Görünmeyeni Görmek: Biyofilm

Yara iyileşmesinin normalde 1-3 gün süren inflamasyon fazının uzaması yaranın kronikleşmesine neden olmaktadır. Kronik yaralar, tarih boyunca sorun olmuş ve 3500 yıl önce Ebers papirüsünde gıdalar ve minerallerle tedavisinden bahsedilmiştir. Yara iyileşmesinde Anadolu topraklarının önemi çok olmuştur. Bergamalı Galen Asklepion’da gladyatör cerrahlığının temellerini atmıştır. Anadolu Selçukluları döneminde Darüşşifalar ile yara tedavisi uygulanmış, çeşitli tıbbi aletler geliştirilmiştir. Osmanlı döneminde ise cerrahlar dağlama ve çeşitli merhemler ile yara tedavisi yapmıştır. 20. yüzyılda mikroorganizmaların planktonik ve fenotipik tanımlarının yapılmasından sonra fenotipik ağırlıklı patolojik biyofilm tabakalarının yara iyileşmesini önlediği bulunmuştur.

Biyofilm, bakterilerin katı ya da sıvı ortamlara ya da birbirine yapıştığı, konakçının ve bakterinin oluşturduğu protein ve karbonhidrat moleküllerinden oluşan matris olup, dış etkenlere karşı kendilerini koruyarak güvenceye aldıkları bir bariyerdir. Biyofilmin olgunlaştığı dönemde konakçının bağışıklık sistemine dirençli hale gelirler. Bu aşamada kronik yaraların tedavisi zaman alıcı ve güç olması nedeni ile pratikte sorun olmaya başlamaktadır. Bu alanda çalışmalar oldukça yeni olup insan kronik yaralarındaki biyofilm oluşumu ile ilgili klinik yayınlar 2005 yılında basılmıştır.

Biyofilmin etkili tedavisi yara iyileşmesinde önemli olup başlıca tedavi debridmandır. Debridman cerrahi, mekanik, otolitik, enzimatik ve biyolojik yöntemlerle yapılmaktadır. Ancak biyofilmin debridmanında canlı ve cansız dokunun ayırımı tam yapılamamakta makroskobik görüntülerle karar verilebilmektedir. Günümüzde floresans mikroskoplarla biyofilm tanısı konan az sayıda çalışma mevcuttur. Gelişen tıbbi olanaklarla biyofilmleri sağlam dokuya zarar vermeden debride etme gayretleri olsa da bunlar belirli merkezlerde ve deneysel aşamalar durumundadır. Bu metotlardan biyofilmi laser ile ortadan kaldıran yenilikçi yaklaşımlar ümit vericidir.

Ülkemizde uzayan yaşam süresi nedeni ile diyabetik yaralar, vasküler yaralar, basınç yaraları ve yanık hastalarına bağlı kronik yaralar artış göstermektedir. Biyofilm tanı ve tedavisine yönelik alan henüz innovatif fikirleri beklemektedir. Üniversitemizin genç araştırmacılarının yapacakları deneysel ve klinik biyofilm çalışmaları önemli AR GE kazanımları ve ülkemize katma değer olarak geri dönecektir.