<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni; sağlık, tıp ve bilim başta olmak üzere ilaç, beslenme, sağlık teknolojileri, mevzuat, kariyer, üniversiteler ve güncel gelişmeleri güvenilir kaynaklardan aktaran dijital haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 27 Aug 2026 13:43:30 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Tıpta Peş Peşe Üç Yeni Araştırma: Yapay Zekâdan Kalp Riskine ve Akciğer Kanserine]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/tipta-pes-pese-uc-yeni-arastirma-yapay-zekadan-kalp-riskine-ve-akciger-kanserine</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/tipta-pes-pese-uc-yeni-arastirma-yapay-zekadan-kalp-riskine-ve-akciger-kanserine" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tıp alanında 26 ve 27 Ağustos 2026 tarihlerinde yayımlanan üç ayrı araştırma, sağlık hizmetlerinin birbirinden farklı alanlarına ilişkin yeni veriler ortaya koydu. Bir çalışmada yapay zekâ 130 binden fazla klinik nottan veri çıkarırken yüzde 97,5 genel uyuma ulaştı. JAMA'daki araştırmada koroner arter kalsiyum skorunun kalp-damar risk hesaplamasına sağladığı ek katkı incelendi. Türkiye'den araştırmacıların da yer aldığı üçüncü çalışma ise akciğer kanserinde triptofan metabolizması ile bağışıklık]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Tıp ve sağlık alanında 26 ve 27 Ağustos 2026 tarihlerinde yayımlanan üç bağımsız araştırma; yapay zekânın klinik kayıtları işlemesinden kalp-damar riskinin hesaplanmasına, küçük hücreli dışı akciğer kanserinde olası biyobelirteçlere kadar uzanan yeni bulgular sundu.</p>

<p>Çalışmalar farklı alanlara odaklanıyor ve hiçbiri tek başına yeni bir tanı veya tedavi yönteminin rutin sağlık hizmetine girdiği anlamına gelmiyor. Buna karşılık sonuçlar, sağlık araştırmalarında büyük klinik veri kümeleri, görüntüleme yöntemleri, genetik analizler ve metabolik göstergelerin giderek daha fazla birlikte değerlendirildiğini gösteriyor.</p>

<h3>Yapay zekâ 130 binden fazla klinik notu inceledi</h3>

<p>npj Digital Medicine'da 27 Ağustos 2026'da yayımlanan çalışmada Cleveland Clinic araştırmacıları, büyük dil modeli temelli bir sistemin klinik notlardan yapılandırılmış araştırma verisi çıkarma performansını değerlendirdi.</p>

<p>Araştırmada böbrek ve üst üriner sistem kanserleriyle ilişkili 8 bin 366 hastaya ait 130 bin 509 klinik not analiz edildi.</p>

<p>Sistem, 14 klinik değişken üzerinden toplam 136 bin 425 yapılandırılmış veri öğesi çıkardı. Yapay zekâ tarafından oluşturulan kayıtlar daha sonra insanlar tarafından hazırlanmış referans veri tabanıyla karşılaştırıldı.</p>

<p>Genel uyum oranı yüzde 97,5 olarak hesaplandı. Patolojiyle ilişkili bazı değişkenlerde uyum yüzde 98'in üzerine çıkarken, belirli değerlendirmelerde Cohen kappa değerlerinin 0,90'ın üzerinde olduğu bildirildi.</p>

<p>Bu sonuç, yapay zekânın hastalara yüzde 97,5 doğrulukla tanı koyduğu anlamına gelmiyor. Araştırma doğrudan tanı veya tedavi kararı veren bir sistemi değil, klinik belgelerde bulunan bilgileri otomatik olarak yapılandırılmış araştırma verisine dönüştüren bir yöntemi test etti.</p>

<p>Bulgular, özellikle araştırma veri tabanlarının hazırlanmasında yoğun emek gerektiren manuel klinik kayıt incelemesinin önemli bir bölümünün otomatikleştirilebileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Çalışmanın tek bir büyük akademik sağlık sisteminde ve belirli ürolojik kanser kayıtlarında yapılmış olması önemli bir sınırlılık oluşturuyor. Sistemin farklı hastanelerde, farklı dillerde ve başka hastalık gruplarında benzer performans gösterip göstermeyeceğinin ayrıca araştırılması gerekiyor.</p>

<h3>Kalp riskinde kalsiyum skorunun katkısı ölçüldü</h3>

<p>JAMA'da 26 Ağustos 2026'da yayımlanan ikinci araştırmada, bilinen aterosklerotik kalp-damar hastalığı bulunmayan 6 bin 98 yetişkinin verileri değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmacılar, koroner arter kalsiyum skorunun PREVENT kalp-damar risk hesaplamasına eklenmesinin risk tahminini ne ölçüde değiştirdiğini inceledi.</p>

<p>Koroner arter kalsiyum skoru, kalbi besleyen damarlardaki kireçlenmiş plak yükünün bilgisayarlı tomografi yardımıyla değerlendirilmesine dayanıyor. Yüksek skorlar, aterosklerotik damar hastalığı yükünün daha fazla olduğuna ilişkin ek bilgi sağlayabiliyor.</p>

<p>Çalışmaya 45 ile 79 yaş arasındaki yetişkinler dahil edildi ve katılımcıların yaklaşık 10 yıllık sağlık sonuçları değerlendirildi. Bu sürede 366 kişide aterosklerotik kalp-damar hastalığıyla ilişkili olay meydana geldi.</p>

<p>Kalsiyum skorunun PREVENT hesaplamasına eklenmesi, tüm katılımcılar birlikte değerlendirildiğinde risk tahmininde sınırlı bir genel iyileşme sağladı.</p>

<p>En belirgin yeniden sınıflandırma özellikle sınırda risk grubunda görüldü. Bu grupta koroner arter kalsiyum skoru sıfır olan kişilerde 10 yıllık kalp-damar olayı oranı yüzde 1,9 iken, skorun 300 veya üzerinde olduğu kişilerde oran yüzde 14,3'e ulaştı.</p>

<p>Araştırma, herkese koroner arter kalsiyum taraması yapılması gerektiğini göstermiyor. Çalışma gözlemsel olduğu için bu görüntüleme yönteminin uygulanmasının kalp krizi veya diğer kalp-damar olaylarını doğrudan azalttığı da söylenemez.</p>

<p>Bulgular, özellikle sınırda ile orta düzey arasında hesaplanan kalp-damar riskine sahip seçilmiş kişilerde koroner arter kalsiyum skorunun risk değerlendirmesine ek bilgi sağlayabileceğini düşündürüyor.</p>

<h3>Akciğer kanseri araştırmasında Türkiye'den bilim insanları da yer aldı</h3>

<p>Scientific Reports'ta 26 Ağustos 2026'da yayımlanan üçüncü çalışmada Türkiye'den bilim insanlarının da yer aldığı araştırma ekibi, küçük hücreli dışı akciğer kanserinde bağışıklık sistemi ile triptofan metabolizması arasındaki bağlantıları inceledi.</p>

<p>Araştırmada 70 küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastası ile 72 sağlıklı kişi karşılaştırıldı.</p>

<p>Bilim insanları kandaki triptofan ve kinürenin düzeylerini, bu iki maddenin birbirine oranını, IDO1 genindeki bazı genetik farklılıkları ve tümör dokusunda IDO1 ile PD-L1 ekspresyonunu birlikte değerlendirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Triptofan, vücudun çeşitli biyolojik süreçlerde kullandığı temel aminoasitlerden biri. IDO1 enzimi ise triptofanın kinürenine dönüştüğü metabolik yolda görev yapıyor. Bu yolak bağışıklık sisteminin çalışma biçimiyle de ilişkili bulunuyor.</p>

<p>Araştırmada daha düşük triptofan düzeyleri ve daha yüksek kinürenin/triptofan oranları, akciğer kanseri grubu ve bazı ileri hastalık özellikleriyle ilişkili bulundu.</p>

<p>Belirli IDO1 genetik özelliklerine sahip kişilerde de triptofan metabolizmasına ait bazı ölçümlerin farklılaştığı görüldü.</p>

<p>Bu bulgular henüz hastanelerde kullanılabilecek yeni bir kan testi geliştirildiği anlamına gelmiyor. Araştırma 142 kişiyle sınırlı ve sonuçların daha büyük, bağımsız hasta gruplarında doğrulanması gerekiyor.</p>

<p>Çalışma ayrıca metabolik değişikliklerle kanser arasındaki ilişkinin neden-sonuç niteliğinde olduğunu göstermiyor. Bu göstergelerin ileride tanı, hastalık seyri veya tedavi yanıtını öngörmede kullanılıp kullanılamayacağı daha kapsamlı araştırmalarla belirlenebilecek.</p>

<h3>Üç farklı alanda ortak yönelim</h3>

<p>Üç çalışma birbirinden bağımsız olsa da modern tıp araştırmalarında kullanılan veri çeşitliliğinin giderek arttığını gösteriyor.</p>

<p>Klinik notların yapay zekâyla işlenmesi, kalp-damar risk hesaplamalarına görüntüleme verilerinin eklenmesi ve kanser araştırmalarında metabolik, genetik ve bağışıklık göstergelerinin birlikte değerlendirilmesi, araştırmaların artık tek bir ölçüte dayanmadığı yeni bir yaklaşımı yansıtıyor.</p>

<p>Ancak üç çalışmanın da klinik uygulamaya ilişkin sınırları bulunuyor. Yapay zekâ araştırması doğrudan tanı performansını ölçmüyor. Koroner kalsiyum skoru çalışması görüntülemenin hastalık sonuçlarını iyileştirdiğini kanıtlamıyor. Akciğer kanseri araştırması ise henüz doğrulanması gereken erken aşama biyobelirteç bulguları sunuyor.</p>

<p>Bu nedenle sonuçların yeni bir tanı veya tedavi önerisi olarak değil, daha ileri araştırmalar için bilimsel veri olarak değerlendirilmesi gerekiyor.</p>

<h2>KAYNAKLAR</h2>

<ul>
 <li>npj Digital Medicine – <i>The beginning of the end for manual chart review: LLM-mediated database construction</i>, 27 Ağustos 2026</li>
 <li>JAMA – <i>Predictive Utility of Coronary Artery Calcium Score Added to the PREVENT Atherosclerotic Cardiovascular Disease Equations</i>, 26 Ağustos 2026</li>
 <li>Scientific Reports – <i>Integrated assessment of IDO1 activity and PD L1 expression reveals immunometabolic alterations in non small cell lung cancer</i>, 26 Ağustos 2026</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🩺 Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/tipta-pes-pese-uc-yeni-arastirma-yapay-zekadan-kalp-riskine-ve-akciger-kanserine</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/gencler-yapay-zeka-200kb-1.webp" type="image/jpeg" length="71794"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Bulantıdan Halsizliğe: Kemoterapi Yan Etkileriyle Baş Etme Yolları]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/bulantidan-halsizlige-kemoterapi-yan-etkileriyle-bas-etme-yollari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/bulantidan-halsizlige-kemoterapi-yan-etkileriyle-bas-etme-yollari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kemoterapinin bulantı, yorgunluk, ağız yarası ve bağırsak sorunları gibi yan etkileri destek tedavileriyle hafifletilebilir. Ancak ateş ve nefes darlığı gibi belirtiler bekletilmemelidir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>KEMOTERAPİ YAN ETKİLERİNİ HAFİFLETMEK İÇİN NELER YAPILABİLİR?</p>

<p>Kemoterapi ilaçları kanser hücrelerini hedeflerken ağız, bağırsak, saç kökü ve kemik iliği gibi hızlı yenilenen sağlıklı dokuları da geçici olarak etkileyebilir. Bulantı, halsizlik, ağız yaraları, tat değişikliği, ishal, kabızlık, saç dökülmesi ve enfeksiyonlara yatkınlık bu nedenle ortaya çıkabilir.</p>

<p>Yan etkilerin türü ve şiddeti herkeste aynı değildir. Kullanılan ilaç, doz, tedavi aralığı, kanserin türü, diğer hastalıklar ve eş zamanlı kullanılan ilaçlar tabloyu değiştirebilir. Bu nedenle bir hastaya iyi gelen uygulama başka bir hasta için uygun olmayabilir.</p>

<p>Tedaviyi daha katlanılabilir hâle getirmenin en etkili yolu, belirtileri ağırlaşmadan onkoloji ekibine bildirmektir. Günümüzde bulantıdan ağız yaralarına kadar pek çok sorun için koruyucu ve destekleyici tedavi seçeneği bulunmaktadır.</p>

<p>BULANTI İLACINI ŞİKÂYET BAŞLAMADAN KULLANMAK GEREKEBİLİR</p>

<p>Kemoterapiye bağlı bulantı ve kusma, çoğu zaman uygun ilaçlarla önlenebilir veya belirgin biçimde azaltılabilir. Hekim tarafından verilen bulantı önleyici ilaçların yalnızca şikâyet başladığında değil, reçetede belirtilen zamanlarda kullanılması gerekir.</p>

<p>Gün içinde üç büyük öğün yerine küçük ve sık öğünler tercih edilebilir. Yağlı, baharatlı, yoğun kokulu ve ağır yemekler bulantıyı artırıyorsa daha sade yiyeceklere geçilebilir. Soğuk veya oda sıcaklığındaki yemekler daha az koku yaydığı için bazı hastalar tarafından daha kolay tüketilebilir.</p>

<p>Kemoterapi öncesinde aç kalınması özellikle istenmemişse hafif bir öğün işe yarayabilir. Sıvıların gün içine yayılması, yemek sırasında çok fazla içmek yerine öğün aralarında küçük yudumlarla alınması da rahatlama sağlayabilir.</p>

<p>İlaçlara rağmen süren kusma, sıvı alamama, idrar miktarında azalma, baş dönmesi veya belirgin halsizlik gelişirse aynı gün tedavi ekibine haber verilmelidir.</p>

<p>YORGUNLUKTA TAM HAREKETSİZLİK ÇÖZÜM OLMAYABİLİR</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kemoterapi yorgunluğu, sıradan bir uykusuzluktan farklı olabilir. Dinlenmekle tamamen geçmeyebilir ve günlük işleri belirgin biçimde zorlaştırabilir. Gün içindeki enerjiyi öncelikli işlere ayırmak, ağır işleri yardım alınabilecek zamanlara bırakmak ve kısa dinlenme araları vermek yararlı olabilir.</p>

<p>Hekimin izin verdiği ölçüde kısa yürüyüşler ve hafif egzersizler, bazı hastalarda yorgunluğun azalmasına ve uyku düzeninin korunmasına yardımcı olabilir. Günün tamamını yatakta geçirmek ise kas kaybını ve güçsüzlüğü artırabilir.</p>

<p>Yeni başlayan nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, baş dönmesi veya giderek ağırlaşan halsizlik yalnızca kemoterapiye bağlanmamalıdır. Kansızlık, enfeksiyon, sıvı kaybı ve başka tedavi gerektiren durumlar araştırılabilir.</p>

<p>AZ AMA BESLEYİCİ ÖĞÜNLER PLANLANABİLİR</p>

<p>Tedavi sırasında amaç “kusursuz beslenmek” değil, hastanın yeterli enerji, protein ve sıvı alabilmesini sağlamaktır. İştah azaldığında yumurta, yoğurt, peynir, iyi pişmiş et, tavuk, balık ve kuru baklagiller gibi protein kaynakları küçük porsiyonlarla sunulabilir.</p>

<p>Tat ve koku değişikliklerinde metal çatal yerine farklı malzemeden yapılmış çatal-kaşık kullanmak, yiyecekleri farklı sıcaklıklarda denemek veya rahatsız etmiyorsa limon ve aromatik otlardan yararlanmak bazı kişilerde işe yarayabilir.</p>

<p>Kilo kaybı, yutma güçlüğü, sürekli erken doyma veya birkaç gün boyunca yeterince beslenememe durumunda onkoloji diyetisyeninden destek alınmalıdır. Böbrek, karaciğer veya kalp hastalığı bulunan kişilerde sıvı ve protein önerileri ayrıca düzenlenmelidir.</p>

<p>AĞIZ BAKIMI YARALAR BAŞLAMADAN ÖNCE ÖNEM KAZANIYOR</p>

<p>Ağız içi hassasiyet ve yaralar, tıbbi adıyla mukozit, yemek yemeyi ve sıvı almayı zorlaştırabilir. Yumuşak kıllı diş fırçası kullanmak, ağız içini temiz tutmak ve dudakları nemlendirmek tahrişi azaltmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Alkol içeren ağız gargaraları, tütün ürünleri, çok sıcak yiyecekler ile acı, sert, keskin kenarlı veya aşırı asitli besinler ağız dokusunu daha fazla tahriş edebilir. Tuzlu veya karbonatlı suyla hazırlanan ağız çalkalama karışımları bazı hastalara önerilebilse de oran ve kullanım sıklığı tedavi ekibinden öğrenilmelidir.</p>

<p>Ağız içinde beyaz tabakalar, kanama, şiddetli ağrı, yutamama veya sıvı alamama gelişirse değerlendirme gerekir. Buz parçacığı emme yöntemi yalnızca belirli kemoterapi ilaçlarında yararlı olabilir; her tedavi için uygun olmadığından onkoloji ekibinin bilgisi dışında uygulanmamalıdır.</p>

<p>İSHAL VE KABIZLIKTA AYNI BESLENME PLANI UYGULANMAZ</p>

<p>İshal geliştiğinde sıvı ve elektrolit kaybı önlenmelidir. Suya ek olarak, hekim tarafından kısıtlama getirilmemişse uygun çorba ve sıvılar tüketilebilir. Çok yağlı yemekler, alkol, aşırı kafein ve şikâyeti artıran süt ürünleri geçici olarak sınırlandırılabilir.</p>

<p>Kabızlıkta yeterli sıvı, tolere edilebildiği ölçüde hareket ve uygun lif alımı yardımcı olabilir. Ancak bağırsak tıkanıklığı şüphesi, şiddetli karın ağrısı veya belirgin şişkinlik varsa lif takviyesi kullanılmamalıdır.</p>

<p>İshal kesici, müshil veya bitkisel ürünler hekime danışılmadan başlanmamalıdır. Gün içinde çok sayıda sulu dışkılama, dışkıda kan, ateş, şiddetli karın ağrısı, kusma ya da sıvı alamama durumunda onkoloji birimi aranmalıdır.</p>

<p>ENFEKSİYONDAN KORUNMADA EL HİJYENİ ÖNE ÇIKIYOR</p>

<p>Kemoterapi, enfeksiyonlarla savaşan nötrofil adlı beyaz kan hücrelerini azaltabilir. Ellerin düzenli yıkanması, hasta kişilerle yakın temastan kaçınılması ve kesiklerin temiz tutulması enfeksiyon riskini azaltabilir.</p>

