<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:turbo="http://turbo.yandex.ru/xmlns" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0">
  <channel xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <title>Tıbbiye Bülteni | Sağlık Haberleri</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni, sağlık ve tıp alanındaki güncel gelişmeleri bilimsel doğruluk temelinde okuyucularına ulaştıran bağımsız sağlık haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 21 Jul 2026 11:41:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss?yandex=turbo"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Helicobacter pylori B12 eksikliğiyle bağlantılı çıktı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/helicobacter-pylori-b12-eksikligiyle-baglantili-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/helicobacter-pylori-b12-eksikligiyle-baglantili-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Helicobacter pylori taşıyan 145 hastanın incelendiği çalışma, mide dokusunda belirgin atrofi bulunmasa bile bakteri yoğunluğu arttıkça B12 düzeylerinin düşebildiğini gösterdi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Daha geniş analizler bu ilişkiyi desteklese de bütün araştırmalar aynı sonuca ulaşmadı. Açıklanamayan B12 eksikliğinde mide enfeksiyonunun da değerlendirilmesi önem taşıyor.</p>

<p>Helicobacter pylori ile B12 eksikliği arasındaki ilişkiyi inceleyen insan çalışması, mide atrofisi belirgin olmayan hastalarda dahi bakteri yoğunluğunun düşük B12 düzeyleriyle bağlantılı olabileceğini ortaya koydu. Daha yeni bilimsel analizler bu bağlantıyı genel olarak desteklerken, çalışmalar arasındaki farklılıklar nedeniyle kesin bir neden-sonuç ilişkisi henüz kurulmuş değil.[1][2][3]</p>

<p>145 Hastada Bakteri Yoğunluğu ile B12 Düzeyi Karşılaştırıldı</p>

<p>Araştırmaya hazımsızlık şikâyeti bulunan, Helicobacter pylori enfeksiyonu saptanan ve mide dokusunda hiç atrofi görülmeyen ya da yalnızca sınırlı atrofi bulunan 145 hasta dahil edildi.</p>

<p>Atrofi, mide iç yüzeyindeki salgı hücrelerinin azalması ve dokunun incelmesi anlamına geliyor. Bu durum ilerlediğinde B12 vitamininin emilmesi için gereken mide asidi ve intrinsik faktör üretimini etkileyebiliyor.</p>

<p>Hastalardan alınan mide biyopsileri; kronik inflamasyon, nötrofil aktivitesi, atrofi derecesi ve bakteri yoğunluğu bakımından incelendi. Aynı zamanda kandaki B12, hemoglobin ve ortalama alyuvar hacmi değerleri ölçüldü.[1]</p>

<p>İlk analizlerde mide dokusundaki inflamasyon ve bakteri yoğunluğu arttıkça B12 düzeylerinin düştüğü görüldü. Yaş ve diğer histolojik özellikler hesaba katıldığında ise B12 seviyesiyle bağımsız biçimde bağlantılı kalan temel değişkenin Helicobacter pylori yoğunluğu olduğu bildirildi.[1]</p>

<p>Mide Atrofisi Olmadan da B12 Düşebilir mi?</p>

<p>Çalışmanın dikkat çeken yönü, B12 düşüklüğünün yalnızca ileri mide atrofisi bulunan kişilerde görülmediğini göstermesiydi.</p>

<p>Helicobacter pylori, mide yüzeyinde kronik inflamasyona yol açabiliyor. Bu inflamasyonun mide asidini, besinlerin parçalanmasını ve gıdalardaki B12 vitamininin serbest bırakılmasını etkileyebileceği değerlendiriliyor.[1][2]</p>

<p>B12 vitamini önce mide asidi ve sindirim enzimlerinin yardımıyla besinlerden ayrılıyor. Ardından midede üretilen intrinsik faktör adlı proteine bağlanarak ince bağırsağın son bölümünden emiliyor. Bu zincirin herhangi bir halkasının bozulması, beslenmeyle yeterli B12 alınsa bile kandaki düzeylerin azalmasına neden olabiliyor.</p>

<p>Araştırma, bakteri yoğunluğunun bu süreçte mide dokusunun görünür biçimde incelmesinden önce de rol oynayabileceğini düşündürdü. Ancak çalışma doğrudan emilim ölçümü yapmadığı için bu mekanizma kesin olarak kanıtlanmış değil.[1]</p>

<p>Tedavi Sonrasında B12 ve Hemoglobin Değerleri Yükseldi</p>

<p>İlk araştırmadaki 145 hastanın 65’i, enfeksiyona yönelik tedaviden yaklaşık iki veya üç ay sonra yeniden değerlendirildi. Bu grupta B12 ve hemoglobin değerlerinin tedavi öncesine göre anlamlı biçimde yükseldiği bildirildi.[1][2]</p>

<p>Bununla birlikte yükselişin bakterinin tamamen temizlendiği hastalarla sınırlı kalmaması önemli bir belirsizlik oluşturdu. Bakterinin temizlenemediği bazı hastalarda da artış görülmesi, değişimin yalnızca eradikasyonla açıklanamayacağını gösteriyor.[1]</p>

<p>Eradikasyon, Helicobacter pylori bakterisinin uygun ilaç kombinasyonlarıyla mideden temizlenmesi anlamına geliyor. Tedavi sırasında beslenmenin değişmesi, kullanılan asit baskılayıcı ilaçlar veya başlangıç değerlerine dönüş gibi başka etkenlerin de ölçümlerde rol oynamış olması mümkün.</p>

<p>Geniş Analizde B12 Düzeyleri Daha Düşük Bulundu</p>

<p>Daha sonraki yıllarda yayımlanan kapsamlı bir sistematik incelemede toplam 48 araştırmanın sonuçları değerlendirildi. B12 vitaminiyle ilgili 12 karşılaştırmanın birleştirildiği analizde, Helicobacter pylori pozitif kişilerin serum B12 düzeylerinin negatif kişilere göre ortalama olarak daha düşük olduğu belirlendi.[2]</p>

<p>Başarılı eradikasyon öncesi ve sonrasını karşılaştıran beş veri setinde ise tedavinin ardından B12 düzeylerinde artış görüldü. Ancak araştırmalar arasındaki farklılığın oldukça yüksek olması, etkinin kişiden kişiye ve çalışma koşullarına göre değişebileceğine işaret etti.[2]</p>

<p>Analizde yayın yanlılığına ilişkin bir sinyal de saptandı. Bu durum, olumlu ilişki bulan çalışmaların yayımlanma ihtimalinin sonuç bulamayan çalışmalardan daha yüksek olabileceği anlamına geliyor. Bu nedenle elde edilen ortalama etkinin gerçekte olduğundan daha güçlü görünmesi ihtimali dışlanamıyor.[2]</p>

<p>Yeni Araştırma Aynı Sonuca Ulaşmadı</p>

<p>2023 yılında gerçekleştirilen başka bir çalışmada, atrofik olmayan gastriti bulunan 244 kişinin verileri geriye dönük olarak incelendi. Bu araştırmada Helicobacter pylori varlığı veya bakteri yoğunluğu ile B12 düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmadı.[4]</p>

<p>Buna karşılık bakterinin bulunduğu kişilerde folat düzeylerinin daha düşük olduğu belirlendi. Araştırmacılar, B12 depolarının uzun süre yeterli kalabilmesi nedeniyle enfeksiyonun erken dönemlerinde kan değerlerinde belirgin bir düşüş görülmeyebileceğini değerlendirdi.[4]</p>

<p>Bu sonuçlar, Helicobacter pylori bulunan herkesin B12 eksikliği yaşayacağı anlamına gelmediğini gösteriyor. Beslenme biçimi, yaş, otoimmün gastrit, bağırsak hastalıkları, geçirilmiş mide ameliyatları ve bazı ilaçların uzun süre kullanılması da B12 düzeylerini etkileyebiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>B12 Eksikliği Kansızlık Olmadan da Belirti Verebilir</p>

<p>B12 eksikliğinde yorgunluk, enerji kaybı, kas güçsüzlüğü, dilde kızarıklık, ağız yaraları ve nefes darlığı görülebiliyor. El ve ayaklarda karıncalanma, uyuşma, denge bozukluğu, unutkanlık ve bilişsel değişiklikler de sinir sisteminin etkilenmesiyle ortaya çıkabiliyor.[5]</p>

<p>Normal hemoglobin veya normal alyuvar büyüklüğü, B12 eksikliğini tek başına dışlamıyor. Nörolojik ve zihinsel belirtiler, kansızlık ya da makrositoz adı verilen alyuvar büyümesi gelişmeden önce de başlayabiliyor.[5]</p>

<p>Bu nedenle nedeni açıklanamayan B12 düşüklüğü bulunan kişilerde yalnızca beslenmenin değerlendirilmesi yeterli olmayabilir. Sindirim sistemi hastalıkları, emilim bozuklukları, kullanılan ilaçlar ve mide kaynaklı nedenler birlikte ele alınmalıdır.</p>

<p>Açıklanamayan B12 Eksikliğinde Helicobacter pylori Araştırılabilir</p>

<p>Güncel uluslararası uzlaşı metinleri, nedeni açıklanamayan B12 eksikliği bulunan ve Helicobacter pylori enfeksiyonu saptanan hastalarda bakterinin tedavi edilmesini öneriyor. Bununla birlikte uzmanlar, B12 eksikliği konusunda eradikasyon tedavisini destekleyen verilerin demir eksikliği gibi bazı diğer durumlara kıyasla daha sınırlı olduğunu belirtiyor.[3]</p>

<p>Mevcut kanıtlar, Helicobacter pylori enfeksiyonunun bazı kişilerde B12 emilimini bozabilecek etkenlerden biri olabileceğini gösteriyor. Ancak tek bir düşük B12 ölçümü enfeksiyonun varlığını kanıtlamadığı gibi, bakteri saptanması da mutlaka vitamin eksikliği gelişeceği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Bulgular özellikle hazımsızlık veya kronik gastrit belirtileriyle birlikte nedeni açıklanamayan B12 eksikliği bulunan kişiler açısından önem taşıyor. Yine de ilişkinin kimlerde klinik olarak belirgin hâle geldiğini ve tedavinin B12 düzeylerine gerçek katkısını göstermek için daha büyük, kontrollü ve uzun süreli araştırmalara ihtiyaç bulunuyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Serin E, Gümürdülü Y, Özer B, Kayaselçuk F, Yılmaz U, Koçak R. Impact of Helicobacter pylori on the Development of Vitamin B12 Deficiency in the Absence of Gastric Atrophy. Helicobacter. 2002;7(6):337-341. DOI: 10.1046/j.1523-5378.2002.00106.x.</p>

<p>[2] Cai X, Li X, Jin Y, Zhang M, Xu Y, Liang C, Weng Y, Yu W, Li X. Vitamins and Helicobacter pylori: An Updated Comprehensive Meta-Analysis and Systematic Review. Frontiers in Nutrition. 2022;8:781333. DOI: 10.3389/fnut.2021.781333.</p>

<p>[3] Malfertheiner P, Megraud F, Rokkas T ve ark. Management of Helicobacter pylori Infection: Maastricht VI/Florence Consensus Report. Gut. 2022;71:1724-1762. DOI: 10.1136/gutjnl-2022-327745.</p>

<p>[4] Pinar IE, Mavis O. The Effect of Helicobacter pylori Density on Serum Vitamin B12 and Folate Levels in Patients With Non-atrophic Gastritis. Cureus. 2023;15(9):e45252. DOI: 10.7759/cureus.45252.</p>

<p>[5] National Institute for Health and Care Excellence. Vitamin B12 Deficiency in Over 16s: Diagnosis and Management. 2024.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/helicobacter-pylori-b12-eksikligiyle-baglantili-cikti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6345.jpeg" type="image/jpeg" length="44601"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Fenerbahçe’de Serhou Guirassy gelişmesi: Nuri Şahin detayı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-serhou-guirassy-gelismesi-nuri-sahin-detayi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-serhou-guirassy-gelismesi-nuri-sahin-detayi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’nin Borussia Dortmund’un Gineli santrforu Serhou Guirassy için yürüttüğü transfer çalışmalarında yeni bir gelişme yaşandığı öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sarı-lacivertlilerin bonservis pazarlığında Nuri Şahin’in ilişkilerinden yararlanmak istediği iddia edildi.</p>

<p>Fenerbahçe’nin uzun süredir transfer gündeminde bulunan Serhou Guirassy dosyasında yeni bir iddia ortaya atıldı. Sarı-lacivertli yönetimin, Borussia Dortmund’un bonservis talebini düşürmek ve görüşmeleri hızlandırmak amacıyla farklı bağlantıları devreye sokmaya hazırlandığı ileri sürüldü.</p>

<p>İddiaya göre Fenerbahçe, oyuncu cephesiyle yapılan görüşmelerde önemli mesafe kaydetti. Transferin önündeki temel engelin ise Borussia Dortmund’un Guirassy için talep ettiği bonservis bedeli olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Nuri Şahin’den destek istendiği iddia edildi</p>

<p>Fenerbahçe yönetiminin, Serhou Guirassy transferinde İstanbul Başakşehir Teknik Direktörü Nuri Şahin’den destek istediği öne sürüldü. Nuri Şahin’in Borussia Dortmund’da görev yaptığı dönemde Guirassy ile çalışması ve Alman kulübünün yönetimiyle ilişkilerini koruması bu girişimin temel nedeni olarak gösteriliyor. Nuri Şahin’in Başakşehir’deki teknik direktörlük görevi kulübün güncel kayıtlarında da yer alıyor.</p>

<p>Sarı-lacivertlilerin, Nuri Şahin aracılığıyla hem oyuncunun Türkiye seçeneğine yaklaşımını güçlendirmek hem de Borussia Dortmund ile yürütülen pazarlıklarda yeni bir zemin oluşturmak istediği iddia edildi.</p>

<p>Ancak Nuri Şahin’in transfer görüşmelerine resmen dahil olduğuna ilişkin kulüplerden yapılmış bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Guirassy ile prensip anlaşması iddiası</p>

<p>Fenerbahçe’nin 30 yaşındaki santrforun temsilcileriyle sözleşme koşulları üzerinde prensip anlaşmasına vardığı da ileri sürüldü. Buna karşın Borussia Dortmund ile bonservis konusunda henüz uzlaşma sağlanamadığı belirtiliyor.</p>

<p>Guirassy’nin Borussia Dortmund ile sözleşmesi 30 Haziran 2028’e kadar devam ediyor. Bu nedenle transferin gerçekleşebilmesi için Alman kulübünün onayı gerekiyor.</p>

<p>Borussia Dortmund cephesi daha önce ancak yüksek bir teklif gelmesi hâlinde görüşmeye açık olabileceği yönündeki haberlerle gündeme gelmişti. Alman kulübünün oyuncuyu kadroda tutma ihtimali de masadaki seçenekler arasında bulunuyor.</p>

<p>Fenerbahçe santrfor transferini sonuçlandırmak istiyor</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fenerbahçe’nin hücum hattına fizik gücü yüksek, ceza sahasında etkili ve doğrudan skor katkısı sağlayabilecek bir santrfor kazandırmak istediği belirtiliyor.</p>

<p>Guirassy’nin Bundesliga ve Şampiyonlar Ligi seviyesindeki performansı, Gineli futbolcuyu sarı-lacivertlilerin transfer listesindeki en dikkat çekici adaylardan biri hâline getiriyor. Borussia Dortmund’un resmî kayıtlarına göre oyuncu, 2024 yılından bu yana Alman ekibinin kadrosunda bulunuyor.</p>

<p>Serhou Guirassy Fenerbahçe’ye gelecek mi?</p>

<p>Fenerbahçe’nin Serhou Guirassy ile prensip anlaşmasına vardığı ve Nuri Şahin’den destek istediği öne sürülse de transferin tamamlandığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Sürecin seyrini Borussia Dortmund’un bonservis beklentisi, ödeme planı ve oyuncunun Türkiye seçeneğine ilişkin nihai kararı belirleyecek. Sarı-lacivertlilerin Alman kulübüyle yapacağı yeni temasların ardından transferdeki tablonun netleşmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/fenerbahcede-serhou-guirassy-gelismesi-nuri-sahin-detayi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/futbol-kulis/i-m-g-5661.jpeg" type="image/jpeg" length="63393"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Amedspor’dan Gift Orban bombası: Anlaşma ve satın alma maddesi iddiası]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/amedspordan-gift-orban-bombasi-anlasma-ve-satin-alma-maddesi-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/amedspordan-gift-orban-bombasi-anlasma-ve-satin-alma-maddesi-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Amedspor’un Hoffenheim forması giyen Nijeryalı santrfor Gift Orban’ın transferi için kulübüyle anlaşmaya vardığı öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kiralık transfer paketinde 1 milyon avroluk bedel ile 4 milyon avroluk satın alma maddesinin bulunduğu iddia edildi.</p>

<p>Trendyol Süper Lig’de yeni sezon kadrosunu güçlendirmek için transfer çalışmalarını sürdüren Amedspor, hücum hattı için dikkat çekici bir ismi gündemine aldı. Diyarbakır temsilcisinin, Alman ekibi Hoffenheim’da forma giyen Gift Orban’ın kiralık transferi konusunda önemli mesafe aldığı ileri sürüldü.</p>

<p>İddiaya göre Amedspor ile Hoffenheim arasında yapılan görüşmeler olumlu sonuçlandı. Transfer paketinde 1 milyon avro kiralama bedeli ile 4 milyon avroluk satın alma maddesinin yer aldığı belirtiliyor.</p>

<p>Tarafların evrak ve sözleşme ayrıntıları üzerinde çalıştığı, Gift Orban’ın sağlık kontrolü ve son görüşmeler için Türkiye’ye gelmesinin beklendiği öne sürüldü. Amedspor veya Hoffenheim tarafından transferin tamamlandığına ilişkin henüz resmî açıklama yapılmadı.</p>

<p>Gift Orban için satın alma formülü</p>

<p>Transfer iddiasında en çok dikkat çeken ayrıntı, kiralama anlaşmasına eklendiği belirtilen satın alma maddesi oldu. Bazı aktarımlarda bu maddenin satın alma opsiyonu, bazı iddialarda ise belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde zorunlu satın alma şeklinde düzenlendiği ifade ediliyor.</p>

<p>Amedspor’un oyuncunun performansını bir sezon boyunca değerlendirdikten sonra bonservisini alma fırsatı elde etmek istediği belirtiliyor. Transferin açıklanması hâlinde satın alma şartlarının kulübün resmî duyurusuyla netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Amedspor hücum hattını güçlendirmek istiyor</p>

<p>Yeni sezon öncesinde santrfor bölgesine süratli, fizik gücü yüksek ve savunma arkasına koşu yapabilen bir futbolcu kazandırmak isteyen Amedspor’un Gift Orban profilinde karar kıldığı öne sürülüyor.</p>

<p>Asıl mevkisi santrfor olan Nijeryalı oyuncu, gerektiğinde kanat ve ikinci forvet bölgelerinde de görev yapabiliyor. Hücum hattındaki hareketliliği ve ceza sahası içindeki bitiriciliği, oyuncuyu Amedspor’un transfer planlaması açısından dikkat çekici hâle getiriyor.</p>

<p>Gift Orban kimdir?</p>

<p>Gift Orban, kariyerinde Nijerya’nın ardından Norveç, Belçika, Fransa ve Almanya’da forma giydi. Gent döneminde gösterdiği golcü performansla Avrupa kulüplerinin dikkatini çeken oyuncu, daha sonra Lyon’a transfer oldu.</p>

<p>Nijeryalı hücum oyuncusu kariyerini Hoffenheim’da sürdürüyor. Orban’ın Alman kulübündeki geleceğinin kadro planlaması ve Amedspor ile yürütüldüğü öne sürülen görüşmeler doğrultusunda şekillenmesi bekleniyor.</p>

<p>Gift Orban Amedspor’a transfer olacak mı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Amedspor ile Hoffenheim arasında kiralık transfer konusunda anlaşma sağlandığı iddia edilse de imzaların atıldığına ilişkin doğrulanmış bir açıklama bulunmuyor. Sağlık kontrolü, oyuncunun kişisel şartları ve sözleşmedeki satın alma maddesinin son hâli transferin önündeki temel aşamalar olarak gösteriliyor.</p>

<p>Sürecin olumlu tamamlanması durumunda Gift Orban’ın kısa süre içerisinde Türkiye’ye gelerek Amedspor’un yeni sezon hazırlıklarına katılabileceği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/amedspordan-gift-orban-bombasi-anlasma-ve-satin-alma-maddesi-iddiasi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:06:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/futbol-kulis/i-m-g-5667.jpeg" type="image/jpeg" length="44986"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’dan Ümit Akdağ hamlesi: Bonservis pazarlığı başladı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-umit-akdag-hamlesi-bonservis-pazarligi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-umit-akdag-hamlesi-bonservis-pazarligi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın Alanyaspor forması giyen Ümit Akdağ için Akdeniz ekibiyle görüşme yaptığı öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Alanyaspor’un genç stoper için 8 ila 10 milyon avro arasında bonservis talep ettiği, sarı-kırmızılıların ise bu rakamı yüksek bulduğu iddia edildi.</p>

<p>Galatasaray’da savunma hattına yönelik transfer çalışmaları sürerken Ümit Akdağ dosyasında yeni bir gelişme yaşandı. Sarı-kırmızılı yönetimin, Alanyaspor’un 22 yaşındaki stoperini kadrosuna katmak için kulübüyle temas kurduğu ileri sürüldü.</p>

<p>Yapılan ilk görüşmede Alanyaspor’un Ümit Akdağ için 8 ila 10 milyon avro arasında bonservis bedeli istediği belirtildi. Galatasaray yönetiminin talep edilen rakamı yüksek bulduğu ve transfer şartlarını aşağı çekmek amacıyla pazarlıkları sürdürdüğü öne sürülüyor.</p>

<p>Kulüpler arasında anlaşma sağlandığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Galatasaray yerli savunmacı arıyor</p>

<p>Galatasaray’ın savunma rotasyonuna genç ve yerli statüsünde kullanılabilecek bir oyuncu kazandırmak istediği belirtiliyor. Sol ayaklı olan Ümit Akdağ’ın stoperin yanı sıra sol bek bölgesinde de görev yapabilmesi, oyuncuyu sarı-kırmızılıların kadro planlaması açısından dikkat çekici hâle getiriyor.</p>

<p>Teknik heyetin genç savunmacıyı uzun vadeli kadro yapılanmasına uygun bir isim olarak değerlendirdiği öne sürülüyor. Galatasaray’ın yüksek bonservis talebinin düşürülmesi hâlinde görüşmeleri hızlandırabileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Alanyaspor bonservis talebinde geri adım atmıyor</p>

