Hayal ‘Gücü’: İnsanlara Verilmiş Özel Bir Güç Olabilir mi?

Ya insanlara da verilmiş bir özel güç varsa, Ya bu özel güç hayal kurmaksa?

İnsanların gerçek dünyada görmek istediklerinin zihin sahnesinde oynanmasına biz hayal deriz. Yaşadığımız andan koparak iç dünyamızdaki olasılıkları, anıları, istekleri, korkuları ve umutları canlandırma biçimimizdir. Halk arasında bazı kesimlerdeyse kişinin gerçeklerden kaçması, sorumluluğunu ertelemesi, tembellik, dalgınlık olarak görülüp ‘Hayal Karın Doyurmaz’ gibi atasözleriyle de nitelendirilir. Peki gerçekten de böyle midir?

Gerçekte hayatın provası yoktur bir kere yaşarız ama ne yaşamak istediğimizi düşleyebiliriz. Hayalse bu amaç için vardır. Bilim insanlarına göre hayal kurmak gerçeklikten kaçmak değil beynin geleceği prova etmesidir. Harvard Tıp Fakültesi araştırmacıları hayal gücüyle ilgili bir deney yaptı. Yayımladıkları çalışmaya göre araştırmacılar, dinlenme halinde ki farelerin beyinlerini incelediğinde hayvanların daha önceden gördükleri görüntüleri sanki yeniden yaşıyormuş gibi zihinlerinde canlandırdıklarını fark ettiler. Daha da ilginci bu hayal kurma benzeri süreçlerin beynin geleceği öğrenme biçimini etkileyebileceğine dair bulgular elde ettiler. Buna ek olarak bazı bilimsel çalışmalardaysa beynimizdeki varsayılan Default Mode Network adı verilen sistemin kişi hayal kurarken geçmişi düşünürken veya geleceği zihinde canlandırırken aktif hale geldiği gözlemlendi. Buna bağlı olarak da zihinsel gelişimin arttığı görüldü. Sonuç olarak bilimsel açıdan hayal kurmak zihnin boşa çalışması değil; yaratıcılığı besleyen, geleceği planlamaya yardımcı olan, problem çözmeyi destekleyen ve duygusal dünyamızı zenginleştiren zihinsel bir süreç olarak tanımlanmıştır. Dengeli bir şekilde kullanıldığında hayal kurmak, insanın kendisini ve geleceğini şekillendirmesinde önemli bir araç olarak görülmüştür.

Hayal kurmanın insan sağlığını olumlu yönde etkilediğine değindik. Gelelim asıl meselemize; Hayal kurmak gerçekten de insanlara verilmiş özel bir güç olabilir mi? Tarih boyunca birçok büyük keşif ve eser önce bir hayal olarak ortaya çıktı. Bugün gerçek olarak kabul ettiğimiz pek çok şey bir zamanlar yalnızca bir insanın zihnindeki hayaldi. Nikola Tesla icatlarını üretirken ilk önce zihninde ayrıntılı şekilde canlandırdığını anlatmıştır. Bir makineyi üretmeden önce onu kafasında çalıştırır sonrasında gerçekte inşa etmeye başlardı. Albert Einstein, ışık huzmesinin üzerinde yolculuk ettiğini hayal ederek düşünce deneyleri yaptı. Bu hayaller daha sonra They Of Relativity’nin temelini oluşturdu. Einstein hayal gücüyle ilgili şu sözleri söyledi ‘Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Gerçek bir zeka belirtisi bilgi değil hayal gücüdür. Hayal, sizi bekleyen hayat güzelliklerinin bir ön izlemesidir.’ Einstein’ın görecelik teorisini hayal gücüyle şekillendirmesi Tesla’nın icatlarını önce zihninde tasarlaması hayal kurmanın insanlara verilmiş sıradan bir özellik değil onları geleceğe taşıyan özel bir güç olduğunu düşündürüyor. Hayal kurmak insanı diğer canlılardan ayıran en dikkat çekici özelliklerden biridir. Bir kuş uçabilir, Balık yüzebilir; ancak insan gerçekleşmemiş bir geleceği düşünebilir. Hayaller, kişinin yönünü belirleyen bir pusula gibi çalışabilir. Bu yönüyle hayal kurmak, insanın yalnızca ne olduğunu değil ne olabileceğini de gösteren eşsiz bir yetenektir. Sıradan bir zihinsel etkinlikten çok daha fazlasıdır. İnsanın geleceği şekillendirmesini sağlayan zihinsel bir güçtür.

Evet, hayal kurmak muhteşem bir özelliktir ama gerçeklikle dengeleyebildiğimiz zaman bir güce dönüşür. İnsan sadece düş gücüyle bir yere ulaşamaz onu gerçeğe dönüştürecek cesareti de olması gerekir. Size gerçekçi hayaller kurun demeyeceğim. Geçmişe döndüğümüzde ancak gerçek olmayanı imkansız olanı düşleyenlerin tarihe geçtiğini görürsünüz. Uçmak isteyenin ne yapabilirim diye düşündüğünü ve yaptığını, o zamanların hayal edilemeyeni olan uçağın bu yüzden bu zamanların gerçeği olduğunu görürüz. Boş konuşuyosun, Boş düşünüyosun, boşuna uğraşıyosun diyenlere kulaklarınızı sımsıkı kapatın işte o zaman gerçek potansiyelinizi görürüceksiniz. Hayal edin ve onu gerçeğe dönüştürmek için harekete geçin. Uçmadan açılmamış kanatlarınızın büyüklüğünü bilemezsiniz. Hayallerimiz bize tesadüf eseri verilmedi. Bazı insanlara hayal kurma yeteneği bile verilmez. Sizin, onlara sahip olmanızın bir sürü nedeni var; ve en azından siz onları gerçeğe çevirmelisiniz. Şems-i Tebriz bu sözündeki gibi haklıysa ‘Korkularına harcadığın enerjiyi, hayallerine verdiğinde; hayatında mucizeler kendini göstermeye başlar.’ biz o zaman hayatı gerçekten yaşamaya başlarız.

Hayaller gökyüzü, gerçekler denizse biz denizin üstünde ki gemi gibiyiz. Dalgalarla boğuşup gökyüzüyle nefes alan bizleriz. Ufuk çizgisiyse bizim geleceğimiz.