Ancak yazar bu notu sahilden mi savuracağına, yoksa kendi elleriyle tek tek tahtaları birbirine çakarak yaptığı küçük bir sandalla denize biraz açılıp mı bırakacağına veya dev bir transatlantiğin metrelerce yükseklikteki güvertesinden okyanusa mı atacağına karar vermesi gerekir. Çünkü bu da birçok bağımsız değişken gibi yazının kaderini etkiler.
Çalakalem vs Denetim
Kişisel bloglar, yazarın mutfağıdır. Burada her şey "çalakalem" yazılabilir; imla hataları, düşük cümleler ve "mavi bülten" niteliğindeki kanıtsız iddialar bu mecraların en geniş özgürlük alanıdır. Denetim mekanizmasının yokluğu, yazarın otosansürünü gevşetirken yazının ciddiyetini de zedeleyebilir.
Buna karşılık yerleşik bir sistemde, mesela bir sektörel haber sitesi veya kolektif bir platformda en azından düzenleme bakımından bir redaktörün yani bir "sistem algoritmasının" filtresinden geçer. Bu da yazıya ciddi bir platformda yayınlanmış, içeriği onaylanmış bilgi gibi yani en azından prestijli etiketi yapıştırır.
Takipçi Sayısı ve Okunma İhtimali
Bir sistemin parçası olduğunuzda, o sistemin hazır okuyucu kitlesine ki buna internet dilinde trafik denir, buna ortak olursunuz. Yani ıssız bir köy yolunda 40 yılda biri gelecek te selamlaşacaksınız ile istiklal caddesindeki insan selini zihninizde karşılaştırın. Tamam impakt bakımından bu tartışma çok su götürür, onu kabul ediyorum, ama gene de çok insan çok ihtimal demektir önermesine itiraz edemezsiniz diye düşünüyorum. Yani kişisel blog "ıssız bir adada bağırmak" gibidir; sizi ancak Google map manyağı biri görene kadar sesinizi kimse duymaz. Öte yandan kalabalıklar içinde de sesimizi kimseler duymayabilir. Dedim ya konu çok su götürür.
Sadakatli vs Metaforik okuyucu
Okuyucu kitlesi kantite bakımından birinde sayıca az hatta çok azdır ama bunlar kalite bakımından sadakatlidir. Sistemsel olanındaysa uçucu yani metaforik çok sayıda okuyucu vardır. Konuyu toplam kalite bakımında değerlendirdiğimizde de bazı kriterler vardır. Başlangıç; en zor olanıdır, okunma oranı karşılaştırılamayacak kadar farklıdır, güvenilirlik; birinde kişiseldir diğerinde marka güvencesi altındadır ve geri bildirim; kişiselde çok çok azdır ama yapıcıdır, sistemselde çoktur ama etkileşimsizdir, bazen yıkıcıdır ve hatta duyar kasma bakımından dikkat etmek gerekir.
Psikolojik Bariyer
Yazarların en büyük çekincesi olan "eleştirilme korkusu", bu iki mecrada farklı şekillenir. Sistem içinde yazıldığında eleştiri ihtimali çok daha yüksektir çünkü yazı, o konunun uzmanlarının gezindiği bir sahaya sürülmüştür. Çekincesi olanlar için bu durum yıldırıcı olabilir, ancak gelişim için en sağlıklı ortamdır. Kişisel blog güvenli alandır. Yorumları kapatabilir, sadece sizi sevenlerin okumasını sağlayabilirsiniz. Ancak bu tür bir yankı odası veya türdeş fitre balonu içinde kalmak yazarın hatalarını görmesini engeller.
Amaç ve Hedef
Para kazanma amacı gütmeyen bir yazar için asıl motivasyon "entelektüel tatmin" ve "doğru kişiye ulaşma"dır. Arşiv oluşturmak ve ilerde kitaplaştırmak amacı için yazılan kişisel bloglar, yazarın dijital mirasıdır. On yıl sonra bile "ben buradaydım" demenin en bağımsız yoludur. Yazar göğsünü gere gere kendim için yazdım, sadece kendim için yazdım diyebilir. Saygın bir sistemde yayınlanan makale ise yazara referans olur. Yazarın portfolyosuna eklenen bir madalyadır. Bir iş başvurusunda veya akademik bir tartışmada referans olarak gösterilebilir.
Mavi Bülten Tehlikesi
Kişisel blogların en zayıf karnı, ispatı olmayan iddialardır. Denetimsiz ortam, yazarı bir "kanaat önderi" sanrısına sürükleyebilir. Yerleşik sistemler ise bu iddiaları törpüler, kaynak göstermeye zorlar ve yazıyı ayakları yere basan bir metne dönüştürür.
Sonuç
Eğer amacınız sadece içinizi dökmek ve kendinize bir günlük tutmaksa kişisel blog eşsiz bir özgürlük alanıdır. Ancak amacınız fikrinizin tartışılması, doğruluğunun test edilmesi ve geniş kitleler tarafından ciddiye alınmasıysa, bir sistemin parçası olmak kaçınılmazdır.