Günümüzde kilo vermek hiç olmadığı kadar popüler. Sosyal medyada her gün yeni bir diyet, yeni bir kür, yeni bir mucize besin ya da zayıflama yöntemi karşımıza çıkıyor. Ancak ne yazık ki bunların önemli bir kısmı bilimsel gerçeklerden uzak ve insanların hem zamanını hem de sağlığını kaybetmesine neden olabiliyor. Kilo vermek aslında sihirli formüllerle değil, sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarıyla mümkündür. Bu nedenle öncelikle doğru bilinen yanlışları konuşmak gerekiyor.
Ekmek yemek tek başına şişmanlatmaz. Kilo artışına neden olan şey herhangi bir besinin varlığından ziyade uzun süre devam eden enerji fazlalığıdır. Aynı şekilde sabah aç karna içilen limonlu su da yağ yakmaz. Vücudumuzdaki yağların enerji olarak kullanılabilmesi için belirli metabolik süreçlerin gerçekleşmesi gerekir ve bunu tek bir içeceğin sağlaması mümkün değildir.
Son yıllarda sıkça duyduğumuz ceviz suyu, detoks içecekleri ya da benzeri uygulamaların da kolesterolü düşürdüğüne veya kilo verdirdiğine dair güçlü bilimsel kanıtlar bulunmamaktadır. Benzer şekilde “light” etiketi taşıyan ürünlerin tamamı sağlıklı kabul edilemez. Bir ürünün kalorisi azaltılmış olabilir ancak bu durum onu otomatik olarak kaliteli bir besin haline getirmez.
Bir diğer önemli yanlış ise aç kalarak kilo vermeye çalışmaktır. Açlıkla verilen kiloların önemli bir kısmı sürdürülebilir değildir. Üstelik kas kaybı, performans düşüklüğü ve metabolik adaptasyon gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilir. Hatta uzun süre düşük kalorili beslenmek, bağışıklık sisteminizi ciddi şekilde zayıflatabilir ve sizi enfeksiyonlara karşı savunmasız hale getirebilir. Vücudun enfeksiyonlarla savaşan T-lenfosit üretimi azalır ve bağışıklık sistemi yaşlanmaya başlar. Sürekli 1200 kalorinin altında beslenmek, bağışıklık sisteminizin 20 yıl yaşlanmasına neden olabilir.
Eliminasyon diyetleri ise ancak gerekli durumlarda ve uzman kontrolünde uygulanmalıdır. Gluten, süt ürünleri veya başka besin gruplarını rastgele hayatımızdan çıkarmak kilo kaybı sağlamaz; hatta bazı durumlarda besin ögesi eksikliklerine neden olabilir.
Ayrıca yağ yaktıran özel bir çay ya da kahve bulunmamaktadır. Bazı içecekler metabolizma üzerinde küçük etkiler gösterebilir ancak kalıcı kilo kaybının temel belirleyicisi dengeli beslenme ve fiziksel aktivitedir.
En önemli konulardan biri de son yıllarda yaygın olarak kullanılan zayıflama iğneleri ve kilo verme ilaçlarıdır. Bu tedaviler uygun hastalarda ve hekim kontrolünde etkili sonuçlar sağlayabilse de, tek başına kalıcı bir çözüm değildir. Mutlaka bir beslenme uzmanı tarafından planlanan beslenme programı ve yaşam tarzı değişiklikleriyle desteklenmelidir. Çünkü kalıcı başarı, ilacın kendisinden çok sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları ve düzenli fiziksel aktivite ile mümkündür.
Peki sağlıklı kilo kaybı için ne yapmalıyız?
Öncelikle beslenme düzenimizi Akdeniz tipi beslenme modeline yaklaştırmalıyız. Mevsiminde sebze ve meyvelere daha fazla yer vermek, her öğünde kaliteli protein tüketmek ve zeytinyağını temel yağ kaynağı olarak kullanmak iyi bir başlangıçtır.
Renkli sebze ve meyveler yalnızca vitamin ve mineral sağlamaz; aynı zamanda antioksidan içerikleri sayesinde genel sağlık üzerinde de olumlu etkiler gösterir. Salataların zeytinyağı ile tüketilmesi ise hem tokluğu artırır hem de yağda çözünen vitaminlerin emilimine katkı sağlar.
Süt ve süt ürünlerinde tamamen yağsız seçeneklere yönelmek her zaman gerekli değildir. Kişinin sağlık durumuna ve enerji ihtiyacına göre doğal ve daha az işlenmiş ürünler tercih edilebilir.
Kilo yönetiminde hareket de en az beslenme kadar önemlidir. Dünya Sağlık Örgütü haftada en az 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite önermektedir. Özellikle direnç egzersizleri kas kütlesinin korunmasına ve metabolik sağlığın desteklenmesine yardımcı olur.
Sonuç olarak sağlıklı kilo vermek; yasaklarla, mucize ürünlerle veya sosyal medyada dolaşan popüler uygulamalarla yerine kişiye özel planlanmış, sürdürülebilir ve bilimsel temellere dayanan bir yaşam tarzıyla mümkündür. Bilimden uzaklaşmak kısa vadede umut verse de uzun vadede sağlığımızı riske atabilir. Bu nedenle hedefimiz yalnızca tartıdaki rakamı değiştirmeden ziyade sağlıklı ve kalıcı alışkanlıklar kazanmamız doğru olandır. Sağlıkla geçen bir ömür diliyorum..