<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Mon, 31 Aug 2026 00:48:02 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Frank Belirtisi Nedir? Kulaktaki Çizgi Kalp Kriziyle Bağlantılı mı?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/frank-belirtisi-nedir-kulaktaki-cizgi-kalp-kriziyle-baglantili-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/frank-belirtisi-nedir-kulaktaki-cizgi-kalp-kriziyle-baglantili-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kulak memesini çapraz geçen ve Frank belirtisi olarak bilinen çizgi, bazı çalışmalarda koroner damar hastalığıyla ilişkilendirildi. Ancak bu görünüm tek başına kalp krizi tanısı koydurmuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KULAK MEMESİNDEKİ ÇİZGİ KALP KRİZİ İŞARETİ Mİ?</p>

<p>Kulak memesini çapraz biçimde geçen çizgi, kalp krizinin kesin işareti değildir. Tıpta “Frank belirtisi” olarak adlandırılan bu görünüm, bazı araştırmalarda koroner damar hastalığıyla ilişkili bulunsa da tek başına hastalık tanısı koymak veya kişinin kalp krizi geçireceğini söylemek için kullanılamaz.</p>

<p>Çizginin özellikle iki kulakta birden, derin ve kulak memesinin büyük bölümünü kat edecek şekilde bulunması bazı çalışmalarda daha yüksek kalp-damar riskiyle bağlantılı çıktı. Buna rağmen yaş, genetik özellikler ve cildin yapısı gibi başka etkenler de kulak memesindeki çizginin oluşmasına yol açabiliyor.</p>

<p>FRANK BELİRTİSİ NEDİR?</p>

<p>Frank belirtisi, kulağın ön tarafındaki küçük çıkıntıdan başlayarak kulak memesinin dış kenarına doğru çapraz uzanan kıvrımdır. İsmini, bu görünüm ile koroner damar hastalığı arasındaki olası ilişkiyi 1973 yılında bildiren hekim Sanders T. Frank’tan alır.</p>

<p>Çizginin yüzeysel veya derin olması, kulak memesinin yalnızca bir bölümünü ya da tamamını geçmesi mümkündür. Tek kulakta görülebileceği gibi her iki kulakta da bulunabilir.</p>

<p>KALP DAMAR HASTALIĞIYLA BAĞLANTISI VAR MI?</p>

<p>Bilimsel araştırmaların bir bölümü, Frank belirtisine koroner damar hastalığı bulunan kişilerde daha sık rastlandığını gösteriyor. Koroner damar hastalığı, kalbi besleyen damarlarda yağlı birikintiler ve daralmalar oluşmasıdır.</p>

<p>On iki araştırmanın verilerini bir araya getiren sistematik incelemede, kulak memesindeki çapraz çizgi ile koroner damar hastalığı arasında anlamlı bir ilişki bildirildi. Bununla birlikte çalışmaların yöntemi, katılımcıların yaşı ve mevcut hastalıkları birbirinden farklıydı.</p>

<p>2023 yılında yayımlanan ve koroner anjiyografi uygulanan 1.401 hastayı kapsayan bir araştırmada, iki taraflı Frank belirtisi damar tıkanıklığıyla bağımsız olarak ilişkili bulundu. Ancak çizginin hastalığı ayırt etme başarısı düşük düzeyde kaldı.</p>

<p>Araştırmacılar bu nedenle Frank belirtisinin güvenilir bir tanı aracı olmadığını belirtti. Kulaktaki çizginin görülmesi hastalık bulunduğunu, görülmemesi ise kalp damarlarının sağlıklı olduğunu kanıtlamıyor.</p>

<p>NEDEN OLUŞTUĞU KESİN OLARAK BİLİNMİYOR</p>

<p>Frank belirtisi ile damar hastalığı arasındaki ilişkinin nedeni tam olarak açıklanabilmiş değil. Öne sürülen görüşlerden biri, kulak memesindeki küçük damarlarla kalp damarlarının yaşlanma ve damar hasarından benzer biçimde etkilenmesi.</p>

<p>Ciltteki elastik liflerin zamanla azalması da olası açıklamalar arasında bulunuyor. Fakat bu mekanizmalar kesinleşmiş değil ve kulak çizgisinin doğrudan damar tıkanıklığından kaynaklandığı söylenemiyor.</p>

<p>YAŞLANMAYA BAĞLI BİR KIVRIM DA OLABİLİR</p>

<p>Kulak memesindeki çizgiler yaş ilerledikçe daha sık görülebilir. Cildin yapısı, uyku pozisyonu, genetik özellikler ve kulağın anatomik biçimi de görünümü etkileyebilir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca aynada görülen bir çizgiye bakılarak kişinin kalp krizi riski hesaplanamaz. Değerlendirmede yaş, tansiyon, kolesterol, kan şekeri, sigara kullanımı, kilo, fiziksel hareketlilik ve aile öyküsü birlikte ele alınmalıdır.</p>

<p>İKİ KULAKTAKİ DERİN ÇİZGİ DAHA MI ÖNEMLİ?</p>

<p>Bazı araştırmalar, iki kulakta birden bulunan, derin ve kulak memesini tamamen geçen çizgilerin koroner damar hastalığıyla daha güçlü ilişki gösterebileceğine işaret ediyor. Bu bulgu yine de tek başına kalp hastalığı bulunduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Çizginin belirginliği kişiden kişiye değişebilir ve standart olmayan görsel değerlendirmeler farklı sonuçlar doğurabilir. Tanı için hekim muayenesi ve kişinin risk durumuna göre belirlenen tetkikler gerekir.</p>

<p>KULAKTAKİ ÇİZGİ İÇİN DOKTORA GİDİLMELİ Mİ?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sadece kulak memesindeki çizgi nedeniyle acil servise başvurmak gerekmez. Ancak kişi sigara içiyorsa, yüksek tansiyonu, diyabeti, yüksek kolesterolü, fazla kilosu veya ailesinde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü varsa aile hekimi ya da kardiyoloji uzmanıyla görüşebilir.</p>

<p>Hekim gerekli görürse tansiyon ölçümü, kan şekeri ve kolesterol testleriyle genel kalp-damar riskini değerlendirebilir. Elektrokardiyografi, efor testi veya ileri görüntüleme yöntemleri ise herkese rutin olarak değil, belirtilere ve klinik bulgulara göre planlanır.</p>

<p>KALP KRİZİNİN GERÇEK UYARI BELİRTİLERİ</p>

<p>Kalp krizinde en sık görülen yakınma, göğsün ortasında baskı, sıkışma, ağırlık veya yanma hissidir. Ağrı kola, omuza, sırta, boyna, çeneye ya da mide bölgesine yayılabilir.</p>

<p>Nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, kusma, baş dönmesi ve açıklanamayan ani halsizlik de görülebilir. Kadınlarda, ileri yaştaki kişilerde ve diyabeti bulunanlarda belirtiler daha silik veya alışılmışın dışında olabilir.</p>

<p>Bu şikâyetlerden biri aniden başladıysa kulaktaki çizginin bulunup bulunmadığına bakılmadan 112 aranmalıdır. Kişinin kendi imkânlarıyla araç kullanması yerine acil sağlık yardımı beklenmelidir.</p>

<p>KULAK ÇİZGİSİ BİR TANI DEĞİL, RİSKİ HATIRLATAN BİR İPUCU</p>

<p>Mevcut bilimsel bulgular, Frank belirtisinin kalp-damar riskiyle bağlantılı olabileceğini ancak kalp krizinin kesin habercisi sayılamayacağını gösteriyor. Kulaktaki çizgi korkuya değil, varsa değiştirilebilir risklerin gözden geçirilmesine vesile olabilir.</p>

<p>Düzenli tansiyon ölçümü, kan şekeri ve kolesterol kontrolleri, sigaradan uzak durma, dengeli beslenme ve hareketli yaşam; kulaktaki herhangi bir fiziksel işaretten çok daha güvenilir risk değerlendirme unsurlarıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. European Heart Journal, Frank Belirtisi ve Tıkayıcı Koroner Arter Hastalığı Araştırması, 2023<br />
2. Journal of Laryngology and Otology, Frank Belirtisi ve Koroner Arter Hastalığı Sistematik Derleme ve Meta-analizi, 2021<br />
3. International Journal of Cardiology, Kulak Memesi Çizgisi ve Koroner Arter Hastalığı Meta-analizi, 2014<br />
4. New England Journal of Medicine, Koroner Arter Hastalığının Kulaktaki Bulgusu, 1973<br />
5. American Journal of Medicine, Frank Belirtisi ve Kardiyovasküler Risk Gözlemsel Araştırması, 2024 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/frank-belirtisi-nedir-kulaktaki-cizgi-kalp-kriziyle-baglantili-mi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 23:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9434.jpeg" type="image/jpeg" length="76983"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Burun Tıkanıklığına Ne İyi Gelir? Evde Uygulanabilecek Yöntemler]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/burun-tikanikligina-ne-iyi-gelir-evde-uygulanabilecek-yontemler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/burun-tikanikligina-ne-iyi-gelir-evde-uygulanabilecek-yontemler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Serum fizyolojik, yeterli sıvı, temiz bir nemlendirici ve başı yükselterek uyumak burun tıkanıklığını hafifletebilir. Burun açıcı spreylerin uzun kullanımı ise şikâyeti artırabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>BURUN TIKANIKLIĞINI HAFİFLETMENİN 7 GÜVENLİ YOLU</p>

<p>Burun tıkanıklığını hafifletmek için ilk seçenekler; tuzlu su spreyi veya güvenli biçimde yapılan burun yıkama, yeterli sıvı tüketimi, ortam havasını uygun düzeyde nemlendirme ve uyurken başı hafifçe yükseltmedir. Ilık duş da salgıların yumuşamasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Burun açıcı ilaçlar kısa süreli rahatlama sağlayabilse de herkes için uygun değildir. Özellikle damarları daraltarak çalışan burun spreylerinin önerilenden uzun kullanılması, ilaca bağlı geri tepme tıkanıklığına yol açabilir.</p>

<p>Burun neden tıkanır?</p>

<p>Burun tıkanıklığı yalnızca içeride fazla salgı bulunmasından kaynaklanmaz. Soğuk algınlığı, grip, alerji veya tahriş nedeniyle burun içini döşeyen dokular ve damarlar şiştiğinde hava geçişi daralır.</p>

<p>Alerjik nezlede tıkanıklığa çoğunlukla hapşırma, burun kaşıntısı ve sulu akıntı eşlik eder. Yüzde basınç, koyu akıntı, ateş veya önce düzelip sonra ağırlaşan belirtiler ise sinüs enfeksiyonu açısından değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Tuzlu su spreyi kullanın</p>

<p>İlaç içermeyen serum fizyolojik spreyler burun içini nemlendirebilir, koyu salgıları inceltebilir ve tahriş edici parçacıkların uzaklaştırılmasına yardımcı olabilir. Ürünün kullanım talimatına uyulmalı, sprey ucu başkalarıyla paylaşılmamalıdır.</p>

<p>Basınçlı burun yıkama sistemleriyle sıradan tuzlu su spreyi aynı uygulama değildir. Yıkama sırasında kullanılan suyun güvenliği ayrıca önem taşır.</p>

<p>Burun yıkamada musluk suyuna dikkat</p>

<p>Burun yıkama kabına doğrudan musluk suyu doldurulmamalıdır. Bu işlem için steril veya damıtılmış su ya da en az bir dakika kaynatıldıktan sonra soğutulmuş su kullanılmalıdır.</p>

<p>Suya eklenecek tuz miktarı göz kararı belirlenmemeli; hazır yıkama solüsyonu veya cihazla uyumlu ölçülü karışım tercih edilmelidir. Cihaz her kullanımdan sonra üreticinin talimatına göre temizlenip tamamen kurutulmalıdır.</p>

<p>Yeterli sıvı tüketin</p>

<p>Su ve diğer uygun sıvılar burun salgılarının daha akışkan kalmasına destek olabilir. Bu yöntem tıkanıklığı anında ortadan kaldırmaz ancak koyulaşmış salgıların boşalmasını kolaylaştırabilir.</p>

<p>Kalp veya böbrek hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması bulunan kişiler, günlük tüketimlerini kendi tedavi planlarına göre düzenlemelidir. Herkes için geçerli tek bir sıvı miktarı yoktur.</p>

<p>Ilık duş rahatlatabilir</p>

<p>Ilık duşun oluşturduğu nemli hava, kuru ve tahriş olmuş burun kanallarında geçici rahatlama sağlayabilir. Yüze ılık ve nemli bir bez koymak da basınç hissini azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Kaynar su dolu kabın üzerine eğilerek buhar solumak yanık riski taşır. Özellikle çocuklarda bu yöntem kullanılmamalı; sıcak buhar doğrudan buruna çekilmemelidir.</p>

<p>Odanın havasını uygun düzeyde nemlendirin</p>

<p>Kuru hava burun içindeki tahrişi artırabilir. Temiz tutulan soğuk buharlı bir nemlendirici, özellikle uyku sırasında kuruluk hissini azaltabilir.</p>

<p>Cihazın suyu düzenli değiştirilmeli ve haznesi kullanım talimatına göre temizlenmelidir. Gereğinden fazla nem ise küf ve ev tozu akarlarının çoğalmasını kolaylaştırarak alerjik yakınmaları artırabilir.</p>

<p>Uyurken başınızı yükseltin</p>

<p>Burun tıkanıklığı yatınca daha belirgin hale gelebilir. Başın ve üst gövdenin rahat bir açıyla hafifçe yükseltilmesi, gece nefes almayı ve salgıların akışını kolaylaştırabilir.</p>

<p>Boynu zorlayacak kadar çok yastık kullanmak yerine gövdeyi destekleyen dengeli bir pozisyon seçilmelidir. Bebeklerin yatağına yastık veya yükseltici konulmamalı; güvenli uyku kurallarına uyulmalıdır.</p>

<p>Burun bantları nasıl yardımcı olur?</p>

<p>Burun üzerine yapıştırılan ilaçsız bantlar, burun kanatlarını dışa doğru çekerek hava geçiş alanını bir miktar genişletebilir. Bu bantlar şişmiş dokuyu tedavi etmez ancak bazı kişilerde gece nefes almayı geçici olarak kolaylaştırabilir.</p>

<p>Cilt tahrişi gelişirse kullanıma ara verilmelidir. Uzun süren horlama, uykuda nefes durması veya gündüz aşırı uyku hali varsa yalnızca burun bandına güvenilmemelidir.</p>

<p>Burun açıcı spreyler kaç gün kullanılmalı?</p>

<p>Oksimetazolin ve ksilometazolin gibi damar daraltıcı spreyler hızlı rahatlama sağlayabilir. Buna karşılık ürünün önerdiği süre aşılırsa burun dokusu yeniden şişebilir ve kişi spreyi kullandıkça devam eden bir tıkanıklık döngüsüne girebilir.</p>

<p>Bazı ürünlerde sınır üç gün, bazılarında beş ila yedi gün olabilir. Esas alınması gereken süre ürünün kullanma talimatı ve sağlık profesyonelinin önerisidir; doz veya uygulama sıklığı artırılmamalıdır.</p>

<p>Ağızdan alınan burun açıcılar herkese uygun değil</p>

<p>Psödoefedrin gibi ağızdan alınan ilaçlar kan basıncını ve kalp hızını artırabilir, uykusuzluk ya da çarpıntı yapabilir. Yüksek tansiyon, kalp hastalığı, glokom, tiroit hastalığı veya prostat büyümesi bulunanlar bu ürünleri doktor ya da eczacıya danışmadan kullanmamalıdır.</p>

<p>Gebeler, emzirenler, düzenli ilaç kullananlar ve çocuklar için ayrıca değerlendirme gerekir. Birden fazla soğuk algınlığı ürününün birlikte alınması, aynı etken maddenin fark edilmeden tekrarlanmasına neden olabilir.</p>

<p>Ağızdan alınan fenilefrin için kanıt tartışması</p>

<p>Amerikan Gıda ve İlaç Dairesinin değerlendirmesi, ağızdan alınan fenilefrinin önerilen dozlarda burun tıkanıklığını gidermede etkili olduğunu destekleyen yeterli kanıt bulunmadığı yönündedir. Bu değerlendirme, buruna uygulanan fenilefrin ürünlerini kapsamamaktadır.</p>

<p>Soğuk algınlığı ilacı seçerken yalnızca ön yüzdeki ürün adına bakılmamalı, etken maddeler bölümü okunmalıdır. Uygun seçenek konusunda tereddüt yaşayanlar eczacıya veya hekime danışmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Alerjik tıkanıklıkta farklı tedavi gerekebilir</p>

<p>Tıkanıklığın nedeni alerjiyse alerjenlerden uzaklaşma, uygun antihistaminikler veya kortizon içeren burun spreyleri gündeme gelebilir. Kortizonlu spreyler damar daraltıcı burun açıcılarla aynı değildir ve genellikle düzenli kullanıldıklarında etki gösterir.</p>

<p>Bu ürünlerin doğru yöne püskürtülmesi burun kanaması ve tahriş riskini azaltabilir. Sprey ucu burun orta bölmesine değil, aynı taraftaki kulağa doğru hafifçe yönlendirilmelidir.</p>

<p>Ne zaman doktora başvurulmalı?</p>

<p>Nefes almada güçlük, göz çevresinde şişlik, görme değişikliği, şiddetli baş veya yüz ağrısı gelişirse gecikmeden tıbbi yardım alınmalıdır. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler de belirtilerini daha erken değerlendirmelidir.</p>

<p>Tıkanıklık 10 günden uzun sürüyor ve düzelmiyorsa, ateş üç veya dört günü aşıyorsa ya da belirtiler hafifledikten sonra yeniden kötüleşiyorsa sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Tek taraflı, kötü kokulu veya kanlı akıntı da muayene gerektirir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. WebMD sağlık editörleri, burun tıkanıklığını hafifletme yöntemleri<br />
2. Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, güvenli sinüs ve burun yıkama önerileri<br />
3. Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, sinüs enfeksiyonunda tıbbi değerlendirme ölçütleri<br />
4. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, reçetesiz burun açıcılar ve ağızdan alınan fenilefrin değerlendirmesi<br />
5. MedlinePlus Tıbbi Ansiklopedisi, erişkinlerde burun tıkanıklığı ve evde bakım<br />
6. Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi, burun açıcı ilaçların güvenli kullanımı </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/burun-tikanikligina-ne-iyi-gelir-evde-uygulanabilecek-yontemler</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 22:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9433.jpeg" type="image/jpeg" length="72055"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Batman’daki Spor Salonu Yangınında Bakan Şimşek’in Yeğeni Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/batmandaki-spor-salonu-yangininda-bakan-simsekin-yegeni-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/batmandaki-spor-salonu-yangininda-bakan-simsekin-yegeni-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Batman’da özel bir spor salonunun sauna bölümünde çıkan yangında iki kişi yaşamını yitirdi, 10 kişi dumandan etkilendi. Hayatını kaybedenlerden Emine Yani’nin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yeğeni olduğu öğrenildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Batman’ın Gültepe Mahallesi’nde bulunan özel bir spor salonunda çıkan yangın, iki ailenin ocağına ateş düşürdü. Yangında hayatını kaybedenlerden birinin, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yeğeni Emine Yani olduğu belirtildi.</p>

<p>Yangın sauna bölümünde çıktı</p>

<p>Batman Valiliğinden yapılan açıklamaya göre yangın, 30 Ağustos 2026 günü saat 16.20 sıralarında spor salonunun sauna bölümünde başladı. Çıkış nedeni henüz belirlenemeyen yangın sırasında tesisi kısa sürede yoğun duman kapladı.</p>

<p>İhbar üzerine bölgeye Batman Belediyesi İtfaiyesi, AFAD, UMKE, polis ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Spor salonunda bulunan kişiler ekipler tarafından tahliye edilirken dumandan etkilenen 12 kişi ambulanslarla kentteki hastanelere kaldırıldı.</p>

<p>İki kadın kurtarılamadı</p>

<p>Hastanede tedavi altına alınan iki kadın, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Hayatını kaybedenlerden birinin 42 yaşındaki Emine Yani olduğu açıklandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre Emine Yani, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ağabeyi Ahmet Şimşek’in kızıydı. Evli ve beş çocuk annesi olduğu belirtilen Yani’nin spor salonuna yüzmek amacıyla gittiği, yangının ardından yoğun dumandan etkilendiği aktarıldı.</p>

<p>Yangında yaralanan diğer kişilerin hastanelerdeki tedavileri sürerken bir yaralının sağlık durumunun ağır olduğu bildirildi.</p>

<p>Spor salonu dört kez tarandı</p>

<p>Olay yerine gelerek çalışmaları takip eden Batman Valisi Ekrem Canalp, yangından etkilenen vatandaşların hastanelere sevk edildiğini ve iki kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.</p>

<p>Canalp, itfaiye ekiplerinin spor salonunu dört kez taradığını, içeride başka bir kişiye rastlanmadığını belirtti. Yangın, ekiplerin müdahalesiyle kontrol altına alınarak söndürüldü ve tesiste soğutma çalışması gerçekleştirildi.</p>

<p>Yangının nedeni araştırılıyor</p>

<p>Yangının sauna bölümünde neden çıktığı henüz kesinlik kazanmadı. İtfaiye ekiplerinin teknik incelemesinin yanı sıra olayın bütün yönleriyle aydınlatılması amacıyla adli ve idari soruşturma başlatıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Elektrik tesisatı, sauna ekipmanları, havalandırma sistemi, acil çıkışlar ve yangın güvenliği önlemlerinin inceleme kapsamında değerlendirileceği öngörülüyor. Kesin nedenin hazırlanacak uzman raporlarının ardından ortaya çıkması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/batmandaki-spor-salonu-yangininda-bakan-simsekin-yegeni-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 22:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/genel/asayis-acil-ambulans-hastane.jpg" type="image/jpeg" length="88383"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Girne Feribot Faciasında Kayıp Trabzonlu Süleyman Erdoğan Aranıyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/girne-feribot-faciasinda-kayip-trabzonlu-suleyman-erdogan-araniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/girne-feribot-faciasinda-kayip-trabzonlu-suleyman-erdogan-araniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Girne’den Taşucu’na gitmek üzere hareket ettikten kısa süre sonra alabora olan FİLO JET’te bulunduğu belirtilen Trabzonlu Süleyman Erdoğan’a ulaşılamıyor. Yakınları, arama kurtarma çalışmalarından gelecek iyi haberi bekliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Girne’deki Feribot Faciası Trabzon’a da Ateş Düşürdü</p>

