Meme kanseri dünya genelinde kadınlarda en sık görülen ve kanser ilişkili ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olan bir malign hastalıktır. Meme kanseri küresel sağlık sistemine önemli bir yük oluşturmaktadır ve yılda yaklaşık dünyada 2,3 milyon yeni vaka saptanmaktadır. Türkiye'de ise her yıl yaklaşık 25.000 yeni vaka saptanmaktadır. Meme kanseri esas olarak yetişkinleri etkileyen bir hastalık olmakla birlikte çocuklarda ve ergenlerde de nadir olarak görülebilmektedir. Çocukluk ve ergenlik dönemindeki meme kanseri vakaları tüm pediatrik kanser vakalarının %1’inden azını oluşturmaktadır. Erken tanı ve tedavi stratejilerine rağmen ileri evre meme kanseri hala önemli bir mortalite nedeni olmaya devam etmektedir. Meme kanseri tedavisinde tarihsel olarak cerrahi, radyoterapi ve sitotoksik kemoterapi temel tedavi modaliteleri olarak kabul edilmektedir. Ancak 2000'li yılların başından itibaren tümör biyolojisinin moleküler düzeyde anlaşılmasıyla birlikte tedavi yaklaşımları köklü bir dönüşüm geçirmiştir. Bu dönüşümün merkezinde her hastanın tümörünün genetik ve moleküler profiline göre özelleştirilmiş tedavi stratejileri yatmaktadır. Her bir tümör adeta ayrı bir parmak izine sahiptir. Bu nedenle modern tedavi anlayışında kişiye özel yaklaşım artık zorunlu hale gelmiştir. Hedeflenmiş tedaviler bu kişiye özel yaklaşımın temel taşlarını oluşturmakta ve meme kanseri tedavisinde çığır açan sonuçlar elde edilmesini sağlamaktadır.
Kanser tedavisinde hedeflenmiş ajanların hikayesi kanser hücresinin kontrolsüz çoğalmasına neden olan spesifik proteinlerin keşfiyle başlar. Meme kanserinde bu devrim 1990'ların sonlarında HER2 (Human Epidermal Growth Factor Receptor 2) geninin tanımlanmasıyla başlamıştır. O yıllarda HER2 pozitif meme kanseri en agresif ve sağkalım süresi en kısa olan alt tip olarak kabul ediliyordu. 1998 yılında Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) doğrudan HER2 proteinini hedef alan ilk monoklonal antikor olan Trastuzumab'ı onayladı. Bu onay onkoloji tarihinde bir dönüm noktasıydı. Trastuzumab kanser hücresinin büyüme sinyallerini kesiyor ve bağışıklık sistemini tümöre karşı uyarıyordu. Bu devrimsel buluş sayesinde en ölümcül kabul edilen HER2 pozitif meme kanseri günümüzde en başarılı şekilde yönetilebilen ve tedavi oranları en yüksek olan alt tiplerden biri haline gelmiştir. Bu başarı bilim insanlarını diğer meme kanseri alt tipleri için de benzer hedefler aramaya itmiş ve hücresel döngü inhibitörleri (CDK4/6) ve antikor-ilaç konjugatları (ADC) gibi modern ilaçların geliştirilmesine zemin hazırlamıştır.
Meme kanserlerinin yaklaşık %70'i hormon reseptörü pozitif (HR+) ve HER2 negatif moleküler alt grupta yeralır. Geçmişte bu hastaların ileri evre dönemlerinde ana tedavi silahı yalnızca hormon baskılayıcı ilaçlardı. Ancak tümör zamanla bu ilaçlara direnç kazanarak tekrar büyümeye başlayabiliyordu. Hücrelerin bölünmesini ve çoğalmasını yöneten CDK4/6 adlı motor proteinlerin keşfiyle hücre bölünmesini durduran ilaçlar (Palbosiklib, Ribosiklib, Abemasiklib) geliştirildi. MONALEESA ve PALOMA çalışmalarında hormon tedavisine CDK4/6 inhibitörlerinin eklenmesi progresyonsuz sağ kalım süresinde ciddi bir artış yaptığı gösterildi (PFS yaklaşık 14 aydan 24 aya çıkmıştır). Tedavi sonuçlarındaki başarı nedeni ile 2015 de ilk CDK4/6 inhibitörü olan Palbosiklib (Ibrance) FDA tarafından meme kanseri tedavisinde onay almıştır.
Meme kanserinde ki son en büyük oyun değiştici olan Trastuzumab-Deruxtecan (T-DXd)’un DESTINY-Breast03 çalışmasına ait sonuçlar 2021 yılında The New England Journal of Medicine dergisinde yayınlanmasıyla tedavi sürecinde yeni bir milad yaşanmıştır. Progresyonsuz sağ kalım 29 ay, ortalama sağ kalım 52 ay ve ilaç yanıt oranı ise yaklaşık %78 olarak bulunmuştur. Bu güçlü veriler doğrultusunda T-DXd Mayıs 2022’de metastatik HER2+ meme kanserinde genişletilmiş FDA onayı almıştır.
pediatrik popülasyonda primer meme karsinomlarının son derece nadir görülmesi nedeniyle yetişkinlerde çığır açan CDK4/6 inhibitörleri, antikor-ilaç konjugatları veya Trastuzumab gibi monoklonal antikorların bu yaş grubunda meme kanseri endikasyonuyla alınmış spesifik bir FDA onayı bulunmamaktadır. Pediatrik onkoloji pratiğinde hastalık insidansının düşüklüğü, bu yaş grubuna özel geniş çaplı randomize klinik faz çalışmalarının tasarlanmasını imkansız kıldığı için çocukluk ve ergenlik çağı meme tümörlerinde tedavi yönetimi daha çok yetişkin kılavuzlar ve literatürdeki vaka örneklerine dayanmaktadır.
Meme kanseri teşhisi alan bir hasta için bugün gelinen nokta sadece yirmi yıl öncesine göre bile bir bilim kurgu rüyasının gerçeğe dönüşmesidir. "Hedeflenmiş tedavilerle sağkalım mümkün mü?" sorusunun yanıtı artık istatistiksel olarak evettir. HER2 negatif tümörlerde CDK4/6 inhibitörleri, HER2 pozitif tümörlerde kür sağlayan hedefe yönelik monoklonal antikorlar ve tümör hücresine adeta bir Truva atı gibi yaklaşan onu yok eden antikor-ilaç konjugatları meme kanserini ölümcül bir kabus olmaktan çıkarıp, yönetilebilir ve tedavi edilebilir bir hastalığa doğru dönüştürmektedir.
Referanslar
1. Hassan N, Idaewor P, Rasheed N, Saad Abdalla Al-Zawi A. Paediatric and Adolescent Breast Cancer: A Narrative Review. Cureus. 2023;15(11):e48983.
2. Mussa A, Hamid M, Talib M, et al. Novel targeted therapies and immunological strategies for breast cancer treatment. Biochem Pharmacol. doi:10.1016/j.bcp.2026.117929.
3. Johnson RH, Anders CK, Litton JK, Ruddy KJ, Bleyer A. Breast cancer in adolescents and young adults. Pediatr Blood Cancer. 2018;65(12):e27397.
4. Shanabag A, Armand J, Son E, Yang HW. Targeting CDK4/6 in breast cancer. Exp Mol Med. 2025;57(2):312-322. doi:10.1038/s12276-025-01395-3
5. Zippelius A, Tolaney SM, Tarantino P, Balthasar JP, Thurber GM. Unveiling the molecular and immunological drivers of antibody-drug conjugates in cancer treatment. Nat Rev Cancer. 2025;25(12):925-944.