedavide temel hedeflerden biri hematokriti yüzde 45’in altında tutmak. Bu amaçla hastalardan belirli aralıklarla kan alınması anlamına gelen terapötik flebotomi, ilaç tedavileriyle birlikte kullanılabiliyor.</p>

<p>VERIFY çalışmasında rusfertide grubunda 32 haftalık dönemde hasta başına ortalama 0,5 flebotomi uygulanırken plasebo grubunda bu sayı 1,8 olarak hesaplandı. Hematokrit düzeyini yüzde 45’in altında koruyanların oranı da rusfertide grubunda yüzde 62,6, plasebo grubunda yüzde 14,4 olarak bildirildi.</p>

<p>Hepcidin Hormonunu Taklit Ediyor</p>

<p>Rusfertide, demirin vücuttaki kullanımını yöneten doğal hepcidin hormonunu taklit eden peptit yapılı bir ilaç. Demirin kırmızı kan hücresi üretiminde kullanılmasını sınırlayarak aşırı üretimi ve buna bağlı hematokrit yükselişini kontrol etmeyi amaçlıyor.</p>

<p>İlaç, mevcut tedavilerin yerine geçen bağımsız bir uygulama olarak değil, araştırmada kullanılan standart bakımın yanında değerlendirildi. Standart bakım kapsamında flebotomi, hidroksiüre, interferon veya ruksolitinib gibi yaklaşımlar yer alabildi.</p>

<p>Yorgunluk Bulguları da Değerlendirildi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada hematokrit kontrolü ve flebotomi sayısının yanı sıra hastaların bildirdiği yorgunluk düzeyleri de incelendi. Rusfertide verilen grupta yorgunluk puanlarında plaseboya kıyasla iyileşme kaydedildi.</p>

<p>Çalışmanın açık etiketli uzatma bölümü devam ediyor. Bu nedenle daha uzun süreli etkinlik ve güvenlilik verilerinin ilerleyen dönemde açıklanması bekleniyor.</p>

<p>En Sık Yan Etkiler Açıklandı</p>

<p>FDA tarafından paylaşılan verilere göre en sık görülen yan etkiler enjeksiyon bölgesi reaksiyonları ve anemiydi. Enjeksiyon bölgesi reaksiyonları hastaların yüzde 56’sında, anemi ise yüzde 16’sında bildirildi.</p>

<p>İlaç trombosit sayısında yeni veya ilerleyen yükselmeye yol açabileceğinden tedavinin başlangıcında ve doz değişiklikleri sırasında kan sayımının izlenmesi gerekiyor. Hayvan üreme çalışmalarındaki bulgular nedeniyle gebelikte fetüse zarar verme riski konusunda da uyarı bulunuyor.</p>

<p>Türkiye İçin Ayrı Ruhsat Süreci Gerekiyor</p>

<p>Mimrylo’nun onayı, polisitemia veraya bağlı eritrositozu bulunan yetişkin hastalar için ABD’de geçerli. Bu karar, ilacın Türkiye’de ruhsatlandırıldığı veya kullanıma sunulduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Takeda, ilacın ABD dışındaki ülkelerde değerlendirilmesi için ilgili düzenleyici kurumlarla çalıştığını bildirdi. Türkiye’de kullanıma girebilmesi için Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun ayrı ruhsatlandırma sürecinin tamamlanması gerekiyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>ABD Gıda ve İlaç Dairesi</li>
 <li>Takeda Pharmaceutical Company</li>
 <li>Protagonist Therapeutics</li>
 <li>Faz 3 VERIFY Klinik Araştırması, kayıt numarası: NCT05210790</li>
 <li>Journal of Clinical Oncology, 2025; 43, ek 17, LBA3</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>💊 İlaç</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/polisitemia-vera-hastalari-icin-yeni-tedavi-secenegi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 05:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-5876.jpeg" type="image/jpeg" length="79970"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tek Bacakta Şişlik ve Ağrı Varsa Bu Belirtileri Önemseyin]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/tek-bacakta-sislik-ve-agri-varsa-bu-belirtileri-onemseyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/tek-bacakta-sislik-ve-agri-varsa-bu-belirtileri-onemseyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Derin ven trombozu çoğunlukla tek bacakta şişlik, ağrı, hassasiyet, ısı artışı ve renk değişikliğiyle ortaya çıkıyor. Ani nefes darlığı veya göğüs ağrısı ise acil yardım gerektiriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bacakta Pıhtının Belirtileri Neler? Derin Ven Trombozu Rehberi</p>

<p>Tek bacakta yeni başlayan şişlik, baldır veya uyluk ağrısı, dokunmakla hassasiyet, ısı artışı ve ciltte kızarıklık ya da renk değişikliği derin ven trombozunu düşündürebilir. Ancak bu bulgular tanı koydurmaz; benzer yakınmalar kas yaralanması, enfeksiyon ve başka hastalıklarda da görülebilir.</p>

<p>Derin ven trombozu, kanın vücudun derin toplardamarlarından birinde pıhtılaşmasıdır. En sık bacakta gelişmekle birlikte pelviste veya kolda da ortaya çıkabilir. Pıhtının bir bölümü koparak akciğere giderse pulmoner emboli adı verilen ciddi tablo oluşabilir.</p>

<p>Bacakta pıhtının en sık görülen belirtileri</p>

<p>Derin ven trombozunda şu bulgular görülebilir:</p>

<p>• Genellikle tek bacakta gelişen şişlik<br />
• Baldırda veya uylukta ağrı ve hassasiyet<br />
• Etkilenen bölgede ısı artışı<br />
• Ciltte kızarıklık, morarma veya koyulaşma<br />
• Yüzeysel damarların daha belirgin hâle gelmesi</p>

<p>Ağrı özellikle ayakta dururken veya yürürken hissedilebilir. Buna karşılık derin ven trombozu bulunan kişilerin yaklaşık yarısında belirgin bir yakınma olmayabilir.</p>

<p>Akciğere pıhtı atmasının belirtileri</p>

<p>Pıhtının akciğer damarlarından birini tıkaması pulmoner emboli olarak adlandırılır. Bu durum, öncesinde belirgin bir bacak şikâyeti yaşanmadan da gelişebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ani veya açıklanamayan nefes darlığı, nefes alırken artan göğüs ağrısı, hızlı ya da düzensiz kalp atımı, kanlı öksürük, baş dönmesi ve bayılma pulmoner emboli belirtileri arasındadır. Bu yakınmalardan biri ortaya çıktığında beklenmemeli ve 112 Acil Çağrı Merkezi aranmalıdır.</p>

