Omurilik yaralanmaları, merkezi sinir sisteminin sınırlı iyileşme kapasitesi nedeniyle genellikle kalıcı kabul ediliyor. Ancak son yıllarda biyomühendislik ve rejeneratif tıp alanındaki gelişmeler, bu algıyı temkinli de olsa sorgulatmaya başladı.
Jel nasıl çalışıyor?
Geliştirilen hidrojel yapısı, enjeksiyonla doğrudan hasar bölgesine uygulanabiliyor. Jel;
-
Yaralanma sonrası oluşan iltihabi yanıtı azaltıyor
-
Sinir onarımını engelleyen glial skar dokusunun oluşumunu baskılıyor
-
Sinir hücrelerinin uzantıları olan aksonların yeniden büyümesini destekliyor
-
Sinir hücreleri için mekanik ve kimyasal olarak elverişli bir iyileşme ortamı sağlıyor
Bazı çalışmalarda jel içine eklenen biyolojik sinyaller ve ilaç molekülleri sayesinde, sinir hücrelerinin hayatta kalma oranının arttığı ve onarım sürecinin hızlandığı gösterildi.
Hayvan deneylerinde ne görüldü?
Laboratuvar ortamında ve hayvan modellerinde yapılan deneylerde, jel uygulanan deneklerde:
-
Sinir dokusunda yapısal bütünlüğün kısmen korunduğu
-
Hasarlı bölgede sinir liflerinin yeniden organize olmaya başladığı
-
Motor fonksiyonlarda kısmi ama ölçülebilir iyileşmeler gözlendi
Bu iyileşmeler, yürüyüş paternleri, refleks yanıtları ve standart motor skor testleriyle değerlendirildi. Uzmanlar, elde edilen sonuçların tam bir iyileşme anlamına gelmediğini, ancak mevcut tedavilere kıyasla önemli bir ilerleme sunduğunu vurguluyor.
İnsanlar için ne anlama geliyor?
Araştırmacılara göre bu yaklaşım, henüz deneysel aşamada bulunuyor. Çalışmalar şu an için ağırlıklı olarak hayvan modelleriyle sınırlı. İnsan omuriliğinin yapısal ve bağışıklık tepkileri açısından çok daha karmaşık olması nedeniyle, yöntemin klinik uygulamaya geçebilmesi için uzun süreli güvenlik ve etkinlik çalışmalarına ihtiyaç var.
Buna rağmen bilim insanları, enjekte edilebilir jel teknolojisinin ilerleyen dönemde:
-
Omurilik yaralanmaları
-
İnme sonrası sinir hasarı
-
Bazı dejeneratif sinir hastalıkları
gibi alanlarda destekleyici bir tedavi seçeneği haline gelebileceğini belirtiyor.
Bilimsel temkin, gerçek umut
Uzmanlar, bu tür çalışmaların “mucize tedavi” olarak sunulmasının yanlış olduğuna dikkat çekiyor. Ancak elde edilen bulgular, omurilik hasarının tamamen onarılamaz olduğu yönündeki yerleşik kabullerin bilimsel olarak sorgulanmaya başladığını gösteriyor.
Rejeneratif tıp alanındaki bu gelişme, sinir sisteminin onarımı konusunda yeni bir kapının aralandığını, ancak bu kapıdan geçebilmek için zamana ve dikkatli bilimsel ilerlemeye ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor.