<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Tıbbiye Bülteni | Sağlık Haberleri</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni, sağlık ve tıp alanındaki güncel gelişmeleri bilimsel doğruluk temelinde okuyucularına ulaştıran bağımsız sağlık haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss/kultur-sanat" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sun, 03 May 2026 08:32:08 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss/kultur-sanat"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Longevity ile Her Yaşta Kalıcı Gençlik” Raflarda: Uzun Yaşamın Bilimsel Rehberi Okurla Buluştu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/longevity-ile-her-yasta-kalici-genclik-raflarda-uzun-yasamin-bilimsel-rehberi-okurla-bulustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/longevity-ile-her-yasta-kalici-genclik-raflarda-uzun-yasamin-bilimsel-rehberi-okurla-bulustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlıklı, enerjik ve güçlü yaş alma arayışı son yılların en çok konuşulan konularından biri haline geldi. Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu’nun kaleme aldığı “Longevity ile Her Yaşta Kalıcı Gençlik”, bu arayışa bilimsel temelli, anlaşılır ve günlük yaşama uygulanabilir bir bakış sunuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Hayy Kitap etiketiyle yayımlanan eser, yalnızca uzun yaşamayı değil; zihinsel berraklığı, bedensel dayanıklılığı, güçlü hafızayı ve üretken bir hayatı merkeze alıyor. Kitap, yaşlanmayı sadece kırışıklıklar veya dış görünüş üzerinden değil, hücrelerden başlayan çok katmanlı bir süreç olarak ele alıyor.</p>

<p><img alt="Longevity ile Her Yaşta Kalıcı Gençlik Raflarda-1" class="detail-photo img-fluid" height="1104" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/b71c5ebd-4993-43bb-8eb3-c19e3c64b382.jpeg" width="870" /></p>

<p>Yaşlanma Aynada Değil, Hücrelerde Başlıyor</p>

<p>Kitabın temel çıkış noktası dikkat çekici: İnsan çoğu zaman yaşlanmayı saç, cilt, kilo ya da dış görünüşle fark ediyor. Ancak bilimsel açıdan asıl değişim çok daha derinde, hücresel düzeyde başlıyor.</p>

<p>Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu, kitapta metabolizma, mitokondri, hormonlar, uyku, bağırsak sağlığı, bağışıklık ve beyin fonksiyonlarını bir bütün olarak değerlendiriyor. Böylece okura yalnızca teorik bilgi değil, günlük hayatında karşılık bulabilecek pratik bir yaşam rehberi sunuyor.</p>

<p>Mucize Formül Değil, Uygulanabilir Alışkanlıklar</p>

<p>“Longevity ile Her Yaşta Kalıcı Gençlik”, sağlıklı yaş almayı pahalı destek ürünlerine, karmaşık protokollere ya da ulaşılması zor yöntemlere bağlamıyor. Kitapta uyku düzeni, beslenme, hareket, stres yönetimi ve sosyal ilişkiler gibi hayatın temel parçaları üzerinden ilerleyen gerçekçi öneriler öne çıkıyor.</p>

<p>Bu yönüyle eser, “genç kalma” meselesini yüzeysel bir estetik başlıktan çıkarıp beden, zihin ve yaşam kalitesi ekseninde yeniden tartışmaya açıyor. Kitabın dili ise bilimsel bilgiyi sadeleştirerek okurun anlayabileceği bir düzeye taşıma iddiası taşıyor.</p>

<p>Kimler İçin Yazıldı?</p>

<p>Kitap, yalnızca ileri yaş grubuna seslenmiyor. Enerji düşüklüğü, uyku problemleri, zihinsel yorgunluk, bağışıklık sorunları, kilo yönetimi, bağırsak sağlığı ve yaş alma sürecini daha bilinçli yönetmek isteyen geniş bir okur kitlesine hitap ediyor.</p>

<p>Özellikle “daha uzun yaşamak” kadar “çökmeden, güçlü ve üretken yaş almak” fikrine ilgi duyanlar için eser güncel bir başvuru kitabı niteliği taşıyor.</p>

<p>Kitabın Künyesi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kitap adı: Longevity ile Her Yaşta Kalıcı Gençlik<br />
Yazar: Doç. Dr. Kaan Yılancıoğlu<br />
Yayınevi: Hayy Kitap<br />
Yayın tarihi: 24 Nisan 2026<br />
Sayfa sayısı: 160<br />
ISBN: 9786256329591<br />
Dil: Türkçe<br />
Cilt tipi: Karton kapak</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/longevity-ile-her-yasta-kalici-genclik-raflarda-uzun-yasamin-bilimsel-rehberi-okurla-bulustu</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 12:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7911.jpeg" type="image/jpeg" length="52137"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Merhametin kurumsal akla dönüştüğü adres: Darülaceze]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/merhametin-kurumsal-akla-donustugu-adres-darulaceze</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/merhametin-kurumsal-akla-donustugu-adres-darulaceze" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Darülaceze, yalnızca geçmişten bugüne ulaşan bir hayır kurumu değil; bugün sosyal bakım, insan onuru, eğitim ve kurumsal şefkat anlayışını yeniden tarif eden güçlü bir model olarak öne çıkıyor. Başkan Esra Ceceli İslam döneminde kurum, hem hizmet kapasitesi hem de vizyoner yaklaşımıyla dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Darülaceze, asrı aşan tarihiyle Türkiye’nin en köklü sosyal hizmet kurumlarından biri olmayı sürdürüyor. Ancak bugün bu kurumu yalnızca geçmişin hatırasıyla anmak eksik kalır. Çünkü Darülaceze, son dönemde ortaya koyduğu hizmet anlayışı, sosyal bakım modeli, eğitim adımları ve insan merkezli yaklaşımıyla sadece koruyan değil, aynı zamanda yön veren bir yapıya dönüşüyor. Kurumun resmi sayfalarında sağlık ve bakım hizmetlerinden rehabilitasyona, sosyal-kültürel faaliyetlerden eğitim başlıklarına kadar uzanan geniş bir hizmet çerçevesi görülüyor.</p>

<p>Toplumların gerçek büyüklüğü, en kırılgan kesimlerine nasıl davrandıklarıyla ölçülür. Bu açıdan bakıldığında Darülaceze, yıllardır sürdürdüğü hizmet çizgisiyle Türkiye’nin vicdan hafızasında özel bir yer tutuyor. Yaşlıya, bakıma muhtaç bireye, korunmaya ihtiyaç duyan insana uzanan bu kurumsal el, bugün artık yalnızca geleneksel bir yardım anlayışını değil, kurumsallaşmış bir merhamet modelini temsil ediyor. Başkan Esra Ceceli İslam döneminde bu modelin daha görünür, daha sistemli ve daha iddialı biçimde öne çıkarıldığı görülüyor.</p>

<p>Darülaceze’nin bugün çizdiği vizyonda en dikkat çeken unsurlardan biri, geçmiş ile gelecek arasında kurduğu dengedir. Bir yanında 130 yılı aşan güçlü bir tarih, diğer yanında çağın ihtiyaçlarına cevap vermek zorunda olan modern bir sosyal hizmet anlayışı bulunuyor. İşte bu dengeyi koruyarak kurumu yeni bir ufka taşıma çabası, Darülaceze’yi yalnızca duygusal bir sembol değil, aynı zamanda kurumsal kapasitesi artan bir model haline getiriyor.</p>

<p>Yüksekokul açarak adeta bir merhamet mektebi kurdu</p>

<p>Darülaceze’nin son dönemde ortaya koyduğu en dikkat çekici hamlelerden biri, hizmet anlayışını yalnızca bakım alanıyla sınırlamayıp eğitim boyutuna da taşıması oldu. Kurumun resmi duyurularında Darülaceze Akademi’nin hasta ve yaşlı bakımı eğitimleriyle öne çıktığı, ayrıca Sağlık Bilimleri Üniversitesi Arnavutköy Darülaceze Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu’nun faaliyete geçtiği açık biçimde görülüyor. Bu tablo, Darülaceze’nin sadece bugünün ihtiyaçlarına cevap veren bir kurum olmadığını, aynı zamanda yarının sosyal bakım ve sağlık insan kaynağını yetiştirmeyi hedefleyen kurucu bir vizyon taşıdığını gösteriyor.</p>

<p>Meslek yüksekokulu adımı, Darülaceze’nin “şefkat” kavramını yalnızca hissedilen bir değer olmaktan çıkarıp öğretilen, aktarılan ve kurumsal hafızaya dönüştürülen bir alana taşıdığını gösteriyor. Oryantasyon günü duyurusunda geleceğin sağlık profesyonellerinin Darülaceze’nin insan onuruna yakışan hizmet anlayışıyla yetiştirileceğinin vurgulanması, bu eğitim hamlesinin ne kadar bilinçli bir vizyonla tasarlandığını ortaya koyuyor. Bu yönüyle Darülaceze, sadece bakıma muhtaç olana kapı açan bir kurum değil; aynı zamanda merhametin bilgisini ve pratiğini geleceğe taşıyan bir mektep kimliği kazanıyor.</p>

<p>Darülaceze modeli BM gündemine taşındı</p>

<p>Darülaceze’nin son dönemde kazandığı görünürlüğün en dikkat çekici başlıklarından biri de 130 yıllık merhamet modelinin Birleşmiş Milletler platformunda gündeme taşınması oldu. Kurumun resmi internet sitesinde de Darülaceze’nin Birleşmiş Milletler 64. Sosyal Kalkınma Konferansı’nda iyi uygulama örneği olarak tanıtıldığı açıkça yer alıyor. Bu gelişme, Darülaceze’nin yalnızca Türkiye içinde değil, uluslararası düzeyde de dikkat çeken bir örnek olarak değerlendirildiğini gösterdi.</p>

<p>Birleşmiş Milletler düzeyinde görünür hale gelen bu temsil, Darülaceze’nin tarihsel bir kurum olmanın ötesinde, yaşlanan nüfus, uzun dönem bakım, sosyal kapsayıcılık ve insan onuruna dayalı hizmet başlıklarında evrensel karşılığı bulunan bir modele sahip olduğunu ortaya koydu. Yeni Şafak’ta yer alan habere göre model, küresel ölçekte yaygınlaştırılabilir bir örnek olarak ele alındı. Bu tablo, Türkiye’nin sosyal vicdan birikiminin uluslararası alanda da karşılık bulabildiğini göstermesi bakımından dikkat çekici oldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Burada öne çıkan nokta yalnızca kurumsal temsil değildir. Asıl dikkat çeken husus, Darülaceze’nin geçmişe yaslanan bir hatıra kurumu gibi değil, geleceğe teklif sunan yaşayan bir model olarak sunulabilmesidir. Başkan Esra Ceceli İslam’ın temsil ettiği yönetim çizgisi de tam burada belirginleşiyor. Kurumu yalnızca yöneten değil, onu daha görünür, daha anlatılabilir ve daha örnek gösterilebilir hale getiren bir yaklaşım öne çıkıyor.</p>

<p>Sadece hizmet değil, kurumsal şahsiyet</p>

<p>Darülaceze’nin bugün çizdiği çerçeveye bakıldığında, kurumun yalnızca fiziki hizmet üreten bir yapı olmadığı açıkça görülüyor. Burada aynı zamanda bir kurum kültürü, bir yönetim dili ve bir toplumsal mesaj inşa ediliyor. O mesaj şudur: İnsanı ayakta tutan şey yalnızca maddi imkanlar değil, değer görmesi, korunması ve unutulmamasıdır. Kurumun gönüllülük alanlarından rehabilitasyon atölyelerine, yaşlılara bilişsel destekten çocuklarla eğitici etkinliklere kadar uzanan geniş sahası da bu yaklaşımı destekliyor.</p>

<p>Başkan Esra Ceceli İslam’ın öne çıkan yönlerinden biri de kurumu sadece idare eden değil, ona yön ve anlam veren bir çizgi ortaya koymasıdır. Son dönemde Darülaceze’nin daha görünür hale gelmesi, farklı çevrelerde daha fazla konuşulması ve eğitim ile uluslararası temsil başlıklarında dikkat çekmesi, bu yönetim anlayışının sahada karşılık bulduğunu gösteriyor. Güçlü kurumlar yalnızca hizmet vermez; güven duygusu üretir, saygınlık inşa eder ve toplumsal hafızada yer eder. Darülaceze’nin bugün geldiği nokta da tam olarak bunu işaret ediyor.</p>

