<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 18 Aug 2026 14:47:12 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bağırsak Bakterileri “İlaç” Yolunda: İngiltere Yeni Dönemi Başlattı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/bagirsak-bakterileri-ilac-yolunda-ingiltere-yeni-donemi-baslatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/bagirsak-bakterileri-ilac-yolunda-ingiltere-yeni-donemi-baslatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu, 18 Ağustos 2026’da mikrobiyom temelli tedavilerin mevcut ilaç mevzuatı kapsamında ruhsatlandırılabileceğini açıkladı. Yeni çerçeve, bağırsak bakterilerini hedefleyen tedavilerin standart ilaçlara dönüşmesinin önünü açıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bağırsak Bakterileri Artık “İlaç” Yolunda: İngiltere Mikrobiyom Tedavilerine Kapıyı Açtı</p>

<p>Bağırsaklarda ve vücudun diğer bölgelerinde yaşayan mikroorganizmaları tedavi amacıyla değiştirmeyi hedefleyen mikrobiyom temelli ürünler, İngiltere’de klasik ilaçlarla aynı düzenleyici sistem içinde ruhsatlandırılabilecek.</p>

<p>İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu, 18 Ağustos 2026’da yayımladığı yeni pozisyon belgesiyle bu yeni tedavi sınıfının İngiltere’de hangi yoldan ilaç ruhsatı alabileceğini netleştirdi.</p>

<p>Karar doğrudan yeni bir ilacın onaylandığı anlamına gelmiyor. İngiltere’de şu anda ruhsatlandırılmış bir mikrobiyom temelli tıbbi ürün bulunmuyor. Ancak düzenleyici kurumun açık bir ruhsat yolu tanımlaması, geliştirilen tedavilerin klinik araştırmalardan rutin sağlık hizmetine geçişi açısından önemli bir eşik oluşturuyor.</p>

<p>Mikrobiyom artık doğrudan tedavinin hedefi</p>

<p>İnsan vücudunda trilyonlarca mikroorganizma yaşıyor. Bakteriler, virüsler, mantarlar ve diğer mikroorganizmaların oluşturduğu bu topluluk genel olarak mikrobiyom olarak adlandırılıyor.</p>

<p>Özellikle bağırsak mikrobiyomunun bağışıklık sistemi, metabolizma ve enfeksiyonlara karşı savunmayla yakın ilişkisi bulunuyor.</p>

<p>Yeni nesil mikrobiyom tedavilerinde amaç yalnızca yararlı bakterileri desteklemek değil. Bazı ürünler hastalıkla ilişkili mikrobiyal dengeyi değiştirmeyi, bozulan topluluğu yeniden oluşturmayı veya belirli mikroorganizmaları doğrudan yerine koymayı hedefliyor.</p>

<p>MHRA, bu şekilde çalışan ürünlerin mevcut İngiltere ilaç mevzuatının kapsamına girebileceğini açıkladı.</p>

<p>Probiyotiklerle aynı şey değil</p>

<p>Mikrobiyom temelli ilaçların günlük yaşamda kullanılan probiyotik ürünlerle karıştırılmaması gerekiyor.</p>

<p>Bir ürünün “yararlı bakteri içerdiğini” söylemesi onu otomatik olarak ilaç haline getirmiyor.</p>

<p>İlaç olarak geliştirilen mikrobiyom ürünlerinin içeriğinin ayrıntılı biçimde tanımlanması, üretimin kontrollü yapılması, her üretim partisinin benzer özellik taşıması ve klinik yararın bilimsel çalışmalarla gösterilmesi gerekiyor.</p>

<p>Bu nedenle yeni düzenleme gıda takviyelerine yönelik bir karar değil, hastalığı tedavi etmek veya önlemek amacıyla geliştirilen tıbbi ürünlere ilişkin bir ruhsat çerçevesi niteliğinde.</p>

<p>Biyolojik ilaç olarak değerlendirilebilecek</p>

<p>Yeni çerçeveye göre mikrobiyom temelli tıbbi ürünler özelliklerine bağlı olarak biyolojik tıbbi ürün sınıfında değerlendirilebilecek.</p>

<p>Bazı daha karmaşık ürünlerin ise ileri tedavi tıbbi ürünleri kapsamında ele alınması mümkün olabilecek.</p>

<p>Bu ayrım önemli çünkü bir ürünün hangi sınıfa girdiği; üretim standartlarından klinik araştırma gerekliliklerine, güvenlilik takibinden ruhsat dosyasına kadar birçok süreci belirliyor.</p>

<p>En büyük sorun: Her doz gerçekten aynı mı?</p>

<p>Klasik bir ilaç tabletinin içerisindeki etkin madde büyük ölçüde standart biçimde üretilebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Canlı mikroorganizmalar içeren ürünlerde ise durum çok daha karmaşık.</p>

<p>Bir mikrobiyom ilacının içerisindeki mikroorganizmaların türleri, miktarları ve biyolojik özellikleri üretim sürecinden etkilenebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle MHRA, yeni ürünlerde üretimden üretime değişkenliğin kontrol edilmesini kritik başlıklardan biri olarak belirledi.</p>

<p>Başka bir ifadeyle hastaya bugün verilen ürünle aylar sonra üretilen ürünün biyolojik açıdan aynı standartları taşıdığının gösterilmesi gerekecek.</p>

<p>Antibiyotik direnci özellikle incelenecek</p>

<p>Yeni düzenleyici yaklaşımın dikkat çeken noktalarından biri de antibiyotik direnci.</p>

<p>Tedavide kullanılan mikroorganizmaların antibiyotiklere direnç sağlayan genleri taşıması veya bunları başka bakterilere aktarabilmesi teorik bir güvenlilik riski oluşturabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle geliştiricilerin yalnızca tedavinin işe yaradığını göstermesi yeterli olmayacak.</p>

<p>Ürünlerin antibiyotik direnci açısından güvenli olduğunun da değerlendirilmesi gerekecek. MHRA, mikrobiyom tedavilerinin antimikrobiyal direnç gibi ciddi sağlık sorunlarında gelecekte rol oynayabileceğine de dikkat çekiyor.</p>

<p>C. difficile önemli örneklerden biri</p>

<p>Mikrobiyom tedavilerinin klinikte en fazla dikkat çeken kullanım alanlarından biri tekrarlayan Clostridioides difficile enfeksiyonu.</p>

<p>Bu bakteri özellikle antibiyotik kullanımı sonrasında bağırsak mikrobiyomunun bozulduğu bazı hastalarda ciddi ve tekrarlayan bağırsak enfeksiyonlarına yol açabiliyor.</p>

<p>Bazı ülkelerde donörlerden elde edilen bağırsak mikrobiyotası ürünleri bu hastalık için ruhsatlandırılmış durumda.</p>

<p>İngiltere’de ise dışkı mikrobiyota nakli belirli hastalarda halihazırda uygulanabiliyor. Ancak bu ürünler bugün yeni açıklanan anlamda ruhsatlı mikrobiyom ilaçları değil; klinik araştırmalar veya özel üretim düzenlemeleri kapsamında kullanılabiliyor. Yeni MHRA belgesi bu mevcut uygulamaları değiştirmiyor.</p>

<p>İngiltere’de henüz onaylı mikrobiyom ilacı yok</p>

<p>Yeni kararın en önemli sınırlarından biri de burada.</p>

<p>MHRA’nın açıklaması, belirli bir bağırsak bakterisi tedavisinin onaylandığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>İngiltere’de halen pazarlama iznine sahip mikrobiyom temelli bir tıbbi ürün bulunmuyor.</p>

<p>Yeni belge geliştiricilere, ürünlerini hangi bilimsel ve düzenleyici şartlarla ruhsata götürebileceklerini gösteren bir yol haritası sunuyor.</p>

<p>İlaç geliştiren şirketler için belirsizlik azalıyor</p>

<p>Mikrobiyom alanındaki şirketlerin karşılaştığı sorunlardan biri, geliştirdikleri ürünlerin klasik ilaçlardan farklı biyolojik özelliklere sahip olması nedeniyle hangi düzenleyici sınıfa gireceğinin her zaman net olmamasıydı.</p>

<p>Yeni çerçeve bu belirsizliği azaltmayı hedefliyor.</p>

<p>MHRA, şirketlerin büyük ve maliyetli son aşama klinik araştırmalara başlamadan önce kurumla erken temas kurmasını öneriyor.</p>

<p>Böylece ürünün hangi düzenleyici sınıfa girdiği, hangi kalite standartlarının uygulanacağı ve hangi klinik kanıtların bekleneceği geliştirme sürecinin başında daha net belirlenebilecek.</p>

<p>Neden geleceğin ilaç sınıflarından biri olabilir?</p>

<p>Mikrobiyom araştırmalarında uzun süredir bağırsak bakterileri ile birçok hastalık arasında ilişkiler belirleniyor.</p>

<p>Ancak bir hastalıkla mikrobiyom arasında ilişki bulunması, mikrobiyomu değiştirmenin otomatik olarak hastalığı tedavi edeceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu nedenle alanın asıl sınavı, güçlü klinik araştırmalarda gerçek hasta yararının gösterilmesi olacak.</p>

<p>Yeni İngiltere düzenlemesinin önemi de burada ortaya çıkıyor. Artık başarılı klinik veriler elde eden bir mikrobiyom ürününün hangi düzenleyici yoldan standart bir ilaca dönüşebileceği daha açık hale geliyor.</p>

<p>Türkiye açısından neden önemli?</p>

<p>Mikrobiyom tedavileri Türkiye’de de gastroenteroloji, enfeksiyon hastalıkları, immünoloji ve biyoteknoloji açısından giderek daha fazla araştırılan alanlardan biri.</p>

<p>İngiltere’nin oluşturduğu model, ileride Türkiye’de canlı biyoterapötik ürünlerin ve mikrobiyom temelli ilaçların nasıl sınıflandırılacağı açısından örnek oluşturabilir.</p>

<p>Bu ürünlerin Türkiye’de rutin kullanıma girmesi halinde TİTCK açısından kalite, üretim standardı, biyolojik güvenlilik ve klinik etkinlik konularının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecek.</p>

<p>Özellikle antibiyotik direnci açısından yapılacak kontroller, bu tedavilerin güvenli biçimde uygulanmasının temel şartlarından biri olacak.</p>

<p>Asıl değişim bugün değil, önümüzdeki yıllarda yaşanabilir</p>

<p>MHRA’nın kararı bugün hastalara hemen sunulan yeni bir tedavi anlamına gelmiyor.</p>

<p>Ancak mikrobiyom alanındaki bilimsel gelişmeler için önemli bir düzenleyici altyapı oluşturuyor.</p>

<p>Bir zamanlar yalnızca “bağırsak florası” başlığı altında tartışılan mikroorganizmalar, artık üretim standardı, doz, güvenlilik, klinik etkinlik ve ruhsat süreçleri bulunan yeni bir ilaç geliştirme alanına dönüşüyor.</p>

<p>Önümüzdeki yıllarda belirleyici soru, mikrobiyomu değiştiren hangi ürünlerin güçlü klinik araştırmalarda gerçek hasta yararı göstereceği olacak.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>İngiltere İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurumu (MHRA)</li>
 <li>Mikrobiyom Temelli Tıbbi Ürünler Düzenleyici Pozisyon Belgesi</li>
 <li>İngiltere Sağlık ve Sosyal Bakım Bakanlığı</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/bagirsak-bakterileri-ilac-yolunda-ingiltere-yeni-donemi-baslatti</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 12:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8478.jpeg" type="image/jpeg" length="67758"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Nadir Kas Hastalığında İlk Kez Faz III Düzeyinde Güçlü Sonuç]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/nadir-kas-hastaliginda-ilk-kez-faz-iii-duzeyinde-guclu-sonuc</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/nadir-kas-hastaliginda-ilk-kez-faz-iii-duzeyinde-guclu-sonuc" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[argenx’in küresel ALKIVIA Faz III çalışmasında efgartigimod, dermatomiyozit ve immün aracılı nekrotizan miyopati hastalarında 52 haftada plaseboya göre anlamlı klinik iyileşme sağladı. Tedavinin etkisi dördüncü haftadan itibaren görülmeye başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kasları Zayıflatan Otoimmün Hastalıkta Faz III Başarısı</p>

<p>Kaslarda ilerleyici güçsüzlüğe ve bazı hastalarda kalıcı fonksiyon kaybına yol açabilen otoimmün kas hastalıklarının tedavisinde yeni bir ilaç yaklaşımından güçlü Faz III sonuçları geldi.</p>

<p>Belçika merkezli biyoteknoloji şirketi argenx, 17 Ağustos 2026’da açıkladığı sonuçlarda efgartigimod alfa ve hyaluronidaz kombinasyonunun, otoimmün miyozitli erişkinlerde yürütülen küresel ALKIVIA Faz III çalışmasının temel hedefini karşıladığını duyurdu. (GlobeNewswire⁠)</p>

<p>Araştırmada özellikle immün aracılı nekrotizan miyopati ve dermatomiyozit adı verilen iki hasta grubundaki sonuçlar değerlendirildi.</p>

<p>Hastaların kas gücü ve günlük işlevleri değerlendirildi</p>

<p>ALKIVIA, randomize, çift kör ve plasebo kontrollü uluslararası bir Faz II/III klinik araştırma olarak tasarlandı.</p>

<p>Çalışmanın tamamında 264 hasta yer aldı. Faz III bölümünde ise 175 hasta değerlendirildi. Katılımcılar haftada bir kez deri altından efgartigimod veya plasebo almak üzere iki gruba ayrıldı.</p>

<p>Araştırmanın temel hedefi, hastaların kas gücü, günlük yaşam aktiviteleri ve hastalık belirtilerindeki değişimi birlikte değerlendiren Total Improvement Score adlı ölçümde 52 haftanın sonunda ne kadar iyileşme sağlandığını belirlemekti. (GlobeNewswire⁠)</p>

<p>Tedavi grubunda 15,4 puanlık ek iyileşme</p>

<p>İmmün aracılı nekrotizan miyopati ve dermatomiyozit hastalarının birlikte değerlendirildiği grupta efgartigimod alanların ortalama iyileşme skoru 47,95, plasebo grubunun ise 32,56 oldu.</p>

<p>Böylece tedavi grubunda plaseboya kıyasla 15,4 puanlık ek iyileşme elde edildi.</p>

<p>Sonucun istatistiksel olarak anlamlı olduğu bildirildi.</p>

<p>Daha önemlisi, tedavi ile plasebo arasındaki farkın çalışmanın dördüncü haftasından itibaren ortaya çıkmaya başladığı ve bir yıllık tedavi boyunca devam ettiği açıklandı. (GlobeNewswire⁠)</p>

<p>Steroid dozu azaltılırken de etki sürdü</p>

<p>Otoimmün miyozit hastalarının önemli bölümü hastalığı kontrol altında tutabilmek için uzun süre kortikosteroid kullanmak zorunda kalabiliyor.</p>

<p>Ancak uzun süreli steroid kullanımı kilo artışı, kemik kaybı, kan şekeri bozuklukları, enfeksiyonlar ve kalp-damar sorunları gibi önemli yan etkilere yol açabiliyor.</p>

<p>ALKIVIA çalışmasında hastaların steroid dozlarının araştırma protokolüne göre azaltılmasına rağmen efgartigimod ile sağlanan klinik iyileşmenin devam ettiği bildirildi. (GlobeNewswire⁠)</p>

<p>Bu bulgu, tedavinin ileride steroid kullanımını azaltmaya yardımcı olup olamayacağı açısından dikkat çekici bir sinyal oluşturuyor.</p>

<p>Ancak steroid kullanımının tamamen bırakılabileceği veya tedavinin her hastada aynı sonucu vereceği henüz söylenemiyor.</p>

<p>En güçlü sonuç nadir kas hastalığında görüldü</p>

<p>Araştırmanın dikkat çeken bölümlerinden biri, immün aracılı nekrotizan miyopati hastalarında elde edilen sonuçlar oldu.</p>