<p>Et, yumurta ve deniz ürünleri iyi pişirilmeli; sebze ve meyveler dikkatle yıkanmalıdır. Hastanın kan değerlerine ve uygulanan tedaviye göre ek gıda güvenliği önlemleri gerekebilir.</p>

<p>Ateş düşürücü almak enfeksiyonun işaretlerini maskeleyebilir. Bu nedenle kemoterapi alan bir kişide ateş ölçüldüğünde önce tedavi merkezinin verdiği acil başvuru planı uygulanmalıdır. Merkezler farklı eşikler belirleyebilmekle birlikte 38 derece veya üzerindeki ateş, titreme ya da hastanın kendisini belirgin şekilde kötü hissetmesi acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>PERİFERİK NÖROPATİ ERKEN BİLDİRİLMELİ</p>

<p>Bazı kemoterapi ilaçları el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma, soğuğa aşırı hassasiyet veya güç kaybına yol açabilir. Periferik nöropati adı verilen bu durum erken bildirilirse tedavi dozu ve destek yaklaşımı gözden geçirilebilir.</p>

<p>Uyuşma yaşayan kişiler düşmeye karşı evdeki kaygan halıları kaldırabilir, tutunma noktaları oluşturabilir ve suyun sıcaklığını elleri yerine termometreyle kontrol edebilir. Özellikle soğuğa duyarlılık yapan ilaçlarda, soğuk içecek ve yüzeylere temas konusunda tedavi ekibinin önerileri izlenmelidir.</p>

<p>Saç derisini soğutma uygulaması bazı kemoterapi türlerinde saç dökülmesini azaltabilir; ancak her kanser ve her ilaç için uygun değildir. Tedavi başlamadan önce merkezin bu yöntemi uygulayıp uygulamadığı sorulabilir.</p>

<p>UYKU DÜZENİ VE PSİKOLOJİK DESTEK TEDAVİNİN PARÇASIDIR</p>

<p>Kaygı, uykusuzluk ve belirsizlik hissi fiziksel şikâyetleri daha zor yönetilir hâle getirebilir. Her gün benzer saatlerde uyumak, gündüz uykularını kısa tutmak ve geceye yakın kafein tüketmemek uyku düzenini destekleyebilir.</p>

<p>Sürekli çökkünlük, yoğun kaygı, tedaviyi sürdüremeyecek kadar bunalmış hissetme veya uyku bozukluğu yaşayan hastalar psikoonkoloji desteğine yönlendirilebilir. Yardım istemek güçsüzlük değil, kanser tedavisinin destekleyici bölümüdür.</p>

<p>BİTKİSEL ÜRÜNLER VE TAKVİYELER ZARARSIZ KABUL EDİLMEMELİ</p>

<p>Vitaminler, antioksidanlar, bitki çayları ve yüksek doz besin takviyeleri kemoterapi ilaçlarının etkisini değiştirebilir, kanama riskini artırabilir veya karaciğer üzerinde ek yük oluşturabilir. “Doğal” etiketi bir ürünün kemoterapiyle güvenli biçimde birlikte kullanılabileceği anlamına gelmez.</p>

<p>Hekim tarafından belirlenmiş bir eksiklik yoksa yüksek doz vitamin, mineral, probiyotik veya bitkisel ürün başlanmamalıdır. Kullanılan reçeteli ilaçlar, ağrı kesiciler, takviyeler ve bitkisel ürünler onkoloji ekibine eksiksiz bildirilmelidir.</p>

<p>HANGİ BELİRTİLERDE BEKLENMEMELİ?</p>

<p>Aşağıdaki durumlardan biri geliştiğinde hastanenin verdiği acil iletişim numarası aranmalı veya acil değerlendirme istenmelidir:</p>

<p>• Tedavi merkezinin belirlediği sınırda ateş; özellikle 38 derece veya üzeri<br />
• Titreme, bilinç bulanıklığı veya hızla kötüleşme<br />
• Nefes darlığı, göğüs ağrısı veya bayılma<br />
• Kontrol edilemeyen kusma ya da sıvı alamama<br />
• Şiddetli veya sürekli ishal<br />
• Beklenmeyen kanama, yaygın morarma veya siyah dışkı<br />
• İdrarın belirgin azalması ya da idrar yaparken yanma<br />
• Şiddetli karın ağrısı veya karında giderek artan şişlik<br />
• Kateter çevresinde kızarıklık, akıntı, ağrı veya şişlik<br />
• Yeni gelişen güç kaybı, denge bozukluğu veya hızla artan uyuşma<br />
• Yüzde, dilde veya boğazda şişme</p>

<p>Kemoterapi yan etkileri, tedavinin sessizce katlanılması gereken kaçınılmaz bir bölümü değildir. Belirtilerin ne zaman başladığını, şiddetini, ateş ölçümlerini, dışkılama sayısını ve kullanılan ilaçları kısa notlarla kaydetmek, onkoloji ekibinin doğru destek tedavisini planlamasını kolaylaştırabilir.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>1. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü<br />
2. Amerikan Kanser Derneği<br />
3. Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Sistemi<br />
4. Royal Marsden Kanser Merkezi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/bulantidan-halsizlige-kemoterapi-yan-etkileriyle-bas-etme-yollari</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 12:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9155.jpeg" type="image/jpeg" length="62305"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gençler Ruh Sağlığı İçin Yapay Zekâya Yöneliyor: Yeni Araştırmalar Kullanımın Boyutunu Gösterdi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/gencler-ruh-sagligi-icin-yapay-zekaya-yoneliyor-yeni-arastirmalar-kullanimin-boyutunu-gosterdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/gencler-ruh-sagligi-icin-yapay-zekaya-yoneliyor-yeni-arastirmalar-kullanimin-boyutunu-gosterdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de 12-21 yaş grubunda yapılan araştırmada gençlerin yüzde 19,2’si ruh sağlığı tavsiyesi için yapay zekâ sohbet araçlarını kullandığını bildirdi. Yeni çalışmalar, kullanımın boyutları kadar güvenlik, mahremiyet ve profesyonel desteğin sınırlarını da gündeme taşıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir arkadaşına ya da ailesine anlatmakta zorlandığı kaygısını, yalnızlığını veya günlük sorunlarını yapay zekâya yazan gençler artık bilimsel araştırmaların da odağında.</p>

<p>Yapay zekâ sohbet araçlarının ödev hazırlamak, bilgi aramak veya metin oluşturmak dışında <strong>duygusal destek ve ruh sağlığı tavsiyesi amacıyla kullanılması</strong>, gençlerin teknolojiyle ilişkisine yeni bir boyut kazandırıyor.</p>

<p>JAMA Pediatrics’te Haziran 2026’da yayımlanan araştırma, bu kullanımın boyutlarına ilişkin dikkat çekici veriler ortaya koydu. ABD’de 12-21 yaş arasındaki gençleri temsil edecek şekilde tasarlanan araştırmada 1.009 kişinin yanıtları değerlendirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Katılımcıların <strong>yüzde 19,2’si</strong>, daha önce ruh sağlığı konusunda tavsiye almak amacıyla yapay zekâ sohbet araçlarına başvurduğunu bildirdi.</p>

<h3>Kullananların çoğu bunu kimseye söylemedi</h3>

<p>Araştırmanın öne çıkan bulgularından biri yalnız kullanım oranı değildi.</p>

<p>Ruh sağlığı konusunda yapay zekâya başvuranların yüzde 42,8’i bunu ayda en az bir kez yaptığını bildirdi. Kullanıcıların yüzde 91,7’si aldığı tavsiyeyi “bir ölçüde” veya “çok” yararlı olarak değerlendirdi.</p>

<p>Buna karşılık bu grubun <strong>yüzde 63,3’ü</strong>, ruh sağlığı konusunda yapay zekâ kullandığını başka hiç kimseye söylemedi.</p>

<p>Bu bulgu, bazı gençlerin yapay zekâ sohbet araçlarını konuşulması zor konularda kişisel bir başvuru alanı olarak kullanabildiğine işaret ediyor.</p>

<p>Çalışmanın kesitsel olması ve kişilerin kendi bildirimlerine dayanması ise önemli bir sınırlılık. Bulgular, yapay zekâ kullanımının gençlerin ruh sağlığını iyileştirdiğini veya kötüleştirdiğini kanıtlamıyor.</p>

<h3>Ruh sağlığı konuşmasının tanımı sonucu değiştiriyor</h3>

<p>Tartışmayı yeniden gündeme taşıyan gelişmelerden biri de 24 Ağustos 2026’da JAMA Network Open’da yayımlanan araştırma oldu.</p>

<p>Bu çalışma gençlere özgü değildi. Araştırmacılar, kamuya açık büyük bir generatif yapay zekâ sohbet veri setindeki konuşmaları inceleyerek hangi yazışmaların “ruh sağlığı konuşması” olarak sınıflandırılabileceğini değerlendirdi.</p>

<p>Çalışmanın önemli sonuçlarından biri, oranların kullanılan tanıma göre belirgin biçimde değişebilmesiydi.</p>

<p>Açık psikiyatrik kriz veya hastalık belirtilerinin yer aldığı konuşmalarla; stres, yalnızlık, ilişki sorunları ve duygusal destek arayışını içeren daha geniş bir tanım aynı sonuçları vermiyor.</p>

<p>Bu nedenle yapay zekânın ruh sağlığı amacıyla kullanımına ilişkin farklı araştırmalarda bildirilen oranları doğrudan birbiriyle karşılaştırırken dikkatli olmak gerekiyor.</p>

<h3>Yapay zekâ gençler için neden çekici görünebilir?</h3>

<p>Yapay zekâ sohbet araçlarının kolay erişilebilir olması, anında yanıt vermesi ve yüz yüze konuşma gerektirmemesi bu araçların bazı gençler açısından çekici görünmesine katkıda bulunabilir.</p>

<p>Pew Research Center’ın 13-17 yaş grubundaki ABD’li gençlerle yaptığı araştırmada katılımcıların yüzde 12’si sohbet robotlarından duygusal destek veya tavsiye aldığını bildirdi. Yüzde 16’sı ise bu sistemleri gündelik sohbet amacıyla kullandığını belirtti.</p>

<p>Bu veriler, yapay zekânın gençlerin yalnız akademik veya teknik ihtiyaçlarında değil, duygusal konularda da kullanılabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Ancak kolay erişilebilir olması, yapay zekânın profesyonel ruh sağlığı desteğinin yerine geçebileceği anlamına gelmiyor.</p>

<h3>Yapay zekâ ruh sağlığı uzmanının yerini tutmuyor</h3>

<p>Genel amaçlı yapay zekâ sistemleri konuşmayı sürdürebilir, kişinin anlattıklarını düzenlemesine yardımcı olabilir ve destekleyici görünen yanıtlar oluşturabilir.</p>

<p>Fakat bunlar bir psikolog veya psikiyatristin yaptığı klinik değerlendirmeyle eşdeğer değil.</p>

<p>Özellikle ağır ruhsal sıkıntı, kendine zarar verme düşüncesi veya kriz durumlarında kullanıcının söylediklerinin bağlamını doğru değerlendirmek büyük önem taşıyor.</p>

<p>Ağustos 2026’da npj Digital Medicine’da yayımlanan bilimsel değerlendirmede, gençlerde intihar riski söz konusu olduğunda yapay zekâ sohbet araçlarının güvenliği hakkında önemli bilgi boşluklarının sürdüğü belirtildi.</p>

<p>Araştırmacılar, mevcut çalışmaların önemli bölümünün araştırmacılar tarafından hazırlanmış tek seferlik sorulara dayandığını; gerçek yaşamda gençlerin daha dolaylı, belirsiz veya zaman içinde gelişen ifadeler kullanabileceğini vurguladı.</p>

<p>Mevcut bilimsel kanıtlar, genel amaçlı sohbet robotlarının kriz durumlarında profesyonel değerlendirmeye güvenli bir alternatif olduğunu göstermiyor.</p>

<h3>Sürekli onaylanmak her zaman destek anlamına gelmeyebilir</h3>

<p>Yapay zekâyla yapılan uzun ve kişiselleştirilmiş görünen konuşmalar bazı kişilerde “beni anlıyor” hissi yaratabiliyor.</p>

<p>Nature Human Behaviour’da yayımlanan yetişkin araştırmasında, yapay zekâyı arkadaşlık amacıyla kullandığını bildiren kişilerde daha düşük psikolojik iyi oluşla ilişki görüldü.</p>

<p>Çalışma yetişkinlerde ve gözlemsel olduğu için bulgular doğrudan ergenlere genellenemez ve yapay zekâ kullanımının psikolojik iyi oluşu azalttığı sonucuna varılamaz.</p>

<h3>Ruh sağlığı konuşmaları aynı zamanda mahremiyet konusu</h3>

<p>Ruh sağlığı konuşmaları son derece hassas kişisel bilgiler içerebilir.</p>

<p>Kaygılar, aile ilişkileri, geçmiş travmalar, sağlık sorunları veya kişinin özel yaşamına ilişkin ayrıntılar bu konuşmaların parçası olabilir.</p>

<p>Bu nedenle kullanıcıların yapay zekâ araçlarıyla hangi bilgileri paylaştığı da ayrıca önem taşıyor.</p>

<h3>Yapay zekâ tamamen zararlı değil</h3>

<p>Mevcut veriler yapay zekânın ruh sağlığı alanında yalnızca zararlı olduğu sonucuna da izin vermiyor.</p>

<p>Bazı kişiler için düşünceleri yazıya dökmeyi kolaylaştırabilir, ruh sağlığı konusunda bilgi aramaya yardımcı olabilir veya profesyonel destek arama sürecinde yardımcı bir araç olarak kullanılabilir.</p>

<p>Asıl ayrım, yapay zekânın <strong>yardımcı bir araç olmasıyla insan ilişkilerinin ve profesyonel ruh sağlığı desteğinin yerine geçmesi</strong> arasında ortaya çıkıyor.</p>

<p>Gençlerin yapay zekâyla duygusal konuları konuşması tek başına bir hastalık veya sorun göstergesi değil.</p>

<p>Ancak yapay zekâ kişinin tek destek kaynağına dönüşüyorsa, gerçek insan ilişkilerinden uzaklaşmaya eşlik ediyorsa veya ciddi ruhsal sıkıntılar yalnızca sohbet robotuyla paylaşılıyorsa profesyonel değerlendirme ihtiyacı ayrı bir önem kazanıyor.</p>

<p>Yapay zekâ sohbet araçlarının bazı gençler tarafından duygusal destek ve ruh sağlığı tavsiyesi için kullanıldığı artık güçlü araştırma verileriyle görülüyor; ancak <strong>bu kullanımın uzun vadeli ruh sağlığı sonuçları henüz bilinmiyor.</strong></p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>• JAMA Network Open – Prevalence of Mental Health Discussions in Publicly Available Generative AI Conversations – 2026</p>

<p>• JAMA Pediatrics – AI Chatbot Use and Disclosure for Mental Health Among US Adolescents and Young Adults – McBain ve arkadaşları – 2026</p>

<p>• npj Digital Medicine – AI Chatbots and Youth Suicide Risk: Current Evidence, Critical Gaps, and a Clinical Research Agenda – Zuromski ve arkadaşları – 2026</p>

<p>• Nature Human Behaviour – Interaction with AI Companions and Psychological Well-being – Zhang ve arkadaşları – 2026</p>

<p>• Pew Research Center – How Teens Use and View AI – 2026</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🤖 Sağlık Teknolojileri</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/gencler-ruh-sagligi-icin-yapay-zekaya-yoneliyor-yeni-arastirmalar-kullanimin-boyutunu-gosterdi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/gencler-yapay-zeka-200kb.webp" type="image/jpeg" length="43361"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş-Miretti transferinde son aşama: İstanbul’a geliyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktas-miretti-transferinde-son-asama-istanbula-geliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/besiktas-miretti-transferinde-son-asama-istanbula-geliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın Juventus forması giyen Fabio Miretti transferinde sona yaklaştığı bildirildi. İtalyan basını, 23 yaşındaki orta saha oyuncusunun menajeriyle birlikte bugün İstanbul’a gelerek transfer işlemlerini tamamlamasının beklendiğini yazdı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beşiktaş’ın orta saha transferi için yürüttüğü Fabio Miretti operasyonunda İtalya’dan önemli bir gelişme geldi. Juventus ile siyah-beyazlılar arasındaki görüşmelerin ileri aşamaya ulaştığı, İtalyan futbolcunun İstanbul yolculuğuna hazırlandığı bildirildi.</p>

<p>Corriere dello Sport’un 27 Ağustos sabahı yayımladığı habere göre Miretti’nin bugün menajeri Francesco Branchini ile İstanbul’da olması bekleniyor. İtalyan gazetesi, oyuncunun Beşiktaş’a geçişini Juventus’un orta saha planlamasını etkileyen gelişmelerden biri olarak değerlendirdi.</p>

<p>Miretti için İstanbul ve imza bilgisi</p>

<p>İtalyan basınında yer alan son bilgiler, transfer dosyasının artık ilk temas veya teklif aşamasının ötesine geçtiğini gösteriyor.</p>

<p>Miretti’nin İstanbul’a gelmesinin ardından transfer prosedürünün ilerletilmesi bekleniyor. Bununla birlikte Beşiktaş veya Juventus tarafından transferi resmen ilan eden bir açıklama henüz yapılmadığından, resmî duyuru gelene kadar işlemin tamamlandığını söylemek için erken.</p>

<p>Beşiktaş ile Juventus arasındaki formül</p>

<p>Transfer görüşmelerine ilişkin İtalya’dan gelen haberlerde operasyonun kiralama ve satın alma hakkı içeren bir formül üzerinden yürütüldüğü belirtiliyor.</p>

<p>Rakamlar konusunda farklı aktarımlar bulunması nedeniyle kesin bonservis bedelini resmî açıklama öncesinde sabit bir rakam olarak vermek doğru olmayacaktır. İtalyan basınındaki ortak nokta ise Beşiktaş ile Juventus’un Miretti’nin kiralanması ve sonrasında bonservisinin alınabilmesine imkân sağlayan bir yapı üzerinde çalışması.</p>

<p>Fabio Miretti kimdir?</p>

<p>3 Ağustos 2003 doğumlu Fabio Miretti, Juventus altyapısından yetişti. Merkez orta saha ve hücuma dönük orta saha rollerinde görev yapabilen İtalyan futbolcu, genç yaşta Juventus A takımında forma şansı buldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Miretti, 2024-25 sezonunu Genoa’da kiralık geçirdikten sonra Juventus’a döndü. Juventus’un finansal kayıtlarına göre oyuncunun mevcut sözleşmesi 30 Haziran 2028’e kadar devam ediyor.</p>

