Cell Reports Medicine’da yayımlanan araştırma, SGLT2 inhibitörlerinin yaşlanma biyobelirteçleri üzerindeki olası etkisine dair güçlü bir erken veri sundu. Ancak bulgu henüz “ömrü uzattı” anlamına gelmiyor.
Tip 2 diyabet ilaçları arasında yer alan henagliflozin, bu kez kan şekeri etkisiyle değil, yaşlanma biyolojisine uzanan sonuçlarıyla gündemde. Cell Reports Medicine dergisinde yayımlanan çalışmada, ilacın tip 2 diyabet hastalarında telomer uzunluğu üzerinde anlamlı artış sağladığı bildirildi.
Çalışmanın tam başlığı “Effect of henagliflozin on aging biomarkers in patients with type 2 diabetes: A multicenter, randomized, double-blind, placebo-controlled study” olarak açıklandı. Araştırmada 150 tip 2 diyabet hastası 1:1 oranında iki gruba ayrıldı. Bir grup 26 hafta boyunca günde 10 mg henagliflozin aldı, diğer gruba plasebo verildi.
Araştırmanın birincil sonlanım noktası, periferik kan lökositlerinde telomer uzunluğuydu. Sonuçlara göre henagliflozin kullanan grupta telomer uzunluğu plaseboya kıyasla anlamlı biçimde arttı. Çalışma özetlerinde, telomer uzaması görülen hasta oranı henagliflozin grubunda yüzde 90,5, plasebo grubunda ise yüzde 65,6 olarak aktarıldı.
Telomerler, kromozomların uç bölgelerinde yer alan koruyucu yapılar olarak biliniyor. Yaşlanma sürecinde telomerlerin kısalması, hücresel yaşlanmanın önemli göstergelerinden biri kabul ediliyor. Bu nedenle telomer uzunluğunda saptanan artış, yaşlanma biyobelirteçleri açısından dikkat çekici bir sinyal niteliği taşıyor.
Çalışmada yalnızca telomer uzunluğu değil, farklı biyolojik göstergeler de değerlendirildi. Henagliflozin grubunda glukoz metabolizmasında iyileşme, IGF sistemiyle ilişkili bazı değişiklikler, β-hidroksibütirat düzeyinde artış ve bağışıklık hücre fonksiyonlarıyla ilgili bazı olumlu sinyaller rapor edildi.
“Bu sonuçlar heyecan verici ama temkinli okunmalı”
Longevity (sağlıklı yaşlanma) alanındaki çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr. Kaan Yılancıoğlu, bulguların dikkat çekici olduğunu ancak erken yorumlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı:
“Telomer uzunluğu, yaşlanma biyolojisinin önemli göstergelerinden biridir. Bu tür randomize kontrollü bir çalışmada anlamlı değişim görülmesi bilimsel açıdan kıymetlidir. Ancak burada gördüğümüz şey, doğrudan yaşam süresinin uzaması değil, biyolojik yaşlanma süreçlerine dair bir sinyaldir. Klinik karşılığını anlayabilmek için daha uzun süreli ve daha geniş ölçekli çalışmalara ihtiyaç var.”
Yılancıoğlu’na göre SGLT2 inhibitörlerinin kalp-damar hastalıkları üzerindeki olumlu etkileri zaten biliniyor. Bu yeni veri ise bu ilaçların metabolik etkilerinin ötesinde, hücresel yaşlanma mekanizmalarına da dokunabileceğini düşündürüyor.
“Yaşlanmayı durduran ilaç” değil, erken bir biyolojik sinyal
Bulgular heyecan verici olsa da bilimsel sınır net: Bu çalışma henagliflozinin insan ömrünü uzattığını göstermiyor. Araştırma, 26 haftalık bir biyobelirteç çalışmasıdır. Kanser, kalp-damar hastalığı, demans, ölüm oranı veya sağlıklı yaşam süresi gibi uzun dönem klinik sonuçlar bu çalışmanın doğrudan cevabı değildir.
Bu nedenle çalışma, “yaşlanmayı durduran ilaç bulundu” şeklinde değil; “diyabet ilacının yaşlanma biyobelirteçleri üzerinde anlamlı etkisi görüldü” şeklinde okunmalı.
Bilim dünyası için şimdi asıl soru daha büyük:
Bu biyolojik sinyal, gerçek hayatta daha uzun ve sağlıklı bir yaşama dönüşecek mi?