Çalışmaya göre proteinli gıdalara karşı gelişen isteksizlik, bu sürecin en erken işaretlerinden biri olabilir. Bulgular Harvard Medical School tarafından 9 Nisan 2026’da duyuruldu; çalışma Nature Communications’ta yayımlandı.
Araştırmacılar çalışmayı meyve sinekleri üzerinde yürüttü. Elde edilen sonuçlar, tümörün vücutta bazı sinyaller göndererek beyindeki iştah düzenini bozabildiğini gösterdi. Bu bozulma ilk aşamada genel iştahsızlık şeklinde değil, özellikle protein açısından zengin besinlere karşı ilgisizlik şeklinde ortaya çıktı. Yani canlı daha her şeyi yemeyi bırakmadan önce, proteinden uzaklaşmaya başladı.
Bilim insanları, bu değişimin daha sonra görülen kilo kaybı, kas erimesi ve organlarda zayıflama gibi ağır belirtilerden önce geldiğini bildirdi. Araştırmada, bu süreci tetikleyen mekanizma baskılandığında protein tüketiminin toparlandığı, buna bağlı olarak kilo kaybı ve ölüm riskinin de azaldığı görüldü.
Kaşeksi özellikle ileri evre kanserlerde görülen, sıradan zayıflamadan çok daha ağır bir tablo olarak tanımlanıyor. Kişi sadece kilo vermiyor; kas gücünü kaybediyor, halsizleşiyor ve tedaviye dayanıklılığı da düşebiliyor. Harvard ekibinin çalışması, bu tablonun başlangıcında beslenme tercihindeki küçük değişimlerin sanılandan daha önemli olabileceğini düşündürüyor.
Araştırmacılar, meyve sineğinde saptanan sistemdeki temel biyolojik parçaların insanlarda da karşılıklarının bulunduğunu belirtiyor. Ayrıca kanser kaşeksisi yaşayan bazı hastalarda etten tiksinme, iltihaplanma ve insülin dengesizliği gibi benzer bulguların görülmesi, bu sonucun insan sağlığı açısından da dikkat çekici olabileceğine işaret ediyor. Ancak uzmanlar, bunun henüz doğrudan insanlarda kanıtlanmış bir tanı ölçütü olmadığını, bulguların şu aşamada deneysel modelden geldiğini özellikle vurguluyor.
Bu nedenle çalışma, “protein yemek istememek kanser belirtisidir” gibi kesin bir sonuç vermiyor. Ama kanser hastalarında ortaya çıkan protein isteksizliğinin, ciddiye alınması gereken erken bir biyolojik uyarı olabileceğini güçlü biçimde gündeme taşıyor. Gelecekte yapılacak insan çalışmaları, doktorların kaşeksiyi daha erken fark etmesine ve yeni tedavi yollarının geliştirilmesine kapı aralayabilir.