<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 30 Aug 2026 00:41:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Junge Krankenschwester Ayşen Çetin in Deutschland verstorben]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/junge-krankenschwester-aysen-cetin-in-deutschland-verstorben</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/junge-krankenschwester-aysen-cetin-in-deutschland-verstorben" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Die in Bergkamen lebende Krankenschwester Ayşen Çetin ist im Alter von nur 26 Jahren verstorben. Die Nachricht vom Tod der aus Posof in der türkischen Provinz Ardahan stammenden jungen Frau löste bei ihrer Familie, ihren Angehörigen und in der türkischen Gemeinschaft der Region große Trauer aus. Die Beisetzung soll am 31. August 2026 in Hamm stattfinden.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Junge Krankenschwester Ayşen Çetin in Deutschland verstorben</p>

<p>Aus Bergkamen in Nordrhein-Westfalen kam eine traurige Nachricht: Die 26-jährige Krankenschwester Ayşen Çetin ist verstorben. Ihr früher Tod versetzte ihre Familie, ihre Freunde sowie die türkische Gemeinschaft in Bergkamen und Hamm in tiefe Trauer.</p>

<p>Ayşen Çetin stammte den vorliegenden Angaben zufolge ursprünglich aus dem Landkreis Posof in der türkischen Provinz Ardahan. Sie arbeitete im Gesundheitswesen und galt in ihrem persönlichen Umfeld als geschätzte und beliebte junge Frau.</p>

<p>Nach Bekanntwerden ihres Todes veröffentlichten zahlreiche Menschen Beileidsbekundungen und sprachen der Familie ihr Mitgefühl aus.</p>

<p>Ayşen Çetin befand sich in medizinischer Behandlung</p>

<p>Nach Angaben aus dem Familien- und Bekanntenkreis wurde Ayşen Çetin seit einiger Zeit wegen einer Lebererkrankung behandelt. Wenige Wochen vor ihrem Tod soll bei ihr eine Organtransplantation vorgenommen worden sein.</p>

<p>Während der weiteren Behandlung habe sie eine Hirnblutung erlitten. Trotz medizinischer Maßnahmen konnte die junge Krankenschwester den Angaben zufolge nicht gerettet werden.</p>

<p>Da bislang keine ausführliche offizielle medizinische Stellungnahme vorliegt, beruhen diese Angaben zum Krankheits- und Behandlungsverlauf auf den Mitteilungen aus ihrem persönlichen Umfeld.</p>

<p>Sie hatte zuvor ihre Eltern verloren</p>

<p>Wie aus den veröffentlichten Trauermitteilungen hervorgeht, hatte Ayşen Çetin zuvor bereits ihre Mutter und ihren Vater verloren. Ihr Tod im Alter von nur 26 Jahren hat ihre Angehörigen und Freunde daher besonders tief getroffen.</p>

<p>Kollegen, Bekannte und Mitglieder der türkischen Gemeinschaft erinnerten in ihren Beileidsbotschaften an die junge Krankenschwester und wünschten ihrer Familie Kraft und Geduld.</p>

<p>Beerdigung findet in Hamm statt</p>

<p>Das Totengebet für Ayşen Çetin soll am Montag, dem 31. August 2026, nach dem Mittagsgebet in der DİTİB-Ulu-Moschee in Hamm-Herringen verrichtet werden.</p>

<p>Anschließend soll sie auf dem muslimischen Friedhof in Herringen beigesetzt werden.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Informationen zur Beerdigung</p>

<ul>
 <li>Datum: Montag, 31. August 2026</li>
 <li>Uhrzeit: Nach dem Mittagsgebet</li>
 <li>Totengebet: DİTİB-Ulu-Moschee in Hamm-Herringen</li>
 <li>Beisetzung: Muslimischer Friedhof in Herringen</li>
</ul>

<p>Wer war Ayşen Çetin?</p>

<p>Ayşen Çetin war eine 26-jährige Krankenschwester, die in Bergkamen lebte und im Gesundheitswesen tätig war. Sie stammte ursprünglich aus Posof in der Provinz Ardahan und war in der türkischen Gemeinschaft im Raum Bergkamen und Hamm bekannt.</p>

<p>Ihr früher Tod hinterlässt bei ihrer Familie, ihren Freunden und ihren Kollegen große Trauer.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/junge-krankenschwester-aysen-cetin-in-deutschland-verstorben</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 23:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9330.jpeg" type="image/jpeg" length="55096"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bergkamen ve Hamm’da Büyük Üzüntü: Hemşire Ayşen Çetin Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/bergkamen-ve-hammda-buyuk-uzuntu-hemsire-aysen-cetin-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/bergkamen-ve-hammda-buyuk-uzuntu-hemsire-aysen-cetin-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya’nın Bergkamen kentinde yaşayan, aslen Ardahan’ın Posof ilçesinden olduğu belirtilen 26 yaşındaki hemşire Ayşen Çetin’in hayatını kaybetmesi ailesini, yakınlarını ve bölgedeki Türk toplumunu üzüntüye boğdu. Genç hemşirenin cenazesinin 31 Ağustos 2026 Pazartesi günü Hamm’da toprağa verileceği bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Almanya’da Genç Hemşire Ayşen Çetin Hayatını Kaybetti</p>

<p>Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki Bergkamen kentinde yaşayan 26 yaşındaki hemşire Ayşen Çetin’ten acı haber geldi. Genç yaşta hayatını kaybeden Çetin’in vefatı, ailesi ve sevenlerinin yanı sıra Bergkamen ve Hamm çevresindeki Türk toplumu arasında derin üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Aslen Ardahan’ın Posof ilçesinden olduğu belirtilen Ayşen Çetin’in sağlık alanında görev yaptığı ve çevresinde sevilen bir isim olduğu aktarıldı. Vefat haberinin duyulmasının ardından çok sayıda kişi Çetin’in ailesine başsağlığı dileklerini iletti.</p>

<p>Bir süredir tedavi görüyordu</p>

<p>Aile ve yakın çevrenin paylaşımlarına yansıyan bilgilere göre Ayşen Çetin, bir süredir karaciğer rahatsızlığı nedeniyle tedavi görüyordu. Genç hemşireye birkaç hafta önce organ nakli gerçekleştirildiği belirtildi.</p>

<p>Tedavi sürecinde beyin kanaması geçirdiği aktarılan Çetin’in, sağlık ekiplerinin müdahalelerine rağmen kurtarılamadığı bildirildi. Sağlık durumuna ilişkin ayrıntılar resmî bir tıbbi açıklamayla teyit edilmediği için paylaşımlarda yer alan bilgilerle sınırlı kaldı.</p>

<p>Anne ve babasını da kaybetmişti</p>

<p>Ayşen Çetin’in daha önce annesi ile babasını da kaybettiği ifade edildi. Genç hemşirenin art arda yaşadığı zorlukların ardından gelen vefat haberi, yakınlarının acısını daha da artırdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çetin’in meslektaşları ve sevenleri, yayımladıkları mesajlarda duydukları üzüntüyü dile getirerek genç hemşireye Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır ve başsağlığı diledi.</p>

<p>Cenaze programı açıklandı</p>

<p>Paylaşılan cenaze bilgilerine göre Ayşen Çetin için 31 Ağustos 2026 Pazartesi günü öğle namazının ardından Hamm-Herringen DİTİB Ulu Camii’nde cenaze namazı kılınacak.</p>

<p>Genç hemşirenin naaşının daha sonra Herringen Müslüman Mezarlığı’nda toprağa verileceği bildirildi.</p>

<p>Cenaze bilgileri</p>

<ul>
 <li>Tarih: 31 Ağustos 2026 Pazartesi</li>
 <li>Vakit: Öğle namazının ardından</li>
 <li>Cenaze namazı: Hamm-Herringen DİTİB Ulu Camii</li>
 <li>Defin yeri: Herringen Müslüman Mezarlığı</li>
</ul>

<p>Ayşen Çetin kimdi?</p>

<p>Ayşen Çetin, Almanya’nın Bergkamen kentinde yaşayan ve hemşirelik mesleğini sürdüren 26 yaşında genç bir sağlık çalışanıydı. Aslen Ardahan’ın Posof ilçesinden olan Çetin’in, Bergkamen ve Hamm çevresinde geniş bir tanıdık çevresine sahip olduğu belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/bergkamen-ve-hammda-buyuk-uzuntu-hemsire-aysen-cetin-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 23:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9330.jpeg" type="image/jpeg" length="88295"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından Melih Gökçek Açıklaması]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/ankara-cumhuriyet-bassavciligindan-melih-gokcek-aciklamasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/ankara-cumhuriyet-bassavciligindan-melih-gokcek-aciklamasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, İbrahim Melih Gökçek hakkında yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı yönündeki basın iddiaları üzerine resen soruşturma başlatıldığını duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek hakkında bazı basın ve yayın organlarında yer alan iddialara ilişkin açıklama yaptı.</p>

<p>Başsavcılığın 29 Ağustos 2026 tarihli açıklamasında, Gökçek hakkında yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığının öne sürüldüğü belirtildi.</p>

<p>“Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amaçlanıyor”</p>

<p>Medya İletişim Bürosu tarafından yayımlanan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:</p>

<p>“Bazı basın ve yayın organlarında, İbrahim Melih Gökçek hakkında yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı yönünde öne sürülen iddialara ilişkin olarak, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığımızca resen soruşturma başlatılmıştır.”</p>

<p>Süreç soruşturma aşamasında</p>

<p>Başsavcılığın açıklamasında soruşturmanın kapsamına, yürütülecek işlemlere veya iddialara konu para hareketlerinin ayrıntılarına ilişkin başka bilgi paylaşılmadı.</p>

<p>Resen başlatılan soruşturma kapsamında basında yer alan iddiaların doğruluğunun, muhtemel para hareketlerinin ve ilgili şirket bağlantılarının incelenmesi bekleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Soruşturma başlatılması, iddiaların doğrulandığı veya ilgili kişi hakkında suçluluğun tespit edildiği anlamına gelmiyor. Yargı süreci kesinleşinceye kadar masumiyet karinesi geçerliliğini koruyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/ankara-cumhuriyet-bassavciligindan-melih-gokcek-aciklamasi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 23:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9325-1.jpeg" type="image/jpeg" length="37663"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Galatasaray’dan Alexander Sörloth Hamlesi: İlk Görüşme Yapıldı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-alexander-sorloth-hamlesi-ilk-gorusme-yapildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-alexander-sorloth-hamlesi-ilk-gorusme-yapildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alexander Sörloth, Galatasaray’ın santrfor transferinde öne çıkan adaylardan biri oldu. Sarı-kırmızılı yönetimin Norveçli golcünün menajeriyle ilk görüşmeyi yaptığı ve oyuncunun Türkiye’ye dönmeye sıcak baktığı iddia edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Galatasaray’ın henüz Atlético Madrid’e resmî teklif sunmadığı belirtilirken transferin, İspanyol kulübünün bonservis talebi ve Sörloth’un ücret beklentisine bağlı olduğu aktarılıyor.</p>

<p>Alexander Sörloth Galatasaray’a Gelecek mi?</p>

<p>Alexander Sörloth, Galatasaray’ın yeni sezon için yürüttüğü santrfor arayışında gündeme aldığı isimler arasında yer alıyor. Sarı-kırmızılıların, Atlético Madrid forması giyen 30 yaşındaki futbolcunun temsilcisiyle ilk teması kurduğu öne sürüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Görüşmede oyuncunun transfer şartları ve yıllık ücret beklentisi hakkında bilgi alındığı bildirildi. Sörloth’un yeniden Süper Lig’de forma giymeye karşı olmadığı ve Galatasaray seçeneğine sıcak yaklaştığı iddia edildi.</p>

<p>Galatasaray’ın Önündeki İki Büyük Engel</p>

<p>Transferin önündeki ilk engeli Atlético Madrid’in bonservis beklentisi oluşturuyor. İspanyol kulübünün, 2028 yılına kadar sözleşmesi bulunan golcüsünü uygun bir teklif gelmeden bırakmak istemediği belirtiliyor.</p>

<p>İkinci önemli başlık ise futbolcunun maaş talebi. Sörloth’un Galatasaray’dan yıllık 10 ila 12 milyon avro arasında ücret istediği ileri sürüldü. Tarafların bu rakam üzerinde anlaşmaya varıp varmadığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Atlético Madrid’in Kararı Bekleniyor</p>

<p>Atlético Madrid’in, Alexander Sörloth’un ayrılığına ancak hücum hattına yeni bir oyuncu katılması hâlinde izin verebileceği öne sürülüyor. İspanyol ekibindeki diğer santrforların geleceği de bu karar üzerinde etkili olacak.</p>

<p>Bu nedenle Galatasaray’ın olası transfer girişiminin yalnızca bonservis teklifine değil, Atlético Madrid’in kadro planlamasına da bağlı olduğu değerlendiriliyor.</p>

<p>Galatasaray Henüz Resmî Teklif Yapmadı</p>

<p>Sarı-kırmızılı yönetimin oyuncu cephesiyle ön görüşme yaptığı iddia edilse de Atlético Madrid’e gönderilmiş resmî bir teklif henüz doğrulanmadı. Kulüpler tarafından transfer görüşmelerini teyit eden bir açıklama da yapılmadı.</p>

<p>Sörloth’un İstanbul’a geleceği veya Galatasaray ile anlaşmaya vardığı yönündeki haberler bu aşamada kesinlik taşımıyor.</p>

<p>Süper Lig’de Gol Kralı Olmuştu</p>

<p>Alexander Sörloth, 2019-2020 sezonunda Trabzonspor formasıyla Süper Lig’de 24 gol kaydederek gol kralı olmuştu. Norveçli santrfor daha sonra Leipzig, Real Sociedad, Villarreal ve Atlético Madrid takımlarında görev yaptı.</p>

<p>Fizik gücü, hava toplarındaki etkinliği ve sol ayağıyla öne çıkan Sörloth, Türkiye’deki performansı nedeniyle Süper Lig kulüplerinin transfer gündeminde yer almaya devam ediyor.</p>

<p>Son Durum</p>

<p>Galatasaray’ın Alexander Sörloth’un menajeriyle ilk görüşmeyi yaptığı ve Norveçli futbolcunun transfere olumlu yaklaştığı iddia ediliyor. Ancak Atlético Madrid’e resmî teklif sunulduğu veya tarafların anlaşmaya vardığı doğrulanmadı.</p>

<p>Transferin ilerleyebilmesi için Galatasaray’ın oyuncunun ücret beklentisini karşılaması, Atlético Madrid ile bonservis konusunda anlaşması ve İspanyol kulübünün ayrılığa onay vermesi gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-alexander-sorloth-hamlesi-ilk-gorusme-yapildi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 22:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9322.jpeg" type="image/jpeg" length="81663"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajları 2026: En Güzel 35 Yeni Söz]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/30-agustos-zafer-bayrami-mesajlari-2026-en-guzel-35-yeni-soz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/30-agustos-zafer-bayrami-mesajlari-2026-en-guzel-35-yeni-soz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[30 Ağustos Zafer Bayramı için klişelerden uzak, anlamlı ve paylaşmaya değer bir mesaj mı arıyorsunuz? 2026’ya özel hazırlanan kısa, duygusal, resmî ve kurumsal kutlama sözleri arasından dilediğinizi seçerek WhatsApp, Instagram, Facebook veya LinkedIn’de paylaşabilirsiniz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>30 Ağustos, yalnızca kazanılmış büyük bir savaşın değil; bağımsız yaşama iradesinin, milletçe kenetlenmenin ve geleceğe kendi kararlarımızla yürümenin simgesidir. İşte sevdiklerinize gönderebileceğiniz, sosyal medya paylaşımlarında kullanabileceğiniz ve kurumsal kutlamalara uyarlayabileceğiniz 2026’nın en özgün 30 Ağustos Zafer Bayramı mesajları…</p>

<p>En Güzel 30 Ağustos Zafer Bayramı Mesajları</p>

<p>Anlamlı ve etkileyici mesajlar</p>

<ol>
 <li>30 Ağustos, bir milletin kendisine çizilmek istenen sınırları cesaretiyle aştığı gündür. Bu büyük zaferi bize armağan eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve bütün kahramanlarımızı minnetle anıyorum. Zafer Bayramımız kutlu olsun.</li>
 <li>Bazı zaferler yalnızca bir savaşı bitirmez; bir milletin geleceğini başlatır. 30 Ağustos’un gururu ve bağımsızlık ruhu daima yolumuzu aydınlatsın.</li>
 <li>Bir milletin kaderi, vazgeçmeyi reddedenlerin cesaretiyle değişti. Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nin 104. yılında, istiklâlimizin bütün kahramanlarını saygı ve rahmetle anıyoruz.</li>
 <li>30 Ağustos; toprağın vatana, mücadelenin zafere, umudun bağımsızlığa dönüştüğü gündür. Bu eşsiz gurur hepimizin yüreğinde sonsuza kadar yaşasın.</li>
 <li>Zafer, yalnızca kazanılan meydanlarda değil; bağımsızlığı koruyan her kuşağın vicdanında yaşar. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.</li>
</ol>

<p>Duygusal 30 Ağustos mesajları</p>

<ol start="6">
 <li>Bugün gökyüzüne daha gururla bakıyorsak, bunu vatan uğruna yürümekten çekinmeyen kahramanlara borçluyuz. Aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.</li>
 <li>Bu topraklarda özgürce atılan her adımda 30 Ağustos’un izi, dalgalanan her bayrakta kahramanlarımızın emaneti vardır. Zafer Bayramımız kutlu olsun.</li>
 <li>Bir asrı aşan bu büyük gurur, bize vatan sevgisinin ve millet iradesinin karşısında hiçbir gücün duramayacağını yeniden hatırlatıyor.</li>
 <li>Adları tarihe, fedakârlıkları milletimizin kalbine yazıldı. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün Millî Mücadele kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.</li>
 <li>O gün cephede yakılan bağımsızlık meşalesi, bugün milyonlarca yürekte aynı inançla yanıyor. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.</li>
</ol>

<p>Sosyal medyada paylaşılabilecek özgün sözler</p>

<ol start="11">
 <li>Takvimler 30 Ağustos’u gösterdiğinde yalnızca bir tarihi değil, hürriyetinden vazgeçmeyen bir milletin yeniden doğuşunu hatırlarız.</li>
 <li>Büyük Zafer’in üzerinden 104 yıl geçti; ancak taşıdığı cesaret, birlik ve bağımsızlık mesajı ilk günkü kadar güçlü. Nice gururlu 30 Ağustoslara!</li>
 <li>Zaferin büyüklüğü yalnızca kazanıldığı günle değil, geleceğe bıraktığı özgür vatanla ölçülür. 30 Ağustos kutlu olsun.</li>
 <li>Birlik olduğumuzda aşamayacağımız engel, değiştiremeyeceğimiz kader yoktur. Büyük Zafer’in yıl dönümünde aynı inanç ve gururla…</li>
 <li>Ay yıldızlı bayrağımız gökyüzünde özgürce dalgalanıyorsa, ardında tarifsiz bir cesaret ve fedakârlık vardır. Kahramanlarımızı unutmayacağız.</li>
</ol>