<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Girne Limanı’ndan Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere hareket eden katamaran tipi yolcu feribotunun alabora olması, Türkiye’yi yasa boğdu. Facianın ardından haber alınamayan yolcular arasında Trabzonlu Süleyman Erdoğan’ın da bulunduğu bildirildi.</p>

<p>Yakınlarının sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımlara göre Süleyman Erdoğan, kazanın meydana geldiği sırada feribotta bulunuyordu. Olaydan sonra kendisine ulaşılamaması üzerine aile ve yakın çevresi endişeli bir bekleyişe başladı.</p>

<p>Yakınları İyi Haber Bekliyor</p>

<p>Süleyman Erdoğan’ın fotoğrafını paylaşan yakınları, kendisini gören veya durumuna ilişkin bilgi sahibi olanların yetkililerle iletişime geçmesini istedi. Erdoğan’ın adı aranan yolcular arasında geçerken, ailesinin arama kurtarma ekiplerinden gelecek olumlu bir habere odaklandığı belirtildi.</p>

<p>Resmî makamlar tarafından Erdoğan’ın durumuna ilişkin henüz kişiye özel bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle sosyal medyada yayılan doğrulanmamış bilgilere karşı dikkatli olunması ve yalnızca yetkili kurumların açıklamalarının esas alınması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Feribot Kalkıştan Kısa Süre Sonra Su Aldı</p>

<p>259 yolcu ve 8 mürettebatı taşıyan FİLO JET, 30 Ağustos’ta Girne’den ayrıldıktan kısa süre sonra su almaya başladı. Yardım çağrısının ardından bölgeye KKTC ve Türkiye’den sahil güvenlik unsurları, helikopterler, askerî gemiler ve sivil deniz araçları sevk edildi.</p>

<p>Kazazedelerin önemli bir bölümü kurtarılırken denizde ve geminin battığı bölgede yürütülen çalışmalar sürüyor. Feribotun yaklaşık 500 metreyi aşan derinliğe battığının bildirilmesi, su altı çalışmalarını güçleştiriyor.</p>

<p>Kaptan ve Mürettebat Hakkında Soruşturma</p>

<p>Kazanın nasıl meydana geldiğini belirlemek amacıyla geniş kapsamlı soruşturma başlatıldı. Feribot kaptanı ile mürettebatın da aralarında bulunduğu sekiz kişinin gözaltına alındığı açıklandı.</p>

<p>Hava ve deniz koşulları, geminin teknik durumu, sefer izninin hangi şartlarda verildiği, tahliye süreci ve güvenlik uygulamaları soruşturma kapsamında inceleniyor. Kazanın kesin nedeni, teknik incelemeler ve tanık ifadelerinin tamamlanmasının ardından netlik kazanacak.</p>

<p>Trabzon’da ise gözler Süleyman Erdoğan’dan gelecek habere çevrildi. Ailesi ve yakınları, arama kurtarma çalışmalarının umut verici bir sonuçla tamamlanmasını bekliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/girne-feribot-faciasinda-kayip-trabzonlu-suleyman-erdogan-araniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 21:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9430.jpeg" type="image/jpeg" length="64326"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rıfat Aygün et Nuriye Aygün, un couple venu de France, meurent dans un accident]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/rifat-aygun-et-nuriye-aygun-un-couple-venu-de-france-meurent-dans-un-accident</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rifat-aygun-et-nuriye-aygun-un-couple-venu-de-france-meurent-dans-un-accident" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Une collision entre un camion-citerne et une voiture immatriculée en France, sur la route reliant İzmir à Ödemiş, a coûté la vie à Nuriye Aygün sur les lieux de l’accident.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Son époux, Rıfat Aygün, est décédé à l’hôpital. Le conducteur du camion-citerne a été placé en garde à vue et une enquête est en cours.</p>

<p>Un grave accident de la circulation survenu dans la province d’İzmir a endeuillé la famille Aygün, établie en France. Rıfat et Nuriye Aygün ont perdu la vie après la collision de leur voiture avec un camion-citerne sur la route İzmir-Ödemiş.</p>

<p>Selon les premières informations, l’accident s’est produit dans la soirée, à proximité du carrefour de Çatal. Pour une raison qui reste à déterminer, le camion-citerne est entré en collision avec la voiture immatriculée en France que conduisait Rıfat Aygün.</p>

<p>La voiture traînée par le camion-citerne</p>

<p>Sous la violence du choc, la voiture, lourdement endommagée, a été traînée sur une certaine distance devant le camion-citerne. Alertés par des témoins, les secours médicaux, la gendarmerie et les pompiers ont été dépêchés sur place.</p>

<p>À leur arrivée, les équipes ont constaté le décès de Nuriye Aygün, âgée de 60 ans. Grièvement blessé, le conducteur de la voiture, Rıfat Aygün, a reçu les premiers soins avant d’être transporté à l’hôpital public de Tire.</p>

<p>Rıfat Aygün n’a pas pu être sauvé</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pris en charge à l’hôpital, Rıfat Aygün, âgé de 68 ans, est décédé malgré tous les efforts des médecins. Le corps de Nuriye Aygün a été extrait du véhicule par les pompiers.</p>

<p>Après les examens médico-légaux et l’autopsie, les dépouilles des deux époux ont été remises à leur famille.</p>

<p>Le conducteur du camion-citerne placé en garde à vue</p>

<p>À la suite de l’accident, le conducteur du camion-citerne a été placé en garde à vue par la gendarmerie. Une expertise technique a été ouverte afin d’établir la trajectoire des véhicules, leur vitesse ainsi que les circonstances exactes de la collision.</p>

<p>La garde à vue du conducteur ne signifie pas, à elle seule, que sa responsabilité a été établie. Les éventuelles fautes seront déterminées dans le cadre de l’enquête et du rapport d’expertise.</p>

<p>Inhumés côte à côte à Sivas</p>

<p>À l’issue des procédures effectuées à İzmir, les dépouilles de Rıfat et Nuriye Aygün ont été transportées à Zara, dans la province de Sivas, dont ils étaient originaires.</p>

<p>Une cérémonie funéraire s’est tenue au cemevi de Zara en présence de leur famille, de leurs proches, de responsables locaux et de nombreux habitants. Rıfat et Nuriye Aygün ont ensuite été inhumés côte à côte au cimetière du quartier de Karşıyaka.</p>

<p>L’enquête destinée à déterminer les causes exactes de l’accident se poursuit.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/rifat-aygun-et-nuriye-aygun-un-couple-venu-de-france-meurent-dans-un-accident</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 21:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9428.jpeg" type="image/jpeg" length="73023"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fransa’dan Gelen Rıfat Aygün ve Nuriye Aygün Çifti Kazada Can Verdi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/fransadan-gelen-rifat-aygun-ve-nuriye-aygun-cifti-kazada-can-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/fransadan-gelen-rifat-aygun-ve-nuriye-aygun-cifti-kazada-can-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir-Ödemiş kara yolunda bir tanker ile Fransa plakalı otomobilin çarpışması sonucu Nuriye Aygün olay yerinde, eşi Rıfat Aygün ise kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Gözaltına alınan tanker sürücüsü hakkında başlatılan soruşturma sürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir’de meydana gelen trafik kazası, Fransa’da yaşayan Aygün ailesini yasa boğdu. İzmir-Ödemiş kara yolunda bir tanker ile otomobilin çarpışması sonucu Rıfat ve Nuriye Aygün çifti yaşamını yitirdi.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre kaza, akşam saatlerinde Çatal Kavşağı çevresinde meydana geldi. Tanker ile Rıfat Aygün’ün kullandığı Fransa plakalı otomobil, henüz kesin olarak belirlenemeyen bir nedenle çarpıştı.</p>

<p>Otomobil tankerin önünde sürüklendi</p>

<p>Çarpışmanın şiddetiyle ağır hasar alan otomobil, tankerin önünde bir süre sürüklendi. Kazayı görenlerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık, jandarma ve itfaiye ekipleri sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekiplerin yaptığı kontrolde otomobilde bulunan 60 yaşındaki Nuriye Aygün’ün hayatını kaybettiği belirlendi. Ağır yaralanan otomobil sürücüsü Rıfat Aygün ise ilk müdahalenin ardından Tire Devlet Hastanesine kaldırıldı.</p>

<p>Rıfat Aygün hastanede kurtarılamadı</p>

<p>Hastanede tedavi altına alınan 68 yaşındaki Rıfat Aygün, doktorların bütün müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Nuriye Aygün’ün cenazesi ise itfaiye ekiplerinin çalışmasıyla otomobilden çıkarıldı.</p>

<p>Aygün çiftinin cenazeleri, inceleme ve otopsi işlemlerinin ardından yakınlarına teslim edildi.</p>

<p>Tanker sürücüsü gözaltına alındı</p>

<p>Kazanın ardından tanker sürücüsü jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı. Araçların kavşağa giriş yönleri, hızları ve kazanın meydana geliş biçiminin belirlenmesi amacıyla teknik inceleme başlatıldı.</p>

<p>Sürücünün gözaltına alınmasının tek başına kusurun belirlendiği anlamına gelmediği, kazadaki sorumluluğun yürütülen soruşturma ve hazırlanacak bilirkişi raporuyla netleşeceği belirtildi.</p>

<p>Sivas’ta yan yana toprağa verildiler</p>

<p>İzmir’deki işlemlerin tamamlanmasının ardından Rıfat ve Nuriye Aygün çiftinin cenazeleri memleketleri Sivas’ın Zara ilçesine götürüldü.</p>

<p>Zara Cemevi’nde düzenlenen cenaze törenine çiftin ailesi, yakınları, yerel yöneticiler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Aygün çifti, kılınan cenaze namazının ardından Karşıyaka Mahallesi Mezarlığı’nda yan yana toprağa verildi.</p>

<p>Kazanın kesin nedeninin belirlenmesine yönelik soruşturma devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/fransadan-gelen-rifat-aygun-ve-nuriye-aygun-cifti-kazada-can-verdi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 20:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9427.jpeg" type="image/jpeg" length="43512"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çorum FK’dan Ukraynalı Kanat Maksym Khlan İçin Transfer Hamlesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/corum-fkdan-ukraynali-kanat-maksym-khlan-icin-transfer-hamlesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/corum-fkdan-ukraynali-kanat-maksym-khlan-icin-transfer-hamlesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çorum FK’nın, Górnik Zabrze forması giyen Ukraynalı kanat oyuncusu Maksym Khlan’ın transferi için girişimde bulunduğu öne sürüldü. Ancak 23 yaşındaki futbolcunun kariyerini Avrupa’nın beş büyük liginden birinde sürdürmek istediği belirtildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Transfer çalışmalarını sürdüren Çorum FK’nın gündemine Polonya temsilcisi Górnik Zabrze’de oynayan Maksym Khlan geldi.</p>

<p>Transfer piyasasına ilişkin haberleriyle tanınan İtalyan gazeteci Rudy Galetti’nin aktardığı bilgilere göre Çorum FK, Ukraynalı futbolcuyu kadrosuna katmak isteyen kulüpler arasında yer aldı. Khlan için Bulgaristan temsilcisi Ludogorets ile İtalya’dan Lecce’nin de girişimde bulunduğu ileri sürüldü.</p>

<p>Khlan’dan bekleme kararı</p>

<p>Haberde, Maksym Khlan’ın kendisine gösterilen ilgiye rağmen transfer konusunda acele etmek istemediği belirtildi. Genç oyuncunun gelişimini Avrupa’nın beş büyük liginden birinde sürdürebileceği daha güçlü bir proje beklediği kaydedildi.</p>

<p>Bu nedenle Çorum FK’nın girişiminin şimdilik olumlu sonuçlanmadığı değerlendiriliyor. Taraflardan konuya ilişkin resmî bir açıklama yapılmazken, transfer sürecinin ilerleyen günlerde yeniden hareketlenip hareketlenmeyeceği merak konusu oldu.</p>

<p>Sözleşmesinde çıkış maddesi iddiası</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Górnik Zabrze ile sözleşmesi 2027 yılının haziran ayına kadar devam eden Khlan’ın kontratında 3 milyon avroluk serbest kalma maddesi bulunduğu öne sürülüyor. Ancak bu rakam kulüp tarafından resmen doğrulanmış değil.</p>

<p>Çorum FK’nın transfer için doğrudan bonservis teklifi sunup sunmadığına veya oyuncuyla hangi şartlarda temas kurduğuna ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.</p>

<p>Maksym Khlan kimdir?</p>

<p>27 Ocak 2003’te Ukrayna’nın Jitomir kentinde dünyaya gelen Maksym Khlan, ağırlıklı olarak sol kanatta görev yapıyor. Hücum hattının sağında da oynayabilen futbolcu, sürati ve bire bir pozisyonlardaki etkinliğiyle tanınıyor.</p>

<p>Futbola Dinamo Kiev altyapısında başlayan Khlan; Karpaty Lviv, Zorya Luhansk ve Lechia Gdansk takımlarında forma giydi. Ağustos 2025’te Górnik Zabrze’ye transfer olan Ukraynalı oyuncu, 2026 Polonya Kupası finalinde gol atarak takımının kupaya ulaşmasına katkı sağladı.</p>

<p>Ukrayna’nın alt yaş millî takımlarında görev yapan Khlan, ülkesini 2024 Paris Olimpiyatları’nda da temsil etti. Genç kanat oyuncusu, 2026-2027 Polonya Ligi sezonunda çıktığı ilk karşılaşmalarda bir gol kaydetti.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Rudy Galetti</li>
 <li>Górnik Zabrze</li>
 <li>UEFA</li>
 <li>Ukrayna Futbol Federasyonu</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/corum-fkdan-ukraynali-kanat-maksym-khlan-icin-transfer-hamlesi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 20:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9423.jpeg" type="image/jpeg" length="94448"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanayan Diş Etleri ile Alzheimer Arasında Nasıl Bir Bağ Var?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kanayan-dis-etleri-ile-alzheimer-arasinda-nasil-bir-bag-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kanayan-dis-etleri-ile-alzheimer-arasinda-nasil-bir-bag-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kronik diş eti iltihabı ve P. gingivalis bakterisi Alzheimer patolojisine katkıda bulunabilir. Ancak mevcut araştırmalar ilişkiyi desteklese de bakterinin hastalığın doğrudan nedeni olduğunu kanıtlamıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>DİŞ ETİ HASTALIĞI ALZHEIMER RİSKİNİ ARTIRIYOR MU?</p>

<p>Kronik periodontitis, yani dişleri çevreleyen dokularda uzun süre devam eden iltihap ile Alzheimer hastalığı arasında bilimsel olarak dikkat çekici bir ilişki bulunuyor. Bu ilişkinin merkezindeki mikroorganizmalardan biri, diş eti hastalığında sık görülen Porphyromonas gingivalis bakterisi.</p>

<p>Laboratuvar deneyleri ve gözlemsel insan araştırmaları, bu bakterinin oluşturduğu iltihabın Alzheimer patolojisine katkıda bulunabileceğini düşündürüyor. Buna karşılık bugünkü kanıtlar, P. gingivalis’in Alzheimer hastalığının tek veya doğrudan nedeni olduğunu göstermeye yeterli değil.</p>

<p>P. GINGIVALIS NEDİR?</p>

<p>Porphyromonas gingivalis, özellikle ileri diş eti hastalıklarında çoğalabilen bakterilerden biridir. Diş ile diş eti arasında oluşan ceplerde yaşayabilir ve çevresindeki dokulara zarar veren “gingipain” adı verilen protein parçalayıcı enzimler üretir.</p>

<p>Bakteri tek başına hareket etmez. Ağızdaki diğer mikroorganizmalar, kişinin bağışıklık sistemi, sigara kullanımı, diyabet, ağız bakımı ve genetik yatkınlık hastalığın gelişimini birlikte etkiler.</p>

<p>AĞIZDAKİ BAKTERİ BEYNİ NASIL ETKİLEYEBİLİR?</p>

<p>İleri periodontitiste diş eti dokusunun koruyucu bütünlüğü bozulabilir. Diş fırçalama, çiğneme veya diş tedavileri sırasında ağızdaki bazı bakteriler kısa süreli olarak kana karışabilir.</p>

<p>Araştırmacılar P. gingivalis’in kendisinin, bakteri parçalarının veya gingipainlerin dolaşım yoluyla uzak dokuları etkileyebileceğini düşünüyor. Kronik iltihabın kan-beyin bariyeri üzerindeki etkisi de olası mekanizmalar arasında gösteriliyor.</p>

<p>Bir başka olasılık, bakterinin beyne doğrudan ulaşmasından bağımsız olarak bağışıklık sistemini sürekli uyarmasıdır. Uzun süren sistemik iltihap, beyindeki bağışıklık hücrelerini etkileyerek sinir dokusundaki hasarı kolaylaştırabilir.</p>

<p>2019 YILINDAKİ ARAŞTIRMA NE BULDU?</p>

<p>2019’da yayımlanan ve çok tartışılan çalışmada, Alzheimer hastalığı bulunan kişilere ait beyin örneklerinde P. gingivalis ile ilişkili gingipainlere rastlandı. Gingipain düzeylerinin tau ve ubikuitin adı verilen hastalıkla ilişkili protein değişiklikleriyle bağlantılı olduğu bildirildi.</p>

<p>Araştırmanın fare bölümünde ağız yoluyla oluşturulan P. gingivalis enfeksiyonunun beyne yayılabildiği, amiloid beta üretimini artırdığı ve sinir hücresi hasarıyla ilişkili olduğu görüldü. Gingipainleri engelleyen deneysel moleküller ise farelerde bakteri yükünü, iltihabı ve sinir hücresi kaybını azalttı.</p>

<p>Bu bulgular biyolojik bir mekanizmanın mümkün olduğunu gösterdi. Ancak farelerde oluşturulan deneysel enfeksiyon, insanlarda onlarca yıl içinde gelişen Alzheimer hastalığının kesin kanıtı olarak kabul edilemez.</p>

<p>İNSAN ARAŞTIRMALARI NE SÖYLÜYOR?</p>

<p>Altı binden fazla kişinin verilerinin incelendiği uzun süreli bir araştırmada, diş eti hastalığı bulguları ve bazı ağız bakterilerine karşı gelişen antikorlar ile ilerleyen yıllardaki demans tanıları arasında ilişki bulundu. P. gingivalis’e karşı antikor düzeyleri de araştırılan göstergeler arasındaydı.</p>

<p>Sistematik derlemeler, Alzheimer hastalarında periodontitisin veya hastalıkla ilişkili ağız bakterilerinin daha sık saptanabildiğini gösteriyor. Bununla birlikte çalışmaların örnek alma yöntemleri, kullanılan testler ve Alzheimer tanı ölçütleri birbirinden farklı.</p>

<p>Bu nedenle araştırmalarda görülen risk oranlarını, “bu bakteri Alzheimer’a şu oranda neden oluyor” şeklinde yorumlamak doğru olmaz. Gözlemsel çalışmalar ilişkiyi gösterebilir fakat tek başına neden-sonuç ilişkisini kanıtlayamaz.</p>

<p>TERSİ DE MÜMKÜN</p>

<p>Alzheimer ve diğer demans türleri ilerledikçe kişinin dişlerini düzenli fırçalaması, diş ipi kullanması ve diş hekimi kontrollerini sürdürmesi zorlaşabilir. Beslenme alışkanlıkları, kullanılan ilaçlar ve ağız kuruluğu da diş eti sağlığını bozabilir.</p>

<p>Dolayısıyla kötü ağız sağlığı bazı kişilerde demans riskine katkıda bulunurken bazı kişilerde bilişsel gerilemenin sonucu olabilir. Araştırmacılar bu çift yönlü ilişkiyi ayırabilmek için uzun süreli ve kontrollü çalışmalara ihtiyaç duyuyor.</p>

<p>GINGIPAIN İLACI NEDEN ÖNEMLİYDİ?</p>

<p>P. gingivalis hipotezini doğrudan sınamak amacıyla gingipainleri engelleyen atuzaginstat adlı deneysel ilaç geliştirildi. Hafif ve orta evre Alzheimer hastalarının katıldığı geniş GAIN çalışmasında ilaç, genel katılımcı grubunda bilişsel ve günlük yaşam işlevlerine ilişkin iki temel hedefi karşılayamadı.</p>

<p>Bazı alt grup analizlerinde olumlu sinyaller bildirilse de bunlar ilacın etkili olduğunu kanıtlamak için yeterli kabul edilmedi. Ayrıca karaciğer güvenliğiyle ilgili sorunlar saptandı.</p>

<p>Bu başarısızlık, ağız-beyin bağlantısının bulunmadığını göstermez. Ancak tek bir bakteriyi veya enzimi hedeflemenin Alzheimer’ı durduracağı iddiasını destekleyen yeterli klinik kanıt henüz bulunmadığını ortaya koyar.</p>

<p>AMİLOİD PLAKLARI YALNIZCA ENFEKSİYONA VERİLEN BİR YANIT MI?</p>

<p>Amiloid betanın mikroplara karşı doğal savunmanın bir parçası olabileceğini öne süren çalışmalar bulunuyor. Bu görüşe göre bazı enfeksiyonlar veya bağışıklık sistemi uyarıları, amiloid üretimini artırabilir.</p>