<p>Türkiye’nin şefkat hafızasını geleceğe taşıyan yapı</p>

<p>Darülaceze’nin asıl başarısı, şefkati romantik bir söylem olmaktan çıkarıp kurumsal bir modele dönüştürmesidir. Bugün birçok kurum teknolojiyle büyürken insan sıcaklığını kaybedebiliyor. Darülaceze ise kurumsallaşmayı insani özü kaybetmeden sürdürebilen nadir yapılardan biri olarak öne çıkıyor. Eğitim hamleleri, sosyal bakım kapasitesi, gönüllülük ağı ve uluslararası görünürlüğü birlikte düşünüldüğünde kurumun artık yalnızca bugünü yöneten değil, geleceğe iz bırakan bir vizyon taşıdığı açıkça görülüyor.</p>

<p>Bu nedenle Darülaceze’ye yalnızca bir sosyal hizmet kurumu olarak bakmak yeterli değildir. O aynı zamanda Türkiye’nin medeniyet birikimini taşıyan, toplumsal dayanışmayı canlı tutan ve devletin merhamet yüzünü görünür kılan önemli bir yapıdır. Başkan Esra Ceceli İslam döneminde bu kimliğin daha güçlü, daha görünür ve daha etkili biçimde öne çıktığı görülüyor. Ortaya çıkan tablo nettir: Darülaceze, köklerinden aldığı gücü çağın ihtiyaçlarıyla birleştirirken, sadece hizmet sunan değil, model kuran bir kurumsal irade sergiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/merhametin-kurumsal-akla-donustugu-adres-darulaceze</guid>
      <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 20:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7331.jpeg" type="image/jpeg" length="28155"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeraltı dizisi bugün neden yok? Final iddiası gündemde, gözler yeni bölüm tarihinde]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/yeralti-dizisi-bugun-neden-yok-final-iddiasi-gundemde-gozler-yeni-bolum-tarihinde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/yeralti-dizisi-bugun-neden-yok-final-iddiasi-gundemde-gozler-yeni-bolum-tarihinde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[NOW ekranlarında çarşamba akşamları izleyiciyle buluşan Yeraltı dizisinin 15 Nisan 2026 tarihli yayın akışında yeni bölümüyle yer almaması, sosyal medyada kısa sürede büyük bir merak dalgası oluşturdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İzleyiciler özellikle “Yeraltı final mi yaptı?”, “Yeni bölüm neden yayınlanmadı?” ve “Dizi ekrana ne zaman dönecek?” sorularına yanıt aramaya başladı. Sitemizde yer alan haberde de dizinin bu akşam yeni bölümüyle ekrana gelmediği bilgisi öne çıktı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kanalın resmi içeriklerinde ise dizinin tamamen sona erdiğine dair net bir final duyurusu görülmüyor. NOW’un diziye ait bölüm sayfasında Yeraltı için “Çarşamba 20.00 - Yeni Bölüm” ibaresi yer almaya devam ederken, sayfada 11. bölüm bilgileri de erişilebilir durumda bulunuyor. Bu tablo, yapımın final yaptığına dair iddiaların şu aşamada resmi olarak doğrulanmadığını gösteriyor.</p>

<p>15 Nisan akşamındaki yayın değişikliğine ilişkin farklı mecralarda ortaklaşan bilgi ise yeni bölüm yerine tekrar yayınının öne çıkması oldu. Onedio’daki içerikte, NOW TV’nin 15 Nisan yayın akışında 16.30’da ve 20.00’de Yeraltı tekrar bölümü bilgisine yer verildi. Elele’de yayımlanan haberde de kanal akışında değişiklik yapıldığı ve dizinin yeni bölüm yerine tekrar bölümüyle ekrana geldiği aktarıldı.</p>

<p>Dizinin neden yayınlanmadığı konusunda resmi ve ayrıntılı bir kanal açıklaması öne çıkmasa da, bazı yayınlarda bu değişikliğin günün hassas gündemi ve toplumsal atmosferle bağlantılı olabileceği değerlendirildi. Bu nedenle izleyici cephesindeki belirsizlik büyürken, final kararı mı alındı yoksa yalnızca haftalık bir erteleme mi yaşandı sorusu daha da görünür hale geldi. Bu noktada eldeki veriler, kesin bir final kararından çok geçici yayın değişikliği ihtimalini güçlendiriyor.</p>

<p>Yeni bölüm tarihi konusunda ise en güçlü beklenti, dizinin bir sonraki yayın haftasında yeniden ekranlara dönmesi yönünde. 15 Nisan’daki yayın akışında tekrar bölümü yer aldığına işaret eden haberlerde, Yeraltı’nın yeni bölümünün 22 Nisan Çarşamba akşamı yayımlanmasının beklendiği belirtiliyor. Ancak bu tarihin kesinleşmesi için kanalın resmi yayın akışı ve dizi sayfasındaki güncellemelerin takip edilmesi gerekiyor.</p>

<p>Özetle, şu an için Yeraltı dizisinin final yaptığına dair resmi bir açıklama bulunmuyor. Mevcut veriler, 15 Nisan akşamında yeni bölüm yerine tekrar yayınlandığını ve dizinin ekran macerasının tamamen sona erdiğinin henüz doğrulanmadığını ortaya koyuyor. İzleyicinin gözü şimdi NOW’un güncel yayın akışında ve gelecek hafta yapılacak olası duyurularda.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/yeralti-dizisi-bugun-neden-yok-final-iddiasi-gundemde-gozler-yeni-bolum-tarihinde</guid>
      <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 21:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-7116-1.jpeg" type="image/jpeg" length="25273"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SBÜ’de Kadın Temsili Zirvede: Rektör Aydın’dan Dikkat Çeken Mesaj]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/sbude-kadin-temsili-zirvede-rektor-aydindan-dikkat-ceken-mesaj</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/sbude-kadin-temsili-zirvede-rektor-aydindan-dikkat-ceken-mesaj" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Gülhane Külliyesi Prof. Dr. Cevdet Erdöl Konferans Salonu’nda düzenlenen “Aile ve Sağlık Çalıştayı”, yalnızca aile kurumuna ilişkin değerlendirmelere değil, üniversitenin dikkat çeken kurumsal yapısına dair önemli mesajlara da sahne oldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çalıştayda konuşan SBÜ Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, üniversitenin “Aile Yılı” yaklaşımına büyük önem verdiğini vurgularken, kadınların öğrenci, akademisyen ve yönetici kadrolardaki ağırlığına dikkat çekti.</p>

<p>Prof. Dr. Aydın, konuşmasında aile kavramının üniversite açısından sadece sosyal bir başlık olmadığını, aynı zamanda eğitim, sağlık ve toplumsal yapı ile doğrudan ilişkili bir alan olduğunu ifade etti. Sağlık temalı bir yükseköğretim kurumu olarak SBÜ’nün bu başlığı özel bir hassasiyetle ele aldığını belirten Aydın, üniversitenin mevcut insan kaynağı tablosunun da dikkat çekici bir noktaya ulaştığını söyledi.</p>

<p>SBÜ’nün kadın ağırlıklı yapısını rakamlarla anlatan Aydın, üniversitede öğrencilerin yüzde 69’unun kadınlardan oluştuğunu belirtti. Bununla birlikte öğretim üyelerinin yüzde 60’ının, yöneticilerin ise yüzde 80’inin kadın olduğunu kaydeden Aydın, bu tablonun üniversitenin kurumsal kimliğine güçlü biçimde yansıdığını ifade etti.</p>

<p>Konuşmasında bu yapının yalnızca istatistiksel bir veri olarak değerlendirilmemesi gerektiğini anlatan Aydın, kadınların eğitimden yönetime kadar birçok alanda belirleyici bir rol üstlendiğine işaret etti. Üniversitenin geleceğinin şekillenmesinde kadın akademisyenlerin, kadın öğrencilerin ve kadın yöneticilerin etkisinin giderek daha görünür hale geldiğini belirten Aydın, bu durumun SBÜ’nün sağlık ve eğitim vizyonuna da ayrı bir karakter kazandırdığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Rektörlük görev süresine de değinen Prof. Dr. Kemalettin Aydın, konuşmasında dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu. Görev süresinin yaklaşık bir buçuk yıl sonra sona ereceğini hatırlatan Aydın, “Üniversitemizin ‘Aile Yılı’nı çok önemsediğini belirtmek isterim. Tabii ki çeşitli faktörleri var; aile penceresinin ötesinde, üniversitemizin yüzde 69’u kadın öğrencilerden oluşuyor. Yine yüzde 60’ı kadın öğretim üyesi, yöneticilerimizin ise yüzde 80’i kadın olan bir üniversiteyiz. Az kaldı, bir buçuk sene sonra rektörlüğüm bitecek. Buraya da bir kadın bulurlarsa tamam olacak. Böylece sağlık temalı, kadın eli değen ve kadın akademisyenlerin yönettiği bir üniversite olacağız” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Aydın’ın sözleri, salondaki katılımcılar tarafından coşkuyla alkışlanırken, konuşma boyunca kadınların yükseköğretimde artan görünürlüğü ve yönetime katkısı da öne çıkan başlıklardan biri oldu. SBÜ’nün özellikle sağlık alanında yetiştirdiği insan gücüyle Türkiye’nin önemli yükseköğretim kurumları arasında yer aldığı hatırlatılırken, kadın temsili açısından ortaya çıkan bu tablonun kurumsal kimliğe yeni bir derinlik kazandırdığı değerlendirildi.</p>

<p>“Aile ve Sağlık Çalıştayı”nda aile yapısının korunması, sağlık politikalarının aile üzerindeki etkileri, toplumsal dayanışmanın güçlendirilmesi ve aile merkezli sosyal farkındalığın artırılması gibi başlıkların ele alındığı öğrenildi. Çalıştay, akademisyenlerin ve katılımcıların değerlendirmeleriyle devam etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/sbude-kadin-temsili-zirvede-rektor-aydindan-dikkat-ceken-mesaj</guid>
      <pubDate>Tue, 14 Apr 2026 07:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6945-1.jpeg" type="image/jpeg" length="44927"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sürmene’de Tarihi Kilise, Okul ve Evler Restorasyon Bekliyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/surmenede-tarihi-kilise-okul-ve-evler-restorasyon-bekliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/surmenede-tarihi-kilise-okul-ve-evler-restorasyon-bekliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Sürmene ilçesinde bulunan Üstündal ve komşu Dirlik köyündeki tarihi yapılar için restorasyon çağrısı gündeme geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde dizilerde yer almasıyla daha fazla dikkat çeken bölgedeki tarihi kilise, eski okul yapıları ve geleneksel taş evler, yalnızca geçmişin izlerini değil, aynı zamanda korunmayı bekleyen bir kültürel mirası da temsil ediyor.</p>

<p>Özellikle ekranlara yansımasının ardından daha geniş kesimlerin ilgisini çeken tarihi kilise, bulunduğu coğrafyanın sessiz tanıklarından biri olarak öne çıkıyor. Ancak bölgenin değeri tek bir yapıyla sınırlı değil. Üstündal ve Dirlik hattında yer alan eski okul binaları ile geleneksel konut dokusu da aynı ölçüde dikkat çekiyor.</p>

<p>Yılların yorgunluğunu taşıyan bu yapılar, bugün bakımsızlık ve yıpranma nedeniyle her geçen gün biraz daha kaybolma riskiyle karşı karşıya bulunuyor. Oysa kilise, okul ve evlerin birlikte ele alınacağı bütüncül bir koruma çalışması, sadece birkaç yapıyı değil, bölgenin hafızasını ayağa kaldırma anlamı taşıyor.</p>

<p>Bölgeyi yakından bilenler, restorasyon sürecinin parça parça değil, alan bazlı bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtiyor. Çünkü tarihi kilise ayrı, eski okul ayrı, geleneksel evler ayrı düşünüldüğünde ortaya eksik bir tablo çıkıyor. Asıl korunması gereken şeyin, Üstündal ve Dirlik’in birlikte taşıdığı tarihî doku olduğu vurgulanıyor.</p>