<p>Ümit Akdağ’a Galatasaray dışında farklı Süper Lig kulüplerinin de ilgi gösterdiği konuşuluyor. Bu ilginin Alanyaspor’un bonservis beklentisini yükselttiği ve Akdeniz temsilcisinin genç oyuncuyu düşük bir bedelle bırakmak istemediği belirtiliyor.</p>

<p>Galatasaray’ın doğrudan bonservis teklifinin yanı sıra bonuslar, sonraki satıştan pay veya ödeme takvimi içeren alternatif bir paket hazırlayabileceği değerlendiriliyor. Ancak olası teklifin içeriğine ilişkin kulüpler tarafından yapılmış resmî bir açıklama yok.</p>

<p>Ümit Akdağ kimdir?</p>

<p>6 Ekim 2003’te Bükreş’te dünyaya gelen Ümit Akdağ, stoper pozisyonunda görev yapıyor. Türkiye ve Romanya vatandaşlığı bulunan sol ayaklı savunmacı, 1,92 metrelik boyuyla hava toplarındaki etkinliğiyle öne çıkıyor.</p>

<p>Alanyaspor ile sözleşmesi 30 Haziran 2028’e kadar devam eden Ümit Akdağ, daha önce Fransa’da Toulouse formasıyla da deneyim kazandı. Genç oyuncunun güncel kulübü Alanyaspor olurken, transferin gerçekleşmesi için Akdeniz temsilcisiyle bonservis anlaşması yapılması gerekiyor.</p>

<p>Ümit Akdağ Galatasaray’a transfer olacak mı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Galatasaray’ın Ümit Akdağ için Alanyaspor ile görüşme gerçekleştirdiği iddia edilse de transfer henüz anlaşma aşamasına gelmiş değil. Bonservis talebinin pazarlıklardaki en önemli engel olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Sarı-kırmızılı yönetimin Alanyaspor’un istediği rakamı aşağı çekmesi veya alternatif bir ödeme modelinde uzlaşması hâlinde transfer sürecinin hızlanabileceği ifade ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-umit-akdag-hamlesi-bonservis-pazarligi-basladi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/futbol-kulis/i-m-g-5665.jpeg" type="image/jpeg" length="62793"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Cengiz Ünder’e Torino talip oldu: Fenerbahçe’de ayrılık ihtimali]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/cengiz-undere-torino-talip-oldu-fenerbahcede-ayrilik-ihtimali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/cengiz-undere-torino-talip-oldu-fenerbahcede-ayrilik-ihtimali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fenerbahçe’ye dönen Cengiz Ünder için İtalya’dan transfer iddiası geldi. Torino’nun millî futbolcunun şartlarını araştırdığı, sarı-lacivertlilerin ise uygun teklif gelmesi hâlinde ayrılığa sıcak bakabileceği öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Fenerbahçe’de yeni sezon kadro planlaması sürerken Cengiz Ünder’in geleceği yeniden transfer gündemine geldi. İtalya Serie A ekiplerinden Torino’nun 29 yaşındaki kanat oyuncusunu takip ettiği ve transfer koşulları hakkında bilgi aldığı iddia edildi.</p>

<p>İtalyan ekibinin henüz resmî teklif sunmadığı, temasların oyuncunun sözleşme şartlarını öğrenme aşamasında olduğu belirtiliyor. Cengiz Ünder’in daha önce Roma forması giymesi ve Serie A’yı yakından tanıması, Torino’nun ilgisini güçlendiren ayrıntılardan biri olarak gösteriliyor.</p>

<p>Cengiz Ünder Fenerbahçe’ye geri döndü</p>

<p>Geçen sezonu Beşiktaş’ta kiralık geçiren Cengiz Ünder, satın alma seçeneğinin kullanılmamasının ardından Fenerbahçe’ye döndü. Tecrübeli oyuncu yeni sezon hazırlıklarına sarı-lacivertli takımla başladı.</p>

<p>Fenerbahçe’nin hücum hattına yaptığı yeni transferlerin ardından Cengiz Ünder’in forma rekabetindeki durumu da merak konusu oldu. Sarı-lacivertlilerin uygun mali koşulların oluşması hâlinde oyuncunun kiralık veya bonservisiyle ayrılmasını değerlendirebileceği ileri sürülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>UEFA kadrosundan çıkarıldı</p>

<p>Cengiz Ünder’in Torino iddiasıyla aynı dönemde UEFA Şampiyonlar Ligi eleme kadrosundan çıkarılması ayrılık ihtimalini güçlendirdi. Fenerbahçe, kadroya Mason Greenwood’u eklerken Cengiz Ünder’i listeden çıkardı.</p>

<p>Bu kararın doğrudan transfer görüşmeleriyle bağlantılı olup olmadığı bilinmiyor. Ancak oyuncunun geleceğine ilişkin tartışmaların yeniden hız kazanmasına neden oldu.</p>

<p>Torino kiralama formülünü değerlendirebilir</p>

<p>Torino’nun transferi doğrudan bonservisle değil, kiralama modeli üzerinden gerçekleştirmek istediği öne sürülüyor. İtalyan kulübünün öncelikle oyuncunun maaşı ile Fenerbahçe’nin talep edeceği kiralama bedelini değerlendireceği belirtiliyor.</p>

<p>Cengiz Ünder’in Fenerbahçe ile sözleşmesi 30 Haziran 2027’ye kadar devam ediyor. Bu nedenle olası transfer için sarı-lacivertli kulübün onayı gerekiyor.</p>

<p>Cengiz Ünder Torino’ya transfer olacak mı?</p>

<p>Torino’nun Cengiz Ünder’in şartlarını araştırdığı öne sürülse de kulüpler arasında anlaşma sağlandığına veya resmî teklif sunulduğuna ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.</p>

<p>Transfer sürecinin Fenerbahçe’nin oyuncu için vereceği karar ve Torino’nun hazırlayacağı mali pakete göre şekillenmesi bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/cengiz-undere-torino-talip-oldu-fenerbahcede-ayrilik-ihtimali</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/futbol-kulis/i-m-g-5661.jpeg" type="image/jpeg" length="56549"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’tan Raul Asencio hamlesi: Görüşmelerde sona gelindi iddiası]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktastan-raul-asencio-hamlesi-gorusmelerde-sona-gelindi-iddiasi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/besiktastan-raul-asencio-hamlesi-gorusmelerde-sona-gelindi-iddiasi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın Real Madrid forması giyen İspanyol stoper Raul Asencio için yürüttüğü transfer görüşmelerinde önemli mesafe aldığı öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Siyah-beyazlıların genç savunmacıyı yeni sezon kampına yetiştirmeyi hedeflediği iddia edildi.</p>

<p>Beşiktaş’ta savunma hattını güçlendirmeye yönelik transfer çalışmaları sürerken Raul Asencio ismi yeniden gündeme geldi. Siyah-beyazlı yönetimin, Real Madrid’in 23 yaşındaki stoperi için yaptığı temaslarda son aşamaya yaklaştığı ileri sürüldü.</p>

<p>Transfer görüşmelerinde kalan ayrıntıların ele alındığı ve oyuncunun da Beşiktaş’ın sunduğu projeye olumlu yaklaştığı iddia ediliyor. Ancak Beşiktaş, Real Madrid veya Raul Asencio cephesinden anlaşma sağlandığına ilişkin resmî bir açıklama yapılmadı.</p>

<p>Beşiktaş savunmaya genç stoper arıyor</p>

<p>Siyah-beyazlıların yeni sezon yapılanmasında savunmaya genç, hızlı ve geriden oyun kurabilen bir stoper eklemek istediği belirtiliyor. Asencio’nun hem sağ hem de sol stoper bölgesinde görev yapabilmesi nedeniyle transfer listesinin üst sıralarına çıktığı öne sürülüyor.</p>

<p>Beşiktaş yönetiminin transferi kısa süre içerisinde sonuçlandırarak İspanyol futbolcuyu takımın hazırlık kampına dahil etmeyi planladığı iddia edildi. Görüşmelerin bonservis bedeli ve ödeme planı üzerinde yoğunlaştığı değerlendiriliyor.</p>

<p>Real Madrid’de forma rekabeti yaşanıyor</p>

<p>Raul Asencio, Real Madrid’in altyapısından yetişerek A takıma yükseldi. İspanyol savunmacı, 13 Şubat 2003’te Las Palmas’ta dünyaya geldi ve 1,84 metre boyunda. Real Madrid’in güncel A takım kadrosunda yer alan Asencio, savunmadaki fizik gücü ve pas kalitesiyle dikkat çekiyor.</p>

<p>Genç futbolcunun Real Madrid ile 2031 yılına kadar sözleşmesi bulunuyor. Bu nedenle transferin gerçekleşmesi için iki kulübün bonservis veya kiralama formülünde anlaşması gerekiyor.</p>

<p>Raul Asencio Beşiktaş’a gelecek mi?</p>

<p>Beşiktaş’ın Raul Asencio için görüşmelerde sona yaklaştığı öne sürülse de transferin tamamlandığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor. Real Madrid’in oyuncunun geleceğine ilişkin vereceği karar ve talep edeceği mali şartlar sürecin belirleyici başlıkları olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siyah-beyazlıların genç stoper transferini kısa sürede sonuçlandırmak istediği belirtilirken, gözler kulüplerden gelebilecek açıklamalara çevrildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktastan-raul-asencio-hamlesi-gorusmelerde-sona-gelindi-iddiasi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/futbol-kulis/i-m-g-5659.jpeg" type="image/jpeg" length="75330"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[PMYO başvuru 2026 için geri sayım: Polis Akademisi ilanı bekleniyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/pmyo-basvuru-2026-icin-geri-sayim-polis-akademisi-ilani-bekleniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/pmyo-basvuru-2026-icin-geri-sayim-polis-akademisi-ilani-bekleniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 PMYO başvuruları henüz başlamadı. YKS sonuçlarının açıklanmasının ardından gözler, Polis Akademisi Başkanlığının yayımlayacağı 25. Dönem PMYO öğrenci alım duyurusuna çevrildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Başvuru tarihleri, kontenjan, TYT taban puanı ve kesin şartlar resmî kılavuzla belli olacak. Adayların yalnızca Polis Akademisi tarafından yapılacak açıklamaları dikkate alması gerekiyor.</p>

<p>2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı sonuçlarının 21 Temmuz’da erişime açılmasıyla birlikte “PMYO başvuru 2026 ne zaman başlayacak?” araması hız kazandı. Ancak yapılan son kontrolde, Polis Akademisi tarafından 25. Dönem Polis Meslek Yüksekokulu öğrenci alımına ilişkin başvuru kılavuzunun henüz yayımlanmadığı görüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>PMYO başvuruları başladı mı?</p>

<p>PMYO başvuru ekranı şu an için açılmadı. Başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda resmî bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Başvuruların YKS sonuçlarının ardından ilan edilmesi beklenirken kesin tarih konusunda Polis Akademisinin duyurusu esas alınacak. Geçmiş yıllardaki takvim, 2026 başvurularının yaz döneminde alınabileceğine işaret etse de ilan yayımlanmadan herhangi bir tarih kesin kabul edilemez.</p>

<p>Geçen yıl başvurular ağustos ayında alınmıştı</p>

<p>Polis Akademisi, 2025 yılında 24. Dönem PMYO başvurularını 2-6 Ağustos tarihleri arasında kabul etmişti. Söz konusu dönemde 2 bin erkek ve 500 kadın olmak üzere toplam 2 bin 500 öğrenci kontenjanı açıklanmıştı. (Polis Akademisi⁠)</p>

<p>Bu takvim 2026 yılı için yalnızca referans niteliği taşıyor. Yeni dönemin başvuru günleri, kadın ve erkek aday kontenjanları ile sınav aşamaları 25. Dönem PMYO kılavuzunda kesinleşecek.</p>

<p>PMYO başvurusu nasıl yapılacak?</p>

<p>Başvuruların önceki dönemlerde olduğu gibi Polis Akademisi Aday İşlemleri Sistemi üzerinden, e-Devlet bilgileri kullanılarak çevrim içi alınması bekleniyor.</p>

<p>Adayların başvuru öncesinde kişisel ve eğitim bilgilerini kontrol etmesi, TYT sonuç belgesini incelemesi ve ilan edilecek kılavuzu son güne bırakmadan okuması önem taşıyor. Başvuru ücretinin bulunup bulunmadığı ve ödeme yöntemi de yeni duyuruda açıklanacak.</p>

<p>PMYO için TYT puanı kaç olmalı?</p>

<p>2026 yılına ait kesin TYT taban puanı henüz duyurulmadı. Bir önceki alım döneminde adaylardan TYT puan türünde en az 250 ham puan istenmişti. Şehit veya vazife malulü eş ve çocukları için taban puan 200 olarak uygulanmıştı.</p>

<p>Bu puanlar 2026 alımı için otomatik olarak geçerli kabul edilmemeli. Polis Akademisi, gerekli gördüğü durumlarda taban puan ve değerlendirme ölçütlerinde değişiklik yapabilir.</p>

<p>PMYO başvuru şartları belli oldu mu?</p>

<p>Yeni dönem şartlarının tamamı henüz kesinleşmedi. Önceki PMYO alımlarında genel olarak şu kriterler aranmıştı:</p>

<p>Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak, lise veya dengi okuldan mezun olmak, başvuru yılı için belirlenen TYT puanını almak, yaş şartını karşılamak, sağlık ve adli sicil kriterlerini taşımak.</p>

<p>Geçmiş dönemlerde ayrıca erkek adaylar için en az 167 santimetre, kadın adaylar için en az 162 santimetre boy şartı uygulanmış; beden kitle indeksinin 18 ile 27 arasında olması istenmişti.</p>

<p>Yaş hesabında ise ilanda belirtilen doğum tarihi aralığı esas alınıyor. Bu nedenle adayların kendi hesaplamaları yerine 2026 kılavuzunda yer alacak başlangıç ve bitiş tarihlerini dikkate alması gerekiyor.</p>

<p>Adayları hangi aşamalar bekliyor?</p>

<p>Ön başvurusu kabul edilen adaylar yalnızca TYT puanıyla doğrudan PMYO’ya yerleşmiyor. Aday belirleme sürecinin ardından ön sağlık kontrolü, fiziki yeterlilik sınavı ve mülakat aşamaları uygulanıyor.</p>

<p>Sınav merkezleri, aday çağrı taban puanları, parkur talimatı ve sınav tarihleri başvuru sürecinden sonra ayrı duyurularla açıklanıyor. Sağlık şartlarını karşılamayan veya gerekli belgeleri süresi içinde teslim etmeyen adayların işlemleri sona erdirilebiliyor.</p>

<p>PMYO başvurusunda son durum</p>

<p>21 Temmuz 2026 itibarıyla 25. Dönem PMYO başvuru tarihleri, kontenjanı ve kesin TYT taban puanı açıklanmadı. YKS sonuçlarının ilan edilmesiyle birlikte Polis Akademisinin yeni öğrenci alım duyurusunu yayımlaması bekleniyor.</p>

<p>Resmî ilan geldiğinde başvuru tarihleri, adaylarda aranacak şartlar, sınav ücreti, kontenjan dağılımı ve başvuru ekranına ilişkin bütün ayrıntılar kesinleşecek. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/pmyo-basvuru-2026-icin-geri-sayim-polis-akademisi-ilani-bekleniyor</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6343.jpeg" type="image/jpeg" length="19006"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kırıkkale Üniversitesi’nin acı kaybı: Doç. Dr. Mehmet Demirci vefat etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kirikkale-universitesinin-aci-kaybi-doc-dr-mehmet-demirci-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kirikkale-universitesinin-aci-kaybi-doc-dr-mehmet-demirci-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırıkkale Üniversitesi Delice Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Demirci’nin vefatı, ailesi, öğrencileri ve akademik camiada büyük üzüntüye neden oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Demirci’nin cenazesi, 21 Temmuz Salı günü Ankara’da son yolculuğuna uğurlanacak.</p>

<p>Kırıkkale Üniversitesi Delice Meslek Yüksekokulu Veterinerlik Bölümü akademisyenlerinden Doç. Dr. Mehmet Demirci vefat etti. Acı haberin ardından üniversite yönetimi tarafından yayımlanan taziye mesajında Demirci’ye Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve Kırıkkale Üniversitesi camiasına başsağlığı dilendi.</p>

<p>DOÇENTLİK UNVANINI YENİ ALMIŞTI</p>

<p>Yozgat’ta doğan Mehmet Demirci, ilk ve orta öğrenimini İstanbul’da tamamladı. İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Veteriner Fakültesinden 2003 yılında mezun olan Demirci, meslek hayatının ilk döneminde belediyede ve serbest veteriner hekim olarak görev yaptı.</p>

<p>Demirci, 2011 yılında Kırıkkale Üniversitesi Delice Meslek Yüksekokulu Laborant ve Veteriner Sağlık Programında öğretim görevlisi olarak akademik kariyerine başladı. Doktora eğitimini 2018 yılında tamamlayan Demirci, 2023 ile 2026 yılları arasında doktor öğretim üyesi olarak çalışmalarını sürdürdü. Temmuz 2026’da ise doçentlik unvanını almaya hak kazandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>ÖĞRENCİLERİ VE MESLEKTAŞLARI YASA BOĞULDU</p>

<p>Veterinerlik Bölümü bünyesinde eğitim ve araştırma faaliyetlerini sürdüren Doç. Dr. Mehmet Demirci’nin ani vefatı, öğrencileri ve çalışma arkadaşları arasında derin üzüntüye yol açtı. Demirci, özellikle Laborant ve Veteriner Sağlık Programındaki akademik çalışmaları ve öğrenci yetiştirme faaliyetleriyle tanınıyordu.</p>

<p>CENAZESİ ANKARA’DA DEFNEDİLECEK</p>

<p>Doç. Dr. Mehmet Demirci için 21 Temmuz 2026 Salı günü Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda cenaze töreni düzenlenecek. Demirci’nin cenazesi, öğle namazının ardından kılınacak cenaze namazı sonrası toprağa verilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kirikkale-universitesinin-aci-kaybi-doc-dr-mehmet-demirci-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6342.jpeg" type="image/jpeg" length="14407"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Haliç’teki tekne kazasında yaşamını yitiren Sürmeneli Yasin Konya toprağa verildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/halicteki-tekne-kazasinda-yasamini-yitiren-surmeneli-yasin-konya-topraga-verildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/halicteki-tekne-kazasinda-yasamini-yitiren-surmeneli-yasin-konya-topraga-verildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İstanbul Haliç’te köprü ayağına çarpan tur teknesinden denize düşerek yaşamını yitiren Sürmeneli gemi personeli Yasin Konya, Ümraniye’de kılınan cenaze namazının ardından Beykoz’daki Şahinkaya Mezarlığı’nda son yolculuğuna uğurlandı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>İstanbul’un Fatih ilçesindeki Haliç’te meydana gelen deniz kazası, Trabzon’un Sürmene ilçesine acı haber getirdi. Tur teknesinde görev yapan Yasin Konya, teknenin Atatürk Köprüsü’nün ayağına çarpması sonucu denize düşerek yaşamını yitirdi.</p>

<p>Tur teknesi köprü ayağına çarptı</p>

<p>Kaza, 19 Temmuz Pazar günü saat 10.30 sıralarında meydana geldi. Haliç’ten Eminönü yönüne ilerleyen “Hero” isimli tur teknesi, Atatürk Köprüsü’nün altından geçtiği sırada iskele tarafından köprü ayağına çarptı.</p>

<p>Çarpmanın etkisiyle teknenin baş bölümünde görev yapan Yasin Konya dengesini kaybederek Haliç’e düştü. Kazanın ardından teknede bulunanların ihbarı üzerine bölgeye Deniz Limanı Şube Müdürlüğü ile Sahil Güvenlik ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Arama çalışmaları yaklaşık 8 saat sürdü</p>

<p>Ekipler, Konya’ya ulaşabilmek için Haliç’te hem su üstünde hem de su altında geniş çaplı arama çalışması yürüttü. Yaklaşık 8 saat süren çalışmaların ardından Yasin Konya’nın cansız bedenine ulaşıldı. Cenaze, incelemelerin ardından İstanbul Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ümraniye’de cenaze namazı kılındı</p>

<p>Yasin Konya için 20 Temmuz Pazartesi günü Ümraniye Namık Kemal Mahallesi’ndeki Hazreti Ömer Camii’nde cenaze töreni düzenlendi. İkindi namazının ardından kılınan cenaze namazına Konya’nın ailesi, yakınları ve sevenleri katıldı.</p>

<p>Dualarla uğurlanan Yasin Konya’nın cenazesi, daha sonra Beykoz’daki Şahinkaya Mezarlığı’nda toprağa verildi. Konya’nın vefatı ailesi, sevenleri ve memleketi Sürmene’de büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Tekne kaptanı adliyeye sevk edildi</p>

<p>Kazanın ardından gözaltına alınan tekne kaptanı Mehmet P., emniyetteki işlemleri ve sağlık kontrolünün ardından adliyeye sevk edildi. Kazanın meydana geliş nedeninin belirlenmesi amacıyla başlatılan soruşturma sürüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/halicteki-tekne-kazasinda-yasamini-yitiren-surmeneli-yasin-konya-topraga-verildi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6337.jpeg" type="image/jpeg" length="34424"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Galatasaray’dan Bruno Fernandes hamlesi: Yeni görüşme hazırlığı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-bruno-fernandes-hamlesi-yeni-gorusme-hazirligi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-bruno-fernandes-hamlesi-yeni-gorusme-hazirligi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Galatasaray’ın 10 numara transferinde Manchester United kaptanı Bruno Fernandes için temaslarını yoğunlaştırmaya hazırlandığı öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sarı-kırmızılıların İngiliz kulübü ve Portekizli yıldızın temsilcileriyle pazarlık masasına oturmayı planladığı belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Galatasaray’da yeni sezon kadro planlamasının en önemli başlıklarından biri olan 10 numara transferinde Bruno Fernandes ismi yeniden öne çıktı. Sarı-kırmızılı yönetimin, Manchester United forması giyen Portekizli yıldızın transfer şartlarını öğrenmek için yeni temas hazırlığında olduğu iddia edildi.</p>

<p>Galatasaray’ın hem Manchester United hem de oyuncu cephesiyle görüşmeyi planladığı aktarılırken, transferin mali koşullarının belirleyici olacağı ifade ediliyor. Portekizli futbolcunun yüksek yıllık ücret beklentisi ve İngiliz kulübünün talep ettiği bonservis bedeli, operasyonun önündeki en büyük engeller olarak gösteriliyor.</p>

