Canlı Müzik Epilepsi Hastalarını Sakinleştirir mi?

Epilepsi tanısı olan hastalar için hastanede yapılan bazı testlerin (EEG, vEEG) yapılması oldukça zor olabilir. Özellikle nöbetleri kaydedebilmek için yapılan uzun izlem süreçlerinde, hastaların ilaçları geçici olarak azaltılır ya da kesilir. Bu durum kaygıyı artırır, huzursuzluk yaratır ve bazı hastalar için testlerin tamamlanmasını bile güçleştirir.

Son yıllarda yapılan küçük ama dikkat çekici bir çalışma, bu zorlu sürecin canlı müzikle daha katlanılabilir hâle gelebileceğini göstermiştir.

Araştırmada, epilepsi izlem ünitesinde yatan ve belirgin kaygı yaşayan hastalara, özel olarak tasarlanmış canlı viyola müziği dinletilmiştir. Bu müzik, önceden kaydedilmiş bir parça değildir. Viyolacı, hastanın o anki huzursuzluğuna ve tepkilerine göre müziği anlık olarak şekillendirir. Seans yaklaşık 40 dakika sürer ve hasta ile müzisyen görüntülü bağlantı üzerinden etkileşim hâlindedir.

Sonuçlar şaşırtıcıdır. Hastaların beyin dalgaları, test öncesinde gerginlik ve dikkat hâliyle ilişkili olan hızlı frekanslardan, daha yavaş ve sakin bir durumu yansıtan alfa dalgalarına kaymıştır. Yani beyin, ölçülebilir biçimde daha sakin bir duruma geçmiştir.

Bu değişim yalnızca EEG kayıtlarında görülmemiştir. Hastalar da kendilerini daha az gergin, daha huzurlu ve daha rahat hissettiklerini ifade etmiştir. Bazı hastalar, uzun süredir ilk kez gerçekten sakinleşebildiklerini söylemiştir. Bu sayede testler kesintiye uğramadan sürdürülebilmiştir.

İlginç bir ayrıntı şudur: Hastaların kendi seçtikleri, sevdikleri müzikleri dinlemeleri aynı etkiyi yaratmaz. Farkı yaratan, müziğin canlı olması, kişiye özel olarak çalınması ve yavaş, sade bir yapıya sahip olmasıdır.

Viyola, insan sesine yakın bir frekans aralığında çalar. Bu aralık, ninnilerde ve yatıştırıcı konuşmalarda da kullanılan, beynin sakinleşme sistemlerini harekete geçiren bir aralık olarak bilinir. Yavaş tempo ve ritmin belirgin olmaması da dinleyenin kendini müziğe bırakmasını kolaylaştırır.

Çalışma küçük bir hasta grubuyla yapılmıştır ancak önemli bir kapı aralar. Epilepsi hastaları için hastanede uygulanabilecek ilaç dışı destek yöntemlerinin ne kadar sınırlı olduğu düşünüldüğünde, bu tür yaklaşımlar dikkat çekicidir.

Araştırmacılar, ilerleyen dönemde daha fazla hastayı içeren çalışmalarda bu etkinin tekrarlanıp tekrarlanmadığını incelemeyi planlamıştır. Ayrıca canlı müziğin yalnızca epilepsi hastalarında değil, hastanede yoğun stres yaşayan diğer hasta gruplarında da benzer yararlar sağlayıp sağlamayacağı merak konusudur.

Müzik elbette epilepsiyi tedavi etmez. Ancak bu çalışma, bazen beyni sakinleştirmenin, en az ilaçlar kadar ölçülebilir ve anlamlı etkiler yaratabileceğini gösterir. Hastanelerde teknoloji ve ilaçlar kadar, insanı merkeze alan bu tür basit ama etkili yaklaşımların da yeri olabilir.