<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 26 Aug 2026 16:34:54 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ankara Üniversitesi’nin Duayen Hocası Prof. Dr. Yüksel Koç Yalkın Vefat Etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/ankara-universitesinin-duayen-hocasi-prof-dr-yuksel-koc-yalkin-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/ankara-universitesinin-duayen-hocasi-prof-dr-yuksel-koc-yalkin-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İşletme Bölümünün emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Yüksel Koç Yalkın hayatını kaybetti. Yalkın, bugün İstanbul’da son yolculuğuna uğurlanacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinin köklü akademisyenlerinden Prof. Dr. Yüksel Koç Yalkın’ın vefatı, öğrencileri ve akademi camiasında üzüntüyle karşılandı.</p>

<p>Fakültenin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Prof. Dr. Yalkın’ın 1959 yılında Maliye ve İktisat Bölümünden mezun olduğu ve İşletme Bölümünün duayen hocaları arasında yer aldığı belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Açıklamada, “Emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Yüksel Koç Yalkın’ı kaybettik. Merhumeye Allah’tan rahmet; ailesine, öğrencilerine ve tüm Mülkiye camiasına başsağlığı dileriz” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Prof. Dr. Yüksel Koç Yalkın’ın cenazesinin, 26 Ağustos 2026 Çarşamba günü ikindi namazının ardından İstanbul’daki Karacaahmet Şakirin Camii’nden kaldırılacağı bildirildi. Yalkın’ın cenazesi, kılınacak namazın ardından aynı yerde defnedilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/ankara-universitesinin-duayen-hocasi-prof-dr-yuksel-koc-yalkin-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9082.jpeg" type="image/jpeg" length="11538"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özlem Terzi Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/isparta-uygulamali-bilimler-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-ozlem-terzi-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/isparta-uygulamali-bilimler-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-ozlem-terzi-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Teknoloji Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özlem Terzi’nin vefatı, ailesi ve üniversite camiasında derin üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (ISUBÜ) Teknoloji Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Özlem Terzi hayatını kaybetti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üniversitenin sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Prof. Dr. Terzi’nin vefatı duyurularak ailesine, yakınlarına, öğrencilerine ve üniversite camiasına başsağlığı dilekleri iletildi.</p>

<p>Akademik çalışmaları ve yetiştirdiği öğrencilerle eğitim camiasına değerli katkılarda bulunan Prof. Dr. Özlem Terzi’nin vefatı, meslektaşları ve öğrencileri arasında büyük üzüntüyle karşılandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/isparta-uygulamali-bilimler-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-ozlem-terzi-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 16:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9078-1.jpeg" type="image/jpeg" length="62997"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Oosterwolde transferinde beklenmedik pürüz: Roma ek test istedi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/oosterwolde-transferinde-beklenmedik-puruz-roma-ek-test-istedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/oosterwolde-transferinde-beklenmedik-puruz-roma-ek-test-istedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’den Roma’ya transferi gündemde olan Jayden Oosterwolde için İtalya’daki sağlık kontrollerinin ardından süreç uzadı. Roma’nın ek tetkikler istediği ve imza öncesinde oyuncunun fiziksel durumunu ayrıntılı değerlendireceği bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fenerbahçe’de Jayden Oosterwolde’nin Roma’ya transferi için yürütülen süreçte dikkat çeken bir gelişme yaşandı. İtalya’ya giden Hollandalı savunmacının sağlık kontrollerinin ardından Roma yönetiminin transferi hemen tamamlamak yerine ilave tıbbi değerlendirmeler yapılmasını istediği belirtildi.</p>

<p>İtalyan basınında 26 Ağustos’ta yayımlanan haberlerde Roma’nın özellikle Oosterwolde’nin yakın dönemde yaşadığı kas sakatlığının mevcut durumunu ve iyileşme sürecini daha ayrıntılı biçimde değerlendirmek istediği aktarılıyor. Bu nedenle transferin tamamlanması için beklenen nihai sağlık onayı henüz çıkmış değil.</p>

<p>Roma Oosterwolde için neden ek kontrol istedi?</p>

<p>Oosterwolde’nin ilk sağlık değerlendirmelerinin ardından Roma’nın son dönemde yaşadığı fiziksel problemi mercek altına aldığı bildirildi.</p>

<p>La Gazzetta dello Sport kaynaklı haberde önemli bir ayrıntı da bulunuyor. İlk sportif uygunluk kontrollerinin düzenli sonuçlandığı, buna karşın Roma yönetimi ve sağlık ekibinin oyuncunun yakın zamanda yaşadığı kas problemi konusunda daha ayrıntılı değerlendirme istediği aktarılıyor. Bu nedenle mevcut tabloyu doğrudan “Oosterwolde sağlık kontrolünden geçemedi” şeklinde kesinleştirmek için henüz erken görünüyor.</p>

<p>Roma yerel basınında yer alan bilgilere göre ek kontrollerin ardından yeni bir tıbbi değerlendirme yapılacak ve kulüp, Oosterwolde’nin tescili konusunda nihai kararını bundan sonra verecek.</p>

<p>Oosterwolde’nin Roma transferinde imza beklemeye alındı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Transferin daha önce planlanan takvim doğrultusunda ilerlemesi halinde Oosterwolde’nin sağlık kontrollerini tamamlayarak sözleşme aşamasına geçmesi bekleniyordu.</p>

<p>Sky Sport Italia, oyuncunun Roma’ya gelişini duyururken anlaşmanın satın alma hakkı içeren kiralama modeli üzerine kurulduğunu bildirmişti. Buna göre satın alma bedeli 15 milyon euro olarak belirlenirken, belirli koşulların gerçekleşmesi halinde satın alma hakkının zorunluluğa dönüşmesi öngörülüyordu.</p>

<p>Ancak sağlık değerlendirmelerinin uzamasıyla birlikte imza takvimi de değişti. İtalyan kaynaklarına göre Roma, bütün tıbbi verileri görmeden transfere son onayı vermek istemiyor.</p>

<p>Bu durum anlaşmanın kesin olarak iptal edildiği anlamına gelmiyor. Mevcut aşamada en doğru ifade, transferin ek sağlık değerlendirmelerinin sonucunun beklendiği bir aşamada bulunduğu yönünde.</p>

<p>Fenerbahçe açısından kritik bekleyiş</p>

<p>Sürecin Fenerbahçe açısından önemli taraflarından biri de transferin ekonomik yapısı.</p>

<p>İtalyan basınında anlaşmanın 1 milyon euro kiralama bedeli ve 15 milyon euroluk satın alma hakkı üzerinden şekillendiği, belirli sportif koşulların oluşması halinde satın alma maddesinin zorunlu hale gelebileceği belirtiliyor.</p>

<p>Dolayısıyla Roma’nın vereceği sağlık onayı yalnızca oyuncunun Serie A kariyerine başlayıp başlamayacağını değil, Fenerbahçe’nin transfer planlamasını da doğrudan ilgilendiriyor.</p>

<p>Roma’nın nihai kararı ek tetkiklerden sonra</p>

<p>Oosterwolde dosyasında bundan sonraki en kritik aşama, ek kontrollerin sonucu olacak.</p>

<p>Roma merkezli son haberlerde kulübün acele etmeyeceği ve tescil konusunda nihai kararın ilave değerlendirmelerden sonra verileceği belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle transfer için şu aşamada ne “tamamlandı” ne de “iptal edildi” demek mümkün.</p>

<p>Oosterwolde Roma’da bulunuyor, tarafların üzerinde çalıştığı bir transfer modeli mevcut; ancak son sağlık onayı ve imza süreci henüz tamamlanmış değil.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>La Gazzetta dello Sport<br />
Il Tempo<br />
Sky Sport Italia<br />
Filippo Biafora</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/oosterwolde-transferinde-beklenmedik-puruz-roma-ek-test-istedi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 14:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9075.jpeg" type="image/jpeg" length="90990"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[1937’de Bakü’de Geliştirilen Sıra Dışı Anestezi Yöntemi: Analgezin]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/1937de-bakude-gelistirilen-sira-disi-anestezi-yontemi-analgezin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/1937de-bakude-gelistirilen-sira-disi-anestezi-yontemi-analgezin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Azerbaycanlı cerrah Mustafa Topçubaşov’un 1937’de Bakü’de geliştirdiği enjeksiyonla eter-yağ analjezisi, sonraki yıllarda cerrahi uygulamalarda genişletildi. Uzatılmış analjezi yaklaşımı 1938’de cerrahi pratiğe girerken, tarihsel kayıtlara göre yöntem ameliyatların yanı sıra travmatik şokta ağrı kontrolü ve doğum ağrısının azaltılması gibi farklı alanlarda da kullanıldı. Eter-yağ karışımının “Analgezin” adıyla üretilmesine ise 1945’te izin verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>Bugünün anestezi pratiği, hastanın solunumu, dolaşımı, bilinci ve ağrı düzeyinin ileri cihazlarla yakından izlendiği yüksek standartlı bir tıp alanı. Ancak 1930’larda cerrahi ağrının güvenli ve etkili biçimde kontrol edilmesi, dünyanın farklı merkezlerinde üzerinde yoğun biçimde çalışılan konulardan biriydi.</h2>

<p>Bakü’de çalışan Azerbaycanlı cerrah Mustafa Topçubaşov da bu arayışın içindeydi. Topçubaşov, 1937’de eter ile yağın enjeksiyon yoluyla uygulanmasına dayanan özgün bir analjezi yöntemi geliştirdi.</p>

<p>Tarihsel kaynaklar, yöntemin 1937’den itibaren klinik olarak uygulanmaya başlandığını, uzatılmış analjezi yaklaşımının ise 1938’de cerrahi pratiğe girdiğini gösteriyor. Eter-yağ karışımının “Analgezin” adı altında üretilmesine yönelik izin ise 1945’te verildi.</p>

<p>Bu nedenle yöntemin tarihini tek bir yılla anlatmak yerine üç ayrı aşamayı birbirinden ayırmak daha doğru: 1937’de geliştirilmesi ve klinik uygulamanın başlaması, 1938’de uzatılmış analjezi yaklaşımının cerrahi pratiğe girmesi ve 1945’te karışımın Analgezin adı altında üretilmesine izin verilmesi.</p>

<h3>Derin narkoz dışında bir ağrı kontrolü arayışı</h3>

<p>Topçubaşov’un çalışmasının merkezinde cerrahi ağrının kontrolü bulunuyordu. O yıllarda eter, genel anestezide kullanılan başlıca maddelerden biriydi ve çoğunlukla solunum yoluyla uygulanıyordu.</p>

<p>Topçubaşov ise eteri yağ içeren bir karışımın parçası olarak enjeksiyonla vermeyi araştırdı. Amaç, ağrı duyusunu azaltabilecek ve dönemin cerrahi koşullarında uygulanabilecek farklı bir yöntem geliştirmekti.</p>

<p>Tarihsel yayınlarda yöntemin klasik inhalasyon anestezisinden farklı bir analjezi biçimi sağladığı yönünde klinik gözlemler yer aldı. Ancak bu değerlendirmeler, günümüzün randomize kontrollü klinik araştırmalarıyla elde edilen kanıtlarla aynı düzeyde kabul edilemez.</p>

<p>Bu ayrım özellikle önemli. Analgezin’in tarihsel olarak kullanılmış olması, yöntemin günümüz anestezi uygulamalarına göre daha etkili veya daha güvenli olduğunun kanıtlandığı anlamına gelmiyor.</p>

<h3>Bakü’de ayrı bir araştırma alanına dönüştü</h3>

<p>Topçubaşov’un yöntemi yalnızca kişisel bir cerrahi uygulama olarak kalmadı. 1939’da yeni anestezi yöntemi üzerine yayınlar ortaya çıktı ve sonraki yıllarda eter-yağ enjeksiyon analjezisine ilişkin araştırmalar genişledi.</p>

<p>1940’lı yılların başında Bakü’de yöntemin çocuk cerrahisindeki kullanımı, kan ve fizyolojik parametreler üzerindeki etkileri, nörolojik ve psikopatolojik bulguları ile uygulama sırasında gözlenen klinik sonuçları inceleyen çalışmalar yayımlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1942’de Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi Azerbaycan Şubesi bünyesinde enjeksiyonla eter-yağ anestezisine ayrılmış bir bilimsel çalışma derlemesi yayımlandı. Bu derlemede Topçubaşov’un geniş bir vaka serisine dayanan deneyimlerinin de yer alması, yöntemin birkaç münferit uygulamayla sınırlı kalmadığını gösteriyor.</p>

<p>Bu yayınlar, 1930’ların sonunda geliştirilen yöntemin birkaç yıl içinde farklı hasta gruplarında ve farklı klinik koşullarda sistematik biçimde incelenmeye başladığını ortaya koyuyor.</p>

<h3>Kullanım alanı ameliyatlarla sınırlı kalmadı</h3>

<p>Azerbaycan’ın resmî bilim tarihi kaynaklarında eter-yağ enjeksiyonlarının yalnızca cerrahi girişimlerde kullanılmadığı belirtiliyor.</p>

<p>Yöntemin safra taşı hastalığına bağlı şiddetli ağrı ataklarında, travmatik şokta ağrı kontrolünde, tetanos ve kasılmalarla seyreden bazı tablolarda uygulandığına ilişkin tarihsel kayıtlar bulunuyor.</p>

<p>Analgezin’in doğum sırasında ağrının azaltılması amacıyla kullanıldığı da bildiriliyor.</p>

<p>İkinci Dünya Savaşı yıllarında yaralıların tedavisinde yöntemin kullanıldığına ilişkin kayıtlar da Topçubaşov’un çalışmasının savaş cerrahisi koşullarına kadar uzandığını gösteriyor.</p>

<p>Bu uygulamaların tamamı dönemin tıbbi koşulları içinde değerlendirilmek zorunda. Günümüzde travmatik şok, doğum analjezisi ve cerrahi anestezi çok farklı ilaçlara, monitörizasyon sistemlerine ve hasta güvenliği standartlarına dayanıyor.</p>

<h3>Analgezin adı 1945’te resmî aşamaya geçti</h3>

<p>Yöntemin tarihindeki önemli dönüm noktalarından biri 1945 yılı oldu.</p>

<p>Sovyet sağlık otoritelerinin bilimsel ve farmakolojik değerlendirmelerinin ardından eter-yağ karışımının “Analgezin” adı altında üretilmesine izin verildi.</p>

<p>Bu ayrıntı, Analgezin’in hikâyesinde sık karıştırılabilecek tarihleri de açıklığa kavuşturuyor. Topçubaşov yöntemi 1937’de geliştirmişti; ancak karışımın Analgezin adı altında üretilmesine yönelik resmî izin yaklaşık sekiz yıl sonra çıktı.</p>

<p>Topçubaşov sonraki yıllarda da yönteme ilişkin çalışmalarını sürdürdü. Analgezin anestezisini ele alan bilimsel yayınların 1980 yılına kadar devam etmesi, yöntemin kısa süreli bir deney olarak kalmadığını gösteriyor.</p>

<h3>“Dünyada ilk” iddiasında temkin gerekli</h3>

<p>Azerbaycan’daki bazı resmî biyografiler ve tarihsel yayınlar Topçubaşov’un yöntemini dünya anesteziyoloji tarihinde ilk olarak tanımlıyor.</p>

<p>Ancak eter ve yağın farklı biçimlerde tıbbi amaçla kullanılmasına ilişkin daha eski uluslararası çalışmalar da bulunuyor. Bu nedenle “dünyada ilk” ifadesini kesin bir tarihsel hüküm olarak kullanmak yerine daha temkinli bir tanımlama tercih ediliyor.</p>

<p>Mevcut kaynakların güçlü biçimde desteklediği nokta, Mustafa Topçubaşov’un enjeksiyonla uygulanan eter-yağ analjezisi konusunda özgün bir yöntem geliştirdiği, bunu sistematik biçimde cerrahi uygulamaya taşıdığı ve yöntemin Bakü’de kapsamlı biçimde araştırıldığıdır.</p>

<p>Bu yaklaşım Topçubaşov’un tıp tarihindeki yerini küçültmüyor. Tersine, sınırlı anestezi olanaklarının bulunduğu bir dönemde ağrı kontrolüne farklı bir çözüm arayan bir cerrahın, geliştirdiği yöntemi klinik uygulamaya taşımasını ve yıllar boyunca bilimsel olarak incelemesini daha doğru bir tarihsel çerçeveye yerleştiriyor.</p>

<p>Analgezin bugün modern anestezinin standart yöntemlerinden biri değil. Buna karşılık 1930’ların Bakü’sünde başlayan bu çalışma, Azerbaycan cerrahi tarihi ile anesteziyolojinin gelişim sürecinin dikkat çekici teknik hikâyelerinden biri olarak önemini koruyor.</p>

<h2>KAYNAKLAR</h2>

<ul>
 <li>Azerbaycan Millî İlimler Akademisi – Mustafa Ağabey oğlu Topçubaşov biyografisi ve eter-yağ analjezisi çalışmaları</li>
 <li>Khirurgiya, N. I. Pirogov Dergisi – Mustafa Ağabey oğlu Topçubaşov’un 130. doğum yılına ilişkin tarihsel değerlendirme, 2025</li>
 <li>Sovyetler Birliği Bilimler Akademisi Azerbaycan Şubesi – Enjeksiyonla Eter-Yağ Anestezisi üzerine bilimsel çalışmalar, Bakü, 1942</li>
 <li>Sovyet Tıp Bilimleri Akademisi Bülteni – Mustafa Topçubaşov’un Analgezin anestezisine ilişkin çalışması, 1980</li>
 <li>Azerbaycan Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı Akademik Mustafa Topçubaşov Bilimsel Cerrahi Merkezi – Mustafa Topçubaşov’un cerrahi ve anestezi çalışmalarına ilişkin tarihsel değerlendirme</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/1937de-bakude-gelistirilen-sira-disi-anestezi-yontemi-analgezin</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 13:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/mustafa-topcubasov-analgezin-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="52167"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nobel adaylığıyla anılan Azerbaycanlı kadın hekim: Sona Vəlixan]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/nobel-adayligiyla-anilan-azerbaycanli-kadin-hekim-sona-velixan</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/nobel-adayligiyla-anilan-azerbaycanli-kadin-hekim-sona-velixan" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Azerbaycan’daki kurumsal kaynaklarda ülkenin ilk yüksek tıp eğitimi almış kadın hekimi olarak anılan oftalmolog Sona Vəlixan, endoftalmi araştırmaları ve trahomla mücadeledeki çalışmalarıyla 20. yüzyıl Azerbaycan tıbbının öne çıkan isimlerinden biri oldu. Azerbaycan Milli Elmler Akademiyası ve Azerbaycan Təbabəti Muzeyi kayıtları, Vəlixan’ın 1941 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü adaylığının kayda geçtiğini bildirirken, Nobel Vakfı kayıtları o yıl bu alanda ödül verilmediğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Azerbaycan tıp tarihinin öncü kadınlarından oftalmolog Sona Vəlixan, 20. yüzyılın ilk yarısında göz hastalıkları alanında yürüttüğü araştırmalar, trahomla mücadele çalışmaları ve akademik faaliyetleriyle öne çıktı. Azerbaycan’daki kurumsal ve tarihsel kayıtlar, Vəlixan’ın bilimsel çalışmalarının 1941 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü değerlendirmeleri kapsamında gündeme geldiğini ve 1940 yılında Stockholm’den kendisine bir yazışma gönderildiğini aktarıyor.</p>