<p>Manchester United’ın bonservis beklentisi gündemde</p>

<p>Bruno Fernandes için aktarılan bonservis rakamları kaynaklara göre farklılık gösteriyor. Bazı haberlerde Manchester United’ın yaklaşık 50 milyon avro üzerinden pazarlık yapabileceği belirtilirken, İngiliz kulübünün daha yüksek bir bedel talep ettiği yönünde iddialar da bulunuyor.</p>

<p>Galatasaray’ın ise doğrudan yüksek bir bonservis ödemek yerine taksit, bonus veya satın alma şartı içeren alternatif bir transfer modeli üzerinde çalışabileceği ileri sürülüyor. Henüz Manchester United’a iletildiği doğrulanmış yeni bir resmî teklif bulunmuyor.</p>

<p>Bruno Fernandes’in maaş talebi transferi zorlaştırıyor</p>

<p>Transfer dosyasının bir diğer önemli başlığını oyuncunun maaş beklentisi oluşturuyor. Portekizli yıldızın bonuslar ve imaj haklarıyla birlikte yıllık 20 milyon avroyu aşan bir paket talep ettiği öne sürüldü. Galatasaray’ın bu maliyeti sponsor desteğiyle karşılamayı değerlendirebileceği belirtiliyor.</p>

<p>Sarı-kırmızılı yönetimin bonservis ve maaş şartlarını kabul edilebilir seviyeye çekmeden transferde resmî adım atmasının zor olduğu değerlendiriliyor.</p>

<p>Bruno Fernandes’in sözleşmesi ne zaman bitiyor?</p>

<p>Bruno Fernandes’in Manchester United ile sözleşmesi 2027 yılına kadar devam ediyor. İngiliz kulübünün sözleşmeyi bir sezon daha uzatma seçeneği de bulunuyor. Bu nedenle Galatasaray’ın transferi sonuçlandırabilmesi için hem Manchester United hem de oyuncuyla anlaşması gerekiyor.</p>

<p>Manchester United yönetimi daha önce Portekizli kaptanın takımda kalmasını istediğini açıklarken, Fernandes’in de kariyerini Avrupa’nın üst düzey organizasyonlarında sürdürmeye sıcak baktığı aktarılmıştı.</p>

<p>Bruno Fernandes Galatasaray’a gelecek mi?</p>

<p>Galatasaray’ın Bruno Fernandes’e ilgisi devam etse de transferde anlaşma sağlandığına ilişkin resmî veya güvenilir bir doğrulama bulunmuyor. Görüşme planı, bonservis pazarlığı ve oyuncunun maaş beklentisi şu aşamada iddia düzeyinde bulunuyor.</p>

<p>Sarı-kırmızılıların İngiliz kulübüyle gerçekleştireceği olası temasların ardından transferin gerçekçi olup olmadığı daha net ortaya çıkacak.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/galatasaraydan-bruno-fernandes-hamlesi-yeni-gorusme-hazirligi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:21:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/futbol-kulis/i-m-g-5665.jpeg" type="image/jpeg" length="95983"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Gülistan Doku soruşturmasında 5 ilde operasyon: 15 gözaltı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/gulistan-doku-sorusturmasinda-5-ilde-operasyon-15-gozalti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/gulistan-doku-sorusturmasinda-5-ilde-operasyon-15-gozalti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında 5 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Operasyonda aralarında sağlık çalışanları, veri giriş personelleri ve eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in eşi Handan Sonel’in de bulunduğu 15 kişi gözaltına alındı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tunceli’de 5 Ocak 2020 tarihinde kaybolan üniversite öğrencisi Gülistan Doku’ya ilişkin soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.</p>

<p>Soruşturma kapsamında belirlenen adreslere 5 ilde eş zamanlı operasyon gerçekleştirildi. Operasyonda toplam 15 şüpheli gözaltına alındı.</p>

<p>Gözaltına alınanlar arasında sağlık çalışanları da var</p>

<p>Gözaltına alınan kişiler arasında 3 doktor, 1 hemşire, 1 bilgi işlem görevlisi ve 5 veri giriş personelinin bulunduğu belirtildi.</p>

<p>Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in eşi Handan Sonel’in de soruşturma kapsamında gözaltına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Bir bilişim şirketinin sahibi, 1 iş insanı ve 2 güvenlik korucusu da gözaltına alınanlar arasında yer aldı.</p>

<p>Soruşturma işlemleri sürüyor</p>

<p>Şüphelilerin Gülistan Doku soruşturmasındaki bağlantılarının yapılacak incelemeler ve alınacak ifadelerin ardından netleşmesi bekleniyor.</p>

<p>Gözaltına alınan kişiler hakkındaki suçlamalara ilişkin henüz ayrıntılı bir açıklama yapılmadı. Soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğü bildirildi.</p>

<p>Gülistan Doku 2020 yılında kaybolmuştu</p>

<p>Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’dan, 5 Ocak 2020 tarihinde Tunceli’de kaybolmasının ardından bir daha haber alınamadı.</p>

<p>Doku’nun bulunması amacıyla bölgede uzun süre arama çalışmaları yürütülmüş, ancak genç üniversite öğrencisine ulaşılamamıştı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>3. SAYFA</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/gulistan-doku-sorusturmasinda-5-ilde-operasyon-15-gozalti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:01:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/i-m-g-8126.jpeg" type="image/jpeg" length="23005"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pedanios Dioskorides: Anadolu’dan Dünyaya Uzanan İlaç Bilgisinin Büyük Öncüsü]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/pedanios-dioskorides-anadoludan-dunyaya-uzanan-ilac-bilgisinin-buyuk-oncusu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/pedanios-dioskorides-anadoludan-dunyaya-uzanan-ilac-bilgisinin-buyuk-oncusu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bugün kullandığımız pek çok ilacın kökeninde doğa vardır. İnsanlık binlerce yıl boyunca hangi bitkinin yaraya iyi geldiğini, hangisinin ağrıyı azalttığını, hangisinin ise zehirli olduğunu deneyimleyerek öğrendi. Ancak bu dağınık bilgiyi gözlem, tanımlama ve kullanım biçimleriyle sistemli bir eserde bir araya getiren en önemli isimlerden biri, Anadolu topraklarında yetişen Pedanios Dioskorides oldu.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Onun *De Materia Medica* adlı eseri, yüzyıllar boyunca hekimlerin ve ilaç hazırlayanların başvurduğu temel kaynaklardan biri hâline geldi.</p>

<p>Bir ilaç nasıl doğar?</p>

<p>Bugün bu sorunun cevabını verirken laboratuvarlardan, moleküllerden, klinik araştırmalardan ve ruhsatlandırma süreçlerinden söz ediyoruz.</p>

<p>Fakat bundan yaklaşık iki bin yıl önce bir hekimin önünde bambaşka bir dünya vardı.</p>

<p>Dağlarda yetişen otlar…</p>

<p>Ağaçlardan akan reçineler…</p>

<p>Topraktan çıkarılan kökler…</p>

<p>Hayvansal ürünler…</p>

<p>Mineraller…</p>

<p>Şarap, yağ, bal ve çeşitli doğal maddeler…</p>

<p>İnsanlar bunların bir bölümünü hastalıkları ve yaralanmaları tedavi etmek amacıyla kullanıyor, edindikleri bilgileri kuşaktan kuşağa aktarıyordu.</p>

<p>Ancak hangi bitkinin kullanıldığı, nasıl tanınacağı, hangi bölümünün hazırlanacağı ve hangi amaçla uygulanacağı konusunda bilgiler çoğu zaman yerel geleneklere ve kişisel deneyimlere dayanıyordu.</p>

<p>Pedanios Dioskorides’in büyüklüğü, doğadaki bütün bu maddeleri ilk kez keşfetmesinde değildi.</p>

<p>Asıl önemi, kendi dönemine kadar biriken bilgileri gözlem ve deneyimlerle bir araya getirerek düzenlemeye, tanımlamaya ve gelecek kuşaklara aktarılabilir hâle getirmeye çalışmasındaydı.</p>

<p>Bu nedenle Dioskorides, modern anlamdaki farmakolojinin kurucusu olarak tanımlanmasa da farmakoloji ve farmakognozi tarihinin en önemli öncülerinden biri kabul edilir.</p>

<p>## Hikâye Anadolu’da Başladı</p>

<p>Pedanios Dioskorides, MS 1. yüzyılda Roma İmparatorluğu döneminde yaşamış Anadolulu bir hekim ve tıp yazarıydı.</p>

<p>Doğum yeri olarak antik Kilikya bölgesindeki Anazarbos gösterilir. Bugün bu antik kentin kalıntıları Adana’nın Kozan ilçesi yakınlarında bulunmaktadır.</p>

<p>Dioskorides’in kişisel yaşamı hakkında günümüze ulaşan bilgiler oldukça sınırlıdır. Doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmediği gibi, eğitiminin nerede ve nasıl gerçekleştiği konusunda da farklı görüşler bulunmaktadır.</p>

<p>Bazı araştırmacılar onun dönemin önemli bilim ve kültür merkezlerinden Tarsus’la bağlantılı olabileceğini düşünmektedir.</p>

<p>Geleneksel biyografilerde Dioskorides’in Roma ordusunda hekimlik yaptığı anlatılır. Ancak kendi eserindeki askerî bir yaşam sürdüğünü düşündüren ifadelerin nasıl yorumlanması gerektiği tartışmalıdır. Bu nedenle onun düzenli olarak Roma ordusunda hekimlik yapıp yapmadığı kesin olarak bilinmemektedir.</p>

<p>Kesin olan şudur:</p>

<p>Dioskorides yalnızca önceki metinleri aktaran bir yazar değildi.</p>

<p>Eserinin yapısı, doğal maddeleri tanımaya, karşılaştırmaya ve onların tıbbi kullanımlarını sistemli biçimde kaydetmeye büyük önem verdiğini göstermektedir.</p>

<p>## Doğa Onun Büyük Laboratuvarıydı</p>

<p>Dioskorides’in yaşadığı çağda bugünkü anlamıyla deneysel farmakoloji yoktu.</p>

<p>Bir maddenin kimyasal yapısını çözmek, etkin molekülünü belirlemek veya kontrollü klinik araştırmalar yapmak mümkün değildi.</p>

<p>Ancak dikkatli gözlem vardı.</p>

<p>Tecrübe vardı.</p>

<p>Ve kuşaklar boyunca biriken geniş bir bilgi birikimi vardı.</p>

<p>Dioskorides bütün bunları bir araya getirmeye çalıştı.</p>

<p>Bir bitkiyi yalnızca adıyla kaydetmek yeterli değildi.</p>

<p>Nasıl görünüyordu?</p>

<p>Nerede yetişiyordu?</p>

<p>Hangi bölümü kullanılıyordu?</p>

<p>Kökü mü?</p>

<p>Yaprağı mı?</p>

<p>Tohumu mu?</p>

<p>Reçinesi mi?</p>

<p>Nasıl hazırlanıyordu?</p>

<p>Hangi hastalık veya belirti için kullanılıyordu?</p>

<p>Benzer bitkilerden nasıl ayırt edilebilirdi?</p>

<p>Dioskorides’in yaklaşımını çağının basit bitki listelerinden ayıran en önemli özelliklerden biri buydu.</p>

<p>O, doğadaki maddeleri yalnızca sıralamıyor; onları tanımlamaya ve tıbbi bilgi içinde belirli bir yere oturtmaya çalışıyordu.</p>

<p>## Beş Kitaplık Bir Tıp Hazinesi: De Materia Medica</p>

<p>Dioskorides’in adını bugün bile yaşatan eser, Yunanca kaleme aldığı ve daha sonra Latince adıyla ünlenen *De Materia Medica* oldu.</p>

<p>Türkçeye yaklaşık olarak “Tıbbi Maddeler Üzerine” şeklinde çevrilebilecek eser beş kitaptan oluşuyordu.</p>

<p>Burada yalnızca şifalı bitkiler yoktu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bitkilerden elde edilen maddelerin yanı sıra yağlar, şaraplar, reçineler, hayvansal kökenli ürünler ve çeşitli mineraller de ele alınıyordu.</p>

<p>Eserde yer alan maddelerin kesin sayısı, kullanılan el yazmalarına ve modern araştırmacıların sınıflandırma yöntemlerine göre değişmektedir.</p>

<p>Ancak genel olarak *De Materia Medica*, yüzlerce bitkinin yanı sıra hayvansal ve mineral kökenli çok sayıda maddeyi kapsayan son derece geniş bir tıbbi madde bilgisini bir araya getiriyordu.</p>

<p>Dioskorides yalnızca maddelerin isimlerini sıralamadı.</p>

<p>Onların özelliklerini, hazırlanış biçimlerini ve kendi döneminde hangi hastalık veya belirtiler için kullanıldıklarını da kaydetti.</p>

<p>Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir.</p>

<p>Dioskorides’in bir madde için belirttiği kullanım alanı, o etkinin bugün modern tıp tarafından bilimsel olarak doğrulandığı anlamına gelmez.</p>

<p>Onun eseri kendi çağının tıbbi bilgi birikimini yansıtmaktadır.</p>

<p>Bazı maddelerin etkileri daha sonraki bilimsel araştırmalarla desteklenmiş, bazı kullanımlar terk edilmiş, bazı bitkilerin ise hangi modern türe karşılık geldiği konusunda hâlâ tartışmalar yaşanmıştır.</p>

<p>Bu nedenle *De Materia Medica*, günümüz için doğrudan uygulanabilecek bir tedavi rehberinden çok, tıp ve eczacılık tarihinin olağanüstü bir belgesi olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>## Bir Bitkinin Adını Bilmek Yetmiyordu</p>

<p>Dioskorides için en önemli sorunlardan biri doğru maddeyi tanımaktı.</p>

<p>Çünkü yanlış bitki bazen etkisiz olabilirdi.</p>

<p>Bazen de zehirli.</p>

<p>Bu nedenle eserinde maddelerin görünüşleri, yetiştikleri yerler, farklı bölgelerde kullanılan isimleri ve hazırlanış biçimleri hakkında bilgiler vermeye çalıştı.</p>

<p>Bu yaklaşım, yüzyıllar sonra bağımsız bir bilim alanına dönüşecek olan farmakognozinin tarihsel gelişimi açısından özellikle önemlidir.</p>

<p>Farmakognozi, en genel anlamıyla doğal kaynaklardan elde edilen tıbbi maddeleri inceleyen bilim alanıdır.</p>

<p>Bitkinin kendisini tanımak…</p>

<p>Doğru türü belirlemek…</p>

<p>Hangi bölümünün kullanılacağını bilmek…</p>

<p>Toplama ve hazırlama yöntemlerini incelemek…</p>

<p>Dioskorides’in üzerinde durduğu meselelerin bir bölümü bunlardı.</p>

<p>Elbette onun yöntemi modern farmakognoziyle aynı değildi.</p>

<p>Mikroskop yoktu.</p>

<p>Kimyasal analiz yoktu.</p>

<p>Moleküler tanımlama yoktu.</p>

<p>Fakat temel sorun çoktan fark edilmişti:</p>

<p>**İlaç olarak kullandığımız doğal maddeyi gerçekten tanıyor muyuz?**</p>

<p>Bu soru bugün de farmasötik bilimlerin temel meselelerinden biri olmayı sürdürüyor.</p>

<p>## Haşhaştan Aloeye Uzanan Bir Doğa Bilgisi</p>

<p>*De Materia Medica*’nın sayfalarında bugün de tanıdığımız çok sayıda bitki ve doğal maddeyle karşılaşmak mümkündür.</p>

<p>Haşhaş…</p>

<p>Aloe…</p>

<p>Safran…</p>

<p>Adamotu…</p>

<p>Çeşitli aromatik bitkiler…</p>

<p>Reçineler…</p>

<p>Yağlar…</p>

<p>Bitkisel ve mineral kökenli maddeler…</p>

<p>Ancak Dioskorides’in anlattığı tarihsel kullanımlarla modern ilaçlar arasında doğrudan ve kesintisiz bir eşitlik kurmak yanıltıcı olabilir.</p>

<p>Modern farmakoloji, bir doğal maddenin içindeki bileşikleri tanımlar, etkin maddeleri araştırır, dozlarını belirlemeye çalışır, yan etkilerini ve ilaç etkileşimlerini inceler.</p>

<p>Dioskorides’in dünyasında böyle bir bilimsel altyapı yoktu.</p>

<p>Buna rağmen onun oluşturduğu kayıt, doğal maddelere ilişkin bilgilerin sonraki kuşaklar tarafından karşılaştırılması, tartışılması ve geliştirilmesi açısından son derece değerliydi.</p>

<p>## Bir Kitap Nasıl Bin Beş Yüz Yıldan Fazla Yaşar?</p>

<p>Bir bilim kitabı düşünün.</p>

<p>İmparatorluklar yıkılıyor.</p>

<p>Diller değişiyor.</p>

<p>Yeni devletler kuruluyor.</p>

<p>Tıp anlayışı dönüşüyor.</p>

<p>Ama o kitap kopyalanmaya devam ediyor.</p>

<p>*De Materia Medica*’nın hikâyesi biraz da budur.</p>

<p>Dioskorides’in eseri bin beş yüz yılı aşan bir süre boyunca Akdeniz, Avrupa ve İslam dünyasının tıp, eczacılık ve bitki bilgisi geleneğinde etkili olan temel metinlerden biri olarak varlığını sürdürdü.</p>

<p>Metin Yunanca el yazmalarıyla çoğaltıldı.</p>

<p>Latinceye aktarıldı.</p>

<p>Arapçaya çevrildi.</p>

<p>Farklı coğrafyalarda yeniden yorumlandı.</p>

<p>Buradaki en büyük sorunlardan biri bitkilerin isimleriydi.</p>

<p>Bir bölgede bilinen bir bitkinin Yunanca adı başka bir coğrafyada hangi bitkiye karşılık geliyordu?</p>

<p>Aynı bitki farklı dillerde hangi adlarla biliniyordu?</p>

<p>Aynı isim farklı bölgelerde farklı bitkiler için kullanılıyor olabilir miydi?</p>

<p>Dioskorides’in mirası böylece yalnızca tıp tarihinin değil, botanik terminolojisinin ve bilimsel çeviri tarihinin de önemli meselelerinden biri hâline geldi.</p>

<p>## Yunancadan Arapçaya, Doğu’dan Batı’ya Uzanan Bir Bilgi Yolculuğu</p>

<p>Dioskorides’in eserinin tarihsel etkisinin en dikkat çekici yönlerinden biri, farklı medeniyetlerin ortak bilimsel mirasının bir parçasına dönüşmesidir.</p>

<p>Antik dünyanın bilim geleneğinde ortaya çıkan metin, Bizans döneminde kopyalanmaya devam etti.</p>

<p>Latince dünyasında farklı biçimlerde dolaşıma girdi.</p>

<p>İslam medeniyetinin yükselişi sırasında Arapçaya çevrildi ve hekimler, eczacılar ile botanik bilgisiyle ilgilenen bilim insanları tarafından incelendi.</p>

<p>9. yüzyıldaki büyük tercüme hareketleri sırasında *De Materia Medica*’nın Arapçaya aktarılması, eserin yeni bir bilim coğrafyasına taşınmasını sağladı.</p>

<p>Bu aktarım yalnızca bir metnin kelimelerinin başka bir dile çevrilmesinden ibaret değildi.</p>

<p>Bitkilerin tanımlanması, yerel adlarının bulunması ve farklı coğrafyalardaki türlerle karşılaştırılması da gerekiyordu.</p>

<p>Daha sonraki yüzyıllarda Avrupa’da el yazmaları ve basılı edisyonlar üzerinden dolaşımını sürdüren eser, Rönesans döneminde yeni yorumlarla yeniden yayımlandı.</p>

<p>Matbaanın yaygınlaşması, Dioskorides’in eserinin daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmasını sağladı.</p>

<p>Böylece Anazarboslu bir hekimin kaleme aldığı bilgiler, farklı dillerde ve farklı kültürlerde yaşamaya devam etti.</p>

<p>## Viyana Dioskorides’i: Bir Kitaptan Fazlası</p>

<p>Dioskorides’in mirasının günümüze ulaşmasını sağlayan en önemli tarihî belgelerden biri, **Viyana Dioskorides’i** olarak bilinen görkemli el yazmasıdır.</p>

<p>6. yüzyılın başlarında hazırlanan bu zengin resimli el yazması, aristokrat Anicia Juliana için hazırlanmıştı.</p>

<p>Sayfalarındaki bitki resimleri yalnızca estetik açıdan değil, tıp ve botanik bilgisinin aktarımı açısından da büyük önem taşımaktadır.</p>

<p>Bugün Avusturya Millî Kütüphanesi’nde korunan eser, 1997 yılında UNESCO Dünya Belleği Programı’nın uluslararası siciline alınmıştır.</p>

<p>Bir bakıma Viyana Dioskorides’i, bilginin yüzyıllar boyunca nasıl yaşatılabildiğinin somut bir örneğidir.</p>

<p>Dioskorides öldü.</p>

<p>İmparatorluklar değişti.</p>

<p>Yüzyıllar geçti.</p>

<p>Ancak onun kaleme aldığı bilgiler başka eller tarafından yeniden kopyalandı.</p>

<p>Bitkiler yeniden çizildi.</p>

<p>Metinler başka dillere çevrildi.</p>

<p>Ve bilgi yolculuğuna devam etti.</p>

<p>## Dioskorides Modern Bilimin Neresinde Duruyor?</p>

<p>Dioskorides’i değerlendirirken iki uçtan da kaçınmak gerekir.</p>

<p>Onu modern farmakolojinin bütün yöntemlerini iki bin yıl önce kurmuş bir bilim insanı gibi göstermek tarihsel olarak doğru değildir.</p>

<p>Ancak onu yalnızca eski bitki tariflerini bir araya getiren sıradan bir derleyici olarak görmek de büyük bir haksızlık olur.</p>

<p>Dioskorides’in tarihsel önemi, kendi çağının imkânları içinde doğal maddelere ilişkin geniş bir bilgi birikimini düzenli ve kullanılabilir bir tıp kaynağı hâline getirmesindedir.</p>

<p>Bugünkü ilaç bilimi artık çok daha ileridedir.</p>

<p>Doğal bir maddenin içindeki etkin bileşikler analiz edilebilmekte, etkileri laboratuvarda araştırılmakta ve klinik çalışmalarla değerlendirilebilmektedir.</p>

<p>Ancak modern bilimin yükseldiği merdivenin eski basamaklarından bazıları, doğaya dikkatle bakan ve gördüklerini sistemli biçimde kaydeden hekimlerin çalışmalarından oluşmuştur.</p>