<p>Fakat Alzheimer hastalığını yalnızca enfeksiyonla açıklamak mümkün değil. Yaş, genetik özellikler, damar sağlığı, metabolik hastalıklar, bağışıklık sistemi, tau proteini ve amiloid birikimi birlikte değerlendiriliyor.</p>

<p>Amiloidi hedefleyen bazı yeni tedavilerin belirli hasta gruplarında bilişsel gerileme hızını azaltması da amiloidin hastalık sürecinde etkisiz bir yan ürün olmadığını gösteriyor. P. gingivalis hipotezi, amiloid araştırmalarının yerine geçen değil, hastalığın çok etkenli yapısını açıklamaya çalışan yaklaşımlardan biridir.</p>

<p>DİŞ ETİ TEDAVİSİ ALZHEIMER’I ÖNLER Mİ?</p>

<p>Periodontitis tedavisinin Alzheimer hastalığını önlediğini veya mevcut Alzheimer’ı iyileştirdiğini gösteren kesin bir klinik çalışma bulunmuyor. Bu nedenle diş eti tedavisi bir Alzheimer tedavisi gibi sunulmamalı.</p>

<p>Bununla birlikte diş eti hastalığının tedavi edilmesi diş kaybını, ağız kokusunu, ağrıyı ve çiğneme sorunlarını azaltabilir. Ağız sağlığının korunması genel sağlık açısından da yararlıdır.</p>

<p>DİŞ ETİ HASTALIĞININ BELİRTİLERİ</p>

<p>Diş fırçalarken veya kendiliğinden oluşan diş eti kanaması periodontitisin belirtilerinden biri olabilir. Ancak her kanama ileri diş eti hastalığı anlamına gelmez.</p>

<p>Şu belirtilerde diş hekimi değerlendirmesi gerekir:</p>

<p>Diş etlerinde tekrarlayan kanama</p>

<p>Kızarıklık, şişlik veya hassasiyet</p>

<p>Geçmeyen ağız kokusu</p>

<p>Diş etlerinin çekilmesi</p>

<p>Dişlerde sallanma veya yer değiştirme</p>

<p>Diş ile diş eti arasında iltihaplı akıntı</p>

<p>Çiğneme sırasında ağrı veya rahatsızlık</p>

<p>AĞIZ SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?</p>

<p>Dişler florürlü diş macunuyla günde iki kez, diş eti çizgisi de temizlenecek biçimde fırçalanmalı. Diş araları, kişinin ağız yapısına uygun diş ipi veya ara yüz fırçasıyla temizlenmeli.</p>

<p>Sigara ve diğer tütün ürünleri periodontitis riskini yükseltebilir ve hastalığın belirtilerini maskeleyebilir. Diyabeti bulunan kişilerde kan şekeri kontrolü ile diş eti sağlığı birbirini karşılıklı olarak etkileyebilir.</p>

<p>Kanayan diş etleri nedeniyle fırçalamayı tamamen bırakmak sorunu ağırlaştırabilir. Devam eden kanama, diş taşı, çekilme veya sallanan diş bulunuyorsa diş hekimine ya da periodontoloji uzmanına başvurulmalı.</p>

<p>BUGÜN İÇİN EN DOĞRU CÜMLE</p>

<p>Kronik periodontitis ve P. gingivalis, Alzheimer patolojisine katkıda bulunabilecek olası etkenler arasındadır. Hayvan deneyleri biyolojik mekanizmaları desteklemekte, insan çalışmaları ise istatistiksel bir ilişkiye işaret etmektedir.</p>

<p>Buna rağmen P. gingivalis’in insanlarda Alzheimer’a doğrudan neden olduğu veya periodontitis tedavisinin Alzheimer’ı önlediği kanıtlanmış değildir. Ağız sağlığı korunmalı; fakat bu yaklaşım Alzheimer’a karşı kesin koruma vaadiyle sunulmamalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Dominy ve arkadaşları, Porphyromonas gingivalis in Alzheimer’s disease brains: Evidence for disease causation and treatment with small-molecule inhibitors, Science Advances, 2019. DOI: 10.1126/sciadv.aau3333</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2. Beydoun ve arkadaşları, Clinical and bacterial markers of periodontitis and their association with incident all-cause and Alzheimer’s disease dementia in a large national survey, Journal of Alzheimer’s Disease, 2020. DOI: 10.3233/JAD-200064</p>

<p>3. Liu, Dashper ve Zhao, Association between oral bacteria and Alzheimer’s disease: A systematic review and meta-analysis, Journal of Alzheimer’s Disease, 2023. DOI: 10.3233/JAD-220627</p>

<p>4. Costa ve arkadaşları, Relationship of Porphyromonas gingivalis and Alzheimer’s disease: A systematic review of pre-clinical studies, Clinical Oral Investigations, 2021.</p>

<p>5. Elwishahy ve arkadaşları, Porphyromonas gingivalis as a risk factor to Alzheimer’s disease: A systematic review, Journal of Alzheimer’s Disease Reports, 2021.</p>

<p>6. Detke ve arkadaşları, GAIN çalışması: Atuzaginstatın hafif ve orta evre Alzheimer hastalığında değerlendirildiği randomize, çift kör, plasebo kontrollü Faz 2 ve Faz 3 araştırması.</p>

<p>7. Asher ve arkadaşları, Periodontal health, cognitive decline, and dementia: A systematic review and meta-analysis of longitudinal studies, Journal of the American Geriatrics Society, 2022. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kanayan-dis-etleri-ile-alzheimer-arasinda-nasil-bir-bag-var</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 20:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9422.jpeg" type="image/jpeg" length="75594"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zayıflama İğnelerinin Kilo Dışındaki Faydaları Bilimsel Kanıtlarla Sıralandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/zayiflama-ignelerinin-kilo-disindaki-faydalari-bilimsel-kanitlarla-siralandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/zayiflama-ignelerinin-kilo-disindaki-faydalari-bilimsel-kanitlarla-siralandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GLP-1 temelli kilo verme ilaçlarının etkisi tartının ötesine uzanıyor. Yeni araştırmalar böbrek, kalp, uyku apnesi ve diz ağrısında güçlü veriler sunarken demans ve kanserde temkin çağrısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>GLP-1 temelli kilo verme ilaçları artık yalnızca tartıda sağladıkları değişimle değerlendirilmiyor. Büyük randomize araştırmalar; bazı ilaçların kalp-damar olaylarını, böbrek hastalığının ilerlemesini ve obeziteyle bağlantılı uyku apnesinin şiddetini azaltabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Ağustos 2026 itibarıyla en güçlü yeni bulgulardan biri tirzepatid ile elde edildi. SURPASS-CVOT araştırmasının önceden planlanmış böbrek analizinde, tip 2 diyabeti ve kalp-damar hastalığı bulunan 13 bin 299 kişi yaklaşık dört yıl boyunca izlendi.</p>

<p>Tirzepatid grubunda majör böbrek olayları katılımcıların yüzde 6,0’sında, dulaglutid grubunda ise yüzde 7,6’sında görüldü. Bu veriler tirzepatid lehine yüzde 23 göreli risk azalmasına, iki grup arasında ise 1,6 puanlık mutlak farka karşılık geldi.</p>

<p>Çalışmanın güçlü yönlerinden biri, tirzepatidin etkisiz bir maddeyle değil, kalp ve böbrek üzerinde koruyucu etkileri bilinen dulaglutidle karşılaştırılmasıydı. Her iki ilaç da haftada bir kez uygulandı; katılımcılar ve araştırmacılar hangi ilacın verildiğini bilmiyordu.</p>

<p>Böbrek sonucunun kapsamı doğru okunmalı</p>

<p>Araştırmadaki birleşik böbrek sonucu; kalıcı makroalbüminüri gelişmesi, böbreğin süzme kapasitesinde en az yüzde 50 kalıcı düşüş, son dönem böbrek hastalığı veya böbrek kaynaklı ölümden oluşuyordu.</p>

<p>Tirzepatidin sağladığı avantajın önemli bölümü, idrarda yüksek miktarda protein kaçağı anlamına gelen yeni makroalbüminüri vakalarının azalmasından kaynaklandı. Bu nedenle bulgu, “böbrek yetmezliği yüzde 23 azaldı” şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p>Yüksek böbrek riski taşıyan katılımcılarda birleşik sonuç tirzepatid grubunda yüzde 12,2, dulaglutid grubunda yüzde 14,5 olarak kaydedildi. Araştırmacılar bu grupta böbrek fonksiyonundaki kaybın da daha yavaş seyrettiğini bildirdi.</p>

<p>Analizin önceden planlanmış olması güvenilirliği artırıyor. Yine de böbrek sonuçları SURPASS-CVOT’un ana hedefinden ayrı, keşifsel bir değerlendirme olduğu için tirzepatidin yalnızca böbrek hastalığına yönelik kullanımını belirleyecek bağımsız çalışmalar gerekiyor.</p>

<p>Kalp-damar koruması daha önce gösterildi</p>

<p>GLP-1 temelli tedavilerin kilo dışındaki en yerleşik faydalarından biri kalp-damar sistemiyle ilgili. SELECT araştırmasında semaglutid; diyabeti bulunmayan, fazla kilolu veya obez ve daha önce kalp-damar hastalığı geçirmiş 17 bin 604 yetişkinde incelendi.</p>

<p>Semaglutid, kalp-damar kaynaklı ölüm, ölümcül olmayan kalp krizi veya ölümcül olmayan inmeden oluşan birleşik riski plaseboya göre yüzde 20 azalttı. Bu sonuç semaglutidin belirli hasta grubunda ciddi kalp-damar olaylarını azaltmaya yönelik kullanım onayı almasını sağladı.</p>

<p>SURPASS-CVOT çalışmasında tirzepatid de kalp-damar ölümü, kalp krizi veya inme bakımından dulaglutidden daha kötü bulunmadı. Tirzepatidin sağladığı ek farkın büyüklüğü ise kullanılan birleşik sonuca ve analiz yöntemine göre değişiyor.</p>

<p>Diz ağrısındaki yüzde 59 nasıl okunmalı?</p>

<p>Semaglutid, obeziteyle ilişkili diz osteoartritinde de randomize bir araştırmada değerlendirildi. STEP 9 çalışmasına obezitesi ve orta-ağır diz ağrısı bulunan 407 yetişkin katıldı.</p>

<p>Başlangıçta yaklaşık 70,9 olan WOMAC ağrı puanı, 68 haftanın sonunda semaglutid grubunda ortalama 41,7 puan, plasebo grubunda 27,5 puan azaldı. Bu değişimler başlangıca göre yaklaşık yüzde 59 ve yüzde 39 iyileşme anlamına geliyor.</p>

<p>“Semaglutid plaseboya göre ağrıyı yüzde 59 daha fazla azalttı” ifadesi bu nedenle doğru değil. Yüzde 59, semaglutid grubunun kendi başlangıç değerine göre elde ettiği azalmayı gösteriyor; plasebo grubunda da kayda değer bir iyileşme görüldü.</p>

<p>Semaglutid kullananlarda ortalama vücut ağırlığı yüzde 13,7, plasebo grubunda yüzde 3,2 azaldı. Tedavi fiziksel işlevi de iyileştirdi ancak çalışma eklem kıkırdağının onarıldığını veya hastalığın yapısal ilerlemesinin durduğunu kanıtlamadı.</p>

<p>Uyku apnesinde tedavi onayı geldi</p>

<p>Tirzepatid, obezitesi bulunan yetişkinlerde orta ve ağır obstrüktif uyku apnesi için randomize çalışmalarda başarılı sonuç verdi. Tedavi, uyku sırasında solunumun durması veya yüzeyselleşmesini gösteren apne-hipopne indeksini belirgin ölçüde düşürdü.</p>

<p>Bu bulguların ardından tirzepatid, ABD’de obezitesi bulunan yetişkinlerde orta-ağır obstrüktif uyku apnesi için onaylanan ilk ilaç oldu. Tedavinin düşük kalorili beslenme ve fiziksel aktiviteyle birlikte kullanılması öngörüldü.</p>

<p>Uyku apnesindeki düzelmenin ne kadarının doğrudan ilaç etkisinden, ne kadarının kilo kaybından kaynaklandığı kesin olarak ayrıştırılmış değil. Obeziteye bağlı boyun ve karın çevresi yağlanmasının azalması, solunum yolundaki mekanik yükü hafifletebiliyor.</p>

<p>Karaciğer ve kalp yetersizliğinde de klinik karşılığı var</p>

<p>Semaglutid, metabolik işlev bozukluğuyla ilişkili steatohepatitte karaciğer biyopsisiyle değerlendirilen hastalık aktivitesini azaltabildi. Veriler, fibroziste kötüleşme olmadan steatohepatitin gerilemesi açısından klinik yarar gösterdi.</p>

<p>Siroz, karaciğer yetmezliği ve yaşam süresi gibi uzun vadeli sonuçlar için daha uzun takip gerekiyor. Bu nedenle karaciğerdeki histolojik iyileşme, bütün hastaların ileri karaciğer hastalığından korunacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Semaglutid ve tirzepatid, obeziteyle ilişkili korunmuş ejeksiyon fraksiyonlu kalp yetersizliğinde de nefes darlığı, fiziksel kısıtlılık ve yaşam kalitesi ölçümlerini iyileştirdi. Bazı çalışmalarda kalp yetersizliğinin kötüleşmesine bağlı olaylarda da azalma kaydedildi.</p>

<p>Alkol kullanımında ilk kontrollü sonuç</p>

<p>Semaglutidin alkol kullanım bozukluğundaki etkisini araştıran 2026 tarihli randomize çalışmaya obezitesi bulunan ve tedavi arayan 108 yetişkin alındı. Katılımcıların tamamına bilişsel davranışçı terapi verilirken ilaç koluna semaglutid, kontrol koluna plasebo uygulandı.</p>

<p>Ağır alkol tüketilen günlerin oranı semaglutid grubunda 41,1 puan, plasebo grubunda 26,4 puan azaldı. Semaglutidin psikoterapiye ek katkısı 13,7 puan olarak hesaplandı.</p>

<p>Sonucun yalnızca ilaca bağlanması doğru değil; plasebo ve psikoterapi grubunda da belirgin düzelme görüldü. Örneklemin küçük olması, bütün katılımcıların obeziteyle yaşaması ve takibin 26 haftayla sınırlı kalması nedeniyle daha büyük araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>Semaglutid veya başka bir GLP-1 temelli ilaç henüz alkol kullanım bozukluğu tedavisi için onaylanmış değil. Bu ilaçların mevcut psikososyal ve tıbbi tedavilerin yerine kullanılması önerilmiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Demans konusunda sonuç yok değil, olumsuz sonuç var</p>

<p>GLP-1 ilaçlarıyla ilgili paylaşımlarda demans için henüz klinik sonuç bulunmadığı sıkça ileri sürülüyor. Bu bilgi güncelliğini yitirdi.</p>

<p>Oral semaglutidin erken semptomatik Alzheimer hastalığındaki etkisini araştıran EVOKE ve EVOKE+ Faz 3 çalışmalarına 3 bin 800’den fazla kişi katıldı. Kasım 2025’te açıklanan sonuçlarda semaglutid bazı Alzheimer biyobelirteçlerini iyileştirse de hastalığın klinik ilerlemesini plaseboya göre anlamlı biçimde yavaşlatamadı.</p>

<p>Bu çalışmalar Alzheimer belirtileri başlamış kişileri kapsıyordu. İlacın henüz belirti gelişmemiş riskli bireylerde koruyucu olup olmadığı ise farklı bir araştırma sorusu olmaya devam ediyor.</p>

<p>Alzheimer’s Association, Temmuz 2026’da 100 milyon dolarlık PROTECT-Cog çalışmasını duyurdu. Üç yıllık araştırmada, demans riski yüksek yaşlılarda yapılandırılmış yaşam tarzı programına GLP-1 agonisti veya benzer metabolik etkili bir ilaç eklenmesinin bilişsel gerilemeyi geciktirip geciktirmediği araştırılacak.</p>

<p>Bu nedenle güncel kanıt, semaglutidin Alzheimer tedavisinde başarılı olmadığını gösteriyor. Demansı hastalık başlamadan önce önleme ihtimali ise henüz kanıtlanmış değil.</p>

<p>Kanser bulguları neden temkinle karşılanıyor?</p>

<p>GLP-1 ilaçlarının kanser ilerlemesiyle ilişkisini araştıran gerçek yaşam analizleri, bazı tümörlerde daha düşük metastaz oranları bildirdi. Yüksek riskli, kasa invaze olmayan mesane kanseri nedeniyle BCG tedavisi alan hastalara ilişkin gözlemsel bir analizde invaziv hastalığa ilerleme riskinin GLP-1 kullananlarda yüzde 57 daha düşük olduğu öne sürüldü.</p>

<p>Bu araştırmada ilaçlar kanser tedavisi amacıyla verilmedi ve hastalar rastgele gruplara ayrılmadı. Diyabet kontrolü, vücut ağırlığı, eşlik eden hastalıklar, kullanılan diğer ilaçlar ve sağlık hizmetine erişim sonuçları etkilemiş olabilir.</p>

<p>2026 Amerikan Klinik Onkoloji Derneği toplantısında sunulan başka bir gerçek yaşam analizinde de GLP-1 kullanan akciğer, meme, kolorektal ve karaciğer kanseri hastalarında dördüncü evreye ilerleme olasılığının daha düşük olduğu bildirildi. Bu ilişkiler ilaçların kanseri tedavi ettiğini veya metastazı doğrudan önlediğini kanıtlamıyor.</p>

<p>GLP-1 temelli ilaçların kanser tedavisi amacıyla kullanılması için randomize klinik araştırmalar gerekiyor. Mevcut gözlemsel veriler, tedavi önerisi oluşturmak yerine yeni araştırmaların yönünü belirleyebilir.</p>

<p>Faydaların tamamı ilaçtan mı, kilo kaybından mı geliyor?</p>

<p>GLP-1 temelli tedavilerin çok sayıda organı etkileyebilmesi tek bir mekanizmayla açıklanmıyor. Kilo kaybının yanı sıra kan şekeri, kan basıncı, iç organ yağlanması, inflamasyon, damar işlevi ve böbrekteki protein kaçağı üzerinde oluşan değişimler birlikte rol oynayabiliyor.</p>

<p>Diz osteoartriti ve uyku apnesindeki kazanımların önemli bir bölümü kilo kaybının mekanik etkileriyle bağlantılı görünüyor. Kalp ve böbrek sonuçlarında ise yalnızca tartıdaki azalmayla açıklanamayabilecek biyolojik etkiler bulunduğuna ilişkin veriler artıyor.</p>

<p>Her sonuç bütün GLP-1 ilaçlarına genellenemiyor. Semaglutid bir GLP-1 reseptör agonisti iken tirzepatid hem GIP hem GLP-1 reseptörlerini hedefleyen çift etkili bir ilaç olarak sınıflandırılıyor.</p>

<p>İlaç seçimi; kişinin obezite durumu, diyabeti, kalp ve böbrek hastalıkları, kullandığı diğer tedaviler ve yan etki riski dikkate alınarak hekim tarafından yapılmalı. Araştırmalardaki oranlar, ilacın sağlıklı kişiler tarafından korunma amacıyla veya hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmasını desteklemiyor.</p>

<p><strong>Haberde kullanılan bilimsel veriler; 2026 tarihli SURPASS-CVOT böbrek analizi, 2024 tarihli STEP 9 araştırması, SELECT, SUMMIT, SURMOUNT-OSA, EVOKE ve EVOKE+ Faz 3 programları ile Alzheimer’s Association PROTECT-Cog açıklamasına dayanmaktadır. SURPASS-CVOT böbrek analizi The Lancet Diabetes &amp; Endocrinology dergisinde yayımlanmıştır. DOI: 10.1016/S2213-8587(26)00032-X. STEP 9 araştırması New England Journal of Medicine dergisinde yayımlanmıştır. DOI: 10.1056/NEJMoa2403664. </strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/zayiflama-ignelerinin-kilo-disindaki-faydalari-bilimsel-kanitlarla-siralandi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 20:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9420.jpeg" type="image/jpeg" length="85231"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Feribot Kazasında Yeni Bilanço: 8 Ölü, 17 Kayıp]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/feribot-kazasinda-yeni-bilanco-8-olu-17-kayip</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/feribot-kazasinda-yeni-bilanco-8-olu-17-kayip" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KKTC’nin Girne Limanı’ndan Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere hareket eden Filo Jet adlı yüksek hızlı yolcu gemisi, kalkıştan kısa süre sonra su alarak alabora oldu. Güncellenen bilgilere göre gemideki 267 kişiden 242’si kurtarıldı, 8 kişi hayatını kaybetti, 17 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kazanın ardından kaptan ile 7 mürettebat gözaltına alınırken 26 yaşındaki geminin teknik durumu, sefer izni, hava koşulları ve tahliye süreci soruşturmanın merkezine yerleşti.</p>

<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Girne-Taşucu seferini yapan Filo Jet adlı yüksek hızlı yolcu gemisinin alabora olmasıyla ilgili arama-kurtarma çalışmaları ve adli soruşturma eş zamanlı olarak sürüyor.</p>

<p>İlk saatlerde sürekli değişen yolcu ve kurtarılan kişi sayıları, hastane kayıtları ile yolcu listesinin karşılaştırılması sonucunda yeniden güncellendi.</p>

<p>Son yerel açıklamalara göre gemide bulunan 259 yolcu ve 8 mürettebat olmak üzere toplam 267 kişiden 242’sine sağ ulaşıldı. Kazada 8 kişi hayatını kaybetti; 17 kişiyi arama çalışmaları devam ediyor.</p>

<p>Kazanın ardından geminin kaptanı ile diğer 7 mürettebatın gözaltına alındığı bildirildi. Böylece gemide görevli olduğu açıklanan 8 kişilik mürettebatın tamamı soruşturma kapsamına alınmış oldu.</p>