<p>Kimlerde pıhtı riski daha yüksek?</p>

<p>Uzun süre hareket edememek, kanın bacak damarlarında yavaşlamasına yol açabilir. Hastanede yatış, büyük ameliyat, ciddi yaralanma, alçı kullanımı ve uzun yolculuklar bu nedenle riski artırabilir.</p>

<p>Aktif kanser, daha önce pıhtı geçirmiş olmak, ileri yaş, obezite, gebelik ve doğum sonrası dönem de risk faktörleri arasındadır. Östrojen içeren doğum kontrol ilaçları veya hormon tedavileri ile bazı kalıtsal pıhtılaşma bozuklukları da kişisel riski yükseltebilir.</p>

<p>Birden fazla risk faktörünün aynı kişide bulunması olasılığı daha da artırır. Buna rağmen belirgin bir risk faktörü olmayan kişilerde de derin ven trombozu gelişebilir.</p>

<p>Uzun yolculuklarda nasıl önlem alınabilir?</p>

<p>Saatler süren yolculuklarda mümkün olduğunca düzenli aralıklarla kalkıp yürümek, otururken ayak bileklerini hareket ettirmek ve bacakları uzun süre aynı konumda tutmamak yararlı olabilir. Rahat kıyafetler tercih edilmeli ve sıvı alımı ihmal edilmemelidir.</p>

<p>Pıhtı riski yüksek kişilerin yolculuk öncesinde hekimlerine danışması gerekir. Varis çorabı veya kan sulandırıcı ilaç herkes için uygun değildir; kişisel değerlendirme yapılmadan başlanmamalıdır.</p>

<p>Tanı nasıl konur?</p>

<p>Bacak ağrısı ve şişliği tek başına pıhtı tanısı için yeterli değildir. Hekim, belirtileri ve risk faktörlerini değerlendirerek klinik olasılığı belirler; gerektiğinde kan testi ve damar ultrasonu ister.</p>

<p>D-dimer adı verilen kan testi, vücutta pıhtı oluşumu ve yıkımı sırasında ortaya çıkan bir ürünü ölçer. Testin yüksek çıkması tek başına pıhtı bulunduğunu kanıtlamaz; yaş, gebelik, enfeksiyon ve yakın zamanda geçirilen ameliyat gibi durumlar da sonucu yükseltebilir.</p>

<p>Tedavide hangi yöntemler kullanılır?</p>

<p>Tedavinin temelini çoğunlukla antikoagülan olarak adlandırılan kan sulandırıcı ilaçlar oluşturur. Bu ilaçlar mevcut pıhtıyı doğrudan eritmekten çok pıhtının büyümesini ve yeni pıhtıların oluşmasını önlemeye yardımcı olur.</p>

<p>İlacın türü ve tedavi süresi; pıhtının yeri, oluşma nedeni, tekrarlama olasılığı ve kanama riski dikkate alınarak belirlenir. Ağır ve seçilmiş vakalarda pıhtı çözücü ilaçlar veya girişimsel tedaviler gündeme gelebilir.</p>

<p>Bacağa masaj yapılmalı mı?</p>

<p>Pıhtı şüphesi bulunan şiş ve ağrılı bacağa tanı konulmadan kuvvetli masaj uygulanmamalıdır. Kişi kendi kendine kan sulandırıcı ilaç kullanmamalı ve belirtilerin geçmesini beklememelidir.</p>

<p>Özellikle yakın zamanda ameliyat olmuş, uzun süre hareketsiz kalmış, kanser tedavisi gören, gebe veya doğum sonrası dönemde bulunan kişilerde tek taraflı bacak şişliği gecikmeden değerlendirilmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. WebMD, Derin Ven Trombozuna Genel Bakış<br />
2. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, Venöz Tromboembolizm Bilgilendirmesi<br />
3. ABD Ulusal Kalp, Akciğer ve Kan Enstitüsü, Venöz Tromboembolizm Bilgilendirmesi<br />
4. Ulusal Sağlık ve Bakım Mükemmelliği Enstitüsü, Venöz Tromboembolik Hastalıklar Kılavuzu<br />
5. Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Hizmeti, Derin Ven Trombozu Bilgilendirmesi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/tek-bacakta-sislik-ve-agri-varsa-bu-belirtileri-onemseyin</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 05:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9262.jpeg" type="image/jpeg" length="49326"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sperm Sayısı ve Kalitesini Destekleyen 8 Günlük Alışkanlık]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/sperm-sayisi-ve-kalitesini-destekleyen-8-gunluk-aliskanlik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/sperm-sayisi-ve-kalitesini-destekleyen-8-gunluk-aliskanlik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dengeli beslenme, sağlıklı kiloya ulaşma, sigarayı bırakma, alkolü sınırlama ve aşırı sıcaktan kaçınma sperm sağlığını destekleyebilir. Ancak düşük sperm sayısının nedeni hekim tarafından araştırılmalıdır.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sperm Sayısını Artırmak İçin Neler Yapılabilir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sperm sayısını kısa sürede ve kesin olarak artıran tek bir besin, vitamin ya da yöntem bulunmuyor. Bununla birlikte dengeli beslenmek, sağlıklı kiloya ulaşmak, sigarayı bırakmak, alkolü sınırlamak, yeterli uyumak ve testisleri aşırı sıcaktan korumak sperm üretimini destekleyebilir.</p>

<p>Düşük sperm sayısı yalnızca yaşam tarzından kaynaklanmayabilir. Varikosel, hormonal bozukluklar, enfeksiyonlar, genetik hastalıklar, bazı ilaçlar, testis yaralanmaları ve geçirilmiş tedaviler de erkek üreme sağlığını etkileyebilir.</p>

<p>Sperm Sayısı Tek Başına Yeterli Değil</p>

<p>Erkek üreme sağlığı değerlendirilirken yalnızca sperm sayısına bakılmaz. Spermlerin hareketliliği, şekli, meni hacmi ve diğer laboratuvar özellikleri de gebelik ihtimali açısından önem taşır.</p>

<p>Bu değerler semen analizi adı verilen laboratuvar incelemesiyle değerlendirilir. Tek bir testte düşük sonuç alınması kesin tanı anlamına gelmeyebilir; sperm değerleri hastalık, ateş, stres ve örneğin alınma koşulları gibi nedenlerle değişebilir.</p>

<p>Beslenmede Tek Bir Yiyeceğe Güvenmeyin</p>

<p>Sebze, meyve, tam tahıl, baklagil, balık, zeytinyağı ve diğer sağlıklı yağları içeren dengeli bir beslenme düzeni erkek üreme sağlığını destekleyebilir. Akdeniz tipi beslenmeyle daha iyi sperm özellikleri arasında ilişki bildiren çalışmalar bulunuyor.</p>