<p>Bu nadir otoimmün hastalık, kas hücrelerinin bağışıklık sistemi tarafından zarar görmesi sonucu özellikle omuz, kalça ve bacak çevresindeki kaslarda ciddi güçsüzlüğe yol açabiliyor.</p>

<p>Bu hasta grubunda efgartigimod alanların iyileşme skoru 45,05 olurken plasebo grubunda 30,24 olarak ölçüldü.</p>

<p>Tedavi lehine fark 14,8 puan oldu ve sonuç istatistiksel anlamlılığa ulaştı. Şirket, bunun immün aracılı nekrotizan miyopatide klinik açıdan anlamlı fayda gösteren ilk pozitif Faz III çalışması olduğunu bildirdi. (GlobeNewswire⁠)</p>

<p>Dermatomiyozitte de benzer yönde sonuç</p>

<p>Dermatomiyozit grubunda da efgartigimod lehine klinik iyileşme görüldü.</p>

<p>Tedavi grubunun ortalama iyileşme skoru 51,51, plasebo grubunun ise 36,96 oldu.</p>

<p>Gruplar arasındaki fark 14,5 puana ulaştı.</p>

<p>Ancak bu alt gruptaki hasta sayısının daha düşük olması nedeniyle sonuç tek başına istatistiksel anlamlılık eşiğine ulaşmadı. Araştırmacılar buna rağmen klinik etkinin büyüklüğünün diğer hasta grubuna benzer olduğuna dikkat çekti. (GlobeNewswire⁠)</p>

<p>Yalnızca kas gücü değil günlük yaşam da iyileşti</p>

<p>Araştırmada tedavinin etkisi sadece laboratuvar sonuçları veya kas testleri üzerinden değerlendirilmedi.</p>

<p>Kas gücü, günlük fiziksel işlevler ve kas dışındaki hastalık belirtilerini içeren altı farklı klinik ölçümün tamamı efgartigimod lehine sonuç verdi.</p>

<p>Dermatomiyozit hastalarında deri belirtilerinde de iyileşme gözlendi. (GlobeNewswire⁠)</p>

<p>Bu sonuç özellikle hastalar açısından önemli. Otoimmün miyozitte tedavinin temel amacı yalnızca kan değerlerini düzeltmek değil, hastanın merdiven çıkma, sandalyeden kalkma, yürüme veya günlük işlerini yapabilme kapasitesini korumak.</p>

<p>İlaç bağışıklık sistemini farklı bir noktadan hedefliyor</p>

<p>Efgartigimod, FcRn adı verilen bir bağışıklık sistemi mekanizmasını hedefliyor.</p>

<p>FcRn, kandaki IgG tipi antikorların parçalanmasını önleyerek dolaşımda daha uzun süre kalmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Bazı otoimmün hastalıklarda ise bu antikorların bir bölümü yanlışlıkla kişinin kendi dokularına saldırabiliyor.</p>

<p>Efgartigimod, FcRn’yi baskılayarak hastalığa katkıda bulunan IgG tipi otoantikorların kandaki miktarını azaltmayı amaçlıyor.</p>

<p>Bu yaklaşım bağışıklık sisteminin tamamını geniş biçimde baskılamak yerine hastalığa katkıda bulunan antikor mekanizmasını daha hedefli biçimde azaltmayı hedefliyor. (GlobeNewswire⁠)</p>

<p>Güvenlilik profili önceki çalışmalarla benzer</p>

<p>Şirket tarafından açıklanan ilk Faz III verilerine göre efgartigimod genel olarak iyi tolere edildi.</p>

<p>Araştırmada görülen güvenlilik profilinin ilacın önceki klinik çalışmalarından ve mevcut kullanımlarından bilinen güvenlilik özellikleriyle uyumlu olduğu bildirildi.</p>

<p>Bununla birlikte ayrıntılı yan etki oranları henüz kamuoyuyla paylaşılmış değil.</p>

<p>Bu nedenle tedavinin yarar-risk dengesini tam değerlendirebilmek için ayrıntılı Faz III sonuçlarının bilimsel toplantıda sunulması ve hakemli bilimsel yayına dönüşmesi önem taşıyor. (GlobeNewswire⁠)</p>

<p>Henüz miyozit için onaylanmış değil</p>

<p>Efgartigimod bazı nörolojik otoimmün hastalıkların tedavisinde halihazırda kullanılıyor.</p>

<p>Ancak ALKIVIA çalışmasının olumlu sonuçları, ilacın otoimmün miyozit tedavisi için yeni bir FDA veya EMA onayı aldığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Şirketin Faz III verilerini düzenleyici kurumlarla görüşerek yeni endikasyon için ruhsat sürecinde kullanması bekleniyor.</p>

<p>Dolayısıyla mevcut gelişme güçlü bir Faz III klinik başarı, ancak henüz yeni bir ruhsat kararı değil. (GlobeNewswire⁠)</p>

<p>Hastalar açısından neden önemli?</p>

<p>Otoimmün miyozitler nadir görülmelerine rağmen hastaların günlük yaşamını ciddi biçimde etkileyebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kas güçsüzlüğü ilerlediğinde yürümek, merdiven çıkmak, kolları kaldırmak veya sandalyeden kalkmak gibi günlük hareketler zorlaşabiliyor.</p>

<p>Mevcut tedaviler çoğunlukla steroidler ve bağışıklık sistemini genel olarak baskılayan ilaçlara dayanıyor. Bazı hastalarda bu tedavilere rağmen hastalık kontrol altına alınamayabiliyor.</p>

<p>ALKIVIA sonuçları ayrıntılı bilimsel verilerle doğrulanır ve ruhsat sürecine yansırsa, özellikle immün aracılı nekrotizan miyopati gibi tedavi seçeneğinin sınırlı olduğu hastalarda daha hedefli yeni bir biyolojik tedavi seçeneği gündeme gelebilir.</p>

<p>Ayrıca aynı FcRn mekanizmasının Sjögren hastalığı ve sistemik skleroz gibi başka otoimmün hastalıklarda da araştırılıyor olması, bu ilaç sınıfının gelecekte romatoloji alanında daha geniş bir yere sahip olabileceğine işaret ediyor. (GlobeNewswire⁠)</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>* argenx<br />
* ALKIVIA Faz III klinik araştırması<br />
* ABD Ulusal Tıp Kütüphanesi klinik araştırma kayıt sistemi<br />
* American College of Rheumatology </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔬 Bilim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/nadir-kas-hastaliginda-ilk-kez-faz-iii-duzeyinde-guclu-sonuc</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 12:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8476.jpeg" type="image/jpeg" length="72320"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor’dan Lucas Assadi İçin Resmi Teklif: Şili’den Kritik Bonservis Detayı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-lucas-assadi-icin-resmi-teklif-siliden-kritik-bonservis-detayi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-lucas-assadi-icin-resmi-teklif-siliden-kritik-bonservis-detayi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un Universidad de Chile forması giyen 22 yaşındaki 10 numara Lucas Assadi için resmi teklif yaptığı öne sürüldü. Şili basını, bordo-mavililerin şu ana kadar resmi teklif sunan tek kulüp olduğunu, önerilen rakamın ise oyuncunun sözleşmesindeki çıkış bedelinin altında kaldığını yazdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’dan Lucas Assadi İçin Resmi Teklif: Şili’den Kritik Bonservis Detayı</p>

<p>Trabzonspor’da transfer çalışmaları sürerken bordo-mavililerin Güney Amerika pazarında dikkat çeken bir isim için somut adım attığı ileri sürüldü.</p>

<p>Şili basınında yer alan haberlere göre Trabzonspor, Universidad de Chile’nin genç yıldızı Lucas Assadi için resmi teklif yaptı.</p>

<p>Resmi teklif yapan tek kulüp Trabzonspor</p>

<p>Şili’den ADN Deportes’in haberine göre Trabzonspor, 22 yaşındaki hücum oyuncusu için şu ana kadar Universidad de Chile’ye resmi teklif ulaştıran tek kulüp konumunda.</p>

<p>Bordo-mavililerin önerdiği rakamın, Assadi’nin sözleşmesinde yer alan 2,8 milyon dolarlık çıkış şartının bir miktar altında olduğu belirtildi.</p>

<p>Universidad de Chile yönetiminin ise oyuncusunu bu rakamın altında bırakmaya sıcak bakmadığı ve pazarlıkta sözleşmedeki bedeli temel aldığı ifade edildi.</p>

<p>Bonservisin tamamı için 3,5 milyon dolar detayı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şili basınındaki haberlerde Assadi’nin sözleşmesine ilişkin bir başka önemli ayrıntı da yer aldı.</p>

<p>Buna göre oyuncunun ekonomik haklarının tamamını kapsayan bonservis bedelinin 3,5 milyon dolar seviyesinde olduğu belirtiliyor. Bu nedenle Trabzonspor ile Universidad de Chile arasındaki olası görüşmelerde transferin yapısının ve satın alınacak hak oranının belirleyici olabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Trabzonspor’un radarındaki Lucas Assadi kimdir?</p>

<p>Lucas Humberto Assadi Reygadas, 8 Ocak 2004’te Şili’nin Puente Alto kentinde dünyaya geldi.</p>

<p>Universidad de Chile altyapısında yetişen Assadi, ağırlıklı olarak 10 numara ve hücum orta saha pozisyonlarında görev yapıyor. Teknik kapasitesi, dar alandaki top hakimiyeti ve hücum hattındaki yaratıcılığıyla Şili futbolunun dikkat çeken genç oyuncuları arasında gösteriliyor.</p>

<p>Assadi ayrıca Şili Milli Takımı seviyesinde de forma giydi.</p>

<p>Transfer henüz sonuçlanmadı</p>

<p>Trabzonspor’un resmi teklif yaptığı yönündeki haberler transferde somut bir aşamaya işaret etse de taraflar arasında anlaşma sağlandığına ilişkin henüz resmi bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Şili ekibinin özellikle çıkış bedeli konusundaki tavrı nedeniyle bordo-mavililerin teklifini yükseltip yükseltmeyeceği transferin geleceği açısından kritik olacak.</p>

<p>Trabzonspor’un Universidad de Chile’nin istediği seviyeye yaklaşması halinde Lucas Assadi dosyasında görüşmelerin hız kazanabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>ADN Deportes</li>
 <li>AS Chile</li>
 <li>RedGol</li>
 <li>Bolavip Chile</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-lucas-assadi-icin-resmi-teklif-siliden-kritik-bonservis-detayi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 12:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8475.jpeg" type="image/jpeg" length="87096"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Hangi Suyu İçmeliyiz? pH, Mineraller ve Günlük Su İhtiyacı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/hangi-suyu-icmeliyiz-ph-mineraller-ve-gunluk-su-ihtiyaci</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/hangi-suyu-icmeliyiz-ph-mineraller-ve-gunluk-su-ihtiyaci" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İçilecek suyu seçerken yalnızca pH değerine bakmak doğru değil. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre kaliteli suyun temel ölçütü mikrobiyolojik ve kimyasal açıdan güvenli olması; günlük su ihtiyacı ise yaşa, cinsiyete, sıcaklığa, beslenmeye ve fiziksel aktiviteye göre değişiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Su yaşam için vazgeçilmez ancak “Hangi su daha sağlıklı?”, “pH kaç olmalı?”, “Mineralli su mu tercih edilmeli?” ve “Günde kaç litre içilmeli?” sorularının tek rakamla verilecek bir cevabı yok. Dünya Sağlık Örgütü’nün 2026’da güncellediği içme suyu kalite rehberi, suyun güvenliğini değerlendirirken ilk sıraya hastalık yapabilecek mikroorganizmaları ve sağlığa zarar verebilecek kimyasal maddeleri koyuyor. Başka bir deyişle, iyi içme suyunun en önemli özelliği yüksek pH değil, güvenli olması. [1]</p>

<h2>pH değeri su hakkında ne söylüyor?</h2>

<p>pH, bir sıvının ne kadar asidik veya bazik olduğunu gösteren ölçü birimi. Ölçek 0 ile 14 arasında değişiyor. pH 7 nötr, 7’nin altındaki değerler asidik, 7’nin üzerindeki değerler ise bazik, yani alkali kabul ediliyor.</p>

<p>Suyun pH değeri kaynağının bulunduğu bölgenin jeolojik yapısından, içerdiği minerallerden ve çözünmüş gazlardan etkilenebiliyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, içme suyunun pH’ı için sağlık temelli özel bir kılavuz sınır değer belirlemiyor. Çünkü içme suyunda normal koşullarda karşılaşılan pH değerleri doğrudan sağlık riskini belirleyen temel unsur olarak görülmüyor. pH daha çok suyun arıtılması, dezenfeksiyonun etkinliği, borular üzerindeki aşındırıcı etkisi ve dağıtım sisteminin çalışması açısından önem taşıyor. [2]</p>

<p>Bu nedenle pH değeri 8,5 olan bir suyun pH değeri 7,5 olan başka bir sudan otomatik olarak daha sağlıklı olduğunu söylemek mümkün değil.</p>

<h2>Alkali su vücudu alkali hale getirmiyor</h2>

<p>Son yıllarda özellikle pH değeri yüksek “alkali sular”, vücudun asit yükünü azalttığı veya çeşitli hastalıklara karşı koruyucu olduğu iddialarıyla öne çıkarılıyor.</p>

<p>Ancak insan vücudunun asit-baz dengesi bu kadar kolay değişmiyor.</p>

<p>Vücudumuz kanın asit-baz dengesini akciğerler ve böbrekler başta olmak üzere güçlü düzenleme sistemleriyle çok dar bir aralıkta tutuyor. Bu nedenle pH’ı yüksek su içmek sağlıklı bir insanın kanını anlamlı biçimde “alkali” hale getirmiyor.</p>

<p>Alkali, oksijenlendirilmiş ve demineralize suları mineral suyla karşılaştıran sistematik bir inceleme de bu tür özel suların sağlıklı kişilerde normal mineral suya göre belirgin ve genel bir sağlık üstünlüğü sağladığını gösterecek yeterli kanıt bulunmadığını bildirdi. [3]</p>

<p>Dolayısıyla su seçerken “pH ne kadar yüksekse o kadar sağlıklı” anlayışı yerine güvenlik ve genel su kalitesine odaklanmak daha doğru.</p>

<h2>Kaliteli suyun ilk şartı güvenli olması</h2>

<p>Bir bardak su berrak, kokusuz ve lezzetli olabilir ancak bu özellikler tek başına suyun güvenli olduğunu göstermiyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, içme suyundaki en önemli sağlık risklerinden birinin mikrobiyolojik kirlenme olduğunu belirtiyor. Özellikle dışkı kaynaklı mikroorganizmaların bulunduğu sular ishal, kolera, dizanteri ve tifo gibi hastalıkların bulaşmasına yol açabiliyor. [1]</p>

<p>İyi bir içme suyunda yalnızca mikroorganizmaların değil, arsenik, kurşun ve diğer zararlı kimyasal maddelerin de sağlık açısından kabul edilen sınırların altında olması gerekiyor.</p>

<p>Bu yüzden kaynağı bilinmeyen bir suyun “dağdan geliyor”, “çok berrak” veya “tadı güzel” olması güvenli olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<h2>Mineralli su daha mı kaliteli?</h2>

<p>Doğal sularda kalsiyum, magnezyum, sodyum, bikarbonat ve başka mineraller farklı miktarlarda bulunabiliyor.</p>

<p>Kalsiyum ve magnezyum insan vücudunun ihtiyaç duyduğu mineraller arasında. Ancak buradan hareketle “mineral değeri en yüksek su en iyi sudur” sonucuna varmak da doğru değil.</p>

<p>Su, günlük mineral alımına katkıda bulunabilir ancak temel mineral kaynağı dengeli beslenmedir.</p>

<p>Suyun mineral miktarı ve bileşimi aynı zamanda tadını da etkiler. Bu nedenle iki farklı güvenli suyun tadının birbirinden farklı olması normaldir.</p>

<h2>Sert su zararlı su anlamına gelmiyor</h2>

<p>Çaydanlıkta veya su ısıtıcısında beyaz bir tabaka oluşması birçok kişinin suyun sağlıksız olduğunu düşünmesine neden oluyor.</p>