<p>Gözaltı işlemlerinin kesinleşmiş bir suç isnadı veya tutuklama kararı anlamına gelmediği; şüphelilerin ifadelerinin alınacağı, seyir ve teknik kayıtların inceleneceği belirtildi.</p>

<p>Son durum bilgi kartı</p>

<p>* Gemi: Filo Jet<br />
* Sefer: Girne–Taşucu<br />
* Gemi türü: Katamaran tipi yüksek hızlı yolcu gemisi<br />
* Gemide bulunan: 259 yolcu, 8 mürettebat<br />
* Toplam kişi sayısı: 267<br />
* Kurtarılan: 242<br />
* Hayatını kaybeden: 8<br />
* Aranan: 17<br />
* Gözaltı: Kaptan ve 7 mürettebat<br />
* Enkazın bulunduğu derinlik: Yaklaşık 500-514 metre<br />
* Kazanın nedeni: Henüz belirlenemedi</p>

<p>İlk rakamlar neden değişti?</p>

<p>Kazanın hemen ardından gemide 270 veya 279 kişinin bulunduğu, yaklaşık 70 kişiye ulaşılamadığı yönünde farklı bilgiler kamuoyuna yansıdı. Krizin ilk aşamasında kurtarılan bazı yolcuların sahil güvenlik botlarına, sivil teknelere ve farklı hastanelere götürülmesi nedeniyle merkezî sayımın tamamlanamadığı anlaşıldı.</p>

<p>Daha sonraki açıklamada geminin resmî yolcu manifestosunda 259 yolcu ve 8 mürettebat bulunduğu, toplam sayının 267 olduğu bildirildi.</p>

<p>İlk kapsamlı bilançoda 237 kişinin kurtarıldığı, 7 kişinin yaşamını yitirdiği ve 23 kişinin arandığı açıklanmıştı. Sonraki saatlerde 5 kişiye daha sağ ulaşılması, bir kişinin de hayatını kaybettiğinin belirlenmesiyle bilanço 242 kurtarılan, 8 can kaybı ve 17 kayıp olarak güncellendi.</p>

<p>Toplamların matematiksel olarak 267’ye ulaşması, son açıklamadaki sayımın yolcu manifestosuyla eşleştirildiğini gösteriyor:</p>

<p>242 kurtarılan + 8 hayatını kaybeden + 17 aranan = 267 kişi</p>

<p>Filo Jet kalkıştan kısa süre sonra su aldı</p>

<p>Filo Jet, 30 Ağustos 2026 günü Girne Limanı’ndan Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere hareket etti. Geminin limandan ayrılmasından yaklaşık 15 dakika sonra su almaya başladığı bildirildi.</p>

<p>İlk bilgilerde olay yerinin Girne kıyılarından yaklaşık 4 deniz mili, başka bir ifadeyle yaklaşık 7,5 kilometre açıkta olduğu belirtildi. Yerel kaynaklarda Diana Beach açıkları da kaza bölgesi olarak gösterildi.</p>

<p>Geminin baş bölümünden su aldığı, kaptanın durumu fark ettikten sonra limana dönmeye çalıştığı ancak geminin kısa sürede dengesini kaybederek yan yattığı ileri sürüldü. Bu anlatım henüz yayımlanmış resmî bir teknik kaza raporuyla doğrulanmadı.</p>

<p>Filo Jet tamamen battı</p>

<p>Alabora olduktan sonra bir süre ters dönmüş gövdesi deniz yüzeyinde kalan geminin daha sonra tamamen battığı açıklandı.</p>

<p>KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, geminin bulunduğu noktadaki derinliğin yaklaşık 514 metre olmasının çalışmaları zorlaştırdığını bildirdi. Bu derinlik, dalgıçların klasik yöntemlerle enkaza ulaşmasını büyük ölçüde imkânsız hâle getiriyor.</p>

<p>Geminin içinde kalmış olabilecek kişilerin araştırılması için uzaktan kumandalı su altı araçları, sonar sistemleri ve derin deniz görüntüleme ekipmanlarının kullanılması gerekebilir. Türkiye’den uzman ekiplerin teknik destek sağlaması bekleniyor.</p>

<p>Arama alanı genişletildi</p>

<p>Arama-kurtarma faaliyetlerine KKTC Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı unsurlar, Türkiye’den görevlendirilen sahil güvenlik ekipleri, helikopterler ve bölgedeki sivil deniz araçları katıldı.</p>

<p>Denizdeki akıntının kayıp kişileri geminin battığı noktadan uzaklaştırabileceği değerlendirilerek yalnızca enkaz çevresinde değil, daha geniş bir alanda yüzey taraması yürütülüyor.</p>

<p>Arama çalışmalarında şu yöntemlere ağırlık veriliyor:</p>

<p>* Deniz yüzeyinin sahil güvenlik gemileriyle taranması,<br />
* Helikopterlerle havadan gözlem yapılması,<br />
* Akıntı yönüne göre arama sahasının genişletilmesi,<br />
* Kıyı şeridinde kontrol gerçekleştirilmesi,<br />
* Sonar ve su altı görüntüleme sistemlerinin hazırlanması,<br />
* Kurtarılanların ifadelerinden son görülme noktalarının belirlenmesi.</p>

<p>Kaptan ve 7 mürettebat neden gözaltına alındı?</p>

<p>Kazayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında kaptan ile gemide görevli diğer 7 mürettebat gözaltına alındı.</p>

<p>Soruşturmanın bu aşamasında gözaltı gerekçesine ilişkin ayrıntılı bir polis raporu kamuoyuyla paylaşılmadı. Ancak deniz kazalarında kaptan ve görevli mürettebatın ifadeleri, olayın zaman çizelgesini oluşturmak açısından temel önem taşıyor.</p>

<p>Soruşturma kapsamında şu soruların yöneltilmesi bekleniyor:</p>

<p>* Gemi ilk olarak saat kaçta ve hangi bölümden su almaya başladı?<br />
* Su alma durumu ne zaman fark edildi?<br />
* İlk yardım çağrısı hangi saatte yapıldı?<br />
* Limana geri dönme kararı alındı mı?<br />
* Yolculara can yeleklerini giymeleri için ne zaman uyarı verildi?<br />
* Tahliye emri verildi mi?<br />
* Can salları ve diğer kurtarma ekipmanları kullanılabildi mi?<br />
* Su tahliye pompaları çalışıyor muydu?<br />
* Kaptan sefer öncesinde hava ve deniz raporlarını aldı mı?<br />
* Gemide bilinen bir teknik arıza veya yapısal sorun var mıydı?</p>

<p>Mürettebatın gözaltına alınması tek başına kazanın onların kusurundan kaynaklandığını göstermiyor. Ceza sorumluluğu, teknik raporlar ve deliller tamamlandıktan sonra savcılık tarafından değerlendirilecek.</p>

<p>Gemi 2000 yılında inşa edildi</p>

<p>Uluslararası gemi takip kayıtlarına göre Filo Jet, 2000 yılında inşa edildi. Türk bayraklı geminin kaza tarihinde yaklaşık 26 yaşında olduğu görülüyor.</p>

<p>IMO numarası 8962034 olan yüksek hızlı geminin yaklaşık 40,5 metre uzunluğunda ve 10,4 metre genişliğinde olduğu belirtiliyor. Kayıtlarda geminin brüt tonajı 339 olarak yer alıyor.</p>

<p>Geminin yaşının tek başına kazaya yol açtığı söylenemez. Deniz taşıtlarında güvenliği belirleyen esas unsurlar arasında düzenli bakım, klas denetimleri, gövde bütünlüğü, makine sistemleri ve yetkili kurumlarca verilen denize elverişlilik belgeleri bulunuyor.</p>

<p>Bununla birlikte soruşturma sırasında özellikle şu belgelerin incelenmesi bekleniyor:</p>

<p>* Son periyodik bakım kayıtları,<br />
* Denize elverişlilik belgesi,<br />
* Klas ve güvenlik denetimi raporları,<br />
* Gövde bakım ve onarım kayıtları,<br />
* Makine ve sintine pompası testleri,<br />
* Can yeleği ve can salı kayıtları,<br />
* Son seferlerde bildirilen teknik arızalar,<br />
* Mürettebatın yeterlilik ve görev belgeleri.</p>

<p>Sefer izni nasıl verildi?</p>

<p>Kazanın en önemli başlıklarından biri, sefer öncesi hava ve deniz koşullarının yolculuğa uygun olup olmadığı olacak.</p>

<p>KKTC Başbakanı Ünal Üstel’in açıklamalarında olumsuz hava koşullarına değinildi. KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ise hava şartlarının olağanüstü kötü olmadığını belirterek kazanın nedeni konusunda erken hüküm verilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Bu farklı değerlendirmelerin açıklığa kavuşması için kazanın yaşandığı saatlere ait şu verilerin incelenmesi gerekiyor:</p>

<p>* Rüzgârın hızı ve yönü,<br />
* Dalga yüksekliği,<br />
* Görüş mesafesi,<br />
* Meteorolojik uyarılar,<br />
* Liman Başkanlığının sefer değerlendirmesi,<br />
* Aynı saatte bölgeden geçen diğer gemilerin raporları,<br />
* Kaptana iletilen hava ve deniz durumu bilgileri.</p>

<p>Havanın kötü olması tek başına kazanın nedeni olarak kabul edilemez. Asıl belirlenmesi gereken, koşulların geminin teknik özellikleri bakımından güvenli seyir sınırlarını aşıp aşmadığı ve buna rağmen sefere izin verilip verilmediği.</p>

<p>“Patlama oldu” iddiası araştırılmalı</p>

<p>Bazı yolculara dayandırılan haberlerde geminin baş tarafında patlamaya benzer bir ses duyulduğu ileri sürüldü. Başka haberlerde ise geminin gövdesinde yapısal hasar oluştuğu iddia edildi.</p>

<p>Bu bilgiler henüz resmî makamlar tarafından doğrulanmadı. Patlama, gövdenin kırılması veya geminin ikiye ayrılması yönündeki iddialar kesin bilgi gibi sunulmamalı.</p>

<p>Olası bir patlama iddiasının doğrulanması için enkaz görüntüleri, makine ve yakıt sistemi kayıtları, yolcu ifadeleri ve teknik bilirkişi incelemesi gerekiyor. Enkazın 500 metreden daha derinde bulunması, fiziksel incelemeyi geciktirebilir.</p>

<p>Tahliye neden bu kadar zor oldu?</p>

<p>Görüntülerde çok sayıda yolcunun can yelekleriyle denizde beklediği, bazı kişilerin devrilen geminin gövdesine tutunduğu görüldü.</p>

<p>Yüksek hızlı katamaranların ani su alması durumunda denge çok kısa sürede bozulabilir. Geminin hızla yan yatması, kapı ve koridorların kullanılmasını güçleştirirken yolcuların yönlerini kaybetmesine neden olabilir.</p>

<p>Soruşturma, yolculara yeterli sürede uyarı yapılıp yapılmadığını ve tahliye düzeninin işletilip işletilmediğini de ortaya çıkaracak. Özellikle çocukların, yaşlıların ve hareket kabiliyeti sınırlı kişilerin tahliyesinde nasıl bir yöntem uygulandığı araştırılacak.</p>

<p>AIS kayıtları kazanın rotasını gösterebilir</p>

<p>Geminin otomatik tanımlama sistemi kayıtları; kalkış saati, hızı, rotası, dönüş manevrası yapıp yapmadığı ve son sinyalinin alındığı konum hakkında önemli bilgiler sunabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaza soruşturmasında AIS kayıtlarının yanı sıra kaptan köşkündeki cihazlar, telsiz görüşmeleri, liman kamera görüntüleri ve geminin varsa sefer veri kayıt sistemi incelenecek.</p>

<p>Bu kayıtlar, kaptanın tehlikeyi ne zaman fark ettiğini ve yardım çağrısıyla kazanın gerçekleşmesi arasında ne kadar süre bulunduğunu belirleyebilir.</p>

<p>Şirket sefer programını değiştirdi</p>

<p>Filo Denizcilik, kazanın ardından kriz yönetim ekibi oluşturduğunu ve yetkili arama-kurtarma kurumlarıyla koordinasyon hâlinde çalıştığını duyurdu.</p>

<p>Şirketin yayımlanan sefer takviminde Filo Jet ile yapılması planlanan bazı sonraki seferlerin “sefer yok” şeklinde değiştirildiği görülüyor. Diğer gemilerle yapılacak bazı seferler ise programda yer almaya devam ediyor.</p>

<p>Kazanın ardından Girne-Taşucu hattında çalışan diğer yolcu gemilerinin de teknik ve operasyonel açıdan ek denetime tabi tutulup tutulmayacağı henüz açıklanmadı.</p>

<p>Hastanelerde kimlik ve kayıt eşleştirmesi yapılıyor</p>

<p>Kurtarılan yolcuların Girne ve Lefkoşa’daki hastanelere sevk edildiği, bazı kişilerin tedavilerinin ardından ailelerine teslim edildiği bildirildi.</p>

<p>İlk açıklamalarda 161 kişinin sağlık kuruluşlarına götürüldüğü, 76 kişinin aileleriyle buluştuğu bilgisi paylaşılmıştı. Ancak bütün yolcuların yaralı olmadığı; bir bölümünün kontrol amacıyla hastaneye sevk edildiği değerlendiriliyor.</p>

<p>Kurtarılanların isimleri yolcu listesiyle karşılaştırılıyor. Kimlik eşleştirmesinin tamamlanması, aranan kişilerin kesin listesinin belirlenmesi bakımından önem taşıyor.</p>

<p>Soruşturmada üç ayrı sorumluluk alanı var</p>

<p>Kazanın yalnızca kaptanın seyir kararları üzerinden değerlendirilmesi yeterli olmayacak. Soruşturmanın üç temel alana yoğunlaşması bekleniyor:</p>

<p>Gemi ve işletmeci sorumluluğu:<br />
Bakım, onarım, güvenlik donanımı, personel yeterliliği ve bilinen arızaların giderilip giderilmediği.</p>

<p>Kaptan ve mürettebatın sorumluluğu:<br />
Sefer kararı, tehlikenin fark edilmesi, yardım çağrısı, yolcuların bilgilendirilmesi ve tahliye yönetimi.</p>

<p>Denetim ve izin süreci:<br />
Geminin güvenlik belgeleri, liman çıkış işlemleri, meteorolojik koşullar ve yetkili kurumların denetimleri.</p>

<p>Bu üç alanın birlikte incelenmesi, kazanın teknik arızadan mı, insan hatasından mı, hava koşullarından mı yoksa birden fazla etkenin birleşmesinden mi kaynaklandığını gösterecek.</p>

<p>Kesin neden için teknik rapor beklenecek</p>

<p>Şu aşamada Filo Jet’in neden battığı kesin olarak bilinmiyor. “Fırtına”, “patlama”, “gövde kırılması” ve “teknik ihmal” iddialarının hiçbiri tamamlanmış bir bilirkişi raporuna dayanmıyor.</p>

<p>Kesin sonucun ortaya çıkması için mürettebat ifadelerinin alınması, seyir kayıtlarının incelenmesi, meteorolojik verilerin karşılaştırılması ve mümkün olması hâlinde enkazın su altı araçlarıyla görüntülenmesi gerekiyor.</p>

<p>Arama-kurtarma operasyonunda ise öncelik, hâlen kendilerinden haber alınamayan 17 kişiye ulaşılması.</p>

<p>Güncelleme notu: Haber, 30 Ağustos 2026 akşam saatlerinde yerel kaynaklara yansıyan 242 kurtarılan, 8 can kaybı ve 17 aranan bilgisine göre güncellenmiştir. Yetkili makamların yeni açıklamalarıyla bilanço değişebilir. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/feribot-kazasinda-yeni-bilanco-8-olu-17-kayip</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 19:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9418.jpeg" type="image/jpeg" length="87988"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Malatya’da Genç Psikolog Feyza Nur Gündüz Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/malatyada-genc-psikolog-feyza-nur-gunduz-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/malatyada-genc-psikolog-feyza-nur-gunduz-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya’nın Battalgazi ilçesinde yaşayan 25 yaşındaki psikolog Feyza Nur Gündüz, evinde hayatını kaybetmiş hâlde bulundu. Genç psikoloğun ölümüne ilişkin adli tahkikat başlatıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Malatya’dan psikoloji camiasını yasa boğan bir haber geldi. Genç psikolog Feyza Nur Gündüz, Battalgazi ilçesine bağlı Orduzu Mahallesi’ndeki evinde yaşamını yitirdi.</p>

<p>Olay, 26 Ağustos 2026 Çarşamba günü saat 09.50 sıralarında meydana geldi. İhbar üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı kontrolde, 2001 doğumlu Feyza Nur Gündüz’ün hayatını kaybettiği belirlendi.</p>

<p>Cenazesi adli tıp kurumuna kaldırıldı</p>

<p>Gündüz’ün cenazesi, gerekli incelemelerin yapılması ve kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Malatya Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığına kaldırıldı.</p>

<p>Malatya İl Emniyet Müdürlüğü tarafından olayın bütün yönleriyle aydınlatılması için adli tahkikat başlatıldığı bildirildi. İnceleme tamamlanmadığı için ölüm nedenine ilişkin kesinleşmiş bir açıklama henüz bulunmuyor.</p>

<p>Türk Psikologlar Derneğinden taziye mesajı</p>

<p>Feyza Nur Gündüz’ün vefatının ardından Türk Psikologlar Derneği de bir taziye mesajı yayımladı.</p>

<p>“Değerli meslektaşımız Psikolog Feyza Nur Gündüz’ü kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genç psikoloğun vefatı ailesi, yakınları ve meslektaşları arasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Feyza Nur Gündüz kimdi?</p>

<p>2001 doğumlu olan Feyza Nur Gündüz, psikoloji alanında çalışmalar yapan genç bir meslek mensubuydu. Meslektaşları ve yakınları tarafından çalışkanlığı, enerjisi ve mesleki hedefleriyle anılan Gündüz, henüz 25 yaşındaydı.</p>

<p>Cenaze ve defin programına ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor. Programın aile veya ilgili kurumlar tarafından duyurulması bekleniyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/malatyada-genc-psikolog-feyza-nur-gunduz-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 19:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9417.jpeg" type="image/jpeg" length="91900"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Burnunu Kaybetti, Alnındaki Deriden Yenisi Yapıldı: Avrupa’yı Şaşırtan “Hint Yöntemi”]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/burnunu-kaybetti-alnindaki-deriden-yenisi-yapildi-avrupayi-sasirtan-hint-yontemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/burnunu-kaybetti-alnindaki-deriden-yenisi-yapildi-avrupayi-sasirtan-hint-yontemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1792’de savaş sırasında burnunu kaybeden Cowasjee’ye yaklaşık bir yıl sonra Hindistan’da alın derisinden yeni bir burun yapıldı. Operasyonun 1794’te Avrupa’da yayımlanması, burun rekonstrüksiyonuna olan ilgiyi yeniden canlandırarak modern plastik cerrahinin gelişim çizgisindeki önemli dönüm noktalarından birine dönüştü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>Bir insanın yüzünden başlayan tıp tarihi</h2>

<p>Yıl 1792.</p>

<p>Hindistan’da İngilizler ile Mysore Krallığı arasındaki savaş sürüyordu. İngiliz ordusunda öküz arabası sürücüsü olarak çalışan <strong>Cowasjee</strong>, çatışmalar sırasında esir düştü.</p>

<p>Tarihsel kayıtlara göre burnu ve bir eli kesildi.</p>

<p>O dönemde burnun kaybedilmesi yalnızca ağır bir fiziksel yaralanma anlamına gelmiyordu. Yüzün merkezindeki bu kayıp kişinin görünümünü, solunum işlevlerini ve sosyal yaşamını ciddi biçimde etkileyebiliyordu.</p>

<p>Ancak Cowasjee’nin hikâyesini tıp tarihine taşıyan gelişme yaklaşık bir yıl sonra yaşandı.</p>

<p>Yaklaşık <strong>1793 yılında</strong>, Pune yakınlarında geleneksel burun rekonstrüksiyonu uygulamalarını bilen Hintli bir uygulayıcı, Cowasjee’nin burnunu <strong>alın derisinden hazırlanan bir doku parçasıyla yeniden oluşturdu.</strong></p>

<p>Bu ameliyat, kısa süre sonra Avrupa’daki cerrahların büyük dikkatle inceleyeceği “Hint yöntemi”nin en tanınmış örneklerinden biri haline gelecekti.</p>

<h2>Yeni burun için deri alından getirildi</h2>

<p>Yöntemin temelinde bugün cerrahide <strong>flep</strong> olarak adlandırılan önemli bir prensip bulunuyordu.</p>

<p>Bir deri parçası tamamen kesilip vücuttan ayrılmıyor; onu besleyen doku bağlantısının bir bölümü korunuyordu. Böylece taşınan dokunun kan dolaşımı devam edebiliyordu.</p>

<p>Cowasjee’nin ameliyatına ilişkin tarihsel anlatıda önce eksik burnun biçimini belirlemek için bir kalıp hazırlandığı, ardından alın derisinin buna göre şekillendirildiği aktarılıyor.</p>

<p>Alından hazırlanan deri flebi aşağı doğru çevrilerek burun bölgesine taşındı ve kalan burun dokularıyla birleştirildi.</p>

<p>En önemli nokta, alın derisinin başlangıçta tamamen ayrılmamasıydı.</p>

<p>Bu bağlantı yeni burun dokusuna kan ulaşmasını sağlıyor, iyileşmenin ardından sonraki cerrahi aşamalar tamamlanıyordu.</p>

<p>Bugünün mikrocerrahisi, modern anestezisi, antibiyotikleri ve ameliyathane koşulları düşünüldüğünde yöntem oldukça eski görünebilir.</p>

<p>Ancak altında yatan fikir son derece güçlüydü:</p>

<p><strong>Bir dokuyu kan dolaşımını koruyarak başka bir bölgeye taşımak.</strong></p>

