<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 27 Aug 2026 23:50:28 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fatih Tekke Trabzonspor’daki Görevinden İstifa Etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/fatih-tekke-trabzonspordaki-gorevinden-istifa-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/fatih-tekke-trabzonspordaki-gorevinden-istifa-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un UEFA Avrupa Ligi play-off turunda Ferencvaros’a elenmesinin ardından teknik direktör Fatih Tekke görevinden istifa ettiğini açıkladı. Tekke, ağır yenilginin sorumluluğunu üstlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’da Ferencvaros karşısında alınan 4-0’lık mağlubiyetin ardından sıcak bir gelişme yaşandı. Bordo-mavili takımın teknik direktörü Fatih Tekke, görevinden istifa ettiğini duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bu cezayı kendime veriyorum”</p>

<p>De Marke Sports’un aktardığı açıklamada Tekke, kararını şu sözlerle ifade etti:</p>

<p>“Bu cezayı kendime veriyorum. Bazı maçlar vardır, insanı çok yaralar. O maçlardan birini yaşadık.”</p>

<p>Trabzonspor Avrupa Ligi’ne veda etti</p>

<p>UEFA Avrupa Ligi play-off turunun ilk maçında sahasında Ferencvaros’a 1-0 mağlup olan Trabzonspor, rövanş karşılaşmasından da istediği sonucu çıkaramadı.</p>

<p>Macaristan’da oynanan mücadeleyi 4-0 kaybeden bordo-mavililer, toplamda 5-0’lık skorla UEFA Avrupa Ligi’ne veda etti. İlk yarıda 10 kişi kalan Trabzonspor, ikinci devrede rakibinin gollerine engel olamadı.</p>

<p>Ağır yenilginin ardından kararını açıkladı</p>

<p>Karşılaşmanın ardından açıklamalarda bulunan Fatih Tekke, ortaya çıkan tablonun kendisini derinden yaraladığını belirterek sorumluluğu üstlendi. Deneyimli teknik adam, istifa kararını “kendisine verdiği ceza” olarak nitelendirdi.</p>

<p>Tekke’nin kararının ardından Trabzonspor yönetiminin yapacağı açıklama ve takımın yeni teknik direktörünün kim olacağı merak konusu oldu.</p>

<p>Yönetimden açıklama bekleniyor</p>

<p>Fatih Tekke’nin istifa açıklamasına ilişkin Trabzonspor Kulübü tarafından henüz resmî bir duyuru yayımlanmadı. Bordo-mavili yönetimin kısa süre içerisinde karar ve teknik direktörlük görevinin geleceği hakkında kamuoyunu bilgilendirmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/fatih-tekke-trabzonspordaki-gorevinden-istifa-etti</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 23:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9182-1.jpeg" type="image/jpeg" length="88960"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prostat Kanserinin İlerlemesine Karşı Bilimin Önerdiği 8 Adım]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/prostat-kanserinin-ilerlemesine-karsi-bilimin-onerdigi-8-adim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/prostat-kanserinin-ilerlemesine-karsi-bilimin-onerdigi-8-adim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Prostat kanserinin ilerlemesini tek başına durduran bir yiyecek veya takviye bulunmuyor. Ancak düzenli takip, uygun tedavi, hareketli yaşam ve dengeli beslenme hastaların genel sağlığını destekleyebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Prostat Kanserinin İlerlemesi Yavaşlatılabilir mi? Kanıtlar Ne Söylüyor?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prostat kanserinin ilerlemesi; tümörün evresine, hücrelerin yapısına, PSA değerlerine, genetik özelliklere ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişiyor. Bazı düşük riskli tümörler yıllarca yavaş seyrederken bazıları daha hızlı büyüyebiliyor. Bu nedenle internette sıralanan genel öneriler, kişiye özel üroloji ve onkoloji değerlendirmesinin yerine geçmiyor.</p>

<p>Tanı alan birçok erkek, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için hangi yiyecekleri tüketmesi veya hangi takviyeleri kullanması gerektiğini araştırıyor. Bilimsel veriler sağlıklı yaşam alışkanlıklarının genel sağlık ve tedaviye dayanıklılık açısından yararlı olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte hiçbir besin, egzersiz programı veya reçetesiz takviye prostat kanserini tedavi ettiği kanıtlanmış bir yöntem değil.</p>

<p>Her prostat kanseri aynı hızda ilerlemez</p>

<p>Prostat kanserinin davranışını belirleyen başlıca unsurlar arasında tümörün evresi, derecesi, PSA düzeyi ve biyopsi bulguları bulunuyor. Gleason derecelendirmesi adı verilen değerlendirme, kanser hücrelerinin normal prostat dokusundan ne ölçüde farklılaştığını gösteriyor.</p>

<p>Düşük riskli ve prostatla sınırlı bazı kanserlerde doktor, hemen ameliyat veya ışın tedavisi yerine aktif izlem önerebilir. Aktif izlem, hastalığın kendi hâline bırakılması anlamına gelmez. PSA ölçümü, muayene, prostat görüntülemesi ve gerektiğinde tekrarlanan biyopsilerle tümör yakından takip edilir.</p>

<p>Hastalığın daha saldırgan hâle geldiğini gösteren bir değişiklik saptanırsa tedaviye geçilir. Kontrol randevularının aksatılması, aktif izlemin güvenliğini azaltabilir.</p>

<p>Tedaviyi yaşam tarzı önerileri değil, hastalığın özellikleri belirler</p>

<p>Prostat kanserinde ameliyat, radyoterapi, hormon baskılayıcı tedavi, kemoterapi, hedefe yönelik ilaçlar ve radyoaktif maddelerle uygulanan tedaviler kullanılabilir. Hangi yöntemin seçileceği hastalığın yaygınlığına, risk grubuna, yaşa, eşlik eden hastalıklara ve hastanın tercihlerine göre belirlenir.</p>

<p>Sağlıklı beslenmek veya egzersiz yapmak, gerekli kanser tedavisini ertelemenin gerekçesi olamaz. Özellikle PSA yükselmesi, görüntüleme bulgularındaki değişiklik veya biyopside derecenin artması doktor tarafından yeniden değerlendirilmelidir.</p>

<p>Tabağın büyük bölümünü bitkisel besinlere ayırmak</p>

<p>Sebze, meyve, baklagil ve tam tahılların ağırlıkta olduğu bir beslenme düzeni; lif, vitamin, mineral ve çeşitli bitkisel bileşiklerin alınmasına yardımcı olur. Bu düzen aynı zamanda kilo kontrolünü, kalp sağlığını ve kan şekeri yönetimini destekleyebilir.</p>

<p>Gözlemsel araştırmalarda bitkisel gıdaları daha fazla tüketen bazı prostat kanseri hastalarında hastalığın ilerleme riskinin daha düşük olduğu bildirilmiştir. Ancak bu çalışmalar neden-sonuç ilişkisini kesin biçimde kanıtlamaz. Tek bir sebzeye veya özel bir diyete tedavi özelliği yüklemek doğru değildir.</p>

<p>Kırmızı ve işlenmiş eti sınırlamak</p>

<p>Sucuk, salam, sosis ve benzeri işlenmiş etleri sık tüketmek yerine balık, tavuk, yumurta veya baklagiller gibi farklı protein kaynaklarına yönelmek daha dengeli bir seçim olabilir. Kırmızı etin miktarı ve pişirme yöntemi de dikkate alınmalıdır.</p>

<p>Etin yanacak kadar yüksek sıcaklıkta veya doğrudan alev üzerinde pişirilmesi bazı zararlı bileşiklerin oluşumunu artırabilir. Haşlama, fırınlama ve daha düşük sıcaklıkta pişirme yöntemleri tercih edilebilir.</p>

<p>Doymuş yağ ve yüksek kalorili ürünlere dikkat</p>

<p>Yağlı etler, tam yağlı süt ürünleri, kızartmalar ve yoğun işlenmiş yiyecekler fazla kalori ve doymuş yağ içerebilir. Bunların sık tüketilmesi kilo artışını ve kalp-damar hastalıkları riskini artırabilir.</p>

<p>Prostat kanseri bulunan erkeklerde kalp sağlığının korunması ayrıca önem taşır. Özellikle hormon baskılayıcı tedaviler vücut yağında artış, kas kaybı, kan şekeri değişiklikleri ve kemik yoğunluğunda azalma gibi sonuçlara yol açabilir. Beslenme planı bu etkiler göz önünde bulundurularak hazırlanmalıdır.</p>

<p>Sağlıklı kiloya kademeli biçimde yaklaşmak</p>

<p>Fazla kilo ve obezite, prostat kanserinin daha saldırgan seyretmesi veya hastalığa bağlı olumsuz sonuçlarla ilişkilendiriliyor. Bununla birlikte hızlı ve kontrolsüz kilo kaybı da kas kaybına ve beslenme yetersizliğine neden olabilir.</p>

<p>Kilo vermesi gereken hastalar, bunu hekim ve diyetisyen gözetiminde kademeli biçimde yapmalıdır. Tedavi sırasında istemsiz kilo kaybı, iştahsızlık veya kas gücünde belirgin azalma yaşanıyorsa sağlık ekibine bilgi verilmelidir.</p>

<p>Aerobik hareket ile kuvvet egzersizini birleştirmek</p>

<p>Genel sağlık önerileri, yetişkinlerin haftada 150–300 dakika orta yoğunlukta veya 75–150 dakika yüksek yoğunlukta fiziksel aktivite yapmasını destekliyor. Tempolu yürüyüş orta yoğunluklu aktivitelere örnek verilebilir.</p>

<p>Haftada en az iki gün kasları çalıştıran direnç egzersizlerinin eklenmesi, özellikle hormon tedavisi alan hastalarda kas ve kemik sağlığını destekleyebilir. Daha önce hareketsiz olanlar, kalp hastalığı bulunanlar veya kemik metastazı gelişenler egzersize başlamadan önce doktorlarından kişisel program istemelidir. Kemik metastazında bazı hareketler kırık riskini artırabilir.</p>

<p>Sigara bırakılmalı, alkol sınırlandırılmalı</p>

<p>Sigaranın bırakılması kalp, akciğer ve damar sağlığı açısından güçlü yarar sağlar. Bazı araştırmalarda sigara kullanımı prostat kanserinin tekrarlaması ve hastalığa bağlı ölüm riskinin artmasıyla ilişkilendirilmiştir.</p>

<p>Alkol tüketen hastalar miktarı sağlık ekipleriyle görüşmelidir. Kullanılan ilaçlar, karaciğer hastalıkları ve tedavinin yan etkileri nedeniyle bazı kişilerde alkolden tamamen kaçınmak gerekebilir.</p>

<p>Domates, nar, yeşil çay veya kahve tedavi değildir</p>

<p>Domatesteki likopen, yeşil çaydaki kateşinler ve farklı bitkisel ürünlerdeki antioksidanlar araştırılıyor. Ancak bu ürünlerin prostat kanserini tek başına durdurduğunu veya küçülttüğünü gösteren yeterli klinik kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Bir besini normal öğünün parçası olarak tüketmek ile yoğunlaştırılmış takviye kullanmak aynı şey değildir. Yüksek doz ürünler ilaçlarla etkileşebilir, ameliyat sırasında kanama riskini değiştirebilir veya karaciğer ve böbrek sorunlarına yol açabilir.</p>

<p>Takviyeler masum kabul edilmemeli</p>

<p>Vitamin, mineral ve bitkisel takviyeler ancak eksiklik, beslenme ihtiyacı veya başka bir tıbbi gerekçe varsa sağlık profesyonelinin önerisiyle kullanılmalıdır. Özellikle yüksek doz E vitamini takviyesinin prostat kanserinden korunma amacıyla kullanılması önerilmez. Büyük bir klinik çalışmada günlük 400 uluslararası birim E vitamini alan erkeklerde prostat kanseri görülme sıklığının arttığı belirlenmiştir.</p>

<p>Selenyum takviyesinin de prostat kanserini önlediği gösterilmemiştir. İnternetten satılan “prostat kürü” ürünlerinin içerik ve doz güvenilirliği belirsiz olabilir. Kullanılan her ürünün ürolog veya onkoloğa bildirilmesi gerekir.</p>

<p>Stres, uyku ve ruh sağlığı ihmal edilmemeli</p>

<p>Tanıdan sonra kaygı, uyku bozukluğu ve hastalığın ilerleyeceği korkusu görülebilir. Aktif izlemde olan bazı hastalarda her PSA kontrolü yoğun kaygı yaratabilir. Psikolojik destek, hasta grupları, düzenli uyku ve güvenilir sağlık bilgisine erişim bu dönemin yönetilmesini kolaylaştırabilir.</p>

<p>Kalıcı çökkünlük, yoğun kaygı, günlük işlevlerde bozulma veya uyuyamama yaşanıyorsa profesyonel destek alınmalıdır. Ruh sağlığı desteği kanser tedavisinin tamamlayıcı parçalarından biridir.</p>

<p>Yeni belirtiler kontrol tarihini beklememeli</p>

<p>İdrar yapamama, idrarda kan, giderek artan kemik veya bel ağrısı, bacaklarda güçsüzlük, uyuşma, idrar ya da dışkı kontrolünün kaybı ve açıklanamayan belirgin kilo kaybı tıbbi değerlendirme gerektirir. Özellikle bacaklarda güç kaybı ile mesane veya bağırsak kontrolünün bozulması acil değerlendirilmelidir.</p>

<p>Prostat kanserinin seyrini etkileyen en güçlü yaklaşım; doğru risk sınıflandırması, düzenli takip ve gerektiğinde uygun tedavidir. Beslenme, hareket, sigarayı bırakma ve kilo kontrolü bu planı destekleyebilir ancak yerini alamaz.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. WebMD<br />
2. Avrupa Üroloji Derneği<br />
3. Amerikan Kanser Derneği<br />
4. Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Kanser Enstitüsü<br />
5. Prostat Kanseri Vakfı<br />
6. SELECT Araştırma Grubu </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/prostat-kanserinin-ilerlemesine-karsi-bilimin-onerdigi-8-adim</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 22:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9178.jpeg" type="image/jpeg" length="25343"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Meteorolojik Uyarı Yayımlandı: 10 İlde Kuvvetli Yağış Bekleniyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/meteorolojik-uyari-yayimlandi-10-ilde-kuvvetli-yagis-bekleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/meteorolojik-uyari-yayimlandi-10-ilde-kuvvetli-yagis-bekleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meteorolojik uyarı, Kocaeli, Sakarya, Düzce, Zonguldak, Bartın, Bolu, Karabük, Kastamonu, Sinop ve Çorum için yayımlandı. Kuvvetli sağanakların 28 Ağustos Cuma günü etkili olması bekleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü, yağışların gece saatlerine kadar sürebileceğini bildirdi. Marmara ve Ege’de kuvvetli rüzgâr, Batı Karadeniz ile Güney Ege’de ise fırtına öngörülüyor.</p>

<p>Kuvvetli yağış hangi illerde bekleniyor?</p>

<p>Meteorolojik uyarı, Batı Karadeniz ile Marmara’nın kuzeydoğusunda bulunan 10 ili kapsıyor. Kocaeli, Sakarya, Düzce, Zonguldak ve Bartın’da yağışların 28 Ağustos Cuma günü sabah saatlerinden itibaren başlaması bekleniyor.</p>

<p>Bolu, Karabük, Kastamonu, Sinop ve Çorum’da ise kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanağın öğle saatlerinden sonra etkili olacağı tahmin ediliyor. Yağışların aralıklı ve yerel olarak kuvvetli gerçekleşeceği bildirildi.</p>

<p>Meteorolojik uyarı ne zaman sona erecek?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kuvvetli yağış uyarısının 28 Ağustos Cuma günü saat 06.00’da başlayarak aynı gün saat 23.59’a kadar geçerli olması bekleniyor.</p>

<p>Yetkililer; ani sel, su baskını, heyelan, yıldırım, yerel dolu, yağış sırasında kuvvetli rüzgâr ve ulaşımda aksamalar yaşanabileceğini belirtti.</p>

<p>Marmara ve Ege’de kuvvetli rüzgâr bekleniyor</p>

<p>Marmara ve Ege bölgelerinde kuzeyli yönlerden saatte 40 ila 60 kilometre hızla kuvvetli rüzgâr esmesi bekleniyor. Güneydoğu Anadolu’nun güney kesimleri için de toz taşınımı uyarısı yapıldı.</p>

<p>Hava sıcaklıklarının kuzey, iç ve batı kesimlerde 3 ila 5 derece azalacağı, diğer bölgelerde ise önemli bir değişiklik olmayacağı tahmin ediliyor.</p>

<p>Batı Karadeniz ve Güney Ege’de fırtına uyarısı</p>

<p>Batı Karadeniz’in Kırklareli-İstanbul arasındaki batı kesiminde rüzgârın, 28 Ağustos Cuma akşamından sonra kuzey ve kuzeydoğudan saatte 50 ila 75 kilometre hızla esmesi bekleniyor. Fırtınanın 29 Ağustos Cumartesi gününün ilk saatlerinde etkisini kaybetmesi öngörülüyor.</p>

<p>Güney Ege’nin güneyinde cuma akşamı başlayacağı tahmin edilen fırtınanın, cumartesi sabahından itibaren bölgenin geneline yayılması bekleniyor. Fırtınanın cumartesi akşamından sonra etkisini yitireceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Son durum</p>

<p>Meteorolojik uyarı kapsamında en yüksek risk, 28 Ağustos Cuma günü kuvvetli yağış beklenen 10 ilde bulunuyor. Deniz ulaşımında ise Batı Karadeniz ve Güney Ege’de oluşabilecek aksamalara karşı dikkatli olunması istendi.</p>