<p>1883 yılında Harkiv’de hekim bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Vəlixan, St. Petersburg Kadın Tıp Enstitüsündeki eğitimini 1908 yılında tamamladı.</p>

<p>Azerbaycan Təbabəti Muzeyi, Vəlixan’ı ülkenin ilk yüksek tıp eğitimi almış kadın hekimi olarak tanımlıyor. Göz hastalıklarına yönelen Vəlixan, mesleki yaşamının önemli bölümünü hasta tedavisi, bilimsel araştırma ve hekim eğitimine ayırdı.</p>

<h3>1923’te Bakü’de akademik yaşamına başladı</h3>

<p>Vəlixan’ın Azerbaycan’daki akademik kariyerinin önemli dönüm noktalarından biri 18 Aralık 1923 oldu. Tarihsel kayıtlara göre bu tarihte Azerbaycan Devlet Üniversitesinde çalışmaya başladı.</p>

<p>Göz hastalıkları alanındaki araştırmalarını burada sürdüren Vəlixan, özellikle endoftalmi üzerinde yoğunlaştı.</p>

<p>Endoftalmi, gözün iç dokularını etkileyen ve zamanında tedavi edilmediğinde ciddi görme kaybına yol açabilen ağır bir iltihabi tablo olarak biliniyor. Modern antibiyotiklerin ve günümüzde kullanılan göz cerrahisi yöntemlerinin henüz gelişmediği dönemde hastalığın göz dokusunda oluşturduğu değişiklikleri anlamak, oftalmolojinin önemli araştırma alanlarından biriydi.</p>

<h3>Endoftalmi üzerine doktora çalışması</h3>

<p>Sona Vəlixan, 13 Mayıs 1928’de endoftalminin patolojik anatomisi üzerine hazırladığı doktora çalışmasını savundu.</p>

<p>Bazı Azerbaycan kaynaklarında Vəlixan, tıp bilimleri doktoru derecesini alan ilk Azerbaycanlı kadın olarak anılıyor. Ancak tarihsel ve kurumsal kaynaklarda benzer nitelendirmenin başka kadın hekimler için de kullanıldığı görülüyor.</p>

<p>Bu nedenle Vəlixan’ı, Azerbaycan’da bu akademik düzeye ulaşan öncü kadın hekimlerden biri olarak tanımlamak tarihsel açıdan daha temkinli bir yaklaşım oluşturuyor.</p>

<p>Vəlixan, endoftalminin yanı sıra glokom, göz yaralanmaları ve çeşitli hastalıkların göz dokusunda oluşturduğu değişiklikler üzerinde de araştırmalar yürüttü.</p>

<p>Tarihsel kayıtlarda çalışmalarının tüberküloz, frengi, cüzzam ve bazı tümörlerin göz üzerindeki etkilerini de kapsadığı belirtiliyor.</p>

<h3>Trahomla mücadelede görev aldı</h3>

<p>Sona Vəlixan’ın mesleki yaşamında önemli yer tutan alanlardan biri de trahomdu.</p>

<p>Trahom, tekrarlayan enfeksiyonların ardından göz kapağında ve göz yüzeyinde kalıcı hasara yol açabilen bakteriyel bir göz hastalığı. İleri evrelerde kirpiklerin göz yüzeyine dönmesine, korneanın zarar görmesine ve görme kaybına neden olabiliyor.</p>

<ol start="20">
 <li>yüzyılın ilk yarısında trahom, dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi Azerbaycan’ın bazı kesimlerinde de ciddi bir halk sağlığı sorunuydu.</li>
</ol>

<p>Azerbaycan Təbabəti Muzeyi’nin aktardığı tarihsel kayıtlara göre 1930’lu yıllarda Kür ve Aras nehirleri havzasındaki bazı geniş yerleşim alanlarında trahom görülme oranı nüfusun yüzde 40-50’sine kadar ulaşabiliyordu.</p>

<p>Bu rakam bütün Azerbaycan nüfusunu temsil etmiyor. Oran, hastalığın yoğun olarak görüldüğü belirli bölgeler için tarihsel kaynaklarda aktarılan veriyi ifade ediyor.</p>

<p>Vəlixan, trahomun yayılımının incelenmesi ve hastalıkla mücadele çalışmalarında görev aldı. Çalışmaları yalnızca hastaların tedavisine değil, enfeksiyonun toplum içindeki yayılımının anlaşılmasına da odaklandı.</p>

<h3>60’tan fazla bilimsel çalışma</h3>

<p>Azerbaycan’daki kurumsal kayıtlara göre Sona Vəlixan kariyeri boyunca 60’tan fazla bilimsel çalışma ve iki monografi hazırladı.</p>

<p>Bilimsel araştırmalarının yanı sıra yeni göz hastalıkları uzmanlarının yetiştirilmesinde görev aldı.</p>

<p>1939 yılında Azerbaycan Devlet Hekimleri İhtisas Geliştirme Enstitüsünün göz hastalıkları bölümünün başına geçen Vəlixan’ın bu görevi 1971 yılına kadar sürdürdüğü bildiriliyor.</p>

<p>1946-1960 yılları arasında Azerbaycan Oftalmoloji Araştırma Enstitüsünde bilimsel çalışmalardan sorumlu yönetici olarak görev yaptı.</p>

<p>1945-1950 yılları arasında ise Azerbaycan Oftalmologlar Cemiyetinin başkanlığını yürüttü.</p>

<p>Bu görevler, Vəlixan’ın yalnızca klinik hekim ve araştırmacı olarak değil, Azerbaycan’da oftalmoloji eğitiminin kurumsallaşmasında da uzun süre rol aldığını gösteriyor.</p>

<h3>Stockholm’den gelen Nobel yazışması</h3>

<p>Vəlixan’ın bilimsel yaşamının en ilgi çekici bölümlerinden biri Nobel Ödülü ile bağlantılı tarihsel kayıtlar.</p>

<p>Azerbaycan Təbabəti Muzeyi tarafından aktarılan bilgilere göre Vəlixan, 1940 yılında Stockholm’den bir yazı aldı.</p>

<p>Yazışmada, 1941 Nobel değerlendirmeleri kapsamında bilimsel çalışmalarına ilişkin bir raporun belirlenen tarihe kadar gönderilmesinin istendiği aktarılıyor.</p>

<p>Azerbaycan Milli Elmler Akademiyası ve Azerbaycan Təbabəti Muzeyi kayıtları, Vəlixan’ın 1941 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü adaylığının kayda geçtiğini bildiriyor.</p>

<p>Sona Vəlixan’ın Nobel adaylığına ilişkin bilgi bu Azerbaycanlı kurumsal ve tarihsel kaynaklara dayanıyor. Nobel Vakfı’nın adaylık arşivi geçmiş dönemlere ilişkin geniş bir veri tabanı sunsa da kurum, arşivdeki kayıtların eksiksiz olmadığını belirtiyor. Bu nedenle Vəlixan’ın adaylığı, haberde Azerbaycan’daki kurumsal kaynaklara atfedilerek aktarılıyor.</p>

<h3>Nobel adaylığı ile ödül aynı şey değil</h3>

<p>Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü için adaylar, Nobel kurumlarının belirlediği aday gösterme hakkına sahip bilim insanları ve akademik çevreler tarafından öneriliyor.</p>

<p>Nobel Komitesi ise yapılan adaylıkları değerlendirerek ödül sürecini yürütüyor.</p>

<p>Bu nedenle tarihsel belgelerdeki Nobel bağlantısını, “Nobel Komitesi Sona Vəlixan’ı doğrudan aday gösterdi” şeklinde ifade etmek doğru değil.</p>

<p>Aynı şekilde aday gösterilmek, bir bilim insanının ödülü kazanacağının kesinleştiği anlamına da gelmiyor.</p>

<h3>1941’de tıp alanında Nobel verilmedi</h3>

<p>Nobel Vakfı kayıtlarına göre 1941 yılında Fizyoloji veya Tıp Nobel Ödülü hiçbir bilim insanına verilmedi.</p>

<p>Tıp alanındaki Nobel Ödülü 1940 ve 1942 yıllarında da verilmedi.</p>

<p>Ancak 1941’de ödül verilmemiş olması, Sona Vəlixan’ın ödülü kesin olarak kazanacağı veya yalnızca İkinci Dünya Savaşı nedeniyle Nobel alamadığı sonucuna götürmüyor.</p>

<p>Mevcut tarihsel belgeler, Vəlixan’ın bilimsel çalışmalarının Nobel değerlendirme süreciyle ilişkilendirildiğini gösteriyor. Ödül verilmiş olsaydı değerlendirmenin nasıl sonuçlanacağına ilişkin doğrulanmış bir belge bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle Sona Vəlixan’ın hikâyesini “savaş nedeniyle Nobel’i alamayan hekim” şeklinde değil, bilimsel çalışmaları Nobel değerlendirme süreciyle ilişkilendirilen öncü bir Azerbaycanlı kadın bilim insanı olarak anlatmak tarihsel açıdan daha doğru.</p>

<h3>Oftalmolojiye adanan uzun bir bilim yaşamı</h3>

<p>Sona Vəlixan’ın bilimsel ve akademik kariyeri Nobel bağlantısıyla sınırlı kalmadı.</p>

<p>Uzun yıllar boyunca göz hastalıkları alanında araştırmalar yürüttü, hasta tedavi etti ve yeni hekimlerin yetişmesine katkıda bulundu.</p>

<p>Çalışmalarının merkezinde dönemin önemli görme kaybı nedenlerinden trahom ve ağır göz enfeksiyonlarının yanı sıra glokom, göz travmaları ve çeşitli hastalıkların göz üzerindeki etkileri yer aldı.</p>

<p>1982 yılında Bakü’de yaşamını yitiren Vəlixan, bugün Azerbaycan’da kadınların tıp ve akademi alanındaki öncü isimlerinden biri olarak anılıyor.</p>

<p>Onun yaşam öyküsü; klinik hekimlik, bilimsel araştırma, halk sağlığı mücadelesi ve tıp eğitiminin aynı mesleki yaşamda birleştiği erken örneklerden birini oluşturuyor.</p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<p>• Azerbaycan Təbabəti Muzeyi – Sona Vəlixan biyografisi ve tarihsel kayıtları</p>

<p>• Azerbaycan Milli Elmler Akademiyası – Sona Vəlixan ve Azerbaycanlı kadın bilim insanlarına ilişkin tarihsel değerlendirmeler</p>

<p>• Nobel Vakfı – 1941 Fizyoloji veya Tıp Nobel Ödülü kayıtları ve Nobel adaylık sürecine ilişkin resmî bilgiler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Azerbaycan Tıp Üniversitesi – Azerbaycan’da tıp eğitimi ve oftalmoloji tarihine ilişkin kurumsal kayıtlar</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/nobel-adayligiyla-anilan-azerbaycanli-kadin-hekim-sona-velixan</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 12:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/sona-velixan-haber-gorseli-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="11833"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Leão transferinde ibre Galatasaray’a döndü: Aston Villa geri çekildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/leao-transferinde-ibre-galatasaraya-dondu-aston-villa-geri-cekildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/leao-transferinde-ibre-galatasaraya-dondu-aston-villa-geri-cekildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Rafael Leão için yürüttüğü transfer girişiminde dengeleri değiştirebilecek yeni bir gelişme yaşandı. İtalyan basını, Aston Villa’nın geri adım attığını ve sarı-kırmızılıların dosyadaki konumunun güçlendiğini bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rafael Leão transferinde Galatasaray için yeni gelişme</p>

<p>Galatasaray’ın hücum hattına dünya çapında ses getirecek bir takviye yapmak amacıyla gündemine aldığı öne sürülen Rafael Leão konusunda İtalya’dan yeni bilgiler geldi. Milan’ın Portekizli yıldızının geleceğine ilişkin hareketlilik sürerken, transfer yarışındaki rakiplerden Aston Villa cephesinde yaşanan gelişmenin Galatasaray açısından dengeleri değiştirebileceği belirtiliyor.</p>

<p>La Gazzetta dello Sport’un Alessandra Gozzini imzalı haberine göre Aston Villa, Leão için yürüttüğü girişimde geri adım attı. İngiliz ekibinin daha önce transfer görüşmelerini hızlandırma ihtimali bulunmasına rağmen süreçte istenen ilerleme sağlanamadı.</p>

<p>Haberde Aston Villa cephesinde daha sonra sınırlı bir temasın yeniden oluştuğuna işaret edilse de İngiliz kulübünün Leão transferinde önceki kadar güçlü bir pozisyonda olmadığı aktarılıyor.</p>

<p>Bu gelişmeyle birlikte Galatasaray’ın Leão dosyasındaki konumu daha dikkat çekici hale geldi.</p>

<p>Tottenham cephesinde de ilerleme yok</p>

<p>Rafael Leão ile ilgilenen İngiliz kulüplerinin Aston Villa ile sınırlı olmadığı belirtiliyor.</p>

<p>İtalyan basınındaki bilgilere göre Tottenham da Portekizli hücum oyuncusunun durumunu araştıran kulüpler arasında bulunuyor. Ancak Londra temsilcisinin şu aşamada transferi ileri aşamaya taşıyacak bir girişimde bulunmadığı ifade ediliyor.</p>

<p>Böylece Leão için Premier Lig’den gelen rekabetin önceki beklentilere göre zayıflaması, Galatasaray açısından önemli bir avantaj oluşturabilir.</p>

<p>Ancak bu durum transferin tamamlanmaya yakın olduğu anlamına gelmiyor. Sarı-kırmızılıların önünde özellikle mali şartlar bakımından aşılması gereken önemli engeller bulunuyor.</p>

<p>Milan’ın Leão için talebi 50+10 milyon euro</p>

<p>Transfer görüşmelerinin en kritik başlığını Milan’ın istediği bonservis bedeli oluşturuyor.</p>

<p>La Gazzetta dello Sport’un aktardığına göre İtalyan ekibi Rafael Leão için 50 milyon euro garanti ücret ve 10 milyon euro bonus olmak üzere toplam 60 milyon euroya ulaşabilecek bir paket üzerinde duruyor.</p>

<p>Galatasaray’ın ise mevcut aşamada Milan’ın talep ettiği seviyeye ulaşmış bir teklif sunmadığı belirtiliyor.</p>

<p>Bu nedenle Aston Villa’nın geri adım atması Galatasaray’ın rekabet açısından elini güçlendirse bile Milan ile bonservis konusunda anlaşmaya varılması transferin önündeki temel koşullardan biri olmaya devam ediyor.</p>

<p>Leão’nun maaş beklentisi de kritik</p>

<p>Dosyanın yalnızca Milan ile yapılacak bonservis pazarlığından ibaret olmadığı belirtiliyor.</p>

<p>İtalyan basını, Galatasaray’ın Rafael Leão cephesine sunacağı kişisel şartların da önem taşıdığını bildiriyor. Sarı-kırmızılıların oyuncunun beklentilerini karşılayabilecek ekonomik bir paket oluşturması gerektiği ifade ediliyor.</p>

<p>Dolayısıyla transferde iki ayrı pazarlık süreci öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir tarafta Milan’ın bonservis beklentisi, diğer tarafta ise Leão ile yapılacak olası sözleşmenin mali şartları bulunuyor.</p>

<p>Galatasaray’ın transferde sonuç alabilmesi için iki cephede de tarafları ikna etmesi gerekecek.</p>

<p>Rafael Leão neden Galatasaray için önemli?</p>

<p>Rafael Leão, Avrupa futbolunun en dikkat çekici hücum oyuncularından biri olarak gösteriliyor. Asıl pozisyonu sol kanat olan Portekizli futbolcu, hücum hattının farklı bölgelerinde görev yapabiliyor.</p>

<p>Sürati, açık alandaki etkinliği, bire bir pozisyonlardaki başarısı ve topu rakip ceza sahasına taşıma yeteneği Leão’nun oyun profilinin öne çıkan özellikleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle Galatasaray’ın Leão ilgisinin yalnızca yıldız oyuncu transferi perspektifinden değerlendirilmediği, hücum hattında doğrudan fark oluşturabilecek bir profil arayışıyla bağlantılı olduğu görülüyor.</p>

<p>Bununla birlikte oyuncunun yüksek piyasa değeri ve Milan’ın güçlü pazarlık pozisyonu, operasyonun ekonomik boyutunu oldukça önemli hale getiriyor.</p>

<p>Aston Villa’nın geri adımı dengeleri değiştirdi</p>

<p>Transferdeki yeni gelişmenin en dikkat çekici tarafı ise rekabet tablosunun değişmesi.</p>

<p>Aston Villa’nın aktif biçimde yarışta bulunması, Galatasaray açısından hem Milan ile yapılacak bonservis pazarlığını hem de futbolcuyla gerçekleştirilecek sözleşme görüşmelerini zorlaştırabilecek bir faktör olarak değerlendiriliyordu.</p>

<p>İngiliz kulübünün geri adım atması halinde Galatasaray’ın hareket alanı genişleyebilir.</p>

<p>Tottenham’ın da şu aşamada transferi ilerletmemesi, sarı-kırmızılıları Leão için daha görünür adaylardan biri haline getiriyor.</p>

<p>Yine de bu tablo, Galatasaray’ın transferde tek başına kaldığı veya anlaşmanın yakın olduğu şeklinde yorumlanmamalı. Transfer döneminin son bölümünde farklı Avrupa kulüplerinin devreye girme ihtimali bulunuyor.</p>

<p>Galatasaray için belirleyici aşama mali pazarlık olacak</p>

<p>Gelinen noktada Galatasaray açısından dosyanın kaderini belirleyecek unsurun ekonomik şartlar olması bekleniyor.</p>

<p>Milan’ın 50 milyon euro garanti ve 10 milyon euro bonus beklentisini koruması durumunda sarı-kırmızılı yönetimin teklifini hangi seviyeye çıkaracağı önem taşıyor.</p>