<p>WhatsApp ve aile grupları için sıcak mesajlar</p>

<ol start="16">
 <li>Bağımsızlığımızın gururunu birlikte yaşadığımız, bayrağımızın gölgesinde umutla buluştuğumuz nice 30 Ağustoslara. Zafer Bayramımız kutlu olsun.</li>
 <li>Büyük Zafer’in milletimize armağan ettiği birlik, cesaret ve özgürlük duygusunun evlerimizden ve gönüllerimizden hiç eksilmemesini diliyorum.</li>
 <li>Sevdiklerimizle özgür ve huzurlu bir ülkede yaşayabilmemizi sağlayan bütün kahramanlarımızı minnetle anıyor, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nızı kutluyorum.</li>
 <li>Geçmişimizden aldığımız güç, geleceğe duyduğumuz umut olsun. Ailenizle birlikte sağlık, huzur ve gurur dolu bir Zafer Bayramı geçirmenizi dilerim.</li>
 <li>Çocuklarımıza bırakacağımız en kıymetli miras, bağımsızlığın değerini bilen güçlü bir gelecek olacaktır. 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.</li>
</ol>

<p>Atatürk ve kahramanlarımızı anan mesajlar</p>

<ol start="21">
 <li>Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kazanılan Büyük Zafer, milletimizin bağımsız yaşama kararlılığının sonsuza kadar silinmeyecek mührüdür.</li>
 <li>“Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emriyle zafere yürüyen kahramanların bıraktığı bağımsızlık mirasına daima sahip çıkacağız.</li>
 <li>Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.</li>
 <li>Büyük Taarruz’un cesareti, Dumlupınar’ın zaferi ve Cumhuriyet’e uzanan bağımsızlık yolu… 30 Ağustos, milletimizin hiç sönmeyecek gururudur.</li>
 <li>Bu büyük zaferi yalnızca anmak değil; bağımsızlık, birlik ve Cumhuriyet değerlerini gelecek kuşaklara taşımak da hepimizin ortak sorumluluğudur.</li>
</ol>

<p>Kısa ve Resimli Paylaşım İçin 30 Ağustos Sözleri</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ol>
 <li>Zaferin adı 30 Ağustos, kahramanı aziz Türk milletidir.</li>
 <li>Bağımsızlığın gururu, milletimizin ortak zaferi kutlu olsun.</li>
 <li>Aynı bayrağın altında, aynı zaferin gururuyla…</li>
 <li>30 Ağustos: Bir milletin özgürlüğe attığı imza.</li>
 <li>Büyük Zafer’in 104. yılı kutlu olsun!</li>
</ol>

<p>Kurumsal ve Resmî 30 Ağustos Mesajları</p>

<ol>
 <li>Milletimizin bağımsızlık iradesini bütün dünyaya ilan ettiği 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 104. yılını gururla kutluyor; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi saygıyla anıyoruz.</li>
 <li>Büyük Taarruz’un zaferle sonuçlandığı 30 Ağustos 1922, milletimizin birlik ve beraberlik içinde aşamayacağı hiçbir engel bulunmadığını tarihe kaydetmiştir. Zafer Bayramımız kutlu olsun.</li>
 <li>Bağımsızlığımızın ve millî egemenliğimizin dönüm noktalarından biri olan 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyor, bu büyük destanın bütün kahramanlarını rahmet ve minnetle yâd ediyoruz.</li>
 <li>Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan bağımsızlık yolunun en önemli aşamalarından Büyük Zafer’in 104. yıl dönümünü kutluyor; milletimize huzur, birlik ve güçlü bir gelecek diliyoruz.</li>
 <li>30 Ağustos’un taşıdığı bağımsızlık ruhunu, çalışma azmini ve ortak gelecek idealini yaşatmayı sürdüreceğiz. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere bütün Millî Mücadele kahramanlarımızı saygıyla anıyoruz.</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🎗️ Özel Günler</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/30-agustos-zafer-bayrami-mesajlari-2026-en-guzel-35-yeni-soz</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 22:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9321-1.jpeg" type="image/jpeg" length="19566"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kekiğin Faydaları Neler? Sofradaki Baharat ile Kekik Yağı Aynı Değil]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kekigin-faydalari-neler-sofradaki-baharat-ile-kekik-yagi-ayni-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kekigin-faydalari-neler-sofradaki-baharat-ile-kekik-yagi-ayni-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kekik, antioksidan özellik taşıyan karvakrol ve timol gibi bileşikler içeriyor. Ancak laboratuvar bulguları, kekik yağı veya takviyelerinin hastalıkları tedavi ettiğini göstermiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kekiğin Faydaları Neler? Sofradaki Baharat ile Kekik Yağı Aynı Değil</p>

<p>Kekik; karvakrol, timol, flavonoidler ve fenolik bileşikler içeren aromatik bir bitkidir. Yemeklerde kullanılan miktarı sağlıklı beslenmenin bir parçası olabilir ancak kekik yağı ve yoğunlaştırılmış takviyelerin hastalıkları önlediği ya da tedavi ettiği henüz kanıtlanmış değildir.</p>

<p>Araştırmalarda kekik bileşenlerinin antioksidan, iltihap karşıtı ve mikropların çoğalmasını baskılayıcı etkileri inceleniyor. Bulgular umut verici görünse de çalışmaların önemli bölümü laboratuvar ortamında veya hayvanlar üzerinde yapıldı.</p>

<p>Kekiğin İçinde Neler Var?</p>

<p>Kekiğin öne çıkan bileşenleri karvakrol ve timoldür. Bitkide ayrıca flavonoidler, fenolik asitler ve tanenler bulunur.</p>

<p>Antioksidanlar, hücrelerde hasara yol açabilen serbest radikallere karşı savunmaya katkıda bulunan bileşiklerdir. Bununla birlikte tek bir baharatın antioksidan içermesi, tek başına kronik hastalıkları önleyeceği anlamına gelmez.</p>

<p>Antioksidan Kaynağı Olabilir</p>

<p>Kekikteki fenolik bileşiklerin antioksidan etkinliği laboratuvar araştırmalarında gösterildi. Taze veya kurutulmuş kekiğin yemeklere eklenmesi, beslenmedeki bitkisel çeşitliliği artırabilir.</p>

<p>Sağlık üzerindeki asıl kazanımın tek bir bitkiden değil; sebze, meyve, baklagil, tam tahıl ve sağlıklı yağları içeren dengeli beslenme düzeninden geldiği bilinmelidir.</p>

<p>Bakterilere Karşı Etkili mi?</p>

<p>Kekik uçucu yağının bazı bakterilerin çoğalmasını laboratuvar ortamında baskılayabildiğine ilişkin çalışmalar bulunuyor. Bu deneylerde kullanılan yoğunluklar, yemeklere serpilen kekik miktarından farklıdır.</p>

<p>Laboratuvarda görülen antibakteriyel etki, kekik yağının insanlarda enfeksiyon tedavisi olarak kullanılabileceğini kanıtlamaz. Kekik ve ürünleri antibiyotiklerin yerine geçirilmemelidir.</p>

<p>Virüslere Karşı Koruma Sağlar mı?</p>

<p>Karvakrol ve timolün bazı virüsler üzerindeki etkileri hücre deneylerinde araştırıldı. Ancak bu bulguları doğrulayacak yeterli ve nitelikli insan çalışması bulunmuyor.</p>

<p>Kekik tüketmek grip, uçuk veya diğer viral enfeksiyonları tedavi etmez. Hekim tarafından önerilen ilaçların bırakılması ya da geciktirilmesi hastalığın ilerlemesine yol açabilir.</p>

<p>İltihap Karşıtı Etkisi Araştırılıyor</p>

<p>Kekik bileşenlerinin vücuttaki iltihaplanmayla ilişkili bazı biyolojik yolları etkileyebileceği düşünülüyor. Mevcut bulguların çoğu hücre ve hayvan deneylerine dayanıyor.</p>

<p>İnsanlarda hangi miktarın etkili olduğu, etkinin ne kadar sürdüğü ve uzun süreli kullanımın güvenli olup olmadığı açıklığa kavuşmuş değil.</p>

<p>Kekik Çayı Sindirime İyi Gelir mi?</p>

<p>Kekik çayının hazımsızlık, gaz ve şişkinliği azalttığı geleneksel kullanımda sıkça dile getiriliyor. Bitkinin bazı bileşenlerinin sindirim sistemi kasları üzerinde gevşetici etkiler gösterebileceği düşünülse de insanlardaki klinik kanıt sınırlıdır.</p>

<p>Kekik çayı kafein içermeyen bir içecek seçeneği olabilir. Sürekli karın ağrısı, şişkinlik, kusma, kilo kaybı veya dışkılama değişikliği yaşayanların belirtileri bitki çaylarıyla bastırmak yerine sağlık kuruluşuna başvurması gerekir.</p>

<p>Stres ve Ruh Hali Üzerinde Etkili mi?</p>

<p>Kekik bileşenlerinin stres, kaygı ve depresyonla ilişkili etkileri laboratuvar ve hayvan çalışmalarında incelendi. İnsanlarda tedavi edici bir yarar gösterilmiş değildir.</p>

<p>Kekik çayı içmenin oluşturduğu sıcaklık ve dinlenme hissi rahatlatıcı olabilir. Bu deneyim, klinik depresyon veya kaygı bozukluğu tedavisiyle aynı anlamı taşımaz.</p>

<p>Kan Şekerini Düşürür mü?</p>

<p>Bazı deneysel çalışmalar, kekikteki bileşiklerin kan şekerinin düzenlenmesinde görev alan mekanizmaları etkileyebileceğini düşündürüyor. Fakat kekik veya kekik yağının diyabeti önlediğini gösteren yeterli insan verisi yoktur.</p>

<p>Yoğun kekik ürünleri, teorik olarak diyabet ilaçlarının etkisini artırarak kan şekerinin gereğinden fazla düşmesine neden olabilir. İnsülin veya kan şekeri düşürücü ilaç kullananlar hekime danışmadan kekik takviyesi almamalıdır.</p>

<p>Kansere Karşı Korur mu?</p>

<p>Kekik özlerinin bazı kanser hücreleri üzerindeki etkileri laboratuvar deneylerinde araştırıldı. Hücre deneyinde elde edilen bir sonuç, aynı etkinin insan vücudunda görüleceğini göstermez.</p>

<p>Kekik kanseri önleyen veya tedavi eden bir ürün olarak değerlendirilmemelidir. Kanser tedavisi gören hastalar bitkisel yağ ve takviyeleri onkoloji ekiplerine bildirmelidir.</p>

<p>Baharat, Kekik Yağı ve Uçucu Yağ Arasındaki Fark</p>

<p>Yemeklerde kullanılan taze veya kurutulmuş kekik, bitkinin düşük miktarlarda tüketilen biçimidir. Kekik yağı adıyla satılan ağızdan alınabilir ürünler ise daha yoğun olabilir ve ürünlerin içeriği birbirinden farklılık gösterebilir.</p>

<p>Kekik uçucu yağı çok yüksek yoğunlukta bileşen içerir. Aromaterapi veya cilde uygulama amacıyla üretilen uçucu yağlar ağızdan alınmamalıdır. Cilde doğrudan sürülmesi tahrişe veya alerjik dermatite neden olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kekik Yağının Yan Etkileri Neler?</p>

<p>Yüksek miktarda kekik yağı veya takviyesi; mide rahatsızlığı, yanma, bulantı, kusma, ishal, kabızlık, baş dönmesi ve baş ağrısına yol açabilir. Nane, fesleğen, adaçayı ve benzer bitkilere alerjisi bulunan kişilerde reaksiyon gelişebilir.</p>

<p>Tanenler demir, çinko ve bakır gibi bazı minerallerin emilimini etkileyebilir. Mineral eksikliği bulunan veya bu mineralleri takviye olarak kullanan kişiler sağlık profesyoneline danışmalıdır.</p>

<p>Kimler Daha Dikkatli Olmalı?</p>

<p>Hamileler ve emzirenler, kekik yağını veya kekik takviyelerini hekim önerisi olmadan kullanmamalıdır. Yemeklerde baharat olarak kullanılan miktar ile tıbbi amaçla alınan yoğun ürünler aynı değerlendirilmemelidir.</p>

<p>Kan sulandırıcı veya kan şekerini düşüren ilaç kullananlar, kanama bozukluğu bulunanlar, ameliyat hazırlığındaki hastalar ve düzenli ilaç kullanan kişiler kekik yağına başlamadan önce hekim ya da eczacı görüşü almalıdır.</p>

<p>Sofrada Kekik Kullanmanın En Güvenli Yolu</p>

<p>Kuru veya taze kekik; çorbalara, salatalara, yumurtaya, sebze yemeklerine ve yoğurtlu karışımlara eklenebilir. Tuz tüketimini azaltmaya çalışanlar için yemeklere aroma kazandıran bir seçenek olabilir.</p>

<p>Kekiğin en makul kullanım biçimi, onu tedavi ürünü olarak görmek yerine çeşitli ve dengeli beslenmenin bir parçası olarak tüketmektir. Yoğun yağlar ve takviyeler ise doğal olmalarına rağmen ilaçlarla etkileşebilir ve yan etkilere neden olabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Cleveland Clinic, Kekiğin Olası Sağlık Faydaları<br />
2. Ulusal Tıp Kütüphanesi, LiverTox Kekik Kaydı<br />
3. Molecules Dergisi, Kekik Uçucu Yağlarının Biyolojik Etkileri Derlemesi<br />
4. Ulusal Tıp Kütüphanesi, Emzirme ve Kekik Güvenliği Değerlendirmesi<br />
5. Dental Research Journal, Kanama Potansiyeli Taşıyan Bitkisel Ürünler Derlemesi  </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kekigin-faydalari-neler-sofradaki-baharat-ile-kekik-yagi-ayni-degil</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 22:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9317.jpeg" type="image/jpeg" length="73989"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Üniversite Kaydını Yaptırmıştı: Talha Taner Kırca Motosiklet Kazasında Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/universite-kaydini-yaptirmisti-talha-taner-kirca-motosiklet-kazasinda-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/universite-kaydini-yaptirmisti-talha-taner-kirca-motosiklet-kazasinda-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa’nın İnegöl ilçesinde motosikletinin kontrolünü kaybetmesi sonucu ağır yaralanan 20 yaşındaki Talha Taner Kırca, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Dokuz Eylül Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümünü kazandığı ve kaydını yaptırdığı öğrenilen Kırca, arkadaşlarının da katıldığı cenaze töreninin ardından toprağa verildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Üniversite Kaydını Yaptırmıştı: Talha Taner Kırca’ya Acı Veda</p>

<p>Bursa’nın İnegöl ilçesinde meydana gelen motosiklet kazası, 20 yaşındaki Talha Taner Kırca’yı ailesinden ve sevenlerinden kopardı. Üniversite eğitimine başlamak için hazırlık yaptığı belirtilen genç, düzenlenen cenaze töreniyle son yolculuğuna uğurlandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre kaza, 29 Ağustos 2026 günü saat 03.30 sıralarında Bursa-Ankara kara yolunun İnegöl girişinde meydana geldi.</p>

<p>İnegöl’den Bozüyük yönüne ilerleyen Kırca’nın kullandığı motosiklet, henüz kesin olarak belirlenemeyen bir nedenle kontrolden çıktı. Refüjü aşarak karşı yöne geçen motosikletin devrilmesi sonucu genç sürücü ağır yaralandı.</p>

<p>Hastanede kurtarılamadı</p>

<p>Kırca’yı başka bir motosikletle takip eden arkadaşının ihbarı üzerine bölgeye polis ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Sağlık görevlilerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından İnegöl Devlet Hastanesine kaldırılan Talha Taner Kırca, doktorların tüm çabasına rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>Kazanın meydana geliş nedeninin kesin olarak belirlenebilmesi için inceleme başlatıldı.</p>

<p>Üniversite kaydını yaptırmıştı</p>

<p>Turgut Alp Anadolu Lisesinden 2024 yılında mezun olduğu öğrenilen Kırca’nın, geçen yıl istediği bölümü kazanamaması üzerine tercih yapmadığı belirtildi.</p>

<p>Bu yıl yeniden Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na giren genç, Dokuz Eylül Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümünü kazandı. Üniversite kaydını da tamamlayan Kırca’nın önümüzdeki günlerde eğitim için İzmir’e gitmeye hazırlandığı öğrenildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Arkadaşları tabutunu omuzladı</p>

<p>Talha Taner Kırca için İnegöl’deki İshakpaşa Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi. İkindi namazının ardından kılınan cenaze namazına Kırca’nın ailesi, yakınları ve çok sayıda arkadaşı katıldı.</p>

<p>Büyük üzüntünün yaşandığı törende genç Kırca’nın tabutunu arkadaşları omuzladı. Talha Taner Kırca’nın cenazesi, duaların ardından Mahmudiye Mahallesi Mezarlığı’nda toprağa verildi.</p>

<p>Talha Taner Kırca kimdi?</p>

<p>20 yaşındaki Talha Taner Kırca, Turgut Alp Anadolu Lisesinden 2024 yılında mezun olmuştu. Üniversite hedefinden vazgeçmeyen Kırca, 2026 YKS yerleştirme sonuçlarına göre Dokuz Eylül Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümünü kazanmış ve kaydını yaptırmıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/universite-kaydini-yaptirmisti-talha-taner-kirca-motosiklet-kazasinda-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 22:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9316.jpeg" type="image/jpeg" length="95914"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cem Yılmaz Hastaneye Kaldırıldı: Acil Anjiyoya Alındı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/cem-yilmaz-hastaneye-kaldirildi-acil-anjiyoya-alindi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/cem-yilmaz-hastaneye-kaldirildi-acil-anjiyoya-alindi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çanakkale’nin Ayvacık ilçesindeki evinde göğüs ağrısı yaşayan Cem Yılmaz, ambulansla önce Ayvacık Devlet Hastanesi’ne, ardından ÇOMÜ Hastanesi’ne sevk edildi. Anjiyoya alınan sanatçının tıkalı olduğu belirtilen damarına müdahale edildiği ve sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cem Yılmaz’a Acil Anjiyo: Tıkalı Damarına Müdahale Edildi</p>

<p>Ünlü komedyen, oyuncu ve yönetmen Cem Yılmaz, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesinde rahatsızlanmasının ardından hastaneye kaldırıldı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre Yılmaz, 29 Ağustos 2026 akşamı Ayvacık ilçesine bağlı Paşaköy’deki evinde göğüs ağrısı yaşadı. Bunun üzerine 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istendi.</p>

<p>Sağlık ekipleri tarafından ambulansla Ayvacık Devlet Hastanesi’ne götürülen Yılmaz’a acil serviste ilk müdahale yapıldı.</p>

<p>ÇOMÜ Hastanesi’ne sevk edildi</p>

<p>İlk değerlendirmelerin ardından daha kapsamlı tetkik ve tedavi uygulanmasına karar verilen Cem Yılmaz, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.</p>

<p>Kardiyoloji ekibi tarafından değerlendirilen 53 yaşındaki sanatçı, koroner damarlarının görüntülenmesi amacıyla anjiyoya alındı.</p>