<p>Tahmin ve uyarıların hava koşullarındaki değişikliklere göre güncellenebileceği, vatandaşların resmî duyuruları takip etmesi gerektiği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/meteorolojik-uyari-yayimlandi-10-ilde-kuvvetli-yagis-bekleniyor</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 21:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-8764.jpeg" type="image/jpeg" length="24679"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[62 Yıl Önce Bugün Gösterildi: Mary Poppins’in Şarkısını Doğuran Şaşırtıcı Aşı Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/62-yil-once-bugun-gosterildi-mary-poppinsin-sarkisini-doguran-sasirtici-asi-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/62-yil-once-bugun-gosterildi-mary-poppinsin-sarkisini-doguran-sasirtici-asi-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Mary Poppins, 27 Ağustos 1964’te Hollywood’daki prömiyeriyle izleyici karşısına çıktı. Filmin en unutulmaz şarkılarından “A Spoonful of Sugar”ın ortaya çıkışında ise tıp tarihinden şaşırtıcı bir ayrıntı rol oynadı. Şarkı yazarı Robert Sherman’ın oğlu, okulda oral çocuk felci aşısını şekerle birlikte aldığını babasına anlatınca, bu kısa konuşma Disney tarihinin en tanınan melodilerinden birine ilham verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sinema tarihinin en tanınmış yapımlarından Mary Poppins, bundan tam 62 yıl önce, 27 Ağustos 1964’te Hollywood’daki Grauman’s Chinese Theatre’da prömiyer yaptı.<br />
Julie Andrews’un canlandırdığı sihirli dadı, uçan şemsiyesi ve unutulmaz şarkılarıyla kısa sürede sinema tarihinin klasiklerinden biri haline geldi.<br />
Ancak filmin en çok hatırlanan parçalarından birinin doğuşunda, o yıllarda milyonlarca aileyi yakından ilgilendiren bambaşka bir hikâye vardı:<br />
Çocuk felci aşısı.<br />
Disney arşivlerinde ve Cincinnati Children’s tarafından aktarılan anlatıya göre şarkının fikir kıvılcımı, Robert Sherman ile oğlu Jeffrey arasında geçen sıradan bir konuşmayla ortaya çıktı.<br />
“Aşı oldun mu?” sorusuna verilen cevap şarkının fikrini doğurdu<br />
Sherman kardeşler, Mary Poppins için yeni bir şarkı üzerinde çalışıyordu.<br />
Walt Disney, daha önce hazırlanan parçanın istediği etkiyi yaratmadığını düşünüyordu. Robert ve Richard Sherman ise hem akılda kalacak hem de filmin ruhuna uyacak yeni bir fikir arıyordu.<br />
Tam bu sırada Robert Sherman’ın oğlu Jeffrey okuldan eve geldi.<br />
Babası, oğlunun çocuk felci aşısı olduğunu öğrendiğinde bunun nasıl yapıldığını sordu.<br />
Jeffrey’nin anlattığı ayrıntı dikkat çekiciydi.<br />
Aşı iğneyle yapılmamıştı. Çocuğa oral çocuk felci aşısı şekerle birlikte verilmişti.<br />
Bu küçük ayrıntı Robert Sherman’ın dikkatini çekti.<br />
Ertesi gün kardeşi Richard’ın karşısına, daha sonra sinema tarihine geçecek fikrin özüyle çıktı:<br />
“A Spoonful of Sugar.”<br />
Disney’in resmi tarih platformu D23, şarkının ortaya çıkışını Robert Sherman’ın oğlunun çocuk felci aşısı deneyimiyle ilişkilendiriyor. Cincinnati Children’s da aynı hikâyeyi Albert Sabin’in geliştirdiği oral çocuk felci aşısının tarihi kapsamında aktarıyor.<br />
Peki çocuk felci aşısı neden şekerle veriliyordu?<br />
Hikâyenin tıbbi tarafında Dr. Albert Sabin bulunuyor.<br />
yüzyılın en korkulan enfeksiyonlarından biri olan çocuk felci, özellikle çocukları etkiliyor; bazı hastalarda kalıcı felce, ağır vakalarda ise solunum kaslarının etkilenmesine yol açabiliyordu.<br />
Çocuk felcine karşı ilk büyük aşılama dönüm noktalarından biri Jonas Salk’ın geliştirdiği inaktif aşıydı. Salk aşısının başarılı sonuçları 1955 yılında açıklandı ve aşı aynı yıl kullanılmaya başlandı.<br />
Albert Sabin ise farklı bir yaklaşım geliştirdi.<br />
Sabin’in canlı ancak zayıflatılmış virüs içeren aşısı ağızdan uygulanabiliyordu.<br />
Dünya Sağlık Örgütü kayıtlarına göre oral çocuk felci aşısı damla şeklinde veya şeker küpü üzerinde verilebiliyordu. Kolay uygulanabilmesi, özellikle geniş kapsamlı aşılama kampanyalarında önemli bir avantaj sağladı.<br />
Binlerce kişi “Sabin Sunday” günlerinde oral aşı aldı<br />
Sabin’in çalışmalarında Cincinnati önemli merkezlerden biri oldu.<br />
Cincinnati Children’s kayıtlarına göre 24 Nisan 1960’ta düzenlenen ve daha sonra “Sabin Sunday” adıyla anılan büyük uygulamalarda binlerce kişiye oral çocuk felci aşısı verildi.<br />
Bazı uygulamalarda aşı şeker küpü üzerine damlatılıyor, bazı durumlarda ise tatlandırılmış sıvıyla uygulanıyordu.<br />
Dolayısıyla Jeffrey Sherman’ın babasına anlattığı olay, o dönemde giderek yaygınlaşan bir halk sağlığı uygulamasının parçasıydı.<br />
Bir halk sağlığı uygulaması popüler kültüre girdi<br />
Mary Poppins hikâyesini tıp tarihi açısından özel yapan da tam olarak burası.<br />
Bir tarafta çocuk felcini kontrol altına almaya çalışan bilim insanları, hekimler ve büyük aşılama kampanyaları vardı.<br />
Diğer tarafta ise okuldan eve gelen küçük bir çocuk.<br />
Çocuğun aşı deneyimini babasına anlatması, Sherman kardeşlerin aradığı fikri ortaya çıkardı.<br />
Böylece 20. yüzyılın en önemli halk sağlığı mücadelelerinden birinin küçük bir ayrıntısı, hiç beklenmedik biçimde dünya sinemasının kültürel hafızasına taşındı.<br />
Mary Poppins 27 Ağustos 1964’te prömiyer yaptı<br />
Tarih bağlantısını daha da dikkat çekici yapan ayrıntı ise günün kendisi.<br />
Disney arşivlerine göre Mary Poppins’in Hollywood prömiyeri 27 Ağustos 1964 Perşembe günü yapıldı.<br />
Film daha sonra 29 Ağustos 1964’te genel gösterime girdi.<br />
Dolayısıyla 27 Ağustos 2026, filmin tarihi Hollywood prömiyerinin tam 62. yıldönümü.<br />
Çocuk felci neden bugün hâlâ konuşuluyor?<br />
Bu hikâye yalnızca geçmişe ait değil.<br />
Çocuk felci küresel ölçekte büyük ölçüde geriletilmiş olsa da hastalığın dünya genelinde tamamen ortadan kaldırılması hedefi henüz tamamlanmadı.<br />
Dünya Sağlık Örgütü’nün 25 Ağustos 2026’da yayımladığı 45. Polio Acil Durum Komitesi açıklamasında, yabani poliovirüs tip 1 bulaşının Afganistan ve Pakistan’da sürdüğü bildirildi.<br />
Komite toplantısı 14 Mayıs 2026’da gerçekleştirildi. Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü komitenin değerlendirmesini 21 Ağustos’ta kabul etti ve açıklama 25 Ağustos 2026’da yayımlandı.<br />
Açıklamada, poliovirüsün uluslararası yayılım riskinin Uluslararası Önemi Haiz Halk Sağlığı Acil Durumu oluşturmaya devam ettiği belirtildi.<br />
Bu nedenle 1960’ların şekerle verilen oral aşılarıyla hatırlanan mücadele, yalnızca tıp tarihinin kapanmış bir sayfası değil.<br />
Dünya, çocuk felcini tamamen ortadan kaldırma hedefi doğrultusunda bugün de çalışmalarını sürdürüyor.<br />
Şeker aşının etkisini artırmıyordu<br />
Mary Poppins hikâyesinde şekerin kullanılması, şekerin aşının etkinliğini artırdığı anlamına gelmiyor.<br />
Şeker, oral aşının uygulanmasını ve özellikle çocuklar tarafından alınmasını kolaylaştıran yöntemlerden biriydi.<br />
Bu tarihsel uygulama, günümüzde herhangi bir aşının şekerle birlikte alınması gerektiği şeklinde yorumlanmamalı. Aşıların uygulanma şekli kullanılan aşıya, ülkenin bağışıklama programına ve güncel sağlık otoritelerinin önerilerine göre değişiyor.<br />
Hikâyenin tarihsel önemi, bir halk sağlığı uygulamasının hiç beklenmedik biçimde popüler kültüre ilham vermesinde yatıyor.<br />
Bir çocuğun okulda aldığı oral aşı, babasına anlattığı küçük bir ayrıntı ve iki kardeşin yaratıcılığı...<br />
Tıp tarihi bazen yalnızca laboratuvarlarda ve hastanelerde değil, dünyanın onlarca yıl boyunca mırıldanacağı bir melodinin içinde de yaşamaya devam ediyor.<br />
KAYNAKLAR<br />
Disney D23 — How the Sherman Brothers Shaped Disney’s Musical Legacy<br />
Disney D23 — Inside the Carpet Bag: 60 Years of Mary Poppins<br />
Disney D23 — Mary Poppins<br />
Cincinnati Children’s — The Sweet Science of Vaccines: A Legacy of Discovery at Cincinnati Children’s<br />
Cincinnati Children’s — Albert Sabin ve oral çocuk felci aşısına ilişkin tarihsel kayıtlar<br />
Dünya Sağlık Örgütü — History of Polio Vaccination<br />
Dünya Sağlık Örgütü — 45. Polio Acil Durum Komitesi açıklaması, 25 Ağustos 2026<br />
CDC — Pink Book: Poliomyelitis</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/62-yil-once-bugun-gosterildi-mary-poppinsin-sarkisini-doguran-sasirtici-asi-hikayesi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 20:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/screenshot-20260827-204939-chat-g-p-t3.jpg" type="image/jpeg" length="12150"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çarpıntı, Terleme, Titreme: Panik Atağın En Yaygın Belirtileri]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/carpinti-terleme-titreme-panik-atagin-en-yaygin-belirtileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/carpinti-terleme-titreme-panik-atagin-en-yaygin-belirtileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Panik atak; çarpıntı, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve ölüm korkusuyla aniden başlayabilir. Belirtileri tanımak kadar, ilk kez yaşanan veya alışılmadık yakınmalarda acil yardım istemek de önem taşıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Panik Atak Geçirirken Ne Yapılmalı? Belirtiler ve Doğru Müdahale</p>

<p>Bir anda kalbin hızlanması, nefesin yetmediği hissi, göğüste sıkışma, baş dönmesi ve “Şimdi kötü bir şey olacak” düşüncesi… Panik atak sırasında vücudun verdiği tepkiler o kadar güçlü olabilir ki kişi kalp krizi geçirdiğini ya da kontrolünü kaybetmek üzere olduğunu düşünebilir.</p>

<p>Panik atak genellikle ortada belirgin bir tehlike yokken ortaya çıkan yoğun korku veya rahatsızlık nöbetidir. Belirtiler hızla güçlenir ve çoğu zaman birkaç dakika içinde en yüksek düzeye ulaşır. Atak çok sarsıcı olsa da tek başına genellikle fiziksel bir tehlike oluşturmaz. Buna karşılık benzer belirtiler kalp, akciğer, tiroit ve metabolizma hastalıklarında da görülebileceğinden kendi kendine tanı koymak güvenli değildir.</p>

<p>Panik atağın belirtileri nelerdir?</p>

<p>Her kişide aynı tablo görülmeyebilir. En sık bildirilen belirtiler şunlardır:</p>

<p>• Kalbin hızlı, güçlü veya düzensiz attığını hissetme<br />
• Göğüste ağrı, baskı ya da sıkışma<br />
• Nefes alamama veya boğuluyormuş gibi olma<br />
• Terleme, titreme, ürperme ya da sıcak basması<br />
• Baş dönmesi, sersemlik veya bayılacakmış gibi hissetme<br />
• Bulantı, karın ağrısı veya mide rahatsızlığı<br />
• El, ayak veya yüzde uyuşma ve karıncalanma<br />
• Çevreyi gerçek dışı algılama<br />
• Kontrolünü kaybetme korkusu<br />
• Ölüm ya da felaket yaşanacağı düşüncesi</p>

<p>Bu belirtilerin önemli bir bölümü, vücudun tehlike karşısında devreye soktuğu “savaş ya da kaç” tepkisinden kaynaklanır. Stres hormonlarının yükselmesi kalp hızını ve solunumu artırabilir, kasları gerebilir ve terlemeye yol açabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Panik atak ne kadar sürer?</p>

<p>Panik belirtileri çoğunlukla ani başlar ve birkaç dakika içinde yoğunlaşır. Birçok atak 5 ila 20 dakika içinde hafifler; ancak bazı belirtiler daha uzun sürebilir. Atağın ardından yorgunluk, gerginlik veya yeniden yaşanacağına ilişkin kaygı devam edebilir.</p>

<p>Süre tek başına tanı koydurmaz. Uzayan, giderek ağırlaşan veya daha önce yaşananlardan farklı özellik gösteren yakınmaların “nasıl olsa panik ataktır” denilerek bekletilmemesi gerekir.</p>

<p>Panik atak sırasında ne yapılabilir?</p>

<p>Öncelikle güvenli bir yerde durmaya veya oturmaya çalışın. Araç kullanıyorsanız güvenli biçimde kenara geçin. Ardından şu adımlar yardımcı olabilir:</p>

<p>Nefesi yavaşlatın</p>

<p>Çok hızlı ve derin nefes almak baş dönmesi, göğüste rahatsızlık ve karıncalanmayı artırabilir. Nefesi zorlamadan, burundan yavaşça alıp daha uzun sürede vermeye odaklanın. Amaç akciğerleri sürekli doldurmak değil, solunum hızını sakin biçimde azaltmaktır.</p>

<p>Ayağınızı yere bastığınızı hissedin</p>

<p>Dikkatinizi bedendeki korkutucu hislerden çevreye yöneltin. Gördüğünüz nesneleri, duyduğunuz sesleri ve temas ettiğiniz yüzeyleri sırayla fark etmeye çalışın. Bu yöntem kişinin bulunduğu ana yeniden odaklanmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Kendinize kısa ve gerçekçi cümleler söyleyin</p>

<p>“Bu his çok güçlü ama geçici”, “Vücudumun stres tepkisi yükseldi” veya “Daha önce azaldı, yine azalabilir” gibi ifadeler korkunun büyümesini sınırlayabilir.</p>

<p>Belirtilerle savaşmaya çalışmayın</p>

<p>Her çarpıntıyı durdurmaya veya her hissi kontrol etmeye çalışmak kaygıyı artırabilir. Belirtileri fark edip güvenli bir ortamda azalmaları için zaman tanımak daha yararlı olabilir.</p>

<p>Güvendiğiniz birinden destek isteyin</p>

<p>Yanınızdaki kişiden sakin konuşmasını, sizinle birlikte yavaş nefes almasını ve gerekirse sağlık ekibine ulaşmasını isteyebilirsiniz. Kalabalık oluşturmak veya art arda sorular sormak ise kişinin gerginliğini yükseltebilir.</p>

<p>Panik atak mı, kalp krizi mi?</p>

<p>Panik atak ile kalp krizinde göğüs ağrısı, nefes darlığı, terleme, bulantı ve baş dönmesi görülebilir. Bu nedenle yalnızca belirtilere bakarak ikisini kesin biçimde ayırmak her zaman mümkün değildir.</p>

<p>Göğüste yeni başlayan baskı veya sıkışma; ağrının kola, sırta, boyna, çeneye ya da mide bölgesine yayılması; soğuk terleme, bayılma, belirgin nefes darlığı veya alışılmadık güçsüzlük acil değerlendirme gerektirir. Kalp hastalığı riskiniz varsa eşik daha da düşük tutulmalıdır.</p>

<p>İlk kez böyle bir tablo yaşayanlar, belirtilerin panik ataktan kaynaklandığından emin olmayanlar veya yakınmaları önceki ataklarından farklı olanlar 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden yardım istemelidir. Kişinin kendi aracıyla yola çıkması yerine sağlık ekibinin yönlendirmesini beklemek daha güvenlidir.</p>

<p>Panik bozukluk ne anlama gelir?</p>

<p>Tek bir panik atak geçirmek, panik bozukluk tanısı almak anlamına gelmez. Atakların beklenmedik biçimde tekrarlaması, kişinin yeni bir atak yaşayacağı korkusuyla uzun süre kaygılanması veya günlük hayatını değiştirmesi durumunda panik bozukluk düşünülebilir.</p>

<p>Kişi toplu taşımaya binmekten, yalnız kalmaktan, alışveriş merkezlerine gitmekten veya evden uzaklaşmaktan kaçınmaya başlayabilir. Bu kaçınmalar zamanla iş, eğitim ve sosyal yaşamı belirgin biçimde sınırlayabilir.</p>

<p>Panik atağı neler tetikleyebilir?</p>

<p>Bazı ataklar belirgin bir neden olmadan ortaya çıkar. Yoğun stres, uykusuzluk, fazla kafein, nikotin, alkol ve bazı uyarıcı maddeler belirtileri kolaylaştırabilir. Tiroit bozuklukları, ritim sorunları, kansızlık, kan şekeri düşüklüğü, solunum hastalıkları ve bazı ilaçlar da benzer yakınmalara yol açabilir.</p>

<p>Bu nedenle değerlendirmede kişinin belirtileri, kullandığı ilaçlar, madde ve kafein tüketimi ile fiziksel hastalık olasılıkları birlikte ele alınır. Gerek görülürse muayene, elektrokardiyografi ve kan testleri yapılabilir.</p>

<p>Panik atak tedavi edilebilir mi?</p>

<p>Panik bozukluk tedavi edilebilen bir durumdur. Bilişsel davranışçı terapi, kişinin bedensel belirtileri felaket olarak yorumlama döngüsünü fark etmesine ve korkuyla daha sağlıklı biçimde baş etmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Hekim gerekli gördüğünde antidepresan grubu ilaçlardan yararlanabilir. Bu ilaçların etkisi genellikle hemen başlamaz. Hızlı rahatlama sağlayabilen bazı sakinleştirici ilaçlarda ise tolerans ve bağımlılık riski bulunabilir. İlaç seçimi, dozu ve kullanım süresi mutlaka hekim tarafından belirlenmelidir.</p>

