Ancak bu ilaçların düzenli enjeksiyon gerektirmesi, bırakıldığında kilonun geri gelmesi ve uzun süreli kullanım zorunluluğu, bilim insanlarını daha kalıcı çözümler aramaya yöneltti.
Bu arayışın en çarpıcı örneklerinden biri ise tek seferlik gen tedavisiyle kalıcı kilo kontrolü fikri oldu. Geliştirilen deneysel yaklaşım, vücudun kendi GLP-1 hormonunu uzun süreli ve sürekli üretmesini hedefliyor. Böylece hastaların haftalık veya günlük enjeksiyonlara bağımlı kalmadan kilo yönetimini sürdürebilmesi amaçlanıyor.
Nasıl çalışıyor?
Deneysel gen tedavisi yönteminde, GLP-1 hormonunun üretiminden sorumlu genetik mekanizmalar hedef alınıyor. Amaç, pankreas ve ilgili dokularda doğal GLP-1 salgısını kalıcı biçimde artırmak. Teorik olarak bu yöntem, iştahın baskılanmasını, kan şekeri kontrolünü ve kilo kaybını uzun yıllar boyunca sürdürebilir.
Bu yaklaşım, özellikle GLP-1 ilaçlarını bıraktıktan sonra hızla kilo alan hastalar için oyun değiştirici bir seçenek olarak görülüyor.
“Devrim” söylemi neden temkinle karşılanıyor?
Uzmanlar, tek seferlik gen tedavisi fikrinin heyecan verici olduğunu kabul etmekle birlikte, ciddi riskler barındırdığına dikkat çekiyor:
• Geri döndürülemezlik riski: Klasik GLP-1 ilaçlarında yan etki görüldüğünde tedavi kesilebiliyor. Gen tedavisinde bu esneklik yok.
• Uzun vadeli güvenlik belirsizliği: Vücutta yıllarca süren yüksek GLP-1 üretiminin kalp, pankreas ve sindirim sistemi üzerindeki etkileri henüz net değil.
• Kişiye özel yanıt farklılıkları: Her hastanın hormonal ve metabolik yanıtı aynı olmayabilir.
Bu nedenle bilim insanları, yöntemin klinik uygulamaya geçebilmesi için uzun süreli, geniş katılımlı ve çok merkezli çalışmalara ihtiyaç olduğunu vurguluyor.
İlaç endüstrisi için ne anlama geliyor?
GLP-1 pazarının küresel ölçekte milyarlarca dolarlık bir hacme ulaşması, bu gen tedavisi yaklaşımını sadece tıbbi değil, ekonomik ve stratejik bir konu hâline getiriyor. Tek seferlik bir tedavinin yaygınlaşması, klasik zayıflama ilaçlarının iş modelini kökten değiştirebilir.
Ancak uzmanlara göre, obezite gibi karmaşık bir hastalıkta “tek atımlık çözüm” fikri, bilimsel olduğu kadar etik ve toplumsal tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Sonuç: Umut var ama erken
Tek seferlik gen tedavisiyle kilo kaybı fikri, obezite tedavisinde yeni bir çağın kapısını aralayabilir. Ancak mevcut veriler, bu yaklaşımın henüz deneysel aşamada olduğunu ve klinik kullanıma girmeden önce ciddi güvenlik testlerinden geçmesi gerektiğini gösteriyor.
Bilim dünyası, bu yöntemin gerçekten kalıcı bir çözüm mü yoksa yüksek riskli bir umut mu olduğunu önümüzdeki yıllarda netleştirecek.