<p>Teknik kapasitesi, pas bağlantıları ve orta sahada farklı rollerde kullanılabilmesiyle öne çıkan Miretti’nin yaşının da Beşiktaş’ın kadro yapılanması açısından avantaj oluşturduğu değerlendiriliyor.</p>

<p>Juventus’un planını da etkiliyor</p>

<p>Miretti’nin ayrılığı yalnızca Beşiktaş’ın transfer planlaması açısından önem taşımıyor. İtalya’da Juventus’un orta sahasını yeniden yapılandırdığı ve oyuncu satışlarının yeni transferler için alan oluşturmasının beklendiği belirtiliyor.</p>

<p>Corriere dello Sport, Miretti’nin Beşiktaş’a geçişini Juventus’un Franck Kessie için yürüttüğü çalışmalarla birlikte değerlendirdi.</p>

<p>Bu nedenle Miretti dosyasının kısa süre içerisinde sonuçlandırılması iki kulübün de transfer planlamasını doğrudan etkileyebilir.</p>

<p>Gözler İstanbul’da</p>

<p>Son İtalyan haberleri doğrulanır ve Miretti bugün İstanbul’a gelirse transfer sürecinde önemli bir eşik daha aşılmış olacak.</p>

<p>Ancak sağlık kontrolleri, sözleşme işlemleri ve kulüplerin resmî açıklamaları tamamlanmadan Miretti için “Beşiktaş’ın yeni futbolcusu” ifadesini kullanmak doğru olmayacak.</p>

<p>Şimdi gözler Beşiktaş ve Juventus’tan gelecek resmî açıklamalara çevrildi.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>Corriere dello Sport<br />
Gianluca Di Marzio</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktas-miretti-transferinde-son-asama-istanbula-geliyor</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 12:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9153.jpeg" type="image/jpeg" length="73034"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Karbonhidratı Azaltmak İsteyenlere Sarımsaklı Kabak Tarifi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/karbonhidrati-azaltmak-isteyenlere-sarimsakli-kabak-tarifi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/karbonhidrati-azaltmak-isteyenlere-sarimsakli-kabak-tarifi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kabağın sulanmasından şikâyet edenler için yüksek ısıda uygulanan iki aşamalı yöntem öne çıkıyor. Sarımsak, tereyağı, limon kabuğu ve parmesanla hazırlanan tarif 35 dakikada sofraya geliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sarımsaklı Ekmek Lezzetinde Fırın Kabak: Sulanmadan Nasıl Pişirilir?</p>

<p>Kabak, yanlış sıcaklıkta veya kalabalık bir tavada pişirildiğinde suyunu bırakarak yumuşak ve tatsız bir hâl alabiliyor. Yüksek ısıda fırınlama ve ardından kısa süreli üstten kızartma ise dış yüzeyde renk oluşmasını sağlarken iç kısmın yumuşak kalmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>Sarımsaklı ekmekten esinlenen bu tarifte ekmeğin yerini kabak alıyor. Tereyağı, sarımsak, limon kabuğu, taze ot ve az miktarda parmesan; hafif aromalı sebzeye belirgin bir lezzet kazandırıyor.</p>

<p>Sarımsaklı tereyağlı kabak için malzemeler</p>

<p>Dört porsiyon için:</p>

<p>2 orta boy kabak<br />
1 yemek kaşığı sızma zeytinyağı<br />
2 orta boy sarımsak<br />
1 yemek kaşığı tuzsuz tereyağı<br />
1 yemek kaşığı kıyılmış maydanoz, dereotu veya frenk soğanı<br />
1 tatlı kaşığından biraz az rendelenmiş limon kabuğu<br />
1 yemek kaşığı rendelenmiş parmesan<br />
Yarım çay kaşığı tuz<br />
Çeyrek çay kaşığı karabiber</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kabağın sulanmasını önleyen hazırlık</p>

<p>Kabakları uzunlamasına ikiye ayırın. Kesilmiş yüzeylere, sebzeyi tamamen parçalamadan, yaklaşık 3 milimetre derinliğinde çapraz çizikler atın. Bu işlem sosun yüzeye daha iyi yayılmasını ve kabağın daha dengeli pişmesini sağlar.</p>

<p>Kabakların yüzeyini kâğıt havluyla iyice kurulayın. Yüzeyde kalan su, kızarmayı zorlaştırarak kabağın buharda pişmiş gibi olmasına yol açabilir.</p>

<p>İki aşamalı fırın yöntemi</p>

<p>Fırını 230 dereceye ısıtın. Zeytinyağını, sarımsağın üçte birini ve karabiberi karıştırın. Karışımı kabakların her iki yüzüne sürün.</p>

<p>Kabakları çizilmiş tarafları tepsiye gelecek şekilde, aralarında boşluk bırakarak dizin. Fırının alt bölümünde yaklaşık 10 dakika pişirin.</p>

<p>Daha sonra tepsiyi üst rafa alın ve fırının üstten kızartma ayarını açın. Kabakların içi yumuşayıp yüzeylerinde kahverengi noktalar oluşuncaya kadar 8–10 dakika daha pişirin. Üstten kızartma sırasında sebzeler hızla yanabileceği için fırından ayrılmayın.</p>

<p>Sarımsaklı tereyağı ne zaman sürülmeli?</p>

<p>Yumuşamış tereyağını kalan sarımsak, taze otlar, limon kabuğu rendesi ve tuzun yarısıyla karıştırın. Kabakları fırından çıkarıp kesilmiş yüzeylerini yukarı çevirin.</p>

<p>Tereyağlı karışımı kabaklar henüz sıcakken üzerlerine sürün. Parmesanı ve kalan tuzu serpiştirerek bekletmeden servis edin. Sarımsağın daha yumuşak tat vermesi isteniyorsa tereyağıyla birlikte küçük bir tavada yaklaşık 30 saniye çevrilebilir.</p>

<p>Bir porsiyonun besin değeri</p>

<p>Tarifin bir porsiyonu, yani yarım orta boy kabak, yaklaşık olarak şu değerleri içeriyor:</p>

<p>81 kalori<br />
7 gram yağ<br />
3 gram doymuş yağ<br />
4 gram karbonhidrat<br />
1 gram lif<br />
2 gram protein<br />
296 miligram sodyum</p>

<p>Değerler kullanılan kabakların büyüklüğüne, peynirin türüne ve eklenen tuz miktarına göre değişebilir.</p>

<p>Sarımsaklı ekmeğin birebir karşılığı değil</p>

<p>Kabak kullanılması tarifin karbonhidrat miktarını azaltıyor ve sebze tüketimini artırıyor. Ancak bu, yemeğin sınırsız tüketilebileceği anlamına gelmiyor. Tereyağı doymuş yağ, parmesan ve tuz ise sodyum miktarını yükseltiyor.</p>

<p>Yüksek tansiyonu bulunan veya sodyumu sınırlaması önerilen kişiler tuzu azaltabilir, parmesanı daha ölçülü kullanabilir. Tereyağının bir bölümü zeytinyağıyla değiştirilebilir. Bu düzenlemeler lezzeti tamamen ortadan kaldırmadan tarifin yağ ve sodyum yükünü düşürebilir.</p>

<p>Tek başına ana öğün olur mu?</p>

<p>Kabak; su oranı yüksek, düşük enerjili ve lif içeren bir sebzedir. Buna karşılık bu tarifin bir porsiyonunda yalnızca yaklaşık 2 gram protein bulunuyor. Bu nedenle tek başına dengeli bir ana öğün sayılmaz.</p>

<p>Yanında yoğurt, kuru baklagil, yumurta, balık veya tavuk gibi bir protein kaynağıyla sunulabilir. Esmer pirinç, bulgur ya da tam tahıllı makarnayla birleştirildiğinde daha doyurucu bir öğün hazırlanabilir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/karbonhidrati-azaltmak-isteyenlere-sarimsakli-kabak-tarifi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9152.jpeg" type="image/jpeg" length="88833"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kalp Krizi ve Kalp Yetmezliği İçin Zona Aşısı Bulgusu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kalp-krizi-ve-kalp-yetmezligi-icin-zona-asisi-bulgusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kalp-krizi-ve-kalp-yetmezligi-icin-zona-asisi-bulgusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Oxford Üniversitesi araştırmacılarının ABD’de 72 bin 920 kişinin sağlık kayıtlarını incelemesi, yeni nesil zona aşısını yedi yılda daha düşük kalp ve damar hastalığı yüküyle ilişkilendirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Oxford Üniversitesi öncülüğünde yürütülen geniş kapsamlı bir araştırmada, yeni nesil rekombinant zona aşısını alan 60 yaş ve üzerindeki kişilerde kalp ve damar hastalığı yükünün eski canlı aşıyı alanlara kıyasla daha düşük olduğu belirlendi. ABD sağlık kayıtlarına dayanan çalışma, 26 Ağustos 2026’da Nature Medicine’da yayımlandı.</p>

<p>Araştırmacılar, rekombinant aşının iskemik kalp hastalığı ve kalp yetmezliğiyle bağlantılı sonuçlarını incelemek amacıyla ABD’de 2017 yılında yaşanan hızlı aşı değişimini doğal bir deney olarak kullandı.</p>

<p>Ülkede canlı zayıflatılmış zona aşısının yerini kısa sürede rekombinant aşının alması, iki ayrı dönemde aşılanan ancak genel özellikleri birbirine benzeyen kişilerin karşılaştırılmasına olanak sağladı.</p>

<p>72 bin 920 kişinin kayıtları eşleştirildi</p>

<p>Çalışmada, Nisan-Eylül 2017 döneminde ilk zona aşısını olan 36 bin 460 kişi ile 2018’in aynı aylarında aşılanan 36 bin 460 kişinin kayıtları eşleştirildi.</p>

<p>İlk grubun yüzde 98,6’sı eski canlı aşıyı, ikinci grubun yüzde 93,5’i ise rekombinant aşıyı almıştı. Katılımcıların tamamı ilk aşı sırasında en az 60 yaşındaydı.</p>

<p>Gruplar yaş, cinsiyet, ırk, etnik köken, medeni durum, mevcut hastalıklar, daha önce geçirilen herpes enfeksiyonları, grip aşısı geçmişi ve kalp ilaçlarının da bulunduğu 83 özellik bakımından dengelendi.</p>

<p>Birincil sonuç; iskemik kalp hastalığı, iskemik inme veya kalp yetmezliği tanılarından en az birinin ortaya çıkması olarak belirlendi. Sağlık kayıtları aşılamadan sonraki yedi yıl boyunca incelendi.</p>

<p>Kalp ve damar hastalığı yükünde yüzde 9 fark</p>

<p>Rekombinant aşının baskın olduğu grupta, yedi yıllık takip boyunca birleşik kalp ve damar hastalığı yükü eski aşının baskın olduğu gruba göre yüzde 9 daha düşüktü. İstatistiksel hesaplama, bu gruptaki kişilerin söz konusu tanılardan biri konulmadan geçirdiği sürenin daha uzun olduğunu gösterdi.</p>

<p>İskemik kalp hastalığı yükünde yüzde 10, kalp yetmezliği yükünde yüzde 12 ve atriyal fibrilasyon olarak bilinen ritim bozukluğu yükünde yüzde 7 azalma saptandı. Bu ilişkiler kadınlarda ve erkeklerde görüldü.</p>

<p>İskemik inme açısından genel katılımcı grubunda anlamlı bir fark belirlenmedi. Erkeklerde ise inme yükü yüzde 12 daha düşük bulundu. Kalp kası iltihabı, periferik atardamar hastalığı, geçici iskemik atak ve beyin kanaması sonuçlarında iki aşı grubu arasında anlamlı ilişki görülmedi.</p>

<p>Mutlak fark daha sınırlı</p>

<p>Araştırmada bildirilen yüzdeler, hastalık yükündeki göreceli farklılığı gösteriyor. İskemik kalp hastalığı ve kalp yetmezliği tanılarının toplam görülme sıklığındaki mutlak fark yaklaşık yüzde 0,8 düzeyindeydi.</p>

<p>Bu nedenle bulgu, aşılanan her kişinin kalp hastalığından korunacağı anlamına gelmiyor. Araştırmacılar, bireysel düzeyde sınırlı görünen farkın milyonlarca yaşlı yetişkinin aşılandığı toplumlarda daha geniş bir karşılık bulabileceğini belirtti.</p>

<p>Etki ilk yıllarda daha güçlü göründü</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rekombinant aşıyla ilişkilendirilen fark, yedi yıllık takip süresinin ilk üç buçuk yılında daha belirgindi. İkinci üç buçuk yıllık dönemde ise ilişki zayıfladı ve bazı sonuçlarda istatistiksel anlamlılığını kaybetti.</p>

<p>Bilim insanları bu değişimin, aşının bağışıklık sistemi üzerindeki olası etkisinin zamanla azalmasından kaynaklanabileceğini değerlendiriyor. Ancak bağımsız uzmanlar, gözlenen zaman örüntüsünün ölçülmeyen farklılıklardan veya istatistiksel etkilerden de doğabileceğine işaret ediyor.</p>

<p>Olası mekanizma henüz açıklanamadı</p>

<p>Zona, daha önce suçiçeğine yol açan virüsün yıllar sonra yeniden etkinleşmesiyle ortaya çıkıyor. Enfeksiyonun vücutta iltihabi süreçleri artırarak kalp ve damar sorunlarına katkıda bulunabileceği düşünülüyor. Rekombinant aşının zonayı daha etkili biçimde önlemesi, gözlenen ilişkinin olası açıklamalarından biri.</p>

<p>Araştırmacılar ayrıca aşının bağışıklık yanıtını güçlendiren bileşeninin bazı bağışıklık hücrelerinde daha uzun süreli değişikliklere yol açabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Bu mekanizmanın damar iltihabını etkileyip etkilemediği henüz deneysel çalışmalarla gösterilmiş değil.</p>

<p>Neden-sonuç ilişkisi kanıtlanmadı</p>

<p>Çalışma randomize kontrollü bir klinik araştırma değil, elektronik sağlık kayıtlarına dayanan gözlemsel bir doğal deney niteliği taşıyor. Araştırma tasarımı, aşılananlarla aşılanmayanlar arasındaki yaşam tarzı ve sağlık davranışı farklılıklarından kaynaklanan yanlılığı azaltıyor; ancak tüm karıştırıcı etkenleri ortadan kaldıramıyor.</p>

<p>Sağlık kayıtlarındaki tanıların ayrıca doğrulanmamış olması, tanı almayan vakaların hesaba katılamaması ve yaşam tarzı ile sosyoekonomik koşullara ilişkin verilerin sınırlı kalması araştırmanın başlıca zayıflıkları arasında yer aldı. Çalışmada aşının doz sayısının etkisi de ayrı olarak değerlendirilemedi.</p>

<p>Bu veriler rekombinant zona aşısının kalp hastalıklarını önlemek amacıyla kullanılmasını destekleyen kesin klinik kanıt oluşturmuyor. Bulguların neden-sonuç ilişkisini gösterebilmesi için randomize kontrollü çalışmalarla doğrulanması gerekiyor. Mevcut durumda aşının temel kullanım amacı zona ve hastalığın yol açabileceği komplikasyonlardan korunmak olmaya devam ediyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• Nature Medicine – Rekombinant zona aşılaması ve kardiyovasküler olay riski araştırması, 26 Ağustos 2026<br />
• Oxford Üniversitesi Psikiyatri Bölümü – Yeni nesil zona aşısı ve kardiyovasküler hastalık bulguları<br />
• Birleşik Krallık Bilim Medya Merkezi – Rekombinant zona aşısı araştırmasına ilişkin bağımsız uzman değerlendirmeleri<br />
• Ulusal Sağlık ve Bakım Araştırmaları Enstitüsü Oxford Biyomedikal Araştırma Merkezleri – Zona aşısı ve kardiyovasküler olaylar araştırması </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kalp-krizi-ve-kalp-yetmezligi-icin-zona-asisi-bulgusu</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9151.jpeg" type="image/jpeg" length="19244"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Antibiyotikten Tiroid İlacına: Magnezyumla Araya Saat Koymak Gereken İlaçlar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/antibiyotikten-tiroid-ilacina-magnezyumla-araya-saat-koymak-gereken-ilaclar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/antibiyotikten-tiroid-ilacina-magnezyumla-araya-saat-koymak-gereken-ilaclar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Magnezyum bazı antibiyotiklerin, tiroid ve kemik erimesi ilaçlarının bağırsaktan emilimini azaltabilir. Bazı idrar söktürücüler ise kandaki magnezyum düzeyini değiştirebilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Magnezyum Takviyesi Bu İlaçlarla Aynı Anda Alınmamalı</p>

<p>Uyku kalitesini artırmak, kas kramplarını azaltmak veya eksikliği gidermek amacıyla kullanılan magnezyum takviyeleri, reçeteli ilaçlarla her zaman sorunsuz biçimde bir araya gelmiyor. Bazı etkileşimlerde ilacın bağırsaktan emilimi azalırken bazı durumlarda kandaki magnezyum düzeyi gereğinden fazla yükselebiliyor.</p>

<p>Bu durum, magnezyum kullanan herkesin takviyeyi bırakması gerektiği anlamına gelmiyor. Etkileşimlerin önemli bir bölümü, ilaç ile takviye arasında uygun süre bırakılarak yönetilebiliyor. Ancak gerekli zaman aralığı ilaca, magnezyum ürününe, böbrek fonksiyonlarına ve tedavi planına göre değişiyor.</p>

<p>Antibiyotiklerin emilimini azaltabilir</p>

<p>Tetrasiklin ve florokinolon grubundaki bazı antibiyotikler, magnezyumla bağırsakta bağlanarak çözünmesi zor yapılar oluşturabilir. Bunun sonucunda antibiyotiğin kana geçen miktarı azalabilir ve enfeksiyon tedavisinden beklenen etki elde edilemeyebilir.</p>

<p>Doksisiklin ve minosiklin tetrasiklin grubuna; siprofloksasin ve levofloksasin ise florokinolon grubuna örnek gösterilebilir. Etkileşim yalnızca magnezyum kapsülleriyle sınırlı değildir. Magnezyum içeren antasitler, multivitaminler ve bazı müshil ürünleri de benzer etki gösterebilir.</p>

<p>Ürün talimatları ilaca göre farklılık göstermekle birlikte magnezyumun çoğunlukla antibiyotikten birkaç saat önce veya sonra alınması gerekir. Her antibiyotik için tek bir zaman kuralı bulunmadığından reçete, kullanma talimatı ya da eczacının belirttiği aralık esas alınmalıdır.</p>