<p>Oysa “sertlik” çoğunlukla sudaki kalsiyum ve magnezyum miktarıyla ilişkili.</p>

<p>Bu nedenle kireç oluşması tek başına suyun insan sağlığı açısından uygunsuz olduğunu göstermiyor. İçilebilirlik değerlendirilirken suyun tüm mikrobiyolojik ve kimyasal özelliklerine birlikte bakılması gerekiyor.</p>

<h2>Şişe suyunun etiketinde yalnızca pH’a bakmayın</h2>

<p>Ambalajlı su seçerken ön yüzde büyük rakamlarla belirtilen pH değeri tek ölçüt olmamalı.</p>

<p>Suyun kaynağı, üretim ve izin bilgileri, analiz değerleri ve mineral bileşimi birlikte değerlendirilmeli. Ambalajın sağlam olması ve suyun uygun koşullarda saklanması da önemli.</p>

<p>Özellikle uzun süre doğrudan güneş altında veya çok sıcak ortamda bırakılan ambalajlı suların tercih edilmemesi daha uygun.</p>

<p>Şebeke suyunda ise belirleyici olan, yaşanılan bölgedeki suyun yetkili kurumların içme suyu standartlarını karşılayıp karşılamadığı.</p>

<h2>Arıtma cihazı her zaman daha sağlıklı su anlamına gelmiyor</h2>

<p>Ev tipi su arıtma cihazları özellikle şebeke suyunun tadı, kokusu veya bazı bileşenleri nedeniyle tercih edilebiliyor.</p>

<p>Ancak cihazın kendisi kadar bakımının düzenli yapılması ve filtrelerinin önerilen zamanlarda değiştirilmesi önemli.</p>

<p>Ters ozmoz gibi bazı sistemler sudaki birçok maddeyi uzaklaştırırken kalsiyum ve magnezyum gibi minerallerin önemli bölümünü de azaltabiliyor. Bunun sağlık açısından mutlaka zararlı olduğu anlamına gelmemekle birlikte, “mineralleri tamamen alınmış su her zaman daha sağlıklıdır” demek de doğru değil.</p>

<p>Su arıtma ihtiyacı, öncelikle kullanılan şebeke suyunun özelliklerine göre değerlendirilmeli.</p>

<h2>Günde kaç litre su içilmeli?</h2>

<p>En yaygın önerilerden biri “Herkes günde 2 litre su içmeli” şeklinde. Ancak bilimsel kuruluşların önerileri bu kadar katı değil.</p>

<p>Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi, normal çevre sıcaklığı ve orta düzey fiziksel aktivite koşullarında yetişkin kadınlar için günlük toplam su alımını yaklaşık 2 litre, erkekler için yaklaşık 2,5 litre düzeyinde yeterli kabul ediyor. Buradaki toplam su yalnızca bardakla içilen sudan ibaret değil; yiyeceklerden ve diğer içeceklerden gelen suyu da kapsıyor. [4]</p>

<p>ABD Ulusal Akademileri, 19–30 yaş grubundaki erkekler için yaklaşık 3,7 litre, kadınlar için yaklaşık 2,7 litre günlük toplam su alımını yeterli alım düzeyi olarak bildiriyor. Bu miktarlar yalnızca sade suyu değil, içeceklerden ve yiyeceklerden gelen suyu da kapsıyor. [5]</p>

<p>Bu nedenle “erkekler günde 3,7 litre, kadınlar 2,7 litre sade su içmeli” şeklinde bir yorum doğru değil.</p>

<h2>İhtiyaç sıcak havada ve egzersizde artıyor</h2>

<p>Günlük su ihtiyacı sabit değil.</p>

<p>Sıcak havada terleme arttığında, yoğun fiziksel aktivite sırasında, ateşli hastalıklarda, kusma ve ishal durumlarında vücudun sıvı ihtiyacı artabiliyor.</p>

<p>Gebelik ve emzirme döneminde de ihtiyaç değişiyor.</p>

<p>Bu nedenle sıcak bir yaz gününde açık havada çalışan bir insanla, serin bir ortamda masa başında çalışan kişinin aynı miktarda suya ihtiyaç duyacağını düşünmek doğru değil.</p>

<h2>Susamak vücudun doğal uyarılarından biri</h2>

<p>Sağlıklı yetişkinlerde susama hissi sıvı ihtiyacının düzenlenmesinde önemli rol oynuyor.</p>

<p>Ulusal Akademilerin değerlendirmesinde, sağlıklı insanların büyük bölümünün susama hissi ve öğünlerle birlikte sıvı tüketimi sayesinde günlük sıvı dengesini koruyabildiği belirtiliyor. [5]</p>

<p>Ancak ileri yaşlarda susama hissi zayıflayabilir. Bu nedenle yaşlı kişilerde yalnızca susamayı beklemek bazı durumlarda yeterli olmayabilir.</p>

<h2>İdrarın rengi yalnızca bir ipucu</h2>

<p>Günlük yaşamda sıvı durumunu anlamanın pratik yollarından biri idrar rengini gözlemlemek.</p>

<p>Açık sarı renk genellikle yeterli sıvı alımıyla uyumluyken belirgin şekilde koyulaşan idrar, özellikle sıcak havada veya egzersiz sonrasında daha fazla sıvıya ihtiyaç duyulduğunu düşündürebilir.</p>

<p>Ancak idrar rengi kesin bir tıbbi test değildir. Bazı vitaminler, ilaçlar, yiyecekler ve hastalıklar da idrar rengini değiştirebilir.</p>

<h2>Günlük suyu kısa sürede içmek gerekmiyor</h2>

<p>Günlük sıvı ihtiyacını kısa sürede birkaç litre su içerek tamamlamaya çalışmak gerekmiyor.</p>

<p>Sıvının gün boyunca ihtiyaca göre alınması, öğünlerde ve öğün aralarında su içilmesi, sıcak havalarda ve fiziksel aktivite sırasında kayıplara göre tüketimin artırılması daha uygulanabilir bir yaklaşım.</p>

<p>Özellikle susama duyusu zayıflayan kişilerde gün içinde su içmeyi hatırlamak faydalı olabilir.</p>

<h2>Çok fazla su da tehlikeli olabilir</h2>

<p>Su için de “ne kadar çok, o kadar iyi” kuralı geçerli değil.</p>

<p>Kısa sürede çok fazla su içildiğinde böbreklerin fazla suyu yeterince hızlı uzaklaştıramadığı durumlarda kandaki sodyum seviyesi aşırı düşebilir. Bu duruma hiponatremi, yani kandaki sodyumun tehlikeli derecede azalması adı veriliyor. Ağır vakalarda beyin fonksiyonlarını etkileyebilecek ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir. [5]</p>

<p>Özellikle uzun süreli dayanıklılık sporlarında yalnızca su değil, terle kaybedilen elektrolitler de önem kazanıyor.</p>

<p>Kalp yetmezliği, ileri böbrek hastalığı veya başka nedenlerle sıvı kısıtlaması gereken kişilerde ise genel nüfus için verilen günlük su miktarları geçerli olmayabilir.</p>

<h2>En iyi suyun tek bir pH değeri yok</h2>

<p>Market rafında “pH 7,5”, “pH 8,2” veya “pH 8,5” ifadelerini karşılaştırmak, kaliteli su seçiminde tek başına yeterli değil.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün yaklaşımı bu konuda açık bir çerçeve çiziyor: İçme suyunda öncelik mikrobiyolojik güvenlik, zararlı kimyasalların kontrolü ve kaynaktan tüketiciye kadar güvenliğin korunması. pH ise su kalitesinin önemli özelliklerinden biri olmakla birlikte tek başına sağlık ölçütü değil. [1] [2]</p>

<p>Günlük yaşamda bunun karşılığı oldukça basit: Kaynağı ve denetimi güvenilir olan, uygun koşullarda saklanan, sağlığa zararlı mikroorganizmaları ve kimyasalları kabul edilen sınırların üzerinde içermeyen ve kişinin düzenli olarak tüketebildiği su iyi bir seçimdir.</p>

<p>İnsanların çoğu için yüksek pH’lı veya özel olarak “alkali” hale getirilmiş pahalı sulara yönelmek yerine güvenilir içme suyunu gerçek ihtiyaca göre tüketmek yeterlidir. Çünkü kaliteli suyu belirleyen tek bir rakam değil; güvenlik, bileşim, saklama koşulları ve doğru tüketim birlikte belirler.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>[1] World Health Organization. Guidelines for Drinking-water Quality: Fourth Edition Incorporating the Third Addendum. World Health Organization, 2026.</p>

<p>[2] World Health Organization. pH in Drinking-water: Chemical Fact Sheet. Guidelines for Drinking-water Quality. World Health Organization, 2022.</p>

<p>[3] Sunardi D, Chandra DN, Medise BE, Manikam NRM, Friska D, Lestari W, Insani PNC. Health effects of alkaline, oxygenated, and demineralized water compared to mineral water among healthy population: a systematic review. Reviews on Environmental Health. 2024;39(2):339-349. DOI: 10.1515/reveh-2022-0057.</p>

<p>[4] EFSA Panel on Dietetic Products, Nutrition and Allergies. Scientific Opinion on Dietary Reference Values for Water. EFSA Journal. 2010;8(3):1459. DOI: 10.2903/j.efsa.2010.1459.</p>

<p>[5] Institute of Medicine. Dietary Reference Intakes for Water, Potassium, Sodium, Chloride, and Sulfate. National Academies Press. 2005. DOI: 10.17226/10925.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/hangi-suyu-icmeliyiz-ph-mineraller-ve-gunluk-su-ihtiyaci</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 11:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/hangi-suyu-icmeliyiz-1200x750-max200kb.webp" type="image/jpeg" length="80770"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kırıkkale Eğitim Camiasının Acı Kaybı: İngilizce Öğretmeni Edip Uçan Vefat Etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kirikkale-egitim-camiasinin-aci-kaybi-ingilizce-ogretmeni-edip-ucan-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kirikkale-egitim-camiasinin-aci-kaybi-ingilizce-ogretmeni-edip-ucan-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırıkkale’de 15 Temmuz Şehitleri Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde İngilizce öğretmeni olarak görev yapan Edip Uçan hayatını kaybetti. Uçan’ın vefatı ailesi, meslektaşları, öğrencileri ve eğitim camiasında üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kırıkkale’de 15 Temmuz Şehitleri Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde İngilizce öğretmeni olarak görev yapan Edip Uçan hayatını kaybetti. Uçan’ın vefatı ailesi, meslektaşları, öğrencileri ve eğitim camiasında üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Kırıkkale eğitim camiası, İngilizce öğretmeni Edip Uçan’ın vefat haberiyle sarsıldı.</p>

<p>15 Temmuz Şehitleri Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde İngilizce öğretmeni olarak görev yapan Uçan’ın, bir süredir yaşadığı rahatsızlık nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybettiği bildirildi.</p>

<p>Öğrencileri ve meslektaşlarını üzdü</p>

<p>Genç yaşta hayatını kaybeden Edip Uçan’ın vefatı, görev yaptığı okul başta olmak üzere Kırıkkale’deki eğitim camiasında büyük üzüntüye yol açtı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uçan’ın ailesi ve yakınlarının yanı sıra meslektaşları ile öğrencileri de acı haberle yasa boğuldu.</p>

<p>Edip Uçan’ın cenazesi bugün</p>

<p>Edip Uçan’ın cenazesinin bugün öğle namazının ardından Bahçelievler Camisi’nde kılınacak cenaze namazı sonrası aile mezarlığında toprağa verileceği belirtildi.</p>

<p>İl Milli Eğitim Müdürü Rahmi Güney’den taziye</p>

<p>Kırıkkale İl Milli Eğitim Müdürü Rahmi Güney de Edip Uçan’ın vefatı dolayısıyla taziye mesajı yayımladı.</p>

<p>Güney, Uçan’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve eğitim camiasına başsağlığı ve sabır dileklerini iletti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kirikkale-egitim-camiasinin-aci-kaybi-ingilizce-ogretmeni-edip-ucan-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 11:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8472.jpeg" type="image/jpeg" length="47484"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Daha Çok Protein Daha Sağlıklı mı? 350 Çalışma İncelendi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/daha-cok-protein-daha-saglikli-mi-350-calisma-incelendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/daha-cok-protein-daha-saglikli-mi-350-calisma-incelendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Market raflarından spor ürünlerine kadar “yüksek protein” vurgusu giderek yaygınlaşıyor. Ancak 350’den fazla bilimsel yayını değerlendiren yeni bir derleme, özellikle hareketsiz yetişkinlerde daha fazla proteinin her zaman daha sağlıklı olmayabileceğini ve sağlıklı yaşlanmada protein miktarı kadar aminoasit içeriğinin de önemli olabileceğini gösteriyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Protein; kasların, organların, hormonların ve bağışıklık sisteminin çalışması için vazgeçilmez bir besin öğesi. Ancak University of Wisconsin–Madison’dan Bailey A. Knopf ve Dudley W. Lamming tarafından hazırlanan yeni bilimsel derleme, son yıllarda yaygınlaşan “ne kadar çok protein, o kadar iyi” düşüncesinin herkes için geçerli olmayabileceğine işaret ediyor. Cell Press Blue dergisinde 31 Temmuz 2026’da yayımlanan çalışma, protein ve bazı aminoasitlerin azaltılmasının metabolizma ve yaşlanmayla ilişkisini inceleyen 350’den fazla bilimsel yayını değerlendiriyor. [1]</p>

<p>Ancak baştan önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Bu çalışma, yüzlerce insana düşük proteinli beslenme uygulanan yeni bir klinik deney değil. Araştırmacıların daha önce yayımlanmış insan, kemirgen, böcek ve diğer deneysel çalışmaları bir araya getirerek değerlendirdiği geniş kapsamlı bir anlatı derlemesi. Uzun yaşamla ilgili en güçlü sonuçların önemli bir bölümü hayvan çalışmalarından geliyor. [1] [2]</p>

<p>Bu nedenle bulgular, “daha az protein tüketen insanlar daha uzun yaşar” şeklinde yorumlanamaz.</p>

<h2>Protein miktarı kadar içeriği de önemli olabilir</h2>

<p>Proteinler, aminoasit adı verilen küçük yapı taşlarından oluşuyor. Vücut bunların bir bölümünü kendisi üretebilirken bazılarını besinlerle almak zorunda.</p>

<p>Yeni derlemenin dikkat çektiği noktalardan biri, yaşlanma üzerindeki etkinin yalnızca toplam protein miktarına bağlı olmayabileceği. Araştırmacılar özellikle metiyonin, izolösin ve valin adlı aminoasitlerin azaltıldığı deneylerde metabolizma ve yaşlanmayla ilişkili bazı biyolojik süreçlerin değiştiğini bildiriyor. [1]</p>

<p>Bu aminoasitlerin tamamı vücudun normal işleyişinde rol oynuyor. Dolayısıyla çalışma bunların beslenmeden tamamen çıkarılmasını önermiyor. Bilim insanlarının araştırdığı konu, bazı koşullarda alınan miktarın azaltılmasının hücrelerin enerji kullanımını, besinleri algılama mekanizmalarını ve hasarla başa çıkma yollarını değiştirip değiştirmediği.</p>

<p>Derlemede değerlendirilen hayvan çalışmalarında, bazı aminoasitlerin veya toplam proteinin azaltılması metabolik sağlıkta iyileşme ve bazı türlerde daha uzun yaşam süresiyle ilişkilendirildi. Ancak aynı sonucun insanlarda ortaya çıktığı henüz gösterilmiş değil. [1] [2]</p>

<h2>Düşük protein vücutta farklı bir sinyal oluşturuyor</h2>

<p>Protein alımı azaldığında vücudun bunu algılayan çeşitli biyolojik sistemleri devreye giriyor.</p>