<p>Aynı şekilde Rafael Leão’nun Galatasaray seçeneğine yaklaşımı ve oyuncuyla yapılacak sözleşmenin şartları da sürecin ilerleyebilmesi açısından belirleyici olacak.</p>

<p>Aston Villa cephesinden gelen geri adım haberi Galatasaray açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de henüz taraflar arasında transferin tamamlandığını gösteren resmî bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle mevcut tablo, Galatasaray’ın Leão yarışındaki pozisyonunun güçlendiği ancak transferin mali şartlar nedeniyle hâlâ zorlu bir müzakere sürecinde olduğu şeklinde değerlendirilebilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>La Gazzetta dello Sport<br />
Alessandra Gozzini<br />
Gianluca Di Marzio</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/leao-transferinde-ibre-galatasaraya-dondu-aston-villa-geri-cekildi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9073-1.jpeg" type="image/jpeg" length="72373"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Mostafa Mohamed için Konyaspor iddiası: 1 milyon euroluk transfer]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/mostafa-mohamed-icin-konyaspor-iddiasi-1-milyon-euroluk-transfer</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/mostafa-mohamed-icin-konyaspor-iddiasi-1-milyon-euroluk-transfer" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Konyaspor’un forvet hattı için Mostafa Mohamed’i gündemine aldığı öne sürüldü. Fransız L’Équipe, Nantes forması giyen Mısırlı santrforun yaklaşık 1 milyon euro karşılığında Konyaspor’a transfer olmasının beklendiğini bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Konyaspor için Fransa’dan Mostafa Mohamed haberi</p>

<p>Konyaspor’da transfer çalışmalarına ilişkin Fransa’dan dikkat çeken bir gelişme geldi. Nantes’tan ayrılması gündemde bulunan eski Galatasaraylı Mostafa Mohamed’in yeniden Süper Lig’e dönebileceği ileri sürüldü.</p>

<p>Fransız spor gazetesi L’Équipe’nin 26 Ağustos’ta yayımladığı habere göre Mısırlı santrforun yeni adresinin Konyaspor olması bekleniyor. Haberde transfer için konuşulan bonservis bedelinin yaklaşık 1 milyon euro olduğu belirtildi.</p>

<p>L’Équipe’nin transfer gündeminde de gelişme, sabah saatlerinde “Mohamed vers Konyaspor” başlığıyla yer aldı.</p>

<p>Mostafa Mohamed yeniden Süper Lig’e dönebilir</p>

<p>28 yaşındaki Mostafa Mohamed, Türk futbolseverlerin yakından tanıdığı bir isim. Mısırlı golcü daha önce Galatasaray forması giymiş, ardından kariyerini Fransa’da Nantes’ta sürdürmüştü.</p>

<p>L’Équipe’nin aktardığı verilere göre Mohamed, Nantes kariyerinde tüm kulvarlarda 136 karşılaşmada 29 gol ve 8 asist üretti. Fransız ekibi, oyuncuyu Galatasaray’dan önce kiralamış, ardından 2023 yazında satın alma opsiyonunu kullanmıştı.</p>

<p>Mohamed’in Nantes’taki geleceğinin bir süredir belirsiz olması da transfer iddiasını güçlendiren unsurlardan biri. Fransız basını temmuz ayında oyuncunun Ligue 2’de forma giymek istemediğini ve sezon hazırlıklarına katılmadığını bildirmişti.</p>

<p>1 milyon euroluk bonservis detayı</p>

<p>Transfer haberindeki en dikkat çekici ayrıntı ise maliyet oldu. L’Équipe, Konyaspor’a olası geçişin 1 milyon euro civarında bir bonservis bedeliyle gerçekleşebileceğini yazdı.</p>

<p>Bu rakam doğrulanması halinde Konyaspor açısından önemli bir transfer fırsatı anlamına gelebilir. Süper Lig deneyimi bulunan, Türkiye’deki futbol ortamını tanıyan ve santrfor pozisyonunda oynayan Mohamed’in yeniden Türkiye’ye dönme ihtimali transfer döneminin dikkat çeken dosyalarından biri haline geldi.</p>

<p>Konya’dan gelen bilgi ise farklı</p>

<p>Dosyada önemli bir ayrıntı bulunuyor. L’Équipe’nin haberinden önce Konya yerel basınında yayımlanan bilgi, transfer konusunda farklı bir tablo ortaya koymuştu.</p>

<p>25 Ağustos tarihli haberde Mostafa Mohamed’in menajerler aracılığıyla Konyaspor’a önerildiği, ancak yeşil-beyazlı yönetimin Mısırlı futbolcuyu kadrosuna katmayı düşünmediği ileri sürüldü. Konyaspor’un yabancı oyuncu planlamasında kalan kontenjanını kanat transferinde kullanmak istediği aktarıldı.</p>

<p>Dolayısıyla dosyada şu anda birbiriyle çelişen iki önemli bilgi bulunuyor: Konya’dan gelen ilk bilgi transferin düşünülmediği yönündeyken, Fransa’dan gelen daha yeni L’Équipe haberi Mohamed’in Konyaspor’a yaklaşık 1 milyon euro karşılığında gitmesinin beklendiğini bildiriyor.</p>

<p>Resmî açıklama bekleniyor</p>

<p>Mostafa Mohamed’in Konyaspor’a transferinin tamamlandığına ilişkin kulüplerden şu aşamada resmî bir duyuru bulunmadığı için gelişmeyi kesinleşmiş transfer olarak değerlendirmek doğru değil.</p>

<p>Ancak L’Équipe’nin oyuncunun yeni adresini ve yaklaşık bonservis bedelini birlikte vermesi, Mostafa Mohamed dosyasını Konyaspor transfer gündeminin yakından takip edilmesi gereken başlıklarından biri haline getiriyor.</p>

<p>Türkiye’de de Fransız basınındaki haber kısa süre içerisinde yayılmaya başladı. Bazı ulusal yayınlar Mostafa Mohamed’in Süper Lig’e döneceğini ileri sürerken, transferin resmiyet kazanıp kazanmayacağını Konyaspor ve Nantes’tan gelecek açıklamalar belirleyecek.</p>

<p>KAYNAKLAR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>L’Équipe</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/mostafa-mohamed-icin-konyaspor-iddiasi-1-milyon-euroluk-transfer</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 11:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9072.jpeg" type="image/jpeg" length="79024"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Rafael Leão transferinde yeni gelişme: Galatasaray yarışta]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/rafael-leao-transferinde-yeni-gelisme-galatasaray-yarista</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rafael-leao-transferinde-yeni-gelisme-galatasaray-yarista" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın transfer gündemindeki Rafael Leão için İtalya’dan yeni bilgiler geldi. Gianluca Di Marzio, Aston Villa’nın Milan ile temas kurduğunu, Galatasaray’ın ise Portekizli yıldız için yeniden güçlü şekilde devreye girebileceğini bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’ın Rafael Leão takibi sürüyor</p>

<p>Galatasaray’ın hücum hattını dünya çapında ses getirecek bir isimle güçlendirme arayışında Rafael Leão dosyası sıcaklığını koruyor. İtalya’dan gelen son haberler, sarı-kırmızılıların karşısına Premier Lig’den ciddi bir rakibin çıktığını gösteriyor.</p>

<p>İtalyan transfer gazetecisi Gianluca Di Marzio’nun aktardığı bilgilere göre Aston Villa ile Milan arasında Leão konusunda yeni temaslar gerçekleştirildi. İngiliz ekibinin Portekizli yıldız için şartları araştırdığı, ancak transferin ekonomik boyutunun önemli bir pazarlık konusu olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Galatasaray açısından dikkat çeken nokta ise sarı-kırmızılıların yarıştan tamamen çekilmiş olmaması. Di Marzio, Galatasaray’ın önümüzdeki günlerde yeniden güçlü şekilde devreye girebileceğini bildirdi.</p>

<p>Milan’ın Leão için talebi 60 milyon euro seviyesinde</p>

<p>İtalyan gazetecinin haberindeki en önemli ayrıntılardan biri Milan’ın bonservis beklentisi oldu.</p>

<p>Milan’ın Galatasaray cephesinden Rafael Leão için yaklaşık 50 milyon euro garanti ücret ve 10 milyon euro bonus olmak üzere toplam 60 milyon euroluk bir paket beklediği öne sürüldü.</p>

<p>Bu rakam, olası transferin önündeki en önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Galatasaray’ın görüşmeleri ileri bir aşamaya taşıması halinde yalnızca Milan ile bonservis konusunda değil, oyuncunun sözleşme şartları konusunda da önemli bir ekonomik operasyon yürütmesi gerekecek.</p>

<p>Henüz Galatasaray veya Milan tarafından Leão transferine ilişkin resmî bir anlaşma açıklanmış değil.</p>

<p>Aston Villa da Rafael Leão için devrede</p>

<p>Dosyayı hareketlendiren diğer gelişme Aston Villa’nın ilgisi oldu. Di Marzio, İngiliz kulübü ile Milan arasında yeni temasların gerçekleştirildiğini aktardı.</p>

<p>İtalyan gazetecinin verdiği bilgiye göre Leão cephesinde mevcut aşamada Aston Villa seçeneğine yönelik olumlu bir yaklaşım bulunuyor. Ancak oyuncunun tercihine ilişkin farklı kaynaklardan birbiriyle örtüşmeyen bilgiler gelmesi nedeniyle bu bölümde kesin bir sonuçtan söz etmek mümkün değil.</p>

<p>İtalya’da La Gazzetta dello Sport tarafından aktarılan bilgilerde de Aston Villa ve Galatasaray’ın Leão dosyasındaki konumu gündeme getirildi. İngiliz kulübü açısından operasyonun mali şartlarının önemli olduğu belirtilirken, Galatasaray’ın teklifini geliştirme ihtimali üzerinde duruldu.</p>

<p>Dolayısıyla transfer yarışının yalnızca kulüplerin ilgisinden ibaret olmadığı; Milan’ın bonservis beklentisi, oyuncunun tercihi ve kişisel şartların dosyanın geleceğini belirleyeceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Rafael Leão kimdir?</p>

<p>Portekizli hücum oyuncusu Rafael Leão, kariyerinin önemli bölümünü Milan’da geçirdi ve Serie A’nın öne çıkan hücum oyuncularından biri haline geldi.</p>

<p>Sol kanatta görev yapmasına rağmen hücum hattının farklı bölgelerinde kullanılabilen Leão; sürati, bire birdeki etkinliği, geniş alandaki koşuları ve doğrudan kaleye gidebilmesiyle dikkat çekiyor.</p>

<p>Galatasaray açısından Leão’nun gündeme gelmesinin temel nedenlerinden biri de hücum hattına farklı bir profil kazandırabilecek özellikleri. Portekizli futbolcu, klasik çizgi oyuncusundan ziyade iç koridorlara girerek skor üretebilen ve geçiş hücumlarında fark yaratabilen bir oyuncu profiline sahip.</p>

<p>Galatasaray için kritik süreç</p>

<p>Leão dosyasında önümüzdeki günlerin belirleyici olması bekleniyor. Milan’ın yaklaşık 60 milyon euro seviyesindeki beklentisinin aşağı çekilip çekilemeyeceği, Aston Villa’nın resmî teklif aşamasına geçip geçmeyeceği ve Galatasaray’ın yeni bir hamle yapıp yapmayacağı transfer yarışının yönünü belirleyecek.</p>

<p>Şu aşamada en güçlü bilgi, Galatasaray’ın ilgisinin devam ettiği ancak Aston Villa’nın da transfer için aktif şekilde temas yürüttüğü yönünde.</p>

<p>Bu nedenle Rafael Leão’nun Galatasaray’a transferinin tamamlandığını veya tarafların anlaşmaya vardığını söylemek için henüz erken. Sarı-kırmızılıların dosyadaki konumu sürerken gözler Milan, oyuncu cephesi ve Aston Villa’dan gelecek yeni hamlelere çevrilmiş durumda.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Gianluca Di Marzio<br />
La Gazzetta dello Sport</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/rafael-leao-transferinde-yeni-gelisme-galatasaray-yarista</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 10:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9069.jpeg" type="image/jpeg" length="87076"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kabak Mücver Nasıl Yapılır? Yağ Çekmeyen ve Dağılmayan Tarif]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kabak-mucver-nasil-yapilir-yag-cekmeyen-ve-dagilmayan-tarif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kabak-mucver-nasil-yapilir-yag-cekmeyen-ve-dagilmayan-tarif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rendelenmiş kabak, taze otlar ve peynirle hazırlanan mücverin dağılmaması için sebzenin suyu iyi sıkılmalı. Doğru un-yumurta oranı ve kızartma sıcaklığıyla dışı çıtır, içi yumuşak kalıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KABAK MÜCVER NASIL YAPILIR? YAĞ ÇEKMEYEN VE DAĞILMAYAN TARİF</p>

<p>Yaz aylarında bol bulunan kabağın en sevilen kullanım biçimlerinden biri mücver. Rendelenmiş kabak; yumurta, un, peynir ve taze otlarla bir araya getirildikten sonra tavada küçük porsiyonlar hâlinde pişiriliyor.</p>

<p>Mücverde başarılı sonuç için harcın koyu fakat kaşıktan ayrılabilecek kıvamda olması gerekiyor. Kabağın suyu yeterince sıkılmazsa harç sulanıyor; fazla un eklendiğinde ise sebze tadı geri planda kalıyor ve mücver sertleşebiliyor.</p>

<p>TARİF KARTI</p>

<p>Kaç kişilik: 4 kişilik<br />
Adet: Yaklaşık 14–16 küçük mücver<br />
Hazırlık süresi: 25 dakika<br />
Bekletme süresi: 10 dakika<br />
Pişirme süresi: 20 dakika<br />
Toplam süre: Yaklaşık 55 dakika<br />
Pişirme yöntemi: Tavada<br />
Zorluk düzeyi: Kolay<br />
Temel ekipman: Rende, temiz mutfak bezi veya süzgeç, 26 cm tava</p>

<p>KABAK MÜCVER İÇİN MALZEMELER</p>

<p>- 3 orta boy kabak (yaklaşık 700 g)<br />
- 2 büyük yumurta<br />
- 90 g un<br />
- 100 g beyaz peynir<br />
- 4 dal taze soğan<br />
- Yarım demet dereotu (yaklaşık 20 g)<br />
- Yarım demet maydanoz (yaklaşık 20 g)<br />
- 1 çay kaşığı tuz; peynirin tuzuna göre ayarlanabilir<br />
- Yarım çay kaşığı karabiber<br />
- Yarım çay kaşığı pul biber; isteğe bağlı<br />
- Kızartmak için yaklaşık 120 ml ayçiçek yağı</p>

<p>KABAK MÜCVER NASIL YAPILIR?</p>

<p>1. Kabakları yıkayıp uçlarını kesin. Kabuklarını soymadan rendenin iri tarafıyla rendeleyin.</p>

<p>2. Rendelenmiş kabakları geniş bir süzgece alın. Tuzun yarısını ekleyip karıştırın ve 10 dakika bekletin.</p>

<p>3. Kabakları temiz bir mutfak bezine aktarın. Bezi bükerek mümkün olduğunca fazla suyunu sıkın. Bu işlem, mücverin dağılmaması ve yağ sıçramaması için önemlidir.</p>

<p>4. Taze soğan, dereotu ve maydanozu ince doğrayın. Beyaz peyniri çatalla iri parçalar kalacak şekilde ezin.</p>

<p>5. Yumurtaları geniş bir kapta çırpın. Suyu sıkılmış kabakları, yeşillikleri, peyniri, kalan tuzu, karabiberi ve pul biberi ekleyin.</p>

<p>6. Unu azar azar ilave ederek harcı karıştırın. Karışım kaşıktan akmamalı; ancak elle şekillendirilecek kadar da katı olmamalıdır.</p>

<p>7. Tavaya yaklaşık 5 mm yüksekliğinde yağ koyun ve orta ateşte ısıtın. Yağın hazır olup olmadığını küçük bir harç parçasıyla kontrol edin; harcın çevresinde hemen küçük kabarcıklar oluşmalıdır.</p>

<p>8. Harçtan birer dolu yemek kaşığı alıp tavaya bırakın. Kaşığın arkasıyla hafifçe bastırarak yaklaşık 1 cm kalınlığa getirin. Tavayı aşırı doldurmayın.</p>

<p>9. Mücverleri orta ateşte, her yüzünü yaklaşık 2–3 dakika pişirin. Alt yüzey iyice kızarmadan çevirmeyin.</p>

<p>10. İki yüzü de altın rengini alan mücverleri delikli spatulayla tavadan çıkarın. Fazla yağını bırakması için tel ızgara üzerine veya kâğıt havlu serilmiş tabağa alın.</p>

<p>11. Kalan harcı aynı şekilde pişirin. Tavadaki yağ çok ısınırsa ateşi düşürün; eksilirse az miktarda yağ ekleyerek yeniden ısınmasını bekleyin.</p>

<p>KABAK MÜCVERİN PÜF NOKTALARI</p>

<p>- Kabağın suyunu iyice sıkın. Islak kalan kabak, harcı sulandırır ve mücverin tavada dağılmasına neden olabilir.<br />
- Unu tek seferde eklemeyin. Kabağın büyüklüğüne ve kalan nemine göre 10–20 g daha az veya fazla un gerekebilir.<br />
- Harcı hazırladıktan sonra uzun süre bekletmeyin. Kabak bekledikçe yeniden su bırakır.<br />
- Yağ yeterince ısınmadan mücverleri tavaya koymak, hamurun daha fazla yağ çekmesine yol açar.<br />
- Yağın aşırı kızgın olması dış yüzeyi hızla yakarken iç kısmın hamur kalmasına neden olabilir. Orta ateş daha dengeli sonuç verir.<br />
- Mücverleri tavada kalın bırakmayın. Yaklaşık 1 cm kalınlık, içinin de pişmesini kolaylaştırır.<br />
- İlk yüzey sabitlenmeden mücveri çevirmeyin. Erken müdahale parçalanmasına yol açabilir.<br />
- Tavayı kalabalıklaştırmayın. Çok sayıda mücver yağın sıcaklığını düşürür ve çıtırlaşmayı azaltır.</p>

<p>MALZEME İKAMELERİ</p>

<p>Beyaz peynir yerine lor peyniri kullanılabilir. Lor daha az tuzlu ve kuruysa harca 1 yemek kaşığı yoğurt eklemek gerekebilir.</p>

<p>Dereotu sevilmiyorsa miktarı azaltılabilir veya yalnızca maydanoz kullanılabilir. Taze otların tamamen çıkarılması mücverin aromasını belirgin biçimde değiştirir.</p>

<p>Unun bir bölümü mısır unuyla değiştirilebilir. Yaklaşık 30 g mısır unu kullanılması dış yüzeyi daha gevrek yapabilir; tamamının mısır unuyla değiştirilmesi ise dokuyu kırılganlaştırabilir.</p>