<p>Bu prensip bugün de rekonstrüktif cerrahinin temel yaklaşımlarından biri.</p>

<h2>Ameliyatın haberi Londra’ya ulaştı</h2>

<p>Cowasjee vakasının önemi yalnızca ameliyatın uygulanmış olması değildi.</p>

<p>Hikâye Hindistan sınırlarının dışına çıktı.</p>

<p>Operasyonun İngiliz cerrahlar <strong>Thomas Cruso ve James Findlay</strong> tarafından gözlemlendiğine ilişkin tarihsel kayıtlar bulunuyor.</p>

<p>Vakayla ilgili bilgiler daha sonra İngiltere’ye ulaştı.</p>

<p>1794 yılında Londra’da yayımlanan <strong>The Gentleman’s Magazine</strong>, “B.L.” imzasıyla bu sıra dışı cerrahi yöntemi okuyucularına anlattı.</p>

<p>Haberde Hindistan’da uzun süredir uygulandığı belirtilen bir burun rekonstrüksiyonu tekniğinden söz ediliyordu.</p>

<p>Cowasjee’nin ameliyat sonrası görünümünü gösteren çizimler de Avrupa’da yayıldı.</p>

<p>1795 tarihli ve bugün British Museum koleksiyonunda bulunan ünlü gravür, bu vakayı tıp tarihinin en tanınmış görsellerinden biri haline getirdi.</p>

<p>Böylece savaşta burnunu kaybeden bir insanın yüzü, Avrupa’da burun rekonstrüksiyonunun yeniden tartışılmasına yol açtı.</p>

<h2>Peki yöntemi Sushruta mı geliştirmişti?</h2>

<p>Hint burun cerrahisinin geçmişi Cowasjee’den çok daha eski.</p>

<p><strong>Sushruta Samhita</strong>, eski Hint tıp literatürünün cerrahi açıdan en önemli metinlerinden biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Metinde yaralanmış ya da kaybedilmiş burnun yeniden oluşturulmasına yönelik cerrahi yöntemlerden söz ediliyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir tarihsel ayrım gerekiyor.</p>

<p>Bazı tarihsel incelemeler Sushruta Samhita’daki klasik rekonstrüksiyon tarifini <strong>yanak bölgesinden hazırlanan bir flep</strong> olarak yorumluyor.</p>

<p>Modern cerrahi literatürünün bir bölümünde ise alın flebinin tarihsel kökeni daha geniş biçimde Sushruta geleneğiyle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p><strong>“Sushruta bugün kullanılan alın flebini aynen tarif etmişti”</strong></p>

<p>şeklindeki kesin bir ifade tarihsel açıdan tartışmalıdır.</p>

<p>Cowasjee vakasında ise <strong>alın derisinin kullanıldığı konusunda tarihsel kayıtlar çok daha nettir.</strong></p>

<p>Daha güvenli değerlendirme, Hindistan’da burun rekonstrüksiyonunun çok eski bir cerrahi geleneğe sahip olduğu ve tekniklerin yüzyıllar içerisinde gelişerek farklı biçimler aldığıdır.</p>

<p>Alın flebinin ne zaman ve hangi aşamada standartlaşmaya başladığını kesin bir tarihle söylemek ise mümkün değil.</p>

<h2>“MÖ 600” tarihi sanıldığı kadar kesin değil</h2>

<p>Sushruta ile ilgili popüler anlatılarda sık sık <strong>“MÖ 600”</strong> tarihi veriliyor.</p>

<p>Ancak güncel tıp tarihi çalışmaları bu konuda daha temkinli.</p>

<p>Sushruta Samhita’nın tek bir tarihte yazılmış ve daha sonra hiç değişmeden günümüze ulaşmış bir eser olduğu düşünülmüyor.</p>

<p>Metnin farklı dönemlerde şekillenen, düzenlenen ve yeniden aktarılan çeşitli tarihsel katmanlardan oluştuğuna ilişkin güçlü akademik görüşler bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle Sushruta’nın yaşadığı dönemi ya da bugün elimizde bulunan metnin oluşum tarihini tek bir yıla sabitlemek bilimsel açıdan güvenli değil.</p>

<p>Buna karşın burun rekonstrüksiyonunun eski Hint cerrahi geleneğinde önemli bir yere sahip olduğu konusunda tarihsel literatür güçlü kanıtlar sunuyor.</p>

<h2>Avrupa’da burun ameliyatı hiç yapılmıyor muydu?</h2>

<p>Cowasjee hikâyesini anlatırken sık yapılan bir başka hata da Avrupa’nın burun rekonstrüksiyonundan tamamen habersiz olduğunu söylemek.</p>

<p>Bu doğru değil.</p>

<ol start="15">
 <li>
 <p>ve 16. yüzyıllarda İtalya’da burun rekonstrüksiyonu üzerine önemli çalışmalar yapılmıştı.</p>
 </li>
</ol>

<p>Bologna Üniversitesi’nden cerrah <strong>Gaspare Tagliacozzi</strong>, 1597’de yayımlanan eserinde özellikle koldan hazırlanan deri flebiyle burun onarımını ayrıntılı biçimde anlatmıştı.</p>

<p>Bu yöntemde hastanın kolundaki deri dokusu buruna tutturuluyor ve iki bölge bir süre fiziksel olarak bağlı tutuluyordu.</p>

<p>Son derece zahmetli olan bu yaklaşım Avrupa’da zaman içinde yaygınlığını kaybetti.</p>

<p>Hindistan’dan gelen Cowasjee vakası ise farklı bir yöntemin Avrupa’da yeniden dikkat çekmesini sağladı.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p><strong>“Avrupa plastik cerrahiyi Hindistan’dan öğrendi”</strong></p>

<p>demek yerine,</p>

<p><strong>“Hint alın flebi yöntemi Avrupa’da burun rekonstrüksiyonuna olan ilgiyi yeniden canlandırdı”</strong></p>

<p>ifadesi tarihsel açıdan daha doğru.</p>

<h2>Joseph Carpue Hint yöntemini ameliyathaneye taşıdı</h2>

<p>1794 tarihli yayın özellikle İngiliz cerrah <strong>Joseph Constantine Carpue</strong> üzerinde önemli bir etki bıraktı.</p>

<p>Carpue, Hindistan’dan bildirilen yöntemi araştırdı, tekniği kadavralar üzerinde çalıştı ve uygun hastalar üzerinde uygulamaya hazırlanarak yöntemi sistematik biçimde değerlendirdi.</p>

<p>Sonunda <strong>1814 yılında</strong> Londra’da alın derisinden hazırlanan fleple burun rekonstrüksiyonu gerçekleştirdi.</p>

<p>Ardından 1815’te ikinci ameliyatını yaptı.</p>

<p>Bu girişimlerin sonuçlarını 1816 yılında yayımladığı:</p>

<p><strong>“An Account of Two Successful Operations for Restoring a Lost Nose from the Integuments of the Forehead”</strong></p>

<p>adlı eserinde ayrıntılı biçimde anlattı.</p>

<p>Kitabın başlığında bile Hint ve İtalyan yöntemlerine açıkça gönderme yapılıyordu.</p>

<p>Cowasjee’nin Hindistan’da geçirdiği ameliyat böylece yalnızca ilginç bir tarihsel vaka olmaktan çıkmış, Avrupa’daki cerrahi pratiğin gelişimine katkıda bulunan önemli örneklerden birine dönüşmüştü.</p>

<h2>Teknik Almanya’ya ve Avrupa’nın diğer bölgelerine yayıldı</h2>

<p>Carpue’nun çalışmasının etkisi kısa sürede İngiltere sınırlarını aştı.</p>

<p>Carpue’nun eseri <strong>1817 yılında Almancaya çevrildi.</strong></p>

<p>Berlinli cerrah <strong>Carl Ferdinand von Graefe</strong> ise 1818’de burun rekonstrüksiyonu konusunda kendi önemli eseri <strong>Rhinoplastik</strong>’i yayımladı.</p>

<p>Von Graefe, Hint ve İtalyan rekonstrüksiyon yöntemlerinden yararlanarak Avrupa’daki rinoplasti çalışmalarının gelişiminde önemli rol oynadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyıl boyunca cerrahlar alın flebinin biçimini, kan dolaşımını ve burun yapısının üç boyutlu olarak nasıl yeniden oluşturulacağını giderek daha iyi anlamaya başladı.</p>
 </li>
</ol>

<p>Anestezinin gelişmesi, antisepsi ve asepsinin cerrahiye girmesi ve enfeksiyonların daha iyi kontrol edilmesiyle ameliyatların güvenliği de büyük ölçüde arttı.</p>

<p>Rekonstrüktif cerrahi zamanla yalnızca yarayı kapatmayı değil, mümkün olduğunca <strong>işlevi ve anatomik görünümü yeniden oluşturmayı</strong> amaçlayan ayrı bir cerrahi disipline dönüşmeye başladı.</p>

<h2>230 yıl geçti, temel fikir hâlâ ameliyathanede</h2>

<p>Cowasjee vakasını özellikle etkileyici yapan noktalardan biri, 1790’larda kullanılan temel cerrahi prensibin tamamen ortadan kalkmamış olması.</p>

<p>Günümüzde <strong>paramedyan alın flebi</strong>, büyük veya karmaşık burun defektlerinin rekonstrüksiyonunda hâlâ önemli seçeneklerden biri.</p>

<p>Modern cerrahlar artık alın bölgesindeki damar anatomisini çok daha ayrıntılı biliyor.</p>

<p>Özellikle <strong>supratroklear arter</strong> çevresindeki kan dolaşımından yararlanılarak flep hassas biçimde tasarlanabiliyor.</p>

<p>Ameliyat gerektiğinde birkaç aşamada gerçekleştirilebiliyor.</p>

<p>Burun iskeletini oluşturmak için kıkırdak greftleri kullanılabiliyor ve burnun iç yüzeyinin yeniden oluşturulması için farklı rekonstrüksiyon yöntemlerinden yararlanılabiliyor.</p>

<p>2026 yılında yayımlanan güncel bilimsel bir derleme de alın flebini büyük ve karmaşık burun defektlerinin onarımında temel rekonstrüktif yöntemlerden biri olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Elbette bugünkü ameliyatlarla 18. yüzyıldaki operasyonlar arasında anatomi bilgisi, cerrahi güvenlik, anestezi, enfeksiyon kontrolü ve teknik açıdan devasa farklılıklar bulunuyor.</p>

<p>Ancak temel düşünce şaşırtıcı ölçüde tanıdık:</p>

<p><strong>Kan dolaşımını koruyan alın dokusunu buruna taşıyarak kaybedilmiş yapıyı yeniden oluşturmak.</strong></p>

<h2>Cowasjee’nin burnundan kalan büyük miras</h2>

<p>Tıp tarihi çoğu zaman büyük üniversitelerin, ünlü profesörlerin ve önemli laboratuvarların hikâyesi olarak anlatılır.</p>

<p>Cowasjee vakası ise bilginin farklı coğrafyalar ve farklı tıp gelenekleri arasında nasıl aktarılabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Hindistan’da kuşaklar boyunca sürdürülen cerrahi bir uygulama, savaşta yüzü ağır biçimde yaralanmış bir insan üzerinde kullanıldı.</p>

<p>Operasyon İngiliz hekimlerin dikkatini çekti.</p>

<p>Hikâye Londra’ya ulaştı.</p>

<p>Bir dergide yayımlandı.</p>

<p>Bir İngiliz cerrah yöntemi araştırdı.</p>

<p>Ameliyatlar yaptı.</p>

<p>Sonuçlarını kitaplaştırdı.</p>

<p>Teknik Avrupa’da yeniden ilgi gördü.</p>

<p>Ve iki yüzyıldan fazla zaman sonra aynı temel biyolojik prensip, çok daha gelişmiş biçimiyle modern ameliyathanelerde kullanılmaya devam ediyor.</p>

<p>Bu nedenle Cowasjee’nin yeniden yapılan burnu yalnızca bir hastanın yüzünün onarılması değildi.</p>

<p><strong>Hindistan’daki eski rekonstrüktif cerrahi geleneğinin Avrupa cerrahisiyle buluştuğu ve modern plastik cerrahinin gelişim çizgisini etkileyen önemli tarihsel dönüm noktalarından biriydi.</strong></p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<ol start="1">
 <li>
 <p>British Museum. <strong>Cowasjee – Biographical details.</strong> Cowasjee’nin 1792’deki yaralanması, yaklaşık bir yıl sonraki rekonstrüksiyon ve tarihsel gravüre ilişkin koleksiyon kaydı.</p>
 </li>
 <li>
 <p>B.L. <strong>Letter to the Editor.</strong> <i>The Gentleman’s Magazine</i>. 1794;64:891–892. Cowasjee vakasının Avrupa’da yayımlanan erken tarihsel anlatılarından biri.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Shaye DA. <strong>The history of nasal reconstruction.</strong> <i>Current Opinion in Otolaryngology &amp; Head and Neck Surgery</i>. 2021;29(4):259–264. DOI: 10.1097/MOO.0000000000000730.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Carpue JC. <strong>An Account of Two Successful Operations for Restoring a Lost Nose from the Integuments of the Forehead.</strong> London: Longman, Hurst, Rees, Orme and Brown; 1816.</p>
 </li>
 <li>
 <p>van de Graaf RC. <strong>Some remarks on the revival of rhinoplasty in Europe in the early nineteenth century.</strong> <i>Acta Otorhinolaryngologica Italica</i>. 2009;29(4):226–229.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Correa BJ, Weathers WM, Wolfswinkel EM, Thornton JF. <strong>The forehead flap: the gold standard of nasal soft tissue reconstruction.</strong> <i>Seminars in Plastic Surgery</i>. 2013;27(2):96–103. DOI: 10.1055/s-0033-1351231.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Roy CF, Shaye DA. <strong>Advances in forehead flap nasal reconstruction: from design to division.</strong> <i>Current Opinion in Otolaryngology &amp; Head and Neck Surgery</i>. 2026. DOI: 10.1097/MOO.0000000000001134.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Wujastyk D. <strong>On the Date of the Suśrutasaṃhitā.</strong> <i>The Compendium of Suśruta in Time and Space</i>. 2026.</p>
 </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/burnunu-kaybetti-alnindaki-deriden-yenisi-yapildi-avrupayi-sasirtan-hint-yontemi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 19:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/hint-yontemi-haber-gorseli-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="54286"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İç Hemoroid Sessiz İlerleyebilir: Tuvalette Görülen Bu Belirtiye Dikkat]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/ic-hemoroid-sessiz-ilerleyebilir-tuvalette-gorulen-bu-belirtiye-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/ic-hemoroid-sessiz-ilerleyebilir-tuvalette-gorulen-bu-belirtiye-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç hemoroid çoğu zaman ağrı yapmadan ilerleyebilir. Tuvalet sırasında görülen parlak kırmızı kan en sık belirtilerden biridir; ancak her makat kanaması hemoroid kabul edilmemelidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İÇ HEMOROİDİN EN YAYGIN BELİRTİSİ: AĞRISIZ KANAMA</p>

<p>İç hemoroid, makat kanalının iç bölümündeki damar destek dokularının genişleyerek şişmesiyle ortaya çıkar. En sık görülen belirti, dışkılama sırasında ağrı olmadan gelen parlak kırmızı kandır.</p>

<p>Kan; tuvalet kâğıdında, dışkının yüzeyinde veya klozette fark edilebilir. Ancak makat bölgesinden gelen her kanama hemoroidden kaynaklanmaz. Bağırsak hastalıkları, polipler ve bazı kanserler de benzer belirti oluşturabilir.</p>

<p>İç Hemoroid Nedir?</p>

<p>Hemoroidal dokular, makat kanalının kapanmasına ve dışkı kontrolüne yardımcı olan normal anatomik yapılardır. Bu dokular genişlediğinde, aşağı doğru sarktığında veya kanadığında hemoroid hastalığından söz edilir.</p>

<p>İç hemoroid, makatın iç kısmında gelişir. Bu bölgedeki ağrı duyusu daha sınırlı olduğu için sarkma ya da başka bir sorun gelişmedikçe genellikle belirgin ağrı oluşturmaz.</p>

<p>İç Hemoroidin Belirtileri Nelerdir?</p>

<p>İç hemoroidde görülebilecek belirtiler şunlardır:</p>

<p>• Dışkılama sırasında parlak kırmızı kan görülmesi<br />
• Makat bölgesinde dolgunluk veya baskı hissi<br />
• Dışkılama sonrasında tam boşalamama hissi<br />
• Makat dışına doğru çıkan yumuşak doku<br />
• Mukuslu akıntı ve iç çamaşırında kirlenme<br />
• Sarkma geliştiğinde tahriş, kaşıntı veya rahatsızlık</p>

<p>Şiddetli ağrı, iç hemoroidin tipik bulgusu değildir. Ağrının belirgin olması; makat çatlağı, pıhtılaşmış dış hemoroid, apse veya sıkışmış hemoroid gibi başka durumları düşündürebilir.</p>

<p>İç Hemoroid Neden Olur?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dışkılama sırasında sık ve yoğun ıkınmak, makat çevresindeki damarlara uygulanan basıncı artırabilir. Uzun süren kabızlık ve sert dışkılama bu nedenle en bilinen riskler arasındadır.</p>

<p>Uzun süre tuvalette oturmak, sürekli ishal, düşük lifli beslenme, gebelik, fazla kilo, ağır kaldırma ve yaşla birlikte destek dokularının zayıflaması da iç hemoroid gelişimini kolaylaştırabilir.</p>

<p>İç Hemoroidin Dört Derecesi Bulunuyor</p>

<p>Birinci derece iç hemoroid makat kanalının içinde kalır ve çoğunlukla kanamayla belirti verir. İkinci derecede doku dışkılama sırasında dışarı çıkar, ardından kendiliğinden geri döner.</p>

<p>Üçüncü derecede dışarı çıkan dokunun elle içeri itilmesi gerekir. Dördüncü derecede ise hemoroid sürekli dışarıdadır ve geri itilemez. Tedavi, yalnızca dereceye değil; kanamanın sıklığına, sarkmaya ve hastanın günlük yaşamının ne ölçüde etkilendiğine göre planlanır.</p>

<p>Evde Neler Yapılabilir?</p>

<p>Hafif yakınmalarda ilk hedef kabızlığı önlemek ve ıkınmayı azaltmaktır. Sebze, meyve, baklagil ve tam tahıl gibi lif içeren besinler dışkının yumuşamasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Yeterli sıvı tüketmek, düzenli hareket etmek ve dışkılama ihtiyacını ertelememek de önemlidir. Böbrek veya kalp hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması bulunan kişiler, tüketmeleri gereken miktarı hekimlerine danışmalıdır.</p>

<p>Tuvalette telefonla uzun süre vakit geçirmekten kaçınılmalı ve gereksiz yere ıkınılmamalıdır. Lif alımı birden değil, gaz ve şişkinliği azaltmak amacıyla kademeli olarak artırılabilir.</p>

<p>Ilık oturma banyosu tahriş ve rahatsızlığı geçici olarak azaltabilir. Reçetesiz krem veya fitiller kısa süreli rahatlama sağlayabilse de iç hemoroidin derecesini ortadan kaldırmaz; uzun süreli ve kontrolsüz kullanılmamalıdır.</p>

<p>İç Hemoroid Nasıl Teşhis Edilir?</p>

<p>Hekim, belirtileri ve kanamanın özelliklerini değerlendirdikten sonra makat çevresini muayene eder. Parmakla rektal muayene yapılabilir ve anoskop adı verilen kısa bir görüntüleme aracıyla makat kanalının içi incelenebilir.</p>

<p>Yaş, aile öyküsü, kansızlık, bağırsak alışkanlığındaki değişiklik veya açıklanamayan kilo kaybı gibi durumlarda kalın bağırsağın daha ayrıntılı incelenmesi gerekebilir. Hemoroidin görülmesi, kanamanın başka bir nedeni bulunmadığı anlamına gelmez.</p>

<p>Tedavide Ameliyat Her Zaman Gerekli Değil</p>

<p>Beslenme ve tuvalet alışkanlıklarının düzenlenmesine rağmen kanama veya sarkma sürüyorsa muayenehane şartlarında uygulanabilen işlemler düşünülebilir. Lastik bantla boğma, skleroterapi ve kızılötesi pıhtılaştırma bunlar arasındadır.</p>

<p>Lastik bant yönteminde hemoroidin tabanına küçük bir bant yerleştirilerek kan akımı kesilir. Doku zamanla küçülerek ayrılır. Uygun yönteme, hemoroidin derecesi ve hastanın sağlık durumu değerlendirilerek karar verilir.</p>

<p>İleri derecede sarkma, tekrarlayan yoğun kanama veya diğer yöntemlere yanıt alınamaması durumunda cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Kan sulandırıcı kullanan kişiler ilaçlarını kendi kararlarıyla bırakmamalı, yapılacak işlem öncesinde hekimleriyle görüşmelidir.</p>

<p>Hangi Durumlarda Doktora Başvurulmalı?</p>

<p>İlk kez ortaya çıkan, tekrarlayan veya miktarı artan makat kanaması değerlendirilmelidir. Kanamayı doğrudan hemoroide bağlamak, başka bir hastalığın tanısını geciktirebilir.</p>

