<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 19 Aug 2026 02:37:36 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’ın istediği Ghedjemis kararını verdi: Monaco öne geçti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktasin-istedigi-ghedjemis-kararini-verdi-monaco-one-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/besiktasin-istedigi-ghedjemis-kararini-verdi-monaco-one-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın transfer gündeminde yer aldığı belirtilen Farès Ghedjemis için Fransa’dan kritik bir gelişme geldi. Cezayir basınında yer alan habere göre 23 yaşındaki kanat oyuncusu, Monaco ile 5 yıllık sözleşme konusunda prensip anlaşmasına vardı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Monaco’nun Frosinone ile yaklaşık 10 milyon euro seviyesinde anlaşmaya yaklaştığı öne sürülürken, transfer henüz resmen açıklanmadı.</p>

<p>Beşiktaş’a Ghedjemis transferinde Monaco engeli: 5 yıllık anlaşma iddiası</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beşiktaş’ın hücum hattını güçlendirmek amacıyla gündemine aldığı öne sürülen Farès Ghedjemis transferinde Monaco öne geçti. Cezayir basınından DZfoot’un haberine göre genç futbolcu, Fransız ekibiyle 5 yıllık sözleşme konusunda prensip anlaşmasına vardı.</p>

<p>Haberde Monaco’nun, Ghedjemis’in kulübü Frosinone ile yürüttüğü bonservis görüşmelerinde de sona yaklaştığı belirtildi. Tarafların yaklaşık 10 milyon euro seviyesinde bir anlaşma üzerinde çalıştığı öne sürüldü.</p>

<p>Ghedjemis tercihini Monaco’dan yana kullandı iddiası</p>

<p>Transfer yarışında Beşiktaş’ın da ciddi şekilde devrede olduğu bir süredir Avrupa ve Cezayir basınında yer alıyordu. Son gelişme ise siyah-beyazlılar açısından transferin seyrini değiştirebilecek nitelikte.</p>

<p>DZfoot’un aktardığı bilgilere göre Ghedjemis, Monaco’nun sportif projesine olumlu yaklaştı ve 5 yıllık kontrat konusunda prensip anlaşmasına vardı.</p>

<p>Haberde ayrıca Beşiktaş’ın ekonomik açıdan daha yüksek bir teklif sunduğu, buna karşın oyuncunun kariyerine Fransa’da devam etmeyi tercih ettiği öne sürüldü.</p>

<p>Monaco ile Frosinone arasındaki rakam: 10 milyon euro</p>

<p>Transferin tamamlanabilmesi için Monaco ile Frosinone arasındaki bonservis görüşmelerinin sonuçlandırılması gerekiyor.</p>

<p>Cezayir basınındaki habere göre Fransız temsilcisi yaklaşık 10 milyon euroluk bir paket üzerinden İtalyan kulübüyle anlaşmaya yaklaştı.</p>

<p>Bu aşamada oyuncu cephesindeki prensip anlaşması Monaco’nun elini güçlendirse de kulüpler arasında nihai anlaşmanın sağlandığına veya sözleşmelerin imzalandığına ilişkin resmi bir duyuru bulunmuyor.</p>

<p>Beşiktaş için transfer planı değişebilir</p>

<p>Ghedjemis, kanatlarda görev yapabilmesinin yanı sıra hücum hattındaki farklı pozisyonlarda kullanılabilmesi nedeniyle dikkat çeken bir profil.</p>

<p>Beşiktaş’ın oyuncuyla ilgisinin devam edip etmeyeceği ve Monaco’nun hamlesine karşı yeni bir teklif sunup sunmayacağı transfer dosyasının bundan sonraki önemli başlıkları olacak.</p>

<p>Oyuncunun Monaco tercihini kesinleştirmesi halinde siyah-beyazlı yönetimin kanat transferinde listesindeki diğer adaylara yönelmesi beklenebilir.</p>

<p>Ghedjemis transferinde resmi açıklama henüz yok</p>

<p>Gelinen noktada Farès Ghedjemis’in Monaco’ya transferi resmen tamamlanmış değil. Ancak oyuncunun Fransız kulübüyle 5 yıllık sözleşme için prensip anlaşmasına vardığı ve Monaco-Frosinone görüşmelerinin yaklaşık 10 milyon euro seviyesinde ilerlediği iddiası, transfer yarışında Monaco’yu öne çıkarıyor.</p>

<p>Beşiktaş cephesinden de Ghedjemis konusunda resmi bir transfer açıklaması yapılmış değil. Bu nedenle süreçteki gelişmelerin, kulüplerden gelecek açıklamalarla kesinlik kazanması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktasin-istedigi-ghedjemis-kararini-verdi-monaco-one-gecti</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 02:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8520.jpeg" type="image/jpeg" length="19365"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sütün Faydaları Kemiklerle Sınırlı Değil: Vücutta Neler Yapıyor?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/sutun-faydalari-kemiklerle-sinirli-degil-vucutta-neler-yapiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/sutun-faydalari-kemiklerle-sinirli-degil-vucutta-neler-yapiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süt; protein, kalsiyum ve B12 vitamini gibi önemli besin öğelerini bir arada sunuyor. Ancak sütün sağlık üzerindeki etkisi yalnızca “kemikleri güçlendirir” cümlesinden çok daha kapsamlı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sabah kahvaltısında bir bardak, kahvenin içinde birkaç yudum ya da akşam yatmadan önce sıcak olarak… Süt, pek çok kişinin beslenmesinde çocukluktan itibaren yer alan temel gıdalardan biri. Peki yıllardır “kemikler için içilmeli” denilen süt gerçekten ne kadar faydalı?</p>

<p>Bilimsel veriler, sütün yüksek kaliteli protein başta olmak üzere kalsiyum, fosfor, B12 vitamini, riboflavin ve potasyum gibi çeşitli besin öğelerinin kaynağı olduğunu gösteriyor. D vitamini açısından ise durum ürüne ve ülkenin zenginleştirme uygulamalarına göre değişebiliyor.</p>

<p>Ancak sütün sağlık üzerindeki etkisini değerlendirirken önemli bir ayrıntıyı gözden kaçırmamak gerekiyor: Bir besinin zengin besin içeriğine sahip olması, daha fazla tüketildiğinde mutlaka daha fazla yarar sağlayacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Sütün en dikkat çekici özelliği: Tek bardakta birçok besin öğesi</p>

<p>İnek sütü, besin yoğunluğu yüksek gıdalardan biri. Özellikle protein ve kalsiyumun aynı gıdada bulunması sütü beslenme açısından dikkat çekici hale getiriyor.</p>

<p>Süt proteini, vücudun ihtiyaç duyduğu temel aminoasitleri içeriyor. Protein yalnızca kas yapan kişilerin ihtiyacı olan bir besin öğesi değil. Kasların korunmasından dokuların yenilenmesine, enzim ve hormonların yapımından bağışıklık sisteminin normal işlevlerine kadar çok sayıda süreçte görev alıyor.</p>

<p>Sütün miktarı ve yağ oranına göre besin değerleri değişebilse de bir bardak süt günlük beslenmeye anlamlı miktarda protein ve kalsiyum sağlayabiliyor.</p>

<p>Kemik sağlığında süt neden öne çıkıyor?</p>

<p>Süt denildiğinde akla ilk gelen mineral kalsiyum.</p>

<p>Kalsiyum, kemik ve dişlerin yapısında önemli rol oynuyor. Bununla birlikte kasların çalışması, sinir iletimi ve kanın pıhtılaşması gibi süreçlerde de görev yapıyor.</p>

<p>Kemik sağlığı ise yalnızca süt içmeye bağlı değil. Yeterli kalsiyum ve protein alımının yanı sıra D vitamini durumu, fiziksel aktivite, yaş, hormonal durum, genetik özellikler, sigara ve alkol kullanımı gibi pek çok etken kemik sağlığını belirliyor.</p>

<p>Bu nedenle “çok süt içen kişinin kemikleri kesinlikle güçlü olur” şeklindeki yaklaşım bilimsel açıdan fazla basit kalıyor.</p>

<p>Süt, kalsiyum ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olabilecek önemli seçeneklerden biri olsa da kemik sağlığı bütün beslenme ve yaşam tarzıyla birlikte değerlendirilmeli.</p>

<p>Süt kaslar için de önemli olabilir</p>

<p>Sütün yalnızca kemiklerle ilişkilendirilmesi, içeriğindeki proteinin gölgede kalmasına yol açabiliyor.</p>

<p>Süt proteinleri temel aminoasitleri içerdiğinden kas dokusunun korunmasına ve yenilenmesine katkı sağlayabilir. Bu özellik özellikle büyüme dönemindeki çocuk ve gençlerde, aktif yetişkinlerde ve yaş ilerledikçe kas kütlesini korumaya çalışan kişilerde önem kazanabilir.</p>

<p>Ancak kas sağlığı için yalnızca süt tüketmek yeterli değil. Günlük toplam protein alımı, enerji dengesi ve özellikle direnç egzersizleri belirleyici unsurlar arasında bulunuyor.</p>

<p>B12 vitamini açısından değerli bir kaynak</p>

<p>Süt ve süt ürünlerinin dikkat çeken başka bir özelliği de B12 vitamini sağlamaları.</p>

<p>B12 vitamini normal kırmızı kan hücresi oluşumu ve sinir sisteminin sağlıklı çalışması açısından önem taşıyor.</p>

<p>Hayvansal gıdaların tüketilmediği beslenme biçimlerinde B12 ihtiyacının ayrıca planlanması gerekebiliyor. Bitkisel içeceklerde ise B12 doğal olarak bulunmayabilir; bazı ürünlere sonradan eklenebilir. Bu nedenle ürün etiketi önem taşıyor.</p>

<p>Potasyum da sütün sessiz oyuncularından</p>

<p>Sütün içerdiği mineraller arasında potasyum da bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Potasyum; sinirlerin çalışması, kas fonksiyonları ve sıvı dengesi açısından gerekli bir mineral. Yeterli potasyum içeren genel bir beslenme düzeni, kan basıncının sağlıklı düzeylerde tutulmasına katkıda bulunabiliyor.</p>

<p>Ancak bu durum “süt tansiyonu düşürür” şeklinde yorumlanmamalı. Kan basıncı üzerinde toplam beslenme düzeni, tuz tüketimi, kilo, fiziksel aktivite ve genetik özellikler birlikte etkili.</p>

<p>Süt kalp sağlığı için iyi mi, kötü mü?</p>

<p>Süt konusunda en çok tartışılan başlıklardan biri yağ içeriği.</p>

<p>Tam yağlı süt doymuş yağ içeriyor. Doymuş yağın fazla tüketilmesi bazı kişilerde LDL kolesterolün yükselmesine katkıda bulunabiliyor. LDL, halk arasında sıklıkla “kötü kolesterol” olarak bilinen ve yüksek düzeyleri damar sertliğiyle ilişkili olan kolesterol taşıyıcısıdır.</p>

<p>Öte yandan süt ve diğer süt ürünlerinin kalp-damar sağlığı üzerindeki etkileri yalnızca içerdikleri doymuş yağ üzerinden açıklanamayacak kadar karmaşık.</p>

<p>Food &amp; Nutrition Research’te yayımlanan kapsamlı bilimsel değerlendirmede, süt ve süt ürünlerinin genel olarak kalp-damar hastalığı riskindeki artışla ilişkilendirilmediği; bazı sonuçların özellikle düşük yağlı ve fermente süt ürünleri açısından olası yararlı ilişkilere işaret ettiği bildirildi.</p>

<p>Buradaki kritik kelime “ilişki”. Beslenme araştırmalarının önemli bir bölümü gözlemsel olduğundan, belirli bir gıdanın tek başına hastalığı önlediğini ya da hastalığa yol açtığını söylemek çoğu zaman mümkün değil.</p>

<p>Süt tüketimiyle ilgili araştırmalar ne söylüyor?</p>

<p>Süt üzerine yapılan araştırmaların sonuçları tek bir cümleye indirgenemiyor.</p>

<p>Nutrition &amp; Metabolism’de yayımlanan bir şemsiye derleme, daha önce yapılmış 41 meta-analizi ve 45 farklı sağlık sonucunu değerlendirdi. Araştırmacılar süt tüketiminin çeşitli sağlık sonuçlarıyla ilişkisini inceledi ve genel tablonun birçok sonuç açısından olumsuzdan çok olumlu ilişkilere işaret ettiğini bildirdi.</p>

<p>Ancak araştırmacılar aynı zamanda daha güçlü, iyi tasarlanmış randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç bulunduğunun altını çizdi.</p>

<p>Bu ayrıntı önemli. Gözlemsel çalışmalarda süt içenlerle içmeyenlerin yaşam tarzları, toplam beslenmeleri, fiziksel aktiviteleri ve başka sağlık davranışları birbirinden farklı olabilir. Dolayısıyla gözlenen her fark doğrudan süte bağlanamaz.</p>

<p>“Ne kadar çok süt, o kadar sağlam kemik” doğru mu?</p>

<p>Hayır. Bilimsel veriler böyle doğrusal bir denklem kurmaya izin vermiyor.</p>

<p>BMJ’de yayımlanan ve İsveç’teki iki büyük kohortu inceleyen gözlemsel bir araştırmada yüksek süt tüketiminin daha düşük kırık riskiyle bağlantılı olduğu gösterilemedi. Kadınlarda yüksek tüketim bazı olumsuz sonuçlarla da ilişkili bulundu.</p>

<p>Ancak araştırmanın gözlemsel yapısı nedeniyle sütün bu sonuçlara neden olduğu söylenemez. Araştırmacılar da bulguların dikkatli yorumlanması gerektiğini özellikle vurguladı.</p>

<p>Daha sonraki geniş kapsamlı bilimsel değerlendirmeler de süt ve süt ürünlerinin sağlık etkilerinin tüketilen ürünün türüne, miktarına ve kişinin genel beslenme düzenine göre değişebileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle sütü ne “mucize içecek” ne de “kaçınılması gereken gıda” olarak görmek bilimsel tabloyu doğru yansıtır.</p>

<p>Süt içince şişkinlik ve gaz oluyorsa ne anlama gelebilir?</p>

<p>Bir bardak süt içtikten sonra karında şişkinlik, gaz, ağrı veya ishal ortaya çıkıyorsa laktoz intoleransı olasılığı düşünülebilir.</p>

<p>Laktoz, sütte doğal olarak bulunan şekerdir. İnce bağırsakta üretilen laktaz adlı enzim laktozun sindirilmesine yardımcı olur. Bu enzimin yetersiz olduğu kişilerde laktoz tam olarak sindirilemez ve bağırsaklarda belirtilere yol açabilir.</p>

<p>Laktoz intoleransı süt alerjisiyle aynı şey değildir.</p>

<p>Süt alerjisinde bağışıklık sistemi süt proteinlerine tepki verir. Laktoz intoleransında ise temel problem süt şekerinin sindirilmesidir.</p>

<p>Bu iki durumun birbirine karıştırılması gereksiz beslenme kısıtlamalarına yol açabilir.</p>

<p>Laktoz intoleransı varsa süt tamamen bırakılmalı mı?</p>

<p>Her zaman değil.</p>

<p>Laktoz intoleransının derecesi kişiden kişiye değişiyor. Bazı kişiler küçük miktarlardaki laktozu hiçbir belirti yaşamadan veya hafif belirtilerle tüketebiliyor.</p>

<p>Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü, laktoz intoleransı bulunan birçok kişinin yaklaşık bir bardak sütte bulunan 12 gram civarındaki laktozu tolere edebildiğini belirtiyor.</p>

<p>Sütü yemeklerle birlikte daha küçük miktarlarda tüketmek, yoğurt veya sert peynir gibi laktozu daha düşük seçeneklere yönelmek ya da laktozsuz süt tercih etmek bazı kişiler açısından daha kolay olabilir.</p>

<p>Laktozsuz süt de normal sütle benzer miktarda kalsiyum sağlayabilir.</p>

<p>Süt alerjisinde durum farklı</p>

<p>Özellikle çocuklarda görülebilen inek sütü proteini alerjisi, laktoz intoleransından farklı değerlendirilmelidir.</p>

<p>Süt tüketiminden sonra kurdeşen, dudak veya yüzde şişme, hırıltılı solunum, kusma ya da nefes almakta güçlük gibi belirtiler ortaya çıkıyorsa alerjik reaksiyon ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır.</p>

<p>Özellikle nefes darlığı, boğazda şişme, bayılma veya hızla gelişen ciddi alerjik reaksiyon belirtileri acil tıbbi değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Bitkisel içecekler sütle aynı mı?</p>

<p>Badem, yulaf, pirinç, hindistan cevizi veya soya bazlı içeceklerin market raflarında yaygınlaşması önemli bir soruyu beraberinde getirdi: Bunlar beslenme açısından inek sütünün birebir karşılığı mı?</p>

<p>Her zaman değil.</p>

<p>Bitkisel içeceklerin protein, kalsiyum, B12 ve D vitamini miktarları üründen ürüne büyük farklılık gösterebilir. Bazıları kalsiyum ve vitaminlerle zenginleştirilirken bazıları çok daha düşük protein içerebilir.</p>

<p>Özellikle süt yerine düzenli olarak bitkisel içecek tüketilecekse ürünün protein miktarı, eklenmiş kalsiyum ve vitamin içeriği ile ilave şeker miktarına bakılması yararlı olur.</p>

<p>Besin profili açısından zenginleştirilmiş soya içecekleri diğer birçok bitkisel seçeneğe kıyasla süte daha yakın bir alternatif olabilir.</p>

<p>Çocuklara inek sütü ne zaman verilebilir?</p>

<p>Yaşamın ilk yılında inek sütü, anne sütü veya uygun bebek formülünün yerine temel içecek olarak kullanılmamalıdır.</p>

<p>Bebeklerin besin ihtiyaçları yetişkinlerden farklıdır ve inek sütünün bileşimi ilk yıl için anne sütü veya bebek formülünün yerine geçmeye uygun değildir.</p>

<p>Bir yaşından sonra ise çocuğun büyümesi, genel beslenmesi ve sağlık durumuna göre süt ve süt ürünleri beslenmenin bir parçası olabilir.</p>

<p>Süt tüketirken en sık yapılan hata ne?</p>

<p>Belki de en büyük hata, sütü tek başına sağlık ölçütüne dönüştürmek.</p>

<p>Bir kişinin hiç süt içmemesi otomatik olarak sağlıksız beslendiği anlamına gelmediği gibi, her gün birkaç bardak süt içmesi de beslenmesinin kusursuz olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Kalsiyum başka gıdalardan da alınabilir. Protein için çok sayıda hayvansal ve bitkisel kaynak bulunur. B12 açısından farklı hayvansal gıdalar ve gerektiğinde zenginleştirilmiş ürünler kullanılabilir.</p>

<p>Asıl mesele, tek bir besini büyüteç altına almak yerine günlük beslenmenin tamamına bakmak.</p>

<p>Peki süt sağlıklı mı?</p>

<p>Çoğu kişi için süt, dengeli beslenmenin besleyici bir parçası olabilir. Özellikle protein ve kalsiyum sağlaması önemli bir avantajdır.</p>

<p>Fakat süt vazgeçilmez veya mucizevi bir besin değildir.</p>

<p>Laktoz intoleransı, süt proteini alerjisi, kişinin enerji ihtiyacı, kan yağları, yaşı ve genel beslenme biçimi hangi süt ürününün ne miktarda tercih edileceğini etkileyebilir.</p>

