<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 30 Aug 2026 19:58:08 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Feribot Kazasında Yeni Bilanço: 8 Ölü, 17 Kayıp]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/feribot-kazasinda-yeni-bilanco-8-olu-17-kayip</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/feribot-kazasinda-yeni-bilanco-8-olu-17-kayip" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[KKTC’nin Girne Limanı’ndan Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere hareket eden Filo Jet adlı yüksek hızlı yolcu gemisi, kalkıştan kısa süre sonra su alarak alabora oldu. Güncellenen bilgilere göre gemideki 267 kişiden 242’si kurtarıldı, 8 kişi hayatını kaybetti, 17 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kazanın ardından kaptan ile 7 mürettebat gözaltına alınırken 26 yaşındaki geminin teknik durumu, sefer izni, hava koşulları ve tahliye süreci soruşturmanın merkezine yerleşti.</p>

<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Girne-Taşucu seferini yapan Filo Jet adlı yüksek hızlı yolcu gemisinin alabora olmasıyla ilgili arama-kurtarma çalışmaları ve adli soruşturma eş zamanlı olarak sürüyor.</p>

<p>İlk saatlerde sürekli değişen yolcu ve kurtarılan kişi sayıları, hastane kayıtları ile yolcu listesinin karşılaştırılması sonucunda yeniden güncellendi.</p>

<p>Son yerel açıklamalara göre gemide bulunan 259 yolcu ve 8 mürettebat olmak üzere toplam 267 kişiden 242’sine sağ ulaşıldı. Kazada 8 kişi hayatını kaybetti; 17 kişiyi arama çalışmaları devam ediyor.</p>

<p>Kazanın ardından geminin kaptanı ile diğer 7 mürettebatın gözaltına alındığı bildirildi. Böylece gemide görevli olduğu açıklanan 8 kişilik mürettebatın tamamı soruşturma kapsamına alınmış oldu.</p>

<p>Gözaltı işlemlerinin kesinleşmiş bir suç isnadı veya tutuklama kararı anlamına gelmediği; şüphelilerin ifadelerinin alınacağı, seyir ve teknik kayıtların inceleneceği belirtildi.</p>

<p>Son durum bilgi kartı</p>

<p>* Gemi: Filo Jet<br />
* Sefer: Girne–Taşucu<br />
* Gemi türü: Katamaran tipi yüksek hızlı yolcu gemisi<br />
* Gemide bulunan: 259 yolcu, 8 mürettebat<br />
* Toplam kişi sayısı: 267<br />
* Kurtarılan: 242<br />
* Hayatını kaybeden: 8<br />
* Aranan: 17<br />
* Gözaltı: Kaptan ve 7 mürettebat<br />
* Enkazın bulunduğu derinlik: Yaklaşık 500-514 metre<br />
* Kazanın nedeni: Henüz belirlenemedi</p>

<p>İlk rakamlar neden değişti?</p>

<p>Kazanın hemen ardından gemide 270 veya 279 kişinin bulunduğu, yaklaşık 70 kişiye ulaşılamadığı yönünde farklı bilgiler kamuoyuna yansıdı. Krizin ilk aşamasında kurtarılan bazı yolcuların sahil güvenlik botlarına, sivil teknelere ve farklı hastanelere götürülmesi nedeniyle merkezî sayımın tamamlanamadığı anlaşıldı.</p>

<p>Daha sonraki açıklamada geminin resmî yolcu manifestosunda 259 yolcu ve 8 mürettebat bulunduğu, toplam sayının 267 olduğu bildirildi.</p>

<p>İlk kapsamlı bilançoda 237 kişinin kurtarıldığı, 7 kişinin yaşamını yitirdiği ve 23 kişinin arandığı açıklanmıştı. Sonraki saatlerde 5 kişiye daha sağ ulaşılması, bir kişinin de hayatını kaybettiğinin belirlenmesiyle bilanço 242 kurtarılan, 8 can kaybı ve 17 kayıp olarak güncellendi.</p>

<p>Toplamların matematiksel olarak 267’ye ulaşması, son açıklamadaki sayımın yolcu manifestosuyla eşleştirildiğini gösteriyor:</p>

<p>242 kurtarılan + 8 hayatını kaybeden + 17 aranan = 267 kişi</p>

<p>Filo Jet kalkıştan kısa süre sonra su aldı</p>

<p>Filo Jet, 30 Ağustos 2026 günü Girne Limanı’ndan Mersin’in Taşucu Limanı’na gitmek üzere hareket etti. Geminin limandan ayrılmasından yaklaşık 15 dakika sonra su almaya başladığı bildirildi.</p>

<p>İlk bilgilerde olay yerinin Girne kıyılarından yaklaşık 4 deniz mili, başka bir ifadeyle yaklaşık 7,5 kilometre açıkta olduğu belirtildi. Yerel kaynaklarda Diana Beach açıkları da kaza bölgesi olarak gösterildi.</p>

<p>Geminin baş bölümünden su aldığı, kaptanın durumu fark ettikten sonra limana dönmeye çalıştığı ancak geminin kısa sürede dengesini kaybederek yan yattığı ileri sürüldü. Bu anlatım henüz yayımlanmış resmî bir teknik kaza raporuyla doğrulanmadı.</p>

<p>Filo Jet tamamen battı</p>

<p>Alabora olduktan sonra bir süre ters dönmüş gövdesi deniz yüzeyinde kalan geminin daha sonra tamamen battığı açıklandı.</p>

<p>KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, geminin bulunduğu noktadaki derinliğin yaklaşık 514 metre olmasının çalışmaları zorlaştırdığını bildirdi. Bu derinlik, dalgıçların klasik yöntemlerle enkaza ulaşmasını büyük ölçüde imkânsız hâle getiriyor.</p>

<p>Geminin içinde kalmış olabilecek kişilerin araştırılması için uzaktan kumandalı su altı araçları, sonar sistemleri ve derin deniz görüntüleme ekipmanlarının kullanılması gerekebilir. Türkiye’den uzman ekiplerin teknik destek sağlaması bekleniyor.</p>

<p>Arama alanı genişletildi</p>

<p>Arama-kurtarma faaliyetlerine KKTC Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı unsurlar, Türkiye’den görevlendirilen sahil güvenlik ekipleri, helikopterler ve bölgedeki sivil deniz araçları katıldı.</p>

<p>Denizdeki akıntının kayıp kişileri geminin battığı noktadan uzaklaştırabileceği değerlendirilerek yalnızca enkaz çevresinde değil, daha geniş bir alanda yüzey taraması yürütülüyor.</p>

<p>Arama çalışmalarında şu yöntemlere ağırlık veriliyor:</p>

<p>* Deniz yüzeyinin sahil güvenlik gemileriyle taranması,<br />
* Helikopterlerle havadan gözlem yapılması,<br />
* Akıntı yönüne göre arama sahasının genişletilmesi,<br />
* Kıyı şeridinde kontrol gerçekleştirilmesi,<br />
* Sonar ve su altı görüntüleme sistemlerinin hazırlanması,<br />
* Kurtarılanların ifadelerinden son görülme noktalarının belirlenmesi.</p>

<p>Kaptan ve 7 mürettebat neden gözaltına alındı?</p>

<p>Kazayla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında kaptan ile gemide görevli diğer 7 mürettebat gözaltına alındı.</p>

<p>Soruşturmanın bu aşamasında gözaltı gerekçesine ilişkin ayrıntılı bir polis raporu kamuoyuyla paylaşılmadı. Ancak deniz kazalarında kaptan ve görevli mürettebatın ifadeleri, olayın zaman çizelgesini oluşturmak açısından temel önem taşıyor.</p>

<p>Soruşturma kapsamında şu soruların yöneltilmesi bekleniyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>* Gemi ilk olarak saat kaçta ve hangi bölümden su almaya başladı?<br />
* Su alma durumu ne zaman fark edildi?<br />
* İlk yardım çağrısı hangi saatte yapıldı?<br />
* Limana geri dönme kararı alındı mı?<br />
* Yolculara can yeleklerini giymeleri için ne zaman uyarı verildi?<br />
* Tahliye emri verildi mi?<br />
* Can salları ve diğer kurtarma ekipmanları kullanılabildi mi?<br />
* Su tahliye pompaları çalışıyor muydu?<br />
* Kaptan sefer öncesinde hava ve deniz raporlarını aldı mı?<br />
* Gemide bilinen bir teknik arıza veya yapısal sorun var mıydı?</p>

<p>Mürettebatın gözaltına alınması tek başına kazanın onların kusurundan kaynaklandığını göstermiyor. Ceza sorumluluğu, teknik raporlar ve deliller tamamlandıktan sonra savcılık tarafından değerlendirilecek.</p>

<p>Gemi 2000 yılında inşa edildi</p>

<p>Uluslararası gemi takip kayıtlarına göre Filo Jet, 2000 yılında inşa edildi. Türk bayraklı geminin kaza tarihinde yaklaşık 26 yaşında olduğu görülüyor.</p>

<p>IMO numarası 8962034 olan yüksek hızlı geminin yaklaşık 40,5 metre uzunluğunda ve 10,4 metre genişliğinde olduğu belirtiliyor. Kayıtlarda geminin brüt tonajı 339 olarak yer alıyor.</p>

<p>Geminin yaşının tek başına kazaya yol açtığı söylenemez. Deniz taşıtlarında güvenliği belirleyen esas unsurlar arasında düzenli bakım, klas denetimleri, gövde bütünlüğü, makine sistemleri ve yetkili kurumlarca verilen denize elverişlilik belgeleri bulunuyor.</p>

<p>Bununla birlikte soruşturma sırasında özellikle şu belgelerin incelenmesi bekleniyor:</p>

<p>* Son periyodik bakım kayıtları,<br />
* Denize elverişlilik belgesi,<br />
* Klas ve güvenlik denetimi raporları,<br />
* Gövde bakım ve onarım kayıtları,<br />
* Makine ve sintine pompası testleri,<br />
* Can yeleği ve can salı kayıtları,<br />
* Son seferlerde bildirilen teknik arızalar,<br />
* Mürettebatın yeterlilik ve görev belgeleri.</p>

<p>Sefer izni nasıl verildi?</p>

<p>Kazanın en önemli başlıklarından biri, sefer öncesi hava ve deniz koşullarının yolculuğa uygun olup olmadığı olacak.</p>

<p>KKTC Başbakanı Ünal Üstel’in açıklamalarında olumsuz hava koşullarına değinildi. KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ise hava şartlarının olağanüstü kötü olmadığını belirterek kazanın nedeni konusunda erken hüküm verilmemesi gerektiğini söyledi.</p>

<p>Bu farklı değerlendirmelerin açıklığa kavuşması için kazanın yaşandığı saatlere ait şu verilerin incelenmesi gerekiyor:</p>

<p>* Rüzgârın hızı ve yönü,<br />
* Dalga yüksekliği,<br />
* Görüş mesafesi,<br />
* Meteorolojik uyarılar,<br />
* Liman Başkanlığının sefer değerlendirmesi,<br />
* Aynı saatte bölgeden geçen diğer gemilerin raporları,<br />
* Kaptana iletilen hava ve deniz durumu bilgileri.</p>

<p>Havanın kötü olması tek başına kazanın nedeni olarak kabul edilemez. Asıl belirlenmesi gereken, koşulların geminin teknik özellikleri bakımından güvenli seyir sınırlarını aşıp aşmadığı ve buna rağmen sefere izin verilip verilmediği.</p>

<p>“Patlama oldu” iddiası araştırılmalı</p>

<p>Bazı yolculara dayandırılan haberlerde geminin baş tarafında patlamaya benzer bir ses duyulduğu ileri sürüldü. Başka haberlerde ise geminin gövdesinde yapısal hasar oluştuğu iddia edildi.</p>

<p>Bu bilgiler henüz resmî makamlar tarafından doğrulanmadı. Patlama, gövdenin kırılması veya geminin ikiye ayrılması yönündeki iddialar kesin bilgi gibi sunulmamalı.</p>

<p>Olası bir patlama iddiasının doğrulanması için enkaz görüntüleri, makine ve yakıt sistemi kayıtları, yolcu ifadeleri ve teknik bilirkişi incelemesi gerekiyor. Enkazın 500 metreden daha derinde bulunması, fiziksel incelemeyi geciktirebilir.</p>

<p>Tahliye neden bu kadar zor oldu?</p>

<p>Görüntülerde çok sayıda yolcunun can yelekleriyle denizde beklediği, bazı kişilerin devrilen geminin gövdesine tutunduğu görüldü.</p>

<p>Yüksek hızlı katamaranların ani su alması durumunda denge çok kısa sürede bozulabilir. Geminin hızla yan yatması, kapı ve koridorların kullanılmasını güçleştirirken yolcuların yönlerini kaybetmesine neden olabilir.</p>

<p>Soruşturma, yolculara yeterli sürede uyarı yapılıp yapılmadığını ve tahliye düzeninin işletilip işletilmediğini de ortaya çıkaracak. Özellikle çocukların, yaşlıların ve hareket kabiliyeti sınırlı kişilerin tahliyesinde nasıl bir yöntem uygulandığı araştırılacak.</p>

<p>AIS kayıtları kazanın rotasını gösterebilir</p>

<p>Geminin otomatik tanımlama sistemi kayıtları; kalkış saati, hızı, rotası, dönüş manevrası yapıp yapmadığı ve son sinyalinin alındığı konum hakkında önemli bilgiler sunabilir.</p>

<p>Kaza soruşturmasında AIS kayıtlarının yanı sıra kaptan köşkündeki cihazlar, telsiz görüşmeleri, liman kamera görüntüleri ve geminin varsa sefer veri kayıt sistemi incelenecek.</p>

<p>Bu kayıtlar, kaptanın tehlikeyi ne zaman fark ettiğini ve yardım çağrısıyla kazanın gerçekleşmesi arasında ne kadar süre bulunduğunu belirleyebilir.</p>

<p>Şirket sefer programını değiştirdi</p>

<p>Filo Denizcilik, kazanın ardından kriz yönetim ekibi oluşturduğunu ve yetkili arama-kurtarma kurumlarıyla koordinasyon hâlinde çalıştığını duyurdu.</p>

<p>Şirketin yayımlanan sefer takviminde Filo Jet ile yapılması planlanan bazı sonraki seferlerin “sefer yok” şeklinde değiştirildiği görülüyor. Diğer gemilerle yapılacak bazı seferler ise programda yer almaya devam ediyor.</p>

<p>Kazanın ardından Girne-Taşucu hattında çalışan diğer yolcu gemilerinin de teknik ve operasyonel açıdan ek denetime tabi tutulup tutulmayacağı henüz açıklanmadı.</p>

<p>Hastanelerde kimlik ve kayıt eşleştirmesi yapılıyor</p>

<p>Kurtarılan yolcuların Girne ve Lefkoşa’daki hastanelere sevk edildiği, bazı kişilerin tedavilerinin ardından ailelerine teslim edildiği bildirildi.</p>

<p>İlk açıklamalarda 161 kişinin sağlık kuruluşlarına götürüldüğü, 76 kişinin aileleriyle buluştuğu bilgisi paylaşılmıştı. Ancak bütün yolcuların yaralı olmadığı; bir bölümünün kontrol amacıyla hastaneye sevk edildiği değerlendiriliyor.</p>

<p>Kurtarılanların isimleri yolcu listesiyle karşılaştırılıyor. Kimlik eşleştirmesinin tamamlanması, aranan kişilerin kesin listesinin belirlenmesi bakımından önem taşıyor.</p>

<p>Soruşturmada üç ayrı sorumluluk alanı var</p>

<p>Kazanın yalnızca kaptanın seyir kararları üzerinden değerlendirilmesi yeterli olmayacak. Soruşturmanın üç temel alana yoğunlaşması bekleniyor:</p>

<p>Gemi ve işletmeci sorumluluğu:<br />
Bakım, onarım, güvenlik donanımı, personel yeterliliği ve bilinen arızaların giderilip giderilmediği.</p>

<p>Kaptan ve mürettebatın sorumluluğu:<br />
Sefer kararı, tehlikenin fark edilmesi, yardım çağrısı, yolcuların bilgilendirilmesi ve tahliye yönetimi.</p>

<p>Denetim ve izin süreci:<br />
Geminin güvenlik belgeleri, liman çıkış işlemleri, meteorolojik koşullar ve yetkili kurumların denetimleri.</p>

<p>Bu üç alanın birlikte incelenmesi, kazanın teknik arızadan mı, insan hatasından mı, hava koşullarından mı yoksa birden fazla etkenin birleşmesinden mi kaynaklandığını gösterecek.</p>

<p>Kesin neden için teknik rapor beklenecek</p>

<p>Şu aşamada Filo Jet’in neden battığı kesin olarak bilinmiyor. “Fırtına”, “patlama”, “gövde kırılması” ve “teknik ihmal” iddialarının hiçbiri tamamlanmış bir bilirkişi raporuna dayanmıyor.</p>

<p>Kesin sonucun ortaya çıkması için mürettebat ifadelerinin alınması, seyir kayıtlarının incelenmesi, meteorolojik verilerin karşılaştırılması ve mümkün olması hâlinde enkazın su altı araçlarıyla görüntülenmesi gerekiyor.</p>

<p>Arama-kurtarma operasyonunda ise öncelik, hâlen kendilerinden haber alınamayan 17 kişiye ulaşılması.</p>

<p>Güncelleme notu: Haber, 30 Ağustos 2026 akşam saatlerinde yerel kaynaklara yansıyan 242 kurtarılan, 8 can kaybı ve 17 aranan bilgisine göre güncellenmiştir. Yetkili makamların yeni açıklamalarıyla bilanço değişebilir. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/feribot-kazasinda-yeni-bilanco-8-olu-17-kayip</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 19:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9418.jpeg" type="image/jpeg" length="76607"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Malatya’da Genç Psikolog Feyza Nur Gündüz Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/malatyada-genc-psikolog-feyza-nur-gunduz-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/malatyada-genc-psikolog-feyza-nur-gunduz-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya’nın Battalgazi ilçesinde yaşayan 25 yaşındaki psikolog Feyza Nur Gündüz, evinde hayatını kaybetmiş hâlde bulundu. Genç psikoloğun ölümüne ilişkin adli tahkikat başlatıldı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Malatya’dan psikoloji camiasını yasa boğan bir haber geldi. Genç psikolog Feyza Nur Gündüz, Battalgazi ilçesine bağlı Orduzu Mahallesi’ndeki evinde yaşamını yitirdi.</p>

<p>Olay, 26 Ağustos 2026 Çarşamba günü saat 09.50 sıralarında meydana geldi. İhbar üzerine adrese polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı kontrolde, 2001 doğumlu Feyza Nur Gündüz’ün hayatını kaybettiği belirlendi.</p>

<p>Cenazesi adli tıp kurumuna kaldırıldı</p>

<p>Gündüz’ün cenazesi, gerekli incelemelerin yapılması ve kesin ölüm nedeninin belirlenmesi amacıyla Malatya Adli Tıp Kurumu Grup Başkanlığına kaldırıldı.</p>

<p>Malatya İl Emniyet Müdürlüğü tarafından olayın bütün yönleriyle aydınlatılması için adli tahkikat başlatıldığı bildirildi. İnceleme tamamlanmadığı için ölüm nedenine ilişkin kesinleşmiş bir açıklama henüz bulunmuyor.</p>

<p>Türk Psikologlar Derneğinden taziye mesajı</p>

<p>Feyza Nur Gündüz’ün vefatının ardından Türk Psikologlar Derneği de bir taziye mesajı yayımladı.</p>

<p>“Değerli meslektaşımız Psikolog Feyza Nur Gündüz’ü kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Ailesine, yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Genç psikoloğun vefatı ailesi, yakınları ve meslektaşları arasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Feyza Nur Gündüz kimdi?</p>

<p>2001 doğumlu olan Feyza Nur Gündüz, psikoloji alanında çalışmalar yapan genç bir meslek mensubuydu. Meslektaşları ve yakınları tarafından çalışkanlığı, enerjisi ve mesleki hedefleriyle anılan Gündüz, henüz 25 yaşındaydı.</p>

<p>Cenaze ve defin programına ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor. Programın aile veya ilgili kurumlar tarafından duyurulması bekleniyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/malatyada-genc-psikolog-feyza-nur-gunduz-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 19:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9417.jpeg" type="image/jpeg" length="13620"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Burnunu Kaybetti, Alnındaki Deriden Yenisi Yapıldı: Avrupa’yı Şaşırtan “Hint Yöntemi”]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/burnunu-kaybetti-alnindaki-deriden-yenisi-yapildi-avrupayi-sasirtan-hint-yontemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/burnunu-kaybetti-alnindaki-deriden-yenisi-yapildi-avrupayi-sasirtan-hint-yontemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[1792’de savaş sırasında burnunu kaybeden Cowasjee’ye yaklaşık bir yıl sonra Hindistan’da alın derisinden yeni bir burun yapıldı. Operasyonun 1794’te Avrupa’da yayımlanması, burun rekonstrüksiyonuna olan ilgiyi yeniden canlandırarak modern plastik cerrahinin gelişim çizgisindeki önemli dönüm noktalarından birine dönüştü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>Bir insanın yüzünden başlayan tıp tarihi</h2>

<p>Yıl 1792.</p>

<p>Hindistan’da İngilizler ile Mysore Krallığı arasındaki savaş sürüyordu. İngiliz ordusunda öküz arabası sürücüsü olarak çalışan <strong>Cowasjee</strong>, çatışmalar sırasında esir düştü.</p>

<p>Tarihsel kayıtlara göre burnu ve bir eli kesildi.</p>

<p>O dönemde burnun kaybedilmesi yalnızca ağır bir fiziksel yaralanma anlamına gelmiyordu. Yüzün merkezindeki bu kayıp kişinin görünümünü, solunum işlevlerini ve sosyal yaşamını ciddi biçimde etkileyebiliyordu.</p>

<p>Ancak Cowasjee’nin hikâyesini tıp tarihine taşıyan gelişme yaklaşık bir yıl sonra yaşandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yaklaşık <strong>1793 yılında</strong>, Pune yakınlarında geleneksel burun rekonstrüksiyonu uygulamalarını bilen Hintli bir uygulayıcı, Cowasjee’nin burnunu <strong>alın derisinden hazırlanan bir doku parçasıyla yeniden oluşturdu.</strong></p>

<p>Bu ameliyat, kısa süre sonra Avrupa’daki cerrahların büyük dikkatle inceleyeceği “Hint yöntemi”nin en tanınmış örneklerinden biri haline gelecekti.</p>

