Epilepside Mozart Etkisi

Epilepsi, modern tıbbın en çok ilerleme kaydettiği alanlardan biridir. Dünya genelinde 50 milyondan fazla insan epilepsi ile yaşamaktadır. Ancak bu hastaların kayda değer bir kısmında, en uygun nöbet önleyici ilaçlara ve hatta cerrahi girişimlere rağmen nöbetler tam olarak kontrol altına alınamamaktadır. Bu gerçek, uzun süredir tıbbı “ek” ya da destekleyici tedavi yaklaşımlarına yöneltmiştir. Bu yaklaşımlardan biri de müziğin epilepsi nöbetlerinin kontrolünde kullanılmasıdır.

Müziğin, hatta özel olarak Mozart’ın epilepsi nöbetlerine etkisini araştıran erken dönem çalışmaların önemli bir kısmı küçük hasta gruplarıyla yapılmış, kontrol grubu içermemiş ya da bilimsel açıdan yeterince güçlü tasarlanmamıştı. Ancak 2020 yılında yayımlanan bir çalışma (Rafiee ve ark., 2020), bu alandaki tartışmayı daha sağlam bir zemine taşıdı.

Kanada’da Toronto merkezli bir araştırma ekibinin yürüttüğü ve Epilepsia Open dergisinde yayımlanan bu randomize kontrollü çalışma, Mozart’ın iki piyano için yazdığı Re majör Sonat’ın (K.448) epilepsi hastalarında nöbet sıklığını anlamlı biçimde azalttığını gösterdi.

Bu araştırmanın en güçlü yönlerinden biri, tasarımıydı. Çalışmaya, ilaç tedavisine rağmen nöbetleri devam eden erişkin epilepsi hastaları alındı. Katılımcılar, çapraz geçişli (crossover) bir düzen içinde iki farklı dönemde izlendi.

Bir dönemde hastalar, her gün Mozart K.448’in ilk yaklaşık altı dakikasını dinledi. Diğer dönemde ise aynı eserin ritmik yapısı tamamen bozulmuş, ancak frekans içeriği korunmuş bir versiyonu dinletildi. Bu ikinci ses, müzik olmaktan çok “ritimsiz bir gürültü” niteliğindeydi ve kontrol koşulu olarak kullanıldı.

Bu ayrım özellikle önemlidir. Çünkü araştırmacılar, “etki müziğin kendisinden mi kaynaklanıyor, yoksa yalnızca bir ses uyaranına maruz kalmaktan mı?” sorusunu net biçimde yanıtlamayı amaçladı. Önceki çalışmaların çoğunda kontrol olarak “hiç müzik dinlememe” kullanılmış olması, sonuçların yorumlanmasını güçleştirmişti.

Sonuçlar dikkat çekiciydi. Hastaların nöbet sayıları, Mozart dinlenen dönemde belirgin biçimde azaldı. Ortalama olarak yaklaşık yüzde 35’lik bir nöbet azalması saptandı. Buna karşılık, ritmi bozulmuş kontrol sesinin dinlendiği dönemde benzer bir etki görülmedi.

Hatta bir hastada, Mozart dinlenen üç aylık süre boyunca tamamen nöbetsiz bir dönem kaydedildi. Elbette bu, tek başına genellenebilir bir sonuç değildir; ancak etkinin yönünü göstermesi açısından dikkat çekicidir.

Mozart’ın epilepsi üzerindeki etkisinin mekanizması henüz tam olarak açıklanabilmiş değildir. Ancak bazı güçlü hipotezler bulunmaktadır. Mozart K.448’in, beynin farklı bölgelerinde daha düzenli ve senkronize elektriksel aktiviteyi artırdığı düşünülmektedir. Bu düzenli ritmik yapının, epileptik deşarjların ortaya çıkmasını baskılayabileceği öne sürülmektedir.

İlginç olan, aynı etkinin başka müzik eserleriyle her zaman gösterilememesidir. Yani mesele yalnızca “klasik müzik” dinlemek değil; Mozart’a özgü yapısal özelliklerin rol oynadığı daha olası görünmektedir.