<p>Bunlardan biri FGF21 adı verilen bir hormon. FGF21, karaciğer başta olmak üzere farklı dokularda enerji kullanımının düzenlenmesine katkıda bulunuyor. Protein tüketimi azaldığında FGF21 düzeyinin yükselebildiği hem hayvan hem de insan çalışmalarında gözlendi. [1]</p>

<p>Farelerde yapılan deneyler, FGF21’in protein kısıtlamasına verilen metabolik yanıtın önemli parçalarından biri olduğunu gösteriyor. Bazı hayvan çalışmalarında bu mekanizma enerji harcamasındaki artış, kan şekeri kontrolündeki değişiklikler ve daha uzun yaşam süresiyle ilişkilendirildi. [1]</p>

<p>Ancak burada insanlarla hayvanlar arasındaki ayrım kritik.</p>

<p>İnsanlarda düşük protein tüketiminin FGF21 düzeyini artırabildiğine ilişkin veriler bulunuyor. Buna karşılık FGF21’deki bu değişikliğin insanların daha uzun yaşamasını sağladığı gösterilmiş değil.</p>

<h2>Hayvanlarda yaşam uzadı, insanlarda henüz bilmiyoruz</h2>

<p>Protein kısıtlamasıyla ilgili en dikkat çekici longevity bulguları hayvan deneylerinden geliyor.</p>

<p>Sinekler, fareler ve bazı diğer deneysel organizmalar üzerinde yapılan çalışmalarda, toplam kalori miktarı mutlaka azaltılmadan protein tüketiminin düşürülmesinin bazı koşullarda yaşam süresini uzatabildiği bildirildi. [1]</p>

<p>İnsanlardaki kanıt ise çok daha sınırlı.</p>

<p>Derlemede yer verilen bazı küçük ve kısa süreli insan çalışmalarında daha düşük protein tüketen katılımcılarda kilo ve yağ kütlesinde azalma ile açlık kan şekeri gibi bazı metabolik göstergelerde olumlu değişiklikler bildirildi. Ancak bu araştırmalar, düşük protein tüketiminin insan yaşam süresini uzattığını göstermiyor. [1]</p>

<p>University of Nottingham’dan kas metabolizması uzmanı Prof. Paul Greenhaff da derlemeye ilişkin bağımsız değerlendirmesinde bu noktaya dikkat çekti. Greenhaff, protein kısıtlamasının sağlıklı yaşlanmayı veya yaşam süresini artırıp artırmadığı şeklindeki temel sorunun insanlarda henüz yanıtlanmadığını belirtti. [2]</p>

<p>Kemirgenler ve böcekler yaşlanma biyolojisini anlamak için değerli modeller olsa da insan vücudunun yaşam boyunca kas, yağ ve enerji metabolizmasında geçirdiği değişimler aynı değil.</p>

<h2>350 yayın aynı sonucu gösteriyor anlamına gelmiyor</h2>

<p>“350’den fazla çalışma” ifadesi etkileyici görünse de bunun nasıl yorumlandığı önemli.</p>

<p>Derleme bir sistematik derleme veya meta-analiz değil. Yani araştırmacılar önceden belirlenmiş yöntemlerle bütün uygun araştırmaları tarayıp sonuçlarını tek bir istatistiksel hesaplamada birleştirmedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Open University’den Prof. Kevin McConway, çalışmaya ilişkin değerlendirmesinde makalenin bir “anlatı derlemesi” olduğunu vurguladı. McConway, yazarların çok sayıda bilimsel çalışmadan yararlandığını ancak hangi araştırmaların hangi yöntemle seçildiğini sistematik derlemelerde olduğu biçimde ortaya koymadıklarını belirtti. [2]</p>

<p>Dolayısıyla 350’den fazla yayın bulunması, “350 çalışma daha az proteinin insan ömrünü uzattığını kanıtladı” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bu yayınlar farklı canlı türlerini, farklı protein miktarlarını, farklı aminoasitleri ve birbirinden farklı sağlık sonuçlarını inceliyor.</p>

<h2>Yaş ilerledikçe protein denklemi değişiyor</h2>

<p>Haberin günlük yaşam açısından en önemli noktalarından biri şu: Protein ihtiyacı herkeste aynı değil.</p>

<p>İleri yaşlarda kas kütlesi ve kas gücü azalabiliyor. Sarkopeni adı verilen yaşa bağlı kas kaybı; yürüme, merdiven çıkma, düşmelerden korunma ve günlük işleri bağımsız yapabilme açısından önemli bir sağlık sorunu oluşturabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle özellikle ileri yaştaki bireylerde yetersiz protein tüketimi de ciddi sonuçlar doğurabilir.</p>

<p>Derlemenin yazarları da proteinin kas gelişimi ve egzersize verilen yanıt açısından önemini kabul ediyor. Özellikle fiziksel olarak aktif kişilerde yeterli protein tüketimi kas yapımını ve toparlanmayı destekliyor. [1]</p>

<p>Bu nedenle araştırmadan “herkes protein tüketimini azaltmalı” şeklinde bir sonuç çıkarmak bilimsel olarak doğru değil.</p>

<p>Yaş, fiziksel aktivite, vücut yapısı, hamilelik, hastalık sonrası iyileşme ve genel beslenme durumu kişinin protein ihtiyacını önemli ölçüde değiştirebilir.</p>

<h2>“Yüksek protein” etiketi tek başına daha sağlıklı demek değil</h2>

<p>Son yıllarda protein yalnızca et, yumurta, süt ürünleri veya baklagillerden alınan bir besin öğesi olmaktan çıktı. Protein eklenmiş barlardan yoğurtlara, içeceklerden kahvelere kadar çok sayıda ürün piyasaya çıktı.</p>

<p>Yeni derlemenin günlük yaşama taşıdığı önemli sorulardan biri de burada ortaya çıkıyor.</p>

<p>Normal beslenmeyle yeterli protein alan ve yoğun fiziksel aktivite yapmayan sağlıklı bir yetişkinin daha fazla protein tüketmesinin mutlaka ek sağlık yararı sağlayacağına ilişkin güçlü kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Bu, proteinin zararlı olduğu anlamına gelmiyor. Asıl mesele ihtiyaç ile tüketim arasındaki denge.</p>

<p>Bir ürünün üzerinde “yüksek protein” yazması da o ürünü otomatik olarak daha sağlıklı hale getirmiyor. Ürünün toplam enerji içeriği, şeker, yağ, lif ve diğer besin öğeleri de birlikte değerlendirilmek zorunda.</p>

<h2>Uzun yaşam araştırmalarında “daha fazla” anlayışı sorgulanıyor</h2>

<p>Longevity, yani uzun ve sağlıklı yaşam araştırmalarında giderek daha fazla tartışılan konulardan biri, beslenmede “daha fazla” yaklaşımının her zaman “daha iyi” olup olmadığı.</p>

<p>Yeni derleme proteini tamamen azaltmayı savunan basit bir beslenme reçetesi sunmuyor. Bunun yerine hangi yaşta, hangi fiziksel aktivite düzeyinde, hangi protein miktarının ve hangi aminoasit bileşiminin daha uygun olabileceğinin araştırılması gerektiğini gösteriyor. [1]</p>

<p>Özellikle yaşlı bireylerde kas ve kemik sağlığının korunması gerektiği düşünüldüğünde aşırı protein kısıtlamasının farklı riskler yaratabileceği de unutulmamalı.</p>

<p>Bu nedenle bugün için çıkarılabilecek en güvenli sonuç, “az protein uzun yaşatır” değil. Mevcut kanıtlar, protein ihtiyacının kişiden kişiye değiştiğini ve gereksinimin üzerinde protein tüketmenin herkese ek sağlık avantajı sağladığının kanıtlanmadığını gösteriyor.</p>

<p>Longevity araştırmalarında bundan sonraki önemli soru yalnızca “Günde kaç gram protein almalıyız?” olmayabilir. Yaş, hareket düzeyi, toplam beslenme biçimi ve proteinin hangi kaynaklardan geldiği de aynı denklemin parçaları olacak.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>[1] Knopf BA, Lamming DW. The hallmarks of protein and amino acid restriction in aging and longevity. Cell Press Blue. 2026. DOI: 10.1016/j.cpblue.2026.100079</p>

<p>[2] Science Media Centre. Expert reaction to review paper looking at protein intake and health and lifespan in humans, rodents and insects. 31 Temmuz 2026.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/daha-cok-protein-daha-saglikli-mi-350-calisma-incelendi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 07:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/protein-350-calisma-1200x750.webp" type="image/jpeg" length="91807"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Günde Kaç Saat Oturuyorsunuz? Uzun Süre Oturmanın Sağlığa 8 Etkisi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/gunde-kac-saat-oturuyorsunuz-uzun-sure-oturmanin-sagliga-8-etkisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/gunde-kac-saat-oturuyorsunuz-uzun-sure-oturmanin-sagliga-8-etkisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Masa başında çalışmak, araç kullanmak veya ekran karşısında saatler geçirmek günlük hayatın parçası. Ancak uzun süre kesintisiz oturmak, düzenli egzersiz yapanlarda bile sağlık açısından önem taşıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sabah işe giderken araçta, gün boyunca masa başında, akşam ise televizyon ya da telefon karşısında… Birçok kişi günün büyük bölümünü fark etmeden oturarak geçiriyor. Üstelik haftada birkaç kez spor yapmak, günün geri kalanındaki uzun ve kesintisiz oturma süresini tamamen önemsiz hale getirmiyor.</p>

<p>Bilimsel literatürde bu durum “sedanter davranış” olarak tanımlanıyor. Bu yalnızca egzersiz yapmamak anlamına gelmiyor. Uyanıkken oturarak veya uzanarak çok az enerji harcanan uzun dönemler de sedanter davranışın içinde değerlendiriliyor.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlerin hareketsiz geçirdiği zamanı sınırlamasını ve mümkün olduğunca bu sürenin yerine herhangi bir yoğunluktaki fiziksel aktiviteyi koymasını öneriyor.</p>

<p>Uzun süre oturmak neden sağlık açısından önemli?</p>

<p>Oturmak başlı başına “zararlı bir hareket” değildir. Sorun, günün çok büyük bölümünün çok az hareket ederek ve özellikle uzun kesintisiz oturma dönemleriyle geçirilmesidir.</p>

<p>Kaslarımız hareket ettiğimizde yalnızca bizi bir yerden başka bir yere taşımaz. Enerji kullanımı, kan şekerinin düzenlenmesi ve dolaşım gibi birçok sürece de katkıda bulunur.</p>

<p>Uzun süre çok az hareket edildiğinde kasların enerji ihtiyacı azalır. Özellikle yemeklerden sonra kan şekeri ve insülin yanıtı açısından hareket ile uzun süreli oturma arasında farklılıklar görülebilir.</p>

<p>Bu nedenle sağlık açısından önemli soru yalnızca “Spor yapıyor musunuz?” değildir.</p>

<p>“Günün geri kalanında ne kadar oturuyorsunuz ve bu oturma süresini ne sıklıkla bölüyorsunuz?” sorusu da önemlidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1. Kan şekeri kontrolünü etkileyebilir</p>

<p>Uzun süre kesintisiz oturmanın en dikkat çekici etkilerinden biri yemek sonrası kan şekeri ve insülin yanıtıyla ilgilidir.</p>

<p>Diabetes Care’da yayımlanan randomize çapraz çalışmada, fazla kilolu veya obez 19 yetişkin incelendi. Katılımcıların uzun süre kesintisiz oturduğu dönemler, oturmanın her 20 dakikada bir iki dakikalık hafif veya orta yoğunlukta yürüyüşle bölündüğü dönemlerle karşılaştırıldı.</p>

<p>Kısa hareket molalarının yemek sonrasındaki glikoz ve insülin yanıtını azalttığı görüldü.</p>

<p>Bu araştırma küçük ve kısa süreliydi. Dolayısıyla sonuçlardan “her 20 dakikada iki dakika yürümek diyabeti önler” şeklinde bir sonuç çıkarmak doğru olmaz.</p>

<p>Ancak bulgular, uzun oturma dönemlerini kısa hareketlerle bölmenin metabolik açıdan yararlı olabileceğini gösteren deneysel çalışmaların önemli örneklerinden biridir.</p>

<p>2. Kalp ve damar sağlığı açısından önemli olabilir</p>

<p>Uzun süreli hareketsizlik ile kalp ve damar hastalıkları arasındaki ilişki çok sayıda gözlemsel araştırmada incelendi.</p>

<p>European Journal of Epidemiology’de yayımlanan geniş bir sistematik derleme ve doz-yanıt meta-analizinde 34 araştırmadan 1,3 milyondan fazla kişinin verileri değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmada toplam sedanter süre arttıkça bazı olumsuz sağlık sonuçlarının riskinin de yükseldiği görüldü. Özellikle günlük oturma süresinin yüksek olduğu gruplarda kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm ve tüm nedenlere bağlı ölüm açısından ilişki daha belirgin hale geldi.</p>

<p>Burada önemli bir ayrıntı var: Bu çalışmalar büyük ölçüde gözlemseldir. Yani uzun süre oturmanın tek başına hastalığa neden olduğunu kanıtlamaz. Beslenme, kilo, sigara kullanımı, mevcut hastalıklar ve genel fiziksel aktivite düzeyi gibi birçok faktör tabloyu etkileyebilir.</p>

<p>3. Tip 2 diyabet riskiyle bağlantılı bulundu</p>

<p>Uzun süreli sedanter yaşam ile tip 2 diyabet arasındaki bağlantı da bilimsel araştırmaların üzerinde durduğu başlıklardan biri.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü’nün fiziksel aktivite ve sedanter davranış rehberinde, yetişkinlerde daha fazla sedanter zamanın tip 2 diyabet dahil çeşitli olumsuz sağlık sonuçlarıyla ilişkili olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Bu noktada “oturmak diyabete neden olur” şeklinde kesin bir cümle kurmak bilimsel açıdan doğru değildir.</p>

<p>Daha doğru ifade şudur:</p>

<p>Fazla sedanter zaman, özellikle genel fiziksel aktivite düzeyi düşük olduğunda, tip 2 diyabet açısından daha olumsuz bir sağlık profiliyle ilişkili olabilir.</p>

<p>4. Sırt, boyun ve omuz şikâyetleri artabilir</p>

<p>Masa başında geçirilen uzun saatlerin en hızlı hissedilen sonuçları çoğu zaman metabolik değil, kas ve iskelet sistemiyle ilgilidir.</p>

<p>Aynı pozisyonda uzun süre kalmak; boyun, sırt, bel ve omuz bölgesinde rahatsızlık oluşturabilir. Bilgisayar ekranının yanlış konumu, uygun olmayan masa-sandalye yüksekliği ve saatler boyunca pozisyon değiştirmemek şikâyetleri artırabilir.</p>

<p>Buradaki önemli nokta yalnızca “doğru oturmak” değildir.</p>

<p>En iyi ergonomik pozisyon bile saatler boyunca hiç değiştirilmeden korunduğunda ideal değildir. Gün içinde pozisyon değiştirmek ve hareket etmek önem taşır.</p>

<p>5. Kasların daha az çalışmasına yol açar</p>

<p>Otururken özellikle bacak ve kalça bölgesindeki büyük kas grupları ayakta durma ve yürüme dönemlerine kıyasla daha az çalışır.</p>

<p>Bu nedenle gün içinde yalnızca planlı egzersiz değil, küçük hareketler de önemlidir.</p>

<p>Telefonla konuşurken ayağa kalkmak, kısa mesafelerde yürümek, merdiven kullanmak, su almak için masadan kalkmak veya birkaç dakikalık yürüyüş yapmak küçük görünse de günün toplam hareket miktarını artırır.</p>

<p>Bu hareketler düzenli egzersizin yerine geçmez. Fakat uzun hareketsizlik dönemlerinin kırılmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>6. Kilo kontrolünü zorlaştırabilir</p>

<p>Vücut ağırlığı yalnızca oturulan saatlerin sayısına bağlı değildir. Beslenme, uyku, genetik özellikler, kullanılan ilaçlar, fiziksel aktivite ve enerji dengesi birlikte rol oynar.</p>

