<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 19 Aug 2026 08:53:56 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Her Gün Şekerli İçecek Tüketenlerde Mide Kanseri Riski 2,45 Kat Yüksek]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/her-gun-sekerli-icecek-tuketenlerde-mide-kanseri-riski-245-kat-yuksek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/her-gun-sekerli-icecek-tuketenlerde-mide-kanseri-riski-245-kat-yuksek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[112 binden fazla kişinin uzun yıllar takip edildiği yeni bir araştırmada, günde en az bir porsiyon şekerle tatlandırılmış içecek tüketenlerde mide kanseri gelişme riskinin, ayda bir porsiyondan az tüketenlere göre 2,45 kat daha yüksek olduğu belirlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uzmanlar, bulgunun önemli olduğunu ancak gözlemsel çalışma nedeniyle doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurulamayacağını vurguluyor.</p>

<p>Günde Bir Bardak Şekerli İçecek Mide Kanseri Riskiyle İlişkilendirildi</p>

<p>Şekerle tatlandırılmış gazlı içecekler ve benzeri ürünlerin sağlık üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmalara dikkat çekici bir yenisi eklendi. Gastro Hep Advances dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı çalışma, düzenli şekerli içecek tüketimi ile mide kanseri görülme riski arasında güçlü bir ilişki bulunduğunu ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmada 1986-2022 yılları arasında takip edilen 112 bin 284 kişinin verileri değerlendirildi. Uzun takip süresince katılımcılar arasında 278 mide kanseri vakası tespit edildi.</p>

<p>Günde 237 mililitre sınırı dikkat çekti</p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, günlük tüketim miktarında ortaya çıktı.</p>

<p>Yaklaşık 237 mililitreye karşılık gelen en az bir porsiyon şekerle tatlandırılmış içeceği her gün tüketenlerde, mide kanseri gelişme riski ayda bir porsiyondan az tüketenlere kıyasla 2,45 kat daha yüksek bulundu.</p>

<p>Bilimsel analizde bu ilişki için hazard oranı 2,45 olarak hesaplanırken yüzde 95 güven aralığının 1,49 ile 4,04 arasında olduğu bildirildi.</p>

<p>Araştırmacılar değerlendirmelerinde yaş, sigara kullanımı, alkol tüketimi, vücut ağırlığı, diyabet ve beslenme alışkanlıkları dahil olmak üzere kanser riskini etkileyebilecek çok sayıda faktörü dikkate aldı.</p>

<p>Kadınlarda daha güçlü ilişki görüldü</p>

<p>Çalışmanın cinsiyete göre yapılan analizinde de dikkat çekici bir farklılık ortaya çıktı.</p>

<p>Günde en az bir porsiyon şekerli içecek tüketimiyle ilişkili mide kanseri riski kadınlarda yaklaşık 3 kat, erkeklerde ise yaklaşık 2 kat düzeyinde hesaplandı.</p>

<p>Kadınlarda hazard oranı 3,04, erkeklerde ise 1,99 olarak belirlendi.</p>

<p>Ancak araştırmacılar bu sonuçların kadınların mutlaka erkeklerden daha fazla risk altında olduğu şeklinde yorumlanmaması gerektiğine işaret ediyor. Alt grup analizlerinde vaka sayılarının azalması nedeniyle sonuçların daha geniş araştırmalarla doğrulanmasına ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>Yapay tatlandırıcılı içeceklerde aynı sonuç görülmedi</p>

<p>Araştırmanın ilginç sonuçlarından biri de yapay tatlandırıcılı içeceklerle ilgiliydi.</p>

<p>Şekerle tatlandırılmış içeceklerde gözlenen ilişkinin aksine, yapay tatlandırıcılı içecek tüketimi ile mide kanseri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir bağlantı tespit edilmedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada ayrıca daha yüksek toplam fruktoz tüketiminin mide kanseri görülme sıklığıyla pozitif ilişki gösterdiği bildirildi.</p>

<p>Şeker mideyi nasıl etkileyebilir?</p>

<p>Araştırma, şekerli içeceklerin mide kanserine hangi mekanizmayla katkıda bulunabileceğini doğrudan kanıtlamıyor.</p>

<p>Bilim insanları yüksek miktarda şeker tüketiminin insülin direnci, yüksek kan şekeri ve insülin seviyeleri, kilo artışı, kronik inflamasyon ve bağırsak mikrobiyotasındaki değişiklikler üzerinden kanser gelişimi için elverişli bir biyolojik ortam oluşturabileceği ihtimali üzerinde duruyor.</p>

<p>Ancak bunlar henüz olası mekanizmalar. Şekerli içeceklerin doğrudan mide kanserine yol açtığını söylemek mevcut verilerle mümkün değil.</p>

<p>“2,45 kat” ne anlama geliyor?</p>

<p>Araştırmadaki en önemli noktalardan biri de risk rakamının doğru yorumlanması.</p>

<p>Çalışma, her gün şekerli içecek tüketen herkesin mide kanserine yakalanacağını göstermiyor. Araştırmada toplam 112 bin 284 kişi arasında 278 mide kanseri vakası saptandı.</p>

<p>2,45 katlık değer, yüksek tüketim grubundaki göreceli risk artışını ifade ediyor.</p>

<p>Bu nedenle bulguyu “şekerli içecek mide kanserine neden oluyor” şeklinde yorumlamak bilimsel açıdan doğru değil. Daha isabetli ifade, “düzenli şekerli içecek tüketimi daha yüksek mide kanseri riskiyle ilişkili bulundu” şeklinde.</p>

<p>Araştırmanın önemli sınırlılıkları var</p>

<p>Çalışmanın uzun takip süresi ve geniş katılımcı sayısı sonuçların bilimsel değerini artırıyor. Bununla birlikte araştırma gözlemsel nitelikte olduğu için neden-sonuç ilişkisi kuramıyor.</p>

<p>Katılımcıların demografik yapısı da sonuçların bütün toplumlara doğrudan uyarlanmasını güçleştiren faktörlerden biri.</p>

<p>Mide kanserinin en önemli risk faktörlerinden Helicobacter pylori (H. pylori) enfeksiyonuna ilişkin bilgilerin sınırlı olması da araştırmanın değerlendirilmesinde dikkate alınması gereken noktalar arasında.</p>

<p>Bu nedenle araştırmacılar, şekerle tatlandırılmış içeceklerle mide kanseri arasındaki ilişkinin farklı toplumlarda yapılacak yeni çalışmalarla doğrulanması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Buna rağmen 36 yıla uzanan takip verileri, şekerli içeceklerin sağlık üzerindeki olası etkilerine ilişkin tartışmaya yeni ve dikkat çekici bir başlık ekliyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Gastro Hep Advances</li>
 <li>Nurses’ Health Study</li>
 <li>Health Professionals Follow-Up Study</li>
 <li>American Society of Clinical Oncology – The ASCO Post</li>
 <li>World Cancer Research Fund</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/her-gun-sekerli-icecek-tuketenlerde-mide-kanseri-riski-245-kat-yuksek</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8534.jpeg" type="image/jpeg" length="39836"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Furkan Vakfı’na operasyon: Alparslan Kuytul ve eşi gözaltında]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/furkan-vakfina-operasyon-alparslan-kuytul-ve-esi-gozaltinda</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/furkan-vakfina-operasyon-alparslan-kuytul-ve-esi-gozaltinda" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Adana’da Furkan Vakfı’na yönelik sabah saatlerinde düzenlenen operasyonda Vakfın Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul ile eşi Semra Kuytul’un da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı. Kuytul ailesinin ve bazı vakıf mensuplarının adreslerinde arama yapıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Furkan Vakfı’na operasyon: Alparslan Kuytul ve eşi gözaltına alındı</p>

<p>Adana’da Furkan Vakfı’na yönelik düzenlenen operasyonda Vakfın Kurucu Başkanı Alparslan Kuytul, eşi Semra Kuytul ve çok sayıda vakıf mensubu gözaltına alındı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre operasyon, 19 Ağustos 2026 sabahı erken saatlerde gerçekleştirildi. Adana Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin Kuytul ve bazı vakıf mensuplarının ikametlerinde arama yaptığı bildirildi.</p>

<p>Alparslan Kuytul’un Seyhan ilçesi Reşatbey Mahallesi’ndeki evinin çevresinde geniş güvenlik önlemleri alınırken, operasyona çevik kuvvet ve özel harekât ekiplerinin de katıldığı aktarıldı. Evde arama yapıldığı ve Kuytul ile eşi Semra Kuytul’un gözaltına alındığı bilgisi farklı haber kaynaklarına yansıdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Operasyonun yalnızca Kuytul ailesinin adresiyle sınırlı olmadığı, Furkan Vakfı ile bağlantılı çok sayıda kişinin adresinde de arama gerçekleştirildiği ve çok sayıda kişinin gözaltına alındığı bildirildi.</p>

<p>Gözaltı işlemlerinin hangi soruşturma kapsamında gerçekleştirildiğine ilişkin ayrıntılar ise ilk saatlerde kamuoyuna açıklanmadı. Gözaltına alınanların kesin sayısı ve haklarındaki suçlamalara ilişkin resmi makamlarca yapılacak açıklamalar bekleniyor.</p>

<p>Oktay Saral’ın açıklaması yeniden gündemde</p>

<p>Operasyonun ardından Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın bir gün önce Alparslan Kuytul’a yönelik sosyal medya üzerinden yaptığı açıklama da yeniden gündeme geldi.</p>

<p>Bazı haber kaynakları, operasyonla Saral’ın açıklamasını birlikte aktarırken, iki gelişme arasında hukuki veya operasyonel bir bağlantı bulunduğuna ilişkin resmi makamlar tarafından açıklanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Soruşturmaya ilişkin yeni ayrıntıların emniyet ve adli makamların açıklamalarıyla netleşmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/furkan-vakfina-operasyon-alparslan-kuytul-ve-esi-gozaltinda</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8531.jpeg" type="image/jpeg" length="97771"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Glioblastomada İlaç Yanıtı Hastaya Özel Çipte Test Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/glioblastomada-ilac-yaniti-hastaya-ozel-cipte-test-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/glioblastomada-ilac-yaniti-hastaya-ozel-cipte-test-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Güney Koreli bilim insanları, üç glioblastoma hastasının kendi tümör hücrelerini kullanarak beynin damar-tümör sınırını taklit eden kişiye özel bir çip geliştirdi. Aynı moleküler özellikleri taşıyan hastaların çip modellerinde iki kanser tedavisine farklı yanıtlar görülmesi, tümörün çevresindeki damar ortamının da tedavi yanıtında önemli olabileceğini düşündürdü. Yöntem henüz deneysel ve hastanelerde tedavi seçmek için kullanılan bir test değil.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Güney Kore’de KAIST, Sungkyunkwan Üniversitesi, CHA Bundang Tıp Merkezi ve CHA Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü çalışma, erişkinlerde en agresif kötü huylu beyin tümörlerinden biri olan glioblastomada kişiye özel tedavi arayışına yeni bir yaklaşım getirdi. Bilim insanları üç hastanın ameliyatla çıkarılan tümörlerinden elde edilen hücreleri kullanarak, tümör ile beyin damarları arasındaki ortamı küçük bir laboratuvar çipinde yeniden oluşturmaya çalıştı. Çiplerde temozolomid ve bevacizumab tedavilerine verilen yanıtların hastadan hastaya değiştiği görüldü. Araştırma Small dergisinde yayımlandı. [1]<br />
Glioblastomada aynı tedavi neden herkeste aynı sonucu vermiyor?<br />
Glioblastoma hızlı büyüyebilen, çevredeki sağlıklı beyin dokusunun içine yayılabilen ve tedavisi güç bir beyin tümörüdür.<br />
Ameliyatla mümkün olduğunca fazla tümör dokusunun çıkarılmasının ardından radyoterapi ve ilaç tedavileri uygulanabilse de hastaların tedaviye verdiği yanıt birbirinden farklı olabilir.<br />
Bu farklılığın nedenlerinden biri tümörlerin biyolojik yapısının her hastada aynı olmaması. Ancak yeni çalışma, yalnızca kanser hücresinin genetik özelliklerinin değil, tümörün çevresindeki damar ortamının da önemli olabileceğine dikkat çekiyor. [1]<br />
Beyni koruyan bariyer tedaviyi de zorlaştırabiliyor<br />
Beyindeki damarların önemli özelliklerinden biri “kan-beyin bariyeri” adı verilen doğal koruma sistemidir.<br />
Bu yapı, kandaki bazı zararlı maddelerin beyin dokusuna kolayca geçmesini engeller. Ancak aynı koruyucu sistem bazı ilaçların beyin dokusuna ulaşmasını da güçleştirebilir.<br />
Glioblastoma geliştiğinde tümör çevresindeki damarların yapısı değişebilir. Bu bölge “kan-beyin tümör bariyeri” olarak adlandırılıyor.<br />
Araştırmacılara göre bu bariyerin yapısı her hastada aynı olmayabilir. Böyle bir farklılık, ilacın tümör dokusuna ne kadar ulaşabildiğini ve tedavinin ne kadar etkili olduğunu da değiştirebilir. [1]<br />
Hastanın kendi tümörü küçük bir çipte modellendi<br />
Araştırmada “organ-on-a-chip” olarak bilinen teknoloji kullanıldı. Bu yöntemde insan vücudundaki belirli bir organın veya dokunun bazı özellikleri çok küçük bir laboratuvar sistemi üzerinde taklit ediliyor.<br />
Bilim insanları üç glioblastoma hastasından elde edilen tümör hücrelerini, beyin damarlarının iç yüzeyini oluşturan endotel hücreleri ve astrosit adı verilen beyin destek hücreleriyle birlikte mikroakışkan bir çip üzerinde yetiştirdi. [1]<br />
Mikroakışkan sistem, çok küçük kanallar içinde sıvının kontrollü biçimde hareket ettiği laboratuvar düzeneği anlamına geliyor.<br />
Amaç yalnızca kanser hücresini bir laboratuvar kabına koyup ilaç vermek değil; ilacın gerçek beyinde karşılaşacağı damar-tümör ortamının bazı özelliklerini de modele katmaktı.<br />
Basit bir benzetmeyle araştırmacılar yalnızca “hedefi” değil, ilacın hedefe ulaşırken geçmesi gereken “kapıyı” da laboratuvarda oluşturmaya çalıştı.<br />
Üç hastanın ortak özellikleri vardı, çip sonuçları farklı çıktı<br />
Çalışmadaki üç hastanın tümörleri IDH-wildtype olarak sınıflandırılmıştı. Ayrıca üçünde de MGMT promotör metilasyonu bulunuyordu. [1]<br />
MGMT, hücrelerin DNA hasarını onarmasına yardım eden bir gen. Bu genin çalışma düzeyi, glioblastomada sık kullanılan temozolomid adlı kemoterapi ilacına verilen yanıtla ilişkili olabiliyor.<br />
“MGMT promotör metilasyonu” ise bu genin etkinliğini etkileyebilen moleküler bir işaret anlamına geliyor.<br />
Üç hastanın MGMT promotör metilasyonu sonucu aynı olmasına rağmen çip modellerinde damar bariyeri özellikleri ve tedavi yanıtları birbirinden farklıydı. [1]<br />
Bu sonuç önemli, çünkü aynı biyobelirteç sonucuna sahip hastaların bile laboratuvar ortamında farklı ilaç yanıtları gösterebildiğini ortaya koyuyor.<br />
Ancak bu bulgu, MGMT gibi mevcut biyobelirteçlerin işe yaramadığı anlamına gelmiyor. Araştırma daha çok, tedavi yanıtını açıklamak için yalnızca tek bir moleküler göstergeye bakmanın bazı hastalarda yeterli olmayabileceğini düşündürüyor.<br />
İki farklı kanser tedavisi denendi<br />
Araştırmacılar hasta çiplerinde temozolomid ve bevacizumab tedavilerini değerlendirdi. [1]<br />
Temozolomid, glioblastoma tedavisinde uzun süredir kullanılan bir kemoterapi ilacıdır.<br />
Bevacizumab ise tümörün yeni damar oluşturmasında rol oynayan VEGF adlı proteini hedefleyen bir antikor tedavisidir. Amaç, tümörün beslenmesine katkıda bulunan damar oluşumunu baskılamaktır.<br />
Çiplerde iki tedaviye verilen yanıtların hastalar arasında aynı olmadığı görüldü.<br />
Araştırmacılar ayrıca çip üzerinde gözledikleri farklılıkların hastaların gerçek klinik seyriyle uyum gösterdiğini bildirdi. [1]<br />
Ancak yalnızca üç hastanın incelenmiş olması nedeniyle bu uyumun yöntemin güvenilir bir tedavi tahmin testi olduğunu göstermek için yeterli olmadığı özellikle dikkate alınmalı.<br />
Yalnızca tümör hücresini incelemek neden yeterli olmayabilir?<br />
Laboratuvarda kanser ilaçlarını değerlendirmenin en basit yöntemlerinden biri tümör hücrelerini yetiştirip doğrudan ilaca maruz bırakmaktır.<br />
Fakat insan vücudundaki tümörler tek başına yaşamaz.<br />
Kan damarları, destek hücreleri, bağışıklık sistemi ve çevredeki diğer dokular kanser hücrelerinin davranışını etkileyebilir.<br />
Üstelik bir ilacın laboratuvarda kanser hücresini öldürebilmesi, aynı ilacın insan vücudunda tümöre yeterli miktarda ulaşacağı anlamına gelmez.<br />
Yeni çip sisteminin dikkat çeken yönü de burada ortaya çıkıyor. Araştırmacılar yalnızca kanser hücrelerinin ilaca verdiği yanıtı değil, ilaç ile tümör arasındaki damar bariyerini de modele dahil etmeye çalıştı. [1]<br />
Gelecekte ilaç hastaya verilmeden önce çipte denenebilir mi?<br />
Araştırmanın uzun vadede gündeme getirdiği olasılıklardan biri bu.<br />
Bir hastadan alınan tümör hücreleriyle kişiye özel bir model oluşturulabilirse, teorik olarak farklı ilaçların bu modeldeki etkisi karşılaştırılabilir.<br />
Böyle bir sistem gelecekte tedavi seçenekleri hakkında doktorlara ek bilgi sağlayabilir.<br />
Örneğin aynı tanıya ve benzer moleküler özelliklere sahip iki hastanın tümörleri farklı çip yanıtları gösteriyorsa, bu farklılığın gerçek tedavi sonuçlarını öngörüp öngöremediği araştırılabilir.<br />
Ancak bugünkü verilerle “kanser ilacı artık hastaya verilmeden önce çipte seçilebiliyor” demek doğru değil.<br />
Yöntemin bunun için önce çok daha fazla hastada doğrulanması gerekiyor.<br />
Araştırmanın en önemli sınırı yalnızca üç hasta olması<br />
Çalışmanın dikkat çekici olmasına karşın en büyük sınırlılığı örneklem büyüklüğü.<br />
Araştırmada yalnızca üç glioblastoma hastasının tümör hücreleri kullanıldı. [1]<br />
Üç hastadan alınan sonuçlar bir teknolojinin bütün glioblastoma hastalarında doğru çalışacağını göstermek için yeterli değil.<br />
Yöntemin klinik kullanıma yaklaşabilmesi için farklı yaşlarda, farklı tümör özelliklerine ve farklı tedavi geçmişlerine sahip çok daha geniş hasta gruplarında denenmesi gerekiyor.<br />
Daha da önemlisi, çip sonucunun tedavi başlamadan önce elde edilmesi ve ardından hastanın gerçek tedavi yanıtıyla karşılaştırılması gerekiyor.<br />
Böylece sistemin geleceği tahmin edip etmediği ileriye dönük çalışmalarla ölçülebilir.<br />
Kişiye özel kanser tedavisinde tümörün çevresi de önem kazanıyor<br />
Kişiselleştirilmiş kanser tedavisi bugün büyük ölçüde tümörün genetik ve moleküler özelliklerinden yararlanıyor.<br />
Yeni çalışma ise başka bir noktaya dikkat çekiyor: Kanser hücresinin kendisi kadar, içinde yaşadığı mikroçevre de tedavi yanıtının bir parçası olabilir.<br />
Aynı MGMT promotör metilasyonu özelliğini taşıyan üç hastanın çip modellerinde farklı bariyer ve tedavi yanıtlarının görülmesi bu açıdan dikkat çekici.<br />
Yine de geliştirilen sistem bugün için bir araştırma platformu. Hastaların hangi ilacı alacağına karar veren onaylanmış bir “tümör çipi testi” değil.<br />
Asıl sınav bundan sonraki çalışmalarda olacak. Eğer hastanın kendi tümöründen oluşturulan bu küçük modeller, çok daha geniş gruplarda gerçek tedavi yanıtını güvenilir ve tekrarlanabilir biçimde öngörebilirse, kişiye özel kanser tedavisinde genetik testlerin yanına tümörün yaşayan bir laboratuvar modelinin eklenmesi mümkün olabilir. [1]<br />
Kaynaklar<br />
[1] Ryoo M, Lee G, Jung J, Cho S, Ham SJ, Kang N, Ahn H, Kim YJ, Sim JM, Park J, Hwang S, Yoo J, Kang YJ, Lim J, Ahn J, Ahn SI. Human Blood-Brain Tumor Barrier on a Chip to Investigate Personalized Treatment for Glioblastoma Patients. Small. 2026. DOI: 10.1002/smll.202506712.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/glioblastomada-ilac-yaniti-hastaya-ozel-cipte-test-edildi</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 07:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/glioblastoma-cip-1280x720-250kb-1.jpg" type="image/jpeg" length="59452"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tıp Dünyasını Üzen Vefat: Prof. Dr. Ethem Beşkonaklı Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/tip-dunyasini-uzen-vefat-prof-dr-ethem-beskonakli-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/tip-dunyasini-uzen-vefat-prof-dr-ethem-beskonakli-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk nöroşirürjisinin önemli isimlerinden, meslek yaşamının uzun yıllarını Ankara’da sürdüren ve Türk Nöroşirürji Derneği Başkanlığı da yapan Prof. Dr. Ethem Beşkonaklı hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk beyin ve sinir cerrahisinin deneyimli isimlerinden Prof. Dr. Ethem Beşkonaklı vefat etti. Uzun yıllar Ankara’daki eğitim ve araştırma hastanelerinde görev yapan, hekimlik ve akademik çalışmalarının yanı sıra meslek örgütlerindeki görevleriyle de tanınan Beşkonaklı’nın vefatı sağlık camiasını yasa boğdu.</p>

