Corpus Callosum ve Beynin İkna Gücü

Beynin iki lobunun arasında önemli bir köprü var: Corpus Callosum. Bu köprünün esas işlevi iki yarımküre arasındaki bilişsel sinyallerin birbirine aktarılmasını sağlayıp tam bir anlayış sağlamak. Corpus Callosum’un, bugün 50 miyon insanın sahip olduğu epilepsi hastalığıyla önemli bir ilişkisi var.

William P. van Wagenen 1940 senesinde bu ilişkiyi ilk kuran kişiydi. Hipotezi şuydu: Eğer epilepsiye sebep olan nöronların beklenmeyen elektriksel boşalmasının beyne yayılımı engellenebilirse bu elektriksel “fırtına” bütün beyne etki edemez. Bu hipotezden 20 sene sonra Roger Sperry, 1981 yılında Nobel ödülünü kazanmasını sağlayacak Corpus Callosum’un epileptik nöbetler üzerindeki kontrolü üzerine yaptığı “bölünmüş beyin” adlı çalışmaları ile bu hipotezi kanıtlamış oldu. Bu çalışmalarda öğrencisi M.S. Gazzaniga’nın da emeği büyüktü. Peki nasıl yaptılar bu keşfi? Size bu ekibin Corpus Callosom’u kesik hastalarla yürüttüğü iki deneyden bahsedeceğim:

1. Kar Küreği ve Tavuk Ayağı Deneyi

Bu deneyde sağ beyne yani sol görüş alanına karlı bir manzara resmi gösterilir, sol beyne yani sağ görüş alanına ise bir tavuk ayağı resmi gösterilir. Bu gösterimler milisaniyelik olur yani deneğin diğer gözüyle bakması ve görseli işlemesi engellenir. Ve hastadan, önüne konulan bir dizi resim kartından görsellerle ilgili olanları seçmesi istenir. Sonuçta hastanın sağ eli (sol beyin kontrolünde) tavuk resmini seçer, sol eli (sağ beyin kontrolünde) ise kar küreği resmini seçer. Hastaya neden bu resimleri seçtiği sorulur. Ancak önemi bir nokta var, o da konuşma merkezinin sol beyinde olduğu. Sol beyin, sağ beynin gördüğü karlı manzara resminden habersizdir. Hasta soruya şöyle cevap verir: "Çok basit. Tavuk ayağı tavukla ilgilidir, kümeslerini temizlemek için de bir küreğe ihtiyacınız vardır." Burada sağ beynin gördüğünün konuşma merkezine iletilememesinden daha ilginç olan beynin bu eksik veriyi görmezden gelip soruya bir cevap vermesidir. Beynin ikna kabiliyetini de gözler önüne serer bu deney.

2. Yürüme ve Su İçme Deneyi

Bu deneyde, bilim insanları hastanın beyninin sağ tarafına “koridorun ilerisindeki çeşmeye git ve su iç” mesajını iletir. Hasta bu mesajdan sonra yürümeye başlar. Burada araştırmacılar hastanın sol beynine “Nereye gidiyorsun?” diye sorar. Unutmayın, beynin sol tarafının su içme emrinden haberi yok. Peki, sizce aynı zamanda konuşma merkezi olan sol beyin bu sefer bilmediğini itiraf etti mi? Hayır. Hasta, “Üşüyorum, ceketimi alacağım.” diye konuyla alakasız rasyonel cevaplar üretti. Yani sağ beynin ürettiği yürüme dürtüsü sol beyinde alakasız bir rasyonel cevapla yankılandı.

Bu deneylerden anlıyoruz ki aslında hayatımızda mantıklı veya duygusal diye tam olarak ayırabildiğimiz kararlar alamıyoruz. Sağ beyin (duygular) ve sol beyin (rakamlar ve veriler) beraber çalışan ve en son sonuç üreten alanlar. Yani, epilepsi nöbetlerini hafifletmek ve hastaları biraz daha rahata kavuşturmak için atılan bu cerrahi adım (kallozotomi), bize bilincin ne kadar kırılgan ve kontrolümüz dışında etkileşen bir sistem olduğunu gösterdi. Belki de 'benlik' dediğimiz o sarsılmaz bütünlük, aslında beynin iki yarısı arasındaki sessiz bilgi akışının üzerine örülmüş devasa bir rasyonalizasyon ağıdır; ve bizim gerçeklik algımız, beynimizin o görünmez sınırlarla bize çizdiği kurgudan ibarettir.

Kaynaklar:

1. DOI: 10.1016/j.yebeh.2008.04.020
2. DOI: 10.1016/j.seizure.2016.02.012
3. DOI: 10.1016/j.wneu.2020.08.178

Harris, M.
Veri ve Rakamlarla Satma Zamanı ve Duygulara Hitap Etme Zamanı,
HBR Editörleri (Ed.), Etkileme ve İkna, s. 133–134, Optimist Yayınları