Çünkü mesele, suç ile ceza arasındaki dengeyi bozmadan, kamu vicdanını incitmeden çözüm üretmektir.
Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’i başarılı buluyor ve toplumun adalet beklentilerini karşılayacak önemli adımlar atacağına inanıyorum. Milletimizin beklentisi; suçlunun cezasını çektiği, mağdurun hakkının korunduğu, hukukun herkese eşit uygulandığı ve adaletin gecikmeden tecelli ettiği bir sistemdir. Cezaevlerinin suçlular için bir eğitim kampına dönüşmesi yerine, üretim, meslek edindirme ve gerçek anlamda ıslah merkezleri haline gelmesi de toplumun en önemli beklentileri arasındadır.
Toplumun hassasiyeti bellidir. Kasten öldürme, çocuk istismarı, cinsel saldırı, terör, organize suçlar ve uyuşturucu ticareti gibi ağır suçların herhangi bir af veya geniş kapsamlı düzenleme içine alınması halinde adalet duygusu derinden sarsılır. Bu nedenle yapılacak bir düzenleme varsa, sınırları çok net çizilmeli ve kamu vicdanı mutlaka gözetilmelidir.
Buna karşılık bazı dosyalarda daha insani ve ölçülü bir infaz modeli düşünülebilir. İlk kez suç işlemiş, şiddete karışmamış, cezasının önemli bölümünü tamamlamış, tahliyesine kısa süre kalmış kişiler için denetimli serbestlik genişletilebilir. Ağır hasta, yaşlı, engelli ve cezaevi şartlarında yaşamını sürdüremeyecek hükümlüler için konutta infaz ya da elektronik takip gibi yöntemler uygulanabilir.
Uyuşturucu meselesinde de ayrım dikkatle yapılmalıdır. Uyuşturucu ticareti yapan, gençleri zehirleyen, örgütlü şekilde bu suça karışan kişiler kesinlikle kapsam dışı bırakılmalıdır. Ancak yalnızca uyuşturucu kullanımı nedeniyle ceza almış, tedavi sürecine girmiş, son 6 ay içinde madde kullanmadığı tıbbi rapor, düzenli test ve uzman değerlendirmesiyle ortaya konmuş kişiler için rehabilitasyon odaklı infaz düzenlemesi düşünülebilir. Burada amaç suçu görmezden gelmek değil, bağımlılığı cezaevi duvarları arasında büyütmek yerine topluma kontrollü dönüşü sağlamaktır.
Aynı şekilde taksirli suçlar, düşük cezalı ve şiddet içermeyen bazı dosyalar, ticari hayattan kaynaklanan fakat dolandırıcılık kastı taşımayan sınırlı ekonomik suçlar da ayrı bir başlıkta değerlendirilebilir. Fakat her durumda mağdurun hakkı, zararın giderilmesi ve tekrar suç işlememe şartı merkeze alınmalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, herkesi kapsayan bir af değil; adaleti inceltip merhameti sistemleştiren bir infaz düzenlemesidir. Devlet hem mağdurun yüreğini soğutmalı hem de topluma kazandırılabilecek insanları tamamen kaybetmemelidir. Cezaevlerini boşaltmak tek başına hedef olamaz. Asıl hedef, adalet duygusunu boşaltmadan ceza adalet sistemini rahatlatmak, cezaevlerini üretim ve ıslah merkezlerine dönüştürmek ve milletin adalete olan güvenini daha da güçlendirmektir.