<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni | Sağlık Haberleri</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni, sağlık ve tıp alanındaki güncel gelişmeleri bilimsel doğruluk temelinde okuyucularına ulaştıran bağımsız sağlık haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 25 Jul 2026 11:04:32 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Egzersiz, Ruh Sağlığını Güçlendiren Yaşam Tarzı Alışkanlıkları Arasında Öne Çıkıyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/egzersiz-ruh-sagligini-guclendiren-yasam-tarzi-aliskanliklari-arasinda-one-cikiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/egzersiz-ruh-sagligini-guclendiren-yasam-tarzi-aliskanliklari-arasinda-one-cikiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’deki Cleveland Clinic uzmanları, düzenli fiziksel aktivitenin ruh sağlığını desteklediğini ve depresyon ile anksiyete belirtilerinin hafiflemesine katkı sağlayabileceğini vurguladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Güncel bilimsel derlemeler de egzersizin, uygun hastalarda psikoterapi ve ilaç tedavisini tamamlayıcı önemli bir yaklaşım olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Düzenli egzersizin yalnızca kalp, kas ve kilo kontrolü için değil, ruh sağlığı üzerinde de güçlü etkileri olduğu yönündeki bilimsel kanıtlar artmaya devam ediyor. ABD’deki Cleveland Clinic Psikiyatri Bölümü uzmanlarının güncel değerlendirmesinde, fiziksel aktivitenin depresyon, anksiyete, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) ve uyku sorunları yaşayan bireylerde belirtilerin hafiflemesine katkı sağlayabileceği aktarıldı.[1] Bu değerlendirme, son yıllarda yayımlanan sistematik derlemeler ve randomize kontrollü çalışmaların sonuçlarıyla da büyük ölçüde uyum gösteriyor.[2][3]</p>

<p>Egzersiz beyni nasıl etkiliyor?</p>

<p>Uzmanlara göre egzersiz sırasında beyinde ruh hali ve öğrenme süreçleriyle ilişkili çok sayıda biyolojik mekanizma devreye giriyor. Bunların başında beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF) geliyor. Sinir hücrelerinin büyümesini ve yeni bağlantılar kurmasını destekleyen bu protein, beynin esnekliğini artırırken ruh halinin düzenlenmesine de katkıda bulunuyor.[1]</p>

<p>Fiziksel aktivite ayrıca serotonin, dopamin ve endorfin gibi nörotransmiterlerin salınımını desteklerken, stres hormonu olarak bilinen kortizol düzeylerinin dengelenmesine yardımcı olabiliyor.[1]</p>

<p>Depresyon ve anksiyetede tamamlayıcı bir seçenek</p>

<p>2026 yılında güncellenen ve hakemli Cochrane Database of Systematic Reviews dergisinde yayımlanan sistematik derleme, depresyon tanısı bulunan yaklaşık 5 bin yetişkini kapsayan 73 randomize kontrollü çalışmayı değerlendirdi.[2]</p>

<p>Araştırmada egzersizin, tedavi almayan kontrol gruplarına kıyasla depresyon belirtilerini orta düzeyde azaltabildiği görüldü. Psikoterapiyle karşılaştırıldığında benzer düzeyde iyileşme sağladığına ilişkin orta kesinlikte kanıt bulunurken, antidepresan ilaçlarla benzer etki gösterdiğine ilişkin verilerin ise daha düşük kesinlik taşıdığı belirtildi.[2]</p>

<p>Araştırmacılar, mevcut verilerin egzersizin standart tedavilerin yerine geçmesi gerektiğini göstermediğini, ancak uygun hastalarda önemli bir tamamlayıcı yaklaşım olabileceğini vurguladı.[2]</p>

<p>Her egzersiz aynı etkiyi göstermiyor</p>

<p>Cleveland Clinic uzmanları, ruh sağlığı açısından en iyi egzersizin sürdürülebilen ve kişinin keyif aldığı aktivite olduğunu belirtiyor.[1]</p>

<p>Yürüme, koşu, direnç egzersizleri, bisiklet, dans ve yüzme gibi aerobik aktivitelerin yanı sıra kuvvet antrenmanlarının da fayda sağlayabileceği ifade ediliyor. Grup halinde yapılan egzersizlerin ise fiziksel aktiviteye sosyal etkileşim unsurunu eklediği için ek psikolojik yararlar sunabileceği değerlendiriliyor.[1]</p>

<p>Koruyucu etkiler de dikkat çekiyor</p>

<p>Fiziksel aktivitenin yalnızca mevcut belirtileri hafifletmekle kalmayıp ruhsal hastalık gelişme riskini de azaltabileceğine ilişkin veriler bulunuyor.</p>

<p>Çeşitli sistematik derlemelerin incelendiği kapsamlı bir değerlendirmede, fiziksel aktivite düzeyi yüksek bireylerde depresyon gelişme riskinin daha düşük olduğu bildirildi. Aynı çalışmada düzenli hareket eden kişilerde anksiyete görülme olasılığının da azaldığı saptandı. Ancak araştırmacılar, bu verilerin büyük bölümünün gözlemsel çalışmalardan elde edildiğini ve doğrudan neden-sonuç ilişkisini kesin olarak kanıtlamadığını özellikle vurguladı.[3]</p>

<p>Günlük yaşam için anlamı ne?</p>

<p>Uzmanlara göre haftalık fiziksel aktivite hedeflerine ulaşmak yalnızca fiziksel hastalık riskini azaltmakla kalmıyor; enerji düzeyini artırabiliyor, öz güveni destekleyebiliyor, stresle baş etmeyi kolaylaştırabiliyor ve bilişsel performans üzerinde de olumlu etkiler oluşturabiliyor.[1]</p>

<p>Mevcut bilimsel tablo, düzenli egzersizin ruh sağlığını destekleyen en güçlü yaşam tarzı uygulamalarından biri olduğunu gösterirken, özellikle depresyon ve anksiyete tedavisinde tek başına mucizevi bir çözüm olarak değil, kanıta dayalı tedavileri destekleyen önemli bir bileşen olarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.[2][3]</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Cleveland Clinic. How Exercise Can Improve Your Mental Health. Cleveland Clinic. 2026.</p>

<p>[2] Clegg AJ, Hill JE, Mullin DS, ve ark. Exercise for depression. Cochrane Database of Systematic Reviews. 2026; Issue 1: CD004366. DOI: 10.1002/14651858.CD004366.pub7.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>[3] Pearce M, Garcia L, Abbas A, ve ark. Physical Activity and Depression and Anxiety Disorders: A Systematic Review of Reviews and Assessment of Causality. Sports Medicine. 2022;52(12):<a href="tel:2841-2853">2841-2853</a>. DOI: 10.1007/s40279-022-01745-9.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>RUH SAĞLIĞI</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/egzersiz-ruh-sagligini-guclendiren-yasam-tarzi-aliskanliklari-arasinda-one-cikiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6682.jpeg" type="image/jpeg" length="67545"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor’da Belçika Hattı Hareketli: Gündemde Üç Farklı Profil Var]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-belcika-hatti-hareketli-gundemde-uc-farkli-profil-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-belcika-hatti-hareketli-gundemde-uc-farkli-profil-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un transfer çalışmalarında Belçika ve Kuzey Avrupa pazarına ağırlık verdiği konuşulurken, bordo-mavili ekibin radarında farklı profillere sahip isimlerin bulunduğu öne sürülüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kulübe yakın çevrelerde merkez orta saha ve kanat bölgeleri için çalışmaların sürdüğü belirtilirken, henüz resmî teklif aşamasına ulaşıldığı doğrulanan bir dosya bulunmuyor.</p>

<p>Transfer kulislerinde öne çıkan isimlerden biri, Club Brugge forması giyen Norveçli orta saha Hugo Vetlesen. Hem 8 numara hem de 10 numara pozisyonlarında görev yapabilen 24 yaşındaki futbolcunun Trabzonspor’un izleme listesinde yer aldığı iddia edilirken, Belçika basınında da oyuncunun geleceğine ilişkin çeşitli değerlendirmeler yapılıyor. Ancak kulüpler arasında resmî görüşme veya teklif doğrulanmış değil.</p>

<p>Bir diğer isim ise Anderlecht forması giyen Yari Verschaeren. Hücum hattının farklı bölgelerinde oynayabilen Belçikalı futbolcu, teknik kapasitesi ve oyun görüşüyle dikkat çekiyor. Daha önce de Trabzonspor’un ilgi gösterdiği yönünde haberler çıkmış olsa da, güncel süreçte somut bir transfer girişimi doğrulanmış değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kuzey Avrupa hattında ise genç ve gelişime açık kanat oyuncularının takip edildiği konuşuluyor. Scout ekibinin Norveç başta olmak üzere İskandinav pazarında izlemelerini sürdürdüğü ifade edilirken, kamuoyuna yansıyan net bir oyuncu dosyası bulunmuyor. Bu nedenle bu aşamada isimler büyük ölçüde spekülasyon niteliği taşıyor.</p>

<p>Trabzonspor yönetiminin, teknik heyetin talep ettiği atletik, pres gücü yüksek ve çok yönlü oyuncu profiline uygun transferler üzerinde çalıştığı belirtiliyor. Bordo-mavili kulübün önümüzdeki günlerde Belçika veya Kuzey Avrupa pazarından sürpriz bir isim için somut adım atması ihtimal dahilinde görülse de, mevcut aşamada doğrulanmış bir anlaşma ya da resmî teklif bulunmuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-belcika-hatti-hareketli-gundemde-uc-farkli-profil-var</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 08:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6681.jpeg" type="image/jpeg" length="26498"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağızda Acı Tat Hissi Neden Olur? En Sık Görülen 10 Neden]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/agizda-aci-tat-hissi-neden-olur-en-sik-gorulen-10-neden</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/agizda-aci-tat-hissi-neden-olur-en-sik-gorulen-10-neden" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ağızda acı tat hissi çoğu zaman ciddi bir hastalıktan değil, susuz kalma, ilaç kullanımı veya ağız sağlığı sorunlarından kaynaklanabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD’deki Cleveland Clinic uzmanlarının değerlendirmeleri ile kulak burun boğaz ve ağız sağlığı alanındaki bilimsel veriler, uzun süren veya başka belirtilerle birlikte görülen tat değişikliklerinin ise altta yatan bir sağlık sorununun işareti olabileceğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Ağızda sürekli ya da zaman zaman hissedilen acı tat, birçok kişinin günlük yaşamını olumsuz etkileyen yaygın şikâyetlerden biri. ABD’deki Cleveland Clinic uzmanları tarafından yapılan kapsamlı değerlendirmede, bu yakınmanın çoğu zaman susuz kalma, ilaç kullanımı veya ağız hijyeniyle ilişkili olduğu belirtilirken; tat alma bozukluklarıyla ilgili bilimsel literatür de bazı metabolik, nörolojik ve enfeksiyon hastalıklarının benzer belirtilere yol açabileceğini gösteriyor.[1][2][3]</p>

<p>Tat alma bozukluğu nasıl gelişiyor?</p>

<p>Uzmanlar, ağızda acı veya metalik tat hissinin tıpta “disguzi” (dysgeusia) olarak adlandırılan tat alma bozukluklarından biri olduğunu belirtiyor. Bu durumda tat tomurcukları, sinir sistemi veya koku alma mekanizmasını etkileyen bir sorun nedeniyle yiyeceklerin tadı normalden farklı algılanabiliyor.[1][2]</p>

<p>Araştırmalar, tat alma duyusunun yalnızca dildeki reseptörlere değil, aynı zamanda koku alma sistemi ve beyin tarafından işlenen sinyallere de bağlı olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle burun tıkanıklığı gibi basit görünen durumlar bile ağızdaki tat hissini değiştirebiliyor.[2][3]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>En sık görülen nedenler</p>

<p>Uzmanların değerlendirmelerine göre ağızda acı tat hissine en sık şu durumlar neden olabiliyor:</p>

<ul>
 <li>Susuz kalma ve ağız kuruluğu</li>
 <li>Diş çürükleri, diş eti hastalıkları ve yetersiz ağız hijyeni</li>
 <li>Antibiyotikler, antidepresanlar ve bazı tansiyon ilaçları gibi ilaçların yan etkileri</li>
 <li>Soğuk algınlığı, grip, COVID-19 ve sinüzit gibi üst solunum yolu enfeksiyonları</li>
 <li>Burun tıkanıklığı ve ağızdan nefes alma</li>
 <li>Sigara ve tütün ürünleri kullanımı</li>
 <li>Gastroözofageal reflü hastalığı (GERD)</li>
 <li>Hamilelikte hormonal değişiklikler</li>
 <li>Çinko ve B vitamini eksiklikleri</li>
 <li>Diyabet, böbrek ve karaciğer hastalıkları gibi bazı metabolik hastalıklar.[1][2][3]</li>
</ul>

<p>Hangi belirtiler birlikte görülür?</p>

<p>Tat değişikliğine ağız kuruluğu, kötü ağız kokusu, dil üzerinde beyaz plaklar, diş eti kanaması, burun tıkanıklığı veya mide yanması eşlik ediyorsa altta yatan neden konusunda önemli ipuçları elde edilebiliyor.[1][2]</p>

<p>Bazı viral enfeksiyonlarda ise tat ve koku duyusu birlikte etkilenebiliyor. Bu durum özellikle son yıllarda COVID-19 sonrasında daha sık gündeme geldi.[2][3]</p>

<p>Ne zaman değerlendirme gerekiyor?</p>

<p>Uzmanlar, ağızdaki acı tadın birkaç gün içinde düzelmemesi, giderek şiddetlenmesi, açıklanamayan kilo kaybı, yutma güçlüğü, ağız içinde yara, şiddetli ağız kuruluğu veya nörolojik belirtilerle birlikte görülmesi halinde sağlık kuruluşuna başvurulmasını öneriyor.[1][2]</p>

<p>Tedavi ise tek başına acı tadı ortadan kaldırmaya değil, buna yol açan nedenin belirlenmesine odaklanıyor. Susuz kalan kişilerde sıvı alımının artırılması, ağız hijyeninin düzeltilmesi, reflünün kontrol altına alınması veya ilaç yan etkilerinin değerlendirilmesi çoğu zaman şikâyetin azalmasına katkı sağlayabiliyor.[1][2]</p>

<p>Bilimsel veriler, ağızda acı tat hissinin çoğu vakada geçici ve tedavi edilebilir nedenlerden kaynaklandığını gösteriyor. Ancak uzun süren veya tekrarlayan yakınmalarda altta yatan sistemik hastalıkların dışlanması, doğru tanı ve uygun tedavi açısından önem taşıyor.[1][2][3]</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Cleveland Clinic. Here Are the 10 Most Common Reasons for a Bitter Taste in Your Mouth. Health Essentials. 2025.</p>

