<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 26 Aug 2026 22:04:58 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Metastatik Pankreas Kanserinde Sağkalımı Uzatan Tablete FDA Onayı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/metastatik-pankreas-kanserinde-sagkalimi-uzatan-tablete-fda-onayi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/metastatik-pankreas-kanserinde-sagkalimi-uzatan-tablete-fda-onayi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Gıda ve İlaç Dairesi, 26 Ağustos 2026’da daraxonrasib etken maddeli Rasonque adlı ilacı metastatik pankreas adenokarsinomunun tedavisi için onayladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karar, en az bir sistemik tedavi almış veya çoklu ilaç tedavisine uygun bulunmayan yetişkin hastaları kapsıyor.</p>

<p>Revolution Medicines tarafından geliştirilen daraxonrasib, günde bir kez ağızdan alınan bir tablet olarak kullanılıyor. İlaç, pankreas tümörlerinin büyük bölümünde hücre çoğalmasını yönlendiren RAS proteininin birden fazla biçimini aktif durumdayken baskılamayı amaçlıyor.</p>

<p>Onay yalnızca ABD’de ve belirlenen ileri evre hasta grubu için geçerli. İlacın Türkiye’de ruhsatlandırıldığına ilişkin bir karar açıklanmış değil.</p>

<p>500 hasta iki tedavi grubuna ayrıldı</p>

<p>Kararın temelini, sonuçları New England Journal of Medicine’da yayımlanan RASolute 302 adlı Faz 3 araştırması oluşturdu. Uluslararası, çok merkezli ve açık etiketli çalışmaya daha önce tedavi görmüş metastatik pankreas adenokarsinomu bulunan 500 yetişkin katıldı.</p>

<p>Hastaların 248’i günde bir kez daraxonrasib, 252’si ise araştırmacıların belirlediği standart kemoterapilerden birini aldı. Katılımcıların yüzde 91,8’inin tümöründe RAS G12 adı verilen mutasyon grubunun bulunduğu belirlendi.</p>

<p>Araştırmanın açık etiketli olması, hastaların ve hekimlerin hangi tedavinin uygulandığını bildiği anlamına geliyor. Bununla birlikte ölüm ve hastalığın ilerlemesi gibi nesnel sonuçların iki grup arasında karşılaştırılması, ilacın etkisine ilişkin daha güçlü kanıt sağladı.</p>

<p>Ortanca sağkalım 13,2 aya çıktı</p>

<p>Tüm katılımcılar birlikte değerlendirildiğinde daraxonrasib verilen hastalarda ortanca genel sağkalım 13,2 ay, kemoterapi grubunda ise 6,7 ay olarak hesaplandı. Genel sağkalım, tedavinin başlamasından itibaren hastaların yarısının hayatta olduğu süreyi ifade ediyor.</p>

<p>Daraxonrasib grubunda çalışma süresi boyunca ölüm riski kemoterapiye kıyasla yüzde 60 daha düşük bulundu. Bu oran her hastanın 13,2 ay yaşayacağı anlamına gelmiyor; iki grubun takip boyunca karşılaştığı ölüm riskleri arasındaki farkı gösteriyor.</p>

<p>Hastalığın ilerlemeden kontrol altında tutulduğu ortanca süre de daraxonrasib ile 7,2 aya ulaştı. Kemoterapi grubunda bu süre 3,6 ayda kaldı. Sonuçlar hem RAS G12 mutasyonu taşıyan ana hasta grubunda hem de araştırmaya katılan bütün hastalar değerlendirildiğinde daraxonrasib lehineydi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yan etkiler yakından izlenmeli</p>

<p>Daraxonrasib tedavisinde en sık bildirilen yan etkiler arasında deri döküntüsü, ishal, ağız içi iltihabı ve yaralar, bulantı, yorgunluk, kusma, karın ağrısı, ödem, iştah azalması ve kanama yer aldı.</p>

<p>Tedaviyle ilişkili ciddi veya daha ağır yan etkiler daraxonrasib grubundaki hastaların yüzde 43,6’sında, kemoterapi grubundakilerin yüzde 57,5’inde görüldü. Yan etkiler nedeniyle doz azaltılması daraxonrasib alanların yüzde 36,1’inde gerekti.</p>

<p>Daraxonrasib grubunda hastaların yüzde 1,2’si, kemoterapi grubunda ise yüzde 11,2’si yan etkiler nedeniyle tedaviyi tamamen bıraktı. Bulgular ilacın yan etkisiz olmadığını, özellikle deri ve ağız içi sorunları bakımından düzenli takip gerektirdiğini gösteriyor.</p>

<p>Onay tüm pankreas kanserlerini kapsamıyor</p>

<p>Daraxonrasib erken evredeki pankreas kanseri için veya hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavi olarak onaylanmadı. Karar, kanseri başka organlara yayılmış ve daha önce tedavi görmüş ya da yoğun çoklu ilaç tedavisine uygun olmayan yetişkinlerle sınırlı.</p>

<p>Araştırmada daraxonrasib doğrudan kemoterapiyle karşılaştırılmış olsa da çalışma açık etiketliydi ve ortanca takip süresi ilk değerlendirmede yaklaşık 8,5 aydı. Daha uzun takip, etkinin kalıcılığı ve geç dönemde ortaya çıkabilecek güvenlilik sorunları hakkında ek bilgi sağlayacak.</p>

<p>İlacın daha önce tedavi almamış hastalardaki yeri, kemoterapiyle birlikte kullanımı ve başka RAS bağlantılı kanserlerdeki etkisi ayrı klinik araştırmalarda inceleniyor. Tedavinin uygunluğu; hastanın genel durumu, önceki tedavileri ve hastalığın özellikleri değerlendirilerek onkoloji uzmanı tarafından belirlenmeli.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• ABD Gıda ve İlaç Dairesi – Metastatik pankreas kanserinde Rasonque onay açıklaması, 26 Ağustos 2026<br />
• New England Journal of Medicine – Daha Önce Tedavi Edilmiş Metastatik Pankreas Kanserinde Daraxonrasib veya Kemoterapi araştırması<br />
• RASolute 302 Araştırma Grubu – Faz 3 klinik araştırma sonuçları<br />
• Amerikan Klinik Onkoloji Derneği – RASolute 302 araştırma değerlendirmesi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>💊 İlaç</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/metastatik-pankreas-kanserinde-sagkalimi-uzatan-tablete-fda-onayi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 21:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9110.jpeg" type="image/jpeg" length="71313"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Deprem Sonrası Sallanma Hissi Kaygı ve Stresle İlişkili Bulundu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/deprem-sonrasi-sallanma-hissi-kaygi-ve-stresle-iliskili-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/deprem-sonrasi-sallanma-hissi-kaygi-ve-stresle-iliskili-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Medipol Üniversitesi araştırmacılarının 23 Nisan 2025 İstanbul depremini yaşayan 157 yetişkin üzerinde yürüttüğü ve Temmuz 2026’da Frontiers in Public Health’te yayımlanan çalışma, gerçekte yeni bir sarsıntı olmadığı halde sallanıyormuş gibi hissetmenin kaygı ve travmatik stres belirtileriyle ilişkil]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde 26 Ağustos 2026 sabahı meydana gelen 4,1 büyüklüğündeki deprem, sarsıntının fiziksel etkisinin yanı sıra deprem sonrasında devam edebilen kaygı ve bedensel algı değişikliklerini de yeniden gündeme getirdi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı kayıtlarına göre deprem saat 09.53’te meydana geldi ve yaklaşık 7 kilometre derinlikte kaydedildi.<br />
Deprem sonrası yaşanan “hâlâ sallanıyorum” hissini inceleyen yakın tarihli bir Türkiye araştırması da bu deneyimin yalnız fiziksel sarsıntının şiddetiyle açıklanamayabileceğine işaret ediyor.<br />
İstanbul Medipol Üniversitesi’nden araştırmacıların çalışmasında, 23 Nisan 2025’te Marmara Denizi’nde meydana gelen 6,2 büyüklüğündeki İstanbul depremini yaşayan 18–65 yaş arasındaki 157 yetişkin değerlendirildi. Bulgular 1 Temmuz 2026’da Frontiers in Public Health’te yayımlandı.<br />
Araştırmanın odağında, gerçekte yeni bir deprem olmadığı halde kişinin kendisini veya bulunduğu ortamı sallanıyor gibi hissetmesi vardı. Araştırmacılar bu deneyimi “fantom deprem hissi” olarak tanımladı.<br />
Depremden sonraki dört hafta incelendi<br />
Katılımcılar depremden sonraki dört hafta içinde deprem kaygısı, travmatik stres belirtileri ve sallanma hissine ilişkin özbildirim ölçekleriyle değerlendirildi.<br />
Çalışma kesitsel olarak tasarlandı. Bu nedenle sonuçlar, kaygının doğrudan sallanma hissine yol açtığını veya sallanma hissinin kaygıya neden olduğunu göstermiyor. Araştırma, bu belirtilerin hangi koşullarda birlikte görüldüğünü ortaya koyuyor.<br />
Evde bulunanlarda kaygı daha yüksekti<br />
Araştırmada öne çıkan bulgulardan biri, deprem sırasında kişinin bulunduğu ortamla ilgiliydi.<br />
Sarsıntıyı evde yaşayan katılımcıların deprem kaygısı ve travmatik stres puanları, deprem sırasında iş yerinde bulunanlara kıyasla daha yüksek bulundu.<br />
Fantom sallanma hissinin sıklığı ve süresine ilişkin ayrıntılı analiz ise bu deneyimi bildiren ve geçerli verisi bulunan 57 kişilik alt grupta yapıldı.<br />
Bu alt analizde deprem sırasında evde bulunanların, sallanma hissinin 2–3 gün devam ettiğini ve gün içinde birkaç kez tekrarlandığını bildirme olasılığı iş yerinde bulunanlara göre daha yüksekti.<br />
Bu bulgu, evde olmanın tek başına sallanma hissine neden olduğunu göstermiyor. Kişinin yalnız olup olmaması, bulunduğu çevre, stres düzeyi ve bedensel duyumlara gösterdiği dikkat gibi başka etkenler de sonuçları etkileyebilir.<br />
Kaygı ve travmatik stres birlikte görüldü<br />
Çalışmada deprem kaygısı ile genel travmatik stres belirtileri arasında istatistiksel olarak anlamlı ancak sınırlı düzeyde bir ilişki bulundu.<br />
Daha belirgin bağlantılardan biri, depremle ilgili görüntü, düşünce veya anıların kişinin isteği dışında tekrar tekrar zihne gelmesini ifade eden “intrüzyon” belirtileriyle görüldü.<br />
Deprem kaygısı arttıkça bu tür istemsiz hatırlamaların da daha fazla bildirildiği saptandı.<br />
Bu ilişki, depremden sonra çevredeki küçük hareketlere daha fazla dikkat edilmesi veya yeni bir sarsıntı beklentisinin sürmesi gibi deneyimlerin anlaşılmasına katkı sağlayabilir. Ancak araştırma, bu belirtilerden birinin diğerine neden olduğunu kanıtlamıyor.<br />
Çok hafif hissedilen sarsıntıda da kaygı yüksek olabilir<br />
Araştırmada beklenmedik sonuçlardan biri, depremin algılanan şiddetiyle ilgiliydi.<br />
Sarsıntıyı “çok hafif” hissettiğini belirten grubun deprem kaygısı puanları, depremi “orta” düzeyde hissettiğini söyleyenlerden daha yüksek bulundu.<br />
Araştırmacılar, belirsiz ve güç ayırt edilen fiziksel duyumların bazı kişilerde “yeniden deprem mi oluyor?” düşüncesini artırabileceğini değerlendiriyor.<br />
Bu açıklama olası bir mekanizma niteliğinde. Çalışmada algısal belirsizliğin doğrudan kaygıya yol açıp açmadığı ölçülmedi.<br />
Sallanma hissi yalnızca psikolojik kabul edilmiyor<br />
Deprem sonrasında sarsıntı olmadığı halde hareket hissedilmesi yalnızca psikolojik bir sorun şeklinde değerlendirilmemeli.<br />
İnsan vücudu dengeyi sağlamak için iç kulaktaki denge sistemi, görme ve kas-eklemlerden gelen duyusal bilgileri sürekli birlikte değerlendiriyor. Deprem gibi olağan dışı ve tekrarlayan hareketler bu duyusal sistemlerin verdiği bilgilerin bir süre farklı algılanmasına katkıda bulunabiliyor.<br />
Araştırmacılar fantom deprem hissinin; denge sistemi, stres yanıtı, çevresel koşullar ve kişinin bedensel duyumlara gösterdiği dikkatin birlikte rol oynayabileceği karmaşık bir deneyim olabileceğini belirtiyor.<br />
Bu nedenle deprem sonrasında yaşanan “hâlâ sallanıyorum” hissini yalnızca kaygıya bağlamak mevcut bilimsel kanıtların sınırını aşar.<br />
Sosyal medya kullanımı da araştırıldı<br />
Deprem sonrasındaki bilgi akışı ve sosyal medya kullanımı da Türkiye’de yürütülen başka araştırmaların konusu oldu.<br />
Archives of Psychiatric Nursing’in Şubat 2026 sayısında yayımlanan ve çevrim içi olarak 30 Aralık 2025’te erişime açılan ayrı bir kesitsel araştırmada, Kahramanmaraş depremlerinden doğrudan etkilenmemiş 418 sosyal medya kullanıcısı değerlendirildi.<br />
Depremle ilgili içeriklere daha yoğun maruz kalan bazı katılımcılarda ikincil travmatik stres belirtileri daha yüksek bulundu. Özellikle sabah uyandıktan sonra sosyal medyayı kontrol eden kişilerde daha yüksek travmatik stres ve ruhsal sıkıntı puanları bildirildi.<br />
Bu çalışma da neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyor. Kaygısı veya stres düzeyi yüksek kişilerin deprem içeriklerini daha sık kontrol etmesi de mümkün. Bu nedenle sosyal medya kullanımının tek başına deprem kaygısının nedeni olduğu söylenemez.<br />
Her tedirginlik ruhsal hastalık anlamına gelmiyor<br />
Deprem sonrasında bir süre tetikte kalmak, küçük titreşimlere karşı hassaslaşmak, uyku düzeninde değişiklik yaşamak veya yeni bir sarsıntı olabileceğini düşünmek tek başına psikiyatrik hastalık tanısı anlamına gelmiyor.<br />
Dünya Sağlık Örgütü, afet ve acil durumların ardından korku, kaygı, uyku sorunları ve stres tepkilerinin görülebileceğini; bu belirtilerin birçok kişide zaman içinde azalabildiğini belirtiyor.<br />
Belirtilerin uzun süre devam etmesi, günlük yaşamı belirgin biçimde bozması, kişinin işe veya okula devam etmesini güçleştirmesi ya da yoğun panik ve uyku sorunlarının sürmesi halinde profesyonel değerlendirme önem kazanıyor.<br />
Araştırmanın sınırları önemli<br />
Çalışmanın 157 kişiyle ve tek bir deprem sonrasında yürütülmesi, sonuçların tüm deprem deneyimlerine doğrudan genellenmesini sınırlıyor.<br />
Fantom sallanma hissinin sıklık ve süresine ilişkin bazı analizlerin 57 kişilik alt grupta yapılmış olması da sonuçların yorumlanmasında dikkate alınması gereken bir başka nokta.<br />
Veriler katılımcıların kendi bildirimlerine dayanıyordu. İç kulak ve denge sistemi objektif vestibüler testlerle değerlendirilmedi.<br />
Araştırmanın kesitsel tasarımı da hangi belirtinin önce başladığını ve bir belirtinin diğerine neden olup olmadığını göstermeye izin vermiyor.<br />
Mevcut verilerin ortaya koyduğu daha sınırlı ancak önemli tablo şu: Deprem bittikten sonra bazı kişilerde devam eden sallanma hissi, deprem kaygısı ve travmatik stres belirtileriyle birlikte görülebiliyor. Bulunulan ortam, kişinin sarsıntıyı algılama biçimi ve duyusal-denge süreçleri de bu deneyimin parçaları arasında yer alabilir.<br />
KAYNAKLAR<br />
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı – 26 Ağustos 2026 Kayseri Pınarbaşı deprem kaydı<br />
Frontiers in Public Health – Phantom Earthquake Sensations: A Cross-Sectional Analysis of Context, Perceptual Ambiguity, and Cognitive Intrusion, 1 Temmuz 2026<br />
Archives of Psychiatric Nursing – Social Media Exposure to Earthquake-Related News and Secondary Traumatic Stress: A Cross-Sectional Study of Social Media Users in Türkiye, Şubat 2026; çevrim içi yayın 30 Aralık 2025<br />
Dünya Sağlık Örgütü – Mental Health in Emergencies</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/deprem-sonrasi-sallanma-hissi-kaygi-ve-stresle-iliskili-bulundu</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 21:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/deprem-sonrasi-sallanma-hissi-1200x750-200kb-1.webp" type="image/jpeg" length="59575"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mostafa Mohamed transferinde Konyaspor’dan kritik düzeltme]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/mostafa-mohamed-transferinde-konyaspordan-kritik-duzeltme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/mostafa-mohamed-transferinde-konyaspordan-kritik-duzeltme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konyaspor’un Nantes forması giyen Mostafa Mohamed’i yaklaşık 1 milyon euro karşılığında kadrosuna katacağı iddia edilirken, Konya’dan gelen son bilgiler transferin henüz tamamlanmadığını ve sürecin Blaz Kramer’in geleceğine bağlı olduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Mostafa Mohamed için “anlaşma” iddiasına Konyaspor cephesinden yanıt</p>