<p>FIRINDA PİŞİRME SEÇENEĞİ</p>

<p>Daha az yağ kullanılan bir yöntem için fırını alt-üst ayarda 200 dereceye ısıtın. Yağlı kâğıt serilmiş tepsiyi hafifçe yağlayın.</p>

<p>Harcı tepsiye küçük ve ince porsiyonlar hâlinde yerleştirin. Üzerlerine fırçayla az miktarda yağ sürün. Yaklaşık 20–25 dakika pişirin; sürenin ortasında mücverleri dikkatlice çevirin.</p>

<p>Fırında hazırlanan mücver, tavada kızartılan kadar çıtır olmayabilir. Daha iyi kızarması için son birkaç dakika kontrollü olarak fan veya ızgara ayarı kullanılabilir.</p>

<p>SERVİS ÖNERİSİ</p>

<p>Kabak mücver sıcak veya ılık servis edilebilir. Yanında sarımsaklı yoğurt, süzme yoğurt ya da limonlu sade yoğurt sunulabilir.</p>

<p>Taze domates, salatalık ve yeşilliklerle hafif bir öğüne dönüştürülebilir. Yoğurtlu sos, mücverlerin üzerine önceden dökülmemeli; çıtırlığın korunması için ayrı servis edilmelidir.</p>

<p>SAKLAMA VE YENİDEN ISITMA</p>

<p>Pişen mücverler oda sıcaklığında uzun süre bırakılmamalıdır. İlk sıcaklıkları geçtikten sonra kapalı bir kaba alınarak buzdolabında en fazla 2 gün saklanabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeniden ısıtmak için mücverleri 180 derece fırında 7–10 dakika veya yağ eklemeden tavada birkaç dakika ısıtın. Mikrodalga fırın dokuyu yumuşatabilir.</p>

<p>Pişmiş mücverler aralarına pişirme kâğıdı yerleştirilerek dondurulabilir. Bir ay içinde tüketilmesi ve buzdolabında çözdürüldükten sonra fırında ısıtılması önerilir.</p>

<p>Çiğ mücver harcı saklamaya uygun değildir. Kabak bekledikçe su bırakır; çiğ yumurta içeren harç gıda güvenliği açısından geciktirilmeden pişirilmelidir.</p>

<p>SIK YAPILAN HATALAR</p>

<p>Mücverin dağılması: Kabağın suyunun sıkılmaması, yumurtanın az veya harcın fazla sulu olması parçalanmaya yol açabilir.</p>

<p>Fazla yağ çekmesi: Yağın yeterince ısınmaması veya tavaya aynı anda çok sayıda mücver konulması sıcaklığı düşürebilir.</p>

<p>İçinin hamur kalması: Mücverlerin çok kalın hazırlanması veya aşırı yüksek ateşte pişirilmesi dışını hızla kızartırken içini çiğ bırakabilir.</p>