<p>Ultra işlenmiş ürünlerin, fazla şekerin ve doymuş yağ oranı yüksek yiyeceklerin sınırlandırılması genel sağlık açısından da yarar sağlar. Ancak belirli bir yiyeceğin tek başına sperm sayısını artırdığı söylenemez.</p>

<p>Fazla Kilo Üreme Sağlığını Etkileyebilir</p>

<p>Obezite, hormon dengesinde değişikliklere ve sperm kalitesinde bozulmaya eşlik edebilir. Fazla kilosu bulunan kişilerde sürdürülebilir kilo kaybı, düzenli hareket ve dengeli beslenme genel sağlıkla birlikte üreme sağlığını da destekleyebilir.</p>

<p>Aşırı ve kontrolsüz egzersiz yerine kişinin sağlık durumuna uygun, düzenli bir program tercih edilmelidir. Anabolik steroidler ise sperm üretimini ciddi biçimde baskılayabilir.</p>

<p>Testosteron Kullanımı Sperm Sayısını Düşürebilir</p>

<p>Çocuk sahibi olmayı planlayan erkeklerin en fazla dikkat etmesi gereken konulardan biri dışarıdan testosteron kullanımıdır. Testosteron ilaçları veya performans amacıyla kullanılan hormonlar, beynin testislere gönderdiği üretim sinyallerini baskılayarak sperm sayısını belirgin biçimde azaltabilir.</p>

<p>Testosteron tedavisi alan veya kullanmayı düşünen kişiler, çocuk sahibi olma planlarını üroloji ya da androloji hekimiyle paylaşmalıdır. Hekim önerisi olmadan hormon kullanılmamalı ve mevcut tedavi kendiliğinden kesilmemelidir.</p>

<p>Vitamin ve Takviyeler Herkese Uygun Değil</p>

<p>Çinko, selenyum, folat ve antioksidan içeren ürünler sıklıkla sperm artırıcı olarak pazarlanıyor. Ancak bu ürünlerin doğurganlığı kesin olarak artırdığına ilişkin kanıtlar sınırlı ve tutarsızdır.</p>

<p>Eksiklik saptanmadığı hâlde yüksek doz takviye kullanmak yarar sağlamayabilir; ilaçlarla etkileşebilir veya yan etkilere yol açabilir. Takviye seçimi, kişinin beslenmesi ve laboratuvar bulguları değerlendirilerek sağlık profesyoneliyle yapılmalıdır.</p>

<p>Sigara ve Esrar Kullanımı Risk Oluşturabilir</p>

<p>Tütün dumanındaki kimyasallar sperm sayısını, hareketliliğini ve genetik materyalin bütünlüğünü olumsuz etkileyebilir. Sigarayı bırakmak hem üreme sağlığı hem de kalp, damar ve akciğer sağlığı açısından güçlü bir adımdır.</p>

<p>Esrarın erkek doğurganlığı üzerindeki etkilerine ilişkin çalışmaların sonuçları aynı yönde olmasa da çocuk sahibi olmaya çalışanların kullanımdan kaçınması önerilir. Elektronik sigaraların da zararsız olduğu kabul edilmemelidir.</p>

<p>Alkolü Sınırlamak Gerekebilir</p>

<p>Fazla alkol tüketimi hormon dengesini, meni üretimini ve sperm özelliklerini olumsuz etkileyebilir. Çocuk sahibi olmayı planlayan erkekler alkol tüketimini azaltmalı; yoğun ve düzenli kullanımı bulunanlar profesyonel destek almalıdır.</p>

<p>Aşırı Sıcaktan Kaçının</p>

<p>Testislerin uzun süre yüksek sıcaklığa maruz kalması sperm üretimini geçici olarak azaltabilir. Sık sauna ve sıcak küvet kullanımı ile diz üzerinde uzun süre çalışan dizüstü bilgisayarlar ısı maruziyetini artırabilir.</p>

<p>İç çamaşırı türünün tek başına belirleyici olduğuna dair güçlü kanıt bulunmuyor. Daha önemli olan, testislerin uzun süre ve tekrarlayan biçimde aşırı sıcak altında kalmasını önlemektir.</p>

<p>Uyku ve Stres de Önemli</p>

<p>Yetersiz veya düzensiz uyku, hormonal dengeyi ve genel üreme sağlığını etkileyebilir. Çoğu yetişkin için düzenli olarak yedi ila sekiz saat uyumak uygun bir hedef olabilir.</p>

<p>Uzun süren yoğun stres de cinsel işlevi ve hormon düzenini etkileyebilir. Düzenli egzersiz, nefes çalışmaları ve gerektiğinde psikolojik destek stres yönetimine yardımcı olabilir.</p>

<p>Değişimin Görülmesi Zaman Alır</p>

<p>Yeni spermlerin oluşup olgunlaşması haftalar süren bir süreçtir. Bu nedenle yaşam tarzında yapılan değişikliklerin semen analizine yansıması çoğu zaman yaklaşık üç ayı bulabilir.</p>

<p>Sonuçlar kişiden kişiye değişir. Altta yatan tıbbi bir sorun varsa yalnızca yaşam tarzı düzenlemeleri yeterli olmayabilir.</p>

<p>Ne Zaman Hekime Başvurulmalı?</p>

<p>Düzenli ve korunmasız ilişkiye rağmen gebelik oluşmuyorsa çiftin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Genel olarak kadın eş 35 yaşın altındaysa 12 ay, 35 yaş veya üzerindeyse 6 ay sonunda uzman değerlendirmesi önerilir.</p>

<p>Testis yaralanması, inmemiş testis, kanser tedavisi, ameliyat, cinsel işlev sorunu veya bilinen üreme riski bulunan erkekler daha erken başvurmalıdır. Ani testis ağrısı veya şişliği ise beklenmeden değerlendirilmesi gereken bir durumdur.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cleveland Clinic<br />
2. Dünya Sağlık Örgütü<br />
3. Amerikan Üreme Tıbbı Derneği<br />
4. Amerikan Üroloji Derneği<br />
5. Avrupa Üroloji Derneği</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/sperm-sayisi-ve-kalitesini-destekleyen-8-gunluk-aliskanlik</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 00:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9254.jpeg" type="image/jpeg" length="93696"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Özel Hastaneler Yönetmeliği Değişti: İşte Yeni Kurallar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/ozel-hastaneler-yonetmeligi-degisti-iste-yeni-kurallar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/ozel-hastaneler-yonetmeligi-degisti-iste-yeni-kurallar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Özel Hastaneler Yönetmeliği’nde kapsamlı değişiklik yaptı. Düzenlemeyle akredite hastanelere olağan denetim muafiyeti tanınırken röntgen ve laboratuvar hizmetleri, uzman kadroları, muayenehane hekimlerinin hastalarına başka hastanelerde işlem yapabilmesi ve fiziki şartlar yeniden düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Özel Hastaneler Yönetmeliği Değişti: İşte Yeni Düzenlemeler</p>