<p>Bununla birlikte çok fazla oturmak günlük enerji harcamasının azalmasına katkıda bulunabilir.</p>

<p>Özellikle uzun ekran sürelerinin yüksek kalorili yiyecek ve içecek tüketimiyle birleşmesi, zaman içinde kilo kontrolünü daha da güçleştirebilir.</p>

<p>Bu nedenle çözüm yalnızca “daha az oturmak” değil, günün tamamındaki hareket ve beslenme düzenini birlikte değerlendirmektir.</p>

<p>7. Ruh hali ve genel yaşam kalitesiyle ilişkili olabilir</p>

<p>Sedanter davranış üzerine yapılan sistematik incelemelerde fazla hareketsiz zamanın yetişkinlerde ruh sağlığı, fiziksel işlev ve yaşam kalitesinin bazı göstergeleriyle olumsuz ilişkileri bildirildi.</p>

<p>Ancak burada da neden-sonuç ilişkisi karmaşıktır.</p>

<p>Örneğin depresif belirtileri bulunan bir kişi daha fazla zamanını hareketsiz geçirebilir. Aynı zamanda çok düşük fiziksel aktivite de ruh sağlığını etkileyebilir. Dolayısıyla iki durum birbirini etkileyebilir.</p>

<p>Buna karşılık düzenli fiziksel aktivitenin fiziksel sağlığın yanı sıra ruh sağlığı ve uyku açısından da yararları bulunduğuna ilişkin güçlü kanıtlar vardır.</p>

<p>8. Uzun vadeli sağlık riskleriyle bağlantılı olabilir</p>

<p>The Lancet’te yayımlanan ve bir milyondan fazla yetişkinin verilerini bir araya getiren kapsamlı analiz, uzun oturma süresi ile ölüm riski arasındaki ilişkinin kişinin fiziksel aktivite düzeyinden güçlü biçimde etkilendiğini gösterdi.</p>

<p>En yüksek fiziksel aktivite grubundaki kişilerde uzun oturma süresiyle bağlantılı risk büyük ölçüde azalıyordu.</p>

<p>Bu bulgu önemli bir mesaj taşıyor:</p>

<p>Oturma süresini azaltmak önemli, fakat düzenli fiziksel aktiviteyi artırmak da en az bunun kadar önemli.</p>

<p>Başka bir ifadeyle mesele “oturmak mı, spor yapmak mı?” ikilemi değil. İdeal yaklaşım, hem uzun hareketsizlik dönemlerini azaltmak hem de düzenli fiziksel aktiviteyi hayatın parçası haline getirmek.</p>

<p>Peki günde kaç saat oturmak fazla?</p>

<p>Bu sorunun herkes için geçerli tek bir saatlik cevabı yok.</p>

<p>Araştırmalarda riskin oturma süresi arttıkça, özellikle çok yüksek günlük sedanter sürelerde belirginleşebildiği görülüyor. Bazı büyük gözlemsel analizlerde yaklaşık 6-8 saat ve üzerindeki günlük toplam oturma sürelerinde bazı sağlık sonuçları açısından daha belirgin ilişkiler saptandı.</p>

<p>Ancak bu değerler “8 saat güvenlidir, 8 saat 1 dakika tehlikelidir” şeklinde yorumlanmamalıdır.</p>

<p>Risk; kişinin yaşı, mevcut hastalıkları, fiziksel aktivite düzeyi, oturma biçimi ve gün içindeki toplam hareket miktarıyla birlikte değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü yetişkinler için kesin bir “en fazla şu kadar saat oturun” sınırı vermek yerine, sedanter zamanı mümkün olduğunca sınırlamayı ve yerine fiziksel aktivite koymayı öneriyor.</p>

<p>Her 30 dakikada bir ayağa kalkmak şart mı?</p>

<p>Burada internette sık karşılaşılan önemli bir yanlış anlaşılma var.</p>

<p>Bilimsel çalışmalar 20 veya 30 dakikada bir kısa hareket molalarının kan şekeri ve diğer bazı metabolik göstergeler üzerinde olumlu etkileri olabileceğini gösteriyor. Ancak herkes için geçerli, kesin olarak kanıtlanmış bir “30 dakikada bir kalkma zorunluluğu” bulunmuyor.</p>

<p>Pratik açıdan önemli olan, saatler boyunca kesintisiz biçimde aynı yerde oturmamaktır.</p>

<p>Çalışma koşullarına uygun olarak düzenli aralıklarla ayağa kalkmak, birkaç dakika yürümek veya hafif hareket etmek uygulanabilir bir yöntemdir.</p>

<p>Ayakta çalışmak çözüm mü?</p>

<p>Ayakta çalışma masaları popüler hale geldi ancak bütün günü ayakta geçirmek de çözüm değil.</p>

<p>Amaç bir hareketsiz pozisyonu başka bir sabit pozisyonla değiştirmekten çok, gün içine hareket eklemektir.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<ul>
 <li>Oturma ve ayakta durma arasında geçiş yapmak</li>
 <li>Düzenli kısa yürüyüşler eklemek</li>
 <li>Telefon görüşmelerinin bir bölümünü ayakta yapmak</li>
 <li>Mümkün olduğunda merdiven kullanmak</li>
 <li>Uzun toplantılarda hareket molaları vermek</li>
 <li>Ekran başındaki kesintisiz süreyi azaltmak</li>
</ul>

<p>daha gerçekçi bir yaklaşım olabilir.</p>

<p>Spor yapıyorsanız uzun süre oturmak sorun değil mi?</p>

<p>Bu da sık karşılaşılan bir yanılgıdır.</p>

<p>Düzenli egzersiz uzun süre oturmanın sağlıkla ilişkili risklerini önemli ölçüde azaltabilir. Hatta büyük araştırmalar yüksek fiziksel aktivite düzeyinin uzun oturma süresiyle ilişkili bazı riskleri ciddi ölçüde zayıflatabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak bu, “Sabah spor yaptım, günün geri kalanında istediğim kadar oturabilirim” anlamına gelmiyor.</p>

<p>Sağlıklı hareket düzeninin iki ayrı ayağı bulunuyor:</p>

<p>Düzenli egzersiz yapmak ve gün içindeki uzun hareketsizlik dönemlerini azaltmak.</p>

<p>Haftada ne kadar hareket edilmeli?</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü yetişkinlerin haftada en az 150-300 dakika orta yoğunlukta aerobik fiziksel aktivite yapmasını öneriyor.</p>

<p>Alternatif olarak haftada 75-150 dakika yüksek yoğunlukta aerobik aktivite veya bunların eşdeğer bir kombinasyonu tercih edilebilir.</p>

<p>Bunun yanında yetişkinlerin büyük kas gruplarını çalıştıran kas güçlendirici aktiviteleri haftada en az iki gün yapması öneriliyor.</p>

<p>Ancak fiziksel aktivite yalnızca spor salonundan ibaret değil.</p>

<p>Tempolu yürümek, bisiklete binmek, aktif ulaşım, ev işleri ve günlük yaşam içinde yapılan başka hareketler de toplam fiziksel aktiviteye katkıda bulunabilir.</p>

<p>Masa başında çalışanlar ne yapabilir?</p>

<p>Ofiste geçirilen sekiz veya dokuz saatin tamamını hareketli hale getirmek gerçekçi olmayabilir. Küçük değişiklikler ise günün toplam hareket miktarını artırabilir.</p>

<p>Bilgisayar başında çalışan biri için en uygulanabilir yaklaşım, uzun oturma bloklarının arasına hareket yerleştirmektir.</p>

<p>Asansör yerine zaman zaman merdiven kullanmak, öğle arasında kısa yürüyüş yapmak, yazıcı veya su almak için ayağa kalkmak, mümkün olduğunda kısa görüşmeleri yürüyerek yapmak ve uzun ekran çalışmalarında düzenli hareket araları vermek bunun örnekleridir.</p>

<p>Burada hedef kusursuz bir egzersiz programı oluşturmak değil, hareketsiz geçen saatlerin içine hareket serpiştirmektir.</p>

<p>En önemli mesaj: Sadece spor değil, günün geri kalanı da önemli</p>

<p>Uzun süre oturmanın sağlık üzerindeki etkileri tek bir hastalık veya tek bir mekanizmayla açıklanamaz.</p>

<p>Mevcut bilimsel kanıtlar fazla sedanter zamanın kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet ve erken ölüm dahil çeşitli olumsuz sağlık sonuçlarıyla ilişkili olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte bu araştırmaların önemli bir bölümü gözlemsel olduğu için her ilişkinin doğrudan neden-sonuç anlamına gelmediğini unutmamak gerekiyor.</p>

<p>Daha güçlü ve uygulanabilir mesaj ise oldukça basit:</p>

<p>Daha fazla hareket edin, uzun oturma dönemlerini mümkün olduğunca bölün ve düzenli fiziksel aktiviteyi günlük yaşamın parçası haline getirin.</p>

<p>Bir saatlik egzersiz değerli olabilir. Fakat sağlık açısından günün kalan 23 saatinde nasıl yaşadığımız da önem taşır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü – WHO Guidelines on Physical Activity and Sedentary Behaviour – 2020.</li>
 <li>The Lancet – Does physical activity attenuate, or even eliminate, the detrimental association of sitting time with mortality? A harmonised meta-analysis of data from more than 1 million men and women – Ekelund U, Steene-Johannessen J, Brown WJ ve ark. – 2016 – DOI: 10.1016/S0140-6736(16)30370-1</li>
 <li>European Journal of Epidemiology – Sedentary behaviour and risk of all-cause, cardiovascular and cancer mortality, and incident type 2 diabetes: a systematic review and dose response meta-analysis – Patterson R, McNamara E, Tainio M ve ark. – 2018 – DOI: 10.1007/s10654-018-0380-1</li>
 <li>Applied Physiology, Nutrition, and Metabolism – Sedentary behaviour and health in adults: an overview of systematic reviews – Saunders TJ, McIsaac T, Douillette K ve ark. – 2020 – DOI: 10.1139/apnm-2020-0272</li>
 <li>Diabetes Care – Breaking Up Prolonged Sitting Reduces Postprandial Glucose and Insulin Responses – Dunstan DW, Kingwell BA, Larsen R ve ark. – 2012 – DOI: 10.2337/dc11-1931</li>
 <li>Journal of Physical Activity and Health – The Acute Effects of Breaking Up Seated Office Work With Standing or Light-Intensity Walking on Interstitial Glucose Concentration: A Randomized Crossover Trial – Bailey DP, Locke CD – 2017 – DOI: 10.1123/jpah.<a href="tel:2016-0366">2016-0366</a></li>
 <li>Diabetologia – Breaking sitting with light activities vs structured exercise: a randomised crossover study demonstrating benefits for glycaemic control and insulin sensitivity in type 2 diabetes – Duvivier BMFM, Schaper NC, Hesselink MKC ve ark. – 2017 – DOI: 10.1007/s00125-016-4161-7</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/gunde-kac-saat-oturuyorsunuz-uzun-sure-oturmanin-sagliga-8-etkisi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 07:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8465.jpeg" type="image/jpeg" length="42784"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tokat’ta İz Bırakan Akademisyen Prof. Dr. Ali Kasap Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/tokatta-iz-birakan-akademisyen-prof-dr-ali-kasap-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/tokatta-iz-birakan-akademisyen-prof-dr-ali-kasap-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nde uzun yıllar akademisyen ve yönetici olarak görev yapan, Ziraat Fakültesi Dekanlığı ile Rektör Yardımcılığı görevlerinde bulunan Prof. Dr. Ali Kasap hayatını kaybetti. 1950 yılında Niksar’da dünyaya gelen Kasap, akademik yaşamının önemli bölümünü Tokat’ta geçirmişti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tokat’ın bilim ve eğitim dünyasının tanınan isimlerinden Prof. Dr. Ali Kasap hayatını kaybetti. Uzun yıllar Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi bünyesinde akademisyen ve yönetici olarak görev yapan Kasap’ın vefatı, ailesi, meslektaşları, öğrencileri ve sevenlerini yasa boğdu.</p>

<p>1950 yılında Tokat’ın Niksar ilçesinde dünyaya gelen Ali Kasap, ilk öğrenimini Niksar’da, orta öğrenimini ise Tokat’ta tamamladı. Üniversite eğitimi için Ankara’ya giden Kasap, 1976 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden mezun oldu.</p>

<p>Akademik kariyerine Ankara’da başladı</p>

<p>Mezuniyetinin ardından mesleki çalışmalarına başlayan Kasap, 1979 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinde asistan olarak akademik hayata adım attı. Doktora eğitimini 1983 yılında tamamladı.</p>

<p>Kasap’ın Tokat’taki uzun akademik yolculuğu ise 1984 yılında başladı. Tokat Ziraat Fakültesinde görev alan Kasap, ilerleyen yıllarda akademik kariyerini Gaziosmanpaşa Üniversitesinde sürdürdü.</p>

<p>1996 yılında doçent unvanını alan Kasap, 2008 yılında profesörlüğe yükseldi.</p>

<p>Üniversite yönetiminde önemli görevler üstlendi</p>

<p>Prof. Dr. Ali Kasap, bilimsel ve akademik çalışmalarının yanı sıra üniversitenin idari yapılanmasında da uzun yıllar sorumluluk üstlendi.</p>

<p>Ziraat Fakültesi Tarım Makinaları Bölümünde uzun süre bölüm başkanlığı yapan Kasap, Ziraat Fakültesi Dekanlığı görevinde bulundu. Kasap ayrıca Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektör Yardımcısı olarak üniversite yönetiminde görev yaptı.</p>

<p>Yaklaşık dört on yıla yayılan meslek hayatı boyunca çok sayıda öğrencinin yetişmesine katkıda bulunan Kasap, 2017 yılında emekliye ayrıldı.</p>

<p>Sivil toplum çalışmalarında da yer aldı</p>

<p>Prof. Dr. Ali Kasap, üniversitedeki görevlerinin yanı sıra Tokat’ın sosyal ve kültürel hayatında da çeşitli sorumluluklar üstlendi. Sivil toplum faaliyetlerinde bulunan Kasap, Birlik Vakfı Tokat Şubesi Başkanlığı görevini de yürüttü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Akademik birikimi, yöneticilik görevleri ve eğitim hayatına verdiği uzun yıllara dayanan emekle tanınan Prof. Dr. Ali Kasap’ın vefatı Tokat’ta ve akademi camiasında büyük üzüntüye neden oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/tokatta-iz-birakan-akademisyen-prof-dr-ali-kasap-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 06:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8463.jpeg" type="image/jpeg" length="96032"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026-YKS Yerleştirme Sonuçları Açıklandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/2026-yks-yerlestirme-sonuclari-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/2026-yks-yerlestirme-sonuclari-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ÖSYM, 2026-YKS kapsamında yükseköğretim programlarına merkezi yerleştirme işlemlerinin tamamlandığını duyurdu. Adaylar yerleştirme sonuçlarını T.C. kimlik numaraları ve aday şifreleriyle öğrenebilecek.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), milyonlarca üniversite adayının beklediği 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) yerleştirme sonuçlarını açıkladı.</p>

<p>ÖSYM tarafından 18 Ağustos 2026 tarihinde yapılan duyuruda, adaylardan alınan tercihler doğrultusunda 2026-YKS yükseköğretim programlarına merkezi yerleştirme işlemlerinin tamamlandığı bildirildi.</p>

<p>YKS yerleştirme sonuçları nasıl öğrenilir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Adaylar, 2026-YKS yerleştirme sonuçlarına 18 Ağustos 2026 tarihinden itibaren ÖSYM’nin sonuç açıklama sistemi üzerinden ulaşabilecek.</p>

<p>Sonuç ekranına giriş yapabilmek için adayların T.C. kimlik numarası ve aday şifresini kullanması gerekiyor.</p>

<p>Yerleştirme sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte adaylar, tercih listelerinde yer verdikleri üniversite ve bölümlerden hangisine yerleştirildiklerini öğrenebilecek.</p>