<p>Mücverin sertleşmesi: Harcı toparlamak amacıyla gereğinden fazla un eklenmesi sebze dokusunu ve yumuşaklığı azaltabilir. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kabak-mucver-nasil-yapilir-yag-cekmeyen-ve-dagilmayan-tarif</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 09:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9068.jpeg" type="image/jpeg" length="53359"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bakü’de Yüzlerce Tıp Yazmasının Sakladığı Sırlar: Yüzyıllardır Korunan Şifa Hafızası]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/bakude-yuzlerce-tip-yazmasinin-sakladigi-sirlar-yuzyillardir-korunan-sifa-hafizasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/bakude-yuzlerce-tip-yazmasinin-sakladigi-sirlar-yuzyillardir-korunan-sifa-hafizasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İbn Sina’nın 1143 tarihli Kanun nüshasından Zehravi’nin yaklaşık 200 cerrahi alet çizimine kadar Bakü’de korunan eserler, Orta Çağ tıbbının ilaç ve cerrahi anlayışını bugüne taşıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bir kitabın yaklaşık dokuz yüzyıl boyunca savaşlardan, göçlerden ve siyasi dönüşümlerden kurtulup günümüze ulaşması başlı başına olağanüstü. Hele o kitap, hekimlerin hastalıkları nasıl tanımladığını, hangi maddeleri ilaç olarak kullandığını ve cerrahların hangi aletlerden yararlandığını anlatıyorsa artık yalnızca eski bir eser değil, tıp tarihinin yaşayan tanıklarından biridir.<br />
Bakü’deki Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Muhammed Fuzuli Yazmalar Enstitüsünün koleksiyonu tam da böyle bir hafızayı barındırıyor.<br />
UNESCO adaylık dosyasına göre koleksiyonda 363 eski tıp yazması bulunuyordu. Bunların 222’si Farsça, 71’i Türkçe ve 70’i Arapça olarak kaydedilmişti.<br />
Bu dağılım, Bakü’de yalnızca Azerbaycan tıp tarihine değil, geniş bir Türk-İslam ve Orta Çağ tıp geleneğine ait büyük bir yazılı mirasın korunduğunu gösteriyor.<br />
1143 tarihli İbn Sina nüshası<br />
Koleksiyonun en dikkat çekici eserlerinden biri, İbn Sina’nın El-Kanun fi’t-Tıbb adlı eserinin ikinci kitabına ait bir yazma.<br />
Bu nüsha 1143 yılında Bağdat’ta kopyalandı.<br />
İbn Sina’nın ölümünden yaklaşık bir yüzyıl sonra hazırlanan eser, Kanun’un günümüze ulaşan erken tarihli nüshalarından biri olarak değerlendiriliyor.<br />
Kanun’un bu bölümü özellikle ilaç bilgisiyle ilgiliydi. Bitkisel, mineral ve hayvansal kökenli maddelerin özellikleri ve tıbbi kullanımları sistematik biçimde ele alınıyordu.<br />
Bugünkü gözle bakıldığında bu yazma yalnızca eski bir tıp kitabı değil; Orta Çağ’da ilaç bilgisinin nasıl sınıflandırıldığını ve hekimlik bilgisinin nasıl aktarıldığını gösteren tarihsel bir belge.<br />
UNESCO adaylık dosyasına göre Kanun’un ikinci kitabının Özbekçe ve Rusça çevirileri hazırlanırken Bakü’deki bu nüshadan önemli ölçüde yararlanıldı.<br />
Böylece yaklaşık dokuz yüzyıllık bir el yazması, yalnızca korunmuş tarihî bir obje olarak kalmadı; modern dönem bilim tarihi ve çeviri çalışmalarına da doğrudan kaynaklık etti.<br />
Zehravi’nin cerrahi dünyası da Bakü’de<br />
Bakü’de korunan dikkat çekici eserlerden biri de cerrahi tarihinin önemli isimlerinden Ebu’l-Kasım el-Zehravi’nin eserine ait eski bir nüsha.<br />
Batı dünyasında Abulcasis olarak bilinen Zehravi, 10. ve 11. yüzyılların en etkili cerrahlarından biri kabul ediliyor.<br />
Bakü’de bulunan nüsha 13. yüzyıla tarihleniyor ve cerrahi uygulamalara ilişkin metinlerin yanı sıra yaklaşık 200 cerrahi alet çizimi içeriyor.<br />
Bu çizimlerde kullanılan aletlerin biçimleri gösteriliyor; bazı bölümlerde ise hangi işlemlerde nasıl kullanılacakları açıklanıyor.<br />
Bugün cerrahi eğitimin vazgeçilmez unsurlarından biri olan teknik çizimlerin, yüzyıllar önce de bilgi aktarımında kullanıldığını görmek mümkün.<br />
Bu nedenle yazma yalnızca cerrahi tarihinin değil, tıp eğitiminin tarihinin de önemli belgelerinden biri.<br />
Çok nadir bir farmakoloji yazması<br />
Koleksiyonda tanınmış hekimlerin eserlerinin yanında daha az bilinen fakat tarihsel açıdan son derece kıymetli yazmalar da bulunuyor.<br />
Bunlardan biri Rustam Cürcani’ye atfedilen Zahire-i Nizamşahi adlı eser.<br />
UNESCO adaylık dosyasında bu yazmanın son derece nadir olduğu ve dosyanın hazırlandığı dönemde başka bir nüshasının bilinmediği belirtiliyordu.<br />
yüzyılda kopyalandığı belirtilen eserde şifalı bitkiler, hayvansal maddeler, mineraller ve çeşitli bileşik ilaçlar ele alınıyor.<br />
Bu tür yazmaların önemi tam da burada ortaya çıkıyor.<br />
Bir eser kaybolduğunda yalnızca fiziksel bir kitap kaybolmuş olmuyor. Bazen bir dönemin tıbbi terminolojisi, ilaç bilgisi, tedavi anlayışı ve hangi maddelerin hangi hastalıklarla ilişkilendirildiğine dair bilgiler de kaybolabiliyor.<br />
Neden Türkçe, Arapça ve Farsça?<br />
Bugünün ulusal sınırları üzerinden bakıldığında üç farklı dildeki eserlerin aynı koleksiyonda bulunması şaşırtıcı gelebilir.<br />
Orta Çağ bilim dünyası ise bugünkü sınırlarla işlemiyordu.<br />
Arapça uzun süre geniş bir coğrafyada bilim dili olarak kullanıldı. Farsça, tıp ve özellikle farmakoloji literatüründe önemli bir yer tuttu. Türkçe tıp metinleri de zamanla giderek büyüyen ayrı bir gelenek oluşturdu.<br />
Hekimler yalnızca yeni eserler yazmıyor; önceki metinleri kopyalıyor, çeviriyor, açıklamalar ekliyor ve başka coğrafyalara taşıyordu.<br />
Bu yüzden Bakü’deki koleksiyon, yalnız Azerbaycan’da yazılmış kitaplardan oluşan kapalı bir arşiv değil.<br />
Daha doğru ifade etmek gerekirse bu koleksiyon, Bağdat’tan Kafkasya’ya, İran’dan Anadolu’ya ve Orta Asya’ya uzanan geniş bir bilim dolaşımının izlerini taşıyor.<br />
Eski tıp kitaplarında neler vardı?<br />
Bu yazmalar yalnız hastalık isimlerinin sıralandığı eserler değildi.<br />
Bazılarında hastalıkların tanımları, bazılarında ilaçların özellikleri, bazılarında bitkiler ve mineraller, bazılarında ise cerrahi teknikler ve aletler anlatılıyordu.<br />
Farmakoloji, bu metinlerin önemli alanlarından biriydi.<br />
Hekimler bitkisel, hayvansal ve mineral kökenli maddeleri sınıflandırıyor, bunları çeşitli hastalıklarla ilişkilendiriyor ve bileşik ilaç tarifleri kaydediyordu.<br />
Ancak burada modern okuyucu açısından çok önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.<br />
Bu eserlerde yer alan tedavi veya ilaç tariflerinin tarihsel değeri çok yüksek olsa da bunların günümüzde etkili veya güvenli olduğu anlamına gelmez.<br />
Bazı maddeler daha sonra modern farmakolojinin ilgi alanına girmiş olabilir. Bazıları etkisiz, bazıları ise zararlı olabilir.<br />
Dolayısıyla bu yazmalar günümüz için bir tedavi rehberi değil, tıbbın bilgi üretme ve aktarma serüveninin belgeleridir.<br />
Üç önemli yazma UNESCO kaydına girdi<br />
Bakü’deki tıp yazmalarının uluslararası önemini gösteren en önemli gelişmelerden biri 2005 yılında yaşandı.<br />
İbn Sina’nın El-Kanun fi’t-Tıbb nüshası, Zehravi’nin cerrahi eserine ait yazma ve Rustam Cürcani’ye atfedilen Zahire-i Nizamşahi, “Orta Çağ Tıp ve Eczacılık Yazmaları” başlığı altında UNESCO’nun Dünya Belleği Programı kapsamında kayda alındı.<br />
Bu kayıt, eserlerin yalnız Azerbaycan için değil, dünya bilim tarihi açısından da önem taşıdığını gösteriyor.<br />
Değerlendirmelerde yazmaların yaşı kadar nadirliği, içerdiği tıp ve eczacılık bilgileri ve bilginin farklı kültürler arasında aktarılmasına yaptığı katkı da öne çıkıyor.<br />
Asıl hazine kitapların yaşı değil<br />
Bakü’de korunan yüzlerce tıp yazmasına yalnızca “eski kitaplar” olarak bakmak, hikâyenin önemli bir bölümünü kaçırmak anlamına geliyor.<br />
Bu sayfalarda bir hekimin hangi bitkiyi neden kaydettiğini, bir cerrahın kullanacağı aleti nasıl çizdiğini ve tıbbi bilginin yüzyıllar boyunca nasıl korunduğunu görmek mümkün.<br />
İbn Sina’nın 1143’te Bağdat’ta kopyalanan eserinin yüzyıllar sonra Bakü’de korunuyor olması bile bilginin coğrafyalar arasındaki yolculuğunu tek başına anlatmaya yetiyor.<br />
Bir zamanlar bir hekimin çalışma masasında bulunan kitap, yüzyıllar sonra insanlığın ortak bilim mirasının parçasına dönüşebiliyor.<br />
Bakü’deki koleksiyonun asıl değeri de belki tam burada yatıyor:<br />
Korunan yalnızca kâğıt ve mürekkep değil; insanların hastalığı anlama, acıyı azaltma ve tıbbi bilgiyi bir sonraki kuşağa aktarma çabası.<br />
6. KAYNAKLAR<br />
Farid Alakbarli – Azerbaijan: Medieval Manuscripts. History of Medicine. Medicinal Plants – Nurlan Press – Baku – 2006.<br />
UNESCO Memory of the World Register – Medieval Manuscripts on Medicine and Pharmacy – Azerbaijan – Registration Year: 2005.<br />
Azerbaycan Millî İlimler Akademisi – “Catalog of Manuscripts on Medicine” is ready for printing – 13 Ağustos 2018.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/bakude-yuzlerce-tip-yazmasinin-sakladigi-sirlar-yuzyillardir-korunan-sifa-hafizasi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 08:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/baku-tip-yazmalari-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="48095"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“Beyin Yiyen Amip” Nasıl Bulaşıyor? Naegleria Hakkında Bilinmesi Gerekenler]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/beyin-yiyen-amip-nasil-bulasiyor-naegleria-hakkinda-bilinmesi-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/beyin-yiyen-amip-nasil-bulasiyor-naegleria-hakkinda-bilinmesi-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Naegleria fowleri sıcak tatlı sularda çok nadir görülen ciddi bir enfeksiyona yol açabiliyor. Peki suyu yutmak riskli mi, denizde görülür mü ve burundan su girmesi neden önemli?]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yazın göle girerken su yutmak çoğu kişinin ilk aklına gelen endişelerden biri. Naegleria fowleri söz konusu olduğunda ise kritik nokta farklı: Mikroorganizmanın hastalığa yol açabilmesi için suyun ağızdan değil, burundan girmesi gerekiyor.<br />
Kamuoyunda “beyin yiyen amip” olarak bilinen Naegleria fowleri, özellikle sıcak tatlı sularda yaşayabilen tek hücreli bir mikroorganizma. Son derece nadir görülmesine rağmen yol açabildiği beyin enfeksiyonunun çok ağır seyretmesi nedeniyle zaman zaman dünya gündemine geliyor.<br />
Konu Ağustos 2026’da ABD’nin Louisiana eyaletinde doğrulanan bir enfeksiyonun ardından yeniden gündeme taşındı. Eyalet sağlık yetkilileri, enfeksiyonun büyük olasılıkla Lake Claiborne adlı gölde yüzmeyle ilişkili olduğunu bildirdi. Vakanın daha sonra ağır sonuçlanması, Naegleria fowleri konusunda uluslararası ilgiyi yeniden artırdı.<br />
Ancak bu gelişme, gölde veya tatlı suda yüzen herkesin önemli bir enfeksiyon tehlikesi altında olduğu anlamına gelmiyor. Hastalık son derece nadir görülüyor.<br />
Naegleria fowleri nedir?<br />
Naegleria fowleri, toprakta ve sıcak tatlı sularda doğal olarak bulunabilen serbest yaşayan mikroskobik bir amiptir.<br />
Göller, nehirler, göletler ve sıcak su kaynakları yaşayabildiği ortamların başında geliyor. Özellikle su sıcaklığının yükseldiği yaz aylarında mikroorganizma için daha elverişli koşullar oluşabiliyor.<br />
Mikroorganizma insan vücuduna burundan girip sinir yolları boyunca beyne ulaştığında primer amibik meningoensefalit, kısaca PAM adı verilen çok nadir fakat ağır bir enfeksiyona yol açabiliyor.<br />
“Beyin yiyen amip” ifadesi bilimsel bir hastalık adı değil. Naegleria fowleri'nin beyin dokusunda ağır hasara yol açabilmesi nedeniyle medyada ve günlük dilde kullanılan bir tanımlama.<br />
Suyu içmek Naegleria enfeksiyonuna yol açıyor mu?<br />
En önemli yanlış anlaşılmalardan biri burada ortaya çıkıyor.<br />
Naegleria fowleri içeren suyu yutmak, bilinen bulaşma mekanizmasına göre PAM enfeksiyonuna neden olmuyor.<br />
Enfeksiyon, mikroorganizmayı taşıyan suyun burundan girmesi ve burun boşluğundan beyne doğru ilerlemesiyle meydana geliyor.<br />
Bu nedenle suyun buruna kuvvetle girebildiği dalma veya suya atlama gibi aktivitelerde burundan su girişini azaltmaya yönelik önlemler öneriliyor.<br />
Hastalık insandan insana da bulaşmıyor.<br />
Denizde Naegleria olur mu?<br />
Naegleria fowleri esas olarak sıcak tatlı suyla ilişkili bir mikroorganizma.<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi, Amerika Birleşik Devletleri'nde tuzlu suda yüzmeyle bağlantılı doğrulanmış PAM vakası bildirilmediğini belirtiyor.<br />
Bu nedenle denizde yüzmek ile sıcak tatlı suda yüzmek Naegleria açısından aynı şekilde değerlendirilmemeli.<br />
Havuzda yüzmek tehlikeli mi?<br />
Uygun şekilde bakımı yapılan ve yeterli düzeyde dezenfekte edilen yüzme havuzları doğal tatlı su kaynaklarıyla aynı risk çerçevesinde değerlendirilmemeli.<br />
Naegleria enfeksiyonları çok nadiren yetersiz klorlanan veya uygun şekilde bakımı yapılmayan bazı rekreasyonel su ortamlarıyla ilişkilendirildi.<br />
Burada önemli olan “havuz” kelimesinin kendisinden çok, suyun uygun biçimde dezenfekte edilip edilmediği.<br />
Düzenli olarak bakımı ve dezenfeksiyonu yapılan havuzlarda yüzmek, doğal sıcak tatlı sulardaki maruziyetle aynı anlama gelmiyor.<br />
Hastalık ne kadar nadir?<br />
Bu nokta gerçek riski anlamak açısından kritik.<br />
Louisiana sağlık yetkililerinin Ağustos 2026’da aktardığı verilere göre ABD’de 1937-2025 arasında yaklaşık 180 doğrulanmış enfeksiyon bildirildi.<br />
Başka bir ifadeyle Naegleria fowleri enfeksiyonu, ciddi sonuçları olabilmesine rağmen nüfus düzeyinde son derece nadir görülen bir hastalık.<br />
Vakaların sıcak aylarda daha fazla görülmesi, yüksek su sıcaklıkları ve yaz döneminde artan tatlı su aktiviteleriyle uyumlu.<br />
Bu nedenle tek tek vakalardan hareketle “göller tehlikeli hale geldi” veya “tatlı suda yüzmek ciddi enfeksiyon riski taşıyor” sonucuna ulaşmak bilimsel olarak doğru değil.<br />
Belirtiler ne zaman ve nasıl başlıyor?<br />
PAM'ın erken belirtileri başka menenjit türlerine benzeyebiliyor.<br />
İlk belirtiler arasında baş ağrısı, ateş, bulantı ve kusma bulunuyor.<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezine göre ilk belirtiler çoğunlukla maruziyetten yaklaşık beş gün sonra ortaya çıkıyor; ancak bu süre bir ila 12 gün arasında değişebiliyor.<br />
Hastalık ilerlediğinde boyun sertliği, bilinç bulanıklığı, çevreye karşı dikkatin azalması, denge sorunları ve nöbetler ortaya çıkabiliyor. Hastalık belirtiler başladıktan sonra hızlı ilerleyebiliyor.<br />
Ancak önemli bir ayrım gerekiyor: Baş ağrısı, ateş, bulantı veya boyun ağrısı toplumda son derece sık görülen ve çok sayıda farklı nedene bağlı olabilen belirtiler.<br />
Bu belirtilerden birinin bulunması tek başına Naegleria enfeksiyonu anlamına gelmez.<br />
Yakın zamanda sıcak tatlı suda yüzme veya burundan su girmesi öyküsünün ardından özellikle şiddetli baş ağrısı, ateş, kusma, boyun sertliği, bilinç değişikliği ya da nörolojik belirtilerin hızla gelişmesi acil tıbbi değerlendirme gerektirir.<br />
Burundan su girmesini azaltmak riski düşürebilir mi?<br />
Naegleria doğal tatlı su ortamlarından tamamen ortadan kaldırılamadığı için korunmanın odağı suyun burundan girişini azaltmak.<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezinin önerileri arasında sıcak tatlı sularda suya atlarken veya dalarken burnu kapatmak ya da burun klipsi kullanmak bulunuyor.<br />
Sığ ve sıcak bölgelerde dipteki tortuyu karıştırmamak da öneriliyor. Bunun nedeni mikroorganizmanın göl ve nehir tabanındaki tortuda bulunabilmesi.<br />
Doğal sıcak su kaynaklarında ise başın suyun üzerinde tutulması öneriliyor.<br />
Bunlar riski azaltmaya yönelik önlemler. Hiçbir önlem doğal bir su ortamının tamamen Naegleria içermediğini garanti edemez.<br />
Burun yıkarken hangi su kullanılmalı?<br />
Naegleria yalnızca yüzmeyle gündeme gelmiyor.<br />
Geçmişte burun veya sinüslerin uygun olmayan suyla yıkanmasıyla ilişkili çok nadir enfeksiyonlar da bildirildi.<br />
Bu nedenle burun veya sinüs yıkamada kullanılan su konusunda ayrı bir güvenlik kuralı bulunuyor.<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi bu amaçla distile veya steril su kullanılmasını; musluk suyu kullanılacaksa uygun şekilde kaynatılıp soğutulmasını öneriyor.<br />
Burada günlük su içmekle burun yıkamak arasındaki fark önemli. Sorun suyun mideye ulaşması değil, Naegleria içeren suyun doğrudan burun boşluğuna girmesi.<br />
Her sıcak günde göle girmekten kaçınmak mı gerekiyor?<br />
Hayır. Eldeki veriler böyle bir genellemeyi desteklemiyor.<br />
Naegleria fowleri doğada bulunabilen bir mikroorganizma olmasına rağmen insan enfeksiyonları olağanüstü seyrek.<br />
Bununla birlikte sıcaklığın yüksek olduğu dönemlerde, özellikle suyun buruna kuvvetle girmesine neden olabilecek aktivitelerde basit önlemler almak riski azaltmaya yönelik makul bir yaklaşım.<br />
En doğru mesaj, tatlı sulardan korkmak değil; bulaşma yolunu bilmek ve burundan su girişini mümkün olduğunca azaltmak.<br />
Naegleria fowleri'nin yol açabildiği enfeksiyon çok ciddi olsa da toplum açısından gerçek riskin son derece düşük olduğu bilgisi, korunma önerileri kadar önemli.<br />
6. KAYNAKLAR<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi – Naegleria fowleri Infections – Güncelleme: 21 Temmuz 2025.<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi – Preventing Brain Infection When Swimming – Güncelleme: 16 Temmuz 2025.<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi – Signs and Symptoms of Naegleria fowleri Infection – Güncel klinik bilgilendirme.<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi – How to Safely Rinse Sinuses – Güncelleme: 16 Temmuz 2025.<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi – Clinical Features of Naegleria fowleri Infection – Güncel klinik bilgilendirme.<br />
Louisiana Department of Health – Naegleria fowleri Infection Health Alert – 19 Ağustos 2026.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/beyin-yiyen-amip-nasil-bulasiyor-naegleria-hakkinda-bilinmesi-gerekenler</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 07:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/naegleria-haber-gorseli-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="82154"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beyin Yaşlanırken Sadece Nöronlar mı Etkileniyor? Yeni Araştırma Oligodendrositleri İşaret Etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/beyin-yaslanirken-sadece-noronlar-mi-etkileniyor-yeni-arastirma-oligodendrositleri-isaret-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/beyin-yaslanirken-sadece-noronlar-mi-etkileniyor-yeni-arastirma-oligodendrositleri-isaret-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nature Medicine’de yayımlanan çalışma, yaşla ilişkili bilişsel gerilemenin yalnız nöronlarla açıklanamayabileceğini gösterdi. Bulgular, beynin miyelin üreten oligodendrosit hücrelerine dikkat çekiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yaş ilerledikçe bir ismi hatırlamanın daha uzun sürmesi, düşünme hızının yavaşlaması veya yeni bilgileri öğrenmenin eskisi kadar kolay gelmemesi çoğu zaman doğrudan “nöronların yaşlanmasıyla” açıklanıyor. Oysa beynin çalışması yalnız nöronlara bağlı değil.<br />
Nature Medicine’de yayımlanan yeni çalışma, uzun yıllardır daha çok nöronlara destek veren hücreler olarak bilinen oligodendrositlerin de yaşla ilişkili bilişsel gerilemede rol oynayabileceğine işaret ediyor.<br />
Araştırmanın dikkat çekici yanı, bazı kişilerde daha belirgin bilişsel gerilemeyle birlikte oligodendrosit sayısının azalması değil, tersine işlevsel olarak değişmiş oligodendrositlerin daha fazla görülmesi.<br />
Bu sonuç, “beyinde ne kadar çok destek hücresi varsa o kadar iyi” şeklindeki basit düşüncenin her zaman geçerli olmayabileceğini düşündürüyor.<br />
Oligodendrosit nedir, beyinde ne işe yarar?<br />
Oligodendrositler merkezi sinir sisteminde bulunan bir tür destek hücresi.<br />
En önemli görevlerinden biri, sinir hücrelerinin uzun uzantıları olan aksonların çevresini miyelin adı verilen yalıtıcı bir tabakayla kaplamak.<br />
Bir elektrik kablosunun çevresindeki koruyucu kaplama gibi düşünülebilecek miyelin, sinirsel mesajların hızlı ve düzenli biçimde iletilmesine yardımcı oluyor. Oligodendrositler aynı zamanda sinir liflerine metabolik destek de sağlıyor.<br />
Miyelinin yapısı ve oligodendrositlerin işlevi öğrenme, beyin bağlantılarının uyumu ve bilişsel performans açısından önem taşıyor.<br />
Yeni araştırma ise yaşlanan beyinde bu sistemdeki değişimlerin yalnızca “miyelin azalması” şeklinde açıklanamayabileceğini düşündürüyor.<br />
Araştırmacılar onlarca yıllık bilişsel verileri kullandı<br />
Çalışmada İskoçya’daki Lothian Birth Cohort 1936 adlı uzun dönem araştırmasının verilerinden yararlanıldı.<br />
Bu gruptaki kişiler 11 yaşındayken bilişsel testlere girmiş, daha sonra 70 yaşında yeniden değerlendirilmiş ve 82 yaşına kadar yaklaşık üç yıllık aralıklarla çeşitli bilişsel testlerle takip edilmişti.<br />
Toplam 1.017 kişinin verileri araştırma altyapısında yer aldı. Bunlardan 866’sında 70 yaşından sonraki bilişsel değişimin seyri hesaplanabildi.<br />
Testlerde hafıza, işlem hızı ve görsel-uzamsal beceriler gibi farklı bilişsel alanlar değerlendirildi.<br />
Ancak önemli bir ayrıntı var: Çalışmanın beyin dokusu analizleri 1.000’den fazla kişinin tamamında yapılmadı. Ölüm sonrası beyin dokusuna ulaşılabilen çok daha küçük alt gruplar kullanıldı.<br />
Kompakt miyelinle ilgili bazı analizler 21 kişinin, elektron mikroskobuyla yapılan incelemelerin bir bölümü 15 kişinin, akson çapı ve miyelin kalınlığına ilişkin kritik değerlendirmeler ise 13 kişinin beyin dokusuna dayanıyordu. Tek çekirdek RNA dizilemesi de 14 kişinin dokusunda gerçekleştirildi.<br />
Bu nedenle geniş bilişsel takip grubuyla küçük beyin dokusu örneklemlerini birbirinden ayırmak, sonuçları doğru yorumlamak açısından önemli.<br />
Bilişsel gerilemesi daha fazla olanlarda ne bulundu?<br />
Araştırmacılar beynin iki yarım küresi arasındaki bağlantının önemli bir parçası olan korpus kallozum adlı beyaz cevher bölgesini inceledi.<br />
Bilişsel gerilemesi daha belirgin kişilerde miyelinli sinir liflerinin yapısında farklılıklar saptandı.<br />
Aksonların ortalama çapının daha küçük olduğu, büyük çaplı bazı aksonların çevresindeki miyelin tabakasının ise görece daha kalın olduğu görüldü. Ayrıca dejenerasyonla uyumlu bazı akson profilleri daha sık gözlendi.<br />
Özellikle miyelin kalınlığı ile akson çapı arasındaki bu değerlendirmelerin küçük, yaklaşık 13 kişilik doku alt grubuna dayandığı unutulmamalı.<br />
Buradaki önemli nokta şu: Daha kalın miyelin otomatik olarak daha sağlıklı miyelin anlamına gelmiyor.<br />
Miyelinin kalınlığının sinir lifinin çapıyla uyumlu olması gerekiyor. Bu dengenin bozulmasının sinirsel iletimin verimliliğiyle ilişkili olabileceği düşünülüyor.<br />
Asıl sürpriz oligodendrositlerdeydi<br />
Araştırmacılar daha belirgin bilişsel gerilemeyle birlikte oligodendrositlerin azalacağını düşünebilirdi.<br />
Ancak incelenen dokularda bunun tersi yönde bir ilişki görüldü.<br />
Daha belirgin bilişsel gerileme gösteren kişilerin beyaz cevher örneklerinde oligodendrosit yoğunluğu daha yüksekti.<br />
Bu hücrelerin yalnız sayısı değil, moleküler özellikleri de farklıydı.<br />
Tek çekirdek RNA dizilemesiyle 14 kişiden elde edilen 45 binden fazla hücre çekirdeği incelendi. Bazı oligodendrosit alt gruplarında hücresel stres, mitokondri işlevleri, yağ metabolizması ve hücresel temizlik mekanizmalarıyla ilişkili genlerde değişiklikler görüldü.<br />
Araştırmacıların özellikle üzerinde durduğu noktalardan biri NRF2 adı verilen hücresel savunma sistemiyle ilişkili değişikliklerdi.<br />
NRF2 neden önemli?<br />
NRF2, hücrelerin oksidatif stres ve diğer zararlı etkiler karşısında kendilerini korumasına yardımcı olan çok sayıda genin çalışmasını düzenleyen bir protein.<br />
Araştırmada daha belirgin bilişsel gerileme yaşayan kişilerin oligodendrositlerinde NRF2 ekspresyonunun daha düşük olduğuna ilişkin bulgular elde edildi.<br />
Bunun yalnızca bilişsel gerilemeye eşlik eden bir işaret olup olmadığını anlamak isteyen araştırmacılar sonraki aşamada fare modeline geçti.<br />
Oligodendrositlerinde NRF2 işlevi özel olarak azaltılan yaşlı farelerde öğrenmeyle ilişkili bazı performansların daha sınırlı olduğu ve insan beyin dokusunda görülen bazı miyelin-akson değişikliklerine benzer bulguların ortaya çıktığı gözlendi.<br />
Bu deneyler, oligodendrositlerde NRF2 ile ilişkili bozuklukların bilişsel yaşlanma sürecine katkıda bulunabileceği düşüncesini destekliyor.<br />
Ancak farelerde gösterilen mekanizma, insanlarda aynı neden-sonuç ilişkisinin kesin olarak kanıtlandığı anlamına gelmiyor.<br />
Bu çalışma Alzheimer hastalığını mı açıklıyor?<br />
Hayır.<br />
Araştırma Alzheimer hastalığının yeni nedenini bulmuş değil.<br />
Bilim insanları analizlerde Alzheimer hastalığıyla ilişkili patolojik değişiklikleri ve küçük damar hastalığını da dikkate aldı. Oligodendrosit ve NRF2 ile ilişkili bulguların yalnızca bu patolojilerle açıklanamayabileceği görüldü.<br />
Bu nedenle çalışma daha geniş bir kavrama, yani yaşla birlikte kişiler arasında farklı düzeylerde ortaya çıkabilen bilişsel gerilemeye odaklanıyor.<br />
Unutkanlık yaşayan herkesin oligodendrositlerinde aynı değişikliklerin bulunduğu da söylenemez.<br />
“NRF2’yi artırmak hafızayı korur” sonucu çıkarılabilir mi?<br />
Henüz hayır.<br />
Çalışmanın araştırmacıları NRF2 yolunu gelecekte daha ayrıntılı incelenebilecek olası bir biyolojik hedef olarak değerlendiriyor. Ancak bu, insanlarda NRF2’yi artıran herhangi bir ilaç veya takviyenin bilişsel gerilemeyi önlediğinin gösterildiği anlamına gelmiyor.<br />
Araştırmada insanlara yönelik bir tedavi uygulanmadı.<br />
Bu nedenle sonuçlardan hareketle antioksidan, takviye veya herhangi bir ilacı “beyin yaşlanmasına karşı” kullanmak için bilimsel dayanak oluşmuş değil.<br />
Çalışmanın en önemli sınırlılıkları neler?<br />
Araştırmanın en güçlü yanı, bilişsel özellikleri uzun yıllar boyunca izlenmiş benzersiz bir insan grubunun verilerini ölüm sonrası beyin dokusu incelemeleriyle birleştirmesi.<br />
Ancak doku analizlerindeki kişi sayıları küçük.<br />
Bazı temel sonuçlar 13–21 kişinin beyin dokusuna dayanırken, tek hücre düzeyindeki moleküler analizler yalnız 14 kişide gerçekleştirildi.<br />
Bu nedenle sonuçların daha geniş ve farklı topluluklardan elde edilen beyin dokularında tekrarlanması gerekiyor.<br />
Ayrıca çalışma beynin tamamını değil, özellikle korpus kallozumdaki beyaz cevheri inceledi.<br />
Fare deneyleri mekanizmaya ilişkin önemli ipuçları sağlasa da insan beyninin yaşlanmasını bütün karmaşıklığıyla temsil etmiyor.<br />
Araştırmacıların bildirdiği çıkar çatışmalarında bazı yazarların son yıllarda çeşitli ilaç ve biyoteknoloji şirketlerinden danışmanlık, bilimsel konuşma veya ortak araştırma kapsamında ödeme aldığı belirtiliyor. Çalışmanın ana finansmanı ise kamu, üniversite, vakıf ve araştırma kuruluşlarından sağlandı; fon veren kuruluşların araştırmanın tasarımı, veri analizi veya yayın kararında rol almadığı bildirildi.<br />
Peki bu araştırma bize ne söylüyor?<br />
Beyin yaşlanmasını yalnızca “nöron kaybı” üzerinden düşünmek giderek yetersiz kalıyor.<br />
Nöronların çevresindeki hücreler, beyin damarları, bağışıklık sistemi, beyaz cevher ve miyelin yapısı da düşünme ve bilişsel performansın yaşla nasıl değiştiğiyle ilişkili olabilir.<br />
Yeni çalışma oligodendrositleri bu tablonun daha görünür bir parçası haline getiriyor.<br />
Henüz günlük yaşamda kullanılabilecek yeni bir test veya tedavi ortaya çıkmış değil. Araştırma ayrıca belirli bir yaşam tarzı davranışının oligodendrositleri koruduğunu veya bilişsel gerilemeyi önlediğini göstermedi.<br />
Bu nedenle okuyucu açısından çıkarılabilecek mesaj yeni bir “beyin gençleştirme yöntemi” değil.<br />
Bilimsel açıdan asıl yenilik, sağlıklı beyin yaşlanmasını anlamaya yönelik araştırmaların yalnızca nöronlara değil, sinir liflerini saran ve onların çalışmasını destekleyen hücrelere de daha fazla yönelmesi gerektiğini düşündürmesi.<br />
Bazen beynin yaşlanma hikâyesini anlamak için yalnız sinir hücresine değil, o sinir hücresinin “kablosunu” koruyan hücrelere de bakmak gerekiyor.<br />
6. KAYNAKLAR<br />
Nature Medicine – Oligodendrocyte dysfunction in human age-related cognitive decline – Craig GA, Merour E, Seeker LA ve çalışma grubu – 2026 – DOI: 10.1038/s41591-026-04608-y<br />
Nature Reviews Neurology – Adaptive and maladaptive myelination in health and disease – Knowles JK, Batra A, Xu H, Monje M – 2022 – DOI: 10.1038/s41582-022-00737-3<br />
Cell – Dynamics of oligodendrocyte generation and myelination in the human brain – Yeung MSY, Zdunek S, Bergmann O ve çalışma grubu – 2014 – DOI: 10.1016/j.cell.2014.10.011</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🧬 Longevity</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/beyin-yaslanirken-sadece-noronlar-mi-etkileniyor-yeni-arastirma-oligodendrositleri-isaret-etti</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 07:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/beyin-yaslanmasi-oligodendrosit-1200x750-200kb-1.webp" type="image/jpeg" length="22500"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[FDA’dan Yenidoğanlarda HIV Tedavisi İçin Yeni İlaç Onayı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-yenidoganlarda-hiv-tedavisi-icin-yeni-ilac-onayi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-yenidoganlarda-hiv-tedavisi-icin-yeni-ilac-onayi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Gıda ve İlaç Dairesi, dolutegravir içeren Tivicay PD’nin diğer HIV ilaçlarıyla birlikte doğumdan dört haftalığa kadar ve en az 2 kilogram ağırlığındaki bebeklerde kullanılmasını onayladı. Karar, 48 yenidoğanın izlendiği Faz 1 IMPAACT 2023 çalışması ile ilaç düzeyi modellemelerine dayandırıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), HIV enfeksiyonunun tedavisinde kullanılan Tivicay PD’nin kapsamını yenidoğanları da içine alacak şekilde genişletti. 25 Ağustos 2026’da açıklanan karara göre ağızdan süspansiyon hazırlamak için kullanılan dolutegravir tabletleri, doğumdan dört haftalığa kadar ve en az 2 kilogram ağırlığındaki bebeklere diğer antiretroviral ilaçlarla birlikte verilebilecek.</p>