<h2>Yeni burun için deri alından getirildi</h2>

<p>Yöntemin temelinde bugün cerrahide <strong>flep</strong> olarak adlandırılan önemli bir prensip bulunuyordu.</p>

<p>Bir deri parçası tamamen kesilip vücuttan ayrılmıyor; onu besleyen doku bağlantısının bir bölümü korunuyordu. Böylece taşınan dokunun kan dolaşımı devam edebiliyordu.</p>

<p>Cowasjee’nin ameliyatına ilişkin tarihsel anlatıda önce eksik burnun biçimini belirlemek için bir kalıp hazırlandığı, ardından alın derisinin buna göre şekillendirildiği aktarılıyor.</p>

<p>Alından hazırlanan deri flebi aşağı doğru çevrilerek burun bölgesine taşındı ve kalan burun dokularıyla birleştirildi.</p>

<p>En önemli nokta, alın derisinin başlangıçta tamamen ayrılmamasıydı.</p>

<p>Bu bağlantı yeni burun dokusuna kan ulaşmasını sağlıyor, iyileşmenin ardından sonraki cerrahi aşamalar tamamlanıyordu.</p>

<p>Bugünün mikrocerrahisi, modern anestezisi, antibiyotikleri ve ameliyathane koşulları düşünüldüğünde yöntem oldukça eski görünebilir.</p>

<p>Ancak altında yatan fikir son derece güçlüydü:</p>

<p><strong>Bir dokuyu kan dolaşımını koruyarak başka bir bölgeye taşımak.</strong></p>

<p>Bu prensip bugün de rekonstrüktif cerrahinin temel yaklaşımlarından biri.</p>

<h2>Ameliyatın haberi Londra’ya ulaştı</h2>

<p>Cowasjee vakasının önemi yalnızca ameliyatın uygulanmış olması değildi.</p>

<p>Hikâye Hindistan sınırlarının dışına çıktı.</p>

<p>Operasyonun İngiliz cerrahlar <strong>Thomas Cruso ve James Findlay</strong> tarafından gözlemlendiğine ilişkin tarihsel kayıtlar bulunuyor.</p>

<p>Vakayla ilgili bilgiler daha sonra İngiltere’ye ulaştı.</p>

<p>1794 yılında Londra’da yayımlanan <strong>The Gentleman’s Magazine</strong>, “B.L.” imzasıyla bu sıra dışı cerrahi yöntemi okuyucularına anlattı.</p>

<p>Haberde Hindistan’da uzun süredir uygulandığı belirtilen bir burun rekonstrüksiyonu tekniğinden söz ediliyordu.</p>

<p>Cowasjee’nin ameliyat sonrası görünümünü gösteren çizimler de Avrupa’da yayıldı.</p>

<p>1795 tarihli ve bugün British Museum koleksiyonunda bulunan ünlü gravür, bu vakayı tıp tarihinin en tanınmış görsellerinden biri haline getirdi.</p>

<p>Böylece savaşta burnunu kaybeden bir insanın yüzü, Avrupa’da burun rekonstrüksiyonunun yeniden tartışılmasına yol açtı.</p>

<h2>Peki yöntemi Sushruta mı geliştirmişti?</h2>

<p>Hint burun cerrahisinin geçmişi Cowasjee’den çok daha eski.</p>

<p><strong>Sushruta Samhita</strong>, eski Hint tıp literatürünün cerrahi açıdan en önemli metinlerinden biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Metinde yaralanmış ya da kaybedilmiş burnun yeniden oluşturulmasına yönelik cerrahi yöntemlerden söz ediliyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir tarihsel ayrım gerekiyor.</p>

<p>Bazı tarihsel incelemeler Sushruta Samhita’daki klasik rekonstrüksiyon tarifini <strong>yanak bölgesinden hazırlanan bir flep</strong> olarak yorumluyor.</p>

<p>Modern cerrahi literatürünün bir bölümünde ise alın flebinin tarihsel kökeni daha geniş biçimde Sushruta geleneğiyle ilişkilendiriliyor.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p><strong>“Sushruta bugün kullanılan alın flebini aynen tarif etmişti”</strong></p>

<p>şeklindeki kesin bir ifade tarihsel açıdan tartışmalıdır.</p>

<p>Cowasjee vakasında ise <strong>alın derisinin kullanıldığı konusunda tarihsel kayıtlar çok daha nettir.</strong></p>

<p>Daha güvenli değerlendirme, Hindistan’da burun rekonstrüksiyonunun çok eski bir cerrahi geleneğe sahip olduğu ve tekniklerin yüzyıllar içerisinde gelişerek farklı biçimler aldığıdır.</p>

<p>Alın flebinin ne zaman ve hangi aşamada standartlaşmaya başladığını kesin bir tarihle söylemek ise mümkün değil.</p>

<h2>“MÖ 600” tarihi sanıldığı kadar kesin değil</h2>

<p>Sushruta ile ilgili popüler anlatılarda sık sık <strong>“MÖ 600”</strong> tarihi veriliyor.</p>

<p>Ancak güncel tıp tarihi çalışmaları bu konuda daha temkinli.</p>

<p>Sushruta Samhita’nın tek bir tarihte yazılmış ve daha sonra hiç değişmeden günümüze ulaşmış bir eser olduğu düşünülmüyor.</p>

<p>Metnin farklı dönemlerde şekillenen, düzenlenen ve yeniden aktarılan çeşitli tarihsel katmanlardan oluştuğuna ilişkin güçlü akademik görüşler bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle Sushruta’nın yaşadığı dönemi ya da bugün elimizde bulunan metnin oluşum tarihini tek bir yıla sabitlemek bilimsel açıdan güvenli değil.</p>

<p>Buna karşın burun rekonstrüksiyonunun eski Hint cerrahi geleneğinde önemli bir yere sahip olduğu konusunda tarihsel literatür güçlü kanıtlar sunuyor.</p>

<h2>Avrupa’da burun ameliyatı hiç yapılmıyor muydu?</h2>

<p>Cowasjee hikâyesini anlatırken sık yapılan bir başka hata da Avrupa’nın burun rekonstrüksiyonundan tamamen habersiz olduğunu söylemek.</p>

<p>Bu doğru değil.</p>

<ol start="15">
 <li>
 <p>ve 16. yüzyıllarda İtalya’da burun rekonstrüksiyonu üzerine önemli çalışmalar yapılmıştı.</p>
 </li>
</ol>

<p>Bologna Üniversitesi’nden cerrah <strong>Gaspare Tagliacozzi</strong>, 1597’de yayımlanan eserinde özellikle koldan hazırlanan deri flebiyle burun onarımını ayrıntılı biçimde anlatmıştı.</p>

<p>Bu yöntemde hastanın kolundaki deri dokusu buruna tutturuluyor ve iki bölge bir süre fiziksel olarak bağlı tutuluyordu.</p>

<p>Son derece zahmetli olan bu yaklaşım Avrupa’da zaman içinde yaygınlığını kaybetti.</p>

<p>Hindistan’dan gelen Cowasjee vakası ise farklı bir yöntemin Avrupa’da yeniden dikkat çekmesini sağladı.</p>

<p>Bu nedenle:</p>

<p><strong>“Avrupa plastik cerrahiyi Hindistan’dan öğrendi”</strong></p>

<p>demek yerine,</p>

<p><strong>“Hint alın flebi yöntemi Avrupa’da burun rekonstrüksiyonuna olan ilgiyi yeniden canlandırdı”</strong></p>

<p>ifadesi tarihsel açıdan daha doğru.</p>

<h2>Joseph Carpue Hint yöntemini ameliyathaneye taşıdı</h2>

<p>1794 tarihli yayın özellikle İngiliz cerrah <strong>Joseph Constantine Carpue</strong> üzerinde önemli bir etki bıraktı.</p>

<p>Carpue, Hindistan’dan bildirilen yöntemi araştırdı, tekniği kadavralar üzerinde çalıştı ve uygun hastalar üzerinde uygulamaya hazırlanarak yöntemi sistematik biçimde değerlendirdi.</p>

<p>Sonunda <strong>1814 yılında</strong> Londra’da alın derisinden hazırlanan fleple burun rekonstrüksiyonu gerçekleştirdi.</p>

<p>Ardından 1815’te ikinci ameliyatını yaptı.</p>

<p>Bu girişimlerin sonuçlarını 1816 yılında yayımladığı:</p>

<p><strong>“An Account of Two Successful Operations for Restoring a Lost Nose from the Integuments of the Forehead”</strong></p>

<p>adlı eserinde ayrıntılı biçimde anlattı.</p>

<p>Kitabın başlığında bile Hint ve İtalyan yöntemlerine açıkça gönderme yapılıyordu.</p>

<p>Cowasjee’nin Hindistan’da geçirdiği ameliyat böylece yalnızca ilginç bir tarihsel vaka olmaktan çıkmış, Avrupa’daki cerrahi pratiğin gelişimine katkıda bulunan önemli örneklerden birine dönüşmüştü.</p>

<h2>Teknik Almanya’ya ve Avrupa’nın diğer bölgelerine yayıldı</h2>

<p>Carpue’nun çalışmasının etkisi kısa sürede İngiltere sınırlarını aştı.</p>

<p>Carpue’nun eseri <strong>1817 yılında Almancaya çevrildi.</strong></p>

<p>Berlinli cerrah <strong>Carl Ferdinand von Graefe</strong> ise 1818’de burun rekonstrüksiyonu konusunda kendi önemli eseri <strong>Rhinoplastik</strong>’i yayımladı.</p>

<p>Von Graefe, Hint ve İtalyan rekonstrüksiyon yöntemlerinden yararlanarak Avrupa’daki rinoplasti çalışmalarının gelişiminde önemli rol oynadı.</p>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyıl boyunca cerrahlar alın flebinin biçimini, kan dolaşımını ve burun yapısının üç boyutlu olarak nasıl yeniden oluşturulacağını giderek daha iyi anlamaya başladı.</p>
 </li>
</ol>

<p>Anestezinin gelişmesi, antisepsi ve asepsinin cerrahiye girmesi ve enfeksiyonların daha iyi kontrol edilmesiyle ameliyatların güvenliği de büyük ölçüde arttı.</p>

<p>Rekonstrüktif cerrahi zamanla yalnızca yarayı kapatmayı değil, mümkün olduğunca <strong>işlevi ve anatomik görünümü yeniden oluşturmayı</strong> amaçlayan ayrı bir cerrahi disipline dönüşmeye başladı.</p>

<h2>230 yıl geçti, temel fikir hâlâ ameliyathanede</h2>

<p>Cowasjee vakasını özellikle etkileyici yapan noktalardan biri, 1790’larda kullanılan temel cerrahi prensibin tamamen ortadan kalkmamış olması.</p>

<p>Günümüzde <strong>paramedyan alın flebi</strong>, büyük veya karmaşık burun defektlerinin rekonstrüksiyonunda hâlâ önemli seçeneklerden biri.</p>

<p>Modern cerrahlar artık alın bölgesindeki damar anatomisini çok daha ayrıntılı biliyor.</p>

<p>Özellikle <strong>supratroklear arter</strong> çevresindeki kan dolaşımından yararlanılarak flep hassas biçimde tasarlanabiliyor.</p>

<p>Ameliyat gerektiğinde birkaç aşamada gerçekleştirilebiliyor.</p>

<p>Burun iskeletini oluşturmak için kıkırdak greftleri kullanılabiliyor ve burnun iç yüzeyinin yeniden oluşturulması için farklı rekonstrüksiyon yöntemlerinden yararlanılabiliyor.</p>

<p>2026 yılında yayımlanan güncel bilimsel bir derleme de alın flebini büyük ve karmaşık burun defektlerinin onarımında temel rekonstrüktif yöntemlerden biri olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Elbette bugünkü ameliyatlarla 18. yüzyıldaki operasyonlar arasında anatomi bilgisi, cerrahi güvenlik, anestezi, enfeksiyon kontrolü ve teknik açıdan devasa farklılıklar bulunuyor.</p>

<p>Ancak temel düşünce şaşırtıcı ölçüde tanıdık:</p>

<p><strong>Kan dolaşımını koruyan alın dokusunu buruna taşıyarak kaybedilmiş yapıyı yeniden oluşturmak.</strong></p>

<h2>Cowasjee’nin burnundan kalan büyük miras</h2>

<p>Tıp tarihi çoğu zaman büyük üniversitelerin, ünlü profesörlerin ve önemli laboratuvarların hikâyesi olarak anlatılır.</p>

<p>Cowasjee vakası ise bilginin farklı coğrafyalar ve farklı tıp gelenekleri arasında nasıl aktarılabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Hindistan’da kuşaklar boyunca sürdürülen cerrahi bir uygulama, savaşta yüzü ağır biçimde yaralanmış bir insan üzerinde kullanıldı.</p>

<p>Operasyon İngiliz hekimlerin dikkatini çekti.</p>

<p>Hikâye Londra’ya ulaştı.</p>

<p>Bir dergide yayımlandı.</p>

<p>Bir İngiliz cerrah yöntemi araştırdı.</p>

<p>Ameliyatlar yaptı.</p>

<p>Sonuçlarını kitaplaştırdı.</p>

<p>Teknik Avrupa’da yeniden ilgi gördü.</p>

<p>Ve iki yüzyıldan fazla zaman sonra aynı temel biyolojik prensip, çok daha gelişmiş biçimiyle modern ameliyathanelerde kullanılmaya devam ediyor.</p>

<p>Bu nedenle Cowasjee’nin yeniden yapılan burnu yalnızca bir hastanın yüzünün onarılması değildi.</p>

<p><strong>Hindistan’daki eski rekonstrüktif cerrahi geleneğinin Avrupa cerrahisiyle buluştuğu ve modern plastik cerrahinin gelişim çizgisini etkileyen önemli tarihsel dönüm noktalarından biriydi.</strong></p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<ol start="1">
 <li>
 <p>British Museum. <strong>Cowasjee – Biographical details.</strong> Cowasjee’nin 1792’deki yaralanması, yaklaşık bir yıl sonraki rekonstrüksiyon ve tarihsel gravüre ilişkin koleksiyon kaydı.</p>
 </li>
 <li>
 <p>B.L. <strong>Letter to the Editor.</strong> <i>The Gentleman’s Magazine</i>. 1794;64:891–892. Cowasjee vakasının Avrupa’da yayımlanan erken tarihsel anlatılarından biri.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Shaye DA. <strong>The history of nasal reconstruction.</strong> <i>Current Opinion in Otolaryngology &amp; Head and Neck Surgery</i>. 2021;29(4):259–264. DOI: 10.1097/MOO.0000000000000730.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Carpue JC. <strong>An Account of Two Successful Operations for Restoring a Lost Nose from the Integuments of the Forehead.</strong> London: Longman, Hurst, Rees, Orme and Brown; 1816.</p>
 </li>
 <li>
 <p>van de Graaf RC. <strong>Some remarks on the revival of rhinoplasty in Europe in the early nineteenth century.</strong> <i>Acta Otorhinolaryngologica Italica</i>. 2009;29(4):226–229.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Correa BJ, Weathers WM, Wolfswinkel EM, Thornton JF. <strong>The forehead flap: the gold standard of nasal soft tissue reconstruction.</strong> <i>Seminars in Plastic Surgery</i>. 2013;27(2):96–103. DOI: 10.1055/s-0033-1351231.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Roy CF, Shaye DA. <strong>Advances in forehead flap nasal reconstruction: from design to division.</strong> <i>Current Opinion in Otolaryngology &amp; Head and Neck Surgery</i>. 2026. DOI: 10.1097/MOO.0000000000001134.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Wujastyk D. <strong>On the Date of the Suśrutasaṃhitā.</strong> <i>The Compendium of Suśruta in Time and Space</i>. 2026.</p>
 </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/burnunu-kaybetti-alnindaki-deriden-yenisi-yapildi-avrupayi-sasirtan-hint-yontemi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 19:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/hint-yontemi-haber-gorseli-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="49480"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[İç Hemoroid Sessiz İlerleyebilir: Tuvalette Görülen Bu Belirtiye Dikkat]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/ic-hemoroid-sessiz-ilerleyebilir-tuvalette-gorulen-bu-belirtiye-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/ic-hemoroid-sessiz-ilerleyebilir-tuvalette-gorulen-bu-belirtiye-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İç hemoroid çoğu zaman ağrı yapmadan ilerleyebilir. Tuvalet sırasında görülen parlak kırmızı kan en sık belirtilerden biridir; ancak her makat kanaması hemoroid kabul edilmemelidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İÇ HEMOROİDİN EN YAYGIN BELİRTİSİ: AĞRISIZ KANAMA</p>

<p>İç hemoroid, makat kanalının iç bölümündeki damar destek dokularının genişleyerek şişmesiyle ortaya çıkar. En sık görülen belirti, dışkılama sırasında ağrı olmadan gelen parlak kırmızı kandır.</p>

<p>Kan; tuvalet kâğıdında, dışkının yüzeyinde veya klozette fark edilebilir. Ancak makat bölgesinden gelen her kanama hemoroidden kaynaklanmaz. Bağırsak hastalıkları, polipler ve bazı kanserler de benzer belirti oluşturabilir.</p>

<p>İç Hemoroid Nedir?</p>

<p>Hemoroidal dokular, makat kanalının kapanmasına ve dışkı kontrolüne yardımcı olan normal anatomik yapılardır. Bu dokular genişlediğinde, aşağı doğru sarktığında veya kanadığında hemoroid hastalığından söz edilir.</p>

<p>İç hemoroid, makatın iç kısmında gelişir. Bu bölgedeki ağrı duyusu daha sınırlı olduğu için sarkma ya da başka bir sorun gelişmedikçe genellikle belirgin ağrı oluşturmaz.</p>

<p>İç Hemoroidin Belirtileri Nelerdir?</p>

<p>İç hemoroidde görülebilecek belirtiler şunlardır:</p>

<p>• Dışkılama sırasında parlak kırmızı kan görülmesi<br />
• Makat bölgesinde dolgunluk veya baskı hissi<br />
• Dışkılama sonrasında tam boşalamama hissi<br />
• Makat dışına doğru çıkan yumuşak doku<br />
• Mukuslu akıntı ve iç çamaşırında kirlenme<br />
• Sarkma geliştiğinde tahriş, kaşıntı veya rahatsızlık</p>

<p>Şiddetli ağrı, iç hemoroidin tipik bulgusu değildir. Ağrının belirgin olması; makat çatlağı, pıhtılaşmış dış hemoroid, apse veya sıkışmış hemoroid gibi başka durumları düşündürebilir.</p>

<p>İç Hemoroid Neden Olur?</p>

<p>Dışkılama sırasında sık ve yoğun ıkınmak, makat çevresindeki damarlara uygulanan basıncı artırabilir. Uzun süren kabızlık ve sert dışkılama bu nedenle en bilinen riskler arasındadır.</p>

<p>Uzun süre tuvalette oturmak, sürekli ishal, düşük lifli beslenme, gebelik, fazla kilo, ağır kaldırma ve yaşla birlikte destek dokularının zayıflaması da iç hemoroid gelişimini kolaylaştırabilir.</p>

<p>İç Hemoroidin Dört Derecesi Bulunuyor</p>

<p>Birinci derece iç hemoroid makat kanalının içinde kalır ve çoğunlukla kanamayla belirti verir. İkinci derecede doku dışkılama sırasında dışarı çıkar, ardından kendiliğinden geri döner.</p>

<p>Üçüncü derecede dışarı çıkan dokunun elle içeri itilmesi gerekir. Dördüncü derecede ise hemoroid sürekli dışarıdadır ve geri itilemez. Tedavi, yalnızca dereceye değil; kanamanın sıklığına, sarkmaya ve hastanın günlük yaşamının ne ölçüde etkilendiğine göre planlanır.</p>

<p>Evde Neler Yapılabilir?</p>

<p>Hafif yakınmalarda ilk hedef kabızlığı önlemek ve ıkınmayı azaltmaktır. Sebze, meyve, baklagil ve tam tahıl gibi lif içeren besinler dışkının yumuşamasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Yeterli sıvı tüketmek, düzenli hareket etmek ve dışkılama ihtiyacını ertelememek de önemlidir. Böbrek veya kalp hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması bulunan kişiler, tüketmeleri gereken miktarı hekimlerine danışmalıdır.</p>

<p>Tuvalette telefonla uzun süre vakit geçirmekten kaçınılmalı ve gereksiz yere ıkınılmamalıdır. Lif alımı birden değil, gaz ve şişkinliği azaltmak amacıyla kademeli olarak artırılabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ilık oturma banyosu tahriş ve rahatsızlığı geçici olarak azaltabilir. Reçetesiz krem veya fitiller kısa süreli rahatlama sağlayabilse de iç hemoroidin derecesini ortadan kaldırmaz; uzun süreli ve kontrolsüz kullanılmamalıdır.</p>

<p>İç Hemoroid Nasıl Teşhis Edilir?</p>

<p>Hekim, belirtileri ve kanamanın özelliklerini değerlendirdikten sonra makat çevresini muayene eder. Parmakla rektal muayene yapılabilir ve anoskop adı verilen kısa bir görüntüleme aracıyla makat kanalının içi incelenebilir.</p>

<p>Yaş, aile öyküsü, kansızlık, bağırsak alışkanlığındaki değişiklik veya açıklanamayan kilo kaybı gibi durumlarda kalın bağırsağın daha ayrıntılı incelenmesi gerekebilir. Hemoroidin görülmesi, kanamanın başka bir nedeni bulunmadığı anlamına gelmez.</p>

<p>Tedavide Ameliyat Her Zaman Gerekli Değil</p>

<p>Beslenme ve tuvalet alışkanlıklarının düzenlenmesine rağmen kanama veya sarkma sürüyorsa muayenehane şartlarında uygulanabilen işlemler düşünülebilir. Lastik bantla boğma, skleroterapi ve kızılötesi pıhtılaştırma bunlar arasındadır.</p>

<p>Lastik bant yönteminde hemoroidin tabanına küçük bir bant yerleştirilerek kan akımı kesilir. Doku zamanla küçülerek ayrılır. Uygun yönteme, hemoroidin derecesi ve hastanın sağlık durumu değerlendirilerek karar verilir.</p>

<p>İleri derecede sarkma, tekrarlayan yoğun kanama veya diğer yöntemlere yanıt alınamaması durumunda cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Kan sulandırıcı kullanan kişiler ilaçlarını kendi kararlarıyla bırakmamalı, yapılacak işlem öncesinde hekimleriyle görüşmelidir.</p>

<p>Hangi Durumlarda Doktora Başvurulmalı?</p>

<p>İlk kez ortaya çıkan, tekrarlayan veya miktarı artan makat kanaması değerlendirilmelidir. Kanamayı doğrudan hemoroide bağlamak, başka bir hastalığın tanısını geciktirebilir.</p>