<p>Antalya’nın Serik ilçesinde 1961 yılında dünyaya gelen Beşkonaklı, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra uzmanlık eğitimini Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği’nde tamamladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ankara Numune’de uzun yıllar görev yaptı</p>

<p>Prof. Dr. Beşkonaklı’nın meslek yaşamında Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi önemli bir yer tuttu. Uzmanlık eğitiminin ardından aynı hastanede beyin ve sinir cerrahisi uzmanı olarak görev yapan Beşkonaklı, daha sonra klinik şef yardımcılığı görevini üstlendi.</p>

<p>Kariyerini Ankara’daki farklı sağlık kurumlarında sürdüren Beşkonaklı, Ankara Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği’nde de klinik şefi olarak görev yaptı.</p>

<p>Meslek yaşamı boyunca özellikle nöroonkolojik cerrahi, nörovasküler cerrahi ve omurga cerrahisi alanlarında çalışmalar yürüten Beşkonaklı, bilimsel yayınları ve yetişmesine katkı sunduğu hekimlerle Türk nöroşirürjisinde iz bırakan isimler arasında yer aldı.</p>

<p>Türk Nöroşirürji Derneği Başkanlığı yaptı</p>

<p>Prof. Dr. Ethem Beşkonaklı yalnızca klinik ve akademik çalışmalarıyla değil, nöroşirürji alanındaki mesleki kuruluşlarda üstlendiği görevlerle de tanınıyordu.</p>

<p>Beşkonaklı, 2008-2010 yılları arasında Türk Nöroşirürji Derneği Başkanlığı görevini yürüttü. Türk Nöroşirürji Akademisi’nin kurucu üyeleri arasında da yer alan Beşkonaklı, mesleki yaşamı boyunca nöroşirürji eğitiminin ve bilimsel çalışmaların gelişmesine katkıda bulundu.</p>

<p>Avrupa nöroşirürji yeterliliğine de sahip olan Beşkonaklı, bilimsel dergilerde ve mesleki organizasyonlarda çeşitli görevler üstlendi.</p>

<p>Beşkonaklı’nın vefatı, uzun yıllar görev yaptığı Ankara’daki sağlık camiasının yanı sıra memleketi Antalya’nın Serik ilçesinde de üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Hekim arkadaşları ve meslektaşları tarafından yayımlanan taziye mesajlarında Beşkonaklı’nın Türk beyin cerrahisine yaptığı katkılara, hekimliğine ve yetiştirdiği meslektaşlarına dikkat çekildi.</p>

<p>Prof. Dr. Ethem Beşkonaklı’nın cenazesinin Ankara’da toprağa verileceği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/tip-dunyasini-uzen-vefat-prof-dr-ethem-beskonakli-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 06:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8527.jpeg" type="image/jpeg" length="38672"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İTÜ’nün acı kaybı: Prof. Dr. Erman Tulgar vefat etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/itunun-aci-kaybi-prof-dr-erman-tulgar-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/itunun-aci-kaybi-prof-dr-erman-tulgar-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Teknik Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü’nün emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Erman Tulgar hayatını kaybetti. Acı haberi duyuran İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, Tulgar’ın ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve İTÜ camiasına başsağlığı diledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Prof. Dr. Erman Tulgar hayatını kaybetti</p>

<p>İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) camiası, emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Erman Tulgar’ın vefat haberiyle üzüntü yaşadı.</p>

<p>İTÜ Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü’nde uzun yıllar akademik çalışmalar yürüten ve öğrencilerin yetişmesine katkıda bulunan Prof. Dr. Erman Tulgar’ın vefatını, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal duyurdu.</p>

<p>Hasan Mandal’dan başsağlığı mesajı</p>

<p>Prof. Dr. Hasan Mandal, yayımladığı taziye mesajında, Prof. Dr. Erman Tulgar’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendiğini belirtti.</p>

<p>Mandal, merhum akademisyene Allah’tan rahmet dilerken ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve İTÜ ailesine başsağlığı dileklerini iletti.</p>

<p>İTÜ camiasında üzüntü</p>

<p>Metalurji ve Malzeme Mühendisliği alanında akademik çalışmalar yürüten Prof. Dr. Erman Tulgar, İTÜ’deki görev yılları boyunca eğitim ve bilimsel faaliyetlerde bulundu.</p>

<p>Tulgar’ın vefatı, akademik camiada ve İTÜ ailesinde üzüntüyle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Erman Tulgar’ın cenaze programına ilişkin ayrıntıların açıklanması halinde kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/itunun-aci-kaybi-prof-dr-erman-tulgar-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 02:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8523.jpeg" type="image/jpeg" length="82356"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’ın istediği Ghedjemis kararını verdi: Monaco öne geçti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktasin-istedigi-ghedjemis-kararini-verdi-monaco-one-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/besiktasin-istedigi-ghedjemis-kararini-verdi-monaco-one-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın transfer gündeminde yer aldığı belirtilen Farès Ghedjemis için Fransa’dan kritik bir gelişme geldi. Cezayir basınında yer alan habere göre 23 yaşındaki kanat oyuncusu, Monaco ile 5 yıllık sözleşme konusunda prensip anlaşmasına vardı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Monaco’nun Frosinone ile yaklaşık 10 milyon euro seviyesinde anlaşmaya yaklaştığı öne sürülürken, transfer henüz resmen açıklanmadı.</p>

<p>Beşiktaş’a Ghedjemis transferinde Monaco engeli: 5 yıllık anlaşma iddiası</p>

<p>Beşiktaş’ın hücum hattını güçlendirmek amacıyla gündemine aldığı öne sürülen Farès Ghedjemis transferinde Monaco öne geçti. Cezayir basınından DZfoot’un haberine göre genç futbolcu, Fransız ekibiyle 5 yıllık sözleşme konusunda prensip anlaşmasına vardı.</p>

<p>Haberde Monaco’nun, Ghedjemis’in kulübü Frosinone ile yürüttüğü bonservis görüşmelerinde de sona yaklaştığı belirtildi. Tarafların yaklaşık 10 milyon euro seviyesinde bir anlaşma üzerinde çalıştığı öne sürüldü.</p>

<p>Ghedjemis tercihini Monaco’dan yana kullandı iddiası</p>

<p>Transfer yarışında Beşiktaş’ın da ciddi şekilde devrede olduğu bir süredir Avrupa ve Cezayir basınında yer alıyordu. Son gelişme ise siyah-beyazlılar açısından transferin seyrini değiştirebilecek nitelikte.</p>

<p>DZfoot’un aktardığı bilgilere göre Ghedjemis, Monaco’nun sportif projesine olumlu yaklaştı ve 5 yıllık kontrat konusunda prensip anlaşmasına vardı.</p>

<p>Haberde ayrıca Beşiktaş’ın ekonomik açıdan daha yüksek bir teklif sunduğu, buna karşın oyuncunun kariyerine Fransa’da devam etmeyi tercih ettiği öne sürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Monaco ile Frosinone arasındaki rakam: 10 milyon euro</p>

<p>Transferin tamamlanabilmesi için Monaco ile Frosinone arasındaki bonservis görüşmelerinin sonuçlandırılması gerekiyor.</p>

<p>Cezayir basınındaki habere göre Fransız temsilcisi yaklaşık 10 milyon euroluk bir paket üzerinden İtalyan kulübüyle anlaşmaya yaklaştı.</p>

<p>Bu aşamada oyuncu cephesindeki prensip anlaşması Monaco’nun elini güçlendirse de kulüpler arasında nihai anlaşmanın sağlandığına veya sözleşmelerin imzalandığına ilişkin resmi bir duyuru bulunmuyor.</p>

<p>Beşiktaş için transfer planı değişebilir</p>

<p>Ghedjemis, kanatlarda görev yapabilmesinin yanı sıra hücum hattındaki farklı pozisyonlarda kullanılabilmesi nedeniyle dikkat çeken bir profil.</p>

<p>Beşiktaş’ın oyuncuyla ilgisinin devam edip etmeyeceği ve Monaco’nun hamlesine karşı yeni bir teklif sunup sunmayacağı transfer dosyasının bundan sonraki önemli başlıkları olacak.</p>

<p>Oyuncunun Monaco tercihini kesinleştirmesi halinde siyah-beyazlı yönetimin kanat transferinde listesindeki diğer adaylara yönelmesi beklenebilir.</p>

<p>Ghedjemis transferinde resmi açıklama henüz yok</p>

<p>Gelinen noktada Farès Ghedjemis’in Monaco’ya transferi resmen tamamlanmış değil. Ancak oyuncunun Fransız kulübüyle 5 yıllık sözleşme için prensip anlaşmasına vardığı ve Monaco-Frosinone görüşmelerinin yaklaşık 10 milyon euro seviyesinde ilerlediği iddiası, transfer yarışında Monaco’yu öne çıkarıyor.</p>

<p>Beşiktaş cephesinden de Ghedjemis konusunda resmi bir transfer açıklaması yapılmış değil. Bu nedenle süreçteki gelişmelerin, kulüplerden gelecek açıklamalarla kesinlik kazanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktasin-istedigi-ghedjemis-kararini-verdi-monaco-one-gecti</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 02:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8520.jpeg" type="image/jpeg" length="41134"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sütün Faydaları Kemiklerle Sınırlı Değil: Vücutta Neler Yapıyor?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/sutun-faydalari-kemiklerle-sinirli-degil-vucutta-neler-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/sutun-faydalari-kemiklerle-sinirli-degil-vucutta-neler-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süt; protein, kalsiyum ve B12 vitamini gibi önemli besin öğelerini bir arada sunuyor. Ancak sütün sağlık üzerindeki etkisi yalnızca “kemikleri güçlendirir” cümlesinden çok daha kapsamlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sabah kahvaltısında bir bardak, kahvenin içinde birkaç yudum ya da akşam yatmadan önce sıcak olarak… Süt, pek çok kişinin beslenmesinde çocukluktan itibaren yer alan temel gıdalardan biri. Peki yıllardır “kemikler için içilmeli” denilen süt gerçekten ne kadar faydalı?</p>

<p>Bilimsel veriler, sütün yüksek kaliteli protein başta olmak üzere kalsiyum, fosfor, B12 vitamini, riboflavin ve potasyum gibi çeşitli besin öğelerinin kaynağı olduğunu gösteriyor. D vitamini açısından ise durum ürüne ve ülkenin zenginleştirme uygulamalarına göre değişebiliyor.</p>

<p>Ancak sütün sağlık üzerindeki etkisini değerlendirirken önemli bir ayrıntıyı gözden kaçırmamak gerekiyor: Bir besinin zengin besin içeriğine sahip olması, daha fazla tüketildiğinde mutlaka daha fazla yarar sağlayacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Sütün en dikkat çekici özelliği: Tek bardakta birçok besin öğesi</p>

<p>İnek sütü, besin yoğunluğu yüksek gıdalardan biri. Özellikle protein ve kalsiyumun aynı gıdada bulunması sütü beslenme açısından dikkat çekici hale getiriyor.</p>

<p>Süt proteini, vücudun ihtiyaç duyduğu temel aminoasitleri içeriyor. Protein yalnızca kas yapan kişilerin ihtiyacı olan bir besin öğesi değil. Kasların korunmasından dokuların yenilenmesine, enzim ve hormonların yapımından bağışıklık sisteminin normal işlevlerine kadar çok sayıda süreçte görev alıyor.</p>

<p>Sütün miktarı ve yağ oranına göre besin değerleri değişebilse de bir bardak süt günlük beslenmeye anlamlı miktarda protein ve kalsiyum sağlayabiliyor.</p>

<p>Kemik sağlığında süt neden öne çıkıyor?</p>

<p>Süt denildiğinde akla ilk gelen mineral kalsiyum.</p>

<p>Kalsiyum, kemik ve dişlerin yapısında önemli rol oynuyor. Bununla birlikte kasların çalışması, sinir iletimi ve kanın pıhtılaşması gibi süreçlerde de görev yapıyor.</p>

<p>Kemik sağlığı ise yalnızca süt içmeye bağlı değil. Yeterli kalsiyum ve protein alımının yanı sıra D vitamini durumu, fiziksel aktivite, yaş, hormonal durum, genetik özellikler, sigara ve alkol kullanımı gibi pek çok etken kemik sağlığını belirliyor.</p>