<p>Tivicay ve Tivicay PD daha önce yetişkinler ile dört haftadan büyük çocuklar için onaylanmıştı. Yeni karar, tedaviye yaşamın ilk günlerinden itibaren başlanabilmesini sağlayan yaş ve ağırlık temelli önemli bir ruhsat genişlemesi niteliği taşıyor.</p>

<p>HIV, bağışıklık sistemini hedef alarak ciddi enfeksiyonlar ve bazı kanserlerin gelişme riskini artırıyor. Tedavi edilmediğinde AIDS’e ilerleyebiliyor. Virüsü tamamen ortadan kaldıran bir tedavi bulunmasa da antiretroviral ilaçlar HIV’in çoğalmasını baskılayabiliyor ve bağışıklık sisteminin korunmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Onayın temelinde 48 yenidoğanın verileri var</p>

<p>FDA’nın kararını IMPAACT 2023 adlı Faz 1, çok merkezli çalışma ile farmakokinetik modelleme verileri destekledi. Farmakokinetik değerlendirme, ilacın vücutta nasıl emildiğini, dağıldığını ve ne kadar süre kaldığını inceliyor.</p>

<p>Çalışmaya HIV-1’e maruz kalmış, en az 2 kilogram ağırlığında 48 yenidoğan katıldı. Bebeklere, anneden bebeğe HIV geçişini önlemek amacıyla uygulanan standart antiretroviral ilaçların yanında doğumdan itibaren dört ila altı hafta süreyle Tivicay PD verildi. Katılımcılar toplam 16 hafta izlendi.</p>

<p>İncelemede yenidoğanların kanında ölçülen dolutegravir düzeylerinin, yetişkinlerde etkili tedaviyle ilişkilendirilen seviyelere benzer olduğu belirlendi. İlacın yenidoğanlardaki güvenlilik profilinin de daha büyük çocuklar ve yetişkinlerde bilinen tabloyla uyumlu olduğu bildirildi.</p>

<p>Çalışma, HIV tanısı konmuş yenidoğanlarda hastalığın ne ölçüde baskılandığını karşılaştırmalı biçimde sınayan geniş bir etkinlik araştırması değildi. Onay; yenidoğanlardan elde edilen güvenlilik ve ilaç düzeyi sonuçlarının yanı sıra dolutegravirin daha büyük yaş gruplarındaki etkinlik bilgilerine dayanıyor.</p>

<p>Tek başına kullanılmayacak</p>

<p>Tivicay PD, yenidoğanlarda tek ilaçlı tedavi olarak onaylanmadı. Dolutegravirin, HIV’in çoğalmasını farklı aşamalarda engelleyen diğer antiretroviral ilaçlarla birlikte kullanılması gerekiyor. Tedavinin dozu ve eşlik edecek ilaçlar bebeğin ağırlığına ve klinik durumuna göre sağlık ekibi tarafından belirleniyor.</p>

<p>FDA, Tivicay tabletleri ile süspansiyon hazırlanan Tivicay PD tabletlerinin miligram-miligram esasına göre birbirinin yerine kullanılamayacağı uyarısında bulundu. Form değiştirilirken aynı sayısal dozun doğrudan uygulanması uygun değil.</p>

<p>İlacın daha önce dolutegravire karşı alerjik reaksiyon geçirenlerde ve kalp ritim bozukluklarının tedavisinde kullanılan dofetilid adlı ilacı alanlarda kullanılmaması gerekiyor. Ciddi aşırı duyarlılık reaksiyonları bildirildiği için hastaların yakından izlenmesi öneriliyor.</p>

<p>Tedavi sırasında karaciğer hasarı ve bağışıklık sisteminin toparlanmasına bağlı iltihabi belirtiler açısından takip yapılması gerekiyor. Bazı ilaçların dolutegravir düzeyini azaltarak tedavinin etkisini düşürebileceği veya ciddi yan etkilere yol açabileceği de belirtiliyor.</p>

<p>Karar ABD’de geçerli</p>

<p>Tivicay PD, bu yenidoğan grubu için FDA’nın öncelikli inceleme sürecinden geçti. Bu yöntem, ciddi hastalıklarda tedavi açısından anlamlı bir ilerleme sağlayabilecek başvuruların daha kısa sürede değerlendirilmesine imkân veriyor.</p>

<p>Karar yalnızca FDA’nın yetki alanı olan ABD için geçerli. İlacın Türkiye’de aynı yaş ve ağırlık grubunda ruhsatlı olup olmadığı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun güncel ürün bilgileri üzerinden ayrıca değerlendirilmek zorunda.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni onay, HIV enfeksiyonuyla doğan bebeklerde tedavinin ilk haftalarda başlatılabilmesi için ruhsatlı bir dolutegravir seçeneği sunuyor. Kullanımın yenidoğan HIV tedavisinde deneyimli sağlık ekiplerince planlanması ve tedavi boyunca bebeğin klinik ve laboratuvar değerlerinin izlenmesi gerekiyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ul>
 <li>ABD Gıda ve İlaç Dairesi – FDA’nın 25 Ağustos 2026 tarihli Tivicay PD onay açıklaması</li>
 <li>International Maternal Pediatric Adolescent AIDS Clinical Trials Network – IMPAACT 2023 Faz 1 çalışması</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>💊 İlaç</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-yenidoganlarda-hiv-tedavisi-icin-yeni-ilac-onayi</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 07:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9066.jpeg" type="image/jpeg" length="49607"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zayıflama İğnelerinde Yeni Dönem: Hekimlerin Hâlâ Yanıt Aradığı Sorular]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/zayiflama-ignelerinde-yeni-donem-hekimlerin-hala-yanit-aradigi-sorular</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/zayiflama-ignelerinde-yeni-donem-hekimlerin-hala-yanit-aradigi-sorular" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GLP-1 temelli zayıflama ilaçları iştahı azaltıp belirgin kilo kaybı sağlayabiliyor. Ancak tedavinin süresi, bırakıldığında yaşananlar, kas kaybı ve uzun dönem güvenlik hâlâ yakından izleniyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Zayıflama İğneleri Obezite Tedavisini Değiştiriyor: Yanıt Bekleyen Sorular Var</p>

<p>İştahın gün boyu zihni meşgul etmesi, küçük bir öğünden sonra bile yeniden yeme isteği ve verilen kiloların kısa sürede geri gelmesi… Obeziteyle yaşayan birçok kişinin yıllardır irade eksikliği sanılarak suçlandığı bu tablo, artık farklı bir çerçevede değerlendiriliyor.</p>

<p>GLP-1 temelli ilaçlar, iştahın ve enerji dengesinin biyolojik yollarını etkileyerek obezite tedavisinde güçlü bir seçenek oluşturdu. Klinik araştırmalarda bazı ilaçlarla başlangıç ağırlığının yüzde 10’undan fazlasına ulaşabilen ortalama kilo kayıpları bildirildi. Bazı tedavilerde bu oran daha da yükseldi.</p>

<p>Bununla birlikte tartıdaki değişim, tedavinin yalnızca görünen kısmı. İlacın kimlere uygun olduğu, ne kadar süre kullanılacağı, bırakıldığında kilonun neden geri gelebildiği, kas dokusunun nasıl korunacağı ve yıllar içindeki güvenlik sonuçları üzerinde çalışmalar sürüyor.</p>

<p>GLP-1 NEDİR, BU İLAÇLAR NASIL ÇALIŞIR?</p>

<p>GLP-1, yemek sonrasında bağırsaktan salgılanan doğal bir hormondur. Beyne tokluk sinyali gönderir, kan şekeri yükseldiğinde insülin salımını destekler ve mide içeriğinin bağırsaklara geçişini yavaşlatabilir.</p>

<p>GLP-1 reseptör agonisti olarak adlandırılan ilaçlar bu hormonun etkilerini taklit eder. Semaglutid bu grupta yer alırken tirzepatid, GLP-1’in yanı sıra GIP adı verilen başka bir bağırsak hormonu üzerinden de etkili olan çift etkili bir ilaçtır.</p>

<p>Bu ilaçların etkisi yalnızca daha az yemekle açıklanamaz. Açlık hissi, öğün sonrası doygunluk ve sürekli yemek düşünme biçiminde tarif edilen zihinsel yeme baskısı da değişebilir. Hastaların deneyimlerini inceleyen araştırmalarda, bazı katılımcılar yiyeceklerle ilgili düşüncelerinin belirgin biçimde azaldığını bildirdi.</p>

<p>HER FAZLA KİLOSU OLAN İÇİN UYGUN DEĞİL</p>

<p>GLP-1 temelli tedaviler, birkaç kilo vermek isteyen herkes için geliştirilmiş kozmetik ürünler değildir. Kullanım kararı; beden kitle indeksi, obeziteye eşlik eden hastalıklar, kullanılan diğer ilaçlar, önceki tedaviler ve kişinin genel sağlık durumu birlikte değerlendirilerek verilmelidir.</p>

<p>Ürünlerin onaylanmış kullanım alanları ve ölçütleri ülkeye göre değişebilir. Ayrıca diyabet için ruhsatlandırılan bir ürün ile kronik kilo yönetimi amacıyla ruhsatlandırılan ürün aynı etkin maddeyi içerse bile kullanım amacı ve dozu farklı olabilir.</p>

<p>İnternet üzerinden temin edilen, içeriği belirsiz veya ruhsatsız ürünler ise doz hatası, sahte ilaç ve uygun olmayan saklama koşulları gibi ciddi riskler taşır.</p>

<p>TEDAVİ BIRAKILINCA KİLO NEDEN GERİ GELEBİLİYOR?</p>

<p>En çok sorulan konulardan biri, verilen kilonun ilaç kesildikten sonra korunup korunamayacağıdır. Araştırmalar, tedavi sona erdiğinde iştahın yeniden artabileceğini ve kaybedilen kilonun bir bölümünün geri alınabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Semaglutid araştırmasının tedavi sonrası uzatma döneminde katılımcılar, ilaç bırakıldıktan sonraki bir yıl içinde önceki kilo kayıplarının yaklaşık üçte ikisini geri aldı. Tirzepatid üzerine yapılan başka bir çalışmada ise tedaviyi sürdürenler kilo kaybını büyük ölçüde korurken plaseboya geçirilen grupta belirgin kilo artışı görüldü.</p>

<p>Bu durum ilacın başarısız olduğu anlamına gelmiyor. Obezite, biyolojik, çevresel ve davranışsal etkenlerin iç içe geçtiği kronik bir hastalık olarak kabul ediliyor. Tıpkı hipertansiyon tedavisinde olduğu gibi, tedavinin etkisi devam ettiği sürece hastalık kontrol altında kalabilir.</p>

<p>Yine de herkesin ömür boyu aynı ilacı ve aynı dozu kullanacağı yönünde genel bir hüküm verilemez. Uzun dönem plan; sağlanan yarar, yan etkiler, maliyet, erişim, eşlik eden hastalıklar ve kişinin tercihleri dikkate alınarak hekimle birlikte oluşturulmalıdır. İlaç kendi kendine bırakılmamalı veya dozu değiştirilmemelidir.</p>

<p>KİLO KAYBININ TAMAMI YAĞDAN OLMAYABİLİR</p>

<p>Hızlı ya da belirgin kilo kaybında yağ dokusunun yanında yağsız vücut kütlesinde de azalma görülebilir. Yağsız kütle yalnızca kaslardan oluşmasa da kas kaybı; güç azalması, günlük hareketlerde zorlanma ve özellikle ileri yaşlarda düşme riskinin artması açısından önemlidir.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca tartıdaki sayıya bakmak yeterli değildir. Bel çevresi, fiziksel güç, beslenme düzeni ve mümkün olduğunda vücut bileşimi de izlenmelidir.</p>

<p>Kas dokusunu korumaya yönelik yaklaşım kişiye göre belirlenir. Yeterli protein ve enerji alımı ile direnç egzersizleri bu planın temel parçaları arasında bulunur. Ancak böbrek hastalığı veya başka sağlık sorunları olan kişilerin protein alımını sağlık profesyoneline danışmadan artırması uygun değildir.</p>

<p>İŞTAH AZALIRKEN BESLENME KALİTESİ DÜŞEBİLİR</p>

<p>Daha az acıkmak, her zaman daha dengeli beslenmek anlamına gelmez. Porsiyonlar küçüldüğünde protein, vitamin, mineral, lif ve sıvı alımı da yetersiz kalabilir.</p>

<p>Özellikle gün boyunca çok az yiyen, öğün atlayan ya da bulantı nedeniyle yalnızca birkaç çeşit besin tüketebilen kişilerde beslenme niteliği ayrıca değerlendirilmelidir. Sebze, meyve, tam tahıl, uygun protein kaynakları ve yeterli sıvı içeren düzen; hem genel sağlığı hem de kilo kaybı sırasında dokuların korunmasını destekler.</p>

<p>İlaç etkili olduğu için fiziksel hareketi ikinci plana atmak da doğru değildir. Egzersiz yalnızca daha fazla enerji harcamak için yapılmaz; kas gücü, kemik sağlığı, hareket kabiliyeti, uyku ve ruhsal iyilik hâli açısından da gereklidir.</p>

<p>EN SIK YAN ETKİLER SİNDİRİM SİSTEMİNDE GÖRÜLÜYOR</p>

<p>Bulantı, kusma, ishal, kabızlık, karın ağrısı ve hazımsızlık en sık bildirilen yan etkiler arasındadır. Yakınmalar çoğunlukla tedavinin başlangıcında veya doz artırılırken belirginleşir.</p>

<p>Küçük porsiyonlarla yemek, aşırı yağlı öğünleri sınırlamak ve yeterli sıvı almak bazı kişilerde yakınmaları hafifletebilir. Buna rağmen şiddetli veya sürekli belirtiler normal kabul edilmemelidir.</p>

<p>Geçmeyen şiddetli karın ağrısı, sırta yayılan ağrı, tekrarlayan kusma, belirgin susuzluk, baygınlık hissi ya da gözlerde ve ciltte sararma gelişirse gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bu belirtiler pankreas, safra kesesi veya sıvı kaybıyla ilişkili daha ciddi bir duruma işaret edebilir.</p>

<p>İnsülin ya da kan şekerini düşüren bazı ilaçlarla birlikte kullanıldığında hipoglisemi adı verilen kan şekeri düşüklüğü riski artabilir. Titreme, soğuk terleme, çarpıntı, sersemlik ve bilinç değişikliği yaşayan kişilerin acil değerlendirmeye ihtiyacı olabilir.</p>

<p>KİMLERİN DAHA AYRINTILI DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKİR?</p>

<p>Gebelikte veya gebelik planı bulunanlarda bu ilaçlar kullanılmamalıdır. Emzirme dönemi, ciddi mide boşalma bozukluğu, pankreas ya da safra kesesi hastalığı öyküsü ve ileri böbrek sorunları bulunan kişiler için bireysel değerlendirme gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bazı GLP-1 temelli ürünlerin etiketinde, kişisel veya ailesel medüller tiroit kanseri öyküsü ile multipl endokrin neoplazi tip 2 adı verilen kalıtsal sendrom için uyarı ya da kullanılmama şartı bulunur. Bu sınırlamalar ürünün ruhsat bilgilerine göre değişebileceğinden sağlık geçmişi reçeteyi düzenleyen hekimle eksiksiz paylaşılmalıdır.</p>

<p>Ameliyat veya sedasyon gerektiren bir işlem öncesinde de ilacı kullanan kişi anestezi ve cerrahi ekibine bilgi vermelidir. Mide boşalmasının yavaşlaması, işlem öncesi planlamayı etkileyebilir.</p>

<p>YAN ETKİLER KADAR UZUN DÖNEM YARARLAR DA ARAŞTIRILIYOR</p>

<p>GLP-1 temelli tedavilerin etkileri yalnızca kilo kaybıyla sınırlı olmayabilir. Kalp ve damar hastalığı bulunan, diyabeti olmayan fazla kilolu veya obez yetişkinlerde yapılan SELECT araştırmasında semaglutid; kalp krizi, inme veya kalp-damar kaynaklı ölümden oluşan birleşik sonlanım riskini plaseboya kıyasla azalttı.</p>

<p>Bazı ilaçlar uyku apnesi, kalp yetersizliği ve böbrek hastalığı gibi obeziteyle bağlantılı durumlar bakımından da inceleniyor. Ancak bir ilacın belirli bir hasta grubunda sağladığı yarar, bütün GLP-1 ilaçlarına ve herkese doğrudan genellenemez.</p>

<p>Bağırsak sistemi, safra kesesi, pankreas, göz sağlığı ve ruhsal belirtilerle ilgili güvenlik verileri de izlenmeye devam ediyor. Klinik araştırmalar önemli bilgi sağlasa da çok uzun süreli ve daha geniş toplum gruplarındaki sonuçlar gerçek yaşam verileri biriktikçe daha net görülecek.</p>

