Her Nöbet Epilepsi midir? Doğru Tanının Sessiz Önemi

Günlük dilimizdə “nöbet geçirdi” ifadəsi çoğu zaman doğrudan epilepsi ile eş anlamlı kullanılmaktadır. Oysa tıp eğitiminde edinilen temel bilgiler, her nöbetin epilepsi anlamına gelmediğini açıkça göstermektedir. Bu ayrım yalnızca tıbbi bir detay değil, bireyin yaşamını doğrudan etkileyen önemli bir konudur.

Epilepsi; kortikal nöronlardaki anormal ve aşırı elektriksel deşarjlar sonucu ortaya çıkan, kendiliğinden gelişen ve tekrarlayıcı epileptik nöbetlerle seyreden kronik bir nörolojik durum olarak tanımlanmaktadır. Buna karşılık; ateş, metabolik dengesizlikler, enfeksiyonlar, toksik etkiler veya akut santral sinir sistemi hasarı gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkan ve altta yatan durum düzeldiğinde tekrarlamayan nöbetler literatürde akut semptomatik nöbetler olarak adlandırılmaktadır. Bu tablo, epilepsi tanısından farklı bir klinik süreci ifade etmektedir.

Yanlış veya erken konulan bir epilepsi tanısı, bireyin gereksiz yere uzun süreli ilaç kullanmasına, sosyal yaşamında kısıtlanmalara ve psikolojik yüklenmelere neden olabilmektedir. Akademik çalışmalarda, epilepsi tanısı almış bazı bireylerde sonradan nöbetlerin epileptik kökenli olmadığının anlaşıldığı bildirilmektedir. Bu durum, tanı sürecinde dikkatli ve çok yönlü bir değerlendirmenin önemini ortaya koymaktadır.

Epilepsi tanısı öncelikle klinik değerlendirmeye dayanmaktadır. Nöbetin öncesinde, sırasında ve sonrasında yaşananlar; tanık anlatımları ve mümkünse video kayıtları tanı sürecine önemli katkı sağlamaktadır. Elektroensefalografi (EEG) ve nörogörüntüleme yöntemleri tanıyı destekleyici araçlar olmakla birlikte, tek başına kesin tanı koydurucu değildir. Normal bir EEG kaydının epilepsiyi dışlamadığı gibi, EEG’de saptanan her anormalliğin de epilepsi anlamına gelmediği bilinmektedir.

Ayırıcı tanıda senkop, psikojenik nonepileptik olaylar, uyku bozuklukları, metabolik ve kardiyak durumlar yer almaktadır. Bu nedenle epilepsi tanısının aceleci bir yaklaşımla değil, kanıta dayalı ve dikkatli bir değerlendirme sonucunda konulması gerektiği vurgulanmaktadır.

Sonuç olarak, her nöbetin epilepsi olarak etiketlenmemesi; doğru tanının hem gereksiz tedavilerin önüne geçebileceği hem de bireyin yaşam kalitesini koruyabileceği görülmektedir. Tıp eğitimi sürecinde kazanılan bu farkındalığın, yalnızca klinik yaklaşımı değil, toplumda sağlık okuryazarlığını da olumlu yönde etkileyebileceği düşünülmektedir.

Standart Uyarı:

Bu yazı yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır. Kişisel sağlık sorunlarınız için lütfen bir hekime başvurunuz.

Yararlanılan Kaynaklar

Guyton, A. C., & Hall, J. E.

Tıbbi Fizyoloji. 13. Baskı. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri.

Robbins, S. L., Cotran, R. S., Kumar, V.

Robbins ve Cotran Patolojik Hastalıkların Temel İlkeleri. İstanbul: Güneş Tıp Kitabevleri.

Harrison, T. R.

Harrison İç Hastalıkları Prensipleri. 20. Baskı.

Ankara: Güneş Tıp Kitabevleri.

Ganong, W. F.

Tıbbi Fizyolojiye Genel Bakış. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri.

World Health Organization (WHO).

Sağlığın Geliştirilmesi ve Hastalıkların Önlenmesine Yönelik Temel Yaklaşımlar. WHO Yayınları.

Centers for Disease Control and Prevention (CDC).

Halk Sağlığı ve Koruyucu Hekimlik Rehberleri.

CDC Yayınları.