<p>Kemik erimesi ilaçlarında sabah sıralaması önemli</p>

<p>Alendronat gibi ağızdan kullanılan bifosfonatlar, bağırsaktan zaten düşük oranda emilen ilaçlardır. Magnezyum içeren takviyeler ve antasitler bu emilimi daha da azaltabilir.</p>

<p>Alendronat genellikle sabah kalkınca, aç karnına ve yalnızca sade suyla alınır. İlacın ardından en az 30 dakika boyunca yiyecek, içecek, başka ilaç veya takviye alınmaması istenir. Kişi bu süre içinde uzanmamalı; oturur ya da ayakta kalmalıdır.</p>

<p>Bifosfonatların kullanım kuralları birbirinin tamamen aynısı değildir. Bu nedenle kutu talimatındaki süre değiştirilmemeli ve magnezyum için uygun saat sağlık profesyoneliyle belirlenmelidir.</p>

<p>Tiroid ilacının etkisini düşürebilir</p>

<p>Levotiroksin kullanan kişilerde magnezyum içeren antasitler ve takviyeler ilacın emilimini azaltabilir. Bu durum tiroid hormon düzeylerinin hedef aralığın dışında kalmasına ve tedavinin yetersiz görünmesine yol açabilir.</p>

<p>Levotiroksin genellikle aç karnına ve tek başına kullanılır. Magnezyum ile levotiroksin arasında çoğu ürün talimatında birkaç saatlik aralık bırakılması önerilir. Yaygın uygulama dört saatlik aralıktır; ancak kullanılan ürüne ilişkin talimat ve hekimin önerisi önceliklidir.</p>

<p>İdrar söktürücüler magnezyum düzeyini değiştirebilir</p>

<p>İdrar söktürücü ilaçların tamamı magnezyumu aynı yönde etkilemez. Tiyazid ve bazı kıvrım diüretikleri, idrarla magnezyum kaybını artırarak kandaki düzeyin düşmesine katkıda bulunabilir. Böyle bir durumda takviye gerekip gerekmediğine kan sonuçları ve klinik değerlendirmeyle karar verilir.</p>

<p>Magnezyum tutulumunu artırabilen ilaçlarla birlikte gelişigüzel takviye kullanılması ise düzeyin yükselmesine neden olabilir. Risk, böbrek fonksiyonları bozulmuş kişilerde daha belirgindir. Spironolakton gibi potasyum tutucu idrar söktürücüler kullananların magnezyuma başlamadan önce hekim veya eczacıya danışması gerekir.</p>

<p>Tansiyon ilaçlarıyla birlikte dikkatli olunmalı</p>

<p>Ağızdan alınan olağan magnezyum takviyeleri ile amlodipin gibi tansiyon ilaçları arasında herkes için geçerli, kesin bir yasak bulunmuyor. Bununla birlikte magnezyumun tansiyon üzerinde sınırlı bir düşürücü etkisi olabilir. Çok sayıda tansiyon ilacı kullanan, düşük tansiyona eğilimli veya böbrek hastalığı bulunan kişiler daha yakından değerlendirilmelidir.</p>

<p>Baş dönmesi, göz kararması, bayılacak gibi olma veya alışılmadık güçsüzlük yaşanırsa tansiyon ölçülmeli ve sağlık profesyoneline başvurulmalıdır. Reçeteli tansiyon ilacı, magnezyum kullanılacağı gerekçesiyle azaltılmamalı ya da bırakılmamalıdır.</p>

<p>Mide ilaçları farklı bir yoldan etkiliyor</p>

<p>Proton pompası inhibitörü adı verilen ve mide asidini azaltan bazı ilaçların uzun süre kullanılması, kandaki magnezyum düzeyinin düşmesiyle ilişkilidir. Buradaki sorun çoğunlukla iki ürünün aynı anda alınmasından değil, uzun süreli tedavinin magnezyum dengesini etkilemesinden kaynaklanır.</p>

<p>Uzun süre bu ilaçları kullanan ve kas krampları, titreme, belirgin halsizlik veya ritim bozukluğu yaşayan kişilerde magnezyum düzeyinin ölçülmesi gerekebilir. Takviyeye yalnızca belirtiye bakılarak başlanması doğru değildir.</p>

<p>Uyarıcı ilaçlarla etkileşim iddiası ne kadar güçlü?</p>

<p>Bazı kaynaklarda magnezyumun amfetamin türevi ilaçların etkisini değiştirebileceği ileri sürülüyor. Ancak bu başlıkta kanıtlar, antibiyotikler ve bifosfonatlarla görülen emilim etkileşimi kadar açık değildir. Risk; kullanılan magnezyum bileşiğine, ürünün antasit özelliğine, doza ve ilacın formuna göre değişebilir.</p>

<p>Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ya da narkolepsi tedavisinde uyarıcı ilaç kullanan kişiler, magnezyumun saatini kendi kendine değiştirmek yerine eczacı veya hekimden ilaca özel bilgi almalıdır.</p>

<p>Böbrek hastalarında risk neden daha yüksek?</p>

<p>Fazla magnezyumun vücuttan uzaklaştırılmasında böbrekler temel görev üstlenir. Böbrek fonksiyonları ciddi biçimde azaldığında takviye, magnezyum içeren antasit veya müshil kullanımı kandaki düzeyin tehlikeli biçimde yükselmesine yol açabilir.</p>

<p>Bulantı, kusma, belirgin uyku hâli, kas güçsüzlüğü, tansiyon düşmesi, solunumun yavaşlaması ve kalp ritminde bozulma ciddi magnezyum yüksekliğinde görülebilir. Bayılma, nefes darlığı, bilinç değişikliği veya belirgin ritim bozukluğu acil değerlendirme gerektirir.</p>

<p>Besinlerdeki magnezyum da aynı riski taşır mı?</p>

<p>Etkileşim uyarıları çoğunlukla yoğun miktarda magnezyum sağlayan takviyeler, antasitler ve müshil ürünleri için geçerlidir. Kuruyemiş, baklagil, tam tahıl ve yeşil yapraklı sebzelerden alınan magnezyum, sağlıklı böbreklere sahip kişilerde genellikle aynı riski oluşturmaz.</p>

<p>Yine de bazı ilaçlar aç karnına veya belirli yiyeceklerden ayrı alınmalıdır. Bu nedenle yalnızca takviyenin değil, ilacın kendi beslenme talimatının da dikkate alınması gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etikette yalnızca “magnezyum” yazmayabilir</p>

<p>Magnezyum sitrat, magnezyum glisinat, magnezyum oksit ve magnezyum hidroksit farklı ürünlerde bulunabilir. Antasitlerde, kabızlık ürünlerinde, uyku karışımlarında ve multivitaminlerde de magnezyum yer alabilir.</p>

<p>İlaç kullananların ürün etiketindeki etken maddelerin tamamını eczacıya göstermesi, farkında olmadan birden fazla kaynaktan magnezyum alınmasını önleyebilir. “Doğal” veya reçetesiz olması, bir ürünün ilaçlarla etkileşmeyeceği anlamına gelmez.</p>

<p>Güvenli kullanım için uygulanabilecek adımlar</p>

<p>Magnezyuma başlamadan önce kullanılan reçeteli ilaçlar, reçetesiz ürünler ve diğer takviyeler birlikte değerlendirilmelidir. İnternette verilen tek bir “iki saat ara verin” kuralı bütün ilaçlara uygulanmamalıdır.</p>

<p>İlacın kullanım talimatında yazan zaman aralığına uyulmalı, antibiyotik veya tiroid ilacı kendi kendine kesilmemelidir. Böbrek hastalığı, kalp ritim sorunu, düşük tansiyon veya çoklu ilaç kullanımı varsa hekim onayı alınmadan yüksek doz magnezyum kullanılmamalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Sağlık Enstitüleri Besin Takviyeleri Ofisi<br />
Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Tıp Kütüphanesi<br />
DailyMed İlaç Etiketleri Veri Tabanı<br />
EatingWell<br />
International Journal of Molecular Sciences<br />
Pharmaceutics<br />
Drug Safety </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>💊 İlaç</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/antibiyotikten-tiroid-ilacina-magnezyumla-araya-saat-koymak-gereken-ilaclar</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 11:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9150.jpeg" type="image/jpeg" length="12411"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Çayeli’nde İki Kardeşten Acı Haber: Arif Kerem Önder Melyat’ta Bulundu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/cayelinde-iki-kardesten-aci-haber-arif-kerem-onder-melyatta-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/cayelinde-iki-kardesten-aci-haber-arif-kerem-onder-melyatta-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rize’nin Çayeli ilçesinde ağabeyiyle birlikte dalgalara kapılan 11 yaşındaki Arif Kerem Önder’in cansız bedenine ulaşıldı. İki kardeşin hayatını kaybettiği olay, ailesini ve ilçeyi yasa boğdu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Rize’nin Çayeli ilçesinde denizde kaybolan 11 yaşındaki Arif Kerem Önder’den acı haber geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Edinilen bilgilere göre Arif Kerem Önder’in cansız bedeni, arama çalışmalarının üçüncü gününde Melyat açıklarında bulundu. Ekipler tarafından denizden çıkarılan çocuğun cenazesi, gerekli incelemelerin yapılması amacıyla hastane morguna kaldırıldı.</p>

<p>İki kardeş dalgalara kapılmıştı</p>

<p>Olay, 25 Ağustos’ta Çayeli ilçesine bağlı Büyüktaşhane Mahallesi sahilinde meydana geldi. Denize giren 16 yaşındaki Ahmet Ertuğrul Önder ile 11 yaşındaki kardeşi Arif Kerem Önder, dalga ve akıntının etkisiyle sürüklendi.</p>

<p>Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye AFAD, UMKE, Sahil Güvenlik, deniz polisi ve sağlık ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Ahmet Ertuğrul Önder, vatandaşların ve ekiplerin yardımıyla sudan çıkarıldı. Sağlık ekiplerince kalp masajı yapılan genç, kaldırıldığı Çayeli Devlet Hastanesi’nde doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>Aramalara 92 personel katıldı</p>

<p>Denizde gözden kaybolan Arif Kerem’i bulmak için geniş çaplı çalışma yürütüldü. Arama faaliyetlerine 92 personel, 19 araç, beş bot, sonar cihazı, dört dron ve bir helikopterle destek verildi.</p>

<p>Olumsuz hava koşulları, yoğun dalga, bulanık su ve kuvvetli akıntı çalışmaları güçleştirdi. Denizden, havadan ve kıyı şeridinden sürdürülen aramalar sonucunda Arif Kerem Önder’in cansız bedenine Melyat tarafında ulaşıldığı bildirildi.</p>

<p>Peş peşe iki evladını kaybeden Önder ailesinin yaşadığı büyük acı, Çayeli ve Rize’de derin üzüntüye neden oldu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/cayelinde-iki-kardesten-aci-haber-arif-kerem-onder-melyatta-bulundu</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9148.jpeg" type="image/jpeg" length="38726"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Petrolden İlaca: Naftalan’ın Kafkasya’dan Avrupa’ya Uzanan Tıp Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/petrolden-ilaca-naftalanin-kafkasyadan-avrupaya-uzanan-tip-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/petrolden-ilaca-naftalanin-kafkasyadan-avrupaya-uzanan-tip-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Azerbaycan’ın Naftalan bölgesinden çıkarılan, yanıcılığı düşük sıra dışı petrol yüzyıllar boyunca geleneksel amaçlarla kullanıldı; 19. yüzyılda ise merhemlere, sanatoryumlara ve bilimsel araştırmalara uzanan dikkat çekici bir tarih başladı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<h2>Petrolden İlaca: Naftalan’ın Kafkasya’dan Avrupa’ya Uzanan Tıp Hikâyesi</h2>

<p>Petrol denildiğinde akla enerji, sanayi ve ateş geliyor. Azerbaycan’ın batısındaki Naftalan’da topraktan çıkarılan koyu renkli petrol ise tarihte farklı bir yol izledi. Yakıt olarak beklenen değeri göstermeyen bu madde, yerel kullanım geleneklerinden Avrupa’da üretilen merhemlere, sanatoryumlardan modern bilimsel araştırmalara uzanan sıra dışı bir tıp tarihinin merkezine yerleşti.</p>

<p>Naftalan’ın hikâyesini özellikle ilginç kılan, petrolün sağlık amacıyla kullanımına ilişkin anlatıların modern dönemden çok daha eskiye uzanması.</p>

<p>Azerbaycan’ın resmî Naftalan tarihçesinde, bölgeden çıkarılan yağın geçmiş yüzyıllarda bilindiği ve kervanlarla başka bölgelere taşındığı aktarılıyor.</p>

<h3>Orta Çağ anlatılarında Naftalan</h3>

<p>Naftalan Şehir İcra Hakimiyetinin tarihçesinde, Azerbaycanlı şair Nizami Gencevi’nin eserlerinde bölgedeki yağın kervanlarla taşınmasına ilişkin bir anlatının bulunduğu belirtiliyor.</p>

<p>Aynı resmî tarihçe, 13. yüzyılda Asya’ya yolculuk eden Marco Polo’nun seyahat anlatılarında da bu bölgede bulunan yağdan söz edildiğini aktarıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu kayıtlar, Naftalan petrolünün modern sanayi üretiminden yüzyıllar önce bölge halkı tarafından bilindiğine ilişkin tarihsel anlatının önemli parçalarını oluşturuyor.</p>

<p>Ancak Nizami ve Marco Polo’ya ilişkin bu bilgiler doğrudan tarihî metinlerin modern eleştirel edisyonlarından değil, Azerbaycan’ın resmî Naftalan tarihçesindeki aktarımlardan geliyor. Bu nedenle bunları günümüz klinik kanıtı olarak değil, Naftalan’ın tarihsel hafızasının parçaları olarak değerlendirmek gerekiyor.</p>

<h3>Yanmayan petrolün şaşırtıcı hikâyesi</h3>

<p>Naftalan’ın modern dönemdeki dönüşümü 19. yüzyılda hızlandı.</p>

<p>Kafkasya’da petrol giderek değerli bir sanayi hammaddesine dönüşürken Naftalan yatağı da girişimcilerin ilgisini çekti.</p>

<p>Azerbaycan’ın resmî tarih kayıtlarına göre 1868’de Naftalan yatağının bulunduğu bölgede sekiz Alman'a arazi tahsis edildi. Bunlardan biri Alman maden mühendisi Y. İ. Yeger’di.</p>

<p>Yeger’in karşılaştığı petrol, klasik yakıt üretimi açısından beklediği özellikleri taşımıyordu. Kaynaklarda bu petrolün kolay yanmaması özellikle vurgulanıyor.</p>

<p>Ancak bölgede yaşayan insanların Naftalan’ı uzun süredir geleneksel amaçlarla kullandığını fark etmesi, Yeger’in yönünü değiştirdi.</p>

<p>Petrol girişiminin başarısızlığı gibi görünen durum, kısa süre içinde farklı bir üretim alanına dönüştü.</p>

<h3>Petrolden merheme</h3>

<p>Resmî Naftalan tarihçesine göre Yeger, bölgede Naftalan temelli merhemler üretmek amacıyla küçük bir tesis kurdu.</p>

<p>Hazırlanan ürünlerin örnekleri Avrupa’daki hekimlere gönderildi ve zamanla Almanya üzerinden farklı ülkelere ulaştı.</p>

<p>Kaynaklarda Magdeburg ve Dresden’de Naftalan temelli preparatlar üreten girişimlerden de söz ediliyor.</p>

<p>Böylece Kafkasya toprağından çıkarılan sıra dışı bir petrol, yakıt olarak değil, tarihsel anlamda tıbbi preparat ve merhem hammaddesi olarak Avrupa’ya taşınmaya başladı.</p>

<p>Buradaki “ilaç” veya “tıbbi preparat” ifadelerinin 19. ve 20. yüzyılın tarihsel terminolojisi içinde değerlendirilmesi gerekiyor. Bu durum, ham Naftalan petrolünün günümüzde herhangi bir hastalık için standart ve ruhsatlı bir ilaç olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<h3>Kervanlardan sanatoryumlara</h3>

<ol start="20">
 <li>yüzyıl Naftalan tarihinin ikinci büyük dönüşüm dönemiydi.</li>
</ol>

<p>Naftalan üzerine yapılan bilimsel araştırmaları tarihsel olarak inceleyen 2025 tarihli derleme, petrolün fiziksel ve kimyasal özelliklerine ilişkin araştırmaların 20. yüzyılın başlarında yoğunlaşmaya başladığını gösteriyor.</p>

<p>Naftalan daha sonra <strong>20. yüzyılın ilk yarısında sanatoryum ve balneoloji uygulamalarının parçası haline geldi.</strong></p>

<p>Sovyet döneminde Naftalan çevresinde gelişen sanatoryum kültürü bölgenin kimliğini de değiştirdi. Petrol yatağının bulunduğu alan zamanla tedavi ve sağlık turizmiyle özdeşleşen bir yerleşime dönüştü.</p>

<p>Naftalan’ın tarihindeki bu aşama, geleneksel olarak kullanılan bir doğal maddenin kurumsallaşmış sağlık uygulamalarına taşınmasının da örneklerinden biri oldu.</p>

<h3>Bilim insanları petrolün içinde ne aradı?</h3>

<p>Naftalan’ın tıp tarihi açısından önemli dönüşümlerinden biri, geleneksel kullanım iddialarının bilimsel araştırmalara konu edilmeye başlanmasıydı.</p>

<p>2023 yılında Azerbaijan Journal of Physiology dergisinde yayımlanan bir derlemede Naftalan petrolünün bileşimi, biyolojik özellikleri ve tarih boyunca sağlık amacıyla kullanımı değerlendirildi.</p>

<p>Araştırmacılar petrol içerisindeki çeşitli bileşenlerin olası biyolojik etkileri üzerinde duruyor.</p>

<p>Fakat burada tarihsel kullanım ile modern kanıta dayalı tıp arasında net bir sınır bulunuyor.</p>

<p>Bir maddenin yüzlerce yıl kullanılmış olması, tek başına o maddenin belirli bir hastalığın etkili ve güvenli tedavisi olduğunu kanıtlamıyor.</p>

<p>Naftalan hakkında deri hastalıkları, kas-iskelet sistemi sorunları ve bazı romatizmal rahatsızlıklar konusunda farklı dönemlerde çalışmalar yayımlandı. Bu araştırmaların yöntemleri, katılımcı sayıları ve bilimsel kaliteleri ise birbirinden farklı.</p>