<p>Dioskorides de bu basamakların en önemlilerinden birini oluşturdu.</p>

<p>## Bitkisel İlaç Bilgisini Yüzyıllara Taşıyan Eser</p>

<p>İnsanlar Dioskorides’ten önce de bitkileri tedavi amacıyla kullanıyordu.</p>

<p>Dolayısıyla Dioskorides bitkisel tedaviyi keşfetmedi.</p>

<p>Onun yaptığı başka bir şeydi.</p>

<p>Dağınık bilgileri sistemli bir metinde bir araya getirdi.</p>

<p>Doğal maddeleri tanımlamaya çalıştı.</p>

<p>Kullanım biçimlerini kaydetti.</p>

<p>Farklı adları karşılaştırdı.</p>

<p>Ve doğal kaynaklardan elde edilen tıbbi maddeler konusunda yüzyıllar boyunca başvurulacak büyük bir eser ortaya çıkardı.</p>

<p>Bu nedenle fitoterapi, eczacılık, farmakoloji ve farmakognozi tarihi anlatılırken Dioskorides’in adı mutlaka anılır.</p>

<p>Onun en büyük mirası yalnızca tarif ettiği bitkiler değildir.</p>

<p>Asıl mirası, **doğadan elde edilen bir maddenin tıbbi amaçla kullanılabilmesi için önce dikkatle tanınması, gözlenmesi ve bilgisinin kayıt altına alınması gerektiği düşüncesinin tarihsel gelişimine yaptığı büyük katkıdır.**</p>

<p>## Az Bilinen İlginç Bilgiler</p>

<p>### Dioskorides’in kesin yaşam öyküsünü bilmiyoruz</p>

<p>Tıp tarihinin en etkili eserlerinden birini yazmasına rağmen Dioskorides’in kişisel yaşamı hakkında şaşırtıcı derecede az bilgi bulunmaktadır.</p>

<p>Doğum ve ölüm tarihleri kesin değildir.</p>

<p>Eğitimi ve mesleki yaşamının ayrıntıları da büyük ölçüde tarihsel yorumlara dayanmaktadır.</p>

<p>### Ünlü tasviri gerçek bir portre değildir</p>

<p>Dioskorides’i gösterdiği kabul edilen en tanınmış tasvirlerden biri Viyana Dioskorides’i el yazmasında yer alır.</p>

<p>Ancak bu eser onun yaşadığı dönemden yaklaşık dört yüzyıl sonra hazırlanmıştır.</p>

<p>Dolayısıyla bu görüntü, gerçek bir portreden çok sonraki kuşakların Dioskorides’i nasıl tasvir ettiğini gösterir.</p>

<p>### Eseri tek bir medeniyetin kitabı olmadı</p>

<p>*De Materia Medica*, Yunanca, Latince ve Arapça bilim gelenekleri içinde farklı dönemlerde dolaşıma girdi.</p>

<p>Böylece bir Anadolu hekiminin eseri, yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin ortak bilimsel mirasının bir parçasına dönüştü.</p>

<p>### En önemli nüshalarından biri UNESCO Dünya Belleği’ndedir</p>

<p>6. yüzyılın başlarından kalan Viyana Dioskorides’i, yalnızca tıp tarihi açısından değil, dünya kitap ve bilim tarihi bakımından da olağanüstü öneme sahiptir.</p>

<p>El yazması 1997 yılında UNESCO Dünya Belleği Programı’nın uluslararası siciline alınmıştır.</p>

<p>## Anadolu’dan Dünyaya Kalan Bir Miras</p>

<p>Yaklaşık iki bin yıl önce Anazarboslu bir hekimin kaleme aldığı eser, tıp ve eczacılık tarihinin en uzun ömürlü bilgi kaynaklarından biri hâline geldi.</p>

<p>Eserinde bitkilerin görünüşlerini tarif etti.</p>

<p>Köklerin, yaprakların ve tohumların özelliklerini anlattı.</p>

<p>Reçinelerin, yağların ve başka doğal maddelerin kendi dönemindeki kullanım biçimlerini kaydetti.</p>

<p>Kendisinden önce biriken bilgileri derledi, kendi döneminin deneyim ve gözlemleriyle bir araya getirerek sonraki kuşaklara aktarılabilecek sistemli bir kaynak oluşturdu.</p>

<p>Belki de kitabının yüzyıllar boyunca okunacağını bilmiyordu.</p>

<p>Eserinin Yunancadan Arapçaya ve Latinceye aktarılacağını…</p>

<p>Sayfalarındaki bitkilerin yüzyıllar sonra yeniden inceleneceğini…</p>

<p>Adının farmakoloji ve farmakognozi tarihinin en önemli isimleri arasında yaşayacağını tahmin edemezdi.</p>

<p>Ama bugün geriye baktığımızda şunu görebiliyoruz:</p>

<p>**Pedanios Dioskorides yalnızca şifalı bitkiler hakkında bir kitap yazmadı.**</p>

<p>**İnsanlığın doğadan elde ettiği tıbbi bilgiyi yüzyıllar boyunca taşıyan en büyük köprülerden birini kurdu.**</p>

<p>**Ve bu büyük bilimsel mirasın ardında, Kilikya’nın Anazarbos kentinden çıkan bir hekimin adı vardı: Pedanios Dioskorides.**</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>TIP TARİHİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/pedanios-dioskorides-anadoludan-dunyaya-uzanan-ilac-bilgisinin-buyuk-oncusu</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 08:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6329.jpeg" type="image/jpeg" length="69570"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[2026 YKS sonuçları açıklandı: ÖSYM giriş ekranı erişime açıldı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/2026-yks-sonuclari-aciklandi-osym-giris-ekrani-erisime-acildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/2026-yks-sonuclari-aciklandi-osym-giris-ekrani-erisime-acildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2026 YKS sonuçları ÖSYM tarafından açıklandı. Adaylar TYT, AYT ve YDT puanları ile başarı sıralamalarını ÖSYM sonuç ekranından öğrenebiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>YKS tercih dönemi 29 Temmuz’da başlayacak, 10 Ağustos 2026 tarihinde sona erecek. Tercihler ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi üzerinden yapılacak.</p>

<p>Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi, milyonlarca üniversite adayının beklediği 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı sonuçlarını erişime açtı. Adaylar sınav sonuçlarını T.C. kimlik numarası ve ÖSYM aday şifresiyle görüntüleyebiliyor.</p>

<p>ÖSYM şifresini hatırlamayan adaylar ise e-Devlet üzerinden giriş yaparak YKS sonuç belgesine ulaşabiliyor.</p>

<p>ÖSYM giriş ile YKS sonucu nasıl öğrenilir?</p>

<p>2026 YKS sınav sonuçlarını öğrenmek isteyen adayların ÖSYM Sonuç Açıklama Sistemi’ne girmesi gerekiyor. Sonuç sorgulama işlemi T.C. kimlik numarası ve aday şifresi kullanılarak gerçekleştiriliyor.</p>

<p>Adaylar ayrıca ÖSYM AİS sistemi üzerinden e-Devlet ile giriş seçeneğini kullanabiliyor. Sonuç belgesinde adayların TYT, AYT ve YDT puanları, başarı sıralamaları, yerleştirme puanları ve Ortaöğretim Başarı Puanı bilgileri bulunuyor.</p>

<p>ÖSYM sonuç ekranındaki bilgiler kişiye özel olduğu için adayların şifrelerini başkalarıyla paylaşmaması gerekiyor.</p>

<p>2026 YKS sonuçları bir gün erken açıklandı</p>

<p>ÖSYM’nin daha önce yayımladığı sınav takviminde YKS sonuçlarının 22 Temmuz 2026 tarihinde açıklanması bekleniyordu. Ancak sonuçlar 21 Temmuz’da erişime açıldı.</p>

<p>Böylece “YKS sonuçları açıklandı mı?”, “2026 YKS sonuçları ne zaman açıklanacak?” ve “ÖSYM sonuç ekranı açıldı mı?” sorularının yanıtı netleşti.</p>

<p>TYT, AYT ve YDT oturumlarına katılan adaylar sonuç belgelerini elektronik ortamda görüntüleyebilecek. Adaylara ayrıca basılı sonuç belgesi gönderilmeyecek.</p>

<p>YKS tercihleri ne zaman başlayacak?</p>

<p>2026 YKS tercih işlemleri 29 Temmuz’da başlayacak. Üniversite adayları tercihlerini 10 Ağustos 2026 tarihine kadar tamamlayabilecek.</p>

<p>Tercihler ÖSYM Aday İşlemleri Sistemi üzerinden bireysel olarak yapılacak. Adayların tercihlerini sisteme kaydettikten sonra kontrol etmeleri ve tercih süresi sona ermeden önce onaylamaları gerekiyor.</p>

<p>Üniversite tercih döneminde adayların yalnızca puanlarını değil, ilgili puan türündeki başarı sıralamalarını da dikkate alması önem taşıyor.</p>

<p>YKS tercih kılavuzu ne zaman yayımlanacak?</p>

<p>Üniversitelerin 2026 yılı kontenjanları, bölüm kodları, burs oranları, öğretim türleri ve özel koşulları ÖSYM tarafından yayımlanacak YKS tercih kılavuzunda yer alacak.</p>

<p>Adayların tercih listelerini hazırlamadan önce kılavuzu ayrıntılı şekilde incelemesi gerekiyor. Bazı bölümlerde başarı sırası şartı, sağlık koşulu, yaş sınırı veya özel yetenek kriteri bulunabiliyor.</p>

<p>Geçen yılın taban puanları ve başarı sıralamaları adaylara fikir verebilir. Ancak üniversite taban puanları her yıl kontenjanlar, aday tercihleri ve sınav başarısına göre yeniden oluşuyor.</p>

<p>YÖK Atlas 2026 güncellendi mi?</p>

<p>YÖK Atlas, üniversite adaylarının bölümleri, kontenjanları, geçmiş yıllardaki taban puanları ve başarı sıralamalarını karşılaştırmasına yardımcı oluyor.</p>

<p>“YÖK Atlas 2026”, “YÖK Atlas tercih robotu” ve “üniversite taban puanları 2026” araması yapan adayların sistemde görüntülenen verilerin hangi yıla ait olduğunu kontrol etmesi gerekiyor.</p>

<p>2026 yılına ait kesin kontenjanlar ve program koşulları için ÖSYM’nin yayımlayacağı tercih kılavuzu esas alınacak. YÖK Atlas verileri ise adayların tercih listesi oluştururken karşılaştırma yapmasına yardımcı olacak.</p>

<p>Tercihlerde puan mı başarı sırası mı önemli?</p>

<p>YKS tercihlerinde en önemli göstergelerden biri başarı sıralaması olacak. Sınavın zorluk düzeyi ve adayların genel başarısı her yıl değiştiği için puanlar tek başına yeterli karşılaştırma sağlamayabiliyor.</p>

<p>Adayların tercih etmek istedikleri bölümün önceki yıllardaki başarı sıralamasını, kontenjan değişimini ve yerleşen son adayın sırasını incelemesi öneriliyor.</p>

<p>Tercih listesinde yalnızca geçen yılın taban puanına göre hareket edilmesi, adayın seçeneklerini gereksiz şekilde daraltabilir.</p>

<p>2026 YKS’de iki soru iptal edildi</p>

<p>Sınavın değerlendirme sürecinde Alan Yeterlilik Testleri’nde yer alan iki soru iptal edildi.</p>

<p>Türk Dili ve Edebiyatı-Sosyal Bilimler-1 Testi’ndeki bir soru bilimsel değerlendirme sonucunda, Matematik Testi’ndeki bir soru ise yargı kararı doğrultusunda değerlendirme dışı bırakıldı.</p>

<p>Puanlama işlemleri geçerli soruların puan değerleri yeniden hesaplanarak tamamlandı. İptal edilen sorular nedeniyle adayların ayrıca herhangi bir işlem yapması gerekmiyor.</p>

<p>YKS’ye kaç aday katıldı?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>2026 YKS’nin Temel Yeterlilik Testi’ne 2 milyon 425 bin 627 aday başvurdu. Sınava katılan aday sayısı 2 milyon 255 bin 76 olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Alan Yeterlilik Testleri’ne başvuran 1 milyon 627 bin 970 adaydan 1 milyon 473 bin 113’ü sınava katıldı.</p>

<p>Yabancı Dil Testi’ne başvuran 203 bin 640 adaydan 143 bin 270’i sınava girdi.</p>

<p>YKS sonuç belgesinde hangi bilgiler yer alıyor?</p>

<p>ÖSYM YKS sonuç belgesinde adayların doğru ve yanlış cevap sayıları, ham puanları, yerleştirme puanları ve başarı sıralamaları bulunuyor.</p>

<p>Adaylar sonuç belgesinde şu puan türlerini görebiliyor:</p>

<ul>
 <li>TYT puanı ve başarı sırası</li>
 <li>Sayısal puan ve başarı sırası</li>
 <li>Sözel puan ve başarı sırası</li>
 <li>Eşit ağırlık puanı ve başarı sırası</li>
 <li>Yabancı dil puanı ve başarı sırası</li>
 <li>Ek puanlı yerleştirme bilgileri</li>
 <li>Ortaöğretim Başarı Puanı</li>
</ul>

<p>Adayların tercih sürecinde yerleştirme puanlarını ve başarı sıralamalarını esas alması gerekiyor.</p>

<p>Son durum</p>

<p>2026 YKS sonuçları açıklandı ve ÖSYM sonuç sorgulama ekranı erişime açıldı. Adaylar sonuçlarını ÖSYM şifresi veya e-Devlet giriş seçeneğiyle öğrenebiliyor.</p>

<p>YKS tercihleri 29 Temmuz-10 Ağustos 2026 tarihleri arasında yapılacak. Üniversite adaylarının tercih kılavuzunu, kontenjanları, başarı sıralamalarını ve programların özel koşullarını inceleyerek tercih listelerini oluşturması gerekiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>EĞİTİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/2026-yks-sonuclari-aciklandi-osym-giris-ekrani-erisime-acildi</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 07:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6272.jpeg" type="image/jpeg" length="28004"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Yemek Sonrası Şişkinliğin Nedeni Yalnızca Fazla Yemek Değil]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/yemek-sonrasi-siskinligin-nedeni-yalnizca-fazla-yemek-degil</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/yemek-sonrasi-siskinligin-nedeni-yalnizca-fazla-yemek-degil" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yemek sonrası şişkinlik çoğu zaman hızlı yemek, büyük porsiyonlar, gazlı içecekler veya bağırsaklarda fermente edilen karbonhidratlardan kaynaklanıyor. Ancak sık tekrarlayan, uzun süren ya da ağrı ve kilo kaybı gibi belirtilerin eşlik ettiği şişkinlik, sindirim sistemindeki başka bir sorunun işareti olabiliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yemekten sonra karında doluluk, basınç veya gerginlik hissedilmesi oldukça yaygın. Sindirim sırasında belirli miktarda gaz oluşması normal kabul edilse de yemek sonrası şişkinliğin sıklaşması; yeme biçimi, kabızlık, besin intoleransları veya bağırsak-beyin etkileşimindeki bozukluklarla ilişkili olabiliyor.[1][2]</p>

<p>Şişkinlik ile karın büyümesi aynı şey değil</p>

<p>Şişkinlik, kişinin karnında doluluk, sıkışma veya basınç hissetmesi anlamına geliyor. Karın distansiyonu ise karın çevresinin gözle görülür biçimde genişlemesini ifade ediyor.</p>

<p>Bu iki durum her zaman birlikte ortaya çıkmıyor. Şişkinlik yaşayan kişilerin yalnızca yaklaşık yarısında karın çevresinde belirgin bir genişleme görülüyor.[1] Bu nedenle kişinin yoğun bir basınç hissetmesine rağmen karnında gözle görülür bir değişiklik olmaması mümkün.</p>

<p>Şişkinlik yalnızca bağırsaklarda aşırı gaz birikmesinden de kaynaklanmayabiliyor. Bazı kişilerde bağırsaktaki normal miktardaki gaz daha yoğun hissediliyor veya diyafram ile karın kasları sindirim sırasında uyumsuz hareket ederek karının öne doğru genişlemesine neden olabiliyor.[2]</p>

<p>Yemek sonrası şişkinlik neden olur?</p>

<p>Yemek yerken bir miktar hava yutuluyor. Hızlı yemek, lokmaları yeterince çiğnememek, sakız çiğnemek, pipet kullanmak ve gazlı içecek tüketmek yutulan hava miktarını artırabiliyor.[1]</p>

<p>Mide ve ince bağırsakta tam olarak sindirilemeyen bazı karbonhidratlar kalın bağırsağa ulaştığında bakteriler tarafından parçalanıyor. Bu süreçte oluşan gaz, karında basınç ve şişkinlik hissine yol açabiliyor.[1]</p>

<p>Tek öğünde fazla miktarda yemek de mideyi gererek doluluk hissini artırabiliyor. Özellikle yağ oranı yüksek büyük öğünler midenin boşalmasını yavaşlatarak rahatsızlığın daha uzun sürmesine neden olabiliyor.</p>

<p>Lifli besinler neden bazen şişkinlik yapıyor?</p>

<p>Sebzeler, baklagiller, tam tahıllar ve meyveler sağlıklı beslenmenin önemli parçaları olsa da lif tüketiminin kısa sürede hızlı biçimde artırılması gaz ve şişkinliğe yol açabiliyor.</p>

<p>Fasulye, mercimek, lahana, karnabahar ve bazı meyvelerde bulunan karbonhidratların bir bölümü bağırsak bakterileri tarafından fermente ediliyor. Hassas sindirim sistemine sahip kişilerde bu süreç daha belirgin yakınmalara neden olabiliyor.[1][4]</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu durum lifli besinlerin tamamen bırakılması gerektiği anlamına gelmiyor. Lif miktarının kademeli artırılması, yeterli su tüketilmesi ve hangi besinlerin belirtileri tetiklediğinin gözlemlenmesi daha dengeli bir yaklaşım olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Kabızlık şişkinliği artırabilir</p>

<p>Kabızlık sırasında dışkının kalın bağırsakta daha uzun süre kalması, bağırsak içeriğinin ve gazın ilerlemesini zorlaştırabiliyor. Bu nedenle kabızlık yaşayan kişilerde yemeklerden sonra oluşan şişkinlik daha belirgin hissedilebiliyor.[1][2]</p>

<p>Şişkinliğe dışkılama güçlüğü, sert dışkı veya bağırsakların tam boşalmadığı hissi eşlik ediyorsa temel sorun yalnızca tüketilen besinler olmayabilir.</p>

<p>Uzman değerlendirmelerinde şişkinlikle birlikte kabızlık bulunan kişilerde bağırsak hareketleri ve pelvik taban kaslarının çalışma biçiminin de dikkate alınması öneriliyor.[2]</p>

<p>Besin intoleransları gözden kaçabiliyor</p>

<p>Laktozun veya bazı meyvelerde bulunan fruktozun yeterince sindirilememesi; şişkinlik, gaz, karın ağrısı ve ishale yol açabiliyor.[1]</p>

<p>Belirtilerin özellikle süt ve süt ürünleri, belirli meyveler veya tatlandırıcı içeren ürünlerin ardından tekrarlaması besin intoleransını düşündürebiliyor. Ancak çok sayıda besinin aynı anda diyetten çıkarılması, gereksiz kısıtlamalara ve besin yetersizliklerine neden olabiliyor.</p>

<p>Fermente olabilen karbonhidratların sınırlandırıldığı özel beslenme programlarının gerektiğinde uzman gözetiminde, sınırlı süreyle ve aşamalı biçimde uygulanması öneriliyor.[2]</p>

<p>Şişkinlik bazı sindirim sorunlarıyla ilişkili olabilir</p>

<p>Yemek sonrası şişkinlik; irritabl bağırsak sendromu, fonksiyonel hazımsızlık, reflü, çölyak hastalığı, bağırsak bakterilerinin aşırı çoğalması ve midenin yavaş boşalması gibi durumlarla birlikte görülebiliyor.[1][2]</p>

<p>İrritabl bağırsak sendromunda bağırsak ile beyin arasındaki sinyallerin işlenme biçimi değişebiliyor. Bu durum bağırsakta olağan miktarda bulunan gazın bile ağrı veya yoğun şişkinlik şeklinde algılanmasına neden olabiliyor.</p>

<p>Her şişkinlik için kapsamlı görüntüleme veya mide boşalma testi yapılması önerilmiyor. Tetkik ihtiyacı; belirtilerin süresine, eşlik eden bulgulara, kişinin yaşına ve muayene sonuçlarına göre belirleniyor.[2]</p>

<p>Yemekten sonra kısa yürüyüşe ilişkin dikkat çeken bulgu</p>

<p>Yemekten sonra yapılan hafif hareket, bağırsak içeriğinin ve gazın sindirim sistemi boyunca ilerlemesine yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Toplam 94 kişinin katıldığı dört haftalık randomize bir çalışmada, her ana öğünden sonra 10 ila 15 dakika yürüyen grupla sindirim sistemi hareketlerini etkileyen ilaç verilen grup karşılaştırıldı. Her iki grupta da yakınmalar azalırken yemek sonrası doluluk ve şişkinlikteki iyileşme yürüyüş grubunda daha belirgin bulundu.[3]</p>

<p>Bununla birlikte çalışma kısa süreliydi, katılımcı sayısı sınırlıydı ve sonuçlar belirli yakınmaları bulunan kişilerden elde edildi. Bulgular, hafif yürüyüşün yararlı olabileceğini gösterse de her şişkinlik nedeninde aynı etkiyi sağlayacağını kanıtlamıyor.</p>

<p>Yemek sonrası şişkinliği azaltabilecek alışkanlıklar</p>

<p>Lokmaları yavaş yemek, ağız kapalı biçimde çiğnemek ve tek seferde çok büyük porsiyonlar tüketmemek yutulan hava ile mide gerilmesini azaltabiliyor.[1][4]</p>

<p>Gazlı içeceklerin sınırlandırılması, sakız ve pipet kullanımının azaltılması da fazla hava yutulmasını önlemeye yardımcı olabiliyor. Günlük su tüketiminin korunması ve düzenli hareket edilmesi özellikle kabızlıkla bağlantılı şişkinlikte önem taşıyor.[4]</p>

<p>Belirtilerin hangi öğünlerden sonra ortaya çıktığını not etmek de kişisel tetikleyicilerin belirlenmesini kolaylaştırabiliyor. Ancak tek bir besinin ardından bir kez şişkinlik yaşanması, o besine karşı intolerans bulunduğunu tek başına göstermiyor.</p>