<p>Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Özel Hastaneler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, 29 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.</p>

<p>Düzenlemeyle özel hastanelerin denetlenmesi, akreditasyon belgesine sahip kuruluşlara uygulanacak muafiyetler, görüntüleme ve laboratuvar hizmetleri, uzman hekim kadroları, muayenehane hekimlerinin hastalarına yapacağı müdahaleler ve hastanelerin fiziki şartlarıyla ilgili önemli değişikliklere gidildi.</p>

<p>Akredite hastanelere denetim muafiyeti</p>

<p>Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü tarafından akredite edilen özel hastaneler, belge kategorilerine göre belirli sürelerle olağan denetimden muaf tutulabilecek.</p>

<p>Buna göre TÜSKA tarafından belirlenen usul ve esaslar uyarınca platin veya altın kategorisinde belgelendirilen özel hastaneler 3 yıl, gümüş kategorisindekiler 2 yıl, bronz kategorisindekiler ise 1 yıl olağan denetimden muaf tutulacak.</p>

<p>Düzenleme yalnızca olağan denetimleri kapsıyor. Şikâyet, ihbar veya gerekli görülen diğer durumlarda yapılabilecek olağan dışı denetimler açısından genel mevzuat hükümleri geçerliliğini koruyacak.</p>

<p>Röntgen cihazı hizmet alımıyla sağlanabilecek</p>

<p>Özel hastanelerde bir seyyar röntgen cihazı veya en az 500 mA gücünde röntgen cihazı bulunması zorunlu olacak.</p>

<p>Ancak yönetmelikle bu alanda hizmet alımına yönelik esneklik getirildi. Hastanenin gerekli cihazı hizmet alımı yoluyla temin etmesi halinde cihaz bulundurma yükümlülüğü yerine getirilmiş kabul edilecek.</p>

<p>Laboratuvar zorunluluğu yeniden düzenlendi</p>

<p>Özel hastanelerde hasta kabul edilen ve tedavi hizmeti sunulan uzmanlık dallarının gerektirdiği tıbbi biyokimya ve tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarlarının bulunması zorunluluğu devam edecek.</p>

<p>Belirli bir alanda sağlık hizmeti sunan özel hastaneler ise bu yükümlülüğü yerinde hizmet alımı yoluyla da yerine getirebilecek. Böylece gerekli laboratuvar hizmetlerinin, mevzuata uygun olarak faaliyet gösteren özel tıbbi laboratuvarlardan temin edilmesinin önü açıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Laboratuvarlar için uzman kadrosu verilebilecek</p>

<p>Özel hastanenin açmak istediği tıbbi biyokimya veya tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarında ilgili uzman tabip kadrosu bulunmaması durumunda Bakanlığa başvuru yapılabilecek.</p>

<p>Yönetmeliğe göre hastanenin talebi üzerine ilgili uzmanlık dalında Bakanlık tarafından kadro verilebilecek. Düzenlemenin, laboratuvarların uzman hekim sorumluluğunda hizmet vermesini kolaylaştırması bekleniyor.</p>

<p>Uzmanlık eğitimi programlarında Bakanlık onayı</p>

<p>Yönetmelikte yer alan “vakıf üniversiteleriyle iş birliği protokolü bulunan” ifadesi, “Bakanlıkça onaylanmış uzmanlık eğitimi programı bulunan” şeklinde değiştirildi.</p>

<p>Böylece bazı kadro ve çalışma düzenlemelerinde üniversiteyle yapılan iş birliği protokolünün yerine Sağlık Bakanlığınca onaylanan uzmanlık eğitimi programı esas alınacak.</p>

<p>Muayenehane hekimleri için vaka bazlı izin</p>

<p>Sözleşme yapılan özel hastanede, muayenehaneden yönlendirilen hastaya planlanan müdahalenin yapılamaması halinde hekimin talep ettiği başka bir hastanede işlem gerçekleştirilebilecek.</p>

<p>Bunun için ilgili il sağlık müdürlüğü tarafından vaka bazlı özel izin verilmesi gerekecek. İzin talebinin değerlendirme ölçütleri, süreci ve izin kapsamındaki işlemlere uygulanacak usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenecek.</p>

<p>Düzenleme, özellikle sözleşmeli hastanede gerekli cihaz, bölüm veya tıbbi koşulların bulunmadığı vakalarda hastanın başka bir sağlık kuruluşunda tedavi edilebilmesine imkân sağlayacak.</p>

<p>Eski hastanelere fiziki şart muafiyeti</p>

<p>Yönetmeliğe eklenen geçici maddeyle 30 Ocak 2025 tarihinden önce ruhsatlandırılmış özel hastaneler, yeni yönetmelikte belirlenen fiziki şartlardan muaf tutuldu.</p>

<p>Ancak bu muafiyet sınırsız olmayacak. Özel hastanelerin 30 Ocak 2025 tarihinden sonra yaptıkları değişikliklerde ve yönetmelikte belirtilen bazı geçiş hükümleri kapsamındaki kuruluşlarda fiziki şart muafiyeti uygulanmayacak.</p>

<p>Hastanelerin teknik standartları güncellendi</p>

<p>Özel hastanelerin fiziki alanlarını, birimlerini ve teknik koşullarını düzenleyen Ek-1, Ek-2, Ek-3, Ek-5a, Ek-5c ve Ek-5e cetvelleri de değiştirildi.</p>

<p>Eklerde yapılan düzenlemelerle hastane binaları, sağlık hizmeti sunulan birimler ve belirli uzmanlık alanlarına ilişkin fiziki ve teknik standartlar yeniden belirlendi.</p>

<p>Hükümler ne zaman yürürlüğe girecek?</p>

<p>Yönetmeliğin fiziki şart muafiyetine ilişkin 7’nci maddesi, 30 Ocak 2025 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi. Diğer hükümler ise 29 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe girdi.</p>