<p>Konyaspor’un forvet transferinde gündemine aldığı Mostafa Mohamed konusunda aynı gün içinde birbirinden farklı iki önemli bilgi geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fransa’dan gelen haberlerde Nantes ile Konyaspor arasında Mısırlı santrfor için yaklaşık 1 milyon euro üzerinden transfer sürecinde önemli aşama kaydedildiği öne sürüldü.</p>

<p>Ancak Konyaspor cephesinden alınan bilgiler, transferin henüz sonuçlanmadığını gösteriyor. Yeni Meram’ın doğrudan Konyaspor yetkililerine dayandırdığı haberinde, Mostafa Mohamed için şu aşamada herhangi bir anlaşmanın bulunmadığı ve çıkan “transfer tamam” yönündeki haberlerin kulüp tarafından doğrulanmadığı belirtildi.</p>

<p>Transferin anahtarı Blaz Kramer</p>

<p>Mostafa Mohamed dosyasındaki en önemli ayrıntı ise Konyaspor’un mevcut forveti Blaz Kramer’in geleceği.</p>

<p>Konya yerel basınından gelen bilgilere göre yeşil-beyazlı yönetim, Kramer’in ayrılması durumunda Mostafa Mohamed transferini ileri aşamaya taşımayı planlıyor.</p>

<p>Anadolu’da Bugün’in 26 Ağustos tarihli haberine göre Kramer yeni sözleşme ve ücretinde iyileştirme talep ediyor. Yönetimin bu talebi yüksek bulduğu, tarafların kısa süre içerisinde yeniden görüşeceği bildirildi. Aynı kaynak, Kramer’in ayrılması halinde Konyaspor’un Mostafa Mohamed’i Konya’ya davet edeceğini ve Nantes ile oyuncu tarafıyla görüşmelerde önemli mesafe alındığını aktardı.</p>

<p>Bu tablo, Mostafa Mohamed transferinin bağımsız bir operasyon olmaktan çok Konyaspor’un mevcut forvet yapılanmasındaki gelişmelere bağlı ilerlediğini gösteriyor.</p>

<p>Nantes’ta Mostafa Mohamed’in durumu</p>

<p>28 yaşındaki Mısırlı santrforun Nantes ile sözleşmesi Haziran 2027’ye kadar devam ediyor.</p>

<p>Mohamed’in Fransız ekibindeki geleceği bir süredir belirsizliğini koruyor. Nantes Teknik Direktörü Michel Der Zakarian, temmuz ayında yaptığı açıklamada oyuncunun transfer döneminin sonuna kadar rezerv takımla çalışacağını belirtmişti.</p>

<p>L’Équipe’in daha önce yayımladığı haberde ise Mohamed’in geçen sezon Ligue 1’de 4 gol kaydettiği ve Nantes ile kontratının son yılına girdiği aktarılmıştı.</p>

<p>Dolayısıyla Nantes cephesinde oyuncunun ayrılığına açık bir sportif zemin bulunuyor.</p>

<p>Konyaspor’da forvet hattı yeniden şekillenebilir</p>

<p>Konyaspor açısından transferde belirleyici gelişmenin önümüzdeki günlerde yaşanması bekleniyor.</p>

<p>Kramer’in yeşil-beyazlılarla yeni sözleşme konusunda anlaşması halinde Mostafa Mohamed operasyonunun geri plana düşmesi mümkün. Sloven santrforun ayrılması durumunda ise Mısırlı futbolcunun transferi yeniden öncelikli hale gelebilir.</p>

<p>Bu nedenle mevcut bilgiler ışığında “Mostafa Mohamed Konyaspor’a transfer oldu” demek için henüz erken.</p>

<p>Buna karşılık Nantes ve oyuncu cephesinde temasların ilerlemiş olduğuna ilişkin yerel kaynaklardan gelen bilgiler, Kramer’in ayrılığı halinde transferin kısa sürede hareketlenebileceğine işaret ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/mostafa-mohamed-transferinde-konyaspordan-kritik-duzeltme</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 21:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9109.jpeg" type="image/jpeg" length="89722"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tumbatu’nun Yarım Kalan Gülüşleri Türkiye’nin Desteğiyle Tamamlandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/tumbatunun-yarim-kalan-gulusleri-turkiyenin-destegiyle-tamamlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/tumbatunun-yarim-kalan-gulusleri-turkiyenin-destegiyle-tamamlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Afrika’nın Renkleri Derneği ile TİKA’nın Tanzanya’nın Tumbatu Adası’nda yürüttüğü projede 942 kişi muayene edildi, binlerce diş tedavisi gerçekleştirildi. Proje sonunda adaya tam donanımlı diş kliniği kazandırıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Afrika’nın Renkleri Derneği, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) iş birliğiyle Tanzanya’nın Zanzibar Özerk Bölgesi’ne bağlı Tumbatu Adası’nda kapsamlı bir ağız ve diş sağlığı çalışması gerçekleştirdi. Sağlık hizmetlerine erişimin sınırlı olduğu adada yüzlerce kişi ücretsiz muayene ve tedavi edilirken, hizmetlerin devamlılığı için Tumbatu Sağlık Ocağı bünyesinde tam donanımlı bir diş kliniği kuruldu.</p>

<p><img alt="TİKA desteğiyle Tumbatu Adası’nda 942 kişi muayene edildi, binlerce dişe tedavi uygulandı ve ada halkına kalıcı diş kliniği kazandırıldı.-1" class="detail-photo img-fluid" height="2294" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9107-1.jpeg" width="1320" /></p>

<p>Türkiye ve Tanzanya’dan 24 Kişilik Ekip Görev Yaptı</p>

<p>Proje için Türkiye’den diş hekimleri, protez teknikeri, yardımcı sağlık personeli ve koordinasyon görevlilerinden oluşan 10 kişilik gönüllü ekip Tanzanya’ya gitti. Ekibe, Tanzanya’daki 14 kişilik yerel sağlık ve proje ekibi de katıldı.</p>

<p>Türkiye ve Tanzanya’dan toplam 24 kişinin görev aldığı çalışma boyunca muayene, tedavi ve protez uygulamaları iki ülkenin sağlık çalışanlarının iş birliğiyle yürütüldü.</p>

<p>942 Kişi Muayene Edildi</p>

<p>Tumbatu’da geçici olarak oluşturulan tedavi merkezinde 942 kişi genel ağız ve diş muayenesinden geçirildi. Proje kapsamında 2 bin 856 diş çekimi ile 72 kanal tedavisi gerçekleştirildi.</p>

<p>Bunun yanında 144 hastaya toplam 594 dolgu yapıldı. Diş kayıpları nedeniyle beslenme ve günlük yaşam sorunları yaşayan 116 hastaya ise toplam 542 protez diş uygulandı.</p>

<p>Saha çalışmasında yalnızca mevcut rahatsızlıkların belirlenmesiyle yetinilmedi; ihtiyaç duyulan hastalara doğrudan tedavi sunulmasına öncelik verildi. Özellikle protez uygulamaları, uzun süredir diş eksikliği yaşayan ada sakinleri açısından projenin öne çıkan bölümlerinden biri oldu.</p>

<p>Proje Bitti, Sağlık Hizmeti Devam Edecek</p>

<p>Çalışmanın en önemli sonuçlarından biri, Tumbatu’da kalıcı bir sağlık altyapısının oluşturulması oldu. Tedavilerin yürütüldüğü Tumbatu Sağlık Ocağı’na tam donanımlı bir diş kliniği hibe edildi.</p>

<p>Diş ünitesinin yanı sıra muayene ve tedavilerde kullanılacak aletler, ekipmanlar ve sarf malzemeleri sağlık ocağına teslim edildi. Böylece gönüllü ekibin adadan ayrılmasının ardından da yerel sağlık personelinin ağız ve diş sağlığı hizmetlerini sürdürebilmesi amaçlandı.</p>

<p>Tumbatu Sağlık Ocağı Önceden Yenilendi</p>

<p>Afrika’nın Renkleri Derneği, diş sağlığı projesinden önce Tumbatu Sağlık Ocağı’nın restorasyonunu da gerçekleştirdi. Fiziki koşulları iyileştirilen merkez, proje süresince muayene ve tedavilerin ana üssü olarak kullanıldı.</p>

<p>Kalıcı diş kliniğinin kurulmasıyla sağlık ocağının hizmet kapasitesi daha da genişletildi. Türkiye’den götürülen tıbbi malzemelerin bir bölümü de bölgedeki diğer sağlık kuruluşlarına bağışlandı. Bu kapsamda Kichangani Köyü Kadın Doğum Kliniği’ne çeşitli tıbbi malzemeler teslim edildi.</p>

<p>Atalay: Kalıcı Bir İz Bırakmak İstedik</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Afrika’nın Renkleri Derneği Başkanı Yavuz Atalay, projenin birkaç günlük sağlık hizmetiyle sınırlı kalmaması için planlandığını belirtti.</p>

<p>Tumbatu halkının ağız ve diş sağlığı ihtiyaçlarına destek olmak amacıyla adaya gittiklerini kaydeden Atalay, daha önce yeniledikleri sağlık ocağında kapsamlı tedaviler gerçekleştirdiklerini ve proje sonunda tam donanımlı kliniği ada halkına bıraktıklarını söyledi.</p>

<p>Atalay; çalışmanın TİKA’nın iş birliği, bağışçıların katkısı, Türkiye’den gelen gönüllülerin özverisi ve Tanzanya’daki yerel personelin emeğiyle tamamlandığını vurguladı.</p>

<p>Arvas: Önceliğimiz Gerçek Tedavi İhtiyacına Ulaşmaktı</p>

<p>Proje Koordinatörü Diş Hekimi Fatma Şule Arvas, çalışma öncesinde bölgenin sağlık ihtiyaçlarının değerlendirildiğini ve tedavi planının elde edilen bulgular doğrultusunda hazırlandığını ifade etti.</p>

<p>Tumbatu’da ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimin oldukça kısıtlı olduğunu belirten Arvas, yalnızca muayene yapan bir çalışma yerine doğrudan tedaviye odaklandıklarını bildirdi. Diş çekimi, dolgu ve kanal tedavilerinin yanı sıra diş kaybı bulunan hastalar için protez uygulamalarına ağırlık verildiğini aktardı.</p>

<p>Arvas, sürdürülebilirliğin projenin temel hedeflerinden biri olduğuna dikkat çekerek diş ünitesi, gerekli aletler ve sarf malzemeleriyle çalışır durumdaki kliniğin Tumbatu Sağlık Ocağı’na teslim edildiğini belirtti.</p>

<p>Gönüllü Diş Hekimlerinden Sıfır Atık Çalışması</p>

<p>Proje kapsamında sağlık hizmetlerinin yanı sıra çevre bilincini geliştirmeye yönelik bir etkinlik de düzenlendi. Gönüllü diş hekimleri; okul müdürü, öğretmenler, köy muhtarı ve adada yaşayan gençlerle çevre temizliği gerçekleştirdi.</p>

<p>Etkinlik sırasında plastik şişeler ve doğaya bırakılan diğer atıklar toplandı. Plastik atıkların deniz ekosistemine, doğal yaşama ve canlılara verdiği zarar konusunda ada sakinlerine bilgi verildi.</p>

<p>Tumbatu Köy Muhtarı da çalışmanın ada için faydalı olduğunu belirterek çevre temizliği faaliyetlerini düzenli hâle getirmeyi hedeflediklerini ifade etti.</p>

<p>Sağlık Yardımı Kalıcı Kazanıma Dönüştü</p>

<p>Tumbatu Diş Sağlığı Projesi; ücretsiz muayene ve tedavilerin ötesine geçerek kalıcı klinik kurulması, sağlık kuruluşlarına malzeme desteği sağlanması ve çevre farkındalığının güçlendirilmesiyle tamamlandı.</p>

<p>Türkiye ve Tanzanya’dan sağlık çalışanlarını aynı amaç etrafında buluşturan proje, kısa süreli bir gönüllülük faaliyetinin sürdürülebilir bir sağlık hizmetine dönüştürülmesi açısından dikkati çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Özel Haber</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/tumbatunun-yarim-kalan-gulusleri-turkiyenin-destegiyle-tamamlandi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 20:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9106.jpeg" type="image/jpeg" length="72824"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kan Şekeri ve Ketonu Aynı Sensörden İzleyen İlk Cihaza FDA Yetkisi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kan-sekeri-ve-ketonu-ayni-sensorden-izleyen-ilk-cihaza-fda-yetkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kan-sekeri-ve-ketonu-ayni-sensorden-izleyen-ilk-cihaza-fda-yetkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Gıda ve İlaç Dairesi, 25 Ağustos 2026’da 2 yaş ve üzerindeki diyabetliler için glikoz ile keton düzeylerini tek sensörden sürekli izleyen Libre Duo 10 Day sistemine pazarlama yetkisi verdi. Altı klinik çalışmada 600’den fazla kişinin verileriyle değerlendirilen cihaz, keton yükselişinin daha erken fark edilmesine yardımcı olmayı amaçlıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi, diyabet takibinde glikoz ve keton ölçümünü tek sensörde birleştiren yeni bir giyilebilir tıbbi cihaza 25 Ağustos 2026’da pazarlama yetkisi verdi. Libre Duo 10 Day Continuous Dual Glucose Ketone Monitoring System adı verilen cihaz, 2 yaş ve üzerindeki diyabetliler için değerlendirildi.<br />
Kurum, sistemi ABD’de keton düzeylerini sürekli izleyen ilk giyilebilir cihaz ve dünyada glikoz ile ketonu tek cihazda sürekli birlikte izleyen ilk sistem olarak tanımladı.<br />
İki değeri her dakika ölçüyor<br />
Yeni sensör, cildin hemen altındaki dokular arası sıvıdan glikoz ve keton düzeylerini günün 24 saati boyunca her dakika ölçüyor. Sonuçlar kablosuz olarak uyumlu bir akıllı telefona aktarılıyor.<br />
Kullanıcı, mevcut değerlerin yanı sıra glikoz ve keton düzeylerinin yükselme veya düşme yönünü de görebiliyor. Keton düzeylerinin belirlenen eşiklerin üzerine çıkması halinde sistem otomatik uyarı verebiliyor.<br />
Bu özellik özellikle diyabetik ketoasidoz açısından önem taşıyor. Diyabetik ketoasidoz, vücutta insülin yetersizliği nedeniyle ketonların aşırı yükselmesiyle gelişebilen ve hızlı tıbbi değerlendirme gerektiren ciddi bir metabolik tablo olarak biliniyor.<br />
Keton ölçümü bugüne kadar çoğunlukla anlıktı<br />
Glikozun sürekli izlenmesini sağlayan sensörler uzun süredir kullanılıyor. Keton takibi ise çoğunlukla kan veya idrar örneğinden yapılan tek seferlik ölçümlere dayanıyor.<br />
Bu yöntemler ölçümün yapıldığı andaki keton düzeyini gösterebiliyor ancak değerin zaman içinde yükselip yükselmediğini sürekli olarak izlemiyor. Yeni sistemin temel farkı, glikozla birlikte keton değişimini de kesintisiz biçimde takip etmesi.<br />
Altı klinik çalışmada 600’den fazla kişi değerlendirildi<br />
Pazarlama yetkisine temel oluşturan klinik program, 2 yaş ve üzerindeki 600’den fazla kişinin yer aldığı altı çalışmadan elde edilen verileri içerdi.<br />
Çalışmalarda sensörün farklı glikoz ve keton düzeylerindeki ölçüm doğruluğu değerlendirildi. ABD Gıda ve İlaç Dairesi, cihazın 10 günlük kullanım süresi boyunca klinik açıdan anlamlı keton değişikliklerini izleyebildiğini ve diyabetik ketoasidoz başlamadan önce yükselmiş keton düzeylerini belirleyebildiğini bildirdi.<br />
Bu sonuç, cihazın diyabetik ketoasidozu tek başına teşhis ettiği anlamına gelmiyor. Kurum, keton bilgilerinin glikoz ölçümleri ve kişinin belirtileriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini özellikle vurguluyor.<br />
Tek başına kan şekeri her zaman yeterli bilgi vermeyebilir<br />
Keton izlemenin ayrı önem taşımasının nedenlerinden biri, metabolik bozulmanın yalnızca kan şekeri değerleriyle her zaman tam olarak anlaşılamaması.<br />
Bazı klinik durumlarda keton düzeyleri yükselirken kan şekeri beklenenden daha düşük seyredebilir. Bu nedenle glikoz ile ketonun aynı anda izlenmesi, yalnız glikoz takibinin gösteremediği bazı değişimlerin daha erken fark edilmesine yardımcı olabilir.<br />
Yeni cihazın hedefi de iki farklı metabolik göstergenin aynı anda ve sürekli izlenmesini sağlamak.<br />
Pazarlama yetkisi De Novo süreciyle verildi<br />
ABD Gıda ve İlaç Dairesi cihazı “De Novo” adı verilen düzenleyici yol üzerinden değerlendirdi. Bu süreç, daha önce aynı türden pazarlanmış bir ürün bulunmayan düşük veya orta riskli yeni tıbbi cihazlar için kullanılıyor.<br />
Sistem daha önce “Breakthrough Device” statüsüne de alınmıştı. Bu statü doğrudan pazarlama izni anlamına gelmiyor; ciddi hastalıkların tanı veya yönetiminde önemli yarar sağlayabilecek teknolojilerin değerlendirme sürecinin hızlandırılabilmesini amaçlıyor.<br />
Pazarlama yetkisi Abbott Diabetes Care’e verildi.<br />
Günlük diyabet yönetimindeki gerçek etkisi izlenecek<br />
Yeni sistemin en önemli potansiyel kullanım alanı, keton düzeylerindeki yükselişi daha erken fark etmeye yardımcı olması.<br />
Ancak cihazın günlük yaşamda diyabetik ketoasidoz nedeniyle acil başvuruları veya hastaneye yatışları ne ölçüde azaltacağı henüz gösterilmiş değil. Bu etkinin daha geniş ve uzun süreli gerçek yaşam verileriyle değerlendirilmesi gerekecek.<br />
ABD’de verilen pazarlama yetkisi, cihazın diğer ülkelerde de otomatik olarak kullanıma girdiği anlamına gelmiyor. Her ülkenin kendi tıbbi cihaz mevzuatı ve pazara erişim süreci bulunuyor.<br />
KAYNAKLAR<br />
ABD Gıda ve İlaç Dairesi – Glikoz ve keton düzeylerini sürekli izleyen ilk giyilebilir sisteme ilişkin pazarlama yetkilendirmesi, 25 Ağustos 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🤖 Sağlık Teknolojileri</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kan-sekeri-ve-ketonu-ayni-sensorden-izleyen-ilk-cihaza-fda-yetkisi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 20:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/glikoz-keton-sensoru-fda-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="58075"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[ADÜ’nün Genç Mezunu Mehmet Burak Aytekin Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/adunun-genc-mezunu-mehmet-burak-aytekin-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/adunun-genc-mezunu-mehmet-burak-aytekin-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümünün 2026 yılı mezunlarından Mehmet Burak Aytekin’in beyin kanaması sonucu hayatını kaybettiği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ADÜ’nün Genç Mezunu Mehmet Burak Aytekin Hayatını Kaybetti</p>

