Robotlar Doktorların Yerini mi Alacak? Yanlış Sorunun Doğru Cevabı

​“Robotlar doktorların yerini alacak mı?” sorusunu farklı uzmanlık ve yaş gruplarına yönelttiğimizde tek bir gerçekle karşılaşıyoruz: Konu geleceğin teknolojisi değil, mesleki kimliğimizi belirleyen korkularımızdır.

​Tıbbın Psikolojik Direnci: Sezgi mi, İstatistik mi?

​Tıp dünyasında bu fikre en keskin şekilde itiraz edenler, mesleği genellikle bir "bireysel sezgi" sanatı olarak görenlerdir. Ancak bu durum sadece yaşla değil, "klasik tıbbi paradigma"ya bağlılıkla ilgilidir. Mayo Clinic ve Stanford Üniversitesi tarafından yapılan araştırmalar, yapay zeka (YZ) algoritmalarının radyolojik analizlerde (örneğin akciğer kanseri teşhisi) deneyimli uzmanları ortalama %5-11 oranında daha yüksek doğrulukla geride bıraktığını gösteriyor. Harvard Business School (HBS) araştırmalarına göre, teknolojiye direnç gösteren doktor grupları genellikle "Status Quo Bias" (mevcut durumu koruma eğilimi) sendromundan muzdariptir. Onlar için teknoloji bir yardımcı değil, yıllarını verdikleri "teşhis otoritesine" yönelik bir tehdittir.

​Adaptasyon: Yaş Değil, Zihniyet Meselesi

​Elbette bu direnç tüm eski kuşağa mal edilemez. Aksine, tıbbın hızla dijitalleştiğini görüp kendi tecrübesini YZ’nin hızıyla birleştiren "vizyoner doktorlar" grubu da mevcuttur. Accenture tarafından yapılan küresel anketler, doktorların %70’inden fazlasının YZ’yi iş yükünü hafifletecek bir araç olarak gördüğünü kanıtlıyor. Burada ayırıcı çizgi yaş değil, **"bilişsel esneklik"**tir. Teknolojiyi destekleyen deneyimli bir doktor, tecrübe ile verinin (data) birleştiğinde bir "süper-doktor" yarattığını kavrayan kişidir.

​Gençlik ve "Coğrafi Rehavet" Tuzağı

​Diğer yandan, genç kuşak arasındaki “Bu teknoloji bizim ülkemize 50 yıl sonra gelir” yaklaşımı en büyük stratejik hatadır. Deloitte raporlarına göre, tıbbi teknolojilerin küresel transfer hızı son on yılda geometrik olarak artmıştır. Teknolojik devrimler sızarak değil, patlayarak gelir. Tıbbi bilgilerini veri analizi ve dijital okuryazarlıkla sentezlemeyen genç bir doktor, gelecekte akıllı sistemlerin sadece "teknik operatörü" olma riskiyle karşı karşıyadır.

​Sonuç: Türün Transformasyonu

​Doktorların en büyük zayıflığı biyolojik limitleridir: yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve subjektiflik. Araştırmalar, uzun çalışma saatlerinden sonra bir doktorun hata yapma olasılığının %30’dan fazla arttığını gösteriyor. Robotlar ve algoritmalar ise yorulmaz, rüşvet almaz ve duygusal kararlar vermez.

​Aslında robotlar doktorların yerini almayacak. Ancak teknolojiyi kullanan doktorlar (yaşından bağımsız olarak), kullanmayanları mutlaka saf dışı bırakacaktır. Bu basit bir seçim değil, profesyonel bir evrimdir. Tıbbın geleceği stetoskoptan ziyade, o stetoskoptan gelen veriyi işleyen sistemleri yönetebilecek "yeni nesil akılda" yatmaktadır.