<p>Yönetmelik hükümlerini Sağlık Bakanı yürütecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📜 Mevzuat</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/ozel-hastaneler-yonetmeligi-degisti-iste-yeni-kurallar</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 00:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9252.jpeg" type="image/jpeg" length="14435"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’ın Noa Lang Transferinde Ters Köşe: Dosya Kapandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayin-noa-lang-transferinde-ters-kose-dosya-kapandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayin-noa-lang-transferinde-ters-kose-dosya-kapandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın yeniden kadrosuna katmak için gündemine aldığı Noa Lang konusunda İtalya’dan yeni gelişme geldi. Fabrizio Romano, Rafael Leão transferindeki ilerlemenin ardından sarı-kırmızılıların Lang operasyonunun durduğunu bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’da transfer döneminin son günlerinde yaşanan hareketlilik Noa Lang dosyasına da yansıdı. Sarı-kırmızılıların yeniden gündemine aldığı Hollandalı futbolcuyla ilgili İtalya’dan gelen son bilgi, transfer planının değiştiğini gösteriyor.</p>

<p>Transfer piyasasının önde gelen gazetecilerinden Fabrizio Romano, Noa Lang’ın Galatasaray’a transfer olmayacağını bildirdi. Romano’nun aktardığına göre bu kararın arkasında Galatasaray’ın Rafael Leão transferinde önemli mesafe kaydetmesi bulunuyor.</p>

<p>Noa Lang planı Leão’ya bağlıydı</p>

<p>İtalyan gazeteci Alfredo Pedullà, 28 Ağustos’un ilk saatlerinde Galatasaray’ın Leão transferinin gerçekleşmemesi ihtimaline karşı Noa Lang seçeneğini yeniden devreye aldığını duyurmuştu.</p>

<p>Pedullà’ya göre sarı-kırmızılılar Napoli’nin yaklaşık 25 milyon euroluk beklentisine yaklaşmaya hazırlanıyor, kiralama ve zorunlu satın alma formülü üzerinde duruluyordu. İlk temasların da başladığı belirtilmişti.</p>

<p>Corriere dello Sport da Napoli cephesindeki planın tamamen Leão’nun tercihine bağlı olduğunu yazdı. İtalyan gazetesine göre Leão’nun Galatasaray’ı seçmesi halinde Lang seçeneği otomatik olarak devreden çıkacaktı.</p>

<p>Romano’dan akşam saatlerinde yeni bilgi</p>

<p>Günün ilerleyen saatlerinde transfer denkleminde önemli bir değişiklik yaşandı.</p>

<p>Romano, Galatasaray’ın Leão transferini sonuçlandırmaya yaklaştığını ve oyuncudan sürecin ilerletilmesi için ilk olumlu sinyalin alındığını duyurdu. Milan’a önerilen paketin 45 milyon euro artı bonuslar seviyesinde olduğu belirtildi.</p>

<p>Ardından gelen yeni güncellemede Romano, Leão dosyasındaki gelişmeler nedeniyle Noa Lang’ın Galatasaray’a transfer olmayacağını bildirdi. Napoli merkezli kaynaklar da bu açıklamayı aynı akşam aktardı.</p>

<p>Napoli’nin transfer planı da etkilendi</p>

<p>Lang’ın Galatasaray’a transfer ihtimalinin ortadan kalkması Napoli açısından da önem taşıyor.</p>

<p>İtalyan basını, Napoli’nin hücum hattına yapmayı planladığı yeni transferlerden birinin Lang’ın takımdan ayrılmasına bağlı olduğunu bildiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Corriere dello Sport’a göre Napoli, Lang’ın satışından veya zorunlu satın alma şartıyla ayrılığından yaklaşık 25 milyon euroluk kaynak oluşturmayı planlıyordu.</p>

<p>Atalanta’nın da Hollandalı futbolcuyla ilgilendiği ancak sunduğu kiralama ve satın alma opsiyonlu teklifin Napoli tarafından kabul edilmediği belirtiliyor.</p>

<p>Türkiye’de Lang transferi gündemdeydi</p>

<p>Yeni gelişmenin dikkat çekici taraflarından biri de zamanlaması oldu.</p>

<p>Türkiye’de 28 Ağustos günü yayımlanan haberlerde Galatasaray’ın Leão’ya alternatif olarak yeniden Noa Lang’a yöneldiği ve Napoli ile görüşmelere başladığı aktarılmıştı. Öğleden sonra ve akşamüstü yayımlanan bazı haberlerde dahi Galatasaray’ın iki oyuncudan birini kadrosuna katabileceği öne sürülüyordu.</p>

<p>İtalya’dan akşam saatlerinde gelen son bilgi ise Lang dosyasında tablonun değiştiğine işaret ediyor.</p>

<p>Galatasaray’da rota Leão</p>

<p>Mevcut bilgiler birlikte değerlendirildiğinde Galatasaray’ın Noa Lang operasyonunu Rafael Leão transferinin alternatifi olarak hazırladığı, Leão cephesinden olumlu gelişmeler gelmesinin ardından bu seçeneği devreden çıkardığı görülüyor.</p>

<p>Bununla birlikte transfer döneminde şartların hızla değişebilmesi nedeniyle kulüplerden resmi açıklama gelene kadar nihai kadro planlamasının değişmeyeceği kesin olarak söylenemez.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Fabrizio Romano<br />
Alfredo Pedullà<br />
Corriere dello Sport<br />
Football Italia<br />
Napoli Magazine</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayin-noa-lang-transferinde-ters-kose-dosya-kapandi</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 22:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9250.jpeg" type="image/jpeg" length="24463"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vücudunuz Yeterince Beslenmediğinizi Bu 6 İşaretle Gösterebilir]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/vucudunuz-yeterince-beslenmediginizi-bu-6-isaretle-gosterebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/vucudunuz-yeterince-beslenmediginizi-bu-6-isaretle-gosterebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sürekli açlık, geçmeyen yorgunluk, egzersiz gücünde azalma, baş dönmesi, saç ve cilt değişiklikleri ile istemsiz kas kaybı, vücudun yeterli enerji ve besin alamadığını gösterebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Vücudunuz Yeterince Beslenmediğinizi Bu 6 İşaretle Gösterebilir</p>

<p>Sürekli açlık, gün boyu süren halsizlik, egzersiz kapasitesinin azalması, baş dönmesi, saç ve ciltte değişiklikler ile belirgin kas kaybı, yeterince beslenmemenin olası işaretleri arasında bulunuyor. Ancak bu belirtilerin her biri tiroit hastalıkları, kansızlık, enfeksiyonlar veya başka sağlık sorunlarıyla da ilişkili olabilir.</p>

<p>Yetersiz beslenme yalnızca çok düşük kilolu kişilerde görülmez. Kişi normal kiloda veya fazla kilolu olsa bile vücudunun ihtiyacından daha az enerji, protein, vitamin ya da mineral alabilir.</p>

<p>Sürekli açlık hissi</p>

<p>Öğünden kısa süre sonra yeniden acıkmak veya gün boyunca yiyecek düşünmek, alınan enerjinin yetersiz kalabileceğini düşündürebilir. Özellikle küçük porsiyonlar, uzun süren açlık dönemleri ve aşırı kısıtlayıcı diyetler tokluk hissinin oluşmasını zorlaştırabilir.</p>

