Modern tıbbın temel eksikliklerinden biri, çoğu zaman şikâyetlerin arkasında karmaşık tanılar aramasıdır. Oysa bazen neden çok basit gerçeklerdir. Bunlardan biri de sudur.
Tarih boyunca “Su hayatın kaynağıdır” ifadesi insanların dilinde olmuştur. Daha eski çağlardan itibaren insanlar suyun yaşam için vazgeçilmez olduğunu anlamışlardır. Bilim geliştikçe suyun insan organizmasındaki rolü ayrıntılı biçimde incelenmiştir.
İnsan vücudunun ortalama %55–60’ı sudan oluşur. En hassas organımız olan beynin ise yaklaşık %70–75’i sudur.
Yaşamın devamı için su zorunludur. Organizmadaki tüm süreçlerde su doğrudan ya da dolaylı olarak yer alır. Dokulara oksijen ve besin maddelerini taşıyan, zararlı ve toksik maddeleri uzaklaştıran kanın %90’dan fazlası sudur. Hücresel düzeyde metabolizma, enzimatik reaksiyonlar, madde taşınması, yıkım ve sentez gibi süreçler su ortamında gerçekleşir.
Kronik hafif susuzluk; kabızlık, idrar yolu enfeksiyonları, böbrek taşları, baş dönmesi, gerilim tipi baş ağrıları ve başka belirtilerle ortaya çıkabilir. Birçok insan bunları hastalık belirtisi olarak kabul eder. Oysa çoğu zaman temel neden susuzluktur.
Hafif derecede susuzluk belirgin klinik bulgular vermese bile organizmada bazı fonksiyonel bozukluklara yol açar. Bilimsel çalışmalar, yalnızca %1–2 sıvı kaybının bile dikkat azalması, baş ağrısı, yorgunluk, düşünme kapasitesinde zayıflama ve başka birçok soruna neden olabileceğini göstermektedir.
Susuzluk en hızlı sinir sisteminde hissedilir. Beynin kanlanması azalır, osmolarite artar, hipotalamustaki susama merkezi aktive olur. Vazopressin (ADH) hormonunun salgılanması artar. Bu da kortizol düzeyinin yükselmesine ve stres durumunun ortaya çıkmasına yol açar. Yani organizma “acil durum moduna” geçer.
Susuzluk arttıkça kan plazması hacmi azalır, hipovolemi gelişir, nabız hızlanır, kan koyulaşır ve kalp daha hızlı ve güçlü çalışmak zorunda kalır.
Böbrekler suyu korumak için idrarı daha yoğun hale getirir. İdrarın osmolaritesi ve özgül ağırlığı artar. Sonuçta idrar yolu enfeksiyonları ve idrar taşı oluşma riski yükselir.
Yaş ilerledikçe susama hissi azalır. Aynı zamanda böbreklerin yoğunlaştırma kapasitesi zayıfladığı için su eksikliği daha sık görülür ve bu durum deliryum ile daha ağır tabloların gelişmesine yol açabilir.
Uzun süreli gözlemler, yeterli su tüketiminin yalnızca susuzluğu önlemediğini, aynı zamanda bazı hastalıklardan korunmaya ve yaşlanmanın yavaşlamasına katkı sağladığını göstermektedir. Böbrek taşları, idrar yolu enfeksiyonları, migren ve diyabet gibi hastalıklardan korunmada da önemli rol oynar.
Peki insanlar neden yeterli su tüketmez?
Bunun hem öznel hem nesnel birkaç nedeni vardır:
Fizyolojik neden: Susama mekanizması geç aktive olur. Susama hissi hipotalamustaki osmoreseptörler aracılığıyla oluşur ve genellikle vücut suyu %1–2 azaldıktan sonra ortaya çıkar.
Yaşla birlikte susama hissinin azalması: Yaşlı bireylerde osmoreseptör duyarlılığı düşer, susama sinyali zayıflar. Bu nedenle objektif olarak susuz olsalar bile susama hissetmeyebilirler.
Alışkanlık: Birçok kişi diğer içecekleri su yerine koyar. Çay, kahve, şekerli ve enerji içecekleri tüketir ama yeterince saf su içmez. Oysa kafein diüretik etki yapar, şekerli içecekler osmotik yük oluşturur ve bazı içecekler susuzluğu yeterince telafi etmez.
Modern yaşam tarzı: Hızlı yaşam temposu su içme alışkanlığını bozar. Uzun çalışma ve ders saatleri, ekran başında kesintisiz zaman geçirme ve stres nedeniyle insanlar susadıklarını fark etmez.
Kısa süreli haz: Tatlı ve aromalı içecekler dopamin etkisi oluşturarak ödül sistemini aktive eder. Su ise nötrdür ve haz uyandırmaz. Bu yüzden çoğu kişi su yerine diğer içecekleri tercih eder.
Yanlış bilgiler: Birçok insan gün içinde ne kadar su içmesi gerektiğini bilmez ve sadece “susadığımda içerim” düşüncesiyle hareket eder.
Hormonal sorunlar ve ilaçlar: ADH dengesizlikleri, diüretikler, bazı antidepresanlar ve antikolinerjik ilaçlar su tüketimini etkileyebilir.
Bilinçli kısıtlama: Bazı kişiler sık tuvalete gitmemek ya da uygun ortam bulamamak nedeniyle bilerek su içmekten kaçınır. Öğretmen, doktor, asker ve sürücü gibi mesleklerde bu durum daha sık görülür.
Peki bir insan günde ne kadar su içmelidir?
Günlük su ihtiyacı; vücut ağırlığı, fiziksel aktivite düzeyi, hava sıcaklığı ve genel yaşam tarzına göre değişir. Ateş, kusma ve ishal gibi durumlarda su ihtiyacı artar.
Kesin bir rakam olmamakla birlikte, günlük su gereksinimi ortalama 30–35 ml/kg olarak hesaplanır. Örneğin 70 kg ağırlığındaki bir kişi günde yaklaşık 2–2,5 litre su içmelidir.
Gün içinde kendinize soracağınız en basit ama en hayati soru şu olsun: Bugün yeterince su içtim mi?