<p>Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü 2026 yılı mezunlarından Mehmet Burak Aytekin’in vefat ettiğini duyurdu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fakültenin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Mehmet Burak Aytekin’in geçirdiği beyin kanaması sonucu yaşamını yitirdiği belirtildi. Genç mezunun vefatı; ailesi, yakınları, arkadaşları ve üniversite camiasında derin üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Eğitim Fakültesi tarafından yayımlanan taziye mesajında, “Fakültemiz Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü 2026 yılı mezunlarımızdan Mehmet Burak Aytekin’in geçirdiği beyin kanaması sonucu vefat ettiğini derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunmaktayız. Merhuma Allah’tan rahmet; kederli ailesine, yakınlarına ve tüm camiamıza sabır ve başsağlığı dileriz” ifadelerine yer verildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/adunun-genc-mezunu-mehmet-burak-aytekin-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 20:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9100.jpeg" type="image/jpeg" length="58333"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’dan Rafael Leao İçin Milan’a Transfer Baskısı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-rafael-leao-icin-milana-transfer-baskisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-rafael-leao-icin-milana-transfer-baskisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Milan forması giyen Rafael Leao için girişimlerini yoğunlaştırdığı öne sürüldü. İtalyan gazeteci Gianluca Di Marzio, taraflar arasında yeni bir görüşme gerçekleştirildiğini duyurdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’ın hücum hattına dünya çapında ses getirecek bir takviye yapmak amacıyla Rafael Leao için yürüttüğü transfer çalışmaları yeniden hız kazandı.</p>

<p>İtalyan gazeteci Gianluca Di Marzio’nun aktardığı bilgiye göre sarı-kırmızılı yönetim, Portekizli yıldızın transferi konusunda Milan ile anlaşma zemini oluşturmak için yoğun çaba gösteriyor.</p>

<p>Haberde, transfer görüşmelerinde Galatasaray adına aracılık yapan George Gardi ile Milanlı yetkililer arasında yeni bir görüşme gerçekleştirildiği belirtildi. Temasın içeriğine ve tarafların mali beklentilerine ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.</p>

<p>Milan ile Pazarlıklar Devam Ediyor</p>

<p>Galatasaray’ın Leao transferindeki en önemli aşamayı Milan ile yapılacak pazarlıkların oluşturduğu ifade ediliyor. Sarı-kırmızılıların oyuncunun şartlarını araştırmasının yanı sıra İtalyan kulübünü ikna edebilecek bir transfer modeli üzerinde çalıştığı ileri sürülüyor.</p>

<p>Bonservis bedeli, ödeme planı veya olası kiralama seçeneği konusunda henüz doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle görüşmelerin sürdüğü ancak taraflar arasında kesin bir anlaşmaya varılmadığı değerlendiriliyor.</p>

<p>Rafael Leao Kimdir?</p>

<p>10 Haziran 1999 tarihinde Portekiz’in Almada kentinde doğan Rafael Leao, sol kanat ve forvet pozisyonlarında görev yapıyor. Sporting altyapısından yetişen yıldız futbolcu, Lille’de geçirdiği sezonun ardından 2019 yılında Milan’a transfer oldu.</p>

<p>Hızı, bire bir mücadelelerdeki etkinliği ve hücumdaki çok yönlülüğüyle tanınan Leao, Milan formasıyla Serie A şampiyonluğu yaşadı. Portekiz Milli Takımı’nda da görev yapan futbolcu, Avrupa futbolunun öne çıkan hücum oyuncuları arasında gösteriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Galatasaray veya Milan’dan görüşmelere ilişkin resmî bir açıklama yapılmadı. Transfer sürecinin önümüzdeki temasların ardından netlik kazanması bekleniyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Gianluca Di Marzio</li>
 <li>Sky Sport Italia</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-rafael-leao-icin-milana-transfer-baskisi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 20:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9099.jpeg" type="image/jpeg" length="43256"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[900 Yıl Önce Şamahı’da Hekim Yetiştiren Melhem Medresesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/900-yil-once-samahida-hekim-yetistiren-melhem-medresesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/900-yil-once-samahida-hekim-yetistiren-melhem-medresesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Azerbaycan’da Hâkânî Şirvânî’nin doğumunun 900. yılının 2026 boyunca bilimsel ve kültürel etkinliklerle anılması, şairin yetiştiği 12. yüzyıl Şamahı bilim çevresini de yeniden gündeme taşıdı. Hâkânî’nin amcası ve hocası hekim Kafiyeddin Ömer ibn Osman’ın Şamahı yakınındaki Melhem’de kurduğu tıp medresesi, tarih araştırmalarında hem hekim yetiştiren bir eğitim merkezi hem de hastaların tedavi edildiği bir kurum olarak tanımlanıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Azerbaycan’da 2026 yılının Hâkânî Şirvânî’nin 900. doğum yılı dolayısıyla çeşitli bilimsel etkinliklere sahne olması, yalnızca büyük şairin edebî mirasını değil, yetiştiği Şamahı’nın bilim tarihini de yeniden görünür hâle getirdi. Bu tarihin en dikkat çekici halkalarından biri, yaklaşık dokuz asır önce hekim ve bilgin Kafiyeddin Ömer ibn Osman tarafından Şamahı çevresindeki Melhem’de oluşturulan ve kaynaklarda “Mədrəsəyi-Tibb” adıyla anılan tıp eğitim merkeziydi. Modern araştırmalar burayı eğitim ile tedaviyi aynı yapı içinde buluşturan bir kurum olarak değerlendiriyor.<br />
Bir medrese, aynı zamanda tedavi merkezi<br />
2025 yılında yayımlanan Orta Çağ Azerbaycan’ında eğitim üzerine kapsamlı bir araştırmada Melhem’deki “Madrasa-i-Tibb”, uzun süre faaliyet gösteren yüksek düzeyli bir tıp eğitim merkezi ve hastane olarak tanımlanıyor. Kurumun kurucusu olarak da Hâkânî Şirvânî’nin amcası Kafiyeddin Ömer ibn Osman gösteriliyor.<br />
Şamahı’nın resmî yerel tarih kayıtları da bölgede Melhem adıyla bilinen bir tıp kurumunun varlığını Kafiyeddin Ömer’e bağlıyor. Farklı tarih çalışmalarında kurum için “tıp medresesi”, “tıp akademisi”, “darüşşifa” ve “müalicəxana” gibi birbirine yakın fakat modern anlamda tam karşılığı olmayan ifadeler kullanılıyor. Bu nedenle Melhem’i bugünkü anlamıyla bir “tıp fakültesi” olarak değil, Orta Çağ’ın eğitim ve hasta bakımını birlikte yürüten tıp merkezi olarak değerlendirmek daha doğru görünüyor.<br />
Kurucusu Kafiyeddin Ömer<br />
Kaynaklarda yaklaşık 1080 yılında doğduğu belirtilen Kafiyeddin Ömer ibn Osman, Şirvan bölgesinin tanınmış hekim ve bilginlerinden biri olarak gösteriliyor. Onun adı tıbbın yanı sıra felsefe ve dönemin diğer bilimleriyle de ilişkilendiriliyor. Kafiyeddin’in Hâkânî’nin eğitiminde belirleyici bir yere sahip olduğu, şaire tıp dahil çeşitli alanlarda ders verdiği aktarılıyor.<br />
Bu bağlantı önemli. Çünkü Hâkânî yalnızca şair olarak değil, döneminin farklı bilim alanlarına hâkim bir entelektüeli olarak tanınıyor. Azerbaycan’ın 2026’daki resmî 900. yıl anma programında da şairin yaşadığı 12. yüzyılın sosyal, kültürel ve bilimsel çevresinin araştırılmasına özel yer ayrılmış durumda.<br />
Hekimler nasıl yetişiyordu?<br />
Melhem Medresesi’ne ait eksiksiz bir ders programı, öğrenci listesi veya bugünkü anlamda eğitim yönetmeliği günümüze ulaşmış değil. Bu nedenle “Melhem’de birinci yıl şu, ikinci yıl bu ders okutuluyordu” şeklinde kesin bir müfredat vermek tarihsel kanıtların sınırını aşar.<br />
Buna karşılık Orta Çağ Azerbaycan’ı ve daha geniş İslam dünyasındaki tıp medreselerinin eğitim modeli hakkında daha ayrıntılı bilgiler bulunuyor. 2025 tarihli araştırma, tıp eğitiminin teorik öğrenim ile hastane pratiğinin birbirini tamamladığı bir yapı gösterdiğini ortaya koyuyor. Aynı çalışma, dönemin tıp medreselerinde teorik eğitimin yaklaşık üç yıllık bir program hâlinde yürütülebildiğini, ardından hastane ortamında uygulamalı eğitimin geldiğini aktarıyor. Bu genel model, Melhem’in de hem eğitim merkezi hem hastane olarak tanımlanmasıyla uyumlu. Ancak söz konusu üç yıllık programın Melhem’de aynen uygulandığını gösteren doğrudan bir belge bulunmadığının altını çizmek gerekiyor.<br />
Ezber tek başına yeterli değildi<br />
Orta Çağ medrese eğitimi yalnızca metinlerin ezberlenmesine dayanmıyordu. Dönemin eğitim yöntemlerini inceleyen araştırmalarda ezberin yanında kavrama, tekrar, tartışma ve not tutmanın da temel yöntemler arasında bulunduğu görülüyor.<br />
Öğrenciler hocayla tartışıyor, sorular üzerinden değerlendiriliyor ve öğrendiklerini defterlere kaydediyordu. “Münazara” olarak bilinen tartışma yöntemi, öğrencinin yalnızca bilgiyi hatırlamasını değil, onu savunabilmesini ve farklı görüşler karşısında kullanabilmesini de gerektiriyordu.<br />
Bu yöntem, hekimlik eğitimi açısından özellikle anlamlıydı. Çünkü tıp öğrencisinin yalnızca bir kitabı bilmesi değil, karşısındaki hastanın durumunu değerlendirmesi, gözlem yapması ve öğrendiği bilgiyi uygulamaya aktarabilmesi gerekiyordu.<br />
İbn Sina ve Razi’nin eserleri eğitim dünyasındaydı<br />
Orta Çağ tıp medreselerinin genel müfredatına ilişkin kayıtlar, öğrencilerin Huneyn ibn İshak ve Hipokrat gibi erken dönem otoritelerinden başlayarak Razi, Galen, Ali ibn Abbas el-Mecusi ve İbn Sina gibi hekimlerin eserlerine uzanan geniş bir metin dünyasıyla karşılaştığını gösteriyor.<br />
Araştırmada, tıp eğitiminin ileri aşamalarında İbn Sina’nın “el-Kanun fi’t-Tıb” adlı eserinin de başlıca kaynaklar arasında bulunduğu belirtiliyor. Burada da önemli bir ayrım var: Bu eserlerin dönemin tıp medreselerinde kullanıldığına ilişkin bilgiler mevcut olsa da Melhem Medresesi’nin günümüze ulaşmış özel kitap listesi bulunmuyor. Dolayısıyla bu kaynaklar Melhem’in kesin ders kitabı listesi olarak değil, kurumun içinde bulunduğu dönemin tıp eğitim geleneğini anlamak için değerlendirilmeli.<br />
Eğitimin ikinci yarısı hastanın başında geçiyordu<br />
Dönemin tıp eğitiminin bugünkü klinik eğitime en fazla benzeyen yönü hastane pratiğiydi. Araştırmalar, teorik eğitim alan öğrencilerin daha sonra bimaristanlarda, yani dönemin hastanelerinde uygulama yaptığını gösteriyor.<br />
Bu aşamada yalnız hastalıkların tedavisi değil; hasta psikolojisi, hastane düzeni, hijyen, ilaç hazırlanması, şifalı bitkiler ve minerallerin kullanımı gibi konuların da öğrenildiği belirtiliyor. Şurup, merhem, macun, tablet benzeri ilaç biçimleri ve çeşitli bitkisel preparatlar dönemin hekimlik bilgisinin bir parçasıydı.<br />
Melhem’in hem medrese hem tedavi kurumu olarak kayıtlara geçmesi, öğrencilerin hastayla temas kurabilecekleri bir eğitim ortamının bulunmuş olabileceğini düşündürüyor. Ancak uygulamanın ayrıntıları konusunda doğrudan Melhem’e ait kayıtlar sınırlı olduğu için, bu nokta dönemin genel tıp eğitimi modeliyle desteklenen tarihsel bir değerlendirme olarak görülmeli.<br />
Hâkânî’nin eğitimi Melhem çevresine açılan pencere<br />
Melhem’in tıp tarihindeki önemini günümüze taşıyan isimlerden biri de Hâkânî Şirvânî. Kaynaklar, Kafiyeddin Ömer’in yeğenine tıp ve başka bilim dallarında eğitim verdiğini bildiriyor. Hâkânî’nin eserlerinde görülen geniş bilimsel birikim de onun yalnız edebiyat eğitimi almadığını ortaya koyan unsurlar arasında değerlendiriliyor.<br />
Şairin 12. yüzyılda kaleme aldığı “Töhfətül-İraqeyn” günümüze ulaşmış önemli eserlerinden biri. Eserin tarihî nüshaları bugün farklı koleksiyonlarda korunuyor ve Hâkânî’nin yaşadığı bilimsel çevrenin incelenmesinde temel metinlerden biri olmayı sürdürüyor.<br />
Modern tıp fakültesiyle aynı değildi<br />
Melhem Medresesi’ni anlatırken en önemli tarihsel hata, kurumu doğrudan bugünkü tıp fakülteleriyle eşitlemek olur.<br />
yüzyılda anatomi, hastalık bilgisi, ilaç hazırlama ve tedavi anlayışı modern biyomedikal bilimden çok farklıydı. Mikrobiyoloji, modern fizyoloji, laboratuvar tıbbı, görüntüleme yöntemleri ve kanıta dayalı klinik araştırmalar henüz mevcut değildi.<br />
Buna rağmen eğitim ile hasta bakımının aynı kurum çevresinde örgütlenmesi, öğrencinin kitap bilgisinin yanında uygulamayla yetiştirilmesi ve hekimliğin belirli bir öğrenim sürecini gerektiren uzmanlık alanı olarak görülmesi tıp eğitimi tarihi açısından dikkate değer.<br />
Melhem hakkında hâlâ bilmediklerimiz var<br />
Tarihsel kaynaklar Melhem’de bir tıp eğitim ve tedavi merkezinin bulunduğu konusunda ortak bir çerçeve sunsa da kurumun kesin kuruluş yılı, mimari yapısı, öğrenci sayısı, öğretim kadrosu, ayrıntılı ders programı ve mezuniyet sistemine ilişkin bilgiler aynı ölçüde güçlü değil.<br />
Bu nedenle Melhem hakkındaki bazı popüler anlatıları kesin tarihsel gerçekler gibi aktarmamak gerekiyor. Mevcut kanıtların en güvenli biçimde ortaya koyduğu tablo şu: Şamahı çevresinde yaklaşık 900 yıl önce Kafiyeddin Ömer’in öncülük ettiği, tıp öğretimiyle tedaviyi buluşturan bir merkez vardı ve bu kurum Orta Çağ Azerbaycan’ındaki hekim yetiştirme geleneğinin önemli örneklerinden biri olarak kaynaklara geçti.<br />
Hâkânî Şirvânî’nin 900. yılının anıldığı 2026, bu mirasa yalnız edebiyat tarihi açısından değil, Azerbaycan ve daha geniş coğrafyanın tıp eğitimi tarihi açısından da yeniden bakmak için dikkat çekici bir fırsat sunuyor.<br />
KAYNAKLAR<br />
Science, Education and Innovations in the Context of Modern Problems – Historical Perspectives on Education in Medieval Azerbaijan (10th–16th Centuries): Curriculum, Methodology, and Student Mobility, 2025<br />
Sumgayıt Devlet Üniversitesi Bilimsel Haberleri, Sosyal ve Beşerî Bilimler Bölümü – Azerbaycan’da XI–XII. Yüzyıllarda Halk Tıbbının Gelişimi Üzerine, 2021<br />
Şamahı Rayon İcra Hakimiyeti – Şamahı sağlık tarihine ilişkin resmî tarihçe<br />
Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı – Hâkânî Şirvânî’nin 900. yıl dönümünün kutlanmasına ilişkin karar, 28 Ocak 2026<br />
Azerbaycan Millî İlimler Akademisi – Hâkânî Şirvânî’nin 900. yılına ilişkin bilimsel etkinlik ve araştırma programı, 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/900-yil-once-samahida-hekim-yetistiren-melhem-medresesi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 20:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/samahi-melhem-tip-medresesi-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="69848"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[70’li Yaşlarda Sağlıklı Kalmanın Yolları: 10 Kritik Nokta]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/70li-yaslarda-saglikli-kalmanin-yollari-10-kritik-nokta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/70li-yaslarda-saglikli-kalmanin-yollari-10-kritik-nokta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[70’li yaşlarda cilt, kaslar, kemikler, uyku, hafıza ve duyularda bazı değişimler görülebilir. Ancak her belirti yaşlanmanın doğal sonucu değildir; doğru takip bağımsız yaşamı koruyabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>70’li Yaşlarda Vücut Nasıl Değişir? Normal Sanılan Bu Belirtilere Dikkat</p>