<p>Her şişkinlikte probiyotik çözüm olmayabilir</p>

<p>Probiyotik ürünler bağırsak sağlığı için sıkça önerilse de mevcut klinik değerlendirmeler, karın şişkinliği ve distansiyonun rutin tedavisinde probiyotik kullanımını destekleyen kanıtların yeterli olmadığını bildiriyor.[2]</p>

<p>Ürünlerin içerdiği bakteri türleri ve miktarları önemli ölçüde farklılık gösterebildiği için bir üründen elde edilen sonucun bütün probiyotiklere genellenmesi mümkün değil. Şişkinliğin gerçek nedeni belirlenmeden rastgele ürün kullanılması temel sorunun gözden kaçmasına da yol açabiliyor.</p>

<p>Hangi belirtiler ciddiye alınmalı?</p>

<p>Ara sıra ortaya çıkan ve kısa sürede geçen hafif yemek sonrası şişkinlik çoğunlukla olağan sindirim sürecinin bir parçası kabul ediliyor. Buna karşılık şişkinlik sürekli hâle geliyorsa, giderek artıyorsa veya günlük yaşamı etkiliyorsa değerlendirilmesi gerekiyor.[1][4]</p>

<p>İstemsiz kilo kaybı, dışkıda kan, sık kusma, ateş, sürekli ishal veya kabızlık, karında ele gelen şişlik ve belirgin ağrı eşlik ettiğinde altta yatan nedenin araştırılması önem taşıyor.[1][4]</p>

<p>Aniden başlayan şiddetli karın ağrısı, kanlı kusma ya da dışkı ve gaz çıkaramama gibi belirtiler ise acil değerlendirme gerektirebiliyor.[4]</p>

<p>Yemek sonrası şişkinliğin tek bir nedeni bulunmuyor. Yeme hızı ve porsiyon büyüklüğü gibi günlük alışkanlıklar önemli rol oynasa da kabızlık, besin intoleransları ve bağırsak-beyin etkileşimindeki değişiklikler de belirtileri tetikleyebiliyor.</p>

<p>Şişkinliğin ne zaman başladığını, ne kadar sürdüğünü ve hangi belirtilerle birlikte ortaya çıktığını izlemek, geçici bir sindirim yakınmasıyla araştırılması gereken bir durumun ayırt edilmesini kolaylaştırıyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] National Institute of Diabetes and Digestive and Kidney Diseases. Symptoms and Causes of Gas in the Digestive Tract. Son değerlendirme: Haziran 2021. (Diyabet ve Sindirim Enstitüsü⁠)</p>

<p>[2] Moshiree B, Drossman D, Shaukat A. AGA Clinical Practice Update on Evaluation and Management of Belching, Abdominal Bloating, and Distention: Expert Review. Gastroenterology. 2023;165(3):791-800.e3. DOI: 10.1053/j.gastro.2023.04.039. (ScienceDirect⁠)</p>

<p>[3] Hosseini-Asl MK, Taherifard E, Mousavi MR. The Effect of a Short-Term Physical Activity After Meals on Gastrointestinal Symptoms in Individuals with Functional Abdominal Bloating: A Randomized Clinical Trial. Gastroenterology and Hepatology From Bed to Bench. 2021;14(1):59-66. (PubMed⁠)</p>

<p>[4] National Health Service. Bloating. Son değerlendirme: 21 Ocak 2026. (nhs.uk⁠) </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SAĞLIK</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/yemek-sonrasi-siskinligin-nedeni-yalnizca-fazla-yemek-degil</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 07:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6326.jpeg" type="image/jpeg" length="30498"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Matematik dünyasının acı kaybı: Prof. Dr. Mustafa Balcı vefat etti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/matematik-dunyasinin-aci-kaybi-prof-dr-mustafa-balci-vefat-etti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/matematik-dunyasinin-aci-kaybi-prof-dr-mustafa-balci-vefat-etti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünün emekli öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mustafa Balcı vefat etti.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Matematik ve geometri alanında hazırladığı ders kitaplarıyla kuşaklar boyunca üniversite öğrencilerine rehberlik eden Balcı’nın vefatı, akademi dünyasında büyük üzüntüye neden oldu.</p>

<p>Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünün emekli öğretim üyelerinden, matematikçi ve akademisyen Prof. Dr. Mustafa Balcı hayatını kaybetti.</p>

<p>Acı haber, Ankara Üniversitesi Matematik Bölümü tarafından yayımlanan başsağlığı mesajıyla duyuruldu. Açıklamada, Prof. Dr. Balcı’nın vefatının derin bir üzüntüyle öğrenildiği belirtilerek ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dilendi.</p>

<p>Matematikçiler Derneği de yayımladığı vefat ilanında Prof. Dr. Mustafa Balcı’nın Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümü emekli öğretim üyesi ve dernek mensubu olduğunu bildirdi.</p>

<p>DERS KİTAPLARIYLA KUŞAKLAR YETİŞTİRDİ</p>

<p>Prof. Dr. Mustafa Balcı, yalnızca üniversitedeki akademik çalışmalarıyla değil, matematik eğitimi için hazırladığı kapsamlı ders kitaplarıyla da tanınıyordu.</p>

<p>Balcı’nın özellikle Genel Matematik, Matematik Analiz, Çözümlü Matematik Analiz Problemleri, Analitik Geometri, Çözümlü Analitik Geometri Problemleri, Reel Analiz, Sayılar Teorisine Giriş, Temel Matematik ve Öklid Geometrisi adlı eserleri öne çıktı. Bu kitapların farklı baskıları uzun yıllar boyunca matematik, mühendislik, fen bilimleri ve eğitim fakültelerindeki öğrencilerin başvuru kaynakları arasında yer aldı.</p>

<p>Balcı’nın eserlerinin etkisi yalnızca Ankara Üniversitesi ile sınırlı kalmadı. Çeşitli üniversitelerin matematik ders programlarında ve akademik araştırmalarda kitaplarına temel ya da önerilen kaynak olarak yer verildi. Afyon Kocatepe Üniversitesinin ders içeriklerinde “Matematik Analiz II” kitabının temel kaynaklar arasında gösterilmesi, eserlerinin üniversite eğitimindeki kalıcı yerini ortaya koydu.</p>

<p>PROF. DR. MUSTAFA BALCI KİMDİR?</p>

<p>Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde dünyaya gelen Mustafa Balcı, ilk ve orta öğrenimini Gaziantep’te tamamladı. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde öğrenim gören Balcı, aynı dönemde Ankara Yüksek Öğretmen Okulundan da mezun oldu.</p>

<p>Lisansüstü çalışmalarının ardından akademik kariyerine devam eden Balcı, doçentlik ve profesörlük unvanlarını alarak Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Bölümünde uzun yıllar görev yaptı. Matematik analizi, fonksiyonlar, geometri, sayı teorisi ve temel matematik eğitimi üzerine çalışmalar gerçekleştirdi.</p>

<p>Prof. Dr. Balcı, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin yetişmesine de katkıda bulundu. Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezindeki kayıtlarda, Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Matematik Anabilim Dalında yürütülen çeşitli tezlere danışmanlık yaptığı görülüyor.</p>

<p>MATEMATİK CAMİASINDA DERİN ÜZÜNTÜ</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Prof. Dr. Mustafa Balcı’nın vefatının ardından öğrencileri, meslektaşları ve akademik kuruluşlar başsağlığı mesajları yayımladı. Balcı’nın özellikle anlaşılır konu anlatımı ve çok sayıda çözümlü örnek içeren eserleriyle Türkiye’de üniversite düzeyindeki matematik eğitimine önemli bir miras bıraktığı ifade edildi.</p>

<p>Ardında çok sayıda akademik çalışma, yetiştirdiği öğrenciler ve bugün de kullanılan ders kitapları bırakan Prof. Dr. Mustafa Balcı’nın vefatı, Ankara Üniversitesi başta olmak üzere matematik ve eğitim camiasında derin üzüntüyle karşılandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>VEFAT-TAZİYE</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/matematik-dunyasinin-aci-kaybi-prof-dr-mustafa-balci-vefat-etti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 07:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6325.jpeg" type="image/jpeg" length="93138"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Pancardan cevize: Kan akışını destekleyen 10 besin]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/pancardan-cevize-kan-akisini-destekleyen-10-besin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/pancardan-cevize-kan-akisini-destekleyen-10-besin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pancar, koyu yeşil yapraklı sebzeler, yağlı balıklar, ceviz ve renkli meyveler damarların gevşeme yanıtını destekleyen besinler arasında gösteriliyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Ancak araştırmalar, tek bir yiyecekten çok beslenme düzeninin tamamının önemli olduğunu ve hiçbir besinin tek başına “damar açmadığını” ortaya koyuyor.</p>

<p>Kan dolaşımını destekleyen besinler arasında pancar, ıspanak, yağlı balıklar, orman meyveleri, turunçgiller, nar, üzüm, ceviz, sarımsak ve kakao oranı yüksek bitter çikolata öne çıkıyor.[1] Bu gıdaların bir bölümü nitrik oksit üretimini desteklerken bir bölümü damarların iç yüzeyini oluşturan endotel tabakasının işlevine katkı sağlayabilecek yağ asitleri ve polifenoller içeriyor.</p>

<p>2025 yılında yayımlanan kapsamlı bir bilimsel değerlendirmede 4 bin 223 kayıt incelendi, 133 araştırma sistematik derlemeye, 85 araştırma ise sayısal analize alındı. En tutarlı sonuçlar meyve, sebze, soya, kuruyemiş, tohum, kakao ve çay tüketiminin yanı sıra Akdeniz tipi beslenme düzeninde görüldü.[2] (Monash University⁠)</p>

<p>Kan Dolaşımında Asıl Hedef Damarların İç Yüzeyi</p>

<p>Beslenme araştırmalarında “kan dolaşımının iyileşmesi” çoğunlukla akım aracılı genişleme olarak adlandırılan ölçümle değerlendiriliyor. Bu yöntem, kan akışı arttığında kol atardamarının ne kadar genişleyebildiğini gösteriyor.</p>

<p>Damarların iç yüzeyini kaplayan endotel tabakası, nitrik oksit salgılayarak damar duvarının gevşemesine yardımcı oluyor. Endotel işlevinin bozulması ise damar sertliği sürecinin erken işaretlerinden biri kabul ediliyor.[2]</p>

<p>Bununla birlikte bu ölçüm bir ara sağlık göstergesi niteliğinde. Damar genişleme yanıtındaki kısa süreli iyileşme, aynı besinin kalp krizini, inmeyi veya damar içindeki pıhtıyı kesin olarak önlediği anlamına gelmiyor.</p>

<p>1. Pancar</p>

<p>Pancar, vücutta önce nitrite, ardından damarları gevşetebilen nitrik okside dönüştürülen doğal nitratlar bakımından zengin olmasıyla öne çıkıyor.</p>

<p>Dokuz çapraz ve üç paralel tasarımlı kontrollü araştırmayı kapsayan bir analizde toplam 246 katılımcı değerlendirildi. Müdahaleler 1,5 saat ile 28 gün arasında sürdü. Pancar veya inorganik nitrat tüketimi damar fonksiyonunda küçük ancak istatistiksel olarak anlamlı bir iyileşmeyle ilişkilendirildi.[3] (PubMed⁠)</p>

<p>Araştırmaların kısa sürmesi ve katılımcı sayılarının düşük olması, uzun dönem etkiler konusunda kesin sonuca ulaşılmasını engelliyor.</p>

<p>2. Ispanak ve Koyu Yeşil Yapraklı Sebzeler</p>

<p>Ispanak, roka, pazı ve marul gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler de doğal nitrat kaynakları arasında bulunuyor. Bu sebzelerdeki nitratlar, pancarla benzer şekilde nitrik oksit üretim yoluna katılabiliyor.</p>

<p>Mevcut araştırmalar, tek bir sebzenin yoğunlaştırılmış suyundan çok farklı sebzelerin düzenli tüketildiği beslenme modellerinin damar fonksiyonu açısından daha güvenilir bir seçenek olduğunu gösteriyor.[2][3]</p>

<p>Pişirme, saklama süresi, yetiştirme koşulları ve sebzenin türü nitrat miktarını değiştirebildiği için bütün ürünlerde aynı etkinin görülmesi beklenmiyor.</p>

<p>3. Yağlı Balıklar</p>

<p>Somon, sardalya, uskumru ve hamsi gibi yağlı balıklar, EPA ve DHA adı verilen uzun zincirli omega-3 yağ asitlerini içeriyor. Bu yağ asitlerinin damar duvarındaki iltihabi süreçleri ve damar gevşeme mekanizmalarını etkileyebileceği değerlendiriliyor.</p>

<p>Toplam 2 bin 385 katılımcının yer aldığı 32 araştırmanın analizinde omega-3 müdahaleleri 4 ile 48 hafta arasında sürdü. Kol atardamarındaki genişleme yanıtında ortalama 0,8 puanlık iyileşme görüldü. Ancak araştırmalar arasındaki farklılık oldukça yüksekti.[4] (Wiley Online Library⁠)</p>

<p>Bu çalışmaların önemli bir bölümü balığın kendisini değil, yoğunlaştırılmış omega-3 ürünlerini inceledi. Bu nedenle sonuçların doğrudan her balık öğününe uyarlanması mümkün değil.</p>

<p>4. Orman Meyveleri</p>

<p>Yaban mersini, böğürtlen, çilek, frenk üzümü ve ahududu gibi meyveler, kırmızı, mavi ve mor renklerini veren antosiyaninler bakımından zengin.</p>

<p>Toplam 45 kontrollü araştırmayı değerlendiren güncel bir analizde uzun süreli orman meyvesi tüketiminin damar genişleme yanıtını artırdığı ve nabız dalga hızını azalttığı bildirildi. Buna karşılık damar sertliği ve çevresel damar direnciyle ilgili diğer ölçümlerde sonuçlar tutarlı değildi.[5] (OA Monitor Ireland⁠)</p>

<p>Meyvenin türü, kullanılan miktar ve ürünün taze, dondurulmuş, kurutulmuş veya meyve suyu şeklinde olması sonuçları etkileyebiliyor.</p>

<p>5. Portakal, Mandalina ve Diğer Turunçgiller</p>

<p>Turunçgiller hesperidin ve naringenin gibi flavonoidler içeriyor. Bu bileşiklerin nitrik oksit üretimi ve damarların gevşeme kapasitesi üzerinde etkili olabileceği düşünülüyor.</p>

<p>Sekiz kontrollü araştırmada toplam 596 katılımcıyı kapsayan analiz, turunçgil flavonoidi müdahalelerinin damar genişleme ölçümünü artırdığını gösterdi. Ancak çalışmalar arasındaki farklılık çok yüksekti ve araştırmalar çoğunlukla yoğunlaştırılmış flavonoid ürünlerini inceledi.[6] (PubMed⁠)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle yoğunlaştırılmış flavonoid sonuçları ile bir portakal veya mandalinanın günlük beslenmedeki etkisi aynı kabul edilmemeli. Bütün meyve ayrıca lif sağlarken meyve suları daha hızlı ve yoğun şeker alımına yol açabiliyor.</p>

<p>6. Nar</p>

<p>Narın içerdiği punikalaginler ve diğer polifenoller, damar sağlığı üzerindeki olası etkileri nedeniyle araştırılıyor.</p>

<p>On dokuz klinik araştırmanın değerlendirildiği güncel bir analizde bazı iltihap ve damar hücresi belirteçlerinde iyileşme görüldü. Ancak damar genişleme yanıtı yalnızca bir araştırmada doğrudan ölçüldü ve bütün sonuçlar aynı yönde değildi.[7] (PubMed⁠)</p>

<p>Bu tablo, narın besleyici bir meyve olduğunu ancak doğrudan “kan akışını hızlandırdığı” yönündeki iddiaların mevcut kanıttan daha güçlü ifade edilmemesi gerektiğini gösteriyor.</p>

<p>7. Üzüm</p>

<p>Kırmızı ve mor üzüm; antosiyanin, flavanol ve diğer polifenolleri içeriyor. Küçük ölçekli araştırmalarda üzüm suyu veya üzüm polifenolü ürünlerinin damar genişleme yanıtını etkileyebileceği bildirildi.</p>

<p>Bununla birlikte 19 kontrollü araştırmanın değerlendirildiği bir analizde üzüm çekirdeği özü, damar genişleme ölçümünde anlamlı bir iyileşme sağlamadı. Araştırmalar arasında yüksek farklılık bulundu.[8] (PubMed⁠)</p>

<p>Üzüm çekirdeği özü, yoğunlaştırılmış üzüm suyu ve bütün üzüm aynı ürün olmadığı için bu sonuçların birbirinin yerine kullanılmaması gerekiyor.</p>

<p>8. Ceviz</p>

<p>Ceviz; doymamış yağ asitleri, alfa-linolenik asit, magnezyum, polifenoller ve nitrik oksit üretiminde rol alan arjinin içeriyor.</p>

<p>Dokuz makaledeki 10 kontrollü araştırmayı ve toplam 374 katılımcıyı kapsayan analizde kuruyemiş tüketimi damar genişleme yanıtını ortalama 0,41 puan artırdı. Alt grup incelemesinde anlamlı sonuç özellikle ceviz kullanılan araştırmalarda görüldü.[9] (PubMed⁠)</p>

<p>Kanıtlar ceviz için diğer kuruyemişlerden daha belirgin görünse de çalışmaların çoğu kısa süreli ve katılımcı sayıları sınırlıydı.</p>

<p>9. Sarımsak</p>

<p>Sarımsak kesildiğinde veya ezildiğinde ortaya çıkan kükürtlü bileşiklerin damar gevşemesi, kan basıncı ve endotel işlevi üzerindeki etkileri uzun süredir araştırılıyor.</p>

<p>On kontrollü araştırmayı kapsayan sistematik incelemede sonuçların birbiriyle uyumlu olmadığı belirlendi. Bazı araştırmalarda özellikle kalp ve damar riski yüksek kişilerde olumlu değişimler görülürken bazı çalışmalarda anlamlı bir etki saptanmadı.[10] (PubMed⁠)</p>

<p>Kullanılan sarımsağın taze, toz, yağ veya bekletilmiş öz şeklinde olması araştırmalar arasındaki farklılığın başlıca nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.</p>

<p>10. Kakao Oranı Yüksek Bitter Çikolata</p>

<p>Kakaoda bulunan flavanoller, damarların nitrik oksit yanıtını etkileyebilecek bileşikler arasında yer alıyor.</p>

<p>On beş makaledeki 18 müdahale kolunu kapsayan analizde kakao flavanolleri damar genişleme yanıtını ortalama 1,17 puan artırdı. Ancak çalışmalar arasında belirgin farklılık ve araştırmaların büyük bölümünde yanlılık riski bulundu.[11] (PubMed⁠)</p>

<p>Klinik çalışmalarda çoğunlukla flavanol içeriği ölçülmüş özel kakao ürünleri kullanıldı. Markette satılan her bitter çikolatanın aynı miktarda flavanol içerdiği söylenemiyor. Şeker, doymuş yağ ve toplam enerji miktarı da ürünler arasında önemli ölçüde değişiyor.</p>

<p>Acı Biber ve Zerdeçal İçin Kanıt Daha Sınırlı</p>

<p>Acı biberde bulunan kapsaisin ile zerdeçaldaki kurkuminin damarlar üzerindeki biyolojik etkileri laboratuvar ve takviye araştırmalarında inceleniyor. Ancak bu baharatların normal yemek miktarlarında tüketilmesinin kan dolaşımını belirgin biçimde iyileştirdiğini gösteren insan çalışmaları, pancar, sebze, balık veya orman meyvelerine ilişkin kanıtlar kadar güçlü değil.[1][2]</p>

<p>Bir bileşenin laboratuvar ortamında damar hücrelerini etkilemesi, aynı etkinin günlük beslenmede kullanılan baharat miktarıyla oluşacağını göstermiyor.</p>

<p>Tek Bir Besin Değil, Beslenme Düzeni Önemli</p>

<p>Kan dolaşımını destekleyen besinler farklı mekanizmalar üzerinden etkili olabiliyor. Pancar ve yeşil yapraklı sebzeler nitrat, yağlı balıklar omega-3, renkli meyveler ve kakao ise polifenol sağlıyor.</p>

<p>Buna karşılık araştırmaların önemli kısmı kısa süreli, küçük örneklemli veya yoğunlaştırılmış öz ve takviyelerle gerçekleştirildi. Damar fonksiyonundaki ölçülebilir değişimlerin kalp krizi, inme veya toplardamar pıhtısı riskini ne ölçüde azalttığı her çalışma için bilinmiyor.</p>

<p>Bilimsel kanıtın ortak noktası, tek bir “süper besin” yerine sebze, meyve, kuruyemiş, balık, tam tahıl ve işlenmemiş gıdaların birlikte yer aldığı dengeli bir beslenme düzeninin damar sağlığı açısından daha anlamlı olduğuna işaret ediyor.[2]</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] WebMD Editorial Contributors. Foods to Help Improve Your Circulation. 2026. (WebMD⁠)</p>

<p>[2] Trinquet NM, Kellow NJ, Eviana R, Williamson G, Dordevic AL. The effects of whole foods and dietary patterns on flow-mediated dilation: a systematic review and meta-analysis of randomized controlled trials. The American Journal of Clinical Nutrition. 2025;122(5):1204-1232. DOI: 10.1016/j.ajcnut.2025.09.020</p>

<p>[3] Lara J, Ashor AW, Oggioni C, Ahluwalia A, Mathers JC, Siervo M. Effects of inorganic nitrate and beetroot supplementation on endothelial function: a systematic review and meta-analysis. European Journal of Nutrition. 2016;55(2):451-459. DOI: 10.1007/s00394-015-0872-7</p>

<p>[4] Arabi SM, Bahari H, Chambari M, et al. Omega-3 fatty acids and endothelial function: A GRADE-assessed systematic review and meta-analysis. European Journal of Clinical Investigation. 2024;54(2):e14109. DOI: 10.1111/eci.14109</p>

<p>[5] Talebi S, Shirani M, Shokri-Mashhadi N, et al. The long-term and post-prandial effects of berry consumption on endothelial dysfunction in adults: a systematic review and meta-analysis of randomised controlled trials. International Journal of Food Sciences and Nutrition. 2025;76(2):134-164. DOI: 10.1080/09637486.2025.2450666</p>

<p>[6] Jalili F, Moradi S, Talebi S, et al. The effects of citrus flavonoids supplementation on endothelial function: A systematic review and dose-response meta-analysis of randomized clinical trials. Phytotherapy Research. 2024;38(6):2847-2859. DOI: 10.1002/ptr.8190</p>

