<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Tıbbiye Bülteni | Sağlık Haberleri</title>
    <link>https://www.tibbiyebulteni.com</link>
    <description>Tıbbiye Bülteni, sağlık ve tıp alanındaki güncel gelişmeleri bilimsel doğruluk temelinde okuyucularına ulaştıran bağımsız sağlık haber platformudur.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss/bilim" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 17 Jun 2026 08:25:51 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/rss/bilim"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Glukozamin ve Alzheimer için yeni uyarı: “Doktora danışmadan kullanılmamalı”]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/glukozamin-ve-alzheimer-icin-yeni-uyari-doktora-danismadan-kullanilmamali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/glukozamin-ve-alzheimer-icin-yeni-uyari-doktora-danismadan-kullanilmamali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Nature Metabolism’de yayımlanan yeni bir çalışma, Alzheimer hastalığında “hiperglikozilasyon” adı verilen şekerlenme sürecinin hastalık ilerlemesinde rol oynayabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Araştırmada, glukozamin takviyesi kullanımının Alzheimer ve hafif bilişsel bozukluk süreciyle ilişkili olabileceği belirtildi.</p>

<p>Alzheimer hastalığıyla ilgili yeni bir bilimsel çalışma, yaygın kullanılan glukozamin takviyelerini yeniden gündeme taşıdı. Eklem sağlığı için tercih edilen glukozaminin, özellikle Alzheimer hastalığı, hafif bilişsel bozukluk veya demans riski bulunan kişilerde dikkatle değerlendirilmesi gerektiği bildirildi.</p>

<p>Nature Metabolism’de yayımlanan araştırmada, beyinde protein ve yağlara şeker yapılarının eklenmesiyle ilişkili “glikozilasyon” sürecinin Alzheimer patolojisinde etkili olabileceği incelendi. Araştırmacılar, bu sürecin aşırı hale gelmesini “hiperglikozilasyon” olarak tanımladı.</p>

<p>Alzheimer’da yeni hedef: Hiperglikozilasyon</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmaya göre Alzheimer hastalığında beyinde bazı şekerlenme yollarının normalden fazla aktifleşebileceği görüldü. Araştırmacılar, bu durumun yalnızca hastalığın sonucu değil, ilerleyişi etkileyebilecek metabolik bir mekanizma olabileceğini belirtti.</p>

<p>Deneysel modellerde glikan üretimini azaltmaya yönelik müdahalelerin bilişsel sonuçları iyileştirebildiği, buna karşılık glukozamin desteğinin bazı Alzheimer modellerinde olumsuz sonuçlarla ilişkili olduğu bildirildi.</p>

<p>Glukozamin kullananlar ne yapmalı?</p>

<p>Uzmanlar, bu çalışmanın glukozamin kullanan herkes için panik nedeni olmadığını, ancak özellikle risk grubundaki kişiler için önemli bir uyarı niteliği taşıdığını vurguluyor.</p>

<p>Alzheimer tanısı olanlar, hafif bilişsel bozukluk yaşayanlar, ailesinde Alzheimer öyküsü bulunanlar veya bilişsel gerileme açısından yüksek risk taşıyan kişilerin glukozamin takviyesi kullanıyorsa bunu mutlaka hekimiyle paylaşması öneriliyor.</p>

<p>Kesin karar için daha fazla araştırma gerekiyor</p>

<p>Araştırma, glukozaminin Alzheimer’a kesin olarak neden olduğunu göstermiyor. Ancak bulgular, takviyelerin özellikle ileri yaş ve nörolojik risk gruplarında “zararsızdır” varsayımıyla kullanılmaması gerektiğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Bilim insanları, hiperglikozilasyon sürecinin Alzheimer’da yeni bir tedavi hedefi olup olamayacağını anlamak için daha kapsamlı insan çalışmalarına ihtiyaç olduğunu belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/glukozamin-ve-alzheimer-icin-yeni-uyari-doktora-danismadan-kullanilmamali</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 23:32:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-3054.jpeg" type="image/jpeg" length="42961"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dünyada Bir İlk: Malatya’da Eş Zamanlı 8’li Çapraz Karaciğer Nakli]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/dunyada-bir-ilk-malatyada-es-zamanli-8li-capraz-karaciger-nakli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/dunyada-bir-ilk-malatyada-es-zamanli-8li-capraz-karaciger-nakli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakli Enstitüsü, dünya tıp tarihine geçen bir başarıya imza attı. Merkezde ilk kez 8 canlı verici ile 8 alıcı arasında eş zamanlı gerçekleştirilen 8’li çapraz karaciğer nakli operasyonu başarıyla tamamlandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Sezai Yılmaz liderliğindeki ekip tarafından gerçekleştirilen operasyon kapsamında 16 ameliyat aynı anda yürütüldü. Daha önce dünyada ilk kez dörtlü, beşli, altılı ve yedili çapraz karaciğer nakillerini gerçekleştiren merkez, bu kez çıtayı daha da yükselterek sekizli çapraz nakli başarıyla gerçekleştirdi.</p>

<p>16 Ameliyathane Aynı Anda Çalıştı</p>

<p>Operasyonun gerçekleştirilebilmesi için 16 ameliyathanenin eş zamanlı kullanıldığı, yaklaşık 150 sağlık çalışanının görev aldığı ve çok yüksek düzeyde koordinasyon sağlandığı belirtildi. Bu ölçekte bir operasyonun dünya tıp literatüründe ilk kez gerçekleştirildiği ifade edildi.</p>

<p>Çapraz karaciğer nakli sistemi, kendi yakınlarından uygun organ vericisi bulamayan veya tıbbi uyumsuzluk nedeniyle nakil olamayan hastalar için geliştirilen özel bir yöntem olarak biliniyor. Farklı hasta ve verici çiftleri arasında uygun eşleşmeler yapılarak normal şartlarda nakil şansı bulunmayan hastalara yaşam umudu sunuluyor.</p>

<p>“Amaç Rekor Kırmak Değil, Hastaları Yaşatmak”</p>

<p>Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, operasyonun temel amacının rekor kırmak olmadığını vurgulayarak, çapraz nakil havuzunda uzun süredir bekleyen ve sağlık durumu ağırlaşan hastalara umut olmak için bu operasyonun gerçekleştirildiğini söyledi. Yılmaz, dünyada genellikle ikili ve üçlü çapraz nakiller yapılırken, dörtlü ve üzerindeki çapraz nakillerin yalnızca Malatya’da gerçekleştirilebildiğini belirtti.</p>

<p>YÖK Başkanı Özvar’dan Tebrik Mesajı</p>

<p>Yükseköğretim Kurulu Başkanı Erol Özvar da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde gerçekleştirilen dünyanın ilk eş zamanlı sekizli çapraz karaciğer naklinin Türk yükseköğretiminin, bilim insanlarının ve sağlık sisteminin ulaştığı seviyeyi gösterdiğini belirterek Prof. Dr. Sezai Yılmaz ve tüm sağlık çalışanlarını tebrik etti.</p>

<p>Türkiye Karaciğer Naklinde Dünya Markası</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü, 2002 yılından bu yana 4 bin 400’ün üzerinde karaciğer nakli gerçekleştirdi. Merkez, çapraz karaciğer nakli uygulamalarında dünya liderleri arasında yer alırken, gerçekleştirilen son operasyonun uluslararası tıp literatüründe önemli bir referans olması bekleniyor.</p>

<p>Bu tarihi başarı, Türkiye’nin organ nakli alanındaki bilimsel kapasitesini ve sağlık altyapısının ulaştığı noktayı bir kez daha gözler önüne serdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/dunyada-bir-ilk-malatyada-es-zamanli-8li-capraz-karaciger-nakli</guid>
      <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-3005.jpeg" type="image/jpeg" length="71412"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[FDA’dan Böbrek Kanserinde Yeni Onay: Belzutifan-Pembrolizumab Dönemi Başladı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-bobrek-kanserinde-yeni-onay-belzutifan-pembrolizumab-donemi-basladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-bobrek-kanserinde-yeni-onay-belzutifan-pembrolizumab-donemi-basladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Gıda ve İlaç Dairesi FDA, böbrek kanserinde nüks riski yüksek bazı hastalar için yeni bir adjuvan tedavi seçeneğine onay verdi. Karara göre belzutifan, pembrolizumab ile birlikte, berrak hücre bileşeni taşıyan renal hücreli karsinomlu yetişkin hastalarda ameliyat sonrası dönemde kullanılabilecek.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Onay, nefrektomi sonrası orta-yüksek veya yüksek nüks riski bulunan hastaları kapsıyor. Metastatik lezyonları çıkarılmış ve hastalık bulgusu kalmamış hastalar da bu kapsamda değerlendiriliyor.</p>