<p>Yapılacak envanter çalışması, restorasyon projeleri ve çevre düzenlemeleriyle bu hattın kültür turizmi açısından önemli bir cazibe merkezine dönüşebileceği ifade ediliyor. Böyle bir adımın hem bölgenin geçmişini koruyacağı hem de Trabzon’un saklı tarih duraklarını görünür hale getireceği değerlendiriliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Üstündal ve komşu Dirlik köyündeki tarihi yapıların kaderine terk edilmemesi isteniyor. Tarihi kilise, eski okul ve geleneksel evlerin restore edilerek gelecek kuşaklara aktarılması, yalnızca yerel bir beklenti değil, ortak hafızaya sahip çıkma çağrısı olarak görülüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/surmenede-tarihi-kilise-okul-ve-evler-restorasyon-bekliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 12:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6849-1.jpeg" type="image/jpeg" length="51904"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sahnedeki Kısa An Bahane Edildi, İsmail Türüt Hedefe Kondu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/sahnedeki-kisa-an-bahane-edildi-ismail-turut-hedefe-kondu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/sahnedeki-kisa-an-bahane-edildi-ismail-turut-hedefe-kondu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karadeniz müziğinin sevilen isimlerinden İsmail Türüt, Ankara’da düzenlenen Trabzon Günleri etkinliğinde sahnede yaşanan kısa bir an üzerinden sosyal medyada hedef haline getirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Şarkı söylediği sırada gelişen anlık bir refleksin farklı yönlere çekilmesi, birçok kişi tarafından haksız ve ölçüsüz bulundu.</p>

<p>Etkinlik sırasında Türüt’ün boynuna Rizespor atkısı takılmak istendiği, sanatçının ise performansını sürdürdüğü esnada buna anlık bir tepki verdiği görüldü. Kısa sürede yayılan görüntüler üzerinden yapılan yorumların önemli bölümü, olayın bütününden çok birkaç saniyelik bir ana odaklandı.</p>

<p>Sahnede yaşanan kısa an neden büyütüldü</p>

<p>Sosyal medyada oluşan tartışmanın merkezinde, sahnede geçen birkaç saniyelik görüntü yer aldı. Ancak görüntünün tamamına bakıldığında, ortada organize bir gerilimden çok, sanatçının sahne akışı içinde verdiği doğal bir refleks olduğu değerlendirmeleri öne çıktı.</p>

<p>Bu nedenle birçok kişi, meselenin gereğinden fazla büyütüldüğünü ve İsmail Türüt’e yönelik yorumların ölçüyü aştığını savundu. Özellikle sanatçının o sırada şarkı söylediği ve sahne düzenini korumaya çalıştığı gerçeği, tartışmanın gölgesinde kaldı.</p>

<p>İsmail Türüt kimdir sorusunun ötesinde bir Karadeniz hafızası</p>

<p>İsmail Türüt, yalnızca bir sanatçı değil, aynı zamanda Karadeniz’in kültürel hafızasında yer etmiş bir isim olarak görülüyor. Yıllardır söylediği türkülerle, bölgenin sevincini, hüznünü, gururunu ve gündelik hayatını geniş kitlelere taşıyan Türüt, hem Trabzon’da hem Rize’de hem de Karadeniz’in tamamında karşılığı olan bir sanatçı olarak biliniyor.</p>

<p>Bu yüzden tek bir an üzerinden onun niyetini sorgulamak ya da hedefe yerleştirmek, birçok kişi tarafından hakkaniyetsiz bulundu. Çünkü yıllarını memleketinin müziğine ve kültürüne vermiş isimleri bir anda tartışma nesnesine çevirmek, kolay ama yıpratıcı bir yol olarak görülüyor.</p>

<p>Trabzon Rize rekabeti üzerinden yeni tartışma üretmek doğru mu</p>

<p>Karadeniz insanı rekabeti bilir, şakayı bilir, takılmayı bilir. Ancak her görüntüyü yeni bir gerginliğin malzemesi haline getirmek, meseleyi doğal zemininden çıkarıyor. Ankara’daki etkinlikte yaşanan olayda da benzer bir tablo ortaya çıktı.</p>

<p>Bazı yorumcular, Trabzonspor ve Rizespor üzerinden yeni bir karşıtlık kurulmaya çalışıldığını savunurken, sağduyulu değerlendirmeler bunun gereksiz olduğunu vurguladı. Çünkü birkaç saniyelik bir sahne refleksinden büyük anlamlar çıkarmak, olayın gerçek ağırlığından çok sosyal medyanın büyütme alışkanlığını gösteriyor.</p>

<p>Karadeniz’in bağrından çıkan değerlere neden sahip çıkılamıyor</p>

<p>Ortaya çıkan tablo, yalnızca bir sahne anını değil, daha geniş bir sorunu da yeniden hatırlattı. Karadeniz’in bağrından çıkan değerlere sahip çıkmak yerine, onları ilk fırsatta yıpratmaya çalışmak ne yazık ki artık tanıdık bir manzara haline geldi.</p>

<p>Hatta birçok kişiye göre, Karadeniz’in bağrından çıkan değerleri harcamak kadar başarılı olduğumuz başka bir konu yok. Kendi kültürünü taşıyan, sesiyle ve emeğiyle bölgenin hafızasında yer tutan isimleri korumak yerine tartışmaya açmak, esas sorgulanması gereken mesele olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Anlık refleks sonrası anlamsız tepkiler dikkat çekti</p>

<p>İsmail Türüt’e yönelik yorumların önemli bir bölümünün olayın bağlamından koptuğu değerlendiriliyor. Sahnedeki anlık refleks sonrası oluşan tepki dalgası, birçok kişiye göre meseleyi olduğundan daha büyük göstermeye yaradı.</p>

<p>Sanatçıyı savunanlar ise ortada büyütülecek bir kriz değil, sahne içinde gelişmiş kısa ve insani bir tepki bulunduğunu ifade etti. Bu nedenle Türüt’ü hedef alan sert çıkışların değil, daha adil ve dengeli bir bakışın esas alınması gerektiği vurgulandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sağduyu çağrısı öne çıktı</p>

<p>Karadeniz müziğinin önemli temsilcilerinden biri olan İsmail Türüt üzerinden yeni bir polemik üretmenin kimseye fayda sağlamadığı görüşü öne çıkıyor. Bir sanatçının yıllara yayılan emeğini, birkaç saniyelik bir görüntüye mahkum etmek hem haksızlık hem de kültürel hafızaya zarar olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Sonuç olarak Ankara’daki etkinlikte yaşanan kısa anın, sosyal medyada köpürtülen bir tartışmaya dönüştürülmesi yerine daha serinkanlı okunması gerektiği belirtiliyor. Çünkü bir bölgenin değerlerini yıpratmak kolay, onları yetiştirmek ve korumak ise çok daha zor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/sahnedeki-kisa-an-bahane-edildi-ismail-turut-hedefe-kondu</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 06:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6826.jpeg" type="image/jpeg" length="93105"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tunceli’de “Bir Soluk, Bir Nefes” Projesi Hayata Geçti]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/tuncelide-bir-soluk-bir-nefes-projesi-hayata-gecti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/tuncelide-bir-soluk-bir-nefes-projesi-hayata-gecti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tunceli’de engelli bireyler ve ailelerine yönelik dikkat çeken bir sosyal destek projesi uygulamaya alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Bir Soluk, Bir Nefes” adı verilen proje kapsamında, evde bakım hizmetinden yararlanan engelli bireyler belirli günlerde bakım ve konaklama merkezlerinde misafir edilerek profesyonel destek alacak.</p>

<p>Tunceli Valiliği koordinasyonunda; Tunceli Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, Tunceli İl Özel İdaresi ve Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü arasında imzalanan iş birliği protokolüyle başlatılan proje, hem engelli bireylerin yaşam kalitesini artırmayı hem de bakım yükünü üstlenen ailelere kısa süreli de olsa nefes aldırmayı amaçlıyor.</p>

<p>Proje ile aynı zamanda, engelli bireylerin bakımını üstlenen ailelerin kısa süreli dinlenmelerine imkân sağlanarak psikososyal yönden desteklenmeleri ve tükenmişlik yaşamalarının önüne geçilmesi hedefleniyor. Bu yönüyle uygulama, yalnızca bakım hizmeti sunan bir model değil, aile bütünlüğünü ve sosyal dayanışmayı güçlendiren bir destek mekanizması olarak öne çıkıyor.</p>

<p>Proje hakkında değerlendirmelerde bulunan Tunceli Valisi Şefik Aygöl, uygulamanın insani bir ihtiyaçtan doğduğunu belirtti. Aygöl, evde bakım hizmetinden faydalanan yatağa bağımlı vatandaşların evlerinden alınarak tesislerde misafir edileceğini, burada bakımları sürerken ailelerine bir haftalık dinlenme imkânı sağlanacağını ifade etti.</p>

<p>Vali Aygöl, saha ziyaretlerinde bazı vatandaşların yıl boyunca bir gün dahi hastalarını bırakamadığını gördüklerini belirterek, bu durumun kendilerinde güçlü bir empati oluşturduğunu vurguladı. Devlet imkânlarının vatandaşların lehine kullanılması anlayışıyla böyle bir projeyi hayata geçirdiklerini kaydeden Aygöl, uygulamanın sosyal devlet anlayışının sahadaki somut karşılıklarından biri olduğunu dile getirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“Bir Soluk, Bir Nefes” projesiyle birlikte Tunceli’de dezavantajlı bireyler ile ailelerine yönelik destek mekanizmalarının daha etkin hale getirilmesi hedefleniyor. Projenin, özellikle sürekli bakım yükü taşıyan aileler için önemli bir rahatlama sağlaması bekleniyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/tuncelide-bir-soluk-bir-nefes-projesi-hayata-gecti</guid>
      <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 10:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6755-1.jpeg" type="image/jpeg" length="53934"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı: Türkler İran’da devletine sahip çıktı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/mustafi-tumamiral-cihat-yayci-turkler-iranda-devletine-sahip-cikti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/mustafi-tumamiral-cihat-yayci-turkler-iranda-devletine-sahip-cikti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, İran’daki gelişmelere ilişkin yaptığı değerlendirmede Türklerin dış güçlere karşı devletlerini satmayacağını söyledi. Yaycı, İran’daki Türklerin diğer etnik gruplardan farklı olarak devlete sahip çıktığını savundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Müstafi Tümamiral Cihat Yaycı, İran’daki toplumsal ve etnik dengelere ilişkin dikkat çeken bir açıklamada bulundu. Yaycı, Türklerin tarih boyunca devlet refleksiyle hareket ettiğini belirterek, İran’daki Türk nüfusun da benzer bir tutum sergilediğini ifade etti.</p>

<p>Yaycı açıklamasında, “ABD, İran’da Türkleri beklemiyordu. Türkler, diğer etnik gruplar gibi dış güçlere karşı devletini satmaz. Türkler, devletlerini birilerine peşkeş çekmez. İran’da da devletlerine sahip çıktılar” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu sözler, İran’daki etnik yapı, bölgesel dengeler ve dış müdahale tartışmaları açısından yeni bir değerlendirme olarak yorumlandı. Yaycı’nın çıkışı, özellikle İran Türklerinin bölgedeki siyasi ve toplumsal rolüne dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p>Ortadoğu’daki kırılgan dengelerin sık sık dış müdahale iddialarıyla birlikte anıldığı bir dönemde gelen açıklama, sosyal medyada ve siyasi çevrelerde de yankı buldu. Yaycı’nın sözleri, Türk kimliği ile devlet aidiyeti arasındaki ilişkiyi öne çıkaran bir değerlendirme olarak dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, İran gibi çok katmanlı etnik ve mezhepsel yapıya sahip ülkelerde toplumsal sadakat, devlet bağlılığı ve dış müdahale algısının bölgesel istikrar açısından kritik önemde olduğunu belirtiyor. Cihat Yaycı’nın açıklaması da bu çerçevede, sadece İran’a değil, bölgedeki güç mücadelesine dair daha geniş bir okumanın parçası olarak değerlendiriliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/mustafi-tumamiral-cihat-yayci-turkler-iranda-devletine-sahip-cikti</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-6532.jpeg" type="image/jpeg" length="69334"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol Göka’ya Anlamlı Ödül]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/saglik-bilimleri-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-erol-gokaya-anlamli-odul</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/saglik-bilimleri-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-erol-gokaya-anlamli-odul" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Tıbbiye Bülteni yazarı Prof. Dr. Erol Göka, 2026 Muhsin Yazıcıoğlu Ödülleri kapsamında “Düşünce Ödülü”ne layık görüldü. Rektör Prof. Dr. Kemalettin Aydın’dan tebrik mesajı geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Erol Göka, Gönüllerde Birlik Vakfı tarafından düzenlenen 2026 yılı Muhsin Yazıcıoğlu Ödülleri kapsamında “Düşünce Ödülü”nün sahibi oldu.</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi kimliğiyle akademik çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Göka’nın bu ödüle layık görülmesi, üniversite camiasında da memnuniyetle karşılandı.</p>

