Pokemon 30 Yaşında: Bir Fenomenin Epilepsi ile Kesişimi

27 Şubat 1996’da Satoshi Tajiri tarafından başlatılan Pokémon serisi, popüler kültür tarihinde benzersiz bir yer edindi. Ancak bu hikâye yalnızca koleksiyon kartları ve video oyunlarından ibaret değildir. Pokémon, bir yandan tarih öncesi canlıların hayal gücünde yeniden inşasına katkı sunmuş, diğer yandan nöroloji literatürüne geçen dramatik bir olaya sahne olmuştur.

16 Aralık 1997 akşamı Japonya’da yayımlanan Pokémon dizisinin “Dennō Senshi Porygon” adlı bölümünde, birkaç saniye süren yoğun kırmızı–mavi ışık patlamaları ekrana yansıdı. O anı izleyen çocukların önemli bir kısmı aynı belirtileri tarif etti: baş dönmesi, mide bulantısı, bulanık görme. Ardından bilinç değişikliği ve bazı vakalarda jeneralize tonik-klonik nöbetler görüldü. Farklı şehirlerde, farklı evlerde, aynı saat diliminde televizyon başında olan çocukların aileleri hastanelere başvurduğunda, hepsinin öyküsünün neredeyse kelimesi kelimesine aynı olması dikkat çekiciydi. Tüm ülkede ambulans sirenleri eşliğinde hastanelere taşınan çocuklar, kısa sürede ülke gündeminin merkezine yerleşti. O akşam yüzlerce vaka bildirildi; bazı kaynaklarda sayı 600’ün üzerindeydi. Medya yayın akışını kesti, haber kanalları görüntüleri tekrar tekrar gösterdi.

Bu olay literatürde “Pokémon shock” olarak anılmaktadır ve fotosensitif epilepsinin geniş kitlelerce tanınmasını sağlamıştır. Özellikle 3–30 Hz aralığındaki hızlı, kontrastlı ışık değişimlerinin oksipital kortekste kortikal hiper-eksitabiliteyi tetikleyebildiği, kırmızı–mavi geçişlerin ise provokatif etkiyi artırabildiği daha net biçimde anlaşılmıştır. Yayıncılık standartları gözden geçirilmiş, televizyon ve animasyon içeriklerinde flaş frekansı ve parlaklık değişimlerine ilişkin güvenlik kuralları oluşturulmuş, video oyunları ve ekran temelli içeriklerde filtreleme sistemleri standart hale gelmiştir.

Pokémon’un bilimle ilişkisi ise bununla sınırlı değildir. Seri, tür çeşitliliği ve sınıflandırma fikrini milyonlarca çocuğa sezgisel biçimde öğretmiştir. ABD’deki Field Museum’da Pokémon karakterleri ile gerçek fosillerin bir arada sergilenmesi, kurgusal canlıların paleontolojiyle buluşmasını sağlamıştır. Örneğin Archeops karakteri, 150 milyon yıllık tüylü dinozor Archaeopteryx’ten esinlenmiştir.

Böylece Pokémon, bir yandan çocukların hayal dünyasında dinozorları yeniden canlandırırken, diğer yandan ekran ışıklarının beyin üzerindeki etkisini tüm dünyaya gösteren beklenmedik bir nörolojik olayın merkezine yerleşti. Fotosensitif epilepsinin provoke edici uyaran spektrumu daha ayrıntılı biçimde incelendi, EEG’de fotik stimülasyon protokollerine ilişkin veriler genişledi, riskli frekans aralıkları ve kontrast özellikleri daha net tanımlandı. Hastalara ekran maruziyeti konusunda verdiğimiz uyarılar somut verilerle güçlendi. Bugün animasyonlar, video oyunları ve dijital platformlar belirli flaş frekanslarını aşmayacak biçimde kodlanmakta; hızlı kırmızı–mavi geçişler sınırlandırılmakta; uyarı sistemleri standart hale getirilmektedir. Bir çizgi film sahnesi, fotosensitif epilepsiye ilişkin klinik bilginin derinleşmesine ve dijital içerik üretiminin nörolojik güvenlik çerçevesinde yeniden şekillenmesine katkı sağlamıştır.