<p>Yetmişli yaşlar herkes için aynı şekilde ilerlemez. Bir kişi günlük işlerini tek başına sürdürebilirken aynı yaştaki başka biri birden fazla kronik hastalıkla mücadele edebilir. Genetik yapı, geçmiş hastalıklar, hareket düzeyi, beslenme, kullanılan ilaçlar ve sosyal yaşam bu farklılıkta belirleyicidir.</p>

<p>Bu dönemde cildin incelmesi, kas gücünün azalması, uykunun daha sık bölünmesi veya yeni bilgileri öğrenmenin biraz daha uzun sürmesi beklenebilir. Buna karşılık ani unutkanlık, açıklanamayan kilo kaybı, tekrarlayan düşme, göğüs ağrısı veya günlük işleri yapmayı engelleyen halsizlik yalnızca yaşa bağlanmamalıdır.</p>

<p>Yaşlanma Doğrusal Bir Süreç Değildir</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, ileri yaşlarda görülen fiziksel ve zihinsel değişimlerin herkes için aynı hızda ve aynı sırayla gelişmediğini belirtiyor. Takvim yaşı, kişinin gerçek sağlık durumunu tek başına açıklamıyor.</p>

<p>Bu nedenle 70 yaşındaki bir kişinin değerlendirilmesinde yalnızca hastalıkların sayısına değil; yürüme, görme, işitme, düşünme, hatırlama ve günlük yaşamını sürdürebilme kapasitesine de bakılması gerekiyor.</p>

<p>Cilt Daha İnce ve Kuru Olabilir</p>

<p>Yaş ilerledikçe ciltteki yağ dokusu ve nem azalabilir. Cilt daha ince, kuru, hassas ve kâğıt benzeri bir görünüm kazanabilir. Küçük darbeler daha kolay morarmaya yol açabilir. Terlemenin azalması ise sıcak havalarda vücudun kendini serinletmesini zorlaştırabilir.</p>

<p>Düzenli nemlendirici kullanmak, çok sıcak suyla uzun süre yıkanmamak, yeterli sıvı almak ve güneşten korunmak cilt sağlığını destekleyebilir. İyileşmeyen yara, biçimi veya rengi değişen ben, beklenmedik kanama ve yaygın kaşıntı hekim değerlendirmesi gerektirir.</p>

<p>Kas Gücü ve Denge Azalabilir</p>

<p>Yaşla birlikte kas kütlesinin ve kas gücünün azalmasına sarkopeni adı verilir. Bu durum sandalyeden kalkmayı, merdiven çıkmayı, alışveriş poşeti taşımayı veya dengenin bozulduğu anda toparlanmayı zorlaştırabilir.</p>

<p>Hareketsizlik bu süreci hızlandırabilir. Sağlık durumu elverdiğinde yürüyüş gibi dayanıklılık çalışmaları, haftada en az iki gün kas güçlendirme hareketleri ve denge egzersizleri birlikte uygulanabilir. Egzersize uzun süre ara verenlerin düşük tempoyla başlaması ve programı sağlık profesyoneliyle planlaması daha güvenlidir.</p>

<p>Düşme Yaşlanmanın Kaçınılmaz Sonucu Değildir</p>

<p>Görme sorunları, kas zayıflığı, tansiyon düşmesi, bazı ilaçlar, uygun olmayan ayakkabılar ve ev içindeki engeller düşme olasılığını artırabilir. Ancak düşmeler ileri yaşın kaçınılmaz bir parçası değildir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Halı kenarlarının sabitlenmesi, merdivenlerin aydınlatılması, banyoya tutunma aparatı yerleştirilmesi ve sık kullanılan eşyaların kolay ulaşılabilir yerde tutulması riski azaltabilir. Son bir yıl içinde düşen veya düşmekten korktuğu için hareketlerini kısıtlayan kişiler bunu doktoruna bildirmelidir.</p>

<p>Kemik Kaybı Kırık Riskini Artırabilir</p>

<p>Kemik yoğunluğu yaşla beraber azalabilir. Özellikle kemik erimesi bulunan kişilerde küçük bir düşme bile kalça, omurga veya el bileği kırığına yol açabilir. Daha önce kırık geçirmek, düşük vücut ağırlığı, sigara, bazı ilaçlar ve uzun süre hareketsiz kalmak riski yükseltebilir.</p>

<p>Protein, kalsiyum ve D vitamini ihtiyacının karşılanması; güvenli egzersiz ve gerektiğinde kemik yoğunluğu ölçümü koruyucu yaklaşımın parçalarıdır. D vitamini veya kalsiyum takviyesine ise kan değerleri, beslenme düzeni ve mevcut hastalıklar değerlendirilmeden başlanmamalıdır.</p>

<p>Uyku İhtiyacı Ortadan Kalkmaz</p>

<p>İleri yaşta uyku daha hafif olabilir. Daha erken yatma, daha erken uyanma ve gece içinde birkaç kez uyanma sık görülebilir. Buna rağmen 70’li yaşlardaki yetişkinlerin de çoğunlukla gecede yaklaşık yedi ila dokuz saat uykuya ihtiyacı vardır.</p>

<p>Gündüz belirgin uyuklama, yüksek sesli horlama, uykuda nefesin kesilmesi, haftalarca süren uykusuzluk veya gece sık idrara çıkma araştırılmalıdır. Akşam saatlerinde fazla kafein ve alkol tüketmemek, gündüz hareketli olmak ve düzenli uyku saatleri belirlemek yarar sağlayabilir.</p>

<p>Unutkanlığın Her Türü Normal Kabul Edilmemeli</p>

<p>Bir ismi kısa süreliğine hatırlayamamak veya yeni bir cihazı öğrenmek için daha fazla zamana ihtiyaç duymak yaşla birlikte görülebilir. Buna karşılık aynı soruyu tekrar tekrar sormak, tanıdık bir yerde kaybolmak, ilaçları karıştırmak, faturaları yönetememek veya kişilik değişikliği yaşamak olağan yaşlanma belirtisi sayılmaz.</p>

<p>Bellekte ani bozulma gelişmesi daha da acil değerlendirme gerektirir. Enfeksiyonlar, sıvı kaybı, ilaç yan etkileri, kan şekeri bozuklukları ve başka sağlık sorunları ileri yaştaki kişilerde ani zihin bulanıklığına neden olabilir.</p>

<p>Görme ve İşitme Değişimleri Sosyal Yaşamı Etkileyebilir</p>

<p>Yakını görmekte zorlanma, ışığa uyum süresinin uzaması ve gece görüşünün azalması yaşla belirginleşebilir. Katarakt, göz tansiyonu ve sarı nokta hastalığı gibi sorunlar ise düzenli göz muayenesiyle erken dönemde fark edilebilir.</p>

<p>İşitme kaybı da yalnızca televizyonun sesini yükseltme meselesi değildir. Konuşmaları takip edemeyen kişi sosyal ortamlardan uzaklaşabilir ve kendisini yalnız hissedebilir. Sık sık söylenenleri tekrarlatma, kalabalıkta konuşmaları ayırt edememe veya kulak çınlaması işitme değerlendirmesi için neden oluşturur.</p>

<p>İlaç Listesi Düzenli Olarak Gözden Geçirilmeli</p>

<p>Yetmişli yaşlarda birden fazla ilacın birlikte kullanılması yaygındır. Yaşla birlikte böbrek ve karaciğerin ilaçları işleme biçimi değişebileceği için daha önce sorun çıkarmayan bir ilaç zamanla baş dönmesi, uyku hâli, tansiyon düşmesi veya düşme riskinde artışa yol açabilir.</p>

<p>Reçeteli ilaçların yanında ağrı kesiciler, vitaminler, bitkisel ürünler ve takviyeler de ilaç listesine eklenmelidir. İlaçlar doktor önerisi olmadan kesilmemeli; ancak her kontrolde hâlâ gerekli olup olmadıkları, dozları ve birbirleriyle etkileşimleri değerlendirilmelidir.</p>

<p>Kalp ve Damar Sağlığı Yakından İzlenmeli</p>

<p>Damarların zamanla sertleşmesi kalbin kanı pompalamak için daha fazla çalışmasına neden olabilir. Yüksek tansiyon, diyabet ve kolesterol yüksekliği kalp hastalığı ve inme riskini artırabilir. Bu sorunlar belirti vermeden ilerleyebileceği için düzenli ölçüm ve kontrol gerekir.</p>

<p>Yeni başlayan göğüs ağrısı, dinlenirken nefes darlığı, bayılma, yüzün bir tarafında düşme, konuşma bozukluğu veya kol ve bacakta ani güçsüzlük acil yardım gerektiren belirtilerdir.</p>

<p>İştah ve Susama Hissi Azalabilir</p>

<p>Tat ve koku duyusundaki değişimler, diş sorunları, yalnız yaşama, bazı ilaçlar ve hastalıklar iştahı azaltabilir. Susama hissinin zayıflaması da yeterli sıvı alınmamasına neden olabilir.</p>

<p>İstenmeden kilo verme, kıyafetlerin kısa sürede bol gelmesi, öğün atlama, çiğneme güçlüğü veya sürekli halsizlik beslenme yetersizliğinin işareti olabilir. Öğünlerde yeterli protein alınması kasların korunmasına yardımcı olur. Böbrek veya kalp hastalığı bulunan kişiler ise sıvı ve protein miktarını kendi tedavi planlarına göre belirlemelidir.</p>

<p>Sosyal Bağlar Sağlığın Bir Parçasıdır</p>

<p>Emeklilik, eş veya arkadaş kaybı, işitme güçlüğü ve hareket kısıtlılığı sosyal çevrenin daralmasına neden olabilir. Yalnızlık ile sosyal izolasyon aynı şey değildir; kişi kalabalık içinde de kendisini yalnız hissedebilir.</p>

<p>Aileyle düzenli görüşmek, yürüyüş grubuna katılmak, eski bir hobiye dönmek, yeni bir beceri öğrenmek veya gönüllü çalışmalarda bulunmak günlük yaşama amaç ve düzen kazandırabilir. Uzun süren isteksizlik, yoğun kaygı, uyku ve iştah değişikliği depresyon açısından değerlendirilmelidir.</p>

<p>70’li Yaşlarda Sağlığı Korumak İçin Neler Yapılabilir?</p>

<p>Tek bir besin, takviye veya egzersiz sağlıklı yaşlanmayı garanti etmez. Koruyucu yaklaşım, küçük fakat sürdürülebilir adımların birlikte uygulanmasına dayanır.</p>

<p>Kişinin sağlık durumuna uygun biçimde hareket etmesi, kas ve denge çalışmaları yapması, yeterli protein içeren dengeli beslenmesi, tütün ürünlerinden uzak durması ve alkol tüketimini sınırlaması önerilir. Görme, işitme, ağız ve diş sağlığı kontrolleri de ihmal edilmemelidir.</p>

<p>Tansiyon, kan şekeri ve kolesterol takibi; yaşa, hastalıklara ve kişisel risklere göre planlanan taramalar ile aşıların güncelliği doktorla görüşülmelidir. Kullanılan bütün ilaçların tek bir listede tutulması da karışıklık ve etkileşim riskini azaltabilir.</p>

<p>Hangi Belirtiler Yaşa Bağlanmamalı?</p>

<p>Ani zihin bulanıklığı, yeni gelişen konuşma bozukluğu, tek taraflı güçsüzlük, göğüs ağrısı, belirgin nefes darlığı ve bayılma acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Tekrarlayan düşmeler, hızla artan unutkanlık, açıklanamayan kilo kaybı, dışkıda veya idrarda kan, iyileşmeyen yaralar, sürekli ağrı ve günlük işleri yapmayı engelleyen halsizlik de “yaşlılıktandır” denilerek ertelenmemelidir.</p>

<p>Yetmişli yaşlarda amaç, vücuttaki bütün değişimleri durdurmak değildir. Asıl hedef; hareketliliği, karar verme gücünü, sosyal bağları ve günlük yaşamda bağımsızlığı mümkün olduğunca uzun süre korumaktır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. WebMD, Health Changes to Expect in Your 70s<br />
2. Dünya Sağlık Örgütü, Ageing and Health<br />
3. Dünya Sağlık Örgütü, Integrated Care for Older People<br />
4. National Institute on Aging, What Do We Know About Healthy Aging?<br />
5. National Institute on Aging, Cognitive Health and Older Adults<br />
6. National Institute on Aging, Sleep and Older Adults<br />
7. National Institute on Aging, Hearing Loss: A Common Problem for Older Adults<br />
8. National Institute on Aging, Taking Medicines Safely as You Age<br />
9. National Institute on Aging, Falls and Fractures in Older Adults<br />
10. Centers for Disease Control and Prevention, About Older Adult Fall Prevention<br />
11. Physical Activity Guidelines for Americans, Second Edition </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/70li-yaslarda-saglikli-kalmanin-yollari-10-kritik-nokta</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 19:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9095.jpeg" type="image/jpeg" length="66978"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Doğu Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Mehmet Okcan Vefat Etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/dogu-akdeniz-universitesi-ogretim-uyesi-mehmet-okcan-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/dogu-akdeniz-universitesi-ogretim-uyesi-mehmet-okcan-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğu Akdeniz Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve DAÜ-SEN Yönetim Kurulu Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Okcan vefat etti. Okcan’ın cenazesi 27 Ağustos’ta Lefkoşa’da toprağa verilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Fen ve Edebiyat Fakültesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Okcan hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Okcan’ın 26 Ağustos 2026 tarihinde vefat ettiği bildirildi. Acı haber, ailesi ve yakınlarının yanı sıra öğrencileri, meslektaşları ve Doğu Akdeniz Üniversitesi camiasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Fizik alanında çalışmalar yürütüyordu</p>

<p>28 Mart 1978 doğumlu olan Mehmet Okcan, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini fizik alanında tamamladı. Doğu Akdeniz Üniversitesi Fizik Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapan Okcan; yoğun madde ve kuantum optiği, yumuşak madde ve sıvı kristal fiziği ile tıbbi radyasyon fiziği alanlarında çalışmalar yürütüyordu.</p>

<p>Okcan, üniversitedeki akademik görevinin yanı sıra Doğu Akdeniz Üniversitesi Akademik Personel Sendikası (DAÜ-SEN) Yönetim Kurulu Üyesi olarak da görev yapıyordu.</p>

<p>Ölüm nedeni açıklanmadı</p>

<p>Yrd. Doç. Dr. Mehmet Okcan’ın ölüm nedenine ilişkin ailesi veya ilgili kurumlar tarafından kamuoyuna yansıyan resmî bir açıklama bulunmuyor. Bu nedenle vefat nedenine ilişkin doğrulanmamış iddialara yer verilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Cenazesi Lefkoşa’da defnedilecek</p>

<p>Mehmet Okcan’ın cenazesinin 27 Ağustos 2026 Perşembe günü Lefkoşa’daki İsmail Safa Camisi’nde öğle namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrası Lefkoşa Kabristanlığı’nda toprağa verileceği bildirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/dogu-akdeniz-universitesi-ogretim-uyesi-mehmet-okcan-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 19:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9093.jpeg" type="image/jpeg" length="26558"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Görele’de 400 Kilogram Fındık Hırsızlığı: 7 Şüpheli Yakalandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/gorelede-400-kilogram-findik-hirsizligi-7-supheli-yakalandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/gorelede-400-kilogram-findik-hirsizligi-7-supheli-yakalandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Giresun’un Görele ilçesinde iki farklı tarihte harmandan çalındığı belirtilen toplam 400 kilogram fındıkla ilgili yürütülen çalışma kapsamında 7 şüpheli yakalandı. Şüphelilerden 5’inin çocuk olduğu bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İki ayrı tarihte fındıklar çalındı</p>