<p>[2] Cleveland Clinic. Dysgeusia (Altered Taste): Causes &amp; Treatment. Cleveland Clinic Health Library. Güncelleme: 2024.</p>

<p>[3] National Institute on Deafness and Other Communication Disorders (NIDCD). Taste Disorders. ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı. Güncelleme: 2023.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/agizda-aci-tat-hissi-neden-olur-en-sik-gorulen-10-neden</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 08:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6680.jpeg" type="image/jpeg" length="24986"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Almanya’dan Türkiye’ye Gelen Gemide Acı Olay: İki Türk Denizci Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/almanyadan-turkiyeye-gelen-gemide-aci-olay-iki-turk-denizci-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/almanyadan-turkiyeye-gelen-gemide-aci-olay-iki-turk-denizci-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Bremen Limanı’ndan Türkiye’ye doğru sefer yapan Amisos isimli yük gemisinde görevli iki Türk denizci, kapalı bir bölmede yaşanan trajik olayda yaşamını yitirdi. İtalya’da yürütülen soruşturmada olayın tüm yönleriyle araştırıldığı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Almanya’nın Bremen Limanı’ndan Türkiye’ye gitmek üzere yola çıkan Amisos adlı yük gemisinde meydana gelen trajik olay, denizcilik camiasını yasa boğdu. Gemide görev yapan iki Türk denizci, kapalı bir teknik bölmede bilinçlerini kaybetmelerinin ardından hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlk değerlendirmelere göre olayın, kapalı alanda yaşanan oksijen yetersizliği nedeniyle meydana gelmiş olabileceği üzerinde duruluyor. Ancak ölüm nedeninin kesin olarak belirlenmesi için adli inceleme ve otopsi süreci devam ediyor.</p>

<p>Hayatını kaybeden denizcilerin kimlikleri açıklandı</p>

<p>Yaşamını yitiren denizcilerin 2. Kaptan Osman Mete Kuru ile 4. Kaptan Suat Arı olduğu öğrenildi. Suat Arı’nın Balıkesir’in Gönen ilçesi nüfusuna kayıtlı olduğu belirtildi.</p>

<p>Olayın ardından gemi, İtalyan makamlarının talimatıyla inceleme amacıyla limana çekildi. Savcılık tarafından geniş kapsamlı adli soruşturma başlatılırken, uzman ekipler gemide teknik incelemelerini sürdürüyor.</p>

<p>Kapalı alan prosedürleri mercek altında</p>

<p>Soruşturmada özellikle denizcilikte “kapalı alan” olarak tanımlanan bölümlere giriş sırasında uygulanması gereken güvenlik prosedürlerinin eksiksiz yerine getirilip getirilmediği araştırılıyor.</p>

<p>Yetkililerin üzerinde durduğu başlıca konular arasında:</p>

<ul>
 <li>Kapalı alana giriş öncesinde oksijen ve gaz ölçümü yapılıp yapılmadığı,</li>
 <li>Giriş izin prosedürlerinin uygulanıp uygulanmadığı,</li>
 <li>Güvenlik ekipmanlarının kullanımı,</li>
 <li>Olay sonrasında kurtarma sürecinin nasıl yürütüldüğü</li>
</ul>

<p>bulunuyor.</p>

<p>Denizcilikte en büyük risklerden biri</p>

<p>Uzmanlar, gemilerde bulunan tanklar, ambarlar ve çeşitli teknik bölmeler gibi kapalı alanların görünürde güvenli olsa bile ciddi risk taşıdığına dikkat çekiyor. Bu alanlarda oksijen seviyesinin düşmesi veya zararlı gazların birikmesi, saniyeler içinde bilinç kaybına neden olabiliyor. Bu nedenle uluslararası denizcilik kuralları, kapalı alanlara giriş öncesinde atmosfer ölçümü yapılmasını ve belirli güvenlik prosedürlerinin eksiksiz uygulanmasını zorunlu tutuyor.</p>

<p>İtalya’da yürütülen soruşturmanın tamamlanmasının ardından olayın kesin nedeni ve varsa ihmal iddialarına ilişkin resmi açıklamanın kamuoyuyla paylaşılması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>ATAMA</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/almanyadan-turkiyeye-gelen-gemide-aci-olay-iki-turk-denizci-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 05:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6679.jpeg" type="image/jpeg" length="89159"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kemikleri Güçlendiren Besinler: Bilimsel Verilerle Öne Çıkan 11 Gıda]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kemikleri-guclendiren-besinler-bilimsel-verilerle-one-cikan-11-gida</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kemikleri-guclendiren-besinler-bilimsel-verilerle-one-cikan-11-gida" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kemik sağlığı yalnızca kalsiyuma bağlı değil. ABD’de uzman hekimler tarafından güncellenen beslenme değerlendirmesi ile NIH’nin kemik sağlığı önerileri; kalsiyum, D vitamini, magnezyum, potasyum, K vitamini ve proteinden zengin besinlerin birlikte tüketilmesinin kemik yoğunluğunu korumaya katkı sağlayabileceğini ortaya koyuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Günlük beslenmede doğru gıda seçimi, özellikle osteoporoz riskinin azaltılmasına yönelik yaşam tarzı yaklaşımının önemli bir parçası olarak görülüyor.</p>

<p>Kemikleri güçlendiren besinler, osteoporoz riskini azaltmaya yönelik en çok araştırılan beslenme başlıkları arasında yer alıyor. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) ile Ulusal Artrit, Kas-İskelet ve Cilt Hastalıkları Enstitüsü (NIAMS) tarafından yayımlanan güncel öneriler ve uzman değerlendirmeleri, kemik sağlığının yalnızca kalsiyum alımına değil, çok sayıda besin öğesinin birlikte dengeli tüketilmesine bağlı olduğunu gösteriyor.[1][2]</p>

<p>Kemik dokusu yaşam boyunca sürekli yenilenen canlı bir yapı olduğu için yeterli kalsiyum, D vitamini, protein, magnezyum, potasyum ve K vitamini alımı, kemik mineral yoğunluğunun korunmasına katkı sağlayabiliyor.[2]</p>

<p>Koyu yeşil yapraklı sebzeler ilk sıralarda</p>

<p>Kara lahana, pazı, Çin lahanası, şalgam yaprağı ve benzeri koyu yeşil yapraklı sebzeler yüksek miktarda kalsiyum ve K vitamini içeriyor. K vitamini, kemik mineralizasyonunda görev alan proteinlerin işlevini desteklediği için kemik sağlığında önemli rol oynuyor.[1][2]</p>

<p>Tatlı patates yalnızca karbonhidrat değil</p>

<p>Tatlı patates; magnezyum ve potasyum açısından zengin besinler arasında bulunuyor. Magnezyum, D vitamininin vücuttaki işlevlerinde rol alırken potasyum ise yüksek asit yükünün kemikten kalsiyum kaybını artırmasını sınırlamaya yardımcı olabiliyor.[1]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Turunçgiller C vitamini desteği sağlıyor</p>

<p>Greyfurt ve portakal gibi turunçgiller yüksek C vitamini içerikleriyle öne çıkıyor. C vitamini, kemiğin temel yapı taşlarından biri olan kolajenin sentezinde görev aldığı için kemik dokusunun korunmasına katkı sağlayabiliyor.[1]</p>

<p>İncir ve kuru erik dikkat çekiyor</p>

<p>Taze ve kuru incir; kalsiyum, magnezyum ve potasyum içeriyor. Kuru erik üzerine yapılan kontrollü klinik çalışmalar ise düzenli tüketimin kemik yıkım hızını azaltabileceğini ve kemik mineral yoğunluğunu destekleyebileceğini gösteriyor. Ancak bu çalışmaların örneklem büyüklükleri sınırlı olduğundan daha geniş araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.[1][3]</p>

<p>Yağlı balıklar iki önemli avantaj sunuyor</p>

<p>Somon ve sardalya gibi yağlı balıklar hem D vitamini hem de omega-3 yağ asitleri sağlıyor. Özellikle yenilebilir kılçıklarıyla tüketilen konserve somon ve sardalya önemli miktarda kalsiyum da içeriyor. NIH, bu besinleri kemik sağlığını destekleyen doğal kaynaklar arasında değerlendiriyor.[2]</p>

<p>Badem ezmesi ve kuruyemişler</p>

<p>Badem, yalnızca kalsiyum değil aynı zamanda protein, magnezyum ve potasyum da sağlıyor. Bu besin öğeleri birlikte değerlendirildiğinde kemik metabolizmasını destekleyen dengeli beslenmenin önemli parçaları arasında yer alıyor.[1][2]</p>

<p>Kalsiyumla zenginleştirilmiş bitkisel ürünler</p>

<p>Soya, badem veya yulaf bazlı bitkisel içecekler doğal olarak yüksek kalsiyum içermeyebiliyor. Ancak kalsiyum ve D vitamini ile zenginleştirilen ürünler, beslenmede süt ürünlerine alternatif oluşturabiliyor. Uzmanlar ürün etiketlerinin kontrol edilmesini öneriyor.[1][2]</p>

<p>Kalsiyumla hazırlanmış tofu önemli kaynaklardan biri</p>

<p>Kalsiyum sülfat ile üretilen tofu, oldukça yüksek kalsiyum içerebiliyor. Ayrıca soya izoflavonlarının özellikle menopoz sonrası kadınlarda kemik sağlığı üzerindeki olası etkileri araştırılmaya devam ediyor. Bugünkü kanıtlar umut verici olsa da kesin koruyucu etki gösterilmiş değil.[1]</p>

<p>Kalsiyumla zenginleştirilmiş portakal suyu</p>

<p>Doğal portakal suyunun kalsiyum miktarı düşük olsa da zenginleştirilmiş ürünlerde sütle benzer düzeylere ulaşılabiliyor. Bu nedenle etiket bilgileri önem taşıyor.[1][2]</p>

<p>Pekmez de katkı sağlayabiliyor</p>

<p>Pekmez, özellikle kalsiyum açısından belirli miktarda katkı sağlayan doğal besinlerden biri olarak değerlendiriliyor. Bununla birlikte tek başına kemik sağlığını koruyan bir gıda olarak görülmüyor; dengeli beslenmenin tamamlayıcı unsurlarından biri kabul ediliyor.[1]</p>

<p>Kemik sağlığı konusunda uzmanlar tek bir “süper besin” yaklaşımından ziyade, düzenli fiziksel aktivite, yeterli protein alımı, uygun D vitamini düzeyi ve çeşitli besin gruplarını içeren dengeli beslenmenin birlikte uygulanmasının daha güçlü bilimsel kanıtlara dayandığını vurguluyor. Özellikle ileri yaşta ve menopoz sonrasında bu yaşam tarzı yaklaşımı osteoporoz riskinin azaltılmasında önemli rol oynuyor.[2][4]</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] WebMD. Super Foods for Your Bones. Medically reviewed update, 2026.</p>

<p>[2] National Institute of Arthritis and Musculoskeletal and Skin Diseases (NIAMS). Bone Health &amp; Osteoporosis ve Osteoporosis: Diagnosis, Treatment, and Steps to Take. National Institutes of Health. 2025-2026.</p>

<p>[3] Hooshmand S, et al. Comparative effects of dried plum and dried apple on bone in postmenopausal women. Journal of Nutrition. 2011;141(7):1322-1327.</p>

<p>[4] International Osteoporosis Foundation. Nutrition and Bone Health; güncel beslenme önerileri ve protein-kalsiyum-D vitamini rehberleri.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BESLENME</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kemikleri-guclendiren-besinler-bilimsel-verilerle-one-cikan-11-gida</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 05:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6675.jpeg" type="image/jpeg" length="36018"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[FDA’dan Kalp ve Böbrek Hastaları İçin Yeni Ödem Enjektörüne Onay]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-kalp-ve-bobrek-hastalari-icin-yeni-odem-enjektorune-onay</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-kalp-ve-bobrek-hastalari-icin-yeni-odem-enjektorune-onay" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), kronik kalp yetmezliği ve kronik böbrek hastalığına bağlı ödem tedavisinde kullanılacak Furoscix ReadyFlow adlı yeni otoenjektöre onay verdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Evde yaklaşık 10 saniyede uygulanabilen tedavinin, hastaneye yatış gereksinimini azaltabilecek yeni bir seçenek sunması hedefleniyor.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), kronik kalp yetmezliği (HF) veya kronik böbrek hastalığına (CKD) bağlı sıvı birikimi yaşayan erişkin hastalarda kullanılmak üzere Furoscix ReadyFlow (furosemid enjeksiyonu) adlı otoenjektörü onayladı. MannKind Corporation tarafından geliştirilen cihaz, deri altına yaklaşık 10 saniyede uygulanabiliyor ve intravenöz (damar içi) furosemide benzer ilaç maruziyeti sağlamayı amaçlıyor.[1][2]</p>

<p>Evde uygulanabilen yeni tedavi seçeneği</p>

<p>Kalp yetmezliği ve kronik böbrek hastalığında en sık görülen sorunlardan biri vücutta aşırı sıvı birikmesi, yani ödem gelişmesi. Bu durum nefes darlığına, bacaklarda şişliğe ve acil servis başvurularına neden olabiliyor.</p>

<p>Yeni otoenjektör, hastaların sıvı yüklenmesi belirtileri başladığında tedaviyi hastane yerine ev ortamında uygulayabilmesini hedefliyor. Böylece belirtilerin ilerlemeden kontrol altına alınması ve hastaneye yatış riskinin azaltılması amaçlanıyor.[1][2]</p>

<p>Furosemid nasıl etki gösteriyor?</p>

<p>Furosemid, “loop diüretik” olarak bilinen güçlü idrar söktürücü ilaç grubunda yer alıyor. Böbreklerden sodyum ve su atılımını artırarak vücuttaki fazla sıvının uzaklaştırılmasını sağlıyor. Böylece kalp üzerindeki yük azalırken akciğer ve dokularda biriken sıvının da gerilemesine yardımcı oluyor.[2][3]</p>

<p>ReadyFlow sistemi tek kullanımlık bir otoenjektör olarak tasarlandı ve karın bölgesine uygulanıyor. İlacın verilmesi yaklaşık 10 saniye sürüyor.[1][2]</p>

<p>Klinik veriler ne gösterdi?</p>

<p>FDA onayı, furosemidin deri altından uygulanmasının damar içi uygulamayla karşılaştırıldığı farmakokinetik ve farmakodinamik verilere dayandırıldı. Çalışmalarda ilacın kana geçiş düzeyi, idrar miktarı ile sodyum ve potasyum atılımının intravenöz furosemide benzer olduğu bildirildi.[1][4]</p>