<p>Tıkalı damara müdahale edildiği bildirildi</p>

<p>Yerel kaynaklardan edinilen son bilgilere göre anjiyo sırasında Yılmaz’ın kalp damarlarından birinde tıkanıklık tespit edildi. Tıkalı damarın gerçekleştirilen girişimle açıldığı ve işlemin ardından sanatçının genel sağlık durumunun iyi olduğu aktarıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yılmaz’ın hastanedeki takip ve kontrollerinin sürdüğü belirtildi. Hastanede ne kadar süre gözlem altında tutulacağına ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı.</p>

<p>“Kalp krizi geçirdi” bilgisi resmen doğrulanmadı</p>

<p>Bazı yayınlarda Cem Yılmaz’ın “kalp spazmı” veya “kalp krizi” geçirdiği ileri sürüldü. Ancak ÇOMÜ Hastanesi, ailesi ya da sanatçının resmî hesaplarından bu tanıları doğrulayan ayrıntılı bir açıklama yayımlanmadı.</p>

<p>Bu nedenle mevcut bilgiler doğrultusunda Yılmaz’ın göğüs ağrısı nedeniyle hastaneye kaldırıldığı, anjiyoya alındığı ve tıkalı olduğu bildirilen damarına müdahale edildiği ifade edilebiliyor.</p>

<p>Sanatçının sağlık durumuna ilişkin yapılacak resmî açıklamanın ayrıntıları netleştirmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/cem-yilmaz-hastaneye-kaldirildi-acil-anjiyoya-alindi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 22:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9315.jpeg" type="image/jpeg" length="74673"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Obezite İçin Semaglutid Tedavisine Başlayanlarda Bir Yıllık Bırakma Riski Yüzde 49]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/obezite-icin-semaglutid-tedavisine-baslayanlarda-bir-yillik-birakma-riski-yuzde-49</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/obezite-icin-semaglutid-tedavisine-baslayanlarda-bir-yillik-birakma-riski-yuzde-49" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Aarhus Üniversitesi ve ortak kurumların Danimarka’da yürüttüğü, 28 Ağustos 2026’da JAMA Network Open’da yayımlanan araştırmada 157 bin 822 yetişkin incelendi. Obezite için semaglutid tedavisine başlayanlarda 12 aylık kümülatif bırakma riski yüzde 49 bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Danimarka’da Aarhus Üniversitesi, Aarhus Üniversite Hastanesi ve Güney Danimarka Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü, 28 Ağustos 2026’da JAMA Network Open’da yayımlanan ülke çapındaki çalışmada, obezite için semaglutid tedavisine başlayan 157 bin 822 yetişkinde tedavinin gerçek yaşamda ne kadar sürdürüldüğü incelendi. Araştırmada 12 aylık kümülatif bırakma riski yüzde 49 olarak hesaplandı.</p>

<p>Çalışma, semaglutidin kilo kaybındaki etkinliğini test etmek yerine ilacı kullanan kişilerin tedaviye ne kadar süre devam ettiğini araştırdı. Bulgular, kronik obezite tedavisinde yalnız ilacın etkisinin değil, tedavinin uzun vadede sürdürülebilirliğinin de önemli olduğunu gösterdi.</p>

<h2>Diyabeti olmayan yetişkinler incelendi</h2>

<p>Araştırma, Danimarka’nın ulusal sağlık kayıtlarının kullanıldığı gözlemsel bir kohort çalışması olarak tasarlandı.</p>

<p>1 Aralık 2022 ile 1 Kasım 2024 arasında obezite tedavisi amacıyla ilk kez semaglutid reçetesi alan yetişkinler çalışmaya dahil edildi. Katılımcıların daha önce semaglutid kullanmamış ve diyabet tanısı bulunmayan kişiler olması şartı arandı.</p>

<p>Toplam 157 bin 822 katılımcının yüzde 69’u kadın, yüzde 31’i erkekti. Ortanca yaş 49 olarak hesaplandı.</p>

<p>Çalışmada ayrı bir kontrol grubu bulunmuyordu. Araştırmacılar, semaglutid tedavisine başlayan kişilerin gerçek yaşam koşullarındaki reçete kullanımını sağlık kayıtları üzerinden izledi.</p>

<h2>77 bin 483 kişi bırakma tanımını karşıladı</h2>

<p>Araştırmacılar, mevcut reçetenin kapsadığı sürenin ardından en az 60 gün boyunca yeni semaglutid reçetesi alınmamasını tedavinin bırakılması olarak tanımladı.</p>

<p>Bu ölçüte göre takip sırasında 77 bin 483 kişi tedaviyi bırakmış kabul edildi.</p>

<p>Kümülatif bırakma riski 3 ayda yüzde 13, 6 ayda yüzde 27, 9 ayda yüzde 39 ve 12 ayda yüzde 49 olarak hesaplandı.</p>

<p>Yüzde 49’luk sonuç, katılımcıların basitçe yüzde 49’unun belirli bir tarihte tedaviyi bıraktığı anlamına gelmiyor. Değer, zaman içinde tedavinin bırakılma olasılığını gösteren kümülatif risk hesabını ifade ediyor.</p>

<h2>Bırakma tanımı değiştiğinde oran da değişti</h2>

<p>Reçete kayıtlarına dayalı çalışmalarda kişinin tedaviyi gerçekten kalıcı olarak bırakıp bırakmadığını kesin olarak belirlemek her zaman mümkün olmuyor.</p>

<p>Araştırmacılar bu nedenle farklı süre eşikleriyle ek analizler yaptı.</p>

<p>Reçeteler arasındaki boşluk 30 gün kabul edildiğinde 12 aylık kümülatif bırakma riski yüzde 58’e çıktı. Boşluk 90 gün olarak kabul edildiğinde ise yüzde 45’e geriledi.</p>

<p>Ana analizde kullanılan 60 günlük aralıkta risk yüzde 49’du.</p>

<p>Bu değişkenlik, bazı kişilerin tedaviyi tamamen bırakmak yerine geçici ara vermiş veya ilacı daha uzun aralıklarla kullanmış olabileceğini düşündürüyor.</p>

<h2>Gençlerde göreceli risk daha yüksek bulundu</h2>

<p>Araştırmada tedaviyi bırakmayla ilişkili demografik ve sağlık özellikleri de incelendi.</p>

<p>18–29 yaş grubunda tedaviyi bırakma riski, 45–59 yaş grubuna kıyasla göreceli olarak yüzde 49 daha yüksek bulundu.</p>

<p>Bu bulgu, 18–29 yaş grubundaki kişilerin yüzde 49’unun tedaviyi bıraktığı anlamına gelmiyor. Araştırmada iki yaş grubu arasındaki göreceli risk farkı hesaplandı.</p>

<p>Erkeklerde tedaviyi bırakma riski kadınlara göre göreceli olarak yüzde 16 daha yüksekti.</p>

<p>Daha düşük gelirli belediyelerde yaşayan kişilerde de yüksek gelirli bölgelerde yaşayanlara kıyasla risk yaklaşık yüzde 11 daha yüksek bulundu.</p>

<p>Bu ilişkiler, bireysel kişilerin semaglutidi neden bıraktığını göstermiyor.</p>

<h2>Bazı sağlık özellikleri de bırakmayla ilişkili bulundu</h2>

<p>Semaglutid tedavisinden önce gastrointestinal sistemle ilişkili ilaç kullanan kişilerde bırakma riski yaklaşık yüzde 10 daha yüksek bulundu.</p>

<p>Psikiyatrik ilaç kullanımı bulunanlarda ise risk yaklaşık yüzde 13 daha yüksekti.</p>

<p>Kalp-damar hastalığı, böbrek hastalığı, prediyabet ve daha yüksek ek hastalık yükü bulunan kişilerde de küçük risk artışları görüldü.</p>

<p>Ancak araştırma bu ilişkilerin nedenini doğrudan ölçmedi.</p>

<p>Bu nedenle hastaların ilacı yan etkiler, maliyet, yetersiz etki veya başka bir nedenle bıraktığı sonucuna tek başına bu verilerden ulaşılamıyor.</p>

<h2>Tedavi maliyeti olası etkenlerden biri</h2>

<p>Araştırmada semaglutidin obezite tedavisinde kullanılmasının Danimarka’da hastalar için ekonomik yük oluşturabileceği belirtildi.</p>

<p>Çalışma döneminde yıllık tedavi maliyetinin doza bağlı olarak yaklaşık 2 bin 200 ile 3 bin 700 avro arasında değişebildiği, obezite amacıyla kullanılan semaglutidin genel geri ödeme kapsamında olmadığı aktarıldı.</p>

<p>Düşük gelirli bölgelerde tedaviyi bırakma riskinin daha yüksek bulunması, maliyetin olası etkenlerden biri olabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>Ancak araştırmacıların elinde katılımcıların bireysel gelirleri veya ilaç için ceplerinden yaptıkları gerçek harcama miktarı bulunmuyordu.</p>

<p>Bu nedenle tedavinin doğrudan ekonomik nedenlerle bırakıldığı gösterilmiş değil.</p>

<h2>Bırakanların yaklaşık dörtte biri üç ay içinde yeniden başladı</h2>

<p>Tedaviyi bırakmış kabul edilen kişilerin yaklaşık dörtte biri, bırakma döneminin ardından üç ay içinde yeniden semaglutid kullanmaya başladı.</p>

<p>Bu bulgu, reçete kayıtlarında bırakmış görünen kişilerin bir bölümünün gerçekte tedaviye geçici ara vermiş olabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Kişilerin dozlarını önerilenden farklı aralıklarla kullanmaları da kayıtlarda tedavinin bırakılması şeklinde görünebilir.</p>

<h2>Başka obezite ilaçlarına geçiş sınırlı kaldı</h2>

<p>Araştırmacılar semaglutidi bırakanların sonraki beş ay içinde başka obezite ilaçlarına geçip geçmediğini de değerlendirdi.</p>

<p>Tedaviyi bırakanların bin 88’i, yani yüzde 1,4’ü liraglutid; 563’ü, yani yüzde 0,7’si tirzepatid reçetesi aldı.</p>

<p>Bu sonuçlar, semaglutidi bırakan kişilerin büyük bölümünün kısa dönemde başka bir obezite ilacına geçmediğini gösterdi.</p>

<p>Tirzepatidin Danimarka pazarına çalışma döneminin sonlarına doğru girmesi, bu oranın yorumlanmasında dikkate alınması gereken bir sınırlılık olarak değerlendirildi.</p>

<h2>Araştırma kilo değişimini ölçmedi</h2>

<p>Çalışmada katılımcıların tedavi öncesi ve sonrası vücut ağırlığı verileri bulunmuyordu.</p>

<p>Bu nedenle semaglutidi bırakan kişilerin ne kadar kilo aldığı veya verdiği belirlenemedi.</p>

<p>Daha önce yürütülen randomize klinik çalışmalar, semaglutid tedavisi sona erdikten sonra kaybedilen kilonun bir bölümünün geri alınabileceğini göstermişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yeni Danimarka çalışması ise kilo değişimini değil, gerçek yaşamda ilaca devam edilme süresini değerlendirdi.</p>

<h2>Semaglutid ruhsatlı bir obezite tedavisi</h2>

<p>Semaglutid, Avrupa Birliği’nde obezite ve belirli kilo ilişkili sağlık sorunları bulunan fazla kilolu yetişkinlerde kilo yönetimi amacıyla ruhsatlı bir tedavi.</p>

<p>Yeni çalışma bir ilaç onayı araştırması değil.</p>

<p>Araştırmacılar semaglutidin etkinliğini veya yeni bir kullanım alanını değerlendirmedi; mevcut tedavinin gerçek yaşamda ne ölçüde sürdürüldüğünü inceledi.</p>

<p>Bu nedenle yüzde 49’luk bırakma riski semaglutidin etkisiz olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<h2>Çalışmanın önemli sınırlılıkları bulunuyor</h2>

<p>Araştırmanın ülke çapında sağlık kayıtlarını kullanması ve 157 binden fazla kişiyi kapsaması güçlü yönleri arasında yer alıyor.</p>

<p>Ancak gözlemsel tasarım nedeniyle neden-sonuç ilişkisi kurulamaz.</p>

<p>Katılımcıların vücut kitle indeksi ve ayrıntılı vücut ölçümleri mevcut değildi. Tedavi sırasında ne kadar kilo verdikleri bilinmiyordu.</p>

<p>Bireysel gelir, sigorta durumu ve cepten yapılan ilaç harcamaları da kayıtlarda bulunmuyordu.</p>

<p>Yan etki, maliyet, yetersiz etki veya kişisel tercih gibi bırakma nedenleri doğrudan ölçülmedi.</p>

<p>Danimarka’nın sağlık sistemi, geri ödeme koşulları ve ilaç fiyatlandırması diğer ülkelerden farklı olduğu için yüzde 49’luk kümülatif bırakma riski başka ülkelere doğrudan genellenemiyor.</p>

<h2>Gerçek yaşamda tedaviye devamlılık öne çıkıyor</h2>

<p>Çalışmanın temel mesajı, semaglutidin kilo kaybındaki etkisini yeniden değerlendirmek değil.</p>

<p>Araştırma, uzun süreli obezite tedavisinde hastaların ilacı gerçek yaşam koşullarında ne kadar süre kullanmaya devam ettiğini gösteriyor.</p>

<p>Klinik çalışmalarda etkili olduğu gösterilen bir tedavinin gerçek yaşamda beklenen yararı sağlaması için hastaların tedaviyi sürdürebilmesi gerekiyor.</p>

<p>Danimarka verileri, obezite tedavisinde ilaç etkinliğinin yanında maliyet, tolerans, hasta özellikleri ve tedaviye devamlılık gibi faktörlerin de uzun dönem sonuçlar açısından değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• JAMA Network Open – Discontinuation of Semaglutide Therapy for Obesity Management, 28 Ağustos 2026</p>

<p>• Aarhus Üniversitesi ve Aarhus Üniversite Hastanesi – Danimarka ulusal sağlık kayıtlarına dayalı semaglutid kohort araştırması</p>

<p>• Güney Danimarka Üniversitesi – Semaglutid tedavisinin bırakılmasına ilişkin ulusal kohort araştırması</p>

<p>• Avrupa İlaç Ajansı – Semaglutidin obezite ve kilo yönetimi için ruhsat bilgileri</p>

<p>• JAMA – STEP 4 randomize klinik çalışması</p>

<p>• Diabetes, Obesity and Metabolism – STEP 1 tedavi sonrası uzatılmış takip çalışması</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/obezite-icin-semaglutid-tedavisine-baslayanlarda-bir-yillik-birakma-riski-yuzde-49</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 21:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/semaglutid-haber-gorseli-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="43078"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[En Sağlıklı Kahve Hangisi? Filtre Kahveden Türk Kahvesine En İyi Seçenekler]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/en-saglikli-kahve-hangisi-filtre-kahveden-turk-kahvesine-en-iyi-secenekler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/en-saglikli-kahve-hangisi-filtre-kahveden-turk-kahvesine-en-iyi-secenekler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Şekersiz ve kâğıt filtreden geçirilmiş kahve, düşük kalorisi ve daha az diterpen içermesiyle öne çıkıyor. Ancak porsiyon, kafein miktarı ve fincana eklenen şeker de tercihin sağlık etkisini değiştiriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>En Sağlıklı Kahve Hangisi? Demleme Yöntemi ve Fincana Eklenenler Belirleyici</p>

<p>En sağlıklı kahve seçeneklerinin başında şekersiz, kâğıt filtreyle hazırlanmış sade kahve geliyor. Kâğıt filtre, kahvenin doğal yağlarında bulunan ve fazla tüketildiğinde LDL kolesterolü yükseltebilen kafestol ile kahveol adlı bileşiklerin önemli bölümünü tutuyor.</p>

<p>Bu durum espresso, Türk kahvesi veya French press türlerinin kesinlikle zararlı olduğu anlamına gelmiyor. Sağlık üzerindeki etki; tüketilen miktara, kişinin kolesterol düzeyine, kafeine duyarlılığına ve kahveye eklenen şeker, krema ya da şuruplara göre değişiyor.</p>

<p>Kâğıt Filtreli Sade Kahve Neden Öne Çıkıyor?</p>

<p>Sade filtre kahve düşük kalorili olmasının yanı sıra klorojenik asitler gibi polifenoller içeriyor. Polifenoller, bitkilerde bulunan ve vücudun oksidatif strese karşı savunmasına katkı sağlayabilen doğal bileşiklerdir.</p>

<p>Kâğıt filtre ise kahve çekirdeğindeki bazı yağları fincana ulaşmadan yakalıyor. Bu nedenle özellikle LDL kolesterolü yüksek kişiler için kâğıt filtreyle demlenen kahve, filtresiz çeşitlere göre daha uygun bir tercih olabilir.</p>

<p>Americano ve Espresso Sağlıklı mı?</p>

<p>Americano, espressoya sıcak su eklenerek hazırlanıyor. Şeker, krema ve aromalı şurup eklenmediğinde düşük kalorili bir seçenek olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Espresso küçük porsiyonda sunulmasına rağmen yoğun bir içecektir. Tek porsiyondaki toplam kafein, büyük bir filtre kahveden çoğu zaman daha düşük olabilir; ancak art arda birkaç espresso içildiğinde günlük kafein miktarı hızla yükselebilir.</p>

<p>Türk Kahvesinde Porsiyon Önemli</p>

<p>Türk kahvesi kâğıt filtreden geçirilmediği için kafestol ve kahveol gibi diterpenleri filtre kahveye göre daha fazla içerebilir. Özellikle yüksek kolesterolü bulunan ve gün içinde çok sayıda fincan tüketen kişilerin miktara dikkat etmesi gerekir.</p>

<p>Buna karşılık Türk kahvesinin küçük fincanda sunulması porsiyon kontrolüne yardımcı olabilir. Şeker eklenmeden içilmesi, içeceğin kalori ve serbest şeker yükünü düşük tutar.</p>

<p>Soğuk Demleme Daha Az Asidik Olabilir</p>

<p>Soğuk demleme kahve, bazı kişiler tarafından sıcak demlenmiş kahveye göre daha yumuşak ve mide açısından daha rahat bulunabilir. Fakat daha az asidik tat, bu içeceğin herkes için otomatik olarak daha sağlıklı olduğu anlamına gelmez.</p>

<p>Konsantre hazırlanan soğuk kahvelerin kafein miktarı porsiyona göre oldukça yüksek olabilir. Hazır satılan çeşitlerde şeker, krema ve aromalı şurup bulunup bulunmadığı da kontrol edilmelidir.</p>

<p>Sütlü Kahve Seçerken Nelere Bakılmalı?</p>

<p>Şekersiz süt veya bitkisel içecek eklenen kahve; protein, kalsiyum ve başka besin ögeleri sağlayabilir. İnek sütü kullanmayanlar için şekersiz ve kalsiyumla zenginleştirilmiş soya içeceği, protein içeriği bakımından güçlü seçeneklerden biridir.</p>

<p>Badem, yulaf ve Hindistan cevizi temelli ürünlerin besin değerleri aynı değildir. Ürünün ilave şeker miktarı, protein düzeyi ve kalsiyumla zenginleştirilip zenginleştirilmediği etiketten değerlendirilmelidir.</p>

<p>Hazır Kahve Sağlıksız mı?</p>

<p>Sade hazır kahve de düşük kalorili olabilir ve bazı antioksidan bileşikleri korur. Bu nedenle bütün hazır kahveleri sağlıksız olarak nitelendirmek doğru değildir.</p>

