ÖZEL HABER

Enkazın Altında Kalan Bir Tıbbiyeli: Fadime Ceran’ın Ardından Bir Babanın Sessiz Çığlığı

6 Şubat depremleri yalnızca şehirleri değil, yarım kalmış hayalleri de yerle bir etti. O hayallerden biri de Gülhane Tıp Fakültesi öğrencisi Fadime Ceran’dı.

Beyaz önlüğünü giymeye hazırlanan genç bir tıbbiyeli… İnsanlara şifa olma yolunda yürürken, toprağın derin sessizliğine emanet edildi.

Tıbbiye Bülteni’ne konuşan baba Bünyamin Ceran’ın sözleri, bir felaketin soğuk istatistiklerini dağıtan, insanın içine işleyen cümlelerdi. 50 yaşındaki Ceran, 6 Şubat sabahını ailesiyle birlikte Elbistan’da yaşadıklarını anlattı. İlk depremde evleri ayakta kalmıştı. Ailesiyle aşağı inmiş, arabada beklemişlerdi. Fakat yıkımın başka yerlerde daha ağır olduğunu öğrenince, Kahramanmaraş’a gitmişti. Enkaz altındaki arkadaşının çocuklarına yardım etmek için beş arkadaşıyla birlikte saatlerce çalışmıştı.

Tam o sırada ikinci deprem oldu.

Ve bir telefon geldi.

Evlerinin yıkıldığını o an öğrendi.

Maraş’tan Elbistan’a dönmek beş saat sürdü. Beş saat… Bir ömrün en uzun beş saati. Geldiğinde aile apartmanı yerle bir olmuştu. Eşi Sultan, kızları Fadime ve Erva ile oğlu enkaz altındaydı. Günlerce süren umutla bekleyiş, üç gün sonra acı gerçeğe dönüştü. Ailesini kendi elleriyle toprağa verdi. Köyleri Alemdar’da, yan yana.

“Bir oğlum kaldı” diyor Bünyamin Ceran. Şimdi Ömer Faruk ile Elbistan’da yaşıyor. Cümleleri kısa, sesi ağır. İnsan bazen kelimeleri seçmez, kelimeler insanı seçer. Onunki de öyle.

Fadime Ceran, yalnızca bir deprem kurbanı değildi. O, Gülhane’nin sıralarında oturan, anatomi amfilerinde sabahlayan, gelecekte bir hastanın nabzını tutacak genç bir hekim adayıydı. Belki bir gün bir çocuğun ateşini düşürecek, bir annenin duasında yer alacaktı. Şimdi adı, yarım kalan bir beyaz önlüğün hatırası olarak anılıyor.

6 Şubat depremleri binlerce can aldı. Ama her birinin ardında bir hikâye, bir aile, bir sofra, bir gelecek vardı. Bünyamin Ceran’ın anlattıkları, enkazın beton değil, insan hayatı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

“Allah rahmet eylesin, bu acıyı Allah’ım kimselere yaşatmasın” diyor baba.

Acının yalnızca bir aileyi değil, tüm Tıbbiye camiasını derinden sarstığını belirten Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kemalettin Aydın de Fadime Ceran için duygusal bir açıklama yaptı.

Rektör Aydın, “6 Şubat depremleriyle kaybettiğimiz her bir evladımız gibi Fadime’nin adı da üniversitemizin hafızasında daima yaşayacaktır. Fadime’nin babasının yüreğinden dökülen şiirler, aslında milletimizin ortak acısının ifadesidir. Bu büyük felakette hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, geride kalanlara sabır diliyorum. Fadime’nin hatırası, mesleğine adanmışlık ve insan sevgisiyle bizlere yol göstermeye devam edecektir” ifadelerini kullandı.

Aydın ayrıca, depremde hayatını kaybeden öğrencilerin isimlerinin üniversite tarihinde daima yaşatılacağını ve onların emanetinin Tıbbiye ruhuyla taşınacağını vurguladı.

Bazı cümleler haber değildir. Ağıttır.
Bazı isimler yalnızca bir listeye yazılmaz.
Kalbe kazınır.

İşte baba Bünyamin Ceran’ın eşi ve çocuklarına yazdığı şiirlerden bir demet:

1️⃣ YEŞİL ZEMİNLİ DİJİTAL METİN

Deprem oldu yıkıldı Elbistanım
Göçük altında kaldı Sultan’ım
Sen benim her şeyimdin canım
Sensiz ben şimdi nasıl yaşarım

Doktor olup can kurtaracaktı Fadimem
Kucağına almış kurtaramadı Erva’mı
Kurtaramamış kendi canını
Kurtaramadı annesini Furkan’ı

Furkan’ım köyü çok severdi
Kedileri de köpekleri de severdi
Köy’e hep gelmek isterdi
Ben de seni köyde canlı isterdim

Ben seni çok seviyordum Erva’m
Ben şimdi sensiz ne yaparım
Sen çok güzeldin, akıllıydın
Şimdi cennette melek oldun

Öksüz, yalnız kaldı Ömer’im
Kardeşsiz tek kaldı oğlum
Buna ben nasıl dayanırım
Bundan sonra nasıl yaşar Bünyamin


