Pandemiyle birlikte evlere kadar giren parmak tipi oksijen ölçüm cihazları (nabız oksimetreleri) hakkında dikkat çekici bir bilimsel tartışma yeniden gündemde. Son yıllarda yapılan bazı araştırmalar, bu cihazların koyu ten rengine sahip kişilerde kandaki oksijen seviyesini gerçekte olduğundan daha yüksek gösterebildiğini ortaya koydu.
Bilim insanları, farklı hastanelerde tedavi gören binlerce hastanın verilerini inceleyerek oksimetre ölçümlerini kan gazı testleriyle karşılaştırdı. Sonuçlar, özellikle oksimetrede “normal” görünen bazı değerlerin, kan testinde aslında düşük oksijene karşılık gelebildiğini gösterdi. Bu durum tıpta “gizli oksijen düşüklüğü” olarak tanımlanıyor.
Araştırmalara göre bu gizli risk, koyu cilt tonuna sahip hastalarda daha sık görülüyor. Bunun nedeni olarak, cihazların ışık temelli ölçüm yapması ve cilt pigmentinin ışık emilimini etkilemesi gösteriliyor. Ancak uzmanlar, bunun her cihaz için geçerli olmadığını, model ve kullanım koşullarına göre sonuçların değişebileceğini vurguluyor.
Çalışmaların önemli bir kısmı geçmiş hasta kayıtlarına dayanan gözlemsel araştırmalar. Yani bu veriler kesin neden-sonuç ilişkisi kurmuyor, ancak dikkat edilmesi gereken bir ilişkiye işaret ediyor.
Bu bulgular üzerine bazı sağlık otoriteleri, üreticilere yönelik yeni değerlendirme ve test önerileri hazırladı. Amaç, oksijen ölçüm cihazlarının farklı cilt tonlarında daha güvenilir çalışmasını sağlamak.
Uzmanlar ne diyor?
Uzmanlara göre nabız oksimetreleri faydalı bir takip aracı olsa da tek başına kesin karar verdirici olmamalı. Nefes darlığı, morarma, halsizlik gibi belirtiler varsa; cihaz normal gösterse bile hekimin ek testler istemesi hayati önem taşıyor. Gerekli durumlarda kan tahlilleriyle ölçümün doğrulanması öneriliyor.
Önemli not
Bu bulgular, “oksimetreler güvenilmez” anlamına gelmiyor. Ancak sonuçların mutlaka klinik tabloyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Mevcut veriler henüz kesin yargı değil; ilişki gösteriyor ve araştırmalar sürüyor.