<p>[7] Kazemi A, Deylami N, Shojaei-Zarghani S, Hashempur MH. Effects of Pomegranate on Vascular Endothelial Function: A Systematic Review and Meta-Analysis of Clinical Trials. Journal of Dietary Supplements. 2025;22(4):463-486. DOI: 10.1080/19390211.2025.2490659</p>

<p>[8] Foshati S, Rouhani MH, Amani R. The effect of grape seed extract supplementation on flow-mediated dilation, blood pressure, and heart rate: A systematic review and meta-analysis of controlled trials. Pharmacological Research. 2022;175:105905. DOI: 10.1016/j.phrs.2021.105905</p>

<p>[9] Xiao Y, Huang W, Peng C, et al. Effect of nut consumption on vascular endothelial function: A systematic review and meta-analysis of randomized controlled trials. Clinical Nutrition. 2018;37(3):831-839. DOI: 10.1016/j.clnu.2017.04.011</p>

<p>[10] Emamat H, Tangestani H, Saneei Totmaj A, Ghalandari H, Nasrollahzadeh J. The effect of garlic on vascular function: A systematic review of randomized clinical trials. Clinical Nutrition. 2020;39(12):3563-3570. DOI: 10.1016/j.clnu.2020.02.016</p>

<p>[11] Sun Y, Zimmermann D, De Castro CA, Actis-Goretta L. Dose-response relationship between cocoa flavanols and human endothelial function: a systematic review and meta-analysis of randomized trials. Food and Function. 2019;10(10):6322-6330. DOI: 10.1039/c9fo01747j </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BESLENME</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/pancardan-cevize-kan-akisini-destekleyen-10-besin</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 07:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6321.jpeg" type="image/jpeg" length="22451"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Sedef Hastalığı Kremi Seçerken Bilinmesi Gerekenler]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/sedef-hastaligi-kremi-secerken-bilinmesi-gerekenler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/sedef-hastaligi-kremi-secerken-bilinmesi-gerekenler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sedef hastalığı kremi seçimi lezyonun yeri ve şiddetine göre değişiyor. Yeni steroidsiz tedavilerin etkinliği, yan etkileri ve kullanım sınırları.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Sedef hastalığında kullanılan kremler artık yalnızca kortizonlu ürünlerle sınırlı değil. Klinik çalışmalarda iki steroidsiz reçeteli krem, etken madde içermeyen taşıyıcı kremlere göre daha yüksek iyileşme oranları sağladı. Ancak doğru ürün; lezyonun yeri, yaygınlığı ve hastanın sağlık durumuna göre seçilmeli.</p>

<p>Sedef hastalığı kremi seçerken yalnızca kaşıntıyı azaltan veya pulları yumuşatan ürünlere odaklanmak yeterli olmayabiliyor. Güncel tedavi seçenekleri; nemlendiricilerden kortikosteroidlere, D vitamini türevlerinden yeni nesil steroidsiz reçeteli kremlere kadar uzanan geniş bir yelpazeyi kapsıyor.</p>

<p>Sedef hastalığı, bağışıklık sisteminin de rol oynadığı kronik ve iltihabi bir hastalık. Özellikle hafif ve sınırlı plak tipi sedef hastalığında cilde uygulanan tedaviler belirtileri kontrol altına alabiliyor. Bununla birlikte hiçbir krem hastalığı kalıcı olarak ortadan kaldırmıyor ve herkeste aynı sonucu vermiyor.[1][7]</p>

<p>En Etkili Sedef Hastalığı Kremi Herkes İçin Aynı Değil</p>

<p>Kremin gücü kadar hastalığın vücudun hangi bölümünde bulunduğu da tedaviyi belirliyor. Dirsek ve dizlerdeki kalın plaklarda kullanılan bir ürünün yüz, koltuk altı, kasık veya meme altı gibi hassas bölgelerde kullanılması uygun olmayabiliyor.</p>

<p>Kortikosteroid içeren kremler, plak tipi sedef hastalığında kızarıklığı, iltihabı ve kaşıntıyı hızlı biçimde azaltabilen temel tedaviler arasında yer alıyor. Ancak ürünlerin etki gücü birbirinden farklı olduğu için güçlü bir kortikosteroidin uzun süre veya hassas bölgelerde kontrolsüz kullanılması cilt incelmesi, çatlaklar, kılcal damarların belirginleşmesi ve renk değişiklikleri gibi sorunlara yol açabiliyor.[1]</p>

<p>Bu nedenle kortikosteroid tedavisinin gücü, süresi ve uygulama bölgesi hekim tarafından belirlenmeli. Uzun dönem kontrol amacıyla D vitamini analogları, tazaroten veya bazı bağışıklık düzenleyici kremler kortikosteroidlerle dönüşümlü ya da birlikte kullanılabiliyor.[1]</p>

<p>Reçetesiz Kremler Hangi Belirtileri Azaltabilir?</p>

<p>Yoğun kıvamlı ve parfüm içermeyen nemlendiriciler, cildin su kaybını azaltarak kuruluk, çatlama ve pullanmayı hafifletebiliyor. Nemlendiricilerin banyo veya duş sonrasında hafif nemli cilde uygulanması, suyun ciltte tutulmasına yardımcı oluyor.[2]</p>

<p>Bazı ülkelerde reçetesiz satılabilen düşük güçlü hidrokortizon ürünleri, yalnızca birkaç küçük ve hafif plakta kaşıntı ile iltihabı azaltabiliyor. Ancak yaygın, kalın veya dirençli plaklarda reçetesiz ürünler genellikle yeterli olmuyor.[2]</p>

<p>Salisilik asit, üre ve laktik asit içeren keratolitik ürünler ise kalınlaşmış deri tabakasını yumuşatarak pulların uzaklaşmasını kolaylaştırıyor. Pulların azalması, diğer ilaçların cilde daha iyi ulaşmasına yardımcı olabiliyor. Buna karşılık salisilik asidin gereğinden sık veya yoğun kullanılması kuruluk, kızarıklık ve tahrişi artırabiliyor.[1][2]</p>

<p>Kömür katranı içeren ürünler kaşıntı, kızarıklık ve pullanmayı azaltabilse de keskin kokusu, giysileri lekelemesi ve cildi tahriş edebilmesi kullanımını sınırlayabiliyor.[2]</p>

<p>Steroidsiz Yeni Krem Sekiz Haftada Belirgin Fark Oluşturdu</p>

<p>Yeni nesil seçeneklerden roflumilast, inflamasyonda görev alan fosfodiesteraz-4 adlı enzimi baskılayan steroidsiz bir krem olarak geliştirildi.</p>

<p>Toplam 881 yetişkin ve çocuk hastanın katıldığı, sekiz hafta süren iki randomize ve çift kör Faz 3 araştırmasında katılımcılar roflumilast veya etken madde içermeyen taşıyıcı krem kullandı. Tedavi başarısı, lezyonların temiz veya neredeyse temiz hale gelmesinin yanında başlangıca göre en az iki derecelik iyileşme olarak tanımlandı.[3][4]</p>

<p>İlk araştırmada tedavi başarısı roflumilast kullananlarda yüzde 41,5, karşılaştırma grubunda yüzde 5,8 olarak ölçüldü. İkinci araştırmada oranlar sırasıyla yüzde 36,7 ve yüzde 7,1 oldu.[3][4]</p>

<p>ABD’deki düzenleyici kurum roflumilast kremin yüzde 0,3’lük formunu, kıvrım bölgeleri dâhil plak tipi sedef hastalığı bulunan 6 yaş ve üzerindeki kişiler için onayladı. Krem günde bir kez uygulanıyor.[4]</p>

<p>Araştırmalar roflumilastın taşıyıcı kremden daha etkili olduğunu gösterse de ilaç, aynı çalışmalarda güçlü kortikosteroidler veya diğer aktif sedef tedavileriyle doğrudan karşılaştırılmadı. Bu nedenle sonuçlar “bütün sedef kremlerinden daha etkili” biçiminde yorumlanmamalı.[3]</p>

<p>İkinci Steroidsiz Seçenekte Başarı Oranı Yüzde 40’a Ulaştı</p>

<p>Tapinarof adlı diğer yeni nesil krem, bağışıklık yanıtı ve cilt bariyerinin düzenlenmesinde rol oynayan aril hidrokarbon reseptörü üzerinden etki gösteriyor. İlacın tedavi edici mekanizmasının bütün ayrıntıları ise henüz tam olarak açıklığa kavuşmuş değil.[5][6]</p>

<p>Toplam 1025 yetişkinin katıldığı iki Faz 3 araştırmasında tapinarof yüzde 1 krem, günde bir kez ve 12 hafta boyunca uygulandı. İlk araştırmada tedavi başarısı tapinarof grubunda yüzde 36, taşıyıcı krem grubunda yüzde 6 olarak kaydedildi. İkinci araştırmada oranlar yüzde 40’a karşı yüzde 6 oldu.[5][6]</p>

<p>Tapinarof, ABD’de yetişkinlerde plak tipi sedef hastalığının cilt üzerine uygulanan tedavisi için onaylı bulunuyor. Çocukluk çağındaki sedef hastalığı için güvenliği ve etkinliği ise mevcut ürün bilgisinde kesinleşmiş kabul edilmiyor.[6]</p>

<p>Roflumilast ve tapinarof farklı sürelerde, farklı hasta gruplarında ve birbirinden bağımsız araştırmalarda incelendi. Bu nedenle çalışmalardaki yüzdeleri yan yana koyarak iki ilaç arasında doğrudan üstünlük karşılaştırması yapmak bilimsel açıdan doğru değil.</p>

<p>Yan Etkiler Kremden Kreme Değişiyor</p>

<p>Roflumilast araştırmalarında en sık bildirilen istenmeyen etkiler ishal, baş ağrısı, uykusuzluk, bulantı ve uygulama bölgesinde ağrı oldu. İshal roflumilast kullananların yüzde 3,1’inde, baş ağrısı yüzde 2,4’ünde görüldü.[4]</p>

<p>Orta veya ağır karaciğer yetmezliği bulunanların roflumilast kullanmaması gerekiyor. Bazı ilaçlar roflumilastın kandaki düzeyini artırabildiği için hastaların kullandıkları diğer ilaçları hekimlerine bildirmesi önem taşıyor.[4]</p>

<p>Tapinarof araştırmalarında en dikkat çekici yan etki, katılımcıların yüzde 20’sinde bildirilen kıl kökü iltihabı oldu. Burun ve boğaz enfeksiyonu benzeri yakınmalar yüzde 11, kontakt dermatit yüzde 7, baş ağrısı yüzde 4 oranında kaydedildi.[6]</p>

<p>Kremin sürüldüğü bölgede artan kızarıklık, şiddetli yanma, kabarcık, yaygın döküntü veya belirgin kötüleşme gelişmesi durumunda ürünün değerlendirilmesi için sağlık uzmanına başvurulmalı.</p>

<p>Yüz ve Kıvrım Bölgelerinde Daha Fazla Dikkat Gerekiyor</p>

<p>Yüz, göz çevresi, kasık, koltuk altı ve genital bölge gibi cildin ince olduğu alanlarda güçlü kortikosteroidlerin uzun süre kullanılması yan etki riskini artırıyor.</p>

<p>Bu bölgelerde düşük güçlü ve kısa süreli kortikosteroidlerin yanı sıra bazı kalsinörin inhibitörleri hekim kararıyla kullanılabiliyor. Kalsinörin inhibitörlerinin sedef hastalığındaki kullanımı bazı ülkelerde ruhsat dışı kabul edilse de özellikle yüz ve genital bölge lezyonlarında tedavi seçeneği olarak değerlendirilebiliyor.[1]</p>

<p>Kıvrım bölgelerindeki plak tipi sedef hastalığı için onaylanmış steroidsiz roflumilast da hassas alanlarda değerlendirilebilecek seçeneklerden biri. Ancak ürünün yaş sınırı, karaciğer hastalıkları ve ilaç etkileşimleri göz önünde bulundurulmalı.[4]</p>

<p>Kremler Yetmediğinde Tedavinin Yeniden Planlanması Gerekiyor</p>

<p>Sedef hastalığı geniş bir vücut alanını kaplıyorsa, saçlı deri veya tırnakları belirgin biçimde etkiliyorsa ya da günlük yaşamı bozuyorsa yalnızca krem kullanmak yeterli olmayabilir. Bu durumda fototerapi, ağızdan kullanılan ilaçlar veya biyolojik tedaviler gündeme gelebiliyor.[7]</p>

<p>Parmaklarda şişme, eklem ağrısı, sabah tutukluğu veya topuk ağrısı bulunması da ayrıca önem taşıyor. Bu belirtiler sedef hastalığına eşlik edebilen eklem tutulumunun işareti olabileceği için yalnızca cilt kremleriyle geçiştirilmemeli.[7]</p>

<p>Roflumilast ve tapinarof için aktarılan onaylar ABD’deki düzenleyici kararlara dayanıyor. Bu durum ürünlerin Türkiye’de otomatik olarak ruhsatlı, geri ödeme kapsamında veya eczanelerde erişilebilir olduğu anlamına gelmiyor. Türkiye’deki güncel durum ürün ve etken madde bazında kontrol edilmeli.</p>

<p>Sedef hastalığı kremi seçiminde belirleyici olan, ürünün popülerliği değil hastalığın türü, bulunduğu bölge ve şiddeti. Reçetesiz ürünler hafif belirtileri azaltabilse de yaygın veya dirençli sedef hastalığında tanının doğrulanması ve tedavinin kişiye göre düzenlenmesi gerekiyor.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Elmets CA, Korman NJ, Prater EF, ve diğerleri. Joint AAD–NPF Guidelines of Care for the Management and Treatment of Psoriasis With Topical Therapy and Alternative Medicine Modalities for Psoriasis Severity Measures. Journal of the American Academy of Dermatology. 2021;84(2):432-470. DOI: 10.1016/j.jaad.2020.07.087.</p>

<p>[2] American Academy of Dermatology Association. What Psoriasis Treatments Are Available Without a Prescription? 2026.</p>

<p>[3] Lebwohl MG, Kircik LH, Moore AY, ve diğerleri. Effect of Roflumilast Cream vs Vehicle Cream on Chronic Plaque Psoriasis: The DERMIS-1 and DERMIS-2 Randomized Clinical Trials. JAMA. 2022;328(11):1073-1084. DOI: 10.1001/jama.2022.15632.</p>

<p>[4] U.S. Food and Drug Administration. ZORYVE, Roflumilast Cream Prescribing Information. Ekim 2025’te güncellenmiştir.</p>

<p>[5] Lebwohl MG, Gold LS, Strober B, ve diğerleri. Phase 3 Trials of Tapinarof Cream for Plaque Psoriasis. New England Journal of Medicine. 2021;385(24):<a href="tel:2219-2229">2219-2229</a>. DOI: 10.1056/NEJMoa2103629.</p>

<p>[6] U.S. Food and Drug Administration. VTAMA, Tapinarof Cream Prescribing Information. Aralık 2024’te güncellenmiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>[7] American Academy of Dermatology Association. Psoriasis Clinical Guideline. 2026.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>KOZMETİK</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/sedef-hastaligi-kremi-secerken-bilinmesi-gerekenler</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 07:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6320.jpeg" type="image/jpeg" length="85754"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Beşiktaş’ta Dusan Vlahovic gelişmesi: Teklif yeniden masada]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktasta-dusan-vlahovic-gelismesi-teklif-yeniden-masada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/besiktasta-dusan-vlahovic-gelismesi-teklif-yeniden-masada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beşiktaş’ın dünyaca ünlü santrfor Dusan Vlahovic için yaptığı teklifin yeniden gündeme geldiği öne sürüldü.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Juventus ile sözleşmesi sona eren Sırp golcünün, Avrupa’dan beklediği somut adımların gelmemesi üzerine siyah-beyazlıların teklifini yeniden değerlendirmeye başladığı iddia edildi.</p>

<p>Beşiktaş’ın santrfor transferinde gündemindeki Dusan Vlahovic dosyasında dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Sırp futbolcunun daha önce beklemeye aldığı seçenekleri yeniden masaya yatırdığı ve temsilcilerinin Beşiktaş ile tekrar temas kurmaya hazırlandığı ileri sürüldü.</p>

<p>İddialara göre siyah-beyazlılar, 26 yaşındaki santrfora üç yıllık sözleşme ve sezon başına 8 milyon avro net ücret teklif etti. Oyuncuya ayrıca 10 milyon avroya ulaşan imza parası önerildiği de öne sürüldü. Taraflar arasında anlaşma sağlandığına ilişkin resmî bir açıklama bulunmuyor.</p>

<p>Vlahovic bonservisini elinde bulunduruyor</p>

<p>Dusan Vlahovic’in Juventus ile olan sözleşmesi 30 Haziran 2026 tarihinde sona erdi. İtalyan kulübüyle yürütülen yeni sözleşme görüşmelerinde maaş, bonus ve imza parası talepleri konusunda uzlaşma sağlanamadı. Böylece Sırp santrfor, 1 Temmuz itibarıyla bonservisini eline aldı.</p>

<p>Bonservis bedeli gerektirmemesi, Vlahovic’i Avrupa transfer piyasasının dikkat çeken isimlerinden biri hâline getiriyor. Ancak oyuncunun yüksek yıllık ücret ve imza parası beklentisi, transfer sürecinin önündeki en önemli başlık olarak gösteriliyor.</p>

<p>Beşiktaş teklifini beklemeye almıştı</p>

<p>Vlahovic’in kariyerine Avrupa’nın üst düzey liglerinde devam etmek istediği ve bu nedenle Beşiktaş’tan gelen teklife daha önce kesin yanıt vermediği iddia edilmişti. Barcelona başta olmak üzere farklı Avrupa kulüplerinden teklif bekleyen Sırp futbolcunun, beklediği somut girişimlerin gerçekleşmemesi üzerine seçeneklerini yeniden değerlendirdiği belirtiliyor.</p>

<p>Oyuncunun temsilcilerinin ilk temas kurabileceği kulüplerden birinin Beşiktaş olduğu öne sürülürken, içinde bulunulan haftanın transfer süreci açısından belirleyici olabileceği ifade edildi.</p>

<p>Dusan Vlahovic kimdir?</p>

<p>28 Ocak 2000 tarihinde Belgrad’da doğan Dusan Vlahovic, santrfor pozisyonunda görev yapıyor. Profesyonel kariyerine Partizan’da başlayan Sırp oyuncu, daha sonra Fiorentina ve Juventus formalarını giydi.</p>

<p>Fizik gücü, sol ayağı ve ceza sahasındaki bitiriciliğiyle öne çıkan Vlahovic, 2025-2026 sezonunda Juventus formasıyla bütün kulvarlarda 23 karşılaşmada 10 gol ve 2 asist üretti.</p>