<p>Asıl sorun, şeker ve süt tozu içeren karışım paketlerinde ortaya çıkabilir. Üçü bir arada olarak satılan ürünler, sade kahveden farklı olarak belirgin miktarda ilave şeker ve kalori içerebilir.</p>

<p>Fincandaki En Büyük Farkı Eklenenler Yaratabilir</p>

<p>Bir kahvenin sağlık profilini çoğu zaman çekirdeğin türünden çok fincana eklenen malzemeler değiştirir. Şeker, aromalı şurup, krema ve tatlandırılmış köpük içeren büyük boy içecekler, günlük ilave şeker ve enerji alımını yükseltebilir.</p>

<p>Daha dengeli bir fincan için kahve sade içilebilir veya az miktarda şekersiz süt eklenebilir. Tat isteyenler tarçın gibi şekersiz seçenekleri deneyebilir; ancak bunlar tedavi edici ürün olarak görülmemelidir.</p>

<p>Günlük Kafein Miktarı Ne Kadar Olmalı?</p>

<p>Sağlıklı yetişkinlerin çoğu için günlük toplam 400 miligrama kadar kafein, genellikle olumsuz etkiyle ilişkilendirilmeyen üst sınır kabul ediliyor. Bunun fincan karşılığı sabit değildir; çekirdek, demleme süresi ve porsiyon büyüklüğü kafein miktarını ciddi biçimde değiştirebilir.</p>

<p>Çarpıntı, titreme, huzursuzluk, mide yakınması veya uykusuzluk gelişiyorsa daha düşük miktarlar tercih edilmelidir. Kafeinsiz kahve de tamamen kafeinsiz olmayabilir ancak normal kahveye kıyasla çok daha az kafein içerir.</p>

<p>Herkes İçin Aynı Kahve Uygun Değil</p>

<p>Gebelikte günlük kafein alımının genellikle 200 miligramın altında tutulması öneriliyor. Emzirme döneminde, ritim bozukluğu, kontrolsüz tansiyon, reflü, anksiyete veya uyku sorunu bulunanlarda kişisel sınır daha düşük olabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kullanılan ilaçlar da kafeinin etkisini değiştirebilir. Belirli bir hastalığı veya düzenli ilaç kullanımı bulunan kişilerin kahve tüketimini kendi hekimleriyle değerlendirmesi uygun olur.</p>

<p>Sağlıklı Kahve İçin Pratik Tercih Sırası</p>

<p>Genel kullanım için şekersiz ve kâğıt filtreyle hazırlanmış sade kahve güçlü bir seçenektir. Sade Americano, ölçülü espresso, şekersiz sütlü kahve ve içeriği kontrol edilmiş soğuk demleme de kişinin gereksinimine göre tercih edilebilir.</p>

<p>Türk kahvesi ve diğer filtresiz çeşitlerde porsiyon kontrolü özellikle yüksek kolesterolü olanlar için daha fazla önem taşır. Kahvenin olası yararları çoğunlukla gözlemsel araştırmalara dayanır; bu bulgular kahvenin hastalıkları önlediğini veya tedavi ettiğini kanıtlamaz.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Health, En Sağlıklı Sekiz Kahve Türü<br />
2. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, Günlük Kafein Tüketimi Bilgilendirmesi<br />
3. Poole ve çalışma arkadaşları, Kahve Tüketimi ve Sağlık Sonuçları Şemsiye Derlemesi, 2017<br />
4. Svatun ve çalışma arkadaşları, Espresso Tüketimi ve Serum Kolesterolü Araştırması, 2022<br />
5. Amerikan Kalp Derneği, Kafein ve Kalp-Damar Sağlığı Bilimsel Bildirisi, 2026<br />
6. Amerikan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Koleji, Gebelikte Kafein Tüketimi Görüşü </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/en-saglikli-kahve-hangisi-filtre-kahveden-turk-kahvesine-en-iyi-secenekler</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 21:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9310.jpeg" type="image/jpeg" length="69941"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kaymakam, Hâkim ve Savcılar İçin Yeni Askerlik Modeli Önerisi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kaymakam-hakim-ve-savcilar-icin-yeni-askerlik-modeli-onerisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kaymakam-hakim-ve-savcilar-icin-yeni-askerlik-modeli-onerisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kaymakam, hâkim ve savcıların askerlik yükümlülüğünün kritik kamu hizmetlerini aksatmayacak biçimde yeniden düzenlenmesi istendi. Anayasa’nın 72. maddesi ve Emniyet Hizmetleri Sınıfı için uygulanan model hatırlatılarak, belirli süre fiilen görev yapanların askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılması önerildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kaymakam, Hâkim ve Savcılar İçin Yeni Askerlik Modeli Önerisi</p>

<p>Kaymakamlar ile hâkim ve savcıların askerlik yükümlülüğüne ilişkin yeni bir düzenleme yapılması gerektiği yönündeki görüşler yeniden gündeme geldi. Önerinin temelini, bu mesleklerde geçirilen belirli bir fiilî hizmet süresinin askerlikten muafiyet olarak değil, kamu kesiminde yerine getirilen vatan hizmeti olarak değerlendirilmesi oluşturuyor.</p>

<p>Düzenleme çağrısında, bu meslek gruplarına tanınacak uygulamanın kişisel bir ayrıcalık değil; güvenlik, kamu düzeni ve adalet hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesine yönelik idari bir gereklilik olduğu savunuluyor.</p>

<p>Anayasa kamu kesiminde vatan hizmetine imkân tanıyor</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 72. maddesinde vatan hizmetinin her Türkün hakkı ve ödevi olduğu belirtiliyor. Aynı maddede bu hizmetin Silahlı Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceğinin ya da yerine getirilmiş sayılacağının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınıyor.</p>

<p>Bu hüküm, vatan hizmetinin yalnızca kışlada yerine getirilen askerlik modeliyle sınırlı olmadığını gösteriyor. Ancak kaymakamlar ile hâkim ve savcıların görev sürelerinin askerlik hizmetinden sayılabilmesi için açık bir kanuni düzenleme yapılması gerekiyor.</p>

<p>Polisler için on yıllık hizmet modeli uygulanıyor</p>

<p>7179 sayılı Askeralma Kanunu’nun 11. maddesine göre, Emniyet Hizmetleri Sınıfında görev yapan personelin askerlik işlemleri belirli koşullarla erteleniyor. Bu sınıfta on yıllık hizmet süresini tamamlayanlar ise askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılıyor.</p>

<p>Düzenlemenin temelinde, iç güvenlik hizmetlerinin ve Emniyet Teşkilatının personel ihtiyacının kesintiye uğramaması bulunuyor. Yeni öneride de benzer bir yaklaşımın devletin kritik idari ve adli görevlerini yürüten meslekler bakımından değerlendirilmesi isteniyor.</p>

<p>“Kaymakamın görevi yalnızca büro hizmeti değil”</p>

<p>Kaymakam; ilçede Cumhurbaşkanının idari yürütme vasıtası ve en yüksek mülki idare amiri olarak kamu kurumlarının koordinasyonunda görev üstleniyor. Güvenlik, afet, toplumsal olay ve olağanüstü durumlarda kolluk birimleriyle birlikte kritik sorumluluklar taşıyor.</p>

<p>Bu nedenle, emniyet personelinin belirli bir hizmet süresinin askerlikten sayıldığı bir sistemde, aynı kamu düzeni mekanizmasının yönetim ve koordinasyonunda bulunan kaymakamların durumunun da ele alınması gerektiği savunuluyor.</p>

<p>Öneriyi destekleyenler, özellikle personel imkânlarının sınırlı olduğu ilçelerde bir kaymakamın aylarca görevinden ayrılmasının yalnızca kurum içi bir izin olarak değerlendirilemeyeceğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Tek hâkim veya savcının bulunduğu yerlerde hizmet riski</p>

<p>Hâkim ve savcılar bakımından ise adalet hizmetinin sürekliliği öne çıkıyor. Bir hâkim ya da savcının askerlik nedeniyle görevinden ayrılması hâlinde dosyaların başka bir yargı mensubuna devredilmesi mümkün olsa da personel sayısının az olduğu adliyelerde iş yükünün artması ve işlemlerin gecikmesi riski bulunuyor.</p>

<p>Özellikle tek hâkim veya tek Cumhuriyet savcısıyla hizmet verilen küçük ilçelerde geçici personel kaybı; soruşturmaların, duruşmaların ve diğer adli işlemlerin yürütülmesini zorlaştırabiliyor. Tutukluluk, dava ve zamanaşımı gibi kanuni sürelerin işlemeye devam etmesi ise yargı hizmetindeki sürekliliği daha önemli hâle getiriyor.</p>

<p>Erteleme ile hizmetten sayılma aynı değil</p>

<p>Mevcut askerlik mevzuatı, bazı kamu personelinin hizmetlerine duyulan ihtiyaç nedeniyle askerliklerinin kurumlarının teklifi üzerine belirli şartlarla ertelenmesine imkân tanıyor. Aday memurluk, mesleki staj ve kamu hizmetinin zorunlu kıldığı bazı durumlar için de farklı erteleme hükümleri bulunuyor.</p>

<p>Ancak erteleme, askerlik yükümlülüğünü ortadan kaldırmıyor; yalnızca silahaltına alınmayı ileri bir tarihe bırakıyor. Kamu görevinde geçirilen sürenin askerlik hizmetinden sayılması ise farklı ve kalıcı sonuç doğuran bir düzenleme gerektiriyor.</p>

<p>Bu nedenle önerilen modelin uygulanabilmesi için 7179 sayılı Askeralma Kanunu’nda kaymakamlar ile hâkim ve savcıları açık biçimde kapsayan yeni bir hüküm oluşturulması gerekiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Öneri: Belirli süre fiilî hizmet şartı</p>

<p>Gündeme getirilen modelde doğrudan ve koşulsuz bir muafiyet yerine, belirli bir süre fiilen kaymakamlık, hâkimlik veya savcılık yapanların askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılması öneriliyor.</p>

<p>Olası bir düzenlemede şu şartların değerlendirilebileceği belirtiliyor:</p>

<ul>
 <li>Mesleğe asaleten atanmış olmak,</li>
 <li>Belirlenecek süre boyunca fiilen görev yapmak,</li>
 <li>Meslekten ayrılma hâlinde eksik askerlik süresini tamamlamak,</li>
 <li>Hizmet süresine ücretsiz izinlerin dâhil edilmemesi,</li>
 <li>Savaş ve seferberlik hâllerinin kapsam dışında tutulması,</li>
 <li>İhtiyaç hâlinde temel askerlik veya millî güvenlik eğitimi verilmesi.</li>
</ul>

<p>Böylece hem askerlik yükümlülüğünün eşitlik ve kamu yararı boyutu korunabilecek hem de kritik kamu hizmetlerinin uzun süreli personel kaybına uğraması önlenebilecek.</p>

<p>“Mesleklerin üstünlüğü değil, devletin devamlılığı”</p>

<p>Düzenleme talebinin temelinde kaymakamlık, hâkimlik veya savcılığın askerlik hizmetinden üstün tutulması bulunmuyor. Savunulan yaklaşım, bu görevlerin doğrudan devletin idari ve adli işleyişiyle bağlantılı olduğu ve kesintinin maliyetinin vatandaşa yansıdığı görüşüne dayanıyor.</p>

<p>Kaymakamlar sivil idareyi ve kamu düzenini, hâkim ve savcılar ise adalet hizmetini ayakta tutuyor. Sayılarının sınırlı, yetiştirilmelerinin uzun ve görev yerlerinin her zaman kolaylıkla doldurulamaması, farklı bir askerlik modelinin tartışılmasının başlıca gerekçeleri arasında gösteriliyor.</p>

<p>Anayasa’nın kamu kesiminde yerine getirilen hizmetlerin vatan hizmeti olarak kabul edilebilmesine imkân tanıyan hükmü dikkate alındığında, konunun ayrıcalık tartışmasından çıkarılarak devlet hizmetlerinin sürekliliği ve kamu yararı çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>💼 Kariyer</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kaymakam-hakim-ve-savcilar-icin-yeni-askerlik-modeli-onerisi</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 21:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9309.jpeg" type="image/jpeg" length="66070"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir Toplum Afyonla Nasıl Zayıfladı? 19. Yüzyıl Çin’inde Bağımlılığın Sağlık Bedeli]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/bir-toplum-afyonla-nasil-zayifladi-19-yuzyil-cininde-bagimliligin-saglik-bedeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/bir-toplum-afyonla-nasil-zayifladi-19-yuzyil-cininde-bagimliligin-saglik-bedeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19. yüzyıl Çin’inde afyon kullanımı milyonlara ulaştı. Tarihsel araştırmalar bağımlılığın hane ekonomisinden çalışma hayatına, devlet gelirlerinden uluslararası siyasete kadar geniş bir etki alanı oluşturduğunu gösteriyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Afyonun 19. yüzyıl Çin’inde yaygınlaşması yalnız uyuşturucu kullanımının tarihi değildi. Madde zamanla milyonlarca kişiye ulaştı; bağımlılık, ailelerin harcamalarından çalışma hayatına, kaçak ticaretten devlet maliyesine kadar uzanan geniş bir soruna dönüştü.</p>

<p>Ancak Çin’in o dönemde yaşadığı siyasi ve toplumsal sarsıntıları yalnız afyonla açıklamak tarihsel olarak doğru değil. Qing İmparatorluğu aynı yıllarda büyük iç isyanlar, mali sorunlar, savaşlar, yabancı müdahaleler ve idari krizlerle karşı karşıyaydı.</p>

<p>Afyon bütün bu sorunların tek nedeni olmadı. Buna karşılık sağlık, ekonomi ve devlet otoritesi arasındaki kırılganlıkları birbirine bağlayan güçlü bir kriz çarpanı haline geldi.</p>

<h2>Afyon Çin’e 19. yüzyılda gelmedi</h2>

<p>Haşhaş ve afyon Çin toplumunun 19. yüzyılda ilk kez karşılaştığı maddeler değildi.</p>

<p>Tıp tarihi araştırmaları, haşhaşın Çin tıbbında yüzyıllardır bilindiğini ve özellikle ağrı, öksürük ve ishal gibi yakınmalar için farklı biçimlerde kullanıldığını gösteriyor. Haşhaşın Çin tıp metinlerinde Song Hanedanlığı döneminde de yer aldığı biliniyor.</p>

<p>Asıl dönüşüm, afyonun sınırlı tıbbi kullanımının dışına çıkması ve özellikle keyif amacıyla içilmesinin yaygınlaşmasıyla yaşandı.</p>

<p>Afyon içme alışkanlığı zaman içinde belirli toplumsal çevrelerden daha geniş gruplara yayıldı.</p>

<h2>Afyon insan vücudunda bağımlılığı nasıl oluşturuyordu?</h2>

<p>Afyonun içerisinde başta morfin olmak üzere merkezi sinir sistemini etkileyen opioid alkaloidleri bulunuyor.</p>

<p>Opioidlerin tekrarlayan kullanımı bazı kişilerde tolerans ve fiziksel bağımlılık oluşturabiliyor. Tolerans geliştiğinde kişi aynı etkiyi elde edebilmek için zamanla daha yüksek miktarda madde kullanmaya ihtiyaç duyabiliyor.</p>

<p>Fiziksel bağımlılık geliştikten sonra kullanımın kesilmesi;</p>

<p>terleme, huzursuzluk, uykusuzluk, kas ve eklem ağrıları, mide-bağırsak yakınmaları ve yoğun madde kullanma isteği gibi yoksunluk belirtilerine yol açabiliyor.</p>

<p>Opioidler yüksek miktarlarda solunumu da baskılayabiliyor.</p>

<p>Bununla birlikte 19. yüzyılda kullanılan afyonu günümüzdeki son derece güçlü sentetik opioidlerle bire bir karşılaştırmak bilimsel olarak doğru değil. Maddenin içeriği, dozu ve kullanım biçimi farklılık gösteriyor.</p>

<h2>Afyon bir dönem statü göstergesi haline geldi</h2>

<p>Afyon kullanımı Çin toplumunun tamamına aynı anda yayılmadı.</p>

<p>Tarih araştırmaları, bazı dönemlerde ve belirli toplumsal çevrelerde afyon içmenin zenginlik, sosyalleşme ve statüyle ilişkilendirilebildiğini gösteriyor.</p>

<p>Afyon kullanımına özgü pipeler, lambalar ve hazırlama ritüelleri gelişti. Bazı çevrelerde misafire afyon ikram edilmesi bile sosyal hayatın parçası haline gelebildi.</p>

<p>Madde daha geniş toplumsal kesimlere ulaştıkça sorun farklı bir boyut kazandı.</p>

<p>Afyon artık yalnız bireysel kullanım meselesi değildi.</p>

<h2>İngiliz Hindistanı’ndan gelen afyon ticareti büyüdü</h2>

<ol start="18">
 <li>
 <p>yüzyılın sonlarından itibaren Britanya yönetimindeki Hindistan önemli bir afyon üretim merkezi haline geldi.</p>
 </li>
</ol>

<p>Hint afyonunun Çin’e ulaştırılması giderek büyürken Qing yönetimi keyif amaçlı afyon kullanımını ve ticaretini sınırlamaya çalıştı.</p>

<p>Yüksek kâr sağlayan kaçak ticaret ise devam etti.</p>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyılın ilk yarısına gelindiğinde afyon;</p>
 </li>
</ol>

<p>sağlık, kaçakçılık, dış ticaret, devlet otoritesi ve uluslararası ilişkilerin kesiştiği bir mesele haline gelmişti.</p>

<h2>Lin Zexu 1839’da afyona karşı büyük bir müdahale başlattı</h2>

<p>Qing yönetimi 1839’da afyon ticaretine karşı daha sert önlemler aldı.</p>

<p>İmparatorluk görevlisi Lin Zexu, Kanton bölgesindeki yabancı tüccarlara ait büyük miktarda afyonun teslim edilmesini sağladı. Ele geçirilen afyon Humen’de imha edildi.</p>

<p>Bu gelişme Birinci Afyon Savaşı’na giden süreçte önemli kırılma noktalarından biri oldu.</p>

<p>Lin Zexu’nun girişimlerinin sağlık tarihi açısından daha az bilinen bir yönü de vardı.</p>

<p>Tarihsel araştırmalar, Lin’in hekimlerden afyon kullanımını bırakmaya yardımcı olabilecek reçeteler ve tedaviler istediğini gösteriyor.</p>

<p>Bu girişimler, afyon sorununun yalnız ahlak veya suç meselesi olarak değil, bedensel bağımlılık ve tedavi gerektirebilen bir durum olarak da ele alınmaya başladığını gösteriyor.</p>

<h2>Afyon Savaşları yalnız uyuşturucu ticareti yüzünden çıkmadı</h2>

<p>1839–1842 yıllarında yaşanan Birinci Afyon Savaşı’nın merkezinde Çin’in kaçak afyon ticaretine müdahalesi bulunuyordu.</p>

<p>Ancak savaş yalnız afyon üzerinden açıklanamaz.</p>

<p>Britanya aynı zamanda Çin pazarlarına daha geniş erişim, yeni limanların açılması, ticari kısıtlamaların azaltılması ve farklı bir diplomatik ilişkiler sistemi istiyordu.</p>