<p>Siyah ve katran görünümündeki dışkı, yoğun ya da durmayan kanama, baş dönmesi, bayılma, belirgin halsizlik veya şiddetli karın ağrısı varsa gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Açıklanamayan kilo kaybı, dışkılama düzeninde kalıcı değişiklik, incelen dışkı, kansızlık, ateş veya ailede bağırsak kanseri öyküsü bulunması da hekim değerlendirmesini gerektirir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Ulusal Diyabet, Sindirim ve Böbrek Hastalıkları Enstitüsü, Hemoroid Belirtileri, Tanısı, Beslenme ve Tedavi Bilgileri<br />
2. Amerikan Kolon ve Rektum Cerrahları Derneği, Hemoroid Yönetimi Klinik Uygulama Kılavuzu, 2024<br />
3. Mayo Clinic, Hemoroid Belirtileri, Nedenleri, Tanısı ve Tedavisi<br />
4. Health Sağlık Editörlüğü, İç Hemoroid Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/ic-hemoroid-sessiz-ilerleyebilir-tuvalette-gorulen-bu-belirtiye-dikkat</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 19:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9414.jpeg" type="image/jpeg" length="43127"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Aşı Felaketiyle Suçlandı, Yıllar Sonra İtibarı İade Edildi: Haffkine’in Mulkowal Dramı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/asi-felaketiyle-suclandi-yillar-sonra-itibari-iade-edildi-haffkinein-mulkowal-drami</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/asi-felaketiyle-suclandi-yillar-sonra-itibari-iade-edildi-haffkinein-mulkowal-drami" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vebaya karşı aşı geliştiren Waldemar Haffkine, 1902’de Hindistan’ın Mulkowal köyünde aynı şişeden aşılanan 19 kişinin tetanoza yakalanarak yaşamını yitirmesinin ardından suçlamaların hedefi oldu. Ancak yıllar sonra yeniden incelenen tanıklıklar, yere düşen bir pens ve tek bir 53N şişesinde ortaya çıkan kontaminasyon, ilk soruşturmanın sonuçlarını tartışmalı hale getirdi. Haffkine’in itibarı iade edildi ancak şişenin tam olarak nerede kontamine olduğu bugün bile kesin olarak bilinmiyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>Bir Aşı Şişesi Bir Bilim İnsanının Kaderini Değiştirdi</h2>

<p>30 Ekim 1902 günü Britanya Hindistanı’nın Pencap bölgesindeki Mulkowal köyünde vebaya karşı aşılama yapılıyordu.</p>

<p>Bölgede veba ciddi bir halk sağlığı tehdidiydi. Kullanılan preparat, dönemin önemli bakteriyologlarından Waldemar Mordecai Haffkine tarafından geliştirilmişti.</p>

<p>O gün toplam 107 kişi aşılandı.</p>

<p>Ancak yaklaşık altı gün sonra korkutucu bir tablo ortaya çıktı.</p>

<p>İlk 19 kişide tetanoz belirtileri görülmeye başladı. Bu kişilerin tamamı takip eden günlerde yaşamını yitirdi.</p>

<p>Vakalar incelendiğinde dikkat çekici bir ortak nokta bulundu:</p>

<p><strong>19 kişinin tamamına 53N numaralı aynı şişedeki preparat uygulanmıştı.</strong></p>

<p>Diğer şişelerden aşılanan 88 kişide ise aynı tablo görülmedi.</p>

<p>Bu ayrıntı Mulkowal olayını yalnızca trajik bir aşılama vakası olmaktan çıkaracak, tıp tarihinin en tartışmalı bilimsel soruşturmalarından birinin başlangıcı olacaktı.</p>

<h2>Suçlamaların Merkezindeki İsim Aşının Geliştiricisiydi</h2>

<p>Olayın merkezindeki Waldemar Haffkine sıradan bir laboratuvar çalışanı değildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1860’ta Odessa’da doğan Haffkine, Paris’te Pasteur Enstitüsü çevresinde çalışmış ve koleraya karşı geliştirdiği aşıyla dikkat çekmişti.</p>

<p>Daha sonra Hindistan’a giderek koleraya karşı saha çalışmalarında bulundu. 1896’da Bombay’da veba salgınının başlamasının ardından vebaya karşı yeni bir aşı geliştirmek üzere çalışmaya başladı.</p>

<p>10 Ocak 1897’de hazırladığı preparatı önce kendi üzerinde denedi. Kendisine daha sonra halka uygulanacak miktardan daha yüksek dozda preparat enjekte ettirdi.</p>

<p>Ardından Bombay’daki Byculla Hapishanesi’nde uygulamalar gerçekleştirildi ve geniş çaplı aşılama kampanyaları başladı.</p>

<p>Haffkine birkaç yıl içinde vebayla mücadelenin en tanınan isimlerinden biri haline geldi.</p>

<p>Ancak Mulkowal’daki 19 vaka kariyerini bir anda değiştirdi.</p>

<h2>İlk Soruşturma Laboratuvarı İşaret Etti</h2>

<p>Olayın ardından Hindistan yönetimi bir soruşturma başlattı.</p>

<p>Araştırmacıların dikkatini Haffkine’in aşı üretim yönteminde yaptığı bazı değişiklikler çekti.</p>

<p>Haffkine üretimi hızlandırmak amacıyla preparatın hazırlanmasında farklı bir sterilizasyon yöntemi kullanmaya başlamış, daha önce uygulanan bazı koruyucu işlemleri değiştirmişti.</p>

<p>Nisan 1903’te tamamlanan ilk soruşturma, 53N numaralı şişenin Mulkowal’da açılmadan önce kontamine olduğu sonucuna vardı.</p>

<p>Şüphe böylece Bombay’daki üretim laboratuvarına yöneldi.</p>

<p>Laboratuvarın başındaki kişi Haffkine’di.</p>

<h2>Haffkine Görevinden Uzaklaştırıldı</h2>

<p>Soruşturma sürecinde Haffkine’e bir yıllık izin verildi.</p>

<p>Daha sonra yürütülen değerlendirmelerin ardından laboratuvardaki direktörlük görevinden alındı.</p>

<p>Avrupa’ya giden Haffkine, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmedi ve Mulkowal olayındaki sorumluluğunun yeniden değerlendirilmesi için uzun süre mücadele etti.</p>

<p>53N numaralı şişenin üretim laboratuvarında değil, Mulkowal’daki aşılama sırasında kontamine olmuş olabileceğini savundu.</p>

<p>Bir zamanlar salgınlarla mücadelede adı öne çıkarılan bilim insanı artık 19 kişinin yaşamını yitirdiği bir olayla birlikte anılıyordu.</p>

<p>Soruşturma belgelerinin daha geniş bilimsel incelemeye açılması ise uzun zaman aldı.</p>

<p>Belgeler ayrıntılı biçimde incelendiğinde ilk değerlendirmelerde yeterince üzerinde durulmayan bazı tanıklıklar dikkat çekmeye başladı.</p>

<h2>Dosyanın Seyrini Değiştiren Pens</h2>

<p>Mulkowal’da aşı şişelerini açan görevlilerden biri Narindar Singh’di.</p>

<p>Tanıklıklara göre 53N numaralı şişe açılırken kullanılan pens yere düştü.</p>

<p>Asıl tartışma bundan sonra yaşananlarla ilgiliydi.</p>

<p>Bombay laboratuvarından gönderilen talimatlarda kullanılan aletlerin ispirto lambasının alevinden geçirilerek sterilize edilmesi isteniyordu.</p>

<p>Ancak Singh’in ifadesine göre yere düşen pens karbolik solüsyon içinde çalkalandıktan sonra şişenin mantarını çıkarmak için yeniden kullanıldı.</p>

<p>Bu uygulama tamamen kişisel bir karar da değildi. Pencap’taki yerel aşılama talimatlarında aletlerin karbolik solüsyonla temizlenmesine izin veren bir değişiklik yapılmıştı.</p>

<p>Mulkowal olayından sonra aletlerin yeniden alevden geçirilmesi yöntemine dönüldü.</p>

<p>Bu tanıklık, 53N şişesinin Mulkowal’da açılması sırasında kontamine olmuş olabileceği görüşünü güçlendiren en önemli ayrıntılardan biri haline geldi.</p>

<p>Ancak bu nokta önem taşıyor:</p>

<p><strong>Yere düşen pensin 53N şişesinin kesin kontaminasyon kaynağı olduğu hiçbir zaman tartışmasız biçimde kanıtlanamadı.</strong></p>

<h2>Şişenin Açıldığı Andaki Ayrıntılar da Tartışıldı</h2>

<p>Aşılamayı yöneten Dr. A. M. Elliott’un anlatımı da dosyada önemli hale geldi.</p>

<p>Elliott, 53N numaralı şişe açıldığında olağandışı belirgin bir kötü koku fark edilmediğini bildirmişti.</p>

<p>Haffkine’i savunan bazı bilim insanları, tetanoza yol açan bakterilerin besleyici ortamda uzun süre yoğun biçimde çoğalmış olması durumunda şişede belirgin değişikliklerin ortaya çıkabileceğini savundu.</p>

<p>53N numaralı şişe, Mulkowal’da kullanılmasından yaklaşık 26 gün önce Bombay’daki Plague Laboratory’den gönderilmişti.</p>

<p>Bu nedenle şu soru gündeme geldi:</p>

<p>Eğer şişe haftalar önce laboratuvarda ağır biçimde kontamine olmuşsa, açıldığı sırada neden buna işaret eden belirgin değişiklikler görülmemişti?</p>

<p>Bu bulgu tek başına kontaminasyonun nerede gerçekleştiğini kanıtlamıyordu.</p>

<p>Ancak Mulkowal’daki uygulama sırasında kontaminasyon ihtimalini savunanların dayanaklarından biri oldu.</p>

<h2>Aynı Materyalden Doldurulan Diğer Şişeler Neden Sorun Çıkarmadı?</h2>

<p>53N numaralı şişenin ait olduğu üretim materyali de soruşturmanın önemli noktalarından biriydi.</p>

<p>Aynı süspansiyondan birden fazla şişe doldurulmuştu.</p>

<p>53N dışındaki şişelerin kullanıldığı kişilerde benzer tetanoz vakalarının görülmemesi, şu soruyu gündeme getirdi:</p>

<p><strong>Neden yalnızca 53N numaralı şişe sorun çıkarmıştı?</strong></p>

<p>Bu durum, Mulkowal’daki saha kontaminasyonu ihtimalini savunan bilim insanlarının dikkat çektiği noktalardan biri oldu.</p>

<p>Ancak diğer şişelerde sorun görülmemesi, laboratuvar kaynaklı tek bir şişe kontaminasyonu ihtimalini tamamen ortadan kaldırmıyordu.</p>

<p>Daha sonraki tarihsel değerlendirmelerde de bu olasılık tartışılmaya devam etti.</p>

<p>Bu nedenle Mulkowal olayının bilimsel olarak en doğru anlatımı, kontaminasyonun kesin kaynağının belirlenemediğini kabul etmekten geçiyor.</p>

<h2>Yüz Binlerce Aşılama da Dosyanın Parçasıydı</h2>

<p>Mulkowal vakası değerlendirilirken Haffkine’in yöntemiyle hazırlanmış diğer preparatların sonuçları da incelendi.</p>

<p>1902–1903 döneminde Pencap’taki geniş çaplı veba aşılamalarında yüz binlerce kişiye aşı uygulandı.</p>

<p>Mulkowal’daki tetanoz kümelenmesinin tek bir şişeyle ilişkili görünmesi, Haffkine’i savunan bilim insanlarının ilk soruşturma sonucuna itiraz etmelerine yol açtı.</p>

<p>Tartışmanın merkezinde artık aşının genel güvenliğinden çok şu soru vardı:</p>

<p><strong>53N numaralı şişe tam olarak ne zaman ve nerede kontamine olmuştu?</strong></p>

<h2>Nobel Ödüllü Ronald Ross Dosyaya Girdi</h2>

<p>1907’ye gelindiğinde Haffkine’in mücadelesine dönemin önde gelen bilim insanları da katılmaya başladı.</p>

<p>Bunlardan biri, sıtmanın bulaşma mekanizmasına ilişkin çalışmaları nedeniyle 1902 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü’nü alan Ronald Ross’tu.</p>

<p>Ross, Mulkowal dosyasındaki delilleri yeniden değerlendirdi.</p>

<p>Onun dikkat çektiği temel bilimsel sorun şuydu:</p>

<p>19 kişinin aynı şişeden aşılanmış olması, vakaların 53N numaralı şişeyle ilişkisini güçlü biçimde gösteriyordu.</p>

<p>Ancak bu durum bakterilerin şişeye <strong>ne zaman girdiğini</strong> tek başına göstermiyordu.</p>

<p>Kontaminasyon üretim sırasında gerçekleşmiş olabilirdi.</p>

<p>Taşıma sırasında ortaya çıkmış olabilirdi.</p>

<p>Ya da şişe Mulkowal’da açılırken meydana gelmiş olabilirdi.</p>

<p>Haffkine’i savunan bilim insanlarına göre ilk soruşturma, bu seçeneklerden birini yeterli kanıt olmadan öne çıkarmıştı.</p>

<h2>10 Bilim İnsanı Haffkine İçin Harekete Geçti</h2>

<p>29 Temmuz 1907’de Haffkine’in bilimsel itibarının yeniden değerlendirilmesi için önemli bir girişim yapıldı.</p>

<p>Ronald Ross, William J. Simpson ve Simon Flexner’ın da aralarında bulunduğu 10 bilim insanı, Haffkine’e yöneltilen suçlamaların yeniden ele alınmasını istedi.</p>

<p>Bilim insanları, mevcut kanıtların Haffkine’i sorumlu tutmak için yeterli olmadığı görüşündeydi.</p>

<p>Mesele İngiliz Parlamentosu’nda da gündeme geldi.</p>

<p>Aynı yıl İngiliz makamları Haffkine’e yeniden Hindistan’da görev yapma imkânı tanıdı.</p>

<p>Bilim dünyasında Mulkowal nedeniyle üzerine düşen suçlama büyük ölçüde kaldırıldı ve Haffkine’in itibarı iade edildi.</p>

<p>Ancak olayla ilgili bilimsel tartışma tamamen sona ermedi.</p>

<h2>İtibarı İade Edildi Ama Kariyeri Eskisi Gibi Olmadı</h2>

<p>Haffkine Hindistan’a döndü.</p>

<p>1908’de Kalküta’daki Biological Laboratory’de göreve başladı.</p>

<p>Ancak bu dönüş, Mulkowal öncesindeki kariyerine tam anlamıyla dönüş anlamına gelmiyordu.</p>

<p>Yeni görevindeki çalışmalar araştırmayla sınırlandırılmıştı ve eski aşı üretim yetkilerine sahip değildi.</p>

<p>Mulkowal olayı bilimsel yaşamında kalıcı bir kırılma yaratmıştı.</p>

<p>Bir bilim insanının itibarı yıllar sonra geri verilebilmişti ancak kaybedilen yılların ve kariyer fırsatlarının geri getirilmesi mümkün değildi.</p>

<h2>Tartışma Yıllar Sonra Bile Bitmedi</h2>

<p>Mulkowal olayını özellikle ilginç kılan noktalardan biri de budur.</p>

<p>1907’de Haffkine lehine oluşan güçlü bilimsel görüş, ilk soruşturmanın sonuçlarını ciddi biçimde sarstı.</p>

<p>Ancak daha sonraki araştırmacılar dosyayı yeniden incelediğinde farklı olasılıkların tamamen dışlanamayacağını belirtti.</p>

<p>Özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısındaki bazı değerlendirmelerde, 53N şişesinin laboratuvarda tek başına kontamine olmuş olmasının da mümkün olduğu savunuldu.</p>

<p>Dolayısıyla bugün tarihsel olarak söylenebilecek en güvenli sonuç şudur:</p>

<p><strong>Mulkowal’daki tetanoz vakalarının 53N numaralı şişeyle bağlantısı açıktır; ancak şişenin tam olarak nerede ve nasıl kontamine olduğu kesin biçimde ortaya konulamamıştır.</strong></p>

<p>Haffkine’in itibarının iade edilmesinin temel nedeni de kontaminasyonun kaynağının kesin olarak bulunması değil, onu kişisel olarak suçlayan ilk soruşturmanın yeterince güçlü kanıta dayanmadığının anlaşılmasıydı.</p>

<h2>1925’te Laboratuvara Onun Adı Verildi</h2>

<p>Haffkine’in Bombay’da veba aşısı çalışmalarını yürüttüğü Plague Research Laboratory’nin adı 1905’te <strong>Bombay Bacteriological Laboratory</strong> olarak değiştirildi.</p>

<p>Mulkowal olayından yaklaşık 23 yıl sonra, 1925’te kurum bu kez <strong>Haffkine Institute</strong> adıyla yeniden adlandırıldı.</p>

<p>Bir zamanlar aynı kurumda yaşanan olay nedeniyle suçlamaların hedefi haline gelen bilim insanının adı artık laboratuvarın üzerinde yer alıyordu.</p>

<p>Haffkine 1930 yılında yaşamını yitirdi.</p>

<p>Bugün özellikle kolera ve veba aşılarının erken gelişim dönemindeki öncü bilim insanlarından biri olarak anılıyor.</p>

<h2>Mulkowal Olayı Günümüz Aşıları Hakkında Ne Söylüyor?</h2>

<p>1902’deki Mulkowal olayını günümüzde kullanılan aşılarla doğrudan karşılaştırmak bilimsel olarak doğru değil.</p>

<p>Olay, 20. yüzyılın başındaki üretim, sterilizasyon, taşıma, saklama ve saha uygulama koşullarında meydana geldi.</p>

<p>Modern aşı üretiminde ise steril üretim sistemleri, seri kontrolleri, kalite güvence süreçleri, soğuk zincir uygulamaları, farmakovijilans ve çok katmanlı düzenleyici denetimler bulunuyor.</p>

<p>Bu nedenle Mulkowal olayı günümüz aşılarının güvenliği hakkında doğrudan bir çıkarım yapmak için kullanılamaz.</p>

<p>Vaka esas olarak tıbbi ürün güvenliğinde üretimden hastaya uygulama anına kadar bütün sürecin tek bir güvenlik zinciri olarak değerlendirilmesi gerektiğini gösteren erken dönem örneklerinden biri.</p>

<p>Aynı zamanda bilim tarihinin daha genel bir dersini de taşıyor:</p>

<p>Bir felaket meydana geldiğinde sorumluyu belirlemek hızlı olabilir.</p>

<p>Ancak <strong>olayın nerede, nasıl ve neden meydana geldiğini bilimsel kanıtlarla göstermek çok daha zordur.</strong></p>

<p>Haffkine’in Mulkowal dramını 120 yılı aşkın süre sonra hâlâ ilginç kılan da tam olarak bu belirsizlik.</p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<ul>
 <li>
 <p>Barbara J. Hawgood — <i>Waldemar Mordecai Haffkine, CIE (1860–1930): Prophylactic Vaccination Against Cholera and Bubonic Plague in British India</i> — Journal of Medical Biography, 2007.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ronald Ross — <i>The Inoculation Accident at Mulkowal</i> — Nature, 1907.</p>
 </li>
 <li>
 <p>James Cantlie — <i>A Study of the Evidence as to the Source of the Infection Which Caused the Cases of Tetanus at Mulkowal, Punjab, India, During Inoculation Against Plague in October, 1902</i> — Journal of Tropical Medicine and Hygiene, 1907.</p>
 </li>
 <li>
 <p><i>The Mulkowal Disaster</i> — The Lancet, 1907.</p>
 </li>
 <li>
 <p>W. M. Haffkine Collection — U.S. National Library of Medicine, History of Medicine Division.</p>
 </li>
 <li>
 <p>British House of Commons — <i>Tetanus in the Punjab</i> — Parliamentary Debates, 1907.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Graham S. Wilson — <i>The Hazards of Immunization</i> — 1967.</p>
 </li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/asi-felaketiyle-suclandi-yillar-sonra-itibari-iade-edildi-haffkinein-mulkowal-drami</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 18:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/haffkine-mulkowal-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="71001"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Riyad Mahrez İçin Çorum FK İddiasına Fransa’dan Ters Haber]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/riyad-mahrez-icin-corum-fk-iddiasina-fransadan-ters-haber</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/riyad-mahrez-icin-corum-fk-iddiasina-fransadan-ters-haber" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Riyad Mahrez’in Çorum FK’dan yüksek maaşlı teklif aldığı iddiasının ardından Fransa’dan çelişkili bir haber geldi. Foot Mercato’dan Santi Aouna, Çorum FK’nın yıldız futbolcuya şu ana kadar resmi bir teklif sunmadığını bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Transfer döneminin en şaşırtıcı iddialarından biri Riyad Mahrez ile Arca Çorum FK arasında yaşanıyor.</p>

<p>Fransız L’Équipe, 29 Ağustos gecesi yayımladığı haberinde Süper Lig’in yeni ekibi Çorum FK’nın, Al-Ahli’den ayrıldıktan sonra serbest durumda bulunan 35 yaşındaki Cezayirli yıldıza yüksek maaşlı bir teklif yaptığını ileri sürdü.</p>

<p>Ancak bu haberin ardından Fransa’dan gelen yeni bilgi transfer dosyasının seyrini değiştirdi.</p>

<p>Foot Mercato: Çorum FK’dan teklif yok</p>

<p>Foot Mercato’dan transfer gazetecisi Santi Aouna, 30 Ağustos sabahı yayımladığı haberinde Mahrez’in geleceğine ilişkin farklı bir bilgi paylaştı.</p>

<p>Aouna’nın haberine göre, kamuoyuna yansıyan iddiaların aksine Çorum FK şu ana kadar Riyad Mahrez’e somut bir teklif sunmadı.</p>

<p>Haberde Mahrez ile ilişkilendirilen Al-Wahda’nın da oyuncuya resmi teklif yapmadığı belirtildi.</p>

<p>Bu nedenle Mahrez-Çorum FK dosyasında şu an iki önemli Fransız kaynağından birbiriyle çelişen bilgiler bulunuyor.</p>

<p>L’Équipe “yüksek maaşlı teklif” demişti</p>

<p>İddianın çıkış noktası L’Équipe oldu.</p>

<p>Fransız gazetesi, Mahrez’in birçok kulüpten ilgi gördüğünü ve Çorum FK’nın oyuncuyu Türkiye’ye getirmek için yüksek maaş içeren bir teklif sunduğunu yazdı.</p>