<p>FDA’nın 12 Haziran 2026 tarihli kararında, belzutifan ile pembrolizumab kombinasyonunun yanı sıra pembrolizumabın deri altı uygulama formu olan pembrolizumab-berahyaluronidase alfa-pmph ile birlikte kullanımı da onay kapsamına alındı.</p>

<p>Karar LITESPARK-022 çalışmasına dayandı</p>

<p>Onayın temelini, 1.841 hastanın yer aldığı çok merkezli, çift kör ve randomize LITESPARK-022 çalışması oluşturdu. Çalışmada nefrektomi geçirmiş ve nüks riski yüksek berrak hücreli böbrek kanseri hastalarında belzutifan-pembrolizumab kombinasyonu, pembrolizumab-placebo koluyla karşılaştırıldı.</p>

<p>Ara analizde hastalıksız sağkalım açısından anlamlı iyileşme saptandı. FDA verilerine göre hastalık nüksü, metastaz veya ölüm riskinde yüzde 28 azalma görüldü. Genel sağkalım verilerinin ise henüz olgunlaşmadığı bildirildi.</p>

<p>Belzutifan nasıl etki ediyor?</p>

<p>Belzutifan, HIF-2α inhibitörü olarak bilinen hedefe yönelik bir ilaç. Bu yolak, bazı tümörlerin düşük oksijen koşullarına uyum sağlamasında, damar oluşumunu desteklemesinde ve kanser hücrelerinin hayatta kalmasında rol oynuyor. Pembrolizumab ise bağışıklık sisteminin tümöre karşı yanıtını artırmayı hedefleyen PD-1 inhibitörü bir immünoterapi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalar için ne anlama geliyor?</p>

<p>Yeni onay, böbrek kanseri ameliyatı sonrası nüks riski taşıyan hastalarda tedavi seçeneklerini genişletiyor. Bu hasta grubunda temel hedef, görünür hastalık ortadan kaldırıldıktan sonra kanserin geri gelme riskini azaltmak.</p>

<p>Ancak tedavi her hasta için otomatik bir seçenek anlamına gelmiyor. Belzutifan kullanımında anemi ve hipoksi gibi ciddi yan etkiler izlenebiliyor. İlacın gebelikte fetüse zarar verebileceğine ilişkin kutulu uyarısı da bulunuyor. Pembrolizumab tarafında ise bağışıklık aracılı yan etkiler ve infüzyon reaksiyonları açısından takip gerekiyor.</p>

<p>Neden önemli?</p>

<p>Bu karar, böbrek kanserinde ameliyat sonrası tedavinin yalnızca immünoterapiyle değil, tümörün oksijen yanıt mekanizmalarını hedefleyen yeni nesil ilaçlarla da şekillenmeye başladığını gösteriyor. Onkolojide tablo giderek daha ince işlenmiş bir kilide benziyor: Her yeni hedef, doğru hasta grubunda yeni bir anahtar ihtimali sunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-bobrek-kanserinde-yeni-onay-belzutifan-pembrolizumab-donemi-basladi</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 18:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-2957.jpeg" type="image/jpeg" length="93590"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Meyve Enzimleri Göz Uçuşmalarını Azaltabilir mi? 2022 Çalışması Umut Verdi, Uzmanlar Temkinli]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/meyve-enzimleri-goz-ucusmalarini-azaltabilir-mi-2022-calismasi-umut-verdi-uzmanlar-temkinli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/meyve-enzimleri-goz-ucusmalarini-azaltabilir-mi-2022-calismasi-umut-verdi-uzmanlar-temkinli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Göz önünde beliren siyah noktalar, ipliksi gölgeler ya da hareketli lekeler olarak tarif edilen göz uçuşmaları, özellikle ileri yaşlarda ve vitreus adı verilen göz içi jel yapısındaki değişimlerle daha sık görülüyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çoğu zaman ciddi bir hastalığa işaret etmese de ani başlayan, ışık çakması veya görme kaybı eşlik eden uçuşmalar acil göz muayenesi gerektirebiliyor.</p>

<p>2022 yılında Journal of Clinical Medicine’da yayımlanan bir çalışma, ananas kaynaklı bromelain, papaya kaynaklı papain ve incir kaynaklı ficin içeren karışık meyve enzimlerinin göz uçuşmaları üzerindeki etkisini araştırdı. Çalışmada 224 hasta üç ay boyunca takip edildi.</p>

<p>Araştırmada, farklı dozlarda verilen enzim takviyeleri sonrası bazı hastalarda vitreus opasitelerinde azalma bildirildi. Özellikle daha yüksek doz alan gruplarda uçuşma şikâyetlerinde daha belirgin gerileme görüldüğü ifade edildi. Bu sonuçlar, göz uçuşmaları için cerrahi dışı destekleyici seçenekler konusunda dikkat çekici bulundu.</p>

<p>Ancak uzmanlar, çalışmanın umut verici olmasına rağmen tek başına kesin tedavi kanıtı olarak görülmemesi gerektiğini vurguluyor. Göz uçuşmalarının nedeni her hastada farklı olabiliyor. Retina yırtığı, göz içi kanama, iltihabi hastalıklar veya diyabete bağlı sorunlar da benzer belirtilerle ortaya çıkabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu nedenle meyve enzimi içeren takviyelerin bilinçsiz kullanılması önerilmiyor. Kan sulandırıcı ilaç kullananlar, ameliyat planlanan hastalar, alerjik bünyeye sahip kişiler ve kronik hastalığı bulunanların bu tür ürünleri hekime danışmadan kullanmaması gerekiyor.</p>

<p>Göz hastalıkları uzmanları, ani başlayan uçuşma, ışık çakması, perde inmesi hissi veya görmede azalma durumunda vakit kaybetmeden muayene olunması gerektiğini belirtiyor. Meyve enzimleriyle ilgili çalışma bilim dünyasında yeni bir kapı aralasa da daha geniş, bağımsız ve uzun süreli araştırmalara ihtiyaç bulunuyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/meyve-enzimleri-goz-ucusmalarini-azaltabilir-mi-2022-calismasi-umut-verdi-uzmanlar-temkinli</guid>
      <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 12:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-2926.jpeg" type="image/jpeg" length="25713"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sağlıkta Yeni Dönem: Hastane Cebe, Takip Eve Taşınıyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/saglikta-yeni-donem-hastane-cebe-takip-eve-tasiniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/saglikta-yeni-donem-hastane-cebe-takip-eve-tasiniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık teknolojilerinde yeni dönem, yalnızca hastanelerdeki cihazlarla sınırlı kalmıyor. Yapay zekâ destekli sistemler, akıllı saatler, yüzükler, evde yapılan sağlık testleri ve uzaktan takip çözümleri, hastaların sağlık verilerini daha erken fark etmesini ve hekimlerin karar süreçlerini daha hızlı yönetmesini sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>The Wall Street Journal’ın sağlık teknolojilerinin geleceğine ilişkin değerlendirmesinde öne çıkan ana eğilim, sağlık hizmetinin giderek hastane merkezli yapıdan çıkarak ev, mobil cihaz ve kişisel veri takibine doğru ilerlemesi oldu. WSJ’nin son dönemdeki yayınlarında giyilebilir sağlık teknolojileri, evde sağlık takibi ve yapay zekâ destekli sağlık araçları sıkça öne çıkıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Yapay zekâ, sağlık alanında en hızlı büyüyen başlıklardan biri. Reuters’ın aktardığı Philips Future Health Index araştırmasına göre yapay zekâ klinisyenlere zaman kazandırıyor ancak sağlık çalışanlarının büyük bölümü bu teknolojileri kullanmak için yeterli ve düzenli eğitim almadığını belirtiyor.</p>

<p>Giyilebilir cihazlarda da dikkat çekici bir büyüme var. Akıllı yüzükler, ekranı olmayan bileklikler ve sürekli ölçüm yapan sensörler; uyku, kalp atımı, aktivite, stres ve bazı biyometrik verileri düzenli izleyebiliyor. WSJ’ye göre Oura, Whoop ve benzeri cihazlar geniş kullanıcı kitlesine ulaşırken, bu ürünlerin tıbbi cihaz niteliğine dönüşmesinin zaman alacağı belirtiliyor.</p>