<p>Siyah ve katran görünümündeki dışkı, yoğun ya da durmayan kanama, baş dönmesi, bayılma, belirgin halsizlik veya şiddetli karın ağrısı varsa gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Açıklanamayan kilo kaybı, dışkılama düzeninde kalıcı değişiklik, incelen dışkı, kansızlık, ateş veya ailede bağırsak kanseri öyküsü bulunması da hekim değerlendirmesini gerektirir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü, Hemoroid Belirtileri, Tanısı, Beslenme ve Tedavi Bilgileri<br />
2. Amerikan Kolon ve Rektum Cerrahları Derneği, Hemoroid Yönetimi Klinik Uygulama Kılavuzu, 2024<br />
3. Mayo Clinic, Hemoroid Belirtileri, Nedenleri, Tanısı ve Tedavisi<br />
4. Health Sağlık Editörlüğü, İç Hemoroid Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/ic-hemoroid-sessiz-ilerleyebilir-tuvalette-gorulen-bu-belirtiye-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 19:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9414.jpeg" type="image/jpeg" length="20703"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aşı Felaketiyle Suçlandı, Yıllar Sonra İtibarı İade Edildi: Haffkine’in Mulkowal Dramı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/asi-felaketiyle-suclandi-yillar-sonra-itibari-iade-edildi-haffkinein-mulkowal-drami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/asi-felaketiyle-suclandi-yillar-sonra-itibari-iade-edildi-haffkinein-mulkowal-drami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vebaya karşı aşı geliştiren Waldemar Haffkine, 1902’de Hindistan’ın Mulkowal köyünde aynı şişeden aşılanan 19 kişinin tetanoza yakalanarak yaşamını yitirmesinin ardından suçlamaların hedefi oldu. Ancak yıllar sonra yeniden incelenen tanıklıklar, yere düşen bir pens ve tek bir 53N şişesinde ortaya çıkan kontaminasyon, ilk soruşturmanın sonuçlarını tartışmalı hale getirdi. Haffkine’in itibarı iade edildi ancak şişenin tam olarak nerede kontamine olduğu bugün bile kesin olarak bilinmiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>Bir Aşı Şişesi Bir Bilim İnsanının Kaderini Değiştirdi</h2>

<p>30 Ekim 1902 günü Britanya Hindistanı’nın Pencap bölgesindeki Mulkowal köyünde vebaya karşı aşılama yapılıyordu.</p>

<p>Bölgede veba ciddi bir halk sağlığı tehdidiydi. Kullanılan preparat, dönemin önemli bakteriyologlarından Waldemar Mordecai Haffkine tarafından geliştirilmişti.</p>

<p>O gün toplam 107 kişi aşılandı.</p>

<p>Ancak yaklaşık altı gün sonra korkutucu bir tablo ortaya çıktı.</p>

<p>İlk 19 kişide tetanoz belirtileri görülmeye başladı. Bu kişilerin tamamı takip eden günlerde yaşamını yitirdi.</p>

<p>Vakalar incelendiğinde dikkat çekici bir ortak nokta bulundu:</p>

<p><strong>19 kişinin tamamına 53N numaralı aynı şişedeki preparat uygulanmıştı.</strong></p>

<p>Diğer şişelerden aşılanan 88 kişide ise aynı tablo görülmedi.</p>

<p>Bu ayrıntı Mulkowal olayını yalnızca trajik bir aşılama vakası olmaktan çıkaracak, tıp tarihinin en tartışmalı bilimsel soruşturmalarından birinin başlangıcı olacaktı.</p>

<h2>Suçlamaların Merkezindeki İsim Aşının Geliştiricisiydi</h2>

<p>Olayın merkezindeki Waldemar Haffkine sıradan bir laboratuvar çalışanı değildi.</p>

<p>1860’ta Odessa’da doğan Haffkine, Paris’te Pasteur Enstitüsü çevresinde çalışmış ve koleraya karşı geliştirdiği aşıyla dikkat çekmişti.</p>

<p>Daha sonra Hindistan’a giderek koleraya karşı saha çalışmalarında bulundu. 1896’da Bombay’da veba salgınının başlamasının ardından vebaya karşı yeni bir aşı geliştirmek üzere çalışmaya başladı.</p>

<p>10 Ocak 1897’de hazırladığı preparatı önce kendi üzerinde denedi. Kendisine daha sonra halka uygulanacak miktardan daha yüksek dozda preparat enjekte ettirdi.</p>

<p>Ardından Bombay’daki Byculla Hapishanesi’nde uygulamalar gerçekleştirildi ve geniş çaplı aşılama kampanyaları başladı.</p>

<p>Haffkine birkaç yıl içinde vebayla mücadelenin en tanınan isimlerinden biri haline geldi.</p>

<p>Ancak Mulkowal’daki 19 vaka kariyerini bir anda değiştirdi.</p>

<h2>İlk Soruşturma Laboratuvarı İşaret Etti</h2>

<p>Olayın ardından Hindistan yönetimi bir soruşturma başlattı.</p>

<p>Araştırmacıların dikkatini Haffkine’in aşı üretim yönteminde yaptığı bazı değişiklikler çekti.</p>

<p>Haffkine üretimi hızlandırmak amacıyla preparatın hazırlanmasında farklı bir sterilizasyon yöntemi kullanmaya başlamış, daha önce uygulanan bazı koruyucu işlemleri değiştirmişti.</p>

<p>Nisan 1903’te tamamlanan ilk soruşturma, 53N numaralı şişenin Mulkowal’da açılmadan önce kontamine olduğu sonucuna vardı.</p>

<p>Şüphe böylece Bombay’daki üretim laboratuvarına yöneldi.</p>

<p>Laboratuvarın başındaki kişi Haffkine’di.</p>

<h2>Haffkine Görevinden Uzaklaştırıldı</h2>

<p>Soruşturma sürecinde Haffkine’e bir yıllık izin verildi.</p>

<p>Daha sonra yürütülen değerlendirmelerin ardından laboratuvardaki direktörlük görevinden alındı.</p>

<p>Avrupa’ya giden Haffkine, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmedi ve Mulkowal olayındaki sorumluluğunun yeniden değerlendirilmesi için uzun süre mücadele etti.</p>

<p>53N numaralı şişenin üretim laboratuvarında değil, Mulkowal’daki aşılama sırasında kontamine olmuş olabileceğini savundu.</p>

<p>Bir zamanlar salgınlarla mücadelede adı öne çıkarılan bilim insanı artık 19 kişinin yaşamını yitirdiği bir olayla birlikte anılıyordu.</p>

<p>Soruşturma belgelerinin daha geniş bilimsel incelemeye açılması ise uzun zaman aldı.</p>

<p>Belgeler ayrıntılı biçimde incelendiğinde ilk değerlendirmelerde yeterince üzerinde durulmayan bazı tanıklıklar dikkat çekmeye başladı.</p>

<h2>Dosyanın Seyrini Değiştiren Pens</h2>

<p>Mulkowal’da aşı şişelerini açan görevlilerden biri Narindar Singh’di.</p>

<p>Tanıklıklara göre 53N numaralı şişe açılırken kullanılan pens yere düştü.</p>

<p>Asıl tartışma bundan sonra yaşananlarla ilgiliydi.</p>

<p>Bombay laboratuvarından gönderilen talimatlarda kullanılan aletlerin ispirto lambasının alevinden geçirilerek sterilize edilmesi isteniyordu.</p>

<p>Ancak Singh’in ifadesine göre yere düşen pens karbolik solüsyon içinde çalkalandıktan sonra şişenin mantarını çıkarmak için yeniden kullanıldı.</p>

<p>Bu uygulama tamamen kişisel bir karar da değildi. Pencap’taki yerel aşılama talimatlarında aletlerin karbolik solüsyonla temizlenmesine izin veren bir değişiklik yapılmıştı.</p>

<p>Mulkowal olayından sonra aletlerin yeniden alevden geçirilmesi yöntemine dönüldü.</p>

<p>Bu tanıklık, 53N şişesinin Mulkowal’da açılması sırasında kontamine olmuş olabileceği görüşünü güçlendiren en önemli ayrıntılardan biri haline geldi.</p>

<p>Ancak bu nokta önem taşıyor:</p>

<p><strong>Yere düşen pensin 53N şişesinin kesin kontaminasyon kaynağı olduğu hiçbir zaman tartışmasız biçimde kanıtlanamadı.</strong></p>

<h2>Şişenin Açıldığı Andaki Ayrıntılar da Tartışıldı</h2>

<p>Aşılamayı yöneten Dr. A. M. Elliott’un anlatımı da dosyada önemli hale geldi.</p>

<p>Elliott, 53N numaralı şişe açıldığında olağandışı belirgin bir kötü koku fark edilmediğini bildirmişti.</p>

<p>Haffkine’i savunan bazı bilim insanları, tetanoza yol açan bakterilerin besleyici ortamda uzun süre yoğun biçimde çoğalmış olması durumunda şişede belirgin değişikliklerin ortaya çıkabileceğini savundu.</p>

<p>53N numaralı şişe, Mulkowal’da kullanılmasından yaklaşık 26 gün önce Bombay’daki Plague Laboratory’den gönderilmişti.</p>

<p>Bu nedenle şu soru gündeme geldi:</p>

<p>Eğer şişe haftalar önce laboratuvarda ağır biçimde kontamine olmuşsa, açıldığı sırada neden buna işaret eden belirgin değişiklikler görülmemişti?</p>

<p>Bu bulgu tek başına kontaminasyonun nerede gerçekleştiğini kanıtlamıyordu.</p>

<p>Ancak Mulkowal’daki uygulama sırasında kontaminasyon ihtimalini savunanların dayanaklarından biri oldu.</p>

<h2>Aynı Materyalden Doldurulan Diğer Şişeler Neden Sorun Çıkarmadı?</h2>

<p>53N numaralı şişenin ait olduğu üretim materyali de soruşturmanın önemli noktalarından biriydi.</p>

<p>Aynı süspansiyondan birden fazla şişe doldurulmuştu.</p>

<p>53N dışındaki şişelerin kullanıldığı kişilerde benzer tetanoz vakalarının görülmemesi, şu soruyu gündeme getirdi:</p>

<p><strong>Neden yalnızca 53N numaralı şişe sorun çıkarmıştı?</strong></p>

<p>Bu durum, Mulkowal’daki saha kontaminasyonu ihtimalini savunan bilim insanlarının dikkat çektiği noktalardan biri oldu.</p>

<p>Ancak diğer şişelerde sorun görülmemesi, laboratuvar kaynaklı tek bir şişe kontaminasyonu ihtimalini tamamen ortadan kaldırmıyordu.</p>

<p>Daha sonraki tarihsel değerlendirmelerde de bu olasılık tartışılmaya devam etti.</p>

<p>Bu nedenle Mulkowal olayının bilimsel olarak en doğru anlatımı, kontaminasyonun kesin kaynağının belirlenemediğini kabul etmekten geçiyor.</p>

<h2>Yüz Binlerce Aşılama da Dosyanın Parçasıydı</h2>

<p>Mulkowal vakası değerlendirilirken Haffkine’in yöntemiyle hazırlanmış diğer preparatların sonuçları da incelendi.</p>

<p>1902–1903 döneminde Pencap’taki geniş çaplı veba aşılamalarında yüz binlerce kişiye aşı uygulandı.</p>

<p>Mulkowal’daki tetanoz kümelenmesinin tek bir şişeyle ilişkili görünmesi, Haffkine’i savunan bilim insanlarının ilk soruşturma sonucuna itiraz etmelerine yol açtı.</p>

<p>Tartışmanın merkezinde artık aşının genel güvenliğinden çok şu soru vardı:</p>

<p><strong>53N numaralı şişe tam olarak ne zaman ve nerede kontamine olmuştu?</strong></p>

<h2>Nobel Ödüllü Ronald Ross Dosyaya Girdi</h2>

<p>1907’ye gelindiğinde Haffkine’in mücadelesine dönemin önde gelen bilim insanları da katılmaya başladı.</p>

<p>Bunlardan biri, sıtmanın bulaşma mekanizmasına ilişkin çalışmaları nedeniyle 1902 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü alan Ronald Ross’tu.</p>

<p>Ross, Mulkowal dosyasındaki delilleri yeniden değerlendirdi.</p>

<p>Onun dikkat çektiği temel bilimsel sorun şuydu:</p>

<p>19 kişinin aynı şişeden aşılanmış olması, vakaların 53N numaralı şişeyle ilişkisini güçlü biçimde gösteriyordu.</p>

<p>Ancak bu durum bakterilerin şişeye <strong>ne zaman girdiğini</strong> tek başına göstermiyordu.</p>

<p>Kontaminasyon üretim sırasında gerçekleşmiş olabilirdi.</p>

<p>Taşıma sırasında ortaya çıkmış olabilirdi.</p>

<p>Ya da şişe Mulkowal’da açılırken meydana gelmiş olabilirdi.</p>

<p>Haffkine’i savunan bilim insanlarına göre ilk soruşturma, bu seçeneklerden birini yeterli kanıt olmadan öne çıkarmıştı.</p>

<h2>10 Bilim İnsanı Haffkine İçin Harekete Geçti</h2>

<p>29 Temmuz 1907’de Haffkine’in bilimsel itibarının yeniden değerlendirilmesi için önemli bir girişim yapıldı.</p>

<p>Ronald Ross, William J. Simpson ve Simon Flexner’ın da aralarında bulunduğu 10 bilim insanı, Haffkine’e yöneltilen suçlamaların yeniden ele alınmasını istedi.</p>

<p>Bilim insanları, mevcut kanıtların Haffkine’i sorumlu tutmak için yeterli olmadığı görüşündeydi.</p>

<p>Mesele İngiliz Parlamentosu’nda da gündeme geldi.</p>

<p>Aynı yıl İngiliz makamları Haffkine’e yeniden Hindistan’da görev yapma imkânı tanıdı.</p>

<p>Bilim dünyasında Mulkowal nedeniyle üzerine düşen suçlama büyük ölçüde kaldırıldı ve Haffkine’in itibarı iade edildi.</p>

<p>Ancak olayla ilgili bilimsel tartışma tamamen sona ermedi.</p>

<h2>İtibarı İade Edildi Ama Kariyeri Eskisi Gibi Olmadı</h2>

<p>Haffkine Hindistan’a döndü.</p>

<p>1908’de Kalküta’daki Biological Laboratory’de göreve başladı.</p>

<p>Ancak bu dönüş, Mulkowal öncesindeki kariyerine tam anlamıyla dönüş anlamına gelmiyordu.</p>

<p>Yeni görevindeki çalışmalar araştırmayla sınırlandırılmıştı ve eski aşı üretim yetkilerine sahip değildi.</p>

<p>Mulkowal olayı bilimsel yaşamında kalıcı bir kırılma yaratmıştı.</p>

<p>Bir bilim insanının itibarı yıllar sonra geri verilebilmişti ancak kaybedilen yılların ve kariyer fırsatlarının geri getirilmesi mümkün değildi.</p>

<h2>Tartışma Yıllar Sonra Bile Bitmedi</h2>

<p>Mulkowal olayını özellikle ilginç kılan noktalardan biri de budur.</p>

<p>1907’de Haffkine lehine oluşan güçlü bilimsel görüş, ilk soruşturmanın sonuçlarını ciddi biçimde sarstı.</p>

<p>Ancak daha sonraki araştırmacılar dosyayı yeniden incelediğinde farklı olasılıkların tamamen dışlanamayacağını belirtti.</p>

<p>Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısındaki bazı değerlendirmelerde, 53N şişesinin laboratuvarda tek başına kontamine olmuş olmasının da mümkün olduğu savunuldu.</p>

<p>Dolayısıyla bugün tarihsel olarak söylenebilecek en güvenli sonuç şudur:</p>

<p><strong>Mulkowal’daki tetanoz vakalarının 53N numaralı şişeyle bağlantısı açıktır; ancak şişenin tam olarak nerede ve nasıl kontamine olduğu kesin biçimde ortaya konulamamıştır.</strong></p>

<p>Haffkine’in itibarının iade edilmesinin temel nedeni de kontaminasyonun kaynağının kesin olarak bulunması değil, onu kişisel olarak suçlayan ilk soruşturmanın yeterince güçlü kanıta dayanmadığının anlaşılmasıydı.</p>

<h2>1925’te Laboratuvara Onun Adı Verildi</h2>

<p>Haffkine’in Bombay’da veba aşısı çalışmalarını yürüttüğü Plague Research Laboratory’nin adı 1905’te <strong>Bombay Bacteriological Laboratory</strong> olarak değiştirildi.</p>

<p>Mulkowal olayından yaklaşık 23 yıl sonra, 1925’te kurum bu kez <strong>Haffkine Institute</strong> adıyla yeniden adlandırıldı.</p>

<p>Bir zamanlar aynı kurumda yaşanan olay nedeniyle suçlamaların hedefi haline gelen bilim insanının adı artık laboratuvarın üzerinde yer alıyordu.</p>

<p>Haffkine 1930 yılında yaşamını yitirdi.</p>

<p>Bugün özellikle kolera ve veba aşılarının erken gelişim dönemindeki öncü bilim insanlarından biri olarak anılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Mulkowal Olayı Günümüz Aşıları Hakkında Ne Söylüyor?</h2>

<p>1902’deki Mulkowal olayını günümüzde kullanılan aşılarla doğrudan karşılaştırmak bilimsel olarak doğru değil.</p>

<p>Olay, 20. yüzyılın başındaki üretim, sterilizasyon, taşıma, saklama ve saha uygulama koşullarında meydana geldi.</p>

<p>Modern aşı üretiminde ise steril üretim sistemleri, seri kontrolleri, kalite güvence süreçleri, soğuk zincir uygulamaları, farmakovijilans ve çok katmanlı düzenleyici denetimler bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle Mulkowal olayı günümüz aşılarının güvenliği hakkında doğrudan bir çıkarım yapmak için kullanılamaz.</p>

<p>Vaka esas olarak tıbbi ürün güvenliğinde üretimden hastaya uygulama anına kadar bütün sürecin tek bir güvenlik zinciri olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteren erken dönem örneklerinden biri.</p>

<p>Aynı zamanda bilim tarihinin daha genel bir dersini de taşıyor:</p>

<p>Bir felaket meydana geldiğinde sorumluyu belirlemek hızlı olabilir.</p>

<p>Ancak <strong>olayın nerede, nasıl ve neden meydana geldiğini bilimsel kanıtlarla göstermek çok daha zordur.</strong></p>

<p>Haffkine’in Mulkowal dramını 120 yılı aşkın süre sonra hâlâ ilginç kılan da tam olarak bu belirsizlik.</p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<ul>
 <li>
 <p>Barbara J. Hawgood — <i>Waldemar Mordecai Haffkine, CIE (1860–1930): Prophylactic Vaccination Against Cholera and Bubonic Plague in British India</i> — Journal of Medical Biography, 2007.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ronald Ross — <i>The Inoculation Accident at Mulkowal</i> — Nature, 1907.</p>
 </li>
 <li>
 <p>James Cantlie — <i>A Study of the Evidence as to the Source of the Infection Which Caused the Cases of Tetanus at Mulkowal, Punjab, India, During Inoculation Against Plague in October, 1902</i> — Journal of Tropical Medicine and Hygiene, 1907.</p>
 </li>
 <li>
 <p><i>The Mulkowal Disaster</i> — The Lancet, 1907.</p>
 </li>
 <li>
 <p>W. M. Haffkine Collection — U.S. National Library of Medicine, History of Medicine Division.</p>
 </li>
 <li>
 <p>British House of Commons — <i>Tetanus in the Punjab</i> — Parliamentary Debates, 1907.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Graham S. Wilson — <i>The Hazards of Immunization</i> — 1967.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/asi-felaketiyle-suclandi-yillar-sonra-itibari-iade-edildi-haffkinein-mulkowal-drami</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 18:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/haffkine-mulkowal-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="56028"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Riyad Mahrez İçin Çorum FK İddiasına Fransa’dan Ters Haber]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/riyad-mahrez-icin-corum-fk-iddiasina-fransadan-ters-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/riyad-mahrez-icin-corum-fk-iddiasina-fransadan-ters-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Riyad Mahrez’in Çorum FK’dan yüksek maaşlı teklif aldığı iddiasının ardından Fransa’dan çelişkili bir haber geldi. Foot Mercato’dan Santi Aouna, Çorum FK’nın yıldız futbolcuya şu ana kadar resmi bir teklif sunmadığını bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Transfer döneminin en şaşırtıcı iddialarından biri Riyad Mahrez ile Arca Çorum FK arasında yaşanıyor.</p>

<p>Fransız L’Équipe, 29 Ağustos gecesi yayımladığı haberinde Süper Lig’in yeni ekibi Çorum FK’nın, Al-Ahli’den ayrıldıktan sonra serbest durumda bulunan 35 yaşındaki Cezayirli yıldıza yüksek maaşlı bir teklif yaptığını ileri sürdü.</p>

<p>Ancak bu haberin ardından Fransa’dan gelen yeni bilgi transfer dosyasının seyrini değiştirdi.</p>

<p>Foot Mercato: Çorum FK’dan teklif yok</p>

<p>Foot Mercato’dan transfer gazetecisi Santi Aouna, 30 Ağustos sabahı yayımladığı haberinde Mahrez’in geleceğine ilişkin farklı bir bilgi paylaştı.</p>

<p>Aouna’nın haberine göre, kamuoyuna yansıyan iddiaların aksine Çorum FK şu ana kadar Riyad Mahrez’e somut bir teklif sunmadı.</p>

<p>Haberde Mahrez ile ilişkilendirilen Al-Wahda’nın da oyuncuya resmi teklif yapmadığı belirtildi.</p>

<p>Bu nedenle Mahrez-Çorum FK dosyasında şu an iki önemli Fransız kaynağından birbiriyle çelişen bilgiler bulunuyor.</p>

<p>L’Équipe “yüksek maaşlı teklif” demişti</p>

<p>İddianın çıkış noktası L’Équipe oldu.</p>

<p>Fransız gazetesi, Mahrez’in birçok kulüpten ilgi gördüğünü ve Çorum FK’nın oyuncuyu Türkiye’ye getirmek için yüksek maaş içeren bir teklif sunduğunu yazdı.</p>

<p>Haberde Çorum FK’nın, daha önce kadrosuna kattığı Cengiz Ünder transferinin ardından Mahrez ile daha büyük bir hamle yapmak istediği öne sürüldü.</p>

<p>İddia kısa süre içerisinde Türkiye’de de yayıldı ve Çorum yerel basınının ardından ulusal yayınlara taşındı.</p>