<p>Haberde Çorum FK’nın, daha önce kadrosuna kattığı Cengiz Ünder transferinin ardından Mahrez ile daha büyük bir hamle yapmak istediği öne sürüldü.</p>

<p>İddia kısa süre içerisinde Türkiye’de de yayıldı ve Çorum yerel basınının ardından ulusal yayınlara taşındı.</p>

<p>İki Fransız kaynağından farklı bilgi</p>

<p>Transferin mevcut durumunda kritik nokta tam olarak burada.</p>

<p>L’Équipe: Çorum FK’nın Mahrez’e önemli bir mali teklif yaptığını bildiriyor.</p>

<p>Foot Mercato: Çorum FK’dan Mahrez’e herhangi bir teklif ulaşmadığını bildiriyor.</p>

<p>Dolayısıyla mevcut bilgilerle “Çorum FK, Mahrez’e resmi teklif yaptı” ifadesini kesin bir gelişme olarak kullanmak doğru görünmüyor.</p>

<p>Bununla birlikte Foot Mercato’nun haberi, Çorum FK ile Mahrez arasında hiçbir ilgi veya temas bulunmadığını da kesin biçimde ortaya koymuyor. Haberde özellikle somut teklif yapılmadığı belirtiliyor.</p>

<p>Mahrez serbest oyuncu durumunda</p>

<p>Mahrez’in transferini cazip hale getiren en önemli ayrıntılardan biri bonservisinin elinde bulunması.</p>

<p>Al-Ahli ile üç sezonluk dönemini tamamlayan Cezayirli yıldız serbest oyuncu durumunda ve yeni kulübünü seçme hakkına sahip.</p>

<p>Manchester City ve Leicester City ile İngiltere’de büyük başarılar yaşayan Mahrez, kariyerinin bu bölümünde önündeki seçenekleri değerlendiriyor.</p>

<p>Çorum FK cephesinde gözler resmi açıklamada</p>

<p>Mahrez gibi dünya çapında tanınan bir futbolcunun Süper Lig’in yeni ekibiyle anılması transfer döneminin dikkat çekici dosyalarından birini oluşturdu.</p>

<p>Ancak Fransa’dan gelen birbirine zıt bilgiler nedeniyle haberin mevcut aşamasında ihtiyatlı olmak gerekiyor.</p>

<p>Çorum FK’nın gerçekten Mahrez veya temsilcileriyle görüşüp görüşmediğinin netleşmesi için kulüp, oyuncu ya da menajer cephesinden gelecek doğrudan açıklamalar belirleyici olacak.</p>

<p>Şimdilik kesin olan nokta şu: Mahrez serbest durumda, ancak Çorum FK’nın resmi teklif yaptığı konusunda güçlü Fransız kaynakları birbiriyle çelişiyor.</p>

<p>Kaynaklar</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>L’Équipe<br />
Foot Mercato<br />
Santi Aouna</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/riyad-mahrez-icin-corum-fk-iddiasina-fransadan-ters-haber</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 18:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/futbol-kulis/i-m-g-5581.jpeg" type="image/jpeg" length="37206"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pürüzsüz Tıraşın Sırrı Jilette Değil: Dermatologların Önerdiği Doğru Sıralama]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/puruzsuz-tirasin-sirri-jilette-degil-dermatologlarin-onerdigi-dogru-siralama</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/puruzsuz-tirasin-sirri-jilette-degil-dermatologlarin-onerdigi-dogru-siralama" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıraş sonrası kızarıklık, yanma ve batık kıllar çoğu zaman yanlış teknikten kaynaklanıyor. Ilık su, kayganlaştırıcı ürün, keskin jilet ve kıl yönüne uygun hareket tahrişi azaltabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Pürüzsüz Tıraş İçin Doğru Yöntem: Jilet Yanığı ve Batık Kılları Azaltan 7 Adım</p>

<p>Tıraş sırasında cildin tahriş olmasını önlemenin temel yolu; kılları ılık suyla yumuşatmak, tıraş kremi veya jeli kullanmak ve ilk geçişi kılların uzama yönünde yapmaktır. Kör jilet, fazla baskı ve aynı bölgeden tekrar tekrar geçmek ise kızarıklık, kesik ve batık kıl riskini artırabilir.</p>

<p>Yüz, boyun, koltuk altı veya bacak fark etmeksizin aynı temel kurallar uygulanabilir. Ancak kılların çıkış yönü vücudun her bölgesinde, hatta yüzün farklı noktalarında değişebileceği için tıraştan önce büyüme yönünü kontrol etmek gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tıraştan Önce Kılları Yumuşatın</p>

<p>Tıraşa duşun sonunda başlamak ya da bölgeye birkaç dakika ılık ve nemli bir bez uygulamak kılların yumuşamasına yardımcı olur. Yumuşayan kıllar daha kolay kesilir ve jiletin cilt üzerinde çekiştirme yapma olasılığı azalır.</p>

<p>Cilt, sertçe ovalanmadan nazik bir temizleyiciyle arındırılabilir. Hafif peeling ölü deri birikimini azaltabilir; ancak hassas, iltihaplı veya yaralı cilde sert kese ve aşındırıcı ürün uygulanmamalıdır.</p>

<p>Sabun Yerine Tıraş Kremi veya Jel Kullanın</p>

<p>Yalnızca sabun ve suyla tıraş olmak bazı kişilerde cildin kurumasına ve jiletin rahat kaymamasına neden olabilir. Nemlendirici özellik taşıyan tıraş kremi veya jel, jilet ile cilt arasında koruyucu bir kayganlık sağlar.</p>

<p>Hassas veya kuru cilde sahip kişilerin parfümsüz ve hassas ciltler için geliştirilmiş ürünleri tercih etmesi daha uygun olabilir. Ürünü uyguladıktan sonra kısa süre beklemek, sert kılların biraz daha yumuşamasını sağlayabilir.</p>

<p>İlk Geçiş Kılların Çıkış Yönünde Olmalı</p>

<p>Jilet ilk geçişte kılların uzadığı yönde hareket ettirilmelidir. Ters yönde tıraş daha yakın bir sonuç verebilse de jilet yanığı, tahriş ve kıl dönmesi olasılığını yükseltebilir.</p>

<p>Yüz kılları çoğunlukla yanaktan çeneye doğru uzarken boyundaki kıllar farklı yönlerde çıkabilir. Bu nedenle tüm yüzü tek yönde tıraş etmek yerine her bölgenin kıl haritasına göre hareket etmek gerekir.</p>

<p>Jilete Fazla Baskı Uygulamayın</p>

<p>Keskin bir jiletin kılları almak için güçlü baskıya ihtiyacı yoktur. Jileti bastırmak, cildin üst tabakasında daha fazla sürtünmeye ve küçük kesilere yol açabilir.</p>

<p>Kısa ve kontrollü hareketler kullanılmalı, mümkünse aynı noktadan defalarca geçilmemelidir. Her hareketten sonra jileti durulamak, bıçakların kıl ve ürün artıklarıyla tıkanmasını önler.</p>

<p>Daha Yakın Tıraş Her Cilt İçin Uygun Değil</p>

<p>İkinci geçişi kılların ters yönünde yapmak daha pürüzsüz bir sonuç sağlayabilir. Ancak batık kıl, sivilce benzeri kabarıklık veya sık tahriş yaşayanların bu uygulamadan kaçınması daha güvenlidir.</p>

<p>Kıvırcık ve kalın kıllar kesildikten sonra cilde doğru kıvrılmaya daha yatkın olabilir. Sık sık tıraş kabarcığı yaşayan kişiler tek veya çift bıçaklı jilet ya da kılları cilt seviyesinin biraz üzerinde bırakan elektrikli cihazları değerlendirebilir.</p>

<p>Tıraştan Sonra Cildi Nemlendirin</p>

<p>Tıraş tamamlandığında ürün kalıntıları ılık suyla temizlenebilir, ardından serin ve nemli bir bezle cilt rahatlatılabilir. Soğuk su gözenekleri kalıcı biçimde kapatmaz; serin uygulamanın temel yararı sıcaklık ve yanma hissini hafifletebilmesidir.</p>

<p>Cilt havluyla ovalanmak yerine hafifçe tamponlanarak kurulanmalıdır. Ardından parfüm ve yoğun alkol içermeyen bir nemlendirici uygulanması kuruluk, pullanma ve gerginlik hissini azaltabilir.</p>

<p>Güneş Korumasını İhmal Etmeyin</p>

<p>Yeni tıraş edilmiş cilt güneşe ve tahriş edici çevresel etkenlere karşı daha hassas hissedilebilir. Açıkta kalan bölgelere geniş spektrumlu, en az 30 koruma faktörlü güneş koruyucu uygulanması önerilir.</p>

<p>Uzun süre güneşte kalınacaksa tıraş ile yoğun güneş maruziyeti arasında mümkünse zaman bırakılmalıdır. Güneş koruyucu terleme, yüzme ve ürün talimatına göre yenilenmelidir.</p>

<p>Jilet Kaç Tıraşta Değiştirilmeli?</p>

<p>Tek bir değişim süresi herkes için geçerli değildir; kıl yapısı, tıraş edilen alan ve kullanım sıklığı bıçağın ömrünü etkiler. Dermatoloji uzmanları, tek kullanımlık jilet veya kartuşların çoğunlukla yaklaşık 5 ila 7 tıraştan sonra değiştirilmesini öneriyor.</p>

<p>Jilet kılları çekmeye başladıysa, temiz sonuç için daha fazla baskı gerekiyorsa veya tahriş arttıysa kullanım sayısına bakılmadan yenilenmelidir. Pas, çatlak veya kırık görülen bıçak kesinlikle kullanılmamalıdır.</p>

<p>Jileti Duşta Bırakmayın ve Paylaşmayın</p>

<p>Jilet kullanımdan sonra iyice durulanmalı ve tamamen kuruyabileceği temiz bir yerde saklanmalıdır. Sürekli nemli duş ortamında bırakılması, bıçakta bozulmaya ve mikroorganizmaların çoğalmasına elverişli koşullara neden olabilir.</p>

<p>Jilet kişisel kullanım ürünüdür ve başkalarıyla paylaşılmamalıdır. Tıraş sırasında oluşabilen gözle görülmeyen küçük cilt hasarları, kan ve cilt yoluyla taşınabilen enfeksiyonların aktarılmasına zemin hazırlayabilir.</p>

<p>Ne Zaman Dermatoloğa Başvurulmalı?</p>

<p>Tekniğin düzeltilmesine rağmen sürekli tekrarlayan, ağrılı veya iz bırakan tıraş kabarcıkları dermatolog tarafından değerlendirilmelidir. Bu görünüm batık kılın yanı sıra kıl kökü iltihabı ya da başka bir deri sorunundan kaynaklanabilir.</p>

<p>Artan ağrı, irinli kabarcıklar, yayılan kızarıklık, belirgin şişlik veya ateş gelişmesi enfeksiyon belirtisi olabilir. Bu durumda bölgeyi yeniden tıraş etmek yerine sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cleveland Clinic, Pürüzsüz Tıraş İçin Dermatolog Önerileri<br />
2. Amerikan Dermatoloji Akademisi, Doğru Tıraş ve Jilet Kabarcıklarını Önleme Önerileri<br />
3. Amerikan Dermatoloji Akademisi, Erkekler İçin Cilt Bakımı ve Tıraş Tekniği </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/puruzsuz-tirasin-sirri-jilette-degil-dermatologlarin-onerdigi-dogru-siralama</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 18:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9412.jpeg" type="image/jpeg" length="28564"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Oral Çelik Hayatını Kaybetti: Yakın Tarihin Tartışmalı İsmi 67 Yaşındaydı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/oral-celik-hayatini-kaybetti-yakin-tarihin-tartismali-ismi-67-yasindaydi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/oral-celik-hayatini-kaybetti-yakin-tarihin-tartismali-ismi-67-yasindaydi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Abdi İpekçi cinayeti ile Papa II. Jean Paul’e yönelik suikast girişimi kapsamında adı gündeme gelen ve her iki dosyada da beraat eden eski Malatyaspor Başkanı Oral Çelik, geçirdiği beyin kanamasının ardından tedavi gördüğü Hacettepe Üniversitesi Hastanesi’nde 67 yaşında hayatını kaybetti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Oral Çelik Hayatını Kaybetti: Yakın Tarihin Tartışmalı İsmi 67 Yaşındaydı</p>

<p>Türkiye’nin yakın siyasi tarihindeki tartışmalı olaylarla adı anılan Oral Çelik yaşamını yitirdi. Çelik’in, geçirdiği beyin kanamasının ardından Hacettepe Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Yoğun Bakım Servisi’nde bir süredir tedavi altında olduğu bildirildi.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre evinde bulunduğu sırada rahatsızlanan Çelik, hastaneye kaldırılarak yoğun bakıma alındı. Yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayan Çelik’in 30 Ağustos 2026 sabahı hayatını kaybettiği belirtildi.</p>

<p>Çelik’in ölüm haberine ilişkin bilgiler farklı medya kuruluşlarınca paylaşılırken, cenaze programına dair henüz ayrıntılı bir açıklama yayımlanmadı.</p>

<p>Oral Çelik kimdir?</p>

<p>Oral Çelik, 1959 yılında Malatya’nın Hekimhan ilçesine bağlı Girmana’da dünyaya geldi. Kamuoyunda özellikle 1970’li ve 1980’li yıllarda yaşanan ve Türkiye’nin yakın tarihine damga vuran olaylarla gündeme geldi.</p>

<p>Gazeteci ve Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi’nin 1 Şubat 1979’da öldürülmesine ilişkin yürütülen soruşturma ve yargılama sürecinde Çelik’in adı Mehmet Ali Ağca ile birlikte anıldı. Çelik, cinayetin planlanmasına ve Ağca’ya silah sağlanmasına katıldığı iddialarıyla yargılandı.</p>

<p>İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Mayıs 1999 tarihli kararında, kesin ve yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle Oral Çelik’in beraatine hükmetti. Bu nedenle Çelik’in olayla bağlantısına ilişkin anlatımlarda, suçlamaların mahkûmiyetle sonuçlanmadığının özellikle belirtilmesi gerekiyor.</p>

<p>Papa suikastı dosyasında da adı geçti</p>

<p>Oral Çelik’in adı, Mehmet Ali Ağca’nın 13 Mayıs 1981’de Vatikan’daki Aziz Petrus Meydanı’nda Papa II. Jean Paul’e düzenlediği silahlı saldırının ardından da gündeme geldi.</p>

<p>İtalyan soruşturma makamları ve bazı tanıklar, Çelik’in saldırı sırasında meydanda bulunduğunu ve ikinci silahlı kişi olduğunu ileri sürdü. Çelik ise kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti. İtalya’da bu dosya kapsamında yargılanan Çelik, delil yetersizliği nedeniyle beraat etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dolayısıyla Çelik’in hem Abdi İpekçi cinayetindeki hem de Papa suikastı girişimindeki rolüne ilişkin çok sayıda iddia ortaya atılmış olsa da bu suçlamalar hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmuyor.</p>

<p>Yıllar sonra Türkiye’ye getirildi</p>

<p>Çelik, uzun süre Avrupa’da yaşadı. Sahte kimlik ve uyuşturucu kaçakçılığına ilişkin süreçlerde Fransa, İtalya ve İsviçre’de gözaltına alındığı veya yargılandığı belirtildi. Türkiye’nin iade talebinin ardından 1996 yılında ülkeye getirildi.</p>

<p>Türkiye’de Abdi İpekçi cinayeti başta olmak üzere çeşitli suçlamalarla yeniden hâkim karşısına çıkan Çelik, bazı dosyalarda zamanaşımı, İpekçi dosyasında ise delil yetersizliği gerekçesiyle beraat etti.</p>

<p>Malatyaspor başkanlığı yaptı</p>

<p>Oral Çelik, siyasi ve adli dosyaların yanı sıra spor yöneticiliğiyle de gündeme geldi. 1998 yılında yapılan kongrede Malatyaspor Kulübü Başkanlığına seçildi.</p>

<p>Daha sonraki yıllarda iş insanı kimliğiyle faaliyet gösteren Çelik, Türkiye’nin yakın tarihindeki olaylara ilişkin çeşitli açıklamalar yaptı. Abdi İpekçi cinayeti ve Papa suikastı girişimi hakkındaki iddialar ise ölümüne kadar kamuoyunda tartışılmayı sürdürdü.</p>

<p>Araştırma notu</p>

<p>Oral Çelik’in ölümü ve tedavi gördüğü hastaneye ilişkin bilgiler birden fazla güncel medya kaynağında yer alıyor. Ancak araştırma sırasında ailesi veya Hacettepe Üniversitesi Hastanesi tarafından yayımlanmış ayrıntılı bir resmî açıklamaya ulaşılamadı. Bu nedenle cenaze programı ve tedavi sürecine ilişkin ek ayrıntıların resmî duyuruyla kesinleşmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/oral-celik-hayatini-kaybetti-yakin-tarihin-tartismali-ismi-67-yasindaydi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 17:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9411.jpeg" type="image/jpeg" length="71979"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fırına Gerek Yok: Tavada Yalancı Beyti Tarifi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/firina-gerek-yok-tavada-yalanci-beyti-tarifi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/firina-gerek-yok-tavada-yalanci-beyti-tarifi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fırına ihtiyaç duymadan hazırlanabilen tavada yalancı beyti; baharatlı kıymalı harcı, kızarmış lavaşı, domates sosu ve sarımsaklı yoğurduyla sofraya hem lezzet hem de gösterişli bir sunum getiriyor. Evde bulunan temel malzemelerle hazırlayabileceğiniz bu pratik tarif, “Akşam ne pişirsem?” diyenler için güçlü bir seçenek sunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Türk mutfağının sevilen kebaplarından beyti, ev şartlarına uyarlanan pratik tarifleriyle sofralarda kendine yer buluyor. Hazır lavaş kullanılarak hazırlanan tavada yalancı beyti; fazla uğraştırmadan doyurucu ve gösterişli bir akşam yemeği yapmak isteyenlere hitap ediyor.</p>

<p>Baharatlarla lezzetlendirilen kıymalı harç önce tavada pişiriliyor. Ardından lavaşa sarılarak dilimleniyor ve hafifçe kızartılıyor. Domates sosu ile sarımsaklı yoğurdun eklenmesiyle ortaya lokanta sunumlarını aratmayan bir tabak çıkıyor.</p>

<p>TAVADA YALANCI BEYTİ İÇİN GEREKLİ MALZEMELER</p>

<p>Kıymalı harç için:</p>

<p>• 400 gram orta yağlı kıyma<br />
• 1 adet orta boy kuru soğan<br />
• 1 adet yeşil biber<br />
• 1 adet kapya biber<br />
• 1 diş sarımsak<br />
• 1 yemek kaşığı domates salçası<br />
• 2 yemek kaşığı sıvı yağ<br />
• 1 çay kaşığı kırmızı toz biber<br />
• Yarım çay kaşığı kimyon<br />
• Yarım çay kaşığı karabiber<br />
• Yeteri kadar tuz<br />
• 3 adet büyük lavaş</p>

<p>Domates sosu için:</p>

<p>• 1 yemek kaşığı tereyağı<br />
• 1 yemek kaşığı domates salçası<br />
• 1 su bardağı rendelenmiş domates<br />
• Yarım çay bardağı sıcak su<br />
• Bir tutam tuz<br />
• İsteğe göre pul biber</p>

<p>Yoğurtlu sos için:</p>

<p>• 1,5 su bardağı yoğurt<br />
• 1 diş ezilmiş sarımsak<br />
• Bir tutam tuz</p>

<p>Üzeri ve servis için:</p>

<p>• 1 yemek kaşığı tereyağı<br />
• Kıyılmış maydanoz<br />
• Közlenmiş domates ve biber</p>

<p>TAVADA YALANCI BEYTİ NASIL YAPILIR?</p>

<p>Öncelikle kuru soğanı, yeşil biberi ve kapya biberi küçük küpler hâlinde doğrayın. Geniş bir tavaya sıvı yağı alın ve soğanları hafifçe yumuşayana kadar kavurun. Biberleri ekleyerek birkaç dakika daha pişirin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kıymayı tavaya ilave edin. Topaklanmaması için tahta kaşıkla sürekli karıştırarak suyunu salıp yeniden çekene kadar kavurun. Sarımsak, salça, tuz ve baharatları ekleyin. Harcı iki veya üç dakika daha pişirdikten sonra ocaktan alın.</p>

<p>Kıymalı harcın lavaşı yumuşatmaması için birkaç dakika dinlenmesini bekleyin. Lavaşı tezgâha serin ve harcı her tarafına eşit gelecek şekilde yayın. Kenarlarını hafifçe içeri katladıktan sonra lavaşı sıkı bir rulo hâlinde sarın.</p>

<p>Hazırladığınız ruloları yaklaşık iki parmak genişliğinde dilimleyin. Yapışmaz tavayı çok az yağlayın. Beyti dilimlerini kesik yüzeyleri tavaya değecek şekilde yerleştirin ve orta ateşte iki tarafını da kontrollü biçimde kızartın.</p>

<p>DOMATES SOSU NASIL HAZIRLANIR?</p>

<p>Küçük bir sos tenceresinde tereyağını eritin. Salçayı ekleyerek kokusu çıkana kadar kısa süre kavurun. Rendelenmiş domatesi, sıcak suyu ve tuzu ilave edin.</p>

<p>Sosu kısık ateşte hafifçe koyulaşana kadar pişirin. Daha acılı bir lezzet isteyenler bu aşamada pul biber ekleyebilir. Sosun çok katı olması durumunda birkaç yemek kaşığı sıcak suyla kıvamını açabilirsiniz.</p>

<p>SARIMSAKLI YOĞURTLA LEZZETİ TAMAMLAYIN</p>

<p>Yoğurdu bir kâsede ezilmiş sarımsak ve tuzla karıştırın. Yoğurdun kesilmemesi ve sulanmaması için çok soğuk kullanmamaya dikkat edin.</p>

<p>Servis tabağına önce sarımsaklı yoğurdun bir bölümünü yayın. Kızarmış beyti dilimlerini üzerine dizin. Sıcak domates sosunu dilimlerin üzerinden gezdirin. Son olarak kızdırılmış tereyağı ve kıyılmış maydanoz ekleyin.</p>

<p>TARİFİN PÜF NOKTALARI</p>

<p>Kıymalı harcın sulu kalması lavaşın yırtılmasına ve ruloların dağılmasına neden olabilir. Bu nedenle kıymayı suyunu tamamen çekene kadar kavurmak önem taşıyor.</p>