<p>Ne zaman profesyonel destek alınmalı?</p>

<p>Ataklar tekrarlıyorsa, yeni bir atak korkusu günlük hayatı yönetmeye başladıysa, belirli yerlerden kaçınılıyor veya iş, okul ve ilişkiler etkileniyorsa psikiyatri uzmanı ya da ruh sağlığı alanında çalışan bir profesyonelden destek alınmalıdır.</p>

<p>Panik belirtilerini alkol, reçetesiz sakinleştirici veya başkasına ait ilaçlarla bastırmaya çalışmak tabloyu ağırlaştırabilir. Kendine zarar verme düşüncesi gelişmesi ya da kişinin güvenliğinin tehlikeye girmesi halinde 112 üzerinden acil yardım istenmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. WebMD<br />
2. ABD Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü<br />
3. Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi<br />
4. Amerikan Kalp Derneği<br />
5. Amerikan Psikiyatri Birliği </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/carpinti-terleme-titreme-panik-atagin-en-yaygin-belirtileri</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 20:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9177.jpeg" type="image/jpeg" length="41668"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Soğuk algınlığının başlıca nedeni rinovirüse karşı aşıda ilk sonuçlar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/soguk-alginliginin-baslica-nedeni-rinoviruse-karsi-asida-ilk-sonuclar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/soguk-alginliginin-baslica-nedeni-rinoviruse-karsi-asida-ilk-sonuclar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Imperial College London ve Apollo Therapeutics tarafından geliştirilen APL-10456 adlı rinovirüs aşı adayının ilk insan verileri açıklandı. Avustralya’da yürütülen ve toplam 144 sağlıklı yetişkini kapsayan erken Faz 1 çalışmasının ilk bölümünde, tek doz aşının rinovirüse özgü antikor yanıtı oluşturduğu ve RV-A, RV-B ile RV-C’yi temsil eden yapılara karşı T hücresi yanıtlarını harekete geçirdiği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İlk güvenlilik verilerinde ciddi istenmeyen olay bildirilmedi. Ancak sonuçlar henüz hakemli bir bilimsel makalede yayımlanmadı ve aşının soğuk algınlığını gerçekten önleyip önlemediği bilinmiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Soğuk algınlığının en sık nedenlerinden biri olan rinovirüse karşı geliştirilen deneysel aşının ilk insan verileri açıklandı. Imperial College London ile Apollo Therapeutics, Ağustos 2026’da APL-10456 adlı aşı adayının Avustralya’da yürütülen erken Faz 1 çalışmasının ilk bölümünde bağışıklık yanıtı oluşturduğunu ve genel olarak iyi tolere edildiğini bildirdi.<br />
Araştırma, yıllardır aşı geliştirilmesi zor hedeflerden biri olarak kabul edilen rinovirüse karşı geniş kapsamlı bağışıklık oluşturmanın mümkün olup olmadığını değerlendiriyor.<br />
Rinovirüslerin aşı geliştirme açısından en büyük zorluğu çeşitlilikleri. Yaklaşık 180 farklı rinovirüs suşunun bulunduğu ve bunların RV-A, RV-B ve RV-C olarak adlandırılan üç ana grupta toplandığı biliniyor.<br />
APL-10456 bu çeşitliliği olabildiğince geniş biçimde hedeflemek üzere geliştiriliyor. Ancak mevcut erken sonuçlar, aşının bütün rinovirüs suşlarına karşı koruma sağladığını göstermiyor.<br />
Çalışmanın toplam örneklemi 144 kişi<br />
Erken Faz 1 çalışma Avustralya’nın Melbourne kentindeki iki araştırma merkezinde yürütülüyor ve toplam 144 sağlıklı yetişkini kapsıyor.<br />
Araştırma iki bölüm halinde tasarlandı.<br />
İlk bölümde 18–54 yaş arasındaki sağlıklı yetişkinlerde aşının üç farklı tek doz düzeyi değerlendirildi. Ağustos ayında açıklanan ilk sonuçlar bu bölümden elde edildi.<br />
İkinci bölümde ise 55 yaş ve üzerindeki sağlıklı yetişkinlerde iki dozluk aşı programı değerlendiriliyor.<br />
Çalışma randomize, çift kör ve plasebo kontrollü olarak tasarlandı. Deneysel aşının sonuçları serum fizyolojik uygulanan kontrol grubuyla karşılaştırılıyor.<br />
Bu erken aşamadaki temel amaç, aşının güvenlilik profilini ve bağışıklık sisteminde beklenen yanıtı oluşturup oluşturmadığını belirlemek.<br />
Antikor ve T hücresi yanıtı görüldü<br />
İlk bölümden açıklanan verilere göre APL-10456’nın tek doz uygulanmasının ardından rinovirüse özgü antikor yanıtı gelişti.<br />
Araştırmacılar ayrıca hücresel bağışıklığı da değerlendirdi. Virüsle mücadelede görev yapan T hücrelerinin, RV-A, RV-B ve RV-C gruplarını temsil eden yapılara karşı yanıt verdiği bildirildi.<br />
Bu sonuç, aşı adayının farklı rinovirüs gruplarına karşı bağışıklık sistemini harekete geçirebildiğine ilişkin erken bir işaret sunuyor.<br />
Ancak bağışıklık yanıtının görülmesi, kişinin gerçek yaşamda rinovirüs enfeksiyonundan korunduğunun kanıtı değil.<br />
Açıklanan veriler ayrıca aşının yaklaşık 180 suşun tümüne karşı koruma sağlayıp sağlamadığını da göstermiyor. Bunun anlaşılabilmesi için daha ileri klinik araştırmalarda gerçek enfeksiyon ve hastalık sonuçlarının değerlendirilmesi gerekiyor.<br />
Erken güvenlilik verileri açıklandı<br />
Aşının ilk bölümde genel olarak iyi tolere edildiği bildirildi.<br />
En sık görülen istenmeyen etkilerin hafif veya orta şiddette enjeksiyon bölgesi reaksiyonları olduğu belirtildi. Açıklanan ilk verilerde ciddi bir istenmeyen olay bildirilmedi.<br />
Bu sonuçlar aşının kesin olarak güvenli olduğu anlamına gelmiyor. Erken Faz 1 çalışmaları sınırlı sayıda sağlıklı gönüllüyle yürütülüyor ve daha seyrek görülen yan etkilerin belirlenebilmesi için çok daha geniş katılımcı gruplarına ihtiyaç duyuluyor.<br />
“Soğuk algınlığı aşısı” ifadesinin önemli bir sınırı var<br />
APL-10456 kamuoyunda “soğuk algınlığı aşısı” olarak anılsa da soğuk algınlığı tek bir virüsün yol açtığı hastalık değil.<br />
Rinovirüsler en sık nedenler arasında bulunuyor. Bunun yanında başka solunum yolu virüsleri de burun akıntısı, boğaz ağrısı, öksürük ve benzeri soğuk algınlığı belirtilerine yol açabiliyor.<br />
APL-10456 özellikle rinovirüsleri hedefliyor.<br />
Bu nedenle aşının ilerleyen klinik çalışmalarda başarılı olması halinde bile bütün soğuk algınlığı vakalarını önleyeceğini söylemek bilimsel olarak doğru değil.<br />
Astım ve KOAH hastaları için ayrı önem taşıyor<br />
Rinovirüs enfeksiyonları sağlıklı kişilerin büyük bölümünde hafif üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde seyrediyor.<br />
Astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı bulunan kişilerde ise rinovirüs enfeksiyonları hastalığın alevlenmesini tetikleyebiliyor.<br />
Bu nedenle aşı geliştirme programının hedeflerinden biri yalnız günlük hayatta görülen soğuk algınlığını azaltmak değil, kronik solunum yolu hastalıklarında rinovirüs kaynaklı alevlenmeleri önleme potansiyelini de araştırmak.<br />
Mevcut Faz 1 verileri ise astım veya KOAH hastalarında böyle bir koruyucu etkinlik gösterildiği anlamına gelmiyor. İlk çalışma sağlıklı gönüllüler üzerinde yürütülüyor.<br />
55 yaş üzerindeki grupta çalışma devam ediyor<br />
Araştırmanın ikinci bölümünde 55 yaş ve üzerindeki sağlıklı yetişkinlerde iki dozluk uygulama değerlendiriliyor.<br />
Bu gruptaki çalışmaların amacı farklı dozların güvenlilik ve bağışıklık yanıtlarını karşılaştırmak.<br />
Araştırma henüz tamamlanmadığı için mevcut veriler Faz 1 programının nihai sonuçları olarak değerlendirilmemeli.<br />
Hakemli makale henüz yayımlanmadı<br />
Ağustos ayında duyurulan ilk sonuçlar Imperial College London ve araştırmanın geliştiricisi Apollo Therapeutics tarafından açıklanan verilere dayanıyor.<br />
Çalışmanın ayrıntılı Faz 1 sonuçları henüz hakemli bir bilimsel dergide yayımlanmış değil. Bu nedenle doz gruplarındaki tüm sayısal sonuçlar, antikor düzeylerinin büyüklüğü, yanıt veren katılımcı oranları ve bağışıklığın ne kadar süre devam ettiği gibi ayrıntılar henüz bağımsız bilimsel değerlendirmeden geçmiş tam bir veri seti halinde bulunmuyor.<br />
Bu durum araştırmanın mevcut aşamadaki en önemli sınırlılıklarından biri.<br />
Bir sonraki aşamada gerçek koruyuculuk araştırılacak<br />
Geliştirme programında 2027’nin ilk yarısında KOAH hastalarını kapsaması planlanan randomize, çift kör ve plasebo kontrollü Faz 2 çalışması bulunuyor.<br />
Bu aşamada yalnızca bağışıklık yanıtının oluşup oluşmadığına değil, aşının rinovirüs enfeksiyonlarının yol açtığı KOAH alevlenmelerini gerçekten azaltıp azaltmadığına bakılması planlanıyor.<br />
APL-10456 halen araştırma aşamasındaki bir aşı adayı. Rinovirüs enfeksiyonlarını veya soğuk algınlığını önlemek amacıyla herhangi bir düzenleyici kurum tarafından onaylanmış değil.<br />
İlk insan verileri, farklı rinovirüs gruplarını hedefleyen bir aşının bağışıklık sistemini harekete geçirebildiğini gösteriyor. Aşının gerçek hayatta hastalığı önleyip önlemediği, korumanın ne kadar sürdüğü ve kronik solunum yolu hastaları açısından klinik yarar sağlayıp sağlamadığı daha ileri çalışmalar sonucunda anlaşılacak.<br />
KAYNAKLAR<br />
• Imperial College London – Rinovirüs Aşısı Erken Faz 1 Çalışmasının İlk Sonuçlarına İlişkin Açıklama, 26 Ağustos 2026<br />
• Apollo Therapeutics – APL-10456 Pan-Rinovirüs Aşısı Erken Faz 1 Bağışıklık ve Güvenlilik Verileri, 25 Ağustos 2026<br />
• ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi – APL-10456 Erken Faz 1 Klinik Araştırma Kaydı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/soguk-alginliginin-baslica-nedeni-rinoviruse-karsi-asida-ilk-sonuclar</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 20:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/rinovirus-asi-haber-gorseli-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="86323"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kauno Zalgiris-Beşiktaş maçı ne zaman, saat kaçta, hangi kanalda? İlk 11’ler açıklandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kauno-zalgiris-besiktas-maci-ne-zaman-saat-kacta-hangi-kanalda-ilk-11ler-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kauno-zalgiris-besiktas-maci-ne-zaman-saat-kacta-hangi-kanalda-ilk-11ler-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi play-off turu rövanşında Kauno Zalgiris’e konuk oluyor. Karşılaşmanın saati, şifresiz yayın kanalı ve iki takımın ilk 11’i belli oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>UEFA Avrupa Ligi’nde lig aşamasına yükselmeyi hedefleyen Beşiktaş, play-off turu rövanş maçında Litvanya temsilcisi Kauno Zalgiris ile karşı karşıya gelecek.</p>

<p>İstanbul’da oynanan ilk mücadeleyi 3-0 kazanan siyah-beyazlılar, Litvanya deplasmanına önemli bir skor avantajıyla çıktı. Futbolseverler ise “Kauno Zalgiris-Beşiktaş maçı ne zaman, saat kaçta ve hangi kanalda?” sorularına yanıt arıyor.</p>

<p>Kauno Zalgiris-Beşiktaş maçı ne zaman?</p>

<p>Kauno Zalgiris-Beşiktaş karşılaşması 27 Ağustos 2026 Perşembe günü oynanacak.</p>

<p>Litvanya’nın Kaunas kentindeki Dariaus ve Girėnas Stadı’nda gerçekleştirilecek mücadele, Türkiye saatiyle 20.00’de başlayacak.</p>

<p>Kauno Zalgiris-Beşiktaş maçı hangi kanalda?</p>

<p>Kauno Zalgiris-Beşiktaş maçı TV100 ve S Sport Plus üzerinden canlı yayımlanacak.</p>

<p>Karşılaşma TV100 ekranlarından şifresiz izlenebilecek. Mücadelenin dijital yayınına ise S Sport Plus üzerinden erişilebilecek.</p>

<p>Kauno Zalgiris-Beşiktaş ilk 11’leri</p>

<p>Takımların açıklanan ilk 11’leri şöyle:</p>

<p>Kauno Zalgiris: Mikelionis, Karashima, Leo Ribeiro, Fiolic, Kalik, Hernandez, Debeljuh, Edokpolor, Moutachy, Ourega, Lekiatas.</p>

<p>Beşiktaş: Nübel, Murillo, Tiago Djalo, Emirhan Topçu, Ouattara, Salih Özcan, Vaclav Cerny, Kartal Kayra Yılmaz, Junior Olaitan, İlhan Fakılı, Dusan Vlahovic.</p>

<p>Beşiktaş nasıl tur atlar?</p>

<p>Beşiktaş ilk karşılaşmayı 3-0 kazandığı için rövanşa büyük avantajla çıkıyor. Siyah-beyazlı ekip;</p>

<ul>
 <li>Kazanması veya berabere kalması,</li>
 <li>Bir farklı mağlup olması,</li>
 <li>İki farklı mağlup olması</li>
</ul>

<p>durumlarında UEFA Avrupa Ligi lig aşamasına yükselecek.</p>

<p>Kauno Zalgiris’in karşılaşmayı üç farklı kazanması halinde müsabaka uzatmalara gidecek. Litvanya temsilcisinin dört veya daha fazla farkla galip gelmesi durumunda ise turu geçen taraf Kauno Zalgiris olacak.</p>

<p>Maçın hakemi kim?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Karşılaşmayı İspanya Futbol Federasyonundan Jesus Gil Manzano yönetecek. Manzano’nun yardımcılıklarını Guadalupe Porras Ayuso ile Guillermo Santiago Sacristan üstlenecek.</p>