<p>Giresun’un Görele ilçesinde kurutulmak üzere harmana serilen toplam 400 kilogram fındığın çalınmasına ilişkin başlatılan soruşturmada 7 şüpheli gözaltına alındı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre olaylar, ilçeye bağlı Sayfiye Mahallesi’nde 19 ve 23 Ağustos tarihlerinde meydana geldi. Üreticilere ait fındıkların harmandan çalındığı yönündeki ihbarların ardından polis ekipleri bölgede çalışma başlattı.</p>

<p>Polis ekipleri 7 şüpheliyi belirledi</p>

<p>Çevrede yapılan incelemeler ve yürütülen takip sonucunda olaylarla bağlantılı oldukları değerlendirilen 7 şüphelinin kimliği tespit edildi. Düzenlenen operasyonla yakalanan şüpheliler emniyete götürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gözaltına alınan kişilerden 5’inin 18 yaşından küçük olduğu öğrenildi. Şüphelilerin emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adli mercilere sevk edilmeleri bekleniyor.</p>

<p>Olayla ilgili soruşturma sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/gorelede-400-kilogram-findik-hirsizligi-7-supheli-yakalandi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 19:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-8915-2.jpeg" type="image/jpeg" length="48071"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kalp Yetmezliği Olanlar Nasıl Beslenmeli? En İyi ve En Kötü Yiyecekler]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kalp-yetmezligi-olanlar-nasil-beslenmeli-en-iyi-ve-en-kotu-yiyecekler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kalp-yetmezligi-olanlar-nasil-beslenmeli-en-iyi-ve-en-kotu-yiyecekler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp yetmezliğinde doğru beslenme, vücutta sıvı birikmesini ve nefes darlığını kontrol etmeye yardımcı olabilir. Ancak tuz, sıvı ve potasyum sınırı her hasta için aynı değildir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kalp Yetersizliği Olanlar Nasıl Beslenmeli? En İyi ve En Kötü Yiyecekler</p>

<p>Kalp yetersizliği, kalbin vücudun gereksinim duyduğu kanı yeterli güçte pompalayamadığı klinik bir tablodur. Bu durum nefes darlığı, çabuk yorulma, ayak bileklerinde şişme ve kısa sürede kilo artışı gibi belirtilere yol açabilir.</p>

<p>Tedavinin temelini hekim tarafından düzenlenen ilaçlar oluşturur. Beslenme ise tedavinin yerine geçmez; vücutta sodyum ve sıvı birikimini azaltmaya, tansiyon kontrolünü desteklemeye ve belirtilerin ağırlaşmasını önlemeye yardımcı olabilir.</p>

<p>Kalp yetersizliğinde neden tuza dikkat edilmeli?</p>

<p>Sofra tuzunun yaklaşık yüzde 40’ı sodyumdan oluşur. Fazla sodyum, vücudun su tutmasını kolaylaştırabilir. Dolaşımdaki sıvı miktarı arttığında zaten zorlanan kalbin iş yükü yükselir; bacaklarda şişme, karında gerginlik ve nefes darlığı belirginleşebilir.</p>

<p>Sorun yalnızca yemeğe eklenen tuz değildir. Günlük sodyumun büyük bölümü paketlenmiş, işlenmiş veya restoranlarda hazırlanan yiyeceklerden gelebilir. Tuzluğu kaldırmak doğru bir başlangıç olsa da etiket okumadan yapılan bir beslenme değişikliği çoğu zaman yetersiz kalır.</p>

<p>Kalp yetersizliği bulunan herkes için tek bir kesin sodyum sınırı yoktur. Hastalığın derecesi, böbrek fonksiyonları, tansiyon, kullanılan ilaçlar ve kandaki elektrolit değerleri birlikte değerlendirilmelidir. Güncel kılavuzlar özellikle aşırı sodyum tüketiminden kaçınılmasını önerirken daha sıkı kısıtlamaların kişiye göre düzenlenmesi gerektiğini vurgular.</p>

<p>Sofrada daha sık bulunabilecek besinler</p>

<p>Taze sebzeler</p>

<p>Ispanak, brokoli, kabak, patlıcan, biber, havuç ve mevsim yeşillikleri işlenmeden tüketildiğinde genellikle düşük sodyumludur. Sebzeler lif alımını artırırken dengeli beslenmeye katkı sağlar.</p>

<p>Sebzelerin tuzlu soslar, hazır çeşniler veya fazla tuz eklenerek hazırlanması bu avantajı ortadan kaldırabilir. Lezzet vermek için limon, sarımsak, soğan, kekik, kimyon, sumak ve diğer baharatlardan yararlanılabilir.</p>

<p>Taze meyveler</p>

<p>Elma, armut, çilek, şeftali ve diğer taze meyveler tatlı ihtiyacını karşılamak için şekerli paketli ürünlere göre daha uygun seçeneklerdir. Ancak diyabeti bulunan kişiler porsiyon miktarını kendi beslenme planına göre ayarlamalıdır.</p>

<p>Muz, portakal ve avokado gibi bazı besinler potasyum açısından zengindir. Böbrek işlevi azalmış olanlar veya kandaki potasyumu yükseltebilen kalp ilaçlarını kullananlar bu yiyecekleri sınırsız tüketmemelidir.</p>

<p>Tam tahıllar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yulaf, bulgur, esmer pirinç ve tam tahıllı ekmekler lif içerikleriyle dengeli bir öğünün parçası olabilir. Hazır kahvaltılık gevreklerin, paketli ekmeklerin ve krakerlerin sodyum miktarı ise ürünler arasında ciddi ölçüde değişebilir.</p>

<p>Etiketteki değer yalnızca bir porsiyonu gösterir. Bir oturuşta iki porsiyon tüketildiğinde alınan sodyum miktarı da iki katına çıkar.</p>

<p>Yağsız protein kaynakları</p>

<p>Derisiz tavuk, balık, yağsız et ve uygun porsiyonda yumurta; kızartılmadan, fazla tuz eklenmeden hazırlanabilir. Balık seçiminde tütsülenmiş veya salamura ürünler yerine taze ya da dondurulmuş seçenekler tercih edilmelidir.</p>

<p>Kuru fasulye, mercimek ve nohut da bitkisel protein sağlar. Konserve bakliyat kullanılacaksa düşük sodyumlu ürün seçmek, süzüp bol suyla yıkamak alınan sodyumu azaltabilir.</p>

<p>Sağlıklı yağlar</p>

<p>Zeytinyağı gibi doymamış yağ kaynakları, tereyağı ve kuyruk yağı gibi doymuş yağ oranı yüksek seçeneklerin yerine ölçülü biçimde kullanılabilir. Sağlıklı kabul edilen yağların da yüksek enerji içerdiği unutulmamalı; özellikle kilo kontrolü gereken kişiler porsiyona dikkat etmelidir.</p>

<p>Sınırlanması gereken yiyecekler</p>

<p>İşlenmiş et ürünleri</p>

<p>Sucuk, salam, sosis, pastırma ve füme etler genellikle yüksek miktarda sodyum ve doymuş yağ içerir. Küçük görünen bir porsiyon bile günlük sodyum alımını hızla yükseltebilir.</p>

<p>Hazır çorba ve bulyonlar</p>

<p>Hazır çorbalar, et ve tavuk bulyonları ile paketli soslar yoğun sodyum kaynakları arasında yer alabilir. Evde hazırlanan çorbada da bulyon kullanılması, tuz eklenmemiş olsa bile sodyum miktarını artırabilir.</p>

<p>Turşu, salamura ve konserveler</p>

<p>Turşu, salamura zeytin, tuzlu peynir ve bazı konserveler yüksek sodyum içerebilir. “Ev yapımı” olması bir yiyeceğin mutlaka az tuzlu olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Tuzlu atıştırmalıklar</p>

<p>Cips, tuzlu kuruyemiş, kraker ve patlamış mısır gibi atıştırmalıklarda porsiyon kontrolü kolayca kaybolabilir. Tuzsuz kuruyemişler daha uygun bir seçenek olsa da enerji yoğun oldukları için küçük porsiyonlarda tüketilmelidir.</p>

<p>Fast food ve restoran yemekleri</p>

<p>Hamburger, pizza, kızarmış tavuk ve hazır sandviçlerde sodyum yalnızca görünen tuzdan gelmez. Ekmek, peynir, sos, işlenmiş et ve çeşniler aynı öğünde bir araya geldiğinde toplam miktar yükselir.</p>

<p>Tatlılar ve şekerli içecekler</p>

<p>Şekerli içecekler, hamur işleri ve yoğun şeker içeren tatlılar doğrudan tuzlu görünmese de kilo artışını, kan şekeri kontrolünün bozulmasını ve kalp-damar riskini destekleyebilir. Paketli tatlılarda sodyum da bulunabilir.</p>

<p>Etiket okurken hangi değere bakılmalı?</p>

<p>Ürün etiketinde “tuz” ile “sodyum” aynı ölçüm değildir. Yaklaşık olarak 1 gram sodyum, 2,5 gram tuza karşılık gelir. Ürünün 100 gramındaki değer kadar tüketilecek porsiyondaki miktar da değerlendirilmelidir.</p>

<p>“Azaltılmış sodyumlu” ifadesi, ürünün mutlaka düşük sodyumlu olduğu anlamına gelmez. Bu ifade yalnızca standart ürüne göre daha az sodyum içerdiğini gösterebilir. Benzer ürünleri karşılaştırarak porsiyon başına en düşük değere sahip seçeneği bulmak daha doğru olur.</p>

<p>Tuz yerine kullanılan ürünler herkese uygun mu?</p>

<p>Bazı tuz ikamelerinde sodyumun yerine potasyum kullanılır. Bu ürünler böbrek hastalığı bulunanlarda veya bazı kalp yetersizliği ilaçlarını kullananlarda kandaki potasyumu tehlikeli düzeyde yükseltebilir.</p>

<p>Bu nedenle potasyum içeren tuz ikameleri, mineral destekleri ve bitkisel ürünler hekime danışılmadan kullanılmamalıdır. “Doğal” veya “kalp dostu” etiketi taşıması bir ürünün her hasta için güvenli olduğunu göstermez.</p>

<p>Sıvı tüketimi mutlaka kısıtlanmalı mı?</p>

<p>Kalp yetersizliği olan her kişinin sıvı tüketimini kendi başına azaltması doğru değildir. Sıvı kısıtlaması daha çok ileri kalp yetersizliği, belirgin sıvı birikimi veya kandaki sodyum düşüklüğü gibi özel durumlarda gündeme gelebilir.</p>

<p>Çorba, ayran, süt, dondurma, buz ve oda sıcaklığında sıvı hâle gelen yiyecekler de günlük sıvı hesabına dahil edilebilir. Günlük sınır gerekiyorsa miktarı hastayı izleyen hekim belirlemelidir. Gereğinden az sıvı almak susuzluk, tansiyon düşüklüğü ve böbrek işlevlerinde bozulmaya yol açabilir.</p>

<p>Bir günlük örnek beslenme düzeni</p>

<p>Kahvaltıda tuz eklenmeden hazırlanmış yulaf, uygun porsiyonda meyve ve hekimin beslenme planına uyan bir süt ürünü tercih edilebilir.</p>

<p>Öğle öğününde bol sebzeli, az yağlı ve tuz eklenmemiş bir yemek; yanında ölçülü bulgur veya tam tahıllı ekmek tüketilebilir.</p>

<p>Akşam yemeğinde fırında balık ya da derisiz tavuk, tuzsuz hazırlanmış sebze ve salata yer alabilir. Ara öğünlerde taze meyve veya küçük bir porsiyon tuzsuz kuruyemiş seçilebilir.</p>

<p>Bu liste yalnızca genel bir örnektir. Böbrek hastalığı, diyabet, obezite, iştahsızlık veya yutma sorunu bulunan kişiler için içerik ve porsiyonlar değiştirilmelidir.</p>

<p>Günlük kilo takibi neden yapılır?</p>

<p>Her sabah benzer saatte, tuvalet sonrasında ve kahvaltıdan önce tartılmak vücutta sıvı birikimini erken fark etmeye yardımcı olabilir. Kısa sürede açıklanamayan kilo artışı yağlanmadan çok sıvı tutulmasını gösterebilir.</p>

<p>Hekimin belirttiği sınırın üzerinde kilo artışı, nefes darlığında belirginleşme, gece nefessiz uyanma, bacaklarda artan şişlik veya göğüs ağrısı gelişirse sağlık ekibiyle iletişime geçilmelidir. İstirahatte ciddi nefes darlığı, bayılma, bilinç değişikliği ya da geçmeyen göğüs ağrısında acil yardım istenmelidir.</p>

<p>Kalp yetersizliğinde beslenmenin temel amacı yalnızca tuzu azaltmak değildir. Taze ve az işlenmiş yiyeceklere ağırlık vermek, etiket okumak, porsiyonları denetlemek ve sıvı ile potasyum konusunda kişisel tedavi planına uymak gerekir. En güvenli sınırlar, kardiyoloji hekimi ve diyetisyen tarafından hastanın tetkiklerine göre belirlenir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. WebMD – Kalp Yetersizliğinde En İyi ve En Kötü Yiyecekler<br />
2. Amerikan Kalp Derneği – Kalp Yetersizliğinde Yaşam Tarzı Değişiklikleri ve Sodyum<br />
3. Amerikan Kardiyoloji Koleji – Kalp Yetersizliğinde Sodyum Kısıtlaması Değerlendirmesi<br />
4. Amerika Kalp Yetersizliği Derneği – Kalp Yetersizliğinin Yönetimi Kılavuzu<br />
5. Avrupa Kardiyoloji Derneği – Kalp Yetersizliğinde Sodyum ve Sıvı Tüketimi Uzlaşı Belgesi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kalp-yetmezligi-olanlar-nasil-beslenmeli-en-iyi-ve-en-kotu-yiyecekler</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 19:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9089.jpeg" type="image/jpeg" length="84791"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hiç Sigara İçmeyenlerde Akciğer Kanseri Neden Görülüyor?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/hic-sigara-icmeyenlerde-akciger-kanseri-neden-goruluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/hic-sigara-icmeyenlerde-akciger-kanseri-neden-goruluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Akciğer kanseri yalnızca sigara içenlerde görülmüyor. Radon, pasif içicilik, hava kirliliği ve bazı genetik değişiklikler, hiç sigara kullanmamış kişilerde de riski artırabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hiç Sigara İçmeyenlerde Akciğer Kanseri Neden Görülüyor?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Hayatım boyunca sigara içmedim, akciğer kanseri nasıl oldu?” Bu soru, tanı alan bazı hastaların ve yakınlarının ilk tepkisi olabiliyor. Çünkü akciğer kanseri ile sigara arasındaki güçlü ilişki, hastalığın sigara kullanmayan kişilerde görülmeyeceği yönünde yanlış bir güven duygusu oluşturabiliyor.</p>

<p>Oysa sigara, akciğer kanserinin açık ara en büyük nedeni olsa da tek nedeni değil. Güncel değerlendirmeler, akciğer kanserlerinin yaklaşık yüzde 10 ila 20’sinin hayatı boyunca hiç sigara içmemiş kişilerde ortaya çıktığını gösteriyor. Bu oranlar ülkeye, cinsiyete, çevresel koşullara ve araştırmada kullanılan tanıma göre değişebiliyor.</p>

<p>Bilim insanları, hiç sigara içmeyenlerde gelişen akciğer kanserinin yalnızca “sigarayla ilişkili olmayan bir vaka” şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyor. Bu hastalarda tümörün biyolojik özellikleri, taşıdığı gen değişiklikleri ve tedaviye verdiği yanıt farklılaşabiliyor.</p>

<p>Hiç sigara içmemiş kişi kimdir?</p>

<p>Bilimsel araştırmalarda “hiç sigara içmemiş” tanımı genellikle yaşamı boyunca 100’den az sigara kullanmış kişiler için kullanılıyor. Ara sıra sigara içmiş, uzun yıllar önce bırakmış veya yalnızca belirli dönemlerde tütün kullanmış kişiler aynı gruba dahil edilmeyebiliyor.</p>

<p>Bu ayrım önemli. Çünkü geçmişte kısa süreli de olsa düzenli tütün kullanımı, pasif içicilik ve mesleki maruziyetler değerlendirilmeden yalnızca “sigara içmiyorum” ifadesiyle kişisel risk hesaplanamaz.</p>

<p>Sigara hâlâ en büyük risk etkeni</p>

<p>Sigara kullanmayanlarda görülen vakaların konuşulması, tütünün oluşturduğu büyük tehlikeyi gölgelememeli. Sigara, dünya genelinde akciğer kanserinin başlıca nedeni olmayı sürdürüyor. İçilen miktar ve kullanım süresi arttıkça risk de yükseliyor.</p>

<p>Sigarayı bırakmak ise hangi yaşta olursa olsun riski azaltıyor. Ancak risk bir anda sıfırlanmadığı için geçmişte yoğun biçimde sigara kullanmış kişilerin sağlık kontrollerini ihmal etmemesi gerekiyor.</p>

<p>Sigara içmeyenlerde risk nereden geliyor?</p>

<p>Tek bir neden göstermek çoğu zaman mümkün değil. Hiç sigara içmeyenlerde gelişen akciğer kanserinin çevresel maruziyetler, kişisel yatkınlık ve hücrelerde zaman içinde oluşan değişikliklerin birleşimiyle ortaya çıkabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Başlıca risk etkenleri şöyle sıralanıyor:</p>