<p>Harcı lavaşın üzerine çok sıcakken yaymayın. Ilınan harç, lavaşın hamurlaşmasını önler ve daha kolay sarılmasını sağlar.</p>

<p>Ruloların açılmaması için lavaşı mümkün olduğunca sıkı sarın. Dilimleri keserken keskin bir bıçak kullanın ve fazla bastırmamaya özen gösterin.</p>

<p>Beyti dilimlerini yüksek ateşte kızartmak lavaşın dışını hızla yakabilir. Orta ateş, hem dış yüzeyin çıtırlaşmasını hem de iç kısmın dengeli biçimde ısınmasını sağlar.</p>

<p>Yoğurt ile sıcak domates sosunu servis anında birleştirin. Böylece lavaşlar erkenden yumuşamaz ve beytinin hafif çıtır dokusu korunur.</p>

<p>YALANCI BEYTİNİN YANINA NE YAKIŞIR?</p>

<p>Tavada yalancı beyti tek başına doyurucu bir ana yemek olsa da közlenmiş domates ve biberle servis edilebilir. Mevsim salatası, gavurdağı salatası veya sumaklı soğan da tabağın lezzet dengesini güçlendirebilir.</p>

<p>Daha zengin bir sofra hazırlamak isteyenler yemeğin yanında bulgur pilavı ya da az miktarda pirinç pilavı sunabilir. İçecek olarak ayran, yemeğin baharatlı ve soslu yapısıyla uyumlu bir tercih olacaktır.</p>

<p>ÖNCEDEN HAZIRLANABİLİR Mİ?</p>

<p>Kıymalı harç bir gün önceden hazırlanarak buzdolabında saklanabilir. Servise yakın zamanda lavaşa sarılması ve tavada kızartılması, yemeğin dokusunu daha iyi korur.</p>

<p>Hazırlanan rulolar hemen pişirilmeyecekse üzerleri kapatılarak kısa süre buzdolabında bekletilebilir. Ancak domates sosu ve yoğurdun servis sırasında eklenmesi gerekir. Böylece lavaşların fazla yumuşaması önlenir.</p>

<p>Tavada yalancı beyti; kolay bulunan malzemeleri, pratik hazırlanışı ve iştah açıcı sunumuyla hem aile yemeklerine hem de misafir sofralarına uyarlanabilecek bir tarif olarak öne çıkıyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/firina-gerek-yok-tavada-yalanci-beyti-tarifi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 17:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9409.jpeg" type="image/jpeg" length="65382"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Girne’de 267 Kişilik Gemi Battı: Kırmızı Bayrağa Rağmen Sefer Neden Yapıldı?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/girnede-267-kisilik-gemi-batti-kirmizi-bayraga-ragmen-sefer-neden-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/girnede-267-kisilik-gemi-batti-kirmizi-bayraga-ragmen-sefer-neden-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Girne açıklarında 259 yolcu ve 8 mürettebatın bulunduğu FiloJet alabora oldu. Yaklaşık 200 kişinin kurtarıldığını açıklayan Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul, henüz ulaşılamayan yaklaşık 70 kişinin bulunduğunu bildirdi. Yolcuların “Gemi su alıyordu, kaptanı uyardık” iddiası ise ihmale ilişkin ciddi soruları gündeme getirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Girne’de 267 Kişilik Gemi Battı: Kırmızı Bayrağa Rağmen Sefer Neden Yapıldı?</p>

<p>Girne açıklarında Filo Denizcilik’e ait yüksek hızlı yolcu gemisi FiloJet’in su alarak alabora olması, yüzlerce kişinin denizde yaşam mücadelesi verdiği büyük bir kurtarma operasyonuna dönüştü.</p>

<p>KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın Türk Ajansı Kıbrıs’a verdiği bilgiye göre gemide 259 yolcu ve 8 mürettebat olmak üzere toplam 267 kişi bulunuyordu.</p>

<p>İlk haberlerde 270 ve 279 gibi farklı rakamlar paylaşılmıştı. Ancak resmî makamlara dayandırılan son sayı 267 olarak açıklandı.</p>

<p>Yolcular ters dönen geminin üzerine çıktı</p>

<p>Kıyıdan yaklaşık 4 mil açıkta su almaya başlayan katamaran tipi gemi, kısa süre içerisinde yan yatarak ters döndü. Can yeleklerini giyen yolcuların bir bölümü denize atlarken, çok sayıda kişi geminin su üzerinde kalan gövdesine çıktı.</p>

<p>Bölgeden gelen görüntülerde yolcuların ters dönmüş geminin üzerinde toplandığı, bazı kişilerin ise can yelekleriyle denizde kurtarılmayı beklediği görüldü.</p>

<p>Kurtarma çalışmalarına KKTC ve Türkiye’nin Sahil Güvenlik unsurlarının yanı sıra helikopterler, Akgünler’e ait Express gemisi, sivil tekneler ve bölgedeki özel deniz araçları katıldı.</p>

<p>Şenkul: Yaklaşık 200 kişiyi kurtardık</p>

<p>Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul, kurtarma çalışmalarında yaklaşık 200 kişiye ulaşıldığını açıkladı.</p>

<p>Şenkul, henüz ulaşılamayan yaklaşık 70 yolcu bulunduğunu belirterek operasyonun aralıksız sürdüğünü bildirdi.</p>

<p>Bu rakamların kurtarma operasyonu devam ederken paylaşılan yaklaşık sayılar olduğu unutulmamalı. Gemideki resmî toplamın 267 olarak açıklanması nedeniyle kurtarılan, hastaneye kaldırılan ve henüz tahliye edilemeyen kişilere ilişkin kesin tablonun ortak resmî açıklamayla netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>“Henüz ulaşılamadı” ifadesi, söz konusu kişilerin tamamının kayıp veya hayatını kaybetmiş olduğu anlamına gelmiyor. Yolcuların bir bölümünün ters dönen geminin gövdesinde veya kurtarma araçlarına aktarılmayı beklediği değerlendiriliyor.</p>

<p>Yolculardan ihmal iddiası: Kaptanı uyardık</p>

<p>Kazadan kurtarılan bazı yolcular, geminin alabora olmasından önce içeriye su girdiğini fark ettiklerini ileri sürdü.</p>

<p>Yolcular, geminin su aldığını kaptana ve mürettebata bildirdiklerini ancak uyarılarının başlangıçta yeterince önemsenmediğini iddia etti.</p>

<p>Bu anlatım henüz kaptan, işletmeci şirket veya soruşturmayı yürüten makamlar tarafından doğrulanmadı. Bununla birlikte iddianın, kazaya ilişkin incelemenin en önemli başlıklarından biri olması bekleniyor.</p>

<p>Yolcu ifadelerinin doğru çıkması hâlinde şu soruların yanıtlanması gerekecek:</p>

<ul>
 <li>Geminin su aldığı ilk olarak saat kaçta fark edildi?</li>
 <li>Kaptana ve mürettebata ilk uyarı ne zaman yapıldı?</li>
 <li>Uyarının ardından geminin hangi bölümleri kontrol edildi?</li>
 <li>Su alma alarmı ve tahliye pompaları çalışıyor muydu?</li>
 <li>Geri dönme veya en yakın güvenli noktaya yönelme kararı neden alınmadı?</li>
 <li>Yolculara can yeleği giyme ve gemiyi terk etme talimatı ne zaman verildi?</li>
</ul>

<p>Kırmızı bayrak çekilmişti</p>

<p>Kazadan önce Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul, alınan hava raporları doğrultusunda bölgede denize girilmemesi gerektiğini açıklamıştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şenkul, Girne’deki bütün plajlarda kırmızı bayrak çekildiğini; yağışın saat 13.00 sıralarında şiddetlenmesinin ve rüzgârın gün boyunca etkisini sürdürmesinin beklendiğini bildirmişti.</p>

<p>Kırmızı bayrak uygulaması tek başına ticari gemi seferlerinin yasaklandığı anlamına gelmiyor. Ancak olumsuz hava ve deniz koşullarının önceden bilinmesi, FiloJet seferi için yapılan risk değerlendirmesini tartışmaya açıyor.</p>

<p>Gemi sefere çıkmadan önce meteorolojik verilerin kim tarafından değerlendirildiği, liman ve denizcilik makamlarının seyre onay verip vermediği, kaptanın hareket kararını hangi koşullarda aldığı açıklanmalı.</p>

<p>FiloJet’in teknik durumu araştırılmalı</p>

<p>Yerel basında FiloJet’in fiberglas yapıda ve eski bir gemi olduğu yönünde iddialar yer aldı. Bazı haberlerde geminin gövdesinin ağır hasar gördüğü de öne sürüldü.</p>

<p>Ancak geminin yaşına, malzemesinin deniz taşımacılığına uygunluğuna ve gövdesinin ikiye ayrıldığı iddiasına ilişkin henüz resmî bir teknik rapor yayımlanmadı.</p>

<p>Bu nedenle söz konusu iddialar kesinleşmiş bilgi olarak sunulmamalı. Kazanın nedeninin belirlenebilmesi için şu kayıtların incelenmesi gerekiyor:</p>

<ul>
 <li>Geminin son bakım ve havuzlanma tarihi</li>
 <li>Denize elverişlilik ve yolcu taşıma belgeleri</li>
 <li>Gövde ile su geçirmez bölmelerin durumu</li>
 <li>Sintine pompaları ve su alma alarmı</li>
 <li>Acil tahliye sistemleri</li>
 <li>Can yeleği ve can salı sayısı</li>
 <li>Kaptan ile mürettebatın eğitim kayıtları</li>
 <li>Geminin seyir ve haberleşme kayıtları</li>
</ul>

<p>Sahil Güvenlik 15–20 dakikada ulaştı</p>

<p>Bakan Erhan Arıklı, olayın bildirilmesinin ardından Sahil Güvenlik ve Sivil Savunma ekiplerinin harekete geçtiğini, ilk ekiplerin yaklaşık 15–20 dakika içerisinde bölgeye ulaştığını açıkladı.</p>

<p>KKTC Sağlık Bakanlığı da Girne Limanı ile devlet ve özel hastanelerde gerekli hazırlıkların tamamlandığını, mümkün olan en yüksek düzeyde sağlık personelinin görevlendirildiğini bildirdi.</p>

<p>Kurtarılan yolcuların bir bölümü sağlık kontrolü için hastanelere sevk edildi.</p>

<p>Can kaybı sayısı kesinleşmedi</p>

<p>Gazeteci Dr. Sefa Karahasan, ilk belirlemelere göre 6 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Ali Murat Başçeri de kazada yaralananlar bulunduğunu ve bazı yolcuların hastaneye sevk edildiğini açıkladı.</p>

<p>Ancak haberin hazırlandığı sırada KKTC Polisi, Sağlık Bakanlığı veya Sahil Güvenlik tarafından can kaybı sayısını kesinleştiren ayrıntılı bir açıklama yayımlanmadı.</p>

<p>Bu nedenle “6 kişi hayatını kaybetti” bilgisi şimdilik resmî teyit bekleyen bir iddia olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Şirketten açıklama bekleniyor</p>

<p>Filo Denizcilik’in kazanın nedeni, geminin teknik durumu, kaptanın aldığı kararlar ve yolcuların ihmal iddiaları hakkında ayrıntılı açıklama yapması bekleniyor.</p>

<p>Kazanın yalnızca olumsuz hava koşullarıyla açıklanıp açıklanamayacağı, geminin neden su aldığı ve acil durum prosedürlerinin zamanında uygulanıp uygulanmadığı teknik inceleme sonucunda ortaya çıkacak.</p>

<p>Kamuoyunun yanıtını beklediği temel soru ise açık:</p>

<p>Olumsuz hava koşullarının önceden bilindiği bir günde 267 kişiyi taşıyan FiloJet sefere neden çıkarıldı ve gemi su almaya başladığında tahliye neden daha erken başlatılmadı?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/girnede-267-kisilik-gemi-batti-kirmizi-bayraga-ragmen-sefer-neden-yapildi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9405.jpeg" type="image/jpeg" length="47666"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Eklem Ağrısından Mide Bulantısına: İki Baharatın Bilimsel Karnesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/eklem-agrisindan-mide-bulantisina-iki-baharatin-bilimsel-karnesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/eklem-agrisindan-mide-bulantisina-iki-baharatin-bilimsel-karnesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zerdeçal ve zencefil; iltihaplanma, eklem yakınmaları ve mide bulantısı üzerinde yarar sağlayabilecek bileşikler içeriyor. Ancak birlikte daha etkili oldukları henüz insan çalışmalarında kanıtlanmadı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Zerdeçal ve Zencefil Birlikte Tüketilirse Ne Olur?</p>

<p>Aynı bitki ailesinden gelen zerdeçal ve zencefil, mutfaktaki kullanımının yanı sıra sağlık üzerindeki olası etkileriyle de ilgi görüyor. Bilimsel araştırmalar, zencefilin bazı mide bulantısı türlerinde; zerdeçal ve kurkumin ürünlerinin ise diz kireçlenmesine bağlı ağrı ve hareket güçlüğünde destek sağlayabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Ancak iki baharatın birlikte tüketilmesinin tek başına kullanımdan daha güçlü bir etki oluşturduğu henüz nitelikli insan araştırmalarıyla kanıtlanmış değil. Uzmanlar, yemeklerde kullanılan miktarlarla yüksek yoğunluklu takviyelerin aynı şekilde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>ZENCEFİLİN ETKİSİ EN ÇOK BULANTI ÜZERİNDE ARAŞTIRILDI</p>

<p>Zencefil; gingerol, shogaol ve zingeron gibi biyolojik olarak etkin bileşikler içeriyor. Bu maddelerin sindirim sistemi hareketleri, bulantı mekanizmaları ve vücudun iltihaplanma yanıtı üzerinde etkili olabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleyici Sağlık Merkezi, zencefil takviyelerinin gebeliğe bağlı bulantının hafifletilmesine yardımcı olabileceğini bildiriyor. Ameliyat, kemoterapi veya taşıt tutmasına bağlı bulantı üzerindeki araştırma sonuçları ise aynı ölçüde tutarlı değil.</p>

<p>Nguyen Hoang Anh ve çalışma arkadaşlarının 2020 yılında yayımladığı sistematik inceleme, zencefil araştırmalarının önemli bölümünde olumlu sonuçlar bulunduğunu gösterdi. Araştırmacılar; kullanılan ürün, doz ve çalışma yöntemleri arasındaki farklılıklar nedeniyle bulguların dikkatle yorumlanması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Zencefilin bazı araştırmalarda adet sancısı ve diz kireçlenmesine bağlı yakınmaları azaltabildiği de bildirildi. Bu etkilerin doğrulanması ve uygun dozların belirlenmesi için daha geniş klinik araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>ZERDEÇAL EKLEM YAKINMALARINDA DESTEK SAĞLAYABİLİR</p>

<p>Zerdeçalın en fazla incelenen bileşeni kurkumin olarak biliniyor. Kurkuminin laboratuvar ortamında antioksidan özellik gösterdiği ve iltihaplanmayla ilişkili bazı biyolojik yolları etkileyebildiği biliniyor.</p>

<p>James Daily ve çalışma arkadaşlarının 2016 yılında randomize klinik araştırmaları değerlendirdiği sistematik inceleme ve meta-analiz, zerdeçal özleri ile kurkumin ürünlerinin eklem kireçlenmesine bağlı ağrı ve tutukluk üzerinde yarar sağlayabileceğini gösterdi.</p>

<p>İncelemeye alınan çalışmaların önemli bir kısmı küçük katılımcı gruplarıyla yürütüldü. Kullanılan ürünlerin kurkumin miktarları, tedavi süreleri ve emilim özellikleri de birbirinden farklıydı.</p>

<p>Bu nedenle zerdeçalın romatizma ilaçlarının, ağrı kesicilerin veya hekim tarafından düzenlenen tedavilerin yerine geçtiği söylenemez. Mevcut bulgular, kurkumin ürünlerinin bazı hastalarda ancak destekleyici bir seçenek olarak değerlendirilebileceğini gösteriyor.</p>

<p>BİRLİKTE KULLANILDIKLARINDA ETKİLERİ ARTIYOR MU?</p>

<p>Zerdeçal ve zencefil aynı bitki ailesinde yer alsa da farklı etkin bileşiklere sahip. Bu durum, iki baharatın iltihaplanmayla bağlantılı birden fazla biyolojik yol üzerinde birlikte etkili olabileceği düşüncesini doğurdu.</p>

<p>Xiaoqing Zhou ve çalışma arkadaşları tarafından 2022 yılında yürütülen deneysel araştırmalarda, zencefil ile zerdeçal özlerinin bazı iltihaplanma yolları üzerinde birlikte etki gösterebildiği bildirildi. Ancak bu sonuçlar ağırlıklı olarak laboratuvar ve deneysel modellere dayanıyor.</p>

<p>Laboratuvar ortamında görülen ortak etki, insanlarda daha güçlü bir sağlık yararı sağlandığını kanıtlamıyor. İki baharatın birlikte kullanımını tek tek kullanımlarıyla doğrudan karşılaştıran geniş, uzun süreli ve kontrollü insan araştırmaları henüz yeterli değil.</p>

<p>Bu nedenle karışımın hastalıkları tedavi ettiği, bağışıklığı kesin biçimde güçlendirdiği veya vücuttaki iltihabı ortadan kaldırdığı yönündeki iddiaların bilimsel karşılığı bulunmuyor.</p>

<p>KURKUMİNİN EMİLİMİ SINIRLI</p>

<p>Zerdeçaldaki kurkumin, doğal biçimiyle vücut tarafından düşük oranda emiliyor. Bazı takviye ürünlerinde emilimi artırmak amacıyla karabiberde bulunan piperin veya farklı teknolojik formüller kullanılıyor.</p>

<p>Emilimin yükselmesi yalnızca olası yararı artırmayabilir. Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleyici Sağlık Merkezi, yüksek biyoyararlanım sağlayan bazı kurkumin ürünlerinin karaciğer hasarı vakalarıyla ilişkilendirildiğini bildiriyor.</p>

<p>Bu vakalar seyrek görülse de yoğun takviyelerin gelişigüzel kullanılmaması gerekiyor. Ciltte veya gözlerde sararma, koyu renkli idrar, şiddetli halsizlik, iştahsızlık ya da geçmeyen bulantı gelişmesi durumunda ürün bırakılarak sağlık kuruluşuna başvurulması öneriliyor.</p>

<p>YEMEKTEKİ MİKTAR İLE TAKVİYE AYNI DEĞİL</p>

<p>Zerdeçal ve zencefil; çorbalara, sebze yemeklerine, yoğurda, salata soslarına veya sıcak içeceklere ölçülü miktarlarda eklenebilir. Sağlıklı yetişkinlerin çoğu için yemeklerdeki miktarlarda birlikte tüketilmeleri genellikle güvenli kabul ediliyor.</p>

<p>Kapsül, özüt, toz karışım ve yoğun içeceklerde ise etkin madde miktarı çok daha yüksek olabilir. Ürünlerin içeriği ve emilim özellikleri değişebildiği için herkes için geçerli standart bir zerdeçal-zencefil dozu bulunmuyor.</p>

<p>Takviyeler sağlıklı beslenmenin veya tıbbi tedavinin yerine kullanılmamalı. Daha fazla miktarın mutlaka daha fazla fayda sağlayacağı düşüncesi de yan etki riskini artırabilir.</p>

<p>KİMLER DİKKATLİ OLMALI?</p>

<p>Zencefil ağızdan yüksek miktarda alındığında karın rahatsızlığı, mide yanması, ishal, ağız ve boğaz tahrişine neden olabilir. Zerdeçal ve kurkumin ürünlerinde ise mide bulantısı, reflü, ishal veya kabızlık görülebilir.</p>

<p>Kan sulandırıcı ya da pıhtılaşmayı etkileyen ilaç kullananların, diyabet veya tansiyon tedavisi görenlerin takviye başlamadan önce hekimlerine danışması gerekir. Safra taşı, safra yolu hastalığı veya karaciğer sorunu bulunanlar için de kişisel tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ameliyat hazırlığındaki hastalar kullandıkları bütün bitkisel ürünleri sağlık ekibine bildirmeli. Gebelik ve emzirme döneminde yemeklerde kullanılan miktarlarla yoğun takviye dozları ayrı değerlendirilmelidir.</p>

<p>BİLİMİN VERDİĞİ DENGELİ YANIT</p>

<p>Zencefil bazı bulantı türlerinde, zerdeçal ve kurkumin ürünleri ise belirli eklem yakınmalarında destek sağlayabilir. Her iki baharat da dengeli beslenmeye renk ve aroma katan çeşitli bitkisel bileşikler içeriyor.</p>

<p>Ancak zerdeçal ve zencefil karışımının hastalıkları tedavi ettiği veya ayrı ayrı tüketilmelerinden daha etkili olduğu kanıtlanmış değil. Bilimsel verilerin bugün için desteklediği yaklaşım, bu iki baharatı yemeklerde ölçülü kullanmak ve yoğun takviyeler için sağlık uzmanına danışmak.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleyici Sağlık Merkezi</p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Sağlık Enstitüleri</p>

<p>Nutrients, zencefilin insan sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin sistematik inceleme, Nguyen Hoang Anh ve çalışma arkadaşları, 2020</p>

<p>Journal of Medicinal Food, zerdeçal özleri ve kurkuminin eklem kireçlenmesi belirtilerine etkisine ilişkin sistematik inceleme ve meta-analiz, James Daily ve çalışma arkadaşları, 2016</p>

<p>Frontiers in Pharmacology, zencefil ve zerdeçal özlerinin ortak etkilerini inceleyen deneysel araştırma, Xiaoqing Zhou ve çalışma arkadaşları, 2022</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/eklem-agrisindan-mide-bulantisina-iki-baharatin-bilimsel-karnesi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 14:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9401.jpeg" type="image/jpeg" length="78139"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Girne Açıklarında 279 Kişiyi Taşıyan Gemi Battı: Zamana Karşı Yarış]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/girne-aciklarinda-279-kisiyi-tasiyan-gemi-batti-zamana-karsi-yaris</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/girne-aciklarinda-279-kisiyi-tasiyan-gemi-batti-zamana-karsi-yaris" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Girne’de Diana Beach açıklarında yolcu ve personelle birlikte 279 kişinin bulunduğu bildirilen yolcu ve yük gemisi alabora oldu. Ters dönen geminin su üzerinde kalan bölümüne çıkan yolcuları kurtarmak için Sahil Güvenlik ekipleri ve çevredeki tekneler seferber edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Girne açıklarında deniz faciası</p>