<p>Üniversite kayıt süreci başlayacak</p>

<p>Yerleştirme sonuçlarının ardından üniversiteye kayıt hakkı kazanan adaylar için kayıt süreci gündeme gelecek. Adayların kayıt tarihleri, elektronik kayıt imkânı ve üniversitelerin talep ettiği belgeler konusunda ÖSYM ve yerleştirildikleri yükseköğretim kurumlarının resmî duyurularını takip etmeleri önem taşıyor.</p>

<p>Herhangi bir programa yerleşemeyen veya boş kalan kontenjanları değerlendirmek isteyen adaylar açısından ise gözler ek yerleştirme sürecine çevrilecek. Ek yerleştirmeye ilişkin takvim ve ayrıntılar ÖSYM tarafından yapılacak duyurularla netleşecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/2026-yks-yerlestirme-sonuclari-aciklandi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 06:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6272.jpeg" type="image/jpeg" length="73592"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[“12 Yıllık Zorunlu Eğitim 8 Yıla İndirilmeli”: Erhan Afyoncu’dan Reform Önerileri]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/12-yillik-zorunlu-egitim-8-yila-indirilmeli-erhan-afyoncudan-reform-onerileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/12-yillik-zorunlu-egitim-8-yila-indirilmeli-erhan-afyoncudan-reform-onerileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu’nun eğitim sistemine ilişkin reform önerileri yeniden gündeme geldi. Zorunlu eğitimin 12 yıldan 8 yıla indirilmesini savunan Afyoncu; üniversite kontenjanlarının ve eğitim sürelerinin azaltılması, mesleki eğitimin güçlendirilmesi ve eğitim politikalarının Türkiye’nin nüfus yapısı dikkate alınarak yeniden ele alınması gerektiğini belirtti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu’nun Türkiye’nin eğitim sistemi ve nüfus yapısına ilişkin değerlendirmeleri yeniden gündeme geldi. Afyoncu, mevcut eğitim modelinde kapsamlı bir reforma ihtiyaç bulunduğunu savunarak zorunlu eğitimden üniversite kontenjanlarına kadar bir dizi değişiklik önerdi.</p>

<p>Afyoncu’nun özellikle zorunlu eğitim süresine ilişkin görüşü dikkat çekti. Türkiye’de 12 yıl olarak uygulanan zorunlu eğitimin uzun olduğunu değerlendiren Afyoncu, bu sürenin 8 yıla indirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Afyoncu’nun eğitim süresinin kısaltılmasına yönelik görüşünün arkasında gençlerin çalışma hayatına daha erken katılması ve meslek sahibi olmasının kolaylaştırılması düşüncesi bulunuyor.</p>

<p>“Eğitimde reform şart”</p>

<p>Afyoncu, eğitim sisteminin günün şartları doğrultusunda yeniden yapılandırılması gerektiğini savunuyor.</p>

<p>Eğitim süresinin uzunluğunun gençlerin iş hayatına geç başlamasına yol açtığını belirten Afyoncu, dijitalleşmeyle birlikte bilgiye erişimin geçmiş dönemlere göre büyük ölçüde kolaylaştığına da dikkat çekti.</p>

<p>Bu nedenle eğitimde yalnızca geçirilen sürenin değil, verilen eğitimin niteliğinin ve öğrencinin kazandığı becerilerin esas alınması gerektiğini dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üniversite kontenjanlarının azaltılmasını önerdi</p>

<p>Afyoncu’nun üzerinde durduğu başlıklardan biri de yükseköğretimdeki kontenjanlar oldu.</p>

<p>Türkiye’de bazı bölümlerin ihtiyaçtan daha fazla mezun verdiğini değerlendiren Afyoncu, üniversitelerden mezun olan öğrenci sayısının iş gücü piyasasının ihtiyaçlarıyla daha uyumlu hale getirilmesi gerektiğini savundu.</p>

<p>Bu çerçevede üniversite kontenjanlarının azaltılması ve yükseköğretimde geçirilen sürenin de yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Afyoncu, üniversite eğitiminin gençler için tek kariyer yolu olarak görülmemesi gerektiği görüşünü öne çıkarırken mesleki becerilere dayalı işlerin ekonomik değerinin giderek yükseldiğine işaret etti.</p>

<p>Mesleki eğitim vurgusu</p>

<p>Afyoncu’nun önerilerinin merkezindeki başlıklardan biri de mesleki eğitim oldu.</p>

<p>Türkiye’de berberlikten elektrikçiliğe, tesisatçılıktan farklı teknik uzmanlıklara kadar pek çok alanda yetişmiş insan gücüne ihtiyaç bulunduğunu belirten Afyoncu, gençlerin bu mesleklere yeterince yönelmediğine dikkat çekti.</p>

<p>Üniversite mezunu sayısının artmasının tek başına ekonomik ve sosyal gelişme anlamına gelmediği görüşünü savunan Afyoncu, eğitim sisteminin gençlere doğrudan meslek ve beceri kazandıracak biçimde yeniden yapılandırılması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>İlkokul için “eğitim” vurgusu</p>

<p>Afyoncu’nun dikkat çeken bir başka önerisi ise ilkokul dönemine ilişkin oldu.</p>

<p>İlkokullarda yalnızca akademik bilgi aktarımına yoğunlaşılmaması gerektiğini savunan Afyoncu, çocukların temel davranış, değer, disiplin ve sosyal beceriler kazanmasını kapsayan eğitim boyutunun daha fazla ön plana çıkarılması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Böylece eğitimin yalnızca sınav ve akademik başarı merkezli bir yapıdan çıkarılarak çocuğun kişisel gelişimini de kapsayan daha geniş bir çerçevede ele alınmasını önerdi.</p>

<p>Eğitim ile nüfus sorununu ilişkilendirdi</p>

<p>Afyoncu’nun değerlendirmelerinin bir diğer önemli boyutunu Türkiye’nin değişen nüfus yapısı oluşturuyor.</p>

<p>Türkiye’de genç nüfus oranındaki gerilemeyi ciddi bir sorun olarak değerlendiren Afyoncu, uzun eğitim sürelerinin gençlerin çalışma hayatına, evliliğe ve aile kurma sürecine daha geç başlamasına neden olan faktörlerden biri olduğu görüşünde.</p>

<p>Bu nedenle eğitim politikalarıyla nüfus politikalarının birbirinden bağımsız değerlendirilmemesi gerektiğini savunuyor.</p>

<p>Afyoncu daha önce yaptığı değerlendirmelerde nüfus meselesinin Türkiye açısından önemli bir gelecek sorunu olduğunu belirtmiş, ailelere yönelik teşviklerin güçlendirilmesi ve çocuk sahibi olan kadınlara verilen desteklerin artırılması gerektiğini de ifade etmişti.</p>

<p>Altı başlıkta reform önerisi</p>

<p>Afyoncu’nun farklı açıklamalarında öne çıkan eğitim önerileri şu başlıklarda toplanıyor:</p>

<ul>
 <li>Zorunlu eğitim süresinin 12 yıldan 8 yıla indirilmesi,</li>
 <li>Üniversite kontenjanlarının azaltılması,</li>
 <li>Üniversite eğitim sürelerinin yeniden değerlendirilmesi,</li>
 <li>İlkokullarda akademik öğretimin yanında eğitimin ve kişisel gelişimin güçlendirilmesi,</li>
 <li>Mesleki ve teknik eğitime daha fazla ağırlık verilmesi,</li>
 <li>Eğitim politikalarının nüfus ve istihdam politikalarıyla birlikte planlanması.</li>
</ul>

<p>Afyoncu’nun önerileri, Türkiye’de uzun süredir tartışılan zorunlu eğitim süresi, üniversiteleşme oranı, nitelikli ara eleman ihtiyacı ve genç nüfustaki gerileme başlıklarını yeniden gündeme taşıdı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Eğitim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/12-yillik-zorunlu-egitim-8-yila-indirilmeli-erhan-afyoncudan-reform-onerileri</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 06:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8455.jpeg" type="image/jpeg" length="92841"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bağırsak Sağlığında Ezber Bozan 5 Besin: Çikolata da Listede]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/bagirsak-sagliginda-ezber-bozan-5-besin-cikolata-da-listede</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/bagirsak-sagliginda-ezber-bozan-5-besin-cikolata-da-listede" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bağırsak sağlığı denildiğinde akla ilk olarak yoğurt ve kefir geliyor. Oysa fermente lahana, soğan, hurma, ekşi mayalı ekmek ve bitter çikolata da bağırsak ekosistemini farklı yollarla destekleyebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bağırsaklarımız yalnızca yediğimiz besinlerin sindirildiği uzun bir kanal değil. İçlerinde bakteriler, mantarlar ve diğer mikroorganizmaların oluşturduğu son derece karmaşık bir ekosistem bulunuyor. Bağırsak mikrobiyotası adı verilen bu topluluk, sindirimden bağışıklık sistemine kadar pek çok biyolojik süreçle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Bu nedenle bağırsak sağlığı denildiğinde yalnızca “probiyotik almak” düşüncesine odaklanmak yeterli değil. Günlük beslenmenin bütünü, özellikle de liften ve bitkisel çeşitlilikten zengin bir beslenme düzeni önem taşıyor.</p>

<p>Bazı yiyecekler ise bağırsak dostu besinler denildiğinde ilk akla gelenler arasında bulunmasa da ilginç özelliklere sahip.</p>

<p>1. Fermente lahana: Canlı mikroorganizmaların sofradaki kaynaklarından biri</p>

<p>Lahana ve tuzun fermantasyonuyla hazırlanan fermente lahana ürünleri, bağırsak sağlığı açısından dikkat çeken geleneksel yiyeceklerden.</p>

<p>Fermantasyon sırasında mikroorganizmalar besinin yapısını değiştiriyor. Pastörize edilmemiş ve canlı kültür içeren bazı fermente ürünler, tüketildiğinde canlı mikroorganizmaların sindirim sistemine ulaşmasını sağlayabiliyor.</p>

<p>Fermente gıdaların etkisini inceleyen önemli araştırmalardan biri Stanford Üniversitesi araştırmacıları tarafından gerçekleştirildi.</p>

<p>Cell’de yayımlanan randomize çalışmada 36 sağlıklı yetişkin, 17 hafta boyunca liften zengin veya fermente gıdaların artırıldığı beslenme programlarından birini uyguladı. Fermente gıda tüketiminin artırıldığı grupta bağırsak mikrobiyotasının çeşitliliğinde artış ve bazı inflamasyon göstergelerinde azalma görüldü.</p>

<p>Ancak bu sonuç, tek başına fermente lahananın hastalıkları önlediği veya tedavi ettiği anlamına gelmiyor. Çalışma genel olarak fermente gıdalardan zengin bir beslenme düzenini değerlendirdi.</p>

<p>Bir başka önemli ayrıntı da tuz. Fermente sebzelerin bazıları yüksek miktarda tuz içerebilir. Özellikle tuz tüketimini sınırlaması gereken kişilerin porsiyon ve ürün seçimine dikkat etmesi gerekir.</p>

<p>2. Soğan: Bağırsaktaki bakterilere ulaşan lifler içeriyor</p>

<p>Soğan mutfağın en sıradan malzemelerinden biri olabilir ancak bağırsak mikrobiyotası açısından ilginç bir özelliğe sahip.</p>

<p>Soğan, inülin ve fruktanlar adı verilen bazı fermente edilebilir karbonhidratları içerir.</p>

<p>Bunların bir bölümü ince bağırsakta tamamen sindirilmeden kalın bağırsağa ulaşabilir. Burada bağırsak bakterileri tarafından kullanılabilir.</p>

<p>Bu nedenle bu tür bileşenler prebiyotik özellik gösterebilir. Prebiyotikler, bağırsaktaki belirli mikroorganizmalar tarafından kullanılarak sağlık açısından yarar sağlayabilen maddeler olarak tanımlanıyor.</p>

<p>İnülin tipi fruktanlarla yapılan insan araştırmalarında bağırsak mikrobiyotasının yapısında bazı değişiklikler, özellikle belirli Bifidobacterium türlerinde artış gözlendi.</p>

<p>Ancak önemli bir ayrıntı var.</p>

<p>Soğan herkeste aynı etkiyi oluşturmaz.</p>

<p>Fruktanlar aynı zamanda FODMAP adı verilen, bazı kişilerde bağırsakta kolayca fermente olarak gaz, şişkinlik ve karın rahatsızlığına yol açabilen karbonhidrat grubunda yer alıyor.</p>

<p>Özellikle irritabl bağırsak sendromu bulunan bazı kişiler soğan tükettiğinde belirgin şişkinlik veya gaz yaşayabilir.</p>

<p>Dolayısıyla bir besinin bağırsak bakterileri için yararlı bileşenler içermesi, o besinin herkes tarafından sınırsız miktarda rahatlıkla tüketilebileceği anlamına gelmez.</p>

<p>3. Hurma: Lif ve polifenolleri bir araya getiriyor</p>

<p>Hurma doğal şeker içeriğiyle bilinse de bağırsak sağlığı açısından onu ilginç hale getiren başka bileşenler de var: lif ve polifenoller.</p>

<p>Polifenoller bitkilerde doğal olarak bulunan çeşitli biyolojik aktif bileşiklerdir. Bu maddelerin bir kısmı bağırsak mikroorganizmalarıyla karşılıklı etkileşime girebilir.</p>

<p>British Journal of Nutrition’da yayımlanan küçük bir randomize, kontrollü çapraz çalışmada 22 sağlıklı yetişkin değerlendirildi. Katılımcıların yaklaşık 50 gram, yani yedi hurmayı günlük olarak üç hafta tükettiği dönemde bağırsak hareketlerinde artış ve dışkıdaki amonyak düzeylerinde azalma gözlendi.</p>

<p>Ancak araştırmanın önemli bir sınırlılığı bulunuyor: Çalışma küçüktü ve incelenen belirli bağırsak bakterilerinin miktarında anlamlı değişiklik gösterilemedi.</p>

<p>Bu nedenle sonuçları “hurma bağırsak mikrobiyotasını düzeltir” şeklinde yorumlamak doğru değil.</p>

<p>Hurma ayrıca enerji ve doğal şeker bakımından yoğun bir besindir. Bu nedenle bağırsak sağlığı gerekçesiyle kontrolsüz miktarlarda tüketilmesi yerine genel beslenme düzeni içinde porsiyon dikkate alınarak değerlendirilmesi daha uygundur.</p>

<p>4. Ekşi mayalı ekmek: Fermantasyon ekmeğin yapısını değiştirebilir</p>

<p>Ekşi mayalı ekmekte kullanılan maya ve laktik asit bakterileri, hamurun uzun süren fermantasyonu sırasında çeşitli karbonhidratları parçalar.</p>

<p>Bu süreç ekmeğin kimyasal yapısını değiştirebilir ve bazı ekşi mayalı ekmeklerde FODMAP miktarını azaltabilir.</p>

<p>FODMAP’ler bazı kişilerde ince bağırsakta yeterince emilemeyen ve kalın bağırsakta hızla fermente olabilen kısa zincirli karbonhidratlardır. Hassas kişilerde gaz, şişkinlik ve karın ağrısı gibi yakınmalara katkıda bulunabilirler.</p>

<p>Ancak burada sık yapılan bir genellemeden kaçınmak gerekiyor:</p>

<p>Her ekşi mayalı ekmek düşük FODMAP değildir ve ekşi mayalı ekmek herkes için normal ekmekten daha kolay sindirilir denemez.</p>

<p>İrritabl bağırsak sendromu ve buğday hassasiyeti bulunan 26 kişi üzerinde yapılan küçük, randomize ve çift kör bir pilot çalışmada ekşi mayalı ekmeğin FODMAP içeriğinin daha düşük olduğu gösterildi. Buna rağmen sindirim sistemi belirtileri açısından standart mayalı ekmeğe karşı anlamlı bir üstünlük saptanmadı.</p>

<p>Ayrıca ekşi mayalı ekmek gluten içermez şeklindeki yaygın inanış da doğru değildir. Buğday, arpa veya çavdar kullanılarak yapılan ekşi mayalı ürünler gluten içerebilir ve çölyak hastaları için güvenli kabul edilemez.</p>

