Fotoğraf: Henri Cartier-Bresson — “The Decisive Moment”
Okurken görmeye alışık olduğum sahneleri düşlüyorum.
Karakterleri, hayal ettiğim duruşlarıyla çiziyorum benim için beyaza boyanmış
gökyüzüne.
Fırça darbeleriyle şekillenmiş bulutlarımın üzerine ansızın çıkıyor Williams:
“Carpe diem.”
Günün sessizliğini, yerde oradan oraya savrulup duran sararmış kuru yapraklar ve
onları heyecanlandıran rüzgârdan başkası bozmuyor.
İçimdeki düğüm, adı konmamış bir telaşla yavaş yavaş çözülüyor sayfanın kenarına
taşan kelimelerde. Kâğıt, suskunluğumu taşıyan, cümlelerimi büyüten, içimdeki
gürültüyü beyaza emen bir yüzeye dönüşüyor. Yazdıkça yaşadıklarımın üstündeki
toz kalkıyor; hatıralar “geçmiş” olmaktan çıkıp “şimdi”nin içinde yeniden nefes
alıyor.
Derken karşımdaki cılız elektrik kablosuna iki karga konuyor ve beni baharın son
günlerine davet ediyor. İlhamına varıyorum yeni günün.
Her şey daha elle tutulur ve gözle görülür olmaya başlıyor.
Kuşların sesi şimdi daha melodik ve
nefes alışverişlerim çok daha derinden.