Rektör ve Dekanların Birinci Görevi

Akademik hayatta akademisyenlerin birbirleri ile didişmeleri sıklıkla gördüğümüz olaylardır. Bu düşünceme çok sayıda somut örnek verebilirim ama bu örneklerin verilmesi bu işi çözmedikten sonra ne işe yarar ki?

Akademisyenlerin birbirlerine saygı göstermeden yaptıkları birçok hareket çalıştıkları kurumu, araştırma görevlilerini, öğrencileri ve hastanede çalışıyorlarsa hastaları da negatif etkilemektedir.


Akademisyenlerin aralarındaki kavgaların onların zamanlarını önemli ölçüde çaldığı ve onları verimsizleştirdiği çok açık ortadadır.

Bu kavgaların galibi hiçbir zaman olmaz. Sadece kavga edenler kişisel benliklerini tatmin etmek durumundadır. Sonuçta bu kavgaların ülkeye, kuruma, kişilere, eğitim alanlara, hastalara faydası yoktur.

İnsan doğasında her akademisyenin birbirini sevmesi mümkün olmadığına göre izlenecek yöntem en azından birbirlerine saygı gösterilmesi olacaktır.

Akademiyi kemiren bu kavgalar nasıl bitirilecektir?

Eskiden kavga olduğunda ak sakallı kişiler hakem olur ve kavgayı bir şekilde çözerlerdi. Dönemimizde bu görevin dekan ve rektörlerde olduğunu düşünüyorum. Kurumun en yetkilileri olan dekan ve rektörler hakemlik yapmak, uzlaşma kurulları oluşturmak gibi yöntemlere başvurmak zorundadırlar.

Çünkü akademisyenlere huzurlu ortam sağlandığı takdirde onların verimliliği ciddi anlamda artacak, kurumun prestiji zedelenmeyecek, akademisyenlerin ilişkide olduğu diğer gruplar da durumdan negatif etkilenmeyecektir.

Sağlıklı ve huzurlu çalışmak akademide ve hayatta en önemli iki gerekliliktir. Huzursuz ortamların verimliliği düşürdüğü ve insanları mutsuz ettiği çok açıktır.

Allah bize akıl verdiğine ve sadece ölüme çözüm bulamayacağımıza göre bu kavgayı çözmemiz gerekir. Burada en önemli iki unsur rektör ve dekanlardır.