<p>Bu nedenle geçmiş kaynaklarda yer alan geniş tedavi iddialarını günümüz klinik uygulamalarında kanıtlanmış tedavi önerileri gibi aktarmak doğru değil.</p>

<h3>“Petrolden ilaca” ifadesi ne anlatıyor?</h3>

<p>Naftalan’ın hikâyesindeki “ilaç” sözcüğü özellikle dikkatli kullanılmalı.</p>

<ol start="19">
 <li>ve 20. yüzyıl kaynaklarında Naftalan’dan merhem ve çeşitli tıbbi preparatlar üretildiğine ilişkin kayıtlar bulunuyor.</li>
</ol>

<p>Başlıktaki “petrolden ilaca” ifadesi de bu <strong>tarihsel dönüşümü</strong> anlatıyor.</p>

<p>Bu ifade, Naftalan petrolünün günümüzde ruhsatlı bir ilaç olduğu veya herhangi bir hastalığı kesin biçimde tedavi ettiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Aynı şekilde Naftalan banyolarının geçmişte ve günümüzde kullanılması da bunların herkes için uygun, risksiz veya etkinliği kesin olarak kanıtlanmış bir tedavi olduğu sonucunu doğurmuyor.</p>

<p>Naftalan’ın tıp tarihindeki asıl önemi, geleneksel olarak kullanılan doğal bir maddenin ticari üretime, sanatoryum kültürüne ve bilimsel araştırmaya konu olmasının yüzyıllara yayılan hikâyesinde yatıyor.</p>

<h3>Araştırmalar bugün de sürüyor</h3>

<p>Naftalan yalnızca geçmişin tıp tarihi konusu değil.</p>

<p>2025 yılında SOCAR Proceedings’te yayımlanan kapsamlı derlemede, Naftalan üzerine 20. yüzyılın başlarından günümüze uzanan bilimsel araştırmalar yeniden değerlendirildi.</p>

<p>Çalışmada petrolün bileşimi, fiziksel-kimyasal özellikleri ve olası biyolojik etkileri üzerine yapılan araştırmalar ele alındı.</p>

<p>Bu durum, yüzlerce yıl önce kervanlarla taşındığı anlatılan koyu renkli bir petrolün günümüzde de bilim insanlarının araştırdığı bir madde olmayı sürdürdüğünü gösteriyor.</p>

<p>Ancak modern araştırmaların varlığı ile klinik etkinliğin kesin biçimde kanıtlanmış olması aynı şey değil.</p>

<p>Naftalan veya ondan elde edilen bileşenlerin belirli hastalıklardaki etkinliğinin ve güvenliğinin değerlendirilebilmesi için modern standartlarda tasarlanmış kontrollü klinik araştırmalar önemini koruyor.</p>

<h3>Azerbaycan tıp tarihinin sıra dışı mirası</h3>

<p>Naftalan’ın öyküsü yalnız petrol tarihinden ibaret değil.</p>

<p>Bir tarafta Nizami Gencevi ve Marco Polo’ya ilişkin resmî tarihçede aktarılan Orta Çağ anlatıları, diğer tarafta 19. yüzyıl Alman mühendisleri, Avrupa’ya gönderilen merhemler, 20. yüzyıl sanatoryumları ve modern laboratuvar araştırmaları bulunuyor.</p>

<p>Bütün bu dönemleri birbirine bağlayan ise Azerbaycan toprağından çıkan sıra dışı bir petrol.</p>

<p>Naftalan’ın tarihsel değeri, insanların doğada karşılaştıkları bir maddeyi önce deneyimlemeleri, ardından onu üretim konusu haline getirmeleri ve sonunda nasıl etki ettiğini bilimsel yöntemlerle anlamaya çalışmalarında görülüyor.</p>

<p>Bugün Naftalan’ı anlatırken tarihsel “şifa” söylemi ile modern tıbbi kanıt arasındaki sınırı korumak gerekiyor.</p>

<p>Çünkü Naftalan’ın hikâyesinin ilgi çekici olması için ona kanıtlanmamış bir “mucize tedavi” özelliği yüklemeye gerek yok.</p>

<p>Kafkasya’da kervanlarla taşındığı anlatılan bir yağın Avrupa’daki merhem üretimine, sanatoryumlara ve modern bilimsel araştırmalara kadar ulaşması zaten başlı başına sıra dışı bir tıp tarihi hikâyesi.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<p>• SOCAR Proceedings – A Review of Scientific Research on Therapeutic Naftalan Oil – V. M. Abbasov ve arkadaşları – 2025</p>

<p>• Azerbaijan Journal of Physiology – Naftalan Oil Is a Specific Balneological Factor of Azerbaijan – V. A. Adigozalova – 2023</p>

<p>• Azerbaycan Cumhuriyeti Naftalan Şehir İcra Hakimiyeti – Naftalan tarihine ilişkin resmî tarihçe</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📚 Tıp Tarihi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/petrolden-ilaca-naftalanin-kafkasyadan-avrupaya-uzanan-tip-hikayesi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/naftalan-haber-gorseli-1200x750-200kb.webp" type="image/jpeg" length="52946"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Etin Bozulduğunu Anlamak İçin Sadece Koklamak Yetmiyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/etin-bozuldugunu-anlamak-icin-sadece-koklamak-yetmiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/etin-bozuldugunu-anlamak-icin-sadece-koklamak-yetmiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bodrum’da bir kasap işletmesinin deposunda yaklaşık 400 kilogram bozulmuş etin tespit edilerek imha edilmesi gıda güvenliğini yeniden gündeme getirdi. Ancak tüketicinin eti yalnızca kokusuna veya rengine bakarak güvenli olup olmadığını anlaması mümkün değil.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Muğla’nın Bodrum ilçesinde bir kasap işletmesine ait depodan yayılan kötü koku üzerine yapılan kontrolde yaklaşık 400 kilogram bozulmuş et tespit edildi. Bodrum Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri tarafından el konulan ürünler imha edilirken işletme hakkında idari işlem başlatıldı.</p>

<p>Bodrum Belediyesi olayla ilgili açıklamayı 26 Ağustos 2026’da yayımladı. Olay, tüketicilerin sık karşılaştığı önemli bir soruyu da yeniden gündeme getirdi: Bir etin bozulduğu evde nasıl anlaşılabilir?</p>

<p>Gıda güvenliği açısından yanıt, yalnızca “koklayarak” veya “rengine bakarak” verilebilecek kadar basit değil.</p>

<h3>Kötü koku, yapışkanlık ve sümüksü yüzey uyarıcı olabilir</h3>

<p>ABD Tarım Bakanlığı Gıda Güvenliği ve Denetim Servisi, bozulma sırasında ette kötü veya alışılmadık koku oluşabileceğini, yüzeyin yapışkan ya da ele yapışır hale gelebileceğini ve sümüksü bir doku gelişebileceğini belirtiyor.</p>

<p>Bu belirtilerden herhangi birinin bulunması etin tüketilmemesi için önemli bir uyarı kabul ediliyor.</p>

<p>Ancak daha önemli nokta bunun tersi: Etin kötü kokmaması, güvenli olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Gıda kaynaklı hastalıklara yol açabilen bazı mikroorganizmalar, gıdanın görünümünü, kokusunu veya tadını belirgin biçimde değiştirmeden bulunabiliyor. Bu nedenle “kokusu normal, o halde yenilebilir” yaklaşımı güvenilir bir gıda güvenliği yöntemi değil.</p>

<h3>Etin renginin koyulaşması tek başına bozulma anlamına gelmiyor</h3>

<p>Tüketicinin en sık yanıldığı göstergelerden biri de renk.</p>

<p>Taze kırmızı etin kahverengiye veya daha koyu bir tona dönmesi her durumda bozulduğu anlamına gelmiyor. Ette bulunan miyoglobin adlı pigment, oksijenle temas ve saklama koşullarına bağlı olarak renk değiştirebiliyor.</p>

<p>Bu nedenle yalnızca renk değişikliğine bakılarak etin bozuk olduğuna karar verilmemesi gerekiyor.</p>

<p>Renk değişikliğine kötü koku, yapışkanlık veya sümüksü yüzey gibi başka bozulma belirtilerinin eşlik etmesi ise farklı değerlendiriliyor.</p>

<h3>Buzdolabında ne kadar beklediği de önemli</h3>

<p>Etin güvenliğinde yalnız duyularla fark edilebilen değişiklikler değil, nasıl ve ne kadar süre saklandığı da önem taşıyor.</p>

<p>ABD Tarım Bakanlığının evde saklama önerilerine göre buzdolabının yaklaşık 4 derece veya altında tutulması gerekiyor. Bu koşullarda çiğ kıyma ve kuşbaşı türü küçük parçalı etlerin genellikle <strong>1–2 gün</strong>, taze dana, kuzu ve domuz eti biftek, pirzola ve rosto gibi bütün parçaların ise <strong>3–5 gün</strong> içinde kullanılması öneriliyor.</p>

<p>Pişmiş et ve et yemeklerinin ise uygun soğutma koşullarında genel olarak <strong>3–4 gün</strong> içinde tüketilmesi öneriliyor.</p>

<p>Bu süreler uygun soğutma koşullarının korunduğu gıdalar için geçerli. Et uzun süre oda sıcaklığında bırakılmışsa yalnızca daha sonra buzdolabına konulması riski ortadan kaldırmıyor.</p>

<h3>Sıcakta süre daha da önem kazanıyor</h3>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, pişmiş ve kolay bozulan gıdaların oda sıcaklığında iki saatten fazla bırakılmamasını ve hızla soğutulmasını öneriyor.</p>

<p>ABD Gıda ve İlaç Dairesinin önerisi de benzer. Et, tavuk ve diğer soğukta tutulması gereken gıdaların oda sıcaklığında iki saatten fazla bekletilmemesi; hava sıcaklığı yaklaşık 32 derecenin üzerindeyse bu sürenin <strong>bir saate indirilmesi</strong> öneriliyor.</p>

<p>Özellikle yaz aylarında alışverişten sonra etin otomobilde uzun süre bırakılması veya mangal ve piknikte saatlerce dışarıda tutulması bu nedenle risk oluşturabiliyor.</p>

<h3>Çiğ eti yıkamak çözüm değil</h3>

<p>Bozulduğundan şüphe edilen eti suyla, sirkeyle veya başka bir yöntemle yıkamak güvenli hale getirmiyor.</p>

<p>Çiğ etin yıkanması ayrıca mutfakta başka bir sorun yaratabiliyor. Akan su, etteki mikroorganizmaların lavabo, tezgâh, mutfak gereçleri veya yakındaki yiyeceklere sıçramasına neden olabiliyor.</p>

<p>Bu nedenle çiğ kırmızı et ve kanatlı etlerinin güvenlik amacıyla yıkanması önerilmiyor.</p>

<h3>İyi pişirmek önemli ancak şüpheli eti kurtarma yöntemi değil</h3>

<p>Güvenli pişirme gıda kaynaklı enfeksiyonların önlenmesinin temel basamaklarından biri.</p>

<p>ABD Tarım Bakanlığı, kıymanın merkez sıcaklığının en az yaklaşık <strong>71 dereceye</strong>, bütün dana ve kuzu eti parçalarının ise en az yaklaşık <strong>63 dereceye</strong> ulaşmasını ve ardından en az üç dakika dinlendirilmesini öneriyor. Kanatlı etlerinde önerilen merkez sıcaklık yaklaşık <strong>74 derece</strong>.</p>

<p>Etin içinin kahverengileşmiş olması ise güvenli sıcaklığa ulaştığını kanıtlamıyor. Bunu güvenilir biçimde belirlemenin yolu gıda termometresi kullanmak.</p>

<p>Ancak saklama koşulları bilinmeyen, bozulma belirtileri gösteren veya güvenliğinden şüphe edilen eti “iyice pişirerek kurtarmaya” çalışmak doğru değil. Isı birçok mikroorganizmayı etkisiz hale getirebilse de uygunsuz koşullarda beklemiş gıdanın yeniden güvenli kabul edilmesi doğru olmaz.</p>

<h3>Gıda zehirlenmesi hemen başlamayabilir</h3>

<p>Gıda kaynaklı hastalıklarda belirtilerin başlangıç zamanı etkene göre değişiyor. Bazı mikroorganizmalar birkaç saat içinde belirti oluşturabilirken bazılarında şikâyetlerin ortaya çıkması birkaç günü bulabiliyor.</p>

<p>En sık görülen belirtiler arasında ishal, karın ağrısı veya kramplar, bulantı, kusma ve ateş bulunuyor.</p>

<p>Kanlı ishal, üç günden uzun süren ishal, sık kusma nedeniyle sıvı alınamaması, belirgin susuzluk bulguları veya yüksek ateş daha ciddi bir tabloya işaret edebiliyor ve sağlık değerlendirmesi gerektirebiliyor.</p>

<p>Gebeler, 65 yaş ve üzerindekiler, 5 yaşından küçük çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler gıda kaynaklı hastalıkların ağır seyretmesi açısından daha yüksek risk taşıyor.</p>

<p>Bodrum’daki olayda kötü koku bozulmuş etlerin fark edilmesini sağladı. Ancak tüketici açısından çıkarılması gereken temel sonuç, <strong>koku ve rengin tek başına güvenlik testi olmadığı</strong>.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Etin güvenliği; satın alma koşulları, soğuk zincirin korunması, saklama süresi, çapraz bulaşmanın önlenmesi ve uygun sıcaklıkta pişirme gibi birden fazla basamağa bağlı.</p>

<h2>Kaynaklar</h2>

<ul>
 <li>Bodrum Belediyesi Zabıta Müdürlüğü – Gümbet Mahallesi’ndeki kasap işletmesinde yaklaşık 400 kilogram bozulmuş etin tespit edilmesine ilişkin denetim – 26 Ağustos 2026</li>
 <li>Anadolu Ajansı – Bodrum’da yaklaşık 400 kilogram bozuk etin tespit edilerek imha edilmesine ilişkin haber – 27 Ağustos 2026</li>
 <li>ABD Tarım Bakanlığı Gıda Güvenliği ve Denetim Servisi – Et ve kanatlılarda renk değişimi ve bozulma belirtileri</li>
 <li>ABD Tarım Bakanlığı Gıda Güvenliği ve Denetim Servisi – Soğukta saklama süreleri ve güvenli pişirme sıcaklıkları</li>
 <li>ABD Gıda ve İlaç Dairesi – Gıdaların güvenli soğutulması ve saklanmasına ilişkin tüketici önerileri</li>
 <li>ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri – Gıda kaynaklı hastalıkların belirtileri ve yüksek risk grupları</li>
 <li>Dünya Sağlık Örgütü – Daha güvenli gıda için beş temel ilke</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/etin-bozuldugunu-anlamak-icin-sadece-koklamak-yetmiyor</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 09:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/bozuk-et-haber-gorseli-200kb.webp" type="image/jpeg" length="24639"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026 KPSS Ortaöğretim Başvuruları Başladı: Tarihler Açıklandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/2026-kpss-ortaogretim-basvurulari-basladi-tarihler-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/2026-kpss-ortaogretim-basvurulari-basladi-tarihler-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ÖSYM takvimine göre 2026-KPSS Ortaöğretim başvuruları 27 Ağustos’ta başladı. Adaylar 8 Eylül’e kadar başvurabilecek; sınav ise 25 Ekim 2026 tarihinde uygulanacak.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Lise mezunları ile ortaöğretim düzeyinden Kamu Personel Seçme Sınavı’na katılacak adayların beklediği başvuru süreci başladı.</p>

<p>Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yayımlanan 2026 sınav takvimine göre 2026-KPSS Ortaöğretim başvuruları, 27 Ağustos-8 Eylül 2026 tarihleri arasında alınacak.</p>

<p>Adaylar başvurularını ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi veya ÖSYM Aday İşlemleri Mobil Uygulaması üzerinden bireysel olarak gerçekleştirebilecek. Sistemde geçerli fotoğrafı ya da uygun eğitim bilgisi bulunmayan adayların ise başvuru merkezlerine gitmesi gerekebilecek.</p>

<p>2026 KPSS Ortaöğretim sınavı ne zaman?</p>

<p>2026-KPSS Ortaöğretim Sınavı, 25 Ekim 2026 Pazar günü uygulanacak. Sınavda adaylara Genel Yetenek ve Genel Kültür testleri yöneltilecek.</p>

<p>ÖSYM takviminde sınav sonuçlarının 19 Kasım 2026 tarihinde açıklanması öngörülüyor.</p>

<p>Geç başvuru tarihleri ne zaman?</p>

<p>Normal başvuru dönemini kaçıran adaylar için geç başvuru işlemleri 15-16 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Geç başvuru döneminin 16 Eylül saat 23.59’da sona ermesi planlanıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Geç başvuru günlerinde sınav ücretinin artırımlı olarak ödenmesi gerektiğinden adayların işlemlerini normal başvuru süresi içinde tamamlamaları önem taşıyor.</p>

<p>Başvurunun tamamlandığı kontrol edilmeli</p>

<p>Başvuru bilgilerinin sisteme girilmesi tek başına yeterli olmayabiliyor. Adayların sınav ücretini belirlenen süre içinde yatırması ve başvurularının tamamlandığını Aday İşlemleri Sistemi üzerinden kontrol etmesi gerekiyor.</p>

<p>ÖSYM, adayların eğitim bilgileri, fotoğrafları, sınav merkezi tercihleri ve iletişim bilgilerini kontrol ederek kılavuzdaki kurallara uygun biçimde başvuru yapmalarını istiyor.</p>

<p>Her öğrenim düzeyinden sınava girilemiyor</p>

<p>Adayların KPSS’ye mezun oldukları en üst öğrenim düzeyinden katılması gerekiyor. Aynı sınav döneminde lisans, ön lisans ve ortaöğretim düzeylerinden birden fazla KPSS’ye başvuru yapılmasına izin verilmiyor.</p>

<p>Özellikle ön lisans mezunu olan veya mezuniyet aşamasında bulunan adayların öğrenim durumu kurallarını dikkatle incelemesi önem taşıyor. Yanlış öğrenim düzeyinden yapılan başvurular, tercih ve yerleştirme aşamasında hak kaybına yol açabiliyor.</p>