<p>Uzmanlara göre bu dönüşüm, doktorun yerini alan bir teknoloji değil; doktorun önüne daha düzenli veri getiren yeni bir sağlık altyapısı anlamına geliyor. Ancak yanlış yorumlanan veriler, gereksiz kaygı, mahremiyet sorunları ve yapay zekâ hataları bu yeni dönemin en önemli riskleri arasında yer alıyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM, TEKNOLOJİ</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/saglikta-yeni-donem-hastane-cebe-takip-eve-tasiniyor</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 17:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-2874.jpeg" type="image/jpeg" length="14335"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Araştırma: Bazı Doğal Gıda Boyaları da Diyabet ve Kanser Riskiyle İlişkilendirildi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/arastirma-bazi-dogal-gida-boyalari-da-diyabet-ve-kanser-riskiyle-iliskilendirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/arastirma-bazi-dogal-gida-boyalari-da-diyabet-ve-kanser-riskiyle-iliskilendirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay gıda boyalarına yönelik sağlık tartışmaları sürerken, yeni araştırmalar bazı doğal gıda renklendiricilerinin de Tip 2 diyabet ve kanser riskiyle ilişkili olabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fransa’da yürütülen geniş ölçekli çalışmalarda, 100 binden fazla kişinin beslenme verileri yaklaşık 8 yıl boyunca incelendi. Araştırmada beta-karoten, kurkumin ve antosiyanin gibi doğal renklendiriciler ile karamel boyaları dahil olmak üzere çeşitli gıda renklendiricileri değerlendirildi.</p>

<p>Çalışmaya göre gıda boyalarına daha yüksek düzeyde maruz kalan kişilerde Tip 2 diyabet riskinde artış gözlendi. Bazı doğal renklendiriciler özelinde de dikkat çeken sonuçlar kaydedildi. Kurkumin, beta-karoten ve antosiyanin gibi katkı maddeleriyle diyabet riski arasında istatistiksel ilişki bildirildi.</p>

<p>Araştırmalarda gıda renklendiricilerinin genel kanser riski ve özellikle meme kanseri riskiyle de bağlantılı olabileceği belirtildi. Ancak uzmanlar, bulguların doğrudan neden-sonuç ilişkisi anlamına gelmediğini, daha fazla çalışmaya ihtiyaç bulunduğunu vurguluyor.</p>

<p>Sonuçlar, “doğal” ifadesinin her zaman “risksiz” anlamına gelmediğini bir kez daha gündeme taşıdı. Uzmanlara göre doğal kaynaklardan elde edilen renklendiriciler, endüstriyel işlemden geçerek katkı maddesi haline geldiğinde vücutta farklı etkiler oluşturabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanları asıl risk alanlarından birinin ultra işlenmiş gıdalar olduğuna dikkat çekiyor. Renklendiricilerin çoğu, ürünlerin görünümünü cazip hale getirmek için kullanılıyor. Bu nedenle uzmanlar, tüketicilere paketli ürün etiketlerini dikkatle inceleme ve mümkün olduğunca az işlenmiş gıdaları tercih etme çağrısı yapıyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/arastirma-bazi-dogal-gida-boyalari-da-diyabet-ve-kanser-riskiyle-iliskilendirildi</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 10:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-2837.jpeg" type="image/jpeg" length="75447"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kaslar Sadece Güç Değil, Beyin Sağlığı da Sağlıyor: Egzersizin Gizli Etkisi Ortaya Kondu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kaslar-sadece-guc-degil-beyin-sagligi-da-sagliyor-egzersizin-gizli-etkisi-ortaya-kondu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kaslar-sadece-guc-degil-beyin-sagligi-da-sagliyor-egzersizin-gizli-etkisi-ortaya-kondu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kasların görevinin yalnızca hareket etmek ve vücudu güçlü tutmak olduğu düşünülse de, bilim insanları kasların beyin sağlığı üzerinde de önemli etkiler oluşturduğunu ortaya koyuyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Son yıllarda yapılan araştırmalar, düzenli egzersiz sırasında çalışan kasların salgıladığı biyolojik moleküllerin beyni koruyabildiğini ve yaşlanma sürecini yavaşlatabildiğini gösteriyor.</p>

<p>Kaslardan Beyne Uzanan İletişim Ağı</p>

<p>Araştırmalara göre egzersiz sırasında kaslar kasılıp gevşerken “miyokin” adı verilen çeşitli protein ve sinyal molekülleri salgılıyor. Kan dolaşımına katılan bu moleküller, vücudun farklı bölgelerine ulaşarak birçok biyolojik süreci etkiliyor.</p>

<p>Bilim insanları, bazı miyokinlerin beyin üzerinde de etkili olduğunu ve sinir hücrelerinin sağlığını desteklediğini belirtiyor. Bu mekanizma sayesinde düzenli fiziksel aktivitenin yalnızca kas gücünü artırmakla kalmadığı, aynı zamanda bilişsel fonksiyonları da desteklediği düşünülüyor.</p>

<p>Beyindeki İltihaplanmayı Azaltabiliyor</p>

<p>Yaşlanma süreciyle birlikte beyinde düşük düzeyli kronik iltihaplanma görülebiliyor. Uzmanlar, egzersizin salgılanan biyolojik sinyaller aracılığıyla bu inflamatuvar süreci azaltabileceğini ifade ediyor.</p>

<p>Beyindeki iltihaplanmanın azalması; hafıza, dikkat ve öğrenme gibi bilişsel işlevlerin korunmasına katkı sağlayabiliyor.</p>

<p>Kan Akışını ve Sinir Hücrelerini Destekliyor</p>

<p>Düzenli egzersizin beyin damarlarında kan akışını artırdığı da bilinen bir gerçek. Artan kan dolaşımı sayesinde beyin dokusu daha fazla oksijen ve besin alabiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bunun yanında egzersiz, sinir hücrelerinin büyümesini ve hayatta kalmasını destekleyen BDNF (Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör) gibi koruyucu moleküllerin düzeyini artırabiliyor. Bu durum yeni sinir bağlantılarının oluşmasına ve mevcut bağlantıların güçlenmesine yardımcı olabiliyor.</p>

<p>Beyin Yaşlanmasını Yavaşlatabilir</p>

<p>Uzmanlar, düzenli fiziksel aktivitenin Alzheimer hastalığı ve yaşa bağlı bilişsel gerileme riskini azaltabileceğine yönelik giderek artan bilimsel kanıtlar bulunduğunu belirtiyor. Ancak egzersizin tek başına beyin hastalıklarını önlediğini söylemek mümkün değil.</p>

<p>Araştırmacılar, sağlıklı beslenme, kaliteli uyku, zihinsel aktiviteler ve düzenli egzersizin birlikte uygulanmasının beyin sağlığının korunmasında en etkili yaklaşım olduğunu vurguluyor.</p>

<p>Uzmanlardan Öneri</p>

<p>Bilimsel veriler, haftada en az 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivitenin hem fiziksel hem de zihinsel sağlık açısından önemli faydalar sağlayabileceğini gösteriyor. Yürüyüş, bisiklet, yüzme ve direnç egzersizleri gibi aktiviteler, kasları güçlendirirken aynı zamanda beynin de daha sağlıklı yaşlanmasına katkıda bulunabiliyor.</p>

<p>Kaynak Notu</p>

<p>“Bu haberde yer alan bilgiler, Nature Reviews Neuroscience, Nature Reviews Endocrinology, Journal of Physiology, National Institute on Aging ve Alzheimer’s Association tarafından yayımlanan bilimsel çalışmalar ve derlemelerden derlenmiştir.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kaslar-sadece-guc-degil-beyin-sagligi-da-sagliyor-egzersizin-gizli-etkisi-ortaya-kondu</guid>
      <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 00:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-2802.jpeg" type="image/jpeg" length="50353"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SBÜ Öğrencilerinden Türkiye’de BiOrtez ve Protez Alanında Yapay Zekâ Projesi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/sbu-ogrencilerinden-turkiyede-biortez-ve-protez-alaninda-yapay-zeka-projesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/sbu-ogrencilerinden-turkiyede-biortez-ve-protez-alaninda-yapay-zeka-projesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Sağlık Bilimleri Fakültesi Ortez ve Protez Bölümü öğrencilerinin hazırladığı yapay zekâ odaklı proje, TÜBİTAK 2209-A Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri Destekleme Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Ortez ve Protez Uygulamalarında Mevcut Yapay Zekâ Algoritmalarının Kullanım Alanları: Uzman Deneyimleri ve Beklentileri” başlıklı projenin yürütücülüğünü Ceydanur Akal üstlenirken, projede araştırmacı olarak Irmak Damla Yorulmaz yer alıyor. Projenin danışmanlığını ise Dr. Öğr. Üyesi Senay Çerezci Duygu yürütüyor.</p>