<p>1856–1860 arasındaki İkinci Afyon Savaşı’nda da benzer biçimde ticaret, diplomasi, limanlara erişim ve Batılı devletlerin Çin üzerindeki talepleri etkiliydi.</p>

<p>Bu nedenle Afyon Savaşlarını yalnız “uyuşturucu satma savaşı” şeklinde anlatmak, dönemin daha geniş siyasi ve ekonomik tablosunu eksik bırakıyor.</p>

<h2>1906 için tahminler 21,5–25 milyon kullanıcıyı gösteriyordu</h2>

<p>Çin’de kaç kişinin afyon kullandığına ilişkin kesin bir sayı bulunmuyor.</p>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyılda günümüzdeki standartlara benzeyen ulusal epidemiyolojik araştırmalar yapılmıyordu.</p>
 </li>
</ol>

<p>1909 Şanghay Uluslararası Afyon Komisyonu döneminde kullanılan tarihsel hesaplamalarda, 1906 yılı için yaklaşık <strong>21,5–25 milyon afyon kullanıcısından</strong> söz ediliyordu.</p>

<p>Yaklaşık 400 milyonluk nüfus dikkate alındığında bu rakam toplam nüfusun kabaca yüzde 5–6’sına karşılık gelebilecek bir büyüklüğü ifade ediyor.</p>

<p>Ancak bu rakamların günümüzdeki nüfus araştırmaları gibi değerlendirilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Söz konusu sayılar üretim miktarı, ithalat, tahmini tüketim ve dönem kayıtlarından türetilmiş tarihsel hesaplamalardı.</p>

<p>Ayrıca bu insanların tamamının günümüzde kullanılan tıbbi ölçütlere göre “bağımlı” olduğu söylenemez.</p>

<h2>Afyon kullanan herkes bağımlı değildi</h2>

<p>Dönemin afyon karşıtı propaganda çalışmalarında kullanıcılar çoğu zaman son derece ağır bağımlı, çalışamayan ve bütün servetini kaybetmiş kişiler olarak tasvir edildi.</p>

<p>Tarihsel gerçeklik bundan daha karmaşıktı.</p>

<p>Bazı kişiler afyonu dönemsel veya sosyal amaçlı kullanırken bazı kişilerde ciddi fiziksel bağımlılık gelişiyordu.</p>

<p>Bu nedenle “afyon kullanan herkes bağımlıydı” ifadesi bilimsel olarak doğru değil.</p>

<p>Fakat ağır bağımlılık geliştiren kişiler açısından sonuçlar ciddi olabiliyordu.</p>

<h2>Bağımlılık gündelik hayatın içine yerleşebiliyordu</h2>

<p>Fiziksel bağımlılık geliştiren kişide afyon yalnız keyif amacıyla kullanılan bir madde olmaktan çıkabiliyordu.</p>

<p>Kullanım kesildiğinde ortaya çıkan yoksunluk belirtileri kişiyi yeniden afyon almaya yöneltebiliyordu.</p>

<p>Böylece madde kullanımı kendi kendisini sürdüren bir döngüye dönüşebiliyordu.</p>

<p>Düzenli afyon satın almak özellikle düşük gelirli hanelerde ekonomik baskı yaratabiliyordu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ağır kullanım kişinin çalışma düzenini, aile ilişkilerini, hane ekonomisini ve genel sağlık durumunu etkileyebiliyordu.</p>

<p>Bu etkilerin kullanılan miktara, kullanım sıklığına ve kişinin koşullarına göre farklılık gösterdiği de unutulmamalı.</p>

<h2>Afyon bütün Çin toplumunu çökertmedi</h2>

<p>Popüler tarih anlatılarındaki en büyük sorunlardan biri, Qing Çin’inin bütün zayıflamasını afyona bağlamak.</p>

<p>Çin’in yüz milyonlarca insanının tamamı afyon kullanmıyordu. Afyon kullananların tamamı da bağımlı değildi.</p>

<p>Aynı dönemde ülke Taiping İsyanı gibi son derece yıkıcı iç savaşlarla karşı karşıya kaldı. Mali sorunlar büyüdü, merkezi otorite zorlandı ve yabancı devletlerin askeri ve ekonomik baskısı arttı.</p>

<p>Afyon bu krizlerin nedeni değildi.</p>

<p>Ancak mevcut sorunları ağırlaştırabilen ve sağlık, ekonomi, ticaret ile devlet otoritesini birbirine bağlayan önemli unsurlardan biri haline geldi.</p>

<h2>Devletin büyük çelişkisi: Afyonu azaltırken afyondan gelir elde etmek</h2>

<p>Afyon sorununun en çarpıcı bölümlerinden biri devlet maliyesinde ortaya çıktı.</p>

<p>Tarihsel hesaplamalara göre yabancı afyon üzerinden alınan ithalat ve transit vergileri 1887–1905 döneminde Çin merkezi yönetim gelirlerinin yaklaşık yüzde 5–7’sini oluşturabiliyordu.</p>

<p>1906’da yabancı ve yerli afyona ilişkin vergi düzenlemeleri sonucunda afyon bağlantılı gelirlerin yaklaşık <strong>14 milyon taele</strong> ulaştığı ve merkezi devlet gelirlerinin yaklaşık <strong>yüzde 14’üne</strong> denk geldiği hesaplandı.</p>

<p>Rakamlar tarihsel tahminlere dayanıyor ancak ortaya çıkan çelişki açık:</p>

<p><strong>Devlet afyon kullanımını azaltmak isterken aynı zamanda afyondan önemli miktarda gelir elde ediyordu.</strong></p>

<p>Bağımlılık böylece sağlık sorunundan politik ekonomi sorununa dönüşüyordu.</p>

<h2>Çin’in kendi afyon üretimi de büyüdü</h2>

<p>Afyon krizini yalnız Britanya’nın Hindistan’dan Çin’e yaptığı ticaretle açıklamak da eksik kalıyor.</p>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyılın ikinci yarısında Çin’deki haşhaş üretimi hızla büyüdü.</p>
 </li>
</ol>

<p>Afyon üretimi birçok eyalete yayıldı. Böylece çiftçiler, tüccarlar, yerel yönetimler ve vergi sistemleri de afyon ekonomisinin içine girdi.</p>

<p>Yabancı ticaret sorunun ortaya çıkışında ve büyümesinde çok önemli bir rol oynadı.</p>

<p>Ancak sonraki dönemde yerli üretim ve iç ticaret de son derece büyük boyutlara ulaştı.</p>

<p>Afyon artık yalnız dışarıdan gelen bir ürün değildi.</p>

<h2>1906’da büyük bir afyonla mücadele kampanyası başladı</h2>

<p>Qing yönetimi 1906’da ülke çapında kapsamlı bir afyonla mücadele programı başlattı.</p>

<p>Hedef yaklaşık on yıl içerisinde hem üretimi hem tüketimi ciddi biçimde azaltmaktı.</p>

<p>Haşhaş ekimi sınırlandırıldı, kullanıcıların kayıt altına alınmasına yönelik uygulamalar geliştirildi ve tüketimin azaltılmasına çalışıldı.</p>

<p>Tarih araştırmaları kampanyanın ilk yıllarında sanıldığından daha başarılı olduğunu gösteriyor.</p>

<p>1908’e gelindiğinde bazı bölgelerde üretim ve kullanım belirgin biçimde gerilemişti.</p>

<p>Britanya ile Hindistan’dan Çin’e yapılan afyon sevkiyatının aşamalı olarak azaltılmasına ilişkin düzenlemeler de geliştirildi.</p>

<p>Ancak Çin’deki siyasi istikrarsızlık programın sürekliliğini zorlaştırdı.</p>

<h2>Qing Hanedanlığı yıkıldı ama afyon ortadan kalkmadı</h2>

<p>1911 Devrimi’nin ardından Qing Hanedanlığı sona erdi.</p>

<p>Afyon sorunu ise devam etti.</p>

<p>Merkezi devlet otoritesinin zayıfladığı savaş ağaları döneminde afyon bazı bölgelerde tekrar önemli bir gelir kaynağına dönüştü.</p>

<p>Yerel siyasi ve askeri güçlerin bir kısmı haşhaş üretimini vergilendirdi veya afyon ticaretinden gelir sağladı.</p>

<p>Uyuşturucu ekonomisi böylece yalnız halk sağlığı sorunu olmaktan çıkarak bazı bölgelerde siyasi ve askeri yapıların finansman aracı haline geldi.</p>

<h2>Bağımlılığın tedavi edilmesi gerektiği fikri güçlendi</h2>

<p>2025 yılında <i>Journal of the History of Medicine and Allied Sciences</i> dergisinde yayımlanan tarih araştırması, 1830–1910 yılları arasında Çin’de afyon bağımlılığının nasıl tedavi edilmeye çalışıldığını ayrıntılı biçimde inceledi.</p>

<p>Çalışma bir klinik araştırma değildi. Araştırmacı, 19. ve 20. yüzyıl başlarına ait tıbbi misyoner kayıtlarını, tıbbi yayınları ve Çin kaynaklarını tarihsel yöntemlerle değerlendirdi.</p>

<p>Araştırma, Çinli hekimlerin ve Batılı tıbbi misyonerlerin afyon kullanımını bırakmaya yönelik farklı yöntemler geliştirdiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Bazı yöntemler etkisiz kaldı. Bazıları ise bağımlılık yapabilen başka maddelerin kullanılmasına yol açarak yeni sorunlar yarattı.</p>

<p>Dönem ilerledikçe afyon kullanımı yalnız kişinin ahlaki zayıflığı veya suç davranışı olarak değerlendirilmemeye başladı.</p>

<p><strong>Bedensel bağımlılık ve tedavi gerektiren bir durum olduğu düşüncesi giderek daha görünür hale geldi.</strong></p>

<p>Bu tarihsel süreç, bağımlılığın tıbbi bir sorun olarak ele alınmasının uzun gelişim çizgisinin parçalarından biri olarak değerlendiriliyor.</p>

<h2>Bir bağımlılık sorunu toplumun tamamına nasıl yayılıyor?</h2>

<p>Çin’in afyon deneyiminin sağlık tarihi açısından asıl önemi, bağımlılığın yalnız kullanan kişiyi etkilemediğini göstermesinde yatıyor.</p>

<p>Kullanım yaygınlaştığında sorun;</p>

<p><strong>hane ekonomisine, çalışma hayatına, hekimlik ve tedavi arayışlarına, tarımsal üretime, kaçak ticarete, devlet gelirlerine ve uluslararası siyasete</strong> kadar uzanabiliyor.</p>

<p>Bağımlılık yapıcı bir madde kolay erişilebilir hale geldiğinde, büyük ekonomik pazar oluşturduğunda ve toplumsal yaşam içerisinde normalleştiğinde bireysel kullanım geniş bir toplum sağlığı problemine dönüşebiliyor.</p>

<p>Çin örneği, devlet politikalarının bu süreçte ne kadar belirleyici olabileceğini de gösteriyor.</p>

<p>Bir yönetimin kullanımın zararlarını azaltmaya çalışırken aynı maddeden ekonomik gelir elde etmesi mücadeleyi çok daha karmaşık hale getirebiliyor.</p>

<h2>Afyon Çin’i tek başına yıkmadı ama krizi büyüttü</h2>

<ol start="19">
 <li>
 <p>yüzyıl Çin’inin yaşadığı büyük siyasi ve toplumsal dönüşümü tek bir maddeyle açıklamak mümkün değil.</p>
 </li>
</ol>

<p>Savaşlar, iç isyanlar, ekonomik sorunlar, yabancı müdahaleler, devlet maliyesindeki problemler ve siyasi krizler Qing İmparatorluğu’nu aynı anda zorluyordu.</p>

<p>Afyon bütün bu sorunların nedeni değildi.</p>

<p>Fakat insan bedeninde başlayan bağımlılık;</p>

<p>aile ekonomisine, çalışma hayatına, tarımsal üretime, kaçak ticarete, devlet gelirlerine ve uluslararası siyasete kadar uzandı.</p>

<p>Bu nedenle Çin’in afyon tarihinin sağlık açısından en dengeli özeti şu olabilir:</p>

<p><strong>Afyon Çin’in bütün sorunlarını yaratmadı; fakat zaten zorlanan bir toplumun sağlık, ekonomi ve devlet sorunlarını birbirine bağlayan güçlü bir kriz çarpanı oldu.</strong></p>

<h1>KAYNAKLAR</h1>

<p>• Journal of the History of Medicine and Allied Sciences – Treating Opium Addiction in China: Medical Missionaries, Chinese Medicine, and the State, 1830–1910</p>

<p>• Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi – A Century of International Drug Control</p>

<p>• Cambridge University Press – The Opium Wars of 1839–1860</p>

<p>• Cambridge University Press – The Social Life of Opium in China</p>

<p>• University of Chicago Press – Narcotic Culture: A History of Drugs in China</p>

<p>• Harvard University Asia Center – The Troublesome Legacy of Commissioner Lin</p>

<p>• Institute of East Asian Studies, University of California, Berkeley – Living on Borrowed Time: Opium in Canton, 1906–1936</p>

<p>• Dünya Sağlık Örgütü – Opioidlerin sağlık etkileri ve opioid doz aşımı değerlendirmeleri</p>

<p>• Zhonghua Yi Shi Za Zhi – Exploring the Opium Prohibition Campaign Led by Lin Ze-xu: A Medical Perspective</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/bir-toplum-afyonla-nasil-zayifladi-19-yuzyil-cininde-bagimliligin-saglik-bedeli</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 21:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/cin-afyon-haber-gorseli-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="58461"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Zayıflama İğnelerinde Yan Etki Gerçeği: Kanıtlar Ne Söylüyor?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/zayiflama-ignelerinde-yan-etki-gercegi-kanitlar-ne-soyluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/zayiflama-ignelerinde-yan-etki-gercegi-kanitlar-ne-soyluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[GLP-1 ilaçlarında bulantı ve kabızlık sık görülürken safra kesesi sorunları ve bazı ciddi tablolar daha seyrektir. Pankreatit, tiroid ve ruh sağlığı iddialarında ise kanıtların gücü aynı değildir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>GLP-1 İlaçlarının Riskleri Ne Kadar Gerçek?</p>

<p>GLP-1 temelli ilaçların en iyi doğrulanmış yan etkileri bulantı, kusma, ishal, kabızlık ve karın rahatsızlığıdır. Safra taşı ve safra kesesi hastalığı olasılığında artış da bilimsel verilerle desteklenirken pankreatit, tiroid kanseri ve ruhsal etkiler hakkındaki iddiaların tamamı aynı kesinlikte değildir.</p>

<p>Semaglutid, liraglutid ve dulaglutid gibi GLP-1 reseptör agonistleri; kan şekeri kontrolü, iştahın azalması ve kilo yönetimi amacıyla kullanılıyor. Tirzepatid ise hem GIP hem GLP-1 yollarını etkileyen farklı bir ilaç olmasına rağmen güvenlik değerlendirmelerinde çoğu zaman aynı geniş başlık altında ele alınıyor.</p>

<p>Bu tedaviler herkes için aynı risk profilini taşımıyor. Kullanılan ilaç, doz, dozun artırılma hızı, eşlik eden hastalıklar ve birlikte kullanılan diğer ilaçlar güvenliği doğrudan etkiliyor.</p>

<p>En Sık Sorun Sindirim Sistemi Yan Etkileri</p>

<p>Bulantı, kusma, ishal, kabızlık, karında şişkinlik ve erken doyma en sık bildirilen yan etkilerdir. Şikâyetler çoğunlukla tedavinin başlangıcında veya doz artırılırken belirginleşir ve birçok kişide zamanla hafifler.</p>

<p>Düşük dozla başlamak, dozu hekim planına göre kademeli artırmak, küçük porsiyonlar tüketmek ve yeterli sıvı almak şikâyetlerin yönetilmesine yardımcı olabilir. Devamlı kusma, sıvı alamama veya giderek şiddetlenen karın ağrısı olağan bir uyum belirtisi kabul edilmemelidir.</p>

<p>Şiddetli kusma ve ishal, vücudun susuz kalmasına yol açabilir. Özellikle böbrek hastalığı bulunanlarda bu durum böbrek işlevlerinde ani bozulmaya neden olabileceğinden erken değerlendirme gerekir.</p>

<p>Safra Kesesi Riski Kanıtlarla Destekleniyor</p>

<p>GLP-1 temelli ilaçlarla safra taşı ve safra kesesi iltihabı arasında küçük fakat ölçülebilir bir risk artışı gösterilmiştir. Hızlı veya fazla kilo kaybının kendisi de safra taşı oluşumunu kolaylaştırabildiği için riskin yalnızca ilacın doğrudan etkisinden kaynaklandığı söylenemez.</p>

<p>Sağ üst karında sürekli ağrı, ateş, sarılık, koyu renkli idrar veya açık renkli dışkı gelişmesi durumunda tıbbi değerlendirme alınmalıdır. Safra kesesi sorunu yaşamış kişiler tedaviye başlamadan önce bu geçmişi hekimleriyle paylaşmalıdır.</p>

<p>Pankreatit Konusunda Kanıtlar Ne Diyor?</p>

<p>Akut pankreatit, yani pankreasın ani iltihabı, ürün bilgilerinde ciddi bir güvenlik uyarısı olarak yer alıyor. Bununla birlikte randomize çalışmalar ve geniş kapsamlı analizler, bütün GLP-1 ilaçlarının pankreatit riskini belirgin biçimde artırdığını tutarlı şekilde göstermiş değil.</p>

<p>Bu durum pankreatit ihtimalinin göz ardı edilebileceği anlamına gelmiyor. Sırta yayılabilen şiddetli ve sürekli üst karın ağrısı, özellikle kusmayla birlikteyse ilacın sonraki dozu alınmadan acil sağlık değerlendirmesi yapılmalıdır.</p>

<p>Daha önce pankreatit geçirmiş kişilerde tedavi kararı bireysel olarak verilmelidir. Safra taşı, yoğun alkol kullanımı ve çok yüksek trigliserit düzeyi gibi diğer pankreatit nedenleri de değerlendirilmelidir.</p>

<p>Mide Boşalmasının Yavaşlaması ve Ameliyat Riski</p>

<p>GLP-1 temelli ilaçlar midenin boşalmasını yavaşlatabilir. Bu etki tokluk hissine katkı sağlarken bazı hastalarda uzun süren dolgunluk, reflü, kusma veya ciddi mide boşalması gecikmesiyle ilişkili olabilir.</p>

<p>Mide boşalmasının yavaşlaması, genel anestezi veya derin sedasyon uygulanacak işlemlerde ayrıca önem taşır. Açlık kurallarına uyulsa bile midede yiyecek kalabilmesi, mide içeriğinin solunum yollarına kaçması ihtimalini gündeme getirir.</p>

<p>Araştırmalar GLP-1 kullananlarda işlem öncesi midede kalıntı bulunma olasılığının arttığını gösteriyor. Ancak bunun akciğere kaçış olaylarını ne ölçüde artırdığı henüz aynı açıklıkta kanıtlanmış değildir.</p>

<p>Ameliyat, endoskopi veya sedasyon gerektiren bir işlem planlanan kişiler ilacın adını, dozunu ve son uygulama tarihini sağlık ekibine bildirmelidir. İlacı kaç gün bırakmak gerektiğine hasta kendi başına değil, işlemi yapacak ekip ile tedaviyi düzenleyen hekim birlikte karar vermelidir.</p>