<p>İLAÇ, YAŞAM TARZI DESTEĞİNİN YERİNE GEÇMİYOR</p>

<p>Bu ilaçları yalnızca “iradeyi güçlendiren iğneler” şeklinde tanımlamak bilimsel olarak eksik kalır. Tedavi, iştahın biyolojik düzenlenmesini değiştirerek kişinin sağlıklı seçimleri uygulamasını kolaylaştırabilir. Fakat beslenme kalitesi, hareket, uyku, ruhsal destek ve düzenli takip tedavinin dışında bırakılamaz.</p>

<p>Aynı şekilde obezite tedavisini yalnızca “az ye, çok hareket et” cümlesine indirmek de hastalığın biyolojisini ve kişilerin yaşadığı güçlükleri görmezden gelir.</p>

<p>GLP-1 temelli ilaçlar obezite bakımında güçlü bir dönemin kapısını açtı. Şimdi yanıtlanması gereken temel soru, bu ilaçların kilo verdirmesinden çok daha geniş: Doğru hasta nasıl seçilecek, kas ve beslenme durumu nasıl korunacak, tedavi ne kadar sürdürülecek ve yararlar toplumun farklı kesimlerine güvenli biçimde nasıl ulaştırılacak?</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. PLOS Medicine – Glucagon-like peptide-1 receptor agonists for obesity: Growing popularity met with growing questions over safety – Ariana M. Chao, Adam Gilden ve Thomas A. Wadden – 2026 – DOI: 10.1371/journal.pmed.1004871</p>

<p>2. Diabetes, Obesity and Metabolism – Weight regain and cardiometabolic effects after withdrawal of semaglutide: The STEP 1 trial extension – John P. H. Wilding ve çalışma arkadaşları – 2022 – DOI: 10.1111/dom.14725</p>

<p>3. JAMA – Continued Treatment With Tirzepatide for Maintenance of Weight Reduction in Adults With Obesity: The SURMOUNT-4 Randomized Clinical Trial – Louis J. Aronne ve çalışma arkadaşları – 2024 – DOI: 10.1001/jama.2023.24945</p>

<p>4. The New England Journal of Medicine – Semaglutide and Cardiovascular Outcomes in Obesity without Diabetes – A. Michael Lincoff ve çalışma arkadaşları – 2023 – DOI: 10.1056/NEJMoa2307563</p>

<p>5. Obesity – Nutritional priorities to support GLP-1 therapy for obesity: A joint Advisory from the American College of Lifestyle Medicine, the American Society for Nutrition, the Obesity Medicine Association, and The Obesity Society – Dariush Mozaffarian ve çalışma arkadaşları – 2025 – DOI: 10.1002/oby.24336</p>

<p>6. JAMA Network Open – Patient Experiences With GLP-1 Receptor Agonists – I. de Vere Hunt ve çalışma arkadaşları – 2026 – DOI: 10.1001/jamanetworkopen.2026.16951</p>

<p>7. Dünya Sağlık Örgütü – GLP-1 tedavilerinin yetişkinlerde obezite tedavisinde kullanımına ilişkin kılavuz – 2025</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/zayiflama-ignelerinde-yeni-donem-hekimlerin-hala-yanit-aradigi-sorular</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 07:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9065.jpeg" type="image/jpeg" length="13795"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ağız Kenarınız Sürekli Çatlıyor, Diliniz Yanıyor ve Tırnaklarınız Kırılıyorsa Bu Belirtileri Önemseyin]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/agiz-kenariniz-surekli-catliyor-diliniz-yaniyor-ve-tirnaklariniz-kiriliyorsa-bu-belirtileri-onemseyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/agiz-kenariniz-surekli-catliyor-diliniz-yaniyor-ve-tirnaklariniz-kiriliyorsa-bu-belirtileri-onemseyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İleri yaşta azalan iştah ve küçülen porsiyonlar zamanla saçtan tırnağa, kas gücünden ruh hâline kadar uzanan değişikliklere yol açabilir. Bu yedi işaret, beslenmenin değerlendirilmesini gerektirebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yorgunluk Yaşlanmanın Doğal Sonucu Sanılıyor: Nedeni Beslenme Olabilir</p>

<p>Dolaptaki gömlek eskisinden daha bol duruyor, merdivenler daha yorucu geliyor, saçlar inceliyor. Bunların her biri kolayca yaşın ilerlemesine bağlanabiliyor. Oysa özellikle birkaç değişiklik aynı dönemde ortaya çıkmışsa, vücudun ihtiyaç duyduğu enerji ve besin öğelerini yeterince alamadığı da düşünülmeli.</p>

<p>Yetersiz beslenme yalnızca çok zayıf kişilerde görülmez. Normal kiloda, hatta fazla kilolu bir insanda bile protein, vitamin veya mineral eksikliği bulunabilir. Çünkü mesele sadece tabağın ne kadar dolu olduğu değil; öğünlerin içeriği, besinlerin sindirilip emilmesi ve vücudun değişen ihtiyaçlarının karşılanmasıdır.</p>

<p>İleri yaşta iştahın azalması, tat ve koku duyusundaki değişiklikler, çiğneme ya da yutma güçlüğü, yalnız yaşama, ekonomik sorunlar, depresyon, kronik hastalıklar ve kullanılan bazı ilaçlar beslenmeyi etkileyebilir. WebMD’nin dikkat çektiği yedi belirti de tek başına tanı koydurmaz; ancak kalıcı hale geldiklerinde hekim değerlendirmesini gerektirebilir.</p>

<p>YORGUNLUK GÜNLÜK HAYATI YAVAŞLATIYORSA</p>

<p>Dinlenmeyle geçmeyen halsizlik, yetersiz enerji ve protein alımının ilk fark edilen sonuçlarından biri olabilir. Demir, folat veya B12 vitamini eksiklikleri kansızlığa yol açarak yorgunluk, çarpıntı, nefes nefese kalma ve solukluk gibi yakınmalara neden olabilir.</p>

<p>Ancak yorgunluğun tek açıklaması beslenme değildir. Tiroid hastalıkları, enfeksiyonlar, uyku bozuklukları, kalp ve akciğer hastalıkları, depresyon ve kullanılan ilaçlar da benzer bir tablo oluşturabilir. Bu nedenle yalnızca belirtiye bakarak vitamin ya da demir takviyesine başlanmamalıdır.</p>

<p>SAÇLARDAKİ DEĞİŞİM HER ZAMAN KOZMETİK DEĞİLDİR</p>

<p>Saçın belirgin biçimde kuruması, kırılması, incelmesi veya olağandan hızlı dökülmesi; yetersiz protein, demir, çinko ya da bazı yağ asitlerinin düşük alımıyla ilişkili olabilir. Saç kökleri, vücudun enerji ve besin yetersizliğinden etkilenebilen dokuları arasındadır.</p>

<p>Yine de genetik özellikler, tiroid bozuklukları, hormonal değişimler, ateşli hastalıklar, yoğun stres ve bazı ilaçlar da saç dökülmesine yol açabilir. Ani başlayan, bölgesel görülen veya uzun süren dökülmelerde nedenin araştırılması gerekir.</p>

<p>TIRNAKLARDA KAŞIKLAŞMA VE BELİRGİN ŞEKİL DEĞİŞİKLİĞİ</p>

<p>Tırnak yüzeyindeki hafif dikey çizgiler yaşla birlikte görülebilir. Buna karşılık tırnağın incelmesi, kolay kırılması ya da ortasının çökerek kaşığı andırması demir eksikliğiyle ilişkili olabilir.</p>

<p>Tırnak değişiklikleri mantar enfeksiyonlarından dolaşım sorunlarına, cilt hastalıklarından tekrarlayan travmaya kadar birçok nedenle gelişebilir. Görünüşünden hareketle eksikliğin türüne karar vermek doğru değildir.</p>

<p>AĞIZ KENARINDAKİ ÇATLAKLAR VE DİLDEKİ DEĞİŞİM</p>

<p>Ağız köşelerinde tekrarlayan çatlaklar, dilde hassasiyet, yanma, şişlik ya da soluk görünüm; demir ve bazı B grubu vitaminlerinin eksikliklerinde görülebilir. Protez dişlerin uygun oturmaması, ağız kuruluğu, mantar enfeksiyonu ve tükürük birikmesi de benzer yakınmalara neden olabilir.</p>

<p>Ağız içindeki değişiklikler yemek yemeyi ağrılı hale getirirse kişi daha küçük porsiyonlara yönelebilir. Böylece başlangıçtaki sorun beslenmeyi bozarken, bozulan beslenme de yakınmaları ağırlaştıran bir döngü oluşturabilir.</p>

<p>UZAYAN İSHAL BESİNLERİN EMİLİMİNİ BOZABİLİR</p>

<p>Sık tekrarlayan veya uzun süren ishal, yenilen besinlerden yeterince yararlanılamamasına yol açabilir. Çölyak hastalığı, bağırsak hastalıkları, enfeksiyonlar, geçirilmiş bazı ameliyatlar, yoğun alkol kullanımı ve çeşitli ilaçlar emilim sorunlarına neden olabilir.</p>

<p>İshalin iki günden uzun sürmesi, sık tekrarlaması veya kilo kaybına eşlik etmesi durumunda değerlendirme geciktirilmemelidir. Dışkıda kan, şiddetli karın ağrısı, bilinç bulanıklığı, belirgin susuzluk ya da sıvı alamama varsa acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır.</p>

<p>İLGİSİZLİK, HUZURSUZLUK VE KONSANTRASYON GÜÇLÜĞÜ</p>

<p>Yetersiz enerji alımı kişiyi yalnızca bedenen değil, zihinsel olarak da etkileyebilir. İçe kapanma, çevreye ilgide azalma, huzursuzluk, unutkanlık ve odaklanma güçlüğü beslenme sorunu yaşayan kişilerde görülebilir.</p>

<p>Bu değişiklikler depresyon, demans, enfeksiyonlar, ilaç yan etkileri ve başka hastalıklarla da ilişkili olabilir. Özellikle ileri yaştaki bir kişide aniden başlayan bilinç veya davranış değişikliği normal yaşlanma kabul edilmemeli; gecikmeden tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.</p>

<p>İŞTAHSIZLIK BESLENME SORUNUNUN HEM NEDENİ HEM SONUCU</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaş ilerledikçe enerji ihtiyacı azalabilir; fakat protein, vitamin ve mineral gereksinimi aynı ölçüde düşmez. Küçülen porsiyonların besin değeri düşük olduğunda kişi fark etmeden ihtiyaçlarının gerisinde kalabilir.</p>

<p>İştah kaybı ayrıca ağız ve diş sorunlarından kabızlığa, depresyondan kronik hastalıklara kadar pek çok durumun belirtisi olabilir. Bazı ilaçlar tat duyusunu değiştirebilir, bulantıya yol açabilir veya açlık hissini azaltabilir. İlaçlar hekim görüşü alınmadan bırakılmamalı ya da değiştirilmemelidir.</p>

<p>TARTIDAN DAHA ERKEN FARK EDİLEBİLEN İPUÇLARI</p>

<p>Yetersiz beslenme her zaman tartıda hemen görünmez. Kemerin daha sıkı bir deliğe geçirilmesi, yüzüğün gevşemesi, protez dişin oturmaması, alışveriş poşetlerinin ağır gelmeye başlaması ve sandalyeden kalkarken zorlanma daha erken fark edilebilir.</p>

<p>İstemsiz kilo kaybı en güçlü uyarılardan biridir. Üç ila altı ay içinde vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 5 ila 10’unun istenmeden kaybedilmesi sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilmelidir. Örneğin 70 kilogramlık bir kişinin istemeden 3,5 ila 7 kilogram vermesi bu aralığa karşılık gelir.</p>

<p>KİMLERDE RİSK DAHA YÜKSEK?</p>

<p>Yalnız yaşayanlar, yakın zamanda hastanede yatanlar, çiğneme veya yutma güçlüğü bulunanlar, demans ya da depresyon yaşayanlar, birden fazla kronik hastalığı olanlar ve çok sayıda ilaç kullananlar daha yakından izlenmelidir.</p>

<p>Alışveriş yapamama, yemek hazırlamakta zorlanma, gelir yetersizliği ve sosyal izolasyon da tabağın içeriğini değiştirebilir. Bu nedenle değerlendirme yalnızca kan tahlilinden ibaret değildir; kilo değişimi, kas gücü, iştah, öğün düzeni, hastalıklar, ilaçlar ve günlük yaşam koşulları birlikte ele alınır.</p>

<p>HER BELİRTİ İÇİN AYRI TAKVİYE GEREKMEZ</p>

<p>Saç dökülünce çinko, yorgunlukta demir, unutkanlıkta B12 kullanmak kolay bir çözüm gibi görünebilir. Oysa aynı belirti farklı nedenlerden kaynaklanabilir. Gereksiz veya yüksek doz takviyeler ilaçlarla etkileşebilir, yan etkilere yol açabilir ve asıl hastalığın tanısını geciktirebilir.</p>

<p>Hekim gerekli gördüğünde tam kan sayımı ile demir, B12 vitamini, folat ve diğer ilgili değerleri değerlendirebilir. İhtiyaç duyulursa diyetisyen desteğiyle kişinin hastalıklarına, çiğneme ve yutma durumuna, yaşam koşullarına uygun bir beslenme planı hazırlanabilir.</p>

<p>NE ZAMAN HEKİME BAŞVURULMALI?</p>

<p>İstemsiz kilo kaybı, haftalarca süren iştahsızlık, giderek artan güçsüzlük, tekrarlayan ishal, iyileşmeyen yaralar, sık enfeksiyon geçirme veya belirgin saç ve tırnak değişiklikleri varsa aile hekimine ya da ilgili sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Birden fazla belirtinin birlikte görülmesi değerlendirme ihtiyacını artırır. Amaç yalnızca eksik olduğu düşünülen besin öğesini yerine koymak değil, kişinin neden yeterince yiyemediğini veya aldığı besinlerden neden yararlanamadığını ortaya çıkarmaktır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. WebMD – Nutrition and Aging: 7 Signs of Inadequate Nutrition – Peter Jaret – Tıbbi değerlendirme: Melinda Ratini<br />
2. Dünya Sağlık Örgütü – Malnutrition Fact Sheet – 2024<br />
3. Dünya Sağlık Örgütü – Supplemental Nutrition with Dietary Advice for Older People Affected by Undernutrition – 2023<br />
4. National Health Service – Malnutrition: Symptoms – 2023<br />
5. National Institute on Aging – Healthy Eating, Nutrition, and Diet<br />
6. National Institute on Aging – Maintaining a Healthy Weight – 2022 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/agiz-kenariniz-surekli-catliyor-diliniz-yaniyor-ve-tirnaklariniz-kiriliyorsa-bu-belirtileri-onemseyin</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 06:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9061.jpeg" type="image/jpeg" length="55775"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Luis Henrique için Beşiktaş iddiası: Inter’de ayrılık ihtimali]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/luis-henrique-icin-besiktas-iddiasi-interde-ayrilik-ihtimali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/luis-henrique-icin-besiktas-iddiasi-interde-ayrilik-ihtimali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın daha önce transfer gündemine aldığı Luis Henrique için İtalya’dan yeni ayrılık sinyalleri geliyor. Inter’in sağ kanat planlamasında değişikliğe hazırlanması, 24 yaşındaki Brezilyalının geleceğini yeniden belirsiz hale getirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın transfer döneminde hücum hattına yapacağı takviyeler için çalışmalar sürerken, daha önce siyah-beyazlıların gündemine gelen Luis Henrique dosyası yeniden yakından takip ediliyor.</p>

<p>İtalya’dan gelen son haberlerde Inter’in sağ kanattaki kadro yapılanmasını değiştirebileceği ve Luis Henrique’nin takımdan ayrılabilecek oyuncular arasında bulunduğu belirtiliyor. Inter cephesindeki bu gelişme, daha önce Brezilyalı futbolcu için girişimde bulunan Beşiktaş açısından transfer ihtimalini yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Inter’de Luis Henrique için ayrılık kapısı</p>

<p>Luis Henrique’nin Inter’deki geleceği yaz transfer döneminin hareketli dosyalarından biri haline geldi. İtalyan basınında oyuncunun ayrılabileceğine ilişkin değerlendirmeler yer alırken, Roma’nın da Brezilyalı futbolcu için devreye girdiği bildirildi.</p>

<p>Ağustos ayındaki haberlerde Inter ile Roma arasında Luis Henrique konusunda görüşmeler yapıldığı, hatta kulüpler arasında bir anlaşma zemini oluştuğu yönünde bilgiler yer aldı. Ancak transferin oyuncu tarafındaki koşullara bağlı olduğu aktarıldı.</p>

<p>Bu tablo, Luis Henrique’nin Inter açısından kesin biçimde “satılamaz” konumda olmadığını göstermesi bakımından dikkat çekiyor.</p>

<p>Beşiktaş daha önce masaya oturmuştu</p>

<p>Beşiktaş’ın Luis Henrique ilgisi ise yeni değil.</p>

<p>Siyah-beyazlılar, 2026’nın ilk aylarında Brezilyalı futbolcunun durumunu ciddi şekilde araştırdı. Ocak ayında çıkan haberlerde Beşiktaş ile Inter arasında oyuncunun olası transferi konusunda temas kurulduğu, kiralama seçeneğinin de değerlendirildiği aktarılmıştı.</p>

<p>Ancak süreç sonuçlanmadı ve Luis Henrique Inter’de kaldı.</p>

<p>Dolayısıyla mevcut gelişmenin önemli tarafı, Beşiktaş’ın eski ilgisinden ziyade Inter’in oyuncunun ayrılığına yeniden açık olabileceğine ilişkin İtalya kaynaklı bilgiler.</p>

<p>Roma faktörü transfer yarışını değiştirebilir</p>

<p>Beşiktaş açısından dosyanın en önemli değişkenlerinden biri Roma.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İtalyan basınında Roma’nın Luis Henrique ile ilgilendiğine yönelik haberler ağustos ayında yoğunlaştı. Bu nedenle Beşiktaş’ın yeniden somut biçimde devreye girmesi halinde yalnızca Inter’in istediği şartlar değil, oyuncunun Serie A’da kalma ihtimali de belirleyici olabilir.</p>

<p>Şu aşamada Beşiktaş’ın Inter’e yeni ve resmî bir teklif sunduğunu doğrulayan güçlü bir kaynak bulunmuyor. Bu nedenle gelişmeyi tamamlanmak üzere olan bir transfer şeklinde değil, geçmişte ciddi temas kurulmuş bir oyuncunun yeniden ulaşılabilir hale gelmesi olarak değerlendirmek gerekiyor.</p>

<p>Luis Henrique kimdir?</p>

<p>14 Aralık 2001 doğumlu Brezilyalı futbolcu 24 yaşında. Kanat ve geniş orta saha rollerinde görev yapabilen Luis Henrique, kariyerinde Botafogo ve Olympique Marsilya formalarını giydikten sonra Inter’e transfer oldu.</p>