<p>Proje kapsamında, Ortez ve Protez uygulamalarında mevcut yapay zekâ algoritmalarının kullanım alanlarının incelenmesi, sahadaki uzman deneyimlerinin değerlendirilmesi ve alana ilişkin gelecek beklentilerinin ortaya konulması amaçlanıyor.</p>

<p>Araştırma iki aşamalı olarak yürütülecek. İlk aşamada son 10 yılda yayımlanan bilimsel çalışmalar incelenerek makine öğrenmesi ve derin öğrenme gibi yapay zekâ algoritmalarının Ortez-Protez alanındaki kullanım alanları değerlendirilecek. İkinci aşamada ise alan uzmanlarıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilecek.</p>

<p>Görüşmelerde, klinik uygulamalarda yapay zekâ kullanımına ilişkin deneyimler, karşılaşılan sınırlılıklar ve geleceğe yönelik öngörüler ele alınacak. Elde edilecek veriler tematik analiz yöntemiyle değerlendirilecek.</p>

<p>Çalışmanın, Ortez-Protez alanında yapay zekâ uygulamalarının mevcut durumuna ışık tutması, literatürdeki bilgilerle saha deneyimlerini karşılaştırması ve klinik uygulamaların geliştirilmesine katkı sunması hedefleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye’de sınırlı sayıda üniversitede bulunan Ortez ve Protez lisans programlarından birine sahip olan Sağlık Bilimleri Üniversitesi, bu projeyle alandaki akademik üretime önemli bir katkı sunuyor.</p>

<p>Proje, Türkiye’de lisans düzeyindeki Ortez ve Protez öğrencileri arasında TÜBİTAK tarafından desteklenen ilk yapay zekâ odaklı çalışma olma özelliği taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/sbu-ogrencilerinden-turkiyede-biortez-ve-protez-alaninda-yapay-zeka-projesi</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 23:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-2794.jpeg" type="image/jpeg" length="97203"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kişiselleştirilmiş mRNA Aşısı Pankreas Kanserinde Umut Verdi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kisisellestirilmis-mrna-asisi-pankreas-kanserinde-umut-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kisisellestirilmis-mrna-asisi-pankreas-kanserinde-umut-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Pankreas kanseri tedavisinde kişiye özel geliştirilen mRNA neoantijen aşısına ilişkin Faz 1 çalışma sonuçları, bağışıklık sistemi üzerinden yeni bir umut kapısı araladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Nature’da yayımlanan çalışmada, autogene cevumeran adlı deneysel aşının, cerrahi sonrası bazı pankreas kanseri hastalarında tümöre özgü uzun süreli T hücresi yanıtı oluşturabildiği bildirildi. Araştırmada 16 hastanın 8’inde aşıya bağlı güçlü bağışıklık yanıtı saptandı. Uzatılmış takip verilerinde bu yanıtı veren hastalarda nükssüz sağkalımın daha uzun olduğu görüldü.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Çalışmada aşı; immünoterapi ilacı atezolizumab ve mFOLFIRINOX kemoterapisiyle birlikte uygulandı. BioNTech’in paylaştığı üç yıllık takip verilerine göre, bağışıklık yanıtı gelişen 8 hastanın 6’sı takip süresince hastalıksız kalırken, yanıt gelişmeyen 8 hastanın 7’sinde nüks görüldü.</p>

<p>Uzmanlara göre sonuçlar dikkat çekici olsa da çalışma henüz erken fazda ve hasta sayısı sınırlı. Bu nedenle aşının standart tedaviye girip girmeyeceğini göstermek için daha geniş, randomize klinik araştırmalara ihtiyaç bulunuyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kisisellestirilmis-mrna-asisi-pankreas-kanserinde-umut-verdi</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 20:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-2767.jpeg" type="image/jpeg" length="48882"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eklem Takviyesi Glukozamin İçin Alzheimer Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/eklem-takviyesi-glukozamin-icin-alzheimer-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/eklem-takviyesi-glukozamin-icin-alzheimer-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD’de yapılan geniş kapsamlı bir araştırma, eklem ağrıları için kullanılan glukozamin takviyesinin hafif bilişsel bozukluğu olan kişilerde Alzheimer’a ilerleme riskiyle ilişkili olabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eklem sağlığını desteklemek amacıyla yaygın kullanılan glukozamin takviyesiyle ilgili dikkat çeken bir araştırma yayımlandı. Florida Üniversitesi araştırmacıları, glukozamin kullanan hafif bilişsel bozukluk hastalarında demansa ilerleme olasılığının daha yüksek görüldüğünü bildirdi.</p>

<p>Çalışmada, 2012-2024 yılları arasında UF Health kayıtları yapay zekâ destekli yöntemlerle analiz edildi. Araştırmacılar, Alzheimer ve ilişkili demans tanısı alan 1.896 kişi ile hafif bilişsel bozukluğu bulunan 2.750 kişinin glukozamin kullandığını belirledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Analize göre glukozamin kullanımı, hafif bilişsel bozukluğu olan hastalarda demansa ilerleme olasılığında yüzde 25 artışla ilişkilendirildi. Alzheimer ve ilişkili demans tanısı bulunan kişilerde ise glukozamin kullanımının ölüm riskinde yüzde 25 artışla bağlantılı olduğu bildirildi.</p>

<p>Araştırmacılar, bulguların glukozaminin doğrudan demansa neden olduğunu kanıtlamadığını özellikle vurguladı. Ancak sonuçların, Alzheimer hastalığında metabolik süreçlerin sanılandan daha önemli rol oynayabileceğine işaret ettiği belirtildi.</p>

<p>Çalışmada ayrıca glukozaminin beyinde proteinlere şeker yapılarının eklenmesiyle ilişkili biyokimyasal yolları etkileyebileceği ifade edildi. Alzheimer beyin dokularında bu “şeker etiketleme” sürecinin sağlıklı örneklere göre daha aktif olduğu görüldü.</p>

<p>Fare modellerinde yapılan deneylerde de glukozaminin hücre içi proteinlerde şeker bağlanmasını artırdığı ve sosyal hafıza performansını olumsuz etkilediği bildirildi. Bu sürecin kimyasal olarak azaltılmasıyla hafıza performansında iyileşme gözlendi.</p>

<p>Uzmanlar, özellikle hafif bilişsel bozukluk veya Alzheimer tanısı bulunan kişilerin takviye kullanımını hekimlerine danışmadan sürdürmemesi gerektiğini belirtiyor. Araştırmanın klinik çalışmalarla doğrulanması gerektiği, mevcut bulguların ise ihtiyatlı değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/eklem-takviyesi-glukozamin-icin-alzheimer-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 19:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-2764.jpeg" type="image/jpeg" length="75507"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[GLP-1 İlaçları Kanserin İlerlemesini Yavaşlatabilir mi?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/glp-1-ilaclari-kanserin-ilerlemesini-yavaslatabilir-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/glp-1-ilaclari-kanserin-ilerlemesini-yavaslatabilir-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyabet ve obezite tedavisinde kullanılan GLP-1 grubu ilaçlarla ilgili yeni veriler, bazı kanser türlerinde hastalığın ileri evreye geçiş riskinin daha düşük olabileceğini gösterdi. Ancak uzmanlar, bulguların henüz neden-sonuç ilişkisi kurmadığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diyabet ve obezite tedavisinde son yılların en çok konuşulan ilaç gruplarından GLP-1 reseptör agonistleri, bu kez kanser araştırmalarıyla gündemde. Amerikan Klinik Onkoloji Derneği’nin 2026 yıllık toplantısında sunulan gerçek yaşam verilerine göre, GLP-1 kullanan bazı kanser hastalarında hastalığın metastatik evreye ilerleme oranı daha düşük bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada evre I, II veya III düzeyinde akciğer, meme, kolorektal, karaciğer, prostat, böbrek ve pankreas kanseri bulunan 12 bin 112 hastanın sağlık kayıtları incelendi. Hastaların bir kısmı GLP-1 grubu ilaçları, diğer kısmı ise diyabet tedavisinde kullanılan DPP-4 inhibitörlerini kullanıyordu.</p>

