Trafik kazaları artık yalnızca kaporta, servis ve eksper raporlarından ibaret değil. Türkiye genelinde araç kullanım mahrumiyeti bedeli, değer kaybı ve ikame araç bedeli başlıkları üzerinden açılan davaların sayısında dikkat çekici bir artış yaşanıyor. Sigorta ve hukuk çevreleri, bu alanın zamanla başlı başına bir tazminat sektörüne dönüştüğünü ifade ediyor.
Kasko veya zorunlu trafik sigortası bulunan sürücüler çoğu zaman kazadan sonra güvende olduklarını düşünse de, poliçe kapsamı dışında kalan talepler ciddi riskler doğurabiliyor. Vatandaşlara, kazadan aylar hatta yıllar sonra aracı şirketler veya hukuk büroları üzerinden ulaşılarak dosya açma teklifleri sunulduğu belirtiliyor.
En sık hangi talepler gündeme geliyor?
Sahadan aktarılan bilgilere göre son dönemde dava konusu olan başlıca kalemler şunlar:
• Araç kullanım mahrumiyeti bedeli
• Değer kaybı
• İkame araç bedeli
• Onarım sonrası ikinci el piyasa değerinde düşüş iddiaları
Bu taleplerin bir kısmı hukuki zemine dayansa da standart bir hesaplama sisteminin olmaması, tartışmaların merkezinde yer alıyor.
⸻
Yaralanmalı ve ölümlü kazalarda tablo ağırlaşıyor
Uzmanlara göre asıl kırılma noktası, kazada yaralanma veya ölüm yaşanmasıyla başlıyor. Bu durumda maddi taleplerin yanına yüksek tutarlı maddi ve manevi tazminat davaları ekleniyor.
Hukuk ve sigorta çevrelerinde sahadan gelen tablo, şu ifadeyle özetleniyor:
“Araç hasarı bir şekilde çözülüyor ama kazada yaralanma ya da ölüm varsa, işte o zaman ‘yandı gülüm keten helvası’ denilen sürece giriliyor.”
Bu tür dosyalarda talep edilen tazminat tutarları katlanıyor, davalar yıllarca sürebiliyor ve sigorta teminatlarının yetersiz kaldığı durumlarda sürücülerin kişisel mal varlığı doğrudan risk altına girebiliyor.
⸻
Yaralanmalı ve ölümlü kazalarda ikinci şok: Vekâlet yarışı
Kazanın ardından mağduriyet yalnızca hukuki boyutla sınırlı kalmıyor. Yaralanmalı veya ölümlü trafik kazalarında, mağdurlara ve yakınlarına çok kısa sürede yüzlerce avukatın ulaştığı, tazminat davası açılması için vekâlet talep edildiği yönünde yaygın şikayetler bulunuyor.
Vatandaşlar, henüz hastane süreci devam ederken ya da cenaze işlemleri sürerken dahi telefonlarının çaldığını, kazaya ilişkin birçok detayın arayanlar tarafından bilindiğini ifade ediyor.
Bu tablo kamuoyunda şu soruyu gündeme taşıyor:
Bu bilgilere kim, nasıl ve hangi yetkiyle ulaşıyor?
⸻
Kaza ve kişi bilgileri nereden sızıyor?
Sektör temsilcileri ve hukuk çevrelerinde dile getirilen değerlendirmelere göre, yaralanmalı ve ölümlü kazalara ilişkin;
• Kaza tarihi ve yeri
• Taraf ve araç bilgileri
• Yaralanma durumu
• Hastane süreci
• Vefat bilgileri
çok kısa sürede farklı kanallar üzerinden dolaşıma girebiliyor. Bu bilgilerin, doğrudan mağdurlara ulaşmak için kullanıldığı iddia ediliyor.
⸻
KVKK tartışması: “Kapsam dışı” yorumu sorgulanıyor
En dikkat çekici başlıklardan biri de kişisel verilerin korunması meselesi. Kaza ve kişi bilgilerinin bazı uygulamalarda KVKK kapsamında olmadığı yönündeki yorumlar, hukuk çevrelerinde ciddi tartışmalara yol açıyor.
Uzmanlara göre;
yaralanma durumu, sağlık bilgisi ve iletişim bilgilerinin özel nitelikli kişisel veri kapsamında değerlendirilmesi gerekiyor. Bu tür bilgilerin, açık rıza olmaksızın üçüncü kişilerle paylaşılması veya ticari amaçla kullanılması, kişisel verilerin korunması mevzuatı açısından ciddi ihlaller doğurabilir.
Bu nedenle, trafik kazalarına ilişkin kaza ve kişi bilgilerinin “kapsam dışı” olduğu yönündeki yorumların yeniden ele alınması, veri akışının hangi kaynaklardan sağlandığının açık biçimde denetlenmesi gerektiği ifade ediliyor.