<p>Bilimsel araştırmaların ortaya koyduğu tablo siyah-beyaz değil: Süt çeşitli temel besin öğelerini pratik biçimde sağlayabilir, ancak sağlıklı yaşamın sırrı tek bir bardağın içinde değil, beslenmenin bütününde saklıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Nutrition &amp; Metabolism – Milk consumption and multiple health outcomes: umbrella review of systematic reviews and meta-analyses in humans – Zhang X, Chen X, Xu Y ve arkadaşları – 2021 – DOI: 10.1186/s12986-020-00527-y<br />
2. Food &amp; Nutrition Research – Milk and dairy products – a scoping review for Nordic Nutrition Recommendations 2023 – Kirsten Bjørklund Holven, Emily Sonestedt – 2024 – DOI: 10.29219/fnr.v68.10486<br />
3. BMJ – Milk intake and risk of mortality and fractures in women and men: cohort studies – Michaëlsson K, Wolk A, Langenskiöld S ve arkadaşları – 2014 – DOI: 10.1136/bmj.g6015<br />
4. Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü – Lactose Intolerance: Eating, Diet, &amp; Nutrition – Güncel hasta bilgilendirme rehberi<br />
5. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri, Besin Takviyeleri Ofisi – Calcium: Fact Sheet for Health Professionals – Güncel bilimsel bilgi formu<br />
6. ABD Tarım Bakanlığı ve ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı – Dietary Guidelines for Americans, 2025–2030 – 2026 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/sutun-faydalari-kemiklerle-sinirli-degil-vucutta-neler-yapiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 01:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8519.jpeg" type="image/jpeg" length="20622"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kan Şekerinden Tokluğa: Bulgur ve Pirinç Arasındaki Önemli Fark]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kan-sekerinden-tokluga-bulgur-ve-pirinc-arasindaki-onemli-fark</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kan-sekerinden-tokluga-bulgur-ve-pirinc-arasindaki-onemli-fark" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pilav sofraların vazgeçilmezlerinden. Ancak bulgur ile beyaz pirinç arasında lif, işlenme düzeyi ve kan şekeri üzerindeki etkileri bakımından önemli farklar bulunuyor. Peki hangisi daha iyi tercih?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pilav denildiğinde pek çok kişinin aklına ilk olarak tereyağı kokan beyaz pirinç pilavı geliyor. Ancak aynı tabağa bulgur pilavı konulduğunda beslenme açısından tablo biraz değişiyor. İkisi de karbonhidrat kaynağı olsa da tahılın ne kadar işlendiği, içerdiği lif ve yemeğin nasıl hazırlandığı sağlık açısından önemli.</p>

<p>Bilimsel veriler, sağlıklı beslenmede rafine edilmiş tahıllar yerine tam veya daha az işlenmiş tahıllara ağırlık verilmesini destekliyor. Bu açıdan bakıldığında bulgur, günlük sofrada beyaz pirince karşı önemli bir avantaj kazanıyor.</p>

<p>Bulgur neden öne çıkıyor?</p>

<p>Bulgur, buğdayın pişirilmesi, kurutulması ve kırılmasıyla elde ediliyor. Bu işlem sırasında tahılın besleyici bileşenlerinin önemli bir bölümü korunuyor.</p>

<p>Beyaz pirinçte ise kabuk ve kepek tabakalarının uzaklaştırıldığı rafinasyon işlemi uygulanıyor. Bu nedenle beyaz pirinç, tam tahıllarla karşılaştırıldığında daha az lif içeriyor.</p>

<p>Lif yalnızca bağırsakların düzenli çalışması açısından önemli değil. Liften zengin beslenme daha uzun süre tokluk sağlamaya yardımcı olabiliyor ve sağlıklı beslenme düzeninin önemli bir parçasını oluşturuyor.</p>

<p>Bulgurun magnezyum ve bazı B grubu vitaminleri gibi mikro besinler açısından da beslenmeye katkısı bulunuyor.</p>

<p>Kan şekeri açısından hangisi daha avantajlı?</p>

<p>Pilav seçiminde en çok merak edilen konulardan biri kan şekeri.</p>

<p>Karbonhidrat içeren bir besinin kan şekerini ne kadar hızlı yükselttiği yalnızca o besinin adına bağlı değil. Tahılın çeşidi, işlenme derecesi, pişirme yöntemi, porsiyon büyüklüğü ve aynı öğünde tüketilen diğer besinler de sonucu değiştirebiliyor.</p>

<p>Genel olarak daha az işlenmiş ve lif içeriği daha yüksek tahıllar, rafine tahıllara kıyasla daha avantajlı bir karbonhidrat kaynağı kabul ediliyor.</p>

<p>Beyaz pirinç büyük ölçüde nişastadan oluşuyor ve lif içeriği daha düşük. Beyaz pirincin glisemik indeksi ise kullanılan pirincin çeşidine ve pişirme yöntemine göre önemli ölçüde değişebiliyor.</p>

<p>Bulgur gibi daha az işlenmiş tahılların yapısı ise sindirim hızını etkileyebiliyor. Bu nedenle özellikle kan şekerini daha dengeli yönetmeye çalışan kişiler için yalnızca “pilav yiyip yememek” değil, pilavın hangi tahıldan yapıldığı ve ne kadar tüketildiği de önem taşıyor.</p>

<p>Tam tahıllar neden bu kadar önemseniyor?</p>

<p>Tam tahıllar konusunda bilimsel veriler yalnızca kısa süreli kan şekeri ölçümlerinden ibaret değil.</p>

<p>BMJ’de yayımlanan geniş kapsamlı bir sistematik derleme ve meta-analizde, daha fazla tam tahıl tüketiminin kalp-damar hastalıkları ve çeşitli sağlık sonuçları açısından daha düşük riskle ilişkili olduğu bildirildi.</p>

<p>Başka bir geniş kapsamlı bilimsel değerlendirmede ise tam tahıl tüketiminin artması, tip 2 diyabet gelişme riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirildi.</p>

<p>Burada önemli bir ayrıntı var: Bu çalışmaların önemli bir bölümü gözlemsel araştırmalardan oluşuyor. Dolayısıyla “bulgur yemek diyabeti veya kalp hastalığını önler” şeklinde kesin bir neden-sonuç ilişkisi kurulamaz.</p>

<p>Bilimsel verilerin desteklediği daha doğru mesaj şu: Tam ve daha az işlenmiş tahılların ağırlıkta olduğu genel beslenme düzeni, rafine tahılların yoğun olduğu beslenme biçimine göre sağlık açısından daha avantajlı görünüyor.</p>

<p>Peki beyaz pirinç sağlıksız mı?</p>

<p>Hayır. Beyaz pirinci “zararlı besin” ilan etmek bilimsel olarak doğru olmaz.</p>

<p>Sağlıklı bir kişinin dengeli beslenme düzeninde beyaz pirince de yer olabilir. Burada belirleyici olan tüketim sıklığı, porsiyon büyüklüğü ve öğünün geri kalanıdır.</p>

<p>Örneğin büyük bir tabak beyaz pirinç pilavını ekmek ve başka yoğun karbonhidrat kaynaklarıyla birlikte tüketmek ile küçük bir porsiyon pilavı sebze, yoğurt ve protein kaynağıyla birlikte yemek aynı beslenme profiline sahip değildir.</p>

<p>Bu nedenle mesele yalnızca “bulgur mu, pirinç mi?” sorusuna indirgenmemeli.</p>

<p>Esmer pirinç tabloyu değiştiriyor</p>

<p>Beyaz pirinç yerine esmer pirinç tercih edildiğinde fark azalıyor. Çünkü esmer pirinç, beyaz pirince kıyasla tahılın kepek ve ruşeym bölümlerini daha fazla koruyor.</p>

<p>Bu nedenle lif ve bazı mikro besinler bakımından beyaz pirinçten daha zengin bir seçenek.</p>

<p>Uzun süreli büyük gözlemsel çalışmalarda daha yüksek tam tahıl tüketimi, tip 2 diyabet riskinin daha düşük olmasıyla ilişkilendirilirken esmer pirinç de araştırılan tam tahıl seçenekleri arasında yer aldı.</p>

<p>Yine de hiçbir tahıl tek başına hastalıklardan koruyan bir besin olarak görülmemeli.</p>

<p>Basmati pirinç daha mı iyi?</p>

<p>Basmati pirinç de beyaz pirinçtir ancak pirincin çeşidi, nişasta yapısı ve hazırlanma biçimi kan şekeri yanıtını etkileyebilir. Bazı basmati çeşitleri diğer beyaz pirinç türlerine göre daha düşük glisemik yanıt oluşturabilir.</p>

<p>Ancak markette üzerinde “basmati” yazması, o ürünün otomatik olarak bulgurdan veya tam tahıllardan daha sağlıklı olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Özellikle kan şekeri kontrolünün önemli olduğu kişiler için porsiyon miktarı hâlâ belirleyicidir.</p>

<p>Pilavın kendisi kadar tencereye girenler de önemli</p>

<p>Sağlıklı diye seçilen bulgurun büyük miktarda tereyağı veya başka yağlarla hazırlanması, yemeğin enerji yoğunluğunu belirgin biçimde artırabilir.</p>

<p>Aynı durum pirinç pilavı için de geçerli.</p>

<p>Pilav hazırlanırken kullanılan yağ miktarının ölçülü tutulması, sebzelerle zenginleştirilmesi ve porsiyonun kontrol edilmesi daha dengeli bir öğün oluşturabilir.</p>

<p>Pilavın yanına sebze, salata, yoğurt, kuru baklagil, balık, tavuk veya başka uygun protein kaynaklarının eklenmesi de öğünün besin çeşitliliğini artırır.</p>

<p>Daha sağlıklı pilav için 5 küçük değişiklik</p>

<p>Pilavdan tamamen vazgeçmek yerine birkaç alışkanlığı değiştirmek çoğu kişi için daha gerçekçi olabilir.</p>

<p>Bulguru daha sık tercih edin: Tam veya daha az işlenmiş tahıllara sofrada daha fazla yer açmak genel beslenme kalitesini artırabilir.</p>

<p>Porsiyonu büyütmeyin: Sağlıklı kabul edilen bir besinin sınırsız tüketilmesi gerekmez. Bulgur da karbonhidrat ve enerji içerir.</p>

<p>Yağı ölçülü kullanın: Pilavın enerji miktarını tahıldan çok kullanılan yağ miktarı yükseltebilir.</p>

<p>Tabağı çeşitlendirin: Pilavı tabağın tamamı haline getirmek yerine sebze ve uygun protein kaynaklarıyla tamamlayın.</p>

<p>Beyaz pirinç tüketiyorsanız alternatifi düşünün: Bazı öğünlerde bulgur veya esmer pirinç kullanmak tahıl çeşitliliğini artırabilir.</p>

<p>Diyabeti olanlar pilav yiyebilir mi?</p>

<p>Diyabeti olan bir kişinin “pilav tamamen yasak” yaklaşımını benimsemesi gerekmez. Ancak karbonhidratın türü ve özellikle miktarı kan şekeri yönetiminde önemlidir.</p>

<p>Kullanılan diyabet ilaçları, insülin tedavisi, kişinin kan şekeri yanıtı, toplam karbonhidrat tüketimi ve eşlik eden hastalıklar beslenme planını değiştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle diyabeti olan kişiler için kişiye özel beslenme planı, genel internet önerilerinden daha değerlidir.</p>

<p>Gluten hassasiyeti olanlar için önemli ayrıntı</p>

<p>Bulgur buğdaydan yapılır ve gluten içerir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çölyak hastalığı olan kişilerin bulgur tüketmemesi gerekir. Pirinç ise doğal olarak gluten içermez. Bu nedenle “genel olarak daha besleyici” bir seçeneğin herkes için en doğru seçenek olmayabileceğinin güzel bir örneğidir.</p>

<p>Sofradaki kazanan hangisi?</p>

<p>Günlük beslenmede klasik beyaz pirinç pilavı ile bulgur pilavı arasında seçim yapılacaksa, bulgur çoğu sağlıklı yetişkin için beslenme açısından daha güçlü bir seçenek olarak öne çıkar.</p>

<p>Bunun temel nedeni “mucize besin” olması değil; beyaz pirince göre daha az rafine edilmiş yapısı ve lif açısından avantajıdır.</p>

<p>Esmer pirinç de tam tahıl özelliği sayesinde iyi bir alternatif olabilir. Beyaz pirinç ise uygun porsiyonda, dengeli bir öğünün parçası olarak tüketilebilir.</p>

<p>Kısacası sağlıklı pilavın sırrı yalnızca tenceredeki tahılda değil; porsiyonda, kullanılan yağda ve tabağın geri kalanında saklı.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>BMJ – Whole grain consumption and risk of cardiovascular disease, cancer, and all cause and cause specific mortality: systematic review and dose-response meta-analysis of prospective studies – Aune ve arkadaşları – 2016 – DOI: 10.1136/bmj.i2716</li>
 <li>BMJ – Role of diet in type 2 diabetes incidence: umbrella review of meta-analyses of prospective observational studies – Neuenschwander ve arkadaşları – 2019 – DOI: 10.1136/bmj.l2368</li>
 <li>BMJ – Intake of whole grain foods and risk of type 2 diabetes: results from three prospective cohort studies – Hu ve arkadaşları – 2020 – DOI: 10.1136/bmj.m2206</li>
 <li>BMJ – Dietary fibre intake and risk of cardiovascular disease: systematic review and meta-analysis – Threapleton ve arkadaşları – 2013 – DOI: 10.1136/bmj.f6879</li>
 <li>BMJ – White rice consumption and risk of type 2 diabetes: meta-analysis and systematic review – Hu ve arkadaşları – 2012 – DOI: 10.1136/bmj.e1454</li>
 <li>American College of Cardiology/American Heart Association – 2019 ACC/AHA Guideline on the Primary Prevention of Cardiovascular Disease – 2019 – DOI: 10.1161/CIR.0000000000000678</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kan-sekerinden-tokluga-bulgur-ve-pirinc-arasindaki-onemli-fark</guid>
      <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 00:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8518.jpeg" type="image/jpeg" length="40456"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bitlis Eren Tıp İlk Öğrencilerini Üst Başarı Diliminden Aldı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/bitlis-eren-tip-ilk-ogrencilerini-ust-basari-diliminden-aldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/bitlis-eren-tip-ilk-ogrencilerini-ust-basari-diliminden-aldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026-YKS yerleştirme sonuçlarının açıklanmasıyla tıp fakültelerinin taban puanları ve başarı sıraları da netleşti. İlk kez öğrenci alan Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesi, 515,76385 taban puanıyla dikkat çekerken 30 kişilik kontenjanının tamamını doldurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı yerleştirme sonuçlarının açıklanmasının ardından Türkiye’deki tıp fakültelerinin taban puanları ve başarı sıralamaları belli oldu. Sonuçlarda bu yıl ilk kez öğrenci kabul eden Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesinin performansı dikkat çekti.</p>

<p>Yayımlanan verilere göre Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesi 515,76385 taban puanla öğrenci aldı. Fakülte, devlet üniversitelerindeki tıp programları arasında puan esaslı listelerde üst sıralarda kendisine yer buldu.</p>

<p>30 kişilik kontenjan tamamen doldu</p>

<p>Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesi 2026-2027 eğitim öğretim yılında ilk kez öğrenci kabul etti. Fakülte için ayrılan 30 kişilik kontenjanın tamamı doldu.</p>

<p>Yerleştirme verilerini aktaran yayınlarda fakülteye son yerleşen adayın başarı sırasının yaklaşık 9 bin 632 olduğu belirtildi. Böylece yeni açılan fakülte, ilk öğrenci kabul yılında 10 bin başarı sırası sınırının içinde kalan adaylardan öğrenci almış oldu.</p>

<p>Burs desteği tercih döneminde öne çıktı</p>

<p>Bitlis Eren Üniversitesinin tercih döneminde duyurduğu burs programı da fakülteye yönelik ilgiyi artıran unsurlardan biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Üniversite ile Eren Holding arasında yapılan iş birliği kapsamında Tıp Fakültesine başarı sırası 1-15 bin arasında yerleşen öğrencilere aylık 50 bin TL, 15 binin üzerindeki sıralamalardan yerleşen öğrencilere ise aylık 30 bin TL burs sağlanacağı açıklanmıştı.</p>

<p>İlk üç yıllık eğitim İstanbul’da</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fakültenin eğitim modeli de tercih döneminin dikkat çeken başlıklarından biri oldu. Açıklanan plana göre öğrencilerin tıp eğitimlerinin ilk üç yılını İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesinde (Çapa) sürdürmeleri öngörülüyor.</p>

<p>Öğrencilerin dördüncü sınıftan itibaren ise gerekli eğitim ve sağlık altyapısının tamamlanmasının ardından Bitlis’te eğitimlerine devam etmeleri planlanıyor.</p>

<p>Devlet tıp fakültelerinde rekabet yüksek</p>

<p>2026-YKS sonuçları devlet üniversitelerinin tıp fakültelerinde yüksek başarı sıralarındaki rekabetin sürdüğünü de gösterdi.</p>

<p>Devlet üniversitelerinde en yüksek başarı sırasıyla öğrenci alan program İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesinin İngilizce programı oldu. Programın taban başarı sırası 860 olarak gerçekleşti.</p>

<p>Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İngilizce programı 1.090, Hacettepe Tıp yüzde 30 İngilizce programı 1.710, Cerrahpaşa Tıp Türkçe programı ise 2.200 başarı sırasıyla öğrenci aldı.</p>

<p>Bu yıl ilk kez öğrenci kabul eden Bitlis Eren Üniversitesi Tıp Fakültesinin ortaya koyduğu tablo ise yeni kurulan bir tıp fakültesinin tercih döneminde yüksek başarı grubundaki adaylardan ilgi görebildiğini ortaya koyması açısından dikkat çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/bitlis-eren-tip-ilk-ogrencilerini-ust-basari-diliminden-aldi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 23:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8517.jpeg" type="image/jpeg" length="19837"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Vücut Neden Yaşlanıyor? Milyonlarca Hücreyi İnceleyen Araştırmadan Yeni İpuçları]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/vucut-neden-yaslaniyor-milyonlarca-hucreyi-inceleyen-arastirmadan-yeni-ipuclari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/vucut-neden-yaslaniyor-milyonlarca-hucreyi-inceleyen-arastirmadan-yeni-ipuclari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Saçların beyazlamasından kas gücünün azalmasına kadar yaşlanmayı çoğu zaman yılların vücutta bıraktığı hasar olarak görüyoruz. Yeni hücre araştırmaları ise sürecin bundan daha düzenli olabileceğini düşündürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Aynaya baktığımızda yaşlanmayı görmek kolaydır. Saç telleri beyazlar, cilt değişir, kas gücü eskisi kadar hızlı toparlanmayabilir. Fakat bütün bunların arkasında vücudun içinde tam olarak ne olduğu, biyolojinin en eski ve en zor sorularından biri olmaya devam ediyor.</p>

<p>Uzun yıllardır öne çıkan açıklamalardan biri oldukça anlaşılırdı: Hücreler zaman içinde hasar görüyor, DNA ve proteinlerde bozulmalar birikiyor, vücudun onarım sistemleri bu yükün gerisinde kalıyor ve sonunda yaşlanmanın belirtileri ortaya çıkıyor.</p>

<p>Rockefeller Üniversitesi’nden hücre biyoloğu Junyue Cao ve çalışma arkadaşlarının son yıllarda yayımladığı geniş ölçekli araştırmalar ise bu tabloya farklı bir pencere açıyor.</p>

<p>Milyonlarca hücrenin tek tek incelendiği çalışmalar, yaşlanmanın yalnızca rastgele bir “aşınma ve yıpranma” süreci olmayabileceğini; bazı hücre topluluklarının belirli dönemlerde azalırken bazılarının arttığı, moleküler olarak organize değişimlerin yaşandığı daha karmaşık bir süreç olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Bu bulgular dikkat çekici olsa da önemli bir ayrım var: Araştırmaların temel bölümü fareler üzerinde yapıldı. Dolayısıyla “insanın yaşlanma programı çözüldü” demek için henüz çok erken.</p>

<p>Yaşlanmaya yeni bakış: Hücreler aynı hızda değişmiyor</p>

<p>İnsan vücudunu tek parça halinde yaşlanan bir makine gibi düşünmek yanıltıcı olabilir.</p>

<p>Vücudumuz yüzlerce farklı hücre tipinden oluşuyor. Kas hücresiyle bağışıklık hücresi, böbrek hücresiyle sinir hücresi aynı işi yapmadığı gibi yaşlanmaya verdikleri yanıt da aynı olmayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Science’ta yayımlanan kapsamlı araştırmalardan birinde bilim insanları, farelerin yaşamlarının farklı dönemlerinden alınan 623 doku örneğinde 20 milyondan fazla hücreyi inceledi.</p>

