Bebekler Neden Uyumak Zorundaymış Gibi Davranıyoruz?

Bebeklik döneminde uyku, yalnızca çocuğun değil tüm ailenin hayatını şekillendiren temel bir ihtiyaçtır. Ancak “bebeğim uyumuyor” şikâyeti, günümüzde hızla “uyku eğitimi şart” söylemine bağlanır hale gelmiştir. Sosyal medyada paylaşılan başarı hikâyeleri, saat saat çizelgeler ve “bir gecede uyuyan bebek” vaatleri, özellikle yeni ebeveynlerde ciddi bir baskı yaratmaktadır. Peki gerçekten her bebek uyku eğitimi almak zorunda mı?

Öncelikle bebek uykusunun fizyolojisini hatırlamak gerekir. Yenidoğan ve süt çocuklarında uyku; sık uyanmalar, kısa döngüler ve gece beslenmeleriyle karakterizedir. Bu durum patolojik değil, aksine nörogelişimsel olarak normaldir. İlk yıl boyunca uykunun sık bölünmesi, bebeğin beslenme ve güvenlik ihtiyaçlarının bir parçasıdır. Dolayısıyla her gece uyanan bebek “sorunlu” değildir; çoğu zaman sadece bebektir.

Uyku eğitimi kavramı ise tek bir yöntemden ibaret değildir. “Ağlatma”, “kontrollü ağlatma”, “destekle uyku”, “ebeveyn eşliğinde uyku” gibi çok farklı yaklaşımlar bu başlık altında toplanır. Sorun, bu yöntemlerin çoğu zaman bağlamından koparılarak, her bebek ve her aile için evrensel bir gereklilik gibi sunulmasıdır. Oysa bebeğin yaşı, mizacı, beslenme şekli, aile dinamikleri ve kültürel alışkanlıklar uyku düzenini doğrudan etkiler.

Diğer yandan, tükenen ebeveyni tamamen yok saymak da gerçekçi değildir. Kronik uykusuzluk yaşayan bir bakım verenin ruh sağlığı, ebeveynlik kapasitesi ve hatta çocukla kurduğu bağ zarar görebilir. Bu noktada mesele “uyku eğitimi var mı yok mu?” sorusundan ziyade, kimin için, ne zaman ve hangi yöntemle sorusuna dönüşmelidir. Bazı aileler için yapılandırılmış bir uyku yaklaşımı gerçekten rahatlatıcı ve işlevsel olabilir.

Bilimsel veriler, uygun zamanda ve bebeğin gelişim düzeyi gözetilerek uygulanan uyku eğitimlerinin uzun vadede bağlanmaya zarar vermediğini göstermektedir. Ancak bu, her ağlamanın görmezden gelinmesi gerektiği ya da ebeveyn sezgisinin bastırılması anlamına gelmez. Uyku, öğrenilen bir beceri olduğu kadar ilişkiseldir; güven duygusundan bağımsız düşünülemez.

Sonuç olarak uyku eğitimi ne mutlak bir kurtarıcı ne de başlı başına bir travma kaynağıdır. Asıl risk, ebeveynlerin “yapmak zorundaymış” gibi hissettirilmesi ve tek doğru varmış algısının dayatılmasıdır. Pediatrinin görevi; aileyi suçlamak ya da yönlendirmek değil, seçenekleri anlatmak, normal gelişimi açıklamak ve her bebeğin tekil olduğunu hatırlatmaktır. Çünkü bazen sorun uyumayan bebek değil, mükemmel uyuyan bebek beklentisidir.