<p>Bu nedenle “çok süt içen kişinin kemikleri kesinlikle güçlü olur” şeklindeki yaklaşım bilimsel açıdan fazla basit kalıyor.</p>

<p>Süt, kalsiyum ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olabilecek önemli seçeneklerden biri olsa da kemik sağlığı bütün beslenme ve yaşam tarzıyla birlikte değerlendirilmeli.</p>

<p>Süt kaslar için de önemli olabilir</p>

<p>Sütün yalnızca kemiklerle ilişkilendirilmesi, içeriğindeki proteinin gölgede kalmasına yol açabiliyor.</p>

<p>Süt proteinleri temel aminoasitleri içerdiğinden kas dokusunun korunmasına ve yenilenmesine katkı sağlayabilir. Bu özellik özellikle büyüme dönemindeki çocuk ve gençlerde, aktif yetişkinlerde ve yaş ilerledikçe kas kütlesini korumaya çalışan kişilerde önem kazanabilir.</p>

<p>Ancak kas sağlığı için yalnızca süt tüketmek yeterli değil. Günlük toplam protein alımı, enerji dengesi ve özellikle direnç egzersizleri belirleyici unsurlar arasında bulunuyor.</p>

<p>B12 vitamini açısından değerli bir kaynak</p>

<p>Süt ve süt ürünlerinin dikkat çeken başka bir özelliği de B12 vitamini sağlamaları.</p>

<p>B12 vitamini normal kırmızı kan hücresi oluşumu ve sinir sisteminin sağlıklı çalışması açısından önem taşıyor.</p>

<p>Hayvansal gıdaların tüketilmediği beslenme biçimlerinde B12 ihtiyacının ayrıca planlanması gerekebiliyor. Bitkisel içeceklerde ise B12 doğal olarak bulunmayabilir; bazı ürünlere sonradan eklenebilir. Bu nedenle ürün etiketi önem taşıyor.</p>

<p>Potasyum da sütün sessiz oyuncularından</p>

<p>Sütün içerdiği mineraller arasında potasyum da bulunuyor.</p>

<p>Potasyum; sinirlerin çalışması, kas fonksiyonları ve sıvı dengesi açısından gerekli bir mineral. Yeterli potasyum içeren genel bir beslenme düzeni, kan basıncının sağlıklı düzeylerde tutulmasına katkıda bulunabiliyor.</p>

<p>Ancak bu durum “süt tansiyonu düşürür” şeklinde yorumlanmamalı. Kan basıncı üzerinde toplam beslenme düzeni, tuz tüketimi, kilo, fiziksel aktivite ve genetik özellikler birlikte etkili.</p>

<p>Süt kalp sağlığı için iyi mi, kötü mü?</p>

<p>Süt konusunda en çok tartışılan başlıklardan biri yağ içeriği.</p>

<p>Tam yağlı süt doymuş yağ içeriyor. Doymuş yağın fazla tüketilmesi bazı kişilerde LDL kolesterolün yükselmesine katkıda bulunabiliyor. LDL, halk arasında sıklıkla “kötü kolesterol” olarak bilinen ve yüksek düzeyleri damar sertliğiyle ilişkili olan kolesterol taşıyıcısıdır.</p>

<p>Öte yandan süt ve diğer süt ürünlerinin kalp-damar sağlığı üzerindeki etkileri yalnızca içerdikleri doymuş yağ üzerinden açıklanamayacak kadar karmaşık.</p>

<p>Food &amp; Nutrition Research’te yayımlanan kapsamlı bilimsel değerlendirmede, süt ve süt ürünlerinin genel olarak kalp-damar hastalığı riskindeki artışla ilişkilendirilmediği; bazı sonuçların özellikle düşük yağlı ve fermente süt ürünleri açısından olası yararlı ilişkilere işaret ettiği bildirildi.</p>

<p>Buradaki kritik kelime “ilişki”. Beslenme araştırmalarının önemli bir bölümü gözlemsel olduğundan, belirli bir gıdanın tek başına hastalığı önlediğini ya da hastalığa yol açtığını söylemek çoğu zaman mümkün değil.</p>

<p>Süt tüketimiyle ilgili araştırmalar ne söylüyor?</p>

<p>Süt üzerine yapılan araştırmaların sonuçları tek bir cümleye indirgenemiyor.</p>

<p>Nutrition &amp; Metabolism’de yayımlanan bir şemsiye derleme, daha önce yapılmış 41 meta-analizi ve 45 farklı sağlık sonucunu değerlendirdi. Araştırmacılar süt tüketiminin çeşitli sağlık sonuçlarıyla ilişkisini inceledi ve genel tablonun birçok sonuç açısından olumsuzdan çok olumlu ilişkilere işaret ettiğini bildirdi.</p>

<p>Ancak araştırmacılar aynı zamanda daha güçlü, iyi tasarlanmış randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç bulunduğunun altını çizdi.</p>

<p>Bu ayrıntı önemli. Gözlemsel çalışmalarda süt içenlerle içmeyenlerin yaşam tarzları, toplam beslenmeleri, fiziksel aktiviteleri ve başka sağlık davranışları birbirinden farklı olabilir. Dolayısıyla gözlenen her fark doğrudan süte bağlanamaz.</p>

<p>“Ne kadar çok süt, o kadar sağlam kemik” doğru mu?</p>

<p>Hayır. Bilimsel veriler böyle doğrusal bir denklem kurmaya izin vermiyor.</p>

<p>BMJ’de yayımlanan ve İsveç’teki iki büyük kohortu inceleyen gözlemsel bir araştırmada yüksek süt tüketiminin daha düşük kırık riskiyle bağlantılı olduğu gösterilemedi. Kadınlarda yüksek tüketim bazı olumsuz sonuçlarla da ilişkili bulundu.</p>

<p>Ancak araştırmanın gözlemsel yapısı nedeniyle sütün bu sonuçlara neden olduğu söylenemez. Araştırmacılar da bulguların dikkatli yorumlanması gerektiğini özellikle vurguladı.</p>

<p>Daha sonraki geniş kapsamlı bilimsel değerlendirmeler de süt ve süt ürünlerinin sağlık etkilerinin tüketilen ürünün türüne, miktarına ve kişinin genel beslenme düzenine göre değişebileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle sütü ne “mucize içecek” ne de “kaçınılması gereken gıda” olarak görmek bilimsel tabloyu doğru yansıtır.</p>

<p>Süt içince şişkinlik ve gaz oluyorsa ne anlama gelebilir?</p>

<p>Bir bardak süt içtikten sonra karında şişkinlik, gaz, ağrı veya ishal ortaya çıkıyorsa laktoz intoleransı olasılığı düşünülebilir.</p>

<p>Laktoz, sütte doğal olarak bulunan şekerdir. İnce bağırsakta üretilen laktaz adlı enzim laktozun sindirilmesine yardımcı olur. Bu enzimin yetersiz olduğu kişilerde laktoz tam olarak sindirilemez ve bağırsaklarda belirtilere yol açabilir.</p>

<p>Laktoz intoleransı süt alerjisiyle aynı şey değildir.</p>

<p>Süt alerjisinde bağışıklık sistemi süt proteinlerine tepki verir. Laktoz intoleransında ise temel problem süt şekerinin sindirilmesidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu iki durumun birbirine karıştırılması gereksiz beslenme kısıtlamalarına yol açabilir.</p>

<p>Laktoz intoleransı varsa süt tamamen bırakılmalı mı?</p>

<p>Her zaman değil.</p>

<p>Laktoz intoleransının derecesi kişiden kişiye değişiyor. Bazı kişiler küçük miktarlardaki laktozu hiçbir belirti yaşamadan veya hafif belirtilerle tüketebiliyor.</p>

<p>Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü, laktoz intoleransı bulunan birçok kişinin yaklaşık bir bardak sütte bulunan 12 gram civarındaki laktozu tolere edebildiğini belirtiyor.</p>

<p>Sütü yemeklerle birlikte daha küçük miktarlarda tüketmek, yoğurt veya sert peynir gibi laktozu daha düşük seçeneklere yönelmek ya da laktozsuz süt tercih etmek bazı kişiler açısından daha kolay olabilir.</p>

<p>Laktozsuz süt de normal sütle benzer miktarda kalsiyum sağlayabilir.</p>

<p>Süt alerjisinde durum farklı</p>

<p>Özellikle çocuklarda görülebilen inek sütü proteini alerjisi, laktoz intoleransından farklı değerlendirilmelidir.</p>

<p>Süt tüketiminden sonra kurdeşen, dudak veya yüzde şişme, hırıltılı solunum, kusma ya da nefes almakta güçlük gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa alerjik reaksiyon ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır.</p>

<p>Özellikle nefes darlığı, boğazda şişme, bayılma veya hızla gelişen ciddi alerjik reaksiyon belirtileri acil tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Bitkisel içecekler sütle aynı mı?</p>

<p>Badem, yulaf, pirinç, hindistan cevizi veya soya bazlı içeceklerin market raflarında yaygınlaşması önemli bir soruyu beraberinde getirdi: Bunlar beslenme açısından inek sütünün birebir karşılığı mı?</p>

<p>Her zaman değil.</p>

<p>Bitkisel içeceklerin protein, kalsiyum, B12 ve D vitamini miktarları üründen ürüne büyük farklılık gösterebilir. Bazıları kalsiyum ve vitaminlerle zenginleştirilirken bazıları çok daha düşük protein içerebilir.</p>

<p>Özellikle süt yerine düzenli olarak bitkisel içecek tüketilecekse ürünün protein miktarı, eklenmiş kalsiyum ve vitamin içeriği ile ilave şeker miktarına bakılması yararlı olur.</p>

<p>Besin profili açısından zenginleştirilmiş soya içecekleri diğer birçok bitkisel seçeneğe kıyasla süte daha yakın bir alternatif olabilir.</p>

<p>Çocuklara inek sütü ne zaman verilebilir?</p>

<p>Yaşamın ilk yılında inek sütü, anne sütü veya uygun bebek formülünün yerine temel içecek olarak kullanılmamalıdır.</p>

<p>Bebeklerin besin ihtiyaçları yetişkinlerden farklıdır ve inek sütünün bileşimi ilk yıl için anne sütü veya bebek formülünün yerine geçmeye uygun değildir.</p>

<p>Bir yaşından sonra ise çocuğun büyümesi, genel beslenmesi ve sağlık durumuna göre süt ve süt ürünleri beslenmenin bir parçası olabilir.</p>

<p>Süt tüketirken en sık yapılan hata ne?</p>

<p>Belki de en büyük hata, sütü tek başına sağlık ölçütüne dönüştürmek.</p>

<p>Bir kişinin hiç süt içmemesi otomatik olarak sağlıksız beslendiği anlamına gelmediği gibi, her gün birkaç bardak süt içmesi de beslenmesinin kusursuz olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Kalsiyum başka gıdalardan da alınabilir. Protein için çok sayıda hayvansal ve bitkisel kaynak bulunur. B12 açısından farklı hayvansal gıdalar ve gerektiğinde zenginleştirilmiş ürünler kullanılabilir.</p>

<p>Asıl mesele, tek bir besini büyüteç altına almak yerine günlük beslenmenin tamamına bakmak.</p>

<p>Peki süt sağlıklı mı?</p>

<p>Çoğu kişi için süt, dengeli beslenmenin besleyici bir parçası olabilir. Özellikle protein ve kalsiyum sağlaması önemli bir avantajdır.</p>

<p>Fakat süt vazgeçilmez veya mucizevi bir besin değildir.</p>

<p>Laktoz intoleransı, süt proteini alerjisi, kişinin enerji ihtiyacı, kan yağları, yaşı ve genel beslenme biçimi hangi süt ürününün ne miktarda tercih edileceğini etkileyebilir.</p>

<p>Bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu tablo siyah-beyaz değil: Süt çeşitli temel besin öğelerini pratik biçimde sağlayabilir, ancak sağlıklı yaşamın sırrı tek bir bardağın içinde değil, beslenmenin bütününde saklıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Nutrition &amp; Metabolism – Milk consumption and multiple health outcomes: umbrella review of systematic reviews and meta-analyses in humans – Zhang X, Chen X, Xu Y ve arkadaşları – 2021 – DOI: 10.1186/s12986-020-00527-y<br />
2. Food &amp; Nutrition Research – Milk and dairy products – a scoping review for Nordic Nutrition Recommendations 2023 – Kirsten Bjørklund Holven, Emily Sonestedt – 2024 – DOI: 10.29219/fnr.v68.10486<br />
3. BMJ – Milk intake and risk of mortality and fractures in women and men: cohort studies – Michaëlsson K, Wolk A, Langenskiöld S ve arkadaşları – 2014 – DOI: 10.1136/bmj.g6015<br />
4. Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü – Lactose Intolerance: Eating, Diet, &amp; Nutrition – Güncel hasta bilgilendirme rehberi<br />
5. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri, Besin Takviyeleri Ofisi – Calcium: Fact Sheet for Health Professionals – Güncel bilimsel bilgi formu<br />
6. ABD Tarım Bakanlığı ve ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı – Dietary Guidelines for Americans, 2025–2030 – 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/sutun-faydalari-kemiklerle-sinirli-degil-vucutta-neler-yapiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 01:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8519.jpeg" type="image/jpeg" length="65414"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kan Şekerinden Tokluğa: Bulgur ve Pirinç Arasındaki Önemli Fark]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kan-sekerinden-tokluga-bulgur-ve-pirinc-arasindaki-onemli-fark</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kan-sekerinden-tokluga-bulgur-ve-pirinc-arasindaki-onemli-fark" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pilav sofraların vazgeçilmezlerinden. Ancak bulgur ile beyaz pirinç arasında lif, işlenme düzeyi ve kan şekeri üzerindeki etkileri bakımından önemli farklar bulunuyor. Peki hangisi daha iyi tercih?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pilav denildiğinde pek çok kişinin aklına ilk olarak tereyağı kokan beyaz pirinç pilavı geliyor. Ancak aynı tabağa bulgur pilavı konulduğunda beslenme açısından tablo biraz değişiyor. İkisi de karbonhidrat kaynağı olsa da tahılın ne kadar işlendiği, içerdiği lif ve yemeğin nasıl hazırlandığı sağlık açısından önemli.</p>

<p>Bilimsel veriler, sağlıklı beslenmede rafine edilmiş tahıllar yerine tam veya daha az işlenmiş tahıllara ağırlık verilmesini destekliyor. Bu açıdan bakıldığında bulgur, günlük sofrada beyaz pirince karşı önemli bir avantaj kazanıyor.</p>

<p>Bulgur neden öne çıkıyor?</p>

<p>Bulgur, buğdayın pişirilmesi, kurutulması ve kırılmasıyla elde ediliyor. Bu işlem sırasında tahılın besleyici bileşenlerinin önemli bir bölümü korunuyor.</p>

<p>Beyaz pirinçte ise kabuk ve kepek tabakalarının uzaklaştırıldığı rafinasyon işlemi uygulanıyor. Bu nedenle beyaz pirinç, tam tahıllarla karşılaştırıldığında daha az lif içeriyor.</p>

<p>Lif yalnızca bağırsakların düzenli çalışması açısından önemli değil. Liften zengin beslenme daha uzun süre tokluk sağlamaya yardımcı olabiliyor ve sağlıklı beslenme düzeninin önemli bir parçasını oluşturuyor.</p>

<p>Bulgurun magnezyum ve bazı B grubu vitaminleri gibi mikro besinler açısından da beslenmeye katkısı bulunuyor.</p>

<p>Kan şekeri açısından hangisi daha avantajlı?</p>

<p>Pilav seçiminde en çok merak edilen konulardan biri kan şekeri.</p>

<p>Karbonhidrat içeren bir besinin kan şekerini ne kadar hızlı yükselttiği yalnızca o besinin adına bağlı değil. Tahılın çeşidi, işlenme derecesi, pişirme yöntemi, porsiyon büyüklüğü ve aynı öğünde tüketilen diğer besinler de sonucu değiştirebiliyor.</p>

<p>Genel olarak daha az işlenmiş ve lif içeriği daha yüksek tahıllar, rafine tahıllara kıyasla daha avantajlı bir karbonhidrat kaynağı kabul ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beyaz pirinç büyük ölçüde nişastadan oluşuyor ve lif içeriği daha düşük. Beyaz pirincin glisemik indeksi ise kullanılan pirincin çeşidine ve pişirme yöntemine göre önemli ölçüde değişebiliyor.</p>

<p>Bulgur gibi daha az işlenmiş tahılların yapısı ise sindirim hızını etkileyebiliyor. Bu nedenle özellikle kan şekerini daha dengeli yönetmeye çalışan kişiler için yalnızca “pilav yiyip yememek” değil, pilavın hangi tahıldan yapıldığı ve ne kadar tüketildiği de önem taşıyor.</p>

<p>Tam tahıllar neden bu kadar önemseniyor?</p>

<p>Tam tahıllar konusunda bilimsel veriler yalnızca kısa süreli kan şekeri ölçümlerinden ibaret değil.</p>

<p>BMJ’de yayımlanan geniş kapsamlı bir sistematik derleme ve meta-analizde, daha fazla tam tahıl tüketiminin kalp-damar hastalıkları ve çeşitli sağlık sonuçları açısından daha düşük riskle ilişkili olduğu bildirildi.</p>