<p>Şirket tarafından paylaşılan verilere göre belirtilerde rahatlama bir saatten kısa sürede başlayabiliyor. Ancak bu bilgi klinik kullanım sonuçlarından ziyade ruhsat dosyasındaki farmakolojik verilere dayanıyor ve her hastada aynı sürede etki görüleceği anlamına gelmiyor.[1][4]</p>

<p>Kimler için uygun?</p>

<p>Yeni otoenjektör, kronik kalp yetmezliği veya kronik böbrek hastalığı bulunan erişkinlerde gelişen ödem tedavisi için onay aldı. Sürekli günlük kullanım amacıyla geliştirilmedi. Hastanın durumu düzeldikten sonra hekim önerisi doğrultusunda yeniden ağızdan alınan diüretik tedaviye geçilmesi gerekiyor.[3]</p>

<p>Uzmanlar, bu tedavinin özellikle hastane sonrası dönemde, ayaktan takip edilen uygun hastalarda erken müdahale olanağı sağlayabileceğini ancak hangi hastaların bu tedaviden en fazla yarar göreceğinin gerçek yaşam verileriyle daha net ortaya çıkacağını belirtiyor.[1][2]</p>

<p>FDA onayı, yeni uygulama yönteminin güvenlik ve etkinlik açısından belirli standartları karşıladığını gösterse de tedavinin uzun vadede hastaneye yatışları veya yaşam süresini ne ölçüde değiştireceğini değerlendirecek gerçek yaşam çalışmaları ve ileri klinik veriler önemini koruyor.</p>

<p>Kaynaklar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>[1] MannKind Corporation. MannKind Announces FDA Approval of Furoscix ReadyFlow™, the First and Only Autoinjector Delivering IV-Equivalent Diuretic Therapy for the Treatment of Edema in Adults with Heart Failure or Chronic Kidney Disease. Kurumsal açıklama. 2026.</p>

<p>[2] U.S. Food and Drug Administration (FDA). FDA approval information for Furoscix ReadyFlow (furosemide injection). 2026.</p>

<p>[3] DailyMed. FUROSCIX (furosemide injection) Prescribing Information. National Library of Medicine. Güncel ürün bilgisi.</p>

<p>[4] McGovern G. FDA Accepts Furosemide Autoinjector sNDA for Treatment of Edema in Chronic Kidney Disease or Chronic Heart Failure. Pharmacy Times. 2025.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-kalp-ve-bobrek-hastalari-icin-yeni-odem-enjektorune-onay</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 05:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6673.jpeg" type="image/jpeg" length="24343"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe’de Ollie Watkins Gelişmesi! İngiliz Basınından Yeni Transfer İddiası]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-ollie-watkins-gelismesi-ingiliz-basinindan-yeni-transfer-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-ollie-watkins-gelismesi-ingiliz-basinindan-yeni-transfer-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’nin Aston Villa’nın golcüsü Ollie Watkins için yürüttüğü transfer çalışmalarıyla ilgili yeni iddialar gündeme geldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İngiliz basını, Aston Villa’nın forvet hattı için yeni arayışlara başlamasının ardından Watkins’in geleceğinin yeniden tartışılmaya başlandığını öne sürdü.</p>

<p>Fenerbahçe’de Ollie Watkins transferi yeniden gündemde</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni sezon öncesi kadrosunu güçlendirmeyi hedefleyen Fenerbahçe’de Ollie Watkins ismi yeniden transfer gündemine geldi. Son saatlerde İngiliz basınında yer alan haberlere göre sarı-lacivertli kulübün Aston Villa forması giyen deneyimli golcüye ilgisi sürüyor.</p>

<p>İddialarda, Aston Villa’nın hücum hattı için alternatif isimlerle görüşmelere başlamasının ardından Watkins’in geleceğine ilişkin değerlendirmelerin hız kazandığı belirtildi. Bu gelişmenin, Fenerbahçe’nin daha önce ilgilendiği oyuncu için yeniden fırsat oluşturabileceği ifade edildi.</p>

<p>Aston Villa cephesinde hareketlilik</p>

<p>Haberlere göre Premier Lig temsilcisi Aston Villa, yeni bir santrfor transferi üzerinde çalışıyor. Bu durumun gerçekleşmesi halinde kadro planlamasında değişiklik yaşanabileceği ve Ollie Watkins’in transfer ihtimalinin yeniden masaya gelebileceği öne sürülüyor.</p>

<p>Ancak şu ana kadar Aston Villa’nın oyuncuyu satış listesine koyduğuna veya Fenerbahçe’nin resmî teklif sunduğuna ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Resmî açıklama yapılmadı</p>

<p>Fenerbahçe ve Aston Villa cephesinden transfer iddialarıyla ilgili resmî bir açıklama gelmedi. Bu nedenle Ollie Watkins dosyası, kulislerde konuşulan ve görüşme iddialarıyla gündemde yer alan transfer süreçlerinden biri olmayı sürdürüyor.</p>

<p>Son durum</p>

<p>Mevcut tabloda Ollie Watkins’in Fenerbahçe’ye transferi konusunda kesinleşmiş bir anlaşma bulunmuyor. İngiliz basınında yer alan son haberler, Aston Villa’nın kadro planlamasındaki gelişmeler nedeniyle dosyanın yeniden hareketlendiğine işaret ederken, sürecin nasıl ilerleyeceği önümüzdeki günlerde netlik kazanacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-ollie-watkins-gelismesi-ingiliz-basinindan-yeni-transfer-iddiasi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 05:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6670.jpeg" type="image/jpeg" length="57272"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trigliserit Nasıl Düşürülür? Bilimsel Veriler Etkili Yöntemleri Ortaya Koydu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/trigliserit-nasil-dusurulur-bilimsel-veriler-etkili-yontemleri-ortaya-koydu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/trigliserit-nasil-dusurulur-bilimsel-veriler-etkili-yontemleri-ortaya-koydu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kandaki trigliserit düzeyinin yüksek olması yalnızca kalp ve damar hastalıkları riskini artırmakla kalmıyor, çok yüksek seviyelerde pankreatit riskini de yükseltiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD’de yayımlanan 2026 çok disiplinli dislipidemi kılavuzu ve son yıllardaki klinik araştırmalar, yaşam tarzı değişikliklerinin birçok kişide trigliserit düzeyini yüzde 70’e varan oranlarda azaltabileceğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Trigliserit, vücudun kullanılmayan kalorileri depolamak için oluşturduğu temel yağ türlerinden biridir. Yemeklerden sonra ihtiyaç duyulmayan enerji karaciğerde trigliseride dönüştürülerek yağ dokusunda depolanır. Ancak uzun süre yüksek kalması; ateroskleroz (damar sertliği), kalp krizi, inme ve özellikle 500 mg/dL’nin üzerindeki değerlerde akut pankreatit riskiyle ilişkilendiriliyor.[1]</p>

<p>ABD’deki çok sayıda uzmanlık derneğinin ortak hazırladığı ve Circulation ile Journal of the American College of Cardiology (JACC) dergilerinde yayımlanan 2026 dislipidemi kılavuzu, trigliserit yüksekliğinin tedavisinde ilk basamağın yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu vurguluyor.[1][2]</p>

<p>Trigliserit neden yükseliyor?</p>

<p>Uzmanlara göre trigliserit yüksekliğinin en sık nedenleri arasında;</p>

<ul>
 <li>Fazla kilo ve obezite</li>
 <li>Şekerli içecekler ve rafine karbonhidratların fazla tüketimi</li>
 <li>Tip 2 diyabet ve insülin direnci</li>
 <li>Düzenli alkol kullanımı</li>
 <li>Hareketsiz yaşam</li>
 <li>Bazı genetik lipid hastalıkları</li>
 <li>Hipotiroidi ve bazı ilaçlar</li>
</ul>

<p>yer alıyor.[1][2]</p>

<p>En etkili yöntem kilo vermek ve şekeri azaltmak</p>

<p>2026 kılavuzunda yer alan verilere göre özellikle fazla kilolu bireylerde yüzde 5 ila 10 oranındaki kilo kaybı bile trigliserit düzeyinde anlamlı düşüş sağlayabiliyor.[1]</p>

<p>Kılavuz ayrıca günlük beslenmede özellikle şu değişikliklerin etkili olduğunu bildiriyor:</p>

<ul>
 <li>İlave şekeri azaltmak</li>
 <li>Beyaz ekmek, tatlı ve şekerli içecekleri sınırlamak</li>
 <li>Liften zengin tam tahılları tercih etmek</li>
 <li>Sebze ve baklagilleri artırmak</li>
 <li>Haftada en az iki kez yağlı balık tüketmek</li>
 <li>Doymuş yağ yerine zeytinyağı, kuruyemiş ve diğer doymamış yağ kaynaklarını tercih etmek</li>
 <li>Alkolü mümkün olduğunca azaltmak veya bırakmak.[1][2]</li>
</ul>

<p>Araştırmalar, düşük karbonhidratlı beslenme modellerinin orta derecede yüksek trigliserit düzeylerinde klasik düşük yağlı diyetlere göre daha belirgin düşüş sağlayabildiğini gösteriyor.[2]</p>

<p>Düzenli egzersiz önemli katkı sağlıyor</p>

<p>Fiziksel aktivite de tedavinin temel parçalarından biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Haftada en az 150 dakika orta şiddette aerobik egzersiz yapılması; kilo kontrolüne katkı sağlarken karaciğerin fazla trigliserit üretimini de azaltabiliyor.[1]</p>

<p>Egzersiz ile sağlanan etkinin, sağlıklı beslenmeyle birlikte uygulandığında daha belirgin olduğu belirtiliyor.[1]</p>

<p>İlaç tedavisi her hastaya gerekmiyor</p>

<p>Trigliserit düzeyi hafif veya orta derecede yüksek olan birçok kişide yaşam tarzı değişiklikleri ilk tercih oluyor.</p>

<p>Ancak trigliserit düzeyi 500 mg/dL’nin üzerine çıktığında pankreatit riski nedeniyle ilaç tedavisi gündeme gelebiliyor. Güncel kılavuzlarda fenofibrat grubu ilaçlar ile reçeteli omega-3 yağ asitleri, uygun hastalarda ilk seçenekler arasında yer alıyor.[1]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kılavuz ayrıca reçetesiz satılan balık yağı takviyelerinin, standart doz ve içerik farklılıkları nedeniyle reçeteli omega-3 preparatlarıyla aynı kabul edilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.[1]</p>

<p>Yeni ilaçlar umut veriyor ancak herkes için değil</p>

<p>Son yıllarda trigliserit metabolizmasını düzenleyen APOC3 ve ANGPTL3 adlı proteinleri hedefleyen yeni biyolojik tedaviler üzerinde yoğun çalışmalar yürütülüyor.</p>

<p>2026 yılında JACC’ta yayımlanan 11 klinik çalışmayı kapsayan meta analizde, bu yeni antisens tedavilerin plaseboya kıyasla trigliserit düzeylerini ortalama yüzde 57 azaltabildiği bildirildi. İncelenen ilaçlar arasında plozarsenin doz arttıkça daha güçlü etki gösterdiği görüldü.[3]</p>

<p>Bununla birlikte bu tedavilerin çoğu henüz belirli hasta gruplarında kullanılan veya değerlendirme süreci devam eden ileri tedaviler arasında bulunuyor. Yaygın trigliserit yüksekliği için rutin kullanım alanları halen sınırlı.[1][3]</p>

<p>Günlük yaşam açısından anlamı</p>

<p>Uzmanlara göre trigliserit yüksekliği çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor. Bu nedenle düzenli kan tahlilleriyle takip edilmesi önem taşıyor.</p>

<p>Bilimsel veriler, özellikle ilave şekeri azaltan, kilo kontrolünü sağlayan, düzenli egzersiz yapan ve gerektiğinde uygun ilaç tedavisi alan kişilerde trigliserit düzeylerinin belirgin şekilde düşürülebildiğini gösteriyor. Yeni geliştirilen hedefe yönelik tedaviler ise özellikle genetik veya ağır trigliserit yüksekliği bulunan hastalar için gelecekte tedavi seçeneklerini genişletebilecek gelişmeler arasında değerlendiriliyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] American College of Cardiology/American Heart Association ve ilgili uzmanlık dernekleri. 2026 ACC/AHA Guideline on the Management of Dyslipidemia. Circulation. 2026. DOI: 10.1161/CIR.0000000000001423.</p>

<p>[2] American College of Cardiology/American Heart Association. 2026 Guideline on the Management of Dyslipidemia. Journal of the American College of Cardiology. 2026. DOI: 10.1016/j.jacc.2025.11.016.</p>

<p>[3] Igbonagwam C, Karns T, Hyun S ve ark. Effects of Antisense Therapies Targeting APOC3 and ANGPTL3 on APOC3 Reduction and Triglycerides: A Meta-analysis. Journal of the American College of Cardiology. 2026;87(Suppl):A276. DOI: 10.1016/j.jacc.2026.02.685.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİYOKİMYA</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/trigliserit-nasil-dusurulur-bilimsel-veriler-etkili-yontemleri-ortaya-koydu</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 00:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6667.jpeg" type="image/jpeg" length="10447"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Asırlık Gece’nin Ömer Halisdemir’i Rüzgar Aksoy Hakkında Merak Edilenler]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/asirlik-gecenin-omer-halisdemiri-ruzgar-aksoy-hakkinda-merak-edilenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/asirlik-gecenin-omer-halisdemiri-ruzgar-aksoy-hakkinda-merak-edilenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TRT 1’in dikkat çeken yapımlarından Asırlık Gece dizisinde Şehit Ömer Halisdemir karakterine hayat veren oyuncu Rüzgar Aksoy, performansıyla izleyicilerin gündemine oturdu. Peki Rüzgar Aksoy kimdir, kaç yaşında, nereli ve hangi yapımlarda rol aldı?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Asırlık Gece’de Ömer Halisdemir’i Kim Canlandırıyor? Rüzgar Aksoy Kimdir?</p>

<p>TRT 1 ekranlarında yayınlanan Asırlık Gece dizisi, 15 Temmuz gecesinde yaşanan kritik olayları dramatik anlatımıyla ekranlara taşırken, dizinin en çok konuşulan karakterlerinden biri de Şehit Ömer Halisdemir oldu. Bu önemli karakteri başarılı oyuncu Rüzgar Aksoy canlandırıyor.</p>