<p>Vakıf tarafından yapılan açıklamada, ödüllerin bilim, düşünce ve sanat alanında üretim yapan isimleri görünür kılmayı amaçladığı vurgulandı.</p>

<p><br />
“Düşünce Dünyasına Katkı” Vurgusu</p>

<p>Açıklamada, Prof. Dr. Erol Göka’nın yıllardır sürdürdüğü akademik ve entelektüel çalışmaların, toplumun geniş kesimlerinde karşılık bulduğu ifade edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Göka’nın özellikle psikiyatri, kültür ve toplum ilişkisi üzerine geliştirdiği fikirler; hem akademik çevrelerde hem de kamuoyunda dikkat çeken bir etki alanı oluşturuyor.</p>

<p>Bu yönüyle verilen ödül, yalnızca bir başarı belgesi değil; aynı zamanda düşünce üretiminin toplumsal karşılığına verilen güçlü bir mesaj olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Rektör Aydın’dan Tebrik Mesajı</p>

<p>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın, yayımladığı mesajda şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“Üniversitemizin kıymetli Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Erol Göka’nın Muhsin Yazıcıoğlu Düşünce Ödülü’ne layık görülmesi bizleri gururlandırmıştır.</p>

<p>Hocamızın ilimle yoğrulmuş fikrî birikimi, yalnızca akademi dünyasına değil, toplumun düşünce ufkuna da yön vermektedir. Bu anlamlı ödülün, üretkenliğini daha da artıracağına inanıyor; kendisini gönülden tebrik ediyorum.”</p>

<p>Ödüller, 18 Nisan’da Ankara’daki Milli Kütüphane Konferans Salonu’nda düzenlenecek törenle sahiplerine takdim edilecek.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/saglik-bilimleri-universitesi-ogretim-uyesi-prof-dr-erol-gokaya-anlamli-odul</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 14:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/i-m-g-5915.jpeg" type="image/jpeg" length="75940"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Адабияттан стратегияга чейин: Чыңгыз Айтматовдун мурасы жаңы дүйнө таанымды сунуштайт]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/adabiiattan-strategiiaga-ceiin-cyngyz-aitmatovdun-murasy-zany-duino-taanymdy-sunustait</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/adabiiattan-strategiiaga-ceiin-cyngyz-aitmatovdun-murasy-zany-duino-taanymdy-sunustait" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Кыргызстандын Манас шаары бул жолу жөн гана географиялык борбор эмес, идеялардын, маданияттардын жана көз караштардын кесилишкен интеллектуалдык аянтчасына айланды.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Дүйнөлүк адабияттын улуу өкүлү Чыңгыз Айтматовдун 100 жылдык мааракеси жана Ысык-Көл форумунун 40 жылдыгына арналган эл аралык илимий-практикалык конференция кеңири катышуусу менен өзгөчөлөндү.</p>

<p>“Чыңгыз Айтматовдун руханий жана гуманисттик мурасы жана Ысык-Көл форумы: Улуттук ой жүгүртүү – туруктуу өнүгүүнүн негизи, маданияттар жана цивилизациялар аралык диалог” аталышындагы иш-чара илим менен саясатты бир чатырдын алдында бириктирип, күчтүү аянтча түздү.</p>

<p><img alt="Адабияттан стратегияга чейин: Чыңгыз Айтматовдун мурасы жаңы дүйнө таанымды сунуштайт" class="detail-photo img-fluid" height="704" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/b030d10a-27a6-4b41-9df4-a6baaaef9bff.jpeg" width="1290" /></p>

<p>Академиядан саясатка чейин кеңири катышуу</p>

<p>Конференция Кыргыз Республикасынын Президентинин Жалал-Абад облусундагы ыйгарым укуктуу өкүлчүлүгүнүн колдоосу менен Б. Осмонов атындагы Жалал-Абад мамлекеттик университетинин демилгеси менен өткөрүлдү.</p>

<p>Уюштуруу комитетинде:<br />
• Текебаев Т.К. (төрага)<br />
• Үсөнов Кенешбек Жумабекович (тең төрага)<br />
• Самаяев У.О., Маткаликов А.Ж., Токоева Г.С. (төраганын орун басарлары)<br />
жана көптөгөн окумуштуулар менен мамлекеттик өкүлдөр катышты.</p>

<p>Конференциянын эл аралык деңгээли да өзгөчө болду. Россия, АКШ, Түркия жана Өзбекстандан келген окумуштуулар жана мекеме өкүлдөрү иш-чараны глобалдык ой жүгүртүү аянтчасына айлантты. Түркия тараптан катышкан Тургут Кочоглу жана Ахмет Балжы (Саламаттык сактоо илимдери университети) өзгөчө белгиленди.</p>

<p>⸻</p>

<p>Көп тармактуу илимий секциялар</p>

<p>Конференциянын алкагында уюштурулган 6 секция ар түрдүү илим тармактарынын бир эле теманы ар башка тилде баяндаган интеллектуалдык жыйынына айланды.</p>

<p>Негизги багыттар:<br />
• Филология жана адабият<br />
• Философия жана гуманизм<br />
• Туруктуу өнүгүү жана экономика<br />
• Санариптештирүү жана жасалма интеллект<br />
• Билим берүү илимдери<br />
• Маданияттар аралык байланыш жана дипломатия</p>

<p>Баяндамада өзгөчө көңүл бурулган темалар:<br />
• “Манкурт” түшүнүгүнүн санарип доордогу өзгөрүшү<br />
• Жасалма интеллект доорунда адам жана этика<br />
• Жашыл экономика жана туруктуулук<br />
• Айтматовдун адабий жана маданий таасири</p>

<p>⸻</p>

<p>Пленардык жыйында универсалдуу ойлор</p>

<p>Пленардык жыйында сүйлөгөндөр Айтматовдун жөн гана жазуучу эмес, адамзаттын абийирине кайрылган ойчул экенин дагы бир жолу баса белгилешти.</p>

<p>Талкууланган негизги маселелер:<br />
• Айтматовдун тили жана кыргыз адабиятына кошкон салымы<br />
• Ысык-Көл форумунун универсалдуу гуманисттик көз карашы<br />
• Санариптештирүү менен азык-түлүк коопсуздугунун байланышы<br />
• Маданий дипломатиядагы адабияттын ролу</p>

<p>⸻</p>

<p>Илимий кызматташтык жана жаңы мүмкүнчүлүктөр</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Конференция эскерүү иш-чарасы гана болбостон, жаңы илимий кызматташууларга жол ачты:<br />
• Университеттер аралык биргелешкен долбоорлор сунушталды<br />
• Жаш изилдөөчүлөр үчүн жаңы академиялык тармактар түзүлдү<br />
• Эл аралык илимий диалог күчөдү</p>

<p>Бул жагынан алганда, иш-чара келечекке багытталган стратегиялык аянтча болду.</p>

<p>⸻</p>

<p>Айтматовдун мурасы: убакытка туруштук берген үн</p>

<p>Конференциянын жыйынтыгында Айтматовдун чыгармалары бүгүнкү күндө дагы актуалдуу жана багыт көрсөтүүчү экендиги белгиленди.</p>

<p>Анын чыгармалары:<br />
• Адам менен табияттын тең салмагын<br />
• Адеп-ахлактык жоопкерчиликти<br />
• Маданий өздүктү<br />
• Коомдук эстутумду</p>

<p>жөн гана адабий элемент эмес, адамзаттын жалпы мурасы катары кайрадан эске салды.</p>

<p><img alt="Aytmatov’un fikirleri yeniden sahnede. Manas’taki uluslararası konferans, bilim ve kültürü geleceğe taşıyan kritik mesajlar verdi.-1" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/af620201-9c56-41ef-b51c-ed4004f88770.jpeg" width="1600" /></p>

<p>Манастан дүйнөгө ачылган ой көпүрөсү</p>

<p>Манас шаарында өткөн бул эл аралык конференция өткөндү эскерүү менен чектелбестен, келечекке багытталган күчтүү көз карашты да сунуштады.</p>

<p>✔ Айтматовдун идеялары кайрадан жанданды<br />
✔ Академиялык кызматташтык бекемделди<br />
✔ Глобалдык диалог үчүн жаңы мүмкүнчүлүктөр ачылды</p>

<p>Кыргызстан бул иш-чара аркылуу дагы бир жолу географиялык гана эмес, интеллектуалдык борбор экенин көрсөттү. Бул жерде айтылган ойлор келечектеги дүйнөдө дагы жаңырып турчу деңгээлде болду.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/adabiiattan-strategiiaga-ceiin-cyngyz-aitmatovdun-murasy-zany-duino-taanymdy-sunustait</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 04:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/db78b7d1-7267-4cb9-b48d-2d8812eabe29.jpeg" type="image/jpeg" length="57786"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Edebiyattan Stratejiye: Cengiz Aytmatov’un Mirası Yeni Bir Dünya Tasavvuru Sunuyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/edebiyattan-stratejiye-cengiz-aytmatovun-mirasi-yeni-bir-dunya-tasavvuru-sunuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/edebiyattan-stratejiye-cengiz-aytmatovun-mirasi-yeni-bir-dunya-tasavvuru-sunuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kırgızistan’ın Manas şehri, bu kez sadece coğrafi bir merkez değil; fikirlerin, kültürlerin ve vizyonların kesiştiği bir düşünce sahnesine dönüştü.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya edebiyatının büyük ismi Cengiz Aytmatov’un 100. doğum yılı ve Issık Göl Forumu’nun 40. yılı dolayısıyla düzenlenen uluslararası bilimsel-pratik konferans, geniş katılımıyla dikkat çekti.</p>

<p>“Cengiz Aytmatov’un Manevi ve Hümanist Mirası ile Issık Göl Forumu: Ulusal Düşünce – Sürdürülebilir Kalkınmanın Temeli, Kültürler ve Medeniyetler Arası Diyalog” başlığını taşıyan etkinlik, akademi ile siyaseti aynı çatı altında buluşturarak güçlü bir platform sundu.</p>

<p><img alt="Aytmatov’un fikirleri yeniden sahnede. Manas’taki uluslararası konferans, bilim ve kültürü geleceğe taşıyan kritik mesajlar verdi.-1" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/af620201-9c56-41ef-b51c-ed4004f88770.jpeg" width="1600" /><br />
Akademiden Siyasete Geniş Katılım</p>

<p>Konferans, Kırgız Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’nın Celal-Abad bölgesindeki temsilciliğinin desteğiyle, B. Osmonov adına Celal-Abad Devlet Üniversitesi öncülüğünde gerçekleştirildi.</p>

<p>Düzenleme komitesinde:<br />
• Tekebayev T.K. (Başkan)<br />
• Usenov Keneşbek Jumabekoviç (Eş Başkan)<br />
• Samayev U.O., Matkalikov A.J., Tokoyeva G.S. (Başkan Yardımcıları)<br />
yer alırken, çok sayıda akademisyen ve kamu temsilcisi organizasyona katkı sundu.</p>

<p>Konferansın uluslararası boyutu ise dikkat çekiciydi. Rusya, ABD, Türkiye ve Özbekistan’dan gelen akademisyenler ve kurum temsilcileri, etkinliği küresel bir düşünce buluşmasına dönüştürdü. Türkiye adına katılan Turgut Koçoğlu, Ahmet Balcı (Sağlık Bilimleri Üniversitesi) öne çıkan isimler arasında yer aldı.</p>