<p>Tiroid Kanseri Uyarısı Nasıl Yorumlanmalı?</p>

<p>Bazı GLP-1 temelli ilaçların ürün bilgilerinde tiroidin C hücrelerinden gelişen tümörlerle ilgili güçlü bir uyarı bulunuyor. Bu uyarının temelini hayvan deneylerinde görülen tümörler oluşturuyor; insanlarda aynı nedensel ilişkinin kurulduğunu gösteren kesin kanıt bulunmuyor.</p>

<p>Kişisel veya ailesel medüller tiroid kanseri öyküsü ya da çoklu endokrin neoplazi tip 2 adı verilen kalıtsal hastalık bulunan kişiler bazı ürünleri kullanmamalıdır. Boyunda kitle, kalıcı ses kısıklığı, yutma veya nefes alma güçlüğü gelişirse hekime başvurulmalıdır.</p>

<p>Her kullanıcıya rutin tiroid ultrasonu ya da kalsitonin testi yapılmasının yararı kanıtlanmış değildir. Gereksiz tarama, klinik açıdan önemsiz bulgular nedeniyle ilave işlemlere yol açabilir.</p>

<p>Semaglutid ve Çok Nadir Görme Kaybı Riski</p>

<p>Avrupa’daki güvenlik değerlendirmesi, semaglutid ile göz sinirine kan akımının azalmasından kaynaklanan NAION adlı hastalık arasında nedensel bir bağlantının makul olduğunu bildirdi. Bu tablo semaglutidin çok nadir bir yan etkisi olarak sınıflandırıldı ve sıklığının 10 bin kullanıcıda en fazla bir düzeyinde olabileceği belirtildi.</p>

<p>Ani görme kaybı, görme alanında karanlık bölge veya hızla kötüleşen görme acil değerlendirme gerektirir. Bu bulgu bütün GLP-1 ilaçlarının aynı riski taşıdığını göstermediği gibi semaglutid kullanan herkesin tedaviyi bırakması gerektiği anlamına da gelmez.</p>

<p>Diyabetik retinopatisi bulunan kişilerde kan şekerinin kısa sürede belirgin düşmesi, göz dibi hastalığını geçici olarak kötüleştirebilir. Bu nedenle ileri retinopatisi olanlarda kan şekeri düşüşünün hızı ve göz kontrollerinin zamanlaması ayrıca planlanmalıdır.</p>

<p>İntihar Düşüncesi İddiasında Son Durum</p>

<p>GLP-1 ilaçlarıyla intihar düşüncesi veya davranışı arasında nedensel bir bağlantı kurulamamıştır. ABD’de yapılan kapsamlı değerlendirmede 91 plasebo kontrollü çalışma ve 107 bin 910 katılımcının verileri incelenmiş; intihar düşüncesi, davranışı veya diğer psikiyatrik yan etkilerde artış saptanmamıştır.</p>

<p>Bu incelemenin ardından bazı kilo yönetimi ilaçlarının bilgilerindeki intihar düşüncesi ve davranışı uyarısının kaldırılması istendi. Avrupa’daki değerlendirme de nedensel bir ilişkiyi destekleyen yeterli kanıt bulunmadığı sonucuna ulaştı.</p>

<p>Bununla birlikte yeni başlayan ağır depresyon, kendine zarar verme düşüncesi veya belirgin davranış değişikliği hangi ilaç kullanılırsa kullanılsın ciddiye alınmalıdır. Böyle bir durumda acil profesyonel destek alınmalıdır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kas Kaybı İlacın Doğrudan Zararı mı?</p>

<p>Kilo kaybı sırasında yağ dokusuyla birlikte yağsız vücut kütlesinde de azalma görülebilir. Bu durum yalnızca GLP-1 tedavilerine özgü değildir; düşük kalorili diyetlerde ve obezite cerrahisi sonrasında da ortaya çıkabilir.</p>

<p>Araştırmalarda verilen toplam kilonun değişken bir bölümünün yağsız kütleden geldiği görülüyor. Yağsız kütle yalnızca kası değil suyu, organları ve diğer dokuları da içerdiğinden her azalma doğrudan kas işlevi kaybı anlamına gelmez.</p>

<p>Özellikle ileri yaştaki, kırılgan veya hızlı kilo veren kişilerde yeterli protein alımı ve kişiye uygun direnç egzersizi planlanmalıdır. Egzersiz ve beslenme düzeni hastanın böbrek, kalp ve hareket sistemi hastalıklarına göre şekillendirilmelidir.</p>

<p>Hipoglisemi Her Kullanıcıda Beklenmez</p>

<p>GLP-1 temelli ilaçlar tek başına kullanıldığında kan şekerini tehlikeli düzeyde düşürme ihtimali genellikle düşüktür. Ancak insülin veya sülfonilüre grubundaki diyabet ilaçlarıyla birlikte kullanıldığında hipoglisemi riski artabilir.</p>

<p>Titreme, terleme, çarpıntı, ani açlık, sersemlik veya bilinç bulanıklığı yaşayan kişiler kan şekerini kontrol etmeli ve kendilerine verilen hipoglisemi planını uygulamalıdır. Birlikte kullanılan diyabet ilaçlarının dozunun azaltılması gerekebilir.</p>

<p>Kimler Daha Dikkatli Olmalı?</p>

<p>Şiddetli mide boşalması bozukluğu, pankreatit öyküsü, aktif safra kesesi hastalığı, ileri böbrek sorunu veya ciddi diyabetik göz hastalığı bulunanlarda tedavi kişiye özel değerlendirilmelidir. Gebelik planı, gebelik ve emzirme döneminde de ilaç seçimi için mutlaka hekim görüşü alınmalıdır.</p>

<p>Bu ilaçların internet üzerinden kaynağı belirsiz veya kişiye özel hazırlanmış ürünler şeklinde temin edilmesi doz, saflık ve saklama koşulları açısından ek risk oluşturabilir. İlaç yalnızca uygun tıbbi değerlendirme, reçete ve düzenli izlemle kullanılmalıdır.</p>

<p>Hangi Belirtiler Gecikmeden Değerlendirilmeli?</p>

<p>Sürekli ve şiddetli karın ağrısı, tekrarlayan kusma, sıvı alamama, sarılık, idrar miktarında belirgin azalma, ani görme kaybı, ciddi alerjik reaksiyon veya bilinç değişikliği gelişirse gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Hafif bulantı ile ciddi bir komplikasyon aynı şey değildir. Riskleri doğru değerlendirmek, yararlı bir tedaviden gereksiz yere vazgeçmeyi de ciddi belirtileri sıradan yan etki sanarak geciktirmeyi de önler.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Medscape, GLP-1 Drugs Under Scrutiny: How Real Are the Risks?<br />
2. ABD Gıda ve İlaç Dairesi, GLP-1 İlaçları ve İntihar Düşüncesi Güvenlik Değerlendirmesi<br />
3. Avrupa İlaç Ajansı Farmakovijilans Risk Değerlendirme Komitesi, Semaglutid ve NAION İncelemesi<br />
4. Dünya Sağlık Örgütü, Semaglutid İlaçları ve NAION Güvenlik Bildirimi<br />
5. Diabetes and Metabolism Journal, GLP-1 Reseptör Agonistlerinin Yan Etkilerine İlişkin Sistematik Derleme<br />
6. Anaesthesia, GLP-1 Reseptör Agonistleri, Mide Kalıntısı ve Aspirasyon Riskine İlişkin Sistematik Derleme<br />
7. International Journal of Obesity, GLP-1 Tedavileri ve Vücut Kompozisyonu Meta-Analizi<br />
8. ABD Gıda ve İlaç Dairesi, Semaglutid ve Tirzepatid Güncel Ürün Güvenlik Bilgileri </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/zayiflama-ignelerinde-yan-etki-gercegi-kanitlar-ne-soyluyor</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 20:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9308.jpeg" type="image/jpeg" length="24138"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gece Ağız Bantlama Akımı Masum Olmayabilir: Kimler Uzak Durmalı?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/gece-agiz-bantlama-akimi-masum-olmayabilir-kimler-uzak-durmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/gece-agiz-bantlama-akimi-masum-olmayabilir-kimler-uzak-durmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uyurken ağzı bantlamanın horlamayı azalttığı öne sürülse de kanıtlar sınırlı. Burun tıkanıklığı veya uyku apnesi bulunanlarda bu uygulama solunumu güçleştirebilir ve tanıyı geciktirebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uyurken Ağzı Bantlamak Güvenli mi? Bilimsel Kanıtlar Ne Söylüyor?</p>

<p>Uyurken ağzı bantlamanın uyku kalitesini artırdığı, ağız kuruluğunu ve horlamayı azalttığı yönündeki iddialar henüz güçlü bilimsel kanıtlarla desteklenmiyor. Uygulama özellikle burundan rahat nefes alamayanlarda ve uyku apnesi bulunanlarda risk oluşturabilir.</p>

<p>Burundan nefes almak havanın süzülmesine, ısıtılmasına ve nemlendirilmesine yardımcı olur. Ancak gece ağızdan nefes alma, tek başına düzeltilmesi gereken bir alışkanlık değil; burun tıkanıklığı veya uyku sırasında solunum bozukluğu gibi başka bir sorunun belirtisi olabilir.</p>

<p>Ağız Bantlama Nedir?</p>

<p>Ağız bantlama, uyku sırasında dudakları kapalı tutarak kişiyi burundan nefes almaya yönlendirmeyi amaçlayan bir uygulamadır. Sosyal medyada daha kaliteli uyku, daha az horlama, daha iyi ağız sağlığı ve yüksek enerji gibi çok sayıda faydayla ilişkilendirilmektedir.</p>

<p>Bu iddiaların büyük bölümü kişisel deneyimlere dayanıyor. Bilimsel çalışmalar ise az sayıda katılımcıyla, farklı yöntemler kullanılarak ve çoğunlukla kısa sürelerle yürütüldü.</p>

<p>Araştırmalar Ne Gösteriyor?</p>

<p>2025 yılında yayımlanan sistematik incelemede ağız bantlama hakkındaki 10 çalışma ve toplam 213 kişi değerlendirildi. Araştırmacılar, çalışmaların yalnızca küçük bir bölümünde belirli hasta grupları için olası yarar görüldüğünü; genel kullanımın etkinliğini kanıtlayan yeterli veri bulunmadığını bildirdi.</p>

<p>2022 tarihli küçük bir çalışmada, burun tıkanıklığı bulunmayan ve hafif obstrüktif uyku apnesi olan 20 kişide bir haftalık ağız bantlama sonrasında horlama ile apne-hipopne indeksinde azalma saptandı. Bu indeks, uyku sırasında solunumun saatte kaç kez durduğunu veya belirgin biçimde azaldığını gösterir.</p>

<p>Çalışmanın katılımcı sayısının az olması, kontrol grubunun bulunmaması ve yalnızca seçilmiş hafif vakaları kapsaması nedeniyle sonuçlar toplumun tamamına genellenemiyor. Ağız bantlama, bu bulgulara dayanılarak uyku apnesi tedavisi kabul edilemez.</p>

<p>Bazı Kişilerde Solunumu Kötüleştirebilir</p>

<p>Obstrüktif uyku apnesinde boğazdaki hava yolu uyku sırasında tekrarlayan biçimde daralır veya kapanır. Kişinin ağzını kapatmak, özellikle burun geçişi yeterli değilse kullanabileceği ikinci solunum yolunu da sınırlandırabilir.</p>

<p>Uyku apnesi bulunan 54 kişi üzerinde gerçekleştirilen fizyolojik bir araştırmada ağız kapatıldığında hava akımının bazı katılımcılarda arttığı, belirli ağızdan nefes alanlarda ise kötüleşebildiği görüldü. Bu sonuç, uygulamanın herkeste aynı etkiyi oluşturmadığını gösteriyor.</p>

<p>Kimler Ağız Bantlamadan Uzak Durmalı?</p>

<p>Burun tıkanıklığı, burun kemiği eğriliği, burun polipi, aktif solunum yolu enfeksiyonu veya kontrol altında olmayan alerjisi bulunan kişiler ağız bantlamamalıdır.</p>

<p>Tanı konmuş ya da şüpheli uyku apnesi, ciddi akciğer veya kalp hastalığı, gece kusma riski, cilt hastalığı, bant yapıştırıcısına alerji, yoğun kaygı veya kapalı kalma korkusu bulunanlarda da uygulama güvenli olmayabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çocuklarda ağızdan nefes alma; geniz eti, bademcik büyüklüğü, alerji veya yüz ve çene gelişimini etkileyebilecek bir sorundan kaynaklanabilir. Bu nedenle çocuklarda hekim değerlendirmesi olmadan ağız bantlama uygulanmamalıdır.</p>

<p>Uyku Apnesinin Belirtilerine Dikkat</p>

<p>Yüksek sesli ve sürekli horlama, uykuda nefesin durduğunun fark edilmesi, boğulur gibi uyanma, sabah baş ağrısı, dinlenmeden kalkma ve gündüz aşırı uyku hali uyku apnesini düşündürebilir.</p>

<p>Gece sık idrara çıkma, dikkat güçlüğü, unutkanlık, huzursuz uyku ve kontrol edilmesi zor yüksek tansiyon da tabloya eşlik edebilir. Bu belirtiler varsa ağız bandı denemek yerine uyku hastalıkları veya kulak burun boğaz uzmanına başvurulmalıdır.</p>

<p>Ağız Kuruluğunun Nedeni Araştırılmalı</p>

<p>Sabah ağız kuruluğu yalnızca ağız açık uyumaktan kaynaklanmaz. Yetersiz sıvı tüketimi, kullanılan bazı ilaçlar, burun tıkanıklığı, tükürük bezi hastalıkları, diyabet ve uyku apnesi de ağız kuruluğuna yol açabilir.</p>

<p>Kalıcı ağız kuruluğu diş çürüğü, diş eti hastalığı ve ağız kokusu riskini artırabilir. Şikâyetin bantla bastırılması yerine nedeninin belirlenmesi daha doğru bir yaklaşımdır.</p>

<p>Daha Güvenli Seçenekler Neler?</p>

<p>Burun tıkanıklığı bulunanlarda alerjinin tedavi edilmesi, serum fizyolojik ile burun temizliği ve hekim önerisiyle uygun ilaçların kullanılması burundan nefes almayı kolaylaştırabilir. Yapısal bir tıkanıklık düşünülüyorsa kulak burun boğaz muayenesi gerekir.</p>

<p>Sırtüstü yatıldığında artan horlamada yan yatmak yarar sağlayabilir. Fazla kilo, alkol ve uyku ilaçları da horlamayı veya uyku apnesini ağırlaştırabileceği için kişiye uygun önlemler sağlık uzmanıyla planlanmalıdır.</p>

<p>Uyku apnesinin kanıtlanmış tedavileri arasında pozitif hava yolu basıncı sağlayan cihazlar, hekim tarafından seçilen ağız içi araçlar, kilo yönetimi, pozisyon tedavisi ve belirli hastalarda cerrahi seçenekler bulunur. Ağız bandı bu tedavilerin yerine kullanılmamalı, reçete edilen cihaz tedavisi bırakılmamalıdır.</p>