<p>Araştırma sonucunda 3 binden fazla hücresel durum tanımlandı ve yaşla belirgin biçimde değişen 200’den fazla hücre popülasyonu saptandı.</p>

<p>En dikkat çekici noktalardan biri, değişimin bütün hücrelerde aynı biçimde gerçekleşmemesiydi.</p>

<p>Bazı hücre toplulukları yaşla azalırken bazıları çoğalıyor, bazıları ise görece daha kararlı kalıyordu.</p>

<p>Bu tablo, yaşlanmanın vücudun her köşesinde aynı hızla ilerleyen tek yönlü bir süreç olmadığını düşündürüyor.</p>

<p>Araştırmacılar neden “hücre toplumu”ndan söz ediyor?</p>

<p>Junyue Cao’nun yaklaşımında önemli kavramlardan biri, vücudu yalnızca tek tek hücrelerin toplamı olarak değil, birbirleriyle sürekli iletişim halinde bulunan bir “hücre toplumu” olarak değerlendirmek.</p>

<p>Bu açıdan bakıldığında yaşlanma, yalnızca hücrelerin tek tek bozulması anlamına gelmiyor.</p>

<p>Asıl değişim, hangi hücrelerin dokuda bulunduğu, bunların sayılarının nasıl değiştiği, hangi genlerin çalıştığı ve hücrelerin birbirlerine hangi moleküler sinyalleri gönderdiği düzeyinde ortaya çıkabiliyor.</p>

<p>Araştırmacılar bu nedenle yaşlanmayı, hücre toplumunun zaman içerisinde yeniden düzenlenmesi olarak açıklayan bir model üzerinde duruyor.</p>

<p>Bu ayrım önemli.</p>

<p>Çünkü yalnızca “hasarlı molekülü bul ve düzelt” yaklaşımıyla yaşlanmayı anlamaya çalışmak, vücuttaki daha geniş çaplı hücresel değişimleri gözden kaçırabilir.</p>

<p>20 milyondan fazla hücre ne gösterdi?</p>

<p>Science’ta 2025 yılında yayımlanan PanSci çalışması, yaşlanan organizmanın hücresel haritasını çıkarmaya yönelik en geniş araştırmalardan biri oldu.</p>

<p>Araştırmacılar akciğer, kalp, karaciğer, böbrek, kas, bağırsak ve yağ dokusu dahil farklı organ ve dokuları değerlendirdi.</p>

<p>Farelerin farklı yaşam dönemleri karşılaştırıldığında hücre topluluklarındaki değişimlerin zamana göre düzenli örüntüler gösterebildiği görüldü.</p>

<p>Özellikle bağışıklık sisteminde hem birçok organda ortak görülen hem de belirli organlara özgü değişiklikler saptandı.</p>

<p>Bu durum yaşlanmanın yalnızca tek bir organın meselesi olmadığını, vücudun farklı bölgeleri arasında iletişim kuran sistemlerin de sürece katılabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>İkinci büyük araştırma genlerin “açılıp kapanmasına” baktı</p>

<p>Science’ta 2026 yılında yayımlanan başka bir araştırmada Cao’nun ekibi bu kez yaşlanmaya farklı bir düzeyden baktı.</p>

<p>Araştırmacılar 21 farklı fare dokusunda yaklaşık 7 milyon hücreyi inceleyerek hücrelerin genetik talimatları nasıl kullandığını gösteren geniş kapsamlı bir epigenom haritası oluşturdu.</p>

<p>Epigenetik, DNA dizisini değiştirmeden genlerin ne ölçüde aktif veya sessiz olacağını etkileyen biyolojik düzenleme sistemlerini ifade ediyor.</p>

<p>Araştırmada yüzlerce temel hücre tipi ve çok daha ayrıntılı hücre alt grupları değerlendirildi.</p>

<p>Hücrelerin tamamı yaşla aynı ölçüde değişmedi. Belirli hücre gruplarında belirgin nüfus değişimleri görülürken diğerleri daha kararlı kaldı.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca yaşlanmayla ilişkili değişimlerde hücre içindeki gen düzenleyici mekanizmaların yanı sıra hücreler arasında iletişim sağlayan bazı sinyal moleküllerinin de rol oynayabileceğine ilişkin bulgular elde etti.</p>

<p>Bu sonuçlar, yaşlanmanın yalnızca yıllar boyunca rastgele biriken moleküler hasardan ibaret olmayabileceği görüşünü güçlendiriyor.</p>

<p>Ancak “program” kelimesinin dikkatli kullanılması gerekiyor.</p>

<p>Peki yaşlanma gerçekten programlanmış mı?</p>

<p>Burada bilimsel açıdan en kritik nokta bu.</p>

<p>“Programlanmış yaşlanma” ifadesi, vücudumuzun içinde doğumdan itibaren çalışan ve belirli bir yaşa geldiğimizde bizi yaşlandırmak üzere hazırlanmış basit bir biyolojik saat bulunduğu izlenimini verebilir.</p>

<p>Mevcut araştırmalar bunu kanıtlamıyor.</p>

<p>Bulgular daha çok yaşlanma sırasında bazı hücresel ve moleküler değişimlerin rastgele değil, düzenli ve koordineli örüntüler gösterebildiğine işaret ediyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, yaşlanmada hem biriken hasarın hem de genlerin çalışmasını, hücre davranışlarını ve dokular arasındaki iletişimi yöneten biyolojik mekanizmaların birlikte rol oynaması mümkün.</p>

<p>Bilim dünyasında yaşlanmanın temel nedeni konusunda tek ve kesin bir model bulunmuyor.</p>

<p>DNA hasarı, proteinlerin yapısındaki bozulmalar, hücresel enerji üretimindeki değişiklikler, kronik düşük düzeyli inflamasyon, hücresel yaşlanma ve epigenetik değişiklikler gibi birçok mekanizma araştırılıyor.</p>

<p>Yeni çalışmalar bu listeyi ortadan kaldırmıyor. Tam tersine, bu mekanizmaların daha büyük bir biyolojik sistem içinde birbirleriyle nasıl bağlantılı olabileceğini anlamaya çalışıyor.</p>

<p>İnsanlarda yaşlanma da basamaklar halinde mi ilerliyor?</p>

<p>Farelerden elde edilen bulguların en merak uyandırıcı taraflarından biri bu soruyu gündeme getirmesi.</p>

<p>İnsanlarda yapılan bazı moleküler araştırmalar da yaşlanmanın tamamen doğrusal ilerlemediğini düşündüren sonuçlar verdi. Ancak insanlarda belirli yaşlarda ani ve evrensel “yaşlanma dalgaları” bulunduğu henüz kesinleşmiş bir bilgi değil.</p>

<p>Özellikle 40’lı ve 60’lı yaşlarda büyük moleküler değişimler yaşandığını bildiren 2024 tarihli bir Nature Aging araştırmasının bazı analizlerinin güvenilirliği daha sonra tartışmaya açıldı. Dergi 2026 yılında çalışmaya editoryal uyarı ekledi.</p>

<p>Bu nedenle “insan 44 ve 60 yaşında birden yaşlanıyor” şeklindeki popüler yorumları kesin bilimsel gerçek olarak görmek doğru değil.</p>

<p>Daha güvenli çıkarım şu: İnsan yaşlanması muhtemelen düz bir çizgi halinde ilerlemiyor ve farklı biyolojik sistemler yaşamın farklı dönemlerinde farklı hızlarda değişebiliyor.</p>

<p>Yaşlanma 30 yaşından önce mi başlıyor?</p>

<p>Farelerdeki yaşam dönemlerini doğrudan insan yaşlarına çevirmek oldukça kaba bir karşılaştırmadır. Bu nedenle araştırmalardan hareketle “yaşlanma tam olarak şu yaşta başlıyor” demek mümkün değil.</p>

<p>Bununla birlikte Cao ve ekibinin bulguları, yaşlanmayla ilişkili bazı hücresel değişimlerin ileri yaşlarda birdenbire ortaya çıkmadığını, yaşamın görece erken dönemlerinde başlayabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Bu durum günlük hayatta hissedilen yaşlanmayla biyolojik yaşlanmanın aynı şey olmadığını hatırlatıyor.</p>

<p>Bir insan kendisini genç ve sağlıklı hissederken hücre ve dokularında yaşla ilişkili bazı moleküler değişiklikler çoktan başlamış olabilir.</p>

<p>Fakat bu, genç yetişkinlikte “vücudun çökmeye başladığı” anlamına gelmiyor. Yaşlanma onlarca yıla yayılan, genetik yapıdan çevresel etkenlere kadar çok sayıda faktörden etkilenen karmaşık bir süreç.</p>

<p>Bu keşif yaşlanmayı durdurabileceğimiz anlamına geliyor mu?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Araştırmalar yaşlanmanın hücresel mimarisini anlamaya yönelik temel bilim çalışmalarıdır. İnsanlarda yaşlanmayı durduran veya geri çeviren bir tedavinin bulunduğunu göstermiyor.</p>

<p>Fakat bilimsel açıdan önemli bir kapı açıyor.</p>

<p>Eğer araştırmacılar yaşla birlikte özellikle hangi hücrelerin kaybolduğunu, hangilerinin çoğaldığını ve bu değişimleri hangi moleküler sinyallerin yönlendirdiğini belirleyebilirse gelecekte yaşa bağlı hastalıkların mekanizmalarını daha ayrıntılı incelemek mümkün olabilir.</p>

<p>Bu yaklaşım, “yaşlanmayı tedavi etmekten” önce sağlıklı yaşam süresini uzatmaya yönelik yeni araştırma hedeflerinin belirlenmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>Ancak bu hedeflerin insanlarda güvenli ve etkili tedavilere dönüşmesi uzun yıllar sürebilir.</p>

<p>“Yaşlanma programı” varsa onu kapatabilir miyiz?</p>

<p>Bugünkü bilimsel bilgiyle böyle bir düğme yok.</p>

<p>Yaşlanmayı yöneten tek bir gen, tek bir hormon veya tek bir moleküler yol bulunmuş değil. Dolayısıyla herhangi bir takviye, ilaç, diyet veya yaşam tarzı uygulamasının bu varsayımsal “programı kapattığı” iddiasına temkinli yaklaşmak gerekiyor.</p>

<p>Yaşlanma araştırmalarındaki en büyük risklerden biri, erken aşamadaki laboratuvar bulgularının hızla ticari “gençleşme” vaatlerine dönüştürülmesi.</p>

<p>Farelerde hücresel yaşlanmanın belirli mekanizmalarını değiştirebilmek, aynı yöntemin sağlıklı insanlarda yaşam süresini uzatacağı anlamına gelmez.</p>

<p>Bir müdahalenin gerçek değerini gösterebilmek için insanlarda yapılmış, güvenliği ve klinik yararı değerlendiren güçlü araştırmalara ihtiyaç vardır.</p>

<p>Sağlıklı yaşlanma için bugün bildiklerimiz değişti mi?</p>

<p>Yeni araştırmalar yaşlanmanın biyolojisini yeniden tartışmaya açsa da günlük yaşam açısından temel tablo değişmiş değil.</p>

<p>Düzenli fiziksel aktivite, sigaradan uzak durmak, yeterli ve kaliteli uyku, dengeli beslenme, sağlıklı vücut ağırlığını koruma, aşırı alkol tüketiminden kaçınma, tansiyon, kan şekeri ve kolesterol gibi önemli risk faktörlerinin kontrol altında tutulması sağlıklı yaşlanma açısından hâlâ çok daha güçlü kanıtlara sahip.</p>

<p>Bunların hiçbiri yaşlanmayı “durdurmaz”.</p>

<p>Ama amaç zaten takvim yaşını dondurmak değil; kalp, beyin, kas, damar ve metabolik sağlığı mümkün olduğunca uzun süre koruyarak sağlıklı geçirilen yılları artırmaktır.</p>

<p>Yaşlanma araştırmalarında asıl değişen soru olabilir</p>

<p>Bilim uzun süre yaşlanmayı, yıllar geçtikçe vücudun parçalarının yavaş yavaş bozulduğu bir süreç olarak ele aldı.</p>

<p>Yeni tek hücre araştırmaları bu açıklamanın eksik olabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Vücudun bazı hücre toplulukları azalıyor, bazıları genişliyor, bağışıklık sistemi değişiyor ve genlerin çalışma biçimini belirleyen düzenleyici sistemlerde belirli örüntüler ortaya çıkıyor.</p>

<p>Bu nedenle geleceğin yaşlanma araştırmalarındaki en önemli soru yalnızca “Hangi molekül bozuldu?” olmayabilir.</p>

<p>Belki de daha büyük soru şu olacak:</p>

<p>Vücudun hücresel dengesi yaş ilerledikçe neden ve nasıl yeniden kuruluyor?</p>

<p>Bu sorunun yanıtı henüz elimizde değil. Fakat milyonlarca hücreden elde edilen yeni haritalar, yaşlanmanın yalnızca zamanın vücutta bıraktığı izlerden oluşmadığını düşündürecek kadar güçlü bir bilimsel ipucu sunuyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Science – A panoramic view of cell population dynamics in mammalian aging – Zehao Zhang, Chloe Schaefer, Weirong Jiang, Ziyu Lu, Jasper Lee, Andras Sziraki, Abdulraouf Abdulraouf, Brittney Wick, Maximilian Haeussler, Zhuoyan Li, Gesmira Molla, Rahul Satija, Wei Zhou, Junyue Cao – 2025 – DOI: 10.1126/science.adn3949</li>
 <li>Science – Organism-wide cellular dynamics and epigenomic remodeling in mammalian aging – Ziyu Lu, Zehao Zhang, Zihan Xu, Abdulraouf Abdulraouf, Wei Zhou, Junyue Cao – 2026 – DOI: 10.1126/science.adw6273</li>
 <li>Annual Review of Genomics and Human Genetics – The Genomics of Aging at the Single-Cell Scale – Wei Zhou, Junyue Cao – 2025 – DOI: 10.1146/annurev-genom-120523-024422</li>
 <li>Nature Aging – Aging is associated with a systemic length-associated transcriptome imbalance – Thomas Stoeger ve arkadaşları – 2022 – DOI: 10.1038/s43587-022-00317-6</li>
 <li>Nature Aging – Nonlinear dynamics of multi-omics profiles during human aging – Xiaotao Shen, Chuchu Wang, Xin Zhou, Wenyu Zhou, Daniel Hornburg, Si Wu, Michael P. Snyder – 2024 – DOI: 10.1038/s43587-024-00692-2 – Çalışmanın belirli yaşlardaki değişim zirvelerine ilişkin analizleri hakkında 2026 yılında editoryal uyarı yayımlanmıştır.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/vucut-neden-yaslaniyor-milyonlarca-hucreyi-inceleyen-arastirmadan-yeni-ipuclari</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 23:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8515.jpeg" type="image/jpeg" length="86337"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanser Her Zaman Ağrıyla Başlamıyor: Vücudun Görmezden Gelinmemesi Gereken Sinyalleri]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kanser-her-zaman-agriyla-baslamiyor-vucudun-gormezden-gelinmemesi-gereken-sinyalleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kanser-her-zaman-agriyla-baslamiyor-vucudun-gormezden-gelinmemesi-gereken-sinyalleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kanser her zaman şiddetli ağrı, belirgin bir kitle ya da dramatik bir sağlık sorunu ile ortaya çıkmıyor. Bazı kanserler uzun süre belirti vermeyebilirken bazıları günlük hayatın içinde kolayca başka nedenlere bağlanabilecek değişikliklerle kendini gösterebiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Açıklanamayan kilo kaybından geçmeyen öksürüğe, dışkılama alışkanlığındaki değişikliklerden olağandışı kanamalara kadar birçok bulgu tek başına kanser anlamına gelmese de kalıcı, tekrarlayan veya giderek kötüleşen belirtilerin ihmal edilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Kanser denildiğinde birçok kişinin zihninde ilk olarak şiddetli ağrı, hızla büyüyen bir kitle veya ağır hastalık tablosu canlanıyor. Oysa hastalığın erken dönemindeki tablo her zaman böyle olmayabiliyor.</p>

<p>Kanserin belirtileri, hastalığın başladığı dokuya, tümörün büyüklüğüne ve çevredeki organ veya dokular üzerindeki etkisine göre büyük ölçüde değişebiliyor. Bazı kanserler ise özellikle erken dönemde hiçbir belirti oluşturmayabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle asıl dikkat edilmesi gereken nokta, internette dolaşan “kanserin 6 belirtisi”, “7 kesin işaret” gibi sayılandırılmış listelerden çok, kişinin kendi vücudunda ortaya çıkan yeni, açıklanamayan ve kalıcı değişiklikler.</p>

<p>Açıklanamayan kilo kaybı</p>

<p>Beslenme veya fiziksel aktivitede belirgin bir değişiklik olmadığı halde ortaya çıkan istemsiz kilo kaybı araştırılması gereken bulgulardan biri.</p>

<p>Kilo kaybının tiroit hastalıklarından sindirim sistemi sorunlarına, psikolojik etkenlerden metabolik hastalıklara kadar çok sayıda nedeni bulunuyor. Ancak belirgin ve açıklanamayan kilo kaybı bazı kanserlerde de görülebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle özellikle devam eden kilo kaybını yalnızca “iştahım azaldı” diyerek geçiştirmemek gerekiyor.</p>

<p>Vücudun herhangi bir yerinde yeni kitle veya şişlik</p>

<p>Meme, boyun, koltuk altı, kasık veya vücudun başka bir bölgesinde ortaya çıkan yeni bir kitle değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Her kitle kanser değildir. Enfeksiyonlar, kistler ve çok sayıda iyi huylu hastalık da şişliğe neden olabilir. Buna rağmen yeni ortaya çıkan, büyüyen veya uzun süre kaybolmayan kitlelerin hekim tarafından değerlendirilmesi önem taşıyor.</p>

<p>Dışkıda kan ve bağırsak alışkanlığındaki değişiklikler</p>

<p>Dışkıda kan görülmesi, uzun süren kabızlık veya ishal, dışkının biçiminde belirgin değişiklik ya da bağırsakların tam boşalmadığı hissi kolorektal hastalıklarda görülebiliyor.</p>

<p>Dışkıda kanın hemoroid ve anal fissür gibi kanser dışı nedenleri çok daha sık görülse de özellikle tekrarlayan kanamalar araştırılmalı.</p>

<p>Üstelik bağırsak kaynaklı kanama her zaman çıplak gözle görülemeyebilir. Uzun süreli gizli kan kaybı bazı kişilerde demir eksikliği ve kansızlıkla kendisini gösterebilir.</p>

<p>İdrarda kan veya idrar alışkanlıklarında değişiklik</p>

<p>İdrarın pembe, kırmızı veya koyu renk alması ya da testlerde idrarda kan saptanması değerlendirilmesi gereken başka bir bulgu.</p>

<p>İdrar yolu enfeksiyonları ve taş hastalığı gibi kanser dışı nedenler çok daha yaygın olmakla birlikte idrarda kan, mesane ve üriner sistem hastalıklarının da belirtisi olabilir.</p>

<p>Özellikle ağrısız biçimde ortaya çıkan ve sonradan kaybolan kanama “geçti” düşüncesiyle unutulmamalı.</p>

<p>Geçmeyen öksürük veya ses kısıklığı</p>

<p>Soğuk algınlığı ve solunum yolu enfeksiyonlarından sonra öksürük bir süre devam edebilir. Ancak nedeni açıklanamayan, uzun süren veya giderek değişen öksürük ile kalıcı ses kısıklığı değerlendirilmesi gereken belirtiler arasında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle sigara öyküsü bulunan kişilerde bu tür değişikliklerin göz ardı edilmemesi önem taşıyor.</p>

<p>Yutma güçlüğü ve geçmeyen sindirim yakınmaları</p>

<p>Yiyeceklerin boğazda veya göğüste takıldığı hissi, giderek artan yutma güçlüğü, kalıcı iştahsızlık ya da açıklanamayan ve geçmeyen sindirim yakınmaları da araştırılması gereken belirtiler arasında.</p>

<p>Tek başına bu şikâyetlerin bulunması kanser tanısı anlamına gelmez. Ancak süreklilik kazanması önemlidir.</p>