<p><br />
Çok Disiplinli Bilimsel Oturumlar</p>

<p>Konferans kapsamında düzenlenen 6 ayrı seksiyon, adeta farklı disiplinlerin aynı hikâyeyi farklı dillerde anlattığı bir entelektüel şölen sundu.</p>

<p>Öne çıkan başlıklar:<br />
• Filoloji ve edebiyat<br />
• Felsefe ve hümanizm<br />
• Sürdürülebilir kalkınma ve ekonomi<br />
• Dijitalleşme ve yapay zekâ<br />
• Eğitim bilimleri<br />
• Kültürlerarası iletişim ve diplomasi</p>

<p>Sunumlarda özellikle:<br />
• “Mankurt” kavramının dijital çağdaki dönüşümü<br />
• Yapay zekâ çağında insan ve etik<br />
• Yeşil ekonomi ve sürdürülebilirlik<br />
• Aytmatov’un edebi ve kültürel etkisi</p>

<p>gibi başlıklar yoğun ilgi gördü.</p>

<p><br />
Plenar Oturumda Evrensel Mesajlar</p>

<p>Plenar oturumda yapılan konuşmalar, Aytmatov’un yalnızca bir yazar değil, insanlığın vicdanına seslenen bir düşünür olduğunu bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p>Sunumlarda:<br />
• Aytmatov’un dili ve Kırgız edebiyatına katkısı<br />
• Issık Göl Forumu’nun evrensel hümanizm perspektifi<br />
• Dijitalleşme ile gıda güvenliği ilişkisi<br />
• Kültürel diplomasi bağlamında edebiyatın rolü</p>

<p>gibi küresel meseleler ele alındı.</p>

<p><br />
Bilimsel İş Birliği ve Yeni Ufuklar</p>

<p>Konferans, sadece bir anma etkinliği olarak kalmadı; aynı zamanda yeni akademik iş birliklerinin kapısını araladı.<br />
• Üniversiteler arası ortak projeler gündeme geldi<br />
• Genç araştırmacılar için yeni akademik ağlar kuruldu<br />
• Uluslararası bilimsel diyalog güç kazandı</p>

<p>Bu yönüyle etkinlik, geleceğe dönük stratejik bir platform niteliği taşıdı.</p>

<p><br />
Aytmatov’un Mirası: Zamana Direnen Bir Ses</p>

<p>Konferansın genel değerlendirmesinde, Aytmatov’un eserlerinin bugün hâlâ güncel ve yol gösterici olduğu vurgulandı.</p>

<p>Onun metinleri:<br />
• İnsan ile doğa arasındaki dengeyi<br />
• Ahlaki sorumluluğu<br />
• Kültürel kimliği<br />
• Toplumsal hafızayı</p>

<p>birer edebi unsurdan öte, insanlığın ortak mirası olarak yeniden hatırlattı.</p>

<p>Manas’tan Dünyaya Açılan Bir Fikir Köprüsü</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Manas’ta gerçekleştirilen bu uluslararası konferans, yalnızca geçmişi anmakla kalmadı; geleceğe dair güçlü bir vizyon da ortaya koydu.</p>

<p>✔ Aytmatov’un fikirleri yeniden gündeme taşındı<br />
✔ Akademik iş birlikleri güçlendi<br />
✔ Küresel diyalog için yeni kapılar açıldı</p>

<p>Kırgızistan, bu organizasyonla bir kez daha sadece coğrafi değil, düşünsel bir merkez olduğunu gösterdi. Burada kurulan cümleler, yarının dünyasında yankı bulacak türden.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/edebiyattan-stratejiye-cengiz-aytmatovun-mirasi-yeni-bir-dunya-tasavvuru-sunuyor</guid>
      <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 04:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/04/db78b7d1-7267-4cb9-b48d-2d8812eabe29.jpeg" type="image/jpeg" length="21473"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul Trabzon Dernekler Federasyonu ve Trabzonlular Federasyonu Arasındaki Fark Ne?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/istanbul-trabzon-dernekler-federasyonu-ve-trabzonlular-federasyonu-arasindaki-fark-ne</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/istanbul-trabzon-dernekler-federasyonu-ve-trabzonlular-federasyonu-arasindaki-fark-ne" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un dernekçilik haritası… Bir yanıyla kültürel hafızanın taşıyıcısı, diğer yanıyla ise bölünmüşlüğün sessiz hikâyesi. Aynı şehrin insanlarını bir araya getirmek için kurulan yapılar, bugün iki ayrı federasyon çatısı altında yol alıyor: Trabzon Dernekler Federasyonu ve Trabzonlular Federasyonu. Ancak bu iki yapı arasındaki ayrışma artık yalnızca bir tercih değil; zaman zaman yargıya taşınan, toplumsal karşılığı olan bir tartışmaya dönüşmüş durumda.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trabzon’un dernekçilik geleneği, yalnızca bir hemşehri dayanışması değil; bir hafıza, bir kimlik, bir ortak ruh meselesi. Ancak İstanbul’da bu güçlü damar bugün iki ayrı kola ayrılmış durumda: Trabzon Dernekler Federasyonu ve Trabzonlular Federasyonu.</p>

<p>Aynı kültürü yaşatmak için yola çıkan bu iki yapı, artık yalnızca bir organizasyon farkı değil; giderek derinleşen bir temsil krizinin iki yüzü haline gelmiş durumda.</p>

<p>Güç Parçalanıyor: Tek Ses Yerine Dağınık Yankı</p>

<p>Bugün İstanbul’daki tablo açık: Aynı tabana hitap eden iki federasyon, aynı hedefe yürürken birbirinin gücünü tamamlamak yerine bölüyor.</p>

<p>Temsil Zayıflıyor: İki Muhatap, Yarım Etki</p>

<p>Kamu kurumları, yerel yönetimler ve diğer sivil toplum yapıları karşısında “tek güçlü temsil” yerine iki ayrı yapı ortaya çıkıyor. Bu da Trabzonluların taleplerinin etkisini azaltıyor, ağırlığını hafifletiyor.</p>

<p>Aynı Gün, İki Etkinlik: Katılım Bölünüyor</p>

<p>Kültürel geceler, toplantılar ve organizasyonlar çakışıyor. Aynı insanlara iki farklı davet gidiyor. Sonuç: Dolmayan salonlar, bölünmüş kalabalıklar, zayıflayan etki.</p>

<p>Kaynaklar Dağılıyor: Büyük Potansiyel Küçülüyor</p>

<p>İnsan gücü, finansal destekler, gönüllü emek… Hepsi ikiye bölünüyor. Oysa birleşmiş bir yapı, aynı kaynaklarla çok daha büyük projeler üretebilir.</p>

<p><br />
Dünyadan Dersler: Birleşen Kazanıyor, Bölünen Kaybediyor</p>

<p>Dünya örnekleri bu konuda son derece net:</p>

<p>ABD’de İrlanda diasporası, onlarca farklı dernek yapısını tek çatı altında koordine ederek bugün siyasi ve ekonomik anlamda güçlü bir lobiye dönüştü. Tek ses, güçlü etki yarattı.</p>

<p>İtalya kökenli topluluklar, birleşik federasyon modelleri sayesinde hem kültürlerini korudu hem de bulundukları ülkelerde ciddi temsil gücü elde etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna karşılık;</p>

<p>Bazı Balkan ve Orta Doğu diasporalarında görülen parçalı yapı, yıllar içinde etkisizleşmeye yol açtı. Aynı topluluğa ait onlarca küçük yapı, ne kamu nezdinde ne de toplum içinde güçlü bir karşılık üretebildi.</p>

<p>Sonuç açık:<br />
Birleşen büyüyor. Bölünen silikleşiyor.</p>

<p><br />
Kültür Bölünmez: Bu Sadece Bir Yönetim Meselesi Değil</p>

<p>Trabzon dernekleri; horonun ritmini, kemençenin sesini, imecenin ruhunu taşıyor. Bu yapıların bölünmesi, sadece tabelaların ayrılması değil; kültürel akışın zayıflaması anlamına geliyor.</p>

<p>Genç kuşaklar bu karmaşanın içinde yönünü kaybediyor. Dernekçilik, birleştiren değil ayrıştıran bir alan gibi algılanmaya başlıyor.</p>

<p><br />
Tek Çatı Çağrısı: Artık Bir Tercih Değil, Zorunluluk</p>

<p>Sahadan yükselen ses giderek netleşiyor:</p>

<p>“İstanbul’daki Trabzonlular tek federasyon altında birleşmeli.”</p>

<p>Bu çağrı bir temenni değil; bir zorunluluk. Çünkü İstanbul gibi dev bir şehirde güçlü bir temsil, ancak birleşmiş bir yapı ile mümkün.</p>

<p>Aynı Hikâyenin İki Anlatıcısı Olmaz</p>

<p>Bugün gelinen nokta bir yol ayrımıdır.<br />
Ya bu çift başlı yapı devam edecek ve güç dağılacak…<br />
Ya da ortak akıl devreye girecek ve tek bir çatı altında birleşilecek.</p>

<p>Trabzon’un tarihi bize şunu öğretir:<br />
Zor zamanlarda parçalanan değil, birleşen ayakta kalır.</p>

<p>Ve bugün sorulması gereken soru şudur:<br />
Aynı horonu oynayanlar, neden farklı halkalarda dönüyor?</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/istanbul-trabzon-dernekler-federasyonu-ve-trabzonlular-federasyonu-arasindaki-fark-ne</guid>
      <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 03:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/i-m-g-5586.jpeg" type="image/jpeg" length="83853"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Pontuslular Kimdir? Yunan mı, Yerli mi?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/pontuslular-kimdir-yunan-mi-yerli-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/pontuslular-kimdir-yunan-mi-yerli-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Son yıllarda yapılan genetik analizler ve tarihsel çalışmalar, “Pontuslular Yunan mı?” sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Özellikle mübadelede gitmiş Karadeniz kökenli bazı bireylerin DNA testlerinde klasik Yunan genetiği yerine Kafkas ve Anadolu izlerinin öne çıkması, bu kimliğin sanılandan çok daha karmaşık olduğunu ortaya koyuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlara göre mesele basit bir etnik aidiyet değil; binlerce yıllık kültürel ve demografik katmanların birleşimi.</p>

<p>Antik Başlangıç: Yunan Kolonileri Ama Boş Topraklar Değildi</p>

<p>Tarihsel kaynaklara göre Karadeniz’in güney kıyıları, MÖ 8. yüzyıldan itibaren Yunan kolonizasyonuna sahne oldu. Özellikle Miletos kökenli kolonistler Sinop (Sinope) ve Trabzon (Trapezus) gibi ticaret merkezleri kurdu.</p>

<p>Ancak bu süreç bir “yerleşim boşluğu” üzerine kurulmadı. Antik tarihçiler, bölgede zaten güçlü yerli halkların bulunduğunu açıkça yazar:<br />
• Kolhis halkları (Kartvel kökenli topluluklar)<br />
• Yerli Anadolu kavimleri<br />
• Proto-Laz ve Gürcü ataları</p>

<p>📚 Kaynaklar:<br />
• Herodot – Histories<br />
• Strabon – Geographika<br />
• Xenophon – Anabasis</p>

<p>Bu nedenle araştırmacılar, Pontus bölgesinde erken dönemden itibaren etnik karışımın kaçınılmaz olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Bizans Dönemi: “Rum” Kimliği Etnik mi Dini mi?</p>

<p>Orta Çağ’da, özellikle Doğu Roma (Bizans) egemenliği altında Karadeniz kıyılarında “Rum” kimliği belirginleşti. Ancak akademik literatürde bu kimliğin etnik değil, ağırlıklı olarak dini ve kültürel bir kategori olduğu kabul ediliyor.</p>

<p>Yani:<br />
• Ortodoks Hristiyan olan topluluklar “Rum” olarak tanımlanıyordu<br />
• Bu tanım etnik kökeni değil, dini aidiyeti ifade ediyordu</p>

<p>📚 Kaynaklar:<br />
• Anthony Bryer – The Empire of Trebizond and the Pontos<br />
• Speros Vryonis – The Decline of Medieval Hellenism in Asia Minor</p>

<p>Bu durum, Laz, Gürcü ve yerli Anadolu kökenli birçok topluluğun zamanla Rum kimliği altında birleşmesine yol açtı.</p>

