Ramazan ayında normal beslenme dengemiz değişti; günlük rutin 3 öğün olan yemek sayımız sahur ve iftar olarak 2'ye düştü. Her ne kadar dikkat etsek de ister istemez vücudumuza aldığımız kalori ve su miktarı azaldı. Ramazan Bayramı'yla birlikte bir anda metabolizmamız eski düzenine dönerse, ne yazık ki istenmeyen tablolar görülebilir.
Ramazan Bayramı namazı sonrası evde eşlerimizin – annelerimizin hazırladığı efsanevi kahvaltılar hepimizin hayalinde. Namaz sonrası sofraya oturup iştahla kahvaltı etmenin sonrasında metabolizmamız pek de iyi olmuyor. Yağlı peynirler, işlenmiş et ürünü olan sucuk ve salam sadece vücudumuzu yormakla kalmayıp kalp ve damar sistemimize de zarar veriyor. Mide gerginliğini artırıyor, kan akışını yavaşlatıyor, tansiyon dengesini bozarak kalp krizine neden olabiliyor. Bayram sabahı kahvaltımız ekmeksiz (illaki olacaksa buğday ekmeği), az yağlı peynir, domates, salatalık ve haşlanmış yumurtadan ibaret olmalı.
Kahvaltı sonrası bayramın olmazsa olmazı, örf, adet ve geleneklerimiz uyarınca bayram ziyaretleri. Bayram ziyaretlerinde ikram edilen çikolatalar, şekerler ve tatlılar da kalp damar sağlığı için ciddi tehdit oluşturmakta. Özellikle ikramlar, şerbetli-hamurlu tatlılar yerine sütlaç, irmik tatlısı ve güllaç gibi sütlü tatlılar olmalı ve kesinlikle az porsiyon tüketilmeli. Çikolata yenilecekse bitter çikolata tercih edilmeli. Aslında tatlı yerine meyve ikram edilse kalp damar sağlığı için müthiş olur. Her gidilen ziyarette tatlı yenilmemesi, kibarca "hayır" denilmesi ve insanın nefsini kontrol etmesi bu konuda çok önemli. Çünkü vücuda alınan karbonhidratlı besinler vücuttaki insülin dengesini bozarak tansiyonu ani olarak yükseltebilir ve kalp hastalarında kalp krizi riskini artırabilir.
Ramazan Bayramı'nı fırsat bilerek otellere giden kıymetli dostlarımız da otellerdeki açık büfenin büyüsüne ve cazibesine kapılarak tabaklarını her türlü yiyecekle doldurmayıp kararında ve doyacakları kadar besin alırlarsa ani sindirim sistemi problemi yaşamazlar.
Ramazan ayı sonrasında sahurda yaptığımız yemeği rutin haline getirip "gece yemeği" yapmamamız gerekmekte; yani akşam saat 20.00'den sonra yemek yememeliyiz.
Her yıl dünyada yaklaşık İstanbul nüfusu kadar, ülkemizde de yaklaşık 250 bin kişi kalp ve damar hastalıklarından hayatını kaybetmekte. Bu durumda öncelikle Sağlık Bakanlığımızın belirlediği gibi koruyucu önlemler devreye giriyor. Yani:
· 40 yaşından itibaren mutlaka kalp ve damar sistemi muayeneleri yapılmalı,
· Stresten uzak durulmalı,
· En az 7 saat uyku şart,
· Bol zeytinyağlı yiyecekler, sebze ve posalı yiyecekler tercih edilmeli,
· Yürüyüş yapılmalı,
· Kesinlikle sigara içilmemelidir.
Hepimizin Ramazan Bayramı mübarek olsun, Allah sağlıklı nice bayramlara kavuşmayı hepimize nasip etsin.