<p>Benlerde ve ciltte değişiklik</p>

<p>Yeni ortaya çıkan bir ben, mevcut bir benin şekil, büyüklük veya rengindeki değişiklikler, kanayan cilt lezyonları ya da uzun süre iyileşmeyen yaralar dermatolojik değerlendirme gerektirebilir.</p>

<p>Burada da temel yaklaşım kişinin kendi cildindeki değişikliği fark etmesidir.</p>

<p>Nedeni açıklanamayan kanama veya morarma</p>

<p>Dışkı veya idrarda kan dışında, nedeni açıklanamayan tekrarlayan kanamalar ve olağandışı morarmalar da değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kanamanın yeri ve niteliği olası neden konusunda hekime önemli bilgiler sağlayabilir.</p>

<p>Dinlenmeyle geçmeyen belirgin yorgunluk</p>

<p>Yorgunluk modern yaşamın en yaygın şikâyetlerinden biri. Uykusuzluk, stres, kansızlık, enfeksiyonlar ve çok sayıda başka durum yorgunluğa yol açabilir.</p>

<p>Ancak kişinin günlük yaşamını etkileyen, dinlenmeyle düzelmeyen ve nedeni açıklanamayan belirgin yorgunluk devam ediyorsa altında yatan neden araştırılmalıdır.</p>

<p>Açıklanamayan ve kalıcı ağrı</p>

<p>Ağrının bulunması otomatik olarak kanser anlamına gelmez ve kanserin mutlaka ağrıyla başlaması gerekmez.</p>

<p>Bununla birlikte yeni ortaya çıkan, belirgin bir nedeni bulunamayan, geçmeyen veya zaman içinde kötüleşen ağrıların değerlendirilmesi gerekir.</p>

<p>Gece terlemeleri veya açıklanamayan ateş</p>

<p>Enfeksiyon olmaksızın tekrarlayan ateş veya yoğun gece terlemeleri de bazı hastalıklarda görülebilir. Bunların çok sayıda kanser dışı nedeni bulunmasına rağmen uzun süre devam etmeleri halinde tıbbi değerlendirme gerekir.</p>

<p>En önemli ölçüt: “Bende normalde böyle değildi”</p>

<p>Kanser belirtilerinde herkes için geçerli sihirli bir sayı veya kusursuz bir kontrol listesi bulunmuyor.</p>

<p>Daha değerli soru şu olabilir:</p>

<p>“Vücudumda daha önce olmayan ne değişti?”</p>

<p>Yeni başlayan bir yakınmanın açıklanamaması, uzun süre devam etmesi, tekrarlaması veya giderek kötüleşmesi hekime başvurmak için önemli bir gerekçe oluşturabilir.</p>

<p>Burada iki uçtan da kaçınmak gerekiyor.</p>

<p>Her baş ağrısını, yorgunluğu veya bağırsak değişikliğini kansere yormak gereksiz korkuya neden olabilir. Buna karşılık haftalar boyunca devam eden veya giderek belirginleşen bir değişikliği “nasıl olsa geçer” diyerek sürekli ertelemek de doğru değildir.</p>

<p>Belirtiyi beklemek de yeterli değil</p>

<p>Bir başka kritik nokta ise kanser taramaları.</p>

<p>Bazı kanserler belirti ortaya çıkmadan önce tarama programları sayesinde saptanabiliyor. Bu nedenle “Hiçbir şikâyetim yok, o halde kontrol gerekmiyor” düşüncesi de yanıltıcı olabilir.</p>

<p>Yaş, cinsiyet, aile öyküsü ve kişisel risk faktörlerine uygun kanser taramalarının sürdürülmesi erken tanının önemli parçalarından biri.</p>

<p>Vücudun verdiği sinyalleri dinlemek önemli; fakat erken tanının yolu yalnızca belirti aramaktan değil, uygun zamanda tarama ve hekim değerlendirmesinden de geçiyor.</p>

<p>Önemli not: Bu belirtilerden herhangi birinin bulunması kişinin kanser olduğu anlamına gelmez. Çoğu belirti kanserden çok daha sık görülen başka sağlık sorunlarından kaynaklanabilir. Ama yeni, açıklanamayan, kalıcı veya kötüleşen değişikliklerin nedeninin belirlenmesi için sağlık profesyoneline başvurulması gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>American Cancer Society, Signs and Symptoms of Cancer</li>
 <li>National Cancer Institute, Symptoms of Cancer</li>
 <li>American Cancer Society, Colorectal Cancer Signs and Symptoms</li>
 <li>American Cancer Society, Bladder Cancer Signs and Symptoms</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kanser-her-zaman-agriyla-baslamiyor-vucudun-gormezden-gelinmemesi-gereken-sinyalleri</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 23:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8514.jpeg" type="image/jpeg" length="56783"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Son dakika: Rasim Ozan Kütahyalı hakkında tahliye kararı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/son-dakika-rasim-ozan-kutahyali-hakkinda-tahliye-karari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/son-dakika-rasim-ozan-kutahyali-hakkinda-tahliye-karari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık, rüşvet ve kara para aklama suçlamalarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanan televizyon yorumcusu Rasim Ozan Kütahyalı hakkında tahliye kararı verildi. Kütahyalı’nın tahliye edildiği bilgisi 18 Ağustos akşamı kamuoyuna yansıdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Televizyon yorumcusu Rasim Ozan Kütahyalı hakkında yürütülen soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı. Bir süredir tutuklu bulunan Kütahyalı’nın tahliye edildiği bildirildi.</p>

<p>Kütahyalı, Adana merkezli 21 ilde yürütülen; yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık, rüşvet ve kara para aklama suçlamalarına ilişkin geniş kapsamlı operasyon kapsamında gözaltına alınmıştı.</p>

<p>Soruşturma sürecinde tutuklanan Kütahyalı, ilk olarak Adana Kürkçüler E Tipi Cezaevi’ne gönderilmiş, daha sonra İstanbul’daki Maltepe Cezaevi’ne nakledilmişti.</p>

<p>Daha önce tahliye talebinde bulunmuştu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kütahyalı’nın tutukluluk sürecinde avukatları aracılığıyla tahliye talebinde bulunduğu basına yansımıştı. Kütahyalı’nın savunmasında kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmediği ve hesaplarındaki para hareketlerine ilişkin açıklamalarda bulunduğu bildirilmişti.</p>

<p>Son günlerde Kütahyalı’nın başka soruşturmalarda “gizli tanık” veya “itirafçı” olduğu yönünde de çeşitli iddialar gündeme gelmişti. Kütahyalı’nın avukatı Burak Mengü ise bu iddiaları reddetmiş ve müvekkilinin Cem Küçük ile Tahir Sarıkaya hakkındaki soruşturmada itirafçı olmadığını açıklamıştı.</p>

<p>Tahliye kararı geldi</p>

<p>18 Ağustos 2026 akşamı kamuoyuna yansıyan son bilgilere göre Kütahyalı hakkında tahliye kararı verildi.</p>

<p>Tahliye kararı, Kütahyalı hakkındaki soruşturmanın veya yargılama sürecinin sona erdiği anlamına gelmiyor. Dosyaya ilişkin hukuki sürecin devam etmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/son-dakika-rasim-ozan-kutahyali-hakkinda-tahliye-karari</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 22:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8512.jpeg" type="image/jpeg" length="19873"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026’da Tıp İçin Kaç Puan Gerekti? Üniversite Üniversite Liste]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/2026da-tip-icin-kac-puan-gerekti-universite-universite-liste</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/2026da-tip-icin-kac-puan-gerekti-universite-universite-liste" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 merkezi yerleştirme sonuçlarının ardından devlet üniversitelerinin tıp programlarında oluşan taban puanlar belli oldu. İlk 50 programlık sıralamada İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa İngilizce Tıp 542,96874 puanla zirvede yer aldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçlarının ardından üniversitelerin tıp programlarında oluşan taban puanlar da netleşti. Devlet üniversitelerinin genel kontenjanlarına göre hazırlanan ilk 50 programlık sıralama, tıp eğitiminde en yüksek puanla öğrenci alan fakülteleri ortaya koydu.</p>

<p>Listenin zirvesinde İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İngilizce Tıp Programı bulunuyor. Programın taban puanı 542,96874 olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>İkinci sırayı Hacettepe Üniversitesi İngilizce Tıp Programı 541,38019 puanla alırken, Hacettepe Üniversitesi Türkçe Tıp Programı 537,80956 puanla üçüncü oldu.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Türkçe Tıp Programı 535,36107 puanla dördüncü, Ankara Üniversitesi İngilizce Tıp Programı ise 533,30757 puanla beşinci sırada yer aldı.</p>

<p>İlk 10’da köklü tıp fakülteleri öne çıktı</p>

<p>Sıralamanın ilk 10 basamağında İstanbul ve Ankara’daki köklü tıp fakültelerinin ağırlığı dikkat çekti.</p>

<p>İlk 10 program şöyle sıralandı:</p>

<ol>
 <li>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa İngilizce Tıp: 542,96874</li>
 <li>Hacettepe Üniversitesi İngilizce Tıp: 541,38019</li>
 <li>Hacettepe Üniversitesi Tıp: 537,80956</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Tıp: 535,36107</li>
 <li>Ankara Üniversitesi İngilizce Tıp: 533,30757</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi İngilizce Tıp: 533,03816</li>
 <li>Ankara Üniversitesi Tıp: 531,79539</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi Tıp: 530,37143</li>
 <li>Gazi Üniversitesi Tıp: 527,96567</li>
 <li>Ege Üniversitesi Tıp: 526,97542</li>
</ol>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi 6 programla ilk 50’de</p>

<p>Sıralamanın dikkat çeken üniversitelerinden biri de Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) oldu. Üniversitenin farklı tıp fakültelerine ait 6 program ilk 50 içerisinde yer aldı.</p>

<p>SBÜ Hamidiye Tıp Fakültesi 523,41721 taban puanla 14’üncü, Gülhane Tıp Fakültesi 521,23318 puanla 16’ncı sıraya yerleşti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>SBÜ İzmir Tıp Fakültesi 518,93245 puanla 21’inci, Hamidiye Uluslararası Tıp Fakültesi 517,36847 puanla 24’üncü sırada yer aldı.</p>

<p>Listenin ilerleyen bölümünde SBÜ Bursa Tıp Fakültesi 513,77410 puanla 31’inci, Adana Tıp Fakültesi ise 513,36094 puanla 32’nci oldu.</p>

<p>SBÜ Kayseri Tıp Fakültesi de 507,83969 puanla 47’nci sırada yer aldı.</p>

<p>Böylece görseldeki ilk 50 sıralamasında Sağlık Bilimleri Üniversitesi, 7 farklı tıp programıyla temsil edildi.</p>

<p>Tıp fakültelerinde yüksek puan rekabeti</p>

<p>2026 sonuçları, tıp fakültelerinin yüksek başarı düzeyindeki adayların en yoğun tercih ettiği programlar arasındaki yerini koruduğunu gösterdi. Özellikle İngilizce eğitim veren tıp programlarının birçok üniversitede Türkçe programların üzerinde taban puan oluşturması dikkat çekti.</p>

<p>İlk sıralarda İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Hacettepe, Ankara, İstanbul, Gazi ve Ege üniversiteleri öne çıkarken; Sağlık Bilimleri Üniversitesi, farklı şehirlerdeki tıp fakülteleriyle listenin geniş bir bölümünde yer aldı.</p>

<p>İlk 50 programlık listenin 50’nci sırasında ise Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi 506,65570 taban puanla bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/2026da-tip-icin-kac-puan-gerekti-universite-universite-liste</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 21:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8510.jpeg" type="image/jpeg" length="16860"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Arsin’de Emniyet Müdürlüğü Önünde Patlama: İHA Şüphesi Araştırılıyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/arsinde-emniyet-mudurlugu-onunde-patlama-iha-suphesi-arastiriliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/arsinde-emniyet-mudurlugu-onunde-patlama-iha-suphesi-arastiriliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Arsin ilçesinde İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde akşam saatlerinde dikkat çeken bir olay yaşandı. Bölgedeki iki polis aracının zarar gördüğü olayda, araçların üzerine düştüğü belirtilen cismin İHA olup olmadığı araştırılıyor. İlk bilgilere göre olayda ölen ya da yaralanan bulunmuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Arsin ilçesinde akşam saatlerinde güvenlik birimlerini harekete geçiren dikkat çekici bir olay meydana geldi.</p>

<p>Edinilen ilk bilgilere göre olay, Arsin İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde yaşandı. Emniyet Müdürlüğü önünde bulunan iki polis aracının bulunduğu noktaya henüz niteliği belirlenemeyen bir cisim düştü.</p>

<p>Olayın ardından bölgede patlama meydana geldiği yönündeki bilgiler üzerine güvenlik ekipleri çevrede inceleme başlattı.</p>

<p>İki polis aracı zarar gördü</p>

<p>İlk bilgilere göre olay sırasında bölgede bulunan iki polis aracı zarar gördü.</p>

<p>Olayın en sevindirici tarafı ise herhangi bir can kaybı veya yaralanmanın yaşanmaması oldu.</p>

<p>Bölgenin güvenlik çemberine alınmasının ardından düşen cismin niteliğinin belirlenmesine yönelik teknik incelemeye geçildi.</p>

<p>İHA ihtimali araştırılıyor</p>

<p>Olayın ardından üzerinde durulan ihtimallerden biri, polis araçlarının bulunduğu noktaya düşen cismin bir insansız hava aracı olması.</p>

<p>Ancak cismin İHA olduğu henüz resmi makamlar tarafından kesin olarak açıklanmış değil.</p>

<p>İHA ihtimalinin doğrulanması halinde cihazın türü, nereden havalandığı, uçuş güzergâhı, kime ait olduğu ve düşüş nedeninin belirlenmesi yapılacak teknik incelemenin en önemli başlıklarını oluşturacak.</p>

<p>“Saldırı” olduğuna ilişkin doğrulanmış bilgi yok</p>

<p>Olayın İlçe Emniyet Müdürlüğü önünde meydana gelmesi ve polis araçlarının zarar görmesi dikkatleri bölgeye çevirirken, mevcut bilgiler olayın kasıtlı gerçekleştirildiğini gösterecek düzeyde değil.</p>

<p>Bu nedenle olayın bir saldırı olduğu, cismin patlayıcı taşıdığı ya da hedefinin İlçe Emniyet Müdürlüğü olduğu yönünde şu aşamada kesin bir değerlendirme yapmak mümkün değil.</p>

<p>Teknik inceleme, olayın kaza, teknik arıza veya başka bir nedenle meydana gelip gelmediğinin anlaşılması açısından belirleyici olacak.</p>

<p>Patlamanın kaynağı da araştırılıyor</p>

<p>Yerel kaynaklardan gelen ilk bilgilerde Emniyet Müdürlüğü önünde bir patlama meydana geldiği belirtilirken, diğer ilk haberlerde polis araçlarının üzerine tanımlanamayan bir cismin düştüğü aktarılıyor.</p>

<p>Bu iki bilginin aynı olayın farklı aşamalarına mı işaret ettiği, başka bir ifadeyle patlamanın düşen cisimden kaynaklanıp kaynaklanmadığı henüz resmi olarak açıklanmadı.</p>

<p>Güvenlik birimlerinin cihaz veya cisim üzerinde yapacağı incelemenin ardından olayın bu yönünün de aydınlatılması bekleniyor.</p>

<p>Gözler resmi açıklamada</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arsin’daki olayın niteliği nedeniyle yapılacak teknik inceleme büyük önem taşıyor.</p>

<p>Cismin parçalarının incelenmesiyle bunun bir İHA olup olmadığı, İHA ise hangi sınıfa ait olduğu ve olayın meydana geliş şekline ilişkin daha somut verilere ulaşılması bekleniyor.</p>

<p>Olayla ilgili resmi makamlardan gelecek açıklama bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/arsinde-emniyet-mudurlugu-onunde-patlama-iha-suphesi-arastiriliyor</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 20:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8498.jpeg" type="image/jpeg" length="73448"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuklarda Ekran Süresi: 8 Yıllık Çalışmada Yeni Bulgular]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/cocuklarda-ekran-suresi-8-yillik-calismada-yeni-bulgular</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/cocuklarda-ekran-suresi-8-yillik-calismada-yeni-bulgular" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çocukların telefon, tablet ve bilgisayar başında geçirdiği zaman yıllardır tartışılıyor. Finlandiya’da 260 gencin yaklaşık sekiz yıl izlendiği araştırmada, daha fazla ekran süresi bazı çalışma belleği ölçümlerinde ve genel bilişsel performansta daha iyi sonuçlarla ilişkili bulundu. Ancak çalışma, “daha fazla ekran daha iyidir” sonucunu desteklemiyor; bilim insanları ekranın nasıl kullanıldığının da önemli olabileceğini vurguluyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Finlandiya’daki Jyväskylä Üniversitesi ve Doğu Finlandiya Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü uzun süreli çalışma, çocukların ekran kullanımı ile zihinsel becerileri arasındaki ilişkinin sanıldığından daha karmaşık olabileceğini gösterdi. Çocukluktan ergenliğe kadar izlenen gençlerde daha fazla ekran süresi, ergenlik dönemindeki bazı çalışma belleği ölçümlerinde ve genel bilişsel performansta daha iyi sonuçlarla ilişkili bulundu. Bilişsel performans; dikkat, öğrenme, bilgiyi işleme ve gerektiğinde bilgiyi kısa süre akılda tutabilme gibi zihinsel becerileri kapsıyor. Araştırma Pediatric Exercise Science dergisinde yayımlandı. [1]</p>

<h2>260 genç yaklaşık sekiz yıl takip edildi</h2>

<p>Araştırma, Finlandiya’da yürütülen PANIC adı verilen Çocuklarda Fiziksel Aktivite ve Beslenme Çalışması'nın uzun dönemli verilerine dayanıyor.</p>

<p>Son değerlendirmede 124'ü kız, 136'sı erkek olmak üzere toplam 260 genç yer aldı. Katılımcıların takip sonundaki ortalama yaşı 15,8 olarak bildirildi. [1]</p>

<p>Araştırmacılar çocukların fiziksel aktivitesini ve hareketsiz geçirdiği zamanı hem anketlerle hem de hareket ve kalp hızını ölçen cihazlarla değerlendirdi. Ekran kullanımı da çocukluktan ergenliğe uzanan takip döneminde kaydedildi.</p>

<p>Ergenlik döneminde ise öğrenme, dikkat ve çalışma belleği gibi zihinsel işlevler bilgisayar tabanlı bilişsel testlerle ölçüldü. [1]</p>

<p>Çalışmanın dikkat çeken yönlerinden biri, çocukların yalnızca belirli bir gündeki ekran kullanımını incelemek yerine, yıllar boyunca oluşan davranış alışkanlıklarını değerlendirmesiydi.</p>

<h2>Daha fazla ekran süresi daha kötü sonuç anlamına gelmedi</h2>

<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonucu ekran kullanımında ortaya çıktı.</p>

<p>Çocukluktan ergenliğe kadar daha fazla ekran süresi bildiren gençlerin bazı çalışma belleği ölçümlerinde ve genel bilişsel performansta daha iyi sonuçlar aldığı görüldü. [1]</p>

<p>Çalışma belleği, günlük yaşamda sürekli kullandığımız zihinsel yeteneklerden biri. Örneğin bir telefon numarasını kısa süre akılda tutarken, zihinden hesaplama yaparken veya bir görevi tamamlarken gerekli bilgileri birkaç saniye boyunca zihnimizde tutmamızı sağlıyor.</p>

<p>Bulgular, ekran süresi ile zihinsel gelişim arasındaki ilişkinin yalnızca “ekran ne kadar fazlaysa o kadar kötüdür” şeklinde açıklanamayabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Ancak sonuçların çok önemli bir sınırı var:</p>

<p><strong>Araştırma, daha fazla telefon, tablet veya bilgisayar kullanımının çocukların zihinsel becerilerini geliştirdiğini kanıtlamıyor.</strong></p>

<p>Çalışma gözlemsel nitelikte. Yani araştırmacılar çocukların mevcut yaşam biçimlerini takip ederek davranışlarla sonuçlar arasındaki ilişkileri inceledi. Bu yöntem, iki durumun birlikte görülüp görülmediğini gösterebilir ancak birinin diğerine neden olduğunu kanıtlayamaz.</p>