<p>DNA Araştırmaları Ne Diyor?</p>

<p>Modern genetik çalışmalar, Karadeniz bölgesinin demografik yapısının oldukça karmaşık olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle Pontus kökenli bireylerde:<br />
• Kafkas (Gürcü-Laz) genetik bileşenler<br />
• Anadolu yerli gen havuzu<br />
• Sınırlı Ege Yunan bağlantısı</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>öne çıkıyor.</p>

<p>📚 Bilimsel çalışmalar:<br />
• Nature – Antik DNA ve Anadolu genetik çalışmaları<br />
• PNAS – Avrupa ve Anadolu genetik karışım araştırmaları<br />
• European Journal of Human Genetics – Bölgesel genetik çeşitlilik analizleri</p>

<p>Bu çalışmalar, kültürel Yunanlaşmanın genetik olarak her zaman Yunan köken anlamına gelmediğini gösteriyor.</p>

<p>Laz ve Gürcü Bağlantısı: Akademik Görüşler</p>

<p>Tarihçi ve Kafkasya uzmanı Vladimir Minorsky gibi isimler, Pontus bölgesindeki bazı toplulukların Kartvel (Laz-Gürcü) kökenli olduğunu belirtir.</p>

<p>Benzer şekilde modern araştırmalar da:<br />
• Doğu Karadeniz halkları ile Kafkas toplulukları arasında genetik yakınlık bulunduğunu<br />
• Dil ve kültür değişiminin etnik kökeni tamamen dönüştürmediğini ortaya koymaktadır.</p>

<p>Uzmanların Ortak Görüşü</p>

<p>Akademik literatürde Pontus kimliği için ortak yaklaşım şu şekilde özetleniyor:<br />
• Tek bir etnik köken yoktur<br />
• Çok katmanlı bir tarihsel süreç vardır<br />
• Dil ve din kimliği belirlemiştir</p>

<p>📚 Referans çalışmalar:<br />
• Peter Charanis – Bizans Anadolu demografisi<br />
• Richard Clogg – Modern Yunan kimliği ve Osmanlı mirası</p>

<p>SONUÇ: Pontus Bir Irk mı?</p>

<p>Tarihsel ve bilimsel veriler birlikte değerlendirildiğinde:<br />
• Pontuslular tamamen Yunan değildir<br />
• Tamamen Laz ya da Gürcü de değildir<br />
• En doğru tanım: Karadeniz’de oluşmuş melez bir kültürel kimliktir</p>

<p>Net sonuç</p>

<p>Pontus, genetikten çok kültürle şekillenmiş; Yunan dili ve Ortodoks inanç etrafında birleşmiş Karadeniz halklarının tarihsel bileşimidir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/pontuslular-kimdir-yunan-mi-yerli-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 05:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/i-m-g-5490.jpeg" type="image/jpeg" length="71362"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Lazlar Kimdir? Türk mü, Gürcü mü? Tartışmasına Net Yanıt]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/lazlar-kimdir-turk-mu-gurcu-mu-tartismasina-net-yanit</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/lazlar-kimdir-turk-mu-gurcu-mu-tartismasina-net-yanit" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lazların kökeni, dili ve kimliği yeniden gündemde. Lazlar Türk mü, Gürcü mü? Tarihsel ve bilimsel verilerle net açıklama.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Doğu Karadeniz’in sisli kıyılarında yaşayan Lazlar, son yıllarda yeniden gündeme gelen “kimlik” tartışmalarının merkezinde yer alıyor. “Lazlar Türk mü, Gürcü mü?” sorusu, sosyal medyadan akademik çevrelere kadar geniş bir alanda tartışılırken, uzmanlar bu sorunun tek cümlelik bir yanıtı olmadığını vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tarihsel ve dilbilimsel veriler incelendiğinde, Lazların ne doğrudan Türk ne de Gürcü olarak tanımlanamayacağı; kendine özgü bir etnik kimliğe sahip olduğu görülüyor.</p>

<p>⸻</p>

<p>Lazlar Hangi Kökenlere Dayanıyor?</p>

<p>Lazlar, Kafkasya kökenli bir halk olarak bilinen Kartvel toplulukları içinde yer alıyor. Bu gruba Gürcüler, Megreller ve Svanlar da dahil. Ancak uzmanlara göre bu yakınlık, Lazların Gürcü olduğu anlamına gelmiyor.</p>

<p>Dil ve etnik yapı üzerinden yapılan değerlendirmeler, Lazların bu topluluklarla akraba olduğunu ancak ayrı bir halk olarak geliştiğini ortaya koyuyor. Bu durum, Avrupa’daki bazı halklar arasındaki akrabalık ilişkilerine benzetiliyor: aynı kökten gelen ancak farklı kimlikler geliştiren toplumlar gibi.</p>

<p>⸻</p>

<p>Lazca: Kimliğin En Güçlü Unsuru</p>

<p>Lazların en belirgin ayırt edici özelliği konuştukları dil. Lazca, ne Türkçe ne de Hint-Avrupa dil ailesine ait. Kafkas dilleri arasında yer alan bu dil, özellikle Megrelce ile yakınlık gösteriyor.</p>

<p>Uzmanlara göre bir halkın dili, kimliğinin en güçlü göstergelerinden biri. Bu açıdan bakıldığında Lazların kendine özgü bir etnik yapı taşıdığı daha net ortaya çıkıyor.</p>

<p>⸻</p>

<p>“Lazlar Gürcü mü?” Sorusu Neden Tartışmalı?</p>

<p>Bazı Gürcü tarihçileri, Lazları Gürcülerin bir alt kolu olarak değerlendirme eğiliminde. Bunun temel nedeni, tarih boyunca bu iki halkın iç içe yaşamış olması.</p>

<p>Ancak modern etnoloji ve dilbilim çalışmaları, Lazların ayrı bir halk olduğunu ortaya koyuyor. Ortak köken, ortak kimlik anlamına gelmiyor.</p>

<p>⸻</p>

<p>Türkiye’deki Lazlar: Kimlik ve Aidiyet</p>

<p>Bugün Lazların büyük çoğunluğu Türkiye’de yaşıyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Lazlar, günlük yaşamda Türkçe konuşuyor ve toplumsal olarak Türk toplumuyla bütünleşmiş durumda.</p>

<p>Bu noktada uzmanlar önemli bir ayrım yapıyor:<br />
Vatandaşlık ile etnik köken aynı şey değil.</p>

<p>Yani Lazlar:<br />
• Vatandaşlık olarak Türk<br />
• Etnik köken olarak Laz</p>

<p>kimliğini birlikte taşıyor.</p>

<p>⸻</p>

<p>Tarih Boyunca Bir Sınır Halkı</p>

<p>Lazların tarihine bakıldığında, sürekli değişen büyük güçlerin arasında kaldıkları görülüyor. Antik Kolhis ve Lazika’dan Bizans’a, Trabzon İmparatorluğu’ndan Osmanlı’ya kadar farklı siyasi yapılar içinde varlıklarını sürdürdüler.</p>

<p>Bu nedenle Lazlar, tarih boyunca bağımsız bir devlet kurmaktan çok, sınır bölgelerinde yaşayan bir halk olarak öne çıktı.</p>

<p>⸻</p>

<p>Uzmanlara Göre Net Tanım</p>

<p>Tüm veriler bir araya getirildiğinde, Lazların kimliği şu şekilde tanımlanıyor:</p>

<p>Kafkas kökenli, Kartvel dil ailesine mensup, tarih boyunca farklı imparatorlukların etkisi altında yaşamış ve günümüzde büyük ölçüde Türkiye’de varlığını sürdüren ayrı bir halk.</p>

<p>⸻</p>

<p>Tartışma Neden Bitmiyor?</p>

<p>Laz kimliği üzerine tartışmaların sürmesinin temel nedeni, bu halkın birden fazla kültürle temas halinde olması. Gürcülerle akrabalık, Türk toplumuyla iç içe yaşam ve Bizans geçmişi, farklı yorumların ortaya çıkmasına neden oluyor.</p>

<p>Ancak bilimsel çalışmalar, bu tartışmaya daha net bir çerçeve çiziyor:<br />
Lazlar, ne tamamen bir başka halkın parçası ne de kaybolmuş bir kimliktir. Aksine, kendi tarihi ve dili olan özgün bir topluluktur.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/lazlar-kimdir-turk-mu-gurcu-mu-tartismasina-net-yanit</guid>
      <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 04:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/i-m-g-5489.jpeg" type="image/jpeg" length="61460"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sümela Manastırı: Kayalıklara Yazılmış Bir Medeniyet Hikâyesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/sumela-manastiri-kayaliklara-yazilmis-bir-medeniyet-hikayesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/sumela-manastiri-kayaliklara-yazilmis-bir-medeniyet-hikayesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un sisleri bazen dağları örter, bazen de tarihin üzerindeki tozu siler. İşte o anlarda, Sümela Manastırı bir yapı olmaktan çıkar; bir hafıza mekânına dönüşür. Kayaya tutunmuş bu yapı, yalnızca taş ve harçtan değil, inanç, siyaset, göç ve hatıralardan örülmüş bir zaman kapsülüdür.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kayaya Oyulmuş Bir İnanç: Mekânın Dili</p>

<p>Sümela’yı sıradan bir manastırdan ayıran ilk şey, konumunun “mantık dışı” oluşudur. 1.150 metre yüksekte, sarp bir kaya yüzeyine adeta yapışmış halde… Bu tercih tesadüf değil.<br />
• Savunma avantajı sağlar<br />
• Dünyevi olandan uzaklaşmayı simgeler<br />
• “Yukarı çıkış” fikriyle ruhsal yükselişi temsil eder</p>

<p>Bu yüzden Sümela’ya ulaşmak, sadece fiziksel bir yolculuk değil; küçük bir ritüel gibidir. Her adımda dünya aşağıda kalır.</p>

<p>⸻</p>

<p>Efsane mi, Hafıza mı?</p>

<p>Kuruluş hikâyesindeki Atinalı rahipler ve mucizevi ikona anlatısı, tarih ile mitin iç içe geçtiği bir alan açar.</p>

<p>Burada önemli olan şu:<br />
Efsane, tarihsel doğruluktan çok anlam üretir.</p>

<p>Yunan geleneğinde ikona yaşayan bir varlıktır.<br />
Türk tarih yazımında ise bu anlatı, “kültürel rivayet” olarak yer bulur.</p>

<p>İki yaklaşımın kesiştiği nokta ise şudur:<br />
Sümela’nın başlangıcı, sıradan bir yapı hikâyesi değil, bir çağrı hikâyesidir.</p>

<p>Komnenos Dönemi: Zirve ve Güç</p>

<p>1204 sonrası Trabzon İmparatorluğu döneminde Sümela, sadece dini değil, politik bir merkez haline gelir.</p>

<p>III. Aleksios Komnenos döneminde:<br />
• Manastır genişletilir<br />
• Vakıflarla ekonomik güç kazanır<br />
• Bölgesel otoritenin sembolüne dönüşür</p>

<p>Bu noktada Sümela artık sadece dua edilen bir yer değil;<br />
iktidarın kutsalla temas ettiği bir sahne haline gelir.</p>

<p>Yunan anlatısında bu dönem “altın çağ”dır.<br />
Türk perspektifinde ise diplomasi, evlilikler ve güç dengeleri öne çıkar.</p>

<p>⸻</p>

<p>Osmanlı Dönemi: Sürekliliğin Sessiz Gücü</p>

<p>Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u fethiyle birlikte Sümela’nın hikâyesi kesilmez, yön değiştirir.<br />
• Yavuz Sultan Selim’in şamdan hediyesi<br />
• Fermanlarla tanınan ayrıcalıklar<br />
• Vergi muafiyetleri</p>

<p>Bunlar sadece “hoşgörü” değil, aynı zamanda bir devlet aklıdır:<br />
Var olanı koruyarak düzeni sürdürmek.</p>

<p>Bu yüzden Sümela, Osmanlı döneminde “kaybolmaz”;<br />
aksine yaşamaya devam eder.</p>

<p>⸻</p>

<p>1923: Sessiz Bir Kopuş</p>

<p>Sümela’nın en dramatik kırılması, taşların değil insanların ayrılmasıdır.</p>

<p>Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile:<br />
• Keşişler gider<br />
• Ritüeller biter<br />
• Mekân sessizleşir</p>