<p>Hızı, çizgi kullanımı ve hücum geçişlerindeki hareketliliğiyle öne çıkan Brezilyalı oyuncu, kanat rotasyonuna atletizm ve dinamizm katabilecek bir profil olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Luis Henrique’nin Inter ile mevcut sözleşmesinin bulunması nedeniyle olası transferde İtalyan kulübünün belirleyeceği bonservis veya kiralama şartları belirleyici olacak.</p>

<p>Beşiktaş cephesinden ise Luis Henrique konusunda yeni bir teklif veya anlaşmaya ilişkin resmî açıklama yapılmış değil.</p>

<p>Bu nedenle transfer dosyasında bir sonraki kritik gelişme, siyah-beyazlıların geçmişteki ilgisini yeniden somut bir girişime dönüştürüp dönüştürmeyeceği olacak.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>L’Interista</li>
 <li>Gianluca Di Marzio</li>
 <li>SempreInter</li>
 <li>Calciomercato</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/luis-henrique-icin-besiktas-iddiasi-interde-ayrilik-ihtimali</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 06:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9060.jpeg" type="image/jpeg" length="42880"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’ın Leão planında sınır belli oldu: B planı hazır]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayin-leao-planinda-sinir-belli-oldu-b-plani-hazir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayin-leao-planinda-sinir-belli-oldu-b-plani-hazir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Rafael Leão transferindeki mali planına ilişkin İtalya’dan yeni bilgiler geldi. Sarı-kırmızılıların Milan’ın istediği seviyeye çıkmak istemediği, alternatifler arasında Malick Fofana’nın da bulunduğu bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’ın Rafael Leão transferinde yeni gelişme</p>

<p>Galatasaray’ın transfer gündeminde bulunan Rafael Leão için İtalya’dan gelen haberler, pazarlığın ekonomik boyutunu yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Milan cephesinde Leão’nun ayrılığına kapı tamamen kapatılmış değil. La Gazzetta dello Sport’un 21 Ağustos tarihli haberinde İtalyan kulübünün Portekizli yıldız için 50 milyon euro ve bonuslar seviyesinde beklentisi bulunduğu, Galatasaray’ın teklifinin ise 40 milyon euronun bir miktar üzerinde kaldığı aktarılmıştı.</p>

<p>Bu tablo, transferde taraflar arasındaki temel sorunun oyuncudan çok bonservis pazarlığında oluştuğunu gösteriyor.</p>

<p>Milan’ın Leão için beklentisi değişmişti</p>

<p>Leão’nun bonservis değerine ilişkin İtalya’dan son haftalarda farklı rakamlar gündeme geldi.</p>

<p>SportMediaset, 14 Ağustos’ta Milan’ın başlangıçta yaklaşık 60 milyon euro olarak belirlediği beklentisini bonuslarla birlikte 40-45 milyon euro bandına indirebileceğini bildirmişti. Aynı haberde Galatasaray, Leão için en ciddi taliplerden biri olarak gösterilirken Malick Fofana’nın da sarı-kırmızılıların değerlendirdiği oyuncular arasında bulunduğu belirtilmişti.</p>

<p>Buna karşılık Gazzetta’nın daha sonraki haberinde Milan’ın pazarlık pozisyonunun yeniden 50 milyon euro artı bonuslar seviyesinde olduğu aktarıldı. Bu nedenle transferde henüz tarafların üzerinde uzlaştığı kesin bir bonservis rakamından söz etmek mümkün değil.</p>

<p>Galatasaray’ın önündeki kritik eşik</p>

<p>Galatasaray açısından transferin en önemli aşamasını Milan ile yapılacak pazarlık oluşturuyor.</p>

<p>İtalyan basınındaki rakamlar birlikte değerlendirildiğinde sarı-kırmızılıların Leão için ciddi bir ekonomik çerçeve oluşturduğu, ancak Milan’ın beklentisini tamamen karşılayan bir anlaşmanın henüz ortaya çıkmadığı görülüyor.</p>

<p>Dolayısıyla transferde bundan sonraki süreç, Galatasaray’ın teklifini ne ölçüde artırabileceğine ve Milan’ın bonservis beklentisinde yeniden esneklik gösterip göstermeyeceğine bağlı olacak.</p>

<p>Alternatiflerden biri Malick Fofana</p>

<p>Leão görüşmelerinin istenen şekilde sonuçlanmaması ihtimaline karşı Galatasaray’ın alternatif oyuncular üzerinde de çalıştığı belirtiliyor.</p>

<p>Bu isimlerden biri Malick Fofana.</p>

<p>SportMediaset daha önce Lyon forması giyen genç kanat oyuncusunun Galatasaray tarafından değerlendirildiğini bildirmişti. Fofana’nın transferi de ekonomik açıdan kolay görünmüyor. İtalyan basınındaki haberlerde Lyon’un oyuncu için 40 milyon eurodan aşağı inmeyi düşünmediği aktarılmıştı.</p>

<p>Bu nedenle Fofana seçeneği de ciddi bir bonservis operasyonu gerektiriyor.</p>

<p>Leão transferinde kesin anlaşma yok</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Transfer dosyasındaki en önemli nokta ise mevcut bilgilerin henüz resmi anlaşmaya işaret etmemesi.</p>

<p>Galatasaray’ın Leão’ya ilgisi ve Milan ile arasındaki ekonomik pazarlık güçlü İtalyan kaynaklarında yer alıyor. Buna karşılık iki kulübün bonservis konusunda kesin anlaşmaya vardığını gösteren resmi bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Bu nedenle mevcut gelişmeyi “Leão transferi tamamlandı” şeklinde değerlendirmek doğru değil.</p>

<p>Ortaya çıkan tablo, Galatasaray’ın Portekizli yıldız için temaslarını sürdürdüğünü ancak Milan’ın talep ettiği bonservis ile sarı-kırmızılıların çıkmayı planladığı seviyenin transferin kaderini belirleyeceğini gösteriyor.</p>

<p>Leão dosyasının sonuçsuz kalması halinde ise Galatasaray’ın kanat transferi için alternatif oyunculara yönelmesi bekleniyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>La Gazzetta dello Sport<br />
SportMediaset</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasarayin-leao-planinda-sinir-belli-oldu-b-plani-hazir</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 06:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9059.jpeg" type="image/jpeg" length="71998"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş, Fabio Miretti transferinde mutlu sona ulaştı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktas-fabio-miretti-transferinde-mutlu-sona-ulasti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/besiktas-fabio-miretti-transferinde-mutlu-sona-ulasti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş, Juventus forması giyen Fabio Miretti’nin transferi için sözlü anlaşma sağladı. İtalyan orta saha, satın alma opsiyonuyla kiralanacak ve sağlık kontrolleri için İstanbul’a gelecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’tan orta sahaya Fabio Miretti hamlesi</p>

<p>Transfer çalışmalarını sürdüren Beşiktaş, Juventus’un 23 yaşındaki orta saha oyuncusu Fabio Miretti’yi kadrosuna katmaya hazırlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İtalyan gazeteci Fabrizio Romano’nun aktardığına göre siyah-beyazlılar, oyuncu ve Juventus ile sözlü anlaşmaya vardı. Tarafların anlaşma evraklarını hazırlamaya başladığı, son aşamada beklenmedik bir sorun çıkmaması durumunda transferin kısa süre içinde resmiyete kavuşacağı belirtildi.</p>

<p>Satın alma opsiyonu 10 milyon euronun üzerinde</p>

<p>Anlaşmanın satın alma opsiyonlu kiralama modeliyle gerçekleştirileceği bildirildi. Beşiktaş’ın Juventus’a kiralama bedeli ödeyeceği, sözleşmedeki satın alma opsiyonunun ise 10 milyon euronun üzerinde olacağı kaydedildi.</p>

<p>İtalyan basınında opsiyon bedelinin 15 milyon euro seviyesine ulaşabileceği yönünde farklı rakamlar paylaşılıyor. Kulüpler henüz transferin mali koşullarını resmen açıklamadığı için kesin tutarın imzaların ardından netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Çarşamba günü İstanbul’a gelecek</p>

<p>Evrak işlemlerinin planlandığı gibi tamamlanması halinde Miretti’nin 26 Ağustos Çarşamba günü İstanbul’a gelmesi bekleniyor. İtalyan futbolcu, sağlık kontrollerinden geçtikten sonra kendisini Beşiktaş’a bağlayan sözleşmeye imza atacak.</p>

<p>Siyah-beyazlı kulübün sağlık kontrolleri ve resmi imzaların ardından transferi kamuoyuna duyurması bekleniyor.</p>

<p>Juventus altyapısından yetişti</p>

<p>Juventus altyapısına sekiz yaşında katılan Fabio Miretti, İtalyan ekibinin A takımında 106 karşılaşmaya çıktı; üç gol ve sekiz asistlik katkı sağladı. Merkez orta sahanın yanı sıra hücuma dönük orta saha pozisyonunda da görev yapabilen Miretti’nin Juventus ile sözleşmesi 2028 yılına kadar devam ediyor.</p>

<p>Beşiktaş yönetiminin genç futbolcunun oyun kurma becerisi, teknik kapasitesi ve farklı orta saha rollerinde görev yapabilmesi nedeniyle transferi öncelikli dosyalar arasına aldığı belirtiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktas-fabio-miretti-transferinde-mutlu-sona-ulasti</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 00:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9057.jpeg" type="image/jpeg" length="30827"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ordu’da Fatma Gümüş ve Melehat Gümüş kardeşler gözyaşlarıyla uğurlandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/orduda-fatma-gumus-ve-melehat-gumus-kardesler-gozyaslariyla-ugurlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/orduda-fatma-gumus-ve-melehat-gumus-kardesler-gozyaslariyla-ugurlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ordu’nun Çamaş ilçesinde fındık topladıkları bahçede yaklaşık 30 metreden düşerek hayatını kaybeden Melehat ve Fatma Gümüş kardeşler, Sarıyakup Mahallesi’nde toprağa verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Çamaş’ta iki kardeş son yolculuğuna birlikte uğurlandı</p>

<p>ORDU – Ordu’nun Çamaş ilçesinde fındık toplamak için gittikleri bahçede yaklaşık 30 metreden düşerek hayatını kaybeden Melehat Gümüş (60) ile Fatma Gümüş (65), gözyaşları arasında son yolculuklarına uğurlandı.</p>

<p>Olay, Çamaş ilçesine bağlı Sarıyakup Mahallesi’nde meydana geldi. Fındık toplamak üzere bahçeye giden iki kardeş, akşam saatlerinde evlerine dönmeyince yakınları bölgede arama başlattı.</p>

<p>YAKLAŞIK 30 METREDEN DÜŞTÜLER</p>

<p>Yakınları tarafından yapılan aramada Melehat ve Fatma Gümüş, dere kenarında hareketsiz halde bulundu. İhbar üzerine bölgeye jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde iki kardeşin hayatını kaybettiği belirlendi. Olay yerinde gerçekleştirilen incelemelerde Melehat ve Fatma Gümüş’ün fındık bahçesinden yaklaşık 30 metre aşağıya düştükleri tespit edildi.</p>

<p>Cenazeler, jandarma ve olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmalarının ardından hastane morguna kaldırıldı.</p>

<p>AYNI AİLEYE GELİN GİTMİŞLERDİ</p>

<p>İki kardeşin yaşam öyküsüne ilişkin ortaya çıkan ayrıntılar, Çamaş’taki acıyı daha da büyüttü. Melehat ve Fatma Gümüş’ün, kendileri gibi kardeş olan iki erkekle evlendikleri ve düğünlerinin aynı gün yapıldığı öğrenildi.</p>

<p>Melehat Gümüş’ün Ali Gümüş, Fatma Gümüş’ün ise Hacı Mehmet Gümüş ile evlendiği belirtildi. Melehat Gümüş’ün eşinin daha önce hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Melehat Gümüş’ün 6, Fatma Gümüş’ün ise 2 çocuk annesi olduğu öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>GÖZYAŞLARI ARASINDA TOPRAĞA VERİLDİLER</p>

<p>İki kardeş için Sarıyakup Mahallesi’nde cenaze töreni düzenlendi. Melehat ve Fatma Gümüş’ün cenazeleri, ikindi namazının ardından kılınan cenaze namazı sonrası yakınlarının ve mahalle sakinlerinin gözyaşları arasında toprağa verildi.</p>

<p>Hayatları boyunca birbirlerinden ayrılmayan, aynı gün iki erkek kardeşle evlenerek aynı aileye gelin giden Melehat ve Fatma Gümüş’ün son yolculuklarına da birlikte uğurlanması, yakınlarını ve ilçe halkını yasa boğdu.</p>

<p>Olayla ilgili başlatılan inceleme sürüyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/orduda-fatma-gumus-ve-melehat-gumus-kardesler-gozyaslariyla-ugurlandi</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 23:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9055.jpeg" type="image/jpeg" length="46434"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sildenafil Kullananlara Beslenme Uyarısı: Greyfurttan Kaçının]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/sildenafil-kullananlara-beslenme-uyarisi-greyfurttan-kacinin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/sildenafil-kullananlara-beslenme-uyarisi-greyfurttan-kacinin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sildenafil (viagra) kullananların greyfurt ve greyfurt suyundan kaçınması öneriliyor. Greyfurtun ilacın vücutta parçalanmasını yavaşlatabileceği; baş ağrısı, kızarma, baş dönmesi ve tansiyon düşmesi gibi yan etkilerin görülme olasılığını artırabileceği belirtiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Greyfurt ile sildenafil birlikte tüketilir mi?</p>

<p>Sertleşme sorununun tedavisinde kullanılan sildenafil ile greyfurtun birlikte tüketilmesi, ilaç etkileşimleri bakımından dikkat gerektiriyor. Sağlık otoriteleri, sildenafil kullanan kişilerin greyfurt yememesini ve greyfurt suyu içmemesini öneriyor.</p>

<p>Greyfurtun içeriğindeki bazı bileşikler, bağırsaklarda ilaçların parçalanmasında görev alan CYP3A4 adlı enzimin çalışmasını baskılayabiliyor. Sildenafil de büyük ölçüde bu enzim sistemi üzerinden metabolize ediliyor.</p>

<p>Bu nedenle greyfurt tüketildiğinde sildenafilin kandaki düzeyi yükselebiliyor ve ilacın etkisi kişiden kişiye değişebilecek şekilde daha az öngörülebilir hale gelebiliyor.</p>

<p>Yan etkilerin görülme ihtimali artabilir</p>

<p>Greyfurt ve sildenafil etkileşimi sonucunda şu yan etkilerin görülme olasılığı artabilir:</p>

<ul>
 <li>Baş ağrısı</li>
 <li>Yüzde kızarma ve sıcaklık hissi</li>
 <li>Baş dönmesi</li>
 <li>Çarpıntı</li>
 <li>Hazımsızlık</li>
 <li>Görmeyle ilgili geçici değişiklikler</li>
 <li>Tansiyon düşmesi</li>
 <li>Baygınlık hissi</li>
</ul>

<p>Yapılan farmakokinetik bir araştırmada, greyfurt suyunun sildenafilin vücuttaki toplam kullanılabilirliğini artırdığı ve emilim sürecini geciktirebildiği bildirildi. Araştırmacılar, bu durumun ilacın etkisini daha az öngörülebilir hale getirebileceğine dikkat çekti.</p>

<p>Birkaç saat ara vermek yeterli olmayabilir</p>

<p>Greyfurtun ilaç metabolizması üzerindeki etkisi yalnızca tüketildiği anla sınırlı kalmayabilir. Bu nedenle greyfurt ile sildenafil arasında birkaç saat bırakılması, etkileşimi tamamen önleyen güvenilir bir yöntem olarak kabul edilmemelidir.</p>

<p>En güvenli yaklaşım, sildenafil kullanılan dönemde greyfurt ve greyfurt suyundan kaçınmak; ilacın kullanımıyla ilgili tereddüt bulunması halinde doktor veya eczacıya danışmaktır.</p>

<p>Greyfurt içerebilen karışık meyve suları ve içeceklerin etiketlerinin de kontrol edilmesi önem taşıyor. Acı portakal ve pomelo gibi bazı turunçgillerin de benzer etkileşimlere yol açabileceği unutulmamalıdır.</p>

<p>Birlikte tüketildiyse ne yapılmalı?</p>

<p>Greyfurt yedikten veya greyfurt suyu içtikten sonra sildenafil alınmış olması, her kişide ciddi bir sorun gelişeceği anlamına gelmez. Ancak yeni bir doz alınmamalı ve ortaya çıkabilecek belirtiler takip edilmelidir.</p>

<p>Şiddetli baş dönmesi, bayılma, göğüs ağrısı, ani görme ya da işitme kaybı veya dört saatten uzun süren ereksiyon gelişmesi halinde acil sağlık yardımı alınmalıdır.</p>

<p>Göğüs ağrısı ortaya çıkarsa nitrat içeren bir kalp ilacı kesinlikle kullanılmamalı; sağlık ekibine sildenafil alındığı ve hangi saatte kullanıldığı açıkça bildirilmelidir.</p>

<p>Nitratlarla birlikte kullanımı çok daha ciddi risk taşıyor</p>

<p>Sildenafilin nitrogliserin, izosorbid mononitrat ve izosorbid dinitrat gibi nitrat içeren ilaçlarla birlikte kullanılması tehlikeli düzeyde tansiyon düşmesine yol açabilir. “Poppers” olarak bilinen nitrit içeren maddeler de bu kapsamda değerlendirilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Riociguat kullananlar ile ciddi kalp-damar hastalığı, belirgin düşük tansiyon, yakın zamanda kalp krizi veya inme öyküsü bulunan kişiler de sildenafil kullanmadan önce mutlaka hekim değerlendirmesinden geçmelidir.</p>

<p>Sildenafil reçete edilen dozun üzerinde alınmamalı ve sertleşme sorununun tedavisinde 24 saat içinde birden fazla kullanılmamalıdır. Dozun artırılması, yararın yükselmesini garanti etmediği gibi yan etki riskini belirgin biçimde artırabilir.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Servisi</li>
 <li>ABD Gıda ve İlaç Dairesi</li>
 <li>DailyMed İlaç Bilgi Sistemi</li>
 <li>British National Formulary</li>
 <li>Clinical Pharmacology &amp; Therapeutics – Greyfurt suyu ve sildenafil farmakokinetiği araştırması</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/sildenafil-kullananlara-beslenme-uyarisi-greyfurttan-kacinin</guid>
      <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 23:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9054.jpeg" type="image/jpeg" length="39078"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="66548"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="18155"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="71447"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="97272"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="76341"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="80486"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