<p>Trossard neden kadroda yok?</p>

<p>Beşiktaş’ın Belçikalı futbolcusu Leandro Trossard, sakatlığı nedeniyle Litvanya kafilesine dahil edilmedi. Kauno Zalgiris’te ise Anton Tolordava sarı kart cezası nedeniyle forma giyemeyecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Spor</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kauno-zalgiris-besiktas-maci-ne-zaman-saat-kacta-hangi-kanalda-ilk-11ler-aciklandi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 19:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/futbol-kulis/i-m-g-5659.jpeg" type="image/jpeg" length="37409"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İki yıllık kalori kısıtlamasında bağışıklık sisteminde değişim görüldü]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/iki-yillik-kalori-kisitlamasinda-bagisiklik-sisteminde-degisim-goruldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/iki-yillik-kalori-kisitlamasinda-bagisiklik-sisteminde-degisim-goruldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yale School of Medicine öncülüğünde yürütülen ve Nature Aging’de 13 Nisan 2026’da yayımlanan araştırmada, iki yıl boyunca kalori alımını ortalama yüzde 14 azaltan 42 sağlıklı yetişkinin kan örneklerindeki 7.029 protein incelendi. Toplam C3 düzeyi belirgin biçimde değişmezken, C3’ün iltihapla ilişkili parçalarından C3a ve C3adesArg düzeylerinde azalma görüldü. C3a/C3 oranındaki değişim ise 20 katılımcının eşleştirilmiş örneklerinde ayrıca doğrulandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yaşlı farelerde C3a’nın engellenmesi bazı iltihap göstergelerini azaltırken çalışma, insanlarda yaşam süresinin uzadığını göstermedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kalori kısıtlamasının yaşlanmayla birlikte gelişen düşük düzeyli kronik iltihabı hangi biyolojik yollar üzerinden etkileyebileceğine ilişkin önemli bir mekanizma ortaya kondu. Yale School of Medicine öncülüğündeki araştırmacılar, uzun süreli ve orta düzeyde kalori azaltımının bağışıklık sisteminin kompleman adı verilen savunma mekanizmasındaki C3a sinyalini etkilediğini belirledi.<br />
Nature Aging’de 13 Nisan 2026’da yayımlanan çalışma, sağlıklı ve obezitesi bulunmayan yetişkinlerden elde edilen insan verilerini yaşlı farelerde yapılan deneylerle bir araya getirdi. Araştırmanın amacı, kalori kısıtlamasının yaşlanmayla ilişkili kronik iltihap üzerindeki olası moleküler etkilerini açıklamaktı.<br />
7.029 protein iki yıllık süreçte incelendi<br />
Araştırmacılar, ABD’de yürütülen CALERIE-II çalışmasına katılmış 42 sağlıklı yetişkinin saklanmış kan örneklerini değerlendirdi.<br />
Bu kişiler iki yıl boyunca günlük enerji alımlarını ortalama yüzde 14 azaltmıştı. Başlangıçta ve ikinci yılın sonunda alınan plazma örneklerinde 7.029 protein aynı anda analiz edildi.<br />
İki yılın sonunda katılımcıların vücut ağırlığında yaklaşık yüzde 10 azalma da görüldü. Protein analizleri, değişimin yalnız metabolik süreçlerle sınırlı olmadığını; bağışıklık ve iltihapla bağlantılı bazı biyolojik yolların da etkilendiğini gösterdi.<br />
CALERIE-II’nin ana çalışması randomize kontrollü bir araştırma olarak yürütülmüş olsa da bu protein analizi, kalori kısıtlaması uygulayan gruptaki 42 kişinin kendi başlangıç ve ikinci yıl örneklerinin karşılaştırılmasına dayanıyordu.<br />
Toplam C3 değil, C3a sinyali değişti<br />
Çalışmanın merkezinde kompleman sistemi olarak adlandırılan doğuştan bağışıklık mekanizması yer aldı.<br />
Bu sistemin temel proteinlerinden C3, bağışıklık yanıtı sırasında parçalanarak farklı ürünlere dönüşüyor. Bunlardan C3a, bağışıklık hücrelerini harekete geçirebilen ve iltihabi yanıtı artırabilen küçük bir sinyal molekülü olarak görev yapıyor.<br />
Araştırmada toplam C3 ve C3b düzeylerinde anlamlı azalma görülmedi. Buna karşılık C3a ile onun daha kararlı parçalanma ürünü C3adesArg düzeyleri kalori kısıtlamasından sonra azaldı.<br />
Araştırmacılar bu bulguyu farklı bir laboratuvar yöntemiyle de kontrol etti. C3a/C3 oranının azaldığı yönündeki doğrulama, 20 katılımcının başlangıç ve ikinci yıl eşleştirilmiş örnekleri üzerinde yapıldı.<br />
Bu ayrım, çalışmanın “kalori kısıtlaması C3 proteinini düşürdü” şeklinde yorumlanmaması açısından önemli. Bulgular esas olarak C3’ün iltihapla ilişkili aktivasyonu ve C3a sinyalindeki değişime işaret ediyor.<br />
Değişiklik yalnız kilo kaybıyla açıklanmadı<br />
Araştırmacılar, kompleman sistemindeki değişimlerin yalnız katılımcıların kilo vermesiyle açıklanıp açıklanamayacağını da değerlendirdi.<br />
Bazı kompleman proteinlerindeki farklılıklar vücut kitle indeksindeki değişimle ilişkiliydi. C3a’daki azalma ise aynı örüntüyü göstermedi.<br />
İstatistiksel analizlerde C3a değişiminin vücut kitle indeksinden bağımsız bir ilişki sergilemesi, araştırmacıları yağ dokusundaki bağışıklık mekanizmalarını daha ayrıntılı incelemeye yöneltti.<br />
Bu bulgu, kalori kısıtlamasının etkisinin kesin olarak kilo kaybından bağımsız olduğunu kanıtlamıyor. Çalışma yalnızca bu olasılığın daha ayrıntılı araştırılması gerektiğini gösteriyor.<br />
Yaşla birlikte C3a düzeyleri yükseldi<br />
Araştırmanın ikinci bölümünde genç ve ileri yaştaki yetişkinlerin kan örnekleri karşılaştırıldı.<br />
İleri yaştaki kişilerde C3 ve C3a düzeylerinin daha yüksek olduğu görüldü. Benzer bir artış yaşlı farelerde de saptandı.<br />
Araştırmacılar ardından bu sinyalin hangi dokudan kaynaklanabileceğini inceledi. Farelerde karaciğer, dalak, böbrek ve çeşitli yağ dokuları değerlendirildiğinde yaşla ilişkili C3 aktivasyonunun özellikle viseral yağ dokusunda belirginleştiği görüldü.<br />
Viseral yağ, karın içindeki organların çevresinde bulunan yağ dokusunu ifade ediyor.<br />
Yağ dokusundaki makrofajlar öne çıktı<br />
Tek hücre düzeyindeki analizler, yaşlanan viseral yağ dokusunda belirli makrofajların C3 üretiminde öne çıktığını gösterdi.<br />
Makrofajlar, bağışıklık sisteminin mikroorganizmaları ve hücresel artıkları temizleyen temel hücrelerinden biri. Araştırmada, yaşla birlikte yağ dokusunda artan bazı makrofajların hem C3 ürettiği hem de C3a sinyalini algılayan reseptörleri taşıdığı belirlendi.<br />
C3a’nın bu hücrelerde ERK olarak adlandırılan hücre içi sinyal yolunu harekete geçirdiği, bunun da IL-1β ve IL-6 gibi iltihapla ilişkili moleküllerin üretimini artırabildiği görüldü.<br />
Bu bulgular, C3a’nın yaşlanan yağ dokusunda kronik iltihabı sürdüren biyolojik döngülerden birinin parçası olabileceğine işaret ediyor.<br />
C3a engellendiğinde yaşlı farelerde bazı göstergeler azaldı<br />
Araştırmacılar, C3a’nın yalnızca yaşlanmayla birlikte artıp artmadığını değil, iltihabi sürece doğrudan katkı sağlayıp sağlamadığını da deneysel olarak değerlendirdi.<br />
Bu amaçla 20 aylık erkek fareler iki gruba ayrıldı. Her grupta sekiz hayvan yer aldı. Bir gruba C3a’yı etkisizleştiren antikor, diğer gruba ise karşılaştırma amacıyla kontrol antikoru uygulandı.<br />
Üç gün sonra yapılan incelemelerde C3a engellenen farelerde ERK aktivitesinin azaldığı görüldü. IL-1β ve MCP-1 adlı iltihap göstergeleri de anlamlı biçimde düştü.<br />
IL-6 düzeylerinde azalma eğilimi saptanırken TNF düzeyinde anlamlı değişiklik görülmedi.<br />
Bu deney, C3a sinyalinin yaşla bağlantılı iltihabi süreçlerden birine doğrudan katkıda bulunabileceği görüşünü destekliyor. Ancak farelerde elde edilen sonuçların insanlarda aynı şekilde gerçekleşip gerçekleşmediği bilinmiyor.<br />
Çalışma insanlarda yaşam süresinin uzadığını göstermedi<br />
Araştırmanın sonuçları, kalori kısıtlamasının insan ömrünü uzattığını veya yaşlanmayı durdurduğunu göstermiyor.<br />
Farelerdeki müdahale yalnızca üç gün sürdü ve C3a’nın engellenmesinin hayvanların ne kadar yaşadığı üzerindeki etkisi araştırılmadı.<br />
İnsan bölümünde de önemli sınırlılıklar bulunuyor. Protein analizi yalnızca kalori kısıtlaması uygulayan 42 katılımcının başlangıç ve ikinci yıl örneklerine dayanıyordu. C3a/C3 oranının ek laboratuvar doğrulaması ise 20 kişinin eşleştirilmiş örneklerinde gerçekleştirildi.<br />
Bu nedenle sonuçların daha büyük insan gruplarında ve farklı araştırma tasarımlarında doğrulanması gerekiyor.<br />
Bağışıklık sisteminin tamamen baskılanması hedef değil<br />
C3 ve kompleman sistemi, vücudun enfeksiyonlara karşı temel savunma mekanizmaları arasında yer alıyor.<br />
Bu nedenle C3a’nın yaşlanmaya eşlik eden kronik iltihapla ilişkili bulunması, kompleman sisteminin genel olarak baskılanmasının sağlıklı veya güvenli olduğu anlamına gelmiyor.<br />
Uzun süreli C3 veya C3a baskılanmasının enfeksiyonlara karşı savunma dahil çeşitli biyolojik işlevler üzerinde istenmeyen sonuçları olabilir. Yaşlanmaya yönelik herhangi bir C3a hedefli tedavinin değerlendirilmesi için insanlarda özel klinik araştırmalar yapılması gerekiyor.<br />
Araştırma ayrıca insanların yaşam süresini uzatmak amacıyla kendi başlarına ciddi kalori kısıtlamasına başlamaları gerektiğini de göstermiyor. CALERIE katılımcıları sağlıklı, obezitesi olmayan yetişkinlerden oluşuyordu ve enerji azaltımı kontrollü bir araştırma programı kapsamında uygulanmıştı.<br />
Çalışmanın mevcut bilimsel katkısı, kalori kısıtlaması ile yaşlanmaya eşlik eden kronik düşük düzeyli iltihap arasındaki ilişkinin olası bağışıklık mekanizmalarından birini ortaya koyması. C3a, yağ dokusu ve makrofajlar arasındaki bağlantının insanlarda klinik olarak ne ölçüde önemli olduğu ise gelecek araştırmalarla belirlenecek.<br />
KAYNAKLAR<br />
• Nature Aging – Exoproteome of calorie-restricted humans identifies complement deactivation as an immunometabolic checkpoint reducing inflammaging, 13 Nisan 2026<br />
• Yale School of Medicine – Cutting Calories to Slow Aging—Without Compromising Health, 15 Nisan 2026<br />
• CALERIE-II – Uzun Süreli Enerji Alımı Azaltımının Etkilerinin Kapsamlı Değerlendirilmesi Faz 2 çalışması</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/iki-yillik-kalori-kisitlamasinda-bagisiklik-sisteminde-degisim-goruldu</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 19:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/kalori-kisitlamasi-c3a-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="26530"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Uganda’da Bundibugyo salgını sona erdi, Kongo’da bulaş sürüyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/ugandada-bundibugyo-salgini-sona-erdi-kongoda-bulas-suruyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/ugandada-bundibugyo-salgini-sona-erdi-kongoda-bulas-suruyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uganda’da Bundibugyo virüsü kaynaklı Ebola salgınının sona erdiği 27 Ağustos 2026’da açıklanırken, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde bulaş sürüyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün 23 Ağustos verilerine göre ülkede 5.584 doğrulanmış vaka ve 2.680 ölüm kaydedildi; salgın altı eyalette 57 sağlık bölgesine ulaştı. Virüs, esas olarak hasta kişilerin kanı ve diğer vücut sıvılarıyla doğrudan temas sonucu bulaşıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Uganda, Bundibugyo virüsü kaynaklı Ebola salgınının sona erdiğini 27 Ağustos 2026’da duyurdu. Ülkedeki yerel bulaşın daha önce kesilmesinin ardından, son ithal vakaya bağlı 42 günlük ek izlem süresi de yeni doğrulanmış vaka görülmeden tamamlandı. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde ise salgın devam ediyor ve Dünya Sağlık Örgütü bulaşın kontrol altına alınması için geçici tavsiyelerini güncelledi.<br />
DSÖ’nün 23 Ağustos tarihli son durum verilerine göre Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde 5.584 doğrulanmış Bundibugyo vakası ve 2.680 ölüm bildirildi. Bir önceki haftalık değerlendirmeden bu yana 563 yeni doğrulanmış vaka ve 302 yeni ölüm kayıtlara geçti.<br />
Salgın altı eyalette toplam 57 sağlık bölgesine yayıldı. Özellikle Ituri, Kuzey Kivu ve Haut-Uélé bulaşın yoğun olarak izlendiği alanlar arasında bulunuyor. Yeni sağlık bölgelerinde vaka görülmesi, aktif bulaş zincirlerinin tamamen kesilemediğini gösteriyor.<br />
DSÖ, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki mevcut riski çok yüksek düzeyde değerlendiriyor. Kurumun Uluslararası Sağlık Tüzüğü kapsamında oluşturulan Acil Durum Komitesi de vaka tespiti, temaslı takibi, laboratuvar kapasitesi, hasta izolasyonu, sağlık kuruluşlarında enfeksiyon kontrolü ve güvenli defin uygulamalarının güçlendirilmesini istedi.<br />
Salgın, 17 Mayıs 2026’da uluslararası öneme sahip halk sağlığı acil durumu olarak ilan edilmişti. DSÖ aynı değerlendirmede durumun pandemi acil durumu ölçütlerini karşılamadığını da açıklamıştı.<br />
Uganda’da 42 günlük ek izlem tamamlandı<br />
Uganda’da salgın boyunca 20 doğrulanmış vaka kaydedildi. Vakaların 15’i Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nden ülkeye gelen kişilerde, beşi ise bu vakalarla bağlantılı temaslılar ve sağlık çalışanlarında belirlendi.<br />
Hastalardan 18’i iyileşirken iki kişi hayatını kaybetti. Uganda’da yerel bulaşın sona erdiğinin daha önce açıklanmasının ardından, son ithal vakanın 16 Temmuz’da hastaneden çıkarılmasıyla başlayan 42 günlük ek izlem dönemi de yeni vaka görülmeden tamamlandı.<br />
DSÖ ve Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, 27 Ağustos’ta Uganda’daki salgının sona erdiğini duyurdu. Buna rağmen komşu Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde bulaşın sürmesi nedeniyle sınır bölgelerinde hastalık gözetimi ve hızlı vaka tespit çalışmalarının devam etmesi bekleniyor.<br />
Bundibugyo, Ebola hastalığına yol açan virüslerden biri<br />
Bundibugyo virüsü, insanlarda Ebola hastalığına neden olabilen ortoebolavirüslerden biri. Ebola virüsü ve Sudan virüsü de insanlarda büyük salgınlara yol açabildiği bilinen aynı virüs grubunda yer alıyor.<br />
Hastalığın hayvanlardan insanlara geçebildiği biliniyor. Virüsün doğal rezervuarı kesin olarak belirlenmiş değil. Mevcut bilimsel bulgular, bazı meyve yarasalarının Ebola virüslerinin doğal konakları arasında bulunabileceğini düşündürüyor.<br />
İnsanlardaki ilk bulaşın enfekte yabani hayvanların kanı, salgıları, organları veya diğer vücut sıvılarıyla temas sonucu gerçekleşebileceği değerlendiriliyor.<br />
Bulaşın ana yolu doğrudan temas<br />
Virüs insanlara geçtikten sonra hastalık esas olarak insandan insana yakın temas yoluyla yayılıyor.<br />
Bulaş; enfekte kişinin kanı, kusmuğu, dışkısı ve diğer vücut sıvılarının hasarlı deriyle ya da göz, burun ve ağız gibi mukozalarla temas etmesi sonucu gerçekleşebiliyor. Hasta kişinin vücut sıvılarıyla kirlenmiş giysiler, yatak örtüleri ve tıbbi malzemeler de bulaşa aracılık edebiliyor.<br />
Hastalık nedeniyle hayatını kaybeden kişilerin bedenleri de virüsü taşıyabildiğinden, koruyucu önlemler alınmadan gerçekleştirilen cenaze ve defin işlemleri bulaş zincirinin devam etmesine yol açabiliyor.<br />
Sağlık çalışanlarının uygun kişisel koruyucu ekipman kullanmaması da hastane kaynaklı bulaş riskini artırabiliyor. Bu nedenle hasta izolasyonu, el hijyeni, koruyucu ekipman kullanımı, temaslı takibi ve güvenli defin uygulamaları salgın kontrolünün temel unsurları arasında yer alıyor.<br />
Enfekte kişilerin belirtiler ortaya çıkmadan önce hastalığı başkalarına bulaştırdığına ilişkin kanıt bulunmuyor. Temaslıların son riskli temastan itibaren 21 gün boyunca izlenmesinin nedeni de hastalığın kuluçka süresinin bu süreye kadar uzayabilmesi.<br />
Belirtiler 2 ila 21 gün içinde ortaya çıkabiliyor<br />
Bundibugyo virüsüyle enfeksiyonun ardından belirtilerin başlamasına kadar geçen süre genellikle 2 ila 21 gün arasında değişiyor.<br />
İlk belirtiler arasında ateş, belirgin halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı ve boğaz ağrısı bulunabiliyor. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde kusma, ishal, karın ağrısı ve deri döküntüsü gelişebiliyor. Bazı hastalarda böbrek ve karaciğer işlevlerinde bozulma görülebiliyor.<br />
Ebola hastalığı sıklıkla kanamayla özdeşleştirilse de iç veya dış kanama her hastada ortaya çıkmıyor ve hastalığın zorunlu bir bulgusu olarak kabul edilmiyor.<br />
İlk belirtilerin sıtma ve tifo gibi bölgede sık görülen başka enfeksiyonlarla benzerlik göstermesi tanıyı güçleştirebiliyor. Bu nedenle kesin tanının laboratuvar testleriyle doğrulanması gerekiyor.<br />
Bundibugyo’ya karşı özel onaylı aşı henüz yok<br />
Bundibugyo virüsüne karşı özel olarak ruhsatlandırılmış bir aşı bulunmuyor.<br />
Ebola virüsünün başka bir türüne karşı geliştirilmiş ve ruhsatlandırılmış Ervebo aşısının Bundibugyo’ya karşı insanlarda koruma sağlayıp sağlamadığı henüz kesin olarak bilinmiyor. Laboratuvar ve hayvan araştırmalarında görülen olası çapraz koruma nedeniyle aşının mevcut salgındaki etkisi bilimsel olarak araştırılıyor.<br />
Ağustos ayında Demokratik Kongo Cumhuriyeti için 70 bin doz aşı ayrıldı. Planlamaya göre bunların 20 bin dozu Bundibugyo’ya karşı koruyuculuğu araştıracak Faz 3 çalışmasında kullanılacak. Kalan 50 bin dozun ise uzman tavsiyeleri doğrultusunda sağlık çalışanları ve salgınla mücadelede ön safta görev yapan personele ayrılması planlandı.<br />
Bu uygulama, aşının Bundibugyo virüsüne karşı etkinliğinin kanıtlandığı veya bu kullanım için özel olarak onaylandığı anlamına gelmiyor.<br />
Tedavi araştırmaları devam ediyor<br />
Bundibugyo hastalığına karşı özel olarak onaylanmış bir antiviral tedavi de henüz bulunmuyor. Hastaların bakımında sıvı ve elektrolit desteği, oksijen tedavisi, tansiyonun düzenlenmesi ve diğer destekleyici uygulamalar kullanılıyor.<br />
DSÖ destekli PARTNERS adlı randomize kontrollü klinik araştırmada, monoklonal antikor MBP134 ile antiviral remdesivirin tek başına veya birlikte kullanımının hastaların yaşamda kalma olasılığı üzerindeki etkisi değerlendiriliyor.<br />
Araştırmaya laboratuvar testleriyle Bundibugyo enfeksiyonu doğrulanmış hastalar dahil ediliyor. Katılımcılara araştırılan tedavilere ek olarak standart destekleyici bakım da uygulanıyor.<br />
Çalışmanın devam ediyor olması, söz konusu ilaçların Bundibugyo için etkili ve onaylanmış tedaviler olduğu anlamına gelmiyor. Tedavilerin gerçek yararının belirlenebilmesi için araştırmanın sonuçlarının değerlendirilmesi gerekiyor.<br />
Diğer ülkelerde risk düşük değerlendiriliyor<br />
DSÖ, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki riski çok yüksek, aktif toplum içi bulaş bulunan ülkelere kara sınırı olan ülkelerdeki riski ise yüksek olarak değerlendiriyor.<br />
Toplum içi bulaş bulunan ülkelere kara sınırı olmayan diğer ülkeler için risk düşük düzeyinde kabul ediliyor. Türkiye de bu grupta yer alıyor.<br />
DSÖ, mevcut durumda etkilenen ülkelerle uçuşların genel olarak durdurulmasını, sınırların tamamen kapatılmasını veya bu ülkelerden gelen tüm yolcuların girişinin engellenmesini önermiyor.<br />
Salgının kontrolünde hastaların erken tespit edilmesi, uygun şekilde izole edilmesi, temaslıların 21 gün boyunca takip edilmesi, sağlık kuruluşlarında enfeksiyon kontrolünün güçlendirilmesi ve toplumla güvene dayalı iş birliği kurulması temel önlemler arasında gösteriliyor.<br />
KAYNAKLAR<br />
• Dünya Sağlık Örgütü Afrika Bölge Ofisi – Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda Bundibugyo Virüsü Hastalığı Salgını Haftalık Durum Raporu, 23 Ağustos 2026 verileri<br />
• Dünya Sağlık Örgütü – Uluslararası Sağlık Tüzüğü Acil Durum Komitesi İkinci Toplantısı ve Geçici Tavsiyeler, 24 Ağustos 2026<br />
• Dünya Sağlık Örgütü Afrika Bölge Ofisi – Uganda’da Bundibugyo Virüsü Hastalığı Salgınının Sona Ermesine İlişkin Açıklama, 27 Ağustos 2026<br />
• Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri – Uganda’da Bundibugyo Virüsü Hastalığı Salgınının Sona Ermesine İlişkin Değerlendirme, 27 Ağustos 2026<br />
• Dünya Sağlık Örgütü – Ebola Hastalığı Bilgi Notu<br />
• Dünya Sağlık Örgütü ve Afrika Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri – Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne Ebola Aşısı Tahsisine İlişkin Açıklama, 20 Ağustos 2026<br />
• Dünya Sağlık Örgütü – Bundibugyo Virüsü Hastalığında PARTNERS Randomize Kontrollü Tedavi Araştırması, 2 Temmuz 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/ugandada-bundibugyo-salgini-sona-erdi-kongoda-bulas-suruyor</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 19:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/bundibugyo-haber-gorseli-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="10118"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tragischer Unfall bei Nordhorn: Bekir Avcı tödlich verunglückt]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/tragischer-unfall-bei-nordhorn-bekir-avci-todlich-verungluckt</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/tragischer-unfall-bei-nordhorn-bekir-avci-todlich-verungluckt" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Der 38-jährige Bekir Avcı ist bei einem schweren Verkehrsunfall zwischen Nordhorn und Engden ums Leben gekommen. Sein Auto kam von der Straße ab und prallte gegen einen Baum.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bei einem schweren Verkehrsunfall in Niedersachsen ist der 38-jährige Bekir Avcı ums Leben gekommen. Der Unfall ereignete sich am Dienstagabend, dem 25. August 2026, auf der Nordhorner Straße zwischen Nordhorn und Engden.</p>