<p>Rüzgar Aksoy Kimdir?</p>

<p>Türk televizyon ve sinema dünyasının tanınan isimlerinden Rüzgar Aksoy, uzun yıllardır farklı türlerdeki yapımlarda yer alan deneyimli bir oyuncudur. Tiyatro kökenli olan Aksoy, özellikle tarihi diziler, polisiye yapımlar ve dram projelerindeki performansıyla dikkat çekmektedir.</p>

<p>Kariyeri boyunca birçok başarılı projede rol alan oyuncu, güçlü karakter yorumları ve doğal oyunculuğuyla geniş bir izleyici kitlesine ulaşmayı başardı.</p>

<p>Asırlık Gece’de Ömer Halisdemir Rolü</p>

<p>Asırlık Gece dizisinde Rüzgar Aksoy, 15 Temmuz gecesinin sembol isimlerinden Şehit Ömer Halisdemir’i canlandırıyor. Yapımda kritik gecede yaşanan gelişmeler belgeler ve dramatik sahneler eşliğinde aktarılırken, Aksoy’un performansı sosyal medyada ve televizyon izleyicileri arasında büyük ilgi gördü.</p>

<p>Rüzgar Aksoy Hangi Dizilerde Oynadı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Başarılı oyuncu bugüne kadar birçok televizyon dizisi ve sinema filminde rol aldı. Yer aldığı yapımlar arasında dönem dizileri, aksiyon projeleri ve polisiye yapımlar öne çıkıyor. Farklı karakterlere hayat veren Aksoy, özellikle sert mizaca sahip rollerde gösterdiği performansla beğeni topladı.</p>

<p>Kaç Yaşında ve Nereli?</p>

<p>Rüzgar Aksoy, oyunculuk kariyerine genç yaşlarda adım atan isimler arasında yer alıyor. Eğitim hayatını oyunculuk alanında şekillendiren Aksoy, yıllar içinde televizyon ve sinema projelerinde edindiği tecrübeyle kariyerini istikrarlı biçimde sürdürdü.</p>

<p>Asırlık Gece dizisindeki Ömer Halisdemir performansı ise oyuncunun kariyerindeki en dikkat çeken rollerden biri olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/asirlik-gecenin-omer-halisdemiri-ruzgar-aksoy-hakkinda-merak-edilenler</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 22:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6665.jpeg" type="image/jpeg" length="39577"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş Transferinde Mohamed Salah İçin Yeni Gelişme]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktas-transferinde-mohamed-salah-icin-yeni-gelisme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/besiktas-transferinde-mohamed-salah-icin-yeni-gelisme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın Mohamed Salah transferiyle ilgili gündem sıcaklığını koruyor. Son saatlerde ortaya çıkan bilgiler, siyah-beyazlı kulübün oyuncuyla prensipte anlaşma sağladığı, ancak menajer tarafıyla görüşmelerin sürdüğü yönünde.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Resmî bir imza ya da kulüpten doğrulama henüz yapılmazken, transfer sürecinin menajer komisyonu konusunda yaşanan pürüzlere bağlı olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Beşiktaş ile Mohamed Salah transferinde son durum</p>

<p>Beşiktaş’ın Mohamed Salah transferinde son durum, son saatlerde gelen yeni bilgilerle yeniden gündemin ilk sıralarına yükseldi. TRT muhabiri Mustafa Korkusuz’un aktardığı bilgilere göre siyah-beyazlı kulüp, Mısırlı yıldız futbolcuyla anlaşma sağladı. Ancak görüşmelerin, Salah’ın temsilcisiyle mali şartlar üzerinde devam ettiği ifade edildi. Kulübün, menajer cephesinin taleplerinde indirime gitmesini beklediği öne sürüldü.</p>

<p>Menajer görüşmeleri belirleyici olacak</p>

<p>Transfer dosyasında en kritik başlığın menajer komisyonu olduğu belirtiliyor. Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı’nın daha önce yaptığı açıklamada, Salah’ın transfere olumlu yaklaştığını ancak temsilcisinin yüksek komisyon talebi nedeniyle sürecin durma noktasına geldiğini ifade ettiği biliniyor. Son haberlerde ise taraflar arasındaki temasların sürdüğü ve anlaşma zemini aranıldığı aktarılıyor.</p>

<p>Kadro planlaması Salah kararına göre şekillenebilir</p>

<p>Aktarılan bilgilere göre Beşiktaş yönetimi, Mohamed Salah transferinin olumlu ya da olumsuz sonuçlanmasına göre yeni sezon transfer planını belirleyecek. Sağ kanat başta olmak üzere hücum hattındaki diğer hamlelerin de bu dosyanın sonucuna bağlı olduğu ifade ediliyor.</p>

<p>Resmî açıklama bekleniyor</p>

<p>Beşiktaş Kulübü, Mohamed Salah transferinin tamamlandığına ilişkin resmî bir açıklama yapmış değil. Oyuncu cephesinden de imza sürecini doğrulayan bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle görüşmeler devam etse de transfer henüz kesinleşmiş durumda değil.</p>

<p>Son durum</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mevcut tabloda taraflar arasındaki temasların sürdüğü, en önemli başlığın menajerle mali şartlar olduğu görülüyor. Resmî açıklama gelene kadar Mohamed Salah transferi, görüşme aşamasındaki bir dosya olmayı sürdürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktas-transferinde-mohamed-salah-icin-yeni-gelisme</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 22:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6663.jpeg" type="image/jpeg" length="11147"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe’de Sofyan Amrabat İçin Sürpriz Gelişme! Dev Teklif Masada]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-sofyan-amrabat-icin-surpriz-gelisme-dev-teklif-masada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-sofyan-amrabat-icin-surpriz-gelisme-dev-teklif-masada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’nin Faslı orta saha oyuncusu Sofyan Amrabat için Suudi Arabistan’dan dikkat çeken bir teklif geldiği iddia edildi. Sarı-lacivertlilerin bonservis pazarlığında beklentisini yükselttiği öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yeni sezon öncesinde kadro planlamasını sürdüren Fenerbahçe’de Sofyan Amrabat ile ilgili dikkat çeken bir transfer iddiası gündeme geldi. Son saatlerde ortaya çıkan bilgilere göre Suudi Arabistan ekibi Al-Ittihad, deneyimli orta saha oyuncusu için resmi teklif sundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İddialara göre Al-Ittihad’ın bonuslarla birlikte yaklaşık 15 milyon avroya ulaşan bir teklif hazırladığı belirtilirken, Fenerbahçe yönetiminin ise oyuncunun bonservisi için 20 milyon avro seviyesinde bir gelir hedeflediği öne sürüldü.</p>

<p>Transfer dosyasında taraflar arasında pazarlıkların sürdüğü ifade edilirken, henüz anlaşma sağlandığına ilişkin resmi bir bilgi bulunmuyor. Görüşmelerin önümüzdeki günlerde devam etmesi bekleniyor.</p>

<p>29 yaşındaki Faslı futbolcu, geçtiğimiz sezon Fenerbahçe formasıyla orta sahada istikrarlı performans sergilerken, Avrupa ve Körfez kulüplerinin radarındaki isimlerden biri olmayı sürdürdü. Al-Ittihad’ın ilgisinin somut teklife dönüşmesi ise dosyada yeni bir aşamaya geçildiği şeklinde yorumlanıyor.</p>

<p>Öte yandan Fenerbahçe veya Al-Ittihad cephesinden transfer iddialarına ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle süreç, kulüpler arasındaki pazarlık aşamasında bulunan ve resmi doğrulama bekleyen bir transfer dosyası niteliğini koruyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-sofyan-amrabat-icin-surpriz-gelisme-dev-teklif-masada</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 22:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6662.jpeg" type="image/jpeg" length="29076"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kıbrıs’taki Silo Faciasında Acı Haber: Trabzonlu Lokman Hacıhasanoğlu Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kibristaki-silo-faciasinda-aci-haber-trabzonlu-lokman-hacihasanoglu-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kibristaki-silo-faciasinda-aci-haber-trabzonlu-lokman-hacihasanoglu-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde meydana gelen silo faciasından acı haber geldi. Kumyalı bölgesinde Toprak Ürünleri Kurumu’na ait buğday silosunun çökmesi sonucu göçük altında kalan 46 yaşındaki Lokman Hacıhasanoğlu, kaldırıldığı hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Polis ekipleri ile arama kurtarma görevlilerinin yürüttüğü çalışmalar sonucunda göçük altından çıkarılan kişinin, Sipahi’de ikamet eden ve Trabzon’un Araklı ilçesine bağlı Ayvadere Mahallesi nüfusuna kayıtlı Lokman Hacıhasanoğlu olduğu belirlendi. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Hacıhasanoğlu, doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Acı Haber Araklı’yı Yasa Boğdu</p>

<p>Lokman Hacıhasanoğlu’nun yaşamını yitirdiği haberi, memleketi Trabzon’un Araklı ilçesinde ve yakın çevresinde büyük üzüntüye neden oldu. Ailesi, yakınları ve sevenleri acı haberle yasa boğulurken, taziye mesajları da peş peşe geldi.</p>

<p>Cenazesi Sipahi Mezarlığı’nda Defnedilecek</p>

<p>Edinilen bilgilere göre Lokman Hacıhasanoğlu’nun cenazesi, Cumartesi günü ikindi namazının ardından Kuzey Kıbrıs’taki Sipahi Mezarlığı’nda toprağa verilecek.</p>

<p>Kumyalı’da yaşanan silo çökmesinin nedenine ilişkin soruşturma ve teknik incelemeler ise yetkili kurumlar tarafından sürdürülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kibristaki-silo-faciasinda-aci-haber-trabzonlu-lokman-hacihasanoglu-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 22:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6661-1.jpeg" type="image/jpeg" length="53420"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserin Yaklaşık Yarısı Önlenebilir Risk Faktörleriyle İlişkili]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kanserin-yaklasik-yarisi-onlenebilir-risk-faktorleriyle-iliskili</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kanserin-yaklasik-yarisi-onlenebilir-risk-faktorleriyle-iliskili" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bilimsel veriler, sigarayı bırakmak, düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek ve ideal kiloyu korumak gibi yaşam tarzı değişikliklerinin birçok kanser türünde riski yüzde 45’in üzerinde azaltabileceğini gösteriyor. Uzmanlar, tüm kanserlerin önlenemeyeceğini ancak doğru alışkanlıkların hastalığa karşı en güçlü koruyucu adımlar arasında yer aldığını vurguluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD’deki Cleveland Clinic Kanser Enstitüsü uzmanlarının değerlendirmeleri ile Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Dünya Kanser Araştırma Fonu (WCRF) ve Amerikan Kanser Derneği’nin (ACS) bilimsel kanıtları, kanserlerin önemli bir bölümünün sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebileceğini ortaya koyuyor. Uzmanlara göre günlük hayatta alınacak doğru kararlar, bazı kanser türlerinde riski yüzde 45’in üzerinde azaltabilecek bir koruma sağlayabiliyor.</p>

<p>Kanser, dünya genelinde her yıl milyonlarca kişinin yaşamını etkileyen en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Ancak bilimsel veriler, tüm kanserlerin kaçınılmaz olmadığını gösteriyor. ABD’deki Cleveland Clinic Kanser Enstitüsü’nden onkolog Dr. Suneel Kamath’ın değerlendirmelerine göre; sigaradan uzak durmak, sağlıklı kiloyu korumak, düzenli egzersiz yapmak, dengeli beslenmek ve önerilen kanser taramalarına katılmak gibi yaşam tarzı değişiklikleri, birçok kanser türünün gelişme riskini anlamlı düzeyde azaltabiliyor.[1] Bu değerlendirmeler, Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Kanser Araştırma Fonu ve Amerikan Kanser Derneği’nin yıllardır yayımladığı kapsamlı bilimsel raporlarla da destekleniyor.[2][3][4]</p>

<p>Kanserin Yaklaşık Yarısı Önlenebilir Risk Faktörleriyle İlişkili</p>

<p>Bilim insanları, kanserin tek bir hastalık olmadığını, 200’den fazla farklı hastalık grubunu kapsadığını vurguluyor. Genetik yatkınlık ve yaşlanma gibi değiştirilemeyen faktörler önemli olsa da, tütün kullanımı, obezite, fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme, alkol tüketimi ve bazı enfeksiyonlar gibi değiştirilebilir risk faktörleri birçok kanser vakasında belirleyici rol oynuyor.[2][3]</p>

<p>Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) ve Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yalnızca tütün kullanımı, dünya genelindeki kanser ölümlerinin yaklaşık beşte birinden sorumlu tutuluyor.[2]</p>

<p>Bilimsel Kanıtlarla Desteklenen Koruyucu Adımlar</p>

<p>Uzmanların üzerinde en güçlü bilimsel uzlaşıya vardığı koruyucu öneriler şöyle sıralanıyor:</p>

<p>Sigara ve Tütün Ürünlerinden Tamamen Uzak Durun</p>

<p>Sigara, akciğer kanseri başta olmak üzere ağız, gırtlak, yemek borusu, pankreas, böbrek, mesane ve birçok farklı kanser türü için en önemli önlenebilir risk faktörü olarak kabul ediliyor. Pasif sigara dumanı da riski artırıyor.[2]</p>

<p>Sağlıklı Vücut Ağırlığını Koruyun</p>

<p>Fazla kilo ve obezite; meme, kalın bağırsak, rahim, böbrek, pankreas ve karaciğer kanseri dahil en az 13 farklı kanser türüyle ilişkilendiriliyor. Bilimsel çalışmalar, kilo kontrolünün inflamasyonu yani vücudun doku hasarına karşı geliştirdiği iltihabi yanıtı azaltarak kanser riskini düşürmeye katkı sağlayabileceğini gösteriyor.[3]</p>

<p>Haftada En Az 150 Dakika Egzersiz Yapın</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlere haftada en az 150-300 dakika orta şiddette veya 75-150 dakika yüksek yoğunlukta fiziksel aktivite öneriyor. Düzenli hareket, özellikle bağırsak ve meme kanseri riskinin azalmasıyla ilişkilendiriliyor.[2][3]</p>

<p>Bitkisel Ağırlıklı Beslenmeyi Tercih Edin</p>

<p>Sebze, meyve, baklagil, tam tahıl ve kuruyemişlerden zengin beslenme modeli; lif alımını artırırken işlenmiş et ve aşırı kırmızı et tüketiminin sınırlandırılması öneriliyor. Dünya Kanser Araştırma Fonu, liften zengin beslenmenin özellikle kolorektal kanser riskini azaltabileceğine ilişkin güçlü kanıtlar bulunduğunu bildiriyor.[3]</p>