<p>Protein, lif ve sağlıklı yağlardan yoksun öğünler de kısa sürede acıkmaya neden olabilir. Bu nedenle yalnızca öğünün miktarı değil, besin içeriği de değerlendirilmelidir.</p>

<p>Geçmeyen yorgunluk ve enerji düşüklüğü</p>

<p>Besinler, vücudun günlük işlevlerini sürdürebilmesi için gereken enerjiyi sağlar. Gereksinimin uzun süre karşılanmaması halsizlik, uyku isteği, odaklanma güçlüğü ve günlük işleri yapmakta zorlanmayla kendini gösterebilir.</p>

<p>Yorgunluk tek başına az yemekle açıklanamaz. Kansızlık, uyku sorunları, tiroit hastalıkları, enfeksiyonlar, depresyon ve kullanılan bazı ilaçlar da benzer yakınmalara yol açabilir.</p>

<p>Egzersiz performansının gerilemesi</p>

<p>Daha önce rahatça tamamlanan yürüyüşün veya antrenmanın zorlaşması, egzersiz sırasında çabuk yorulma ve toparlanmanın uzaması, yetersiz enerji alımıyla ilişkili olabilir. Düzenli spor yapan kişilerde enerji ve protein ihtiyacı hareketsiz kişilere göre daha yüksek olabilir.</p>

<p>Uzun süre yetersiz beslenmek yalnızca performansı düşürmez; kas dokusunun korunmasını ve egzersiz sonrası onarımı da zorlaştırabilir. Spor yapanların hızlı kilo kaybı uğruna ciddi enerji kısıtlamasına gitmemesi gerekir.</p>

<p>Baş dönmesi ve sersemlik hissi</p>

<p>Özellikle ayağa kalkınca ortaya çıkan baş dönmesi; yetersiz sıvı alımı, düşük tansiyon veya kan şekerindeki düşüşlerle bağlantılı olabilir. Öğün atlamak ya da uzun saatler aç kalmak bazı kişilerde titreme, terleme, güçsüzlük ve dikkat dağınıklığına da neden olabilir.</p>

<p>Bayılma, göğüs ağrısı, nefes darlığı, konuşma bozukluğu, tek taraflı güçsüzlük veya şiddetli baş ağrısıyla birlikte gelişen baş dönmesinde acil değerlendirme gerekir.</p>

<p>Saç dökülmesi ve cilt değişiklikleri</p>

<p>Uzun süre yeterli enerji ve besin alınamadığında vücut kaynaklarını öncelikli işlevlere yönlendirebilir. Protein, demir ve bazı vitaminlerle minerallerin yetersizliği saçlarda incelme, dökülme, tırnaklarda kırılma veya ciltte kurulukla ilişkili olabilir.</p>

<p>Saç dökülmesinin genetik özellikler, hormon değişiklikleri, tiroit hastalıkları, stres ve kullanılan ilaçlar gibi birçok başka nedeni vardır. Eksiklik saptanmadan gelişigüzel takviye kullanmak doğru değildir.</p>

<p>Kas ve yağ dokusunda belirgin kayıp</p>

<p>İstemsiz kilo kaybı ve kıyafetlerin kısa sürede bol gelmesi, alınan enerjinin ihtiyacı karşılamadığını gösterebilir. Özellikle düşük protein alımıyla birlikte devam eden ciddi enerji kısıtlamasında vücut yağın yanı sıra kas dokusunu da kullanabilir.</p>

<p>Kas kaybı güçsüzlüğe, hareket kapasitesinin azalmasına ve düşme riskinin artmasına yol açabilir. İleri yaştaki kişilerde, kronik hastalığı bulunanlarda ve ameliyat sonrası dönemde bu durum daha ciddi sonuçlar doğurabilir.</p>

<p>Kimler daha fazla risk altında?</p>

<p>İştahı azalan ileri yaştaki kişiler, ergenler, yoğun egzersiz yapanlar, katı diyet uygulayanlar ve öğünlerini sürekli atlayanlar risk altında olabilir. Çiğneme veya yutma güçlüğü bulunanlarla depresyon, kaygı bozukluğu, sindirim sistemi hastalığı ya da yeme bozukluğu yaşayanlarda da yetersiz alım gelişebilir.</p>

<p>İştahı azaltan bazı ilaçlar da günlük besin tüketimini etkileyebilir. İlaç kullanan kişilerin tedaviyi kendi başına bırakmaması, belirgin iştah veya kilo değişikliğini hekimiyle paylaşması gerekir.</p>

<p>Ne zaman sağlık kuruluşuna başvurulmalı?</p>

<p>Üç ila altı ay içinde istem dışı belirgin kilo kaybı, sürekli halsizlik, tekrarlayan baş dönmesi, güçsüzlük, uzun süren iştahsızlık veya günlük işlevlerde gerileme varsa değerlendirme alınmalıdır. Çocuklarda büyümenin yavaşlaması ve beklenen kilo artışının gerçekleşmemesi de hekime başvuru nedenidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hekim; kilo değişimini, beslenme düzenini, hastalıkları ve kullanılan ilaçları birlikte değerlendirir. Gerektiğinde kan sayımı, demir, vitamin düzeyleri, kan şekeri ve tiroit işlevleri gibi incelemeler isteyebilir veya kişiyi diyetisyene yönlendirebilir.</p>

<p>Beslenme nasıl düzenlenebilir?</p>

<p>Amaç yalnızca daha fazla kalori almak değil, vücudun ihtiyaç duyduğu besinleri dengeli biçimde karşılamaktır. Düzenli ana ve ara öğünler; yumurta, yoğurt, balık, et, tavuk, kuru baklagil, tam tahıl, sebze, meyve, kuruyemiş ve zeytinyağı gibi besinlerle çeşitlendirilebilir.</p>

