BİLİM

Genç Ölümlerinin Sebebi COVID Aşıları mı? Bilim Net Konuştu

Dünyanın en saygın tıp dergilerinden biri olan JAMA Network Open’da yayımlanan kapsamlı bir araştırma, COVID-19 mRNA aşılarıyla ilgili uzun süredir tartışılan önemli bir soruya net bir yanıt verdi.

Çalışmaya göre, mRNA aşıları uzun vadede (4 yıla kadar) tüm nedenlere bağlı ölüm riskini artırmıyor.

28 Milyon Kişilik Dev Veri İncelendi

Fransa ulusal sağlık verileri kullanılarak yürütülen araştırmada, 18–59 yaş aralığında yaklaşık 28 milyon kişinin kayıtları analiz edildi.
Bu nüfusun büyük bölümünü mRNA aşısı yaptıran bireyler oluştururken, aşısız gruplarla uzun dönemli karşılaştırmalar yapıldı.

Araştırmacılar, kişilerin yaş, cinsiyet, kronik hastalıklar ve sosyoekonomik durum gibi değişkenlerini de hesaba katarak sonuçları değerlendirdi.

Temel Bulgular Ne Söylüyor?

Çalışmanın öne çıkan sonuçları şöyle özetleniyor:
• mRNA aşısı olan bireylerde tüm nedenlere bağlı ölüm oranlarında artış saptanmadı
• Aşılı grupta, COVID-19’a bağlı ağır hastalık ve ölüm riski belirgin şekilde daha düşük bulundu
• Uzun süreli takipte, aşıların genel mortalite açısından güvenli olduğu bilimsel verilerle ortaya kondu

Araştırma, özellikle sosyal medyada dolaşıma sokulan “aşılar uzun vadede ölümleri artırıyor” iddialarının bilimsel karşılığı olmadığını gösteriyor.

Neden Bu Çalışma Önemli?

Bu araştırmayı benzerlerinden ayıran en önemli unsur, çok geniş nüfus verisine ve uzun takip süresine dayanması. Uzmanlara göre bu büyüklükteki çalışmalar, kısa vadeli ve sınırlı örneklemli araştırmalara kıyasla çok daha güçlü kanıt sunuyor.

Bilim insanları, elde edilen bulguların mRNA aşılarının yalnızca salgın döneminde değil, uzun vadeli toplum sağlığı açısından da güvenli olduğunu desteklediğini vurguluyor.

Bilim Ne Diyor?

Araştırmacılar, bu tür gözlemsel çalışmaların mutlak nedensellik iddiası taşımadığını belirtmekle birlikte, mevcut verilerin mRNA aşılarıyla ölüm riski arasında olumsuz bir ilişki göstermediğinin altını çiziyor.

Uzmanlar, kamuoyunda sıkça paylaşılan iddiaların bilimsel yayınlar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini ve hakemli dergilerde yayımlanan bu tür çalışmaların en güvenilir referans olduğunu ifade ediyor.