<p>Nach Angaben der Polizeiinspektion Emsland/Grafschaft Bentheim war der Fahrer gegen 20.35 Uhr mit einem blauen Opel Astra von Nordhorn in Richtung Engden unterwegs.</p>

<p>Kurz vor einer leichten Linkskurve kam das Fahrzeug aus bislang ungeklärter Ursache nach rechts von der Fahrbahn ab und prallte gegen einen Baum. Durch die Wucht des Zusammenstoßes wurde der Wagen vollständig zerstört. Für den Fahrer kam jede Hilfe zu spät; er starb noch an der Unfallstelle.</p>

<p>Straße mehrere Stunden gesperrt</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Für die Rettungs- und Bergungsarbeiten sowie die polizeiliche Unfallaufnahme wurde die Nordhorner Straße im Bereich der Unfallstelle vollständig gesperrt. Die Sperrung dauerte mehrere Stunden bis in die Nacht hinein. Der Verkehr wurde währenddessen umgeleitet.</p>

<p>Die Ermittlungen zur genauen Unfallursache dauern an.</p>

<p>Die Polizei veröffentlichte aus Gründen des Persönlichkeitsschutzes keinen Namen. Eine örtliche Trauermitteilung identifizierte den Verstorbenen als den 1988 geborenen Bekir Avcı, Sohn von Harun Avcı.</p>

<p>Beisetzung in Deutschland</p>

<p>Bekir Avcı soll in Deutschland beigesetzt werden. Die Trauerbekundungen werden im Trauerhaus am Weg zum Resum in 48527 Nordhorn entgegengenommen.</p>

<p>Der Familie, den Angehörigen und allen Freunden des Verstorbenen gilt unser tief empfundenes Beileid.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/tragischer-unfall-bei-nordhorn-bekir-avci-todlich-verungluckt</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 18:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9175.jpeg" type="image/jpeg" length="21475"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Almanya’da Feci Kaza: Bekir Avcı Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/almanyada-feci-kaza-bekir-avci-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/almanyada-feci-kaza-bekir-avci-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Nordhorn kenti yakınlarında otomobilin yoldan çıkarak ağaca çarptığı kazada, 1988 doğumlu Bekir Avcı yaşamını yitirdi. Kazanın nedenine ilişkin soruşturma sürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Almanya’da yaşayan 1988 doğumlu Bekir Avcı, Nordhorn yakınlarında meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybetti.</p>

<p>Alman polisinin açıklamasına göre kaza, 25 Ağustos 2026 Salı günü saat 20.35 sıralarında Nordhorn ile Engden arasındaki Nordhorner Straße üzerinde meydana geldi.</p>

<p>Nordhorn yönünden Engden’e ilerleyen mavi Opel Astra, henüz belirlenemeyen nedenle hafif viraj öncesinde yolun sağından çıkarak ağaca çarptı. Çarpmanın şiddetiyle tamamen parçalanan otomobilin 38 yaşındaki sürücüsü olay yerinde yaşamını yitirdi.</p>

<p>Kurtarma çalışmaları ve kaza yeri incelemesi nedeniyle kara yolu saatlerce ulaşıma kapatıldı. Alman polisi, kazanın kesin nedeninin belirlenmesi için soruşturmanın sürdüğünü bildirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Avcı’nın cenazesinin Almanya’da defnedileceği, taziyelerin ise Nordhorn’daki taziye evinde kabul edileceği belirtildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/almanyada-feci-kaza-bekir-avci-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 17:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9174.jpeg" type="image/jpeg" length="72408"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Üniversitesi Rektör Adayı Prof. Dr. İsmet Durmuş Hedeflerini Açıkladı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzon-universitesi-rektor-adayi-prof-dr-ismet-durmus-hedeflerini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/trabzon-universitesi-rektor-adayi-prof-dr-ismet-durmus-hedeflerini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon Üniversitesi Rektörlüğüne aday olan Prof. Dr. İsmet Durmuş, bilimsel üretimden uluslararasılaşmaya, öğrenci odaklı eğitimden şehir-üniversite bütünleşmesine uzanan güçlü bir vizyon ortaya koydu:
“Trabzon Üniversitesini bölgenin eğitim üssü olması için çalışacağız ”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un yakından tanıdığı Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İsmet Durmuş, Trabzon Üniversitesi Rektörlüğüne aday oldu. Akademik birikimi, yöneticilik tecrübesi ve insan odaklı hizmet anlayışıyla öne çıkan Durmuş, üniversitenin geleceğine ilişkin hedeflerini açıkladı.</p>

<p>Trabzon Üniversitesini bilim üreten, nitelikli insan yetiştiren, şehrin gelişimine yön veren ve uluslararası ölçekte tanınan güçlü bir akademik merkez hâline getirmeyi amaçlayan Durmuş, yeni dönemin temel hedefini şu sözlerle ortaya koydu:</p>

<p>“Trabzon Üniversitesini öğrencilerimizin gelecek hayallerini gerçekleştirebildiği, akademisyenlerimizin özgürce bilim üretebildiği ve şehrimizin gücünü dünyaya taşıyan bir eğitim üssü yapacağız.”</p>

<p>Üniversitenin kapıları şehre açılacak</p>

<p>Prof. Dr. İsmet Durmuş’un vizyonunun merkezinde, üniversite ile Trabzon arasındaki bağın güçlendirilmesi bulunuyor. Yerel yönetimler, kamu kurumları, iş dünyası, sivil toplum kuruluşlarıyla ortak projeler geliştirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Üniversitenin bilgi ve insan kaynağının şehrin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına doğrudan katkı sunması planlanıyor. Trabzon’un Karadeniz havzasındaki stratejik konumundan yararlanılarak üniversitenin bölgesel ölçekte daha güçlü bir aktör hâline getirilmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Durmuş, yönetim anlayışını “ulaşılabilir rektörlük” modeli üzerine kuracağını belirterek akademisyenlerin, öğrencilerin ve üniversite çalışanlarının görüşlerinin doğrudan yönetime yansıyacağı katılımcı bir sistem hedefliyor.</p>

<p>Öğrenciler kararların merkezinde olacak</p>

<p>Yeni dönem vizyonunda öğrencilerin yalnızca eğitim alan değil; araştıran, üreten, girişimde bulunan ve üniversite yönetimine katkı sunan bireyler olması öngörülüyor.</p>

<p>Öğrencilerin akademik gelişimlerinin yanında sosyal, kültürel ve mesleki açıdan desteklenmesi; kariyer planlama, yabancı dil, staj, girişimcilik ve uluslararası değişim olanaklarının genişletilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Durmuş’un yaklaşımında, hiçbir öğrencinin kendisini yalnız veya sahipsiz hissetmediği, yöneticilere kolaylıkla ulaşabildiği ve sorunlarına zamanında çözüm bulabildiği bir üniversite modeli öne çıkıyor.</p>

<p>Akademik liyakat temel ilke olacak</p>

<p>Prof. Dr. İsmet Durmuş’un ortaya koyduğu yönetim vizyonunda akademik liyakat, adalet ve şeffaflık temel ilkeler arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akademisyenlerin bilimsel çalışmalarının daha güçlü biçimde desteklenmesi, araştırma projelerine ayrılan kaynakların artırılması ve başarılı çalışmaların teşvik edilmesi amaçlanıyor. Akademik yükselme ve görevlendirmelerde nesnel ölçütlerin esas alınacağı, çalışanın ve üretenin önünün açılacağı bir yönetim modeli hedefleniyor.</p>

<p>Durmuş, üniversitenin başarısının ancak huzurlu, adil ve üretken bir akademik ortamla mümkün olabileceğini vurguluyor.</p>

<p>Uluslararası öğrenci ve akademisyen hedefi</p>

<p>Trabzon Üniversitesinin Karadeniz, Kafkasya, Balkanlar, Türk dünyası ve Orta Doğu ile akademik ilişkilerinin geliştirilmesi, vizyonun önemli başlıklarından birini oluşturuyor.</p>

<p>Uluslararası üniversitelerle ortak programların artırılması, öğrenci ve akademisyen değişiminin güçlendirilmesi, yabancı dilde eğitim olanaklarının genişletilmesi ve Trabzon’un uluslararası öğrenciler için önemli bir eğitim merkezine dönüştürülmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Bu doğrultuda Trabzon Üniversitesinin bölgesel kimliğini korurken dünyaya açılan, uluslararası sıralamalarda yükselen ve bilimsel çalışmalarıyla referans gösterilen bir kurum hâline getirilmesi hedefleniyor.</p>

<p>Yapay zekâ ve dijital dönüşüm hamlesi</p>

<p>Durmuş’un üniversite vizyonunda yapay zekâ, dijitalleşme ve yenilikçi eğitim modelleri de özel bir yer tutuyor.</p>

<p>Ders içeriklerinin çağın ihtiyaçlarına göre güncellenmesi, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin eğitim süreçlerine entegre edilmesi, öğrencilerin geleceğin mesleklerine hazırlanması ve disiplinler arası araştırmaların desteklenmesi planlanıyor.</p>

<p>Teknoloji, girişimcilik ve proje geliştirme merkezleriyle öğrencilerin fikirlerini uygulamaya dönüştürebileceği güçlü bir akademik ekosistem kurulması amaçlanıyor.</p>

<p>“Kapımız herkese açık olacak”</p>

<p>Hekimlik hayatı boyunca hastalara ulaşılabilir olmasıyla tanınan Prof. Dr. İsmet Durmuş, aynı anlayışı üniversite yönetimine de taşımayı hedefliyor.<br />
Durmuş, kapısını hastalara açık tutan yaklaşımıyla Trabzon kamuoyunda geniş takdir toplamıştı.</p>

<p>Durmuş’un rektörlük vizyonunda da makamların değil insanın öne çıktığı; öğrencinin, akademisyenin ve çalışanın yönetime doğrudan ulaşabildiği bir anlayış bulunuyor.</p>

<p>“Hekimlikte hastamıza, akademide öğrencimize ve çalışma arkadaşlarımıza ulaşılmaz olamayız. Üniversiteyi kapalı kapılar ardında değil, ortak akıl ve istişareyle yöneteceğiz. Her fikri dinleyecek, her emeğe değer vereceğiz.”</p>

<p>Trabzon’dan dünyaya açılan üniversite</p>

<p>Prof. Dr. İsmet Durmuş, Trabzon Üniversitesinin mevcut birikimini daha ileriye taşıyarak bölgenin bilim, eğitim, kültür ve yenilik merkezi hâline gelmesini hedefliyor.</p>

<p>Şehrin tarihî ve kültürel gücünü akademik üretimle buluşturan; öğrencilerin mensubu olmaktan gurur duyduğu, akademisyenlerin çalışmak istediği ve mezunların bağlarını koparmadığı güçlü bir üniversite modeli amaçlanıyor.</p>

<p>Durmuş’un ortaya koyduğu yol haritası; liyakatli kadrolar, öğrenci odaklı eğitim, güçlü bilimsel araştırmalar, dijital dönüşüm, uluslararası iş birlikleri ve şehirle bütünleşen bir yönetim anlayışına dayanıyor.</p>

<p>Prof. Dr. İsmet Durmuş, hedefini şu sözlerle özetledi:</p>

<p>“Trabzon’un potansiyeline, gençlerimizin enerjisine ve akademisyenlerimizin bilimsel gücüne inanıyoruz. Ortak akılla çalışan, üreten ve dünyayla yarışan bir üniversite inşa edeceğiz. Trabzon Üniversitesini bölgenin eğitim üssü yapacağız.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>💼 Kariyer</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzon-universitesi-rektor-adayi-prof-dr-ismet-durmus-hedeflerini-acikladi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 17:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9169.jpeg" type="image/jpeg" length="70323"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Mehmet Edip Teker Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/prof-dr-mehmet-edip-teker-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/prof-dr-mehmet-edip-teker-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaşar Üniversitesi İşletme Fakültesi Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölümünün eski öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mehmet Edip Teker hayatını kaybetti. Teker’in vefatı, akademi camiasında üzüntüyle karşılandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Akademi dünyasının acı kaybı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaşar Üniversitesi İşletme Fakültesi Uluslararası Ticaret ve Finansman Bölümünün eski öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mehmet Edip Teker’in yaşamını yitirdiği açıklandı.</p>

<p>Üniversite tarafından yayımlanan taziye mesajında, Teker’in vefatından duyulan derin üzüntü ifade edilerek ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve sevenlerine başsağlığı dilendi.</p>

<p>Uzun yıllar akademiye hizmet etti</p>

<p>İşletme, uluslararası ticaret ve finans alanlarında eğitim veren Prof. Dr. Mehmet Edip Teker, akademik yaşamı boyunca çok sayıda öğrencinin yetişmesine katkı sağladı. Lisansüstü çalışmalarda tez danışmanlığı da yapan Teker, bir dönem Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Endüstri Mühendisliği Bölümünde görev aldı.</p>

<p>Dokuz Eylül Üniversitesi kayıtlarında Teker’in 15 Şubat 2007 tarihinde emekli olduğu görülürken, akademik çalışmalarını daha sonra Yaşar Üniversitesinde sürdürdüğü belirtildi.</p>

<p>Cenaze programı açıklandı</p>

<p>Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesinin duyurusuna göre Prof. Dr. Mehmet Edip Teker’in cenazesi, 27 Ağustos 2026 Perşembe günü ikindi namazının ardından İzmir’deki Narlıdere Şehitlik Camisi’nden kaldırılacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/prof-dr-mehmet-edip-teker-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9164.jpeg" type="image/jpeg" length="59004"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe’de Ayrılık Resmileşti: Livakovic Barcelona’ya Transfer Oldu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-ayrilik-resmilesti-livakovic-barcelonaya-transfer-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-ayrilik-resmilesti-livakovic-barcelonaya-transfer-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe, Hırvat kaleci Dominik Livakovic’in Barcelona’ya kalıcı transferi konusunda anlaşmaya varıldığını açıkladı. 31 yaşındaki kaleci, İspanyol deviyle 2030’a kadar sözleşme imzaladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fenerbahçe’de Dominik Livakovic dönemi resmen sona erdi. Sarı-lacivertli kulüp, Hırvatistan Milli Takımı’nın deneyimli kalecisinin Barcelona’ya kalıcı transferi konusunda anlaşmaya varıldığını 27 Ağustos 2026 tarihinde duyurdu.</p>

<p>Barcelona da transferi resmen açıklarken, 31 yaşındaki file bekçisinin Katalan ekibiyle 30 Haziran 2030’a kadar geçerli dört yıllık sözleşmeye imza attığı belirtildi.</p>

<p>Fenerbahçe Livakovic’e veda etti</p>

<p>Fenerbahçe, 2023 yılında kadrosuna kattığı Livakovic’e kulübe verdiği katkılar nedeniyle teşekkür ederek kariyerinin yeni döneminde başarı diledi.</p>

<p>Hırvat kaleci, sarı-lacivertli formayla toplam 74 resmi karşılaşmada görev yaptı ve bu maçların 24’ünde kalesini gole kapattı.</p>

<p>Barcelona transfer için ne kadar ödeyecek?</p>

<p>Kulüpler tarafından yayımlanan ilk açıklamalarda transferin mali ayrıntıları paylaşılmadı. Reuters’ın haberine göre Barcelona’nın Fenerbahçe’ye 2 milyon euro bonservis ödeyeceği, anlaşmada ayrıca 500 bin euroya ulaşabilecek bonusların bulunduğu bildirildi.</p>