<p>5. Bitter çikolata: Kakao polifenolleri neden ilgi çekiyor?</p>

<p>Çikolata denildiğinde bağırsak sağlığı muhtemelen ilk akla gelen konu değildir.</p>

<p>Ancak kakao, polifenol adı verilen bitkisel bileşikler açısından zengindir. Bu bileşiklerin bir kısmı bağırsak bakterileriyle etkileşime girebilir.</p>

<p>The Journal of Nutritional Biochemistry’de yayımlanan küçük bir randomize kontrollü araştırmada 20-30 yaş arasındaki sağlıklı yetişkinler üç hafta boyunca yüzde 85 kakaolu bitter çikolata, yüzde 70 kakaolu bitter çikolata tüketen veya çikolata tüketmeyen gruplara ayrıldı.</p>

<p>Yüzde 85 kakaolu bitter çikolata tüketenlerde bağırsak mikrobiyotasının çeşitliliğinde bazı değişiklikler görüldü.</p>

<p>Ancak çalışma yalnızca 48 kişiyle gerçekleştirildi ve kısa sürdü. Bu nedenle bitter çikolatanın bağırsak sağlığı üzerinde kesin veya uzun vadeli bir yarar sağladığını söylemek için daha güçlü araştırmalara ihtiyaç var.</p>

<p>Üstelik çikolatanın kakao oranı yükseldikçe polifenol içeriği genellikle artsa da çikolata enerji açısından yoğun bir besindir. Bazı ürünlerde şeker ve doymuş yağ miktarı da yüksek olabilir.</p>

<p>Bu nedenle “bağırsaklara iyi geliyor” düşüncesi sınırsız bitter çikolata tüketmek için gerekçe değildir.</p>

<p>Bağırsak sağlığında asıl önemli nokta: Tek besin değil, çeşitlilik</p>

<p>Bağırsak mikrobiyotasını konuşurken en büyük yanılgılardan biri tek bir yiyeceğe olağanüstü özellikler yüklemek.</p>

<p>Gerçekte bağırsak ekosistemi son derece karmaşık.</p>

<p>Beslenmenin etkisi de tek bir besinden çok uzun vadeli beslenme düzeniyle şekilleniyor. Sebzeler, meyveler, baklagiller, tam tahıllar, kuruyemişler ve uygun fermente gıdaların çeşitlendirilmesi bağırsak bakterilerine farklı lifler ve bitkisel bileşikler sağlayabilir.</p>

<p>Fermente gıdalar ile liften zengin besinler de aynı işi yapmaz. Fermente ürünlerin bazıları canlı mikroorganizmalar sağlayabilirken prebiyotik lifler bağırsakta bulunan mikroorganizmaların beslenmesine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Bu nedenle sağlıklı bağırsak için daha doğru soru “Hangi mucize besini yemeliyim?” değil, “Beslenmem yeterince çeşitli mi?” olabilir.</p>

<p>Lif miktarını bir anda artırmak iyi fikir olmayabilir</p>

<p>Lif bağırsak sağlığı açısından önemli olsa da daha fazla lif her zaman daha iyi anlamına gelmez.</p>

<p>Özellikle uzun süredir düşük lifle beslenen bir kişinin kısa sürede çok yüksek miktarda lif tüketmeye başlaması gaz, karında şişkinlik ve rahatsızlığa yol açabilir.</p>

<p>Bağırsakların farklı lif kaynaklarına verdiği yanıt kişiden kişiye değişebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İrritabl bağırsak sendromu, inflamatuvar bağırsak hastalığı, çölyak hastalığı, belirli gıda intoleransları veya başka sindirim sistemi hastalıkları bulunan kişilerde genel beslenme önerilerinin kişiselleştirilmesi gerekebilir.</p>

<p>Probiyotik ile prebiyotik aynı şey değil</p>

<p>Bu iki kavram sık sık birbirine karıştırılıyor.</p>

<p>Probiyotikler, yeterli miktarda alındığında sağlık yararı sağlayabilen canlı mikroorganizmalardır.</p>

<p>Prebiyotikler ise bağırsaktaki mikroorganizmaların seçici biçimde kullanabildiği ve sağlık açısından yarar sağlayabilen maddelerdir.</p>

<p>Yoğurt, kefir ve bazı fermente gıdalar canlı mikroorganizmalar içerebilirken; soğan, sarımsak, pırasa, kuşkonmaz ve bazı diğer bitkisel gıdalar prebiyotik özellik gösterebilen lif ve karbonhidratların kaynakları arasında yer alabilir.</p>

<p>Ancak “fermente” yazan her ürünün probiyotik olduğu da söylenemez. Üretim ve ısıl işlem yöntemleri üründeki canlı mikroorganizmaları etkileyebilir.</p>

<p>Bağırsak sağlığı yalnızca yediklerimizden ibaret değil</p>

<p>Beslenme önemli olsa da bağırsak mikrobiyotasını belirleyen tek faktör değildir.</p>

<p>Yaş, genetik yapı, kullanılan ilaçlar, özellikle antibiyotikler, fiziksel aktivite, uyku, çevresel etkenler ve kişinin genel sağlık durumu bağırsak ekosistemiyle ilişkili olabilir.</p>

<p>Bu nedenle bağırsak sağlığını tek bir yiyecek, içecek veya takviyeyle “düzeltmek” bilimsel olarak aşırı basitleştirilmiş bir yaklaşım olur.</p>

<p>Günlük hayatta daha uygulanabilir yaklaşım, çeşitli bitkisel besinlerden zengin ve kişinin tolere edebildiği dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak.</p>

<p>Fermente lahana, soğan, hurma, ekşi mayalı ekmek ve yüksek kakao oranlı bitter çikolata bu beslenme mozaiğinin parçaları olabilir. Ancak hiçbiri tek başına sağlıklı bağırsakların anahtarı değildir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Cell – Gut-microbiota-targeted diets modulate human immune status – Wastyk HC ve arkadaşları – 2021 – DOI: 10.1016/j.cell.2021.06.019</li>
 <li>British Journal of Nutrition – Impact of palm date consumption on microbiota growth and large intestinal health: a randomised, controlled, cross-over, human intervention study – Eid N ve arkadaşları – 2015 – DOI: 10.1017/S0007114515002780</li>
 <li>Nutrients – Pilot Study: Comparison of Sourdough Wheat Bread and Yeast-Fermented Wheat Bread in Individuals with Wheat Sensitivity and Irritable Bowel Syndrome – Laatikainen R ve arkadaşları – 2017 – DOI: 10.3390/nu9111215</li>
 <li>The Journal of Nutritional Biochemistry – Consumption of 85% cocoa dark chocolate improves mood in association with gut microbial changes in healthy adults: a randomized controlled trial – Shin JH ve arkadaşları – 2022 – DOI: 10.1016/j.jnutbio.2021.108854</li>
 <li>Gut – Prebiotic inulin-type fructans induce specific changes in the human gut microbiota – Vandeputte D ve arkadaşları – 2017 – DOI: 10.1136/gutjnl-2016-313271</li>
 <li>Nature Microbiology – Coffee consumption is associated with intestinal Lawsonibacter asaccharolyticus abundance and prevalence across multiple cohorts – Manghi P ve arkadaşları – 2024 – DOI: 10.1038/s41564-024-01858-9</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/bagirsak-sagliginda-ezber-bozan-5-besin-cikolata-da-listede</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 06:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8452.jpeg" type="image/jpeg" length="99368"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kamuda Kapsamlı Atama: Rektörler, Büyükelçiler ve Üst Düzey İsimler]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kamuda-kapsamli-atama-rektorler-buyukelciler-ve-ust-duzey-isimler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kamuda-kapsamli-atama-rektorler-buyukelciler-ve-ust-duzey-isimler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararlarıyla üniversitelerden büyükelçiliklere, bakanlıklardan kamu kurumlarına kadar çok sayıda üst düzey görevlendirme yapıldı. 10 üniversiteye rektör atanırken ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy yeniden görevlendirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Resmî Gazete’de Atama Kararları: 10 Üniversiteye Rektör Atandı</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan atama kararlarıyla yükseköğretim kurumları, dış temsilcilikler, bakanlıklar ve çeşitli kamu kurumlarında önemli görevlendirmeler gerçekleştirildi.</p>

<p>18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete atama kararlarının en dikkat çeken başlıklarından biri üniversitelerdeki rektör atamaları oldu. Kararlar kapsamında 10 üniversitenin rektörü belirlendi.</p>

<p>10 üniversiteye rektör ataması</p>

<p>Yayımlanan kararlara göre yeni rektör atamaları şöyle:</p>

<ul>
 <li>Düzce Üniversitesi Rektörlüğüne: Prof. Dr. Nedim Sözbir</li>
 <li>Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Rektörlüğüne: Prof. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız</li>
 <li>Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Rektörlüğüne: Prof. Dr. Emine Gümüşsoy</li>
 <li>Gebze Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne: Prof. Dr. Hacı Ali Mantar</li>
 <li>İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi Rektörlüğüne: Prof. Dr. Behzat Orhan Aytür</li>
 <li>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörlüğüne: Prof. Dr. Hüseyin Botanlıoğlu</li>
 <li>İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörlüğüne: Prof. Dr. Mustafa Balcı</li>
 <li>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörlüğüne: Prof. Dr. Yusuf Yılmaz</li>
 <li>Sakarya Üniversitesi Rektörlüğüne: Prof. Dr. Hamza Al</li>
 <li>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlüğüne: Prof. Dr. Ahmet Ulusoy</li>
</ul>

<p>Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığına ise Prof. Dr. Hüseyin Karaman atandı.</p>

<p>ÖSYM Başkanı Bayram Ali Ersoy yeniden atandı</p>

<p>18 Ağustos 2026 Resmî Gazete kararları kapsamında Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığına ilişkin görevlendirme de yapıldı.</p>

<p>ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy yeniden aynı göreve atandı. Böylece Ersoy, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Başkanlığı görevini sürdürecek.</p>

<p>Büyükelçiliklere yeni atamalar</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı atama kararları dış temsilciliklerde de önemli değişiklikler getirdi.</p>

<p>Kararlara göre;</p>

<p>Katar Büyükelçiliğine Yakup Çaymazoğlu,<br />
Ürdün Büyükelçiliğine Hakan Karaçay,<br />
Kuveyt Büyükelçiliğine Can Oğuz,<br />
Moldova Büyükelçiliğine Nazmiye Başaran,<br />
Cibuti Büyükelçiliğine Hüseyin Özdemir,<br />
Estonya Büyükelçiliğine Havva Yonca Gündüz Özçeri,<br />
Kongo Demokratik Cumhuriyeti Büyükelçiliğine Semen Güzel,<br />
İran Büyükelçiliğine Ahmet Aydın Doğan,<br />
Botsvana Büyükelçiliğine Vesime Ela Beşkardeş Karagöl atandı.</p>

<p>Cibuti Büyükelçisi Erdal Sabri Ergen ile Uruguay Büyükelçisi Tunca Özçuhadar ise merkeze alındı.</p>

<p>Bakanlıklarda ve kamu kurumlarında yeni görevlendirmeler</p>

<p>Resmî Gazete’de yayımlanan atama kararları birçok bakanlık ve kamu kurumunu da kapsadı.</p>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdür Yardımcılığına Fatma Yiğiter Kara atandı.</p>

<p>Toplu Konut İdaresi Başkanlığında Başkan Yardımcısı Dursun Baştürk görevden alınırken, Ahmet Kutluğ Gayretli ve Abdulvahap Afşin TOKİ Başkan Yardımcılığına getirildi.</p>

<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdür Yardımcılığına Sabire Firdes Terzi, Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu Üyeliğine Hüseyin Azili, Genel Müdür Yardımcılığına Kemaleddin Metin, Gelir İdaresi Başkanlığı Daire Başkanlığına ise Hasan Şahin atandı.</p>

<p>Adli Tıp Kurumuna yeni atama</p>

<p>Atama kararlarında Adli Tıp Kurumu da yer aldı.</p>

<p>İstanbul Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Fehmi Mercanoğlu, Adli Tıp Üçüncü İhtisas Kurulu Kardiyoloji Üyeliğine atandı.</p>

<p>11 ilin defterdarı değişti</p>

<p>18 Ağustos 2026 tarihli atama kararları kapsamında defterdarlıklarda da kapsamlı değişiklik gerçekleştirildi.</p>

<p>Aksaray, Artvin, Balıkesir, Çankırı, Hakkâri, Mardin, Muğla, Sakarya, Siirt, Şırnak ve Van olmak üzere 11 ilin defterdarlığına yeni atamalar yapıldı.</p>

<p>İçişleri Bakanlığında üst düzey atamalar</p>

<p>İçişleri Bakanlığındaki görevlendirmeler de Resmî Gazete’de yer aldı.</p>

<p>Mehmet Parlak, Strateji Geliştirme Başkanlığına; Eyüp Özdemir, İç Güvenlik Stratejileri Dairesi Başkanlığına; Hüseyin Tekin ise Kaçakçılık İstihbarat, Harekât ve Bilgi Toplama Dairesi Başkanlığına atandı.</p>

<p>Millî Eğitim Bakanlığı İnşaat ve Emlak Genel Müdür Yardımcısı Özer Dumanlı ile Tarım ve Orman Bakanlığı Personel Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Emin Güven görevden alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu Üyeliğine ise Ceyhun Bozçalar getirildi.</p>

<p>18 Ağustos 2026 Resmî Gazete atamaları dikkat çekti</p>

<p>Aynı gün yayımlanan kararlarla üniversiteler, diplomatik temsilcilikler ve merkezi kamu yönetiminde çok sayıda görev için yeni isimler belirlendi.</p>

<p>Özellikle “18 Ağustos 2026 Resmî Gazete atamaları”, “yeni rektör atamaları”, “hangi üniversitelere rektör atandı”, “yeni büyükelçi atamaları”, “ÖSYM Başkanı kim oldu” ve “bugünkü atama kararları” başlıklarının, kararların ardından en fazla araştırılan konular arasında yer alması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kamuda-kapsamli-atama-rektorler-buyukelciler-ve-ust-duzey-isimler</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 06:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8451.jpeg" type="image/jpeg" length="36178"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’dan Bruno Fernandes’e Dev Teklif: Rakamlar Ortaya Çıktı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-bruno-fernandese-dev-teklif-rakamlar-ortaya-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-bruno-fernandese-dev-teklif-rakamlar-ortaya-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Manchester United kaptanı Bruno Fernandes için yürüttüğü transfer girişiminde çarpıcı rakamlar gündeme geldi. İngiliz basını, sarı-kırmızılıların Portekizli yıldız için 4 yıllık yüksek bütçeli bir sözleşme paketi hazırladığını yazdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’ın transfer gündemindeki Bruno Fernandes için İngiltere’den dikkat çekici yeni bilgiler geldi. Sarı-kırmızılıların Manchester United’ın kaptanını kadrosuna katabilmek amacıyla oyuncuya son derece yüksek bir sözleşme paketi sunduğu öne sürüldü.</p>

<p>İngiliz basınındaki habere göre Galatasaray’ın Bruno Fernandes’e yaptığı teklif 4 yıllık sözleşmeyi kapsıyor. Portekizli futbolcuya yıllık yaklaşık 18,3 milyon sterlin net ücret önerildiği, pakette ayrıca yaklaşık 3 milyon sterlin imza parasının bulunduğu iddia edildi.</p>

<p>Manchester United’dan karşı hamle</p>

<p>Galatasaray’ın girişiminin ardından Manchester United cephesinde de hareketlilik yaşandığı belirtiliyor. İngiliz ekibinin 31 yaşındaki kaptanıyla yeni sözleşme konusunda ön görüşmelere başladığı ileri sürüldü.</p>

<p>Manchester United’ın Fernandes’i takımın sportif yapılanmasının önemli isimlerinden biri olarak gördüğü ve mevcut şartlarda oyuncuyu kaybetmek istemediği aktarılıyor.</p>