2️⃣ DEFTER – “ŞEHİTLERİM GELDİ KARŞIMA” DİYE BAŞLAYAN METİN

Şehitlerim geldi karşıma
Ahmet amcaları doldurmuş arabaya
Nasıl dayanırım ben bu acıya
Nasıl dayansın Ömer’im kardeşe bacıya

Sultanımı yatırdılar teneke taşına
Fadimem kurban olurum göz yaşına
Furkan’ımın çizik atardım kaşına
Erva’m henüz girmişti altı yaşına

Ahmet abim kıldırdı cenaze namazını
Sultanım hep kılardı sabah namazını
Fadimem hiç geçirmezdi vakit namazını
Furkan’ımla kılardık cuma namazını

Meleklerimi getirdik alemlere
Dizdik mezarlarını sıra sıra
Öldürür yaşatmaz beni bu yara
Çok geçmez ben de girerim mezara

Bünyamin Ceran


3️⃣ “SESLENİYORUM, SES VERMİYOR” METNİ

Sesleniyorum, ses vermiyor Sultan’ım
Hani nerede selvi boylu Furkan’ım
Fadimem uyan, ne olur uyan
Erva’mdan ses gelmiyor, var mı duyan

Hani nerede anamın beyaz gelini
Fırtık var incitmem Fadimemin belini
Son bir kez tutamadım Furkan’ımın elini
Öpemedim Erva’mın saçının telini

Enkazın başında bekler babası
Emanetim nerede diye ağlar anası
Kurtarın ablamı diye bağırır bacısı
Sultanımın şok zor imiş ölüm acısı

Enkaz çok üstlerinde, kaldıramam
Vina olmadan ben tutanamam
Çok çabuk geçiyor zaman
Yetiş ne olur Şihamit ustam


4️⃣ “ÖMER’İM GELDİ ON YEDİ YAŞINA” METNİ

Ömer’im geldi on yedi yaşına
Genç yaşında neler geldi başına
Kıyamam gözlerinin yaşına
Yalnız kaldı tek bir başına

Çok erken kaybetti annesini
Çok düşkündü, seviyordu ablasını
Çok özlüyor kardeşini, bacısını
Çok zor biliyorum yüreğinin acısını

Odasına girip kapısını kilitliyor
Tuttuğu elde perde yatmıyor
Sabah okuluna kalkmıyor
Çay hazır, kahvaltısını yapmıyor

Furkan’ım olsa çalardı kapısını
Erva’m öperdi uyandırırdı abisini
Sultan’ım yaptırırdı oğlunun kahvaltısını
Fadimem yaptırırdı ödevini, dersini

Sultan’ım yapardı düğün postasını
Fadimem iyileştirirdi olursa hastasını
Furkan’ımla Erva’m seviyordu abisini
Dayanamıyorum, çok özledim hepsini


5️⃣ TARİHLİ SAYFA (28.02.2023)

Sultan’ım sana ev alacaktım, artık çok zor
Ev alamam, bana mutluluk yoktur
Bundan sonra dünya malında gözüm yoktur
Sen olmadan hiçbir şeyin tadı yoktur

Fadimem tıp okuyordu, olacaktı doktor
Arkadaşları arıyor, cevap vermesi çok zor
Ömer’im yalnız kaldı, ablası yoktur
Gitti güzel kızım, artık yoktur

Furkan’ım ne güzeldi gözlerin
Hep hatırıma geliyor sözlerin
Bundan sonra seni çok özlerim
Ağlarım aylarımda gözyaşlarım pınar olur

Erva’m henüz girmişti altı yaşına
Ne güzel tokalar takardı başına
Kurban olurdum yüzüne kaşına
Hiç doyamadım gözlerinin yaşına


6️⃣ “SULTAN’IM GÜZEL İDİ GÖZLERİN” METNİ

Sultan’ım güzel idi gözlerin
Ne kadar güzeldi sözlerin
Bundan sonra seni çok özlerim
Artık her gün yollarını gözlerim

Fadimemin gözleri kara
Genç yaşında koydum mezara
Kapanmaz bende bu yara
Gelirim yanınıza bana gelince sıra

Furkan’ımın gözleri ela
Nerden geldi bu bela
Hocalar okudu sela sela
Nasıl kaldırırım bu sela

Erva’mın gözleri boncuk
Mezarı büyük, kendi küçücük
Bu evimiz oldu viran
Ömer’imle biz ne olucuk

B. Ceran


7️⃣ SON DEFTER SAYFASI – “OY BENİM GÜZEL SULTAN’IM”

Oy benim güzel Sultan’ım
Oy benim şefkatli Fadimem
Oy benim akıllı Furkan’ım
Oy benim nazlı Erva’m

Sana güzel ev alacaktım Sultan’ım
Okuyup doktor olacaktın Fadimem
Sana çiftlik kuracaktım Furkan’ım
Büyüyüp gelinlik giyecektin Erva’m

Eve gelince kapımı açardı Sultan’ım
Güler yüzüyle karşılardı Fadimem
Köşeye oturmuş televizyona bakardı Furkan’ım
Kelebek gibi etrafımda dönerdi Erva’m

Ben senden çok memnundum Sultan’ım
Ben senden çok umutluydum Fadimem
Ben seni hiç unutmadım Furkan’ım
Ben seninle çok mutluydum Erva’m

B. Ceran