Beslenme dünyasında bazı sorular vardır ki yıllardır aynı şekilde sorulmaya devam eder. “Kahve içiyorum ama su içemiyorum, kahve su yerine geçer mi?” sorusu da bunlardan biridir. Aslında bu sorunun cevabı ne tamamen evet ne de tamamen hayırdır.
Kahve ve çayın içerisinde bulunan kafein nedeniyle uzun yıllar bu içeceklerin vücudu susuz bıraktığı düşünüldü. Gerçekten de kafein böbrekler üzerinde bazı etkiler gösterir. Böbrek kan akımını artırabilir, süzülen sıvı miktarını yükseltebilir ve böbrek tübüllerinde sodyumun geri emilimini azaltabilir. Sodyum idrarla atıldığında su da onunla birlikte atılır. Ayrıca hafif düzeyde antidiüretik hormonun etkisini azaltarak böbreklerin suyu tutma kapasitesini düşürebilir. Sonuç olarak kişi daha sık idrara çıkabilir. Buraya kadar bakıldığında kahve sanki vücuttan sürekli su atan bir içecekmiş gibi görünüyor. Ancak işin ilginç tarafı tam da burada başlıyor.
Çünkü insan vücudu son derece uyumlu bir sistemdir. Düzenli olarak kahve tüketen kişilerde zamanla kafeine karşı adaptasyon gelişir. Bu nedenle sabah kahvesini yıllardır içen biri ile hayatında ilk kez kahve içen bir kişinin verdiği yanıt aynı değildir. Düzenli tüketicilerde diüretik etki belirgin ölçüde azalır.
Son yıllarda yapılan çalışmalar da orta düzey kahve tüketiminin düşünüldüğü kadar sıvı kaybına yol açmadığını göstermektedir. Hatta kahvenin büyük bölümünün su olması nedeniyle günlük sıvı alımına katkı sağladığı kabul edilmektedir. Elbette burada bahsettiğimiz şey gün boyunca birkaç fincan kahve tüketen sağlıklı bireylerdir.
Sorun genellikle miktar kontrolden çıktığında ortaya çıkar. Çünkü yüksek doz kafein alımlarında, özellikle günlük 500–600 mg ve üzerindeki düzeylerde, idrar çıkışı daha belirgin hale gelebilir. Bunun yanında çarpıntı, huzursuzluk, uyku problemleri ve bazı kişilerde sindirim sistemi yakınmaları da görülebilir.
Bu nedenle kahveyi suyun alternatifi olarak görmek doğru değildir. Su hâlâ insan vücudunun temel sıvı kaynağıdır. Kahve ve çay ise günlük sıvı alımına katkı sağlayan içecekler olarak değerlendirilmelidir. Bazen beslenmede en büyük hataları siyah ve beyaz düşünmekten yapıyoruz. Kahve ne mucize bir sağlık içeceğidir ne de içildiği anda vücudu kurutan bir düşmandır. Önemli olan miktarı, kişisel toleransı ve genel yaşam tarzı içerisindeki yeridir.
Kısacası; kahvenizi keyifle içebilirsiniz. Ancak gün sonunda vücudunuzun asıl beklediği şey hâlâ bir fincan kahve değil, yeterli miktarda sudur.