Kalbiniz Gerçekten Kırılabilir ve Bu Bir Metafor Değil

Halk arasında “kırık kalp sendromu” denince akla hep duygusal hikâyeler gelir: Eşini kaybeden yaşlı bir kadın, terk edilmiş bir genç kız, büyük bir hayal kırıklığı yaşayan bir adam… Peki ama gerçekten kalp kırılır mı? Aslında kalp kası duyguların tetiklediği hormonlardan etkilenir. Yoğun stres anında vücut âdeta savaşa hazırlanır. Böbrek üstü bezlerinden sel gibi adrenalin salgılanır. Bu hormon normalde kalbin daha güçlü atmasını sağlar ama bazen fazlası zarar verir. Adrenalin kalp kası hücrelerine tutunduğunda, kalbin ucundaki kaslar birden felç olur gibi çalışamaz hale gelir. Kalbin geri kalanı kasılmaya devam ederken uç kısmı hareketsiz kalır ve tıpkı bir balon gibi şişer. İşte bu yüzden hastalığa tıpta “Takotsubo” denir; çünkü Japon balıkçıların ahtapot avlamak için kullandığı tencereye benzer şişmiş bir kalp ortaya çıkar.

Yıllarca bu hastalık “çok üzülünce kalp balon yapar, birkaç haftada geçer, zaten iyi huyludur” diye anlatıldı. Oysa 2025 ve 2026 başında yayımlanan uluslararası araştırmalar, bu masum tablonun öyle olmadığını gösterdi ve yeni araştırmalar bu sendromun nedenini eskide anlatıldığından farklı olduğunu söylüyor. Kırık kalp sendromu sanıldığı gibi “geçici” değil; kalpte kalıcı hasar bırakabilen, aylarca süren yorgunluk ve nefes darlığına yol açan, hatta ölümcül seyredebilen ciddi bir kalp hastalığıdır.

Yıllardır “eşini kaybetti, çok üzüldü ve kırık kalp sendromuna tutuldu” diye anlatılan hastalığın nedeni duygusal stres söylendi ama son araştırmalar bu sendromun asıl tehlikeli versiyonunun nedenini fiziksel streslerden kaynaklandığını söylüyor. Büyük ameliyatlar, ağır zatürre, travma veya solunum yetmezliği gibi durumlarda ortaya çıkan kırık kalp sendromu, duygusal nedenlere göre çok daha ölümcül seyrediyor. Kalbin pompa gücü tamamen normale dönse bile, kalp ucundaki kılcal damarlar aylar sonra hâlâ bozuk çalışıyor. Bu da hastaların neden aylarca “Bir türlü kendime gelemiyorum, çabuk yoruluyorum” diye yakındığını açıklıyor.

Uyuşturucu etkili sentetik kannabinoidler (bonzai, K4 gibi maddeler) bu tabloyu oluşturabiliyor. Kanser tedavisinde kullanılan yeni nesil immünoterapi ilaçları da nadiren bu sendromu tetikliyor. Genetik araştırmalar, tek bir suçlu gen olmadığını, hastalığın birden fazla gen ve çevresel faktörlerin birleşmesiyle ortaya çıktığını gösteriyor. “Annemde vardı bende de olur” diye kesin bir kural yok.

Nadir durumlarda hastalık kalbin elektrik sistemini de bozabiliyor. Bildirilen vakalarda, kalbin pompa gücü tamamen düzeldiği halde kalıcı pil takılması gereken hastalar oldu. Elli yaş üstü kadınlar, yakın zamanda büyük ameliyat veya ağır enfeksiyon geçirenler, yoğun bakımda yatan hastalar ve sentetik kannabinoid kullananlar yüksek risk grubunda.

Sonuç olarak kırık kalp sendromu basit bir balonlaşma değil. Bu hastalar tıpkı kalp krizi geçirmiş gibi yıllarca takip edilmeli. Çünkü kalp sadece sevdiğimizde değil, zorlandığımızda (fiziksel stres) da kırılabiliyor ve bu kırık bazen hiç iyileşmiyor.

Kaynak: European Heart Journal, Circulation Cardiovascular Imaging, International Journal of Cardiology, 2025-2026.