<p>İspanyol basınında bonus miktarına ilişkin farklı rakamlar yer aldığı için, kesin toplam bedel konusunda kulüplerin resmî mali açıklamalarının esas alınması gerekiyor.</p>

<p>Barcelona’da kaleci rekabetine katılacak</p>

<p>Livakovic’in transferi Barcelona’nın kaleci rotasyonunda da dikkat çekici bir değişiklik anlamına geliyor. Hırvat kaleci, yeni takımında Joan Garcia ve Wojciech Szczesny’nin bulunduğu kaleci grubuna katılıyor.</p>

<p>Barcelona Teknik Direktörü Hansi Flick’in deneyimli kaleciyi kadroya eklemesiyle birlikte yeni sezonda kaleyi kimin koruyacağına ilişkin rekabet de güçlenmiş oldu.</p>

<p>Fenerbahçe kariyeri sona erdi</p>

<p>Dinamo Zagreb’de gösterdiği performansın ardından 2023 yazında Fenerbahçe’ye transfer olan Livakovic, özellikle Hırvatistan Milli Takımı’ndaki performansıyla uluslararası futbol kamuoyunda tanınan isimlerden biri.</p>

<p>Dünya Kupası tecrübesi bulunan 31 yaşındaki kaleci, Fenerbahçe’den ayrılarak kariyerinin yeni dönemine LaLiga’nın son şampiyonu Barcelona’da başlayacak. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-ayrilik-resmilesti-livakovic-barcelonaya-transfer-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 15:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9161.jpeg" type="image/jpeg" length="93738"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor Başkanlarından Mehmet Ali Yılmaz’ın Oğlu Soner Yılmaz’a Silahlı Saldırı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspor-baskanlarindan-mehmet-ali-yilmazin-oglu-soner-yilmaza-silahli-saldiri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspor-baskanlarindan-mehmet-ali-yilmazin-oglu-soner-yilmaza-silahli-saldiri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eski Spordan Sorumlu Devlet Bakanı ve Trabzonspor’un eski başkanlarından Mehmet Ali Yılmaz’ın oğlu Soner Yılmaz, İstanbul Bebek’te uğradığı silahlı saldırıda yaralandı. Ameliyat edilen Yılmaz’ın sağlık durumunun stabil olduğu bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Eski Spordan Sorumlu Devlet Bakanı ve Trabzonspor’un eski başkanlarından Mehmet Ali Yılmaz’ın oğlu Soner Yılmaz, İstanbul’da silahlı saldırıya uğradı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre olay, 26 Ağustos 2026 akşamı Beşiktaş ilçesine bağlı Bebek Mahallesi’nde meydana geldi. Soner Yılmaz’ın evinde silahla vurularak yaralandığı belirtildi.</p>

<p>Gece ameliyata alındı</p>

<p>Saldırıda Yılmaz’ın iki bacağına toplam üç kurşun isabet ettiği bildirildi. Yaralı halde hastaneye kaldırılan Yılmaz, yapılan ilk müdahalenin ardından ameliyata alındı.</p>

<p>Gece saatlerinde gerçekleştirilen operasyonun ardından Soner Yılmaz’ın sağlık durumunun stabil olduğu öğrenildi.</p>

<p>Saldırının nedeni henüz bilinmiyor</p>

<p>Olayın kim ya da kimler tarafından gerçekleştirildiğine ve saldırının nedenine ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı. Şüpheli veya şüphelilerin yakalanıp yakalanmadığı konusunda da doğrulanmış bilgi bulunmuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Saldırıyla ilgili yeni ayrıntıların emniyet birimleri tarafından yürütülecek inceleme sonucunda netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Mehmet Ali Yılmaz 2024 yılında hayatını kaybetmişti</p>

<p>Soner Yılmaz’ın babası Mehmet Ali Yılmaz; Trabzonspor Kulübü Başkanlığı, 19. Dönem Trabzon Milletvekilliği ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı görevlerinde bulunmuştu.</p>

<p>Trabzonspor’un eski başkanları arasında yer alan Mehmet Ali Yılmaz, 24 Nisan 2024’te hayatını kaybetmişti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspor-baskanlarindan-mehmet-ali-yilmazin-oglu-soner-yilmaza-silahli-saldiri</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-8915-2.jpeg" type="image/jpeg" length="25325"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bir Silah Kazası İnsan Midesine Pencere Açtı: Alexis St. Martin’in Olağanüstü Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/bir-silah-kazasi-insan-midesine-pencere-acti-alexis-st-martinin-olaganustu-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/bir-silah-kazasi-insan-midesine-pencere-acti-alexis-st-martinin-olaganustu-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1822’de Mackinac Adası’nda kazara ateşlenen bir silahla ağır yaralanan Alexis St. Martin hayatta kaldı ancak midesi ile karın duvarı arasında kalıcı bir açıklık oluştu. ABD ordusu hekimi William Beaumont, daha sonra bu açıklıktan insan midesindeki sindirim sürecini doğrudan gözlemledi. 1825 ile 1833 arasındaki farklı dönemlerde yürütülen toplam 238 deney, sindirim fizyolojisi tarihinin önemli çalışmalarından biri olurken Beaumont ile St. Martin arasındaki ilişkisi ve etik konuları inceleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h3>Her şey 1822’deki bir silah kazasıyla başladı</h3>

<p>6 Haziran 1822’de, bugünkü ABD’nin Michigan eyaletindeki Mackinac Adası’nda çalışan Fransız Kanadalı Alexis St. Martin’in yaşamı bir silah kazasıyla değişti.</p>

<p>American Fur Company’ye ait bir ticaret merkezinde bulunan ateşli silahın yakın mesafeden kazara ateşlenmesi sonucu St. Martin göğüs ve üst karın bölgesinden ağır şekilde yaralandı. O sırada Fort Mackinac’ta görev yapan ABD ordusu cerrahı William Beaumont hastaya müdahale etti.</p>

<p>Yakın mesafeden gerçekleşen silah yaralanması göğüs duvarını ve mideyi ağır biçimde yaralamıştı.</p>

<p>St. Martin’in başlangıçta yaşama şansının düşük olduğu düşünülmesine rağmen genç adam hayatta kaldı.</p>

<p>Ancak yara tamamen kapanmadı.</p>

<p>İyileşme sürecinin sonunda mide ile karın duvarı arasında kalıcı bir kanal oluştu. Tıpta <strong>gastro-kutanöz fistül</strong> olarak adlandırılan bu açıklık, yaşayan bir insanın midesinin iç kısmının dışarıdan doğrudan gözlemlenmesine imkân veriyordu.</p>

<h3>İnsan midesine açılan sıra dışı pencere</h3>

<ol start="19">
 <li>yüzyılın ilk yarısında sindirimin nasıl gerçekleştiğine ilişkin bilgiler bugünkünden oldukça sınırlıydı.</li>
</ol>

<p>Besinlerin midede yalnızca fiziksel hareketlerle parçalanıp parçalanmadığı, mide salgılarının sindirimde nasıl bir rol oynadığı ve farklı yiyeceklerin ne şekilde sindirildiği bilim insanlarının üzerinde çalıştığı konular arasındaydı.</p>

<p>St. Martin’in vücudunda kalan fistül, Beaumont’a daha önce son derece sınırlı olan bir gözlem imkânı sundu: <strong>Yaşayan bir insanın midesindeki sindirim sürecini doğrudan izlemek.</strong></p>

<p>Beaumont sistematik deneylerine 1825’te başladı. St. Martin’in zaman zaman Beaumont’dan ayrılması nedeniyle çalışmalar kesintisiz sürmedi. İkilinin yeniden bir araya geldiği dönemlerde deneylere devam edildi.</p>

<p>1825 ile 1833 arasındaki farklı çalışma dönemlerinde Beaumont toplam <strong>238 deney</strong> gerçekleştirdi.</p>

<h3>İpe bağlanan yiyecekleri mideye yerleştirdi</h3>

<p>Beaumont’un kullandığı yöntemlerden biri bugün oldukça sıra dışı görünüyor.</p>

<p>Küçük yiyecek parçalarını ipek ipliklere bağlayan Beaumont, bunları St. Martin’in midesindeki fistülden içeri yerleştiriyordu.</p>

<p>Belirli sürelerin ardından yiyecek parçalarını dışarı çıkararak ne ölçüde sindirildiklerini gözlemliyordu.</p>

<p>Et, ekmek ve farklı besinlerin midede ne kadar süre kaldığını karşılaştırdı. Yiyeceklerin sindirilme hızının hazırlanma biçimine ve türüne göre değişebildiğine ilişkin kayıtlar tuttu.</p>

<p>Beaumont yalnızca mide içindeki yiyecekleri incelemekle kalmadı.</p>

<p>Fistül aracılığıyla mide sıvısından örnekler aldı ve yiyeceklerin bu sıvı içindeki değişimini vücudun dışında da gözlemledi.</p>

<p>Bu çalışmalar, sindirimin yalnızca midenin mekanik hareketlerinden kaynaklanmadığını; mide salgılarının kimyasal etkisinin de sürecin temel parçalarından biri olduğunu gösteren önemli gözlemler sağladı.</p>

<p>Beaumont’un çalışmaları ayrıca hidroklorik asidin mide sıvısındaki temel bileşenlerden biri olduğu yönündeki önceki bilimsel bulguların desteklenmesine katkıda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Duyguların sindirim üzerindeki etkisini de kaydetti</h3>

<p>Beaumont’un kayıtlarında yalnızca yiyeceklerin sindirilme süreleri bulunmuyordu.</p>

<p>St. Martin’in fiziksel ve duygusal durumundaki değişikliklerle mide faaliyetleri arasında gözlemlediği farklılıkları da not etti.</p>

<p>Bazı gözlemlerinde duygusal uyarılmanın mide hareketleri, mide salgıları ve mide boşalmasıyla birlikte görülen değişikliklerle ilişkili olduğunu kaydetti.</p>

<p>Bu gözlemler daha sonraki tıp tarihi çalışmalarında sinir sistemi, duygusal durum ve sindirim sistemi arasındaki ilişkinin erken dönem kayıtları arasında değerlendirildi.</p>

<p>Ancak Beaumont’un gözlemleri günümüzdeki kontrollü klinik araştırmaların yöntemleriyle yapılmış çalışmalar değildi. Bu nedenle bulguların modern araştırma standartlarıyla elde edilmiş neden-sonuç kanıtları gibi yorumlanmaması gerekiyor.</p>

<h3>Çalışmalarını 1833’te kitaplaştırdı</h3>

<p>Beaumont, deneylerinden elde ettiği gözlemleri 1833’te yayımlanan <strong>“Experiments and Observations on the Gastric Juice and the Physiology of Digestion”</strong> adlı eserinde topladı.</p>

<p>Kitapta St. Martin üzerinde gerçekleştirilen deneyler, mide salgısına ilişkin gözlemler ve farklı yiyeceklerin sindirilme süreçleri ayrıntılı biçimde aktarıldı.</p>

<p>Çalışmalar, insan sindiriminin doğrudan fizyolojik gözlemlerle incelenmesinin erken ve önemli örneklerinden biri olarak tıp tarihine geçti.</p>

<p>Beaumont da daha sonraki tıp tarihi literatüründe mide fizyolojisinin öncü araştırmacılarından biri olarak anıldı.</p>

<p>Ancak hikâyenin bilimsel yönü kadar tartışmalı başka bir tarafı da vardı.</p>

<h3>Beaumont ile St. Martin arasındaki ilişki tartışılıyor</h3>

<p>St. Martin yalnızca Beaumont’un hastası değildi. Bir dönem onun yanında çalıştı ve ekonomik açıdan Beaumont’a bağımlı olduğu süreçler yaşadı.</p>

<p>İkili arasında 1832’de yazılı bir sözleşme hazırlandı.</p>

<p>Sözleşmeye göre St. Martin’in yaklaşık bir yıl boyunca Beaumont’un belirlediği deneylere katılması ve çeşitli talimatlarını yerine getirmesi karşılığında <strong>150 dolar ödeme yapılması; yiyecek, barınma, giyecek ve diğer temel ihtiyaçlarının karşılanması</strong> kararlaştırıldı.</p>

<p>St. Martin sözleşmeyi kendi adını yazmak yerine <strong>“X” işaretiyle</strong> imzaladı.</p>

<ol start="19">
 <li>yüzyılın araştırma ortamı, günümüzde geçerli olan insan araştırmaları etik standartlarından oldukça farklıydı. Bilgilendirilmiş onam, bağımsız etik kurul değerlendirmesi ve araştırmaya katılan kişinin korunmasına ilişkin bugünkü sistemler henüz bulunmuyordu.</li>
</ol>

<p>Bu nedenle Beaumont ile St. Martin arasındaki ilişki değerlendirilirken dönemin tarihsel koşullarının dikkate alınması gerekiyor.</p>

<p>Buna karşılık günümüz araştırma etiği ölçütleri açısından ilişki; <strong>gönüllülük, ekonomik bağımlılık ve araştırmacı ile araştırmaya katılan kişi arasındaki güç dengesi</strong> bakımından tartışılmaya devam ediyor.</p>

<h3>Hikâyenin merkezindeki diğer isim Alexis St. Martin’di</h3>

<p>Beaumont araştırmaların bilimsel sonuçlarını yayımlayan kişi olarak tıp tarihinde ön plana çıktı.</p>

<p>Ancak deneyleri mümkün kılan kişi Alexis St. Martin’di.</p>

<p>St. Martin hayatının tamamını Beaumont’un yanında geçirmedi. Çeşitli dönemlerde ondan ayrıldı, Kanada’ya döndü, ailesiyle yaşadı ve çalıştı. Daha sonra yeniden Beaumont’un yanına gelerek deneylere katıldığı dönemler oldu.</p>

<p>Deneylerin son dönemi 1833’te tamamlandı. St. Martin 1834’te Beaumont’dan kesin olarak ayrıldı ve bir daha onun araştırmalarına dönmedi.</p>

<p>Midesindeki fistül ise yaşamı boyunca varlığını sürdürdü.</p>

<h3>Tıp tarihine iki farklı miras bıraktı</h3>

<p>Alexis St. Martin ve William Beaumont’un hikâyesi bugün iki farklı açıdan değerlendiriliyor.</p>

<p>Beaumont’un gözlemleri, mide salgılarının ve kimyasal sindirimin anlaşılmasına katkıda bulunarak insan sindirim fizyolojisi tarihindeki önemli çalışmalar arasında yer aldı.</p>

<p>St. Martin’in araştırmalardaki konumu ise tıp tarihçileri ve etik araştırmacıları açısından insan deneylerinde gönüllülük, araştırmacı-hasta ilişkisi ve güç eşitsizliği gibi konuların tarihsel örneklerinden biri hâline geldi.</p>

<p>1822’de meydana gelen beklenmedik bir silah kazasının ardından oluşan kalıcı fistül, yıllar süren gözlemler sayesinde insan midesinin çalışmasına ilişkin yeni bilgiler elde edilmesini sağladı.</p>

<p>Yaklaşık iki yüzyıl sonra Beaumont–St. Martin vakası, hem <strong>sindirim fizyolojisinin gelişimindeki yeri</strong> hem de <strong>insan üzerinde yapılan araştırmaların etik tarihi</strong> nedeniyle tıp tarihinde incelenmeye devam ediyor.</p>

<h2>KAYNAKLAR</h2>

<ul>
 <li>ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi – William Beaumont ve Alexis St. Martin’in çalışmalarına ilişkin tarihsel kayıtlar</li>
 <li>Washington University in St. Louis Bernard Becker Tıp Kütüphanesi – William Beaumont belgeleri ve tarihsel değerlendirmeler</li>
 <li><i>Bulletin of the History of Medicine</i> – William Beaumont, Alexis St. Martin ve 19. yüzyıl tıbbi araştırma etiğine ilişkin tarihsel çalışma</li>
 <li><i>Australian and New Zealand Journal of Surgery</i> – Beaumont–St. Martin hikâyesinin tarihsel değerlendirmesi</li>
 <li><i>Canadian Journal of Psychiatry</i> – Beaumont’un mide fizyolojisi ve duygusal durum üzerine gözlemlerinin tarihsel değerlendirmesi</li>
 <li>William Beaumont – <i>Experiments and Observations on the Gastric Juice and the Physiology of Digestion</i>, 1833</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/bir-silah-kazasi-insan-midesine-pencere-acti-alexis-st-martinin-olaganustu-hikayesi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/midenin-acilan-penceresi-200kb.webp" type="image/jpeg" length="49574"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tıpta Peş Peşe Üç Yeni Araştırma: Yapay Zekâdan Kalp Riskine ve Akciğer Kanserine]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/tipta-pes-pese-uc-yeni-arastirma-yapay-zekadan-kalp-riskine-ve-akciger-kanserine</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/tipta-pes-pese-uc-yeni-arastirma-yapay-zekadan-kalp-riskine-ve-akciger-kanserine" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıp alanında 26 ve 27 Ağustos 2026 tarihlerinde yayımlanan üç ayrı araştırma, sağlık hizmetlerinin birbirinden farklı alanlarına ilişkin yeni veriler ortaya koydu. Bir çalışmada yapay zekâ 130 binden fazla klinik nottan veri çıkarırken yüzde 97,5 genel uyuma ulaştı. JAMA'daki araştırmada koroner arter kalsiyum skorunun kalp-damar risk hesaplamasına sağladığı ek katkı incelendi. Türkiye'den araştırmacıların da yer aldığı üçüncü çalışma ise akciğer kanserinde triptofan metabolizması ile bağışıklık]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tıp ve sağlık alanında 26 ve 27 Ağustos 2026 tarihlerinde yayımlanan üç bağımsız araştırma; yapay zekânın klinik kayıtları işlemesinden kalp-damar riskinin hesaplanmasına, küçük hücreli dışı akciğer kanserinde olası biyobelirteçlere kadar uzanan yeni bulgular sundu.</p>

<p>Çalışmalar farklı alanlara odaklanıyor ve hiçbiri tek başına yeni bir tanı veya tedavi yönteminin rutin sağlık hizmetine girdiği anlamına gelmiyor. Buna karşılık sonuçlar, sağlık araştırmalarında büyük klinik veri kümeleri, görüntüleme yöntemleri, genetik analizler ve metabolik göstergelerin giderek daha fazla birlikte değerlendirildiğini gösteriyor.</p>