<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Girne kenti açıklarında yüzlerce kişinin bulunduğu bir yolcu ve yük gemisi battı. Filo Denizcilik’e ait olduğu açıklanan geminin Diana Beach açıklarında alabora olarak ters döndüğü bildirildi.</p>

<p>İlk açıklamalarda gemide yolcular ve personelle birlikte yaklaşık 270 kişinin bulunduğu belirtilirken, daha sonra yayımlanan bazı haberlerde toplam sayı 279 olarak aktarıldı. Gemideki kesin kişi sayısının resmî makamların ayrıntılı açıklamasıyla netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Yolcular geminin üzerine çıktı</p>

<p>Kazanın ardından geminin tamamen suyun altına inmediği ve ters dönmüş durumdaki gövdesinin bir bölümünün su üzerinde kaldığı öğrenildi. Yolcuların bir kısmının hayatta kalabilmek için geminin su üzerinde kalan bölümüne çıktığı belirtildi.</p>

<p>Bölgeden gelen ilk bilgiler, denizde ciddi bir kurtarma mücadelesi yaşandığını gösterdi. Geminin neden battığına ilişkin henüz doğrulanmış bir açıklama yapılmadı.</p>

<p>Çok sayıda tekne kurtarma çalışmalarına katıldı</p>

<p>Girne Belediye Başkanı Murat Şenkul, Sahil Güvenlik unsurlarının yanı sıra Akgünler Denizcilik’e ait Express gemisi ile çok sayıda küçük teknenin kurtarma çalışmalarına katıldığını açıkladı.</p>

<p>Bölgeye sevk edilen ekipler, ters dönen geminin üzerinde ve denizde bulunan yolcuları güvenli şekilde tahliye etmeye çalışıyor. Kıyıda da sağlık ve acil müdahale ekiplerinin hazır bekletildiği bildiriliyor.</p>

<p>Bakan Arıklı: Gemi ters dönmüş durumda</p>

<p>KKTC Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı da geminin ters dönmüş durumda olduğunu ve kurtarma çalışmalarının devam ettiğini bildirdi.</p>

<p>Olayın ardından bölgedeki bütün imkânların kurtarma operasyonu için harekete geçirildiği kaydedildi. Yolcuların sağlık durumları, kurtarılan kişi sayısı ve olası kayıplara ilişkin resmî açıklama bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Can kaybına ilişkin açıklama bekleniyor</p>

<p>Haberin hazırlandığı sırada can kaybı veya yaralı sayısı hakkında teyit edilmiş kesin bir bilgi paylaşılmadı. Bu nedenle sosyal medyada dolaşıma giren doğrulanmamış kayıp ve yaralı sayılarına temkinli yaklaşılması gerekiyor.</p>

<p>Geminin sefer bilgileri, batmasına neden olan koşullar ve taşıdığı yolcu sayısındaki farklılıkların yürütülecek inceleme sonucunda açıklığa kavuşması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/girne-aciklarinda-279-kisiyi-tasiyan-gemi-batti-zamana-karsi-yaris</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 13:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9398.jpeg" type="image/jpeg" length="18911"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bulancak’ta Fındık İşçilerini Taşıyan Araç Devrildi: 5’i Ağır 14 Yaralı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/bulancakta-findik-iscilerini-tasiyan-arac-devrildi-5i-agir-14-yarali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/bulancakta-findik-iscilerini-tasiyan-arac-devrildi-5i-agir-14-yarali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bulancak’ın Duttepe köyünde fındık işçilerini taşıyan aracın kontrolden çıkarak yan yatması sonucu 14 kişi yaralandı. Yaralılardan 5’inin sağlık durumunun ağır olduğu bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Giresun’un Bulancak ilçesinde fındık işçilerini taşıyan kasalı transit aracın devrilmesiyle sonuçlanan trafik kazası meydana geldi.</p>

<p>Kaza, Duttepe Köyü Merkez Küme Evleri mevkisinde yaşandı. Edinilen ilk bilgilere göre seyir halindeki aracın fren sisteminde sorun meydana geldi. Sürücüsünün direksiyon hâkimiyetini kaybettiği araç kontrolden çıkarak yan yattı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araçtaki 14 Kişi Yaralandı</p>

<p>Kazanın ardından çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sağlık, itfaiye ve güvenlik ekipleri yönlendirildi. Araçta bulunan 14 kişinin tamamının yaralandığı belirlendi.</p>

<p>Bulancak Belediyesi İtfaiye ekipleri, yaralıların araçtan çıkarılması ve güvenli bölgeye alınması için çalışma yürüttü. Sağlık ekipleri tarafından ilk müdahaleleri olay yerinde yapılan yaralılar hastanelere sevk edildi.</p>

<p>İlk değerlendirmelere göre yaralılardan 5’inin durumunun ağır, diğer 9 kişinin sağlık durumunun ise daha iyi olduğu öğrenildi.</p>

<p>Kazanın Nedeni Araştırılıyor</p>

<p>Aracın freninin boşaldığı yönündeki iddia üzerinde durulurken, kazanın kesin nedeni yapılacak teknik incelemenin ardından belirlenecek. Güvenlik güçleri olayla ilgili soruşturma başlattı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/bulancakta-findik-iscilerini-tasiyan-arac-devrildi-5i-agir-14-yarali</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 13:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9395.jpeg" type="image/jpeg" length="35585"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Troponin Testlerinde Kalp Krizi İçin Kadın ve Erkekte Farklı Eşik Önerisi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/troponin-testlerinde-kalp-krizi-icin-kadin-ve-erkekte-farkli-esik-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/troponin-testlerinde-kalp-krizi-icin-kadin-ve-erkekte-farkli-esik-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uluslararası kardiyoloji kuruluşlarının yayımladığı yeni kalp krizi tanımı, hastalığı üç ana grupta ele alıyor ve kadınlarda cinsiyete özgü troponin eşiklerinin kullanılmasını öne çıkarıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Kalp Krizi Tanımı Değişti: Kadınlar İçin Yeni Troponin Yaklaşımı</p>

<p>Kalp krizinin tanısı ve sınıflandırılmasında dünya genelinde kullanılan temel bilimsel çerçeve yenilendi. Avrupa ve ABD’nin önde gelen kardiyoloji kuruluşlarının hazırladığı Beşinci Evrensel Miyokard Enfarktüsü Tanımı, 2026 yılında yayımlanarak 2018’den bu yana kullanılan sistemin yerini almaya başladı.</p>

<p>Yeni belgede miyokard enfarktüsü, yani kalp krizi, oluş mekanizmasına göre daha sade ve klinik kullanıma dönük bir yapıda ele alınıyor. Değişikliklerin özellikle troponin testlerinin değerlendirilmesi, kadınlarda tanı eşikleri ve kalp damarlarında ciddi tıkanıklık bulunmayan hastaların incelenmesi üzerinde etkili olması bekleniyor.</p>

<p>Beş ayrı tip yerine daha sade sınıflandırma</p>

<p>Önceki evrensel tanımda kalp krizleri Tip 1, Tip 2, Tip 3, Tip 4 ve Tip 5 gibi farklı gruplara ayrılıyordu.</p>

<p>Yeni yaklaşımda ise sınıflandırmanın daha doğrudan biçimde hastalığın nasıl geliştiğini anlatması hedefleniyor. Kalp krizleri temel olarak primer, sekonder ve tıbbi işlemlerle ilişkili miyokard enfarktüsü başlıkları altında değerlendiriliyor.</p>

<p>Primer grupta yalnızca klasik damar içi pıhtı oluşumu değil, koroner damarın kendiliğinden yırtılması, damar spazmı ve kalp damarına pıhtı taşınması gibi farklı mekanizmaların da daha açık biçimde tanımlanması amaçlanıyor.</p>

<p>Bu değişiklik, aynı laboratuvar bulgusuna sahip iki hastanın aslında birbirinden tamamen farklı nedenlerle kalp krizi geçirebileceğinin daha net biçimde dikkate alınmasını sağlıyor.</p>

<p>Kadınlarda troponin değerleri için önemli değişiklik</p>

<p>Yeni belgenin klinik uygulamada en fazla tartışılması beklenen bölümlerinden biri yüksek duyarlıklı kardiyak troponin testleriyle ilgili.</p>

<p>Troponin, kalp kası hücrelerinde hasar oluştuğunda kana geçen bir proteindir. Günümüzde acil servise göğüs ağrısıyla başvuran hastalarda kalp krizinin değerlendirilmesinde en önemli laboratuvar testlerinden biri olarak kullanılıyor.</p>

<p>Yeni tanım, kullanılan test sistemi için uygun olduğunda kadınlar ve erkeklerde cinsiyete özgü 99. persentil troponin sınırlarının dikkate alınmasını destekliyor.</p>

<p>Bunun nedeni sağlıklı kadınlarda normal troponin düzeylerinin erkeklerden daha düşük olabilmesi. Kadın ve erkek için tek bir ortak üst sınır kullanılması bazı kadınlarda kalp kası hasarının tanınmasını zorlaştırabiliyor.</p>

<p>Cinsiyete özgü eşiklerin kullanılması, özellikle sınırda troponin değerleri bulunan kadınlarda tanısal değerlendirmeyi etkileyebilir.</p>

<p>Tek başına yüksek troponin kalp krizi anlamına gelmiyor</p>

<p>Yeni tanımın altını çizdiği önemli noktalardan biri de kalp kası hasarı ile kalp krizinin aynı durum olmadığı.</p>

<p>Troponin yüksekliği kalp kasında hasar bulunduğunu gösterebilir. Ancak hastaya kalp krizi tanısı konulabilmesi için klinik bulgular, elektrokardiyografi, görüntüleme ve gerektiğinde koroner damar incelemeleriyle birlikte kalp kasında iskemi bulunduğuna ilişkin kanıt aranıyor.</p>

<p>Ağır enfeksiyonlar, ciddi kansızlık, hızlı ritim bozuklukları, böbrek hastalıkları ve ağır sistemik hastalıklar da troponin seviyesini yükseltebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle yeni sistem, yalnızca laboratuvar değerine bakılarak kalp krizi tanısı konulmasının önüne geçmeyi amaçlıyor.</p>

<p>MINOCA artık son tanı olarak görülmüyor</p>

<p>Yeni belgede koroner damarlarında büyük bir tıkanıklık bulunmamasına rağmen kalp krizi bulguları gösteren hastaların değerlendirilmesine de özel yer veriliyor.</p>

<p>Bu hastalar uzun süredir MINOCA olarak adlandırılan klinik grupta değerlendiriliyordu. Yeni yaklaşım bu kavramı nihai tanıdan çok, altta yatan nedeni bulmaya yönelten geçici bir çalışma tanısı olarak ele alıyor.</p>

<p>Bu hastalarda kalp kası MR’ı, ayrıntılı koroner görüntüleme ve damar fonksiyonlarını değerlendiren yöntemlerle gerçek nedenin araştırılması gerekebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Koroner damar spazmı, küçük damar hastalığı, damar yırtılması veya damar içerisine başka bir bölgeden pıhtı gelmesi aynı klinik tabloya yol açabiliyor.</p>

<p>Bu ayrım tedavi açısından önemli. Çünkü her mekanizma aynı ilaçlarla ve aynı yöntemlerle tedavi edilmiyor.</p>

<p>Tanıdaki değişiklik tedaviyi de etkileyebilir</p>

<p>Yeni sınıflandırmanın amacı yalnızca kalp krizlerinin isimlerini değiştirmek değil.</p>

<p>Kalp krizinin hangi mekanizmayla geliştiğinin daha doğru belirlenmesi, hastaya uygulanacak tedavinin seçimini de etkileyebilir.</p>

<p>Damar içerisindeki aterosklerotik plağın yırtılmasıyla gelişen kalp krizinde uygulanan tedavi ile ağır enfeksiyon, ciddi kansızlık veya başka bir hastalığın kalbin oksijen ihtiyacını artırması sonucu ortaya çıkan kalp kası hasarının yönetimi aynı olmayabilir.</p>

<p>Bu nedenle yeni tanım, laboratuvar sonucu merkezli değerlendirmeden mekanizma merkezli değerlendirmeye geçişi güçlendiriyor.</p>

<p>Kadınlarda tanı farkı neden gündemde?</p>

<p>Kadınlarda kalp krizinin tanınmasının bazı durumlarda erkeklere göre daha güç olabildiği uzun süredir araştırılıyor.</p>

<p>Bunun nedenlerinden biri laboratuvar eşiklerinin kadın ve erkeklerdeki biyolojik farklılıkları yeterince yansıtmaması olabilir.</p>

<p>Yeni yaklaşım, uygun yüksek duyarlıklı troponin testlerinde cinsiyete özgü sınırların kullanılmasını destekleyerek bu farkı azaltmayı amaçlıyor.</p>

<p>Ancak troponin sınırındaki değişiklik tek başına kalp krizi tanısı anlamına gelmiyor. Hastanın şikâyetleri, elektrokardiyografi bulguları, troponinin zaman içindeki yükselme veya düşme biçimi ve diğer klinik veriler birlikte değerlendirilmek zorunda.</p>

<p>Türkiye’de ne değişebilir?</p>

<p>Yeni evrensel tanımın uluslararası kardiyoloji kılavuzlarına, laboratuvar uygulamalarına ve hastane protokollerine yansıması Türkiye açısından da yakından izlenecek.</p>

<p>Türkiye’deki birçok hastanede yüksek duyarlıklı troponin testleri kullanılıyor. Cinsiyete özgü referans sınırlarının yaygınlaşması halinde laboratuvar raporlama sistemlerinin ve acil servis algoritmalarının yeniden değerlendirilmesi gündeme gelebilir.</p>

<p>Kardiyoloji ve acil tıp kliniklerinde kalp krizi sınıflandırmasının değişmesi; tanı kodlamalarından klinik araştırmalara, hastane kayıtlarından sağlık istatistiklerine kadar geniş bir alanı etkileyebilir.</p>

<p>En belirgin değişikliklerden biri ise koroner damarlarında ciddi tıkanıklık bulunmayan hastalarda neden araştırmasının daha sistematik hale gelmesi olabilir.</p>

<p>Yeni sistemin günlük pratiğe ne ölçüde ve hangi hızda yansıyacağı ulusal kardiyoloji kuruluşlarının, laboratuvarların ve sağlık otoritelerinin uygulama kararlarına bağlı olacak.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<ol>
 <li>Avrupa Kardiyoloji Derneği</li>
 <li>Amerikan Kardiyoloji Koleji</li>
 <li>Amerikan Kalp Derneği</li>
 <li>Dünya Kalp Federasyonu</li>
 <li>Journal of the American College of Cardiology, Beşinci Evrensel Miyokard Enfarktüsü Tanımı, DOI: 10.1016</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/troponin-testlerinde-kalp-krizi-icin-kadin-ve-erkekte-farkli-esik-onerisi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9393.jpeg" type="image/jpeg" length="72190"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzonspor’dan Mohamed Touré İçin Resmî Teklif! Norwich’e Transfer Baskısı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-mohamed-toure-icin-resmi-teklif-norwiche-transfer-baskisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-mohamed-toure-icin-resmi-teklif-norwiche-transfer-baskisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzonspor, Norwich City formasıyla Burnley karşısında iki gol atan Mohamed Touré için resmî teklif yaptı. İngiliz ekibi genç golcüyü bırakmaya sıcak bakmazken bordo-mavililerin görüşmeleri hızlandırdığı öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzonspor’da Mohamed Touré Hareketliliği</p>

<p>Trabzonspor, hücum hattını güçlendirmek için transfer çalışmalarına hız verdi. Bordo-mavili kulübün Norwich City’de forma giyen 22 yaşındaki santrfor Mohamed Touré için İngiliz ekibine resmî teklif sunduğu iddia edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Transfer gelişmesini duyuran gazeteci Rudy Galetti, Norwich City’nin mevcut aşamada başarılı oyuncuyla yollarını ayırmaya sıcak bakmadığını aktardı. Trabzonspor yönetiminin ise transferi sonuçlandırabilmek için temaslarını yoğunlaştırdığı belirtildi.</p>

<p>Burnley Maçında İki Gol Attı</p>

<p>Mohamed Touré, Norwich City’nin Championship’te Burnley’i 4-1 mağlup ettiği karşılaşmanın öne çıkan isimlerinden biri oldu. Mücadeleye ilk 11’de başlayan genç forvet, 2. ve 21. dakikalarda attığı gollerle takımının galibiyetinde önemli rol oynadı.</p>

<p>Touré’nin bu performansı, transfer görüşmelerinin sürdüğü bir dönemde Norwich City yönetiminin elini güçlendirdi. İngiliz kulübünün uzun süreli sözleşmesi bulunan futbolcuyu kadroda tutmak istediği ifade ediliyor.</p>

<p>Trabzonspor Görüşmeleri Hızlandırdı</p>

<p>Haberde, Norwich City’nin ayrılığa sıcak bakmamasına rağmen Trabzonspor’un oyuncuyu kadrosuna katmakta ısrarcı olduğu kaydedildi. Bordo-mavili yönetimin, transfer sürecinde ilerleme sağlamak amacıyla gün içerisinde birden fazla görüşme yapmayı planladığı ileri sürüldü.</p>

<p>Teklifin mali ayrıntıları ve olası transfer modeli konusunda ise henüz doğrulanmış bir bilgi paylaşılmadı. Kulüplerden de görüşmelere ilişkin resmî açıklama gelmedi.</p>

<p>Mohamed Touré Kimdir?</p>

<p>26 Mart 2004 tarihinde Gine’nin başkenti Konakri’de dünyaya gelen Mohamed Touré, Avustralya Millî Takımı’nı temsil ediyor. Santrforun yanı sıra hücum hattının farklı bölgelerinde görev yapabilen oyuncu; Adelaide United, Reims, Paris FC ve Randers formaları giydi.</p>

<p>Şubat 2026’da Randers’tan Norwich City’ye transfer olan Touré, İngiliz kulübüyle 2030 yılına kadar sözleşme imzaladı. Hızı, savunma arkasına yaptığı koşular ve ceza sahasındaki bitiriciliğiyle dikkat çeken genç futbolcu, Avrupa kulüplerinin de transfer listesinde bulunuyor.</p>

<p>Trabzonspor ile Norwich City arasındaki görüşmelerin sonucunu yapılacak yeni pazarlıkların belirlemesi bekleniyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Rudy Galetti</li>
 <li>Norwich City</li>
 <li>Sky Sports</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/trabzonspordan-mohamed-toure-icin-resmi-teklif-norwiche-transfer-baskisi</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 12:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9389.jpeg" type="image/jpeg" length="14264"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kıbrıs’taki Feci Kazadan Bir Acı Haber Daha: Mehmet Kırlar Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kibristaki-feci-kazadan-bir-aci-haber-daha-mehmet-kirlar-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kibristaki-feci-kazadan-bir-aci-haber-daha-mehmet-kirlar-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Ziyamet-Bağlar bölgesinde meydana gelen trafik kazasında ağır yaralanan 72 yaşındaki Mehmet Kırlar, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Kazadaki can kaybı ikiye yükseldi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde 29 Ağustos’ta meydana gelen trafik kazasından bir acı haber daha geldi.</p>

<p>Polisten verilen bilgiye göre kaza, Ziyamet’te Bağlar mevkisindeki virajda meydana geldi. Kazada ağır yaralanan MP 494 plakalı aracın sürücüsü 72 yaşındaki Mehmet Kırlar, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldı.</p>

<p>Yoğun bakım servisinde tedavi altına alınan Kırlar, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.</p>

<p>Can kaybı ikiye yükseldi</p>

<p>Aynı kazada 62 yaşındaki Günay Kırlar da yaşamını yitirmişti. Mehmet Kırlar’ın ölümünün ardından kazadaki can kaybı ikiye yükseldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Polis, kazanın nasıl meydana geldiğinin belirlenmesi amacıyla başlatılan soruşturmanın sürdüğünü bildirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kibristaki-feci-kazadan-bir-aci-haber-daha-mehmet-kirlar-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 10:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9366.jpeg" type="image/jpeg" length="75839"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajları 2026: En Güzel Sözler]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/30-agustos-zafer-bayrami-mesajlari-2026-en-guzel-sozler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/30-agustos-zafer-bayrami-mesajlari-2026-en-guzel-sozler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[30 Ağustos Zafer Bayramı mesajları 2026 listesi burada! Anlamlı, kısa, resimli ve kurumsal kutlama sözlerinden dilediğinizi hemen kopyalayın.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>EN GÜZEL 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI MESAJLARI</p>

<p>1. 30 Ağustos, milletimizin bağımsızlığından hiçbir koşulda vazgeçmeyeceğini bütün dünyaya ilan ettiği gündür. Büyük Zafer’in 104’üncü yılı kutlu olsun!</p>

<p>2. Bir milletin inancı vatan sevgisiyle birleştiğinde aşamayacağı hiçbir engel yoktur. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!</p>

<p>3. 30 Ağustos 1922’de yazılan destan, bugün özgürce attığımız her adımda yaşamaya devam ediyor. Zafer Bayramımız kutlu olsun!</p>

<p>4. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bağımsızlığımız uğruna mücadele eden bütün kahramanlarımızı minnetle anıyoruz. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.</p>

<p>5. Bu topraklarda özgürce dalgalanan ay yıldızlı bayrağımız, 30 Ağustos’ta gösterilen eşsiz cesaretin emanetidir. Büyük Zafer kutlu olsun!</p>

<p>6. 30 Ağustos; umutsuzluğun umuda, esaretin bağımsızlığa ve mücadelenin zafere dönüştüğü tarihtir. Zafer Bayramımız kutlu olsun!</p>

<p>7. Büyük Zafer’in ışığı yolumuzu, Atatürk’ün bağımsızlık ideali geleceğimizi aydınlatmaya devam etsin. 30 Ağustos kutlu olsun!</p>

<p>8. Birlik olduğumuzda neleri başarabileceğimizi gösteren 30 Ağustos Zaferi’nin 104’üncü yıl dönümünü gurur ve coşkuyla kutluyoruz.</p>

<p>9. Zafer yalnızca bir meydan muharebesinin sonucu değil, bağımsız ve onurlu yaşama iradesinin eseridir. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!</p>

<p>10. 30 Ağustos, Türk milletinin tarih sahnesine attığı silinmez bir bağımsızlık imzasıdır. Büyük Zafer’in yıl dönümü kutlu olsun!</p>

<p>11. Atatürk’ün önderliğinde kazanılan Büyük Zafer’in gururunu ilk günkü heyecanla taşıyoruz. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!</p>

<p>12. Geçmişten aldığımız cesaret, bugün taşıdığımız sorumluluk ve geleceğe duyduğumuz güvenle 30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutluyoruz.</p>