<p>Uzun süredir çok az beslenen, ciddi kilo kaybeden veya yeme bozukluğu şüphesi bulunan kişilerin besin alımını kontrolsüz biçimde ve birden artırması uygun olmayabilir. Bu kişiler için hekim ve diyetisyen gözetiminde kişiselleştirilmiş plan hazırlanmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Health sağlık editörlüğü değerlendirmesi: Yeterince beslenmemenin altı temel işareti<br />
2. Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Hizmeti: Yetersiz beslenmenin belirtileri ve risk grupları<br />
3. Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü: Hipotiroidi belirtileri </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/vucudunuz-yeterince-beslenmediginizi-bu-6-isaretle-gosterebilir</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 20:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9246-1.jpeg" type="image/jpeg" length="27769"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Oosterwolde Transferinde Büyük Ters Köşe: Fenerbahçe ile Roma Yeniden Anlaştı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/oosterwolde-transferinde-buyuk-ters-kose-fenerbahce-ile-roma-yeniden-anlasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/oosterwolde-transferinde-buyuk-ters-kose-fenerbahce-ile-roma-yeniden-anlasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Jayden Oosterwolde’nin Roma transferinde gün içinde yaşanan krizin ardından Hollanda’dan yeni bir iddia geldi. Voetbal International, Fenerbahçe ile Roma’nın yeniden anlaşmaya vardığını, son kararın oyuncunun kişisel şartlara vereceği yanıta bağlı olduğunu bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fenerbahçe’de Jayden Oosterwolde transferinde hareketli saatler yaşanıyor. Gün içerisinde Roma’ya transferinin iptal olduğu yönündeki haberlerle gündeme gelen Hollandalı futbolcu için bu kez ülkesinden farklı bir bilgi geldi.</p>

<p>Voetbal International muhabiri Joost Blaauwhof’un aktardığına göre Fenerbahçe ile Roma, Oosterwolde transferinin şartları konusunda yeniden anlaşmaya vardı.</p>

<p>Ancak bu gelişme transferin tamamlandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Oosterwolde transferinde dosya yeniden açıldı</p>

<p>Roma’nın Oosterwolde için yürüttüğü transfer operasyonunda daha önce sorun çıktığı ve futbolcunun Fenerbahçe’ye dönebileceği öne sürülmüştü.</p>

<p>Hollanda’dan gelen son haber ise kulüpler arasındaki görüşmelerin yeniden sonuç verdiğini ortaya koydu.</p>

<p>Voetbal International’ın aktardığı bilgilere göre Fenerbahçe ile Roma arasındaki engeller aşılırken, transferin önündeki kritik konu bu kez oyuncunun İtalyan kulübünün revize ettiği kişisel şartlara vereceği yanıt.</p>

<p>Son karar Oosterwolde’ye kaldı</p>

<p>Transferde gelinen aşamada Oosterwolde’nin Roma’nın sunduğu yeni şartları kabul etmesi bekleniyor.</p>

<p>Oyuncunun onay vermesi halinde transfer operasyonunun yeniden tamamlanma aşamasına geçebileceği belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle gün içerisinde “transfer iptal edildi” şeklinde değerlendirilen dosyanın tamamen kapanmadığı, aksine Fenerbahçe ile Roma arasında sağlanan yeni uzlaşmayla tekrar açıldığı görülüyor.</p>

<p>Gün içerisinde iptal haberleri gelmişti</p>

<p>Oosterwolde’nin Roma transferinde yaşanan gelişmeler gün boyunca Avrupa ve Türkiye’de yakından takip edildi.</p>

<p>İtalya’dan gelen haberlerde transfer şartlarında sorun çıktığı, Roma’nın anlaşmanın yapısını değiştirmek istediği ve sürecin durma noktasına geldiği belirtilmişti.</p>

<p>Bunun ardından Hollandalı savunmacının Fenerbahçe’ye döneceği yönünde haberler yayıldı.</p>

<p>Akşam saatlerinde Voetbal International’dan gelen bilgi ise transferde yeni bir dönemece girildiğini gösterdi.</p>

<p>Hollanda’dan gelen bilgi neden önemli?</p>

<p>Yeni gelişmenin dikkat çeken tarafı, gün içerisinde yayılan haberlerin aksine kulüpler arasında yeniden anlaşma sağlandığının bildirilmesi.</p>

<p>Voetbal International muhabiri Joost Blaauwhof’un aktardığı yeni bilgiler, transferin kulüpler boyutundaki probleminin yeniden çözüldüğüne işaret ediyor.</p>

<p>Bununla birlikte İtalya’dan veya kulüplerden henüz transferin yeniden tamamlanacağına ilişkin resmi açıklama yapılmış değil.</p>

<p>Bu nedenle mevcut aşamada “Oosterwolde Roma’ya transfer oldu” ifadesini kullanmak için erken.</p>

<p>Oosterwolde’nin kararı bekleniyor</p>

<p>Transfer döneminin son günlerine girilirken Oosterwolde dosyasındaki sürecin kısa süre içerisinde netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Fenerbahçe ile Roma’nın yeniden anlaşmaya vardığı yönündeki Hollanda kaynaklı haber doğruysa, transferin önündeki temel konu oyuncunun Roma’nın değiştirdiği kişisel şartları kabul edip etmeyeceği olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Oosterwolde’nin vereceği karar, gün içerisinde kapanmış görünen transfer dosyasının yeniden sonuçlanıp sonuçlanmayacağını belirleyecek.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Voetbal International<br />
Joost Blaauwhof<br />
LaRoma24<br />
İtalyan spor basını</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/oosterwolde-transferinde-buyuk-ters-kose-fenerbahce-ile-roma-yeniden-anlasti</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 20:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9245.jpeg" type="image/jpeg" length="78687"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prostat İçin Takviye Kullananlar Dikkat: Kanıtlar Ne Söylüyor?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/prostat-icin-takviye-kullananlar-dikkat-kanitlar-ne-soyluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/prostat-icin-takviye-kullananlar-dikkat-kanitlar-ne-soyluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prostat sağlığını koruduğu veya idrar yakınmalarını azalttığı iddia edilen takviyelerin çoğu için güçlü kanıt bulunmuyor. Bazı yüksek doz ürünler ise yarar sağlamadığı gibi risk oluşturabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>PROSTAT TAKVİYELERİ GERÇEKTEN İŞE YARIYOR MU?</p>

<p>Prostat sağlığı için satılan takviyelerin, iyi huylu prostat büyümesini önlediğini, idrar yakınmalarını güvenilir biçimde azalttığını veya prostat kanserinden koruduğunu gösteren yeterli bilimsel kanıt bulunmuyor. Bu ürünler hekim değerlendirmesinin ve kanıtlanmış tedavilerin yerine kullanılmamalı.</p>

<p>Cleveland Clinic Üroloji Uzmanı Dr. Brad Gill, mevcut araştırmalar ışığında birçok kişi için muhtemel yararın sınırlı, belirsizlik ve risklerin ise daha ağır olduğunu belirtiyor. Takviyenin doğal olarak tanıtılması, etkili veya herkes için güvenli olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>PROSTAT TAKVİYELERİ NEDEN KULLANILIYOR?</p>

