En Soğuk Şubat

28 Şubat mevsim kıştı,

Gri renk hâkim olmuş her yana,

Canım Erzurum da.

Esti soğuk fırtınalar hava bir coştu,

Tipi kar diz boyu her şey donmuştu.

Donmuştu kuşlar ağaçlar yollar,

Sanki yer demir gök bakır,

Hayaletle dolmuştu bu diyarlar,

Ruhlar da bedenler de donmuştu.

Soğuk diyorsam yok eşi benzeri,

Sibirya’da Kutuplarda, tüm dünyada.

Demir Yumruk gibi üstümüze vurmuştu.

Bir sessiz darbe soğuk muhtıra,

Öyle ki takvimler bile donmuştu

Takıldı kaldı yıllarca 28 şubatlarda

Çözülemedim, ısınamadım şimdi.

Değişse ılık olsa da hava.

Ulaşmak artık mümkün değil,

Geride kaybettiğimiz,

Onca yıllara, ilkbaharlara.

Gizli bir el değiştirdi kaderimizi,

Aldı enerjimizi ve gençliğimizi.

Hırpaladı benliğimizi.

İçimize gömdü bütün hayallerimizi,

Donmuştu duygular,

Yüzler de değişmiş, solmuştu.

Bu şubat çok soğuktu,

Samimiyete, teslimiyete,

Rahmete, masumiyete,

Ve soğuktu inat İslamiyet’e.

Çınarlar köklerinden sökülmüş,

Fidanlar savrulmuştu.

Yapraklar dallarında kurumuş,

Filizler susuz kalmış, düşmüştü.

Meyveleri kırağılar vurmuş,

Ölüydü artık toprak can evi de donmuştu.

Hava sisli, çığ düşmüş, yolları kapatmışken,

Her bir yanı baykuşlar, çakallar doldurmuştu.

Sesler, sözler üşümüş, kesik kesik nefesler,

Ümitler gözde kalmış, çare gözden düşmüştü.

Kollarından tutup tüm hayallerin,

Her birini bir yere vurmuştu, savurmuştu,

Uçuşurken göklerin derinliğinde,

Yıldızlara takılıp erişilmez olmuştu.

Kırılmıştı artık gönül aynamız,

Görüntümüz bin bir parça olmuştu.

Parlayan güneşleri karanlıklar boğarken.

İtilip kakılan bedenler yorulmuştu.

Bir kalemde çizerek inancı, ibadeti,

Akideyi, iffeti,

Geçmişi, iradeyi kirletip,

Esareti kurmuştu.

Hürriyeti bağlayıp, prangalar vururken,

Sehpaları kurarak boyunları vurmuştu.

Kanunlarını dayatıp, ona karşı durana,

Vatan haini diye damgasını vurmuştu.

Soğuktu bu şubat başka Şubat,

Her şubattan daha soğuk olmuştu.

Hatıralar yaşadıklarım yüreğimde,

Gözyaşlarım kaldı gözümde,

Kurumadı yıllarca,

O da orada donmuştu.

Nasıl bir buz kesme Allah’ım,

Nasıl derinlemesine.

Duygularım, hissiyatım, efkarım,

Dostluklarım da gönlümde donmuştu.

İlk günkü gibi ve her şey taptaze.

Bugün hala takvimler 28 Şubat’ta,

28 Şubat’la oldu isimlerimiz müsemma.

Bu nasıl bir fırtına,

Üşüdük yıllarca ısınamadık, çözülemedik.

Kangren olduk,

Kesti kolumuzu kanadımızı,

Düşürdü hızımızı,

Ezildik, büzüldük, süzüldük,

Küstük, direnemedik, dirilemedik.

Dağladı yürek sızımızı,

Dertlerimizden iyileşemedik.

Bir türlü zincirleri kıramadık devleşemedik.

Hep gerisinde kaldık kaçan hayatın,

Koşup da ardından yetişemedik.

Şimdi mevsim benim için artık sonbahar,

Yine bugün 28 Şubat,

Ve ben üşüyorum.