<p>Verilere göre akciğer, meme, kolorektal ve karaciğer kanserlerinde GLP-1 kullanan hastalarda evre IV hastalığa ilerleme riski karşılaştırma grubuna göre yüzde 38 ile yüzde 50 arasında daha düşük görüldü. Akciğer kanserinde ilerleme oranı GLP-1 grubunda yüzde 10, karşılaştırma grubunda yüzde 22; meme kanserinde ise yüzde 10’a karşı yüzde 20 olarak bildirildi.</p>

<p>Kolorektal kanserde ilerleme oranı yüzde 13’e karşı yüzde 22, karaciğer kanserinde ise yüzde 19’a karşı yüzde 28 olarak kaydedildi. Prostat, pankreas ve böbrek kanserlerinde de GLP-1 kullananlarda daha düşük ilerleme eğilimi saptansa da bu farkların istatistiksel olarak anlamlı olmadığı belirtildi.</p>

<p>Araştırmacılar, GLP-1 ilaçlarının kanser biyolojisi üzerindeki olası etkisinin yalnızca kilo kaybı ile açıklanamayabileceğini; inflamasyonun azalması, metabolik dengenin iyileşmesi ve bağışıklık yanıtı üzerindeki etkilerin de rol oynayabileceğini değerlendiriyor.</p>

<p>Bununla birlikte çalışma, randomize kontrollü bir klinik araştırma değil; geriye dönük gerçek yaşam verilerine dayanıyor. Bu nedenle sonuçlar GLP-1 ilaçlarının kanseri doğrudan yavaşlattığını kanıtlamıyor. Uzmanlara göre bu bulgular umut verici olsa da tedavi kararlarını değiştirmeden önce kontrollü klinik çalışmalara ihtiyaç var.</p>

<p>GLP-1 ilaçları hâlen diyabet ve obezite tedavisinde hekim kontrolünde kullanılan ilaçlar arasında yer alıyor. Kanser hastalarının bu ilaçları kendi başına kullanmaya başlamaması, mevcut tedavileriyle ilgili tüm kararları onkoloji ve endokrinoloji uzmanlarıyla birlikte değerlendirmesi gerekiyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/glp-1-ilaclari-kanserin-ilerlemesini-yavaslatabilir-mi</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 16:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-2740.jpeg" type="image/jpeg" length="95010"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[K2 Vitamini Kalp Damar Kireçlenmesini Yavaşlatabilir]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/k2-vitamini-kalp-damar-kireclenmesini-yavaslatabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/k2-vitamini-kalp-damar-kireclenmesini-yavaslatabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[JAMA Cardiology’de yayımlanan yeni bir klinik çalışma, K2 vitamininin bir formu olan menaquinone-7’nin, koroner arter kalsifikasyonunun ilerlemesini yavaşlatabileceğini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp damar hastalıklarında damar sertliği ve kireçlenme süreci, hastalığın ilerleyişini gösteren önemli bulgular arasında yer alıyor. JAMA Cardiology’de yayımlanan yeni bir randomize klinik çalışma, K2 vitamininin bir formu olan menaquinone-7’nin kalp damarlarındaki kalsifikasyon artışını sınırlayabileceğine işaret etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hollanda’da yürütülen VitaK-CAC çalışmasında, semptomatik koroner arter hastalığı bulunan ve koroner kalsiyum skoru 50 ile 400 Agatston ünitesi arasında değişen 180 yetişkin değerlendirildi. Katılımcılar iki gruba ayrıldı; bir gruba iki yıl boyunca günlük 360 mikrogram menaquinone-7, diğer gruba ise plasebo verildi.</p>

<p>Araştırmada bilgisayarlı tomografi ile koroner arter kalsiyum skoru ve kalsiyum kütlesindeki değişim takip edildi. Bulgulara göre plasebo grubunda kalsiyum skoru iki yıl içinde daha belirgin artarken, menaquinone-7 verilen grupta bu artış daha sınırlı kaldı. Çalışmada ciddi yan etki bildirilmedi.</p>

<p>Araştırmacılar, elde edilen sonuçların K2 vitamini formu olan menaquinone-7’nin koroner arter hastalarında damar kireçlenmesinin ilerlemesini yavaşlatabileceğini düşündürdüğünü belirtti. Ancak bu etkinin kalp krizi, inme veya ölüm gibi klinik sonuçlara yansıyıp yansımadığının anlaşılması için daha büyük ve uzun süreli çalışmalara ihtiyaç olduğu vurgulandı.</p>

<p>Uzmanlara göre çalışma, K2 vitamini ve damar sağlığı ilişkisine dair dikkat çekici bir veri sunsa da, takviye kullanımının hekim önerisi olmadan başlamaması gerekiyor. Özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalarda vitamin K içeren ürünler ilaç etkileşimi açısından risk oluşturabileceğinden, bireysel değerlendirme önem taşıyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/k2-vitamini-kalp-damar-kireclenmesini-yavaslatabilir</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 16:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-2739.jpeg" type="image/jpeg" length="48958"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[FDA’dan Dikişsiz Sinir Onarımına İzin: Işıkla Sertleşen Polimer Sistemi Dönemi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-dikissiz-sinir-onarimina-izin-isikla-sertlesen-polimer-sistemi-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-dikissiz-sinir-onarimina-izin-isikla-sertlesen-polimer-sistemi-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Gıda ve İlaç Dairesi FDA, periferik sinir yaralanmalarının onarımında kullanılan COAPTIUM® CONNECT with TISSIUM LIGHT sistemi için De Novo pazarlama izni verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tissium tarafından geliştirilen sistem, kopmuş sinir uçlarının geleneksel mikrocerrahi dikişler kullanılmadan bir araya getirilmesini amaçlıyor.</p>

<p>Yeni teknoloji, sinir uçları çevresinde biyouyumlu ve emilebilir bir polimer yapı oluşturuyor. Cerrah işlem sırasında sıvı formdaki polimeri uyguluyor; ardından özel ışıkla bu materyal kısa sürede sertleşerek sinir uçlarını destekleyen esnek bir bağlantı alanı meydana getiriyor. Böylece hassas sinir dokusuna dikiş atılması sırasında oluşabilecek ek travmanın azaltılması hedefleniyor.</p>

<p>FDA kayıtlarına göre cihaz, 1 santimetreye kadar açıklığın kapatılabildiği periferik sinir yaralanmalarında dikişsiz onarım için sınıflandırıldı. Karar tarihi FDA veri tabanında 17 Haziran 2025 olarak yer aldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tissium, bu iznin şirketin ABD pazarına girişinde önemli bir eşik olduğunu duyurdu. Şirket açıklamasında COAPTIUM CONNECT’in, travmatik olmayan ve dikişsiz sinir koaptasyonu için FDA tarafından yetkilendirilen ilk sistem olduğu belirtildi.</p>

<p>Uzmanlara göre teknoloji, özellikle mikroskop altında yapılan klasik sinir dikişi işlemlerinde yaşanan teknik zorlukları azaltma potansiyeli taşıyor. Ancak sistemin her sinir yaralanması için geçerli olmadığı, kullanım alanının FDA tarafından belirlenen endikasyonlarla sınırlı olduğu vurgulanıyor.</p>

<p>Tissium’un polimer platformunun ilerleyen dönemde yalnızca sinir onarımıyla sınırlı kalmayabileceği; doku kapatma, fıtık onarımı ve farklı cerrahi alanlarda da değerlendirilebileceği bildiriliyor. Şirketin bu alandaki çalışmaları, biyolojik olarak emilebilen ve ışıkla aktive edilen cerrahi materyallerin gelecekte daha geniş kullanım alanı bulabileceğine işaret ediyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-dikissiz-sinir-onarimina-izin-isikla-sertlesen-polimer-sistemi-donemi</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 05:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-2712.jpeg" type="image/jpeg" length="79924"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp ve Parkinson Tedavisinde Hücre Umudu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kalp-ve-parkinson-tedavisinde-hucre-umudu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kalp-ve-parkinson-tedavisinde-hucre-umudu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Japonya, rejeneratif tıp alanında dünyada dikkat çeken bir karara imza attı. Japonya Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı, iPS hücrelerinden geliştirilen iki yeni hücre tedavisine koşullu ve süre sınırlı onay verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Onay alan tedavilerden biri ağır kalp yetmezliği tablosuna yol açabilen iskemik kardiyomiyopatiyi, diğeri ise Parkinson hastalığını hedefliyor. Bu karar, hücre tedavilerinin yalnızca laboratuvar ve klinik araştırma konusu olmaktan çıkıp kontrollü şekilde hasta uygulamalarına yaklaşması açısından önemli görülüyor.</p>