<p>Başka bir geniş kapsamlı bilimsel değerlendirmede ise tam tahıl tüketiminin artması, tip 2 diyabet gelişme riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirildi.</p>

<p>Burada önemli bir ayrıntı var: Bu çalışmaların önemli bir bölümü gözlemsel araştırmalardan oluşuyor. Dolayısıyla “bulgur yemek diyabeti veya kalp hastalığını önler” şeklinde kesin bir neden-sonuç ilişkisi kurulamaz.</p>

<p>Bilimsel verilerin desteklediği daha doğru mesaj şu: Tam ve daha az işlenmiş tahılların ağırlıkta olduğu genel beslenme düzeni, rafine tahılların yoğun olduğu beslenme biçimine göre sağlık açısından daha avantajlı görünüyor.</p>

<p>Peki beyaz pirinç sağlıksız mı?</p>

<p>Hayır. Beyaz pirinci “zararlı besin” ilan etmek bilimsel olarak doğru olmaz.</p>

<p>Sağlıklı bir kişinin dengeli beslenme düzeninde beyaz pirince de yer olabilir. Burada belirleyici olan tüketim sıklığı, porsiyon büyüklüğü ve öğünün geri kalanıdır.</p>

<p>Örneğin büyük bir tabak beyaz pirinç pilavını ekmek ve başka yoğun karbonhidrat kaynaklarıyla birlikte tüketmek ile küçük bir porsiyon pilavı sebze, yoğurt ve protein kaynağıyla birlikte yemek aynı beslenme profiline sahip değildir.</p>

<p>Bu nedenle mesele yalnızca “bulgur mu, pirinç mi?” sorusuna indirgenmemeli.</p>

<p>Esmer pirinç tabloyu değiştiriyor</p>

<p>Beyaz pirinç yerine esmer pirinç tercih edildiğinde fark azalıyor. Çünkü esmer pirinç, beyaz pirince kıyasla tahılın kepek ve ruşeym bölümlerini daha fazla koruyor.</p>

<p>Bu nedenle lif ve bazı mikro besinler bakımından beyaz pirinçten daha zengin bir seçenek.</p>

<p>Uzun süreli büyük gözlemsel çalışmalarda daha yüksek tam tahıl tüketimi, tip 2 diyabet riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirilirken esmer pirinç de araştırılan tam tahıl seçenekleri arasında yer aldı.</p>

<p>Yine de hiçbir tahıl tek başına hastalıklardan koruyan bir besin olarak görülmemeli.</p>

<p>Basmati pirinç daha mı iyi?</p>

<p>Basmati pirinç de beyaz pirinçtir ancak pirincin çeşidi, nişasta yapısı ve hazırlanma biçimi kan şekeri yanıtını etkileyebilir. Bazı basmati çeşitleri diğer beyaz pirinç türlerine göre daha düşük glisemik yanıt oluşturabilir.</p>

<p>Ancak markette üzerinde “basmati” yazması, o ürünün otomatik olarak bulgurdan veya tam tahıllardan daha sağlıklı olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Özellikle kan şekeri kontrolünün önemli olduğu kişiler için porsiyon miktarı hâlâ belirleyicidir.</p>

<p>Pilavın kendisi kadar tencereye girenler de önemli</p>

<p>Sağlıklı diye seçilen bulgurun büyük miktarda tereyağı veya başka yağlarla hazırlanması, yemeğin enerji yoğunluğunu belirgin biçimde artırabilir.</p>

<p>Aynı durum pirinç pilavı için de geçerli.</p>

<p>Pilav hazırlanırken kullanılan yağ miktarının ölçülü tutulması, sebzelerle zenginleştirilmesi ve porsiyonun kontrol edilmesi daha dengeli bir öğün oluşturabilir.</p>

<p>Pilavın yanına sebze, salata, yoğurt, kuru baklagil, balık, tavuk veya başka uygun protein kaynaklarının eklenmesi de öğünün besin çeşitliliğini artırır.</p>

<p>Daha sağlıklı pilav için 5 küçük değişiklik</p>

<p>Pilavdan tamamen vazgeçmek yerine birkaç alışkanlığı değiştirmek çoğu kişi için daha gerçekçi olabilir.</p>

<p>Bulguru daha sık tercih edin: Tam veya daha az işlenmiş tahıllara sofrada daha fazla yer açmak genel beslenme kalitesini artırabilir.</p>

<p>Porsiyonu büyütmeyin: Sağlıklı kabul edilen bir besinin sınırsız tüketilmesi gerekmez. Bulgur da karbonhidrat ve enerji içerir.</p>

<p>Yağı ölçülü kullanın: Pilavın enerji miktarını tahıldan çok kullanılan yağ miktarı yükseltebilir.</p>

<p>Tabağı çeşitlendirin: Pilavı tabağın tamamı haline getirmek yerine sebze ve uygun protein kaynaklarıyla tamamlayın.</p>

<p>Beyaz pirinç tüketiyorsanız alternatifi düşünün: Bazı öğünlerde bulgur veya esmer pirinç kullanmak tahıl çeşitliliğini artırabilir.</p>

<p>Diyabeti olanlar pilav yiyebilir mi?</p>

<p>Diyabeti olan bir kişinin “pilav tamamen yasak” yaklaşımını benimsemesi gerekmez. Ancak karbonhidratın türü ve özellikle miktarı kan şekeri yönetiminde önemlidir.</p>

<p>Kullanılan diyabet ilaçları, insülin tedavisi, kişinin kan şekeri yanıtı, toplam karbonhidrat tüketimi ve eşlik eden hastalıklar beslenme planını değiştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle diyabeti olan kişiler için kişiye özel beslenme planı, genel internet önerilerinden daha değerlidir.</p>

<p>Gluten hassasiyeti olanlar için önemli ayrıntı</p>

<p>Bulgur buğdaydan yapılır ve gluten içerir.</p>

<p>Çölyak hastalığı olan kişilerin bulgur tüketmemesi gerekir. Pirinç ise doğal olarak gluten içermez. Bu nedenle “genel olarak daha besleyici” bir seçeneğin herkes için en doğru seçenek olmayabileceğinin güzel bir örneğidir.</p>

<p>Sofradaki kazanan hangisi?</p>

<p>Günlük beslenmede klasik beyaz pirinç pilavı ile bulgur pilavı arasında seçim yapılacaksa, bulgur çoğu sağlıklı yetişkin için beslenme açısından daha güçlü bir seçenek olarak öne çıkar.</p>

<p>Bunun temel nedeni “mucize besin” olması değil; beyaz pirince göre daha az rafine edilmiş yapısı ve lif açısından avantajıdır.</p>

<p>Esmer pirinç de tam tahıl özelliği sayesinde iyi bir alternatif olabilir. Beyaz pirinç ise uygun porsiyonda, dengeli bir öğünün parçası olarak tüketilebilir.</p>

<p>Kısacası sağlıklı pilavın sırrı yalnızca tenceredeki tahılda değil; porsiyonda, kullanılan yağda ve tabağın geri kalanında saklı.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>BMJ – Whole grain consumption and risk of cardiovascular disease, cancer, and all cause and cause specific mortality: systematic review and dose-response meta-analysis of prospective studies – Aune ve arkadaşları – 2016 – DOI: 10.1136/bmj.i2716</li>
 <li>BMJ – Role of diet in type 2 diabetes incidence: umbrella review of meta-analyses of prospective observational studies – Neuenschwander ve arkadaşları – 2019 – DOI: 10.1136/bmj.l2368</li>
 <li>BMJ – Intake of whole grain foods and risk of type 2 diabetes: results from three prospective cohort studies – Hu ve arkadaşları – 2020 – DOI: 10.1136/bmj.m2206</li>
 <li>BMJ – Dietary fibre intake and risk of cardiovascular disease: systematic review and meta-analysis – Threapleton ve arkadaşları – 2013 – DOI: 10.1136/bmj.f6879</li>
 <li>BMJ – White rice consumption and risk of type 2 diabetes: meta-analysis and systematic review – Hu ve arkadaşları – 2012 – DOI: 10.1136/bmj.e1454</li>
 <li>American College of Cardiology/American Heart Association – 2019 ACC/AHA Guideline on the Primary Prevention of Cardiovascular Disease – 2019 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000000678</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kan-sekerinden-tokluga-bulgur-ve-pirinc-arasindaki-onemli-fark</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8518.jpeg" type="image/jpeg" length="15428"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bitlis Eren Tıp İlk Öğrencilerini Üst Başarı Diliminden Aldı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/bitlis-eren-tip-ilk-ogrencilerini-ust-basari-diliminden-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/bitlis-eren-tip-ilk-ogrencilerini-ust-basari-diliminden-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026-YKS yerleştirme sonuçlarının açıklanmasıyla tıp fakültelerinin taban puanları ve başarı sıraları da netleşti. İlk kez öğrenci alan Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesi, 515,76385 taban puanıyla dikkat çekerken 30 kişilik kontenjanının tamamını doldurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının ardından Türkiye’deki tıp fakültelerinin taban puanları ve başarı sıralamaları belli oldu. Sonuçlarda bu yıl ilk kez öğrenci kabul eden Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesinin performansı dikkat çekti.</p>

<p>Yayımlanan verilere göre Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesi 515,76385 taban puanla öğrenci aldı. Fakülte, devlet üniversitelerindeki tıp programları arasında puan esaslı listelerde üst sıralarda kendisine yer buldu.</p>

<p>30 kişilik kontenjan tamamen doldu</p>

<p>Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesi 2026-2027 eğitim öğretim yılında ilk kez öğrenci kabul etti. Fakülte için ayrılan 30 kişilik kontenjanın tamamı doldu.</p>

<p>Yerleştirme verilerini aktaran yayınlarda fakülteye son yerleşen adayın başarı sırasının yaklaşık 9 bin 632 olduğu belirtildi. Böylece yeni açılan fakülte, ilk öğrenci kabul yılında 10 bin başarı sırası sınırının içinde kalan adaylardan öğrenci almış oldu.</p>

<p>Burs desteği tercih döneminde öne çıktı</p>

<p>Bitlis Eren Üniversitesinin tercih döneminde duyurduğu burs programı da fakülteye yönelik ilgiyi artıran unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Üniversite ile Eren Holding arasında yapılan iş birliği kapsamında Tıp Fakültesine başarı sırası 1-15 bin arasında yerleşen öğrencilere aylık 50 bin TL, 15 binin üzerindeki sıralamalardan yerleşen öğrencilere ise aylık 30 bin TL burs sağlanacağı açıklanmıştı.</p>

<p>İlk üç yıllık eğitim İstanbul’da</p>

<p>Fakültenin eğitim modeli de tercih döneminin dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Açıklanan plana göre öğrencilerin tıp eğitimlerinin ilk üç yılını İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinde (Çapa) sürdürmeleri öngörülüyor.</p>

<p>Öğrencilerin dördüncü sınıftan itibaren ise gerekli eğitim ve sağlık altyapısının tamamlanmasının ardından Bitlis’te eğitimlerine devam etmeleri planlanıyor.</p>

<p>Devlet tıp fakültelerinde rekabet yüksek</p>

<p>2026-YKS sonuçları devlet üniversitelerinin tıp fakültelerinde yüksek başarı sıralarındaki rekabetin sürdüğünü de gösterdi.</p>

<p>Devlet üniversitelerinde en yüksek başarı sırasıyla öğrenci alan program İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin İngilizce programı oldu. Programın taban başarı sırası 860 olarak gerçekleşti.</p>

<p>Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İngilizce programı 1.090, Hacettepe Tıp yüzde 30 İngilizce programı 1.710, Cerrahpaşa Tıp Türkçe programı ise 2.200 başarı sırasıyla öğrenci aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu yıl ilk kez öğrenci kabul eden Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesinin ortaya koyduğu tablo ise yeni kurulan bir tıp fakültesinin tercih döneminde yüksek başarı grubundaki adaylardan ilgi görebildiğini ortaya koyması açısından dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/bitlis-eren-tip-ilk-ogrencilerini-ust-basari-diliminden-aldi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 23:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8517.jpeg" type="image/jpeg" length="74199"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vücut Neden Yaşlanıyor? Milyonlarca Hücreyi İnceleyen Araştırmadan Yeni İpuçları]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/vucut-neden-yaslaniyor-milyonlarca-hucreyi-inceleyen-arastirmadan-yeni-ipuclari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/vucut-neden-yaslaniyor-milyonlarca-hucreyi-inceleyen-arastirmadan-yeni-ipuclari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Saçların beyazlamasından kas gücünün azalmasına kadar yaşlanmayı çoğu zaman yılların vücutta bıraktığı hasar olarak görüyoruz. Yeni hücre araştırmaları ise sürecin bundan daha düzenli olabileceğini düşündürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Aynaya baktığımızda yaşlanmayı görmek kolaydır. Saç telleri beyazlar, cilt değişir, kas gücü eskisi kadar hızlı toparlanmayabilir. Fakat bütün bunların arkasında vücudun içinde tam olarak ne olduğu, biyolojinin en eski ve en zor sorularından biri olmaya devam ediyor.</p>

<p>Uzun yıllardır öne çıkan açıklamalardan biri oldukça anlaşılırdı: Hücreler zaman içinde hasar görüyor, DNA ve proteinlerde bozulmalar birikiyor, vücudun onarım sistemleri bu yükün gerisinde kalıyor ve sonunda yaşlanmanın belirtileri ortaya çıkıyor.</p>

<p>Rockefeller Üniversitesi’nden hücre biyoloğu Junyue Cao ve çalışma arkadaşlarının son yıllarda yayımladığı geniş ölçekli araştırmalar ise bu tabloya farklı bir pencere açıyor.</p>

<p>Milyonlarca hücrenin tek tek incelendiği çalışmalar, yaşlanmanın yalnızca rastgele bir “aşınma ve yıpranma” süreci olmayabileceğini; bazı hücre topluluklarının belirli dönemlerde azalırken bazılarının arttığı, moleküler olarak organize değişimlerin yaşandığı daha karmaşık bir süreç olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bu bulgular dikkat çekici olsa da önemli bir ayrım var: Araştırmaların temel bölümü fareler üzerinde yapıldı. Dolayısıyla “insanın yaşlanma programı çözüldü” demek için henüz çok erken.</p>

<p>Yaşlanmaya yeni bakış: Hücreler aynı hızda değişmiyor</p>

<p>İnsan vücudunu tek parça halinde yaşlanan bir makine gibi düşünmek yanıltıcı olabilir.</p>

<p>Vücudumuz yüzlerce farklı hücre tipinden oluşuyor. Kas hücresiyle bağışıklık hücresi, böbrek hücresiyle sinir hücresi aynı işi yapmadığı gibi yaşlanmaya verdikleri yanıt da aynı olmayabilir.</p>

<p>Science’ta yayımlanan kapsamlı araştırmalardan birinde bilim insanları, farelerin yaşamlarının farklı dönemlerinden alınan 623 doku örneğinde 20 milyondan fazla hücreyi inceledi.</p>

<p>Araştırma sonucunda 3 binden fazla hücresel durum tanımlandı ve yaşla belirgin biçimde değişen 200’den fazla hücre popülasyonu saptandı.</p>

<p>En dikkat çekici noktalardan biri, değişimin bütün hücrelerde aynı biçimde gerçekleşmemesiydi.</p>

<p>Bazı hücre toplulukları yaşla azalırken bazıları çoğalıyor, bazıları ise görece daha kararlı kalıyordu.</p>

<p>Bu tablo, yaşlanmanın vücudun her köşesinde aynı hızla ilerleyen tek yönlü bir süreç olmadığını düşündürüyor.</p>

<p>Araştırmacılar neden “hücre toplumu”ndan söz ediyor?</p>

<p>Junyue Cao’nun yaklaşımında önemli kavramlardan biri, vücudu yalnızca tek tek hücrelerin toplamı olarak değil, birbirleriyle sürekli iletişim halinde bulunan bir “hücre toplumu” olarak değerlendirmek.</p>

<p>Bu açıdan bakıldığında yaşlanma, yalnızca hücrelerin tek tek bozulması anlamına gelmiyor.</p>

<p>Asıl değişim, hangi hücrelerin dokuda bulunduğu, bunların sayılarının nasıl değiştiği, hangi genlerin çalıştığı ve hücrelerin birbirlerine hangi moleküler sinyalleri gönderdiği düzeyinde ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Araştırmacılar bu nedenle yaşlanmayı, hücre toplumunun zaman içerisinde yeniden düzenlenmesi olarak açıklayan bir model üzerinde duruyor.</p>

<p>Bu ayrım önemli.</p>

<p>Çünkü yalnızca “hasarlı molekülü bul ve düzelt” yaklaşımıyla yaşlanmayı anlamaya çalışmak, vücuttaki daha geniş çaplı hücresel değişimleri gözden kaçırabilir.</p>

<p>20 milyondan fazla hücre ne gösterdi?</p>

<p>Science’ta 2025 yılında yayımlanan PanSci çalışması, yaşlanan organizmanın hücresel haritasını çıkarmaya yönelik en geniş araştırmalardan biri oldu.</p>

<p>Araştırmacılar akciğer, kalp, karaciğer, böbrek, kas, bağırsak ve yağ dokusu dahil farklı organ ve dokuları değerlendirdi.</p>

<p>Farelerin farklı yaşam dönemleri karşılaştırıldığında hücre topluluklarındaki değişimlerin zamana göre düzenli örüntüler gösterebildiği görüldü.</p>

