Dumansız Hava Sahasından Dumansız Bir Geleceğe

Bugün Dünya Tütünsüz Günü… Takvimde yalnızca bir farkındalık günü değil, insanlığın en sinsi bağımlılıklarından birine karşı verilen uzun ve zorlu mücadelenin muhasebe günüdür.

Tütünle mücadele benim için hiçbir zaman sadece bir sağlık politikası olmadı; insan hayatını merkeze alan bir medeniyet meselesi oldu. Çünkü tütün, yalnızca içenin sağlığını değil; aile bütçesini, çocukların geleceğini, sağlık sistemini ve toplumsal üretkenliği de olumsuz etkileyen sessiz bir afettir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre her yıl 8 milyondan fazla insan tütün nedeniyle hayatını kaybetmekte, bunların yaklaşık 1,3 milyonu pasif etkilenime maruz kalan kişilerden oluşmaktadır. OECD verileri de tütün kullanımının ülkeler için milyarlarca dolarlık ekonomik yük oluşturduğunu göstermektedir.

Türkiye bu alanda bir dönem dünyaya örnek olacak cesur adımlar attı. 2008 yılında Sn. Cumhurbaşkanımızın güçlü desteğiyle hayata geçirilen ve kamuoyunda “Dumansız Hava Sahası” olarak bilinen düzenleme, yalnızca teknik bir yasak değil; “temiz hava herkesin hakkıdır” anlayışının güçlü bir ifadesiydi.

O dönemde birçok itiraz yükseldi. Ancak milletimiz temiz havaya alıştı; çocuklar, yaşlılar, çalışanlar ve milyonlarca insan dumana mahkûm olmaktan kurtuldu. Türkiye, tütün endüstrisinin yıllarca normalleştirdiği kirli havaya karşı önemli bir başarı elde etti.

Bugün ise tablo daha karmaşık. Karşımızda yalnızca sigara değil; elektronik sigaralar, aromalı nikotin ürünleri, ısıtılmış tütün cihazları, nikotin poşetleri ve dijital pazarlama ağları var. Tütün endüstrisi, bağımlılığı yeni ambalajlarla gençlere sunuyor. WHO da elektronik sigaraların özellikle gençler arasında nikotin bağımlılığı riskini artırdığına dikkat çekmektedir.

Oysa ambalaj değişse de gerçek değişmez: Nikotin bağımlılığı hâlâ ciddi bir halk sağlığı tehdididir. Özellikle gençleri hedef alan her ürün, hangi isimle sunulursa sunulsun aynı riskleri taşımaktadır.

Bugün Türkiye’de tütün kullanım oranlarının yeniden yüzde 30’un üzerine çıkması önemli bir gerçeği ortaya koyuyor: Kanun yapmak yetmez, uygulamak gerekir. Denetimler zayıfladığında, eğitim ve farkındalık çalışmaları geri plana düştüğünde, tütün endüstrisi oluşan boşluğu hızla doldurmaktadır.

Bu nedenle mücadelede yeni sloganlardan önce mevcut kazanımları korumaya ve uygulamayı güçlendirmeye ihtiyaç vardır.

Öncelikle tütünle mücadele yalnızca Sağlık Bakanlığı’nın değil; eğitimden medyaya, yerel yönetimlerden düzenleyici kurumlara kadar tüm paydaşların ortak sorumluluğu olmalıdır.

İkinci olarak denetimler sürekli ve caydırıcı şekilde yürütülmeli; kapalı alan ihlalleri, gençlere yönelik reklamlar, yasa dışı elektronik sigara ticareti ve dijital özendirme faaliyetleri tavizsiz biçimde takip edilmelidir.

Üçüncü olarak çocukları hedef alan aroma, ambalaj ve pazarlama yöntemleri açık biçimde yasaklanmalıdır. Çünkü tütün endüstrisinin en önemli hedefi yeni bağımlılar kazanmaktır.

Dördüncü olarak bırakma hizmetleri güçlendirilmelidir. Aile hekimliği, sigara bırakma poliklinikleri, psikososyal destek mekanizmaları ve dijital takip sistemleri daha etkili hale getirilmelidir.

Son olarak medya sorumluluğu yeniden hatırlanmalıdır. Tütün ürünlerinin dizilerde, filmlerde, sosyal medyada ve spor alanlarında normalleştirilmesi toplum sağlığına zarar vermektedir. Sigara bir “karizma” unsuru değil, önlenebilir hastalık ve ölümlerin başlıca nedenlerinden biridir.

Geçmişte elde edilen başarılar bunun mümkün olduğunu göstermiştir. WHO ve Küresel Yetişkin Tütün Araştırması (GATS) sonuçları, Dumansız Hava Sahası politikalarının tütün kullanımında önemli düşüşler sağladığını ortaya koymuştur. Ancak sonraki yıllarda uygulama zafiyetleri ve endüstrinin yeni stratejileri bu kazanımların bir kısmını aşındırmıştır. OECD ve WHO verileri, Türkiye’de tütün kullanımının hâlen birçok OECD ülkesinin üzerinde seyrettiğini göstermektedir.

Bu nedenle öncelikli ihtiyaç yeni düzenlemelerden çok mevcut mevzuatın eksiksiz uygulanmasıdır. Kapalı alan yasaklarından satış denetimlerine, reklam kısıtlamalarından gençlerin korunmasına kadar her alanda kararlı bir uygulama anlayışı gereklidir.

Artık hedefimiz yalnızca dumansız hava sahaları oluşturmak değil; dumansız bir gelecek inşa etmektir.

Bu hedef, çocuklarımızın nikotin bağımlılığından uzak büyüdüğü, gençlerimizin sağlıklı tercihler yapabildiği, temiz havanın istisna değil hayatın doğal parçası olduğu bir Türkiye hedefidir.

Bugün hepimize düşen görev nettir: Mevcut kazanımları korumak, kuralları tavizsiz uygulamak ve tütün endüstrisinin yeni yöntemlerine karşı aynı kararlılıkla mücadele etmek.

Çünkü dumansız bir gelecek bir temenni değil, ortak iradeyle ulaşılabilecek bir hedeftir.

Gelin, bu hedef etrafında birleşelim. Çocuklarımızın nefesini, gençlerimizin geleceğini ve toplumumuzun sağlığını koruyalım.

Tek bir mesajla, tek bir kararlılıkla:

Dumansız bir gelecek mümkün; şimdi onu birlikte gerçekleştirme zamanıdır.