<h2>Ekranda ne yapıldığı da önemli olabilir</h2>

<p>Bir çocuğun iki saat boyunca bilgisayarda araştırma yapması, matematik problemi çözmesi veya bir sunum hazırlaması ile aynı süre boyunca sosyal medyada içerikler arasında geçiş yapması aynı zihinsel etkinlik değil.</p>

<p>Araştırmacılar da ekran süresinin yalnızca dakika veya saat olarak değerlendirilmesinin yeterli olmayabileceğine dikkat çekiyor. Problem çözme, öğrenme, yaratıcılık veya sosyal iletişim içeren dijital etkinliklerin etkileri, daha pasif ekran kullanımından farklı olabilir. [1]</p>

<p>Fakat çalışmanın sınırlarından biri de burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Araştırma, çocukların izlediği videoları, kullandığı uygulamaları veya ekranda yaptığı bütün faaliyetleri ayrıntılı olarak karşılaştırmadı. Bu nedenle “eğitici içerik kullanan çocukların zihinsel performansı yükseldi” gibi bir sonuç çıkarmak doğru değil.</p>

<p>Yeni bulguların söylediği daha sınırlı ancak önemli bir şey var: <strong>Ekran kullanımını değerlendirirken yalnızca geçirilen süreye bakmak bütün tabloyu göstermeyebilir.</strong></p>

<h2>“Kaç saat?” sorusu tek başına yeterli olmayabilir</h2>

<p>Çocukların dijital medya kullanımına ilişkin bilimsel yaklaşım da giderek süre dışındaki etkenleri daha fazla dikkate alıyor.</p>

<p>Amerikan Pediatri Akademisinin 2026 yılında Pediatrics dergisinde yayımladığı politika belgesinde çocuk ve ergenlerin dijital medya deneyiminin yalnızca ekran süresi sınırları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği belirtiliyor. Çocuğun özellikleri, kullanılan dijital ortam, içerik ve aile çevresi gibi birçok etkenin birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. [2]</p>

<p>Bu yaklaşım günlük yaşam açısından önemli bir ayrım getiriyor.</p>

<p>İki çocuğun günde üçer saat ekran kullanması, bu üç saatin sonuçlarının da aynı olacağı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Ekran kullanımı uykunun, hareket etmenin, derslerin veya aile ve arkadaşlarla geçirilen zamanın sürekli olarak önüne geçiyorsa durum farklı değerlendirilmeli.</p>

<p>Buna karşılık çocuğun ekranı araştırma yapmak, öğrenmek, üretmek veya başkalarıyla iletişim kurmak amacıyla kullanması farklı bir dijital deneyim oluşturabilir.</p>

<h2>Fiziksel aktivitede kız ve erkeklerde farklı ilişkiler görüldü</h2>

<p>Araştırmacılar ekran süresinin yanı sıra fiziksel aktivite ile bilişsel performans arasındaki ilişkiyi de değerlendirdi.</p>

<p>Kızlarda çocukluktan itibaren daha fazla hafif fiziksel aktivitenin ergenlik döneminde daha iyi çalışma belleğiyle ilişkili olduğu bildirildi. Erkeklerde ise daha fazla organize veya yönlendirilmiş fiziksel aktivite ile çalışma belleği arasında olumlu bir ilişki saptandı. [1]</p>

<p>Buna karşılık cihazlarla ölçülen toplam fiziksel aktivite ve hareketsiz geçirilen zaman ile bilişsel performans arasında aynı şekilde belirgin ilişkiler görülmedi. [1]</p>

<p>Bu durum da yapılan etkinliğin niteliğinin önemine işaret ediyor olabilir.</p>

<p>Çünkü hareket ölçen bir cihaz kişinin oturduğunu gösterebilir ama neden oturduğunu söyleyemez. Çocuk kitap okurken de hareketsizdir, ders çalışırken de, saatlerce kısa video izlerken de.</p>

<p>Bu etkinliklerin zihinsel açıdan aynı kabul edilmesi mümkün değil.</p>

<h2>Sonuç çocukların sınırsız ekran kullanabileceği anlamına gelmiyor</h2>

<p>Araştırmanın yanlış anlaşılmaması gereken en önemli noktası bu.</p>

<p>Çalışma, uzun ekran süresinin çocuklar için zararsız olduğunu göstermiyor ve ekran kullanımının artırılmasını önermiyor.</p>

<p>Dijital medya kullanımı uykunun, fiziksel hareketin, yüz yüze sosyal ilişkilerin ve günlük sorumlulukların yerini almaya başladığında çocukların sağlığı ve gelişimi açısından farklı sorunlar ortaya çıkabiliyor. Amerikan Pediatri Akademisi de dijital ortamların hareket ve uyku gibi sağlıklı davranışların yerini almasının olumsuz sonuçlarla ilişkili olabileceğine dikkat çekiyor. [2]</p>

<p>Bu nedenle aileler açısından yalnızca kronometre tutmak yerine ekran kullanımının günlük yaşam üzerindeki etkisini izlemek daha anlamlı olabilir.</p>

<p>Çocuğun ne izlediği, ekranda ne yaptığı, kullanımın gece uykusunu geciktirip geciktirmediği, fiziksel aktivitesinin azalıp azalmadığı ve ekran dışındaki sosyal yaşamını etkileyip etkilemediği birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<h2>Telefonla ders çalışmakla saatlerce video izlemek aynı değil</h2>

<p>“Ekran süresi” aslında birbirinden oldukça farklı davranışları aynı başlık altında topluyor.</p>

<p>Elektronik kitap okumak da ekran süresi. Bilgisayarda kod yazmak da. Arkadaşlarla görüntülü konuşmak, ödev hazırlamak, oyun oynamak ve sosyal medyada gezinmek de aynı süre hesabının içine giriyor.</p>

<p>Bu nedenle çocukların dijital yaşamını değerlendirirken yalnızca “Bugün kaç saat telefona baktın?” sorusu giderek yetersiz kalabilir.</p>

<p>Daha anlamlı olan, ekranın çocuğun günlük yaşamında <strong>hangi amaçla, hangi içerikle ve hangi davranışların yerine kullanıldığını</strong> anlamak olabilir.</p>

<p>Finlandiya'daki araştırma bu konuda son sözü söylemiyor. Katılımcı sayısı sınırlı, ekran kullanımına ilişkin bazı bilgiler kişilerin kendi bildirimlerine dayanıyor ve çalışma neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyor. Hangi ekran etkinliklerinin zihinsel becerilerle nasıl ilişkili olduğunu anlamak için daha ayrıntılı ve farklı yöntemlerle yürütülen araştırmalara ihtiyaç var. [1]</p>

<p>Bu nedenle çalışmadan çıkarılabilecek sonuç “çocuklar daha fazla ekrana bakmalı” değil. Bulgular daha çok, çocukların dijital yaşamını değerlendirirken <strong>süre kadar içeriğin, kullanım amacının, uykunun, hareketin ve günlük yaşam dengesinin de hesaba katılması gerektiğini</strong> gösteriyor.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>[1] Jalanko P, Leppänen MH, Bond B, Laukkanen JA, Lakka TA, Haapala EA. Associations of Physical Activity and Sedentary Time From Childhood to Adolescence With Cognition in Adolescence: The PANIC Study. Pediatric Exercise Science. 2026;38(3):268-283. DOI: 10.1123/pes.2025-0083.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>[2] Munzer T, Parga-Belinkie J, Milkovich LM, Tomopoulos S, Ajumobi T, Cross C, Gerwin R, Madigan S, et al. Digital Ecosystems, Children, and Adolescents: Policy Statement. Pediatrics. 2026;157(2):e2025075320. DOI: 10.1542/peds.2025-075320.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/cocuklarda-ekran-suresi-8-yillik-calismada-yeni-bulgular</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 19:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/cocuklarda-ekran-suresi-1280x720-200kb.jpg" type="image/jpeg" length="62874"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor’da Batista Mendy için transfer yarışı: 3 kulüp devrede]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-batista-mendy-icin-transfer-yarisi-3-kulup-devrede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-batista-mendy-icin-transfer-yarisi-3-kulup-devrede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’da Batista Mendy’nin geleceğine ilişkin transfer hareketliliği hız kazanıyor. Fransız basınına göre Monza, Werder Bremen ve Getafe, 26 yaşındaki orta saha için girişimde bulunmaya hazırlanırken Torino’nun da oyuncuya ilgisinin sürdüğü belirtiliyor. Bordo-mavili kulübe ise henüz resmî teklif ulaşmadığı aktarılıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’da Batista Mendy için transfer yarışı: 3 kulüp devrede</p>

<p>Trabzonspor’un Fransız orta saha oyuncusu Batista Mendy için Avrupa’dan yeni transfer iddiaları gündeme geldi. Fransız spor gazetesi L’Équipe’in haberine göre Monza, Werder Bremen ve Getafe, 26 yaşındaki futbolcunun durumunu yakından takip ediyor ve önümüzdeki günlerde somut adımlar atmaya hazırlanıyor.</p>

<p>Haberde, daha önce Mendy ile ilgilenen Torino’nun da transfer yarışından tamamen çekilmediği belirtildi. Böylece Trabzonspor’un orta saha oyuncusu için Avrupa’dan birden fazla kulübün bulunduğu yeni bir transfer tablosu ortaya çıktı.</p>

<p>Monza ve Werder Bremen de devreye girdi</p>

<p>Batista Mendy’nin adı daha önce özellikle Getafe ile anılmıştı. Son gelen bilgiler ise oyuncunun taliplerinin arttığını gösteriyor.</p>

<p>L’Équipe’in aktardığına göre İtalya’dan Monza ile Almanya’dan Werder Bremen de Mendy dosyasında öne çıkan kulüpler arasında yer alıyor. Getafe’nin ilgisinin devam ettiği, Torino’nun da gelişmeleri takip ettiği ifade ediliyor.</p>

<p>Bununla birlikte mevcut aşamada söz konusu kulüplerden herhangi birinin Trabzonspor’a resmî teklif sunduğuna ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Trabzonspor’a henüz resmî teklif ulaşmadı</p>

<p>Transfer sürecindeki en önemli ayrıntı ise pazarlıkların henüz resmî teklif aşamasına gelmemiş olması.</p>

<p>Fransız gazetesinin haberine göre Mendy için ilgi bulunmasına rağmen Trabzonspor’un önünde şu an için değerlendirebileceği resmî bir teklif yok. Kulüplerin önümüzdeki günlerde girişimlerini hızlandırabileceği öne sürülüyor.</p>

<p>Bu nedenle Mendy’nin ayrılığının kesinleştiğini söylemek için henüz erken. Transferin ilerlemesi için ilgili kulüplerden birinin Trabzonspor’un beklentilerini karşılayan somut bir teklif sunması gerekiyor.</p>

<p>Batista Mendy’nin Trabzonspor kariyeri</p>

<p>Fransız futbolcu, 2023 yazında Angers’tan Trabzonspor’a transfer edildi. Fizik gücü, hava toplarındaki etkinliği ve orta sahadaki savunmacı özellikleriyle bordo-mavili takımın önemli seçeneklerinden biri haline geldi.</p>

<p>Asıl mevkisi ön libero olan Mendy, ihtiyaç halinde savunmanın merkezinde de görev yapabiliyor. Bu çok yönlülüğü, Avrupa kulüplerinin oyuncuya yönelik ilgisinde önemli faktörlerden biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Transferin ekonomik boyutu belirleyici olacak</p>

<p>Trabzonspor açısından dosyanın önemli başlıklarından biri de bonservis geliri olacak. Mendy’nin birden fazla Avrupa kulübünün radarında bulunması, bordo-mavili yönetimin olası transfer görüşmelerinde pazarlık gücünü artırabilir.</p>

<p>Ancak şu aşamada Monza, Werder Bremen, Getafe veya Torino tarafından önerildiği doğrulanmış bir bonservis rakamı bulunmuyor. Bu nedenle transfer bedeline ilişkin kesin rakam vermek mümkün değil.</p>

<p>Önümüzdeki günlerde kulüplerden birinin resmî teklif sunması halinde Batista Mendy transferinde sürecin yeni bir aşamaya geçmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Trabzonspor veya oyuncunun transferiyle adı geçen kulüpler tarafından şu ana kadar anlaşmaya ilişkin resmî bir açıklama yapılmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonsporda-batista-mendy-icin-transfer-yarisi-3-kulup-devrede</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 19:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8490.jpeg" type="image/jpeg" length="66890"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Yeni Dönem: Başhekim Burcu Özen Karabulut Göreve Başladı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/agri-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-yeni-donem-bashekim-burcu-ozen-karabulut-goreve-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/agri-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-yeni-donem-bashekim-burcu-ozen-karabulut-goreve-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başhekimlik görevine Dr. Öğr. Üyesi Burcu Özen Karabulut getirildi. Acil Tıp alanında akademik çalışmalar yürüten ve daha önce hastanede başhekim yardımcılığı görevini üstlenen Karabulut, 18 Ağustos 2026 itibarıyla yeni görevine başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Yeni Başhekim Göreve Başladı</p>

<p>Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yönetim değişikliğine gidildi. Hastanenin başhekimlik görevine Dr. Öğr. Üyesi Burcu Özen Karabulut getirildi. Karabulut’un göreve başlamasıyla hastane yönetiminde yeni bir dönem başladı.</p>

<p>Ağrı’da sağlık hizmetlerinin önemli merkezlerinden biri olan Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başhekimlik görevine yeni atama yapıldı. Dr. Öğr. Üyesi Burcu Özen Karabulut, 18 Ağustos 2026 itibarıyla başhekimlik görevine başladı.</p>

<p>Yeni görevi öncesinde de hastanenin yönetim süreçlerinde sorumluluk üstlenen Karabulut’un Ağrı’daki sağlık ve tıp eğitimi alanındaki çalışmalarıyla tanınması dikkat çekiyor.</p>

<p>Hastane Yönetiminde Daha Önce de Görev Aldı</p>

<p>Acil Tıp alanında çalışmalarını sürdüren Dr. Öğr. Üyesi Burcu Özen Karabulut, Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde daha önce başhekim yardımcılığı görevinde bulundu.</p>

<p>Bu görevi sırasında hastanenin sağlık hizmetleri ve idari süreçlerinde görev alan Karabulut, böylece başhekimlik öncesinde hastanenin işleyişine ilişkin yönetim deneyimi kazandı.</p>

<p>Karabulut aynı zamanda Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde akademik ve idari sorumluluklar üstlendi. Üniversitenin kurumsal kayıtlarında Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı olarak yer alan Karabulut, fakülte bünyesindeki çeşitli kurul ve komisyonlarda da görev yaptı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Acil Tıp Alanında Akademik Çalışmaları Bulunuyor</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Burcu Özen Karabulut’un mesleki çalışmalarının önemli bölümünü Acil Tıp alanı oluşturuyor.</p>

<p>Bilimsel yayınları bulunan Karabulut; acil servise başvuran hastalar, travmalar ve farklı klinik tablolar üzerine akademik çalışmalarda yer aldı. Akademik faaliyetlerinin yanı sıra tıp eğitimi ve sağlık hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin idari görevler de üstlendi.</p>

<p>Üniversite bünyesinde eğitim-öğretim, ölçme ve değerlendirme, sürekli tıp eğitimi, akademik çalışmalar ve yayın faaliyetleriyle bağlantılı çeşitli süreçlerde sorumluluk alan Karabulut, akademisyen ve sağlık yöneticisi kimliğiyle çalışmalarını sürdürdü.</p>

<p>18 Ağustos İtibarıyla Görevine Başladı</p>

<p>Dr. Öğr. Üyesi Burcu Özen Karabulut’un başhekim olarak göreve başlamasıyla Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yeni yönetim dönemi de resmen başlamış oldu.</p>

<p>Hastanedeki önceki yöneticilik deneyiminin yanı sıra üniversitedeki akademik ve idari görevleriyle de öne çıkan Karabulut, bundan sonraki süreçte Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin sağlık hizmetleri ve yönetim faaliyetlerinden sorumlu olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/agri-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-yeni-donem-bashekim-burcu-ozen-karabulut-goreve-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 19:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8488.jpeg" type="image/jpeg" length="90698"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Darwin Núñez transferinde kritik şart: Al-Hilal geri adım atmıyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/darwin-nunez-transferinde-kritik-sart-al-hilal-geri-adim-atmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/darwin-nunez-transferinde-kritik-sart-al-hilal-geri-adim-atmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Darwin Núñez için yürüttüğü transfer görüşmelerinde kritik pazarlık başlığı ortaya çıktı. Al-Hilal’in Uruguaylı golcünün kiralanmasına ancak zorunlu satın alma maddesi eklenmesi halinde onay vermek istediği öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’un hücum hattına dünya çapında ses getirecek bir takviye yapmak amacıyla gündemine aldığı Darwin Núñez transferinde görüşmelerin son aşamaya gelmesine rağmen anlaşmanın henüz tamamlanmadığı bildirildi. Son haberlerde süreci geciktiren temel konunun Al-Hilal’in kiralama anlaşmasına zorunlu satın alma maddesi koydurmak istemesi olduğu belirtildi.</p>

<p>Darwin Núñez transferinde düğüm: Zorunlu satın alma</p>

<p>Transfer dosyasındaki en önemli yeni ayrıntı satın alma opsiyonunun niteliği.</p>

<p>Haberlere göre Trabzonspor, Núñez’i kiralık olarak kadrosuna katmak için Al-Hilal ile temaslarını sürdürürken Suudi Arabistan temsilcisi oyuncuyu yalnızca geçici olarak göndermek istemiyor.</p>

<p>Al-Hilal’in kiralama sözleşmesine zorunlu satın alma maddesi eklenmesini talep ettiği öne sürüldü. Bazı haberlerde söz konusu satın alma bedelinin 30-35 milyon euro seviyesinde olmasının istendiği belirtildi. Bu rakam ve şart henüz kulüpler tarafından resmen doğrulanmış değil.</p>

<p>Bu nedenle görüşmeler ileri aşamaya gelmiş olsa da transfer için “tamamlandı” ifadesini kullanmak mümkün değil.</p>

<p>Trabzonspor ile Al-Hilal arasındaki pazarlık neden uzadı?</p>

<p>Dosyanın yalnızca bonservis formülünden ibaret olmadığı belirtiliyor.</p>

<p>Güncel haberlerde Al-Hilal’in zorunlu satın alma talebinin yanı sıra mali yükümlülüklere ilişkin bazı başlıkların da görüşmelerde çözülmesi gereken konular arasında bulunduğu aktarılıyor. Bu durum, anlaşmanın beklenenden daha karmaşık bir finansal yapıya dönüşmesine neden olmuş görünüyor.</p>

<p>Trabzonspor açısından temel mesele, kiralık transferin gelecekte yüksek tutarlı zorunlu bir bonservis yükümlülüğüne dönüşme ihtimali.</p>

<p>Al-Hilal açısından ise Núñez’in ayrılığı halinde oyuncunun ekonomik değerinin korunması önem taşıyor.</p>

<p>Dolayısıyla taraflar yalnızca oyuncunun bu sezon hangi takımda forma giyeceğini değil, transferin uzun vadeli mali sonucunu da müzakere ediyor.</p>

<p>Al-Hilal, Núñez için büyük yatırım yaptı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Darwin Núñez’in mevcut sözleşmesi de pazarlıkta Al-Hilal’in elini güçlendiren unsurlardan biri.</p>

<p>Suudi Arabistan kulübü, Uruguaylı santrforu Ağustos 2025’te Liverpool’dan kadrosuna kattı ve oyuncuyla üç yıllık sözleşme imzaladı. Böylece Núñez’in Al-Hilal ile kontratı 2028’e kadar uzanıyor.</p>

<p>Transfer döneminde açıklanan ve basına yansıyan rakamlarda Al-Hilal’in Liverpool’a 53 milyon euro civarında garanti bonservis ödediği, bonuslarla toplam bedelin yaklaşık 65 milyon euroya ulaşabileceği belirtilmişti.</p>

<p>Bu tablo, Suudi kulübünün neden Núñez’i düşük maliyetli ve satın alma garantisi bulunmayan basit bir kiralama modeliyle göndermeye sıcak bakmayabileceğini açıklıyor.</p>