<p>iPS hücresi nedir?</p>

<p>iPS hücreleri, yetişkin hücrelerin laboratuvar ortamında yeniden programlanmasıyla elde edilen kök hücre benzeri hücrelerdir. Bu hücreler teorik olarak kalp kası, sinir hücresi veya başka doku hücrelerine dönüştürülebilir.</p>

<p>Bu özellikleri nedeniyle iPS hücreleri, hasar görmüş dokuların yenilenmesi ve dejeneratif hastalıkların tedavisinde uzun süredir umut vaat eden bir teknoloji olarak kabul ediliyor.</p>

<p>Kalp hastaları için ReHeart tedavisi</p>

<p>Onay alan ürünlerden ReHeart, ağır iskemik kardiyomiyopati hastaları için geliştirildi. Bu yaklaşımda iPS hücrelerinden elde edilen kalp kası hücreleri, özel hücre tabakaları halinde kalp dokusuna uygulanıyor.</p>

<p>Amaç, hasar görmüş kalp kasının fonksiyonunu desteklemek ve hastalarda kalp yetmezliği belirtilerini azaltmak.</p>

<p>Uzmanlara göre bu tedavi kalp nakli veya mekanik destek cihazı seçeneklerinin sınırlı olduğu hasta grupları açısından dikkat çekici bir araştırma alanı oluşturuyor.</p>

<p>Parkinson hastalığı için Amusepri</p>

<p>Koşullu onay alan diğer ürün Amusepri, Parkinson hastalığında dopamin üreten sinir hücresi öncüllerinin beyne nakledilmesi yaklaşımına dayanıyor.</p>

<p>Parkinson hastalığında dopamin üreten nöronların kaybı hareketlerde yavaşlama, titreme, kas sertliği ve denge sorunlarına yol açıyor. Hücre tedavisinin amacı, bu kaybı kısmen telafi edebilecek hücreleri yerine koymak.</p>

<p>Bu yaklaşım, hastalığın belirtilerini yalnızca baskılamaktan ziyade biyolojik temele daha yakın bir müdahale seçeneği sunması nedeniyle önem taşıyor.</p>

<p>Koşullu onay ne anlama geliyor?</p>

<p>Japonya’daki karar, geniş ve sınırsız kullanım anlamına gelmiyor. Koşullu ve süre sınırlı onay, tedavilerin belirli merkezlerde, belirli hasta gruplarında ve sıkı izlem altında uygulanabileceği anlamına geliyor.</p>

<p>Bu süreçte güvenlilik, etkinlik, uzun dönem sonuçlar ve olası geç yan etkiler yakından takip edilecek. Özellikle hücre tedavilerinde tümörleşme riski, bağışıklık yanıtı, uygulanan hücrelerin kalıcılığı ve üretim standardı kritik başlıklar arasında yer alıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Neden bu kadar önemli?</p>

<p>Hücre tedavileri, klasik ilaçlardan farklı olarak hastalıklı dokuyu biyolojik olarak onarmayı veya yerine koymayı hedefliyor. Bu nedenle kardiyoloji, nöroloji, ortopedi, göz hastalıkları ve nadir hastalıklar gibi birçok alanda yeni bir tedavi çağına kapı aralayabilir.</p>

<p>Ancak uzmanlar, bu gelişmelerin “kesin tedavi bulundu” şeklinde yorumlanmaması gerektiğini belirtiyor. Hücre tedavilerinde en önemli aşama, uzun dönem güvenlilik verilerinin oluşması.</p>

<p>Sağlık haberi açısından neden önemli?</p>

<p>Japonya’nın kararı, rejeneratif tıpta dünyadaki en ileri düzenleyici adımlardan biri olarak görülüyor. Kalp yetmezliği ve Parkinson gibi milyonlarca insanı etkileyen hastalıklarda hücre temelli tedavilerin klinik uygulamaya yaklaşması, sağlık haberciliği açısından yüksek değer taşıyor.</p>

<p>Bu gelişme, önümüzdeki yıllarda kök hücre ve iPS teknolojilerinin yalnızca bilimsel yayınlarda değil, hastane tedavi protokollerinde de daha sık gündeme gelebileceğini gösteriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kalp-ve-parkinson-tedavisinde-hucre-umudu</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 21:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-2695.jpeg" type="image/jpeg" length="52725"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[CAR-T tedavisinde güvenlik arayışı: Kanser hücrelerini hedeflerken sağlıklı doku nasıl korunacak?]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/car-t-tedavisinde-guvenlik-arayisi-kanser-hucrelerini-hedeflerken-saglikli-doku-nasil-korunacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/car-t-tedavisinde-guvenlik-arayisi-kanser-hucrelerini-hedeflerken-saglikli-doku-nasil-korunacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Ulusal Kanser Enstitüsü’ne bağlı Center for Cancer Research, CAR-T hücre tedavisini daha güvenli hale getirmeye yönelik yeni yaklaşımları 2026 bilimsel kilometre taşları arasında duyurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD Ulusal Kanser Enstitüsü’ne bağlı Center for Cancer Research (CCR), kanser immünoterapisinde öne çıkan CAR-T hücre tedavilerinin daha güvenli hale getirilmesine yönelik çalışmaları gündemine aldı. Kurumun 2026 bilimsel kilometre taşları arasında yer verdiği başlıkta, CAR-T hücrelerinin tümörlere saldırırken sağlıklı dokulara zarar verme riskini azaltmaya odaklanan yeni mühendislik stratejileri öne çıkarıldı.</p>

<p>CAR-T tedavisi, hastanın bağışıklık sistemindeki T hücrelerinin laboratuvar ortamında genetik olarak yeniden programlanmasına dayanıyor. Bu hücreler, kanser hücreleri üzerindeki belirli hedefleri tanıyacak şekilde düzenleniyor ve daha sonra hastaya geri veriliyor. NCI’ye göre bu tedavi özellikle bazı lösemi, lenfoma ve multipl miyelom türlerinde önemli sonuçlar sağladı; ancak ciddi yan etkiler ve sağlıklı dokuların etkilenme riski araştırmaların temel gündemlerinden biri olmayı sürdürüyor. </p>

<p>CCR’nin duyurusunda, CAR-T hücrelerine ek reseptörler kazandırılmasının, tedavinin tümör hücrelerini daha seçici biçimde tanımasına yardımcı olabileceği belirtildi. Bu yaklaşımın amacı, kanser hücrelerine yönelik saldırıyı güçlendirirken sağlıklı dokular üzerindeki olası hasarı sınırlamak. </p>

<p>Uzmanlara göre CAR-T tedavisinde güvenlik başlığı özellikle sitokin salınım sendromu ve nörolojik yan etkiler nedeniyle önem taşıyor. NCI, bu yan etkilerin bazı hastalarda ağır seyredebileceğini ve yakın takip gerektirdiğini bildiriyor. (Kanser.gov⁠) Mayo Clinic de CAR-T tedavisinin uzman merkezlerde uygulandığını, bazı yan etkilerin yaşamı tehdit edebileceğini ve hastaların tedavi sonrası dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguluyor. (Mayo Clinic⁠)</p>

<p>Araştırmacılar için bir diğer önemli hedef ise CAR-T tedavisinin solid tümörlerde daha etkili ve güvenli kullanılabilmesi. Kan kanserlerinde elde edilen başarıya rağmen, solid tümörlerde hedef antijenlerin sağlıklı dokularda da bulunabilmesi ve tümör mikroçevresinin bağışıklık hücrelerini baskılaması tedavinin önündeki başlıca engeller arasında gösteriliyor. </p>

