Ani ortaya çıkan, ağrılı ya da ağrısız boyun şişliği — çoğumuz bunu “geçer” diye önemsemeyiz. Ancak bu şişlik, yalnızca basit bir soğuk algınlığının belirtisi olmayıp, tularemi gibi bulaşıcı bir hastalığın ciddi bir sinyali olabilir.
Tularemi (Francisella tularensis bakterisi) genellikle yabani kemirgenlerde (tavşan, fare) görülür. Bu hayvanların salgıları ya da kadavra kalıntıları yakın çevredeki su kaynaklarına karışabilir. Biz bu suyu içtiğimizde ya da el-yüz yıkarken kullandığımızda bakteri vücuda girer.
Bakteri lenf sistemine zarar verir. Vücudun doğal savunma sistemi olan lenf düğümleri özellikle boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerinde iltihaplanarak şişer. Boyundaki şişlik bunun en belirgin göstergelerinden biridir.
Şişlik çoğu zaman yüksek ateş, üşüme-titreme, baş ağrısı, halsizlik, boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü ile birlikte görülebilir. Boyunda şişlik fark edildiğinde mutlaka bir doktora başvurulmalıdır.
Bu hastalığa, güvenliğinden emin olunmayan bir çeşmeden, pınardan ya da kuyudan su içildiğinde bulaşma gerçekleşebilir. Vaka sayılarının artmasının başlıca nedeni, insanların uzun süre güvenliği doğrulanmamış doğal yüzey ve yer altı su kaynaklarını kullanmasıdır. Bakteriyolojik güvenliği onaylanmamış suların toplu kullanımı hastalıkların daha sık görülmesine yol açar. Hastalık görülme sıklığı bölgenin özelliklerine göre değişebilir, yüzeyde bulunan ya da yer altından çıkan su kaynaklarının fazla olduğu bölgelerde halkın bu suları kullanma oranı da artmaktadır.
Hastalığa yakalanmamak için yalnızca güvenli kaynaklardan su içilmelidir. Doğada ve kırsal alanlarda su içmeden önce mutlaka kaynatılmalıdır. Kirli suyla temas sonrası eller iyice temizlenmelidir.
Su hayattır, ancak bilinçli seçim sağlıklı hayattır.