<p>Darwin Núñez geçen sezon ne yaptı?</p>

<p>Núñez’in Al-Hilal kariyerine ilişkin istatistiklerde kaynaklar ve organizasyon kapsamları arasında farklılıklar bulunuyor.</p>

<p>Al-Hilal’in resmi oyuncu profilinde Uruguaylı forvetin 2025-26 sezonu sonuna kadar 24 karşılaşmada görev aldığı bilgisi yer alıyor. Kulüp ayrıca oyuncunun sezon sonunda Kral Kupası şampiyonluğu yaşadığını belirtiyor.</p>

<p>Núñez’in sezonun ikinci bölümünde yabancı oyuncu kontenjanıyla bağlantılı kadro planlamasından etkilenmesi ise geleceğine ilişkin tartışmaları artırdı.</p>

<p>Buna rağmen Al-Hilal, 17 Temmuz 2026’da yaptığı resmi açıklamada Núñez’in Dünya Kupası sonrasındaki izninin ardından Avusturya’daki sezon öncesi kampına katıldığını duyurdu. Bu da oyuncunun sözleşmesinin devam ettiğini ve kulübün kadrosunda bulunduğunu açık biçimde ortaya koyuyor.</p>

<p>Liverpool’dan Al-Hilal’e uzanan kariyer</p>

<p>27 yaşındaki Uruguaylı santrfor kariyerinde Peñarol, Almería, Benfica, Liverpool ve Al-Hilal formalarını giydi.</p>

<p>Avrupa futbolunda özellikle Benfica dönemindeki performansıyla öne çıkan Núñez, 2022 yazında Liverpool’a transfer oldu.</p>

<p>İngiliz kulübünde üç sezon geçiren Uruguaylı oyuncu, Liverpool kariyerini 143 resmi maç ve 40 golle tamamladı. Premier League ve Lig Kupası şampiyonlukları yaşayan Núñez, 2025 yazında Al-Hilal’e transfer oldu.</p>

<p>Trabzonspor açısından transfer ne anlama geliyor?</p>

<p>Núñez transferinin gerçekleşmesi halinde Trabzonspor hücum hattına fizik gücü, derin koşuları ve Avrupa’nın üst düzey liglerinde önemli deneyimi bulunan bir santrfor eklemiş olacak.</p>

<p>Ancak transferin sportif boyutu kadar mali yapısı da belirleyici.</p>

<p>Özellikle 30-35 milyon euroluk zorunlu satın alma bedeli iddiası doğruysa, anlaşmanın Trabzonspor açısından yalnızca bir sezonluk kiralama operasyonu olarak değerlendirilmesi mümkün olmayacak. Böyle bir madde gelecek dönemlerin transfer bütçesini de doğrudan etkileyebilecek önemli bir mali yükümlülük anlamına gelir.</p>

<p>Bu nedenle pazarlıkların zorunlu satın alma maddesinin tutarı, devreye girme koşulları ve transferin toplam maliyeti üzerinde yoğunlaşması beklenebilir.</p>

<p>Transferde son durum</p>

<p>Darwin Núñez dosyasında gelinen noktada en güçlü güncel bilgi, Trabzonspor ile Al-Hilal arasındaki görüşmelerin sürdüğü ancak Suudi kulübünün zorunlu satın alma şartının anlaşmayı geciktirdiği yönünde.</p>

<p>Tarafların transferi sonuçlandırdığına ilişkin şu aşamada resmi açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle Darwin Núñez transferi bitmiş bir işlem değil; şartları üzerinde pazarlık devam eden ileri aşamadaki bir transfer dosyası olarak değerlendirilmeli. Al-Hilal’in zorunlu satın alma talebinde esneklik gösterip göstermeyeceği, sürecin sonucunu belirleyecek en kritik başlıklardan biri olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/darwin-nunez-transferinde-kritik-sart-al-hilal-geri-adim-atmiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 19:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8487.jpeg" type="image/jpeg" length="70017"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yeni Parti Milletvekili Melih Meriç’e bıçaklı saldırı: Ameliyata alındı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/yeni-parti-milletvekili-melih-merice-bicakli-saldiri-ameliyata-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/yeni-parti-milletvekili-melih-merice-bicakli-saldiri-ameliyata-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, Gaziantep’te uğradığı bıçaklı saldırıda yaralandı. Hastaneye kaldırılan Meriç’in ameliyata alındığı bildirildi. Saldırıyı gerçekleştiren kişinin eski CHP Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş olduğu iddia edilirken polis şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Gaziantep’te milletvekiline bıçaklı saldırı</p>

<p>Yeni Parti Gaziantep Milletvekili Melih Meriç, 18 Ağustos 2026 Salı günü akşam saatlerinde Gaziantep’te bıçaklı saldırıya uğradı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İlk resmi nitelikteki ajans haberlerine göre olay, Şahinbey ilçesindeki Karataş Mahallesi’nde meydana geldi. Meriç’in sokakta bulunduğu sırada bıçaklı saldırıya uğradığı, ihbar üzerine bölgeye polis ve sağlık ekiplerinin sevk edildiği bildirildi.</p>

<p>Yaralanan Meriç, sağlık ekiplerinin müdahalesinin ardından hastaneye kaldırıldı. Yerel kaynaklar, Meriç’in Gaziantep Şehir Hastanesi’nde ameliyata alındığını bildirdi.</p>

<p>Saldırganın kimliğine ilişkin dikkat çeken iddia</p>

<p>Olayın ardından saldırıyı gerçekleştiren kişinin kimliğine ilişkin yeni bilgiler de kamuoyuna yansıdı.</p>

<p>Gaziantep merkezli yerel basında yer alan haberlere göre saldırıyı gerçekleştiren kişinin eski CHP Oğuzeli İlçe Başkanı Seydi Ahmet Keleş olduğu öne sürüldü.</p>

<p>Keleş’in olayın ardından bölgeden uzaklaştığı ve polis ekiplerinin yakalanması için çalışma başlattığı bildirildi.</p>

<p>Saldırının nedeni konusunda ise şu ana kadar yetkili makamlardan ayrıntılı bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle saldırının nedeni ve taraflar arasında daha önce yaşandığı ileri sürülen gelişmelere ilişkin bilgiler resmi açıklama gelene kadar kesinlik kazanmış değil.</p>

<p>Melih Meriç ameliyata alındı</p>

<p>Yerel kaynakların aktardığı bilgilere göre karın bölgesinden yaralanan Melih Meriç, Gaziantep Şehir Hastanesi’ne kaldırılarak ameliyata alındı.</p>

<p>Bazı yerel haber kaynaklarında Meriç’in hastaneye getirildiği sırada durumunun kritik olduğu ileri sürüldü. Milletvekilinin sağlık durumuna ilişkin hastane veya yetkili kurumlardan yapılacak açıklamalar bekleniyor.</p>

<p>Polisin olayla ilgili başlattığı soruşturma sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🚨 Asayiş</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/yeni-parti-milletvekili-melih-merice-bicakli-saldiri-ameliyata-alindi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 19:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8486.jpeg" type="image/jpeg" length="84577"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor Lucas Assadi Transferinde Eşiğe Geldi: Kritik Rakam Ortaya Çıktı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspor-lucas-assadi-transferinde-esige-geldi-kritik-rakam-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspor-lucas-assadi-transferinde-esige-geldi-kritik-rakam-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Universidad de Chile’nin 22 yaşındaki yıldızı Lucas Assadi için yaptığı resmî teklifin ayrıntıları Şili basınında ortaya çıktı. Bordo-mavililerin şu ana kadar oyuncu için resmî teklif sunan tek kulüp olduğu, teklifin sözleşmedeki 2,8 milyon dolarlık çıkış bedelinin hemen altında kaldığı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’un Universidad de Chile forması giyen 22 yaşındaki hücumcu orta saha Lucas Assadi için resmî teklif yaptığı doğrulanırken, Şili kulübünün oyuncunun ayrılığı konusunda izleyeceği yol da netleşmeye başladı.</p>

<p>Şili basınından ADN Deportes’in haberine göre Trabzonspor, Assadi için resmî teklif gönderen ilk ve şu ana kadarki tek kulüp konumunda. Bordo-mavililerin önerdiği rakamın ise futbolcunun sözleşmesindeki çıkış bedelinin bir miktar altında olduğu belirtildi.</p>

<p>Kritik eşik 2,8 milyon dolar</p>

<p>Assadi’nin Universidad de Chile ile yaptığı sözleşmede transferin önünü açabilecek iki ayrı mali eşik bulunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna göre futbolcunun ekonomik haklarının yüzde 80’i için 2,8 milyon dolar, tamamı için ise 3,5 milyon dolar seviyesinde çıkış hükmü bulunuyor. Universidad de Chile yönetiminin mevcut aşamada bu rakamların altında bir satış konusunda pazarlık yapmak istemediği aktarılıyor.</p>

<p>Trabzonspor’un ilk teklifinin 2,8 milyon dolarlık seviyenin hemen altında bulunması, transfer görüşmelerindeki en önemli ayrıntılardan biri haline geldi.</p>

<p>Universidad de Chile geri adım atmıyor</p>

<p>Şili ekibinin tavrının arkasında sportif bir gerekçe de bulunuyor.</p>

<p>Ülkede transfer döneminin kapanmış olması nedeniyle Universidad de Chile, Assadi’nin ayrılması halinde yerine yeni bir oyuncu transfer edemeyecek. Bu nedenle kulüp yönetimi takımın önemli isimlerinden birini düşük bir bedelle bırakmaya sıcak bakmıyor.</p>

<p>Universidad de Chile Sportif Direktörü Manuel Mayo da kulübün önceliğinin mevcut kadroyu korumak olduğunu belirtirken, çıkış bedelinin karşılanması halinde tablonun değişebileceğini kabul etti.</p>

<p>Mayo’nun açıklamasına göre bir kulübün gerekli bedeli ödemesi ve Assadi’nin de transfer olmak istemesi durumunda Universidad de Chile’nin oyuncunun ayrılığını engellemesi oldukça güçleşecek.</p>

<p>Karar Assadi’ye kalabilir</p>

<p>Bu durum Trabzonspor açısından pazarlığın seyrini değiştirebilecek bir noktaya işaret ediyor.</p>

<p>Bordo-mavililerin teklifini sözleşmedeki gerekli seviyeye yükseltmesi halinde ekonomik pazarlıktan çok oyuncunun Türkiye seçeneğine yaklaşımı belirleyici hale gelebilir.</p>

<p>Dolayısıyla transfer henüz sonuçlanmış değil. Ancak Şili’den gelen son bilgiler, Trabzonspor’un teklifini küçük bir miktar yükseltmesi halinde dosyanın çok daha farklı bir aşamaya geçebileceğini gösteriyor.</p>

<p>Yeni rakip: AIK Solna</p>

<p>Öte yandan Assadi için Avrupa’dan yeni bir talip daha ortaya çıktı.</p>

<p>İsveç ekibi AIK Solna’nın Universidad de Chile ile temasa geçerek transfer şartlarını sorduğu bildirildi. Şili basınına göre olası transfer gerçekleşirse operasyon AIK tarihinin en pahalı transferlerinden biri olabilir.</p>

<p>Ancak 18 Ağustos itibarıyla aktarılan bilgilere göre Trabzonspor resmî teklif veren taraf, AIK ise henüz ilgi ve temas aşamasında bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle bordo-mavililer Assadi yarışında şu anda somut adımı atan kulüp konumunda.</p>

<p>Transferde mevcut tablo</p>

<p>Trabzonspor: Resmî teklif yaptı.<br />
Universidad de Chile: Çıkış bedelinin karşılanmasını istiyor.<br />
Kritik rakam: Yüzde 80 için 2,8 milyon dolar.<br />
Tam bonservis: 3,5 milyon dolar.<br />
Lucas Assadi: Oyuncunun kararı bedelin karşılanması halinde belirleyici olabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspor-lucas-assadi-transferinde-esige-geldi-kritik-rakam-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 19:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8483.jpeg" type="image/jpeg" length="99256"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mamak Devlet Hastanesi Hekimi Dr. Süleyman Taşkın Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/mamak-devlet-hastanesi-hekimi-dr-suleyman-taskin-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/mamak-devlet-hastanesi-hekimi-dr-suleyman-taskin-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Mamak Devlet Hastanesi’nde görev yapan ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olan Dr. Süleyman Taşkın hayatını kaybetti. Acı haberin ardından Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı tarafından taziye mesajı yayımlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara Sağlık Camiasının Acı Kaybı: Dr. Süleyman Taşkın Vefat Etti</p>

<p>Ankara sağlık camiası genç bir hekimin vefat haberiyle sarsıldı. Ankara Mamak Devlet Hastanesi’nde görev yapan Dr. Süleyman Taşkın’ın hayatını kaybettiği bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Süleyman Taşkın’ın vefatını, mezunu olduğu Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı duyurdu.</p>

<p>Fakültenin yayımladığı taziye mesajında, Ankara Mamak Devlet Hastanesi’nde görev yapan ve fakülte mezunu olan Dr. Süleyman Taşkın’ın vefat ettiği belirtilerek ailesine, yakınlarına ve tıp camiasına başsağlığı dilekleri iletildi.</p>

<p>Mamak Devlet Hastanesi’nde görev yapıyordu</p>

<p>Sağlık Bakanlığı Mamak Devlet Hastanesi’nin resmi internet sitesinde de Dr. Süleyman Taşkın adına oluşturulmuş hekim sayfası bulunuyor. Hastanenin hekim listesinde Taşkın’ın adı yer alıyor.</p>

<p>Dr. Süleyman Taşkın’ın Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olduğu bilgisi ise fakültenin yayımladığı vefat duyurusunda açıkça belirtildi.</p>

<p>Taşkın’ın vefat nedeni, yaşı ve cenaze programına ilişkin ayrıntılar henüz kamuoyuyla paylaşılmadı.</p>

<p>Dr. Süleyman Taşkın’ın vefatı ailesi, yakınları, meslektaşları ve sağlık camiasında üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Dr. Süleyman Taşkın’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sağlık camiasına başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/mamak-devlet-hastanesi-hekimi-dr-suleyman-taskin-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 19:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/doktor-vefat.jpg" type="image/jpeg" length="70842"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çocuk Acillerinde Hazırlık Eksikliği Binlerce Ek Ölümle İlişkili]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/cocuk-acillerinde-hazirlik-eksikligi-binlerce-ek-olumle-iliskili</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/cocuk-acillerinde-hazirlik-eksikligi-binlerce-ek-olumle-iliskili" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de 759 hastane ve 2,4 milyondan fazla çocuğu kapsayan 10 yıllık çalışma, çocuk acil bakımına yüksek düzeyde hazır olmayan hastanelerde ölüm oranlarının daha yüksek olduğunu gösterdi. Çocuklara yönelik yataklı servislerin kaybedilmesi veya hiç bulunmaması da daha fazla çocuk ölümüyle bağımsız olarak ilişkili bulundu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD’de University of California San Francisco, Oregon Health &amp; Science University ve Stanford University’nin de aralarında bulunduğu çok merkezli araştırma ekibi, 11 eyaletteki 759 hastanenin çocuk acil hizmetlerini 10 yıl boyunca inceledi. JAMA Pediatrics’te 17 Ağustos 2026’da yayımlanan araştırma, acil servislerin çocuk hastalara yönelik hazırlık düzeyi ile hastanelerde çocuk yataklı servislerinin bulunmasının çocuk ölümleriyle ilişkisini değerlendirdi. [1]</p>

<h3>2,4 milyondan fazla çocuğun verileri incelendi</h3>

<p>Araştırmaya 1 Ocak 2012 ile 31 Aralık 2021 tarihleri arasında acil servise başvurduktan sonra hastaneye yatırılan, başka bir hastaneye sevk edilen veya hayatını kaybeden 0-17 yaş arasındaki 2 milyon 416 bin 30 çocuk dahil edildi. [1]</p>

<p>Bu çocukların 337 bin 167’si yaralanma, 2 milyon 78 bin 863’ü ise hastalık nedeniyle acil sağlık hizmeti aldı. [1]</p>

<p>Araştırmacılar hastanelerin çocuk acil bakımına ne kadar hazır olduğunu 0 ile 100 arasında değişen Pediatrik Hazırlık Puanı ile değerlendirdi. Bu puan; acil servisin çocuk hastalara uygun ekipman, personel, eğitim ve bakım süreçlerine sahip olma düzeyini gösteren birleşik bir ölçüm olarak kullanılıyor.</p>

<p>Çalışmada 88 ve üzerindeki puan “yüksek çocuk acil hazırlığı” olarak kabul edildi. Hastaneler, 2013 ve 2021 değerlendirmelerine göre yüksek hazırlık düzeyini koruyanlar, sonradan yüksek hazırlığa ulaşanlar, bu düzeyi kaybedenler ve hiçbir zaman yüksek hazırlık seviyesine ulaşamayanlar şeklinde gruplandırıldı. [1]</p>

<h3>Hastanelerin yalnızca yüzde 13’ü yüksek hazırlığı korudu</h3>

<p>Araştırmaya alınan 759 acil servisin 99’u, yani yaklaşık yüzde 13’ü, yüksek çocuk acil hazırlığını çalışma dönemi boyunca korudu.</p>

<p>85 hastane sonradan yüksek hazırlık düzeyine ulaşırken, 78 hastane daha önce sahip olduğu yüksek hazırlık seviyesini kaybetti.</p>

<p>En büyük grubu ise hiçbir zaman yüksek hazırlık düzeyine ulaşamayan 497 hastane oluşturdu. Bu sayı araştırmaya alınan hastanelerin yüzde 65,5’ine karşılık geliyordu. [1]</p>

<p>Hastanelerin medyan çocuk acil hazırlık puanı 2013 yılında 71, 2021 yılında ise 72 olarak hesaplandı. Medyan, sıralanmış değerlerin tam ortasında bulunan değeri ifade ediyor. Genel puanın fazla değişmemesi, hastaneler arasındaki önemli farklılıkların olmadığı anlamına gelmiyor; bazı merkezler hazırlık düzeyini artırırken bazıları daha önce ulaştıkları yüksek seviyeyi kaybetti. [1]</p>

<h3>Hazırlığını kaybeden hastanelerde 1.727 ek ölüm tahmin edildi</h3>

<p>Araştırmacılar hasta grupları arasındaki risk farklılıklarını istatistiksel olarak düzelttikten sonra çocuk ölümlerini hastanelerin hazırlık düzeylerine göre karşılaştırdı.</p>

<p>Yüksek çocuk acil hazırlığını kaybeden hastanelerde bakım görmek, 10 yıllık dönem boyunca tahmini 1.727 ek çocuk ölümüyle ilişkili bulundu. [1]</p>

<p>Yüksek hazırlık düzeyine hiçbir zaman ulaşamayan hastanelerde ise tahmini 3.776 ek ölüm hesaplandı. [1]</p>

<p>Buradaki “ek ölüm” ifadesi, araştırmacıların belirli çocukların doğrudan hazırlık eksikliği nedeniyle hayatını kaybettiğini belirlediği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu rakamlar, hastanelerin yüksek hazırlık düzeyini koruduğu varsayılan durumla karşılaştırılarak istatistiksel modellerle hesaplanan tahmini ölüm sayılarını ifade ediyor.</p>

<h3>Çocuk yataklı servislerinin kaybı da ölümle ilişkiliydi</h3>

<p>Araştırma yalnızca acil servislerin hazırlığını değil, hastanelerin çocuklara yönelik yataklı sağlık hizmetlerini de değerlendirdi.</p>

<p>İncelenen hastanelerin 225’i çalışma dönemi boyunca çocuk yataklı hizmetlerini sürdürürken, 120 hastane bu hizmetleri kaybetti. 378 hastanede çalışma döneminde çocuklara yönelik yataklı servis bulunmuyordu. 36 hastane ise daha önce bulunmayan çocuk yataklı hizmetini dönem içinde başlattı. [1]</p>

<p>Risk farklılıkları istatistiksel olarak düzeltildikten sonra çocuk yataklı hizmetlerini kaybeden hastanelerde acil bakım almak tahmini 1.657 ek çocuk ölümüyle ilişkili bulundu. [1]</p>