<p>Özellikle bağışıklık sisteminde hem birçok organda ortak görülen hem de belirli organlara özgü değişiklikler saptandı.</p>

<p>Bu durum yaşlanmanın yalnızca tek bir organın meselesi olmadığını, vücudun farklı bölgeleri arasında iletişim kuran sistemlerin de sürece katılabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>İkinci büyük araştırma genlerin “açılıp kapanmasına” baktı</p>

<p>Science’ta 2026 yılında yayımlanan başka bir araştırmada Cao’nun ekibi bu kez yaşlanmaya farklı bir düzeyden baktı.</p>

<p>Araştırmacılar 21 farklı fare dokusunda yaklaşık 7 milyon hücreyi inceleyerek hücrelerin genetik talimatları nasıl kullandığını gösteren geniş kapsamlı bir epigenom haritası oluşturdu.</p>

<p>Epigenetik, DNA dizisini değiştirmeden genlerin ne ölçüde aktif veya sessiz olacağını etkileyen biyolojik düzenleme sistemlerini ifade ediyor.</p>

<p>Araştırmada yüzlerce temel hücre tipi ve çok daha ayrıntılı hücre alt grupları değerlendirildi.</p>

<p>Hücrelerin tamamı yaşla aynı ölçüde değişmedi. Belirli hücre gruplarında belirgin nüfus değişimleri görülürken diğerleri daha kararlı kaldı.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca yaşlanmayla ilişkili değişimlerde hücre içindeki gen düzenleyici mekanizmaların yanı sıra hücreler arasında iletişim sağlayan bazı sinyal moleküllerinin de rol oynayabileceğine ilişkin bulgular elde etti.</p>

<p>Bu sonuçlar, yaşlanmanın yalnızca yıllar boyunca rastgele biriken moleküler hasardan ibaret olmayabileceği görüşünü güçlendiriyor.</p>

<p>Ancak “program” kelimesinin dikkatli kullanılması gerekiyor.</p>

<p>Peki yaşlanma gerçekten programlanmış mı?</p>

<p>Burada bilimsel açıdan en kritik nokta bu.</p>

<p>“Programlanmış yaşlanma” ifadesi, vücudumuzun içinde doğumdan itibaren çalışan ve belirli bir yaşa geldiğimizde bizi yaşlandırmak üzere hazırlanmış basit bir biyolojik saat bulunduğu izlenimini verebilir.</p>

<p>Mevcut araştırmalar bunu kanıtlamıyor.</p>

<p>Bulgular daha çok yaşlanma sırasında bazı hücresel ve moleküler değişimlerin rastgele değil, düzenli ve koordineli örüntüler gösterebildiğine işaret ediyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, yaşlanmada hem biriken hasarın hem de genlerin çalışmasını, hücre davranışlarını ve dokular arasındaki iletişimi yöneten biyolojik mekanizmaların birlikte rol oynaması mümkün.</p>

<p>Bilim dünyasında yaşlanmanın temel nedeni konusunda tek ve kesin bir model bulunmuyor.</p>

<p>DNA hasarı, proteinlerin yapısındaki bozulmalar, hücresel enerji üretimindeki değişiklikler, kronik düşük düzeyli inflamasyon, hücresel yaşlanma ve epigenetik değişiklikler gibi birçok mekanizma araştırılıyor.</p>

<p>Yeni çalışmalar bu listeyi ortadan kaldırmıyor. Tam tersine, bu mekanizmaların daha büyük bir biyolojik sistem içinde birbirleriyle nasıl bağlantılı olabileceğini anlamaya çalışıyor.</p>

<p>İnsanlarda yaşlanma da basamaklar halinde mi ilerliyor?</p>

<p>Farelerden elde edilen bulguların en merak uyandırıcı taraflarından biri bu soruyu gündeme getirmesi.</p>

<p>İnsanlarda yapılan bazı moleküler araştırmalar da yaşlanmanın tamamen doğrusal ilerlemediğini düşündüren sonuçlar verdi. Ancak insanlarda belirli yaşlarda ani ve evrensel “yaşlanma dalgaları” bulunduğu henüz kesinleşmiş bir bilgi değil.</p>

<p>Özellikle 40’lı ve 60’lı yaşlarda büyük moleküler değişimler yaşandığını bildiren 2024 tarihli bir Nature Aging araştırmasının bazı analizlerinin güvenilirliği daha sonra tartışmaya açıldı. Dergi 2026 yılında çalışmaya editoryal uyarı ekledi.</p>

<p>Bu nedenle “insan 44 ve 60 yaşında birden yaşlanıyor” şeklindeki popüler yorumları kesin bilimsel gerçek olarak görmek doğru değil.</p>

<p>Daha güvenli çıkarım şu: İnsan yaşlanması muhtemelen düz bir çizgi halinde ilerlemiyor ve farklı biyolojik sistemler yaşamın farklı dönemlerinde farklı hızlarda değişebiliyor.</p>

<p>Yaşlanma 30 yaşından önce mi başlıyor?</p>

<p>Farelerdeki yaşam dönemlerini doğrudan insan yaşlarına çevirmek oldukça kaba bir karşılaştırmadır. Bu nedenle araştırmalardan hareketle “yaşlanma tam olarak şu yaşta başlıyor” demek mümkün değil.</p>

<p>Bununla birlikte Cao ve ekibinin bulguları, yaşlanmayla ilişkili bazı hücresel değişimlerin ileri yaşlarda birdenbire ortaya çıkmadığını, yaşamın görece erken dönemlerinde başlayabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Bu durum günlük hayatta hissedilen yaşlanmayla biyolojik yaşlanmanın aynı şey olmadığını hatırlatıyor.</p>

<p>Bir insan kendisini genç ve sağlıklı hissederken hücre ve dokularında yaşla ilişkili bazı moleküler değişiklikler çoktan başlamış olabilir.</p>

<p>Fakat bu, genç yetişkinlikte “vücudun çökmeye başladığı” anlamına gelmiyor. Yaşlanma onlarca yıla yayılan, genetik yapıdan çevresel etkenlere kadar çok sayıda faktörden etkilenen karmaşık bir süreç.</p>

<p>Bu keşif yaşlanmayı durdurabileceğimiz anlamına geliyor mu?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Araştırmalar yaşlanmanın hücresel mimarisini anlamaya yönelik temel bilim çalışmalarıdır. İnsanlarda yaşlanmayı durduran veya geri çeviren bir tedavinin bulunduğunu göstermiyor.</p>

<p>Fakat bilimsel açıdan önemli bir kapı açıyor.</p>

<p>Eğer araştırmacılar yaşla birlikte özellikle hangi hücrelerin kaybolduğunu, hangilerinin çoğaldığını ve bu değişimleri hangi moleküler sinyallerin yönlendirdiğini belirleyebilirse gelecekte yaşa bağlı hastalıkların mekanizmalarını daha ayrıntılı incelemek mümkün olabilir.</p>

<p>Bu yaklaşım, “yaşlanmayı tedavi etmekten” önce sağlıklı yaşam süresini uzatmaya yönelik yeni araştırma hedeflerinin belirlenmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>Ancak bu hedeflerin insanlarda güvenli ve etkili tedavilere dönüşmesi uzun yıllar sürebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Yaşlanma programı” varsa onu kapatabilir miyiz?</p>

<p>Bugünkü bilimsel bilgiyle böyle bir düğme yok.</p>

<p>Yaşlanmayı yöneten tek bir gen, tek bir hormon veya tek bir moleküler yol bulunmuş değil. Dolayısıyla herhangi bir takviye, ilaç, diyet veya yaşam tarzı uygulamasının bu varsayımsal “programı kapattığı” iddiasına temkinli yaklaşmak gerekiyor.</p>

<p>Yaşlanma araştırmalarındaki en büyük risklerden biri, erken aşamadaki laboratuvar bulgularının hızla ticari “gençleşme” vaatlerine dönüştürülmesi.</p>

<p>Farelerde hücresel yaşlanmanın belirli mekanizmalarını değiştirebilmek, aynı yöntemin sağlıklı insanlarda yaşam süresini uzatacağı anlamına gelmez.</p>

<p>Bir müdahalenin gerçek değerini gösterebilmek için insanlarda yapılmış, güvenliği ve klinik yararı değerlendiren güçlü araştırmalara ihtiyaç vardır.</p>

<p>Sağlıklı yaşlanma için bugün bildiklerimiz değişti mi?</p>

<p>Yeni araştırmalar yaşlanmanın biyolojisini yeniden tartışmaya açsa da günlük yaşam açısından temel tablo değişmiş değil.</p>

<p>Düzenli fiziksel aktivite, sigaradan uzak durmak, yeterli ve kaliteli uyku, dengeli beslenme, sağlıklı vücut ağırlığını koruma, aşırı alkol tüketiminden kaçınma, tansiyon, kan şekeri ve kolesterol gibi önemli risk faktörlerinin kontrol altında tutulması sağlıklı yaşlanma açısından hâlâ çok daha güçlü kanıtlara sahip.</p>

<p>Bunların hiçbiri yaşlanmayı “durdurmaz”.</p>

<p>Ama amaç zaten takvim yaşını dondurmak değil; kalp, beyin, kas, damar ve metabolik sağlığı mümkün olduğunca uzun süre koruyarak sağlıklı geçirilen yılları artırmaktır.</p>

<p>Yaşlanma araştırmalarında asıl değişen soru olabilir</p>

<p>Bilim uzun süre yaşlanmayı, yıllar geçtikçe vücudun parçalarının yavaş yavaş bozulduğu bir süreç olarak ele aldı.</p>

<p>Yeni tek hücre araştırmaları bu açıklamanın eksik olabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Vücudun bazı hücre toplulukları azalıyor, bazıları genişliyor, bağışıklık sistemi değişiyor ve genlerin çalışma biçimini belirleyen düzenleyici sistemlerde belirli örüntüler ortaya çıkıyor.</p>

<p>Bu nedenle geleceğin yaşlanma araştırmalarındaki en önemli soru yalnızca “Hangi molekül bozuldu?” olmayabilir.</p>

<p>Belki de daha büyük soru şu olacak:</p>

<p>Vücudun hücresel dengesi yaş ilerledikçe neden ve nasıl yeniden kuruluyor?</p>

<p>Bu sorunun yanıtı henüz elimizde değil. Fakat milyonlarca hücreden elde edilen yeni haritalar, yaşlanmanın yalnızca zamanın vücutta bıraktığı izlerden oluşmadığını düşündürecek kadar güçlü bir bilimsel ipucu sunuyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Science – A panoramic view of cell population dynamics in mammalian aging – Zehao Zhang, Chloe Schaefer, Weirong Jiang, Ziyu Lu, Jasper Lee, Andras Sziraki, Abdulraouf Abdulraouf, Brittney Wick, Maximilian Haeussler, Zhuoyan Li, Gesmira Molla, Rahul Satija, Wei Zhou, Junyue Cao – 2025 – DOI: 10.1126/science.adn3949</li>
 <li>Science – Organism-wide cellular dynamics and epigenomic remodeling in mammalian aging – Ziyu Lu, Zehao Zhang, Zihan Xu, Abdulraouf Abdulraouf, Wei Zhou, Junyue Cao – 2026 – DOI: 10.1126/science.adw6273</li>
 <li>Annual Review of Genomics and Human Genetics – The Genomics of Aging at the Single-Cell Scale – Wei Zhou, Junyue Cao – 2025 – DOI: 10.1146/annurev-genom-120523-024422</li>
 <li>Nature Aging – Aging is associated with a systemic length-associated transcriptome imbalance – Thomas Stoeger ve arkadaşları – 2022 – DOI: 10.1038/s43587-022-00317-6</li>
 <li>Nature Aging – Nonlinear dynamics of multi-omics profiles during human aging – Xiaotao Shen, Chuchu Wang, Xin Zhou, Wenyu Zhou, Daniel Hornburg, Si Wu, Michael P. Snyder – 2024 – DOI: 10.1038/s43587-024-00692-2 – Çalışmanın belirli yaşlardaki değişim zirvelerine ilişkin analizleri hakkında 2026 yılında editoryal uyarı yayımlanmıştır.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/vucut-neden-yaslaniyor-milyonlarca-hucreyi-inceleyen-arastirmadan-yeni-ipuclari</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 23:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8515.jpeg" type="image/jpeg" length="33609"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanser Her Zaman Ağrıyla Başlamıyor: Vücudun Görmezden Gelinmemesi Gereken Sinyalleri]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kanser-her-zaman-agriyla-baslamiyor-vucudun-gormezden-gelinmemesi-gereken-sinyalleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kanser-her-zaman-agriyla-baslamiyor-vucudun-gormezden-gelinmemesi-gereken-sinyalleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser her zaman şiddetli ağrı, belirgin bir kitle ya da dramatik bir sağlık sorunu ile ortaya çıkmıyor. Bazı kanserler uzun süre belirti vermeyebilirken bazıları günlük hayatın içinde kolayca başka nedenlere bağlanabilecek değişikliklerle kendini gösterebiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Açıklanamayan kilo kaybından geçmeyen öksürüğe, dışkılama alışkanlığındaki değişikliklerden olağandışı kanamalara kadar birçok bulgu tek başına kanser anlamına gelmese de kalıcı, tekrarlayan veya giderek kötüleşen belirtilerin ihmal edilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Kanser denildiğinde birçok kişinin zihninde ilk olarak şiddetli ağrı, hızla büyüyen bir kitle veya ağır hastalık tablosu canlanıyor. Oysa hastalığın erken dönemindeki tablo her zaman böyle olmayabiliyor.</p>

<p>Kanserin belirtileri, hastalığın başladığı dokuya, tümörün büyüklüğüne ve çevredeki organ veya dokular üzerindeki etkisine göre büyük ölçüde değişebiliyor. Bazı kanserler ise özellikle erken dönemde hiçbir belirti oluşturmayabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle asıl dikkat edilmesi gereken nokta, internette dolaşan “kanserin 6 belirtisi”, “7 kesin işaret” gibi sayılandırılmış listelerden çok, kişinin kendi vücudunda ortaya çıkan yeni, açıklanamayan ve kalıcı değişiklikler.</p>

<p>Açıklanamayan kilo kaybı</p>

<p>Beslenme veya fiziksel aktivitede belirgin bir değişiklik olmadığı halde ortaya çıkan istemsiz kilo kaybı araştırılması gereken bulgulardan biri.</p>

<p>Kilo kaybının tiroit hastalıklarından sindirim sistemi sorunlarına, psikolojik etkenlerden metabolik hastalıklara kadar çok sayıda nedeni bulunuyor. Ancak belirgin ve açıklanamayan kilo kaybı bazı kanserlerde de görülebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle özellikle devam eden kilo kaybını yalnızca “iştahım azaldı” diyerek geçiştirmemek gerekiyor.</p>

<p>Vücudun herhangi bir yerinde yeni kitle veya şişlik</p>

<p>Meme, boyun, koltuk altı, kasık veya vücudun başka bir bölgesinde ortaya çıkan yeni bir kitle değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Her kitle kanser değildir. Enfeksiyonlar, kistler ve çok sayıda iyi huylu hastalık da şişliğe neden olabilir. Buna rağmen yeni ortaya çıkan, büyüyen veya uzun süre kaybolmayan kitlelerin hekim tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor.</p>

<p>Dışkıda kan ve bağırsak alışkanlığındaki değişiklikler</p>

<p>Dışkıda kan görülmesi, uzun süren kabızlık veya ishal, dışkının biçiminde belirgin değişiklik ya da bağırsakların tam boşalmadığı hissi kolorektal hastalıklarda görülebiliyor.</p>

<p>Dışkıda kanın hemoroid ve anal fissür gibi kanser dışı nedenleri çok daha sık görülse de özellikle tekrarlayan kanamalar araştırılmalı.</p>

<p>Üstelik bağırsak kaynaklı kanama her zaman çıplak gözle görülemeyebilir. Uzun süreli gizli kan kaybı bazı kişilerde demir eksikliği ve kansızlıkla kendisini gösterebilir.</p>

<p>İdrarda kan veya idrar alışkanlıklarında değişiklik</p>

<p>İdrarın pembe, kırmızı veya koyu renk alması ya da testlerde idrarda kan saptanması değerlendirilmesi gereken başka bir bulgu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İdrar yolu enfeksiyonları ve taş hastalığı gibi kanser dışı nedenler çok daha yaygın olmakla birlikte idrarda kan, mesane ve üriner sistem hastalıklarının da belirtisi olabilir.</p>

<p>Özellikle ağrısız biçimde ortaya çıkan ve sonradan kaybolan kanama “geçti” düşüncesiyle unutulmamalı.</p>

<p>Geçmeyen öksürük veya ses kısıklığı</p>

<p>Soğuk algınlığı ve solunum yolu enfeksiyonlarından sonra öksürük bir süre devam edebilir. Ancak nedeni açıklanamayan, uzun süren veya giderek değişen öksürük ile kalıcı ses kısıklığı değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle sigara öyküsü bulunan kişilerde bu tür değişikliklerin göz ardı edilmemesi önem taşıyor.</p>

<p>Yutma güçlüğü ve geçmeyen sindirim yakınmaları</p>

<p>Yiyeceklerin boğazda veya göğüste takıldığı hissi, giderek artan yutma güçlüğü, kalıcı iştahsızlık ya da açıklanamayan ve geçmeyen sindirim yakınmaları da araştırılması gereken belirtiler arasında.</p>

