Mikroplarla Barışmak: Aşırı Hijyen Bağışıklığımızı Zayıflatıyor mu?

Modern yaşam, temizliği ve hijyeni neredeyse ahlaki bir üstünlük haline getirmiştir. Günlük hayatımız antibakteriyel sabunlar, dezenfektan spreyler ve steril yüzeylerle çevrilidir. Ancak son yıllarda bağışıklık bilimi alanında yapılan çalışmalar, bu “aşırı temizlik” anlayışının insan sağlığı üzerindeki uzun vadeli etkilerini sorgulamaya başlamıştır. Bu sorgulamanın merkezinde yer alan kavram ise Hijyen Hipotezidir (Strachan, 1989).

Hijyen hipotezine göre, özellikle çocukluk döneminde mikroorganizmalarla yeterli ve doğal temasın olmaması, bağışıklık sisteminin sağlıklı bir şekilde

gelişmesini engelleyebilir. Bu durum, alerjik hastalıklar ve otoimmün bozuklukların günümüzde neden daha sık görüldüğünü açıklamak için kullanılan önemli bir bilimsel çerçeve sunmaktadır (Rook, 2012). Bağışıklık sistemi, karşılaştığı mikroplar aracılığıyla neyin zararlı, neyin zararsız olduğunu öğrenir; bu öğrenme süreci kesintiye uğradığında yanlış tepkiler ortaya çıkabilir.

Ev ortamında yoğun şekilde kullanılan antibakteriyel

temizlik ürünlerinin, yalnızca zararlı mikroorganizmaları değil, aynı zamanda faydalı mikroorganizmaları da ortadan kaldırdığı bilinmektedir. Yapılan araştırmalar, bu durumun özellikle bağırsak mikrobiyotasının çeşitliliğini azalttığını ve bağışıklık sisteminin düzenleyici mekanizmalarını olumsuz etkilediğini göstermektedir (Belkaid & Hand, 2014). Oysa mikrobiyota, bağışıklık sisteminin gelişimi ve dengesi için temel bir role sahiptir.

Bilimsel veriler, doğal çevrede büyüyen, toprakla ve hayvanlarla temas eden çocukların, aşırı steril ortamlarda yetişen çocuklara kıyasla daha dengeli ve

güçlü bir bağışıklık yanıtı geliştirdiğini ortaya koymaktadır (Bloomfield ve ark., 2016). Bu bulgular, mikroplarla kontrollü karşılaşmanın bağışıklık sistemini adeta “eğittiğini” düşündürmektedir.

Edebi bir bakış açısıyla ifade etmek gerekirse, bağışıklık sistemimiz bir orduya benzetilebilir. Mikroorganizmalar ise bu ordunun eğitim aldığı tatbikatlardır. Hiç tatbikat yapmamış bir ordu, gerçek bir saldırı karşısında nasıl hazırlıksız kalırsa, mikroplarla hiç karşılaşmamış bir bağışıklık sistemi de hastalıklar karşısında o kadar savunmasız hale gelir. Aşırı hijyen, kısa vadede güven hissi yaratabilir; ancak

uzun vadede bağışıklık sisteminin öğrenme kapasitesini zayıflatabilir.

Sonuç olarak, hijyen elbette vazgeçilmezdir; ancak hijyenin aşırısı, bağışıklık sistemini güçlendirmek yerine köreltebilir. Bilimsel veriler ışığında, dengeli bir temizlik anlayışı ve doğal mikroplarla kontrollü temas, sağlıklı bir bağışıklık sisteminin temel taşlarından biri olarak değerlendirilmektedir (WHO).

Standart Uyarı

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır. Kişisel sağlık sorunlarınız için lütfen bir hekime başvurunuz.

Kaynaklar

Strachan, D. P. (1989). Hay fever, hygiene, and household size. British Medical Journal (BMJ). Rook, G. A. W. (2012). Hygiene hypothesis and autoimmune diseases. Clinical & Experimental Immunology.

Bloomfield, S. F., et al. (2016). Too clean, or not too clean: the hygiene hypothesis and home hygiene.

Clinical & Experimental Allergy.

Belkaid, Y., Hand, T. W. (2014). Role of the microbiota in immunity and inflammation. Cell. World Health Organization (WHO). The human microbiome and immunity.

Murphy,S.V.,Atalar,A.-3D Bio printing of Tissues and

Organs,Nature Biotechnology