<p>Alkol Tüketimini Azaltın</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilimsel veriler, güvenli kabul edilen bir alkol düzeyi olmadığını gösteriyor. Düzenli alkol tüketimi; meme, karaciğer, ağız, boğaz ve bağırsak kanseri riskinde artışla ilişkilendiriliyor.[2][3]</p>

<p>Güneşten Akılcı Korunun</p>

<p>Özellikle ultraviyole (UV) ışınlarına uzun süre maruz kalmak cilt kanserinin en önemli çevresel nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Güneş koruyucu kullanımı ve yoğun güneş saatlerinden kaçınmak koruyucu önlemler arasında yer alıyor.[2]</p>

<p>HPV ve Hepatit B Aşılarını İhmal Etmeyin</p>

<p>Rahim ağzı kanserlerinin büyük bölümü HPV enfeksiyonuyla ilişkilidir. HPV ve Hepatit B aşıları, enfeksiyona bağlı gelişebilen bazı kanserlerin önlenmesinde etkili halk sağlığı uygulamaları arasında bulunuyor.[2][4]</p>

<p>Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</p>

<p>Uzmanlar, yaşam tarzı değişikliklerinin tek başına yeterli olmadığını vurguluyor. Yaşa ve risk grubuna uygun meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanseri taramalarına katılmak, hastalığın erken evrede yakalanmasını sağlayarak tedavi başarısını önemli ölçüde artırabiliyor.[2][4]</p>

<p>Yüzde 45 Azalma Ne Anlama Geliyor?</p>

<p>Cleveland Clinic’in aktardığı yüzde 45’in üzerindeki risk azalması, tek bir klinik araştırmadan elde edilmiş bir sonuç değil. Bu oran; farklı ülkelerde yürütülen uzun süreli epidemiyolojik çalışmaların, nüfus araştırmalarının ve uluslararası bilimsel kuruluşların sistematik değerlendirmelerinden elde edilen ortak kanıtların genel bir özetini yansıtıyor.[1][2][3]</p>

<p>Bu nedenle her bireyin kanser riski aynı değildir. Yaş, genetik özellikler, çevresel maruziyetler ve mevcut sağlık durumu kişisel riski değiştirebilir. Ancak bilimsel literatürde güçlü fikir birliği bulunan nokta, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hem kanser hem de kalp-damar hastalıkları, diyabet ve diğer kronik hastalıkların yükünü azaltmada önemli bir rol oynadığıdır.</p>

<p>Kanser tamamen önlenebilen bir hastalık olmasa da, bugün alınan yaşam tarzı kararları gelecekteki sağlık üzerinde belirleyici etkiye sahip olabilir. Bilim insanlarının ortak mesajı ise oldukça net: Kanserle mücadele yalnızca tedaviyle değil, hastalık ortaya çıkmadan önce başlayan koruyucu yaklaşımlarla güç kazanıyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Cleveland Clinic. How To Prevent Cancer: 15 Ways To Lower Your Risk. Health Essentials. 2025.</p>

<p>[2] World Health Organization. Cancer Fact Sheet. Güncel sürüm.</p>

<p>[3] World Cancer Research Fund/American Institute for Cancer Research. Diet, Nutrition, Physical Activity and Cancer: A Global Perspective. Continuous Update Project. 2018 ve güncellemeleri.</p>

<p>[4] American Cancer Society. Cancer Prevention &amp; Early Detection Facts &amp; Figures. Güncel sürüm.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kanserin-yaklasik-yarisi-onlenebilir-risk-faktorleriyle-iliskili</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 21:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6658.jpeg" type="image/jpeg" length="32269"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Demans Vakalarının Yarısı Önlenebilir: Yaşam Tarzı Değişikliği Beyni Koruyabilir]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/demans-vakalarinin-yarisi-onlenebilir-yasam-tarzi-degisikligi-beyni-koruyabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/demans-vakalarinin-yarisi-onlenebilir-yasam-tarzi-degisikligi-beyni-koruyabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası araştırmalar ve Dünya Sağlık Örgütü’nün güncellenen önerileri, demans vakalarının yaklaşık yarısının değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla önlenebileceğini veya geciktirilebileceğini ortaya koyuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Uzmanlar, yalnızca riskleri anlatmanın değil, insanların davranışlarını değiştirecek toplum temelli yaklaşımların da kritik olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Demansın kaçınılmaz bir yaşlanma sonucu olmadığına ilişkin bilimsel kanıtlar güçlenmeye devam ediyor. Avustralya’daki Curtin Üniversitesi öncülüğünde yürütülen uluslararası sistematik derleme, değiştirilebilir risk faktörlerinin hedeflenmesiyle demans vakalarının yaklaşık yüzde 50’sinin önlenebileceğini veya başlangıcının geciktirilebileceğini ortaya koydu. Bulgular, hakemli bilimsel dergi The Lancet Healthy Longevity‘de yayımlanırken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de 2026 yılında güncellediği kılavuzunda benzer şekilde demans riskinin yaklaşık yüzde 45’inin yaşam tarzı ve çevresel faktörlerle ilişkili olduğunu bildirdi.[1][2]</p>

<p>Demans riskini artıran değiştirilebilir faktörler</p>

<p>Araştırmacılar, demans gelişiminde etkili olan birçok risk unsurunun değiştirilebilir olduğuna dikkat çekiyor. Bunlar arasında:</p>

<ul>
 <li>Fiziksel hareketsizlik</li>
 <li>Sigara kullanımı</li>
 <li>Hipertansiyon</li>
 <li>Diyabet</li>
 <li>Obezite</li>
 <li>İşitme kaybı</li>
 <li>Yüksek kolesterol</li>
 <li>Aşırı alkol tüketimi</li>
 <li>Sosyal izolasyon</li>
 <li>Depresyon</li>
 <li>Düşük eğitim düzeyi</li>
 <li>Hava kirliliğine maruz kalma</li>
 <li>Görme kaybının tedavi edilmemesi</li>
 <li>Travmatik beyin yaralanmaları</li>
</ul>

<p>yer alıyor.[2][3]</p>

<p>Uzmanlara göre bu faktörlerin aynı anda kontrol altına alınması, yalnızca demans riskini değil kalp-damar hastalıkları ve inme gibi diğer kronik hastalıkların görülme olasılığını da azaltabiliyor.[2]</p>

<p>Araştırma sekiz ülkeden verileri inceledi</p>

<p>Çalışma, Avustralya, Belçika, Şili, Çin, Danimarka, Hollanda, Porto Riko ve ABD’de uygulanan toplum düzeyindeki demans farkındalık programlarını değerlendirdi. Sistematik derlemede 12 farklı araştırma incelendi ve örneklem büyüklükleri 51 ile 8.360 kişi arasında değişti.[1]</p>

<p>Araştırmacılar, televizyon ve medya kampanyalarının geniş kitlelere ulaşmasına rağmen davranış değişikliği oluşturma konusunda sınırlı kaldığını belirledi. Buna karşılık kişiselleştirilmiş risk değerlendirmeleri, çevrim içi eğitimler, toplum merkezli uygulamalar ve etkileşimli programların insanların daha sağlıklı alışkanlıklar geliştirmesinde daha başarılı olduğu saptandı.[1]</p>

<p>Sadece bilgi vermek yeterli olmuyor</p>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, demans konusunda bilgi sahibi olmanın tek başına yaşam tarzını değiştirmeye yetmediğinin gösterilmesi oldu.</p>

<p>Araştırmacılar, insanların düzenli egzersiz yapmasını, sigarayı bırakmasını, sağlıklı beslenmesini veya sosyal yaşamını güçlendirmesini sağlayacak destekleyici politikaların oluşturulmasının, klasik farkındalık kampanyalarından daha etkili olabileceğini vurguluyor.[1]</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü kılavuzunu güncelledi</p>

<p>DSÖ’nün Temmuz 2026’da yayımladığı ikinci risk azaltma kılavuzu da yaşam boyu uygulanabilecek koruyucu stratejilere odaklanıyor.</p>

<p>Kuruluş;</p>

<ul>
 <li>düzenli fiziksel aktivite,</li>
 <li>Akdeniz tipi sağlıklı beslenme,</li>
 <li>sigaranın bırakılması,</li>
 <li>alkol tüketiminin azaltılması,</li>
 <li>hipertansiyon, diyabet ve yüksek kolesterolün etkin tedavisi,</li>
 <li>işitme kaybının uygun cihazlarla giderilmesi,</li>
 <li>sosyal etkileşimin sürdürülmesi,</li>
 <li>hava kirliliğine maruziyetin azaltılması</li>
</ul>

<p>gibi yaklaşımların demans riskini azaltabileceğini belirtiyor.[2]</p>

<p>Buna karşın, vitamin B, E vitamini, omega-3 yağ asitleri veya multivitamin takviyelerinin eksiklik saptanmayan kişilerde demansı önlediğine dair yeterli bilimsel kanıt bulunmadığı ifade ediliyor.[2]</p>

<p>Bulgular neden-sonuç ilişkisi göstermiyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, mevcut verilerin önemli bölümünün gözlemsel araştırmalardan oluştuğunu ve yaşam tarzı ile demans arasında güçlü ilişkiler gösterse de her risk faktörünün tek başına doğrudan hastalığa neden olduğunu kanıtlamadığını vurguluyor.[1][3]</p>

<p>Bununla birlikte farklı ülkelerde yürütülen çalışmaların ortak yönde sonuç vermesi, toplum genelinde sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesinin demans yükünü azaltabilecek en güçlü halk sağlığı stratejilerinden biri olarak değerlendiriliyor.[1][2]</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Stephan BCM, et al. Population-level interventions for dementia prevention: a systematic review. The Lancet Healthy Longevity. 2026. Makale No: 100869. DOI: 10.1016/S2666-7568(26)00053-X</p>

<p>[2] World Health Organization. Risk reduction of cognitive decline and dementia: WHO guidelines, second edition. World Health Organization. 2026.</p>

<p>[3] Livingston G, et al. Dementia prevention, intervention, and care: 2024 report of the Lancet standing Commission. The Lancet. 2024;404(10452):572-628. DOI: 10.1016/S0140-6736(24)01296-0</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/demans-vakalarinin-yarisi-onlenebilir-yasam-tarzi-degisikligi-beyni-koruyabilir</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 21:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6656.jpeg" type="image/jpeg" length="40140"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kâbuslar Sadece Kötü Rüya mı? Uzmanlardan Açıklama]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kabuslar-sadece-kotu-ruya-mi-uzmanlardan-aciklama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kabuslar-sadece-kotu-ruya-mi-uzmanlardan-aciklama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kâbuslar en sık beynin yoğun şekilde çalıştığı REM uykusunda görülüyor. Bilim insanları, stres ve duygusal süreçlerle ilişkili olabileceğini belirttiği bu rüyaların oluşum mekanizmasını araştırmaya devam ediyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kâbuslar yalnızca kötü rüyalar değil. Uyku uzmanlarına göre korkutucu rüyalar, beynin en aktif olduğu REM uykusunda ortaya çıkıyor ve duyguların işlenmesiyle yakından ilişkili olabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gece aniden korkuyla uyanmak birçok kişinin yaşadığı bir durum. Uzmanlara göre kâbuslar, beynin neredeyse uyanıklık kadar aktif çalıştığı REM (Hızlı Göz Hareketi) uykusu sırasında görülüyor. ABD’deki WebMD tarafından uyku tıbbı alanındaki güncel bilimsel veriler ışığında hazırlanan değerlendirme, kâbusların yalnızca “kötü rüya” olarak görülmemesi gerektiğini ortaya koyuyor. [1]</p>

<p>Kâbuslar en sık REM uykusunda ortaya çıkıyor</p>

<p>Uyku döngüsü boyunca birkaç kez yaşanan REM evresinde beyin; hafıza, öğrenme ve duygusal deneyimlerin işlenmesi için yoğun şekilde çalışıyor. Bu nedenle en canlı ve en gerçekçi rüyalar da bu dönemde görülüyor. Kâbuslar da çoğunlukla REM uykusunda ortaya çıkıyor ve kişiyi ani bir korku hissiyle uyandırabiliyor. [1][2]</p>

<p>Stres ve kaygı kâbus riskini artırabiliyor</p>

<p>Bilimsel veriler; yoğun stres, anksiyete, travmatik yaşantılar, düzensiz uyku ve bazı ilaçların kâbus görülme olasılığını artırabileceğini gösteriyor. Özellikle travma sonrası stres bozukluğu yaşayan kişilerde tekrarlayan kâbusların daha sık görüldüğü bildiriliyor. [1][3]</p>

<p>Her kâbus hastalık anlamına gelmiyor</p>

<p>Uzmanlar, zaman zaman görülen kâbusların yaşamın doğal bir parçası olabileceğini belirtiyor. Ancak haftada birkaç kez tekrarlayan, kişinin uykusunu bozan veya gündüz yaşamını etkileyen kâbusların altta yatan bir uyku bozukluğu ya da psikiyatrik durum açısından değerlendirilmesi gerekebileceği ifade ediliyor. [1][2]</p>

<p>Beyin duyguları işlerken kâbuslar oluşabiliyor</p>

<p>Araştırmacılar, REM uykusunda beynin gün içinde yaşanan olayları ve duygusal deneyimleri yeniden işlediğini düşünüyor. Kâbusların bu sürecin bir parçası olabileceği öne sürülse de, neden bazı insanların daha sık kâbus gördüğü sorusu henüz kesin olarak yanıtlanabilmiş değil. [2][3]</p>

<p>Kâbusların oluşum mekanizması üzerine araştırmalar sürerken, bilim insanları kaliteli ve düzenli uykunun hem fiziksel hem de ruhsal sağlık açısından temel öneme sahip olduğu konusunda görüş birliği içinde bulunuyor. [1][2]</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] WebMD Editorial Team. Dreams: Types, Theories, and Sleep Benefits. WebMD. Tıbbi inceleme, 2024.</p>

<p>[2] American Academy of Sleep Medicine. REM Sleep, Dreaming and Nightmare Disorders. 2024.</p>

