Karşılıksızlığın Adı: Baba

Bazen Babalar Günü en çok, adı en az anılan ama yükü en ağır taşıyan adamların günüdür.

Sessizce sevilen, sessizce yorulan, çoğu zaman hakkı yenmiş babalar…
Kızının düğününde en arkada durup gözyaşlarını kimse görmesin diye başını eğen babalar… Çünkü o an sadece bir kızını değil, yıllarını, anılarını, emeğini uğurluyordur.
Bir gün minicik bir elin “baba” diye uzanışıyla dünyayı kazanmış gibi hisseden adamlar…

Baba olmak bazen cebindeki son parayı çocuğunun ihtiyacı için harcamaktır.
Bazen yeni bir şey almadan, eskiyi giymeye devam etmektir.
Bazen yorgunluktan beli bükülse de “iyiyim” diyebilmektir.

Kimse bilmez belki; bir babanın sustuğu yerde kaç kırgınlık, kaç korku, kaç fedakârlık saklıdır.
O sevgisini çoğu zaman sarılarak değil, gecesini gündüzüne katarak gösterir.
Çocuğu okusun diye kendi hayallerinden vazgeçer, geleceği güzel olsun diye kendi gençliğini tüketir.

Ve en acısı; çoğu zaman bir baba, en çok değer verdiği insanlar tarafından en az anlaşılır.

Ama yine de vazgeçmez.
Çünkü baba dediğin, sevgisini kelimelerle değil; ömrüyle anlatır.

Bugün; görünmeyen yükleri omuzlayan, sustukça büyüyen, sevdikçe eksilen ama asla bırakmayan bütün babaların günü kutlu olsun.
Bazı adamlar vardır… onlar giderse evin duvarları yerinde durur ama yuva eksilir.