<h3>Yapay zekâ 130 binden fazla klinik notu inceledi</h3>

<p>npj Digital Medicine'da 27 Ağustos 2026'da yayımlanan çalışmada Cleveland Clinic araştırmacıları, büyük dil modeli temelli bir sistemin klinik notlardan yapılandırılmış araştırma verisi çıkarma performansını değerlendirdi.</p>

<p>Araştırmada böbrek ve üst üriner sistem kanserleriyle ilişkili 8 bin 366 hastaya ait 130 bin 509 klinik not analiz edildi.</p>

<p>Sistem, 14 klinik değişken üzerinden toplam 136 bin 425 yapılandırılmış veri öğesi çıkardı. Yapay zekâ tarafından oluşturulan kayıtlar daha sonra insanlar tarafından hazırlanmış referans veri tabanıyla karşılaştırıldı.</p>

<p>Genel uyum oranı yüzde 97,5 olarak hesaplandı. Patolojiyle ilişkili bazı değişkenlerde uyum yüzde 98'in üzerine çıkarken, belirli değerlendirmelerde Cohen kappa değerlerinin 0,90'ın üzerinde olduğu bildirildi.</p>

<p>Bu sonuç, yapay zekânın hastalara yüzde 97,5 doğrulukla tanı koyduğu anlamına gelmiyor. Araştırma doğrudan tanı veya tedavi kararı veren bir sistemi değil, klinik belgelerde bulunan bilgileri otomatik olarak yapılandırılmış araştırma verisine dönüştüren bir yöntemi test etti.</p>

<p>Bulgular, özellikle araştırma veri tabanlarının hazırlanmasında yoğun emek gerektiren manuel klinik kayıt incelemesinin önemli bir bölümünün otomatikleştirilebileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Çalışmanın tek bir büyük akademik sağlık sisteminde ve belirli ürolojik kanser kayıtlarında yapılmış olması önemli bir sınırlılık oluşturuyor. Sistemin farklı hastanelerde, farklı dillerde ve başka hastalık gruplarında benzer performans gösterip göstermeyeceğinin ayrıca araştırılması gerekiyor.</p>

<h3>Kalp riskinde kalsiyum skorunun katkısı ölçüldü</h3>

<p>JAMA'da 26 Ağustos 2026'da yayımlanan ikinci araştırmada, bilinen aterosklerotik kalp-damar hastalığı bulunmayan 6 bin 98 yetişkinin verileri değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmacılar, koroner arter kalsiyum skorunun PREVENT kalp-damar risk hesaplamasına eklenmesinin risk tahminini ne ölçüde değiştirdiğini inceledi.</p>

<p>Koroner arter kalsiyum skoru, kalbi besleyen damarlardaki kireçlenmiş plak yükünün bilgisayarlı tomografi yardımıyla değerlendirilmesine dayanıyor. Yüksek skorlar, aterosklerotik damar hastalığı yükünün daha fazla olduğuna ilişkin ek bilgi sağlayabiliyor.</p>

<p>Çalışmaya 45 ile 79 yaş arasındaki yetişkinler dahil edildi ve katılımcıların yaklaşık 10 yıllık sağlık sonuçları değerlendirildi. Bu sürede 366 kişide aterosklerotik kalp-damar hastalığıyla ilişkili olay meydana geldi.</p>

<p>Kalsiyum skorunun PREVENT hesaplamasına eklenmesi, tüm katılımcılar birlikte değerlendirildiğinde risk tahmininde sınırlı bir genel iyileşme sağladı.</p>

<p>En belirgin yeniden sınıflandırma özellikle sınırda risk grubunda görüldü. Bu grupta koroner arter kalsiyum skoru sıfır olan kişilerde 10 yıllık kalp-damar olayı oranı yüzde 1,9 iken, skorun 300 veya üzerinde olduğu kişilerde oran yüzde 14,3'e ulaştı.</p>

<p>Araştırma, herkese koroner arter kalsiyum taraması yapılması gerektiğini göstermiyor. Çalışma gözlemsel olduğu için bu görüntüleme yönteminin uygulanmasının kalp krizi veya diğer kalp-damar olaylarını doğrudan azalttığı da söylenemez.</p>

<p>Bulgular, özellikle sınırda ile orta düzey arasında hesaplanan kalp-damar riskine sahip seçilmiş kişilerde koroner arter kalsiyum skorunun risk değerlendirmesine ek bilgi sağlayabileceğini düşündürüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Akciğer kanseri araştırmasında Türkiye'den bilim insanları da yer aldı</h3>

<p>Scientific Reports'ta 26 Ağustos 2026'da yayımlanan üçüncü çalışmada Türkiye'den bilim insanlarının da yer aldığı araştırma ekibi, küçük hücreli dışı akciğer kanserinde bağışıklık sistemi ile triptofan metabolizması arasındaki bağlantıları inceledi.</p>

<p>Araştırmada 70 küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastası ile 72 sağlıklı kişi karşılaştırıldı.</p>

<p>Bilim insanları kandaki triptofan ve kinürenin düzeylerini, bu iki maddenin birbirine oranını, IDO1 genindeki bazı genetik farklılıkları ve tümör dokusunda IDO1 ile PD-L1 ekspresyonunu birlikte değerlendirdi.</p>

<p>Triptofan, vücudun çeşitli biyolojik süreçlerde kullandığı temel aminoasitlerden biri. IDO1 enzimi ise triptofanın kinürenine dönüştüğü metabolik yolda görev yapıyor. Bu yolak bağışıklık sisteminin çalışma biçimiyle de ilişkili bulunuyor.</p>

<p>Araştırmada daha düşük triptofan düzeyleri ve daha yüksek kinürenin/triptofan oranları, akciğer kanseri grubu ve bazı ileri hastalık özellikleriyle ilişkili bulundu.</p>

<p>Belirli IDO1 genetik özelliklerine sahip kişilerde de triptofan metabolizmasına ait bazı ölçümlerin farklılaştığı görüldü.</p>

<p>Bu bulgular henüz hastanelerde kullanılabilecek yeni bir kan testi geliştirildiği anlamına gelmiyor. Araştırma 142 kişiyle sınırlı ve sonuçların daha büyük, bağımsız hasta gruplarında doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>Çalışma ayrıca metabolik değişikliklerle kanser arasındaki ilişkinin neden-sonuç niteliğinde olduğunu göstermiyor. Bu göstergelerin ileride tanı, hastalık seyri veya tedavi yanıtını öngörmede kullanılıp kullanılamayacağı daha kapsamlı araştırmalarla belirlenebilecek.</p>

<h3>Üç farklı alanda ortak yönelim</h3>

<p>Üç çalışma birbirinden bağımsız olsa da modern tıp araştırmalarında kullanılan veri çeşitliliğinin giderek arttığını gösteriyor.</p>

<p>Klinik notların yapay zekâyla işlenmesi, kalp-damar risk hesaplamalarına görüntüleme verilerinin eklenmesi ve kanser araştırmalarında metabolik, genetik ve bağışıklık göstergelerinin birlikte değerlendirilmesi, araştırmaların artık tek bir ölçüte dayanmadığı yeni bir yaklaşımı yansıtıyor.</p>

<p>Ancak üç çalışmanın da klinik uygulamaya ilişkin sınırları bulunuyor. Yapay zekâ araştırması doğrudan tanı performansını ölçmüyor. Koroner kalsiyum skoru çalışması görüntülemenin hastalık sonuçlarını iyileştirdiğini kanıtlamıyor. Akciğer kanseri araştırması ise henüz doğrulanması gereken erken aşama biyobelirteç bulguları sunuyor.</p>

<p>Bu nedenle sonuçların yeni bir tanı veya tedavi önerisi olarak değil, daha ileri araştırmalar için bilimsel veri olarak değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<h2>KAYNAKLAR</h2>

<ul>
 <li>npj Digital Medicine – <i>The beginning of the end for manual chart review: LLM-mediated database construction</i>, 27 Ağustos 2026</li>
 <li>JAMA – <i>Predictive Utility of Coronary Artery Calcium Score Added to the PREVENT Atherosclerotic Cardiovascular Disease Equations</i>, 26 Ağustos 2026</li>
 <li>Scientific Reports – <i>Integrated assessment of IDO1 activity and PD L1 expression reveals immunometabolic alterations in non small cell lung cancer</i>, 26 Ağustos 2026</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/tipta-pes-pese-uc-yeni-arastirma-yapay-zekadan-kalp-riskine-ve-akciger-kanserine</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/gencler-yapay-zeka-200kb-1.webp" type="image/jpeg" length="67808"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bulantıdan Halsizliğe: Kemoterapi Yan Etkileriyle Baş Etme Yolları]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/bulantidan-halsizlige-kemoterapi-yan-etkileriyle-bas-etme-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/bulantidan-halsizlige-kemoterapi-yan-etkileriyle-bas-etme-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kemoterapinin bulantı, yorgunluk, ağız yarası ve bağırsak sorunları gibi yan etkileri destek tedavileriyle hafifletilebilir. Ancak ateş ve nefes darlığı gibi belirtiler bekletilmemelidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KEMOTERAPİ YAN ETKİLERİNİ HAFİFLETMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?</p>

<p>Kemoterapi ilaçları kanser hücrelerini hedeflerken ağız, bağırsak, saç kökü ve kemik iliği gibi hızlı yenilenen sağlıklı dokuları da geçici olarak etkileyebilir. Bulantı, halsizlik, ağız yaraları, tat değişikliği, ishal, kabızlık, saç dökülmesi ve enfeksiyonlara yatkınlık bu nedenle ortaya çıkabilir.</p>

<p>Yan etkilerin türü ve şiddeti herkeste aynı değildir. Kullanılan ilaç, doz, tedavi aralığı, kanserin türü, diğer hastalıklar ve eş zamanlı kullanılan ilaçlar tabloyu değiştirebilir. Bu nedenle bir hastaya iyi gelen uygulama başka bir hasta için uygun olmayabilir.</p>

<p>Tedaviyi daha katlanılabilir hâle getirmenin en etkili yolu, belirtileri ağırlaşmadan onkoloji ekibine bildirmektir. Günümüzde bulantıdan ağız yaralarına kadar pek çok sorun için koruyucu ve destekleyici tedavi seçeneği bulunmaktadır.</p>

<p>BULANTI İLACINI ŞİKÂYET BAŞLAMADAN KULLANMAK GEREKEBİLİR</p>

<p>Kemoterapiye bağlı bulantı ve kusma, çoğu zaman uygun ilaçlarla önlenebilir veya belirgin biçimde azaltılabilir. Hekim tarafından verilen bulantı önleyici ilaçların yalnızca şikâyet başladığında değil, reçetede belirtilen zamanlarda kullanılması gerekir.</p>

<p>Gün içinde üç büyük öğün yerine küçük ve sık öğünler tercih edilebilir. Yağlı, baharatlı, yoğun kokulu ve ağır yemekler bulantıyı artırıyorsa daha sade yiyeceklere geçilebilir. Soğuk veya oda sıcaklığındaki yemekler daha az koku yaydığı için bazı hastalar tarafından daha kolay tüketilebilir.</p>

<p>Kemoterapi öncesinde aç kalınması özellikle istenmemişse hafif bir öğün işe yarayabilir. Sıvıların gün içine yayılması, yemek sırasında çok fazla içmek yerine öğün aralarında küçük yudumlarla alınması da rahatlama sağlayabilir.</p>

<p>İlaçlara rağmen süren kusma, sıvı alamama, idrar miktarında azalma, baş dönmesi veya belirgin halsizlik gelişirse aynı gün tedavi ekibine haber verilmelidir.</p>

<p>YORGUNLUKTA TAM HAREKETSİZLİK ÇÖZÜM OLMAYABİLİR</p>

<p>Kemoterapi yorgunluğu, sıradan bir uykusuzluktan farklı olabilir. Dinlenmekle tamamen geçmeyebilir ve günlük işleri belirgin biçimde zorlaştırabilir. Gün içindeki enerjiyi öncelikli işlere ayırmak, ağır işleri yardım alınabilecek zamanlara bırakmak ve kısa dinlenme araları vermek yararlı olabilir.</p>

<p>Hekimin izin verdiği ölçüde kısa yürüyüşler ve hafif egzersizler, bazı hastalarda yorgunluğun azalmasına ve uyku düzeninin korunmasına yardımcı olabilir. Günün tamamını yatakta geçirmek ise kas kaybını ve güçsüzlüğü artırabilir.</p>

<p>Yeni başlayan nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, baş dönmesi veya giderek ağırlaşan halsizlik yalnızca kemoterapiye bağlanmamalıdır. Kansızlık, enfeksiyon, sıvı kaybı ve başka tedavi gerektiren durumlar araştırılabilir.</p>

<p>AZ AMA BESLEYİCİ ÖĞÜNLER PLANLANABİLİR</p>

<p>Tedavi sırasında amaç “kusursuz beslenmek” değil, hastanın yeterli enerji, protein ve sıvı alabilmesini sağlamaktır. İştah azaldığında yumurta, yoğurt, peynir, iyi pişmiş et, tavuk, balık ve kuru baklagiller gibi protein kaynakları küçük porsiyonlarla sunulabilir.</p>

<p>Tat ve koku değişikliklerinde metal çatal yerine farklı malzemeden yapılmış çatal-kaşık kullanmak, yiyecekleri farklı sıcaklıklarda denemek veya rahatsız etmiyorsa limon ve aromatik otlardan yararlanmak bazı kişilerde işe yarayabilir.</p>

<p>Kilo kaybı, yutma güçlüğü, sürekli erken doyma veya birkaç gün boyunca yeterince beslenememe durumunda onkoloji diyetisyeninden destek alınmalıdır. Böbrek, karaciğer veya kalp hastalığı bulunan kişilerde sıvı ve protein önerileri ayrıca düzenlenmelidir.</p>

<p>AĞIZ BAKIMI YARALAR BAŞLAMADAN ÖNCE ÖNEM KAZANIYOR</p>

<p>Ağız içi hassasiyet ve yaralar, tıbbi adıyla mukozit, yemek yemeyi ve sıvı almayı zorlaştırabilir. Yumuşak kıllı diş fırçası kullanmak, ağız içini temiz tutmak ve dudakları nemlendirmek tahrişi azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Alkol içeren ağız gargaraları, tütün ürünleri, çok sıcak yiyecekler ile acı, sert, keskin kenarlı veya aşırı asitli besinler ağız dokusunu daha fazla tahriş edebilir. Tuzlu veya karbonatlı suyla hazırlanan ağız çalkalama karışımları bazı hastalara önerilebilse de oran ve kullanım sıklığı tedavi ekibinden öğrenilmelidir.</p>

<p>Ağız içinde beyaz tabakalar, kanama, şiddetli ağrı, yutamama veya sıvı alamama gelişirse değerlendirme gerekir. Buz parçacığı emme yöntemi yalnızca belirli kemoterapi ilaçlarında yararlı olabilir; her tedavi için uygun olmadığından onkoloji ekibinin bilgisi dışında uygulanmamalıdır.</p>

<p>İSHAL VE KABIZLIKTA AYNI BESLENME PLANI UYGULANMAZ</p>

<p>İshal geliştiğinde sıvı ve elektrolit kaybı önlenmelidir. Suya ek olarak, hekim tarafından kısıtlama getirilmemişse uygun çorba ve sıvılar tüketilebilir. Çok yağlı yemekler, alkol, aşırı kafein ve şikâyeti artıran süt ürünleri geçici olarak sınırlandırılabilir.</p>

<p>Kabızlıkta yeterli sıvı, tolere edilebildiği ölçüde hareket ve uygun lif alımı yardımcı olabilir. Ancak bağırsak tıkanıklığı şüphesi, şiddetli karın ağrısı veya belirgin şişkinlik varsa lif takviyesi kullanılmamalıdır.</p>

<p>İshal kesici, müshil veya bitkisel ürünler hekime danışılmadan başlanmamalıdır. Gün içinde çok sayıda sulu dışkılama, dışkıda kan, ateş, şiddetli karın ağrısı, kusma ya da sıvı alamama durumunda onkoloji birimi aranmalıdır.</p>

<p>ENFEKSİYONDAN KORUNMADA EL HİJYENİ ÖNE ÇIKIYOR</p>

<p>Kemoterapi, enfeksiyonlarla savaşan nötrofil adlı beyaz kan hücrelerini azaltabilir. Ellerin düzenli yıkanması, hasta kişilerle yakın temastan kaçınılması ve kesiklerin temiz tutulması enfeksiyon riskini azaltabilir.</p>

<p>Et, yumurta ve deniz ürünleri iyi pişirilmeli; sebze ve meyveler dikkatle yıkanmalıdır. Hastanın kan değerlerine ve uygulanan tedaviye göre ek gıda güvenliği önlemleri gerekebilir.</p>

<p>Ateş düşürücü almak enfeksiyonun işaretlerini maskeleyebilir. Bu nedenle kemoterapi alan bir kişide ateş ölçüldüğünde önce tedavi merkezinin verdiği acil başvuru planı uygulanmalıdır. Merkezler farklı eşikler belirleyebilmekle birlikte 38 derece veya üzerindeki ateş, titreme ya da hastanın kendisini belirgin şekilde kötü hissetmesi acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>PERİFERİK NÖROPATİ ERKEN BİLDİRİLMELİ</p>

<p>Bazı kemoterapi ilaçları el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma, soğuğa aşırı hassasiyet veya güç kaybına yol açabilir. Periferik nöropati adı verilen bu durum erken bildirilirse tedavi dozu ve destek yaklaşımı gözden geçirilebilir.</p>

<p>Uyuşma yaşayan kişiler düşmeye karşı evdeki kaygan halıları kaldırabilir, tutunma noktaları oluşturabilir ve suyun sıcaklığını elleri yerine termometreyle kontrol edebilir. Özellikle soğuğa duyarlılık yapan ilaçlarda, soğuk içecek ve yüzeylere temas konusunda tedavi ekibinin önerileri izlenmelidir.</p>

<p>Saç derisini soğutma uygulaması bazı kemoterapi türlerinde saç dökülmesini azaltabilir; ancak her kanser ve her ilaç için uygun değildir. Tedavi başlamadan önce merkezin bu yöntemi uygulayıp uygulamadığı sorulabilir.</p>

<p>UYKU DÜZENİ VE PSİKOLOJİK DESTEK TEDAVİNİN PARÇASIDIR</p>

<p>Kaygı, uykusuzluk ve belirsizlik hissi fiziksel şikâyetleri daha zor yönetilir hâle getirebilir. Her gün benzer saatlerde uyumak, gündüz uykularını kısa tutmak ve geceye yakın kafein tüketmemek uyku düzenini destekleyebilir.</p>

