Aile hekimliği pratiğinde bazı cümleleri her gün duyarız:
“Hocam kendimi eskisi gibi hissetmiyorum.”
“Çabuk yoruluyorum.”
“Uyuyorum ama dinlenemiyorum.”
“Eskiden daha gençtim…”
Bu cümlelerin hiçbiri tek başına bir hastalık değildir.
Ama hepsi, aynı biyolojik gerçeğin erken habercisidir:
Hızlanan yaşlanma.
Ve şaşırtıcı olan şudur:
Bu süreci başlatan şeyler genellikle hastalıklar değil,
sağlıklı sandığımız alışkanlıklardır.
Aile Hekimliğinde En Büyük Yanılgı: “Bir şeyim yok”
Check-up sonuçları normaldir.
Kan değerleri kabul edilebilir sınırdadır.
Ama hasta iyi değildir.
Çünkü yaşlanma, kan tahlilinde başlamaz.
Yaşlanma hücrede başlar.
Ve aile hekimi olarak şunu net söyleyebilirim:
Yaşlanmayı hızlandıran faktörlerin çoğu, hastalık olarak değil, yaşam tarzı olarak karşımıza çıkar.
Sandalyede Sessizce Yaşlanan İnsanlar
Polikliniğe gelen hastaların büyük kısmı masa başı çalışıyor.
Saatlerce oturuyorlar.
Ve çoğu şunu söylüyor:
“Ama hocam ben hasta değilim.”
Oysa biyoloji farklı konuşur.
Uzun süre oturmak:
Kas metabolizmasını yavaşlatır
İnsülin direncini başlatır
Mitokondri fonksiyonunu bozar
Ve en önemlisi:
Hücresel yaşlanmayı başlatır.
Bu süreç sessizdir.
Ama etkilidir.
Uykusuzluk: Aile Hekimlerinin En Sık Gördüğü Ama En Az Ciddiye Alınan Risk
Birinci basamakta en sık duyduğumuz cümlelerden biri şudur:
“Hocam 5 saat uyku bana yetiyor.”
Hayır.
Yetmez.
Uyku sırasında beyin kendini temizler.
DNA onarılır.
Bağışıklık sistemi resetlenir.
Uyku eksikliği ise:
Alzheimer riskini artırır
Bağışıklığı zayıflatır
Hormonal yaşlanmayı hızlandırır
Uykusuzluk, sadece yorgunluk değildir.
Uykusuzluk, biyolojik yaşlanmadır.
Kronik Stres: Muayene Odasında Görünmeyen Ama Her Yerde Olan Tehlike
Modern insan sürekli stres altındadır.
Ama bunu normal kabul eder.
Oysa kronik stres:
Kortizolü yükseltir
Bağışıklığı baskılar
Hücresel onarımı durdurur
Aile hekimleri şunu çok iyi bilir:
Stres, tek başına bir hastalık değildir.
Ama birçok hastalığın başlangıcıdır.
Sosyal Yalnızlık: Tahlilde Çıkmayan Ama Ömrü Kısaltan Risk
Bazı hastalar vardır.
Tüm değerleri normaldir.
Ama yalnızdır.
Ve yalnızlık, biyolojik bir hasardır.
Bilimsel çalışmalar gösteriyor ki:
Yalnızlık, kalp hastalığı riskini artırır.
Bağışıklığı zayıflatır.
Ve yaşam süresini kısaltır.
Aile hekimi olarak bazen reçeteye ilaç değil, şu cümleyi yazmak gerekir:
“Daha çok insanla lütfen temas edin ve sosyalleşin.”
Gece Yaşayan, Gündüz Yaşlanan Bir Nesil
Gece geç yemek
Gece geç uyumak
Gece ekran kullanmak
Bu alışkanlıklar vücudun biyolojik saatini bozar.
Ve hücrelerin kendini onarma kapasitesini azaltır.
Sonuç:
Hızlanmış yaşlanma.
Aile Hekimi Olarak En Net Gözlemim Şu:
İnsanlar hastalanarak yaşlanmaz.
İnsanlar, fark etmeden yaşlanır.
Ve bu süreç:
Bir gecede değil,
Her gün biraz daha olur.
Ama İyi Haber Şu:
Yaşlanma tamamen kader değildir.
Aile hekimliği, hastalık tedavi etmekten önce şunu öğretir:
Sağlığı korumak.
Bugün:
Daha iyi uyursanız
Daha az stres yaşarsanız
Daha çok hareket ederseniz
Hücresel yaşlanmanızı yavaşlatabilirsiniz.
Son Söz
Aile hekimi olarak şunu net söyleyebilirim:
Genç kalmak, estetik bir mesele değildir.
Genç kalmak, biyolojik bir dengedir.
Ve o denge, her gün verdiğiniz küçük kararlarla şekillenir.
Çünkü insanı yaşlandıran zaman değildir.
İnsanı yaşlandıran, zamana karşı yaptığı hatalardır.
Genç kalarak insanlığa değer üretmenin sırrına erenlerden olmak dileğiyle.