<p>[3] National Institute of Neurological Disorders and Stroke. Brain Basics: Understanding Sleep. NIH. 2024.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>RUH SAĞLIĞI</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kabuslar-sadece-kotu-ruya-mi-uzmanlardan-aciklama</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 21:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6655.jpeg" type="image/jpeg" length="41204"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’tan Dušan Vlahović İçin Dev Teklif! Maaş Detayı Ortaya Çıktı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktastan-dusan-vlahovic-icin-dev-teklif-maas-detayi-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/besiktastan-dusan-vlahovic-icin-dev-teklif-maas-detayi-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın dünyaca ünlü golcü Dušan Vlahović için yaptığı teklifin ayrıntıları ortaya çıktı. Siyah-beyazlıların Sırp yıldız için yıllık 13,5 milyon avroluk sözleşme önerdiği iddia edilirken, transfer görüşmelerinde yeni bir aşamaya geçildiği öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yeni sezon öncesinde kadrosuna yıldız bir santrfor kazandırmak isteyen Beşiktaş’ta, Dušan Vlahović transferiyle ilgili dikkat çeken gelişmeler yaşanıyor. İtalyan basınında yer alan haberlere göre siyah-beyazlı yönetim, Sırp golcü için resmi teklifini iletti.</p>

<p>Haberlere göre Beşiktaş, 26 yaşındaki santrfora yıllık 13,5 milyon avro kazanacağı üç yıllık bir sözleşme önerdi. Oyuncu cephesinin teklifi değerlendirmeye aldığı ve taraflar arasındaki görüşmelerin sürdüğü belirtildi.</p>

<p>Transfer dosyasındaki bir diğer dikkat çekici iddia ise Vlahović’in menajeri Darko Ristić’in görüşmeleri ilerletmek amacıyla İstanbul’a gelmeye hazırlandığı yönünde oldu. Ancak bu bilgi henüz bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmış değil.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kariyerinde Partizan ve Juventus formaları giyen, Avrupa futbolunun önemli golcüleri arasında gösterilen Vlahović’in serbest oyuncu konumunda bulunması, transfer yarışını daha da hareketlendirmiş durumda. Beşiktaş’ın yanı sıra Avrupa’nın farklı kulüplerinin de oyuncunun durumunu yakından takip ettiği ifade ediliyor.</p>

<p>Siyah-beyazlı yönetimin yeni sezonda hücum hattına üst düzey bir golcü kazandırmayı hedeflediği bilinirken, Vlahović ismi bu planlamanın en dikkat çekici adaylarından biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Öte yandan transfer sürecine ilişkin Beşiktaş Kulübü veya oyuncu cephesinden resmi bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle görüşmelerin sürdüğü iddiaları, resmi doğrulama gelene kadar transfer kulisi niteliğini koruyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktastan-dusan-vlahovic-icin-dev-teklif-maas-detayi-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/futbol-kulis/i-m-g-5659.jpeg" type="image/jpeg" length="31294"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yunanistan Açlıktan Kırılırken Ege’yi Aşan Kurtuluş Vapuru]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/yunanistan-acliktan-kirilirken-egeyi-asan-kurtulus-vapuru</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/yunanistan-acliktan-kirilirken-egeyi-asan-kurtulus-vapuru" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İkinci Dünya Savaşı sırasında işgal, abluka ve karaborsa Yunanistan’ı büyük bir açlığa sürükledi. Türkiye de ekmeği karneyle dağıtıyor ve ağır ekonomik sıkıntılarla mücadele ediyordu. Buna rağmen İstanbul’dan Pire’ye hareket eden Kurtuluş Vapuru; fasulye, nohut, patates, yumurta, çocuk gıdaları ve çeşitli yardım malzemeleri taşıyarak Ege’nin iki yakası arasında bir insanlık köprüsü kurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Takvimler 1941 yılını gösteriyordu.</p>

<p>Avrupa’nın büyük bölümü savaşın içindeydi. Ordular ülkeleri, savaş uçakları şehirleri, deniz ablukaları ise insanların sofralarını kuşatıyordu.</p>

<p>Yunanistan, 1940 yılında İtalya’nın saldırısına karşı savaşa girmiş; Nisan 1941’de Alman ordusunun ülkeyi işgal etmesinin ardından Almanya, İtalya ve Bulgaristan’ın denetimindeki işgal bölgelerine ayrılmıştı.</p>

<p>İşgal kuvvetlerinin tarım ürünlerine ve ulaşım imkânlarına el koyması, üretimin gerilemesi, ticaret yollarının kesilmesi, fiyatların hızla yükselmesi ve karaborsanın yaygınlaşması halkın temel gıdalara ulaşmasını güçleştirdi. İngiliz deniz ablukası da ülkeye dışarıdan gıda taşınmasını sınırlıyordu.</p>

<p>Özellikle 1941-1942 kışı, Yunan halkının hafızasına <strong>“Büyük Açlık”</strong> olarak kazındı.</p>

<p>Atina ve Pire sokaklarında açlıktan güçsüz düşen insanlar görülüyor, çocuklar aşevlerinin önünde ellerindeki küçük kaplarla bekliyor, hayatını kaybedenlerin cenazeleri kaldırılmakta güçlük çekiliyordu.</p>

<p>Açlık ve açlığa bağlı hastalıklar nedeniyle ölenlerin kesin sayısı konusunda araştırmacılar arasında görüş birliği bulunmamakla birlikte, bazı çalışmalarda can kaybının yüz binlerle ifade edildiği görülmektedir.</p>

<h2>Komşudan Yükselen Yardım Çağrısı</h2>

<p>Yunanistan’daki açlığın boyutlarını gösteren haberler kısa sürede Türkiye’ye de ulaştı.</p>

<p>Gazeteler Atina’dan gelen gelişmeleri yayımlıyor, diplomatik temsilcilikler ve yardım kuruluşları felaketin hafifletilmesi için girişimlerde bulunuyordu.</p>

<p>Ancak yardımın Yunanistan’a ulaştırılması kolay değildi. Akdeniz ve Ege Denizi savaş bölgesiydi. Bir yardım gemisinin hareket edebilmesi için İngiliz, Alman ve İtalyan makamlarından güvence alınması; sefer tarihi, rota ve taşınacak yük konusunda tarafların onay vermesi gerekiyordu.</p>

<p>İngiltere ile Türkiye arasında yürütülen görüşmeler sonucunda “Türk Yardım Planı” adı verilen çok taraflı bir yardım organizasyonu oluşturuldu.</p>

<p>Yardım malzemelerinin önemli bir bölümü İngiltere ve ABD tarafından sağlanan finansmanla Türkiye’den satın alınıyordu. Türkiye ise savaş yıllarında ihracatı sınırlandırılan ürünlerin gönderilmesine izin veriyor, gemi ve lojistik imkân sağlıyor, diplomatik görüşmeleri yürütüyor ve Kızılay aracılığıyla doğrudan yardımlarda bulunuyordu.</p>

<p>Türkiye’de yaşayan Rum vatandaşlar ile farklı yardım kuruluşları da Yunanistan’daki ihtiyaç sahipleri ve yakınları için gıda, giyecek ve çeşitli ihtiyaç malzemeleri hazırlıyordu.</p>

<p>Dolayısıyla Türkiye yalnızca ürünlerin geçtiği bir güzergâh değildi. Gemilerin hazırlanmasından izinlerin alınmasına, ürünlerin temininden yüklemenin yapılmasına kadar yardım zincirinin önemli halkalarından birini oluşturuyordu.</p>

<p>Yardımları taşıyacak gemi bulunduğunda adı, yaşanmakta olan dramla neredeyse kaderin bir cilvesi gibi örtüşüyordu:</p>

<p><strong>Kurtuluş.</strong></p>

<h2>Yaşlı Bir Yük Gemisi İnsanlığın Hizmetinde</h2>

<p>Kurtuluş, genç ve modern bir gemi değildi.</p>

<p>1880’li yıllarda İngiltere’de inşa edilen eski bir buharlı yük gemisiydi. İlk adı <i>Euripides</i> olan gemi, yıllar içinde farklı şirket ve ülkelerin idaresinde çalışmış; Türk armatörler tarafından satın alındıktan sonra Teşvikiye, Bülent ve son olarak Kurtuluş adlarını almıştı.</p>

<p>Savaş şartlarında uygun gemi bulmakta zorlanan Türk makamları, Kurtuluş’u yardım seferlerinde kullanmaya karar verdi.</p>

<p>Gemiye havadan ve denizden kolaylıkla görülebilecek büyük Kızılay işaretleri yerleştirildi. Çünkü Ege’de yanlış bir değerlendirme, bir denizaltı saldırısı veya hava bombardımanı, yardım gemisini birkaç dakika içinde savaşın kurbanlarından biri hâline getirebilirdi.</p>

<p>Kurtuluş’un rotası da yalnızca kaptanın veya Türk makamlarının kararıyla belirlenemiyordu. Geminin hareket tarihi ve izleyeceği güzergâh İngiltere, Almanya ve İtalya’dan alınacak güvencelere bağlıydı. Taraflardan birinin izninin gecikmesi bile seferin ertelenmesine yol açabiliyordu.</p>

<p>Bütün bu güçlük ve tehlikelere rağmen hazırlıklar tamamlandı.</p>

<h2>İlk Sefer: İstanbul’dan Pire’ye Umut Taşındı</h2>

<p>Kurtuluş Vapuru, ilk yardım seferine <strong>13 Ekim 1941’de</strong> İstanbul’dan çıktı.</p>

<p>Yaklaşık 1.100 tonluk yükte fasulye ve pirincin yanı sıra çocuklar için süt tozu, pirinç unu ve çeşitli yardım kuruluşlarının hazırladığı koliler bulunuyordu.</p>

<p>Gemi Pire Limanı’na ulaştığında yük, uluslararası yardım kuruluşları ile yerel görevlilerin gözetiminde teslim edildi.</p>

<p>Kurtuluş, 27 Ekim’de ikinci kez Pire’ye doğru hareket etti. Bu seferde fasulye, nohut, mercimek, yumurta, soğan ve lakerda başta olmak üzere yaklaşık 2.500 ton yardım malzemesi taşındı. Yükün içinde İngiliz Kızılhaçı ve diğer yardım kuruluşları tarafından sağlanan ürünler de bulunuyordu.</p>

<p>Bunlar sıradan birer ticari yük değildi.</p>

<p>Bir çuval fasulye, günlerdir sıcak yemek yiyemeyen aileler için hayatta kalma ihtimaliydi.</p>

<p>Bir kasa yumurta, gelişimi duran çocuklar için değerli bir besin kaynağıydı.</p>

<p>Bir paket süt tozu, yeterince beslenemediği için sütü kesilen bir annenin bebeğiyle yaşam arasındaki son bağ olabilirdi.</p>

<p>Türkiye’de yaşayan Rum vatandaşlara da Yunanistan’daki yakınlarına sınırlı miktarda yardım paketi gönderme izni verildi. Ailelerin hazırladığı kolilerde kuru gıdalardan giysilere ve günlük ihtiyaç malzemelerine kadar pek çok ürün bulunuyordu.</p>

<p>Böylece Kurtuluş’un ambarlarına yalnızca devletlerin ve kurumların yardımları değil, İstanbul’dan Atina’ya ve Pire’ye uzanan aile bağlarının sessiz yükü de yerleştiriliyordu.</p>

<h2>Her Seferde Yeni Bir Hayat Mücadelesi</h2>

<p>Kurtuluş’un üçüncü seferi 24 Kasım 1941’de gerçekleştirildi.</p>

<p>Bu seferde yaklaşık 298 ton soğan, 160 tonu aşkın patates, 582 ton nohut, 393 ton fasulye, 80 ton yumurta ve 90 fıçı tuzlu balık taşındı.</p>

<p>Dördüncü sefer 12 Aralık’ta başladı. Kuru fasulye, nohut, soğan, patates, lakerda ve yumurtanın yanında Türkiye’de yaşayan kişilerin yakınları için hazırladığı koliler de gemiye yüklendi.</p>

<p>Pire’ye indirilen gıdalar özellikle Atina ve Pire’deki aşevlerine, hastanelere, yetimhanelere ve yardım kurumlarına dağıtılıyordu. Kaynaklarda, bu yardımlardan yararlanan aşevlerinin yüz binlerce kişiye yemek ulaştırdığı aktarılmaktadır.</p>

<p>Ancak Kurtuluş’un taşıdığı yük, Yunanistan’daki açlığı bütünüyle sona erdirebilecek büyüklükte değildi. Milyonlarca insanın yaşadığı bir ülkede birkaç bin tonluk yardım, büyük felaketin yalnızca küçük bir bölümünü hafifletebilirdi.</p>

<p>Yine de o günlerde bir tas çorbanın bile yaşamla ölüm arasındaki sınırı belirleyebildiği düşünüldüğünde, yardımın değeri yalnızca tonlarla ölçülemezdi.</p>

<h2>Yumurta Sandıklarıyla İlgili Sarsıcı Anlatı</h2>

<p>Yunanistan’daki durumun vahametini ortaya koyan en çarpıcı anlatılardan biri, gönderilen yumurtaların boş sandıklarıyla ilgilidir.</p>

<p>Dönemin Türk basınına yansıyan ve Falih Rıfkı Atay’ın bir yazısında aktarılan bilgiye göre Türk tarafı, yeni yardım seferlerinde tekrar kullanılabilmesi amacıyla boş yumurta sandıklarının geri gönderilmesini istemişti.</p>

<p>Yunanistan’dan verildiği aktarılan cevap ise açlığın ulaştığı noktayı bütün çıplaklığıyla gösteriyordu:</p>

<p>Her gün çok sayıda insan hayatını kaybediyor, cenazelerin konulacağı tabutlar bulunamıyordu. Bu nedenle bazı yumurta sandıklarının tabut olarak kullanıldığı belirtiliyordu.</p>

<p>Bu anlatı, dönemin basın kaynaklarına dayanmaktadır. Bununla birlikte savaşın ve açlığın günlük hayatta meydana getirdiği yıkımı göstermesi bakımından son derece çarpıcıdır.</p>

<p>Kurtuluş yalnızca gıda taşımıyordu.</p>

<p>Bir ülkenin ölümle kurduğu çaresiz mücadeleye de tanıklık ediyordu.</p>

<h2>Türkiye de Bolluk İçinde Değildi</h2>

<p>Yardımın tarihsel değerini artıran önemli unsurlardan biri, Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlardı.</p>

<p>Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na fiilen katılmamıştı ancak olası bir saldırıya karşı yüz binlerce kişi silah altına alınmıştı. Çalışabilir nüfusun önemli bir bölümünün orduda bulunması üretimi azaltmış, taşıma ve dağıtım imkânları zorlaşmış, temel tüketim maddelerinin fiyatları yükselmişti.</p>

<p>İstanbul’da <strong>13 Ocak 1941’den itibaren ekmek karneyle dağıtılmaya başlanmıştı.</strong></p>

<p>Türkiye, kendi vatandaşına ekmeği sınırlı miktarda verebildiği bir dönemde komşusuna fasulye, nohut, patates, yumurta, balık ve çocuk gıdaları gönderilmesine imkân sağlıyordu.</p>