<p>Beşiktaş Vlahovic transferinde son durum</p>

<p>Beşiktaş’ın sunduğu teklifin yeniden masada olduğu iddia edilse de oyuncunun siyah-beyazlılarla anlaşmaya vardığına ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor. Transferin seyrini yıllık ücret, imza parası ve Vlahovic’in Avrupa’dan alabileceği diğer teklifler belirleyecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Siyah-beyazlıların golcü transferini kısa süre içerisinde sonuçlandırmak istediği belirtilirken, Vlahovic cephesinden gelecek yanıt bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>SPOR</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/besiktasta-dusan-vlahovic-gelismesi-teklif-yeniden-masada</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 07:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/futbol-kulis/i-m-g-5659.jpeg" type="image/jpeg" length="11663"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Marcello Malpighi: Mikroskobun Altında Bedenin Görünmeyen Dünyasını Keşfeden Hekim]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/marcello-malpighi-mikroskobun-altinda-bedenin-gorunmeyen-dunyasini-kesfeden-hekim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/marcello-malpighi-mikroskobun-altinda-bedenin-gorunmeyen-dunyasini-kesfeden-hekim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[William Harvey kanın vücutta dolaştığını göstermişti. Ancak atardamarlardaki kanın toplardamarlara nasıl geçtiği hâlâ doğrudan görülemiyordu. Marcello Malpighi, mikroskobunu kurbağanın akciğerine çevirdiğinde dolaşım kuramının gözle görülemeyen bağlantısını görünür hâle getirdi: pulmoner kılcal damarlar. Fakat onun bilim tarihindeki asıl devrimi yalnızca yeni yapılar keşfetmesi değildi. Malpighi, insan bedeninin çıplak gözle görülemeyen bir anatomisi olduğunu gösterdi]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Kan, atardamarlardan toplardamarlara nasıl geçiyordu?<br />
yüzyılın ortalarında bu soru, fizyolojinin en önemli bilinmezlerinden biriydi.<br />
William Harvey, 1628 yılında yayımladığı çalışmasıyla kanın kalp tarafından pompalanarak vücutta dolaştığını ortaya koymuştu. Ancak dolaşım sisteminin önemli bir parçası hâlâ görünmüyordu.<br />
Atardamarlar vardı.<br />
Toplardamarlar vardı.<br />
Peki ikisinin arasında ne vardı?<br />
Çıplak gözle bakıldığında cevap yoktu.<br />
Çünkü cevabı görebilmek için yalnızca daha dikkatli bakmak değil, insan gözünün sınırlarını aşmak gerekiyordu.<br />
Bunu yapan kişi Marcello Malpighi oldu.<br />
1661 yılında mikroskop altında incelediği kurbağa akciğerinde, çok ince damarların bir ağ oluşturarak küçük atardamarlarla toplardamarlar arasında bağlantı kurduğunu gözlemledi.<br />
Böylece Harvey'nin dolaşım kuramında varlığı öngörülen ancak doğrudan gösterilemeyen damar bağlantısı mikroskop altında görünür hâle gelmiş oldu.<br />
Harvey ile aynı yılda doğan çocuk<br />
Marcello Malpighi, 1628 yılında Bologna yakınlarındaki Crevalcore'da dünyaya geldi.<br />
Bilim tarihi açısından dikkat çekici bir tesadüftü bu.<br />
Malpighi'nin doğduğu yıl William Harvey, kan dolaşımına ilişkin büyük eserini yayımlıyordu.<br />
Yıllar sonra Malpighi, Harvey'nin ortaya koyduğu dolaşım sisteminin gözle görülemeyen bağlantısını mikroskop yardımıyla gösterecekti.<br />
Malpighi tıp eğitimi aldı ve akademik yaşamında Bologna, Pisa ve Messina gibi dönemin önemli bilim merkezlerinde çalıştı.<br />
Ancak onu çağdaşlarından ayıran temel özellik, anatomiye bakış biçimiydi.<br />
Yüzyıllar boyunca anatomistler insan ve hayvan bedenlerini kesip açmış, organların biçimini, büyüklüğünü ve birbirleriyle ilişkilerini incelemişti.<br />
Vesalius insan bedeninin büyük anatomik yapısını ayrıntılarıyla ortaya koymuştu.<br />
Harvey ise kanın beden içindeki dolaşımını deneysel gözlemlerle açıklamıştı.<br />
Malpighi şimdi bu yapının çıplak gözle görülemeyen dünyasına bakıyordu.<br />
Gözün göremediği yapıları incelemek.<br />
Mikroskop onun elinde yalnızca nesneleri büyüten bir araç olmadı.<br />
Yeni bir anatominin kapısını açtı.<br />
Bir kurbağanın akciğerinde görülen büyük bağlantı<br />
1661 yılı.<br />
Malpighi'nin önünde bir kurbağanın akciğeri vardı.<br />
Kurbağa gibi küçük hayvanların ince ve kısmen saydam dokuları, damar yapılarının mikroskop altında incelenmesini kolaylaştırıyordu.<br />
Malpighi akciğer dokusuna baktığında son derece ince damarların dallandığını gördü.<br />
Bu damarlar giderek küçülüyor, karmaşık bir ağ oluşturuyor ve daha sonra başka damarlarla birleşiyordu.<br />
Bir tarafta atardamar sistemi vardı.<br />
Diğer tarafta toplardamar sistemi.<br />
Aralarında ise daha önce bu açıklıkla gösterilememiş ince bir damar ağı bulunuyordu.<br />
Pulmoner kılcal damarlar.<br />
Malpighi'nin gözlemi, kanın küçük atardamarlardan küçük toplardamarlara nasıl geçtiğini açıklayan anatomik bağlantıyı ortaya koydu.<br />
Dolaşım artık yalnızca büyük damarların oluşturduğu bir sistem değildi.<br />
Kan, organların içinde gözle görülemeyecek kadar ince damar ağları boyunca ilerliyordu.<br />
Bu keşif, William Harvey'nin kan dolaşımına ilişkin yaklaşık otuz yıl önce ortaya koyduğu kuramın mikroskobik düzeydeki en önemli desteklerinden biri oldu.<br />
Akciğer artık homojen bir doku değildi<br />
Malpighi'nin akciğer üzerindeki çalışmaları yalnızca kılcal damarlarla sınırlı kalmadı.<br />
O döneme kadar akciğer dokusunun yapısı hakkında çok farklı görüşler bulunuyordu.<br />
Malpighi mikroskop altında yaptığı incelemelerde akciğerin homojen bir et parçası olmadığını gösterdi.<br />
Dokunun çok sayıda küçük hava boşluğundan ve bunların çevresinde uzanan ince damar ağlarından oluştuğunu gözlemledi.<br />
Bu gözlemler, bugün alveoller olarak bildiğimiz yapıların erken anatomik tanımları arasında kabul edilir.<br />
Malpighi henüz modern solunum fizyolojisini açıklayabilecek bilgiye sahip değildi.<br />
Oksijenin nasıl taşındığı bilinmiyordu.<br />
Gaz değişiminin fizyolojik mekanizmaları henüz tam olarak açıklanmamıştı.<br />
Ancak onun gördüğü yapı son derece önemliydi:<br />
Hava ile kan, akciğerin içinde birbirine olağanüstü derecede yaklaştırılıyordu.<br />
Bu gözlem, daha sonraki yüzyıllarda solunum fizyolojisinin anlaşılmasına uzanan yolun önemli başlangıç noktalarından biri oldu.<br />
Anatominin sınırları küçüldükçe genişledi<br />
Malpighi'nin başarısı ona yeni bir soru sordurdu:<br />
Akciğerin içinde çıplak gözle görülemeyen bir dünya varsa, diğer organlarda neler saklanıyordu?<br />
Mikroskobunu bu kez böbreğe çevirdi.<br />
Karaciğeri inceledi.<br />
Dalağa baktı.<br />
Deriyi ve dili araştırdı.<br />
Her organın içinde, büyük anatomik yapıların ötesinde çok daha ince bir düzen bulunduğunu gördü.<br />
Böbreğin mikroskobik yapısını inceleyerek bugün glomerül olarak adlandırdığımız küçük damar yumaklarını tanımladı.<br />
Bu gözlemler, böbreğin süzme sisteminin mikroskobik yapısının anlaşılmasına giden yolun en önemli erken adımlarından biri oldu.<br />
Dalakta mikroskobik yapıların tanımlanmasına önemli katkılar sağladı. Dalaktaki bazı lenfoid yapılar daha sonra onun adıyla ilişkilendirildi.<br />
Derinin farklı tabakalarını ve dil üzerindeki papillaları araştırdı.<br />
Karaciğerin mikroskobik organizasyonunu anlamaya yönelik gözlemler yaptı.<br />
Malpighi'nin çalışmaları, organların yalnızca dış görünüşleri ve büyük yapılarıyla değil, mikroskobik mimarileriyle de anlaşılması gerektiğini gösteriyordu.<br />
Bugün histoloji olarak bildiğimiz alan henüz bağımsız bir bilim dalı hâline gelmemişti.<br />
Fakat onun temelleri atılıyordu.<br />
Ve Malpighi bu temellerin en önemli isimlerinden biriydi.<br />
Mikroskop yalnızca insan bedenini göstermedi<br />
Malpighi'nin merakı tıpla sınırlı değildi.<br />
Böcekleri inceledi.<br />
İpek böceğinin gelişimini araştırdı.<br />
Bitki dokularını mikroskop altında gözlemledi.<br />
Tavuk embriyolarının gelişimini takip etti.<br />
Embriyonun erken dönemlerinde kalp ve diğer yapıların oluşumuna ilişkin ayrıntılı gözlemler ve çizimler yaptı.<br />
Çalışmaları, embriyolojinin yanı sıra bitki ve hayvanların mikroskobik anatomisinin gelişmesine de önemli katkılar sağladı.<br />
Malpighi'nin araştırmalarının ortak bir noktası vardı:<br />
Doğada görünen yapının altında başka bir yapı daha bulunuyordu.<br />
Bir yaprağın içinde damarlar vardı.<br />
Bir böceğin içinde karmaşık organ sistemleri bulunuyordu.<br />
Bir böbreğin içinde çıplak gözle seçilemeyen damar yapıları yer alıyordu.<br />
Bir akciğerin içinde ise kan ile havayı birbirine olağanüstü derecede yaklaştıran mikroskobik bir mimari vardı.<br />
Malpighi, yaşamın büyük yapılarının daha küçük yapılardan oluştuğunu gösteriyordu.<br />
Yeni bir araç, eski düşüncelere meydan okuyordu<br />
Mikroskobun bilimsel araştırmalarda kullanılmaya başlanması herkes tarafından kolaylıkla kabul edilmedi.<br />
Bazı geleneksel anatomistler, mikroskopla görülen yapıların tıp açısından ne kadar anlamlı olduğunu sorguluyordu.<br />
Yeni bir araçla ortaya çıkarılan yeni bir dünyanın güvenilirliği de tartışılıyordu.<br />
Malpighi'nin çalışmaları da eleştirilerle karşılaştı.<br />
Fakat o gözlem yapmaya devam etti.<br />
Çünkü bilim tarihinde yeni araçlar yalnızca daha önce bilinmeyen şeyleri göstermez.<br />
Aynı zamanda neyin görülebilir ve neyin araştırılabilir olduğunu da değiştirir.<br />
Teleskop gökyüzüne bakışı değiştirmişti.<br />
Mikroskop ise yaşamın içine bakışı değiştirecekti.<br />
Malpighi bu bilimsel dönüşümün merkezindeki isimlerden biri oldu.<br />
Çalışmaları Avrupa'da geniş yankı buldu ve 1669 yılında Royal Society üyeliğine seçildi.<br />
Bir keşiften daha fazlası<br />
Malpighi'nin kılcal damarları göstermesi, bilim tarihindeki önemini tek başına açıklamaya yeterdi.<br />
Ancak onun yaptığı bundan daha büyüktü.<br />
İnsan bedenini anlamak için yalnızca organlara bakmanın yeterli olmadığını gösterdi.<br />
Organların içinde de keşfedilmeyi bekleyen başka bir dünya vardı.<br />
Bu düşünce, daha sonraki yüzyıllarda histolojinin gelişmesine zemin hazırladı.<br />
Bu yaklaşım, sonraki yüzyıllarda histolojinin ve mikroskobik patolojinin gelişeceği bilimsel zeminin oluşmasına önemli katkı sağlayacaktı.<br />
Hücresel patoloji ise çok daha sonra, hastalığın yalnızca organlarda değil, hücrelerde meydana gelen değişikliklerle de anlaşılabileceğini gösterecekti.<br />
Malpighi bütün bunları bilmiyordu.<br />
Fakat mikroskobunu bir dokunun üzerine çevirdiğinde tıbbın izleyeceği yönlerden birini göstermişti.<br />
Daha yakından bakmak.<br />
Malpighi'nin bıraktığı miras<br />
Marcello Malpighi 1694 yılında hayatını kaybetti.<br />
Ancak adı bugün hâlâ anatominin ve biyolojinin farklı alanlarında yaşamaya devam ediyor.<br />
Malpighi tabakası.<br />
Dalaktaki Malpighi cisimcikleri.<br />
Böceklerde Malpighi tüpleri.<br />
Terminoloji zaman içinde değişse de onun bilim tarihindeki yeri değişmedi.<br />
Malpighi'nin asıl mirası ise hiçbir anatomik yapının adından daha büyüktür.<br />
O, insan bedeninin iki ayrı dünyası olduğunu gösterdi.<br />
Gözle görülen dünya.<br />
Ve ancak bir merceğin arkasından bakıldığında ortaya çıkan dünya.<br />
Kendisinden önce anatomistler bedenin haritasını büyük ölçüde çıplak gözle çizmişti.<br />
Malpighi bu haritanın içine yeni yollar, yeni ağlar ve yeni yapılar ekledi.<br />
1661 yılında bir kurbağanın akciğerinde gördüğü ince damar ağı yalnızca atardamarlarla toplardamarları birbirine bağlamadı.<br />
İki bilim çağını da birbirine bağladı.<br />
Çıplak gözün anatomisinden mikroskobik anatomiye geçişi.<br />
Ve tıp, o günden sonra insan bedenine bir daha hiçbir zaman yalnızca çıplak gözle bakmadı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİYOGRAFİ, TIP TARİHİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/marcello-malpighi-mikroskobun-altinda-bedenin-gorunmeyen-dunyasini-kesfeden-hekim</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 07:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6317.jpeg" type="image/jpeg" length="26189"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Faz 1 Pankreas Kanseri Aşısında Yüzde 90 Bağışıklık Yanıtı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/faz-1-pankreas-kanseri-asisinda-yuzde-90-bagisiklik-yaniti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/faz-1-pankreas-kanseri-asisinda-yuzde-90-bagisiklik-yaniti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pankreas kanseri gelişme riski yüksek 20 kişiyle yürütülen ilk insan çalışmasında, deneysel aşının katılımcıların yüzde 90’ında hedeflenen bağışıklık yanıtını oluşturduğu bildirildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Yanıtın bazı katılımcılarda iki yıla kadar sürmesi dikkat çekerken araştırma, aşının kanseri önlediğini kanıtlayacak büyüklükte değildi.</p>

<p>Pankreas kanseri aşısı geliştirme çalışmalarında dikkat çekici bir eşik aşıldı. Faz 1 düzeyindeki ilk insan araştırmasında, kalıtsal yatkınlığı ve görüntülemeyle belirlenmiş pankreas anomalisi bulunan 20 kişiye deneysel KRAS aşısı uygulandı. Katılımcıların 18’inde mutasyona özgü T hücresi yanıtı gelişti.[1]</p>

<p>Ortanca 16,5 aylık takipte hiçbir katılımcıda pankreas kanseri görülmedi. Ancak araştırmacılar, çalışmanın esas olarak güvenliği ve bağışıklık yanıtını değerlendirmek üzere tasarlandığını, bu sonucun aşının kanseri önlediğini göstermediğini özellikle vurguladı.[1][3]</p>

<p>Pankreas Kanseri Aşısı KRAS Mutasyonlarını Hedefliyor</p>

<p>Araştırmada kullanılan mKRAS-VAX, pankreas duktal adenokarsinomunda sık görülen altı KRAS mutasyonuna ait sentetik uzun peptitleri içeren deneysel bir aşı olarak geliştirildi. Peptitler, bağışıklık sistemine kanserleşme sürecinde ortaya çıkabilecek anormal protein parçalarını tanıtmayı amaçlıyor.[1]</p>

<p>KRAS, hücrelerin büyümesini ve çoğalmasını düzenleyen bir gen. Bu gendeki bazı değişiklikler hücrelere sürekli çoğalma sinyali göndererek kanser gelişimini destekleyebiliyor. KRAS mutasyonlarının pankreas duktal adenokarsinomlarının yüzde 90’ından fazlasında ve pankreastaki birçok kanser öncüsü lezyonda bulunduğu bildiriliyor.[1][4]</p>

<p>Aşı, gribe veya bulaşıcı hastalıklara karşı kullanılan klasik aşılardan farklı çalışıyor. Amaç bir virüse karşı antikor oluşturmak değil, bağışıklık sisteminin mutant KRAS taşıyan hücreleri tanımasını ve bu hücrelere karşı T hücresi yanıtı geliştirmesini sağlamak.</p>

<p>Çalışma Nasıl Yapıldı?</p>

<p>Tek kollu ve açık etiketli Faz 1 çalışmaya, kalıtsal olarak pankreas kanseri riski yüksek olan ve görüntüleme incelemelerinde çoğunlukla küçük kist biçiminde pankreas anomalisi saptanan 20 kişi alındı.[1][2]</p>

<p>Katılımcılara aşı deri altından uygulandı. İlk dozlar birinci, üçüncü ve beşinci haftalarda, güçlendirici doz ise 13’üncü haftada verildi. Aşıya, bağışıklık yanıtını artırmak amacıyla bir yardımcı madde eşlik etti.[1][2]</p>

<p>Belirli zamanlarda alınan kan örnekleriyle mutant KRAS’ı tanıyabilen T hücreleri ölçüldü. Katılımcılara uzun süreli bağışıklık takibi amacıyla yıllık kontrol seçeneği de sunuldu.[1]</p>

<p>Araştırmada rastgele seçilmiş bir plasebo grubu bulunmadı. Bu nedenle aşılananlarla aşılanmayanlar arasında doğrudan ve kontrollü bir etkinlik karşılaştırması yapılamadı.</p>

<p>Katılımcıların Yüzde 90’ında Bağışıklık Yanıtı Oluştu</p>

<p>Aşı, 20 katılımcının 18’inde mutant KRAS’a karşı anlamlı T hücresi yanıtı meydana getirdi. Bağışıklık yanıtındaki ortanca artışın başlangıç düzeyine göre 18,2 kat olduğu bildirildi.[1][3]</p>

<p>İncelemelerde hem bağışıklık yanıtını düzenleyen CD4 pozitif T hücrelerinin hem de hedef hücreleri ortadan kaldırabilen CD8 pozitif T hücrelerinin aktive olduğu görüldü. Aşının ayrıca aynı hedefi daha sonra yeniden tanıyabilecek bellek T hücreleri oluşturduğu belirlendi.[3]</p>

<p>T hücresi reseptör dizilemesi, aşıyla ortaya çıkan bazı mutant KRAS’a özgü hücre klonlarının uygulamadan sonra iki yıla kadar kanda saptanabildiğini gösterdi.[1]</p>

<p>Uzun süreli bağışıklık hafızası, kanserleşmenin yıllar içinde gelişebildiği yüksek riskli gruplar açısından önemli kabul ediliyor. Bununla birlikte kanda T hücresi bulunması, bu hücrelerin pankreastaki kanser öncüsü dokulara ulaştığını veya kanseri kesin olarak engellediğini göstermiyor.</p>

<p>Yan Etkiler Hafif ve Orta Şiddette Kaldı</p>

<p>Çalışmada aşıyla ilişkili yan etkilerin birinci veya ikinci dereceyle sınırlı kaldığı bildirildi. En sık görülen sorunlar enjeksiyon bölgesinde reaksiyon, yorgunluk, titreme ve grip benzeri belirtilerdi.[1][3]</p>

<p>Bildirilen yan etkilerin tedavi gerektirmeden düzeldiği belirtildi. Küçük katılımcı sayısı nedeniyle seyrek görülebilecek veya uzun vadede ortaya çıkabilecek güvenlik sorunları hakkında kesin bir değerlendirme yapılması ise mümkün değil.</p>

<p>Faz 1 çalışmalarının temel amacı, bir ürünün geniş toplumda kullanılmasını desteklemekten önce ilk güvenlik verilerini ve uygun bağışıklık yanıtını incelemektir. Bu nedenle mevcut bulgular, aşının güvenlik profilinin kesinleştiği anlamına gelmiyor.</p>

<p>Kanser Görülmemesi Koruyuculuğu Kanıtlamıyor</p>

<p>Ortanca 16,5 aylık takip süresinde katılımcıların hiçbirinde pankreas duktal adenokarsinomu veya ameliyat gerektiren yüksek riskli bir pankreas lezyonu gelişmedi.[1][3]</p>

<p>Bu sonuç dikkat çekici olsa da çalışmanın küçük olması, takip süresinin pankreas kanserinin gelişim sürecine kıyasla kısa kalması ve rastgele seçilmiş kontrol grubunun bulunmaması nedeniyle aşıya bağlanamıyor.</p>

<p>Katılımcıların yalnızca 20 kişiden oluşması, çalışmanın nadir bir hastalık sonucundaki gerçek farkı gösterecek istatistiksel güce sahip olmadığı anlamına geliyor. Bazı katılımcıların aşı yapılmasa da takip süresi boyunca kanser geliştirmemesi beklenebilir.</p>

<p>Bu nedenle “20 kişinin hiçbirinde kanser görülmedi” bulgusu, aşının pankreas kanserini yüzde 100 önlediği biçiminde yorumlanmamalı.</p>

<p>Pankreas Kistlerindeki Değişim Keşifsel Bulguydu</p>

<p>Araştırmacılar pankreas kistlerinin görüntüleme sonuçlarını da ikincil ve keşifsel bir ölçüm olarak değerlendirdi. Raporlanan karşılaştırmada, görüntüleme verisi değerlendirilebilen aşılı katılımcıların yüzde 37,5’inde kist küçülmesi veya kaybolması görüldü. Benzer özelliklere sahip aşılanmamış izlem grubunda bu oran yüzde 6,8 olarak bildirildi.[4]</p>

<p>Bu karşılaştırma rastgele ve kontrollü bir deneyden elde edilmedi. Pankreas kistlerinin boyutu zaman içinde kendiliğinden değişebildiği gibi görüntüleme yöntemi, ölçüm farklılıkları ve kistin biyolojik özellikleri de sonucu etkileyebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmacılar, kistlerdeki değişimin aşıdan kaynaklandığını söyleyebilmek için daha büyük ve kontrollü klinik araştırmalara ihtiyaç bulunduğunu belirtti.[4]</p>

<p>Aşı Kimler İçin Geliştiriliyor?</p>

<p>Bu pankreas kanseri aşısı genel nüfusa uygulanmak üzere test edilmedi. Çalışmaya, ailelerinde birden fazla pankreas kanseri vakası bulunanlar veya belirli kalıtsal gen değişikliklerini taşıyanlar gibi yüksek riskli kişiler dahil edildi.[2]</p>

<p>Katılımcılarda ayrıca görüntüleme yöntemiyle belirlenmiş pankreas anomalisi bulunması gerekiyordu. Dolayısıyla sonuçlar pankreas kanseri riski ortalama düzeyde olan kişilere, mevcut pankreas kanseri hastalarına veya ailesel yatkınlığı bulunmayan gruplara genellenemez.</p>

<p>Araştırılan yaklaşım, mevcut bir pankreas kanserini tedavi etmekten çok kanser öncüsü süreci bağışıklık sistemi aracılığıyla durdurmayı amaçlıyor. Bilimsel alanda bu strateji “kanserin önünü kesme” olarak tanımlanıyor.</p>

<p>Tedavi Henüz Faz 1 Aşamasında</p>

<p>mKRAS-VAX, klinik araştırma kapsamında değerlendirilen deneysel bir üründür. Pankreas kanserini önlemek amacıyla rutin klinik kullanıma girmiş veya standart koruyucu tedavi olarak onaylanmış değildir.[1][2]</p>

<p>Devam eden araştırmada, yüksek risk özellikleri taşıyan ve cerrahi uygulanması planlanan pankreas kistlerine sahip yeni bir katılımcı grubu inceleniyor. Bu aşamada aşıdan sonra alınacak dokular analiz edilerek T hücrelerinin yalnızca kanda mı kaldığı, yoksa kanser öncüsü pankreas dokusuna da ulaşıp ulaşmadığı araştırılacak.[2][3]</p>

<p>Daha sonraki aşamalarda aşının gerçek koruyuculuğunu değerlendirebilmek için daha fazla katılımcının yer aldığı, daha uzun takipli ve uygun kontrol grubuna sahip araştırmalar gerekecek.</p>

<p>Çalışmanın Önemli Sınırlılıkları</p>

<p>Araştırmanın en önemli sınırlılığı yalnızca 20 kişinin incelenmesi. Çalışma tek kollu olduğu için katılımcılar rastgele biçimde aşı ve plasebo gruplarına ayrılmadı.[1][2]</p>

<p>Ortanca 16,5 aylık izlem, pankreas kanserinin yıllara yayılan gelişim sürecini değerlendirmek için kısa kabul ediliyor. Ayrıca bağışıklık analizleri ağırlıklı olarak kandan yapıldı ve T hücrelerinin pankreas dokusundaki etkisi doğrudan gösterilmedi.[1][4]</p>

<p>Çalışmanın bazı yazarlarının aşı teknolojisiyle bağlantılı bir şirkette kurucu, ortak veya danışman olduğu, teknolojinin bu şirkete lisanslandığı ve bazı araştırmacıların olası telif gelirlerinden yararlanabileceği açıklandı.[1][3][4]</p>

<p>Elde edilen sonuçlar, KRAS mutasyonlarını kanser ortaya çıkmadan önce bağışıklık sistemiyle hedefleme fikrini destekleyen önemli bir ilk insan verisi sunuyor. Yüzde 90’lık bağışıklık yanıtı ve bazı yanıtların iki yıla kadar sürmesi, daha büyük araştırmaların yapılması için güçlü bir bilimsel gerekçe oluşturuyor.</p>

