Çayın buharında saklı vitamin: F Vitamini

İnsan bedeni tuhaf bir makinedir. Demir eksilir yorulur, D vitamini düşer kemikler sızlar, B12 azalır hafıza puslanır. Bunları biliriz. Tahlil kağıtlarında rakamları görür, doktorun kapısını çalarız. Ama bir eksiklik vardır ki kan tahliline girmez. Laboratuvar tüpünde ölçülmez. Buna ben biraz da mecazen “F vitamini” diyorum.

F harfi, İngilizce bir kelimeden gelir: Friendship. Yani arkadaşlık.

Pandemi günlerinde birçoğumuz fark etmeden bu vitaminin eksikliğini yaşadık. Kapılar kapandı, sofralar küçüldü, kahveler tek kişilik fincanlara döndü. İnsan sesinin yerini telefon ekranları aldı. Günler geçtikçe bir şeylerin içimizden çekildiğini hissettik ama çoğu zaman bunun adını koyamadık.

Bilim insanları sosyal izolasyonun canlı davranışlarını nasıl değiştirdiğini uzun zamandır araştırıyor. İki hafta boyunca izole bir ortamda tutulan farelerin yeniden diğer farelerle karşılaştığında tuhaf davranışlar sergilediği görülmüş. Daha saldırgan, daha tedirgin, daha ürkek. Tehdit edici uyaranlara karşı aşırı tepki veren bir ruh hâli… Sanki dünyaya yeniden çıkmış ama dünyayı tanımakta zorlanan bir canlı gibi.

Benzer bir tablo meyve sineklerinde de gözlenmiş. Sosyal izolasyon yaşayan sineklerin beyinlerinde taşikinin adlı bir nöropeptidin arttığı tespit edilmiş. Sinir hücrelerinden salınan bu küçük protein molekülü, başka sinir hücrelerine bağlanarak onların davranışını değiştiriyor. Sonuç ise yine aynı: artan saldırganlık.

Bir sineğin beyninde ortaya çıkan o küçük molekül, aslında bize büyük bir şey anlatıyor. Sosyal bağ kopunca yalnız psikoloji değişmiyor; beynin kimyası da değişiyor.

İnsan için durum bundan çok farklı değil.

Son yıllarda toplumda giderek artan bazı acı olayları düşünün. Sebepsiz öfke patlamaları, aile içi şiddet, ani cinnetler, intihar haberleri… Elbette bunların tek bir nedeni yok. Ekonomi vardır, ruh sağlığı vardır, sosyal baskılar vardır. Ama bütün bu tabloya bakarken çoğu zaman gözden kaçan bir eksiklik daha olabilir: arkadaşsızlık.

Çünkü insan yalnız kalmak için yaratılmış bir canlı değil. Sohbet etmek, bir masanın etrafında toplanmak, çay buharının arasından birbirinin yüzüne bakmak… Bunlar sadece kültürel alışkanlık değil. Belki de sinir sistemimizin ihtiyacı olan bir besin türü.

Belki bu yüzden bir dostun omzuna dokunmak bazen en güçlü ilaçtan daha etkilidir.

Pandemi günlerinde çoğumuz fark ettik bunu. Kapılar açıldığında insanlar ilk olarak alışveriş merkezlerine değil, birbirlerine koştu. Bir kahve masasında geçirilen yarım saat, aylarca süren yalnızlığın yükünü hafifletebildi.

Tıbbın resmi kitaplarında F vitamini diye bir başlık yok. Ama hayatın kendi kitabında böyle bir sayfa var. O sayfada şu yazıyor: İnsan bazen yalnızca konuşmaya, gülmeye ve bir fincan çayı paylaşmaya ihtiyaç duyar.

Belki de bu yüzden insan ruhunun en basit reçetelerinden biri hâlâ aynı:

Bir dost bul.
Bir sandalye çek.
Çayı koy.

Ve F vitaminini ihmal etme.