İyirminci yüzyılın başlarında Hindistan yarımadası, özellikle de günümüzde Pakistan arazisi olan bölgeler, ölümcül salgın hastalıklarla mücadele ediyordu. Veba ve kolera gibi son derece tehlikeli enfeksiyonlar hızla yayılıyor, enfekte olanların büyük bir kısmı hayatını kaybediyordu. Bu bulaşıcı hastalıkların ciddiyetini göstermek için, günümüzde bile bu mikroorganizmaların “yüksek riskli enfeksiyonlar” olarak kabul edilmesi yeterlidir. Özellikle vebanın pnömonik formu insanlar arasında çok hızlı yayılıyor ve yüksek ölüm oranına yol açıyordu. Kolera ise özellikle nüfusun yoğun olduğu bölgelerde hızla yayılmasıyla ciddi sosyal ve tıbbi krizlere neden oluyor, yüksek ölüm oranlarıyla karakterize ediliyordu. Çeşitli kaynaklara göre o dönemde salgın nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 100.000’i aşmıştı.
Enfeksiyon hastalıklarında aşıların önemi henüz yeni yeni anlaşılmaya başlandığı o dönemde, aşılar temel koruyucu yöntem olarak kabul edilse de, onların temin edilmesi, soğuk zincirde saklanması ve uzak bölgelere ulaştırılması büyük zorluklar yaratıyordu. Toplumda tıbbi bilginin oldukça sınırlı olması ve yeni geliştirilen aşıların teminindeki güçlükler ne yazık ki birçok insanın hayatını kaybetmesine neden oluyordu. Hatta belirli miktarda aşı elde edilse bile, uygun koşullarda uzun mesafelere taşınması gerektiğinden çoğu zaman aşıların etkinliği azalıyor veya tamamen kayboluyordu.
Salgının hızla yayıldığı haberi Bakü’ye ulaştığında, bu zorlu koşullar altında Azerbaycanlı iş insanı ve hayırsever Hacı Zeynalabidin Tağıyev, insan hayatı açısından son derece önemli bir karar alarak örnek bir girişimde bulundu. Kendi imkânlarıyla 300.000’den fazla doz aşı satın alarak salgının yayıldığı bölgelere gönderdi. Bununla da yetinmeyen Tağıyev, kriz döneminde yerel halka destek olmak amacıyla mali yardım da sağladı. Bu girişim sayesinde çok sayıda insanın hayatı kurtarıldı.
Tağıyev’in bu davranışı yalnızca bir hayırseverlik örneği olarak kalmadı, aynı zamanda tıbbi açıdan da salgınların önlenmesinde aşılamanın ne kadar önemli olduğunu gösterdi. Nitekim bu dönemden sonra birçok ülkede zamanla aşılama devlet programlarına dahil edildi ve birçok tehlikeli hastalığın önlenmesi için zorunlu hale getirildi.
Hacı Zeynalabidin Tağıyev’in bu insani girişimi hayati öneme sahipti. Aşılama sayesinde binlerce insan ölümden kurtarıldı. Doğanın acımasız yüzüyle karşı karşıya kalan insanlar için bu yardım adeta eşsiz bir nimet oldu. Aynı zamanda bireysel girişimlerin bile geniş çaplı halk sağlığı sorunlarına önemli katkılar sağlayabileceği kanıtlandı. Tıp dünyasıyla birlikte sıradan insanlar da aşılamanın bulaşıcı hastalıklardaki önemini bizzat görmüş oldular. Çünkü o dönemde aşılar yeni geliştirildiği için toplumda aşılara karşı ciddi endişeler bulunuyordu.
Belirtmek gerekir ki Tağıyev’in hayırseverlik faaliyetleri bununla sınırlı değildi. Onun girişimleri Kafkasya, Orta Asya, İran ve Osmanlı coğrafyasını kapsayan geniş bir alanı içine alıyordu. Eğitim, sağlık ve kültür alanlarında dünyanın birçok yerinde büyük bağışlar yapmıştır.
Daha sonra Pakistan’ın 1947 yılında bağımsızlığını kazanmasının ardından, bu hayırseverlik örneğinin okul ders kitaplarına dahil edilmesi ve bu olayın yaygın şekilde anlatılması, Pakistan halkında Azerbaycan’a karşı güçlü bir sevgi duygusu oluşturdu. Tesadüf değildir ki bu iki ülke “kardeş devletler” olarak anılmaya başladı. Tek bir hayırseverlik eylemi iki halk arasında derin bir manevi bağın oluşmasına katkı sağladı.
Günümüzde Azerbaycan ve Pakistan halkları arasında güçlü bir sevgi ve karşılıklı saygı bulunmaktadır. Nitekim Pakistan’ın eski başbakanı Navaz Şerif, Azerbaycan ziyareti sırasında yaptığı konuşmada Tağıyev’in Pakistan’a yaptığı aşı yardımını hatırlatarak iki ülke arasındaki dostluğu vurgulamıştır.
Tağıyev’in yaklaşık bir asır önce sergilediği bu insani davranış, insan hayatının ne kadar değerli olduğunu göstermenin yanı sıra, sosyal sorumluluk ve hayırseverliğin en güzel örneklerinden biri olarak tarihe geçmiştir.
Yakın tarihte COVID-19 pandemisi sırasında da birçok ülke diğer ülkelere aşı konusunda destek sağlamıştır. Tarihsel örnekler ışığında, hayırseverlik artık bireysel girişimleri aşarak devletler düzeyinde gerçekleştirilen bir sorumluluk haline gelmiştir.
Bazen tıbbi açıdan büyük önem taşıyan gelişmelere, tıp alanı dışında olan kişiler de katkı sağlayabilmektedir.
Hacı Zeynalabidin Tağıyev yalnızca Azerbaycan için değil, tüm dünya için insan hayatını kurtaran bir hayırseverlik örneği ortaya koymuştur. Bu olay, tarihi şahsiyetlerin insani girişimlerinin sadece yardım amacı taşımadığını, aynı zamanda halk sağlığı ve epidemiyolojik açıdan da büyük önem taşıdığını açıkça göstermektedir.