<p>Ama hikâye burada da bitmez.</p>

<p>Eleftherios Venizelos ve<br />
İsmet İnönü arasındaki diplomasiyle:<br />
• İkona çıkarılır<br />
• Yunanistan’a taşınır<br />
• Yeni bir hafıza coğrafyası doğar</p>

<p>Bu olay, iki ülke arasında nadir görülen bir kültürel nezaket örneğidir.</p>

<p>⸻</p>

<p>İki Hafıza, Tek Mekân</p>

<p>Bugün Sümela iki farklı anlam dünyasında yaşar:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’de:<br />
• Müze<br />
• Kültürel miras<br />
• Turistik ve tarihsel değer</p>

<p>Yunanistan’da:<br />
• Kutsal sembol<br />
• Diaspora hafızası<br />
• Kaybedilen yurdun temsili</p>

<p>Aynı yapı, iki farklı kalpte iki ayrı anlam taşır.<br />
Ama aslında ikisi de aynı şeyi söyler:<br />
“Unutmadık.”</p>

<p>⸻</p>

<p>Taşın Hafızası: Freskler ve Sessizlik</p>

<p>Sümela’nın duvarlarındaki freskler, sadece dini sahneler değildir.<br />
Onlar, zamanın katmanlarını saklayan görsel arşivlerdir.<br />
• İncil sahneleri<br />
• Meryem Ana tasvirleri<br />
• Yeniden boyanmış katmanlar</p>

<p>Her katman bir dönemin izidir.<br />
Adeta bir duvar değil, zamanın üst üste yazılmış sayfalarıdır.</p>

<p>⸻</p>

<p>Bugün: Yeniden Doğuş</p>

<p>UNESCO Geçici Miras Listesi’nde yer alan Sümela:<br />
• Restorasyonlarla korunuyor<br />
• Turizme açılıyor<br />
• Kültürel diplomasi unsuru haline geliyor</p>

<p>Bugün oraya çıkan biri, sadece bir manastır görmez.<br />
Bir soruyla karşılaşır:</p>

<p>Bu yapı kime ait?</p>

<p>Cevap basit değil.<br />
Belki de en doğru cevap şu:</p>

<p>👉 Sümela, sahip olunacak bir şey değil;<br />
paylaşılacak bir mirastır.</p>

<p>⸻</p>

<p>Son Söz</p>

<p>Sümela Manastırı, kayalara tutunmuş bir bina değil,<br />
iki halkın hafızasında yankılanan bir cümledir.</p>

<p>Bir taraf için “kutsal emanet”,<br />
diğer taraf için “korunan miras”.</p>

<p>Ama ikisinin ortasında, değişmeyen bir gerçek var:</p>

<p>Zaman geçer, insanlar gider…<br />
Ama bazı yapılar, insanlardan daha uzun süre hatırlar.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT, TARİH</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/sumela-manastiri-kayaliklara-yazilmis-bir-medeniyet-hikayesi</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 09:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/i-m-g-5352.jpeg" type="image/jpeg" length="94971"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Başkasının Kalbiyle Yaşamak: Tıp ve Vicdanın Kesiştiği Nokta]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/baskasinin-kalbiyle-yasamak-tip-ve-vicdanin-kesistigi-nokta</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/baskasinin-kalbiyle-yasamak-tip-ve-vicdanin-kesistigi-nokta" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Edebiyat bazen bir hikâye anlatır… bazen de insanın kalbine sessizce bir soru bırakır ve geri çekilir. Ama Başkasının Kalbiyle Yaşamak bunu yapmaz; adeta okurun göğsünü açar, kalbine dokunur ve oraya bir sızı yerleştirir. Bu kitap, sadece okunmaz… hissedilir, taşınır, hatta bazen içte bir yere saplanır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Hakan Akelma imzasını taşıyan bu eser, ilk sayfalarda bir roman gibi görünse de kısa sürede anlaşılıyor ki bu bir kurgu değil; bu, hayatın en çıplak hâlinin edebiyata dönüşmüş şekli. Yoğun bakımın floresan ışıkları altında, makinelere bağlı nefeslerin arasında biriken gerçekler… bu metinde kelimeye dönüşüyor.</p>

<p><br />
Yoğun Bakımdan Gelen Bir Kalp Atışı</p>

<p>Dr. Hakan Akelma yalnızca bir yazar değil; o, ölümle yaşamın tam ortasında nöbet tutmuş bir vicdan. Her gün bir ailenin yıkılışına, bir başkasının yeniden doğuşuna tanıklık etmiş bir hekim.</p>

<p>Onun kalemi, mürekkep değil; gözyaşı, sabır ve insanın en derin çaresizliğiyle yazıyor.</p>

<p>Diyarbakır’dan başlayan hikâyesi, onu sadece bir meslek insanı yapmamış… bir tanık, bir taşıyıcı, bir anlatıcı hâline getirmiş. Yoğun bakım onun için bir servis değil; insan ruhunun en çıplak hâliyle ortaya çıktığı bir sahne.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir Kalp, İki Hayat… ve Sonsuz Bir Soru</p>

<p>Kitabın merkezindeki o cümle… sadece okunmuyor, insanın içine düşüyor:</p>

<p>“Bir yaşam bittiğinde, bir umut başkasının göğsünde yaşamaya devam eder.”</p>

<p>Bu cümlede hem hüzün var, hem umut… hem ölümün ağırlığı hem de hayatın inatçı direnci.</p>

<p>Bir annenin gözyaşı…<br />
Başka bir annenin duasına karışıyor.</p>

<p>Bir evde ışıklar sönerken, başka bir evde pencere açılıyor.</p>

<p>İşte bu kitap, tam o anda duruyor. Ne tamamen karanlıkta kalıyor ne de ışığa teslim oluyor. İkisinin arasında, insanın en kırılgan yerinde yürütüyor seni.</p>

<p>Kalp Sadece Et mi, Yoksa Hatıra mı?</p>

<p>Bu eser, organ naklini anlatmıyor sadece… bir kalbin taşıdığı yükü sorguluyor.</p>

<p>Bir kalp, başka bir bedende atmaya başladığında…<br />
Acaba sadece kan mı taşır?</p>

<p>Yoksa yarım kalmış bir gülüşü, söylenememiş bir “hoşça kal”ı, bir annenin son dokunuşunu da beraberinde götürür mü?</p>

<p>Bu sorular kitabın sayfalarında değil; okurun içinde yankılanıyor.</p>

<p><br />
Bir Hekimden Fazlası: İnsanlığa Tanıklık Eden Bir Kalem</p>

<p>Hakan Akelma’yı farklı kılan şey, sadece bildikleri değil… hissettikleri.</p>

<p>O, sadece hayat kurtaran bir hekim değil; hayatın ne kadar kırılgan olduğunu her gün yeniden öğrenen bir insan. Yazdıkları teknik değil, steril değil… aksine, nabız gibi atan, yara gibi sızlayan cümleler.</p>

<p>Bu kitapta bir akademisyenin disiplini var, evet.<br />
Ama daha fazlası var: Bir evladın eksik kalmış vedası, bir insanın taşıdığı derin merhamet ve bir hekimin susmak zorunda kaldığı anların yankısı…</p>

<p>Gözyaşı ile Umut Arasında Bir Metin</p>

<p>Bu kitap seni ağlatabilir… ama aynı anda içinden bir şeyleri de yeşertebilir.</p>

<p>Çünkü burada ölüm sadece bir son değil; başka bir başlangıcın kapısı.<br />
Burada hüzün, umuda dönüşüyor.<br />
Burada kayıp, başka birinin kalbinde yeniden atıyor.</p>

<p>Ve O Büyük Soru…</p>

<p>“Bu kitap, tek bedende bitmeyen hayatların hikâyesidir.”</p>

<p>Ve ardından gelen o soru…</p>

<p>Eğer kalbin başka bir bedende atmaya devam ediyorsa, insan gerçekten nerede biter?</p>

<p>Bu sorunun cevabı yok.</p>

<p>Ama belki de mesele cevap değil…<br />
Mesele, bu soruyla yaşayabilmek.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/baskasinin-kalbiyle-yasamak-tip-ve-vicdanin-kesistigi-nokta</guid>
      <pubDate>Sun, 29 Mar 2026 07:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/i-m-g-5339.jpeg" type="image/jpeg" length="55884"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye Kaçırılan Anadolu Hazineleri İçin Küresel Takip Başlattı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/turkiye-kacirilan-anadolu-hazineleri-icin-kuresel-takip-baslatti</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/turkiye-kacirilan-anadolu-hazineleri-icin-kuresel-takip-baslatti" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye, kaçırılan tarihi eserleri geri getirmek için kültürel diplomasi atağını hızlandırdı. Yapay zekâ destekli sistemlerle yüzlerce eser tespit ediliyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye, kültürel mirasını geri topluyor</p>

<p>Türkiye, son yıllarda hız verdiği kültürel diplomasi politikasıyla yurt dışına kaçırılan tarihi eserleri tek tek geri getiriyor. Özellikle “kaçırılan eserler nasıl bulunur” ve “Türkiye tarihi eserleri nasıl geri alıyor” sorularına yanıt arayan süreçte, hem diplomatik hem de teknolojik adımlar dikkat çekiyor.</p>

<p>2025 yılı itibarıyla yalnızca bir yıl içinde 180 tarihi eserin Türkiye’ye iade edildiği belirtiliyor.</p>

<p>Bu süreç, sadece arkeolojik bir kazanım değil; aynı zamanda uluslararası alanda güçlenen bir kültürel diplomasi stratejisi olarak görülüyor.</p>

<p>⸻</p>

<p>Roma İmparatoru heykeli geri döndü</p>

<p>Bu politikanın en çarpıcı örneklerinden biri, Roma İmparatoru Marcus Aurelius’a ait bronz heykelin Türkiye’ye getirilmesi oldu.</p>

<p>1960’lı yıllarda Antalya’daki antik kentten kaçırılan eser, yıllar süren bilimsel analizler ve uluslararası iş birliği sonucunda yeniden Anadolu topraklarına kazandırıldı.</p>

<p>Uzmanlar, bu tür geri dönüşlerin “kültürel hafızanın yeniden inşası” anlamına geldiğini vurguluyor.</p>

<p>⸻</p>

<p>Yapay zekâ devrede: Kaçak eserler tek tek bulunuyor</p>

<p>Türkiye’nin bu süreçte en dikkat çeken hamlelerinden biri de teknoloji kullanımı oldu.</p>

<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından geliştirilen “TraceART” sistemi, açık artırma siteleri, sosyal medya ve koleksiyon platformlarını tarayarak kaçırılmış eserleri tespit ediyor.</p>

<p>Bu sistem sayesinde:<br />
• Yüzlerce şüpheli eser analiz edildi<br />
• Yurt dışındaki koleksiyonlar mercek altına alındı<br />
• Yeni iade süreçleri başlatıldı</p>

<p>“Yapay zekâ ile tarihi eser takibi nasıl yapılıyor” sorusu da böylece somut bir karşılık bulmuş oldu.</p>

<p>⸻</p>

<p>Türkiye sadece almıyor, iade de ediyor</p>

<p>Dikkat çeken bir diğer nokta ise Türkiye’nin tek taraflı bir politika izlememesi.</p>

<p>Yetkililer, Çin, İran ve Mısır gibi ülkelere ait bazı eserlerin de iade edildiğini belirtiyor.</p>

<p>Bu yaklaşım, Türkiye’nin kültürel diplomasi stratejisinde “karşılıklı saygı ve iş birliği” ilkesini öne çıkarıyor.</p>

<p>⸻</p>

<p>Louvre ve Avrupa ile kritik pazarlıklar sürüyor</p>

<p>Türkiye’nin gündeminde halen iadesi beklenen önemli eserler de var.</p>

<p>Özellikle:<br />
• Fransa’daki Louvre Müzesi’nde bulunan İznik çinileri<br />
• Almanya’daki bazı antik heykeller</p>

<p>Bu eserlerin büyük kısmının Osmanlı döneminde “hukuki tartışmalı yollarla” yurtdışına çıkarıldığı ifade ediliyor.</p>