<p>2026 KPSS Ortaöğretim Takvimi</p>

<ul>
 <li>Başvurular: 27 Ağustos-8 Eylül 2026</li>
 <li>Geç başvuru: 15-16 Eylül 2026</li>
 <li>Sınav tarihi: 25 Ekim 2026</li>
 <li>Sonuç tarihi: 19 Kasım 2026</li>
 <li>Başvuru kanalı: ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi ve mobil uygulama</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>💼 Kariyer</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/2026-kpss-ortaogretim-basvurulari-basladi-tarihler-aciklandi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 09:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9142.jpeg" type="image/jpeg" length="39777"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Meral Sarı stirbt nach schwerem Unfall in Österreich]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/meral-sari-stirbt-nach-schwerem-unfall-in-osterreich</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/meral-sari-stirbt-nach-schwerem-unfall-in-osterreich" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Die 25-jährige Şanlıurfaerin Meral Sarı, die in Österreich lebte, ist nach einem tragischen Unfall ums Leben gekommen.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Nach bisherigen Informationen ereignete sich der Unfall, als Sarı an einem hoch gelegenen Ort ein Foto machen wollte. Dabei verlor die junge Frau das Gleichgewicht, stürzte in die Tiefe und erlitt schwere Verletzungen.</p>

<p>Nach dem Notruf wurden Rettungs- und Sicherheitskräfte zum Unfallort entsandt. Sarı wurde nach der Erstversorgung in ein Krankenhaus gebracht. Trotz aller Bemühungen der Ärzte konnte sie nicht gerettet werden.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Leichnam in die Türkei überführt</p>

<p>Meral Sarı stammte aus dem ländlichen Ortsteil Killik im Bezirk Bozova der türkischen Provinz Şanlıurfa. Nach Abschluss der behördlichen Formalitäten in Österreich wurde ihr Leichnam in die Türkei überführt.</p>

<p>Am Flughafen Gaziantep wurde der Leichnam von ihrer Familie und ihren Angehörigen in Empfang genommen und anschließend auf dem Landweg nach Bozova gebracht.</p>

<p>Meral Sarı, die Tochter von Ahmet Sarı, wurde nach dem Totengebet in der Moschee von Killik unter großer Anteilnahme beigesetzt.</p>

<p>Der plötzliche Tod der jungen Frau löste sowohl bei ihrer Familie in Österreich als auch bei ihren Angehörigen und den Bewohnern ihres Heimatortes in Bozova große Trauer aus.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/meral-sari-stirbt-nach-schwerem-unfall-in-osterreich</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9141.jpeg" type="image/jpeg" length="75969"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Zona aşısı ile kalp sağlığı arasında beklenmedik bağlantı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/zona-asisi-ile-kalp-sagligi-arasinda-beklenmedik-baglanti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/zona-asisi-ile-kalp-sagligi-arasinda-beklenmedik-baglanti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Oxford Üniversitesi öncülüğündeki araştırmacılar, ABD’de 60 yaş ve üzerindeki 72 bin 920 kişinin sağlık kayıtlarını karşılaştırdı. Nature Medicine’da 26 Ağustos 2026’da yayımlanan çalışmada, rekombinant zona aşısını ağırlıklı olarak alan grupta yedi yıllık takip boyunca kalp-damar hastalığıyla ilişkili toplam hastalık yükünün daha düşük olduğu görüldü. Bulgular, zona aşılamasının kalp sağlığıyla ek bir bağlantısı olabileceğine işaret ediyor ancak araştırma neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Zona hastalığından korunmak amacıyla kullanılan rekombinant aşı, kalp-damar sağlığı açısından beklenmedik bir bağlantıyla gündeme geldi. Oxford Üniversitesi öncülüğünde yürütülen ve 26 Ağustos 2026’da Nature Medicine’da yayımlanan araştırma, 60 yaş ve üzerindeki 72 bin 920 kişinin sağlık kayıtlarında rekombinant zona aşısının ağırlıklı olarak kullanıldığı grupta kalp-damar hastalıklarının oluşturduğu toplam yükün daha düşük olduğunu gösterdi.</p>

<p>Araştırmacılar, ABD’de eski canlı zayıflatılmış zona aşısından rekombinant aşıya hızlı geçişin yaşandığı dönemi doğal bir deney olarak değerlendirdi.</p>

<p>Bu yaklaşımda, aşı olanlarla hiç aşı olmayanları karşılaştırmak yerine birbirine yakın dönemlerde farklı zona aşılarını alan kişiler incelendi. Böylece aşı yaptıran kişilerle yaptırmayanlar arasında bulunabilecek yaşam tarzı ve sağlık davranışı farklılıklarının sonuçlar üzerindeki etkisinin azaltılması amaçlandı.</p>

<h3>72 bin 920 kişinin verileri karşılaştırıldı</h3>

<p>Çalışmada Nisan-Eylül 2017 döneminde zona aşısı olan 36 bin 460 kişi ile aynı ayların 2018 döneminde aşılanan 36 bin 460 kişi eşleştirildi.</p>

<p>2017 grubundakilerin yüzde 98,6’sı canlı zayıflatılmış zona aşısını alırken, 2018 grubundakilerin yüzde 93,5’inde rekombinant zona aşısı kullanıldı.</p>

<p>Araştırmacılar yaş ve sağlık özellikleri bakımından iki grubu mümkün olduğunca benzer hale getirmek için istatistiksel eşleştirme yaptı. Katılımcılar kalp-damar sonuçları açısından yedi yıla kadar takip edildi.</p>

<h3>Kalp-damar hastalığı yükü yaklaşık yüzde 9 daha düşüktü</h3>

<p>Çalışmanın temel değerlendirmesinde iskemik kalp hastalığı, kalp yetersizliği ve iskemik inme birlikte ele alındı.</p>

<p>Rekombinant aşının ağırlıklı olarak kullanıldığı grupta yedi yıllık takip boyunca bu hastalıklarla ilişkili toplam yükün yaklaşık yüzde 9 daha düşük olduğu belirlendi.</p>

<p>Bu sonuç, “kalp hastalığı riski yüzde 9 azaldı” şeklinde yorumlanmamalı.</p>

<p>Araştırmacıların kullandığı ölçüm yalnızca kaç kişide hastalık geliştiğine bakmıyor. Katılımcıların takip süresinin ne kadarını kalp-damar hastalığı tanısı olmadan geçirdiğini de hesaba katıyor.</p>

<p>Bu nedenle bulgu, rekombinant aşı grubunda takip süresince kalp-damar hastalıklarıyla kaybedilen zamanın daha az olması şeklinde değerlendirilmelidir.</p>

<h3>Kalp yetersizliği yükünde yüzde 12’lik fark</h3>

<p>Kalp-damar sorunları ayrı ayrı incelendiğinde de bazı farklılıklar görüldü.</p>

<p>Rekombinant aşı grubunda iskemik kalp hastalığına bağlı hastalık yükü yaklaşık yüzde 10, kalp yetersizliği yükü ise yüzde 12 daha düşüktü.</p>

<p>Atriyal fibrilasyon olarak bilinen kalp ritim bozukluğunda da yaklaşık yüzde 7 daha düşük hastalık yüküyle ilişki saptandı.</p>

<p>İskemik inmede ise kadınlarla erkekler arasında farklılık ortaya çıktı. Erkeklerde inme yükü yaklaşık yüzde 12 daha düşük bulunurken kadınlarda istatistiksel olarak anlamlı bir fark gösterilemedi.</p>

<h3>Her kalp-damar sorununda aynı sonuç görülmedi</h3>

<p>Araştırma bütün kalp ve damar hastalıklarında aynı yönde sonuç vermedi.</p>

<p>Miyokardit, periferik arter hastalığı, beyin kanaması ve geçici iskemik atak açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık saptanmadı.</p>

<p>ST yükselmeli kalp krizinde görülen farkın büyüklüğü iskemik kalp hastalığı ve kalp yetersizliğindeki sonuçlara benzer olsa da istatistiksel anlamlılık sınırına ulaşmadı.</p>

<p>Bu veriler, bulguların “zona aşısı bütün kalp hastalıklarını önlüyor” şeklinde yorumlanamayacağını gösteriyor.</p>

<h3>Gözlenen ilişki zaman içinde zayıfladı</h3>

<p>Kalp hastalığı ve kalp yetersizliği açısından iki grup arasındaki ilişki takip süresinin ilk yarısında daha belirgindi.</p>

<p>İlk yaklaşık üç buçuk yılda gruplar arasındaki fark artarken, sonraki dönemde gözlenen ilişkinin zayıfladığı ve bazı değerlendirmelerde artık istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görüldü.</p>

<p>Bu değişimin aşının biyolojik etkisinin zamanla azalmasından mı yoksa ölçülemeyen başka faktörlerden mi kaynaklandığı mevcut araştırmayla kesin olarak belirlenemiyor.</p>

<h3>Zona ve kalp hastalıkları arasındaki bağ daha önce de incelendi</h3>

<p>Zona, çocukluk döneminde suçiçeğine neden olan varisella-zoster virüsünün yıllar sonra yeniden etkinleşmesiyle ortaya çıkıyor.</p>

<p>Daha önceki araştırmalarda zona geçiren kişilerde, özellikle hastalığı izleyen dönemde kalp krizi ve inme gibi bazı kalp-damar olaylarının daha sık görülebildiği bildirilmişti.</p>

<p>Virüsün yeniden etkinleşmesi sırasında ortaya çıkan iltihabi yanıtın damar sistemini etkileyebileceği üzerinde duruluyor.</p>

<p>Zona aşılarıyla ilgili önceki gözlemsel araştırmalar da aşılanan kişilerde daha düşük kalp-damar olayı oranları bildirmişti. Ancak aşı olanlarla olmayanların genel sağlık davranışlarının farklı olabilmesi, bu çalışmaların yorumlanmasını zorlaştırıyordu.</p>

<p>Güney Kore’de bir milyondan fazla kişinin verileri kullanılarak yürütülen daha önceki geniş çaplı araştırmada da canlı zona aşısı daha düşük kalp-damar olayı oranlarıyla ilişkilendirilmişti.</p>

<p>Yeni araştırma ise ağırlıklı olarak iki farklı aşı dönemini karşılaştırması nedeniyle bu soruya farklı bir yöntemle yaklaşıyor.</p>

<h3>Neden-sonuç ilişkisi kanıtlanmadı</h3>

<p>Araştırmanın geniş katılımcı sayısı ve yedi yıla kadar uzanan takip süresi önemli güçlü yönleri arasında bulunuyor.</p>

<p>Araştırmacılar sonuçları farklı istatistiksel yöntemlerle de sınadı ve aşı değişiminin yaşandığı dönemde sağlık hizmetlerinin kullanımındaki başka farklılıkların sonuçları açıklayıp açıklayamayacağını değerlendirdi.</p>

<p>Yine de çalışma randomize kontrollü bir klinik araştırma değil.</p>

<p>Katılımcıların hangi aşıyı alacağı araştırmacılar tarafından rastgele belirlenmedi. Bu nedenle sağlık durumu, yaşam tarzı veya sosyoekonomik özellikler gibi ölçülmeyen bazı farklılıkların sonuçları kısmen etkilemiş olması tamamen dışlanamıyor.</p>

<p>Bu nedenle araştırma, rekombinant zona aşısının kalp hastalığını doğrudan önlediğini kanıtlamıyor.</p>

<h3>Araştırmada çıkar çatışması bildirimi de yer aldı</h3>

<p>Makalenin çıkar çatışması bildiriminde iki araştırmacının aşı üreticisi GSK ile danışmanlık veya kurumsal ilişkilerinin bulunduğu açıklandı.</p>

<p>Araştırmacılar, şirketin çalışmanın tasarlanması, yürütülmesi, verilerin analizi veya makalenin hazırlanması sürecinde yer almadığını ve araştırmadan makale kabul edilene kadar haberdar olmadığını bildirdi.</p>

<p>Bu açıklama, çalışmanın sonuçlarının değerlendirilmesinde şeffaflık açısından önem taşıyor.</p>

<h3>Kalp hastalığını önlemek için yeni bir aşı endikasyonu değil</h3>

<p>Araştırma sonuçları, rekombinant zona aşısının kalp-damar hastalıklarını önlemek amacıyla kullanılmasına yönelik yeni bir tıbbi endikasyon anlamına gelmiyor.</p>

<p>Rekombinant zona aşısı, zona hastalığı ve buna bağlı komplikasyonlardan korunmak amacıyla kullanılıyor.</p>

<p>Yeni çalışma, aşının kalp hastalığını tedavi etmek veya doğrudan kalp-damar hastalıklarından korunmak amacıyla uygulanması gerektiğini gösteren bir klinik karar niteliğinde değil.</p>

<p>Araştırmacılar, gözlenen ilişkinin randomize çalışmalarla ve olası biyolojik mekanizmaları inceleyen yeni araştırmalarla doğrulanması gerektiğini belirtiyor.</p>

<p>Mevcut bulgular, zona aşılamasının bilinen enfeksiyondan korunma etkisinin yanında kalp-damar sağlığıyla bağlantılı ek bir yarar bulunup bulunmadığının araştırılması için yeni kanıt sağlıyor.</p>

<h1>Kaynaklar</h1>

<p>• Nature Medicine – Recombinant shingles vaccination and the risk of cardiovascular events, 26 Ağustos 2026</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>• Ulusal Sağlık ve Bakım Araştırmaları Enstitüsü Oxford Biyomedikal Araştırma Merkezi – Zona aşısı ve kalp-damar olaylarına ilişkin bilimsel değerlendirme, 26 Ağustos 2026</p>

<p>• European Heart Journal – Live zoster vaccination and cardiovascular outcomes: a nationwide, South Korean study</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/zona-asisi-ile-kalp-sagligi-arasinda-beklenmedik-baglanti</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 09:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/chatgpt-image-27-agu-2026-09-29-23.png" type="image/jpeg" length="98351"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Avusturya’da Fotoğraf Çektirirken Yüksekten Düştü: Meral Sarı Hayatını Kaybetti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/avusturyada-fotograf-cektirirken-yuksekten-dustu-meral-sari-hayatini-kaybetti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/avusturyada-fotograf-cektirirken-yuksekten-dustu-meral-sari-hayatini-kaybetti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avusturya’da yaşayan, Şanlıurfa’nın Bozova ilçesi nüfusuna kayıtlı 25 yaşındaki Meral Sarı’nın yüksek bir noktada fotoğraf çektirirken dengesini kaybederek düştüğü bildirildi. Genç kadın memleketi Killik Mahallesi’nde toprağa verildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p></p>

<p>Avusturya’da yaşayan Şanlıurfalı 25 yaşındaki Meral Sarı, geçirdiği talihsiz kazanın ardından hayatını kaybetti.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre olay, Sarı’nın yüksek bir noktada fotoğraf çektirmek istediği sırada meydana geldi. Dengesini kaybederek yüksekten düşen genç kadın ağır yaralandı.</p>

<p>Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık ve güvenlik ekipleri sevk edildi. İlk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılan Sarı, doktorların tüm çabalarına rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>Cenazesi Türkiye’ye getirildi</p>

<p>Şanlıurfa’nın Bozova ilçesine bağlı Killik Kırsal Mahallesi nüfusuna kayıtlı olan Meral Sarı’nın cenazesi, Avusturya’daki resmî işlemlerin tamamlanmasının ardından Türkiye’ye gönderildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gaziantep Havalimanı’nda ailesi ve yakınları tarafından teslim alınan cenaze, karayoluyla Bozova’ya götürüldü. Ahmet Sarı’nın kızı olduğu öğrenilen Meral Sarı, Killik Mahallesi Camisi’nde kılınan cenaze namazının ardından gözyaşları arasında toprağa verildi.</p>

<p>Genç kadının ani ölümü, Avusturya’daki ailesi ile Bozova’da yaşayan yakınlarını ve mahalle sakinlerini yasa boğdu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. Sayfa</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/avusturyada-fotograf-cektirirken-yuksekten-dustu-meral-sari-hayatini-kaybetti</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 09:28:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/i-m-g-7815.jpeg" type="image/jpeg" length="19831"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Ayran Aşı Çorbası Nasıl Yapılır? Tam Ölçülü Soğuk Tarif]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/ayran-asi-corbasi-nasil-yapilir-tam-olculu-soguk-tarif</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/ayran-asi-corbasi-nasil-yapilir-tam-olculu-soguk-tarif" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yoğurt, haşlanmış buğday, nohut ve taze otlarla hazırlanan ayran aşı çorbası, sıcak günlerde soğuk servis edilen doyurucu bir klasik. Kesilmeden kıvam alması ve güvenle saklanması için ayrıntılar tarifte.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ayran aşı çorbası; yoğurt, haşlanmış buğday ve nohutun taze otlarla buluştuğu, özellikle yaz aylarında tercih edilen geleneksel bir lezzet. Ocakta yeniden pişirilmeden hazırlanması sayesinde pratik olsa da kıvamının dengeli olması için malzemelerin sıcaklığına ve su miktarına dikkat edilmesi gerekiyor.</p>

<p>Sıcak buğday veya nohutun doğrudan yoğurda eklenmesi kesilmeye ve hızlı bozulmaya yol açabilir. Bu nedenle haşlanmış malzemeler tamamen soğutulmalı, yoğurt önce kendi içinde pürüzsüzleştirilmeli ve su kontrollü biçimde eklenmelidir.</p>

<p>TARİF KARTI</p>

<ul>
 <li>Kaç kişilik: 6 kişilik</li>
 <li>Hazırlık süresi: 15 dakika</li>
 <li>Soğutma süresi: En az 1 saat</li>
 <li>Toplam süre: Yaklaşık 1 saat 15 dakika</li>
 <li>Pişirme yöntemi: Haşlanmış malzemelerle, pişirmeden</li>
 <li>Zorluk düzeyi: Kolay</li>
 <li>Temel ekipman: Büyük karıştırma kabı, çırpıcı, kepçe</li>
 <li>Servis sıcaklığı: Soğuk</li>
</ul>

<p>AYRAN AŞI ÇORBASI İÇİN MALZEMELER</p>

<ul>
 <li>500 g koyu kıvamlı yoğurt</li>
 <li>300 g haşlanmış aşurelik buğday</li>
 <li>200 g haşlanmış nohut</li>
 <li>500 ml soğuk içme suyu</li>
 <li>100–150 ml ilave soğuk su; kıvama göre</li>
 <li>10 g taze nane</li>
 <li>10 g dereotu</li>
 <li>1 çay kaşığı tuz; damak tadına göre</li>
 <li>15 ml zeytinyağı; isteğe bağlı</li>
 <li>1 çay kaşığı kuru nane; servis için</li>
</ul>