<p>Çocuk yataklı hizmetinin hiç bulunmadığı hastanelerde ise tahmini 3.745 ek ölüm hesaplandı. [1]</p>

<p>Bu rakamların acil servis hazırlığıyla ilgili ek ölüm tahminleriyle toplanarak tek bir toplam ölüm sayısına dönüştürülmesi doğru değil. Acil servis hazırlığı ve çocuk yataklı hizmetleri aynı hastanelerde ve aynı hasta gruplarında örtüşebildiği için araştırmacılar bu iki sağlık hizmeti unsurunu ayrı ayrı değerlendirdi.</p>

<h3>Çocuk acil hazırlığı neden önemli?</h3>

<p>Çocukların acil sağlık gereksinimleri yetişkinlerden birçok açıdan farklılık gösterebiliyor.</p>

<p>İlaç dozları çocuğun yaşına ve kilosuna göre hesaplanırken, tıbbi cihazların boyutlarından yaşamsal bulguların değerlendirilmesine kadar birçok uygulama çocuklara özel düzenleme gerektiriyor.</p>

<p>Bu nedenle çocuk acil hazırlığı yalnızca hastanede bir çocuk doktorunun bulunması anlamına gelmiyor. Çocuklara uygun ekipmanın hazır olması, sağlık çalışanlarının gerekli eğitimleri alması, çocuk hastalara yönelik bakım süreçlerinin oluşturulması ve ağır durumdaki bir çocuğun gerektiğinde uygun bir merkeze hızla sevk edilebilmesi de hazırlığın parçaları arasında yer alıyor.</p>

<p>Araştırmanın bulguları, çocuklara yönelik acil bakım kapasitesinin zaman içinde korunmasının önemine işaret ediyor. Yüksek hazırlık düzeyine ulaşmak kadar bu seviyenin sürdürülebilmesi de çocukların sağlık sonuçları açısından önemli olabilir. [1]</p>

<h3>Sonuçlar Türkiye’ye doğrudan uyarlanamaz</h3>

<p>Çalışmanın tamamı ABD’nin 11 eyaletindeki hastanelerden elde edilen verilerle gerçekleştirildi. Bu nedenle araştırmada hesaplanan ek ölüm sayılarının Türkiye’ye veya başka ülkelerin sağlık sistemlerine doğrudan uygulanması bilimsel açıdan doğru olmaz.</p>

<p>Sağlık sistemlerinin yapısı, çocuk hastanelerinin dağılımı, sevk zinciri, acil servislerin özellikleri ve sağlık hizmetlerine ulaşım ülkeler arasında önemli farklılıklar gösterebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırma ayrıca gözlemsel bir kohort çalışmasıydı. Yani araştırmacılar sağlık sisteminde doğal olarak meydana gelen değişimleri ve bunların sonuçlarını izledi; hastaneleri rastgele farklı hazırlık düzeylerine ayırmadı. Bu nedenle çalışma, düşük çocuk acil hazırlığının tek başına ölümlere neden olduğunu kesin olarak kanıtlamıyor.</p>

<p>Buna karşılık 759 hastane ve 2,4 milyondan fazla çocuğu kapsayan 10 yıllık veriler, çocuk acil hazırlığının kaybedilmesi veya sürekli düşük kalması ile çocuk yataklı hizmetlerinin azalmasının daha yüksek ölüm oranlarıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Bulgular, çocuk acil hizmetlerinde yalnızca kapasite oluşturmanın değil, bu kapasiteyi yıllar boyunca sürdürebilmenin de önemli olabileceğine işaret ediyor. [1]</p>

<h3>Kaynaklar</h3>

<p>[1] Newgard CD, Lin A, Goldhaber-Fiebert JD, et al. Changes in Emergency Department Pediatric Readiness, Inpatient Services, and Excess Child Deaths. JAMA Pediatrics. 2026. DOI: 10.1001/jamapediatrics.2026.349</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/cocuk-acillerinde-hazirlik-eksikligi-binlerce-ek-olumle-iliskili</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 18:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/cocuk-acilleri-haber-gorseli-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="59357"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kadı Önünde Ameliyat: 17. Yüzyılın Cerrahı Saliha Hatun]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kadi-onunde-ameliyat-17-yuzyilin-cerrahi-saliha-hatun</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kadi-onunde-ameliyat-17-yuzyilin-cerrahi-saliha-hatun" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[17. yüzyılda Üsküdar’da cerrahlık yapan Küpeli Saliha Hatun, özellikle fıtık ameliyatlarıyla tanınıyordu. Osmanlı mahkeme kayıtları, hastaların cerrahi girişim öncesinde rızalarını kadı huzurunda kayda geçirdiğini ve fıtık ameliyatları için 400 ile 3 bin akçe arasında ücret belirlendiğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yıl 1622. Fıtık hastalığı nedeniyle tedavi arayan bir hasta, Üsküdar’daki mahkemede Küpeli Saliha Hatun’un huzuruna çıkıyor. Saliha Hatun’un kendisini tedavi etmesini kabul ettiğini, bunun karşılığında belirlenen ücreti ödeyeceğini ve tedavi sırasında ölmesi hâlinde mirasçılarının kan veya diyet davası açmamasını istediğini kadı huzurunda kayda geçiriyor. Yüzyıllar sonra incelenen Üsküdar Şer‘iyye Sicilleri, 17. yüzyıl İstanbul’unda çalışan bu kadın cerrahın ve hastalarıyla yapılan rıza anlaşmalarının izlerini günümüze taşıyor. [1]<br />
Saliha Hatun gerçekten cerrah mıydı?<br />
Bu sorunun yanıtı doğrudan dönemin mahkeme kayıtlarında bulunuyor.<br />
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Tıp Etiği Anabilim Dalından Nilüfer Demirsoy ve Ömür Saylıgil ile diğer araştırmacıların hazırladığı çalışma, 2019 yılında Konuralp Medical Journal’da yayımlandı. Araştırmacılar Türkiye’deki Üsküdar Şer‘iyye Sicilleri’nde bulunan Saliha Hatun’a ait cerrahi rıza belgelerini inceleyip günümüz Türkçesine aktardı. [1]<br />
Belgeler Saliha Hatun’dan cerrahlık konusunda becerikli ve bilgili bir kişi olarak söz ediyor. Kayıtlarda onun özellikle fıtık vakalarında cerrahi girişimler yaptığı görülüyor. [1]<br />
Buradaki “fıtık”, çoğunlukla karın içindeki dokuların karın duvarındaki zayıf bir noktadan dışarı doğru çıkmasıyla oluşan rahatsızlığı ifade ediyor. Günümüzde sık uygulanan fıtık ameliyatları, 1600’lü yıllarda enfeksiyon, kanama ve ölüm açısından çok daha yüksek risk taşıyordu.<br />
Ünü Üsküdar’ın dışına taşmıştı<br />
Saliha Hatun’un hastaları yalnızca yaşadığı çevreden gelmiyordu.<br />
Tıp tarihçisi Halil Sahillioğlu’nun Üsküdar sicilleri üzerinde yaptığı çalışmada Saliha Hatun’a ait 21 cerrahi vaka sıralanıyor. Bunların 20’si fıtık, biri ise baş bölgesindeki bir urun çıkarılmasıyla ilgiliydi. Kayıtlarda İstanbul ve Üsküdar’ın yanı sıra İnegöl, Erzurum, Ağriboz, Sakız ve Rumeli’nin farklı bölgelerinden gelen hastalar bulunuyor. [2]<br />
Bu durum, Saliha Hatun’un yalnızca yakın çevresinde tanınan bir cerrah olmadığını; ününün farklı bölgelere kadar ulaştığını düşündürüyor.<br />
2019 tarihli araştırmaya göre hastaları arasında hem Müslümanlar hem de gayrimüslimler bulunuyordu. Fıtık ameliyatları için belirlenen ücretler 400 akçeden 3 bin akçeye kadar çıkıyordu. Fıtık dışındaki tek vaka olarak kaydedilen baş bölgesindeki urun çıkarılması için ise 300 akçelik ücret görülüyor. [1]<br />
Örneğin kayıtlardan birinde Erzurum’dan gelen Murad bin Mehmed’in fıtık ameliyatı için 3 bin akçe üzerinde anlaştığı ve bunun 600 akçesini önceden verdiği belirtiliyor. [1]<br />
Ameliyattan önce neden kadıya gidiyorlardı?<br />
Hikâyenin tıp tarihi açısından en dikkat çekici kısmı burada başlıyor.<br />
Saliha Hatun’un bazı hastaları cerrahi girişim öncesinde kadı huzuruna çıkıyor ve tedaviyi kabul ettiklerini kayıt altına aldırıyordu. Belgelerde hastanın tedavi sonrasında iyileşememesi veya ölmesi hâlinde cerraha karşı daha sonra kan ya da diyet davası açılmamasına yönelik hükümler bulunuyordu. [1]<br />
Bu kayıtlar tıbbi olduğu kadar hukuki bir işlev de görüyordu.<br />
Cerrahi girişimin sonucunun kesin olarak öngörülemediği bir çağda hasta yapılacak işlemi kabul ediyor; bu kabul mahkeme ve tanıklar önünde kayda geçiriliyordu. [1]<br />
400 yıl önce “aydınlatılmış onam” var mıydı?<br />
Burada günümüz tıbbıyla doğrudan eşitlik kurmak yanıltıcı olur.<br />
Bugünkü aydınlatılmış onam, hastaya uygulanacak işlemin amacı, olası yararları, riskleri, alternatif tedavileri ve tedaviyi reddetme hakkı hakkında anlaşılır bilgi verilmesini kapsayan çok daha kapsamlı bir süreç.<br />
Osmanlı şer‘iyye kayıtlarındaki rıza belgeleri ise aynı hukuki ve etik sisteme sahip değildi. Bununla birlikte hastanın cerrahi müdahaleye açık biçimde izin vermesinin tanıklar önünde kayda geçirilmesi, tıp etiği tarihi açısından dikkat çekici bir uygulama olarak değerlendiriliyor.<br />
Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesinden Özlem Yenerer Çakmut ve Alev Özeroğlu ile Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesinden Gürkan Sert’in Medical Humanities dergisinde 2026’da yayımlanan çalışması, 1579-1663 arasındaki İstanbul kadı sicillerinden 21 belgeyi değerlendirdi. Araştırmacılar, bu kayıtların modern anlamıyla kurumsallaşmış aydınlatılmış onam sayılamayacağını; ancak hastanın rızasının hukuken ve etik açıdan anlam taşıyan biçimde belgelendiğini bildirdi. [3]<br />
Hasta ölürse ne olacaktı?<br />
yüzyıl cerrahisinin bugünkü ameliyathanelerle kıyaslanamayacağı açık.<br />
Modern anestezi henüz yoktu. Antibiyotikler bilinmiyordu. Mikropların hastalıklara yol açtığına ilişkin modern mikrop kuramının ortaya çıkmasına daha iki yüzyıldan fazla zaman vardı.<br />
Bu nedenle bugün basit görülebilen bir cerrahi işlem bile ciddi risk taşıyabiliyordu.<br />
Saliha Hatun’a ait rıza belgelerinin bazılarında hastalar, tedavi sonrasında iyileşemez veya hayatlarını kaybederlerse mirasçılarının cerrah aleyhine kan ya da diyet talebiyle dava açmamasını kabul ediyordu. [1]<br />
Bu ifadeler bugünün hasta onam formlarından farklı olsa da cerrah, hasta, risk ve hukuki sorumluluk arasındaki ilişkinin yaklaşık 400 yıl önce de kayıt altına alındığını gösteriyor.<br />
Bir belgede Saliha Hatun’a özel övgü<br />
Üsküdar sicillerindeki kayıtlardan biri Saliha Hatun’un mesleki konumuna ilişkin dikkat çekici ifadeler içeriyor.<br />
2 Eylül 1622 tarihli belgede onun cerrahlık ilminde becerikli olduğu ve akranları arasında öne çıktığı belirtiliyor. Halil Sahillioğlu, kayıttaki “hazıka” ifadesini işinin ehli, becerikli ve usta cerrah anlamında değerlendiriyor. [2]<br />
Aynı kayıtta hasta, Saliha Hatun tarafından daha önce tedavi edilen bazı kişilerin fıtık hastalığından kurtulduğunu güvenilir kişilerden duyduğunu belirterek ona başvurduğunu ifade ediyor. [2]<br />
Bu ayrıntı, 17. yüzyılda bile bir cerrahın ününün hasta deneyimleri ve çevreden gelen tavsiyeler aracılığıyla yayılabildiğini gösteriyor.<br />
Kadınların tıp tarihindeki görünmeyen izlerinden biri<br />
Küpeli Saliha Hatun’un hayatının tamamını anlatabilecek ayrıntılı bir biyografi günümüze ulaşmış değil. Doğum tarihi, eğitiminin nasıl olduğu ve yaşamının birçok bölümü hâlâ bilinmiyor.<br />
Bu nedenle onu “dünyanın ilk kadın cerrahı” ya da “Osmanlı’nın ilk kadın cerrahı” olarak nitelemek için yeterli tarihsel kanıt bulunmuyor.<br />
Ancak Üsküdar mahkeme kayıtlarının ortaya koyduğu daha önemli ve kanıtlanabilir bir gerçek var: 17. yüzyıl Osmanlı İstanbul’unda Saliha Hatun adlı bir kadın cerrahi girişimler yapıyor, özellikle fıtık hastalarını tedavi ediyor ve bazı hastalarıyla ilgili rıza belgeleri mahkeme kayıtlarına geçiriliyordu. [1]<br />
Aradan yaklaşık dört yüzyıl geçti. Cerrahi teknikler, anestezi, enfeksiyon kontrolü ve hasta hakları bütünüyle değişti. Buna karşılık Üsküdar sicillerinin sayfalarında kalan Saliha Hatun’un hikâyesi, tıp tarihinin yalnızca büyük hastanelerden ve ünlü erkek hekimlerden oluşmadığını; bazen birkaç satırlık bir mahkeme kaydının unutulmuş bir cerrahı yüzyıllar sonra yeniden görünür kılabildiğini gösteriyor.<br />
Kaynaklar<br />
[1] Demirsoy N, Sayligil O, Topal M, Özden H. A Female Surgeon in The 17th Century: Kupeli Saliha Hatun and an Evaluation of Consent Forms Related to Her Surgeries. Konuralp Medical Journal. 2019;11(3):468-474. DOI: 10.18521/ktd.523900.<br />
[2] Sahillioğlu H. Üsküdar’ın Mamure (Cedide) Mahallesi Fıtık Cerrahları. Yeni Tıp Tarihi Araştırmaları. 1998;4:59-66.<br />
[3] Yenerer Çakmut Ö, Özeroğlu A, Sert G. How far back does medical consent go? A journey through Ottoman legal records in Ottoman Empire. Medical Humanities. 2026;52(2):199-204. DOI: 10.1136/medhum-2025-013477.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kadi-onunde-ameliyat-17-yuzyilin-cerrahi-saliha-hatun</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 18:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/saliha-hatun-1200x750-200kb-1.webp" type="image/jpeg" length="58077"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Üç Odada Başlayan Devrim: Besim Ömer Paşa ve İlk Doğumhane]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/uc-odada-baslayan-devrim-besim-omer-pasa-ve-ilk-dogumhane</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/uc-odada-baslayan-devrim-besim-omer-pasa-ve-ilk-dogumhane" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Osmanlı hekimi Besim Ömer Paşa, Paris’te aldığı eğitimin ardından İstanbul’da modern doğum hekimliğinin yerleşmesi için mücadele etti. 1892’de Mekteb-i Tıbbiye yakınında birkaç odadan oluşan küçük bir doğum kliniğinin açılması, kadın sağlığı ve ebelik eğitiminin tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bugün hastanede doğum yapmak sağlık hizmetlerinin doğal bir parçası gibi görülüyor. Ancak 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı İstanbul’unda kadınların hastanede doğum yapması yaygın değildi. Tıp öğrencileri ile ebelerin gerçek vakalar üzerinde eğitim alabileceği düzenli bir doğum kliniği de bulunmuyordu. Bu tabloyu değiştirmek için çalışan isimlerin başında kadın-doğum hekimi Besim Ömer Akalın geliyordu. [1]</p>

<h2>Paris’ten İstanbul’a modern doğum bilgisiyle döndü</h2>

<p>Besim Ömer Akalın, 1885 yılında Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’den mezun oldu. Daha sonra kadın hastalıkları, doğum ve ebelik eğitimi alanında çalışmaya başladı. 1887’de mesleki bilgisini geliştirmek amacıyla Paris’e gönderildi. Burada dönemin gelişmiş doğum kliniklerini, anne ve bebek bakım yöntemlerini yakından inceleme fırsatı buldu. [2]</p>

<p>Paris’teki eğitimini tamamladıktan sonra İstanbul’a döndüğünde karşısında önemli bir sorun vardı. Doğum hekimliği teorik olarak öğretiliyor ancak öğrencilerin uygulamalı eğitim yapabileceği yeterli bir klinik ortam bulunmuyordu.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, öğrenciler kitaplardan doğumun nasıl gerçekleştiğini öğrenebiliyor fakat doğum yapan kadınları düzenli biçimde izleyebilecekleri bir klinikte yeterli deneyim kazanamıyordu.</p>

<p>Besim Ömer bu durumu değiştirmek istiyordu.</p>

<h2>Üç oda ve bir sofadan oluşan küçük bir klinik</h2>

<p>Tıp tarihi kaynaklarında Besim Ömer’in girişimiyle 1892 yılında Mekteb-i Tıbbiye yakınlarında küçük bir viladethanenin, yani doğum kliniğinin faaliyete geçtiği aktarılıyor. Kliniğin üç oda ve bir sofadan oluştuğu belirtiliyor. [1]</p>

<p>Bu küçük yapı yalnızca kadınların doğum yaptığı bir yer değildi.</p>

<p>Tıp öğrencileri burada doğum vakalarını takip ediyor, ebeler uygulamalı eğitim görüyor ve doğum hekimliği hastane ortamında sistemli biçimde öğretilmeye başlanıyordu.</p>

<p>Böylece oldukça mütevazı bir mekân, modern kadın-doğum eğitiminin gelişmesinde önemli bir uygulama alanına dönüştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>“Adeta gizli” başlayan bir girişim</h2>

<p>Besim Ömer’in doğumhanenin ilk dönemlerini anlatırken kullandığı ifadeler, kliniğin kuruluş sürecinin kolay olmadığını gösteriyor.</p>

<p>Daha sonraki eserinde başlangıçtaki doğumhaneden “adeta gizli” biçimde kurulan bir yer olarak söz ediyor. Bu anlatım, ilerleyen yıllarda bazı yayınlarda “saraydan gizlice açıldı” şeklinde aktarılmış olsa da tarihî belgeler sürecin bundan daha karmaşık olduğunu gösteriyor. [3]</p>

<p>Bu nedenle kliniğin padişahın bilgisi dışında tamamen gizlice açıldığını kesin bir tarihsel gerçek gibi sunmak doğru değil.</p>

<p>Daha güvenli ifade, Besim Ömer’in dönemin toplumsal ve kurumsal şartları içinde küçük ve sınırlı imkânlarla bir doğum kliniği oluşturduğu ve kendisinin de bu başlangıcı “adeta gizli” olarak nitelendirdiğidir. [3]</p>

<h2>1892 ile 1894 aynı sürecin iki farklı aşaması</h2>

<p>Doğumhanenin tarihiyle ilgili dikkat çekici bir başka ayrıntı da 1892 ve 1894 tarihlerinin birlikte görülmesi.</p>

<p>Kaynaklar, Besim Ömer’in 1892’de Mekteb-i Tıbbiye yakınında küçük bir viladethane açtığını bildiriyor. Ancak 22 Şubat 1894 tarihli Osmanlı arşiv belgesi, daha kapsamlı bir doğumhane kurulması amacıyla Besim Ömer tarafından yapılan başvurunun Bâbıâli’ye gönderilmesiyle ilgili. [1]</p>