<p>13. Vatanı için mücadele eden kahramanların emaneti, birlik ve beraberlik içinde sonsuza kadar yaşayacaktır. 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun!</p>

<p>14. 104 yıl önce yakılan bağımsızlık meşalesi, bugün milyonların yüreğinde aynı gururla yanıyor. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!</p>

<p>15. 30 Ağustos’un coşkusu, ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde birleşen herkesin yüreğini umut ve gururla doldursun.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>16. Bugün yalnızca büyük bir zaferi değil, özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı ve ortak geleceğimizi de kutluyoruz. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!</p>

<p>17. Dumlupınar’dan yükselen zaferin sesi, bağımsızlığımıza sahip çıkma kararlılığımızda yaşamaya devam ediyor. 30 Ağustos kutlu olsun!</p>

<p>18. Bize bağımsız bir vatan bırakan kahramanlarımızın aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz. Büyük Zafer’in 104’üncü yılı kutlu olsun.</p>

<p>19. 30 Ağustos; cesaretin, fedakârlığın ve sarsılmaz vatan sevgisinin ortak adıdır. Zafer Bayramımız kutlu olsun!</p>

<p>20. Gökyüzünde özgürce dalgalanan bayrağımıza baktığımız her an, Büyük Zafer’in kahramanlarını minnetle hatırlıyoruz. 30 Ağustos kutlu olsun!</p>

<p>21. Bağımsızlığımıza uzanan yolu açan kararlılığı gelecek kuşaklara aktarmaya devam edeceğiz. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!</p>

<p>22. Büyük Taarruz’u zafere ulaştıran irade, milletimizin bağımsızlık yolundaki en güçlü pusulası olmaya devam edecektir. 30 Ağustos kutlu olsun!</p>

<p>23. 30 Ağustos, tarihimizin en parlak sayfalarından ve geleceğe bırakacağımız en değerli bağımsızlık miraslarından biridir. Bayramımız kutlu olsun!</p>

<p>24. Zaferin gururu yüreğimizde, ay yıldızlı bayrağımız gökyüzünde sonsuza kadar yaşasın. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!</p>

<p>25. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!</p>

<p><br />
KISA VE RESİMLİ PAYLAŞIM İÇİN 30 AĞUSTOS SÖZLERİ</p>

<p>1. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun! 🇹🇷</p>

<p>2. Zaferin 104’üncü yılında aynı gurur, aynı heyecan!</p>

<p>3. 30 Ağustos: Bağımsızlığın ve cesaretin zaferi.</p>

<p>4. Büyük Zafer’in ışığı hiç sönmesin! 🇹🇷</p>

<p>5. Zafer bizim, gurur hepimizin! 30 Ağustos kutlu olsun.</p>

<p><br />
KURUMSAL VE RESMÎ 30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI MESAJLARI</p>

<p>1. Milletimizin bağımsızlık iradesini bütün dünyaya gösterdiği 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104’üncü yıl dönümünü gurur ve coşkuyla kutluyoruz.</p>

<p>2. 30 Ağustos 1922’de kazanılan Büyük Zafer’in yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.</p>

<p>3. Bağımsızlık mücadelemizin eşsiz bir zaferle taçlandığı 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor; milletimize birlik, beraberlik, huzur ve esenlik diliyoruz.</p>

<p>4. Aziz milletimizin vatan sevgisi, cesareti ve fedakârlığıyla kazanılan Büyük Zafer’in 104’üncü yıl dönümü kutlu olsun.</p>

<p>5. Cumhuriyetimizin kuruluşuna giden yolu açan 30 Ağustos Zaferi’nin yıl dönümünü büyük bir gururla kutluyor, bağımsızlık mücadelemizin bütün kahramanlarını saygıyla anıyoruz. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🎗️ Özel Günler</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/30-agustos-zafer-bayrami-mesajlari-2026-en-guzel-sozler</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 10:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9321-1.jpeg" type="image/jpeg" length="95572"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karnıyarık Nasıl Yapılır? Tam Ölçülü Geleneksel Tarif]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/karniyarik-nasil-yapilir-tam-olculu-geleneksel-tarif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/karniyarik-nasil-yapilir-tam-olculu-geleneksel-tarif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Patlıcan ve kıymalı harçla hazırlanan karnıyarığın dağılmaması ve fazla yağ çekmemesi, doğru kızartma ile fırın süresine bağlı. Ölçülü iç harç, sos ve saklama ayrıntıları tarifte.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Karnıyarık Nasıl Yapılır? Patlıcanı Dağılmayan Tam Ölçülü Tarif</p>

<p>Karnıyarık; kızartılan veya fırında yumuşatılan patlıcanların kıymalı domates harcıyla doldurulmasıyla hazırlanan, Türk mutfağının en bilinen ana yemeklerinden biri. Tarifin başarısını patlıcan seçimi, yağın sıcaklığı ve iç harcın kıvamı belirliyor.</p>

<p>Yağ yeterince ısınmadan kızartılan patlıcanlar fazla yağ çekebiliyor. Gereğinden uzun pişirilen patlıcanlar ise içleri doldurulurken parçalanabiliyor. Harcın fazla kuru hazırlanması da yemeğin fırından lezzetsiz ve susuz çıkmasına yol açabiliyor.</p>

<p>TARİF KARTI</p>

<ul>
 <li>Kaç kişilik: 6 kişilik</li>
 <li>Hazırlık süresi: 25 dakika</li>
 <li>Tuzda bekletme süresi: 20 dakika</li>
 <li>Ocakta pişirme süresi: 25 dakika</li>
 <li>Fırın süresi: 25–30 dakika</li>
 <li>Toplam süre: Yaklaşık 1 saat 30 dakika</li>
 <li>Pişirme yöntemi: Tavada ve fırında</li>
 <li>Fırın sıcaklığı: 190 derece</li>
 <li>Zorluk düzeyi: Orta</li>
 <li>Temel ekipman: Geniş tava, fırın kabı, keskin bıçak</li>
</ul>

<p>KARNIYARIK İÇİN MALZEMELER</p>

<ul>
 <li>6 orta boy kemer patlıcanı (yaklaşık 1,2 kg)</li>
 <li>400 g orta yağlı dana kıyma</li>
 <li>2 orta boy kuru soğan (yaklaşık 200 g)</li>
 <li>3 adet sivri biber (yaklaşık 100 g)</li>
 <li>2 orta boy domates (yaklaşık 300 g)</li>
 <li>3 diş sarımsak (yaklaşık 10 g)</li>
 <li>20 g domates salçası</li>
 <li>30 ml zeytinyağı</li>
 <li>1 çay kaşığı tuz</li>
 <li>Yarım çay kaşığı karabiber</li>
 <li>Yarım çay kaşığı kimyon; isteğe bağlı</li>
 <li>Yarım çay kaşığı pul biber; isteğe bağlı</li>
 <li>Yarım demet maydanoz (yaklaşık 20 g)</li>
</ul>

<p>PATLICANLARI KIZARTMAK İÇİN</p>

<ul>
 <li>Yaklaşık 250 ml ayçiçek yağı</li>
 <li>1 litre su</li>
 <li>15 g tuz</li>
</ul>

<p>ÜZERİ İÇİN</p>

<ul>
 <li>1 orta boy domates</li>
 <li>2 adet sivri biber</li>
</ul>

<p>SALÇALI SOS İÇİN</p>

<ul>
 <li>15 g domates salçası</li>
 <li>300 ml sıcak su</li>
 <li>1 yemek kaşığı zeytinyağı (15 ml)</li>
 <li>Bir tutam tuz</li>
</ul>

<p>KARNIYARIK NASIL YAPILIR?</p>

<ol>
 <li>Patlıcanları yıkayıp kurulayın. Saplarını tamamen kesmeden üzerlerindeki sert yaprakları temizleyin.</li>
 <li>Patlıcanları uzunlamasına, bir şerit kabuk kalacak biçimde alacalı soyun. Her patlıcanın ortasına, uçlarına ulaşmayacak şekilde sığ bir çizik atın.</li>
 <li>Su ile 15 g tuzu geniş bir kapta karıştırın. Patlıcanları tuzlu suya alın ve üzerlerine tabak kapatarak suyun altında kalmalarını sağlayın.</li>
 <li>Patlıcanları yaklaşık 20 dakika bekletin. Ardından sudan çıkarıp durulayın ve kâğıt havluyla tamamen kurulayın. Islak patlıcan, sıcak yağda ciddi sıçramaya neden olabilir.</li>
 <li>Kızartma yağını geniş tavada orta-yüksek ateşte ısıtın. Yağın yaklaşık 170–175 dereceye ulaşması uygundur.</li>
 <li>Patlıcanları tavayı kalabalıklaştırmadan, aralıklarla çevirerek 6–8 dakika kızartın. Her tarafı hafifçe renk almalı ve içi yumuşamaya başlamalıdır.</li>
 <li>Patlıcanları yağdan çıkarıp tel ızgaraya veya kâğıt havlu üzerine alın. Tamamen ezilecek kadar yumuşatmayın; fırında pişmeye devam edeceklerdir.</li>
 <li>İç harç için soğanları küçük küpler hâlinde doğrayın. Biberleri ince kesin, sarımsakları kıyın ve domatesleri kabuklarını soyarak küp doğrayın.</li>
 <li>Zeytinyağını ayrı bir tavada orta ateşte ısıtın. Soğanları ekleyerek renk aldırmadan 4–5 dakika yumuşatın.</li>
 <li>Biberleri ve sarımsakları ekleyip 2 dakika daha pişirin. Kıymayı tavaya alın ve topaklarını spatulayla ayırın.</li>
 <li>Kıymayı rengi tamamen değişip bıraktığı su büyük ölçüde çekilinceye kadar yaklaşık 7–8 dakika pişirin.</li>
 <li>Domates salçasını ekleyip bir dakika kavurun. Doğranmış domatesleri, tuzu, karabiberi ve isteğe bağlı baharatları ilave edin.</li>
 <li>Harcı orta-kısık ateşte 8–10 dakika pişirin. Karışım sulu olmamalı; ancak tamamen kuruyup dağılacak hâle de gelmemelidir.</li>
 <li>Ocağı kapatın. İnce kıyılmış maydanozu ekleyip karıştırın. Harcı birkaç dakika dinlendirin.</li>
 <li>Kızaran patlıcanları fırın kabına tek sıra hâlinde yerleştirin. Önceden açtığınız çizikleri kaşığın arkasıyla dikkatlice genişletin.</li>
 <li>Patlıcanların iç kısmına çok az tuz serpin. Kıymalı harcı altı eşit porsiyona ayırarak patlıcanların içine doldurun.</li>
 <li>Her patlıcanın üzerine bir domates dilimi ve bir parça sivri biber yerleştirin.</li>
 <li>Sos için domates salçasını sıcak su, zeytinyağı ve tuzla pürüzsüzleşinceye kadar karıştırın.</li>
 <li>Salçalı sosu harcın üzerine değil, fırın kabının kenarından tabana dökün. Sosun patlıcanların yarı yüksekliğini geçmemesi gerekir.</li>
 <li>Karnıyarıkları önceden ısıtılmış 190 derece fırında 25–30 dakika pişirin. Üzerindeki domates ve biberler yumuşadığında yemeği fırından çıkarın.</li>
 <li>Karnıyarıkları servis etmeden önce 10 dakika dinlendirin. Bu süre patlıcanların ve iç harcın toparlanmasına yardımcı olur.</li>
</ol>

<p>KARNIYARIĞIN PÜF NOKTALARI</p>

<ul>
 <li>İnce, düzgün biçimli ve birbirine yakın büyüklükteki kemer patlıcanları eşit sürede pişer.</li>
 <li>Çok iri ve çekirdekli patlıcanlar daha fazla yağ çekebilir ve acımsı bir tat bırakabilir.</li>
 <li>Patlıcanları tuzlu sudan çıkardıktan sonra mutlaka tamamen kurulayın.</li>
 <li>Yağ yeterince ısınmadan patlıcanları tavaya koymayın. Düşük sıcaklık daha fazla yağ çekmelerine yol açabilir.</li>
 <li>Patlıcanları kızartırken sürekli çevirmeyin. Yüzeyleri sabitlendikten sonra dikkatlice döndürün.</li>
 <li>Kıymalı harcı yüksek ateşte kurutmayın. Domatesli harç hafif sulu kalmalı; fakat patlıcanın içinden akmamalıdır.</li>
 <li>Maydanozu ocak kapatıldıktan sonra eklemek renginin ve aromasının daha iyi korunmasını sağlar.</li>
 <li>Patlıcanları açarken bıçağı tabana kadar indirmeyin. Derin kesik patlıcanın ikiye ayrılmasına neden olabilir.</li>
 <li>Salçalı sosu doğrudan harcın üzerine dökmek harcı dağıtabilir. Sosu kabın kenarından ekleyin.</li>
 <li>Yemeği fırından çıkarır çıkarmaz servis etmek yerine kısa süre dinlendirin.</li>
</ul>

<p>FIRINDA DAHA AZ YAĞLI KARNIYARIK</p>

<p>Patlıcanları hazırlayıp tuzlu suda beklettikten sonra iyice kurulayın. Her taraflarına toplam 30 ml zeytinyağı sürün.</p>

<p>Patlıcanları yağlı kâğıt serilmiş tepsiye dizin. Önceden ısıtılmış 210 derece fırında, pişmenin ortasında çevirerek 25–35 dakika yumuşatın.</p>

<p>Fırında yumuşatılan patlıcanları aynı kıymalı harçla doldurun. Sosunu ekledikten sonra 190 derece fırında 20–25 dakika daha pişirin.</p>

<p>Bu yöntem geleneksel kızartmayla aynı dokuyu vermeyebilir; ancak patlıcanların çektiği yağ miktarını azaltır.</p>

<p>UYGUN MALZEME İKAMELERİ</p>

<p>Dana kıyma yerine aynı miktarda dana-kuzu karışık kıyma kullanılabilir. Kuzu kıyma yemeğe daha yoğun bir aroma verir.</p>

<p>Taze domates yerine 250 g süzülmüş konserve doğranmış domates kullanılabilir. Konserve ürün tuzluysa tarifteki tuz azaltılmalıdır.</p>

<p>Sivri biber yerine çarliston biber tercih edilebilir. Acı tat isteniyorsa biberlerin bir bölümü acı biberle değiştirilebilir.</p>

<p>Maydanoz kullanılmayabilir; ancak iç harcın taze aroması azalır.</p>

<p>SERVİS ÖNERİSİ</p>

<p>Karnıyarığı sıcak veya ılık olarak servis edin. Yanında sade pirinç pilavı, bulgur pilavı, cacık ya da yoğurt sunulabilir.</p>

<p>Servis sırasında fırın kabındaki salçalı sostan patlıcanların üzerine gezdirilebilir. Patlıcanların parçalanmaması için geniş bir servis spatulası kullanın.</p>

<p>SAKLAMA VE YENİDEN ISITMA</p>

<p>Karnıyarık oda sıcaklığında iki saatten uzun bekletilmemelidir. İlk sıcaklığı geçtikten sonra kapalı bir kaba aktarılıp buzdolabına kaldırılmalıdır.</p>

<p>Buzdolabında 3 gün saklanabilir. Yeniden ısıtmak için yalnızca tüketilecek porsiyonu 180 derece fırında 12–15 dakika veya kapaklı tavada kısık ateşte ısıtın.</p>

<p>Kıyma içeren harcın tamamen piştiğinden emin olun. Mutfak termometresi kullanılıyorsa kıymanın merkez sıcaklığı en az 71 dereceye ulaşmalıdır.</p>

<p>Karnıyarık tamamen soğuduktan sonra porsiyonlanarak 2 aya kadar dondurulabilir. Buzdolabında çözdürülmeli, iyice ısıtılmalı ve yeniden dondurulmamalıdır. Çözüldükten sonra patlıcanın dokusu yumuşayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>SIK YAPILAN HATALAR</p>

<p>Patlıcanların fazla yağ çekmesi: Yağın yeterince sıcak olmaması veya patlıcanların iyi kurulanmaması yağ emilimini artırabilir.</p>

<p>Patlıcanların dağılması: Fazla kızartmak, çok derin kesmek veya fırında gereğinden uzun tutmak patlıcanları parçalayabilir.</p>

<p>İç harcın kuru kalması: Kıymanın yüksek ateşte uzun süre kavrulması ve domatesin az kullanılması harcı kurutabilir.</p>

<p>Yemeğin fazla sulu olması: Domateslerin suyunun çektirilmemesi veya sosun gereğinden fazla eklenmesi tabanda fazla sıvı bırakabilir.</p>

<p>Harcın patlıcandan taşması: Patlıcanın içini aşırı doldurmayın. Harç fırında ısınırken genişleyip kenarlardan dökülebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/karniyarik-nasil-yapilir-tam-olculu-geleneksel-tarif</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 09:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9358.jpeg" type="image/jpeg" length="15612"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[30 Ağustos’un 104. Yılında Zaferin Görünmeyen Kahramanları: Cephedeki Sağlık Ordusu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/30-agustosun-104-yilinda-zaferin-gorunmeyen-kahramanlari-cephedeki-saglik-ordusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/30-agustosun-104-yilinda-zaferin-gorunmeyen-kahramanlari-cephedeki-saglik-ordusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugün 30 Ağustos Zaferi’nin 104. yıl dönümü. Büyük Taarruz’a giden yolda yalnız asker ve cephane değil, yaklaşık 35 bin yataklık sağlık kapasitesi, 18 sıhhiye bölüğü ve seyyar hastaneler de hazırlandı. Cephede savaşanların ardında, yaralıları yaşatmak için çalışan görünmeyen bir sağlık ordusu vardı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>30 Ağustos’un 104. Yılında Zaferin Görünmeyen Cephesi</h2>

<p>Bugün 30 Ağustos 2026.</p>

<p>Bundan tam 104 yıl önce Anadolu’nun kaderini değiştiren Başkomutanlık Meydan Muharebesi kazanıldı.</p>

<p>O büyük zafer anlatılırken Kocatepe’nin sisleri, top sesleri, süvari birliklerinin ilerleyişi, Mustafa Kemal Paşa’nın komutası ve Türk askerinin fedakârlığı hafızalarda yeniden canlanıyor.</p>

<p>Fakat cephede silah seslerinin ardında daha sessiz bir mücadele daha vardı.</p>

<p>Bir asker vurulduğunda onu ateş hattından çıkaranlar...</p>

<p>Kanamasını durdurmak için dizlerinin üzerine çöken sıhhiyeciler...</p>

<p>Gecenin karanlığında ameliyat yapan hekimler...</p>

<p>Yaralıları kağnılara, arabalara ve sedyelere yükleyip kilometrelerce ötedeki hastanelere ulaştırmaya çalışan görevliler...</p>

<p>İlaç yetiştiren eczacılar...</p>

<p>Hastane yatağı bulunmadığında kerpiçten kerevet yapanlar...</p>

<p>Evinden yatağını, yorganını, çarşafını getirip hastanelere veren Anadolu insanı...</p>

<p><strong>30 Ağustos Zaferi’nin gerisinde, çoğu zaman adı anılmayan büyük bir sağlık seferberliği bulunuyordu.</strong></p>

<h2>Büyük Taarruz başlamadan yaralının gideceği yer düşünülmüştü</h2>

<p>26 Ağustos 1922 sabahı Büyük Taarruz başladığında Türk ordusunun önünde yalnız düşman mevzilerini aşmak gibi askerî bir hedef yoktu.</p>

<p>Komutanların ve sağlık yöneticilerinin karşısında başka bir soru daha vardı:</p>

<p><strong>Binlerce asker aynı günlerde yaralanırsa onları nasıl yaşatacaklardı?</strong></p>

<p>Bu soru taarruz başladıktan sonra sorulmadı.</p>

<p>Sakarya Meydan Muharebesi’nin ardından geçen yaklaşık bir yıllık hazırlık döneminde cephe sağlık sistemi de yeniden düzenlendi.</p>

<p>Hastanelerin kapasitesi artırıldı.</p>

<p>Doktor ve eczacılar birliklere gönderildi.</p>

<p>Sıhhiye bölükleri hazırlandı.</p>

<p>Seyyar hastanelerin nerede konuşlanacağı planlandı.</p>

<p>Yaralıların hangi yollardan cephe gerisine taşınacağı belirlendi.</p>

<p>İlaç, aşı, sargı bezi, yatak ve sağlık malzemesi toplanmaya çalışıldı.</p>

<p>Türk ordusu büyük saldırıya hazırlanırken aslında iki ayrı cephe kuruyordu:</p>

<p><strong>Biri düşmanı yenmek, diğeri yaralanan askeri hayatta tutmak için.</strong></p>

<h2>Birinci İnönü’de dört araba ve dört sedye, Büyük Taarruz’da dev bir sağlık ağı</h2>

<p>Millî Mücadele’nin başlangıcındaki imkânsızlıklarla 1922’de ulaşılan sağlık kapasitesi arasındaki fark çarpıcıydı.</p>

<p>Mustafa Kemal Paşa, 1 Mart 1922’de Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı konuşmada Birinci İnönü Muharebesi sırasında bazı sağlık birliklerinin imkânlarının yalnız birkaç araba ve sedyeden ibaret olduğunu anlatıyordu.</p>

<p>Aradan geçen kısa sürede çok şey değişmişti.</p>

<p>Sabit hastaneler oluşturuldu.</p>

<p>Seyyar hastaneler kuruldu.</p>

<p>Hasta ve yaralı taşıma birlikleri geliştirildi.</p>

<p>Sağlık personeli cepheye dağıtıldı.</p>

<p>Yani ordunun sağlık sistemi artık yalnız yaranın sarılmasına değil, <strong>yaralının cepheden alınmasından iyileşene kadar geçeceği bütün yolculuğa</strong> hazırlanıyordu.</p>

<h2>Genç doktorlar cepheye yetişsin diye sınavları erkene alındı</h2>

<p>Büyük Taarruz öncesinde en büyük sorunlardan biri doktor eksikliğiydi.</p>

<p>Cephede ihtiyaç büyüktü.</p>

<p>Bu nedenle İstanbul’daki Gülhane’de eğitim ve stajlarını sürdüren bazı genç hekimlerin sınavları erkene çekildi.</p>

<p>Amaç belliydi:</p>

<p><strong>Onları bir an önce Anadolu’ya ve ihtiyaç duyulan birliklere ulaştırmak.</strong></p>

<p>Askerî tabiplerin Anadolu’ya geçirilmesi için çalışmalar yürütüldü. Doktorlar ve eczacılar cephede ihtiyaç bulunan noktalara gönderildi.</p>