<p>Yeni nesil CAR-T çalışmalarında amaç, tedaviyi yalnızca daha güçlü değil, aynı zamanda daha kontrollü hale getirmek. Bu nedenle “akıllı hedefleme”, çift reseptörlü sistemler, güvenlik anahtarları ve tümör seçiciliğini artıran hücresel mühendislik yaklaşımları bilim dünyasında yakından izleniyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, bu çalışmaların henüz klinik uygulamaya doğrudan yansımadan önce daha fazla araştırma ve güvenlik verisine ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Ancak CCR’nin gündeme taşıdığı yeni yaklaşım, CAR-T tedavilerinde “sadece kanseri yok etmek” değil, bunu sağlıklı dokuları koruyarak yapmanın da yeni dönemin ana hedefi olduğunu gösteriyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/car-t-tedavisinde-guvenlik-arayisi-kanser-hucrelerini-hedeflerken-saglikli-doku-nasil-korunacak</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 15:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-2671.jpeg" type="image/jpeg" length="73904"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[FDA’dan Karaciğer Hastaları İçin Tarihi Onay: İlk HDV İlacı Kullanıma Girdi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-karaciger-hastalari-icin-tarihi-onay-ilk-hdv-ilaci-kullanima-girdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-karaciger-hastalari-icin-tarihi-onay-ilk-hdv-ilaci-kullanima-girdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın en önemli ilaç otoritelerinden biri olan ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), kronik Hepatit Delta Virüsü (HDV) enfeksiyonu için ilk kez bir ilaca onay verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Gilead Sciences tarafından geliştirilen Hepcludex (bulevirtide), daha önce FDA onaylı tedavisi bulunmayan bu ölümcül karaciğer hastalığında yeni bir dönemin kapısını araladı.</p>

<p>HDV, yalnızca Hepatit B taşıyan kişilerde görülen ve siroz, karaciğer yetmezliği ile karaciğer kanseri riskini belirgin şekilde artıran ciddi bir enfeksiyon olarak biliniyor. Uzmanlara göre bu onay, yıllardır tedavi seçeneği bekleyen hastalar için önemli bir dönüm noktası niteliğinde.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Klinik çalışmalarda dikkat çeken sonuçlar</p>

<p>FDA’nın değerlendirmesine temel oluşturan ileri faz klinik çalışmada, Hepcludex kullanan hastaların yaklaşık yarısında virüs yükünde anlamlı düşüş ve karaciğer fonksiyonlarında iyileşme görüldü. Tedavi almayan veya gecikmeli tedavi grubundaki hastalarda ise bu oran oldukça düşük kaldı.</p>

<p>İlaç, virüsün karaciğer hücrelerine girişini engelleyerek etki gösteriyor. Bu mekanizma sayesinde hastalığın ilerlemesini yavaşlatması ve karaciğer hasarını azaltması hedefleniyor.</p>

<p>Avrupa’da kullanımdaydı</p>

<p>Aynı etken madde, Avrupa’da daha önce onay almış ve kullanılmaya başlanmıştı. FDA onayıyla birlikte tedavi artık ABD’de de resmi olarak erişilebilir hale geldi. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/fdadan-karaciger-hastalari-icin-tarihi-onay-ilk-hdv-ilaci-kullanima-girdi</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/01/i-m-g-0080.jpeg" type="image/jpeg" length="35476"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ağızdan Alınan Semaglutid Diyabet Tedavisinde Umut Verdi]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/agizdan-alinan-semaglutid-diyabet-tedavisinde-umut-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/agizdan-alinan-semaglutid-diyabet-tedavisinde-umut-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tedavisinde Umut Verdi

Finlandiya’da yapılan geniş kapsamlı gerçek yaşam çalışması, ağızdan alınan semaglutid tedavisinin tip 2 diyabet hastalarında kan şekeri kontrolü, kilo kaybı ve karaciğer enzimleri üzerinde olumlu sonuçlarla ilişkili olduğunu ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Diabetes, Obesity and Metabolism dergisinde yayımlanan araştırmada, 1 Nisan 2021 ile 31 Aralık 2023 tarihleri arasında oral semaglutid tedavisine başlayan 7 binden fazla tip 2 diyabet hastasının verileri incelendi.</p>

<p>Çalışmaya göre hastaların ortalama HbA1c düzeyi 6 ayda yüzde 7,9’dan yüzde 6,8’e geriledi. Bu iyileşmenin 12. ayda da büyük ölçüde korunduğu bildirildi. Kilo verilerinde de dikkat çekici düşüş görüldü. Ortalama vücut ağırlığı 106 kilogramdan 6 ayda 100 kilograma, 12 ayda ise 98 kilograma indi.</p>

<p>Araştırmada LDL kolesterol ve ALT adı verilen karaciğer enziminde de düşüş saptandı. ALT değerinin 6 ayda 50 U/L’den 42 U/L’ye, 12 ayda ise 37 U/L’ye gerilediği kaydedildi. Bu sonuçlar, ilacın yalnızca kan şekeri ve kilo üzerinde değil, bazı metabolik göstergeler üzerinde de olumlu etkilerle ilişkili olabileceğini gösterdi.</p>

<p>Çalışmanın dikkat çeken yönlerinden biri de 75 yaş ve üzerindeki hastalarda da kan şekeri ve kilo açısından iyileşme gözlenmesi oldu. Uzmanlar, yaşlı hastaların klinik araştırmalarda çoğu zaman yeterince temsil edilmediğini belirterek bu verilerin gerçek yaşam açısından önemli olduğunu ifade etti.</p>

<p>Bununla birlikte araştırmacılar, çalışmanın gözlemsel nitelikte olduğunu vurguladı. Çalışmada kontrol grubu bulunmaması, yaşam tarzı değişiklikleri ve diğer ilaç düzenlemelerinin tam olarak ayrıştırılamaması nedeniyle sonuçların kesin neden-sonuç ilişkisi olarak yorumlanmaması gerektiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Araştırmada ayrıca hastaların yüzde 45’inin bir yıl içinde oral semaglutid tedavisini bıraktığı bilgisi de yer aldı. Bu nedenle uzmanlar, uzun dönem tedaviye devamlılık ve karaciğer sağlığı üzerindeki etkiler için daha fazla kontrollü çalışmaya ihtiyaç olduğunu belirtiyor. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/agizdan-alinan-semaglutid-diyabet-tedavisinde-umut-verdi</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 05:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-2607.jpeg" type="image/jpeg" length="81095"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[D Vitamini Eksikliği, İşitme Kaybı Olanlarda Depresyon Riskiyle İlişkili Bulundu]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/d-vitamini-eksikligi-isitme-kaybi-olanlarda-depresyon-riskiyle-iliskili-bulundu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/d-vitamini-eksikligi-isitme-kaybi-olanlarda-depresyon-riskiyle-iliskili-bulundu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Frontiers in Nutrition’da yayımlanan yeni araştırma, işitme kaybı bulunan yetişkinlerde D vitamini eksikliğinin 12 yıllık takipte depresyon riskinde artışla ilişkili olduğunu ortaya koydu. Ancak uzmanlar, çalışmanın “neden-sonuç” ilişkisi kurmadığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Frontiers in Nutrition’da 10 Haziran 2026’da yayımlanan geniş ölçekli bir çalışma, işitme kaybı bulunan yetişkinlerde D vitamini düzeyleri ile depresyon riski arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Araştırmada, 2010-2023 yılları arasında serum 25(OH)D testi yapılan işitme kayıplı yetişkinler incelendi. D vitamini eksikliği, 20 ng/ml’nin altı; yeterli düzey ise 30 ng/ml ve üzeri olarak tanımlandı.</p>

<p>TriNetX Global Collaborative Network verilerinin kullanıldığı çalışmada, eşleştirme sonrası her grupta 48 bin 184 kişi yer aldı. 12 yıllık takipte D vitamini eksikliği olan grupta genel depresyon riskinin anlamlı derecede daha yüksek olduğu bildirildi. Araştırmaya göre eksiklik grubunda depresyon riski yüzde 57 artışla ilişkilendirildi. Depresif epizod, tekrarlayan depresyon, intihar davranışı/kendine zarar verme ve tüm nedenlere bağlı ölüm için de benzer yönde anlamlı ilişkiler saptandı.</p>

<p>Çalışmada D vitamini “yetersizliği” olarak kabul edilen 20-29,9 ng/ml aralığında da risk artışı daha düşük düzeyde izlendi. Bu grupta depresyon riskinde yüzde 37’lik artış bildirildi. Araştırmacılar, bu bulgunun D vitamini düzeyi azaldıkça riskin kademeli artabileceğine işaret ettiğini belirtti.</p>