<p>Bu ürünler çoğunlukla sık idrara çıkma, gece tuvalete kalkma, idrar akımında zayıflama ve mesanenin tam boşalmadığı hissi gibi yakınmalar için pazarlanıyor. Bazı ürünlerde prostat büyümesini veya kanseri önlediği yönünde de ifadeler bulunabiliyor.</p>

<p>Oysa bu belirtiler yalnızca iyi huylu prostat büyümesinden kaynaklanmayabilir. İdrar yolu enfeksiyonu, mesane sorunları, kullanılan ilaçlar, diyabet ve daha ciddi hastalıklar da benzer yakınmalara yol açabilir.</p>

<p>SAW PALMETTO İÇİN KANITLAR NE DİYOR?</p>

<p>Cüce palmiye olarak da bilinen saw palmetto, prostat ürünlerinde en sık kullanılan bitkisel içeriklerden biri. Ancak 27 araştırmayı değerlendiren 2023 tarihli sistematik inceleme, tek başına kullanılan saw palmettonun iyi huylu prostat büyümesine bağlı belirtilerde çok az yarar sağladığını veya hiç yarar sağlamadığını bildirdi.</p>

<p>Standart dozun yanı sıra alışılmış dozun üç katına kadar çıkan miktarların incelendiği klinik çalışmalarda da belirgin bir iyileşme görülmedi. Birden fazla bitkisel madde içeren karışımlar içinse kesin hüküm vermeye yetecek nitelikte veri bulunmuyor.</p>

<p>E VİTAMİNİ PROSTAT KANSERİNDEN KORUYOR MU?</p>

<p>E vitamininin prostat kanserini önlediği düşüncesi büyük bir klinik araştırmada doğrulanmadı. SELECT adı verilen ve 35 binden fazla erkeği kapsayan çalışmada, günde 400 uluslararası birim E vitamini verilen grupta prostat kanseri görülme sıklığı plasebo grubuna göre göreceli olarak yüzde 17 daha yüksek bulundu.</p>

<p>Yedi yıllık takipte bu fark, her bin kişi için yaklaşık 11 ek prostat kanseri vakasına karşılık geldi. Bulgular, özellikle kanserden korunmak amacıyla hekime danışmadan yüksek doz E vitamini kullanılmaması gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>SELENYUMUN KORUYUCU ETKİSİ KANITLANDI MI?</p>

<p>Aynı araştırmada selenyum takviyesi prostat kanseri riskini azaltmadı. Sonraki analizler, başlangıçtaki selenyum düzeyi yüksek olan bazı erkeklerde takviyenin yüksek dereceli prostat kanseri riskini artırabileceğine ilişkin kaygılar doğurdu.</p>

<p>Selenyum vücut için gerekli bir mineraldir ancak gerekli olması, yüksek miktarda alınmasının daha yararlı olduğu anlamına gelmez. Eksiklik saptanmadan gelişigüzel takviye kullanmak uygun değildir.</p>

<p>ÇİNKO VE DİĞER İÇERİKLER HAKKINDA NE BİLİNİYOR?</p>

<p>Uzun süre yüksek doz çinko kullanımının prostat kanseri riskiyle bağlantılı olabileceğini düşündüren gözlemsel bulgular bulunuyor. Bu çalışmalar neden-sonuç ilişkisini tek başına kanıtlamasa da yüksek doz kullanım konusunda dikkatli olunmasını destekliyor.</p>

<p>Likopen, ısırgan kökü, Afrika eriği, kabak çekirdeği yağı, nar ve yeşil çay özleri de prostat ürünlerinde yer alabiliyor. Bunların prostat büyümesini önlediğini veya tedavi ettiğini gösterecek düzeyde güçlü ve tutarlı kanıt henüz yok.</p>

<p>TAKVİYELER İLAÇLARLA ETKİLEŞEBİLİR</p>

<p>Bir ürünün içeriği, dozu ve saflığı markalar veya üretim partileri arasında değişebilir. Ayrıca bitkisel ürünler kan sulandırıcılar, tansiyon ilaçları ve başka tedavilerle etkileşebilir; ameliyat öncesinde kanama riskini etkileyebilir.</p>

<p>Vitamin veya mineral eksikliği laboratuvar incelemesiyle saptanmışsa hekim belirli bir takviyeyi uygun dozda önerebilir. Bu durum, prostatı korumak amacıyla rastgele ürün kullanılmasından farklıdır.</p>

<p>PROSTAT SAĞLIĞI NASIL DESTEKLENEBİLİR?</p>

<p>Sebze, meyve, tam tahıl, kurubaklagil ve sağlıklı yağların ağırlıkta olduğu dengeli beslenme; düzenli hareket, sağlıklı kilonun korunması ve sigaranın bırakılması genel sağlıkla birlikte prostat sağlığını da destekleyebilir. Bu alışkanlıklar mevcut bir hastalığı tek başına tedavi etmez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prostat kanseri taramasının ne zaman başlayacağı yaşa, aile öyküsüne, kişisel risklere ve kişinin tercihine göre hekimle birlikte kararlaştırılmalıdır. PSA adı verilen kan testi tek başına tanı koymaz ve sonucu klinik değerlendirmeyle birlikte yorumlanır.</p>

<p>HANGİ BELİRTİLERDE HEKİME BAŞVURULMALI?</p>

<p>İdrar yapmada giderek artan güçlük, zayıf akım, gece sık idrara çıkma, idrarda kan, ağrı veya mesanenin boşalmadığı hissi değerlendirilmelidir. Bu belirtileri takviyeyle bastırmaya çalışmak tanının gecikmesine neden olabilir.</p>

<p>Hiç idrar yapamama, şiddetli alt karın ağrısı veya pıhtılı kanama gelişmesi acil değerlendirme gerektirir. Daha önce başlanmış bir takviye varsa ürünün adı, içeriği ve kullanılan doz hekime bildirilmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cleveland Clinic, Prostat Sağlığı Takviyeleri Değerlendirmesi<br />
2. ABD Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleştirici Sağlık Merkezi, Saw Palmetto Bilimsel Değerlendirmesi<br />
3. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü, SELECT Araştırması Sonuçları<br />
4. Klein ve çalışma arkadaşları, E Vitamini ve Prostat Kanseri Riski Araştırması<br />
5. Cochrane, Saw Palmetto ve İyi Huylu Prostat Büyümesi Sistematik İncelemesi<br />
6. Urology Care Foundation, İyi Huylu Prostat Büyümesi Hasta Bilgilendirmesi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Vitamin &amp; Mineraller</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/prostat-icin-takviye-kullananlar-dikkat-kanitlar-ne-soyluyor</guid>
      <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 20:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9244.jpeg" type="image/jpeg" length="90670"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="45327"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="98968"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62410"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="61094"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="30716"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="38263"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