<p>Tek başına bu şikâyetlerin bulunması kanser tanısı anlamına gelmez. Ancak süreklilik kazanması önemlidir.</p>

<p>Benlerde ve ciltte değişiklik</p>

<p>Yeni ortaya çıkan bir ben, mevcut bir benin şekil, büyüklük veya rengindeki değişiklikler, kanayan cilt lezyonları ya da uzun süre iyileşmeyen yaralar dermatolojik değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Burada da temel yaklaşım kişinin kendi cildindeki değişikliği fark etmesidir.</p>

<p>Nedeni açıklanamayan kanama veya morarma</p>

<p>Dışkı veya idrarda kan dışında, nedeni açıklanamayan tekrarlayan kanamalar ve olağandışı morarmalar da değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kanamanın yeri ve niteliği olası neden konusunda hekime önemli bilgiler sağlayabilir.</p>

<p>Dinlenmeyle geçmeyen belirgin yorgunluk</p>

<p>Yorgunluk modern yaşamın en yaygın şikâyetlerinden biri. Uykusuzluk, stres, kansızlık, enfeksiyonlar ve çok sayıda başka durum yorgunluğa yol açabilir.</p>

<p>Ancak kişinin günlük yaşamını etkileyen, dinlenmeyle düzelmeyen ve nedeni açıklanamayan belirgin yorgunluk devam ediyorsa altında yatan neden araştırılmalıdır.</p>

<p>Açıklanamayan ve kalıcı ağrı</p>

<p>Ağrının bulunması otomatik olarak kanser anlamına gelmez ve kanserin mutlaka ağrıyla başlaması gerekmez.</p>

<p>Bununla birlikte yeni ortaya çıkan, belirgin bir nedeni bulunamayan, geçmeyen veya zaman içinde kötüleşen ağrıların değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Gece terlemeleri veya açıklanamayan ateş</p>

<p>Enfeksiyon olmaksızın tekrarlayan ateş veya yoğun gece terlemeleri de bazı hastalıklarda görülebilir. Bunların çok sayıda kanser dışı nedeni bulunmasına rağmen uzun süre devam etmeleri halinde tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>En önemli ölçüt: “Bende normalde böyle değildi”</p>

<p>Kanser belirtilerinde herkes için geçerli sihirli bir sayı veya kusursuz bir kontrol listesi bulunmuyor.</p>

<p>Daha değerli soru şu olabilir:</p>

<p>“Vücudumda daha önce olmayan ne değişti?”</p>

<p>Yeni başlayan bir yakınmanın açıklanamaması, uzun süre devam etmesi, tekrarlaması veya giderek kötüleşmesi hekime başvurmak için önemli bir gerekçe oluşturabilir.</p>

<p>Burada iki uçtan da kaçınmak gerekiyor.</p>

<p>Her baş ağrısını, yorgunluğu veya bağırsak değişikliğini kansere yormak gereksiz korkuya neden olabilir. Buna karşılık haftalar boyunca devam eden veya giderek belirginleşen bir değişikliği “nasıl olsa geçer” diyerek sürekli ertelemek de doğru değildir.</p>

<p>Belirtiyi beklemek de yeterli değil</p>

<p>Bir başka kritik nokta ise kanser taramaları.</p>

<p>Bazı kanserler belirti ortaya çıkmadan önce tarama programları sayesinde saptanabiliyor. Bu nedenle “Hiçbir şikâyetim yok, o halde kontrol gerekmiyor” düşüncesi de yanıltıcı olabilir.</p>

<p>Yaş, cinsiyet, aile öyküsü ve kişisel risk faktörlerine uygun kanser taramalarının sürdürülmesi erken tanının önemli parçalarından biri.</p>

<p>Vücudun verdiği sinyalleri dinlemek önemli; fakat erken tanının yolu yalnızca belirti aramaktan değil, uygun zamanda tarama ve hekim değerlendirmesinden de geçiyor.</p>

<p>Önemli not: Bu belirtilerden herhangi birinin bulunması kişinin kanser olduğu anlamına gelmez. Çoğu belirti kanserden çok daha sık görülen başka sağlık sorunlarından kaynaklanabilir. Ama yeni, açıklanamayan, kalıcı veya kötüleşen değişikliklerin nedeninin belirlenmesi için sağlık profesyoneline başvurulması gerekir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>American Cancer Society, Signs and Symptoms of Cancer</li>
 <li>National Cancer Institute, Symptoms of Cancer</li>
 <li>American Cancer Society, Colorectal Cancer Signs and Symptoms</li>
 <li>American Cancer Society, Bladder Cancer Signs and Symptoms</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kanser-her-zaman-agriyla-baslamiyor-vucudun-gormezden-gelinmemesi-gereken-sinyalleri</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8514.jpeg" type="image/jpeg" length="45399"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son dakika: Rasim Ozan Kütahyalı hakkında tahliye kararı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/son-dakika-rasim-ozan-kutahyali-hakkinda-tahliye-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/son-dakika-rasim-ozan-kutahyali-hakkinda-tahliye-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık, rüşvet ve kara para aklama suçlamalarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan televizyon yorumcusu Rasim Ozan Kütahyalı hakkında tahliye kararı verildi. Kütahyalı’nın tahliye edildiği bilgisi 18 Ağustos akşamı kamuoyuna yansıdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Televizyon yorumcusu Rasim Ozan Kütahyalı hakkında yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Bir süredir tutuklu bulunan Kütahyalı’nın tahliye edildiği bildirildi.</p>

<p>Kütahyalı, Adana merkezli 21 ilde yürütülen; yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık, rüşvet ve kara para aklama suçlamalarına ilişkin geniş kapsamlı operasyon kapsamında gözaltına alınmıştı.</p>

<p>Soruşturma sürecinde tutuklanan Kütahyalı, ilk olarak Adana Kürkçüler E Tipi Cezaevi’ne gönderilmiş, daha sonra İstanbul’daki Maltepe Cezaevi’ne nakledilmişti.</p>

<p>Daha önce tahliye talebinde bulunmuştu</p>

<p>Kütahyalı’nın tutukluluk sürecinde avukatları aracılığıyla tahliye talebinde bulunduğu basına yansımıştı. Kütahyalı’nın savunmasında kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmediği ve hesaplarındaki para hareketlerine ilişkin açıklamalarda bulunduğu bildirilmişti.</p>

<p>Son günlerde Kütahyalı’nın başka soruşturmalarda “gizli tanık” veya “itirafçı” olduğu yönünde de çeşitli iddialar gündeme gelmişti. Kütahyalı’nın avukatı Burak Mengü ise bu iddiaları reddetmiş ve müvekkilinin Cem Küçük ile Tahir Sarıkaya hakkındaki soruşturmada itirafçı olmadığını açıklamıştı.</p>

<p>Tahliye kararı geldi</p>

<p>18 Ağustos 2026 akşamı kamuoyuna yansıyan son bilgilere göre Kütahyalı hakkında tahliye kararı verildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tahliye kararı, Kütahyalı hakkındaki soruşturmanın veya yargılama sürecinin sona erdiği anlamına gelmiyor. Dosyaya ilişkin hukuki sürecin devam etmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/son-dakika-rasim-ozan-kutahyali-hakkinda-tahliye-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 22:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8512.jpeg" type="image/jpeg" length="56708"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026’da Tıp İçin Kaç Puan Gerekti? Üniversite Üniversite Liste]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/2026da-tip-icin-kac-puan-gerekti-universite-universite-liste</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/2026da-tip-icin-kac-puan-gerekti-universite-universite-liste" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 merkezi yerleştirme sonuçlarının ardından devlet üniversitelerinin tıp programlarında oluşan taban puanlar belli oldu. İlk 50 programlık sıralamada İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa İngilizce Tıp 542,96874 puanla zirvede yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçlarının ardından üniversitelerin tıp programlarında oluşan taban puanlar da netleşti. Devlet üniversitelerinin genel kontenjanlarına göre hazırlanan ilk 50 programlık sıralama, tıp eğitiminde en yüksek puanla öğrenci alan fakülteleri ortaya koydu.</p>

<p>Listenin zirvesinde İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İngilizce Tıp Programı bulunuyor. Programın taban puanı 542,96874 olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>İkinci sırayı Hacettepe Üniversitesi İngilizce Tıp Programı 541,38019 puanla alırken, Hacettepe Üniversitesi Türkçe Tıp Programı 537,80956 puanla üçüncü oldu.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Türkçe Tıp Programı 535,36107 puanla dördüncü, Ankara Üniversitesi İngilizce Tıp Programı ise 533,30757 puanla beşinci sırada yer aldı.</p>

<p>İlk 10’da köklü tıp fakülteleri öne çıktı</p>

<p>Sıralamanın ilk 10 basamağında İstanbul ve Ankara’daki köklü tıp fakültelerinin ağırlığı dikkat çekti.</p>

<p>İlk 10 program şöyle sıralandı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ol>
 <li>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa İngilizce Tıp: 542,96874</li>
 <li>Hacettepe Üniversitesi İngilizce Tıp: 541,38019</li>
 <li>Hacettepe Üniversitesi Tıp: 537,80956</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Tıp: 535,36107</li>
 <li>Ankara Üniversitesi İngilizce Tıp: 533,30757</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi İngilizce Tıp: 533,03816</li>
 <li>Ankara Üniversitesi Tıp: 531,79539</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi Tıp: 530,37143</li>
 <li>Gazi Üniversitesi Tıp: 527,96567</li>
 <li>Ege Üniversitesi Tıp: 526,97542</li>
</ol>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi 6 programla ilk 50’de</p>

<p>Sıralamanın dikkat çeken üniversitelerinden biri de Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) oldu. Üniversitenin farklı tıp fakültelerine ait 6 program ilk 50 içerisinde yer aldı.</p>

<p>SBÜ Hamidiye Tıp Fakültesi 523,41721 taban puanla 14’üncü, Gülhane Tıp Fakültesi 521,23318 puanla 16’ncı sıraya yerleşti.</p>

<p>SBÜ İzmir Tıp Fakültesi 518,93245 puanla 21’inci, Hamidiye Uluslararası Tıp Fakültesi 517,36847 puanla 24’üncü sırada yer aldı.</p>

<p>Listenin ilerleyen bölümünde SBÜ Bursa Tıp Fakültesi 513,77410 puanla 31’inci, Adana Tıp Fakültesi ise 513,36094 puanla 32’nci oldu.</p>

<p>SBÜ Kayseri Tıp Fakültesi de 507,83969 puanla 47’nci sırada yer aldı.</p>

<p>Böylece görseldeki ilk 50 sıralamasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi, 7 farklı tıp programıyla temsil edildi.</p>

<p>Tıp fakültelerinde yüksek puan rekabeti</p>

<p>2026 sonuçları, tıp fakültelerinin yüksek başarı düzeyindeki adayların en yoğun tercih ettiği programlar arasındaki yerini koruduğunu gösterdi. Özellikle İngilizce eğitim veren tıp programlarının birçok üniversitede Türkçe programların üzerinde taban puan oluşturması dikkat çekti.</p>

<p>İlk sıralarda İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Hacettepe, Ankara, İstanbul, Gazi ve Ege üniversiteleri öne çıkarken; Sağlık Bilimleri Üniversitesi, farklı şehirlerdeki tıp fakülteleriyle listenin geniş bir bölümünde yer aldı.</p>

<p>İlk 50 programlık listenin 50’nci sırasında ise Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi 506,65570 taban puanla bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/2026da-tip-icin-kac-puan-gerekti-universite-universite-liste</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 21:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8510.jpeg" type="image/jpeg" length="39435"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsin’de Emniyet Müdürlüğü Önünde Patlama: İHA Şüphesi Araştırılıyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/arsinde-emniyet-mudurlugu-onunde-patlama-iha-suphesi-arastiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/arsinde-emniyet-mudurlugu-onunde-patlama-iha-suphesi-arastiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Arsin ilçesinde İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde akşam saatlerinde dikkat çeken bir olay yaşandı. Bölgedeki iki polis aracının zarar gördüğü olayda, araçların üzerine düştüğü belirtilen cismin İHA olup olmadığı araştırılıyor. İlk bilgilere göre olayda ölen ya da yaralanan bulunmuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Arsin ilçesinde akşam saatlerinde güvenlik birimlerini harekete geçiren dikkat çekici bir olay meydana geldi.</p>

<p>Edinilen ilk bilgilere göre olay, Arsin İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde yaşandı. Emniyet Müdürlüğü önünde bulunan iki polis aracının bulunduğu noktaya henüz niteliği belirlenemeyen bir cisim düştü.</p>

<p>Olayın ardından bölgede patlama meydana geldiği yönündeki bilgiler üzerine güvenlik ekipleri çevrede inceleme başlattı.</p>

<p>İki polis aracı zarar gördü</p>

<p>İlk bilgilere göre olay sırasında bölgede bulunan iki polis aracı zarar gördü.</p>

<p>Olayın en sevindirici tarafı ise herhangi bir can kaybı veya yaralanmanın yaşanmaması oldu.</p>

<p>Bölgenin güvenlik çemberine alınmasının ardından düşen cismin niteliğinin belirlenmesine yönelik teknik incelemeye geçildi.</p>

<p>İHA ihtimali araştırılıyor</p>

<p>Olayın ardından üzerinde durulan ihtimallerden biri, polis araçlarının bulunduğu noktaya düşen cismin bir insansız hava aracı olması.</p>

<p>Ancak cismin İHA olduğu henüz resmi makamlar tarafından kesin olarak açıklanmış değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İHA ihtimalinin doğrulanması halinde cihazın türü, nereden havalandığı, uçuş güzergâhı, kime ait olduğu ve düşüş nedeninin belirlenmesi yapılacak teknik incelemenin en önemli başlıklarını oluşturacak.</p>

<p>“Saldırı” olduğuna ilişkin doğrulanmış bilgi yok</p>

<p>Olayın İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde meydana gelmesi ve polis araçlarının zarar görmesi dikkatleri bölgeye çevirirken, mevcut bilgiler olayın kasıtlı gerçekleştirildiğini gösterecek düzeyde değil.</p>

<p>Bu nedenle olayın bir saldırı olduğu, cismin patlayıcı taşıdığı ya da hedefinin İlçe Emniyet Müdürlüğü olduğu yönünde şu aşamada kesin bir değerlendirme yapmak mümkün değil.</p>

<p>Teknik inceleme, olayın kaza, teknik arıza veya başka bir nedenle meydana gelip gelmediğinin anlaşılması açısından belirleyici olacak.</p>

<p>Patlamanın kaynağı da araştırılıyor</p>

<p>Yerel kaynaklardan gelen ilk bilgilerde Emniyet Müdürlüğü önünde bir patlama meydana geldiği belirtilirken, diğer ilk haberlerde polis araçlarının üzerine tanımlanamayan bir cismin düştüğü aktarılıyor.</p>

<p>Bu iki bilginin aynı olayın farklı aşamalarına mı işaret ettiği, başka bir ifadeyle patlamanın düşen cisimden kaynaklanıp kaynaklanmadığı henüz resmi olarak açıklanmadı.</p>

<p>Güvenlik birimlerinin cihaz veya cisim üzerinde yapacağı incelemenin ardından olayın bu yönünün de aydınlatılması bekleniyor.</p>

<p>Gözler resmi açıklamada</p>

<p>Arsin’daki olayın niteliği nedeniyle yapılacak teknik inceleme büyük önem taşıyor.</p>

<p>Cismin parçalarının incelenmesiyle bunun bir İHA olup olmadığı, İHA ise hangi sınıfa ait olduğu ve olayın meydana geliş şekline ilişkin daha somut verilere ulaşılması bekleniyor.</p>

<p>Olayla ilgili resmi makamlardan gelecek açıklama bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/arsinde-emniyet-mudurlugu-onunde-patlama-iha-suphesi-arastiriliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 20:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8498.jpeg" type="image/jpeg" length="54690"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuklarda Ekran Süresi: 8 Yıllık Çalışmada Yeni Bulgular]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/cocuklarda-ekran-suresi-8-yillik-calismada-yeni-bulgular</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/cocuklarda-ekran-suresi-8-yillik-calismada-yeni-bulgular" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukların telefon, tablet ve bilgisayar başında geçirdiği zaman yıllardır tartışılıyor. Finlandiya’da 260 gencin yaklaşık sekiz yıl izlendiği araştırmada, daha fazla ekran süresi bazı çalışma belleği ölçümlerinde ve genel bilişsel performansta daha iyi sonuçlarla ilişkili bulundu. Ancak çalışma, “daha fazla ekran daha iyidir” sonucunu desteklemiyor; bilim insanları ekranın nasıl kullanıldığının da önemli olabileceğini vurguluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Finlandiya’daki Jyväskylä Üniversitesi ve Doğu Finlandiya Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü uzun süreli çalışma, çocukların ekran kullanımı ile zihinsel becerileri arasındaki ilişkinin sanıldığından daha karmaşık olabileceğini gösterdi. Çocukluktan ergenliğe kadar izlenen gençlerde daha fazla ekran süresi, ergenlik dönemindeki bazı çalışma belleği ölçümlerinde ve genel bilişsel performansta daha iyi sonuçlarla ilişkili bulundu. Bilişsel performans; dikkat, öğrenme, bilgiyi işleme ve gerektiğinde bilgiyi kısa süre akılda tutabilme gibi zihinsel becerileri kapsıyor. Araştırma Pediatric Exercise Science dergisinde yayımlandı. [1]</p>

