Mane Tekel Human

Yahudilikte Tanah’ın, Hristiyanlıkta Eski Ahit’in bir parçası olan Danyal Kitabı; Yahudilerin Babil sürgünü döneminde yaşayan Danyal Peygamberin hayatını, yorumlarını ve gördüğü rüyaları anlatan bir metindir. Bu metinde geçen bir olayda, Babil Kralı Belshazzar sarayında bir akşam konuklarına ziyafet verirken duvarda gizemli bir yazı belirir. Mana Tekel Fares. Hiç kimse bu yazının anlamını bilemez. Ancak Danyal Peygamber yorumlayabilir. Bu kelimeler tam olarak; sayıldın, tartıldın ve yetersiz bulundun, demektir. Bir sürecin sonunu anlatan bu kehanet, bir şeyin sayılarla mühürlenmesi anlamındadır. Bu hikâye Rembrandt Harmenszoon van Rijn’in Londra'daki National Gallery’de 23 nolu salonunda sergilenen Belshazzar'ın Ziyafeti adlı kült tablosunda da resmedilmiştir.
Bugün ise duvarlar değişti; taş sarayların yerini ekranlar aldı, ama yazı silinmedi. Sadece biçim değiştirdi. Artık yazı duvarlarda değil, ekranların üst köşelerinde, profil sayfalarında ve veri tablolarında beliriyor. Ve bu yeni çağın yazısı şu olabilir: Mane Tekel Human.
Modern insanın kaderi giderek sayılara bağlanıyor. Bir zamanlar insanın değeri karakteriyle, bilgisiyle, erdemiyle ölçülürdü. Bugün ise çoğu zaman sayılar konuşuyor: kaç takipçin var, kaç kişi seni izliyor, kaç beğeni aldın, kaç kez paylaşıldın? İnsan, kendini ifade eden bir varlık olmaktan çok, kendini ölçtüren bir varlığa dönüşüyor. Bu dönüşüm, fark edilmeden hayatın her alanına sızarak insanı değersizleştiriyor.
Mane; sayıldın.
Bugünün dünyasında sayılmak, görünür olmak demektir. Sosyal medya platformlarında insanın varlığı, çoğu zaman bir sayı ile ifade edilir. Takipçi sayısı bir kimlik kartı gibi taşınır. Yüz kişi mi takip ediyor seni, yoksa yüz bin kişi mi? Bu sayı, çoğu zaman kişinin sözlerinin ağırlığını belirler. Oysa sayılmak ile değerli olmak aynı şey değildir. Sayı, görünürlüğü anlatır; ama derinliği anlatmaz. Bir insanın kaç kişi tarafından görüldüğü, onun gerçekten anlaşıldığını göstermez.
Tekel; tartıldın.
Sayılmak yetmez; bir de tartılmak gerekir. Bugünün terazisi ise beğeni tuşudur. Bir cümle, bir fotoğraf ya da bir düşünce, saniyeler içinde yüzlerce küçük yargıya maruz kalır. Beğenildi mi, yoksa görmezden mi gelindi? İnsan artık sadece söyledikleriyle değil, aldığı tepkilerle de ölçülür. Beğeni sayısı arttıkça özgüven yükselir; azaldıkça değersizlik duygusu sessizce büyüyebilir. Bu durum, insanın kendi değerini başkalarının anlık tepkilerine teslim etmesine yol açar.
Human; insan.
Oysa hayatın merkezinde insan vardır. Düşünen, hisseden, anlamlandıran insan… Modern çağın ironisi insanı bundan uzaklaştırmaktadır. İnsan, kendisinin yarattığı sistemler tarafından ölçülmeye başlanmıştır. Algoritmalar, insan davranışlarını analiz eder, sınıflandırır ve tahmin eder. Bir insanın ilgi alanları, alışkanlıkları ve hatta duygusal eğilimleri bile sayısal verilere dönüştürülür. Böylece insan, kendi karmaşıklığından sıyrılarak bir veri kümesine indirgenir.
“Mane Tekel Human” işte bu çağın sessiz uyarısı olabilir. Bu ifade, insanın öneminin giderek sayılara indirgenmesini simgeler. Takipçi sayısı, beğeni sayısı, izlenme sayısı… Hepsi birer ölçü birimi gibi kullanılır. Ancak bu ölçüler, insanın gerçek değerini ne kadar yansıtabilir? Bir insanın bilgeliği, merhameti ya da yaratıcılığı hangi sayı ile ifade edilebilir? Bir annenin sabrı, bir öğretmenin emeği ya da bir dostun sadakati hangi tabloya sığdırılabilir?
Sorun sayılarda olmamalıdır. Anlamlarda olmalıdır. Bunu nicelik nitelik betimlemeleriyle de ifade edebiliriz. Nicelik faydalıdır, düzen sağlar, ölçüm yapmamıza yardımcı olur. Ancak nitelik daha önemlidir. Çünkü insan, yalnızca ölçülebilen bir varlık değildir. İnsan, aynı zamanda hissedilen, anlaşılan ve anlamlandırılan bir varlıktır.
Bugün belki de en büyük tehlike, insanın kendini bir sayı olarak görmeye başlamasıdır. Takipçi sayısı düştüğünde değersiz hisseden, beğeni sayısı arttığında kendini daha önemli sanan bir zihin yapısı oluşuyor. Oysa insanın gerçek değeri, ekranların dışında şekillenir: kurduğu ilişkilerde, verdiği emekte, gösterdiği merhamette ve ürettiği anlamdadır.
“Mane Tekel Human” bu nedenle bir hatırlatma olmalıdır. İnsan sayılabilir, tartılabilir; ama bütünüyle ölçülemez. Çünkü insan, sadece sayılardan ibaret değildir. Onun değeri, sayılarda değil, anlamda gizlidir.