<p>Dolayısıyla bu iki tarih birbirinin alternatifi değil.</p>

<p>1892 küçük ve sınırlı imkânlarla başlayan klinik faaliyeti, 1894 ise daha kapsamlı ve kurumsal bir doğumhane kurulması yönündeki girişimin resmî aşamalarından birini gösteriyor.</p>

<p>Daha sonraki belgelerde mevcut küçük doğumhanenin kapasitesinin geliştirilmesine yönelik girişimlerin sürdüğü de görülüyor. [1]</p>

<h2>Doğumhane aynı zamanda bir eğitim merkeziydi</h2>

<p>Kliniğin tarihsel önemini anlamak için dönemin tıp eğitimine bakmak gerekiyor.</p>

<p>Doğum hekimliği yalnızca kitaplardan öğrenilebilecek bir alan değildi. Anne adayının muayenesinden doğumun takibine, doğum sırasında ortaya çıkabilecek sorunlardan yenidoğan bakımına kadar pek çok konuda uygulamalı eğitim gerekiyordu.</p>

<p>Viladethane bu ihtiyacın karşılanmasına katkı sağladı.</p>

<p>Besim Ömer, Mekteb-i Tıbbiye öğrencilerine doğum bilimi ve doğum kliniği dersleri verdi. Böylece doğum hekimliğinin yalnızca teorik bir ders olmaktan çıkıp klinik gözlem ve uygulamayla desteklenen bir alana dönüşmesinde rol oynadı. [1]</p>

<h2>Ebelerin eğitimi de değişmeye başladı</h2>

<p>Besim Ömer’in çalışmaları yalnızca hekimlerle sınırlı değildi.</p>

<p>Ebelik mesleğinin bilimsel eğitimle desteklenmesini savundu ve ebelerin daha düzenli eğitim alması için çalıştı. Bu nedenle Türk ebelik tarihinin öncü isimlerinden biri olarak kabul edildi. [1]</p>

<p>Doğum klinikleri, ebeler açısından da yeni bir eğitim ortamı oluşturdu. Doğuma ilişkin bilgiler yalnızca geleneksel usta-çırak yöntemiyle değil; anatomi, hijyen, doğum bilgisi ve klinik uygulamayla birlikte öğretilmeye başlandı.</p>

<p>Bu değişim, anne ve bebek sağlığının modern tıp anlayışı içinde ele alınmasının gelişmesine katkıda bulundu.</p>

<h2>Modern hemşireliğin gelişmesinde de etkili oldu</h2>

<p>Besim Ömer Akalın’ın etkisi kadın-doğum ve ebelikle sınırlı kalmadı.</p>

<p>Hasta bakımının eğitim almış kişiler tarafından yapılması gerektiğini savundu ve kadınların profesyonel hasta bakımına katılması için çalıştı. Bu yönüyle Türkiye’de modern hemşireliğin gelişmesinde etkili isimlerden biri oldu. [4]</p>

<p>1910’lu yıllarda kadınlara yönelik hasta bakıcılık ve hemşirelik eğitimlerinin düzenlenmesine katkı sağladı. Bu eğitimleri alan kadınların bir bölümü daha sonraki savaş yıllarında yaralı ve hastaların bakımında görev yaptı. [4]</p>

<p>Besim Ömer’in çalışmaları böylece doğum hekimliğinden ebelik ve hemşireliğe, anne sağlığından çocuk bakımına kadar geniş bir alana yayıldı.</p>

<h2>Küçük bir klinikten büyük bir dönüşüme</h2>

<p>Besim Ömer Paşa’nın hikâyesini önemli yapan yalnızca İstanbul’da bir doğum kliniğinin kurulmasına öncülük etmiş olması değildi.</p>

<p>Asıl değişim, doğumun yalnızca ev içinde ve geleneksel yöntemlerle yürütülen bir süreç olmaktan çıkarak eğitim, hijyen, klinik gözlem ve bilimsel tıbbın konusu hâline gelmesiydi.</p>

<p>Bugünkü kadın-doğum klinikleri, doğumhaneler ve uygulamalı ebelik eğitimi elbette tek bir hekimin eseri değil. Ancak Besim Ömer Akalın, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bu dönüşümün en etkili isimlerinden biri oldu.</p>

<p>Ve bu hikâyenin başlangıcında büyük bir hastane değil, Mekteb-i Tıbbiye yakınlarında üç oda ve bir sofadan oluşan küçük bir doğum kliniği vardı.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>[1] Sağlam Tekir H. Pencereleri Kafesli Muayenehane: Osmanlıda Viladethanelerin Açılması ve Doktor Besim Ömer Paşa. XVIII. Türk Tarih Kongresi, Kongreye Sunulan Bildiriler, III. Cilt. Türk Tarih Kurumu; 2022:695-706.</p>

<p>[2] Besim Ömer Akalın’ın mesleki yaşamı ve Paris eğitimi üzerine biyografik tıp tarihi çalışmaları. Uludağ Üniversitesi açık erişim akademik yayınları.</p>

<p>[3] Besim Ömer. Doğum Tarihi. İstanbul: Ahmet İhsan Matbaası; 1932.</p>

<p>[4] Duruk N. An Effective Leader in The Foundation of Modern Nursing: Professor Besim Ömer Akalın. Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Elektronik Dergisi. 2019;12(3):215-217.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/uc-odada-baslayan-devrim-besim-omer-pasa-ve-ilk-dogumhane</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 17:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/besim-omer-sapkasiz-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="76386"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Göz Sağlığını Destekleyen 10 Besin: Sofranızda Bunlara Yer Açın]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/goz-sagligini-destekleyen-10-besin-sofranizda-bunlara-yer-acin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/goz-sagligini-destekleyen-10-besin-sofranizda-bunlara-yer-acin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Havuç göz sağlığı denince akla gelen ilk besin olsa da tablo çok daha renkli. Yeşil yapraklı sebzelerden balığa, yumurtadan turunçgillere kadar birçok besin gözlerin ihtiyaç duyduğu önemli besin öğelerini sağlıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Göz sağlığını korumak yalnızca ekran süresini azaltmak, güneş gözlüğü kullanmak veya düzenli göz muayenesine gitmekle sınırlı değil. Gün boyunca tabağımıza koyduğumuz besinler de gözün karmaşık yapısının ihtiyaç duyduğu vitamin, mineral, antioksidan ve yağ asitlerinin önemli kaynakları arasında yer alıyor.</p>

<p>Özellikle lutein, zeaksantin, A, C ve E vitaminleri, çinko ile omega-3 yağ asitleri göz sağlığı söz konusu olduğunda öne çıkan besin öğeleri arasında. Ancak burada önemli bir ayrım var: Hiçbir besin tek başına görme kaybını önleyen veya göz hastalıklarını tedavi eden bir “mucize” değil.</p>

<p>Bilimsel verilerin desteklediği yaklaşım, farklı renklerde sebze ve meyveleri, balığı, yumurtayı, kuruyemişleri ve baklagilleri içeren dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak.</p>

<p>Gözlerin neden farklı besin öğelerine ihtiyacı var?</p>

<p>Göz, küçük olmasına rağmen metabolik açıdan oldukça aktif bir organ. Özellikle gözün arka bölümündeki retina ve merkezi görmeden sorumlu makula, oksidatif strese karşı hassas yapılardan.</p>

<p>Lutein ve zeaksantin adı verilen doğal bitki pigmentleri makulada bulunuyor. Bu maddeler özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler, bazı sarı ve turuncu sebzeler ile yumurtada bulunabiliyor.</p>

<p>A vitamini ise normal görme işlevi açısından temel öneme sahip. C ve E vitaminleri antioksidan özellikleriyle, çinko ise çeşitli hücresel işlevlerdeki rolüyle dengeli beslenmenin önemli parçalarını oluşturuyor.</p>

<p>Omega-3 yağ asitlerinden DHA da retinanın yapısında bulunuyor. Ancak omega-3 açısından önemli bir ayrıntı var: Balık tüketimi ile göz sağlığı arasındaki gözlemsel ilişkiler umut verici olsa da omega-3 takviyelerinin yaşa bağlı makula dejenerasyonunu önlediği kanıtlanmış değil.</p>

<p>1. Ispanak ve koyu yeşil yapraklı sebzeler</p>

<p>Ispanak, kara lahana ve benzeri koyu yeşil yapraklı sebzeler göz sağlığı açısından özellikle lutein ve zeaksantin içerikleriyle dikkat çekiyor.</p>

<p>Bu iki karotenoid gözün makula bölgesinde doğal olarak bulunuyor. Antioksidan özellikleri nedeniyle göz dokularının oksidatif strese karşı korunmasına katkıda bulunabilecekleri düşünülüyor.</p>

<p>Bu nedenle göz sağlığı açısından tabağın yalnızca turuncu değil, koyu yeşil renklere de sahip olması önemli.</p>

<p>2. Havuç</p>

<p>“Havuç göze iyi gelir” sözü tamamen temelsiz değil, ancak çoğu zaman olduğundan daha büyük bir vaat gibi yorumlanıyor.</p>

<p>Havuç beta-karoten açısından zengin bir besin. Vücut beta-karotenin bir bölümünü A vitaminine dönüştürebiliyor. A vitamini normal görmenin, özellikle gözün düşük ışığa uyum sağlayabilmesinin sürdürülmesinde önemli rol oynuyor.</p>

<p>Ancak daha fazla havuç yemek, normal gören bir kişinin görme keskinliğini olağanüstü biçimde artırmaz.</p>

<p>3. Tatlı patates</p>

<p>Turuncu rengiyle dikkat çeken tatlı patates de beta-karoten kaynaklarından biri.</p>

<p>Beta-karoten vücutta gerektiğinde A vitaminine dönüştürülebildiği için normal görme fonksiyonunun desteklenmesine katkı sağlıyor.</p>

<p>Kabak ve diğer turuncu renkli sebzeler de benzer şekilde beslenmeye çeşitlilik katabilir.</p>

<p>4. Yumurta</p>

<p>Yumurta sarısı lutein ve zeaksantin içeren besinlerden biri. Aynı zamanda protein ve çeşitli mikro besinleri bir arada sunuyor.</p>

<p>Göz sağlığı açısından yumurtayı değerli kılan noktalardan biri, lutein ve zeaksantin gibi karotenoidleri günlük beslenmeye kolaylıkla dahil edebilme imkânı sunması.</p>

<p>Elbette yumurtanın da tek başına göz hastalıklarından koruyucu bir kalkan olduğu düşünülmemeli.</p>

<p>5. Somon, sardalya ve diğer yağlı balıklar</p>

<p>Yağlı balıklar omega-3 yağ asitlerinin, özellikle EPA ve DHA’nın önemli besinsel kaynakları arasında.</p>

<p>2026 yılında The Journal of Nutrition’da yayımlanan sistematik derleme ve meta-analizde 18 araştırmanın verileri birlikte değerlendirildi. Bulgular, daha yüksek omega-3 alımı ve özellikle balık tüketimi ile yaşa bağlı makula dejenerasyonu arasında daha düşük risk yönünde bir ilişki olabileceğine işaret etti.</p>

<p>Ancak bu sonuç “balık yemek makula dejenerasyonunu önler” şeklinde yorumlanmamalı. İncelenen verilerin önemli bölümü gözlemsel araştırmalara dayanıyor ve bu tür çalışmalar doğrudan neden-sonuç ilişkisini kanıtlayamıyor.</p>

<p>Üstelik AREDS2 klinik araştırmasında omega-3 takviyelerinin eklenmesi, yaşa bağlı makula dejenerasyonunun ilerlemesi açısından ilave bir genel yarar göstermedi.</p>

<p>Yani balık ile balık yağı kapsülünü aynı şey gibi değerlendirmemek gerekiyor.</p>

<p>6. Portakal, kivi ve diğer C vitamini kaynakları</p>

<p>Portakal, mandalina, greyfurt, kivi ve çilek gibi meyveler C vitamini açısından öne çıkıyor.</p>

<p>C vitamini antioksidan görevi görüyor ve vücudun pek çok dokusunda olduğu gibi göz dokularının normal işlevlerinin sürdürülmesinde de beslenmenin bir parçası.</p>

<p>C vitaminini yalnızca turunçgillerden almak gerekmiyor. Kırmızı biber, brokoli ve Brüksel lahanası da önemli kaynaklar arasında.</p>

<p>7. Badem ve diğer kuruyemişler</p>

<p>Badem başta olmak üzere çeşitli kuruyemişler E vitamini sağlayabiliyor.</p>

<p>E vitamini yağda çözünen bir antioksidan. Hücrelerin oksidatif hasara karşı korunmasına katkıda bulunuyor.</p>

<p>Kuruyemişler aynı zamanda enerji açısından yoğun besinler olduğundan miktar konusunda dengeli olmak önemli.</p>

<p>8. Brokoli ve Brüksel lahanası</p>

<p>Brokoli ve Brüksel lahanasının gücü tek bir besin öğesinden gelmiyor.</p>

<p>Bu sebzeler C vitamini başta olmak üzere çeşitli vitaminler ve bitkisel bileşikler içeriyor. Brokoli ayrıca lutein ve zeaksantin sağlayabilen sebzeler arasında.</p>

<p>Göz sağlığını destekleyen beslenme açısından farklı sebzeleri dönüşümlü tüketmek, tek bir “süper besine” yüklenmekten daha gerçekçi bir yaklaşım.</p>

<p>9. Nohut, mercimek ve kuru baklagiller</p>

<p>Çinko denildiğinde ilk akla gelen besinler her zaman baklagiller olmayabilir. Oysa nohut, mercimek ve bazı fasulye çeşitleri bitkisel beslenen kişiler açısından çinko kaynakları arasında yer alabiliyor.</p>

<p>Çinko vücuttaki çok sayıda enzimin çalışmasında rol oynayan temel bir mineral ve göz dokularında da önemli işlevlere sahip.</p>

<p>Baklagillerin lif ve bitkisel protein sağlaması da onları dengeli beslenmenin değerli parçalarından biri yapıyor.</p>

<p>10. Kırmızı biber ve renkli sebzeler</p>

<p>Kırmızı biber C vitamini ve çeşitli karotenoidler açısından dikkat çeken sebzelerden.</p>

<p>Aslında göz sağlığı açısından önemli mesajlardan biri tam burada saklı: Tabağı farklı renklere açmak.</p>

<p>Koyu yeşil, kırmızı, sarı ve turuncu sebze ve meyvelerin dönüşümlü tüketilmesi farklı vitamin, mineral ve bitkisel bileşiklerin alınmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Göz sağlığı için tek bir “en iyi besin” var mı?</p>

<p>Hayır.</p>

<p>Göz sağlığı için bilimsel açıdan en makul beslenme yaklaşımı, tek bir besini olağanüstü özelliklerle donatmak yerine beslenmenin bütününe bakmak.</p>

<p>Sebze ve meyvelerden zengin, düzenli balık tüketimini içeren, kuruyemiş ve baklagillere yer veren dengeli bir beslenme modeli hem genel sağlık hem de göz sağlığı açısından daha anlamlı.</p>

<p>Üstelik gözleri korumak yalnızca beslenmeyle sınırlı değil. Sigara kullanmamak, diyabet ve yüksek tansiyon gibi hastalıkların kontrol altında tutulması, güneşin zararlı ışınlarına karşı uygun gözlük kullanılması ve gerektiğinde göz muayenelerinin aksatılmaması da önem taşıyor.</p>

<p>AREDS2 takviyeleri herkes için mi?</p>

<p>Göz sağlığı konusunda en fazla yanlış anlaşılan konulardan biri de vitamin takviyeleri.</p>

<p>ABD Ulusal Göz Enstitüsü tarafından yürütülen büyük AREDS ve AREDS2 çalışmalarında belirli vitamin, mineral, lutein ve zeaksantin kombinasyonlarının, yaşa bağlı makula dejenerasyonunun belirli evrelerindeki kişilerde hastalığın ileri evreye ilerleme riskini azaltabildiği gösterildi.</p>

<p>Ancak bu sonuç, sağlıklı herkesin gözlerini korumak için AREDS2 takviyesi kullanması gerektiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu formüllerin yaşa bağlı makula dejenerasyonunun başlamasını önlediği gösterilmiş değil. Yarar özellikle hastalığın belirli evrelerinde ortaya çıkıyor.</p>

<p>Dahası, kullanılan miktarlar sıradan bir multivitaminden oldukça farklı. Bu nedenle göz hastalığı bulunan kişilerin yüksek dozlu takviyeleri kendi başına başlaması yerine, göz hekimi tarafından hastalığın evresine göre değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<p>Eski AREDS formülünde bulunan beta-karotenin sigara kullanan veya geçmişte sigara kullanmış kişiler açısından akciğer kanseri riskini artırabilmesi de takviyelerin neden gelişigüzel kullanılmaması gerektiğini gösteren önemli bir örnek.</p>

<p>Besin mi, takviye mi?</p>

<p>Bir vitamin veya antioksidanın bir besinde bulunması, yüksek dozda kapsül halinde alınmasının aynı etkiyi göstereceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Besinler vitaminlerin yanında lif, sağlıklı yağlar, mineraller ve çok sayıda farklı biyolojik bileşiği birlikte içeriyor.</p>

<p>Takviyeler ise belirli sağlık durumlarında yararlı olabilse de gereksiz veya yüksek doz kullanıldığında yan etki ve ilaç etkileşimi riski taşıyabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle sağlıklı bireylerde temel yaklaşım çeşitli ve dengeli beslenme olmalı; özel takviyeler ise gerçek bir ihtiyaç veya belirli bir göz hastalığı söz konusu olduğunda değerlendirilmelidir.</p>

<p>Göz sağlığında beslenmenin veremeyeceği bir söz var</p>

<p>Sağlıklı beslenmek önemlidir ancak hiçbir beslenme modeli kataraktı, glokomu, diyabete bağlı retina hasarını veya yaşa bağlı makula dejenerasyonunu kesin olarak engelleyeceğini garanti edemez.</p>

<p>Aynı şekilde mevcut görme kaybını havuç, balık, yumurta veya vitaminlerle geri döndürmek çoğu durumda mümkün değildir.</p>

<p>Özellikle ani görme kaybı, görme alanında perde veya gölge hissi, yeni başlayan ışık çakmaları, çok sayıda uçuşan cisim, gözde şiddetli ağrı ya da ani belirgin görme değişikliği geliştiğinde beslenme önerileriyle zaman kaybetmeden göz hastalıkları açısından değerlendirme gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göz sağlığı için sofrada yapılabilecek en akılcı tercih ise şaşırtıcı derecede sade: Tek bir mucize besinin peşinden koşmak yerine tabağı çeşitlendirmek.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>The Journal of Nutrition – Can Omega-3 Fatty Acids Serve as a Preventive Strategy for Age-Related Macular Degeneration? A Systematic Review and Meta-Analysis – Kai-Yang Chen, Hoi-Chun Chan, Chi-Ming Chan – 2026.</li>
 <li>JAMA – Lutein + Zeaxanthin and Omega-3 Fatty Acids for Age-Related Macular Degeneration: The Age-Related Eye Disease Study 2 Randomized Clinical Trial – AREDS2 Research Group – 2013 – DOI: 10.1001/jama.2013.4997</li>
 <li>JAMA Ophthalmology – Long-term Outcomes of Adding Lutein/Zeaxanthin and Omega-3 Fatty Acids to the AREDS Supplements on Age-Related Macular Degeneration Progression: AREDS2 Report 28 – Chew ve arkadaşları – 2022 – DOI: 10.1001/jamaophthalmol.2022.1640</li>
 <li>National Eye Institute – Age-Related Eye Disease Studies AREDS/AREDS2 – Güncel klinik araştırma ve hasta bilgilendirme materyalleri – 2026.</li>
 <li>National Institutes of Health Office of Dietary Supplements – Vitamin A and Carotenoids Fact Sheet – 2024.</li>
 <li>Cochrane Database of Systematic Reviews – Omega 3 Fatty Acids for Preventing or Slowing the Progression of Age-Related Macular Degeneration – Lawrenson ve Evans – 2015 – DOI: 10.1002/14651858.CD010015.pub3</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/goz-sagligini-destekleyen-10-besin-sofranizda-bunlara-yer-acin</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 15:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8480.jpeg" type="image/jpeg" length="59136"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="15099"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="15110"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="33946"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="16381"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="25171"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="42640"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