<p>Sivil hekimler de bu seferberliğin dışında kalmadı.</p>

<p>Belediye doktorlarının bir bölümü ordunun emrine verildi.</p>

<p>Henüz meslek hayatlarının başındaki genç hekimler, yıllarca çalışacakları sakin hastane odaları yerine kendilerini savaşın ortasında buldu.</p>

<p>Onları bekleyen şey yalnız hastalık değildi.</p>

<p>Şarapnel yaraları, ateşli silah yaralanmaları, enfeksiyonlar, salgınlar, yorgunluk ve malzeme kıtlığı vardı.</p>

<p>Yine de görev yerlerine gittiler.</p>

<h2>Ahmet Hulusi Alataş cephede görünmeyen sistemi kuranlardan biriydi</h2>

<p>Büyük Taarruz’un sağlık hazırlığında öne çıkan isimlerden biri <strong>Tabip Yarbay Ahmet Hulusi Alataş</strong> oldu.</p>

<p>Batı Cephesi sağlık yönetiminde görev alan Alataş ve çalışma arkadaşlarının işi yalnız yaralı tedavi etmek değildi.</p>

<p>Belki daha da zor olanı yapıyorlardı:</p>

<p><strong>Henüz yaralı ortaya çıkmadan onun nereye götürüleceğini planlıyorlardı.</strong></p>

<p>Doktorların hangi birliklerde görev yapacağı, sağlık tesislerinin nerede kurulacağı, ağır yaralıların hangi güzergâhlardan cephe gerisine taşınacağı önceden hesaplanıyordu.</p>

<p>Bir savaşın sağlık tarafında bazen hayat kurtaran şey yalnız cerrahın becerisi değildi.</p>

<p>Doğru yerde bekleyen bir sedye, birkaç kilometre daha yakındaki bir hastane veya zamanında hazırlanmış bir nakliye yolu da bir insanın yaşamasıyla kaybedilmesi arasındaki fark olabiliyordu.</p>

<h2>37 bin 500 yatak hedeflendi</h2>

<p>Büyük Taarruz öncesindeki hazırlığın büyüklüğünü gösteren en önemli rakamlardan biri hastane kapasitesiydi.</p>

<p>Müdafaa-i Milliye Vekâleti Sıhhiye Dairesi, toplam yatak kapasitesini <strong>37 bin 500’e çıkarmayı hedefledi.</strong></p>

<p>Dönemin sağlık yöneticilerinden <strong>Süleyman Emin Bey</strong>, cephe gerisindeki mevcut yatakların artırılması için yoğun bir çalışma yürüttü.</p>

<p>Hilâl-i Ahmer’in sağlayacağı malzemeler de plana dahil edildi.</p>

<p>Taarruz öncesinde fiilen yaklaşık <strong>35 bin yaralıyı barındırabilecek sağlık kapasitesine</strong> ulaşıldığı bildiriliyor.</p>

<p>Bu rakam yalnız bir istatistik değil.</p>

<p>Her yatak, birkaç gün veya birkaç hafta sonra cepheden getirilebilecek bir asker düşünülerek hazırlanmıştı.</p>

<p>Bir anlamda o yataklar, savaş başlamadan önce henüz tanınmayan yaralılar için ayrılmış yerlerdi.</p>

<h2>Konya ve Adana cepheden yüzlerce kilometre uzakta savaşın parçasıydı</h2>

<p>Büyük Taarruz’un ana muharebe alanı Afyonkarahisar ve çevresiydi.</p>

<p>Ama sağlık cephesi çok daha geniş bir coğrafyaya yayılmıştı.</p>

<p>Konya ve Adana, ağır yaralıların gönderilebileceği büyük sağlık merkezleri haline getirildi.</p>

<p>Her iki bölgede de yaklaşık <strong>10 bin yataklık kapasite</strong> oluşturulması hedeflendi.</p>

<p>Kayseri, Niğde ve Adapazarı’nda da ek yataklar hazırlandı.</p>

<p>Böylece cephede savaşan askerle yüzlerce kilometre ötedeki bir hastane aynı büyük planın iki parçasına dönüşüyordu.</p>

<p>Yaralı önce ateş hattından çıkarılıyor, ardından sargı yerine götürülüyor, seyyar hastanede ilk kapsamlı müdahalesi yapılıyor ve durumu gerektiriyorsa daha gerideki büyük hastanelere gönderiliyordu.</p>

<h2>Hilâl-i Ahmer cepheye yalnız sargı bezi taşımadı</h2>

<p>Bugünkü Türk Kızılayının o dönemdeki adıyla <strong>Hilâl-i Ahmer Cemiyeti</strong>, Millî Mücadele’nin sağlık yükünü taşıyan temel kurumlardan biriydi.</p>

<p>Hasta ve yaralı nakli için araçlar temin edildi.</p>

<p>Araçların bir bölümü yaralı taşımaya uygun hale getirilerek ordunun kullanımına verildi.</p>

<p>Hastanelere;</p>

<p><strong>ilaç, aşı, sargı malzemesi, yatak, çamaşır, battaniye ve tıbbi malzeme</strong> gönderildi.</p>

<p>Anadolu’da bulunamayan ihtiyaçlar İstanbul’dan, gerektiğinde yurt dışından karşılanmaya çalışıldı.</p>

<p>Bugünden bakıldığında küçük görülebilecek bir şişe ilaç, temiz bir sargı bezi veya bir battaniye o günün şartlarında cephedeki insan için çok daha büyük anlam taşıyordu.</p>

<p>Çünkü savaş yalnız düşmanla değil, <strong>yoklukla da yapılıyordu.</strong></p>

<h2>26 Ağustos sabahı 18 sıhhiye bölüğü de harekete geçti</h2>

<p>26 Ağustos 1922 sabahı Türk topçusunun ateşiyle Büyük Taarruz başladığında yalnız piyadeler ve süvariler harekete geçmedi.</p>

<p>Sağlık birlikleri de görev yerlerindeydi.</p>

<p>Döneme ilişkin çalışmalarda Büyük Taarruz’a <strong>18 sıhhiye bölüğünün</strong> katıldığı belirtiliyor.</p>

<p>Tümenler seyyar hastanelerle desteklenmişti.</p>

<p>Bu hastaneler bugünkü anlamda sabit binalar değildi.</p>

<p>Ordunun hareketine göre yer değiştirebiliyor, cepheye mümkün olduğunca yakın bulunmaya çalışıyordu.</p>

<p>Çünkü yaralıya ne kadar erken müdahale edilirse yaşama şansı o kadar artıyordu.</p>

<p>Türk ordusu batıya ilerledikçe doktorların, sıhhiyecilerin ve seyyar hastanelerin de onun peşinden ilerlemesi gerekiyordu.</p>

<p>Zaferin hızı, sağlık personeline ayrı bir yük getiriyordu.</p>

<h2>Yaralı askerin ilk durağı sargı yeriydi</h2>

<p>Cephede yaralanan askerin uzun ve çoğu zaman acılı yolculuğu savaş alanında başlıyordu.</p>

<p>İlk yapılması gereken onu ateş hattından çıkarmaktı.</p>

<p>Ardından <strong>sargı yerine</strong> ulaştırılıyordu.</p>

<p>Burada sağlık personeli yaralının durumunu değerlendiriyordu.</p>

<p>Hafif yaralar tedavi ediliyor, daha ağır durumdakiler seyyar hastaneye gönderiliyordu.</p>

<p>Ameliyat veya uzun süreli tedavi gerekenler daha gerideki sabit hastanelere naklediliyordu.</p>

<p>Akut tedavisi tamamlanıp iyileşmesi zaman alacak askerler nekahethanelere gönderiliyor, böylece cepheden gelen yeni yaralılar için hastanelerde yer açılmaya çalışılıyordu.</p>

<p>Bugün buna benzer sistemler “triyaj” ve “kademeli tahliye” kavramlarıyla anlatılıyor.</p>

<p>1922’de ise bunun anlamı daha yalındı:</p>

<p><strong>En ağır yaralıya önce ulaşmak ve onu mümkün olan en kısa sürede doğru yere taşımak.</strong></p>

<h2>Bazen bir askerin kaderini birkaç kilometrelik bozuk yol belirliyordu</h2>

<p>Cephe hızla ilerledikçe sağlık görevlilerinin işi daha da zorlaşıyordu.</p>

<p>Motorlu taşıt sayısı sınırlıydı.</p>

<p>Yaralılar otomobillerle, atlı arabalarla, sedyelerle ve gerektiğinde kağnılarla taşınıyordu.</p>

<p>Yollar bozuktu.</p>

<p>Mesafeler uzundu.</p>

<p>Bir sağlık birliği yaralıları tedavi ettikten sonra ilerleyen kendi tümenine yetişmek için saatlerce, bazen daha uzun süre yol almak zorunda kalabiliyordu.</p>

<p>Bu nedenle savaş tıbbının sessiz kahramanlarından biri de <strong>zamandı.</strong></p>

<p>Bir saat erken ulaşan araç, bir kilometre daha yakın kurulan sargı yeri veya boş bulunan tek bir yatak bir askerin hayatını değiştirebilirdi.</p>

<h2>Karyola bulunamayınca kerpiçten yatak yaptılar</h2>

<p>Sağlık hizmetlerinde yokluk bazen hayal gücüyle aşılmaya çalışıldı.</p>

<p>Bazı hastanelerde yeterli karyola yoktu.</p>

<p>Yaralıları doğrudan zemine yatırmamak için <strong>taş, kerpiç ve çamurdan sabit kerevetler</strong> yapıldı.</p>

<p>Üzerlerine yatak ve döşek serildi.</p>

<p>Uygun bina bulunamadığında eldeki yapılar temizlenerek hasta koğuşuna çevrildi.</p>

<p>Yaralıların bekleyebileceği gölgelikler çevrede bulunan malzemelerden oluşturuldu.</p>

<p>Bugünün modern hastanelerinden bakıldığında bunlar çok basit çözümler gibi görünebilir.</p>

<p>Fakat cephede bir askeri kuru, temiz ve güvenli bir yerde yatırabilmek bile tedavinin önemli parçasıydı.</p>

<h2>Anadolu halkı yatağını ve yorganını verdi</h2>

<p>Büyük Taarruz’un sağlık hazırlığı yalnız devletin veya ordunun yaptığı bir çalışma değildi.</p>

<p>Anadolu halkı da bu seferberliğin içindeydi.</p>

<p>Hastanelerin yatak ihtiyacını karşılamak için bazı bölgelerde evlerden;</p>

<p><strong>yatak, yorgan, yastık, çarşaf ve örtüler</strong> toplandı.</p>

<p>İzmit ve Adapazarı çevresinde yüzlerce yataklık malzemenin kısa sürede Hilâl-i Ahmer’e teslim edildiği kayıtlara geçti.</p>

<p>Belki o yatakta birkaç gün önce bir çocuk uyumuştu.</p>

<p>Sonra aynı yatak cepheden getirilen yaralı bir askerin altına serildi.</p>

<p>Millî Mücadele’nin sağlık cephesindeki fedakârlık yalnız cephede değildi.</p>

<p><strong>Evlerin içinden hastane koğuşlarına kadar uzanıyordu.</strong></p>

<h2>Mermiden kurtulan asker hastalıktan kaybedilebilirdi</h2>

<p>Cephede tek tehlike kurşun değildi.</p>

<ol start="20">
 <li>
 <p>yüzyılın başındaki savaşlarda salgın hastalıklar ordular için en az silahlı çatışmalar kadar ciddi tehdit oluşturabiliyordu.</p>
 </li>
</ol>

<p>Millî Mücadele yıllarında sıtma, dizanteri, tifüs ve çeşitli bulaşıcı hastalıklarla mücadele edildi.</p>

<p>Bu nedenle sağlık teşkilatı yalnız yaralıları beklemiyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Askerlerin temizliği, sağlık muayeneleri, aşılanması, ilaçların temini ve salgınların önlenmesi de savaş hazırlığının parçasıydı.</p>

<p>Çünkü cephede savaşabilecek bir ordunun önce <strong>sağlıklı kalması</strong> gerekiyordu.</p>

<p>Silahla vurulmayan bir askerin salgın hastalık nedeniyle saf dışı kalması da ordunun gücünü azaltıyordu.</p>

<h2>Mehmet Derviş Kuntman: Cephedeki doktorun gözünden Büyük Taarruz</h2>

<p>Bu sağlık mücadelesini günümüze taşıyan önemli isimlerden biri <strong>Mehmet Derviş Kuntman</strong> oldu.</p>

<p>Askerî hekim Kuntman, farklı savaşlarda görev yaptıktan sonra Millî Mücadele’ye katıldı ve Büyük Taarruz sırasında Batı Cephesi’nin sağlık teşkilatında hizmet verdi.</p>

<p>Onun anıları savaşın başka bir yüzünü gösteriyor.</p>

<p>Haritalarda oklarla gösterilen ilerleyişin gerisinde sürekli hareket eden hastaneleri...</p>

<p>Cepheden gelen yaralıları...</p>

<p>Malzeme sıkıntısını...</p>

<p>Günlerce çalışan sağlık personelini...</p>

<p>Ordunun ardından batıya taşınan hastane teşkilatını...</p>

<p>Kuntman’ın yazdıkları, askerî tarihin çoğu zaman rakamlarla anlattığı savaşın içindeki <strong>insanı</strong> görmemizi sağlıyor.</p>

<h2>Ahmet Hulusi Alataş ve Süleyman Emin Bey: Yaralı gelmeden yatağı hazırlayanlar</h2>

<p>Sağlık tarihinin kahramanları yalnız ameliyat masasında çalışanlar değildi.</p>

<p><strong>Ahmet Hulusi Alataş</strong>, Batı Cephesi sağlık teşkilatının yönetiminde görev alarak doktorların, hastanelerin ve yaralı tahliye sisteminin planlanmasına katkı sağladı.</p>

<p><strong>Süleyman Emin Bey</strong> ise Sıhhiye Dairesindeki göreviyle ordunun hastane kapasitesini, yatak ihtiyacını ve sağlık malzemesini planlayan isimler arasında yer aldı.</p>

<p>Onların yaptığı işin sonucu çoğu zaman görünmüyordu.</p>

<p>Çünkü başarılı sağlık lojistiğinin en büyük başarısı, yaralı geldiğinde ihtiyaç duyduğu şeyin <strong>zaten orada bulunmasıydı.</strong></p>

<p>Sedye hazırsa...</p>

<p>Doktor görev yerindeyse...</p>

<p>Sargı bezi varsa...</p>

<p>Nakliye aracı bekliyorsa...</p>

<p>Hastanede boş yatak bulunuyorsa...</p>

<p>Bunun arkasında aylar önce yapılan görünmez bir planlama vardı.</p>

<h2>30 Ağustos’un görünmeyen kahramanları</h2>

<p>Bugün 30 Ağustos Zaferi’nin 104. yıl dönümü.</p>

<p>104 yıl sonra o günü anarken yalnız savaş meydanında ilerleyen askerleri değil, onların arkasında çalışan sağlık insanlarını da hatırlamak gerekiyor.</p>

<p>Bir yaralının sedyesini taşıyan sıhhiyeciyi...</p>

<p>Günlerdir uyumayan doktoru...</p>

<p>İlacın yetişmesi için çalışan eczacıyı...</p>

<p>Yaralı taşıyan arabacıyı...</p>

<p>Hastanın başından ayrılmayan hastabakıcıyı...</p>

<p>Cepheye yatak gönderen Anadolu kadınını ve erkeğini...</p>

<p>Hilâl-i Ahmer gönüllüsünü...</p>

<p>Ve isimleri hiçbir kayda girmeden görevini yapan binlerce insanı...</p>

<p>Büyük Taarruz’un başarısı yalnız düşman hatlarının aşılması değildi.</p>

<p><strong>Ordunun savaşmaya devam edebilmesini sağlayan bütün bir milletin seferberliğiydi.</strong></p>

<p>Cephede düşen askeri kaldıran bir el vardı.</p>

<p>Yarasını saran başka bir el...</p>

<p>Onu hastaneye taşıyan bir başka el...</p>

<p>Ve bütün bu eller birleştiğinde, yalnız bir yaralı kurtarılmıyordu.</p>

<p><strong>Bir ordunun gücü korunuyordu.</strong></p>

<p>30 Ağustos’un sağlık tarihindeki anlamı belki de en iyi şu cümleyle anlatılabilir:</p>

<p><strong>Zaferi cephede savaşanlar kazandı; fakat onların arkasında, yaralıyı yaşatmak ve orduyu ayakta tutmak için sessizce savaşan bir sağlık ordusu vardı.</strong></p>

<p>Bugün, Büyük Zafer’in 104. yılında; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, cephede savaşan askerleri ve onların yaralarını saran, taşıyan, tedavi eden, koruyan bütün sağlık kahramanlarını <strong>saygı, minnet ve şükranla anıyoruz.</strong></p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<ol start="1">
 <li>
 <p>Feyza Kurnaz Şahin. Büyük Taarruz Sırasında Sıhhî Hizmetler. Atatürk Araştırma Merkezi.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Millî Savunma Üniversitesi. 100. Yılında Büyük Taarruz ve Başkomutan Meydan Muharebesi.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Türkiye Cumhuriyeti Müdafaa-i Milliye Vekâleti Sıhhiye Dairesi. İstiklâl Harbi Sıhhî Raporu.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Mesut Çapa. Kızılay (Hilâl-i Ahmer) Cemiyeti 1914–1925.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Mehmet Derviş Kuntman. Bir Doktorun Harp ve Memleket Anıları.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Türk Tarih Kurumu Arşivi. Büyük Taarruz ve Batı Cephesi sağlık teşkilatına ilişkin kayıtlar.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genelkurmay Başkanlığı. Türk İstiklâl Harbi – Batı Cephesi, Büyük Taarruz.</p>
 </li>
 <li>
 <p>Atatürk Araştırma Merkezi. Millî Mücadele ve Büyük Taarruz döneminde sağlık hizmetlerine ilişkin çalışmalar.</p>
 </li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/30-agustosun-104-yilinda-zaferin-gorunmeyen-kahramanlari-cephedeki-saglik-ordusu</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 08:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/30-agustos-saglik-ordusu-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="20007"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Türkiye’de Yağmur Alarmı: 10 İl İçin Sarı Kodlu Uyarı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/turkiyede-yagmur-alarmi-10-il-icin-sari-kodlu-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/turkiyede-yagmur-alarmi-10-il-icin-sari-kodlu-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Meteoroloji Genel Müdürlüğü, 10 il için sarı kodlu meteorolojik uyarı yayımladı. Orta ve Doğu Karadeniz kıyılarında kuvvetli yağmur beklenirken bazı bölgelerde fırtına ve toz taşınımı riski bulunuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yağmur Hangi İllerde Etkili Olacak?</p>

<p>Türkiye’nin geniş bir bölümünde sağanak yağmur bekleniyor. Son tahminlere göre Marmara’nın doğusu, Doğu Akdeniz’in doğusu, İç Anadolu’nun büyük bölümü, Karadeniz, Doğu Anadolu’nun önemli bir kısmı ile Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Adıyaman ve Diyarbakır çevrelerinde yağmur görülecek.</p>

<p>Yağışların yer yer gök gürültülü sağanak şeklinde etkisini artıracağı tahmin ediliyor. Özellikle Orta ve Doğu Karadeniz kıyılarında yağmurun yerel olarak kuvvetli olabileceği bildirildi.</p>

<p>Yağmur Uyarısı Verilen 10 İl</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından şu iller için sarı kodlu uyarı yapıldı:</p>

<ul>
 <li>Amasya</li>
 <li>Bitlis</li>
 <li>Giresun</li>
 <li>Hakkari</li>
 <li>Ordu</li>
 <li>Samsun</li>
 <li>Siirt</li>
 <li>Tokat</li>
 <li>Van</li>
 <li>Şırnak</li>
</ul>

<p>Uyarıların illere göre kuvvetli yağmur, fırtına veya diğer meteorolojik olayları kapsayabileceği belirtildi.</p>

<p>Kuvvetli Yağmur Sel ve Heyelan Riskini Artırabilir</p>

<p>Orta ve Doğu Karadeniz kıyılarında beklenen kuvvetli yağmur nedeniyle ani sel, su baskını, yıldırım ve heyelan riski bulunuyor. Yağışın etkili olduğu saatlerde trafikte ve toplu ulaşımda aksamalar yaşanabileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Dere yataklarına yakın bölgelerde yaşayanların dikkatli olması, sürücülerin ise yağmur sırasında görüş mesafesinin azalmasına ve yolların kayganlaşmasına karşı tedbirli davranması istendi.</p>

<p>Yağmurla Birlikte Fırtına da Bekleniyor</p>

<p>Doğu Anadolu’nun güneydoğusunda rüzgârın güneyli yönlerden kuvvetli, zaman zaman kısa süreli fırtına şeklinde esmesi bekleniyor. Rüzgâr hızının yer yer saatte 50 ila 80 kilometreye ulaşabileceği tahmin ediliyor.</p>

<p>Fırtına nedeniyle çatı uçması, ağaç ve direk devrilmesi ile ulaşımda aksama yaşanabileceği uyarısı yapıldı. Doğu Anadolu’nun güneydoğusu ile Güneydoğu Anadolu’da ayrıca toz taşınımı bekleniyor.</p>

<p>İstanbul ve Ankara’da Yağmur Bekleniyor</p>

<p>İstanbul’da havanın parçalı ve çok bulutlu, gün içinde aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağmurlu olması bekleniyor. Kentte en yüksek sıcaklığın 29 derece civarında seyredeceği tahmin ediliyor.</p>

<p>Ankara’da ise öğle saatlerinden sonra sağanak ve gök gürültülü sağanak yağmur öngörülüyor. Başkentte günün en yüksek sıcaklığının 26 derece olması bekleniyor.</p>

<p>Karadeniz’de Yağmur Kuvvetini Artıracak</p>

<p>Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize çevrelerinde aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağmur bekleniyor. Kıyı kesimlerinde yağışların kısa sürede kuvvetlenebileceği bildirildi.</p>

<p>Vatandaşların güncel tahmin ve uyarıları takip etmeleri, kuvvetli yağmur sırasında su birikintilerinden ve taşkın riski bulunan noktalardan uzak durmaları gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/turkiyede-yagmur-alarmi-10-il-icin-sari-kodlu-uyari</guid>
      <pubDate>Sun, 30 Aug 2026 07:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/05/i-m-g-8764.jpeg" type="image/jpeg" length="66474"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="55747"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="36920"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="15652"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="13276"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="37869"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="88163"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
