3. SAYFA

Gümüşhane’de 3 Günlük Ceza Kabusa Döndü: Genç Adam Ölümle Pençeleşiyor

Gümüşhane E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu’nda yaklaşık bir ay önce meydana gelen olayda ağır yaralanan 35 yaşındaki mahkûm Barış Harun Coşkun’un ailesi, hem olayın nasıl gerçekleştiğinin açıklığa kavuşturulmadığını hem de tedavi sürecine ilişkin yeterli bilgi alamadıklarını belirterek Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulundu.

Ailenin iddiasına göre, kısa süreli cezasını çekmek üzere cezaevine giren Barış Harun Coşkun, tahliye edilmesi beklenen sürenin sonunda serbest bırakılmadı. Ertesi gün ise ağır yanıklarla hastaneye kaldırıldı. Yaklaşık bir aydır yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren Coşkun’un yakınları, “Sahipsizliğimize yanıyoruz” diyerek yaşadıkları çaresizliği dile getirdi.

Barış Harun Coşkun’un ağabeyi Mesut Coşkun ile dayısının oğlu Erkan Ergün, olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını isterken, kamuoyuna yaptıkları açıklamada ciddi soru işaretlerine dikkat çekti. Mesut Coşkun, kardeşinin Şubat ayında 3 günlük cezasını çekmek üzere cezaevine teslim olduğunu, üç gün sonra çıkmasını beklerken ağır yanıklarla hastaneye kaldırıldığını öğrendiklerini söyledi.

Ağabey Coşkun, kardeşinin önce Gümüşhane Devlet Hastanesi’ne, ardından Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiğini belirterek, “O günden bu yana yoğun bakımda yatıyor. Vücudunun çeşitli bölgelerinde ağır yaralar var. Ancak bu yaraların nasıl oluştuğu, neden bu kadar ağır seyrettiği ve tedavi sürecinin neden uzadığı konusunda aileye net bir bilgi verilmiyor” dedi.

Aile, olayın meydana geliş şekline ilişkin yapılan açıklamaların da çelişkili olduğunu öne sürdü. Mesut Coşkun, hastanedeki bir doktorun kendilerine “yanıcı madde” ifadesini kullandığını, cezaevi tarafından ise Barış Harun Coşkun’un plastik masa ve yatağı yakarak kendisine zarar verdiğinin söylendiğini aktardı. Aile ise gördükleri yaraların anlatılan tabloyla örtüşmediğini savunuyor.

“Kardeşim kendi kendine zarar verecek biri değildi” diyen Coşkun, ne doktorlardan ne cezaevi yönetiminden ne de savcılık makamından tatmin edici bir açıklama alamadıklarını ileri sürdü. Aile, olay günü ve sonrasında neler yaşandığının açık biçimde ortaya konulmasını, varsa kamera kayıtları, görevli tutanakları ve sağlık raporlarının gecikmeden incelenmesini talep ediyor.

Ailenin bir diğer iddiası da tahliye sürecine ilişkin. Mesut Coşkun, kardeşinin üç günlük cezasına rağmen zamanında serbest bırakılmadığını, Cuma günü çıkması gerekirken cezaevinde tutulmaya devam edildiğini öne sürdü. İddiaya göre, aynı gün 11 yaşındaki kızıyla görüştürülen Coşkun’a Pazartesi günü tahliye olacağı söylendi, ardından tek kişilik koğuşa alındı. Ertesi gün ise ağır yaralı şekilde hastaneye kaldırıldı.

Aile, olaydan kendilerine doğrudan bilgi verilmediğini de savundu. Mesut Coşkun, “Ben aramasam kardeşimin yandığını bile öğrenemeyecektim” diyerek, hem bilgilendirme eksikliğine hem de süreçte yaşandığını öne sürdükleri ihmallere tepki gösterdi.

Yaklaşık bir aydır hastanede tedavi gören ve iki çocuk babası olduğu belirtilen Barış Harun Coşkun’un sağlık durumuna ilişkin belirsizlik sürerken, aile CİMER başta olmak üzere ilgili kurumlara başvurduklarını açıkladı. Ancak buna rağmen net bir sonuç alamadıklarını belirten yakınları, olayın üzerinin örtülmeye çalışıldığından endişe ettiklerini ifade etti.

Kamu vicdanını yaralayan bu iddialar karşısında artık sessizlik değil, şeffaflık gerekiyor. Bir mahkûmun cezaevinde ağır yanıklarla yoğun bakıma kaldırıldığı bir olayda, “nasıl oldu?” sorusunun cevapsız bırakılması kabul edilemez. Ceza infaz kurumları, devlet denetiminin en yoğun olması gereken yerlerdir. Bu nedenle yaşanan her şüpheli olay, en ince ayrıntısına kadar araştırılmak zorundadır.

Adalet Bakanlığı’nın bu olayla ilgili derhal devreye girmesi, iddiaların bağımsız ve etkili biçimde soruşturulmasını sağlaması, aileyi tatmin edecek açıklamaların yapılması ve varsa ihmal ya da sorumluluğu bulunan kişiler hakkında gereken işlemlerin başlatılması artık bir tercih değil, kamu görevidir.

Ailenin çağrısı net: “Kimin ihmali varsa ortaya çıkarılsın, sorumlular cezasız kalmasın.”