<p>Yardımlarda kullanılan ürünlerin tamamı Türk devletinin bağışı değildi. Ürünlerin önemli bir kısmı İngiltere ve ABD’nin sağladığı finansmanla Türkiye’den satın alınmıştı. Ancak kıtlığın ve savaş ekonomisinin yaşandığı bir dönemde bu ürünlerin ihracına izin verilmesi, gemi ve personel tahsis edilmesi ve Kızılay eliyle doğrudan yardımlar yapılması önemli bir insani ve siyasi tercihti.</p>

<p>Kurtuluş’un hikâyesi, yalnızca zengin bir ülkenin elindeki fazlayı paylaşmasının hikâyesi değildi.</p>

<p><strong>Kendi imkânları sınırlı olan bir ülkenin, komşusunun açlığı karşısında sınırlarını ve limanlarını insanlık adına açmasının hikâyesiydi.</strong></p>

<h2>Kurtuluş’un Son Seferi</h2>

<p>Kurtuluş Vapuru, tamamladığı beş seferde binlerce ton yardım malzemesini Pire’ye ulaştırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynaklardaki miktarlar arasında bazı farklılıklar bulunmakla birlikte, akademik çalışmalarda geminin beş başarılı seferde toplam yaklaşık <strong>6.735 ton</strong> ürün taşıdığı belirtilmektedir.</p>

<p>Ocak 1942’de Kurtuluş, altıncı seferi için yeniden hazırlandı.</p>

<p>Gemi, yaklaşık 1.800 ton gıda maddesinin yanı sıra yüzlerce kişisel yardım kolisi ve paketle <strong>19 Ocak 1942 akşamı</strong> İstanbul’dan ayrıldı.</p>

<p>Hava şartları ağırdı. Kurtuluş, <strong>20 Ocak sabahı</strong> Marmara Adası’nın kuzeyindeki kayalıklara oturdu.</p>

<p>Mürettebat gemiyi kurtarmak için çaba gösterdi ancak ağır deniz şartları ve gövdede meydana gelen hasar nedeniyle Kurtuluş battı.</p>

<p>Gemide bulunan 34 kişi kurtarıldı. Ancak Yunanistan’a götürülmek üzere yüklenen gıda maddeleri ile yardım kolileri denize gömüldü.</p>

<p>Kurtuluş’un battığı haberi yalnızca Türkiye’de değil, Yunanistan’da da büyük üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Çünkü batan, Yunan halkı için sadece yaşlı bir yük gemisi değildi. Soğuk ve açlık içindeki insanlara İstanbul’dan yiyecek getiren, Pire Limanı’nda göründüğünde yeniden umut doğuran bir gemiydi.</p>

<h2>Yardım Seferleri Durmadı</h2>

<p>Kurtuluş’un batmasıyla Türkiye’den Yunanistan’a yapılan yardımlar sona ermedi.</p>

<p>Bu kez <strong>Dumlupınar Vapuru</strong> görevlendirildi.</p>

<p>Dumlupınar, Şubat 1942’de 900 ton fasulye ve 500 ton patates başta olmak üzere çeşitli yardım malzemeleriyle hazırlandı. Gemi, 26 Şubat’ta yaklaşık 2.057 ton gıdayı Yunanistan’a ulaştırdı.</p>

<p>Mart, Nisan, Haziran ve Temmuz aylarında gerçekleştirilen yeni seferlerde kuru sebze, yumurta, kuru meyve, zeytin, balık ve farklı temel gıda maddeleri taşındı.</p>

<p>Böylece Kurtuluş’un kurduğu yardım köprüsü başka gemilerle devam ettirildi.</p>

<h2>Ege’yi Ayıran Değil Birleştiren Bir Gemi</h2>

<p>Türkiye ile Yunanistan’ın yakın tarihinde savaşlar, göçler, mübadeleler, siyasi gerilimler ve karşılıklı acılar bulunmaktadır.</p>

<p>Kurtuluş Vapuru ise bu zor tarihin içindeki farklı bir sayfayı temsil eder.</p>

<p>Türk ve Yunan halklarının henüz birkaç on yıl önce birbirleriyle savaşmış olması, 1941’de açlık karşısında gösterilen dayanışmayı engellemedi.</p>

<p>Türkiye’nin gönderdiği veya Türkiye’den temin edilerek taşınmasına imkân sağladığı yardımlar savaşın kaderini değiştirmedi. Yunanistan’daki büyük açlığı tek başına sona erdirmesi de mümkün değildi.</p>

<p>Fakat yüz binlerce insanın yiyecek aradığı günlerde Pire’ye ulaşan her çuval, her koli ve her gıda paketi, birilerinin biraz daha hayatta kalmasına katkı sağladı.</p>

<p>Kurtuluş Vapuru bugün Marmara Denizi’nin derinliklerinde yatıyor.</p>

<p>Fakat onun gerçek mirası denizin dibindeki gövdesi değildir.</p>

<p>Gerçek mirası, devletler arasındaki sorunların halklar arasındaki merhameti ortadan kaldırmak zorunda olmadığını göstermesidir.</p>

<p>Çünkü bazı gemiler yalnızca yük taşımaz.</p>

<p>Bazıları hafızayı, vicdanı ve insanlığı bir kıyıdan diğerine taşır.</p>

<p><strong>Kurtuluş da onlardan biriydi.</strong></p>

<h3>Kaynaklar</h3>

<p>Çağla Derya Tağmat, “Yunanistan’da Büyük Açlık ve Ege’de Yardım Köprüsü: Kurtuluş ve Dumlupınar Vapurları (1941-1942)”; Bülent Bakar, “Zor Zamanlarda İyi Komşuluk Örneği: İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye’den Yunanistan’a Yapılan Yardımlar”; Atatürk Ansiklopedisi, “Kurtuluş Vapuru”; Atatürk Araştırma Merkezi yayınları; Uluslararası Kızılhaç Komitesi tarih ve görsel arşivleri; Violetta Hionidou, <i>Famine and Death in Occupied Greece, 1941-1944</i>.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>TARİH</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/yunanistan-acliktan-kirilirken-egeyi-asan-kurtulus-vapuru</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 20:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6651.jpeg" type="image/jpeg" length="83244"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Premier Lig’den Trabzonspor’un yıldızına bir talip daha]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/premier-ligden-trabzonsporun-yildizina-bir-talip-daha</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/premier-ligden-trabzonsporun-yildizina-bir-talip-daha" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un savunmadaki yükselen isimlerinden Chibuike Nwaiwu için İngiltere’den yeni bir transfer iddiası ortaya atıldı. İngiliz basınında yer alan kulislere göre Crystal Palace, Nijeryalı savunmacıyı transfer listesine ekledi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Crystal Palace devreye girdi</p>

<p>Yeni sezon öncesinde savunma hattını güçlendirmek isteyen Crystal Palace’ın, Trabzonspor forması giyen Chibuike Nwaiwu’yu yakından takip ettiği öne sürüldü.</p>

<p>İngiltere’de kulüp çevresini takip eden yerel kaynaklara göre Premier Lig ekibi, olası stoper transferi için hazırladığı kısa listede Nijeryalı futbolcuya da yer verdi.</p>

<p>Haberde, Crystal Palace’ın savunmadan ayrılması beklenen isimlerin durumuna göre Nwaiwu için resmî adım atabileceği ifade edildi.</p>

<p>Premier Lig ilgisi büyüyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nwaiwu’nun adı daha önce de İngiltere’den Fulham ile anılmıştı.</p>

<p>Şimdi ise Crystal Palace’ın da oyuncuyu değerlendirmeye başlaması, Trabzonspor’un başarılı savunmacısına Premier Lig’deki ilginin arttığını gösteriyor.</p>

<p>Ancak şu aşamada Crystal Palace’ın Trabzonspor’a resmî teklif yaptığına veya kulüpler arasında görüşmelerin başladığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Çok yönlü yapısıyla dikkat çekiyor</p>

<p>Asıl mevkisi stoper olan Chibuike Nwaiwu, ihtiyaç halinde ön libero olarak da görev yapabiliyor.</p>

<p>Fizik gücü, hava toplarındaki etkinliği ve oyun kurulumuna yaptığı katkıyla dikkat çeken genç futbolcu, Avrupa kulüplerinin takip ettiği isimler arasında gösteriliyor.</p>

<p>Trabzonspor’un kararı merak ediliyor</p>

<p>Trabzonspor yönetiminin oyuncuya yönelik ilgiyi yakından takip ettiği belirtilirken, bordo-mavili kulübün ancak beklentilerini karşılayacak bir teklif gelmesi halinde değerlendirme yapacağı ifade ediliyor.</p>

<p>Kulüp veya oyuncu cephesinden transfer iddialarına ilişkin resmî bir açıklama ise henüz yapılmadı.</p>

<p>Bu nedenle Crystal Palace bağlantısı, şu aşamada yabancı basına yansıyan güçlü bir transfer kulisi niteliğini taşıyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/premier-ligden-trabzonsporun-yildizina-bir-talip-daha</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 20:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6645.jpeg" type="image/jpeg" length="39399"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SBÜ Koordinasyonundaki HEALTH-AI Projesi Yapay Zekâ ile Sağlık Eğitiminde Uluslararası İş Birliğini Güçlendiriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/sbu-koordinasyonundaki-health-ai-projesi-yapay-zeka-ile-saglik-egitiminde-uluslararasi-is-birligini-guclendiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/sbu-koordinasyonundaki-health-ai-projesi-yapay-zeka-ile-saglik-egitiminde-uluslararasi-is-birligini-guclendiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi koordinasyonunda yürütülen Erasmus+ KA220 Higher Education kapsamındaki HEALTH-AI Projesi, sağlık alanında yapay zekâ okuryazarlığını artırmayı, etik ve güvenilir yapay zekâ kullanımını yaygınlaştırmayı ve uluslararası akademik iş birliklerini güçlendirmeyi hedefliyor. Proje kapsamında hazırlanan ilk haber bülteni de yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ), sağlık eğitiminde yapay zekâ temelli dönüşümü destekleyen uluslararası bir Erasmus+ projesine koordinatörlük yapıyor. “HEALTH-AI: Advancing Healthcare with Adaptive AI Training and a Collaboration Platform” başlıklı Erasmus+ KA220 Higher Education Projesi, farklı ülkelerden üniversiteleri ortak hedefler etrafında bir araya getiriyor.</p>

<p>Türkiye’den Çankaya Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesinin proje ortağı olarak yer aldığı girişimde; Norwegian University of Science and Technology (Norveç), Universum International College (Kosova), Escola Superior de Enfermagem do Porto (Portekiz) ve Università Ca’ Foscari Venezia (İtalya) da uluslararası ortaklar arasında bulunuyor.</p>

<p>Projede, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Gaziler Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Prof. Dr. Engin Koyuncu koordinatör olarak görev yaparken, Doç. Dr. Ayça Uran Şan, Ankara Bilkent Şehir Hastanesinden Prof. Dr. Yüksel Maraş, Çankaya Üniversitesinden Doç. Dr. Gül Tokdemir ile Öğr. Gör. Dr. Sevgi Koyuncu Tunç ve Hacettepe Üniversitesinden Doç. Dr. Önder İlgili de proje ekibinde yer alıyor.</p>

<p>2028 yılının Mart ayında tamamlanması planlanan proje; sağlık profesyonelleri ve öğrenciler arasında yapay zekâ okuryazarlığını geliştirmeyi, disiplinler arası iş birliğini güçlendirmeyi, sağlık hizmetlerinde etik ve hukuki çerçevede yapay zekâ kullanımını desteklemeyi amaçlıyor. Aynı zamanda Erasmus+ programının temel hedefleri doğrultusunda eğitim kalitesinin artırılması, uluslararası akademik iş birliklerinin güçlendirilmesi, kültürlerarası etkileşimin geliştirilmesi ve yenilikçi araştırmaların teşvik edilmesi de projenin öncelikleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Projenin yaygınlaştırma faaliyetleri kapsamında ise sağlık eğitiminde yapay zekâ uygulamalarına ilişkin farkındalığın artırılması ve proje çıktılarının daha geniş kitlelere ulaştırılması amacıyla düzenli haber bültenleri hazırlanacak. Bu kapsamda hazırlanan ilk haber bülteni de kamuoyuyla paylaşıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>HEALTH-AI Projesi, uluslararası akademik iş birliklerini güçlendirirken, yapay zekânın sağlık eğitimine güvenli, etik ve etkin biçimde entegrasyonuna katkı sunmayı hedefleyen önemli girişimlerden biri olarak öne çıkıyor.</p>

<p><img alt="HEALTH-AI Projesiyle Sağlık Eğitiminde Yapay Zekâ Dönemi Başlıyor-1" class="detail-photo img-fluid" height="1840" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6643.jpeg" width="1320" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/sbu-koordinasyonundaki-health-ai-projesi-yapay-zeka-ile-saglik-egitiminde-uluslararasi-is-birligini-guclendiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 20:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6644.jpeg" type="image/jpeg" length="49746"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Canlı Bakteri Ağlarından Programlanabilir Kuvvet Sensörü Geliştirildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/canli-bakteri-aglarindan-programlanabilir-kuvvet-sensoru-gelistirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/canli-bakteri-aglarindan-programlanabilir-kuvvet-sensoru-gelistirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Genetik olarak düzenlenen bakterilerin oluşturduğu ağları kullanan deneysel sensör, yüksek gerilme ve mekanik kesinti altında dikkat çekici sonuçlar verdi. Ancak sistem henüz laboratuvar aşamasında; biyogüvenliği, uzun süreli kullanım dayanıklılığı ve gerçek yaşam koşullarındaki performansı gösterilmiş değil.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çin’de Sun Yat-sen Üniversitesi öncülüğünde yürütülen bir araştırmada, genetik olarak düzenlenen bakterilerin birbirine bağlanmasıyla oluşan ağlardan programlanabilir bir kuvvet sensörü geliştirildi.</p>

<p>Nature Communications dergisinde 23 Temmuz 2026’da yayımlanan çalışmaya Güney Çin Teknoloji Üniversitesi, Tianjin Üniversitesi ile Huazhong Bilim ve Teknoloji Üniversitesinden araştırmacılar da katıldı.</p>

<p>Araştırmacılar sistemi, “yüzeyi mühendislikle değiştirilmiş mikrobiyal ağdan üretilen programlanabilir canlı kuvvet sensörü” olarak tanımladı.</p>