<p>AYRAN AŞI ÇORBASI NASIL YAPILIR?</p>

<ol>
 <li>Haşlanmış buğday ve nohudu süzün. Konserve nohut kullanıyorsanız bol suyla durulayın. Her iki malzemenin de tamamen soğuk olduğundan emin olun.</li>
 <li>Yoğurdu geniş bir karıştırma kabına alın. Çırpıcıyla bir iki dakika karıştırarak pürüzsüz hâle getirin.</li>
 <li>İlk olarak 500 ml soğuk suyu yoğurda azar azar ekleyin. Her eklemeden sonra çırparak homojen ve akışkan bir ayran kıvamı oluşturun.</li>
 <li>Haşlanmış buğday ile nohudu yoğurtlu karışıma ekleyin. Taneleri ezmeden karıştırın.</li>
 <li>Taze nane ve dereotunu yıkayıp iyice kurulayın. Kalın saplarını ayırdıktan sonra ince doğrayarak çorbaya ilave edin.</li>
 <li>Tuzu ekleyin. Çorbanın kıvamını kontrol ederek gerekirse 100–150 ml daha soğuk suyu azar azar katın.</li>
 <li>Kabın üzerini kapatın ve çorbayı buzdolabında en az 1 saat soğutun. Bekleme sırasında buğday su çekebileceği için servis öncesinde kıvamını yeniden kontrol edin.</li>
 <li>Çorbayı karıştırarak kaselere paylaştırın. İsteğe göre üzerine zeytinyağı gezdirip kuru nane serpin ve bekletmeden servis edin.</li>
</ol>

<p>TARİFE ÖZGÜ PÜF NOKTALARI</p>

<ul>
 <li>Buğday ve nohut yoğurda eklenmeden önce tamamen soğutulmalıdır. Ilık malzemeler yoğurdun yapısını bozabilir.</li>
 <li>Yoğurda suyu bir anda dökmeyin. Azar azar eklemek topaklanmayı önler ve kıvamı kontrol etmeyi kolaylaştırır.</li>
 <li>Süzme yoğurt kullanıyorsanız su miktarını artırmanız gerekebilir. Normal yoğurtta ise 500 ml su çoğu zaman yeterlidir.</li>
 <li>Çorba bekledikçe buğday su çeker ve kıvam koyulaşır. Servis öncesinde az miktarda soğuk su eklenebilir.</li>
 <li>Yeşillikleri yıkadıktan sonra iyice kurulayın. Üzerlerinde kalan fazla su çorbanın tadını seyreltebilir.</li>
 <li>Tuzu başlangıçta fazla kullanmayın. Konserve nohut veya bazı yoğurtlar doğal olarak daha tuzlu olabilir.</li>
 <li>Buz küplerini doğrudan servis kabına eklemek çorbayı kısa sürede sulandırır. Bunun yerine önceden yeterince soğutun.</li>
 <li>Çorbayı metalik tat bırakabilecek reaktif kaplarda uzun süre bekletmeyin; cam veya gıdaya uygun kap tercih edin.</li>
</ul>

<p>UYGUN MALZEME İKAMELERİ</p>

<p>Aşurelik buğday yerine aynı miktarda haşlanmış yarma kullanılabilir. Dövme veya yarma çeşitlerinin su çekme oranı farklı olabileceğinden son kıvam servis öncesinde ayarlanmalıdır.</p>

<p>Taze nane bulunmuyorsa bir tatlı kaşığı kuru nane kullanılabilir. Kuru nane daha yoğun aromalı olduğu için ölçüyü kontrollü artırın.</p>

<p>Dereotu sevilmiyorsa tariften çıkarılabilir veya yerine az miktarda maydanoz eklenebilir. Ancak maydanoz, çorbaya daha farklı ve belirgin bir aroma verir.</p>

<p>Nohut yerine haşlanmış yeşil mercimek kullanılabilir. Bu değişiklik geleneksel lezzeti ve çorbanın rengini belirgin biçimde değiştirecektir.</p>

<p>KURU BAKLİYATLA HAZIRLAMA</p>

<p>Hazır haşlanmış ürün kullanılmayacaksa 120 g aşurelik buğday ile 90–100 g kuru nohut ayrı kaplarda en az 8 saat suda bekletilmelidir.</p>

<p>Bekletme suyu döküldükten sonra buğday ve nohut ayrı tencerelerde tamamen yumuşayana kadar haşlanmalıdır. Nohut yaklaşık 45–60, buğday ise 40–50 dakika sürebilir. Süre, ürünün cinsine ve bekleme durumuna göre değişebilir.</p>

<p>Haşlanan malzemeler süzülmeli, geniş bir kaba yayılarak hızla soğutulmalı ve oda sıcaklığında iki saatten uzun bırakılmamalıdır.</p>

<p>SERVİS ÖNERİSİ</p>

<p>Ayran aşı çorbasını soğuk olarak küçük kâselerde servis edin. Üzerine kuru nane, birkaç damla zeytinyağı veya ince doğranmış taze nane eklenebilir.</p>

<p>Yanında tam buğday ekmeği, domatesli salata, zeytinyağlı sebze yemekleri ya da hafif börekler sunulabilir. Ana öğün olarak servis edilecekse porsiyondaki nohut ve buğday miktarı artırılabilir.</p>

<p>SAKLAMA VE GIDA GÜVENLİĞİ</p>

<p>Ayran aşı çorbası yoğurt içerdiği için hazırlandıktan sonra buzdolabında, kapalı bir kapta saklanmalıdır. Oda sıcaklığında iki saatten, çok sıcak ortamlarda ise bir saatten uzun tutulmamalıdır.</p>

<p>Çorbanın 2 gün içinde tüketilmesi önerilir. Her servisten önce yalnızca tüketilecek miktarı ayrı bir kaba alın; servis kabında bekleyen çorbayı ana kaba geri dökmeyin.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Keskin veya alışılmadık koku, gazlanma, köpürme ya da belirgin tat değişikliği fark edilirse tüketmeyin. Dondurma işlemi yoğurdun ayrışmasına ve buğdayın dokusunun bozulmasına yol açabileceğinden önerilmez.</p>

<p>SIK YAPILAN HATALAR</p>

<p>Yoğurdun topaklanması: Suyun tek seferde eklenmesi veya yoğurdun önceden çırpılmaması pürüzsüz yapıyı bozabilir.</p>

<p>Çorbanın fazla koyulaşması: Buğday bekledikçe sıvı çeker. Servis öncesinde kontrollü biçimde soğuk su ekleyin.</p>

<p>Çorbanın sulanması: Yoğurdun çok sulu olması, yeşilliklerin kurulanmaması veya fazla buz kullanılması kıvamı inceltebilir.</p>

<p>Ekşi tat oluşması: Çorbayı uzun süre oda sıcaklığında tutmak veya sıcak bakliyatı doğrudan yoğurda eklemek bozulmayı hızlandırabilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🥗 Beslenme</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/ayran-asi-corbasi-nasil-yapilir-tam-olculu-soguk-tarif</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 09:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9140.jpeg" type="image/jpeg" length="95275"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sosyal Medyanın Popüler Karışımı Yağ Yakıyor mu? Bilim Ne Diyor?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/sosyal-medyanin-populer-karisimi-yag-yakiyor-mu-bilim-ne-diyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/sosyal-medyanin-populer-karisimi-yag-yakiyor-mu-bilim-ne-diyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Elma sirkesi ve zerdeçalın kan şekeri, kilo ve iltihap üzerinde etkili olduğu öne sürülüyor. Ancak ikisini birlikte tüketmenin ek yarar sağladığı kanıtlanmış değil; bazı kişilerde risk doğurabilir.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Elma Sirkesi ile Zerdeçal Birlikte Tüketilirse Ne Olur?</p>

<p>Bir kaşık elma sirkesi, bir miktar zerdeçal ve su… Sosyal medyada özellikle sabahları aç karnına içilmesi önerilen bu karışımın yağ yaktığı, kan şekerini dengelediği, bağırsakları çalıştırdığı ve vücuttaki iltihabı azalttığı ileri sürülüyor.</p>

<p>Elma sirkesi ile zerdeçal ayrı ayrı çeşitli araştırmalara konu olmuş durumda. Buna karşılık ikisini aynı içecekte birleştirmenin tek başına kullanılmalarından daha etkili olduğunu gösteren yeterli klinik çalışma bulunmuyor.</p>

<p>Başka bir ifadeyle, iki ürünün bazı potansiyel etkileri olması, karışımın otomatik olarak daha güçlü veya daha yararlı olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Elma sirkesi kan şekerini düşürür mü?</p>

<p>Elma sirkesinin temel bileşenlerinden biri asetik asittir. Bazı kontrollü çalışmalar, yemeklerle birlikte alınan sirkenin özellikle tip 2 diyabeti bulunan kişilerde açlık kan şekeri ve uzun dönem kan şekeri göstergesi olan HbA1c üzerinde sınırlı iyileşme sağlayabileceğini düşündürüyor.</p>

<p>2025 yılında yayımlanan bir sistematik incelemede, tip 2 diyabetli kişilerde elma sirkesi tüketiminin açlık kan şekeri ve HbA1c değerlerini düşürebildiği bildirildi. Ancak incelemeye alınan araştırmaların katılımcı sayıları, uygulanan dozları ve takip süreleri birbirinden farklıydı.</p>

<p>Bu nedenle elma sirkesi diyabet tedavisi olarak görülmemeli; insülinin, ilaçların, dengeli beslenmenin veya düzenli takibin yerine kullanılmamalıdır. Şeker düşürücü ilaçlarla birlikte kontrolsüz tüketilmesi kan şekerinin gereğinden fazla düşmesine katkıda bulunabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kilo vermeyi hızlandırdığı kanıtlandı mı?</p>

<p>Elma sirkesinin mide boşalmasını yavaşlatabileceği ve kısa süreli tokluk hissi oluşturabileceği düşünülüyor. Bazı küçük çalışmalarda vücut ağırlığı ve bel çevresinde azalma bildirilse de eldeki veriler elma sirkesini güvenilir bir zayıflama yöntemi ilan etmek için yeterli değil.</p>

<p>Görülen değişiklikler genellikle sınırlı ve kısa süreli. Üstelik mide bulantısının iştahı azaltması, sağlıklı ve sürdürülebilir bir kilo kaybı anlamına gelmez.</p>

<p>Zerdeçalın etkisi nereden geliyor?</p>

<p>Zerdeçala sarı rengini veren temel bileşenlerden biri kurkumindir. Kurkuminin laboratuvar çalışmalarında antioksidan ve iltihapla ilişkili süreçleri etkileyen özellikleri gösterildi. İnsan araştırmalarında ise özellikle diz kireçlenmesine bağlı ağrı ve tutukluk üzerinde bazı olumlu sonuçlar bildirildi.</p>

<p>Bununla birlikte zerdeçal veya kurkuminin sağlıklı kişilerde genel iltihabı kesin olarak azalttığı, kronik hastalıkları önlediği ya da tedavi ettiği söylenemez. Çalışmalarda kullanılan yoğunlaştırılmış kurkumin ürünleriyle mutfakta kullanılan zerdeçal miktarı da aynı değildir.</p>

<p>Kurkumini daha iyi emilsin diye karabiber özündeki piperinle birleştiren takviyeler bulunmaktadır. Emilimin artması her zaman daha güvenli kullanım anlamına gelmez. Emilimi yükseltilmiş bazı kurkumin ürünleriyle bağlantılı karaciğer hasarı vakaları bildirilmiştir.</p>

<p>İkisini karıştırmak ek fayda sağlar mı?</p>

<p>Elma sirkesi ve zerdeçalın birlikte kullanılmasını doğrudan değerlendiren yeterli insan çalışması bulunmuyor. Bu nedenle karışımın kan şekerini daha güçlü biçimde düşürdüğü, bağırsak sağlığını geliştirdiği, yağ yaktığı veya bağışıklığı güçlendirdiği iddiaları kanıtlanmış kabul edilemez.</p>

<p>Elma sirkesinin fermente bir ürün olması da her şişenin canlı ve yararlı mikroorganizmalar içerdiği anlamına gelmez. Pastörizasyon, süzme ve saklama koşulları ürünün içeriğini değiştirebilir. Sirkenin probiyotik takviye gibi değerlendirilmesi doğru değildir.</p>

<p>Aç karnına içmek daha etkili mi?</p>

<p>Karışımı aç karnına içmenin sağladığı özel bir yarar gösterilmedi. Buna karşılık sirkenin asitli yapısı mide yanması, bulantı, boğaz tahrişi ve reflü yakınmalarını artırabilir. Zerdeçal da bazı kişilerde karın ağrısı, ishal, kabızlık, bulantı veya reflüye yol açabilir.</p>

<p>Bu iki ürün aynı anda tüketildiğinde sindirim sistemi şikâyetlerinin daha belirgin hale gelmesi mümkündür. Reflü, gastrit, ülser veya mide boşalmasının yavaşladığı gastroparezi sorunu bulunan kişiler özellikle dikkatli olmalıdır.</p>

<p>Diş minesine zarar verebilir</p>

<p>Seyreltilmeden içilen sirke, diş minesini aşındırabilir. Düzenli asit teması zamanla diş hassasiyetini ve çürük riskini artırabilir. Sirkeyi ağızda bekletmek veya gün boyunca yudumlamak asit temasını uzatır.</p>

<p>Kullanılacaksa sirkenin doğrudan shot şeklinde içilmesi yerine yemeklere eklenmesi daha makul bir seçenektir. Tüketimden sonra ağzı suyla çalkalamak ve dişleri hemen değil, yaklaşık bir saat sonra fırçalamak mineyi korumaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Kimler daha dikkatli olmalı?</p>

<p>Diyabet ilacı veya insülin kullananlar, kan sulandırıcı tedavi görenler, idrar söktürücü ilaç alanlar ve kan basıncını etkileyen ilaç kullananlar bu karışımı düzenli hale getirmeden önce hekim ya da eczacıya danışmalıdır.</p>

<p>Safra taşı veya safra yolu hastalığı, reflü, gastroparezi, düşük potasyum, böbrek hastalığı ya da karaciğer sorunu bulunan kişilerin de takviye biçimindeki yoğun ürünlerden kaçınması gerekebilir.</p>

<p>Gebelikte yemeklerde kullanılan zerdeçal miktarı ile yüksek doz zerdeçal veya kurkumin takviyesi aynı kabul edilmemelidir. Gebelik ve emzirme döneminde yoğun takviyelerin güvenliği yeterince ortaya konmuş değildir.</p>

<p>Mutfakta kullanmak daha güvenli bir yaklaşım</p>

<p>Sağlıklı yetişkinlerin elma sirkesini salata sosunda, zerdeçalı ise çorba, sebze veya yemeklerde baharat olarak kullanması genellikle yoğun takviyelerden daha düşük risklidir. Sirke içilecekse mutlaka suyla seyreltilmeli ve küçük miktarlarda başlanmalıdır.</p>

<p>Ancak bu karışımın herkes için geçerli, tedavi edici bir dozu bulunmuyor. Daha fazla tüketmek daha fazla yarar sağlamadığı gibi mide, yemek borusu, diş minesi, kan şekeri ve potasyum dengesi açısından riski artırabilir.</p>

<p>Sarılık, koyu renkli idrar, belirgin halsizlik, iştahsızlık, sürekli bulantı veya sağ üst karın ağrısı gelişirse kurkumin içeren takviye bırakılmalı ve sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.</p>

<p>Elma sirkesi ile zerdeçal, mutfakta yer alabilecek iki üründür; fakat birlikte içildiklerinde özel bir sağlık iksirine dönüşmezler. Kan şekeri, kolesterol, kilo veya eklem ağrısı için kullanılması düşünülüyorsa mevcut hastalıklar ve ilaçlar dikkate alınmalıdır.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>Health</p>

<p>Ulusal Tamamlayıcı ve Bütünleştirici Sağlık Merkezi</p>

<p>Amerikan Diş Hekimleri Birliği</p>

<p>Frontiers in Nutrition</p>

<p>Current Medicinal Chemistry</p>

<p>BMJ Open Sport and Exercise Medicine</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📖 Sağlık Rehberi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/sosyal-medyanin-populer-karisimi-yag-yakiyor-mu-bilim-ne-diyor</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 08:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9138.jpeg" type="image/jpeg" length="75735"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Şekerli İçecek Tüketenlerde Mide Kanseri Riski 2,45 Kat Yüksek Çıktı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/sekerli-icecek-tuketenlerde-mide-kanseri-riski-245-kat-yuksek-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/sekerli-icecek-tuketenlerde-mide-kanseri-riski-245-kat-yuksek-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de iki büyük sağlık çalışanı grubunun onlarca yıllık verilerini inceleyen araştırmacılar, günde birden fazla şekerli içecek tüketimini mide kanseri görülme riskinin 2,45 kat yüksek olmasıyla ilişkilendirdi. Gastro Hep Advances’ta yayımlanan gözlemsel çalışma, doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmuyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>ABD’de yürütülen uzun süreli bir araştırma, şekerle tatlandırılmış içecek tüketimi ile mide kanseri arasında daha önce bu ülkede gösterilmemiş bir ilişki saptadı. Mass General Brigham Kanser Enstitüsü öncülüğündeki çalışma, 17 Ağustos 2026’da Gastro Hep Advances dergisinde çevrim içi yayımlandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, Hemşirelerin Sağlık Çalışması ile Sağlık Profesyonları İzlem Çalışması kapsamındaki 68 bin 311 kadın ve 42 bin 973 erkeğin verilerini değerlendirdi. Katılımcıların beslenme alışkanlıkları 1986’dan itibaren düzenli aralıklarla kaydedildi; kanser tanıları kadınlarda Haziran 2021’e, erkeklerde Ocak 2022’ye kadar izlendi.</p>

<p>Toplam 3,2 milyon kişi-yılı aşan takip döneminde 278 mide kanseri vakası doğrulandı. Bunların 140’ı kadınlarda, 138’i erkeklerde görüldü.</p>

<p>Günde birden fazla tüketimde risk 2,45 kat çıktı</p>

<p>Çalışmada bir porsiyon yaklaşık 237 mililitre olarak kabul edildi. Şekerli gazlı içecekler, meyveli içecekler, limonata ve spor içecekleri bu grupta değerlendirildi.</p>

<p>Günde birden fazla porsiyon tüketenlerde mide kanseri gelişme riski, bu içecekleri hiç tüketmeyenlere kıyasla 2,45 kat yüksek bulundu. Hesaplamada yaş, vücut ağırlığı, sigara ve alkol kullanımı, diyabet, toplam enerji alımı ve beslenmenin diğer özellikleri gibi olası etkiler dikkate alındı.</p>

<p>Bu sonucun yüzde 95 güven aralığı 1,49 ile 4,04 arasındaydı. Başka bir ifadeyle bulgu istatistiksel açıdan anlamlı olsa da risk artışının kesin büyüklüğü konusunda geniş bir belirsizlik aralığı bulunuyor.</p>

<p>Kadınlarda hesaplanan risk oranı 3,04, erkeklerde ise 1,99 oldu. Erkek grubundaki güven aralığının alt sınırının 1,00 olması, cinsiyete göre yapılan bu alt analizlerin temkinli yorumlanmasını gerektiriyor.</p>