<p>Yetkililer, bu süreçte diplomatik görüşmelerin sürdüğünü ancak henüz kesin bir sonuç alınamadığını belirtiyor.</p>

<p>⸻</p>

<p>Kültürel diplomasi yeni bir güç alanına dönüşüyor</p>

<p>Uzmanlara göre Türkiye’nin attığı bu adımlar, sadece geçmişi korumakla sınırlı değil.</p>

<p>Bu politika aynı zamanda:<br />
• Uluslararası itibarı artırıyor<br />
• Tarih üzerinden diplomatik etki kuruyor<br />
• Kültürel egemenlik tartışmalarını yeniden şekillendiriyor</p>

<p>“Kültürel diplomasi neden önemli” sorusu da bu gelişmelerle birlikte daha fazla gündeme geliyor.</p>

<p>⸻</p>

<p>Sonuç: Tarih sadece geçmiş değil, strateji</p>

<p>Türkiye’nin yürüttüğü bu süreç, adeta kaybolmuş bir zamanın parçalarını yeniden toplamak gibi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Her geri dönen eser, sadece bir taş, bir heykel ya da bir çini değil;<br />
bir medeniyetin yeniden kurulan cümlesi gibi.</p>

<p>Ve bu cümle, artık daha gür okunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT, TARİH</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/turkiye-kacirilan-anadolu-hazineleri-icin-kuresel-takip-baslatti</guid>
      <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 07:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/i-m-g-4467.jpeg" type="image/jpeg" length="39432"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Girişimsel Kardiyolojiye Yeni Rehber: Periferik Arter Girişimleri Kitabı Yayımlandı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/girisimsel-kardiyolojiye-yeni-rehber-periferik-arter-girisimleri-kitabi-yayimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/girisimsel-kardiyolojiye-yeni-rehber-periferik-arter-girisimleri-kitabi-yayimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan deneyimli kardiyologların editörlüğünde hazırlanan “Periferik Arter Girişimleri Pratik Yaklaşım: Teknikler ve İpuçları” adlı yeni kitap yayımlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Girişimsel kardiyoloji alanında önemli bir boşluğu doldurması beklenen eser, periferik arter hastalıklarının girişimsel tedavisinde pratik ve güncel yaklaşımları bir araya getiriyor.</p>

<p>Alanında uzman hekimlerin katkılarıyla hazırlanan kapsamlı başvuru kitabı, özellikle endovasküler girişimlerde karşılaşılan teknik zorluklara yönelik detaylı bilgiler sunuyor. Klinik uygulamaya doğrudan katkı sağlamayı amaçlayan kitapta, girişimsel işlemlerde kritik noktalar, teknik incelikler ve pratik ipuçları dikkat çekiyor.</p>

<p><img alt="Periferik Arter Hastalıklarında Yeni Dönem: Girişimsel Rehber Kitap Yayımlandı-1" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/f567e3aa-7bae-4575-90b5-cff979b28419.jpeg" width="1200" /></p>

<p>QR Kodlu Video İçerikleriyle Zenginleştirildi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kitabın en dikkat çekici özelliklerinden biri ise QR kodlar aracılığıyla erişilebilen video içerikleri. Bu sayede hekimler, teorik bilgileri doğrudan uygulamaya aktarabilecek görsel anlatımlara kolaylıkla ulaşabiliyor. Böylece kitap yalnızca bir referans kaynak değil, aynı zamanda pratik eğitim aracı olarak da öne çıkıyor.</p>

<p>Geniş Kapsamlı Klinik Rehber</p>

<p>Editörleri arasında yer alan Prof. Dr. Gönenç Kocabay, eserin periferik arter girişimlerini daha erişilebilir ve pratik hale getirmeyi amaçladığını belirtti. Kitapta;<br />
• periferik arter hastalığında vasküler giriş ve kapama yöntemleri,<br />
• karotis ve vertebral arter yaklaşımları,<br />
• subklavyen arter girişimleri</p>

<p>gibi birçok başlık ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Her bölümde alanında uzman hekimlerin kaleme aldığı içerikler, günlük klinik pratikte doğrudan uygulanabilecek bilgiler sunuyor.</p>

<p>“Genç Kardiyologlara Rehber Olmayı Amaçladık”</p>

<p>Kitabın editörlerinden Prof. Dr. Gönenç Kocabay, eserle ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:</p>

<p>“Periferik arter hastalıkları, kardiyovasküler sistemin sık karşılaşılan ancak bazen ihmal edilen bir alanı. Bu kitapta girişimsel tedavilerin teknik detaylarını, olası komplikasyon yönetimini ve pratik ipuçlarını paylaşarak genç kardiyologlara ve bu konuya ilgi duyan girişimsel hekimlere rehber olmayı amaçladık. QR kodları ile erişilebilen video içerikleri, teoriyi pratiğe dönüştürmede büyük kolaylık sağlayacak.”</p>

<p>Girişimsel Kardiyoloji İçin Yeni Bir Kaynak</p>

<p>Uzmanlar, periferik arter hastalıklarının tanı ve tedavisinde girişimsel yöntemlerin giderek daha fazla önem kazandığını vurguluyor. “Periferik Arter Girişimleri Pratik Yaklaşım: Teknikler ve İpuçları”, bu alanda çalışan kardiyologlar, girişimsel radyologlar ve damar cerrahları için güncel ve uygulamaya dönük bir başvuru kaynağı olmayı hedefliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Şu</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/girisimsel-kardiyolojiye-yeni-rehber-periferik-arter-girisimleri-kitabi-yayimlandi</guid>
      <pubDate>Sat, 14 Mar 2026 18:33:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/i-m-g-3605.jpeg" type="image/jpeg" length="24563"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Öldürülen Öğretmen Fatma Nur Çelik’in Adı Okulunda Yaşayacak]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/oldurulen-ogretmen-fatma-nur-celikin-adi-okulunda-yasayacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/oldurulen-ogretmen-fatma-nur-celikin-adi-okulunda-yasayacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uğradığı menfur saldırı sonucu hayatını kaybeden biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik’in adı görev yaptığı okulda yaşatılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alınan karar doğrultusunda okulun adı değiştirilerek “Fatma Nur Çelik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi” oldu.</p>

<p>Eğitim camiasını yasa boğan olayın ardından yetkililer, genç yaşta hayatını kaybeden öğretmenin hatırasını yaşatmak amacıyla anlamlı bir adım attı. Yapılan düzenlemeyle, görev yaptığı okulun ismi Fatma Nur Çelik’in adıyla anılacak şekilde yeniden düzenlendi.</p>

<p>Kararla birlikte okulun yeni adı Fatma Nur Çelik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak resmileşti. Böylece öğrencilerine bilim sevgisi aşılayan biyoloji öğretmeninin adı, eğitim verdiği okulda gelecek nesillere aktarılacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Eğitim çevreleri ve vatandaşlar, alınan kararın hem öğretmenin hatırasını yaşatması hem de eğitim camiasına verilen değerin göstergesi olması açısından anlamlı olduğunu ifade etti.</p>

<p>Fatma Nur Çelik’in adının okulda yaşatılması, öğretmenlerin toplumdaki yerini ve eğitim emekçilerinin bıraktığı izleri bir kez daha hatırlatan sembolik bir adım olarak değerlendiriliyor.<br />
 </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/oldurulen-ogretmen-fatma-nur-celikin-adi-okulunda-yasayacak</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 19:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/03/i-m-g-2738.jpeg" type="image/jpeg" length="26114"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Altındere Vadisi Milli Parkı ve Sümela Manastırı’nı Etkileyebilecek Kritik Süreç]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/altindere-vadisi-milli-parki-ve-sumela-manastirini-etkileyebilecek-kritik-surec</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/altindere-vadisi-milli-parki-ve-sumela-manastirini-etkileyebilecek-kritik-surec" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Trabzon’un Maçka ilçesinde yer alan Altındere Vadisi Milli Parkı, Meclis’te görüşülen yeni yasa teklifi nedeniyle yeniden Türkiye gündeminde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Milli parklarda uzun süreli turizm tahsislerine imkân tanıyabileceği belirtilen düzenleme, özellikle vadinin ekolojik dengesi açısından tartışma yaratıyor.</p>

<p>Teklif henüz yasalaşmış değil. Ancak içeriğinde yer aldığı ifade edilen 49 yıl süreli kullanım hakkının “başarılı işletme” kriteriyle 99 yıla kadar uzatılabilmesi ihtimali, kamuoyunda soru işaretlerine yol açtı.</p>

<p>⸻</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Asıl Risk Nerede?</p>

<p>Vadinin simgesi olan Sümela Manastırı kayaya oyulmuş yapısıyla sabit bir kültürel miras. Ancak uzmanlara göre asıl mesele manastırın kendisinden çok, onu ayakta tutan doğal dengede yatıyor.</p>

<p>Sümela’yı var eden unsurlar yalnızca taş duvarlar değil:<br />
• Nem dengesi<br />
• Mikroklima<br />
• Orman örtüsü<br />
• Su kaynakları<br />
• Jeolojik stabilite</p>

<p>Altındere Vadisi sıradan bir coğrafya değil. Dik eğimli topoğrafyası, heyelan riski ve hassas flora-faunasıyla kırılgan bir ekosistem yapısına sahip.</p>

<p>Yoğun betonlaşma, altyapı projeleri veya kontrolsüz turizm baskısının şu sonuçlara yol açabileceği belirtiliyor:<br />
• Erozyon artışı<br />
• Kaya düşme riskinin yükselmesi<br />
• Ekosistem bütünlüğünün bozulması<br />
• Taşıma kapasitesinin aşılması</p>

<p>Uzmanlar, “Sümela’yı yıkacak olan şey çekiç değil; ekolojik denge kaybı olur” değerlendirmesinde bulunuyor.</p>

<p>⸻</p>

<p>“Plan Şartı Aranmayacak” Tartışması</p>

<p>Düzenlemenin en çok eleştirilen başlıklarından biri, bazı durumlarda Uzun Devreli Gelişme Planı şartının aranmayabileceği iddiası.</p>

<p>Eğer bu yönde bir esneklik getirilirse, altyapı yatırımlarının daha hızlı ilerleyebileceği; bunun da koruma mekanizmalarının zayıflaması anlamına gelebileceği ifade ediliyor.</p>

<p>Ancak burada önemli bir nokta var:<br />
Teklif henüz Meclis aşamasında. Nihai metin ve uygulama çerçevesi kesinleşmiş değil. Süreç devam ediyor.</p>

<p>⸻</p>

<p>Gerçekçi Senaryo Ne?</p>

<p>Mevcut değerlendirmelere göre en muhtemel tablo şu şekilde özetleniyor:<br />
• Sümela Manastırı’nın kültürel statüsü korunur.<br />
• Vadide turizm yatırımlarının ölçeği artabilir.<br />
• Özel işletmelere daha uzun süreli tahsis imkânı sağlanabilir.<br />
• Ziyaretçi kapasitesi büyüyebilir.</p>

<p>Bu durum iki farklı ihtimali beraberinde getiriyor.</p>

<p>🌿 İyi planlama ve sıkı denetimle:<br />
Kontrollü turizm modeli oluşturulabilir, bölge ekonomisi güçlenebilir ve gelir artışı sağlanabilir.</p>

<p>🧱 Plansız ve yoğun yapılaşma halinde:<br />
Vadinin doğal yapısı geri dönülmez biçimde zarar görebilir.</p>

<p>⸻</p>

<p>Altındere Vadisi İçin Denge Arayışı</p>

<p>Altındere Vadisi yalnızca bir turizm destinasyonu değil; Karadeniz’in doğal ve kültürel hafızası. Önümüzdeki süreçte alınacak kararlar, koruma ve kalkınma dengesinin nasıl kurulacağını belirleyecek.</p>

<p>Trabzon kamuoyu ve çevre çevreleri, nihai düzenlemenin bilimsel veriler ve ekolojik hassasiyetler gözetilerek şekillendirilmesini talep ediyor.</p>

<p>Gözler şimdi Meclis’teki sürecin nasıl sonuçlanacağında.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>KÜLTÜR-SANAT</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/altindere-vadisi-milli-parki-ve-sumela-manastirini-etkileyebilecek-kritik-surec</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 11:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/02/i-m-g-2226.jpeg" type="image/jpeg" length="82959"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