<h2>260 genç yaklaşık sekiz yıl takip edildi</h2>

<p>Araştırma, Finlandiya’da yürütülen PANIC adı verilen Çocuklarda Fiziksel Aktivite ve Beslenme Çalışması'nın uzun dönemli verilerine dayanıyor.</p>

<p>Son değerlendirmede 124'ü kız, 136'sı erkek olmak üzere toplam 260 genç yer aldı. Katılımcıların takip sonundaki ortalama yaşı 15,8 olarak bildirildi. [1]</p>

<p>Araştırmacılar çocukların fiziksel aktivitesini ve hareketsiz geçirdiği zamanı hem anketlerle hem de hareket ve kalp hızını ölçen cihazlarla değerlendirdi. Ekran kullanımı da çocukluktan ergenliğe uzanan takip döneminde kaydedildi.</p>

<p>Ergenlik döneminde ise öğrenme, dikkat ve çalışma belleği gibi zihinsel işlevler bilgisayar tabanlı bilişsel testlerle ölçüldü. [1]</p>

<p>Çalışmanın dikkat çeken yönlerinden biri, çocukların yalnızca belirli bir gündeki ekran kullanımını incelemek yerine, yıllar boyunca oluşan davranış alışkanlıklarını değerlendirmesiydi.</p>

<h2>Daha fazla ekran süresi daha kötü sonuç anlamına gelmedi</h2>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonucu ekran kullanımında ortaya çıktı.</p>

<p>Çocukluktan ergenliğe kadar daha fazla ekran süresi bildiren gençlerin bazı çalışma belleği ölçümlerinde ve genel bilişsel performansta daha iyi sonuçlar aldığı görüldü. [1]</p>

<p>Çalışma belleği, günlük yaşamda sürekli kullandığımız zihinsel yeteneklerden biri. Örneğin bir telefon numarasını kısa süre akılda tutarken, zihinden hesaplama yaparken veya bir görevi tamamlarken gerekli bilgileri birkaç saniye boyunca zihnimizde tutmamızı sağlıyor.</p>

<p>Bulgular, ekran süresi ile zihinsel gelişim arasındaki ilişkinin yalnızca “ekran ne kadar fazlaysa o kadar kötüdür” şeklinde açıklanamayabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Ancak sonuçların çok önemli bir sınırı var:</p>

<p><strong>Araştırma, daha fazla telefon, tablet veya bilgisayar kullanımının çocukların zihinsel becerilerini geliştirdiğini kanıtlamıyor.</strong></p>

<p>Çalışma gözlemsel nitelikte. Yani araştırmacılar çocukların mevcut yaşam biçimlerini takip ederek davranışlarla sonuçlar arasındaki ilişkileri inceledi. Bu yöntem, iki durumun birlikte görülüp görülmediğini gösterebilir ancak birinin diğerine neden olduğunu kanıtlayamaz.</p>

<h2>Ekranda ne yapıldığı da önemli olabilir</h2>

<p>Bir çocuğun iki saat boyunca bilgisayarda araştırma yapması, matematik problemi çözmesi veya bir sunum hazırlaması ile aynı süre boyunca sosyal medyada içerikler arasında geçiş yapması aynı zihinsel etkinlik değil.</p>

<p>Araştırmacılar da ekran süresinin yalnızca dakika veya saat olarak değerlendirilmesinin yeterli olmayabileceğine dikkat çekiyor. Problem çözme, öğrenme, yaratıcılık veya sosyal iletişim içeren dijital etkinliklerin etkileri, daha pasif ekran kullanımından farklı olabilir. [1]</p>

<p>Fakat çalışmanın sınırlarından biri de burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Araştırma, çocukların izlediği videoları, kullandığı uygulamaları veya ekranda yaptığı bütün faaliyetleri ayrıntılı olarak karşılaştırmadı. Bu nedenle “eğitici içerik kullanan çocukların zihinsel performansı yükseldi” gibi bir sonuç çıkarmak doğru değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni bulguların söylediği daha sınırlı ancak önemli bir şey var: <strong>Ekran kullanımını değerlendirirken yalnızca geçirilen süreye bakmak bütün tabloyu göstermeyebilir.</strong></p>

<h2>“Kaç saat?” sorusu tek başına yeterli olmayabilir</h2>

<p>Çocukların dijital medya kullanımına ilişkin bilimsel yaklaşım da giderek süre dışındaki etkenleri daha fazla dikkate alıyor.</p>

<p>Amerikan Pediatri Akademisinin 2026 yılında Pediatrics dergisinde yayımladığı politika belgesinde çocuk ve ergenlerin dijital medya deneyiminin yalnızca ekran süresi sınırları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği belirtiliyor. Çocuğun özellikleri, kullanılan dijital ortam, içerik ve aile çevresi gibi birçok etkenin birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. [2]</p>

<p>Bu yaklaşım günlük yaşam açısından önemli bir ayrım getiriyor.</p>

<p>İki çocuğun günde üçer saat ekran kullanması, bu üç saatin sonuçlarının da aynı olacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Ekran kullanımı uykunun, hareket etmenin, derslerin veya aile ve arkadaşlarla geçirilen zamanın sürekli olarak önüne geçiyorsa durum farklı değerlendirilmeli.</p>

<p>Buna karşılık çocuğun ekranı araştırma yapmak, öğrenmek, üretmek veya başkalarıyla iletişim kurmak amacıyla kullanması farklı bir dijital deneyim oluşturabilir.</p>

<h2>Fiziksel aktivitede kız ve erkeklerde farklı ilişkiler görüldü</h2>

<p>Araştırmacılar ekran süresinin yanı sıra fiziksel aktivite ile bilişsel performans arasındaki ilişkiyi de değerlendirdi.</p>

<p>Kızlarda çocukluktan itibaren daha fazla hafif fiziksel aktivitenin ergenlik döneminde daha iyi çalışma belleğiyle ilişkili olduğu bildirildi. Erkeklerde ise daha fazla organize veya yönlendirilmiş fiziksel aktivite ile çalışma belleği arasında olumlu bir ilişki saptandı. [1]</p>

<p>Buna karşılık cihazlarla ölçülen toplam fiziksel aktivite ve hareketsiz geçirilen zaman ile bilişsel performans arasında aynı şekilde belirgin ilişkiler görülmedi. [1]</p>

<p>Bu durum da yapılan etkinliğin niteliğinin önemine işaret ediyor olabilir.</p>

<p>Çünkü hareket ölçen bir cihaz kişinin oturduğunu gösterebilir ama neden oturduğunu söyleyemez. Çocuk kitap okurken de hareketsizdir, ders çalışırken de, saatlerce kısa video izlerken de.</p>

<p>Bu etkinliklerin zihinsel açıdan aynı kabul edilmesi mümkün değil.</p>

<h2>Sonuç çocukların sınırsız ekran kullanabileceği anlamına gelmiyor</h2>

<p>Araştırmanın yanlış anlaşılmaması gereken en önemli noktası bu.</p>

<p>Çalışma, uzun ekran süresinin çocuklar için zararsız olduğunu göstermiyor ve ekran kullanımının artırılmasını önermiyor.</p>

<p>Dijital medya kullanımı uykunun, fiziksel hareketin, yüz yüze sosyal ilişkilerin ve günlük sorumlulukların yerini almaya başladığında çocukların sağlığı ve gelişimi açısından farklı sorunlar ortaya çıkabiliyor. Amerikan Pediatri Akademisi de dijital ortamların hareket ve uyku gibi sağlıklı davranışların yerini almasının olumsuz sonuçlarla ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor. [2]</p>

<p>Bu nedenle aileler açısından yalnızca kronometre tutmak yerine ekran kullanımının günlük yaşam üzerindeki etkisini izlemek daha anlamlı olabilir.</p>

<p>Çocuğun ne izlediği, ekranda ne yaptığı, kullanımın gece uykusunu geciktirip geciktirmediği, fiziksel aktivitesinin azalıp azalmadığı ve ekran dışındaki sosyal yaşamını etkileyip etkilemediği birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<h2>Telefonla ders çalışmakla saatlerce video izlemek aynı değil</h2>

<p>“Ekran süresi” aslında birbirinden oldukça farklı davranışları aynı başlık altında topluyor.</p>

<p>Elektronik kitap okumak da ekran süresi. Bilgisayarda kod yazmak da. Arkadaşlarla görüntülü konuşmak, ödev hazırlamak, oyun oynamak ve sosyal medyada gezinmek de aynı süre hesabının içine giriyor.</p>

<p>Bu nedenle çocukların dijital yaşamını değerlendirirken yalnızca “Bugün kaç saat telefona baktın?” sorusu giderek yetersiz kalabilir.</p>

<p>Daha anlamlı olan, ekranın çocuğun günlük yaşamında <strong>hangi amaçla, hangi içerikle ve hangi davranışların yerine kullanıldığını</strong> anlamak olabilir.</p>

<p>Finlandiya'daki araştırma bu konuda son sözü söylemiyor. Katılımcı sayısı sınırlı, ekran kullanımına ilişkin bazı bilgiler kişilerin kendi bildirimlerine dayanıyor ve çalışma neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyor. Hangi ekran etkinliklerinin zihinsel becerilerle nasıl ilişkili olduğunu anlamak için daha ayrıntılı ve farklı yöntemlerle yürütülen araştırmalara ihtiyaç var. [1]</p>

<p>Bu nedenle çalışmadan çıkarılabilecek sonuç “çocuklar daha fazla ekrana bakmalı” değil. Bulgular daha çok, çocukların dijital yaşamını değerlendirirken <strong>süre kadar içeriğin, kullanım amacının, uykunun, hareketin ve günlük yaşam dengesinin de hesaba katılması gerektiğini</strong> gösteriyor.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>[1] Jalanko P, Leppänen MH, Bond B, Laukkanen JA, Lakka TA, Haapala EA. Associations of Physical Activity and Sedentary Time From Childhood to Adolescence With Cognition in Adolescence: The PANIC Study. Pediatric Exercise Science. 2026;38(3):268-283. DOI: 10.1123/pes.2025-0083.</p>

<p>[2] Munzer T, Parga-Belinkie J, Milkovich LM, Tomopoulos S, Ajumobi T, Cross C, Gerwin R, Madigan S, et al. Digital Ecosystems, Children, and Adolescents: Policy Statement. Pediatrics. 2026;157(2):e2025075320. DOI: 10.1542/peds.2025-075320.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/cocuklarda-ekran-suresi-8-yillik-calismada-yeni-bulgular</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 19:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/cocuklarda-ekran-suresi-1280x720-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="43866"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor’da Batista Mendy için transfer yarışı: 3 kulüp devrede]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-batista-mendy-icin-transfer-yarisi-3-kulup-devrede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-batista-mendy-icin-transfer-yarisi-3-kulup-devrede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’da Batista Mendy’nin geleceğine ilişkin transfer hareketliliği hız kazanıyor. Fransız basınına göre Monza, Werder Bremen ve Getafe, 26 yaşındaki orta saha için girişimde bulunmaya hazırlanırken Torino’nun da oyuncuya ilgisinin sürdüğü belirtiliyor. Bordo-mavili kulübe ise henüz resmî teklif ulaşmadığı aktarılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’da Batista Mendy için transfer yarışı: 3 kulüp devrede</p>

<p>Trabzonspor’un Fransız orta saha oyuncusu Batista Mendy için Avrupa’dan yeni transfer iddiaları gündeme geldi. Fransız spor gazetesi L’Équipe’in haberine göre Monza, Werder Bremen ve Getafe, 26 yaşındaki futbolcunun durumunu yakından takip ediyor ve önümüzdeki günlerde somut adımlar atmaya hazırlanıyor.</p>

<p>Haberde, daha önce Mendy ile ilgilenen Torino’nun da transfer yarışından tamamen çekilmediği belirtildi. Böylece Trabzonspor’un orta saha oyuncusu için Avrupa’dan birden fazla kulübün bulunduğu yeni bir transfer tablosu ortaya çıktı.</p>

<p>Monza ve Werder Bremen de devreye girdi</p>

<p>Batista Mendy’nin adı daha önce özellikle Getafe ile anılmıştı. Son gelen bilgiler ise oyuncunun taliplerinin arttığını gösteriyor.</p>

<p>L’Équipe’in aktardığına göre İtalya’dan Monza ile Almanya’dan Werder Bremen de Mendy dosyasında öne çıkan kulüpler arasında yer alıyor. Getafe’nin ilgisinin devam ettiği, Torino’nun da gelişmeleri takip ettiği ifade ediliyor.</p>

<p>Bununla birlikte mevcut aşamada söz konusu kulüplerden herhangi birinin Trabzonspor’a resmî teklif sunduğuna ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Trabzonspor’a henüz resmî teklif ulaşmadı</p>

<p>Transfer sürecindeki en önemli ayrıntı ise pazarlıkların henüz resmî teklif aşamasına gelmemiş olması.</p>

<p>Fransız gazetesinin haberine göre Mendy için ilgi bulunmasına rağmen Trabzonspor’un önünde şu an için değerlendirebileceği resmî bir teklif yok. Kulüplerin önümüzdeki günlerde girişimlerini hızlandırabileceği öne sürülüyor.</p>

<p>Bu nedenle Mendy’nin ayrılığının kesinleştiğini söylemek için henüz erken. Transferin ilerlemesi için ilgili kulüplerden birinin Trabzonspor’un beklentilerini karşılayan somut bir teklif sunması gerekiyor.</p>

<p>Batista Mendy’nin Trabzonspor kariyeri</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fransız futbolcu, 2023 yazında Angers’tan Trabzonspor’a transfer edildi. Fizik gücü, hava toplarındaki etkinliği ve orta sahadaki savunmacı özellikleriyle bordo-mavili takımın önemli seçeneklerinden biri haline geldi.</p>

<p>Asıl mevkisi ön libero olan Mendy, ihtiyaç halinde savunmanın merkezinde de görev yapabiliyor. Bu çok yönlülüğü, Avrupa kulüplerinin oyuncuya yönelik ilgisinde önemli faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Transferin ekonomik boyutu belirleyici olacak</p>

<p>Trabzonspor açısından dosyanın önemli başlıklarından biri de bonservis geliri olacak. Mendy’nin birden fazla Avrupa kulübünün radarında bulunması, bordo-mavili yönetimin olası transfer görüşmelerinde pazarlık gücünü artırabilir.</p>

<p>Ancak şu aşamada Monza, Werder Bremen, Getafe veya Torino tarafından önerildiği doğrulanmış bir bonservis rakamı bulunmuyor. Bu nedenle transfer bedeline ilişkin kesin rakam vermek mümkün değil.</p>

<p>Önümüzdeki günlerde kulüplerden birinin resmî teklif sunması halinde Batista Mendy transferinde sürecin yeni bir aşamaya geçmesi bekleniyor.</p>

<p>Trabzonspor veya oyuncunun transferiyle adı geçen kulüpler tarafından şu ana kadar anlaşmaya ilişkin resmî bir açıklama yapılmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-batista-mendy-icin-transfer-yarisi-3-kulup-devrede</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 19:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8490.jpeg" type="image/jpeg" length="55364"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Yeni Dönem: Başhekim Burcu Özen Karabulut Göreve Başladı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/agri-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-yeni-donem-bashekim-burcu-ozen-karabulut-goreve-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/agri-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-yeni-donem-bashekim-burcu-ozen-karabulut-goreve-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başhekimlik görevine Dr. Öğr. Üyesi Burcu Özen Karabulut getirildi. Acil Tıp alanında akademik çalışmalar yürüten ve daha önce hastanede başhekim yardımcılığı görevini üstlenen Karabulut, 18 Ağustos 2026 itibarıyla yeni görevine başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Yeni Başhekim Göreve Başladı</p>

<p>Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yönetim değişikliğine gidildi. Hastanenin başhekimlik görevine Dr. Öğr. Üyesi Burcu Özen Karabulut getirildi. Karabulut’un göreve başlamasıyla hastane yönetiminde yeni bir dönem başladı.</p>

<p>Ağrı’da sağlık hizmetlerinin önemli merkezlerinden biri olan Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başhekimlik görevine yeni atama yapıldı. Dr. Öğr. Üyesi Burcu Özen Karabulut, 18 Ağustos 2026 itibarıyla başhekimlik görevine başladı.</p>

<p>Yeni görevi öncesinde de hastanenin yönetim süreçlerinde sorumluluk üstlenen Karabulut’un Ağrı’daki sağlık ve tıp eğitimi alanındaki çalışmalarıyla tanınması dikkat çekiyor.</p>

<p>Hastane Yönetiminde Daha Önce de Görev Aldı</p>

<p>Acil Tıp alanında çalışmalarını sürdüren Dr. Öğr. Üyesi Burcu Özen Karabulut, Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde daha önce başhekim yardımcılığı görevinde bulundu.</p>

<p>Bu görevi sırasında hastanenin sağlık hizmetleri ve idari süreçlerinde görev alan Karabulut, böylece başhekimlik öncesinde hastanenin işleyişine ilişkin yönetim deneyimi kazandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karabulut aynı zamanda Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde akademik ve idari sorumluluklar üstlendi. Üniversitenin kurumsal kayıtlarında Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı olarak yer alan Karabulut, fakülte bünyesindeki çeşitli kurul ve komisyonlarda da görev yaptı.</p>