<p>Kanıtların Verdiği Temel Mesaj</p>

<p>Mevcut araştırmalar ağız bantlamanın sağlıklı kişilerde uyku kalitesini artırdığını, bağışıklığı güçlendirdiğini veya genel sağlığı iyileştirdiğini kanıtlamıyor. Seçilmiş bazı hafif vakalarda görülen sınırlı sonuçlar, yöntemin herkese önerilebileceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Gece ağızdan nefes alma ve horlama düzenli biçimde sürüyorsa öncelik ağzı kapatmak değil, burun tıkanıklığı ile uyku apnesi ihtimalini değerlendirmektir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. Rhee ve çalışma arkadaşları, Ağız bantlamanın güvenliği ve etkinliğine ilişkin sistematik inceleme, 2025<br />
2. Fangmeyer ve çalışma arkadaşları, Gece ağız bantlama ve sosyal medya iddialarına ilişkin kapsam incelemesi, 2025<br />
3. Lee ve çalışma arkadaşları, Hafif obstrüktif uyku apnesinde ağız bantlama pilot araştırması, 2022<br />
4. Yang ve çalışma arkadaşları, Obstrüktif uyku apnesinde ağız kapatmanın hava akımına etkisi, 2024<br />
5. Amerikan Uyku Tıbbı Akademisi, Obstrüktif uyku apnesi tanı ve tedavi bilgileri </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/gece-agiz-bantlama-akimi-masum-olmayabilir-kimler-uzak-durmali</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 20:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9307.jpeg" type="image/jpeg" length="47364"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kolunuzdaki O Küçük Aşı İzi Neden Kaldı? Günümüzde Çoğu Aşı Neden İz Bırakmıyor?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kolunuzdaki-o-kucuk-asi-izi-neden-kaldi-gunumuzde-cogu-asi-neden-iz-birakmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kolunuzdaki-o-kucuk-asi-izi-neden-kaldi-gunumuzde-cogu-asi-neden-iz-birakmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Birçok yetişkinin kolunda çocukluktan kalan küçük bir aşı izi var. Bu iz çoğunlukla BCG, bazı kuşaklarda ise çiçek aşısıyla ilişkili. Peki günümüzde çoğu aşı neden kalıcı iz bırakmıyor?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Birçok insanın üst kolunda çocukluğundan beri değişmeden duran küçük, yuvarlak veya hafif çökük bir iz bulunuyor. Kimi zaman birkaç milimetrelik olan bu iz, onlarca yıl önce yapılan bir aşının deride bıraktığı kalıcı işaret olabiliyor.<br />
Peki neden anne-babalarımızın, dedelerimizin veya kendi kuşağımızdaki birçok kişinin kolunda aşı izi bulunurken günümüzde yapılan aşıların büyük bölümü böyle bir iz bırakmıyor?<br />
Yanıt yalnızca iğnenin büyüklüğünde değil. Aşının nasıl uygulandığı, derinin hangi tabakasına verildiği ve uygulama bölgesinde nasıl bir bağışıklık ve doku reaksiyonu oluşturduğu bu farkın temelinde yer alıyor.<br />
Üstelik yaygın düşüncenin aksine geçmişte yapılan bütün aşılar iz bırakmıyordu. Kolumuzdaki karakteristik izlerin başlıca iki tarihsel kaynağı bulunuyor: BCG yani verem aşısı ve özellikle daha eski kuşaklarda çiçek aşısı.<br />
Koldaki aşı izi çoğunlukla hangi aşıdan kalıyor?<br />
Türkiye'de daha genç kuşaklarda üst koldaki tipik küçük aşı izinin en önemli olası nedeni BCG aşısı.<br />
BCG, tüberküloza karşı kullanılan canlı zayıflatılmış bir aşı. Birçok rutin aşıdan farklı olarak kas içine değil, deri içine yani intradermal olarak uygulanıyor.<br />
Uygulamadan sonra aşının yapıldığı bölgede kontrollü bir bağışıklık reaksiyonu gelişebiliyor. Önce küçük bir kabarıklık ortaya çıkıyor. Daha sonra bölgede papül, küçük bir yüzeysel yara ve kabuklanma gelişebiliyor.<br />
Bu bölge haftalar içinde iyileşirken deri yeniden yapılanıyor. İyileşme sonucunda da küçük, yuvarlak veya hafif çökük bir skar, yani yara izi kalabiliyor.<br />
Dolayısıyla yıllar sonra gördüğümüz BCG izi, aşının hâlâ o bölgede bulunduğu anlamına gelmiyor.<br />
Görülen şey, yıllar önce meydana gelen lokal bağışıklık reaksiyonu ve yara iyileşmesinin deride bıraktığı fiziksel iz.<br />
BCG bugün de iz bırakabilir mi?<br />
Evet.<br />
Bu nedenle “eski aşılar iz bırakıyordu, günümüzdeki aşılar bırakmıyor” şeklinde kesin bir ayrım yapmak doğru değil.<br />
BCG Türkiye'de hâlâ rutin olarak uygulanıyor. Sağlık Bakanlığı bilgilerine göre aşı, doğumdan sonra ikinci ayını dolduran bebeklere uygulanıyor.<br />
Bu nedenle bugün aşılanan bir çocukta da ilerleyen aylarda küçük bir BCG izi görülebilir.<br />
Asıl değişiklik, günümüzde kullanılan rutin aşıların büyük bölümünün BCG'den farklı yöntemlerle uygulanması.<br />
BCG izi oluşmadıysa aşı tutmamış mı demektir?<br />
Hayır.<br />
Halk arasında zaman zaman “BCG izi yoksa aşı tutmamıştır” ya da “iz büyükse bağışıklık daha güçlüdür” şeklinde inanışlarla karşılaşılabiliyor.<br />
Ancak bilimsel veriler böyle doğrudan bir ilişki kurulmasını desteklemiyor.<br />
Dünya Sağlık Örgütü, BCG aşısının çoğunlukla uygulama yerinde skar oluşturduğunu ancak aşılananların yaklaşık yüzde 10'unda belirgin bir skar gelişmeyebildiğini bildiriyor.<br />
Ayrıca skar oluşması koruyuculuğun doğrudan göstergesi kabul edilmiyor.<br />
İzin oluşup oluşmamasında kullanılan BCG suşu, aşının uygulama tekniği, kişinin biyolojik özellikleri ve lokal doku reaksiyonu gibi farklı faktörler rol oynayabiliyor.<br />
Bu nedenle:<br />
“İz büyükse bağışıklık güçlüdür”<br />
veya<br />
“İz yoksa aşı etkisizdir”<br />
şeklindeki yorumlar bilimsel olarak doğru kabul edilmiyor.<br />
Daha eski kuşaklardaki yuvarlak iz çiçek aşısından kalmış olabilir<br />
Aşı izinin hikâyesinin ikinci önemli bölümü çiçek hastalığıyla ilgili.<br />
Özellikle daha ileri yaş gruplarında görülen belirgin ve bazen çukur şeklindeki bazı aşı izleri, geçmişte yapılan çiçek aşısından kalmış olabilir.<br />
Ancak yalnızca izin görünümüne bakarak bir kişideki izin kesin olarak BCG'ye veya çiçek aşısına ait olduğunu söylemek her zaman mümkün değil.<br />
Kişinin yaşı, yaşadığı ülke, çocukluk dönemindeki aşılama programı ve izin özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.<br />
Çiçek aşısında iki uçlu iğne neden kullanıldı?<br />
Çiçek aşısı tarih boyunca farklı yöntemlerle uygulandı.<br />
Ancak özellikle hastalığın küresel eradikasyon kampanyası sırasında bifurkasyonlu, yani iki uçlu özel bir iğne yaygın biçimde kullanılmaya başlandı.<br />
Bu iğne 1961 yılında geliştirildi.<br />
İğnenin iki ucu arasında çok küçük miktarda aşı sıvısı tutulabiliyor, ardından deri kısa süre içinde art arda birkaç kez delinerek aşı uygulanabiliyordu.<br />
Bu yöntem önceki uygulamalara göre daha az miktarda aşı kullanılmasını sağlıyor ve kitlesel aşılama kampanyalarında işlemi kolaylaştırıyordu.<br />
Dünya Sağlık Örgütünün küresel çiçek eradikasyonu çalışmalarında bu küçük iki uçlu iğne milyonlarca insanın aşılanmasında önemli bir araç haline geldi.<br />
Çiçek aşısı neden belirgin bir iz bırakıyordu?<br />
Burada asıl neden iğne değil, aşının deride oluşturduğu biyolojik reaksiyondu.<br />
Çiçek aşısında kullanılan vaccinia virüsü uygulama bölgesinde lokal olarak çoğalabiliyordu.<br />
Başarılı bir aşılamadan sonra bölgede karakteristik bir süreç gelişiyordu:<br />
Kabarıklık → vezikül → püstül → kabuk → iyileşme → skar<br />
Kabuk birkaç hafta içerisinde düştüğünde geride çoğu zaman küçük ve çukurumsu bir iz kalıyordu.<br />
Bu nedenle çiçek aşısı, günümüzün birçok rutin aşısından çok daha görünür bir deri reaksiyonu oluşturuyordu.<br />
Aşının başarılı olup olmadığı aşı yerindeki reaksiyondan anlaşılabiliyordu<br />
Çiçek aşısının ilginç özelliklerinden biri de uygulama bölgesinin daha sonra kontrol edilmesiydi.<br />
Aşılamadan yaklaşık 6–8 gün sonra bölgede papül, vezikül, ülser veya kabuklu merkezi bir lezyon gibi beklenen lokal reaksiyonların gelişmesi, başarılı aşılama yanıtının göstergelerinden biri kabul ediliyordu.<br />
Bu reaksiyon tıp literatüründe “take” olarak adlandırıldı.<br />
Dolayısıyla değerlendirme, yıllar sonra kalan skara bakılarak değil, aşılama sonrasında belirli günlerde ortaya çıkan karakteristik deri reaksiyonunun gözlenmesiyle yapılıyordu.<br />
Bu “take” reaksiyonu iyileştikten sonra ise çoğu kişide ömür boyu görülebilecek küçük bir skar kalabiliyordu.<br />
İki uçlu küçük bir iğne tıp tarihini değiştirdi<br />
Bifurkasyonlu iğnenin hikâyesi tıp tarihinin en dikkat çekici ayrıntılarından biri.<br />
1961'de geliştirilen bu araç, önceki yöntemlere göre daha az miktarda aşı kullanılmasını mümkün kıldı ve uygulaması daha kolaydı.<br />
Dünya Sağlık Örgütü tarafından yürütülen çiçek hastalığını ortadan kaldırma programında yaygın biçimde kullanıldı.<br />
1967'de yoğunlaştırılan küresel eradikasyon programında yalnızca kitlesel aşılama yapılmadı. Hastaların bulunması, temaslıların belirlenmesi, vakaların çevresindeki kişilerin hızla aşılanması ve bulaş zincirlerinin kesilmesi de programın temel parçalarıydı.<br />
Sonunda binlerce yıldır insanlarla birlikte yaşayan bir hastalığın doğal bulaş zinciri kırıldı.<br />
Dünyadaki son doğal çiçek vakası 1977'de görüldü<br />
Çiçek hastalığının bilinen son doğal vakası 1977 yılında Somali'de kaydedildi.<br />
Son doğal vaka, 23 yaşındaki hastane çalışanı Ali Maow Maalin'de görüldü. Maalin daha önce çiçek eradikasyon çalışmalarında aşılayıcı olarak da görev yapmıştı.<br />
Ancak “dünyadaki son çiçek hastalığı vakası 1977'de görüldü” demek tam olarak doğru olmaz.<br />
Çünkü 1978 yılında İngiltere'nin Birmingham kentinde laboratuvar kaynaklı sınırlı çiçek hastalığı vakaları meydana geldi.<br />
Bu nedenle bilimsel olarak doğru ifade:<br />
“Son doğal çiçek hastalığı vakası 1977'de görüldü.”<br />
Dünya Sağlık Örgütü 1980 yılında çiçek hastalığının küresel olarak eradike edildiğini ilan etti.<br />
Çiçek hastalığı, bugüne kadar dünya çapında eradike edilmiş tek insan hastalığı olma özelliğini koruyor.<br />
Bu başarı modern halk sağlığının en büyük dönüm noktalarından biri olarak kabul ediliyor.<br />
Çiçek aşısı ortadan kalkınca o karakteristik iz de yeni kuşaklarda azaldı<br />
Çiçek hastalığının ortadan kaldırılmasının ardından genel toplum için rutin çiçek aşılamasına artık ihtiyaç kalmadı.<br />
Bu nedenle daha genç kuşakların kollarında, geçmiş kuşaklarda sık görülen karakteristik çiçek aşısı izine giderek daha az rastlanıyor.<br />
Bu durum zaman zaman “eski insanların hepsinde aşı izi vardı, artık hiç kimsede yok” şeklinde yorumlanıyor.<br />
Ancak burada iki farklı süreç birbirine karıştırılıyor.<br />
Birincisi, rutin çiçek aşılamasının sona ermesi.<br />
İkincisi ise günümüzde kullanılan rutin aşıların büyük bölümünün deride çiçek veya BCG aşısına benzer kalıcı bir reaksiyon oluşturmaması.<br />
Günümüzdeki aşıların çoğu neden kalıcı iz bırakmıyor?<br />
Modern rutin aşıların büyük bölümü kas içine uygulanıyor.<br />
İğne deriyi delse bile oluşan giriş noktası son derece küçük ve kısa sürede iyileşiyor.<br />
Ancak mesele yalnızca iğnenin girdiği derinlik değil.<br />
Kalıcı bir skarın oluşması için deride yeterli düzeyde ve süreyle doku hasarı ve ardından yara iyileşmesi sürecinin gelişmesi gerekiyor.<br />
BCG ve klasik çiçek aşısında uygulama bölgesinde günler veya haftalar sürebilen lokal bir inflamatuvar reaksiyon meydana gelebiliyor.<br />
Günümüzde kullanılan birçok rutin aşıda ise deride:<br />
uzun süreli yara, ülser, belirgin kabuklanma veya doku kaybı oluşması beklenmiyor.<br />
Bu nedenle kalıcı bir yara izi gelişmesi de olağan değil.<br />
Kısacası farkın temelinde üç unsur bulunuyor:<br />
Aşının uygulanma yolu, aşının biyolojik özellikleri ve deride oluşturduğu lokal doku reaksiyonunun niteliği.<br />
İğne deliği kapanıyor ama skar neden yıllarca kalıyor?<br />
Normal bir enjeksiyonda iğnenin oluşturduğu son derece küçük kanal, vücudun doğal iyileşme mekanizmalarıyla kısa sürede kapanıyor.<br />
BCG veya klasik çiçek aşısındaki durum ise yalnızca derinin delinmesinden ibaret değil.<br />
Bölgede bağışıklık hücrelerinin katıldığı daha uzun süreli bir inflamasyon ve ardından doku onarımı gerçekleşebiliyor.<br />
Deri iyileşirken bazı bölgelerde normal dokunun yerini kollajenden zengin bağ dokusu alıyor.<br />
İşte yıllar sonra gördüğümüz skar bu iyileşmenin sonucu.<br />
Dolayısıyla eski aşı izlerinin nedeni “eskiden kullanılan iğnelerin daha kalın olması” değil.<br />
Asıl neden, uygulama tekniğiyle birlikte aşının deride oluşturduğu karakteristik biyolojik reaksiyon.<br />
BCG'nin tarihi de bir asrı geçti<br />
BCG aşısının arkasında Albert Calmette ve Camille Guérin'in yıllar süren çalışmaları bulunuyor.<br />
Araştırmacılar, sığır tüberkülozuna yol açabilen Mycobacterium bovis üzerinde uzun yıllar çalışarak bakterinin hastalık oluşturma gücünü azaltmayı başardı.<br />
BCG ilk kez 1921 yılında insanda kullanıldı.<br />
Aradan bir yüzyıldan fazla zaman geçmesine rağmen aşı dünyanın birçok ülkesinde tüberkülozdan korunma amacıyla kullanılmaya devam ediyor.<br />
Türkiye'de de BCG özellikle çocuklarda tüberküloz menenjiti ve miliyer tüberküloz gibi ağır hastalık tablolarından korunmada önem taşıyor.<br />
Bu nedenle milyonlarca insanın kolundaki birkaç milimetrelik iz, aynı zamanda bir asrı aşan tıp tarihinin günümüzde hâlâ görülebilen fiziksel işaretlerinden biri.<br />
Koldaki aşı izi gerçekten “bağışıklık hafızası” mı?<br />
Burada önemli bir ayrım bulunuyor.<br />
Bağışıklık sisteminin gerçekten hafızası var. Aşılamanın ardından gelişebilen bellek B ve T hücreleri, bağışıklık hafızasının önemli parçalarını oluşturuyor.<br />
Ancak kolumuzda gördüğümüz yara izi bağışıklık hafızasının kendisi değil.<br />
Skar yalnızca geçmişte o bölgede meydana gelen lokal reaksiyon ve doku iyileşmesinin görülebilen sonucu.<br />
Bağışıklık hafızası ise çıplak gözle görülemeyen hücresel ve moleküler mekanizmalarla sürdürülüyor.<br />
Bu nedenle kolumuzdaki birkaç milimetrelik iz için belki de en doğru tanım şu:<br />
Kolumuzdaki aşı izi bağışıklığın kendisi değil, bağışıklama tarihimizin deride bıraktığı imzadır.<br />
KAYNAKLAR<br />
Dünya Sağlık Örgütü. BCG Vaccines: WHO Position Paper. Weekly Epidemiological Record, 2018.<br />
Dünya Sağlık Örgütü. Smallpox.<br />
Dünya Sağlık Örgütü. Smallpox Vaccines ve History of Smallpox Vaccination.<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri. Smallpox Vaccine Administration.<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri. Smallpox Vaccine Take Evaluation.<br />
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri. History of Smallpox.<br />
T.C. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü. Verem Bilgilendirme Rehberi.<br />
Luca S, Mihaescu T. History of BCG Vaccine. Maedica, 2013; 8(1):53-58.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kolunuzdaki-o-kucuk-asi-izi-neden-kaldi-gunumuzde-cogu-asi-neden-iz-birakmiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 20:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/asi-izi-haber-gorseli-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="66869"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Nepal’de Türk Rehber Kayıp: Elena Öksüz’den Haber Alınamıyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/nepalde-turk-rehber-kayip-elena-oksuzden-haber-alinamiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/nepalde-turk-rehber-kayip-elena-oksuzden-haber-alinamiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nepal ile Çin’in Tibet Özerk Bölgesi arasındaki sınır hattını vuran sel ve heyelan felaketinin ardından Türk-Rus çifte vatandaşı turist rehberi Elena Öksüz’den 26 Ağustos’tan beri haber alınamıyor. Yerel makamların arama çalışmaları sürerken Türkiye’nin diplomatik temsilcilikleri de süreci takip ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nepal’de Türk rehber için arama çalışması</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Nepal’in kuzeyinde meydana gelen büyük sel ve heyelan felaketinin ardından bölgede bulunan turist rehberi Elena Öksüz’e ulaşılmaya çalışılıyor.</p>

<p>İstanbul Rehberler Odası Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Eracun’un verdiği bilgilere göre Öksüz, 26 Ağustos 2026 tarihinde konakladığı otelden ayrıldı. Aynı gün yaşanan afetin ardından kendisiyle yeniden iletişim kurulamadı.</p>

<p>Türk ve Rus vatandaşı olan Öksüz’ün Nepal’e Rus pasaportuyla giriş yaptığı belirtildi. Bu nedenle afet bölgesindeki Türk vatandaşlarının belirlenmesi sırasında isminin ilk aşamada Türk makamlarının kayıtlarına yansımadığı ifade edildi.</p>

<p>Dışişleri Bakanlığı bilgilendirildi</p>

<p>Rus makamlarının 27 Ağustos’ta yaptığı bildirimle Elena Öksüz’e ulaşılamadığı ve kayıp kişiler arasında değerlendirildiği bildirildi.</p>

<p>Bunun üzerine Türkiye’nin Yeni Delhi Büyükelçiliği ile Dışişleri Bakanlığına bilgi verildi. Türk diplomatik temsilciliklerinin yerel makamlar ve ilgili kurumlarla temas hâlinde olduğu kaydedildi.</p>

<p>Öksüz’ün son telefon sinyalinin bulunduğu noktanın belirlenmesine yönelik çalışmaların da devam ettiği aktarıldı. Ailesinden alınan bilgiler ile seyahat güzergâhına ilişkin kayıtların arama ekipleriyle paylaşıldığı belirtildi.</p>

<p>Otelden ayrıldıktan sonra bağlantı kesildi</p>

<p>Edinilen bilgilere göre 48 yaşındaki Elena Öksüz, afetin etkilediği Rasuwa bölgesindeki Rasuwagadhi sınır kapısı yakınlarında bulunuyordu. Bir turist grubuna eşlik eden Öksüz’ün 26 Ağustos’ta otelden ayrılmasının ardından kendisinden haber alınamadı.</p>

<p>Öksüz’ün birlikte seyahat ettiği gruptaki bazı kişilerin de kayıp listelerinde bulunduğuna ilişkin bildirimler yapıldı. Ancak grubun son konumu ve üyelerinin mevcut durumuna dair bütün ayrıntılar henüz resmî olarak kesinleşmedi.</p>

<p>Nepal’de arama ve kurtarma çalışmaları sürüyor</p>

<p>Nepal ile Tibet arasındaki sınır bölgesinde 26 Ağustos’ta meydana gelen afet; yerleşim yerleri, yollar, köprüler ve hidroelektrik tesislerinde ağır hasara yol açtı. Çok sayıda yabancı turistin de aralarında bulunduğu binlerce kişiye ulaşılmaya çalışılıyor.</p>

<p>Afetin bilançosuna ilişkin rakamlar arama çalışmalarındaki yeni tespitlere bağlı olarak değişiyor. Bölgedeki yoğun çamur tabakası, bozulan ulaşım altyapısı, yağış ve görüş mesafesindeki düşüş ekiplerin çalışmalarını güçleştiriyor.</p>

<p>Türkiye Dışişleri Bakanlığı, felaketin yaşandığı 26 Ağustos’ta yayımladığı ilk açıklamada o aşamada Türk vatandaşlarının afetten etkilendiğine ilişkin bilgi bulunmadığını duyurmuştu. Öksüz’ün Rus pasaportuyla seyahat ettiğinin anlaşılması üzerine durumun daha sonra ilgili makamlara bildirildiği belirtildi.</p>

<p>6 Şubat depremlerinde gönüllü destek vermişti</p>

<p>Elena Öksüz’ün 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Adıyaman’a giderek yabancı arama ve kurtarma ekiplerine gönüllü tercümanlık yaptığı öğrenildi.</p>

<p>Meslektaşları, bu kez kendisi afet bölgesinde kayıp olan Öksüz’e sağ salim ulaşılmasını bekliyor. Rehberlik meslek örgütleri de yetkili kurumlarla temaslarını sürdürerek doğrulanmış bilgilerin paylaşılması çağrısında bulundu.</p>