<p>İki Fransız kaynağından farklı bilgi</p>

<p>Transferin mevcut durumunda kritik nokta tam olarak burada.</p>

<p>L’Équipe: Çorum FK’nın Mahrez’e önemli bir mali teklif yaptığını bildiriyor.</p>

<p>Foot Mercato: Çorum FK’dan Mahrez’e herhangi bir teklif ulaşmadığını bildiriyor.</p>

<p>Dolayısıyla mevcut bilgilerle “Çorum FK, Mahrez’e resmi teklif yaptı” ifadesini kesin bir gelişme olarak kullanmak doğru görünmüyor.</p>

<p>Bununla birlikte Foot Mercato’nun haberi, Çorum FK ile Mahrez arasında hiçbir ilgi veya temas bulunmadığını da kesin biçimde ortaya koymuyor. Haberde özellikle somut teklif yapılmadığı belirtiliyor.</p>

<p>Mahrez serbest oyuncu durumunda</p>

<p>Mahrez’in transferini cazip hale getiren en önemli ayrıntılardan biri bonservisinin elinde bulunması.</p>

<p>Al-Ahli ile üç sezonluk dönemini tamamlayan Cezayirli yıldız serbest oyuncu durumunda ve yeni kulübünü seçme hakkına sahip.</p>

<p>Manchester City ve Leicester City ile İngiltere’de büyük başarılar yaşayan Mahrez, kariyerinin bu bölümünde önündeki seçenekleri değerlendiriyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çorum FK cephesinde gözler resmi açıklamada</p>

<p>Mahrez gibi dünya çapında tanınan bir futbolcunun Süper Lig’in yeni ekibiyle anılması transfer döneminin dikkat çekici dosyalarından birini oluşturdu.</p>

<p>Ancak Fransa’dan gelen birbirine zıt bilgiler nedeniyle haberin mevcut aşamasında ihtiyatlı olmak gerekiyor.</p>

<p>Çorum FK’nın gerçekten Mahrez veya temsilcileriyle görüşüp görüşmediğinin netleşmesi için kulüp, oyuncu ya da menajer cephesinden gelecek doğrudan açıklamalar belirleyici olacak.</p>

<p>Şimdilik kesin olan nokta şu: Mahrez serbest durumda, ancak Çorum FK’nın resmi teklif yaptığı konusunda güçlü Fransız kaynakları birbiriyle çelişiyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>L’Équipe<br />
Foot Mercato<br />
Santi Aouna</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/riyad-mahrez-icin-corum-fk-iddiasina-fransadan-ters-haber</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 18:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/futbol-kulis/i-m-g-5581.jpeg" type="image/jpeg" length="69374"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pürüzsüz Tıraşın Sırrı Jilette Değil: Dermatologların Önerdiği Doğru Sıralama]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/puruzsuz-tirasin-sirri-jilette-degil-dermatologlarin-onerdigi-dogru-siralama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/puruzsuz-tirasin-sirri-jilette-degil-dermatologlarin-onerdigi-dogru-siralama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıraş sonrası kızarıklık, yanma ve batık kıllar çoğu zaman yanlış teknikten kaynaklanıyor. Ilık su, kayganlaştırıcı ürün, keskin jilet ve kıl yönüne uygun hareket tahrişi azaltabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pürüzsüz Tıraş İçin Doğru Yöntem: Jilet Yanığı ve Batık Kılları Azaltan 7 Adım</p>

<p>Tıraş sırasında cildin tahriş olmasını önlemenin temel yolu; kılları ılık suyla yumuşatmak, tıraş kremi veya jeli kullanmak ve ilk geçişi kılların uzama yönünde yapmaktır. Kör jilet, fazla baskı ve aynı bölgeden tekrar tekrar geçmek ise kızarıklık, kesik ve batık kıl riskini artırabilir.</p>

<p>Yüz, boyun, koltuk altı veya bacak fark etmeksizin aynı temel kurallar uygulanabilir. Ancak kılların çıkış yönü vücudun her bölgesinde, hatta yüzün farklı noktalarında değişebileceği için tıraştan önce büyüme yönünü kontrol etmek gerekir.</p>

<p>Tıraştan Önce Kılları Yumuşatın</p>

<p>Tıraşa duşun sonunda başlamak ya da bölgeye birkaç dakika ılık ve nemli bir bez uygulamak kılların yumuşamasına yardımcı olur. Yumuşayan kıllar daha kolay kesilir ve jiletin cilt üzerinde çekiştirme yapma olasılığı azalır.</p>

<p>Cilt, sertçe ovalanmadan nazik bir temizleyiciyle arındırılabilir. Hafif peeling ölü deri birikimini azaltabilir; ancak hassas, iltihaplı veya yaralı cilde sert kese ve aşındırıcı ürün uygulanmamalıdır.</p>

<p>Sabun Yerine Tıraş Kremi veya Jel Kullanın</p>

<p>Yalnızca sabun ve suyla tıraş olmak bazı kişilerde cildin kurumasına ve jiletin rahat kaymamasına neden olabilir. Nemlendirici özellik taşıyan tıraş kremi veya jel, jilet ile cilt arasında koruyucu bir kayganlık sağlar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hassas veya kuru cilde sahip kişilerin parfümsüz ve hassas ciltler için geliştirilmiş ürünleri tercih etmesi daha uygun olabilir. Ürünü uyguladıktan sonra kısa süre beklemek, sert kılların biraz daha yumuşamasını sağlayabilir.</p>

<p>İlk Geçiş Kılların Çıkış Yönünde Olmalı</p>

<p>Jilet ilk geçişte kılların uzadığı yönde hareket ettirilmelidir. Ters yönde tıraş daha yakın bir sonuç verebilse de jilet yanığı, tahriş ve kıl dönmesi olasılığını yükseltebilir.</p>

<p>Yüz kılları çoğunlukla yanaktan çeneye doğru uzarken boyundaki kıllar farklı yönlerde çıkabilir. Bu nedenle tüm yüzü tek yönde tıraş etmek yerine her bölgenin kıl haritasına göre hareket etmek gerekir.</p>

<p>Jilete Fazla Baskı Uygulamayın</p>

<p>Keskin bir jiletin kılları almak için güçlü baskıya ihtiyacı yoktur. Jileti bastırmak, cildin üst tabakasında daha fazla sürtünmeye ve küçük kesilere yol açabilir.</p>

<p>Kısa ve kontrollü hareketler kullanılmalı, mümkünse aynı noktadan defalarca geçilmemelidir. Her hareketten sonra jileti durulamak, bıçakların kıl ve ürün artıklarıyla tıkanmasını önler.</p>

<p>Daha Yakın Tıraş Her Cilt İçin Uygun Değil</p>

<p>İkinci geçişi kılların ters yönünde yapmak daha pürüzsüz bir sonuç sağlayabilir. Ancak batık kıl, sivilce benzeri kabarıklık veya sık tahriş yaşayanların bu uygulamadan kaçınması daha güvenlidir.</p>

<p>Kıvırcık ve kalın kıllar kesildikten sonra cilde doğru kıvrılmaya daha yatkın olabilir. Sık sık tıraş kabarcığı yaşayan kişiler tek veya çift bıçaklı jilet ya da kılları cilt seviyesinin biraz üzerinde bırakan elektrikli cihazları değerlendirebilir.</p>

<p>Tıraştan Sonra Cildi Nemlendirin</p>

<p>Tıraş tamamlandığında ürün kalıntıları ılık suyla temizlenebilir, ardından serin ve nemli bir bezle cilt rahatlatılabilir. Soğuk su gözenekleri kalıcı biçimde kapatmaz; serin uygulamanın temel yararı sıcaklık ve yanma hissini hafifletebilmesidir.</p>

<p>Cilt havluyla ovalanmak yerine hafifçe tamponlanarak kurulanmalıdır. Ardından parfüm ve yoğun alkol içermeyen bir nemlendirici uygulanması kuruluk, pullanma ve gerginlik hissini azaltabilir.</p>

<p>Güneş Korumasını İhmal Etmeyin</p>

<p>Yeni tıraş edilmiş cilt güneşe ve tahriş edici çevresel etkenlere karşı daha hassas hissedilebilir. Açıkta kalan bölgelere geniş spektrumlu, en az 30 koruma faktörlü güneş koruyucu uygulanması önerilir.</p>

<p>Uzun süre güneşte kalınacaksa tıraş ile yoğun güneş maruziyeti arasında mümkünse zaman bırakılmalıdır. Güneş koruyucu terleme, yüzme ve ürün talimatına göre yenilenmelidir.</p>

<p>Jilet Kaç Tıraşta Değiştirilmeli?</p>

<p>Tek bir değişim süresi herkes için geçerli değildir; kıl yapısı, tıraş edilen alan ve kullanım sıklığı bıçağın ömrünü etkiler. Dermatoloji uzmanları, tek kullanımlık jilet veya kartuşların çoğunlukla yaklaşık 5 ila 7 tıraştan sonra değiştirilmesini öneriyor.</p>

<p>Jilet kılları çekmeye başladıysa, temiz sonuç için daha fazla baskı gerekiyorsa veya tahriş arttıysa kullanım sayısına bakılmadan yenilenmelidir. Pas, çatlak veya kırık görülen bıçak kesinlikle kullanılmamalıdır.</p>

<p>Jileti Duşta Bırakmayın ve Paylaşmayın</p>

<p>Jilet kullanımdan sonra iyice durulanmalı ve tamamen kuruyabileceği temiz bir yerde saklanmalıdır. Sürekli nemli duş ortamında bırakılması, bıçakta bozulmaya ve mikroorganizmaların çoğalmasına elverişli koşullara neden olabilir.</p>

<p>Jilet kişisel kullanım ürünüdür ve başkalarıyla paylaşılmamalıdır. Tıraş sırasında oluşabilen gözle görülmeyen küçük cilt hasarları, kan ve cilt yoluyla taşınabilen enfeksiyonların aktarılmasına zemin hazırlayabilir.</p>

<p>Ne Zaman Dermatoloğa Başvurulmalı?</p>

<p>Tekniğin düzeltilmesine rağmen sürekli tekrarlayan, ağrılı veya iz bırakan tıraş kabarcıkları dermatolog tarafından değerlendirilmelidir. Bu görünüm batık kılın yanı sıra kıl kökü iltihabı ya da başka bir deri sorunundan kaynaklanabilir.</p>

<p>Artan ağrı, irinli kabarcıklar, yayılan kızarıklık, belirgin şişlik veya ateş gelişmesi enfeksiyon belirtisi olabilir. Bu durumda bölgeyi yeniden tıraş etmek yerine sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cleveland Clinic, Pürüzsüz Tıraş İçin Dermatolog Önerileri<br />
2. Amerikan Dermatoloji Akademisi, Doğru Tıraş ve Jilet Kabarcıklarını Önleme Önerileri<br />
3. Amerikan Dermatoloji Akademisi, Erkekler İçin Cilt Bakımı ve Tıraş Tekniği </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/puruzsuz-tirasin-sirri-jilette-degil-dermatologlarin-onerdigi-dogru-siralama</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 18:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9412.jpeg" type="image/jpeg" length="94019"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Oral Çelik Hayatını Kaybetti: Yakın Tarihin Tartışmalı İsmi 67 Yaşındaydı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/oral-celik-hayatini-kaybetti-yakin-tarihin-tartismali-ismi-67-yasindaydi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/oral-celik-hayatini-kaybetti-yakin-tarihin-tartismali-ismi-67-yasindaydi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Abdi İpekçi cinayeti ile Papa II. Jean Paul’e yönelik suikast girişimi kapsamında adı gündeme gelen ve her iki dosyada da beraat eden eski Malatyaspor Başkanı Oral Çelik, geçirdiği beyin kanamasının ardından tedavi gördüğü Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde 67 yaşında hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Oral Çelik Hayatını Kaybetti: Yakın Tarihin Tartışmalı İsmi 67 Yaşındaydı</p>

<p>Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki tartışmalı olaylarla adı anılan Oral Çelik yaşamını yitirdi. Çelik’in, geçirdiği beyin kanamasının ardından Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Yoğun Bakım Servisi’nde bir süredir tedavi altında olduğu bildirildi.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre evinde bulunduğu sırada rahatsızlanan Çelik, hastaneye kaldırılarak yoğun bakıma alındı. Yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayan Çelik’in 30 Ağustos 2026 sabahı hayatını kaybettiği belirtildi.</p>

<p>Çelik’in ölüm haberine ilişkin bilgiler farklı medya kuruluşlarınca paylaşılırken, cenaze programına dair henüz ayrıntılı bir açıklama yayımlanmadı.</p>

<p>Oral Çelik kimdir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Oral Çelik, 1959 yılında Malatya’nın Hekimhan ilçesine bağlı Girmana’da dünyaya geldi. Kamuoyunda özellikle 1970’li ve 1980’li yıllarda yaşanan ve Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran olaylarla gündeme geldi.</p>

<p>Gazeteci ve Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi’nin 1 Şubat 1979’da öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma ve yargılama sürecinde Çelik’in adı Mehmet Ali Ağca ile birlikte anıldı. Çelik, cinayetin planlanmasına ve Ağca’ya silah sağlanmasına katıldığı iddialarıyla yargılandı.</p>

<p>İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Mayıs 1999 tarihli kararında, kesin ve yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle Oral Çelik’in beraatine hükmetti. Bu nedenle Çelik’in olayla bağlantısına ilişkin anlatımlarda, suçlamaların mahkûmiyetle sonuçlanmadığının özellikle belirtilmesi gerekiyor.</p>

<p>Papa suikastı dosyasında da adı geçti</p>

<p>Oral Çelik’in adı, Mehmet Ali Ağca’nın 13 Mayıs 1981’de Vatikan’daki Aziz Petrus Meydanı’nda Papa II. Jean Paul’e düzenlediği silahlı saldırının ardından da gündeme geldi.</p>

<p>İtalyan soruşturma makamları ve bazı tanıklar, Çelik’in saldırı sırasında meydanda bulunduğunu ve ikinci silahlı kişi olduğunu ileri sürdü. Çelik ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti. İtalya’da bu dosya kapsamında yargılanan Çelik, delil yetersizliği nedeniyle beraat etti.</p>

<p>Dolayısıyla Çelik’in hem Abdi İpekçi cinayetindeki hem de Papa suikastı girişimindeki rolüne ilişkin çok sayıda iddia ortaya atılmış olsa da bu suçlamalar hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmuyor.</p>

<p>Yıllar sonra Türkiye’ye getirildi</p>

<p>Çelik, uzun süre Avrupa’da yaşadı. Sahte kimlik ve uyuşturucu kaçakçılığına ilişkin süreçlerde Fransa, İtalya ve İsviçre’de gözaltına alındığı veya yargılandığı belirtildi. Türkiye’nin iade talebinin ardından 1996 yılında ülkeye getirildi.</p>

<p>Türkiye’de Abdi İpekçi cinayeti başta olmak üzere çeşitli suçlamalarla yeniden hâkim karşısına çıkan Çelik, bazı dosyalarda zamanaşımı, İpekçi dosyasında ise delil yetersizliği gerekçesiyle beraat etti.</p>

<p>Malatyaspor başkanlığı yaptı</p>

<p>Oral Çelik, siyasi ve adli dosyaların yanı sıra spor yöneticiliğiyle de gündeme geldi. 1998 yılında yapılan kongrede Malatyaspor Kulübü Başkanlığına seçildi.</p>

<p>Daha sonraki yıllarda iş insanı kimliğiyle faaliyet gösteren Çelik, Türkiye’nin yakın tarihindeki olaylara ilişkin çeşitli açıklamalar yaptı. Abdi İpekçi cinayeti ve Papa suikastı girişimi hakkındaki iddialar ise ölümüne kadar kamuoyunda tartışılmayı sürdürdü.</p>

<p>Araştırma notu</p>

<p>Oral Çelik’in ölümü ve tedavi gördüğü hastaneye ilişkin bilgiler birden fazla güncel medya kaynağında yer alıyor. Ancak araştırma sırasında ailesi veya Hacettepe Üniversitesi Hastanesi tarafından yayımlanmış ayrıntılı bir resmî açıklamaya ulaşılamadı. Bu nedenle cenaze programı ve tedavi sürecine ilişkin ek ayrıntıların resmî duyuruyla kesinleşmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/oral-celik-hayatini-kaybetti-yakin-tarihin-tartismali-ismi-67-yasindaydi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 17:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9411.jpeg" type="image/jpeg" length="39472"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fırına Gerek Yok: Tavada Yalancı Beyti Tarifi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/firina-gerek-yok-tavada-yalanci-beyti-tarifi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/firina-gerek-yok-tavada-yalanci-beyti-tarifi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fırına ihtiyaç duymadan hazırlanabilen tavada yalancı beyti; baharatlı kıymalı harcı, kızarmış lavaşı, domates sosu ve sarımsaklı yoğurduyla sofraya hem lezzet hem de gösterişli bir sunum getiriyor. Evde bulunan temel malzemelerle hazırlayabileceğiniz bu pratik tarif, “Akşam ne pişirsem?” diyenler için güçlü bir seçenek sunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk mutfağının sevilen kebaplarından beyti, ev şartlarına uyarlanan pratik tarifleriyle sofralarda kendine yer buluyor. Hazır lavaş kullanılarak hazırlanan tavada yalancı beyti; fazla uğraştırmadan doyurucu ve gösterişli bir akşam yemeği yapmak isteyenlere hitap ediyor.</p>

<p>Baharatlarla lezzetlendirilen kıymalı harç önce tavada pişiriliyor. Ardından lavaşa sarılarak dilimleniyor ve hafifçe kızartılıyor. Domates sosu ile sarımsaklı yoğurdun eklenmesiyle ortaya lokanta sunumlarını aratmayan bir tabak çıkıyor.</p>

<p>TAVADA YALANCI BEYTİ İÇİN GEREKLİ MALZEMELER</p>

<p>Kıymalı harç için:</p>

<p>• 400 gram orta yağlı kıyma<br />
• 1 adet orta boy kuru soğan<br />
• 1 adet yeşil biber<br />
• 1 adet kapya biber<br />
• 1 diş sarımsak<br />
• 1 yemek kaşığı domates salçası<br />
• 2 yemek kaşığı sıvı yağ<br />
• 1 çay kaşığı kırmızı toz biber<br />
• Yarım çay kaşığı kimyon<br />
• Yarım çay kaşığı karabiber<br />
• Yeteri kadar tuz<br />
• 3 adet büyük lavaş</p>

<p>Domates sosu için:</p>

<p>• 1 yemek kaşığı tereyağı<br />
• 1 yemek kaşığı domates salçası<br />
• 1 su bardağı rendelenmiş domates<br />
• Yarım çay bardağı sıcak su<br />
• Bir tutam tuz<br />
• İsteğe göre pul biber</p>

<p>Yoğurtlu sos için:</p>

<p>• 1,5 su bardağı yoğurt<br />
• 1 diş ezilmiş sarımsak<br />
• Bir tutam tuz</p>

<p>Üzeri ve servis için:</p>

<p>• 1 yemek kaşığı tereyağı<br />
• Kıyılmış maydanoz<br />
• Közlenmiş domates ve biber</p>

<p>TAVADA YALANCI BEYTİ NASIL YAPILIR?</p>

<p>Öncelikle kuru soğanı, yeşil biberi ve kapya biberi küçük küpler hâlinde doğrayın. Geniş bir tavaya sıvı yağı alın ve soğanları hafifçe yumuşayana kadar kavurun. Biberleri ekleyerek birkaç dakika daha pişirin.</p>

<p>Kıymayı tavaya ilave edin. Topaklanmaması için tahta kaşıkla sürekli karıştırarak suyunu salıp yeniden çekene kadar kavurun. Sarımsak, salça, tuz ve baharatları ekleyin. Harcı iki veya üç dakika daha pişirdikten sonra ocaktan alın.</p>

<p>Kıymalı harcın lavaşı yumuşatmaması için birkaç dakika dinlenmesini bekleyin. Lavaşı tezgâha serin ve harcı her tarafına eşit gelecek şekilde yayın. Kenarlarını hafifçe içeri katladıktan sonra lavaşı sıkı bir rulo hâlinde sarın.</p>

<p>Hazırladığınız ruloları yaklaşık iki parmak genişliğinde dilimleyin. Yapışmaz tavayı çok az yağlayın. Beyti dilimlerini kesik yüzeyleri tavaya değecek şekilde yerleştirin ve orta ateşte iki tarafını da kontrollü biçimde kızartın.</p>

<p>DOMATES SOSU NASIL HAZIRLANIR?</p>

<p>Küçük bir sos tenceresinde tereyağını eritin. Salçayı ekleyerek kokusu çıkana kadar kısa süre kavurun. Rendelenmiş domatesi, sıcak suyu ve tuzu ilave edin.</p>

<p>Sosu kısık ateşte hafifçe koyulaşana kadar pişirin. Daha acılı bir lezzet isteyenler bu aşamada pul biber ekleyebilir. Sosun çok katı olması durumunda birkaç yemek kaşığı sıcak suyla kıvamını açabilirsiniz.</p>

<p>SARIMSAKLI YOĞURTLA LEZZETİ TAMAMLAYIN</p>

<p>Yoğurdu bir kâsede ezilmiş sarımsak ve tuzla karıştırın. Yoğurdun kesilmemesi ve sulanmaması için çok soğuk kullanmamaya dikkat edin.</p>

<p>Servis tabağına önce sarımsaklı yoğurdun bir bölümünü yayın. Kızarmış beyti dilimlerini üzerine dizin. Sıcak domates sosunu dilimlerin üzerinden gezdirin. Son olarak kızdırılmış tereyağı ve kıyılmış maydanoz ekleyin.</p>

