BİLİM

Her Azarlama Bir İz Bırakıyor: Çocuk Beyni Sessizce Zarar Görüyor

Harvard’a bağlı bilim insanlarına göre çocuklukta maruz kalınan yoğun duygusal stres, beynin stres ve duygu düzenleme sistemlerini uzun vadede etkileyebiliyor.

Çocukların yetiştiği duygusal ortamın, beyin gelişimi üzerinde sanıldığından çok daha güçlü etkileri olabileceği bildirildi. Harvard Üniversitesi’ne bağlı Center on the Developing Child tarafından yürütülen ve dünyanın en çok atıf alan erken çocukluk gelişimi araştırmalarına dayanan bilimsel değerlendirmelere göre, sürekli eleştiri ve duygusal baskı altında büyüyen çocuklarda stres sistemi kalıcı olarak değişebiliyor.

Merkez tarafından yayımlanan “InBrief: The Impact of Early Adversity on Children’s Development” başlıklı bilimsel özet rapor, farklı ülkelerden yüzlerce nörogelişim, psikoloji ve pediatri çalışmasının sistematik olarak analiz edilmesine dayanıyor. Bu çalışmaların önemli bölümü, Proceedings of the National Academy of Sciences (PNAS), Nature Neuroscience ve Development and Psychopathology gibi yüksek etki faktörlü dergilerde yayımlanmış, DOI numaralarıyla kayıt altına alınmış araştırmalardan oluşuyor.

Beynin alarm sistemi sürekli açık kalabiliyor

Araştırmalara göre, sürekli eleştirilen, değersiz hissettirilen ya da duygusal olarak güvensiz ortamlarda büyüyen çocuklarda beynin stres yanıt sistemi, yani “savaş ya da kaç” mekanizması gereğinden fazla aktif hale geliyor. Normalde tehdit karşısında devreye giren bu sistem, bu çocuklarda gündelik sosyal etkileşimlerde bile çalışmaya devam edebiliyor.

Beynin bu durumu, çocuğun kendini güvende, sakin ve duygusal olarak dengede hissetmesini zorlaştırıyor. Uzmanlara göre bu süreçte özellikle amigdala, prefrontal korteks ve hipotalamus-hipofiz-adrenal eksen adı verilen stres düzenleme ağı etkileniyor.

Uzun vadeli etkiler ortaya çıkabiliyor

Bilimsel veriler, bu tür “toksik stres” altında büyüyen çocuklarda, ilerleyen yıllarda kaygı bozuklukları, dikkat sorunları, özgüven düşüklüğü ve ilişki kurma güçlüklerinin daha sık görülebildiğini gösteriyor. Bazı çalışmalarda, bu bireylerde depresyon ve öğrenme güçlükleri riskinin de artabileceği bildiriliyor.

Harvard ekibine göre, çocuk beyninin bu erken dönemde maruz kaldığı duygusal iklim, sinir ağlarının nasıl şekilleneceğini belirleyebiliyor. Yani çocuk, sürekli yargılanacağını veya zarar göreceğini bekleyen bir sinir sistemiyle yetişkinliğe taşınabiliyor.

Uzman yorumu

Çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında çalışan uzmanlar, bu bulguların ebeveynlik ve eğitim ortamları açısından önemli bir uyarı niteliği taşıdığını belirtiyor. Uzmanlara göre, disiplin ile sürekli eleştiri arasındaki fark, çocuğun beyin gelişimi açısından kritik öneme sahip.

Bilim insanları uyarıyor

Araştırmacılar, bu çalışmaların gözlemsel ve biyolojik temelli modeller üzerine kurulu olduğunu, her çocuğun aynı şekilde etkilenmeyeceğini ve bireysel direnç faktörlerinin de önemli rol oynadığını vurguluyor. Bulgular, çocuk gelişiminde duygusal güvenliğin ne kadar hayati olduğunu ortaya koysa da, bireysel sonuçların kesin bir kader anlamına gelmediği özellikle belirtiliyor.