Biyolojik kullanım klavuzu: Emanete Hürmet, Bedene Sıhhat

Selamlar kıymetli okurlar, Bugün sizlerle sadece bir beslenme yöntemini değil, aslında unuttuğumuz bir "biyolojik kullanım kılavuzunu"ve beden emanetine nasıl riayet etmemiz gerektiğini konuşacağız.

Rabbimizin bizlere lütfettiği bu beden, tam 200.000 yıllık muazzam bir genetik mirasla donatılmıştır. Ancak ne hazindir ki, son 100 yılın getirdiği modern konfor ve sınırsız tüketim çılgınlığı, bu kadim mirası adeta felce uğratmış durumda.

Bilim ve Sünnetin Buluştuğu Nokta

Modern tıp bugün bas bas bağırarak şunu söylüyor: İnsan bedeni sürekli bir şeyler tıkıştırmak için değil, ara ara "yememek" (aç kalmak)üzere tasarlanmıştır. Peki, biz sürekli yediğimizde bedenimizde neler oluyor?

• Sık Yemek:Vücutta sürekli bir insülin yüksekliğine neden olur.

• Sürekli İnsülin:Bedenimizi adeta bir "yağ depolama makinesine" dönüştürür.

• Uzun Süreli Tokluk:Vücudun yakıt değiştirme kabiliyetini, yani o hayati "metabolik esnekliğini" yok eder.

Aslında bu tıbbi gerçekler, yüzyıllar öncesinden bizlere haber verilmişti. İnsanlığın en büyük rehberi Peygamber Efendimiz (s.a.v); "Açıkmadan sofraya oturmayın, doymadan sofradan kalkın..."buyurarak metabolik sağlığın altın kuralını en veciz şekilde ifade etmiştir.

İsraf Sadece Çöpe Atılan Ekmek Değildir

Rabbimiz Araf Suresi 31. ayette bizleri şöyle uyarır: "Ey Âdemoğulları! Yiyin, için, israf etmeyin. Çünkü O (Allah) israf edenleri sevmez.". Bizler çoğu zaman israfı sadece çöpe atılan gıdalar sanıyoruz. Oysa ihtiyacımızdan fazla yediğimiz her lokma; karaciğerimiz, damarlarımız ve kalbimiz için de büyük bir israftır. Beden sarayımızı lüzumsuz yüklerle doldurmak, emanete ne kadar sadık kaldığımızın bir sorgulamasını gerektirir.

Şura Suresi 30. ayet-i kerimede ise çok derin bir ikaz vardır: "Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir...". Bugün boğuştuğumuz şeker hastalığı, tansiyon ve obezite gibi musibetlerin kökeninde, kendi ellerimizle bozduğumuz o "fabrika ayarları" yatmaktadır.

Peki, Ne Yapmalı?

Bedenimizi yeniden dengeye kavuşturmak için modern çalışmaların ve kadim hikmetin önerdiği yol şudur:

• Çoğu erişkin için en ideal olan, günde 2 ana öğün beslenmektir.

• Yeme içme faaliyetini günün 8-10 saatlik dar bir vaktine sığdırıp, kalan vakitte bedeni dinlendirmektir.

Kıymetli dostlar; bu bir diyet değil, fıtrata dönüştür. Fabrika ayarlarımıza geri dönmek, hem sıhhatli bir ömür sürmek hem de emanet olan bu bedene hürmet göstermektir.

Selametle ve sıhhatle kalın.

Prof. Dr. Eşref Araç