<h2>Sensörün algılayıcı katmanını bakteriler oluşturuyor</h2>

<p>Geleneksel kuvvet sensörlerinde metal, grafen, karbon nanotüp, iletken polimer veya yarı iletken malzemeler kullanılabiliyor. Yeni çalışmada ise kuvveti algılayan ve elektriksel sinyalin oluşmasına katkı sağlayan katman, yüzeyleri genetik yöntemlerle düzenlenmiş <i>Escherichia coli</i> bakterilerinden meydana getirildi.</p>

<p>Araştırmacılar bakterilerin yüzeyine, birbirini tanıyarak bağlanabilen farklı moleküler yapılar yerleştirdi. Bunlardan birinde C-tag ile bu yapıyı tanıyan ve “nanobody” olarak adlandırılan tek alanlı antikor parçası; diğerinde ise SpyCatcher ve SpyTag bağlanma sistemi kullanıldı.</p>

<p>Çalışmada bu bakteriyel ağlar sırasıyla Ag-Nb ve SC-ST olarak adlandırıldı.</p>

<p>Tek tek bakteri hücreleri, yüzeylerindeki bu moleküler yapılar aracılığıyla birbirlerine tutunarak makroskobik ölçekte bir mikrobiyal ağ oluşturdu. Yapılan ölçümlerde, mühendislikle oluşturulan tamamlayıcı hücre çiftleri arasındaki bağlanmanın, aynı yüzey yapısını taşıyan hücreler arasındaki bağlantıdan daha güçlü olduğu belirlendi.</p>

<p>Oluşturulan bakteri ağı lateks, silikon veya PVC gibi esnek tüplerin içine yerleştirildi. Tüpe kuvvet uygulandığında bakteriler arasındaki temas düzeni değişti ve bu değişim elektriksel direnç üzerinden ölçülebilir bir sinyale dönüştürüldü.</p>

<p>Böylece mikrobiyal ağ, sensörün hem iletken hem de kuvvete duyarlı bileşeni olarak görev yaptı.</p>

<p>Bununla birlikte sensörün tamamı canlı yapılardan oluşmuyor. Bakteriyel ağ sistemin canlı bileşenini; elastik tüp, bağlantılar ve elektronik ölçüm düzeneği ise cansız bileşenlerini oluşturuyor.</p>

<h2>“Programlanabilir” olması ne anlama geliyor?</h2>

<p>Çalışmadaki “programlanabilir” ifadesi, sensörün bir bilgisayar yazılımıyla programlanması anlamına gelmiyor.</p>

<p>Sistemin algılayabileceği kuvvet aralığı ve kuvvete verdiği elektriksel yanıt;</p>

<ul>
 <li>bakterilerin yüzeyinde kullanılan bağlanma çiftine,</li>
 <li>farklı bakteri ağlarının karışım oranına,</li>
 <li>bakterilerin yerleştirildiği tüpün malzemesine ve kalınlığına,</li>
 <li>tüpün katlanma biçimine,</li>
 <li>kuvvet uygulanan temas noktalarının sayısına</li>
</ul>

<p>göre değiştirilebildi.</p>

<p>Başka bir ifadeyle araştırmacılar, hem bakterilerin yüzey özelliklerini hem de sensörün fiziksel mimarisini değiştirerek farklı kuvvet aralıklarına uygun sistemler oluşturabildi.</p>

<p>Ek deneylerde yaklaşık 6 santimetre genişliğinde, 30 ve 50 temas noktasına sahip sensörler hazırlandı. Yaklaşık 93 kilogram ağırlığındaki bir kişinin sensöre basmasıyla meydana gelen direnç değişimi ölçüldü.</p>

<p>Elli temas noktalı sistemin, 30 temas noktalı sisteme göre daha güçlü bir elektriksel yanıt oluşturduğu bildirildi.</p>

<h2>Yüzde 800 uzamada sonuç kullanılan bakteri ağına göre değişti</h2>

<p>Esnek sensörlerde karşılaşılan önemli sorunlardan biri, cihazın gerilmesi veya bükülmesi sırasında elektriksel direncin, ölçülmek istenen kuvvetten bağımsız olarak değişebilmesi.</p>

<p>Bu durum özellikle giyilebilir cihazlarda, elektronik derilerde ve yumuşak robotlarda ölçüm hatalarına yol açabiliyor.</p>

<p>Araştırmacılar geliştirdikleri sensörleri, çalışmada yüzde 800 uzama olarak raporlanan yoğun gerilme koşulu altında test etti. Ancak elde edilen sonuçlar kullanılan bakteriyel ağa göre farklılık gösterdi.</p>

<p>SC-ST ağıyla hazırlanan sensörün elektriksel direncindeki artış yaklaşık yüzde 30 ile sınırlı kaldı. Buna karşılık Ag-Nb ağı kullanılan sensörde direnç artışı yaklaşık yüzde 500’e, iki ağın birlikte kullanıldığı sistemde ise yaklaşık yüzde 200’e ulaştı.</p>

<p>Dolayısıyla yüzde 800 uzama altında bildirilen yaklaşık yüzde 30’luk direnç artışı, geliştirilen bütün sensörlerin ortak özelliği değil; özellikle SC-ST ağıyla hazırlanan sensöre ait bir sonuç.</p>

<p>Bu bulgu, SC-ST sisteminin yoğun gerilme altında elektriksel direncini diğer ağlara göre daha kararlı biçimde koruyabildiğini gösteriyor. Ancak deney, sensörün bütün mekanik koşullarda aynı doğrulukla çalıştığı veya günlük kullanıma hazır olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<h2>Mekanik kesintiden sonra yeniden bağlantı kurdu</h2>

<p>Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri, bakteri ağının mekanik olarak kesintiye uğratılmasından sonra elektriksel sinyalin yeniden oluşabilmesi oldu.</p>

<p>Toparlanma süresi kullanılan yüzey bağlantı sistemine göre değişti.</p>

<p>Ag-Nb ağıyla hazırlanan sensör, bakteri ağı tamamen kesintiye uğratıldıktan sonra başlangıçtaki direnç düzeyinin yüzde 99’una yaklaşık 39 milisaniyede ulaştı.</p>

<p>SC-ST ağı kullanılan sensörde ise sinyalin yüzde 90 oranında toparlanması yaklaşık 90 milisaniyede gerçekleşirken, yüzde 99 düzeyindeki toparlanmanın yaklaşık 195 saniye sürdüğü bildirildi.</p>

<p>Tekrarlanan kesinti deneylerinde Ag-Nb sensörü sinyalini tamamen geri kazanırken, SC-ST sensöründe küçük bir performans kaybı görüldü.</p>

<p>Bu sonuç, bakterilerin çoğalarak “yaralarını iyileştirdiği” anlamına gelmiyor. Hızlı toparlanma; elastik tüp içinde yeniden temas eden bakteri hücrelerinin yüzeylerindeki moleküler bağların tekrar kurulmasıyla açıklanıyor.</p>

<p>Bu nedenle sistem için “kendi kendini iyileştiren sensör” yerine, “mekanik kesintiden sonra yeniden bağlantı kurabilen sensör” tanımı daha doğru.</p>

<p>Araştırmacılar, karşılaştırma amacıyla kullanılan grafen tabanlı sensörün kırılma sonrasında benzer bir toparlanma göstermediğini bildirdi. Ancak bu sonuç belirli laboratuvar koşullarına ait olduğundan bütün grafen sensörlerine genellenemez.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Akıllı eldiven ve elektronik deriyle denendi</h2>

<p>Araştırmacılar sensörü çeşitli insan–makine arayüzü gösterimlerinde kullandı.</p>

<p>Sensör bilek eklemi üzerine yerleştirildiğinde, eklemin bükülmesi sırasında oluşan elektriksel değişiklikleri algılayabildi. SC-ST ağının gerilmeye daha az duyarlı olması, hareket sırasında gerilmeden kaynaklanan istenmeyen sinyallerin azaltılmasına katkı sağladı.</p>

<p>Çalışmada beş sensörün yerleştirildiği deneysel bir eldiven de hazırlandı. Eldiven, nesnelerin kavranması sırasında parmaklarda oluşan kuvvet değişikliklerini kaydetmek ve farklı olgunluk düzeylerindeki muzların sertliklerini ayırt etmek amacıyla kullanıldı.</p>

<p>Sistem ayrıca elektronik deri benzeri bir düzenekte parmakla dokunma, avuçla vurma ve yumruk etkisi gibi farklı mekanik uyaranlara karşı test edildi.</p>

<p>Bir başka deneyde kuvvet değişiklikleri önce elektriksel sinyale, ardından ses sinyaline dönüştürüldü. Böylece mikrobiyal sensörün deneysel bir ses aktarım sisteminde kullanılabileceği gösterildi.</p>

<p>Bu uygulamalar klinik veya ticari ürün denemeleri değil; teknolojinin olası kullanım alanlarını göstermek amacıyla gerçekleştirilen laboratuvar gösterimleridir.</p>

<h2>Sıcaklık sensör yanıtını etkiledi</h2>

<p>Sensörün sıcaklığa verdiği yanıt 4, 25, 37, 42 ve 50 santigrat derecede değerlendirildi.</p>

<p>Sensörün normalize edilmiş direnç yanıtı 25 ve 37 santigrat derecede benzer bulunurken; 4, 42 ve özellikle 50 santigrat derecede daha düşük ölçüldü.</p>

<p>Bu sonuç, bakteriyel ağın elektriksel kuvvet yanıtının sıcaklıktan tamamen bağımsız olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Bununla birlikte belirli laboratuvar sıcaklıklarında yapılan bu deneyler; günlük yaşamda görülebilecek ani sıcaklık değişimlerini, nem kaybını, çevresel kirleticileri veya uzun süreli saha koşullarını bütünüyle temsil etmiyor.</p>

<h2>Bakteri karışımları dokuz aya kadar saklandı</h2>

<p>Çalışmadaki dokuz aylık değerlendirme, aynı sensörün dokuz ay boyunca kesintisiz çalıştırıldığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Araştırmacılar bakteri karışımlarını 4 santigrat derecede sakladı ve 0, 1, 2, 3, 6 ve 9. aylarda bu karışımlardan yeni sensörler hazırlayarak elektriksel yanıtlarını ölçtü.</p>

<p>Maksimum normalize edilmiş direnç yanıtı ilk üç ayda büyük ölçüde korunurken, başlangıç değerine göre altıncı ayda yaklaşık yüzde 7, dokuzuncu ayda ise yaklaşık yüzde 10 daha düşük ölçüldü.</p>

<p>Bu bulgu, uygun soğuk saklama koşullarında bakteriyel malzemenin belirli bir süre işlevini koruyabileceğine işaret ediyor. Ancak hazırlanmış bir sensörün vücut üzerinde, oda sıcaklığında veya açık çevrede dokuz ay boyunca çalışabileceğini göstermiyor.</p>

<h2>Biyogüvenlik önemli bir soru</h2>

<p>Genetik olarak değiştirilmiş canlı mikroorganizmaların elektronik cihazlarda kullanılması, biyogüvenlik açısından özel önlemler gerektiriyor.</p>

<p>Çalışmada bakteri ağları elastik tüplerin içinde kapalı tutuldu. Ancak gelecekte geliştirilebilecek ürünlerde tüplerin sızdırmazlığı, bakterilerin çevreye çıkmasını önleyecek fiziksel ve biyolojik güvenlik mekanizmaları, mikroorganizmaların genetik kararlılığı ve kullanım ömrü sonunda uygulanacak imha yöntemleri ayrıntılı biçimde değerlendirilmek zorunda.</p>

<p>İnsan bedeniyle temas eden kısa süreli gösterimler yapılmış olsa da sistematik insan araştırması, uzun süreli giyilebilir kullanım testi veya kapsamlı biyogüvenlik değerlendirmesi gerçekleştirilmedi.</p>

<p>Sensörün seri üretilebilirliği, farklı çevrelerdeki ölçüm doğruluğu, tekrarlanan mekanik yükler altındaki dayanıklılığı ve insanlarla sürekli temas hâlinde kullanılmasının güvenliği de henüz ortaya konmuş değil.</p>

<p>Buna rağmen araştırma, canlı hücrelerin yalnızca biyolojik madde üretmek veya kimyasal sinyalleri algılamak için değil, elektronik bir cihazın doğrudan işlevsel parçası olarak da tasarlanabileceğini göstermesi bakımından dikkat çekiyor.</p>

<p>Araştırmacılar sistemin gelecekte insan–makine arayüzleri, elektronik deriler, yumuşak robotlar, giyilebilir cihazlar ve yoğun mekanik gerilmenin görüldüğü ortamlar açısından araştırılabileceğini değerlendiriyor.</p>

<h3>Editörün notu</h3>

<p>Bu sistem, hastalıkları veya insan vücudundaki biyolojik maddeleri tespit eden klinik bir “bakteri sensörü” değildir. Genetik olarak düzenlenen bakterilerden oluşturulan ağın mekanik kuvveti elektriksel sinyale çevirdiği deneysel bir malzeme ve cihaz platformudur.</p>

<p>İnsan bedeniyle temas eden kısa süreli gösterimler yapılmış olsa da sensörün uzun süreli ve güvenli insan kullanımına uygun olduğu gösterilmemiştir. Çalışmanın sonuçları kullanıma hazır bir tıbbi cihaz, ticari ürün veya giyilebilir teknoloji olarak değerlendirilmemelidir.</p>

<p><strong>Çalışma düzeyi:</strong> Sentetik biyoloji, biyomalzeme ve biyomühendislik laboratuvar araştırması.</p>

<p><strong>Temel sınırlılık:</strong> Deneysel prototip aşamasında olması; kapsamlı biyogüvenlik, uzun süreli insan kullanımı, saha dayanıklılığı, standardizasyon ve seri üretim verilerinin bulunmaması.</p>

<h3>Yayın notu</h3>

<p>Makale, Nature Communications tarafından son editoryal düzenlemeleri tamamlanmadan erken erişime açılan sürümdür. Nihai sürümde küçük düzeltmeler yapılabilir.</p>

<h3>Kaynaklar</h3>

<ol>
 <li>Shi S, Wang C, Feng Q ve arkadaşları. <i>A programmable living force sensor fabricated with surface engineered microbial network.</i> Nature Communications. 23 Temmuz 2026. DOI: 10.1038/s41467-026-75944-3.</li>
 <li>Çalışmanın ek yöntem, deney ve performans verileri: Nature Communications Supplementary Information.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/canli-bakteri-aglarindan-programlanabilir-kuvvet-sensoru-gelistirildi</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 19:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2025/12/i-m-g-7473.jpeg" type="image/jpeg" length="20185"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="12358"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="84167"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="20846"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="74998"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="97122"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="98470"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