<p>Bununla birlikte çalışmanın en kritik noktası, sonuçların kesin bir neden-sonuç ilişkisi göstermemesi. Araştırmacılar, D vitamini eksikliğinin depresyona doğrudan yol açtığını ya da takviye kullanımının depresyonu önlediğini söylemek için ileriye dönük klinik çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre işitme kaybı olan bireylerde sosyal izolasyon, azalan dış ortam aktivitesi, beslenme kalitesi ve genel sağlık durumu hem D vitamini düzeylerini hem de ruh sağlığını etkileyebilir. Bu nedenle D vitamini testi, özellikle riskli gruplarda daha geniş bir ruh sağlığı değerlendirmesinin parçası olarak ele alınabilir. </p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/d-vitamini-eksikligi-isitme-kaybi-olanlarda-depresyon-riskiyle-iliskili-bulundu</guid>
      <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 12:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-2539.jpeg" type="image/jpeg" length="16426"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kilo Verme İlaçları Kanser Riskini Azaltıyor mu? Bilim Dünyasında Heyecan Yaratan Bulgular]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/kilo-verme-ilaclari-kanser-riskini-azaltiyor-mu-bilim-dunyasinda-heyecan-yaratan-bulgular</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/kilo-verme-ilaclari-kanser-riskini-azaltiyor-mu-bilim-dunyasinda-heyecan-yaratan-bulgular" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Obezite tedavisinde kullanılan GLP-1 grubu ilaçların yalnızca kilo vermeye yardımcı olmadığı, aynı zamanda bazı kanser türlerine karşı koruyucu etki gösterebileceği yönündeki bulgular bilim dünyasında dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son dönemde yayımlanan araştırmalar, bu ilaçları kullanan kişilerde bazı kanserlerin daha az görüldüğünü ve mevcut kanserlerin daha yavaş ilerleyebildiğini ortaya koydu.</p>

<p>GLP-1 İlaçları Kanserle Nasıl İlişkilendiriliyor?</p>

<p>Başta diyabet ve obezite tedavisinde kullanılan GLP-1 reseptör agonistleri, kilo kaybı sağlamalarının yanı sıra vücuttaki kronik iltihabı azaltabiliyor, insülin dengesini iyileştirebiliyor ve metabolik sağlığı olumlu yönde etkileyebiliyor. Araştırmacılar, kanser riskindeki azalmanın yalnızca kilo kaybından kaynaklanmadığını, ilaçların doğrudan tümör biyolojisi üzerinde de etkili olabileceğini değerlendiriyor.</p>

<p>Meme Kanserinde Dikkat Çeken Sonuçlar</p>

<p>2026 yılında açıklanan geniş kapsamlı bir çalışmada, GLP-1 ilaçları kullanan 110 binden fazla kadın incelendi. Araştırmada, bu ilaçları kullanan kadınlarda meme kanseri gelişme riskinin yaklaşık yüzde 30 daha düşük olduğu bildirildi. Ancak uzmanlar, bunun neden-sonuç ilişkisini kesin olarak kanıtlamadığını ve klinik çalışmalarla doğrulanması gerektiğini vurguluyor.</p>

<p>Kanser Tedavisinin Etkinliğini de Artırabilir</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) toplantısında sunulan veriler, GLP-1 kullanan bazı kanser hastalarında daha iyi yaşam süreleri ve daha düşük metastaz oranları görüldüğünü ortaya koydu. Özellikle meme, akciğer, karaciğer ve kolorektal kanserlerde evre ilerlemesinin daha düşük olduğu bildirildi. Bazı analizlerde metastatik hastalığa ilerleme riskinde yüzde 38 ila 50 arasında azalma gözlendi.</p>

<p>Uzmanlar Temkinli</p>

<p>Elde edilen sonuçlar umut verici olsa da araştırmaların büyük bölümü gözlemsel nitelikte. Bu nedenle bilim insanları, GLP-1 ilaçlarının doğrudan kanseri önlediğini veya tedavi ettiğini söylemek için henüz erken olduğunu belirtiyor. Kanser tedavisinde rutin kullanım kararı verilebilmesi için randomize klinik çalışmaların tamamlanması gerekiyor.</p>

<p>Yeni Bir Dönemin Kapısı mı Açılıyor?</p>

<p>Son yılların en dikkat çekici ilaç sınıflarından biri haline gelen GLP-1 tedavileri; diyabet, obezite, kalp-damar hastalıkları ve böbrek sağlığı üzerindeki olumlu etkilerinin ardından şimdi de kanser alanında umut verici sonuçlarla gündeme geliyor. Bilim insanları, önümüzdeki yıllarda yapılacak klinik çalışmaların bu ilaçların kanserden korunma ve tedavi süreçlerindeki gerçek rolünü daha net ortaya koyacağını düşünüyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/kilo-verme-ilaclari-kanser-riskini-azaltiyor-mu-bilim-dunyasinda-heyecan-yaratan-bulgular</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 22:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-2506.jpeg" type="image/jpeg" length="68594"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Erkeklerde “Menopoz” Gerçek mi? Bilim İnsanları Tartışıyor]]></title>
      <link>https://www.tibbiyebulteni.com/erkeklerde-menopoz-gercek-mi-bilim-insanlari-tartisiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.tibbiyebulteni.com/erkeklerde-menopoz-gercek-mi-bilim-insanlari-tartisiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kadınlarda menopozun aksine erkeklerde yaşla birlikte görülen hormonal değişimlerin “erkek menopozu” olarak adlandırılıp adlandırılamayacağı yeniden gündemde.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İngiliz haftalık dergisi The Economist, 13 Haziran 2025 tarihli analizinde “manopause” olarak bilinen kavramın bilimsel karşılığını mercek altına aldı.</p>

<p>Uzmanlara göre erkeklerde testosteron seviyeleri yaş ilerledikçe azalıyor. Ancak bu düşüş kadınlarda menopoz döneminde görülen ani hormonal değişimlerden oldukça farklı bir seyir izliyor. Erkeklerde testosteron üretiminin yıllar içinde yavaş yavaş azalması nedeniyle birçok bilim insanı “erkek menopozu” teriminin yanıltıcı olduğunu düşünüyor.</p>

<p>Testosteron Düşüşü Her Erkekte Aynı Değil</p>

<p>Araştırmalar, testosteron seviyelerinin 40 yaş sonrasında yılda yaklaşık yüzde 1 oranında azaldığını gösteriyor. Buna rağmen ileri yaşlardaki erkeklerin önemli bir bölümünde hormon düzeyleri normal sınırlar içinde kalabiliyor. Uzmanlar, düşük testosteronun her zaman belirti vermediğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Bununla birlikte bazı erkeklerde;</p>

<ul>
 <li>Cinsel istekte azalma,</li>
 <li>Erektil disfonksiyon,</li>
 <li>Yorgunluk,</li>
 <li>Kas kütlesinde azalma,</li>
 <li>Uyku problemleri,</li>
 <li>Konsantrasyon güçlüğü,</li>
 <li>Ruh hali değişiklikleri</li>
</ul>

<p>gibi belirtiler görülebiliyor. Ancak bu şikâyetlerin yalnızca hormonlara bağlı olmayabileceği, stres, obezite, kronik hastalıklar ve yaşam tarzı faktörlerinin de etkili olduğu vurgulanıyor.</p>

<p>“Geç Başlangıçlı Hipogonadizm” Ayrı Bir Durum</p>

<p>Bilim insanları, yaşlanmanın doğal bir sonucu olan testosteron azalması ile “geç başlangıçlı hipogonadizm” adı verilen tıbbi durumu birbirinden ayırıyor. Bu tabloda testosteron seviyeleri belirgin şekilde düşüyor ve klinik belirtiler ortaya çıkabiliyor. Özellikle obezite ve tip 2 diyabeti olan erkeklerde riskin arttığı belirtiliyor.</p>

<p>Tedavi Herkes İçin Uygun Değil</p>

<p>Uzmanlar, testosteron tedavisinin yalnızca uygun hastalarda değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Tedavinin bazı erkeklerde fayda sağlayabildiği ancak kalp-damar hastalıkları, pıhtılaşma sorunları ve bazı kanser türleri açısından risklerin de göz önünde bulundurulması gerektiği ifade ediliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Sonuç</p>

<p>Bilim dünyasında genel görüş, kadınlardaki menopozun erkeklerde birebir karşılığının olmadığı yönünde. Ancak yaşla birlikte ortaya çıkan testosteron düşüşü ve buna bağlı belirtiler bazı erkeklerin yaşam kalitesini etkileyebiliyor. Bu nedenle uzmanlar, şikâyetleri olan kişilerin kendi kendine hormon kullanmak yerine hekim değerlendirmesinden geçmesini öneriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>BİLİM</category>
      <guid>https://www.tibbiyebulteni.com/erkeklerde-menopoz-gercek-mi-bilim-insanlari-tartisiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 10 Jun 2026 05:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://tibbiyebultenicom.teimg.com/crop/1280x720/tibbiyebulteni-com/uploads/2026/06/i-m-g-2416.jpeg" type="image/jpeg" length="32810"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