<p>Diyet içeceklerde aynı ilişki görülmedi</p>

<p>Yapay tatlandırıcılı düşük kalorili gazlı içeceklerle mide kanseri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir bağlantı belirlenmedi. Bu bulgu, diyet içeceklerin bütünüyle risksiz olduğu veya kanserden koruduğu anlamına gelmiyor; yalnızca incelenen katılımcılarda aynı ilişkinin saptanmadığını gösteriyor.</p>

<p>Toplam fruktoz tüketimi arttıkça mide kanseri sıklığının da yükseldiği görüldü. Araştırmacılar; kilo artışı, insülin direnci, hormonal değişiklikler, iltihabi süreçler ve bağırsak mikrobiyotasındaki bozulmaların olası açıklamalar arasında bulunabileceğini belirtti. Çalışma bu mekanizmaları doğrudan test etmedi.</p>

<p>Neden-sonuç ilişkisi kanıtlanmadı</p>

<p>Araştırmanın gözlemsel yapısı, şekerli içeceklerin mide kanserine doğrudan yol açtığının söylenmesine izin vermiyor. Katılımcılara belirli bir içecek verilmedi; yıllar içinde bildirdikleri tüketim miktarları ile kanser tanıları arasındaki ilişki incelendi.</p>

<p>Mide kanserinin önemli nedenlerinden biri olan Helicobacter pylori enfeksiyonuna ilişkin bilgi yalnızca 940 kişilik bir alt grupta mevcuttu. Bu grupta şekerli içecek tüketimiyle enfeksiyon arasında bağlantı bulunmadı ancak sınırlı örneklem, bakterinin genel sonuç üzerindeki etkisini kesin biçimde dışlamaya yeterli değil.</p>

<p>Ailede mide kanseri öyküsü, tümörün midedeki yerleşimi ve geçirilmiş üst sindirim sistemi endoskopileri hakkında da eksik veriler bulunuyordu. Katılımcıların çoğunun beyaz ve sağlık çalışanı olması, bulguların farklı toplumlara doğrudan uyarlanmasını güçleştiriyor.</p>

<p>Mutlak risk göz ardı edilmemeli</p>

<p>Takip boyunca 111 bin 284 katılımcı arasında 278 mide kanseri vakası kaydedildi. Bu nedenle 2,45 katlık değer göreceli riski gösteriyor; bireyin kesin olarak kansere yakalanacağı veya her gün içilen tek bir içeceğin tek başına kansere yol açtığı anlamına gelmiyor.</p>

<p>Araştırma, şekerli içeceklerle mide kanseri arasında doğrulanması gereken yeni bir risk sinyali sunuyor. Bağlantının farklı yaş ve etnik gruplarda tekrarlanması, mutlak risk farkının ayrıntılı hesaplanması ve olası biyolojik mekanizmaların açıklanması için yeni çalışmalara ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>KAYNAKLAR</p>

<p>• Gastro Hep Advances – Şekerle ve yapay tatlandırıcılarla tatlandırılmış içecek tüketimi ile mide kanseri görülme sıklığı arasındaki ilişki araştırması</p>

<p>• Mass General Brigham Kanser Enstitüsü – Günlük şekerli içecek tüketimi ve mide kanseri araştırma açıklaması</p>

<p>• Hemşirelerin Sağlık Çalışması – Uzun dönemli kadın katılımcı verileri</p>

<p>• Sağlık Profesyonları İzlem Çalışması – Uzun dönemli erkek katılımcı verileri</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Bilim</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/sekerli-icecek-tuketenlerde-mide-kanseri-riski-245-kat-yuksek-cikti</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 06:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9133.jpeg" type="image/jpeg" length="64046"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray-Ponomarenko transferinde Ukrayna’dan ters bilgi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaray-ponomarenko-transferinde-ukraynadan-ters-bilgi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaray-ponomarenko-transferinde-ukraynadan-ters-bilgi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Matviy Ponomarenko için Dinamo Kiev’e yaklaşık 30 milyon euroluk teklif yaptığı iddiasının ardından Ukrayna’dan farklı bir bilgi geldi. Ihor Burbas, Kiev ekibinin masasında şu anda somut teklif bulunmadığını ve oyuncunun ayrılmasının beklenmediğini bildirdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Galatasaray’ın transfer gündemine gelen Matviy Ponomarenko konusunda Ukrayna’dan transferin seyrini değiştirebilecek yeni bir iddia ortaya atıldı.</p>

<p>Ukraynalı gazeteci Ihor Burbas, Dinamo Kiev’in 20 yaşındaki santrfor için şu anda masasında somut bir teklif bulunmadığını öne sürdü. Burbas’ın aktardığı bilgilere göre Galatasaray’ın oyuncuya yönelik son ciddi ilgisi yaz döneminin başlarında yaşandı ve o süreçte konuşulan rakamlar 20 milyon dolar seviyesini aşmadı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>30 milyon euroluk teklif iddiasıyla çelişti</p>

<p>Bu bilgi, kısa süre önce Ukraynalı gazeteci Viktor Vatsko tarafından gündeme getirilen yaklaşık 30 milyon euroluk teklif iddiasıyla doğrudan çelişiyor.</p>

<p>Vatsko, Dinamo Kiev’in Ponomarenko için iyi bir teklif aldığını ve Galatasaray cephesinde konuşulan rakamın yaklaşık 30 milyon euro olduğunu bildirmişti. Türkiye’de de bu iddia geniş şekilde haberleştirildi.</p>

<p>Burbas ise kulüp ve oyuncu çevresinden edindiği bilgilere dayanarak mevcut durumda Ponomarenko için somut teklif olmadığını savundu.</p>

<p>Dolayısıyla iki Ukraynalı gazetecinin aktardığı bilgiler arasında önemli bir farklılık bulunuyor. Galatasaray veya Dinamo Kiev’den son iddiaları doğrulayan resmî bir açıklama gelmiş değil.</p>

<p>Dinamo Kiev satışa sıcak bakmıyor</p>

<p>Ukrayna basınındaki son bilgilere göre Dinamo Kiev yönetimi de genç santrforunu mevcut transfer döneminde kadrodan çıkarmayı planlamıyor.</p>

<p>Kiev ekibinin Ponomarenko’nun gelişimini sürdürmesi halinde oyuncunun değerinin daha da yükselebileceğini düşündüğü belirtiliyor. Futbolcunun da bir sezon daha Dinamo Kiev’de kalarak düzenli forma giymeye sıcak baktığı aktarılıyor.</p>

<p>Bu tablo, Galatasaray açısından olası transferin önündeki önemli engellerden biri olarak değerlendirilebilir.</p>

<p>Ponomarenko’nun sözleşmesi 2031’e kadar</p>

<p>Dinamo Kiev altyapısından yetişen 20 yaşındaki merkez forvet, Ukrayna futbolunun dikkat çeken genç hücum oyuncuları arasında yer alıyor.</p>

<p>Ponomarenko, 2025/26 Ukrayna Premier Ligi sezonunda 15 karşılaşmada 13 gol kaydetti. Bu sezon ise sekiz karşılaşmada üç kez fileleri havalandırdı.</p>

<p>Genç futbolcu ayrıca geçtiğimiz temmuz ayında Dinamo Kiev ile yeni sözleşme imzaladı. Kulübün resmî kayıtlarında da yer alan yeni anlaşma, Ponomarenko’yu Haziran 2031’e kadar Kiev ekibine bağlıyor.</p>

<p>Galatasaray cephesinde resmî açıklama yok</p>

<p>Gelinen noktada Ponomarenko dosyasında iki farklı iddia bulunuyor: Bir tarafta Galatasaray’ın yaklaşık 30 milyon euroluk teklif yaptığı bilgisi, diğer tarafta ise Dinamo Kiev’in masasında güncel ve somut bir teklif bulunmadığı yönündeki son haberler.</p>

<p>Kulüplerden resmî açıklama yapılmadığı için “Galatasaray 30 milyon euro teklif etti” bilgisini kesinleşmiş bir gelişme olarak değerlendirmek mümkün değil.</p>

<p>Transferin yeniden hareketlenip hareketlenmeyeceği, Galatasaray’ın Dinamo Kiev’e yeni ve resmî bir teklif iletip iletmeyeceğine bağlı olacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaray-ponomarenko-transferinde-ukraynadan-ters-bilgi</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 05:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9129.jpeg" type="image/jpeg" length="32768"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Jayden Oosterwolde transferinde şartlar değişti: Roma geri adım attı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/jayden-oosterwolde-transferinde-sartlar-degisti-roma-geri-adim-atti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/jayden-oosterwolde-transferinde-sartlar-degisti-roma-geri-adim-atti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’den Roma’ya transferi gündemde olan Jayden Oosterwolde için İtalya’dan kritik bir gelişme aktarıldı. Sağlık kontrollerinin ardından Roma’nın satın alma zorunluluğu içeren transfer modelinden geri adım attığı bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Oosterwolde transferinde hesap değişti</p>

<p>Fenerbahçe ile Roma arasında Jayden Oosterwolde için yürütülen transfer görüşmelerinde, anlaşmanın ekonomik yapısını doğrudan etkileyebilecek yeni bir gelişme yaşandı.</p>

<p>İtalyan basınından gelen son bilgilere göre Roma, Hollandalı savunmacının sağlık kontrollerinin ardından daha önce üzerinde çalışılan transfer formülünü değiştirmek istedi.</p>

<p>La Repubblica’nın Roma muhabiri Marco Juric’in aktardığı bilgiye göre yapılan kontroller, Oosterwolde’nin yaşadığı kas sakatlığından dönüşünün başlangıçta öngörülenden daha uzun sürebileceğini gösterdi.</p>

<p>Bu gelişmenin ardından Roma’nın, belirli şartlar gerçekleştiğinde satın alma zorunluluğuna dönüşebilecek bir anlaşmanın oluşturduğu riski almak istemediği belirtildi.</p>

<p>Roma satın alma zorunluluğunu istemiyor</p>

<p>İtalya’dan gelen bilgilerin ortak noktası, Roma’nın Oosterwolde transferinden tamamen vazgeçmediği ancak anlaşmanın şartlarını kendi lehine daha güvenli hale getirmek istediği yönünde.</p>

<p>La Repubblica’ya göre yeni formül, satın alma opsiyonlu kiralama üzerinden şekilleniyor. Böyle bir anlaşmada Roma, sezon sonunda oyuncunun bonservisini almak konusunda zorunlu olmayacak.</p>

<p>Il Messaggero ise Roma’nın daha temkinli davranarak satın alma opsiyonu veya zorunluluğu bulunmayan doğrudan kiralama modelini tercih ettiğini bildirdi.</p>

<p>Dolayısıyla İtalyan kaynakları yeni sözleşmenin nihai yapısında henüz tamamen birleşmiş değil. Ancak iki haberin kesiştiği kritik nokta açık: Roma, satın alma zorunluluğu taşıyan önceki formülden geri adım atmış durumda.</p>

<p>Fenerbahçe açısından neden önemli?</p>

<p>Transfer modelindeki değişiklik Fenerbahçe açısından yalnızca sözleşmedeki teknik bir ayrıntı değil.</p>

<p>Satın alma zorunluluğu içeren bir kiralama anlaşması, belirlenen şartların gerçekleşmesi halinde sarı-lacivertli kulüp için gelecekteki bonservis gelirini önemli ölçüde güvence altına alabilecek bir yapı oluşturuyordu.</p>

<p>Roma’nın istediği yeni model kabul edilirse bu garanti ortadan kalkabilir.</p>

<p>Satın alma hakkı bulunan kiralama modelinde ise Roma, sezon sonunda Oosterwolde’nin performansına ve fiziksel durumuna göre bonservisi alıp almama kararını verebilir.</p>

<p>Bu nedenle taraflar arasındaki görüşmelerde bundan sonraki en önemli başlığın satın alma maddesinin niteliği olması bekleniyor.</p>

<p>Sağlık kontrolleri süreci etkiledi</p>

<p>Oosterwolde dosyasındaki değişikliğin merkezinde oyuncunun fiziksel durumu bulunuyor.</p>

<p>İtalya’dan Filippo Biafora’nın aktardığı bilgilere göre futbolcunun sahalara dönüş süresinin başlangıçta düşünülen 2-3 haftadan daha uzun olabileceğinin ortaya çıkması üzerine Roma ile Fenerbahçe arasında transfer şartlarının yeniden düzenlenmesi için temas başladı.</p>

<p>Bu durum transferin gerçekleşmeyeceği anlamına gelmiyor. Mevcut bilgiler, Roma’nın oyuncuya yönelik ilgisinin devam ettiğini ancak kulübün finansal riski azaltmaya çalıştığını gösteriyor.</p>

<p>Oosterwolde transferinde gözler Fenerbahçe’de</p>

<p>Gelinen noktada transferin önündeki temel mesele, Roma’nın Oosterwolde’yi isteyip istememesinden çok hangi şartlarla kadrosuna katacağı haline gelmiş durumda.</p>

<p>Fenerbahçe’nin satın alma garantisi bulunmayan bir kiralama teklifini kabul edip etmeyeceği ise dosyanın bundan sonraki seyrini belirleyebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Taraflardan henüz yeni transfer formülünü kesinleştiren resmî bir açıklama yapılmadığı için Oosterwolde’nin Roma’ya transferinin şartları konusunda kesinleşmiş bir anlaşmadan söz etmek için erken.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<ol>
 <li>La Repubblica – Marco Juric</li>
 <li>Il Messaggero</li>
 <li>Filippo Biafora</li>
</ol></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>🔄 Transfer Gündemi</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/jayden-oosterwolde-transferinde-sartlar-degisti-roma-geri-adim-atti</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 01:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9128.jpeg" type="image/jpeg" length="85389"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[RTEÜ’den Prof. Dr. Yavuz Köktaş Hakkında Soruşturma]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/rteuden-prof-dr-yavuz-koktas-hakkinda-sorusturma</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rteuden-prof-dr-yavuz-koktas-hakkinda-sorusturma" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Köktaş’ın tartışma yaratan sosyal medya paylaşımı hakkında idari soruşturma başlattı. Sosyal medyada Köktaş’a destek veren çok sayıda mesaj paylaşılırken sözleri ayrıştırıcı bulanlar da tepki gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Köktaş’ın kişisel sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.</p>

<p>Köktaş, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Eskiden Türkiye’nin İslam devleti olmasa da İslam ülkesi olduğu kanaatini taşıyordum. Bugün gördüğüm Rize sokaklarından sonra buranın İslam ülkesi değil, gavur ülkesi olduğu kanaati bende perçinleşiyor. Amerika neyse Türkiye de o… Minarelerden ezan okunması işi değiştirmiyor.”</p>

<p>Destek Mesajları da Eleştiriler de Geldi</p>

<p>Paylaşımın ardından sosyal medyada Köktaş’a destek veren çok sayıda yorum yapıldı. Destek mesajlarında, akademisyenin toplumdaki yaşam tarzı değişimine ve kamusal alandaki görünürlüğe ilişkin kişisel kanaatini dile getirdiği savunuldu. Bazı kullanıcılar soruşturma kararını ifade özgürlüğü ve akademik özgürlük açısından eleştirdi.</p>

<p>Buna karşılık Köktaş’ın kullandığı dili genelleyici, kırıcı ve ötekileştirici bulan kullanıcılar da tepki gösterdi. Bu kesim, kişilerin kıyafetleri veya yaşam biçimleri üzerinden bir ülkenin dini kimliğinin sorgulanmasının toplumsal kutuplaşmayı artırabileceği görüşünü dile getirdi.</p>

<p>Sosyal medya yorumlarına ilişkin bilimsel bir kamuoyu araştırması veya doğrulanmış sayısal veri bulunmadığından, destekleyenlerle karşı çıkanların toplumun hangi oranını temsil ettiğini kesin biçimde söylemek mümkün değil. Bununla birlikte destek mesajlarının tartışmada belirgin biçimde görünür olduğu gözlendi.</p>

<p>Köktaş: Maksadını Aşan Bir İfade Oldu</p>

<p>Prof. Dr. Yavuz Köktaş, tepkilerin ardından yaptığı açıklamada paylaşımının tamamen kişisel kanaatini yansıttığını ve görev yaptığı üniversiteye mal edilmemesi gerektiğini belirtti.</p>

<p>Köktaş, “gavur” sözcüğüyle insanları dinden çıkmış ilan etmeyi değil, toplumda gözlemlediğini söylediği “dinden uzaklaşma” ve “çıplaklaşma” eğilimini kastettiğini ifade etti. Kullandığı sözün maksadını aştığını ve yanlış anlaşılmaya müsait olduğunu da kabul etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Özellikle Rize’yi hedef almadığını savunan Köktaş, eleştirdiği durumun Türkiye genelinde görüldüğünü düşündüğünü söyledi.</p>

<p>Üniversite İdari Soruşturma Başlattı</p>

<p>Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Rektörlüğü, Köktaş’ın kişisel hesabından yaptığı ve kamuoyuna yansıyan paylaşımlar hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.</p>

<p>Üniversite, paylaşımın Köktaş’ın kişisel görüşlerini yansıttığını ve kurumun resmî tutumunu temsil etmediğini vurguladı. Açıklamada toplumsal birlik, karşılıklı saygı ve farklılıklara yönelik kapsayıcı yaklaşımın üniversitenin temel değerleri arasında bulunduğu belirtilerek ayrıştırıcı ve ötekileştirici söylemlerin karşısında olunduğu kaydedildi.</p>

<p>Soruşturmanın Sonucu Henüz Belli Değil</p>

<p>Üniversite, soruşturmanın kapsamı, tamamlanma takvimi veya muhtemel disiplin işlemleri hakkında ayrıntı açıklamadı.</p>

<p>Soruşturma başlatılması, Köktaş’ın disiplin suçu işlediğinin kesinleştiği ya da hakkında ceza verildiği anlamına gelmiyor. Nihai kararın inceleme süreci ve akademisyenin savunmasının ardından verilmesi bekleniyor.</p>

<p>Tartışma, bir taraftan akademisyenlerin kişisel görüşlerini açıklama özgürlüğünü, diğer taraftan üniversite mensuplarının toplumsal kesimlere yönelik kullandığı dilin sınırlarını yeniden gündeme getirdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>📰 Gündem</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/rteuden-prof-dr-yavuz-koktas-hakkinda-sorusturma</guid>
      <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 00:44:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/08/i-m-g-9126.jpeg" type="image/jpeg" length="24519"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="13957"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="15917"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="63635"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="44779"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="63877"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="99813"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