<p>TARİFİN PÜF NOKTALARI</p>

<p>Kıymalı harcın sulu kalması lavaşın yırtılmasına ve ruloların dağılmasına neden olabilir. Bu nedenle kıymayı suyunu tamamen çekene kadar kavurmak önem taşıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Harcı lavaşın üzerine çok sıcakken yaymayın. Ilınan harç, lavaşın hamurlaşmasını önler ve daha kolay sarılmasını sağlar.</p>

<p>Ruloların açılmaması için lavaşı mümkün olduğunca sıkı sarın. Dilimleri keserken keskin bir bıçak kullanın ve fazla bastırmamaya özen gösterin.</p>

<p>Beyti dilimlerini yüksek ateşte kızartmak lavaşın dışını hızla yakabilir. Orta ateş, hem dış yüzeyin çıtırlaşmasını hem de iç kısmın dengeli biçimde ısınmasını sağlar.</p>

<p>Yoğurt ile sıcak domates sosunu servis anında birleştirin. Böylece lavaşlar erkenden yumuşamaz ve beytinin hafif çıtır dokusu korunur.</p>

<p>YALANCI BEYTİNİN YANINA NE YAKIŞIR?</p>

<p>Tavada yalancı beyti tek başına doyurucu bir ana yemek olsa da közlenmiş domates ve biberle servis edilebilir. Mevsim salatası, gavurdağı salatası veya sumaklı soğan da tabağın lezzet dengesini güçlendirebilir.</p>

<p>Daha zengin bir sofra hazırlamak isteyenler yemeğin yanında bulgur pilavı ya da az miktarda pirinç pilavı sunabilir. İçecek olarak ayran, yemeğin baharatlı ve soslu yapısıyla uyumlu bir tercih olacaktır.</p>

<p>ÖNCEDEN HAZIRLANABİLİR Mİ?</p>

<p>Kıymalı harç bir gün önceden hazırlanarak buzdolabında saklanabilir. Servise yakın zamanda lavaşa sarılması ve tavada kızartılması, yemeğin dokusunu daha iyi korur.</p>

<p>Hazırlanan rulolar hemen pişirilmeyecekse üzerleri kapatılarak kısa süre buzdolabında bekletilebilir. Ancak domates sosu ve yoğurdun servis sırasında eklenmesi gerekir. Böylece lavaşların fazla yumuşaması önlenir.</p>

<p>Tavada yalancı beyti; kolay bulunan malzemeleri, pratik hazırlanışı ve iştah açıcı sunumuyla hem aile yemeklerine hem de misafir sofralarına uyarlanabilecek bir tarif olarak öne çıkıyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/firina-gerek-yok-tavada-yalanci-beyti-tarifi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 17:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9409.jpeg" type="image/jpeg" length="79838"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Girne’de 267 Kişilik Gemi Battı: Kırmızı Bayrağa Rağmen Sefer Neden Yapıldı?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/girnede-267-kisilik-gemi-batti-kirmizi-bayraga-ragmen-sefer-neden-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/girnede-267-kisilik-gemi-batti-kirmizi-bayraga-ragmen-sefer-neden-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Girne açıklarında 259 yolcu ve 8 mürettebatın bulunduğu FiloJet alabora oldu. Yaklaşık 200 kişinin kurtarıldığını açıklayan Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul, henüz ulaşılamayan yaklaşık 70 kişinin bulunduğunu bildirdi. Yolcuların “Gemi su alıyordu, kaptanı uyardık” iddiası ise ihmale ilişkin ciddi soruları gündeme getirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Girne’de 267 Kişilik Gemi Battı: Kırmızı Bayrağa Rağmen Sefer Neden Yapıldı?</p>

<p>Girne açıklarında Filo Denizcilik’e ait yüksek hızlı yolcu gemisi FiloJet’in su alarak alabora olması, yüzlerce kişinin denizde yaşam mücadelesi verdiği büyük bir kurtarma operasyonuna dönüştü.</p>

<p>KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın Türk Ajansı Kıbrıs’a verdiği bilgiye göre gemide 259 yolcu ve 8 mürettebat olmak üzere toplam 267 kişi bulunuyordu.</p>

<p>İlk haberlerde 270 ve 279 gibi farklı rakamlar paylaşılmıştı. Ancak resmî makamlara dayandırılan son sayı 267 olarak açıklandı.</p>

<p>Yolcular ters dönen geminin üzerine çıktı</p>

<p>Kıyıdan yaklaşık 4 mil açıkta su almaya başlayan katamaran tipi gemi, kısa süre içerisinde yan yatarak ters döndü. Can yeleklerini giyen yolcuların bir bölümü denize atlarken, çok sayıda kişi geminin su üzerinde kalan gövdesine çıktı.</p>

<p>Bölgeden gelen görüntülerde yolcuların ters dönmüş geminin üzerinde toplandığı, bazı kişilerin ise can yelekleriyle denizde kurtarılmayı beklediği görüldü.</p>

<p>Kurtarma çalışmalarına KKTC ve Türkiye’nin Sahil Güvenlik unsurlarının yanı sıra helikopterler, Akgünler’e ait Express gemisi, sivil tekneler ve bölgedeki özel deniz araçları katıldı.</p>

<p>Şenkul: Yaklaşık 200 kişiyi kurtardık</p>

<p>Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul, kurtarma çalışmalarında yaklaşık 200 kişiye ulaşıldığını açıkladı.</p>

<p>Şenkul, henüz ulaşılamayan yaklaşık 70 yolcu bulunduğunu belirterek operasyonun aralıksız sürdüğünü bildirdi.</p>

<p>Bu rakamların kurtarma operasyonu devam ederken paylaşılan yaklaşık sayılar olduğu unutulmamalı. Gemideki resmî toplamın 267 olarak açıklanması nedeniyle kurtarılan, hastaneye kaldırılan ve henüz tahliye edilemeyen kişilere ilişkin kesin tablonun ortak resmî açıklamayla netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>“Henüz ulaşılamadı” ifadesi, söz konusu kişilerin tamamının kayıp veya hayatını kaybetmiş olduğu anlamına gelmiyor. Yolcuların bir bölümünün ters dönen geminin gövdesinde veya kurtarma araçlarına aktarılmayı beklediği değerlendiriliyor.</p>

<p>Yolculardan ihmal iddiası: Kaptanı uyardık</p>

<p>Kazadan kurtarılan bazı yolcular, geminin alabora olmasından önce içeriye su girdiğini fark ettiklerini ileri sürdü.</p>

<p>Yolcular, geminin su aldığını kaptana ve mürettebata bildirdiklerini ancak uyarılarının başlangıçta yeterince önemsenmediğini iddia etti.</p>

<p>Bu anlatım henüz kaptan, işletmeci şirket veya soruşturmayı yürüten makamlar tarafından doğrulanmadı. Bununla birlikte iddianın, kazaya ilişkin incelemenin en önemli başlıklarından biri olması bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yolcu ifadelerinin doğru çıkması hâlinde şu soruların yanıtlanması gerekecek:</p>

<ul>
 <li>Geminin su aldığı ilk olarak saat kaçta fark edildi?</li>
 <li>Kaptana ve mürettebata ilk uyarı ne zaman yapıldı?</li>
 <li>Uyarının ardından geminin hangi bölümleri kontrol edildi?</li>
 <li>Su alma alarmı ve tahliye pompaları çalışıyor muydu?</li>
 <li>Geri dönme veya en yakın güvenli noktaya yönelme kararı neden alınmadı?</li>
 <li>Yolculara can yeleği giyme ve gemiyi terk etme talimatı ne zaman verildi?</li>
</ul>

<p>Kırmızı bayrak çekilmişti</p>

<p>Kazadan önce Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul, alınan hava raporları doğrultusunda bölgede denize girilmemesi gerektiğini açıklamıştı.</p>

<p>Şenkul, Girne’deki bütün plajlarda kırmızı bayrak çekildiğini; yağışın saat 13.00 sıralarında şiddetlenmesinin ve rüzgârın gün boyunca etkisini sürdürmesinin beklendiğini bildirmişti.</p>

<p>Kırmızı bayrak uygulaması tek başına ticari gemi seferlerinin yasaklandığı anlamına gelmiyor. Ancak olumsuz hava ve deniz koşullarının önceden bilinmesi, FiloJet seferi için yapılan risk değerlendirmesini tartışmaya açıyor.</p>

<p>Gemi sefere çıkmadan önce meteorolojik verilerin kim tarafından değerlendirildiği, liman ve denizcilik makamlarının seyre onay verip vermediği, kaptanın hareket kararını hangi koşullarda aldığı açıklanmalı.</p>

<p>FiloJet’in teknik durumu araştırılmalı</p>

<p>Yerel basında FiloJet’in fiberglas yapıda ve eski bir gemi olduğu yönünde iddialar yer aldı. Bazı haberlerde geminin gövdesinin ağır hasar gördüğü de öne sürüldü.</p>

<p>Ancak geminin yaşına, malzemesinin deniz taşımacılığına uygunluğuna ve gövdesinin ikiye ayrıldığı iddiasına ilişkin henüz resmî bir teknik rapor yayımlanmadı.</p>

<p>Bu nedenle söz konusu iddialar kesinleşmiş bilgi olarak sunulmamalı. Kazanın nedeninin belirlenebilmesi için şu kayıtların incelenmesi gerekiyor:</p>

<ul>
 <li>Geminin son bakım ve havuzlanma tarihi</li>
 <li>Denize elverişlilik ve yolcu taşıma belgeleri</li>
 <li>Gövde ile su geçirmez bölmelerin durumu</li>
 <li>Sintine pompaları ve su alma alarmı</li>
 <li>Acil tahliye sistemleri</li>
 <li>Can yeleği ve can salı sayısı</li>
 <li>Kaptan ile mürettebatın eğitim kayıtları</li>
 <li>Geminin seyir ve haberleşme kayıtları</li>
</ul>

<p>Sahil Güvenlik 15–20 dakikada ulaştı</p>

<p>Bakan Erhan Arıklı, olayın bildirilmesinin ardından Sahil Güvenlik ve Sivil Savunma ekiplerinin harekete geçtiğini, ilk ekiplerin yaklaşık 15–20 dakika içerisinde bölgeye ulaştığını açıkladı.</p>

<p>KKTC Sağlık Bakanlığı da Girne Limanı ile devlet ve özel hastanelerde gerekli hazırlıkların tamamlandığını, mümkün olan en yüksek düzeyde sağlık personelinin görevlendirildiğini bildirdi.</p>

<p>Kurtarılan yolcuların bir bölümü sağlık kontrolü için hastanelere sevk edildi.</p>

<p>Can kaybı sayısı kesinleşmedi</p>

<p>Gazeteci Dr. Sefa Karahasan, ilk belirlemelere göre 6 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri de kazada yaralananlar bulunduğunu ve bazı yolcuların hastaneye sevk edildiğini açıkladı.</p>

<p>Ancak haberin hazırlandığı sırada KKTC Polisi, Sağlık Bakanlığı veya Sahil Güvenlik tarafından can kaybı sayısını kesinleştiren ayrıntılı bir açıklama yayımlanmadı.</p>

<p>Bu nedenle “6 kişi hayatını kaybetti” bilgisi şimdilik resmî teyit bekleyen bir iddia olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Şirketten açıklama bekleniyor</p>

<p>Filo Denizcilik’in kazanın nedeni, geminin teknik durumu, kaptanın aldığı kararlar ve yolcuların ihmal iddiaları hakkında ayrıntılı açıklama yapması bekleniyor.</p>

<p>Kazanın yalnızca olumsuz hava koşullarıyla açıklanıp açıklanamayacağı, geminin neden su aldığı ve acil durum prosedürlerinin zamanında uygulanıp uygulanmadığı teknik inceleme sonucunda ortaya çıkacak.</p>

<p>Kamuoyunun yanıtını beklediği temel soru ise açık:</p>

<p>Olumsuz hava koşullarının önceden bilindiği bir günde 267 kişiyi taşıyan FiloJet sefere neden çıkarıldı ve gemi su almaya başladığında tahliye neden daha erken başlatılmadı?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/girnede-267-kisilik-gemi-batti-kirmizi-bayraga-ragmen-sefer-neden-yapildi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9405.jpeg" type="image/jpeg" length="34859"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eklem Ağrısından Mide Bulantısına: İki Baharatın Bilimsel Karnesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/eklem-agrisindan-mide-bulantisina-iki-baharatin-bilimsel-karnesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/eklem-agrisindan-mide-bulantisina-iki-baharatin-bilimsel-karnesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zerdeçal ve zencefil; iltihaplanma, eklem yakınmaları ve mide bulantısı üzerinde yarar sağlayabilecek bileşikler içeriyor. Ancak birlikte daha etkili oldukları henüz insan çalışmalarında kanıtlanmadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Zerdeçal ve Zencefil Birlikte Tüketilirse Ne Olur?</p>

<p>Aynı bitki ailesinden gelen zerdeçal ve zencefil, mutfaktaki kullanımının yanı sıra sağlık üzerindeki olası etkileriyle de ilgi görüyor. Bilimsel araştırmalar, zencefilin bazı mide bulantısı türlerinde; zerdeçal ve kurkumin ürünlerinin ise diz kireçlenmesine bağlı ağrı ve hareket güçlüğünde destek sağlayabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Ancak iki baharatın birlikte tüketilmesinin tek başına kullanımdan daha güçlü bir etki oluşturduğu henüz nitelikli insan araştırmalarıyla kanıtlanmış değil. Uzmanlar, yemeklerde kullanılan miktarlarla yüksek yoğunluklu takviyelerin aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>ZENCEFİLİN ETKİSİ EN ÇOK BULANTI ÜZERİNDE ARAŞTIRILDI</p>

<p>Zencefil; gingerol, shogaol ve zingeron gibi biyolojik olarak etkin bileşikler içeriyor. Bu maddelerin sindirim sistemi hareketleri, bulantı mekanizmaları ve vücudun iltihaplanma yanıtı üzerinde etkili olabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleyici Sağlık Merkezi, zencefil takviyelerinin gebeliğe bağlı bulantının hafifletilmesine yardımcı olabileceğini bildiriyor. Ameliyat, kemoterapi veya taşıt tutmasına bağlı bulantı üzerindeki araştırma sonuçları ise aynı ölçüde tutarlı değil.</p>

<p>Nguyen Hoang Anh ve çalışma arkadaşlarının 2020 yılında yayımladığı sistematik inceleme, zencefil araştırmalarının önemli bölümünde olumlu sonuçlar bulunduğunu gösterdi. Araştırmacılar; kullanılan ürün, doz ve çalışma yöntemleri arasındaki farklılıklar nedeniyle bulguların dikkatle yorumlanması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Zencefilin bazı araştırmalarda adet sancısı ve diz kireçlenmesine bağlı yakınmaları azaltabildiği de bildirildi. Bu etkilerin doğrulanması ve uygun dozların belirlenmesi için daha geniş klinik araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>ZERDEÇAL EKLEM YAKINMALARINDA DESTEK SAĞLAYABİLİR</p>

<p>Zerdeçalın en fazla incelenen bileşeni kurkumin olarak biliniyor. Kurkuminin laboratuvar ortamında antioksidan özellik gösterdiği ve iltihaplanmayla ilişkili bazı biyolojik yolları etkileyebildiği biliniyor.</p>

<p>James Daily ve çalışma arkadaşlarının 2016 yılında randomize klinik araştırmaları değerlendirdiği sistematik inceleme ve meta-analiz, zerdeçal özleri ile kurkumin ürünlerinin eklem kireçlenmesine bağlı ağrı ve tutukluk üzerinde yarar sağlayabileceğini gösterdi.</p>

<p>İncelemeye alınan çalışmaların önemli bir kısmı küçük katılımcı gruplarıyla yürütüldü. Kullanılan ürünlerin kurkumin miktarları, tedavi süreleri ve emilim özellikleri de birbirinden farklıydı.</p>

<p>Bu nedenle zerdeçalın romatizma ilaçlarının, ağrı kesicilerin veya hekim tarafından düzenlenen tedavilerin yerine geçtiği söylenemez. Mevcut bulgular, kurkumin ürünlerinin bazı hastalarda ancak destekleyici bir seçenek olarak değerlendirilebileceğini gösteriyor.</p>

<p>BİRLİKTE KULLANILDIKLARINDA ETKİLERİ ARTIYOR MU?</p>

<p>Zerdeçal ve zencefil aynı bitki ailesinde yer alsa da farklı etkin bileşiklere sahip. Bu durum, iki baharatın iltihaplanmayla bağlantılı birden fazla biyolojik yol üzerinde birlikte etkili olabileceği düşüncesini doğurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Xiaoqing Zhou ve çalışma arkadaşları tarafından 2022 yılında yürütülen deneysel araştırmalarda, zencefil ile zerdeçal özlerinin bazı iltihaplanma yolları üzerinde birlikte etki gösterebildiği bildirildi. Ancak bu sonuçlar ağırlıklı olarak laboratuvar ve deneysel modellere dayanıyor.</p>

<p>Laboratuvar ortamında görülen ortak etki, insanlarda daha güçlü bir sağlık yararı sağlandığını kanıtlamıyor. İki baharatın birlikte kullanımını tek tek kullanımlarıyla doğrudan karşılaştıran geniş, uzun süreli ve kontrollü insan araştırmaları henüz yeterli değil.</p>

<p>Bu nedenle karışımın hastalıkları tedavi ettiği, bağışıklığı kesin biçimde güçlendirdiği veya vücuttaki iltihabı ortadan kaldırdığı yönündeki iddiaların bilimsel karşılığı bulunmuyor.</p>

<p>KURKUMİNİN EMİLİMİ SINIRLI</p>

<p>Zerdeçaldaki kurkumin, doğal biçimiyle vücut tarafından düşük oranda emiliyor. Bazı takviye ürünlerinde emilimi artırmak amacıyla karabiberde bulunan piperin veya farklı teknolojik formüller kullanılıyor.</p>

<p>Emilimin yükselmesi yalnızca olası yararı artırmayabilir. Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleyici Sağlık Merkezi, yüksek biyoyararlanım sağlayan bazı kurkumin ürünlerinin karaciğer hasarı vakalarıyla ilişkilendirildiğini bildiriyor.</p>

<p>Bu vakalar seyrek görülse de yoğun takviyelerin gelişigüzel kullanılmaması gerekiyor. Ciltte veya gözlerde sararma, koyu renkli idrar, şiddetli halsizlik, iştahsızlık ya da geçmeyen bulantı gelişmesi durumunda ürün bırakılarak sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.</p>

<p>YEMEKTEKİ MİKTAR İLE TAKVİYE AYNI DEĞİL</p>

<p>Zerdeçal ve zencefil; çorbalara, sebze yemeklerine, yoğurda, salata soslarına veya sıcak içeceklere ölçülü miktarlarda eklenebilir. Sağlıklı yetişkinlerin çoğu için yemeklerdeki miktarlarda birlikte tüketilmeleri genellikle güvenli kabul ediliyor.</p>

<p>Kapsül, özüt, toz karışım ve yoğun içeceklerde ise etkin madde miktarı çok daha yüksek olabilir. Ürünlerin içeriği ve emilim özellikleri değişebildiği için herkes için geçerli standart bir zerdeçal-zencefil dozu bulunmuyor.</p>

<p>Takviyeler sağlıklı beslenmenin veya tıbbi tedavinin yerine kullanılmamalı. Daha fazla miktarın mutlaka daha fazla fayda sağlayacağı düşüncesi de yan etki riskini artırabilir.</p>

<p>KİMLER DİKKATLİ OLMALI?</p>

<p>Zencefil ağızdan yüksek miktarda alındığında karın rahatsızlığı, mide yanması, ishal, ağız ve boğaz tahrişine neden olabilir. Zerdeçal ve kurkumin ürünlerinde ise mide bulantısı, reflü, ishal veya kabızlık görülebilir.</p>

<p>Kan sulandırıcı ya da pıhtılaşmayı etkileyen ilaç kullananların, diyabet veya tansiyon tedavisi görenlerin takviye başlamadan önce hekimlerine danışması gerekir. Safra taşı, safra yolu hastalığı veya karaciğer sorunu bulunanlar için de kişisel tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.</p>

<p>Ameliyat hazırlığındaki hastalar kullandıkları bütün bitkisel ürünleri sağlık ekibine bildirmeli. Gebelik ve emzirme döneminde yemeklerde kullanılan miktarlarla yoğun takviye dozları ayrı değerlendirilmelidir.</p>

<p>BİLİMİN VERDİĞİ DENGELİ YANIT</p>

<p>Zencefil bazı bulantı türlerinde, zerdeçal ve kurkumin ürünleri ise belirli eklem yakınmalarında destek sağlayabilir. Her iki baharat da dengeli beslenmeye renk ve aroma katan çeşitli bitkisel bileşikler içeriyor.</p>

<p>Ancak zerdeçal ve zencefil karışımının hastalıkları tedavi ettiği veya ayrı ayrı tüketilmelerinden daha etkili olduğu kanıtlanmış değil. Bilimsel verilerin bugün için desteklediği yaklaşım, bu iki baharatı yemeklerde ölçülü kullanmak ve yoğun takviyeler için sağlık uzmanına danışmak.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleyici Sağlık Merkezi</p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Sağlık Enstitüleri</p>

<p>Nutrients, zencefilin insan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin sistematik inceleme, Nguyen Hoang Anh ve çalışma arkadaşları, 2020</p>

<p>Journal of Medicinal Food, zerdeçal özleri ve kurkuminin eklem kireçlenmesi belirtilerine etkisine ilişkin sistematik inceleme ve meta-analiz, James Daily ve çalışma arkadaşları, 2016</p>

<p>Frontiers in Pharmacology, zencefil ve zerdeçal özlerinin ortak etkilerini inceleyen deneysel araştırma, Xiaoqing Zhou ve çalışma arkadaşları, 2022</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/eklem-agrisindan-mide-bulantisina-iki-baharatin-bilimsel-karnesi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9401.jpeg" type="image/jpeg" length="63076"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="88508"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="29530"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="12827"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="21753"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="75195"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="38315"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