<p>Sürekli çökkünlük, yoğun kaygı, tedaviyi sürdüremeyecek kadar bunalmış hissetme veya uyku bozukluğu yaşayan hastalar psikoonkoloji desteğine yönlendirilebilir. Yardım istemek güçsüzlük değil, kanser tedavisinin destekleyici bölümüdür.</p>

<p>BİTKİSEL ÜRÜNLER VE TAKVİYELER ZARARSIZ KABUL EDİLMEMELİ</p>

<p>Vitaminler, antioksidanlar, bitki çayları ve yüksek doz besin takviyeleri kemoterapi ilaçlarının etkisini değiştirebilir, kanama riskini artırabilir veya karaciğer üzerinde ek yük oluşturabilir. “Doğal” etiketi bir ürünün kemoterapiyle güvenli biçimde birlikte kullanılabileceği anlamına gelmez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hekim tarafından belirlenmiş bir eksiklik yoksa yüksek doz vitamin, mineral, probiyotik veya bitkisel ürün başlanmamalıdır. Kullanılan reçeteli ilaçlar, ağrı kesiciler, takviyeler ve bitkisel ürünler onkoloji ekibine eksiksiz bildirilmelidir.</p>

<p>HANGİ BELİRTİLERDE BEKLENMEMELİ?</p>

<p>Aşağıdaki durumlardan biri geliştiğinde hastanenin verdiği acil iletişim numarası aranmalı veya acil değerlendirme istenmelidir:</p>

<p>• Tedavi merkezinin belirlediği sınırda ateş; özellikle 38 derece veya üzeri<br />
• Titreme, bilinç bulanıklığı veya hızla kötüleşme<br />
• Nefes darlığı, göğüs ağrısı veya bayılma<br />
• Kontrol edilemeyen kusma ya da sıvı alamama<br />
• Şiddetli veya sürekli ishal<br />
• Beklenmeyen kanama, yaygın morarma veya siyah dışkı<br />
• İdrarın belirgin azalması ya da idrar yaparken yanma<br />
• Şiddetli karın ağrısı veya karında giderek artan şişlik<br />
• Kateter çevresinde kızarıklık, akıntı, ağrı veya şişlik<br />
• Yeni gelişen güç kaybı, denge bozukluğu veya hızla artan uyuşma<br />
• Yüzde, dilde veya boğazda şişme</p>

<p>Kemoterapi yan etkileri, tedavinin sessizce katlanılması gereken kaçınılmaz bir bölümü değildir. Belirtilerin ne zaman başladığını, şiddetini, ateş ölçümlerini, dışkılama sayısını ve kullanılan ilaçları kısa notlarla kaydetmek, onkoloji ekibinin doğru destek tedavisini planlamasını kolaylaştırabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü<br />
2. Amerikan Kanser Derneği<br />
3. Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Sistemi<br />
4. Royal Marsden Kanser Merkezi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/bulantidan-halsizlige-kemoterapi-yan-etkileriyle-bas-etme-yollari</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9155.jpeg" type="image/jpeg" length="34973"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gençler Ruh Sağlığı İçin Yapay Zekâya Yöneliyor: Yeni Araştırmalar Kullanımın Boyutunu Gösterdi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/gencler-ruh-sagligi-icin-yapay-zekaya-yoneliyor-yeni-arastirmalar-kullanimin-boyutunu-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/gencler-ruh-sagligi-icin-yapay-zekaya-yoneliyor-yeni-arastirmalar-kullanimin-boyutunu-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de 12-21 yaş grubunda yapılan araştırmada gençlerin yüzde 19,2’si ruh sağlığı tavsiyesi için yapay zekâ sohbet araçlarını kullandığını bildirdi. Yeni çalışmalar, kullanımın boyutları kadar güvenlik, mahremiyet ve profesyonel desteğin sınırlarını da gündeme taşıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir arkadaşına ya da ailesine anlatmakta zorlandığı kaygısını, yalnızlığını veya günlük sorunlarını yapay zekâya yazan gençler artık bilimsel araştırmaların da odağında.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapay zekâ sohbet araçlarının ödev hazırlamak, bilgi aramak veya metin oluşturmak dışında <strong>duygusal destek ve ruh sağlığı tavsiyesi amacıyla kullanılması</strong>, gençlerin teknolojiyle ilişkisine yeni bir boyut kazandırıyor.</p>

<p>JAMA Pediatrics’te Haziran 2026’da yayımlanan araştırma, bu kullanımın boyutlarına ilişkin dikkat çekici veriler ortaya koydu. ABD’de 12-21 yaş arasındaki gençleri temsil edecek şekilde tasarlanan araştırmada 1.009 kişinin yanıtları değerlendirildi.</p>

<p>Katılımcıların <strong>yüzde 19,2’si</strong>, daha önce ruh sağlığı konusunda tavsiye almak amacıyla yapay zekâ sohbet araçlarına başvurduğunu bildirdi.</p>

<h3>Kullananların çoğu bunu kimseye söylemedi</h3>

<p>Araştırmanın öne çıkan bulgularından biri yalnız kullanım oranı değildi.</p>

<p>Ruh sağlığı konusunda yapay zekâya başvuranların yüzde 42,8’i bunu ayda en az bir kez yaptığını bildirdi. Kullanıcıların yüzde 91,7’si aldığı tavsiyeyi “bir ölçüde” veya “çok” yararlı olarak değerlendirdi.</p>

<p>Buna karşılık bu grubun <strong>yüzde 63,3’ü</strong>, ruh sağlığı konusunda yapay zekâ kullandığını başka hiç kimseye söylemedi.</p>

<p>Bu bulgu, bazı gençlerin yapay zekâ sohbet araçlarını konuşulması zor konularda kişisel bir başvuru alanı olarak kullanabildiğine işaret ediyor.</p>

<p>Çalışmanın kesitsel olması ve kişilerin kendi bildirimlerine dayanması ise önemli bir sınırlılık. Bulgular, yapay zekâ kullanımının gençlerin ruh sağlığını iyileştirdiğini veya kötüleştirdiğini kanıtlamıyor.</p>

<h3>Ruh sağlığı konuşmasının tanımı sonucu değiştiriyor</h3>

<p>Tartışmayı yeniden gündeme taşıyan gelişmelerden biri de 24 Ağustos 2026’da JAMA Network Open’da yayımlanan araştırma oldu.</p>

<p>Bu çalışma gençlere özgü değildi. Araştırmacılar, kamuya açık büyük bir generatif yapay zekâ sohbet veri setindeki konuşmaları inceleyerek hangi yazışmaların “ruh sağlığı konuşması” olarak sınıflandırılabileceğini değerlendirdi.</p>

<p>Çalışmanın önemli sonuçlarından biri, oranların kullanılan tanıma göre belirgin biçimde değişebilmesiydi.</p>

<p>Açık psikiyatrik kriz veya hastalık belirtilerinin yer aldığı konuşmalarla; stres, yalnızlık, ilişki sorunları ve duygusal destek arayışını içeren daha geniş bir tanım aynı sonuçları vermiyor.</p>

<p>Bu nedenle yapay zekânın ruh sağlığı amacıyla kullanımına ilişkin farklı araştırmalarda bildirilen oranları doğrudan birbiriyle karşılaştırırken dikkatli olmak gerekiyor.</p>

<h3>Yapay zekâ gençler için neden çekici görünebilir?</h3>

<p>Yapay zekâ sohbet araçlarının kolay erişilebilir olması, anında yanıt vermesi ve yüz yüze konuşma gerektirmemesi bu araçların bazı gençler açısından çekici görünmesine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Pew Research Center’ın 13-17 yaş grubundaki ABD’li gençlerle yaptığı araştırmada katılımcıların yüzde 12’si sohbet robotlarından duygusal destek veya tavsiye aldığını bildirdi. Yüzde 16’sı ise bu sistemleri gündelik sohbet amacıyla kullandığını belirtti.</p>

<p>Bu veriler, yapay zekânın gençlerin yalnız akademik veya teknik ihtiyaçlarında değil, duygusal konularda da kullanılabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak kolay erişilebilir olması, yapay zekânın profesyonel ruh sağlığı desteğinin yerine geçebileceği anlamına gelmiyor.</p>

<h3>Yapay zekâ ruh sağlığı uzmanının yerini tutmuyor</h3>

<p>Genel amaçlı yapay zekâ sistemleri konuşmayı sürdürebilir, kişinin anlattıklarını düzenlemesine yardımcı olabilir ve destekleyici görünen yanıtlar oluşturabilir.</p>

<p>Fakat bunlar bir psikolog veya psikiyatristin yaptığı klinik değerlendirmeyle eşdeğer değil.</p>

<p>Özellikle ağır ruhsal sıkıntı, kendine zarar verme düşüncesi veya kriz durumlarında kullanıcının söylediklerinin bağlamını doğru değerlendirmek büyük önem taşıyor.</p>

<p>Ağustos 2026’da npj Digital Medicine’da yayımlanan bilimsel değerlendirmede, gençlerde intihar riski söz konusu olduğunda yapay zekâ sohbet araçlarının güvenliği hakkında önemli bilgi boşluklarının sürdüğü belirtildi.</p>

<p>Araştırmacılar, mevcut çalışmaların önemli bölümünün araştırmacılar tarafından hazırlanmış tek seferlik sorulara dayandığını; gerçek yaşamda gençlerin daha dolaylı, belirsiz veya zaman içinde gelişen ifadeler kullanabileceğini vurguladı.</p>

<p>Mevcut bilimsel kanıtlar, genel amaçlı sohbet robotlarının kriz durumlarında profesyonel değerlendirmeye güvenli bir alternatif olduğunu göstermiyor.</p>

<h3>Sürekli onaylanmak her zaman destek anlamına gelmeyebilir</h3>

<p>Yapay zekâyla yapılan uzun ve kişiselleştirilmiş görünen konuşmalar bazı kişilerde “beni anlıyor” hissi yaratabiliyor.</p>

<p>Nature Human Behaviour’da yayımlanan yetişkin araştırmasında, yapay zekâyı arkadaşlık amacıyla kullandığını bildiren kişilerde daha düşük psikolojik iyi oluşla ilişki görüldü.</p>

<p>Çalışma yetişkinlerde ve gözlemsel olduğu için bulgular doğrudan ergenlere genellenemez ve yapay zekâ kullanımının psikolojik iyi oluşu azalttığı sonucuna varılamaz.</p>

<h3>Ruh sağlığı konuşmaları aynı zamanda mahremiyet konusu</h3>

<p>Ruh sağlığı konuşmaları son derece hassas kişisel bilgiler içerebilir.</p>

<p>Kaygılar, aile ilişkileri, geçmiş travmalar, sağlık sorunları veya kişinin özel yaşamına ilişkin ayrıntılar bu konuşmaların parçası olabilir.</p>

<p>Bu nedenle kullanıcıların yapay zekâ araçlarıyla hangi bilgileri paylaştığı da ayrıca önem taşıyor.</p>

<h3>Yapay zekâ tamamen zararlı değil</h3>

<p>Mevcut veriler yapay zekânın ruh sağlığı alanında yalnızca zararlı olduğu sonucuna da izin vermiyor.</p>

<p>Bazı kişiler için düşünceleri yazıya dökmeyi kolaylaştırabilir, ruh sağlığı konusunda bilgi aramaya yardımcı olabilir veya profesyonel destek arama sürecinde yardımcı bir araç olarak kullanılabilir.</p>

<p>Asıl ayrım, yapay zekânın <strong>yardımcı bir araç olmasıyla insan ilişkilerinin ve profesyonel ruh sağlığı desteğinin yerine geçmesi</strong> arasında ortaya çıkıyor.</p>

<p>Gençlerin yapay zekâyla duygusal konuları konuşması tek başına bir hastalık veya sorun göstergesi değil.</p>

<p>Ancak yapay zekâ kişinin tek destek kaynağına dönüşüyorsa, gerçek insan ilişkilerinden uzaklaşmaya eşlik ediyorsa veya ciddi ruhsal sıkıntılar yalnızca sohbet robotuyla paylaşılıyorsa profesyonel değerlendirme ihtiyacı ayrı bir önem kazanıyor.</p>

<p>Yapay zekâ sohbet araçlarının bazı gençler tarafından duygusal destek ve ruh sağlığı tavsiyesi için kullanıldığı artık güçlü araştırma verileriyle görülüyor; ancak <strong>bu kullanımın uzun vadeli ruh sağlığı sonuçları henüz bilinmiyor.</strong></p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>• JAMA Network Open – Prevalence of Mental Health Discussions in Publicly Available Generative AI Conversations – 2026</p>

<p>• JAMA Pediatrics – AI Chatbot Use and Disclosure for Mental Health Among US Adolescents and Young Adults – McBain ve arkadaşları – 2026</p>

<p>• npj Digital Medicine – AI Chatbots and Youth Suicide Risk: Current Evidence, Critical Gaps, and a Clinical Research Agenda – Zuromski ve arkadaşları – 2026</p>

<p>• Nature Human Behaviour – Interaction with AI Companions and Psychological Well-being – Zhang ve arkadaşları – 2026</p>

<p>• Pew Research Center – How Teens Use and View AI – 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🤖 Sağlık Teknolojileri</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/gencler-ruh-sagligi-icin-yapay-zekaya-yoneliyor-yeni-arastirmalar-kullanimin-boyutunu-gosterdi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/gencler-yapay-zeka-200kb.webp" type="image/jpeg" length="39675"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş-Miretti transferinde son aşama: İstanbul’a geliyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktas-miretti-transferinde-son-asama-istanbula-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/besiktas-miretti-transferinde-son-asama-istanbula-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın Juventus forması giyen Fabio Miretti transferinde sona yaklaştığı bildirildi. İtalyan basını, 23 yaşındaki orta saha oyuncusunun menajeriyle birlikte bugün İstanbul’a gelerek transfer işlemlerini tamamlamasının beklendiğini yazdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın orta saha transferi için yürüttüğü Fabio Miretti operasyonunda İtalya’dan önemli bir gelişme geldi. Juventus ile siyah-beyazlılar arasındaki görüşmelerin ileri aşamaya ulaştığı, İtalyan futbolcunun İstanbul yolculuğuna hazırlandığı bildirildi.</p>

<p>Corriere dello Sport’un 27 Ağustos sabahı yayımladığı habere göre Miretti’nin bugün menajeri Francesco Branchini ile İstanbul’da olması bekleniyor. İtalyan gazetesi, oyuncunun Beşiktaş’a geçişini Juventus’un orta saha planlamasını etkileyen gelişmelerden biri olarak değerlendirdi.</p>

<p>Miretti için İstanbul ve imza bilgisi</p>

<p>İtalyan basınında yer alan son bilgiler, transfer dosyasının artık ilk temas veya teklif aşamasının ötesine geçtiğini gösteriyor.</p>

<p>Miretti’nin İstanbul’a gelmesinin ardından transfer prosedürünün ilerletilmesi bekleniyor. Bununla birlikte Beşiktaş veya Juventus tarafından transferi resmen ilan eden bir açıklama henüz yapılmadığından, resmî duyuru gelene kadar işlemin tamamlandığını söylemek için erken.</p>

<p>Beşiktaş ile Juventus arasındaki formül</p>

<p>Transfer görüşmelerine ilişkin İtalya’dan gelen haberlerde operasyonun kiralama ve satın alma hakkı içeren bir formül üzerinden yürütüldüğü belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rakamlar konusunda farklı aktarımlar bulunması nedeniyle kesin bonservis bedelini resmî açıklama öncesinde sabit bir rakam olarak vermek doğru olmayacaktır. İtalyan basınındaki ortak nokta ise Beşiktaş ile Juventus’un Miretti’nin kiralanması ve sonrasında bonservisinin alınabilmesine imkân sağlayan bir yapı üzerinde çalışması.</p>

<p>Fabio Miretti kimdir?</p>

<p>3 Ağustos 2003 doğumlu Fabio Miretti, Juventus altyapısından yetişti. Merkez orta saha ve hücuma dönük orta saha rollerinde görev yapabilen İtalyan futbolcu, genç yaşta Juventus A takımında forma şansı buldu.</p>

<p>Miretti, 2024-25 sezonunu Genoa’da kiralık geçirdikten sonra Juventus’a döndü. Juventus’un finansal kayıtlarına göre oyuncunun mevcut sözleşmesi 30 Haziran 2028’e kadar devam ediyor.</p>

<p>Teknik kapasitesi, pas bağlantıları ve orta sahada farklı rollerde kullanılabilmesiyle öne çıkan Miretti’nin yaşının da Beşiktaş’ın kadro yapılanması açısından avantaj oluşturduğu değerlendiriliyor.</p>

<p>Juventus’un planını da etkiliyor</p>

<p>Miretti’nin ayrılığı yalnızca Beşiktaş’ın transfer planlaması açısından önem taşımıyor. İtalya’da Juventus’un orta sahasını yeniden yapılandırdığı ve oyuncu satışlarının yeni transferler için alan oluşturmasının beklendiği belirtiliyor.</p>

<p>Corriere dello Sport, Miretti’nin Beşiktaş’a geçişini Juventus’un Franck Kessie için yürüttüğü çalışmalarla birlikte değerlendirdi.</p>

<p>Bu nedenle Miretti dosyasının kısa süre içerisinde sonuçlandırılması iki kulübün de transfer planlamasını doğrudan etkileyebilir.</p>

<p>Gözler İstanbul’da</p>

<p>Son İtalyan haberleri doğrulanır ve Miretti bugün İstanbul’a gelirse transfer sürecinde önemli bir eşik daha aşılmış olacak.</p>

<p>Ancak sağlık kontrolleri, sözleşme işlemleri ve kulüplerin resmî açıklamaları tamamlanmadan Miretti için “Beşiktaş’ın yeni futbolcusu” ifadesini kullanmak doğru olmayacak.</p>

<p>Şimdi gözler Beşiktaş ve Juventus’tan gelecek resmî açıklamalara çevrildi.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Corriere dello Sport<br />
Gianluca Di Marzio</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktas-miretti-transferinde-son-asama-istanbula-geliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9153.jpeg" type="image/jpeg" length="18834"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="41438"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="48845"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="17630"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="19136"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="52074"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="36837"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