<p>Radon gazı</p>

<p>Radon; toprakta, kayalarda ve suda bulunan uranyumun doğal parçalanması sırasında açığa çıkan radyoaktif bir gazdır. Renksiz, kokusuz ve tatsız olduğu için insanlar maruz kaldıklarını fark etmeyebilir.</p>

<p>Topraktan binaların çatlaklarına ve boşluklarına sızabilen radon, özellikle iyi havalandırılmayan kapalı alanlarda birikebilir. Uzun süre yüksek düzeyde radona maruz kalmak, solunum yollarındaki hücrelerin DNA’sına zarar verebilir.</p>

<p>Bir evdeki radon miktarı yalnızca bölgeye veya binanın yaşına bakılarak kesin biçimde anlaşılamaz. Ölçüm yapılması gerekir. Yüksek düzey saptandığında havalandırmanın iyileştirilmesi ve uygun yapı düzenlemeleriyle maruziyet azaltılabilir.</p>

<p>Pasif içicilik</p>

<p>Başkasının içtiği sigaranın dumanını solumak güvenli değildir. Tütün dumanında binlerce kimyasal madde bulunur ve bunların onlarcasının kansere yol açabildiği bilinmektedir.</p>

<p>Evde, araçta veya iş yerinde düzenli biçimde tütün dumanına maruz kalmak akciğer kanseri riskini artırabilir. Pencere açmak, başka bir odada sigara içmek ya da havalandırma cihazı kullanmak maruziyeti tamamen ortadan kaldırmaz. Kapalı alanın bütünüyle dumansız olması en etkili korunma yöntemidir.</p>

<p>Hava kirliliği</p>

<p>Çapı 2,5 mikrometreden küçük ince parçacıklar, akciğerlerin derin bölgelerine kadar ulaşabilir. Uzun süreli hava kirliliği maruziyeti kronik iltihaplanmaya ve hücresel hasara katkıda bulunabilir.</p>

<p>Trafik yoğunluğu, sanayi kaynaklı emisyonlar, fosil yakıt kullanımı ve yangın dumanı ince parçacık düzeylerini artırabilir. Hava kirliliği tek başına her vakayı açıklamaz; ancak toplum genelinde çok sayıda insanın maruz kalması nedeniyle halk sağlığı açısından önem taşır.</p>

<p>Mesleki maruziyetler</p>

<p>Asbest, arsenik, dizel egzozu, silika ve bazı krom bileşikleriyle uzun süre çalışan kişilerde risk artabilir. Madencilik, inşaat, tersane, izolasyon, metal işleme ve bazı sanayi kollarında çalışanların koruyucu önlemlere eksiksiz uyması gerekir.</p>

<p>Geçmişte gerçekleşmiş maruziyetler de önemlidir. Bazı mesleki etkenlerle hastalığın ortaya çıkması arasında uzun yıllar bulunabilir. Bu nedenle hekim değerlendirmesinde kişinin yalnızca bugünkü işi değil, bütün çalışma geçmişi konuşulmalıdır.</p>

<p>Göğüs bölgesine uygulanan radyoterapi</p>

<p>Başka bir kanser nedeniyle geçmişte göğüs bölgesine radyoterapi uygulanmış kişilerde ilerleyen yıllarda akciğer kanseri riski artabilir. Modern tedavi yöntemleri sağlıklı dokuların aldığı ışın miktarını azaltmaya çalışsa da kişisel takip planı önceki tedaviler dikkate alınarak hazırlanmalıdır.</p>

<p>Aile öyküsü ve genetik yatkınlık</p>

<p>Anne, baba, kardeş veya çocukta akciğer kanseri bulunması kişisel riski artırabilir. Ancak aile içinde görülen her vaka kalıtsal bir mutasyon bulunduğu anlamına gelmez. Aynı evde yaşamak, benzer çevresel etkenlere maruz kalmak veya ortak alışkanlıklar da ailevi kümelenmeye katkıda bulunabilir.</p>

<p>Hiçbir belirgin risk etkeni bulunmadan da akciğer kanseri gelişebilir. Böyle bir durumda hasta, hastalığın ortaya çıkmasından kendisini sorumlu tutmamalıdır.</p>

<p>En sık görülen tür hangisi?</p>

<p>Akciğer kanserleri genel olarak küçük hücreli ve küçük hücreli dışı olmak üzere iki ana gruba ayrılır. Vakaların büyük bölümünü küçük hücreli dışı akciğer kanseri oluşturur.</p>

<p>Hiç sigara içmeyen kişilerde en sık karşılaşılan alt tür adenokarsinomdur. Bu tümör, akciğerin dış bölgelerinde gelişebildiği için başlangıçta belirgin şikâyet oluşturmayabilir.</p>

<p>Sigara içmeyenlerdeki tümörler farklı gen değişiklikleri taşıyabilir</p>

<p>Hiç sigara içmeyen bazı hastaların tümörlerinde EGFR, ALK, ROS1, RET, MET, BRAF ve NTRK gibi hücre büyümesini yöneten yapılarda tedavi açısından anlamlı değişiklikler saptanabilir.</p>

<p>Bu değişiklikler kişinin hastalığı ailesinden aldığı anlamına gelmek zorunda değildir. Çoğu, yaşam boyunca tümör hücrelerinde sonradan oluşan değişikliklerdir. Tümörden alınan dokunun veya bazı durumlarda kandaki tümör kaynaklı parçaların moleküler olarak incelenmesi, uygun hedefe yönelik tedavinin belirlenmesine yardımcı olabilir.</p>

<p>Bu nedenle özellikle küçük hücreli dışı akciğer kanseri tanısında, hekimin uygun gördüğü kapsamlı biyobelirteç testleri tedavi planının önemli parçalarından biridir.</p>

<p>Hangi belirtiler dikkate alınmalı?</p>

<p>Akciğer kanseri erken evrede hiç belirti vermeyebilir. Belirti ortaya çıktığında ise enfeksiyon, astım, reflü veya alerji gibi daha sık görülen hastalıklarla karışabilir.</p>

<p>Değerlendirme gerektirebilecek belirtiler şunlardır:</p>

<p>• Birkaç hafta içinde geçmeyen veya giderek değişen öksürük<br />
• Kanlı balgam ya da öksürükle kan gelmesi<br />
• Açıklanamayan nefes darlığı<br />
• Süreklilik gösteren göğüs, sırt veya omuz ağrısı<br />
• Nedeni açıklanamayan kilo kaybı<br />
• Belirgin iştahsızlık<br />
• Kalıcı ses kısıklığı<br />
• Tekrarlayan zatürre veya bronşit<br />
• Günlük yaşamı etkileyen sürekli halsizlik<br />
• Boyun veya yüzde şişlik</p>

<p>Bu belirtilerden birinin bulunması kanser olduğu anlamına gelmez. Ancak yakınmalar birkaç hafta sürüyorsa, kötüleşiyorsa, tekrarlıyorsa veya kanlı balgam gibi dikkat gerektiren bir bulgu varsa sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Yoğun kanama, ani gelişen ciddi nefes darlığı, bayılma, morarma ya da şiddetli göğüs ağrısı varsa acil yardım alınmalıdır.</p>

<p>Sigara içmeyen herkes tomografi çektirmeli mi?</p>

<p>Hayır. Belirti göstermeyen ve hiç sigara içmemiş herkes için rutin akciğer tomografisi önerildiğini söylemek bilimsel olarak doğru değildir.</p>

<p>Düşük doz bilgisayarlı tomografiyle yıllık tarama, bazı uluslararası kılavuzlarda belirli yaş aralığında bulunan ve yüksek miktarda sigara kullanım öyküsü olan kişiler için öneriliyor. Hiç sigara içmeyen toplumun tamamını kapsayan standart bir tarama programı ise henüz bulunmuyor.</p>

<p>Bunun nedeni yalnızca maliyet değildir. Gereksiz taramalar iyi huylu akciğer nodüllerinin saptanmasına, kaygıya, tekrarlanan görüntülemelere, girişimsel işlemlere ve ek radyasyon maruziyetine yol açabilir.</p>

<p>Radon, asbest, aile öyküsü veya geçmiş radyoterapi gibi özel riskleri bulunan kişiler kendi durumlarını göğüs hastalıkları uzmanıyla değerlendirmelidir. Belirti varsa yapılan inceleme tarama değil, tanıya yönelik değerlendirmedir.</p>

<p>Akciğer filmi tek başına yeterli mi?</p>

<p>Standart akciğer grafisi bazı büyük kitleleri veya dolaylı bulguları gösterebilir; ancak küçük ya da erken evredeki tümörleri dışlamak için yeterli değildir. Hangi görüntüleme yönteminin gerekli olduğuna belirtiler, muayene bulguları ve risk öyküsü birlikte değerlendirilerek hekim karar verir.</p>

<p>Kan testiyle akciğer kanseri anlaşılabilir mi?</p>

<p>Günümüzde sağlıklı toplumun tamamında akciğer kanserini güvenilir biçimde dışlayan basit ve tek bir kan testi bulunmuyor. Bazı kan testleri tanı alan hastalarda tedavi seçimine yardımcı olan tümör değişikliklerini araştırmak amacıyla kullanılabilir. Bunlar rutin kanser taramasının yerine geçmez.</p>

<p>Tanı nasıl konulur?</p>

<p>Şüpheli bir durumda süreç genellikle ayrıntılı öykü, fizik muayene ve görüntülemeyle başlar. Bilgisayarlı tomografide şüpheli bir alan görülürse bronkoskopi, iğne biyopsisi veya başka bir yöntemle doku örneği alınabilir.</p>

<p>Kesin tanı çoğunlukla patolojik incelemeyle konur. Ardından hastalığın yaygınlığını belirlemek için evreleme yapılır. Tümörün türü, evresi, moleküler özellikleri ve hastanın genel sağlık durumu tedavi seçimini belirler.</p>

<p>Tedavi kişiye ve tümörün yapısına göre değişiyor</p>

<p>Erken evrede ve ameliyata uygun hastalarda cerrahi tedavi uygulanabilir. Hastalığın özelliklerine göre ameliyat öncesinde veya sonrasında kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik ilaçlar ya da bağışıklık sistemini harekete geçiren tedaviler gündeme gelebilir.</p>

<p>İleri evrede hedeflenebilir bir gen değişikliği saptanması, doğrudan bu değişikliğe karşı geliştirilen ilaçlardan yararlanma olanağı sağlayabilir. Her hedefe yönelik ilaç her hastada kullanılmaz; seçim, tümörün test sonuçlarına göre yapılır.</p>

<p>İmmünoterapi bazı akciğer kanserlerinde etkili olabilir. Bununla birlikte hiç sigara içmeyenlerde görülen ve belirli gen değişikliklerini taşıyan bazı tümörler, tek başına immünoterapiye daha sınırlı yanıt verebilir. Tedavinin sırası ve kombinasyonu tıbbi onkoloji ekibi tarafından belirlenmelidir.</p>

<p>Risk tamamen ortadan kaldırılabilir mi?</p>

<p>Akciğer kanserinin bütün nedenlerini kontrol etmek mümkün değildir. Yine de bazı maruziyetler azaltılabilir:</p>

<p>• Sigara ve diğer tütün ürünlerinden uzak durun.<br />
• Evin ve aracın tamamen dumansız olmasını sağlayın.<br />
• İş yerindeki kimyasal ve toz maruziyetlerine karşı koruyucu ekipman kullanın.<br />
• Mesleki sağlık kontrollerini aksatmayın.<br />
• Yaşanılan bölgede radon riski bulunuyorsa yetkili kurumların ölçüm ve azaltma önerilerini izleyin.<br />
• Hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde açık havadaki ağır egzersizi sınırlandırın.<br />
• Kalıcı veya giderek kötüleşen solunum şikâyetlerini yalnızca sigara içmediğiniz gerekçesiyle ertelemeyin.</p>

<p>Sigara içmemek akciğer kanseri riskini büyük ölçüde azaltır; ancak sıfıra indirmez. Verilmesi gereken mesaj korku değil, farkındalıktır: Risk kişiden kişiye değişir ve devam eden belirtiler, tütün kullanım öyküsü bulunmasa bile değerlendirilmelidir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cancer Research Institute – Why Is Lung Cancer Rising in Nonsmokers?, 2026<br />
2. Dünya Sağlık Örgütü – Akciğer Kanseri Bilgi Notu<br />
3. Dünya Sağlık Örgütü – Radon ve Sağlık Bilgi Notu<br />
4. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı – Küresel Kanser İstatistikleri<br />
5. Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Kanser Enstitüsü – Akciğer Kanseri Araştırmalarındaki Gelişmeler<br />
6. Amerikan Kanser Derneği – Akciğer Kanseri Tarama Kılavuzu<br />
7. Amerika Birleşik Devletleri Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri – Akciğer Kanseri Risk Etkenleri<br />
8. Amerikan Akciğer Derneği – Akciğer Kanseri Türleri ve Belirtileri </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/hic-sigara-icmeyenlerde-akciger-kanseri-neden-goruluyor</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 16:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9087.jpeg" type="image/jpeg" length="57473"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Samandağ’ın Eski Belediye Başkanı Dr. Mithat Abacı Vefat Etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/samandagin-eski-belediye-baskani-dr-mithat-abaci-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/samandagin-eski-belediye-baskani-dr-mithat-abaci-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Hatay’ın Samandağ ilçesinde 1994–1999 yılları arasında belediye başkanlığı görevini yürüten Dr. Mithat Abacı hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Hatay’ın Samandağ ilçesinde hekimliği ve yerel yönetim görevleriyle tanınan Dr. Mithat Abacı vefat etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İç hastalıkları hekimi olan Abacı, meslek hayatı boyunca Samandağ’da sağlık hizmeti sundu. İlçede geniş bir kesim tarafından tanınan Abacı, 1994–1999 yılları arasında Samandağ Belediye Başkanı olarak da görev yaptı.</p>

<p>Atatürk Mahallesi sakinlerinden olan Dr. Mithat Abacı’nın vefatı; ailesi, yakınları, meslektaşları ve Samandağ halkı arasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Dr. Mithat Abacı’nın cenazesi, 27 Ağustos 2026 Perşembe günü saat 17.00’de Yeni Mahalle Asri Mezarlığı’nda toprağa verilecek.</p>

<p>Merhum Dr. Mithat Abacı’ya Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/samandagin-eski-belediye-baskani-dr-mithat-abaci-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 16:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9086-1.jpeg" type="image/jpeg" length="72834"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara Üniversitesi’nin Duayen Hocası Prof. Dr. Yüksel Koç Yalkın Vefat Etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/ankara-universitesinin-duayen-hocasi-prof-dr-yuksel-koc-yalkin-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/ankara-universitesinin-duayen-hocasi-prof-dr-yuksel-koc-yalkin-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümünün emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Yüksel Koç Yalkın hayatını kaybetti. Yalkın, bugün İstanbul’da son yolculuğuna uğurlanacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinin köklü akademisyenlerinden Prof. Dr. Yüksel Koç Yalkın’ın vefatı, öğrencileri ve akademi camiasında üzüntüyle karşılandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fakültenin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Prof. Dr. Yalkın’ın 1959 yılında Maliye ve İktisat Bölümünden mezun olduğu ve İşletme Bölümünün duayen hocaları arasında yer aldığı belirtildi.</p>

<p>Açıklamada, “Emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Yüksel Koç Yalkın’ı kaybettik. Merhumeye Allah’tan rahmet; ailesine, öğrencilerine ve tüm Mülkiye camiasına başsağlığı dileriz” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Prof. Dr. Yüksel Koç Yalkın’ın cenazesinin, 26 Ağustos 2026 Çarşamba günü ikindi namazının ardından İstanbul’daki Karacaahmet Şakirin Camii’nden kaldırılacağı bildirildi. Yalkın’ın cenazesi, kılınacak namazın ardından aynı yerde defnedilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/ankara-universitesinin-duayen-hocasi-prof-dr-yuksel-koc-yalkin-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9082.jpeg" type="image/jpeg" length="56157"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özlem Terzi Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/isparta-uygulamali-bilimler-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-ozlem-terzi-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/isparta-uygulamali-bilimler-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-ozlem-terzi-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Teknoloji Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özlem Terzi’nin vefatı, ailesi ve üniversite camiasında derin üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (ISUBÜ) Teknoloji Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özlem Terzi hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üniversitenin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Prof. Dr. Terzi’nin vefatı duyurularak ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve üniversite camiasına başsağlığı dilekleri iletildi.</p>

<p>Akademik çalışmaları ve yetiştirdiği öğrencilerle eğitim camiasına değerli katkılarda bulunan Prof. Dr. Özlem Terzi’nin vefatı, meslektaşları ve öğrencileri arasında büyük üzüntüyle karşılandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/isparta-uygulamali-bilimler-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-ozlem-terzi-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9078-1.jpeg" type="image/jpeg" length="48402"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Oosterwolde transferinde beklenmedik pürüz: Roma ek test istedi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/oosterwolde-transferinde-beklenmedik-puruz-roma-ek-test-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/oosterwolde-transferinde-beklenmedik-puruz-roma-ek-test-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’den Roma’ya transferi gündemde olan Jayden Oosterwolde için İtalya’daki sağlık kontrollerinin ardından süreç uzadı. Roma’nın ek tetkikler istediği ve imza öncesinde oyuncunun fiziksel durumunu ayrıntılı değerlendireceği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fenerbahçe’de Jayden Oosterwolde’nin Roma’ya transferi için yürütülen süreçte dikkat çeken bir gelişme yaşandı. İtalya’ya giden Hollandalı savunmacının sağlık kontrollerinin ardından Roma yönetiminin transferi hemen tamamlamak yerine ilave tıbbi değerlendirmeler yapılmasını istediği belirtildi.</p>