<p>İngiliz basınındaki farklı haberlerde de Manchester United’ın Fernandes için gelecek tekliflere kapıyı kapatma eğiliminde olduğu belirtilmişti. Galatasaray’ın ilgisine ilişkin haberler böylece birden fazla İngiliz medya kuruluşunda yer alırken, teklif paketinin ayrıntıları konusunda henüz kulüplerden resmi açıklama yapılmadı.</p>

<p>Fernandes’in tercihi kritik</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Transferin önündeki en önemli başlıklardan birinin oyuncunun kararı olduğu belirtiliyor. Fernandes’in şu aşamada Manchester United’da kalmaya daha yakın olduğu öne sürülüyor.</p>

<p>Bu nedenle Galatasaray’ın sunduğu yüksek mali pakete rağmen transferin gerçekleştiğini ya da tarafların anlaşmaya vardığını söylemek için henüz erken.</p>

<p>Sarı-kırmızılıların girişiminin Manchester United cephesinde Fernandes’in geleceğine ilişkin süreci hızlandırmış olması ise transfer dosyasındaki en dikkat çekici gelişme olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Galatasaray’ın bundan sonraki süreçte şartlarını değiştirip değiştirmeyeceği ve Manchester United’ın Fernandes ile yeni sözleşme konusunda anlaşmaya varıp varamayacağı transferin seyrini belirleyecek.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>The Sun</li>
 <li>The Times</li>
 <li>talkSPORT</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-bruno-fernandese-dev-teklif-rakamlar-ortaya-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 05:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8447.jpeg" type="image/jpeg" length="89665"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor Tsygankov İçin Girona ile Anlaştı: Transferi Oyuncu Durdurdu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspor-tsygankov-icin-girona-ile-anlasti-transferi-oyuncu-durdurdu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspor-tsygankov-icin-girona-ile-anlasti-transferi-oyuncu-durdurdu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor’un uzun süredir gündeminde bulunan Viktor Tsygankov transferinde İspanya’dan dikkat çeken bilgiler geldi. AS’a göre Girona, bordo-mavililerin sunduğu şartları kabul etmeye hazır olmasına rağmen Ukraynalı kanat oyuncusu Türkiye’ye transfer olmak istemedi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tsygankov’un önceliğinin LaLiga’da kalmak veya Premier League’e gitmek olduğu belirtilirken Celta Vigo yeniden devreye girdi.</p>

<p>Trabzonspor Tsygankov İçin Girona’yı İkna Etti: Transferi Oyuncu Durdurdu</p>

<p>Trabzonspor’un sağ kanat transferi için uzun süredir takip ettiği Viktor Tsygankov konusunda İspanya’dan bordo-mavililerin yürüttüğü görüşmelerin geldiği noktayı ortaya koyan yeni bilgiler geldi.</p>

<p>İspanyol gazetesi AS’ın güncel haberine göre Girona’dan ayrılması gündemde olan Ukraynalı futbolcu için Trabzonspor ile New York City, İspanyol kulübünün ekonomik beklentilerini karşılamaya istekli iki seçenek olarak öne çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ancak transferin önündeki temel engelin bonservis pazarlığından ziyade Tsygankov’un kariyer tercihi olduğu belirtiliyor. Ukraynalı oyuncunun Trabzonspor ve New York City seçeneklerini geri çevirdiği, kariyerine LaLiga’da devam etmek veya Premier League’e gitmek istediği bildirildi.</p>

<p>Girona Tsygankov’u satmaya hazır</p>

<p>Girona cephesinde ise oyuncunun ayrılığına kapı açık.</p>

<p>AS’ın haberine göre Tsygankov’un sözleşmesindeki serbest kalma bedeli 30 milyon euro olmasına rağmen Girona’nın mevcut şartlarda oyuncunun satışı konusunda pazarlığa açık olduğu belirtiliyor.</p>

<p>İspanyol ekibinin başlangıçtaki beklentisinin yaklaşık 15 milyon euro olduğu, ancak pazarlıklarda daha düşük rakamların da gündeme gelebileceği aktarılıyor.</p>

<p>Trabzonspor açısından dikkat çekici nokta ise bordo-mavili yönetimin Girona’nın istediği ekonomik koşulları karşılayabilecek kulüpler arasında gösterilmesi.</p>

<p>Bu tablo, transferdeki temel sorunun kulüpler arasındaki bonservis görüşmelerinden çok oyuncunun Türkiye’ye gelme konusundaki tutumu olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Tsygankov’un tercihi İspanya veya İngiltere</p>

<p>28 yaşındaki kanat oyuncusunun önceliğinin Avrupa’nın önde gelen liglerinde kalmak olduğu belirtiliyor.</p>

<p>AS’a göre Tsygankov, LaLiga’da kariyerini sürdürmek veya Premier League’e transfer olmak istiyor. Bu nedenle Trabzonspor’dan gelen seçeneğe olumlu yaklaşmadı.</p>

<p>Transfer yarışında Celta Vigo da yeniden öne çıktı. İspanyol ekibinin kanat transferinde başka bir hedefinden sonuç alamamasının ardından Tsygankov’a yöneldiği bildirildi.</p>

<p>Girona ile Tsygankov arasında gerilim</p>

<p>Transfer sürecinin hızlanmasına neden olabilecek bir başka gelişme ise oyuncuyla Girona arasında yaşanan gerilim.</p>

<p>Tsygankov’un sezonun ilk karşılaşmasında forma giymemesi sonrasında oyuncu ve kulüp cephesinden farklı açıklamalar geldi. Futbolcunun çevresi, Tsygankov’un sağlık nedeniyle oynayabilecek durumda olmadığını ve buna ilişkin sağlık raporu bulunduğunu savundu.</p>

<p>Oyuncunun Girona’dan ayrılmak istediği ve geleceğine ilişkin belirsizliğin kulüp içerisindeki gerilimi artırdığı İspanyol basınına yansıdı.</p>

<p>Trabzonspor uzun süredir peşindeydi</p>

<p>Tsygankov, Trabzonspor’un transfer listesine yeni giren bir isim değil.</p>

<p>Bordo-mavililerin Ukraynalı sağ kanat için sezon sonundan itibaren girişimlerde bulunduğuna ilişkin Türkiye’de çok sayıda haber yayımlandı. Haziran ayında oyuncudan beklenen olumlu yanıtın alınamadığı, temmuz ayında ise temasların yeniden canlandığı bildirilmişti.</p>

<p>İspanya’dan gelen son bilgiler ise Trabzonspor’un ekonomik açıdan transferi gerçekleştirebilecek konuma geldiğini, ancak Tsygankov’un kariyer planının anlaşmanın önündeki en önemli engel olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Bu nedenle mevcut aşamada transferin tamamen kapandığını söylemek için erken. Ancak oyuncunun Türkiye yerine İspanya veya İngiltere’yi tercih etmesi, Trabzonspor açısından süreci oldukça zorlaştırıyor.</p>

<p>Viktor Tsygankov kimdir?</p>

<p>15 Kasım 1997 doğumlu Viktor Tsygankov, ağırlıklı olarak sağ kanatta görev yapıyor. Dynamo Kiev altyapısından yetişen Ukraynalı futbolcu, Ocak 2023’te Girona’ya transfer oldu.</p>

<p>Sol ayağını kullanan Tsygankov; kanatların yanı sıra hücum hattının farklı bölgelerinde görev yapabilmesi, teknik kapasitesi ve skor katkısıyla tanınıyor.</p>

<p>2025-26 LaLiga sezonunda 28 karşılaşmada 6 gol kaydeden Ukraynalı oyuncu, Girona kariyerinde ligde 100’ün üzerinde karşılaşmaya çıktı.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Diario AS</li>
 <li>Cadena SER</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspor-tsygankov-icin-girona-ile-anlasti-transferi-oyuncu-durdurdu</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 05:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-8446.jpeg" type="image/jpeg" length="66066"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Oldu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/prof-dr-huseyin-karaman-hoca-ahmet-yesevi-universitesi-mutevelli-heyet-baskani-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/prof-dr-huseyin-karaman-hoca-ahmet-yesevi-universitesi-mutevelli-heyet-baskani-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan 2026/261 sayılı kararla Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığına atandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığına Prof. Dr. Hüseyin Karaman atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasını taşıyan 17 Ağustos 2026 tarihli ve 2026/261 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararında, atamanın Türkiye ile Kazakistan arasında üniversitenin işleyişine ilişkin anlaşma ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla atandı</p>

<p>Kararda, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti arasında Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi’nin işleyişine ilişkin anlaşmanın 10’uncu maddesi ile üniversite tüzüğünün 4’üncü maddesine atıfta bulunuldu.</p>

<p>Atamanın ayrıca 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2 ve 3’üncü maddeleri gereğince gerçekleştirildiği kaydedildi.</p>

<p>Buna göre Prof. Dr. Hüseyin Karaman, Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı görevine getirildi.</p>

<p>Türk-Kazak yükseköğretim iş birliğinin önemli kurumlarından</p>

<p>Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi, Türkiye ile Kazakistan arasındaki yükseköğretim ve akademik iş birliğinin önemli kurumları arasında yer alıyor. Üniversitenin yönetim yapısında Mütevelli Heyeti, iki ülke arasındaki ortak kurumsal yapının temel unsurlarından birini oluşturuyor.</p>

<p>Prof. Dr. Hüseyin Karaman’ın Mütevelli Heyet Başkanlığına atanmasıyla üniversitenin üst yönetim yapısında yeni bir dönem başlamış oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/prof-dr-huseyin-karaman-hoca-ahmet-yesevi-universitesi-mutevelli-heyet-baskani-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 01:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-6516.jpeg" type="image/jpeg" length="19620"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ahmet Ulusoy Atandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/zonguldak-bulent-ecevit-universitesi-rektorlugune-prof-dr-ahmet-ulusoy-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/zonguldak-bulent-ecevit-universitesi-rektorlugune-prof-dr-ahmet-ulusoy-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ahmet Ulusoy atandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan atama kararı 17 Ağustos 2026 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı kararıyla atandı</p>

<p>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlüğünde yeni dönem başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Prof. Dr. Ahmet Ulusoy, üniversitenin rektörlüğüne atandı.</p>

<p>17 Ağustos 2026 tarihli ve 2026/267 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nda, atamanın 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2’nci, 3’üncü ve 7’nci maddeleri gereğince yapıldığı belirtildi.</p>

<p>Kararda, “Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ahmet Ulusoy atanmıştır” ifadesine yer verildi.</p>

<p>Prof. Dr. Ahmet Ulusoy ZBEÜ Rektörü oldu</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Atama kararıyla birlikte Prof. Dr. Ahmet Ulusoy, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinin yeni rektörü olarak görevlendirildi.</p>

<p>Karar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yürürlüğe girdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/zonguldak-bulent-ecevit-universitesi-rektorlugune-prof-dr-ahmet-ulusoy-atandi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 00:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-6516.jpeg" type="image/jpeg" length="73749"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sakarya Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hamza Al Atandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/sakarya-universitesi-rektorlugune-prof-dr-hamza-al-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/sakarya-universitesi-rektorlugune-prof-dr-hamza-al-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan 2026/266 sayılı kararla Sakarya Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hamza Al atandı. Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile ilgili Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sakarya Üniversitesinde Rektörlük Görevine Prof. Dr. Hamza Al Getirildi</p>

<p>Sakarya Üniversitesinde rektörlük görevine Prof. Dr. Hamza Al atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasını taşıyan 17 Ağustos 2026 tarihli ve 2026/266 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Sakarya Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Hamza Al’ın atanmasına karar verildi.</p>

<p>Kararda, atamanın 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin 2’nci, 3’üncü ve 7’nci maddeleri gereğince gerçekleştirildiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böylece Prof. Dr. Hamza Al, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla Sakarya Üniversitesinin yeni rektörü olarak görevlendirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/sakarya-universitesi-rektorlugune-prof-dr-hamza-al-atandi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 00:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-6516.jpeg" type="image/jpeg" length="82213"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Yusuf Yılmaz Atandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/recep-tayyip-erdogan-universitesi-rektorlugune-prof-dr-yusuf-yilmaz-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/recep-tayyip-erdogan-universitesi-rektorlugune-prof-dr-yusuf-yilmaz-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Yusuf Yılmaz atandı. 17 Ağustos 2026 tarihli ve 2026/265 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla yapılan atamanın hukuki dayanaklarına da kararda yer verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinde rektörlük görevine yeni atama yapıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 2026/265 sayılı kararla üniversitenin rektörlüğüne Prof. Dr. Yusuf Yılmaz atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı kararında, atamanın 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2’nci, 3’üncü ve 7’nci maddeleri kapsamında gerçekleştirildiği belirtildi.</p>

<p>17 Ağustos 2026 tarihli kararda şu hükme yer verildi:</p>

<p>“Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörlüğüne, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13 üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci, 3 üncü ve 7 nci maddeleri gereğince Prof. Dr. Yusuf YILMAZ atanmıştır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Böylece Prof. Dr. Yusuf Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörü olarak görevlendirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/recep-tayyip-erdogan-universitesi-rektorlugune-prof-dr-yusuf-yilmaz-atandi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 00:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-6516.jpeg" type="image/jpeg" length="53428"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mustafa Balcı Atandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/izmir-katip-celebi-universitesi-rektorlugune-prof-dr-mustafa-balci-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/izmir-katip-celebi-universitesi-rektorlugune-prof-dr-mustafa-balci-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mustafa Balcı atandı. Atama, 17 Ağustos 2026 tarihli ve 2026/264 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinde Rektörlük Görevine Prof. Dr. Mustafa Balcı Atandı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinin yeni rektörü Prof. Dr. Mustafa Balcı oldu.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan 2026/264 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Prof. Dr. Mustafa Balcı, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Rektörlüğüne atandı.</p>

<p>Kararda, atamanın 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2’nci, 3’üncü ve 7’nci maddeleri gereğince yapıldığı belirtildi.</p>

<p>17 Ağustos 2026 tarihini taşıyan kararla birlikte Prof. Dr. Mustafa Balcı, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinin rektörlük görevine getirildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/izmir-katip-celebi-universitesi-rektorlugune-prof-dr-mustafa-balci-atandi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 00:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-6516.jpeg" type="image/jpeg" length="64808"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Prof. Dr. Hüseyin Botanlıoğlu İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörlüğüne Atandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/prof-dr-huseyin-botanlioglu-istanbul-universitesi-cerrahpasa-rektorlugune-atandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/prof-dr-huseyin-botanlioglu-istanbul-universitesi-cerrahpasa-rektorlugune-atandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan 2026/263 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörlüğüne Prof. Dr. Hüseyin Botanlıoğlu atandı. Atama, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin ilgili hükümleri doğrultusunda gerçekleştirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’da Rektörlük Görevine Yeni Atama</p>

<p>İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörlüğüne Prof. Dr. Hüseyin Botanlıoğlu atandı.</p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanan 17 Ağustos 2026 tarihli ve 2026/263 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile üniversitenin yeni rektörü Prof. Dr. Hüseyin Botanlıoğlu oldu.</p>

<p>Kararda, atamanın 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 13’üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2’nci, 3’üncü ve 7’nci maddeleri gereğince yapıldığı belirtildi.</p>

<p>Prof. Dr. Hüseyin Botanlıoğlu Rektör Olarak Atandı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Cumhurbaşkanlığı kararında şu hükme yer verildi:</p>

<p>“İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Rektörlüğüne, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 13 üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci, 3 üncü ve 7 nci maddeleri gereğince Prof. Dr. Hüseyin BOTANLIOĞLU atanmıştır.”</p>

<p>Böylece Prof. Dr. Hüseyin Botanlıoğlu, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa’nın rektörlük görevine resmen atanmış oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>👔 Atamalar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/prof-dr-huseyin-botanlioglu-istanbul-universitesi-cerrahpasa-rektorlugune-atandi</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 00:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/genel/i-m-g-6516.jpeg" type="image/jpeg" length="99763"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="43512"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="28049"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="88618"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="61999"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="32120"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="29566"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