<p>Yetkililer, Elena Öksüz’ün bulunduğuna ilişkin henüz doğrulanmış bir açıklama yapmadı. Arama ve diplomatik takip çalışmaları devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/nepalde-turk-rehber-kayip-elena-oksuzden-haber-alinamiyor</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 20:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9306.jpeg" type="image/jpeg" length="53067"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Galatasaray’dan Deniz Gül İçin 12 Milyon Euroluk Teklif]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-deniz-gul-icin-12-milyon-euroluk-teklif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-deniz-gul-icin-12-milyon-euroluk-teklif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın, Porto forması giyen milli santrfor Deniz Gül için 12 milyon euroluk bonservis teklifinde bulunduğu ileri sürüldü. Genç futbolcunun sarı-kırmızılı kulübün teklifine olumlu yaklaştığı, kulüpler arasındaki pazarlığın sürdüğü belirtildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Galatasaray’dan hücum hattına yerli takviyesi</p>

<p>Yeni sezon kadrosunu güçlendirmek için transfer çalışmalarını sürdüren Galatasaray, hücum hattı için Deniz Gül’ü gündemine aldı.</p>

<p>Transfer gazetecisi Fabrizio Romano’ya dayandırılan habere göre sarı-kırmızılı yönetim, 22 yaşındaki santrfor için Porto’ya 12 milyon euroluk bonservis teklifi sundu. Taraflar arasındaki görüşmelerde ilerleme sağlandığı öne sürüldü.</p>

<p>Deniz Gül’den Galatasaray’a olumlu yanıt</p>

<p>Haberde Deniz Gül’ün Galatasaray’da forma giymeye sıcak baktığı ve sarı-kırmızılı kulübün teklifine olumlu cevap verdiği aktarıldı. Transferin tamamlanabilmesi için Galatasaray ile Porto’nun bonservis bedeli ve ödeme planı üzerinde anlaşması gerekiyor.</p>

<p>Portekiz ekibinin genç futbolcu için daha yüksek bir gelir hedeflediği yönünde farklı haberler de bulunuyor. Bu nedenle 12 milyon euroluk teklifin bonuslar veya sonraki satıştan pay gibi maddelerle güçlendirilip güçlendirilmeyeceği merak ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yerli oyuncu planlamasında önemli avantaj</p>

<p>Santrfor bölgesinde görev yapan Deniz Gül’ün transferi, Galatasaray’a yalnızca hücum rotasyonu bakımından değil, yerli oyuncu planlamasında da önemli bir avantaj sağlayabilir.</p>

<p>A Milli Takım tercihini Türkiye’den yana kullanan genç oyuncu; güçlü fiziği, hava toplarındaki etkinliği ve ceza sahası içerisindeki bitiriciliğiyle öne çıkıyor. Deniz Gül’ün Victor Osimhen’i yedekleyebilecek ve farklı karşılaşmalarda onunla birlikte oynayabilecek bir seçenek olarak değerlendirildiği belirtiliyor.</p>

<p>Porto ile sözleşmesi 2029’a kadar</p>

<p>2 Temmuz 2004’te İsveç’in Stockholm kentinde doğan Deniz Gül, Hammarby altyapısında yetişti. Genç santrfor, 2024 yılında yaklaşık 5 milyon euroluk paket karşılığında Porto’ya transfer oldu.</p>

<p>Portekiz temsilcisiyle 2029 yılına kadar sözleşmesi bulunan Deniz Gül, geçtiğimiz sezon tüm kulvarlarda 40’ın üzerinde karşılaşmada görev aldı; 7 gol ve 2 asistlik katkı verdi.</p>

<p>Galatasaray veya Porto tarafından transfere ilişkin henüz resmî bir açıklama yapılmadı. Görüşmelerin olumlu sonuçlanması hâlinde genç futbolcunun transfer sürecinin kısa süre içerisinde hız kazanması bekleniyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>Fabrizio Romano</li>
 <li>De Marke Sports</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-deniz-gul-icin-12-milyon-euroluk-teklif</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 20:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9303.jpeg" type="image/jpeg" length="36221"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ege Endokrinolojisinin Kurucu İsimlerinden Prof. Dr. Mehmet Tüzün Vefat Etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/ege-endokrinolojisinin-kurucu-isimlerinden-prof-dr-mehmet-tuzun-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/ege-endokrinolojisinin-kurucu-isimlerinden-prof-dr-mehmet-tuzun-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Tüzün vefat etti. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği, uzun yıllar bilim dalı başkanlığı da yapan Tüzün için taziye mesajı yayımladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ege Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Tüzün Vefat Etti</p>

<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalının emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mehmet Tüzün hayatını kaybetti.</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Tüzün’ün vefatı, üyesi olduğu Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği tarafından 29 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan taziye mesajıyla duyuruldu.</p>

<p>İç hastalıkları ile endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları alanlarında uzun yıllar görev yapan Tüzün, Ege Üniversitesi bünyesindeki akademik ve klinik çalışmalarının yanı sıra hekimlerin eğitimine yönelik bilimsel faaliyetlerde de yer aldı.</p>

<p>Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneğinden Taziye Mesajı</p>

<p>Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği, Prof. Dr. Mehmet Tüzün’ün fotoğrafının da yer aldığı duyuruda, emekli öğretim üyesinin vefatından duyulan üzüntüyü paylaştı.</p>

<p>“Derneğimiz üyelerinden, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı emekli öğretim üyesi Sayın Prof. Dr. Mehmet Tüzün’ün vefatını üzülerek öğrenmiş bulunuyoruz. Değerli üyemize Allah’tan rahmet, camiamıza ve yakınlarına başsağlığı ve sabır dileriz.”</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Tüzün Kimdi?</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Tüzün, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde iç hastalıkları, endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları alanlarında görev yapan akademisyen ve hekimdi.</p>

<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinin resmî tarihçesine göre Tüzün; Prof. Dr. Taylan Kabalak ve Prof. Dr. Candeğer Yılmaz ile birlikte Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalının kuruluş kadrosunda yer aldı. Bilim dalı, 13 Eylül 1988 tarihinde oluşturuldu.</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Tüzün’ün akademik bilgi kartı</p>

<ul>
 <li>Uzmanlık alanı: İç Hastalıkları, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları</li>
 <li>Görev yaptığı kurum: Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi</li>
 <li>Akademik görevi: Öğretim üyesi</li>
 <li>İdari görevi: Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanlığı</li>
 <li>Bilim dalı başkanlığı dönemleri: 1991–1993, 1996–1999, 2001–2004 ve 2004–2008</li>
 <li>Emeklilik tarihi: 10 Şubat 2008</li>
 <li>Meslek kuruluşu: Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği</li>
</ul>

<p>Tüzün, Ege Üniversitesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı Başkanlığı görevini farklı dönemlerde üstlendi. Kurumsal kayıtlara göre bilim dalı başkanlığını 1991–1993, 1996–1999, 2001–2004 ve 2004–2008 yıllarında yürüttü.</p>

<p>Diyabet ve Endokrinoloji Alanındaki Çalışmaları</p>

<p>Prof. Dr. Mehmet Tüzün’ün akademik çalışmalarında diyabet, obezite, insülin direnci, glukoz metabolizması ve diyabetin yol açtığı sağlık sorunları öne çıktı. Bilimsel dergilerde yayımlanan çalışmalarda araştırmacı ve yazar olarak yer aldı.</p>

<p>Tüzün ayrıca hekimlerin mesleki eğitimine yönelik düzenlenen Ege Diyabet Günleri’nin bilimsel faaliyetlerine katkı sundu. Emekliliğinin ardından da kursların onursal başkanları arasında yer aldı.</p>

<p>Endokrinoloji alanında başvuru kaynağı olarak hazırlanan “Endokrinoloji El Kitabı”nın yazar ve editörleri arasında bulunan Tüzün, diyabetik ayak ve diyabet tedavisi gibi konulardaki mesleki yayınlara da katkıda bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Endokrinoloji Camiasında Üzüntü</p>

<p>Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde akademik ve idari sorumluluklar üstlenen Prof. Dr. Mehmet Tüzün’ün vefatı, endokrinoloji camiasında üzüntüyle karşılandı. Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği, Tüzün’ün ailesi, yakınları ve meslektaşlarına başsağlığı dileklerini iletti.</p>

<p>Cenaze töreninin tarihi, saati ve defin yerine ilişkin doğrulanmış bir program bulunmadığından haberde bu bilgilere yer verilmedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>🕊️ Vefatlar</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/ege-endokrinolojisinin-kurucu-isimlerinden-prof-dr-mehmet-tuzun-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 20:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9301.jpeg" type="image/jpeg" length="20783"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yürüyüş Programına Başlamadan Önce Ayakkabıdan Rotaya 10 Öneri]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/yuruyus-programina-baslamadan-once-ayakkabidan-rotaya-10-oneri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/yuruyus-programina-baslamadan-once-ayakkabidan-rotaya-10-oneri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yürüyüşe başlamak için uzun mesafeler veya yüksek tempo gerekmiyor. Günde 10 dakikayla başlayıp süreyi kademeli artırmak, hareketi güvenli ve sürdürülebilir bir alışkanlığa dönüştürebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yürüyüşe Başlamanın En Kolay Yolu: Dört Haftalık Başlangıç Programı</p>

<p>Yürüyüşe yeni başlayanlar, rahat bir tempoda 10 dakikalık kısa yürüyüşlerle başlayabilir. Vücut uyum sağladıkça süreyi ve tempoyu kademeli artırmak, zorlanmayı azaltırken düzenli hareket alışkanlığının yerleşmesine yardımcı olur.</p>

<p>Yetişkinler için uzun vadeli hedef, haftaya yayılan 150–300 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivitedir. Ancak bu miktara ilk günden ulaşmak gerekmez; kısa yürüyüşler de toplam hareket süresine katkı sağlar.</p>

<p>Yürüyüşe başlamadan önce sağlık kontrolü gerekir mi?</p>

<p>Yürüyüş çoğu yetişkin için erişilebilir ve düşük riskli bir egzersizdir. Yine de kalp-damar veya akciğer hastalığı, kontrolsüz tansiyon, denge problemi, ciddi eklem yakınması ya da uzun süredir devam eden hareketsizlik varsa program öncesinde hekime danışılması uygun olur.</p>

<p>Göğüste ağrı veya baskı, olağan dışı nefes darlığı, bayılacak gibi olma, belirgin çarpıntı ya da şiddetli ağrı gelişirse yürüyüş bırakılmalı ve tıbbi değerlendirme alınmalıdır.</p>

<p>İlk hafta: Alışkanlık oluşturmaya odaklanın</p>

<p>İlk hafta haftanın üç veya dört günü, rahat tempoda 10 dakika yürüyün. Bu aşamadaki amaç hız veya mesafeden çok, belirlenen günlerde dışarı çıkma alışkanlığı kazanmaktır.</p>

<p>İlk birkaç dakika yavaş yürüyerek ısının. Yürüyüşün sonunda hızınızı yeniden azaltarak vücudunuzun dinlenme durumuna kademeli dönmesini sağlayın.</p>

<p>İkinci hafta: Süreyi yavaşça artırın</p>

<p>İkinci hafta yürüyüş süresini 15 dakikaya çıkarabilirsiniz. Önceki haftada belirgin ağrı veya aşırı yorgunluk yaşadıysanız süreyi artırmak yerine aynı programı birkaç gün daha sürdürün.</p>

<p>Haftalık artışların küçük tutulması kasların, eklemlerin ve kalp-damar sisteminin yeni hareket düzeyine uyum sağlamasına fırsat verir. Her yürüyüşün yoğun olması gerekmez.</p>

<p>Üçüncü hafta: Tempolu bölümler ekleyin</p>

<p>Üçüncü hafta toplam süreyi 20 dakikaya yükseltin. Beş dakikalık rahat yürüyüşün ardından bir dakika daha hızlı, iki dakika daha yavaş yürüyerek birkaç tekrar yapabilirsiniz.</p>

<p>Orta yoğunlukta yürüyüş sırasında nefes ve kalp atışı hızlanır; ancak kişi kısa cümlelerle konuşmayı sürdürebilir. Konuşamayacak kadar nefessiz kalmak, başlangıç düzeyi için temponun fazla olabileceğini gösterir.</p>

<p>Dördüncü hafta: Haftalık düzeninizi kurun</p>

<p>Dördüncü haftada 25–30 dakikalık yürüyüşleri haftanın en az beş gününe yaymayı hedefleyebilirsiniz. Bu seviyeye henüz hazır değilseniz 15 veya 20 dakikada kalmak başarısızlık değildir.</p>

<p>Günlük zamanınız sınırlıysa yürüyüşü iki ya da üç kısa bölüme ayırabilirsiniz. Sabah 10, öğlen 10 ve akşam 10 dakikalık hareket de günlük toplam süreye eklenir.</p>

<p>Isınma ve soğuma ihmal edilmemeli</p>

<p>Yürüyüşten önce 5–10 dakika yavaş tempoda hareket etmek, kalp hızının ve solunumun kontrollü biçimde artmasına yardımcı olur. Bitişte de benzer süreyle yavaşlamak ani duruşa bağlı baş dönmesi ve rahatsızlık olasılığını azaltabilir.</p>

<p>Esneme yapılacaksa kaslar ısındıktan sonra uygulanmalı; hareketler ağrı sınırına taşınmamalı ve yaylanarak yapılmamalıdır.</p>

<p>Doğru ayakkabı nasıl seçilir?</p>

<p>Yürüyüş ayakkabısı ayağı sıkıştırmamalı, topuğu desteklemeli ve parmakların hareket etmesine izin vermelidir. Esnemiş, tabanı aşınmış veya ayağı yana yatıran ayakkabılar değiştirilmelidir.</p>

<p>Pamuklu çoraplar teri uzun süre tutabilir. Nemi uzaklaştıran, ayağa uygun çoraplar sürtünme ve su toplaması riskini azaltabilir.</p>

<p>Güvenli rota ve hava koşulları önemli</p>

<p>Mümkünse düz, aydınlatılmış, trafiği az ve zemini düzgün bir rota seçin. Karanlıkta açık renkli veya yansıtıcı kıyafet kullanmak, çevredeki sürücüler tarafından fark edilmeyi kolaylaştırır.</p>

<p>Sıcak havalarda günün serin saatleri tercih edilmeli ve yeterli sıvı alınmalıdır. Soğukta ise tek kalın giysi yerine gerektiğinde çıkarılabilecek katmanlar kullanılabilir.</p>

<p>Ağrı ne zaman normal değildir?</p>

<p>Yeni başlayanlarda hafif kas hassasiyeti görülebilir. Ancak yürüyüş sırasında giderek artan, topallamaya yol açan veya dinlenmeyle geçmeyen ağrı olağan kabul edilmemelidir.</p>

<p>Özellikle eklemde şişlik, kızarıklık, tek bacakta belirgin şişme veya keskin ağrı varsa yürüyüşe ara verilerek sağlık uzmanına başvurulmalıdır.</p>

<p>Hedef yalnızca adım sayısı olmamalı</p>

<p>Herkesin sağlık durumu, yaşı ve başlangıç düzeyi farklıdır; bu nedenle tek bir günlük adım hedefi herkes için zorunlu değildir. Süre, düzenlilik ve kişinin güvenle sürdürebildiği tempo daha kullanışlı ölçüler olabilir.</p>

<p>Telefon veya saatle takip yapmak motivasyonu destekleyebilir ancak cihaz kullanmak şart değildir. Takvime yürüyüş yapılan günleri işaretlemek de ilerlemenin görülmesini sağlar.</p>

<p>Düzenliliği korumanın pratik yolları</p>

<p>Yürüyüşü günün belirli bir saatine yerleştirmek, kıyafetleri önceden hazırlamak ve kötü hava için kapalı alan seçeneği belirlemek devamlılığı kolaylaştırır. Bir yakının eşlik etmesi de yürüyüşün ertelenmesini azaltabilir.</p>

<p>Bir günün kaçırılması programın bozulduğu anlamına gelmez. Ertesi gün iki kat yürümek yerine normal plana dönmek, sakatlanma ve aşırı yorgunluk riskini artırmadan alışkanlığın sürmesini sağlar.</p>

<p>Yürüyüşün sağlık üzerindeki etkileri</p>

<p>Düzenli tempolu yürüyüş kalp, akciğer ve dolaşım sisteminin çalışmasını destekler. Uyku, ruh hali, günlük enerji ve kan şekeri kontrolü üzerinde de olumlu etkiler sağlayabilir.</p>

<p>Yürüyüş, haftalık hareket hedefinin temelini oluşturabilir. Genel sağlık için yetişkinlerin ayrıca büyük kas gruplarını çalıştıran kuvvet egzersizlerini haftada en az iki güne eklemesi önerilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1. Dünya Sağlık Örgütü Fiziksel Aktivite ve Hareketsiz Davranış Rehberi<br />
2. Amerikan Kalp Derneği Yetişkinlerde Fiziksel Aktivite Önerileri<br />
3. Amerikan Kalp Derneği Isınma ve Soğuma Bilgilendirmesi<br />
4. WebMD Yürüyüş Programına Başlama Rehberi </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/yuruyus-programina-baslamadan-once-ayakkabidan-rotaya-10-oneri</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 20:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9297.jpeg" type="image/jpeg" length="80680"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Vezirköprü’de Kayıp Olarak Aranan Bayram Ölgün Ölü Bulundu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/vezirkoprude-kayip-olarak-aranan-bayram-olgun-olu-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/vezirkoprude-kayip-olarak-aranan-bayram-olgun-olu-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Vezirköprü’de kendisinden haber alınamaması üzerine arama çalışması başlatılan 32 yaşındaki Bayram Ölgün’ün cansız bedeni, Vezirsuyu Mesire Alanı’ndaki baraj gölünde bulundu. Kesin ölüm nedeni otopsi sonucunda belirlenecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Samsun’un Vezirköprü ilçesinde kayıp olarak aranan 32 yaşındaki Bayram Ölgün’den acı haber geldi.</p>

<p>Yukarınarlı Mahallesi’nde yaşayan Ölgün’den dün akşam saatlerinden itibaren haber alamayan yakınları, durumu jandarma ekiplerine bildirdi. İhbarın ardından bölgede geniş çaplı arama çalışması başlatıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ekiplerin yürüttüğü çalışmalar sırasında Ölgün’ün cansız bedeni, Vezirsuyu Mesire Alanı sınırları içerisinde bulunan baraj gölünün Ova Burnu mevkisinde tespit edildi.</p>

<p>Çevredeki vatandaşların da desteğiyle sudan çıkarılan Ölgün için olay yerine 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık görevlilerinin yaptığı kontrolde 32 yaşındaki gencin yaşamını yitirdiği belirlendi.</p>

<p>Savcılık incelemesinin tamamlanmasının ardından Bayram Ölgün’ün cenazesi Vezirköprü Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Ölgün’ün kesin ölüm nedeninin yapılacak otopsiyle netlik kazanacağı bildirildi.</p>

<p>Olayın nasıl meydana geldiğinin belirlenmesi amacıyla başlatılan inceleme sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/vezirkoprude-kayip-olarak-aranan-bayram-olgun-olu-bulundu</guid>
      <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 19:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/genel/adli-tip-1.jpg" type="image/jpeg" length="87018"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="62382"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="56403"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="88839"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="30526"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="56512"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="37121"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