<p>Buna karşın çalışma henüz bir pankreas kanseri aşısının hastalığı önlediğini göstermiyor. Klinik koruyuculuk, uzun vadeli güvenlik ve kimlerin gerçekten fayda görebileceği ancak kontrollü ve geniş katılımlı araştırmalarla belirlenebilecek.</p>

<p>Kaynaklar</p>

<p>[1] Haldar SD, Huff AL, Wang HH ve diğerleri. First-in-human testing of a mutant KRAS vaccine for pancreatic cancer interception in high-risk cohorts. Cancer Discovery. 2026. DOI: 10.1158/2159-8290.CD-25-2245. (AACR Journals⁠)</p>

<p>[2] National Cancer Institute. Mutant KRAS-Targeted Long Peptide Vaccine for Patients at High Risk of Developing Pancreatic Cancer. Faz 1 klinik araştırma kaydı. NCT05013216. 2026. (Clinical Trials⁠)</p>

<p>[3] Johns Hopkins Medicine. Experimental KRAS Vaccine Generates Immune Response Against Pancreatic Cancer in People at High Risk. 2026. (Hopkins Medicine⁠)</p>

<p>[4] American Association for Cancer Research. A Vaccine to Prevent Pancreatic Cancer in High-risk Individuals Was Safe and Elicited Durable Immune Responses. 2026. (AACR⁠) </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/faz-1-pankreas-kanseri-asisinda-yuzde-90-bagisiklik-yaniti</guid>
      <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 06:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/07/i-m-g-6315.jpeg" type="image/jpeg" length="24193"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Trabzon Ortahisar’da Otomobil Çarptı: Genç Kız Entübe Edildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza otomobil çarptı. Ağır yaralanan genç kız hastaneye kaldırılarak entübe edildi.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Trabzon’un Ortahisar ilçesine bağlı Bahçecik Mahallesi’nde meydana gelen trafik kazasında bir genç kız ağır yaralandı. Olay, dün öğle saatlerinde mahalle içindeki cadde üzerinde yaşandı.</p>

<p>Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan genç kıza cadde üzerinde ilerleyen bir otomobil çarptı. Çarpmanın etkisiyle genç kız metrelerce savrularak yere düştü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kazayı gören çevredeki vatandaşlar hızla olay yerine koşarak yaralıya ilk müdahaleyi yaptı. Durumun 112 Acil Sağlık ekiplerine bildirilmesi üzerine bölgeye kısa sürede ambulans sevk edildi.</p>

<p>Olay yerine ulaşan sağlık ekipleri, ağır yaralanan genç kıza ilk müdahaleyi olay yerinde gerçekleştirdi. Ardından ambulansla <strong>hastaneye</strong> kaldırılan genç kızın tedavi altına alındığı öğrenildi.</p>

<p>Hastaneden edinilen bilgilere göre genç kızın sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu ve yoğun bakım ünitesinde <strong>entübe edilerek tedavisinin sürdüğü</strong> bildirildi.</p>

<p>Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Genel</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/trabzon-ortahisarda-otomobil-carpti-genc-kiz-entube-edildi</guid>
      <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 00:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/JabDXO75eq4/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="21143"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[14 Mart Tıp Bayramı’nın Bilinmeyen Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[14 Mart sadece bir meslek günü değil, bir direnişin hatırasıdır. İşgal altındaki İstanbul’da Tıbbiyeli gençlerin başlattığı o tarihi duruşu Prof. Dr. İhsan Kafadar anlatıyor. Bir bayramın ardındaki vatan, cesaret ve fedakârlık hikâyesi bu videoda.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[</p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/14-mart-tip-bayraminin-bilinmeyen-hikayesi</guid>
      <pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/bedf6ab0-8103-4cb9-8101-fc233d486602.jpg" type="image/jpeg" length="11195"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[SMA Hastalığı Nedir? İlk Belirtiler ve Güncel Tedavi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[SMA hastalığı bebeklerde ve çocuklarda kas kaybına yol açıyor. Erken belirti fark edilmezse tablo ağırlaşıyor. Uzmanlar erken tanı ve tarama uyarısı yapıyor.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir bebek başını tutamıyorsa, emmede zorlanıyorsa ya da yaşıtlarına göre daha hareketsizse… Bu durum basit bir gelişim geriliği değil, <strong>SMA hastalığı</strong> olabilir.</p>

<p>Son yıllarda hem tarama programlarının yaygınlaşması hem de ailelerin bilinçlenmesiyle <strong>SMA hastalığı</strong> daha fazla konuşuluyor. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi, Çocuk Nörolojisi Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, özellikle erken belirti ve tanının hayati önem taşıdığını vurguluyor:<br />
“Bugün artık SMA hastalığında erken tanı, hastalığın seyrini değiştirebiliyor. Ancak belirtiler gözden kaçarsa tablo ağırlaşabiliyor.”<br />
<br />
SMA Hastalığı nedir?</p>

<p><strong>SMA hastalığı (Spinal Müsküler Atrofi)</strong>, omurilikteki hareket sinir hücrelerini etkileyen genetik bir kas hastalığıdır.</p>

<p>Bu hastalıkta, kasları çalıştıran motor nöronlar hasar görür. Sonuç olarak:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Kaslarda güçsüzlük</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hareket kısıtlılığı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Zamanla kas erimesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>İleri vakalarda solunum problemleri</p>
 </li>
</ul>

<p>görülebilir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’a göre, <strong>SMA hastalığı</strong> doğuştan gelen genetik bir bozukluktur ve SMN1 genindeki eksiklik nedeniyle ortaya çıkar. “Kasın kendisi sağlamdır, sorun kası çalıştıran sinirdedir” diyerek hastalığın mekanizmasını sade bir dille anlatıyor.</p>

<p>SMA hastalığı tiplerine göre farklı şiddette seyreder. Bazı bebeklerde ilk aylarda ağır tablo görülürken, bazı çocuklarda belirtiler daha geç ortaya çıkabilir.</p>

<hr />
<h2>En sinsi belirtiler</h2>

<p>SMA hastalığı çoğu zaman sessiz başlar. Aileler ilk etapta fark etmeyebilir.</p>

<p>Dikkat edilmesi gereken belirtiler:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Baş kontrolünde gecikme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve yutma güçlüğü</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yaşıtlarına göre daha az hareket</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda gevşeklik</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sık solunum yolu enfeksiyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Oturamama ya da yürüyememe</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Bebek çok sakin diye sevinen aileler oluyor. Oysa aşırı hareketsizlik bazen <strong>SMA hastalığı belirtisi</strong> olabilir” uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Özellikle bacaklarda güçsüzlük ön plandadır. Bazı vakalarda dilde titreme bile görülebilir. Bu belirtiler erken dönemde yakalanırsa, tedavi seçenekleri daha etkili olabilir.</p>

<hr />
<h2>Kimler risk altında?</h2>

<p>SMA hastalığı kalıtsal bir hastalıktır.</p>

<p>Risk grupları şunlardır:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Anne ve babanın taşıyıcı olduğu bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliği bulunan aileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ailesinde SMA öyküsü olanlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Türkiye’de taşıyıcılık oranının yaklaşık 1/40–1/50 civarında olduğu belirtilmektedir. Bu da toplumda azımsanmayacak bir genetik risk bulunduğunu gösterir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “Anne ve baba sağlıklı olabilir. Taşıyıcı olduklarını bilmeyebilirler. Bu nedenle evlilik öncesi ve gebelik öncesi taramalar çok önemlidir” diyor.</p>

<hr />
<h2>Neden artıyor?</h2>

<p>Son yıllarda “SMA hastalığı artıyor mu?” sorusu sıkça soruluyor.</p>

<p>Uzmanlara göre artışın birkaç nedeni var:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarının yaygınlaşması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik testlere erişimin artması</p>
 </li>
 <li>
 <p>Toplumsal farkındalığın yükselmesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Akraba evliliklerinin devam etmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Eskiden tanı alamayan vakalar vardı. Bugün erken tarama sayesinde SMA hastalığını daha erken yakalayabiliyoruz” diyerek görünürdeki artışın tanı kapasitesiyle ilişkili olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Ayrıca son yıllarda geliştirilen gen tedavileri ve yeni ilaç seçenekleri de hastalığın daha fazla gündeme gelmesine yol açtı.</p>

<hr />
<h2>Ne zaman doktora gidilmeli?</h2>

<p>Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir çocuk nörolojisi uzmanına başvurulmalı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebek başını 3–4 ayda tutamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>6–7 ayda desteksiz oturamıyorsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>1 yaşında yürümeye başlamamışsa</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Kol ve bacaklarda belirgin güçsüzlük varsa</p>
 </li>
 <li>
 <p>Emme ve beslenme problemi sürüyorsa</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar, “SMA hastalığında erken tanı hayat kurtarır. Gecikme kas kaybını artırabilir” diyerek aileleri uyarıyor.</p>

<p>Bugün <strong>SMA hastalığı tedavisi</strong> için kullanılan ilaçlar, hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor. Bazı vakalarda gen tedavisi uygulanabiliyor. Ancak tedavinin başarısı büyük ölçüde erken teşhise bağlı.</p>

<hr />
<h2>Nasıl korunulur?</h2>

<p>SMA hastalığı tamamen önlenebilir bir hastalık değildir. Ancak risk azaltılabilir.</p>

<p>Korunma yolları:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Evlilik öncesi taşıyıcılık testi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Gebelik öncesi genetik danışmanlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Aile öyküsü varsa ileri genetik testler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Yenidoğan tarama programlarına katılım</p>
 </li>
</ul>

<p>Prof. Dr. Kafadar, “Toplumsal bilinç en güçlü silahtır. Taşıyıcı olduğunuzu bilmek kader değildir, önlem alma fırsatıdır” diyor.</p>

<p>Türkiye’de yenidoğan tarama programlarının genişlemesi sayesinde <strong>SMA hastalığı</strong> artık daha erken evrede tespit edilebiliyor. Bu da çocukların yaşam kalitesini artırma açısından umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.</p>

<hr />
<h2>Uzman Uyarısı: Erken Tanı Hayat Değiştiriyor</h2>

<p>SMA hastalığı kader değil, geç kalınmış tanı kader olabilir.</p>

<p>Kas kaybı başladıktan sonra geri dönüş sınırlıdır. Bu nedenle belirti, risk, genetik öykü ve erken tarama hayati önemdedir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar son olarak şu mesajı veriyor:<br />
“Her hareketsizlik masum değildir. Aileler gelişim basamaklarını yakından takip etmeli. Şüphe varsa zaman kaybetmeden uzmana başvurulmalı.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/sma-hastaligi-nedir-ilk-belirtiler-ve-guncel-tedavi</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Nw0exSzCb4o/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="47879"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Epilepsi Nedir? Prof. Dr. İhsan Kafadar’dan Kritik Uyarılar]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Epilepsi (sara) nedir, belirtileri nelerdir? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Çocuk Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İhsan Kafadar çocuklarda epilepsi, nöbet anında yapılması gerekenler ve tedaviyi anlattı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Beyin bazen kendi içinde bir fırtına çıkarır. Sessiz, görünmez ama etkisi sarsıcı bir elektrik dalgası… İşte epilepsi, bu dalganın kontrolsüzce yayılmasıyla ortaya çıkan nörolojik bir hastalık.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Çocuk Nöroloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. İhsan Kafadar</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada epilepsinin toplumda hâlâ yanlış bilinen yönleri olduğunu vurguladı.</p>

<hr />
<h2>Epilepsi (Sara) Nedir?</h2>

<p>Epilepsi, beyindeki sinir hücrelerinin ani ve kontrolsüz elektriksel boşalımları sonucu ortaya çıkan, tekrarlayan nöbetlerle karakterize bir hastalıktır. Halk arasında “sara” olarak bilinir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’a göre:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tek bir hastalık değil, birçok farklı nedeni ve türü olan bir beyin hastalıkları grubudur. Her nöbet epilepsi değildir; tanı için nöbetlerin tekrarlayıcı olması gerekir.”</p>
</blockquote>

<hr />
<h2>Nöbet Nasıl Ortaya Çıkar?</h2>

<p>Beynimiz milyarlarca sinir hücresinin uyumlu çalışmasıyla görev yapar. Ancak bazı durumlarda bu hücreler bir anda aşırı ve düzensiz elektrik sinyali üretir. Sonuç?</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ani bilinç kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kasılmalar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sabit bir noktaya dalıp kalma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ağızda köpürme</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kısa süreli hafıza kaybı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Garip kokular ya da tatlar hissetme</p>
 </li>
</ul>

<p>Bazı nöbetler dramatiktir, bazıları ise sadece birkaç saniyelik “donma” şeklinde geçer. Bu nedenle birçok epilepsi vakası uzun süre fark edilmeden devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Çocuklarda Epilepsi Daha mı Farklı?</h2>

<p>Prof. Dr. Kafadar, özellikle çocukluk çağında epilepsinin farklı belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirtiyor:</p>

<blockquote>
<p>“Çocuklarda dalıp gitme, ders sırasında kısa süreli kopmalar, ani sıçramalar ya da sebepsiz düşmeler epilepsi belirtisi olabilir. Ailelerin bu belirtileri hafife almaması gerekir.”</p>
</blockquote>

<p>Çocukluk çağı epilepsilerinin bir kısmı yaşla birlikte düzelebilirken, bazı türleri uzun süreli takip gerektirir.</p>

<hr />
<h2>Epilepsinin Nedenleri Neler?</h2>

<p>Epilepsi her zaman tek bir nedene bağlı değildir. Olası sebepler arasında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Doğum sırasında beyin hasarı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Genetik yatkınlık</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin enfeksiyonları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kafa travmaları</p>
 </li>
 <li>
 <p>Beyin tümörleri</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nedeni bilinmeyen (idiopatik) durumlar</p>
 </li>
</ul>

<p>Vakaların önemli bir kısmında ise net bir sebep saptanamayabilir.</p>

<hr />
<h2>Tanı Nasıl Konur?</h2>

<p>Epilepsi tanısında en önemli testlerden biri <strong>EEG (Elektroensefalografi)</strong>’dir. EEG, beynin elektriksel aktivitesini kaydeder.</p>

<p>Bunun yanında:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Beyin MR görüntülemesi</p>
 </li>
 <li>
 <p>Ayrıntılı nörolojik muayene</p>
 </li>
 <li>
 <p>Nöbet öyküsünün detaylı değerlendirilmesi</p>
 </li>
</ul>

<p>Tanı sürecinde büyük önem taşır.</p>

<hr />
<h2>Tedavisi Var mı?</h2>

<p>Evet. Epilepsi hastalarının büyük bir kısmı düzenli ilaç tedavisiyle nöbetsiz bir yaşam sürebilir.</p>

<p>Prof. Dr. Kafadar’ın altını çizdiği en önemli nokta şu:</p>

<blockquote>
<p>“Epilepsi tedavi edilebilir bir hastalıktır. İlaçlar düzenli kullanıldığında hastaların yaklaşık yüzde 70’inde nöbetler tamamen kontrol altına alınabilir.”</p>
</blockquote>

<p>Dirençli vakalarda ise:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Ketojenik diyet</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
 </li>
 <li>
 <p>Vagus sinir stimülasyonu</p>
 </li>
 <li>
 <p>Cerrahi tedavi</p>
 </li>
</ul>

<p>gibi seçenekler gündeme gelebilir.</p>

<hr />
<h2>Nöbet Anında Ne Yapılmalı?</h2>

<p>Toplumda en sık yapılan yanlış, nöbet geçiren kişinin ağzına bir şey koymaya çalışmaktır. Bu son derece tehlikelidir.</p>

<p>Doğru yaklaşım:</p>

<p>✔️ Kişiyi yan yatırmak<br />
✔️ Başını sert bir zeminden korumak<br />
✔️ Süreyi takip etmek<br />
✔️ Nöbet 5 dakikayı aşarsa acil yardım çağırmak</p>

<hr />
<h2>Toplumsal Yanlış Algılar</h2>

<p>Epilepsi bulaşıcı değildir.<br />
Ruhsal bir hastalık değildir.<br />
Akıl hastalığı değildir.</p>

<p>Bu hastalık, beynin elektriksel düzeniyle ilgilidir. Doğru tedavi ve takip ile bireyler eğitimlerine, iş hayatlarına ve sosyal yaşamlarına devam edebilir.</p>

<hr />
<h2>Son Söz</h2>

<p>Epilepsi korkulacak değil, bilinmesi gereken bir hastalıktır. Bilgi, ön yargının panzehiridir.</p>

<p>Prof. Dr. İhsan Kafadar’ın da ifade ettiği gibi, erken tanı ve düzenli takip hayat kalitesini belirleyen en kritik faktördür.</p>

<p>Beynin elektriği bazen kontrolden çıkabilir. Önemli olan, o dalgayı doğru yönetmektir. ⚡<br />
Epilepsi (Sara Hastalığı) Nedir? Epilepsi Çeşitleri Nelerdir? Epilepsi Neden Olur? Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi Nasıl Teşhis Edilir? Epilepsi Tedavisi Nasıl Yapılır? Epilepsi Risk Faktörleri Nelerdir? Epilepsi öldürür mü? Epilepsi nasıl anlaşılır? Epilepsi geçer mi? Stres epilepsiyi etkiler mi? Epilepsi nöbeti uyurken olur mu? Epilepsi nöbeti geçirdikten sonra kişi neler hisseder? Anksiyete epilepsiye neden olur mu?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/epilepsi-nedir-prof-dr-ihsan-kafadardan-kritik-uyarilar</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/Qo87l9ftCJg/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="17414"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Salmonella Nedir? Salmonella Belirtileri Nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salmonella nedir, nasıl bulaşır, belirtileri neler? Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Asuman İnan, Tıbbiye Bülteni’ne konuştu.”]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Bir lokma… Ve saatler içinde başlayan ateş, kramp, halsizlik.<br />
Adı sık duyuluyor ama ciddiyeti çoğu zaman hafife alınıyor: <strong>Salmonella</strong>.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı <strong>Prof. Dr. Asuman İnan</strong>, Tıbbiye Bülteni’ne yaptığı açıklamada özellikle yaz aylarında artan vakalara dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. İnan, “Salmonella en sık gıdalar yoluyla bulaşır. Çiğ veya iyi pişmemiş tavuk, yumurta, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve iyi yıkanmamış sebzeler risk taşır” dedi.</p>

<hr />
<h2>🧫 Salmonella Nedir?</h2>

<p>Salmonella, bağırsak sistemini etkileyen bir bakteri grubudur. Halk arasında çoğu zaman “gıda zehirlenmesi” olarak bilinen tabloya neden olur. Ancak her gıda zehirlenmesi Salmonella değildir.</p>

<p>Uzmanlara göre bakteri, uygun sıcaklıkta hızla çoğalır ve özellikle hijyen kurallarına uyulmayan mutfaklarda kolayca yayılır.</p>

<hr />
<h2>⚠️ Salmonella Belirtileri Nelerdir?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’ın verdiği bilgilere göre belirtiler genellikle bakterinin alınmasından <strong>6–72 saat sonra</strong> ortaya çıkıyor:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Yüksek ateş</p>
 </li>
 <li>
 <p>Sulu veya kanlı ishal</p>
 </li>
 <li>
 <p>Karın ağrısı ve kramp</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bulantı ve kusma</p>
 </li>
 <li>
 <p>Halsizlik</p>
 </li>
</ul>

<p>Çoğu vaka 4–7 gün içinde düzeliyor. Ancak bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon kana karışabiliyor ve ciddi sonuçlar doğurabiliyor.</p>

<hr />
<h2>🚨 Kimler Risk Altında?</h2>

<p>Uzman isim özellikle şu grupları uyardı:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Bebekler</p>
 </li>
 <li>
 <p>65 yaş üstü bireyler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Hamileler</p>
 </li>
 <li>
 <p>Kronik hastalığı olanlar</p>
 </li>
 <li>
 <p>Bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler</p>
 </li>
</ul>

<p>Bu kişilerde tablo daha ağır seyredebilir ve hastane tedavisi gerekebilir.</p>

<hr />
<h2>🛡 Nasıl Korunmalı?</h2>

<p>Prof. Dr. İnan’a göre korunmanın temel anahtarı mutfak hijyeni:</p>

<ul>
 <li>
 <p>Çiğ et ve sebzeler ayrı kesme tahtasında hazırlanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Tavuk ve et iyice pişirilmeli</p>
 </li>
 <li>
 <p>Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı</p>
 </li>
 <li>
 <p>Soğuk zincir korunmalı</p>
 </li>
</ul>

<p>“Salmonella gözle görülmez, tadı değişmez. Bu nedenle en güçlü silahımız temizliktir” uyarısında bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<hr />
<h2>📌 Uzmandan Net Mesaj</h2>

<p>Salmonella hafife alınacak bir enfeksiyon değil. Basit görünen bir ishal tablosu bazı gruplarda hayati risk oluşturabiliyor. Uzmanlar özellikle yaz aylarında açıkta satılan ve iyi muhafaza edilmeyen gıdalara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/video/salmonella-nedir-salmonella-belirtileri-nelerdir</guid>
      <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 15:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://img.youtube.com/vi/p38tMWwaAvY/maxresdefault.jpg" type="image/jpeg" length="19473"/>
    </item>
    <item turbo="true">
      <title><![CDATA[Kanserden korunmanın 12 altın kuralı: Mucize formül değil, bilim öneriyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre kanserden korunmanın en etkili yolu tek bir mucize diyet değil; sigaradan uzak durmaktan güneşten korunmaya kadar uzanan 12 bilimsel yaşam alışkanlığı.]]></description>
      <turbo:content><![CDATA[<p>Kanser, dünyada ve Türkiye’de en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Sosyal medyada “alkali diyetle kanser yok olur” ya da “tek bitkiyle tümör erir” gibi iddialar yayılırken, bilimsel araştırmalar kansere karşı en güçlü korumanın <strong>günlük yaşam alışkanlıklarında</strong> saklı olduğunu gösteriyor.<br />
 </p>

<h2>Uzmanların ortak mesajı</h2>

<p>“Mucize aramayın.<br />
Bilimsel önlemlerle ve sağlıklı yaşamla riskleri azaltın.”</p>

<p>Kanser riskini tamamen sıfırlamak mümkün olmasa da, bu 12 başlıkla risk belirgin biçimde azaltılabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre kanserden korunma bir günde değil, bir yaşam tarzıyla mümkün. İşte bilimsel kanıtlarla desteklenen <strong>12 altın kural</strong>:</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></turbo:content>
      <category>GALERİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/foto-galeri/kanserden-korunmanin-12-altin-kurali-mucize-formul-degil-bilim-oneriyor</guid>
      <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 16:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/1.jpg" type="image/jpeg" length="53778"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