<p>Acil Tıp Alanında Akademik Çalışmaları Bulunuyor</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Burcu Özen Karabulut’un mesleki çalışmalarının önemli bölümünü Acil Tıp alanı oluşturuyor.</p>

<p>Bilimsel yayınları bulunan Karabulut; acil servise başvuran hastalar, travmalar ve farklı klinik tablolar üzerine akademik çalışmalarda yer aldı. Akademik faaliyetlerinin yanı sıra tıp eğitimi ve sağlık hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin idari görevler de üstlendi.</p>

<p>Üniversite bünyesinde eğitim-öğretim, ölçme ve değerlendirme, sürekli tıp eğitimi, akademik çalışmalar ve yayın faaliyetleriyle bağlantılı çeşitli süreçlerde sorumluluk alan Karabulut, akademisyen ve sağlık yöneticisi kimliğiyle çalışmalarını sürdürdü.</p>

<p>18 Ağustos İtibarıyla Görevine Başladı</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Burcu Özen Karabulut’un başhekim olarak göreve başlamasıyla Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yeni yönetim dönemi de resmen başlamış oldu.</p>

<p>Hastanedeki önceki yöneticilik deneyiminin yanı sıra üniversitedeki akademik ve idari görevleriyle de öne çıkan Karabulut, bundan sonraki süreçte Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin sağlık hizmetleri ve yönetim faaliyetlerinden sorumlu olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/agri-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-yeni-donem-bashekim-burcu-ozen-karabulut-goreve-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 19:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8488.jpeg" type="image/jpeg" length="42668"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Darwin Núñez transferinde kritik şart: Al-Hilal geri adım atmıyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/darwin-nunez-transferinde-kritik-sart-al-hilal-geri-adim-atmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/darwin-nunez-transferinde-kritik-sart-al-hilal-geri-adim-atmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Darwin Núñez için yürüttüğü transfer görüşmelerinde kritik pazarlık başlığı ortaya çıktı. Al-Hilal’in Uruguaylı golcünün kiralanmasına ancak zorunlu satın alma maddesi eklenmesi halinde onay vermek istediği öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’un hücum hattına dünya çapında ses getirecek bir takviye yapmak amacıyla gündemine aldığı Darwin Núñez transferinde görüşmelerin son aşamaya gelmesine rağmen anlaşmanın henüz tamamlanmadığı bildirildi. Son haberlerde süreci geciktiren temel konunun Al-Hilal’in kiralama anlaşmasına zorunlu satın alma maddesi koydurmak istemesi olduğu belirtildi.</p>

<p>Darwin Núñez transferinde düğüm: Zorunlu satın alma</p>

<p>Transfer dosyasındaki en önemli yeni ayrıntı satın alma opsiyonunun niteliği.</p>

<p>Haberlere göre Trabzonspor, Núñez’i kiralık olarak kadrosuna katmak için Al-Hilal ile temaslarını sürdürürken Suudi Arabistan temsilcisi oyuncuyu yalnızca geçici olarak göndermek istemiyor.</p>

<p>Al-Hilal’in kiralama sözleşmesine zorunlu satın alma maddesi eklenmesini talep ettiği öne sürüldü. Bazı haberlerde söz konusu satın alma bedelinin 30-35 milyon euro seviyesinde olmasının istendiği belirtildi. Bu rakam ve şart henüz kulüpler tarafından resmen doğrulanmış değil.</p>

<p>Bu nedenle görüşmeler ileri aşamaya gelmiş olsa da transfer için “tamamlandı” ifadesini kullanmak mümkün değil.</p>

<p>Trabzonspor ile Al-Hilal arasındaki pazarlık neden uzadı?</p>

<p>Dosyanın yalnızca bonservis formülünden ibaret olmadığı belirtiliyor.</p>

<p>Güncel haberlerde Al-Hilal’in zorunlu satın alma talebinin yanı sıra mali yükümlülüklere ilişkin bazı başlıkların da görüşmelerde çözülmesi gereken konular arasında bulunduğu aktarılıyor. Bu durum, anlaşmanın beklenenden daha karmaşık bir finansal yapıya dönüşmesine neden olmuş görünüyor.</p>

<p>Trabzonspor açısından temel mesele, kiralık transferin gelecekte yüksek tutarlı zorunlu bir bonservis yükümlülüğüne dönüşme ihtimali.</p>

<p>Al-Hilal açısından ise Núñez’in ayrılığı halinde oyuncunun ekonomik değerinin korunması önem taşıyor.</p>

<p>Dolayısıyla taraflar yalnızca oyuncunun bu sezon hangi takımda forma giyeceğini değil, transferin uzun vadeli mali sonucunu da müzakere ediyor.</p>

<p>Al-Hilal, Núñez için büyük yatırım yaptı</p>

<p>Darwin Núñez’in mevcut sözleşmesi de pazarlıkta Al-Hilal’in elini güçlendiren unsurlardan biri.</p>

<p>Suudi Arabistan kulübü, Uruguaylı santrforu Ağustos 2025’te Liverpool’dan kadrosuna kattı ve oyuncuyla üç yıllık sözleşme imzaladı. Böylece Núñez’in Al-Hilal ile kontratı 2028’e kadar uzanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Transfer döneminde açıklanan ve basına yansıyan rakamlarda Al-Hilal’in Liverpool’a 53 milyon euro civarında garanti bonservis ödediği, bonuslarla toplam bedelin yaklaşık 65 milyon euroya ulaşabileceği belirtilmişti.</p>

<p>Bu tablo, Suudi kulübünün neden Núñez’i düşük maliyetli ve satın alma garantisi bulunmayan basit bir kiralama modeliyle göndermeye sıcak bakmayabileceğini açıklıyor.</p>

<p>Darwin Núñez geçen sezon ne yaptı?</p>

<p>Núñez’in Al-Hilal kariyerine ilişkin istatistiklerde kaynaklar ve organizasyon kapsamları arasında farklılıklar bulunuyor.</p>

<p>Al-Hilal’in resmi oyuncu profilinde Uruguaylı forvetin 2025-26 sezonu sonuna kadar 24 karşılaşmada görev aldığı bilgisi yer alıyor. Kulüp ayrıca oyuncunun sezon sonunda Kral Kupası şampiyonluğu yaşadığını belirtiyor.</p>

<p>Núñez’in sezonun ikinci bölümünde yabancı oyuncu kontenjanıyla bağlantılı kadro planlamasından etkilenmesi ise geleceğine ilişkin tartışmaları artırdı.</p>

<p>Buna rağmen Al-Hilal, 17 Temmuz 2026’da yaptığı resmi açıklamada Núñez’in Dünya Kupası sonrasındaki izninin ardından Avusturya’daki sezon öncesi kampına katıldığını duyurdu. Bu da oyuncunun sözleşmesinin devam ettiğini ve kulübün kadrosunda bulunduğunu açık biçimde ortaya koyuyor.</p>

<p>Liverpool’dan Al-Hilal’e uzanan kariyer</p>

<p>27 yaşındaki Uruguaylı santrfor kariyerinde Peñarol, Almería, Benfica, Liverpool ve Al-Hilal formalarını giydi.</p>

<p>Avrupa futbolunda özellikle Benfica dönemindeki performansıyla öne çıkan Núñez, 2022 yazında Liverpool’a transfer oldu.</p>

<p>İngiliz kulübünde üç sezon geçiren Uruguaylı oyuncu, Liverpool kariyerini 143 resmi maç ve 40 golle tamamladı. Premier League ve Lig Kupası şampiyonlukları yaşayan Núñez, 2025 yazında Al-Hilal’e transfer oldu.</p>

<p>Trabzonspor açısından transfer ne anlama geliyor?</p>

<p>Núñez transferinin gerçekleşmesi halinde Trabzonspor hücum hattına fizik gücü, derin koşuları ve Avrupa’nın üst düzey liglerinde önemli deneyimi bulunan bir santrfor eklemiş olacak.</p>

<p>Ancak transferin sportif boyutu kadar mali yapısı da belirleyici.</p>

<p>Özellikle 30-35 milyon euroluk zorunlu satın alma bedeli iddiası doğruysa, anlaşmanın Trabzonspor açısından yalnızca bir sezonluk kiralama operasyonu olarak değerlendirilmesi mümkün olmayacak. Böyle bir madde gelecek dönemlerin transfer bütçesini de doğrudan etkileyebilecek önemli bir mali yükümlülük anlamına gelir.</p>

<p>Bu nedenle pazarlıkların zorunlu satın alma maddesinin tutarı, devreye girme koşulları ve transferin toplam maliyeti üzerinde yoğunlaşması beklenebilir.</p>

<p>Transferde son durum</p>

<p>Darwin Núñez dosyasında gelinen noktada en güçlü güncel bilgi, Trabzonspor ile Al-Hilal arasındaki görüşmelerin sürdüğü ancak Suudi kulübünün zorunlu satın alma şartının anlaşmayı geciktirdiği yönünde.</p>

<p>Tarafların transferi sonuçlandırdığına ilişkin şu aşamada resmi açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle Darwin Núñez transferi bitmiş bir işlem değil; şartları üzerinde pazarlık devam eden ileri aşamadaki bir transfer dosyası olarak değerlendirilmeli. Al-Hilal’in zorunlu satın alma talebinde esneklik gösterip göstermeyeceği, sürecin sonucunu belirleyecek en kritik başlıklardan biri olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/darwin-nunez-transferinde-kritik-sart-al-hilal-geri-adim-atmiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 19:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8487.jpeg" type="image/jpeg" length="62003"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni Parti Milletvekili Melih Meriç’e bıçaklı saldırı: Ameliyata alındı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/yeni-parti-milletvekili-melih-merice-bicakli-saldiri-ameliyata-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/yeni-parti-milletvekili-melih-merice-bicakli-saldiri-ameliyata-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, Gaziantep’te uğradığı bıçaklı saldırıda yaralandı. Hastaneye kaldırılan Meriç’in ameliyata alındığı bildirildi. Saldırıyı gerçekleştiren kişinin eski CHP Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş olduğu iddia edilirken polis şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gaziantep’te milletvekiline bıçaklı saldırı</p>

<p>Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, 18 Ağustos 2026 Salı günü akşam saatlerinde Gaziantep’te bıçaklı saldırıya uğradı.</p>

<p>İlk resmi nitelikteki ajans haberlerine göre olay, Şahinbey ilçesindeki Karataş Mahallesi’nde meydana geldi. Meriç’in sokakta bulunduğu sırada bıçaklı saldırıya uğradığı, ihbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekiplerinin sevk edildiği bildirildi.</p>

<p>Yaralanan Meriç, sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Yerel kaynaklar, Meriç’in Gaziantep Şehir Hastanesi’nde ameliyata alındığını bildirdi.</p>

<p>Saldırganın kimliğine ilişkin dikkat çeken iddia</p>

<p>Olayın ardından saldırıyı gerçekleştiren kişinin kimliğine ilişkin yeni bilgiler de kamuoyuna yansıdı.</p>

<p>Gaziantep merkezli yerel basında yer alan haberlere göre saldırıyı gerçekleştiren kişinin eski CHP Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş olduğu öne sürüldü.</p>

<p>Keleş’in olayın ardından bölgeden uzaklaştığı ve polis ekiplerinin yakalanması için çalışma başlattığı bildirildi.</p>

<p>Saldırının nedeni konusunda ise şu ana kadar yetkili makamlardan ayrıntılı bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle saldırının nedeni ve taraflar arasında daha önce yaşandığı ileri sürülen gelişmelere ilişkin bilgiler resmi açıklama gelene kadar kesinlik kazanmış değil.</p>

<p>Melih Meriç ameliyata alındı</p>

<p>Yerel kaynakların aktardığı bilgilere göre karın bölgesinden yaralanan Melih Meriç, Gaziantep Şehir Hastanesi’ne kaldırılarak ameliyata alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı yerel haber kaynaklarında Meriç’in hastaneye getirildiği sırada durumunun kritik olduğu ileri sürüldü. Milletvekilinin sağlık durumuna ilişkin hastane veya yetkili kurumlardan yapılacak açıklamalar bekleniyor.</p>

<p>Polisin olayla ilgili başlattığı soruşturma sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/yeni-parti-milletvekili-melih-merice-bicakli-saldiri-ameliyata-alindi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 19:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8486.jpeg" type="image/jpeg" length="11034"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor Lucas Assadi Transferinde Eşiğe Geldi: Kritik Rakam Ortaya Çıktı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspor-lucas-assadi-transferinde-esige-geldi-kritik-rakam-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspor-lucas-assadi-transferinde-esige-geldi-kritik-rakam-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Universidad de Chile’nin 22 yaşındaki yıldızı Lucas Assadi için yaptığı resmî teklifin ayrıntıları Şili basınında ortaya çıktı. Bordo-mavililerin şu ana kadar oyuncu için resmî teklif sunan tek kulüp olduğu, teklifin sözleşmedeki 2,8 milyon dolarlık çıkış bedelinin hemen altında kaldığı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’un Universidad de Chile forması giyen 22 yaşındaki hücumcu orta saha Lucas Assadi için resmî teklif yaptığı doğrulanırken, Şili kulübünün oyuncunun ayrılığı konusunda izleyeceği yol da netleşmeye başladı.</p>

<p>Şili basınından ADN Deportes’in haberine göre Trabzonspor, Assadi için resmî teklif gönderen ilk ve şu ana kadarki tek kulüp konumunda. Bordo-mavililerin önerdiği rakamın ise futbolcunun sözleşmesindeki çıkış bedelinin bir miktar altında olduğu belirtildi.</p>

<p>Kritik eşik 2,8 milyon dolar</p>

<p>Assadi’nin Universidad de Chile ile yaptığı sözleşmede transferin önünü açabilecek iki ayrı mali eşik bulunuyor.</p>

<p>Buna göre futbolcunun ekonomik haklarının yüzde 80’i için 2,8 milyon dolar, tamamı için ise 3,5 milyon dolar seviyesinde çıkış hükmü bulunuyor. Universidad de Chile yönetiminin mevcut aşamada bu rakamların altında bir satış konusunda pazarlık yapmak istemediği aktarılıyor.</p>

<p>Trabzonspor’un ilk teklifinin 2,8 milyon dolarlık seviyenin hemen altında bulunması, transfer görüşmelerindeki en önemli ayrıntılardan biri haline geldi.</p>

<p>Universidad de Chile geri adım atmıyor</p>

<p>Şili ekibinin tavrının arkasında sportif bir gerekçe de bulunuyor.</p>

<p>Ülkede transfer döneminin kapanmış olması nedeniyle Universidad de Chile, Assadi’nin ayrılması halinde yerine yeni bir oyuncu transfer edemeyecek. Bu nedenle kulüp yönetimi takımın önemli isimlerinden birini düşük bir bedelle bırakmaya sıcak bakmıyor.</p>

<p>Universidad de Chile Sportif Direktörü Manuel Mayo da kulübün önceliğinin mevcut kadroyu korumak olduğunu belirtirken, çıkış bedelinin karşılanması halinde tablonun değişebileceğini kabul etti.</p>

<p>Mayo’nun açıklamasına göre bir kulübün gerekli bedeli ödemesi ve Assadi’nin de transfer olmak istemesi durumunda Universidad de Chile’nin oyuncunun ayrılığını engellemesi oldukça güçleşecek.</p>

<p>Karar Assadi’ye kalabilir</p>

<p>Bu durum Trabzonspor açısından pazarlığın seyrini değiştirebilecek bir noktaya işaret ediyor.</p>

<p>Bordo-mavililerin teklifini sözleşmedeki gerekli seviyeye yükseltmesi halinde ekonomik pazarlıktan çok oyuncunun Türkiye seçeneğine yaklaşımı belirleyici hale gelebilir.</p>

<p>Dolayısıyla transfer henüz sonuçlanmış değil. Ancak Şili’den gelen son bilgiler, Trabzonspor’un teklifini küçük bir miktar yükseltmesi halinde dosyanın çok daha farklı bir aşamaya geçebileceğini gösteriyor.</p>

<p>Yeni rakip: AIK Solna</p>

<p>Öte yandan Assadi için Avrupa’dan yeni bir talip daha ortaya çıktı.</p>

<p>İsveç ekibi AIK Solna’nın Universidad de Chile ile temasa geçerek transfer şartlarını sorduğu bildirildi. Şili basınına göre olası transfer gerçekleşirse operasyon AIK tarihinin en pahalı transferlerinden biri olabilir.</p>

<p>Ancak 18 Ağustos itibarıyla aktarılan bilgilere göre Trabzonspor resmî teklif veren taraf, AIK ise henüz ilgi ve temas aşamasında bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle bordo-mavililer Assadi yarışında şu anda somut adımı atan kulüp konumunda.</p>

<p>Transferde mevcut tablo</p>

<p>Trabzonspor: Resmî teklif yaptı.<br />
Universidad de Chile: Çıkış bedelinin karşılanmasını istiyor.<br />
Kritik rakam: Yüzde 80 için 2,8 milyon dolar.<br />
Tam bonservis: 3,5 milyon dolar.<br />
Lucas Assadi: Oyuncunun kararı bedelin karşılanması halinde belirleyici olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspor-lucas-assadi-transferinde-esige-geldi-kritik-rakam-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 19:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8483.jpeg" type="image/jpeg" length="64700"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="34622"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="17037"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="53418"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="21043"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="89361"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="81988"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