<p>İtalyan basınında 26 Ağustos’ta yayımlanan haberlerde Roma’nın özellikle Oosterwolde’nin yakın dönemde yaşadığı kas sakatlığının mevcut durumunu ve iyileşme sürecini daha ayrıntılı biçimde değerlendirmek istediği aktarılıyor. Bu nedenle transferin tamamlanması için beklenen nihai sağlık onayı henüz çıkmış değil.</p>

<p>Roma Oosterwolde için neden ek kontrol istedi?</p>

<p>Oosterwolde’nin ilk sağlık değerlendirmelerinin ardından Roma’nın son dönemde yaşadığı fiziksel problemi mercek altına aldığı bildirildi.</p>

<p>La Gazzetta dello Sport kaynaklı haberde önemli bir ayrıntı da bulunuyor. İlk sportif uygunluk kontrollerinin düzenli sonuçlandığı, buna karşın Roma yönetimi ve sağlık ekibinin oyuncunun yakın zamanda yaşadığı kas problemi konusunda daha ayrıntılı değerlendirme istediği aktarılıyor. Bu nedenle mevcut tabloyu doğrudan “Oosterwolde sağlık kontrolünden geçemedi” şeklinde kesinleştirmek için henüz erken görünüyor.</p>

<p>Roma yerel basınında yer alan bilgilere göre ek kontrollerin ardından yeni bir tıbbi değerlendirme yapılacak ve kulüp, Oosterwolde’nin tescili konusunda nihai kararını bundan sonra verecek.</p>

<p>Oosterwolde’nin Roma transferinde imza beklemeye alındı</p>

<p>Transferin daha önce planlanan takvim doğrultusunda ilerlemesi halinde Oosterwolde’nin sağlık kontrollerini tamamlayarak sözleşme aşamasına geçmesi bekleniyordu.</p>

<p>Sky Sport Italia, oyuncunun Roma’ya gelişini duyururken anlaşmanın satın alma hakkı içeren kiralama modeli üzerine kurulduğunu bildirmişti. Buna göre satın alma bedeli 15 milyon euro olarak belirlenirken, belirli koşulların gerçekleşmesi halinde satın alma hakkının zorunluluğa dönüşmesi öngörülüyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak sağlık değerlendirmelerinin uzamasıyla birlikte imza takvimi de değişti. İtalyan kaynaklarına göre Roma, bütün tıbbi verileri görmeden transfere son onayı vermek istemiyor.</p>

<p>Bu durum anlaşmanın kesin olarak iptal edildiği anlamına gelmiyor. Mevcut aşamada en doğru ifade, transferin ek sağlık değerlendirmelerinin sonucunun beklendiği bir aşamada bulunduğu yönünde.</p>

<p>Fenerbahçe açısından kritik bekleyiş</p>

<p>Sürecin Fenerbahçe açısından önemli taraflarından biri de transferin ekonomik yapısı.</p>

<p>İtalyan basınında anlaşmanın 1 milyon euro kiralama bedeli ve 15 milyon euroluk satın alma hakkı üzerinden şekillendiği, belirli sportif koşulların oluşması halinde satın alma maddesinin zorunlu hale gelebileceği belirtiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla Roma’nın vereceği sağlık onayı yalnızca oyuncunun Serie A kariyerine başlayıp başlamayacağını değil, Fenerbahçe’nin transfer planlamasını da doğrudan ilgilendiriyor.</p>

<p>Roma’nın nihai kararı ek tetkiklerden sonra</p>

<p>Oosterwolde dosyasında bundan sonraki en kritik aşama, ek kontrollerin sonucu olacak.</p>

<p>Roma merkezli son haberlerde kulübün acele etmeyeceği ve tescil konusunda nihai kararın ilave değerlendirmelerden sonra verileceği belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle transfer için şu aşamada ne “tamamlandı” ne de “iptal edildi” demek mümkün.</p>

<p>Oosterwolde Roma’da bulunuyor, tarafların üzerinde çalıştığı bir transfer modeli mevcut; ancak son sağlık onayı ve imza süreci henüz tamamlanmış değil.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>La Gazzetta dello Sport<br />
Il Tempo<br />
Sky Sport Italia<br />
Filippo Biafora</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/oosterwolde-transferinde-beklenmedik-puruz-roma-ek-test-istedi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9075.jpeg" type="image/jpeg" length="80965"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[1937’de Bakü’de Geliştirilen Sıra Dışı Anestezi Yöntemi: Analgezin]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/1937de-bakude-gelistirilen-sira-disi-anestezi-yontemi-analgezin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/1937de-bakude-gelistirilen-sira-disi-anestezi-yontemi-analgezin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Azerbaycanlı cerrah Mustafa Topçubaşov’un 1937’de Bakü’de geliştirdiği enjeksiyonla eter-yağ analjezisi, sonraki yıllarda cerrahi uygulamalarda genişletildi. Uzatılmış analjezi yaklaşımı 1938’de cerrahi pratiğe girerken, tarihsel kayıtlara göre yöntem ameliyatların yanı sıra travmatik şokta ağrı kontrolü ve doğum ağrısının azaltılması gibi farklı alanlarda da kullanıldı. Eter-yağ karışımının “Analgezin” adıyla üretilmesine ise 1945’te izin verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>Bugünün anestezi pratiği, hastanın solunumu, dolaşımı, bilinci ve ağrı düzeyinin ileri cihazlarla yakından izlendiği yüksek standartlı bir tıp alanı. Ancak 1930’larda cerrahi ağrının güvenli ve etkili biçimde kontrol edilmesi, dünyanın farklı merkezlerinde üzerinde yoğun biçimde çalışılan konulardan biriydi.</h2>

<p>Bakü’de çalışan Azerbaycanlı cerrah Mustafa Topçubaşov da bu arayışın içindeydi. Topçubaşov, 1937’de eter ile yağın enjeksiyon yoluyla uygulanmasına dayanan özgün bir analjezi yöntemi geliştirdi.</p>

<p>Tarihsel kaynaklar, yöntemin 1937’den itibaren klinik olarak uygulanmaya başlandığını, uzatılmış analjezi yaklaşımının ise 1938’de cerrahi pratiğe girdiğini gösteriyor. Eter-yağ karışımının “Analgezin” adı altında üretilmesine yönelik izin ise 1945’te verildi.</p>

<p>Bu nedenle yöntemin tarihini tek bir yılla anlatmak yerine üç ayrı aşamayı birbirinden ayırmak daha doğru: 1937’de geliştirilmesi ve klinik uygulamanın başlaması, 1938’de uzatılmış analjezi yaklaşımının cerrahi pratiğe girmesi ve 1945’te karışımın Analgezin adı altında üretilmesine izin verilmesi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Derin narkoz dışında bir ağrı kontrolü arayışı</h3>

<p>Topçubaşov’un çalışmasının merkezinde cerrahi ağrının kontrolü bulunuyordu. O yıllarda eter, genel anestezide kullanılan başlıca maddelerden biriydi ve çoğunlukla solunum yoluyla uygulanıyordu.</p>

<p>Topçubaşov ise eteri yağ içeren bir karışımın parçası olarak enjeksiyonla vermeyi araştırdı. Amaç, ağrı duyusunu azaltabilecek ve dönemin cerrahi koşullarında uygulanabilecek farklı bir yöntem geliştirmekti.</p>

<p>Tarihsel yayınlarda yöntemin klasik inhalasyon anestezisinden farklı bir analjezi biçimi sağladığı yönünde klinik gözlemler yer aldı. Ancak bu değerlendirmeler, günümüzün randomize kontrollü klinik araştırmalarıyla elde edilen kanıtlarla aynı düzeyde kabul edilemez.</p>

<p>Bu ayrım özellikle önemli. Analgezin’in tarihsel olarak kullanılmış olması, yöntemin günümüz anestezi uygulamalarına göre daha etkili veya daha güvenli olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmiyor.</p>

<h3>Bakü’de ayrı bir araştırma alanına dönüştü</h3>

<p>Topçubaşov’un yöntemi yalnızca kişisel bir cerrahi uygulama olarak kalmadı. 1939’da yeni anestezi yöntemi üzerine yayınlar ortaya çıktı ve sonraki yıllarda eter-yağ enjeksiyon analjezisine ilişkin araştırmalar genişledi.</p>

<p>1940’lı yılların başında Bakü’de yöntemin çocuk cerrahisindeki kullanımı, kan ve fizyolojik parametreler üzerindeki etkileri, nörolojik ve psikopatolojik bulguları ile uygulama sırasında gözlenen klinik sonuçları inceleyen çalışmalar yayımlandı.</p>

<p>1942’de Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi Azerbaycan Şubesi bünyesinde enjeksiyonla eter-yağ anestezisine ayrılmış bir bilimsel çalışma derlemesi yayımlandı. Bu derlemede Topçubaşov’un geniş bir vaka serisine dayanan deneyimlerinin de yer alması, yöntemin birkaç münferit uygulamayla sınırlı kalmadığını gösteriyor.</p>

<p>Bu yayınlar, 1930’ların sonunda geliştirilen yöntemin birkaç yıl içinde farklı hasta gruplarında ve farklı klinik koşullarda sistematik biçimde incelenmeye başladığını ortaya koyuyor.</p>

<h3>Kullanım alanı ameliyatlarla sınırlı kalmadı</h3>

<p>Azerbaycan’ın resmî bilim tarihi kaynaklarında eter-yağ enjeksiyonlarının yalnızca cerrahi girişimlerde kullanılmadığı belirtiliyor.</p>

<p>Yöntemin safra taşı hastalığına bağlı şiddetli ağrı ataklarında, travmatik şokta ağrı kontrolünde, tetanos ve kasılmalarla seyreden bazı tablolarda uygulandığına ilişkin tarihsel kayıtlar bulunuyor.</p>

<p>Analgezin’in doğum sırasında ağrının azaltılması amacıyla kullanıldığı da bildiriliyor.</p>

<p>İkinci Dünya Savaşı yıllarında yaralıların tedavisinde yöntemin kullanıldığına ilişkin kayıtlar da Topçubaşov’un çalışmasının savaş cerrahisi koşullarına kadar uzandığını gösteriyor.</p>

<p>Bu uygulamaların tamamı dönemin tıbbi koşulları içinde değerlendirilmek zorunda. Günümüzde travmatik şok, doğum analjezisi ve cerrahi anestezi çok farklı ilaçlara, monitörizasyon sistemlerine ve hasta güvenliği standartlarına dayanıyor.</p>

<h3>Analgezin adı 1945’te resmî aşamaya geçti</h3>

<p>Yöntemin tarihindeki önemli dönüm noktalarından biri 1945 yılı oldu.</p>

<p>Sovyet sağlık otoritelerinin bilimsel ve farmakolojik değerlendirmelerinin ardından eter-yağ karışımının “Analgezin” adı altında üretilmesine izin verildi.</p>

<p>Bu ayrıntı, Analgezin’in hikâyesinde sık karıştırılabilecek tarihleri de açıklığa kavuşturuyor. Topçubaşov yöntemi 1937’de geliştirmişti; ancak karışımın Analgezin adı altında üretilmesine yönelik resmî izin yaklaşık sekiz yıl sonra çıktı.</p>

<p>Topçubaşov sonraki yıllarda da yönteme ilişkin çalışmalarını sürdürdü. Analgezin anestezisini ele alan bilimsel yayınların 1980 yılına kadar devam etmesi, yöntemin kısa süreli bir deney olarak kalmadığını gösteriyor.</p>

<h3>“Dünyada ilk” iddiasında temkin gerekli</h3>

<p>Azerbaycan’daki bazı resmî biyografiler ve tarihsel yayınlar Topçubaşov’un yöntemini dünya anesteziyoloji tarihinde ilk olarak tanımlıyor.</p>

<p>Ancak eter ve yağın farklı biçimlerde tıbbi amaçla kullanılmasına ilişkin daha eski uluslararası çalışmalar da bulunuyor. Bu nedenle “dünyada ilk” ifadesini kesin bir tarihsel hüküm olarak kullanmak yerine daha temkinli bir tanımlama tercih ediliyor.</p>

<p>Mevcut kaynakların güçlü biçimde desteklediği nokta, Mustafa Topçubaşov’un enjeksiyonla uygulanan eter-yağ analjezisi konusunda özgün bir yöntem geliştirdiği, bunu sistematik biçimde cerrahi uygulamaya taşıdığı ve yöntemin Bakü’de kapsamlı biçimde araştırıldığıdır.</p>

<p>Bu yaklaşım Topçubaşov’un tıp tarihindeki yerini küçültmüyor. Tersine, sınırlı anestezi olanaklarının bulunduğu bir dönemde ağrı kontrolüne farklı bir çözüm arayan bir cerrahın, geliştirdiği yöntemi klinik uygulamaya taşımasını ve yıllar boyunca bilimsel olarak incelemesini daha doğru bir tarihsel çerçeveye yerleştiriyor.</p>

<p>Analgezin bugün modern anestezinin standart yöntemlerinden biri değil. Buna karşılık 1930’ların Bakü’sünde başlayan bu çalışma, Azerbaycan cerrahi tarihi ile anesteziyolojinin gelişim sürecinin dikkat çekici teknik hikâyelerinden biri olarak önemini koruyor.</p>

<h2>KAYNAKLAR</h2>

<ul>
 <li>Azerbaycan Millî İlimler Akademisi – Mustafa Ağabey oğlu Topçubaşov biyografisi ve eter-yağ analjezisi çalışmaları</li>
 <li>Khirurgiya, N. I. Pirogov Dergisi – Mustafa Ağabey oğlu Topçubaşov’un 130. doğum yılına ilişkin tarihsel değerlendirme, 2025</li>
 <li>Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi Azerbaycan Şubesi – Enjeksiyonla Eter-Yağ Anestezisi üzerine bilimsel çalışmalar, Bakü, 1942</li>
 <li>Sovyet Tıp Bilimleri Akademisi Bülteni – Mustafa Topçubaşov’un Analgezin anestezisine ilişkin çalışması, 1980</li>
 <li>Azerbaycan Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı Akademik Mustafa Topçubaşov Bilimsel Cerrahi Merkezi – Mustafa Topçubaşov’un cerrahi ve anestezi çalışmalarına ilişkin tarihsel değerlendirme</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/1937de-bakude-gelistirilen-sira-disi-anestezi-yontemi-analgezin</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/mustafa-topcubasov-analgezin-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="87861"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nobel adaylığıyla anılan Azerbaycanlı kadın hekim: Sona Vəlixan]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/nobel-adayligiyla-anilan-azerbaycanli-kadin-hekim-sona-velixan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/nobel-adayligiyla-anilan-azerbaycanli-kadin-hekim-sona-velixan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Azerbaycan’daki kurumsal kaynaklarda ülkenin ilk yüksek tıp eğitimi almış kadın hekimi olarak anılan oftalmolog Sona Vəlixan, endoftalmi araştırmaları ve trahomla mücadeledeki çalışmalarıyla 20. yüzyıl Azerbaycan tıbbının öne çıkan isimlerinden biri oldu. Azerbaycan Milli Elmler Akademiyası ve Azerbaycan Təbabəti Muzeyi kayıtları, Vəlixan’ın 1941 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü adaylığının kayda geçtiğini bildirirken, Nobel Vakfı kayıtları o yıl bu alanda ödül verilmediğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Azerbaycan tıp tarihinin öncü kadınlarından oftalmolog Sona Vəlixan, 20. yüzyılın ilk yarısında göz hastalıkları alanında yürüttüğü araştırmalar, trahomla mücadele çalışmaları ve akademik faaliyetleriyle öne çıktı. Azerbaycan’daki kurumsal ve tarihsel kayıtlar, Vəlixan’ın bilimsel çalışmalarının 1941 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü değerlendirmeleri kapsamında gündeme geldiğini ve 1940 yılında Stockholm’den kendisine bir yazışma gönderildiğini aktarıyor.</p>

<p>1883 yılında Harkiv’de hekim bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Vəlixan, St. Petersburg Kadın Tıp Enstitüsündeki eğitimini 1908 yılında tamamladı.</p>

<p>Azerbaycan Təbabəti Muzeyi, Vəlixan’ı ülkenin ilk yüksek tıp eğitimi almış kadın hekimi olarak tanımlıyor. Göz hastalıklarına yönelen Vəlixan, mesleki yaşamının önemli bölümünü hasta tedavisi, bilimsel araştırma ve hekim eğitimine ayırdı.</p>

<h3>1923’te Bakü’de akademik yaşamına başladı</h3>

<p>Vəlixan’ın Azerbaycan’daki akademik kariyerinin önemli dönüm noktalarından biri 18 Aralık 1923 oldu. Tarihsel kayıtlara göre bu tarihte Azerbaycan Devlet Üniversitesinde çalışmaya başladı.</p>

<p>Göz hastalıkları alanındaki araştırmalarını burada sürdüren Vəlixan, özellikle endoftalmi üzerinde yoğunlaştı.</p>

<p>Endoftalmi, gözün iç dokularını etkileyen ve zamanında tedavi edilmediğinde ciddi görme kaybına yol açabilen ağır bir iltihabi tablo olarak biliniyor. Modern antibiyotiklerin ve günümüzde kullanılan göz cerrahisi yöntemlerinin henüz gelişmediği dönemde hastalığın göz dokusunda oluşturduğu değişiklikleri anlamak, oftalmolojinin önemli araştırma alanlarından biriydi.</p>

<h3>Endoftalmi üzerine doktora çalışması</h3>

<p>Sona Vəlixan, 13 Mayıs 1928’de endoftalminin patolojik anatomisi üzerine hazırladığı doktora çalışmasını savundu.</p>

<p>Bazı Azerbaycan kaynaklarında Vəlixan, tıp bilimleri doktoru derecesini alan ilk Azerbaycanlı kadın olarak anılıyor. Ancak tarihsel ve kurumsal kaynaklarda benzer nitelendirmenin başka kadın hekimler için de kullanıldığı görülüyor.</p>

<p>Bu nedenle Vəlixan’ı, Azerbaycan’da bu akademik düzeye ulaşan öncü kadın hekimlerden biri olarak tanımlamak tarihsel açıdan daha temkinli bir yaklaşım oluşturuyor.</p>

<p>Vəlixan, endoftalminin yanı sıra glokom, göz yaralanmaları ve çeşitli hastalıkların göz dokusunda oluşturduğu değişiklikler üzerinde de araştırmalar yürüttü.</p>

<p>Tarihsel kayıtlarda çalışmalarının tüberküloz, frengi, cüzzam ve bazı tümörlerin göz üzerindeki etkilerini de kapsadığı belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3>Trahomla mücadelede görev aldı</h3>

<p>Sona Vəlixan’ın mesleki yaşamında önemli yer tutan alanlardan biri de trahomdu.</p>

<p>Trahom, tekrarlayan enfeksiyonların ardından göz kapağında ve göz yüzeyinde kalıcı hasara yol açabilen bakteriyel bir göz hastalığı. İleri evrelerde kirpiklerin göz yüzeyine dönmesine, korneanın zarar görmesine ve görme kaybına neden olabiliyor.</p>

<ol start="20">
 <li>yüzyılın ilk yarısında trahom, dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi Azerbaycan’ın bazı kesimlerinde de ciddi bir halk sağlığı sorunuydu.</li>
</ol>

<p>Azerbaycan Təbabəti Muzeyi’nin aktardığı tarihsel kayıtlara göre 1930’lu yıllarda Kür ve Aras nehirleri havzasındaki bazı geniş yerleşim alanlarında trahom görülme oranı nüfusun yüzde 40-50’sine kadar ulaşabiliyordu.</p>

<p>Bu rakam bütün Azerbaycan nüfusunu temsil etmiyor. Oran, hastalığın yoğun olarak görüldüğü belirli bölgeler için tarihsel kaynaklarda aktarılan veriyi ifade ediyor.</p>

<p>Vəlixan, trahomun yayılımının incelenmesi ve hastalıkla mücadele çalışmalarında görev aldı. Çalışmaları yalnızca hastaların tedavisine değil, enfeksiyonun toplum içindeki yayılımının anlaşılmasına da odaklandı.</p>

<h3>60’tan fazla bilimsel çalışma</h3>

<p>Azerbaycan’daki kurumsal kayıtlara göre Sona Vəlixan kariyeri boyunca 60’tan fazla bilimsel çalışma ve iki monografi hazırladı.</p>

<p>Bilimsel araştırmalarının yanı sıra yeni göz hastalıkları uzmanlarının yetiştirilmesinde görev aldı.</p>

<p>1939 yılında Azerbaycan Devlet Hekimleri İhtisas Geliştirme Enstitüsünün göz hastalıkları bölümünün başına geçen Vəlixan’ın bu görevi 1971 yılına kadar sürdürdüğü bildiriliyor.</p>

<p>1946-1960 yılları arasında Azerbaycan Oftalmoloji Araştırma Enstitüsünde bilimsel çalışmalardan sorumlu yönetici olarak görev yaptı.</p>

<p>1945-1950 yılları arasında ise Azerbaycan Oftalmologlar Cemiyetinin başkanlığını yürüttü.</p>

<p>Bu görevler, Vəlixan’ın yalnızca klinik hekim ve araştırmacı olarak değil, Azerbaycan’da oftalmoloji eğitiminin kurumsallaşmasında da uzun süre rol aldığını gösteriyor.</p>

<h3>Stockholm’den gelen Nobel yazışması</h3>

<p>Vəlixan’ın bilimsel yaşamının en ilgi çekici bölümlerinden biri Nobel Ödülü ile bağlantılı tarihsel kayıtlar.</p>

<p>Azerbaycan Təbabəti Muzeyi tarafından aktarılan bilgilere göre Vəlixan, 1940 yılında Stockholm’den bir yazı aldı.</p>

<p>Yazışmada, 1941 Nobel değerlendirmeleri kapsamında bilimsel çalışmalarına ilişkin bir raporun belirlenen tarihe kadar gönderilmesinin istendiği aktarılıyor.</p>

<p>Azerbaycan Milli Elmler Akademiyası ve Azerbaycan Təbabəti Muzeyi kayıtları, Vəlixan’ın 1941 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü adaylığının kayda geçtiğini bildiriyor.</p>

<p>Sona Vəlixan’ın Nobel adaylığına ilişkin bilgi bu Azerbaycanlı kurumsal ve tarihsel kaynaklara dayanıyor. Nobel Vakfı’nın adaylık arşivi geçmiş dönemlere ilişkin geniş bir veri tabanı sunsa da kurum, arşivdeki kayıtların eksiksiz olmadığını belirtiyor. Bu nedenle Vəlixan’ın adaylığı, haberde Azerbaycan’daki kurumsal kaynaklara atfedilerek aktarılıyor.</p>

<h3>Nobel adaylığı ile ödül aynı şey değil</h3>

<p>Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü için adaylar, Nobel kurumlarının belirlediği aday gösterme hakkına sahip bilim insanları ve akademik çevreler tarafından öneriliyor.</p>

<p>Nobel Komitesi ise yapılan adaylıkları değerlendirerek ödül sürecini yürütüyor.</p>

<p>Bu nedenle tarihsel belgelerdeki Nobel bağlantısını, “Nobel Komitesi Sona Vəlixan’ı doğrudan aday gösterdi” şeklinde ifade etmek doğru değil.</p>

<p>Aynı şekilde aday gösterilmek, bir bilim insanının ödülü kazanacağının kesinleştiği anlamına da gelmiyor.</p>

<h3>1941’de tıp alanında Nobel verilmedi</h3>

<p>Nobel Vakfı kayıtlarına göre 1941 yılında Fizyoloji veya Tıp Nobel Ödülü hiçbir bilim insanına verilmedi.</p>

<p>Tıp alanındaki Nobel Ödülü 1940 ve 1942 yıllarında da verilmedi.</p>

<p>Ancak 1941’de ödül verilmemiş olması, Sona Vəlixan’ın ödülü kesin olarak kazanacağı veya yalnızca İkinci Dünya Savaşı nedeniyle Nobel alamadığı sonucuna götürmüyor.</p>

<p>Mevcut tarihsel belgeler, Vəlixan’ın bilimsel çalışmalarının Nobel değerlendirme süreciyle ilişkilendirildiğini gösteriyor. Ödül verilmiş olsaydı değerlendirmenin nasıl sonuçlanacağına ilişkin doğrulanmış bir belge bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle Sona Vəlixan’ın hikâyesini “savaş nedeniyle Nobel’i alamayan hekim” şeklinde değil, bilimsel çalışmaları Nobel değerlendirme süreciyle ilişkilendirilen öncü bir Azerbaycanlı kadın bilim insanı olarak anlatmak tarihsel açıdan daha doğru.</p>

<h3>Oftalmolojiye adanan uzun bir bilim yaşamı</h3>

<p>Sona Vəlixan’ın bilimsel ve akademik kariyeri Nobel bağlantısıyla sınırlı kalmadı.</p>

<p>Uzun yıllar boyunca göz hastalıkları alanında araştırmalar yürüttü, hasta tedavi etti ve yeni hekimlerin yetişmesine katkıda bulundu.</p>

<p>Çalışmalarının merkezinde dönemin önemli görme kaybı nedenlerinden trahom ve ağır göz enfeksiyonlarının yanı sıra glokom, göz travmaları ve çeşitli hastalıkların göz üzerindeki etkileri yer aldı.</p>

<p>1982 yılında Bakü’de yaşamını yitiren Vəlixan, bugün Azerbaycan’da kadınların tıp ve akademi alanındaki öncü isimlerinden biri olarak anılıyor.</p>

<p>Onun yaşam öyküsü; klinik hekimlik, bilimsel araştırma, halk sağlığı mücadelesi ve tıp eğitiminin aynı mesleki yaşamda birleştiği erken örneklerden birini oluşturuyor.</p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<p>• Azerbaycan Təbabəti Muzeyi – Sona Vəlixan biyografisi ve tarihsel kayıtları</p>

<p>• Azerbaycan Milli Elmler Akademiyası – Sona Vəlixan ve Azerbaycanlı kadın bilim insanlarına ilişkin tarihsel değerlendirmeler</p>

<p>• Nobel Vakfı – 1941 Fizyoloji veya Tıp Nobel Ödülü kayıtları ve Nobel adaylık sürecine ilişkin resmî bilgiler</p>

<p>• Azerbaycan Tıp Üniversitesi – Azerbaycan’da tıp eğitimi ve oftalmoloji tarihine ilişkin kurumsal kayıtlar</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/nobel-adayligiyla-anilan-azerbaycanli-kadin-hekim-sona-velixan</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/sona-velixan-haber-gorseli-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="23280"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Leão transferinde ibre Galatasaray’a döndü: Aston Villa geri çekildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/leao-transferinde-ibre-galatasaraya-dondu-aston-villa-geri-cekildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/leao-transferinde-ibre-galatasaraya-dondu-aston-villa-geri-cekildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Rafael Leão için yürüttüğü transfer girişiminde dengeleri değiştirebilecek yeni bir gelişme yaşandı. İtalyan basını, Aston Villa’nın geri adım attığını ve sarı-kırmızılıların dosyadaki konumunun güçlendiğini bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rafael Leão transferinde Galatasaray için yeni gelişme</p>

<p>Galatasaray’ın hücum hattına dünya çapında ses getirecek bir takviye yapmak amacıyla gündemine aldığı öne sürülen Rafael Leão konusunda İtalya’dan yeni bilgiler geldi. Milan’ın Portekizli yıldızının geleceğine ilişkin hareketlilik sürerken, transfer yarışındaki rakiplerden Aston Villa cephesinde yaşanan gelişmenin Galatasaray açısından dengeleri değiştirebileceği belirtiliyor.</p>

<p>La Gazzetta dello Sport’un Alessandra Gozzini imzalı haberine göre Aston Villa, Leão için yürüttüğü girişimde geri adım attı. İngiliz ekibinin daha önce transfer görüşmelerini hızlandırma ihtimali bulunmasına rağmen süreçte istenen ilerleme sağlanamadı.</p>

<p>Haberde Aston Villa cephesinde daha sonra sınırlı bir temasın yeniden oluştuğuna işaret edilse de İngiliz kulübünün Leão transferinde önceki kadar güçlü bir pozisyonda olmadığı aktarılıyor.</p>

<p>Bu gelişmeyle birlikte Galatasaray’ın Leão dosyasındaki konumu daha dikkat çekici hale geldi.</p>

<p>Tottenham cephesinde de ilerleme yok</p>

<p>Rafael Leão ile ilgilenen İngiliz kulüplerinin Aston Villa ile sınırlı olmadığı belirtiliyor.</p>

<p>İtalyan basınındaki bilgilere göre Tottenham da Portekizli hücum oyuncusunun durumunu araştıran kulüpler arasında bulunuyor. Ancak Londra temsilcisinin şu aşamada transferi ileri aşamaya taşıyacak bir girişimde bulunmadığı ifade ediliyor.</p>

<p>Böylece Leão için Premier Lig’den gelen rekabetin önceki beklentilere göre zayıflaması, Galatasaray açısından önemli bir avantaj oluşturabilir.</p>

<p>Ancak bu durum transferin tamamlanmaya yakın olduğu anlamına gelmiyor. Sarı-kırmızılıların önünde özellikle mali şartlar bakımından aşılması gereken önemli engeller bulunuyor.</p>

<p>Milan’ın Leão için talebi 50+10 milyon euro</p>

<p>Transfer görüşmelerinin en kritik başlığını Milan’ın istediği bonservis bedeli oluşturuyor.</p>

<p>La Gazzetta dello Sport’un aktardığına göre İtalyan ekibi Rafael Leão için 50 milyon euro garanti ücret ve 10 milyon euro bonus olmak üzere toplam 60 milyon euroya ulaşabilecek bir paket üzerinde duruyor.</p>

<p>Galatasaray’ın ise mevcut aşamada Milan’ın talep ettiği seviyeye ulaşmış bir teklif sunmadığı belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle Aston Villa’nın geri adım atması Galatasaray’ın rekabet açısından elini güçlendirse bile Milan ile bonservis konusunda anlaşmaya varılması transferin önündeki temel koşullardan biri olmaya devam ediyor.</p>

<p>Leão’nun maaş beklentisi de kritik</p>

<p>Dosyanın yalnızca Milan ile yapılacak bonservis pazarlığından ibaret olmadığı belirtiliyor.</p>

<p>İtalyan basını, Galatasaray’ın Rafael Leão cephesine sunacağı kişisel şartların da önem taşıdığını bildiriyor. Sarı-kırmızılıların oyuncunun beklentilerini karşılayabilecek ekonomik bir paket oluşturması gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p>Dolayısıyla transferde iki ayrı pazarlık süreci öne çıkıyor.</p>

<p>Bir tarafta Milan’ın bonservis beklentisi, diğer tarafta ise Leão ile yapılacak olası sözleşmenin mali şartları bulunuyor.</p>

<p>Galatasaray’ın transferde sonuç alabilmesi için iki cephede de tarafları ikna etmesi gerekecek.</p>

<p>Rafael Leão neden Galatasaray için önemli?</p>

<p>Rafael Leão, Avrupa futbolunun en dikkat çekici hücum oyuncularından biri olarak gösteriliyor. Asıl pozisyonu sol kanat olan Portekizli futbolcu, hücum hattının farklı bölgelerinde görev yapabiliyor.</p>

<p>Sürati, açık alandaki etkinliği, bire bir pozisyonlardaki başarısı ve topu rakip ceza sahasına taşıma yeteneği Leão’nun oyun profilinin öne çıkan özellikleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle Galatasaray’ın Leão ilgisinin yalnızca yıldız oyuncu transferi perspektifinden değerlendirilmediği, hücum hattında doğrudan fark oluşturabilecek bir profil arayışıyla bağlantılı olduğu görülüyor.</p>

<p>Bununla birlikte oyuncunun yüksek piyasa değeri ve Milan’ın güçlü pazarlık pozisyonu, operasyonun ekonomik boyutunu oldukça önemli hale getiriyor.</p>

<p>Aston Villa’nın geri adımı dengeleri değiştirdi</p>

<p>Transferdeki yeni gelişmenin en dikkat çekici tarafı ise rekabet tablosunun değişmesi.</p>

<p>Aston Villa’nın aktif biçimde yarışta bulunması, Galatasaray açısından hem Milan ile yapılacak bonservis pazarlığını hem de futbolcuyla gerçekleştirilecek sözleşme görüşmelerini zorlaştırabilecek bir faktör olarak değerlendiriliyordu.</p>

<p>İngiliz kulübünün geri adım atması halinde Galatasaray’ın hareket alanı genişleyebilir.</p>

<p>Tottenham’ın da şu aşamada transferi ilerletmemesi, sarı-kırmızılıları Leão için daha görünür adaylardan biri haline getiriyor.</p>

<p>Yine de bu tablo, Galatasaray’ın transferde tek başına kaldığı veya anlaşmanın yakın olduğu şeklinde yorumlanmamalı. Transfer döneminin son bölümünde farklı Avrupa kulüplerinin devreye girme ihtimali bulunuyor.</p>

<p>Galatasaray için belirleyici aşama mali pazarlık olacak</p>

<p>Gelinen noktada Galatasaray açısından dosyanın kaderini belirleyecek unsurun ekonomik şartlar olması bekleniyor.</p>

<p>Milan’ın 50 milyon euro garanti ve 10 milyon euro bonus beklentisini koruması durumunda sarı-kırmızılı yönetimin teklifini hangi seviyeye çıkaracağı önem taşıyor.</p>

<p>Aynı şekilde Rafael Leão’nun Galatasaray seçeneğine yaklaşımı ve oyuncuyla yapılacak sözleşmenin şartları da sürecin ilerleyebilmesi açısından belirleyici olacak.</p>

<p>Aston Villa cephesinden gelen geri adım haberi Galatasaray açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de henüz taraflar arasında transferin tamamlandığını gösteren resmî bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle mevcut tablo, Galatasaray’ın Leão yarışındaki pozisyonunun güçlendiği ancak transferin mali şartlar nedeniyle hâlâ zorlu bir müzakere sürecinde olduğu şeklinde değerlendirilebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>La Gazzetta dello Sport<br />
Alessandra Gozzini<br />
Gianluca Di Marzio</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/leao-transferinde-ibre-galatasaraya-dondu-aston-villa-geri-cekildi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9073-1.jpeg" type="image/jpeg" length="16825"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="82609"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="38990"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="87263"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="36201"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="23237"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="24508"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
